Babacan’dan Erdoğan’a: Enflasyon Akılla, Bilimle Düşer

TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum… Enflasyon hukukla, adaletle düşer. Temel hak ve özgürlüklerle düşer. Şeffaflıkla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla düşer. Enflasyon gerçek bir demokrasiyle düşer. Enflasyon, dürüst ve ehil kadrolar iş başına geldiğinde düşer. Plan, programlı ekonomi yönetimliyle düşer. Akılla, bilimle düşer” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon oranlarını değerlendirdi. TÜİK’e göre tüketici fiyatlarındaki yüzde 20 artışı “Makyajlanmış rakamlar dahi çok vahim” sözleriyle değerlendiren Babacan, bağımsız kuruluşların açıkladığı rakamın yüzde 50’ye ulaştığını söyledi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan, ısrarla inatla aynı şeyi tekrar edip duruyor. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyor. Ne oldu? Merkez Bankası’nın faizi Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla 3 puan düşürüldü. Aynı dönemde Hazine’nin borçlanma faizleri yüzde 3 arttı. Dolar kuru 8,30’dan 9,70’e çıktı. Bu artışın bir süre sonra enflasyona yansıması mukadder. Kur arttığında fiyatlar artıyor. 2 kere 2 nasıl 4 ediyorsa, kur artışı bu ülkede enflasyonu artırıyor. Bazı temel ürünlerin fiyatında tüm dünyada bir miktar artış var ancak Türkiye’deki enflasyonun ana sürükleyicisi kur artışıdır. Bunu hiç kimse inkâr edemez. Hükûmet döviz kurundaki kontrolü elinden kaçırmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum. O yanlış tezinizi sisteme dayata dayata ülkenin ekonomisini berbat ediyorsunuz, mahvediyorsunuz. Ben kendisine enflasyon ile faiz nasıl düşer söyleyeceğim: Enflasyon hukukla, adaletle düşer. Temel hak ve özgürlüklerle düşer. Şeffaflıkla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla düşer. Enflasyon gerçek bir demokrasiyle düşer. Enflasyon, dürüst ve ehil kadrolar iş başına geldiğinde düşer. Plan, programlı ekonomi yönetimliyle düşer. Akılla, bilimle düşer.

“Güvenin olmadığı bir ülkede ekonomi asla düzelmez”

Enflasyonu düşürmek istiyorsanız, önce ülkede güven ortamını oluşturun. Güven olmadan hepsi hayal; yatırım, üretim, ihracat olmaz. Alın teri, akıl teri, bilek gücü olmadan bu ülkede enflasyon düşmez. İşsizlik artmaya devam eder. Güvenin olmadığı bir ülkede ekonomi asla düzelemez. Ekonomi düzelmedikçe bu bereketli topraklardan bolluk akmaz.

Bugün açıklanan rakamlar sadece bugünkü yüksek enflasyonu haber vermiyor. Aynı zamanda üretici fiyatlarındaki artışın bir sene sonra tüketici fiyatlarına yansıyarak enflasyonun daha da artmaya devam edeceğini söylüyor.

Bugün günlerden 3 Kasım. 2002 seçimlerinden bu yana tam 19 yıl geçmiş. Bugün geldiğimiz noktada; üretici enflasyonu, o dönemle karşılaştırıldığında, dönemin dahi yüzde 13 üstünde. Bugünkü iktidar, 19 yıl öncesinin enflasyonunun bile 13 puan üstüne çıkartmış durumda. Yakın tarihin en yüksek üretici enflasyonuyla karşı karşıyayız. Bu üretici enflasyonu bir süre sonra tüketici enflasyonuna dönüyor. Artan maliyetler, vatandaşlarımıza yüksek fiyatlar olarak yansıyor.

“Çok kısa zamanda hukuku ayağa kaldırmak zorundayız”

Biraz önce Ankara’nın Çamlıdere ilçesindeydim. Çamlıdere ilçe başkanımızın vefatı sebebiyle bir cenaze ortamındaydım. Cenaze ortamında dahi bir emekli vatandaşımız, ‘Herhalde biz emeklileri canlı canlı şu tabutlara koyacaklar’ dedi. Cenaze ortamında oluyor. Bir başka vatandaşımız geldi, ‘Geçinemiyoruz, durum berbat. Hayat pahalılığına artık yetişemiyoruz’ dedi.

Çok kısa zamanda hukuku ayağa kaldırmak zorundayız. İnşallah ilk seçimlerden sonra tek kişilik keyfi yönetim anlayışına bir nokta koyacağız. ‘DEVA Ekonomisi’yle zenginleşeceğiz. Türkiye’yi içine düştüğü bu dar boğazdan kurtaracak olan ‘DEVA Ekonomisi’dir. Rahat bir nefes almamızı sağlayacak olan DEVA iktidarıdır. İşinin ehli ve dürüst kadrolarımızla ‘DEVA Ekonomisi’ni uygulamaya başladığımızda bu ülke yeniden ayağa kalkacaktır.”

Paylaşın

HDP’li Sancar: İktidar ‘Çöktürme Planı’nda Israr Ettikçe Kendisi Çöküyor

Kobani Davası’na ilişkin değerlendirmede bulunan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu iktidar Çöktürme Planı’nda ısrar ettikçe kendisi çöküyor. Çözülüyor, çözüldükçe toplumu da yozlaştırmak istiyor. Bütün bunlara karşı birlikte mücadelenin önemini dile getirmeye devam edeceğiz. 4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir. Başaramadılar, başaramayacaklar” dedi.

Haber Merkezi / TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına da değinen Sancar, “Bu tablo iktidarın, bir avuç sermayaye, yandaşa rant aktarma politikasındadır. Savaşla halkın yoksulluğu arasında kopmaz bir ilişki vardır. Bir avuç sermayedarlar zengin olur, halka düşense evlatlarını kurban vermek yetmiyor ekmeklerinden olmaktır” ifadelerini kullandı.

Partisinin ‘üçüncü yol’ hedefini aktaran Sancar, “Üçüncü yol; demokratik cumhuriyeti inşa etmek, Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak ve ayrılmaz bir hale getirmektir” dedi. Partisine yönelik eleştirilere de sert yanıt veren Sancar, “Söyleyecek sözü olmayanlar, iktidarın güvenli bölgesine sığınıyor. Bu gölgenin herhangi bir güven sağlayacak gücü kalmadı. İktidar, halkın desteğini bir bütün olarak kaydediyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin haftalık grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

1 Kasım Dünya Kobani ile Dayanışma Günü ile sözlerine başlayan Sancar, “Sadece IŞİD’i engellemekle kalmadı. Birlikte, eşit özgür yaşamın tohumlarını ekti. ‘Düştü düşüyor’ diyenlere inat Kobani halkı hala ayaktadır. Birkaç yıl önceye kadar herkesin imkansız diye bakan kadın devrimini Kobani yaratan bir halkın devrimidir. Kobani Devrimi’ni selamlıyoruz. Savaş tezkereleriyle baltalamaya karşı eşit ve özgür yaşamda ısrar ediyoruz. Bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmasının yarın yıl dönümü olduğunu hatırlatan ve süreci ‘siyasi darbe’ olarak nitelendiren Sancar, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“4 Kasım bir siyasi darbeydi, siyasi rehin alma operasyonuydu. Bu hukuk dışı operasyonu halkın iradesine bir darbe olarak örgütlediler. 5 yılda 10 binden fazla siyasetçi tutuklandı. Bugün bu sabah önceki dönem Adıyaman Milletvekilimiz Behçet Yıldırım’ın evi basıldı, darmadağın edildi. Siyasi darbe operasyonu tüm hızıyla devam ediyor, HDP’nin direnişi de devam ediyor. O nedenle HDP ayaktadır, büyümektedir, güçlenmektedir.

HDP hakkında hukuktan, delilden yoksun Kobani Kumpas davası açıldı. Partimiz hakkında siyasi intikam amaçlı kapatma davası açtılar. Bu da yetmedi, saldırılarını cinayetlere dönüştürdüler. İzmir İl binasına yapılan saldırıda Deniz Poyraz yoldaşımız katledildi. Bütün bunlar yetmiyor her sabah bir ilimizde gözaltı haberi geliyor. Bunların hepsi iktidarı kesmiyor çünkü ne yaparsa yapsın HDP’ye diz çöktüremiyor, HDP’nin kararlı duruşunu durduramıyor. Davalar açıyor, olmuyor, baskılar yapıyor olmuyor. Olmuyor, olmuyor, olmayacak.

“4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir”

Bu iktidar Çöktürme Planı’nda ısrar ettikçe kendisi çöküyor. Çözülüyor, çözüldükçe toplumu da yozlaştırmak istiyor. Bütün bunlara karşı birlikte mücadelenin önemini dile getirmeye devam edeceğiz. 4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir. Başaramadılar, başaramayacaklar. Demokrasi, adalet ve barış mücadelesini durduramadılar. HDP’yi durduramadılar, diz çöktüremediler. Karşılarında duran HDP’yi gördükçe öfkelendiler, öfkelendikçe zayıfladılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama biz ne yaptığımızı biliyoruz. Onun için en güçlü siyasi aktör konumuna geliyoruz.”

“İktidar ne kadar aciz ise HDP’ye iktidar diliyle saldıranlarda o kadar acizdir”

Partisine yönelik eleştirilere de yanıt veren Sancar, “HDP halkın içine, umut adresi olmaya, eşit ortak yaşam, demokratik gelecek ve özgürlük hedefine konumlanmıştır. Söyleyecek sözü anlatacak hikayesi kalmayanlar, eski düzenin yani bugünkü iktidarın güvenli gölgesine sığınıyorlar. Bu gölgenin güven sağlayacak gücü kalmamıştır. İktidarın gölgesi kurtarıcı olsaydı bu iktidarı kurtarırdı. Oysa iktidar her gün kaybediyor. Kim ki iktidara yaranmak amacıyla iktidarın sözlerine yanaşırsa iktidarın kaderini paylaşacaktır. Karanlık kuyuya düşeceklerdir. Çünkü çürüyeceklerdir, unutulacaktır. Halkın hafızası demokrasi, özgürlük, refah istiyor. İktidar ne kadar aciz ise HDP’ye iktidar diliyle saldıranlarda o kadar acizdir. Eğer yalan söyleyecekseniz bile karşıdakine güven vermeyi yaratarak yapın bunu. HDP şuradadır, buraya konumlanmıştır demek üretecek söz bulamamak, kendisine söylenen itirazları, eleştirileri hazmedememek demektir.” dedi.

Enflasyon rakamlarına tepki

Açıklanan enflasyon rakamlarına da değinen Sancar, halkın yoksullaşmasında ‘savaş politikasının’ önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Bu tablo iktidarın, bir avuç sermayeye, yandaşa rant aktarma politikasındadır. Savaşla halkın yoksulluğu arasında kopmaz bir ilişki vardır. Bir avuç sermayedarlar zengin olur, halka düşense evlatlarını kurban vermek yetmiyor ekmeklerinden olmaktır. Bu savaş politikalarının halka kan kusturduğunu görüyoruz, diz çökmeyeceğiz. Onurlu barış mücadelesinin önünde diz çökeceğiz elbette” ifadelerini kullandı.

Üçüncü yol

Partisinin ‘üçüncü yol’ hedefini de aktaran Sancar, konuya ilişkin, “Üçüncü yol; demokratik cumhuriyeti inşa etmek, Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak ve ayrılmaz bir hale getirmektir” dedi. “Üçüncü yol, ‘Biz bize benzeriz’ diyenlerin değil, ‘Biz bize saygı duyarız’ diyenlerin yoludur. Üçüncü yol; etnik kimliği, dili ve diniyle tek bir tip yaratmanın dışında özgürlükçü bir ülkeyi savunmaktır. Gelin ikinci yüzyıla giderken, üçüncü yolda buluşalım, demokratik cumhuriyeti inşa edelim. Cumhuriyet’i savunuyorsanız, demokrasi olmadan onu savunamazsınız.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Enflasyon Rakamlarına Tepki: Halk Gerçeği Görüyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Gerçek enflasyonun TÜİK’in açıkladığı gibi yüzde 19.89 değil yüzde 40’ın üzerinde olduğunu belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Halk çarşı pazarda gerçeği net görüyor” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Şahsım ve şürekası ülkeyi bitirmeye kararlı ama unuttukları bir şey var. Biz varız ve buradayız. Benim en önemli meselem halkımın sofrasıdır. Bazı önemli adımlar atacağız” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Ekim 2021 Tüketici Fiyat Endeksi’ verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE aylık bazda yüzde 2,39 artarken, yıllık bazda ise yüzde 19,89’a yükseldi. Çekirdek enflasyon ise yüzde 16,98’den yüzde 16,82’ye geriledi.

Paylaşın

Akşener, ‘Burası Kürdistan Tartışması’na Açıklık Getirdi

İYİ Parti Lideri Akşener, Siirt’te bir vatandaşla yaşanan ‘Burası Kürdistan’ tartışması üzerinden kendisini eleştirenlere yönelik, “Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz? ‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok. Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar.” ifadelerini kullandı.

Akşener, açıklamasına, “Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak. Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa. Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.” şeklinde devam etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Bugün bir kadının istediği saatte, istediği yerde olması zor. İstediği işi yapması zor. İstemediği kişiyle evlenmemesi zor. Bugün bir kadının hayatta kalması bile artık zor.

Ülkemizde her gün başka bir kadın bu zorluklarla mücadele ederken hayatını kaybediyor. Daha geçen hafta Şebnem kardeşimiz öldürüldü. Kadın ayrılmak istediğinde saldırıya uğruyor, ‘hayır’ dediğinde cinayete kurban gidiyor. Çünkü Türkiye’de kadın ‘hayır’ dediğinde onun iradesini koruyacak olan yok.

Kadınlar sadece fiziksel değil psikolojik şiddetin de kurbanı oluyor. ‘O saatte orada ne işi var, onun psikopat olduğundan haberi yok muydu?’ deniliyor.

‘Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesi’ni yırtıp attılar’

Biz bu yüzden bıkmadan usanmadan İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. İstanbul Sözleşmesi adım adım geliyorum diyen cinayetleri önleyen bir sözleşmedir. Şiddete meyilli olanları toplumdan ayıklayıp, kadınları koruyan bir sözleşmedir.

Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesini yırtıp attılar. Bu ülkenin kadınları yerine birkaç Taliban kafalının aklına uymayı tercih ettiler. 21. yüzyılda Türkiye’yi yöneten şu zihniyete bakar mısınız?

Ülkemizde bugün kadına şiddetin en büyük dayanağı İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran sizlersiniz. Kadına şiddet uygulayan ruh hastaları, kadın katilleri sizinle gurur duyuyor olabilir, tacizciler, ahlaksızlar sizinle gurur duyuyor olabilir.

Şunu bilin ki bu ülkenin kadınları, gençleri sizinle gurur duymuyor. Bizler, bu ülkede azınlık değil çoğunluğuz. Ölçmez isterseniz sandık orada. Yetkiyi aldığımızda daha çayım masaya gelmeden İstanbul Sözleşmesi imzalanmış ve en keskin bir şekilde uygulanır olacak.

Geçen hafta Siirt ve Batman’daydım. Bizim ziyaretlerimizi artık havuz medyası da yakından takip ediyor. AK Parti ve küçük ortağı bizim ziyaretlerimizden rahatsız. Millet bizi çağırıyor onları da kaşıntı tutuyor. Bizim bu ziyaretlerimizi kendilerince baltalamak için her yolu deniyorlar.

Gün geliyor para verip slogan attırıyorlar, gün oluyor bizimle konuşan vatandaşlarımıza bile tebelleş oluyorlar. Havuz medyası da bunları çekmek için ortamda hazır bulunuyor. Bu sefer değişik bir şey oldu. Siirt’te her zaman ki AK Parti atraksiyonu dışında bu defa bir HDP çalışanı ziyaret ettiğimiz bir esnafa gelip ‘Burası Kürdistan’ dedi.

Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz?

*‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok.

Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar. Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak.

Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa.

Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.

‘Kafamı kesin de görelim’

Biz bugüne kadar ne Sayın Bahçeli’ye ne MHP mensuplarına hakaret edecek, iftira atacak tek bir sözün sahibi olmadık. Sadece bir fikrin temsilcisi olduğu iddia edilen o yapının, o fikre duyduğumuz saygıdan, saygılı davrandık. Onlar bu saygıyı asla göstermedi.

Kabadayılık yapan tosunlara sesleniyorum; 2011’i hatırlayın. Ne yaşandı bu ülkede, Sayın Bahçeli’ye ne dendi bu ülkede… Elinize Zülfikar verilmişse gelin kafamı kesin de görelim.

AK Parti’nin havuz medyası verdiğim yanıtı yetersiz buldu, İçişleri Bakanı konuşana kadar MHP’den tık yoktu, İçişleri Bakanı konuştu bu arkadaş dedikodu yapıyor. İçişleri Bakanlığı dedikodu yapmaz. Bizim üzerimizden makamını muhafaza etmek için atraksiyon yapıyorsun ama seninle ilgilenmiyoruz.

‘Burası Kürdistan’ tartışması

Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız.

AK Parti, küçük ortak ve HDP duyulmasını istemiyor olabilir ama mesela lokanta işleten Siirtli esnaf kardeşim, yağın artan fiyatından bahsediyor. Az önce konuşurken ‘Sayın Öcalan’ demişim. Sizden ve milletimden özür dilerim. Aklımın ucundan geçmez bebek katiline sayın demek.

Dünyanın en güzel coğrafyasında, en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Tarım ve hayvancılık bizim en büyük zenginliğimiz. İktidar, çiftçimize pandemi döneminde bile sahip çıkmadı.

Tarım sektörünü de sahipsiz bıraktı. AK Parti’nin tarım politikası adeta bir tutarsızlık politikasına dönüştü. Dünyada lider olduğumuz fındıkta hükümetin açıkladığı 26.5 liralık fiyat üreticinin maliyetinin bile altında kaldı. Yabancı bir firma çıktı fiyatı 25 liraya çekti. İktidar oturup seyretti.

Buğday, arpa, mercimek ve nohut içinde aynı şeyler geçerli. Ellerini vicdanlarına koyup çiftçimizin halini bir türlü görmediler.

‘Büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın vizyonu’

Sayın Erdoğan geçen Ekonomi Reform Paketi’ni açıkladığın günden bu yana ne oldu? Merkez Bankası görevden alındı, Hazine ve Maliye Bakanını gören yok. Enflasyon aldı başını gidiyor.

Hakkını yemeyelim dünyada bu akıl dolu stratejiyi uygulayarak fiyat istikrarını bir kenara koyuyoruz diyen başka ülkelerde var. Mesela Venezuela, Arjantin, İran, Sudan, Lübnan, Etiyopya ve Angola. Listenin güzelliğine bakar mısınız?

İşte size büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın ekonomi vizyonu. Kıskananlar çatlasın… Sayın Erdoğan görüyorum ki okulda bazı branş derslerini kopya ile geçmişsin.

O nedenle sorumlu siyaset anlayışımız gereği ekonomideki bazı temel olgular ile ilgili seni aydınlatma ihtiyacı duyuyorum. Sandığının aksine enflasyon öyle kenara konulacak kadar önemsiz bir problem değildir.

Kendini yabancı bir yatırımcı yerine koy Sayın Erdoğan. Enflasyonun belirsizlik getirdiği bir ekonomiye paranı getirmek için yüksek mi yoksa düşük bir faiz mi istersin? Tabii ki yüksek faiz istersin.

Bizzat Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalar düşük gelirli ailelerin yüksek gelirli ailelere oranla enflasyona daha fazla maruz kaldıklarını gösteriyor. Enflasyon fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapıyor.

Maalesef Sayın Erdoğan’ın bu anlattıklarımı kavraya bileceğine dair şüphelerim var. Başarısız oldukları konuda kendisi eleştirilere kulak vermek yerine muhalefetin çözümü olmadığı algısı yaratmaya çalışır. Her zaman olduğu gibi bu konuda da çalışmamızı yaptık. İşte size İYİ Parti’nin enflasyonla mücadelede çözümleri.

Enflasyonu düşürmek için atılması gereken adımlar geciktikçe düşürmesi daha maliyetli oluyor. Ekonomi programımıza enflasyonu düşürmek ile başlayacağız. İlk sene sonunda tek haneli enflasyona orta ve uzun vadede ise yüzde 4-5 arası değişen bir enflasyona ulaşacağız.

Paylaşın

2020’de 62 Gazeteci Görevi Başında Öldürüldü

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazetecinin sırf işlerini yaptıkları için öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, on davadan dokuzunda katillerin cezasız kaldığı belirtildi.

UNESCO, 2 Kasım Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle, “Tehdit altındaki gazeteciler = sansürlü toplumlar” başlıklı açıklama yaptı.

UNESCO’nun öldürülen gazeteciler gözlemevine göre, 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazeteci sırf işlerini yaptıkları için öldürüldü. Bu cinayetlerde, on vakadan dokuzu yargısal olarak çözülmedi ve katiller cezasız kaldı.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasına son verilmesinin, tüm insanların ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişimini güvence altına almak için en acil konulardan biri olduğunun altını çizen UNESCO, “Cezasızlık, daha fazla ölüme yol açar, genellikle çatışmanın kötüleşmesinin, hukuk ve yargı sistemlerinin çökmesinin bir belirtisidir” diyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten açıklama

BM Genel Sekreteri António Guterres de gün nedeniyle yaptığı açıklamada, “Üye devletleri ve uluslararası toplumu bugün ve her gün dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerle dayanışma içinde olmaya, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçları kanunun tüm gücüyle soruşturmak ve kovuşturmak için gereken siyasi iradeyi göstermeye çağırıyorum” dedi.

UNESCO, cinayetlerin yanı sıra gazetecilerin kaçırılma, işkence ve diğer fiziksel saldırılardan tacize kadar sayısız tehdide maruz kaldıklarını ve bu saldırıların medya çalışanları için bir korku iklimi yarattığına dikkat çekti.

Kadın gazetecilerin, özellikle çevrimiçi yapılanlar olmak üzere tehdit ve saldırılardan özellikle etkilendiğine dikkat çeken UNESCO’nun yakın tarihli “The Chilling: Kadın gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddette küresel eğilimler” araştırmasına göre, ankete katılan kadın gazetecilerin yüzde 73’ü, işleriyle bağlantılı olarak çevrimiçi ortamda tehdit edildiklerini ve hakarete uğradıklarını söylüyor.

Çoğu durumda, gazetecilere yönelik şiddet, tehdit ve saldırıların gerektiği gibi soruşturulmadığını belirten UNESCO, cezasızlığın, ciddi insan hakları ihlallerini, yolsuzlukları ve suçları örtbas ederek tüm toplumlara zarar vermesinden endişe duyduğunu paylaştı.

Savcılık hizmetlerinin yalnızca cinayetleri değil, aynı zamanda gazetecilere yönelik şiddet ve tehditleri soruşturma ve kovuşturmadaki rolüne vurgu yapan UNESCO, bu yılki kampanyanın, tehdit mağduru gazetecilerin yaşadığı psikolojik travmaya dikkat çekmeyi, medya çalışanlarına saldıranların cezasız kalmasına son vermek için bu tehditlerin soruşturulması ve kovuşturulmasının önemi konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediğini ifade etti.

Gün hakkında

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 2013’te aldığı kararla 2 Kasım’ı Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Tarih, 2 Kasım 2013’te Mali’de Radio France Internationale (RFI) radyosunun iki muhabiri Ghislaine Dupont ve Claude Verlon’un öldürülmesinin anısına seçildi.

BM aldığı kararda, üye devletleri, gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek, hesap verebilirliği sağlamak, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçların faillerini adalete teslim etmek ve mağdurların uygun çözümlere erişimini sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çağırıyor.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 18 Yaş Üstü İçin Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 29 bin 796 yeni vaka tespit edilirken, 224 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “18 yaş ve üstü nüfusta birinci doz aşı oranımız %90’a yakın. İkinci doz oranımız %79 seviyesinde. İkisi arasında 11 puan fark var. Bu farkı kapatmalıyız” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 533 test yapılırken, 29 bin 796 yeni vaka tespit edildi. 224 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 837 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“18 yaş ve üstü nüfusta birinci doz aşı oranımız %90’a yakın. İkinci doz oranımız %79 seviyesinde. İkisi arasında 11 puan fark var. Bu farkı kapatmalıyız. Aşının süreci stabil hale getirdiği ve can kayıplarını azalttığından şüphemiz yok. Fakat tek doz, sonuç almak için yetersiz”

Bakanlığın açıkladığı 1 Kasım Pazartesi gününün verilerine göre, 28 bin 678 vaka tespit edilirken 217 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 356 bin 643 test yapılmış ve 29 bin 296 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Osman Kavala: Avrupa Birliği, Türkiye İle Diyaloğu Sürdürmeli

4 yıldır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, son açıklamasında, “Türkiye-AB ilişkilerinin gidişatı konusunda da, “AB, Türkiye ile diyaloğu sürdürmeli, bunu yaparken insan hakları ve hukuk üstünlüğünü gündeme getirmeli. Bu hemen yaptırımlara başvurmaktan daha iyi” ifadelerini kullandı.

Osman Kavala, tutukluluğunda 4 yılın dolması vesilesiyle yazılı bir mesaj yayınladı. DW Türkçe’nin aktardığına göre, ‘Osman Kavala’ya Özgürlük’ inisiyatifinin açıkladığı mesajda Kavala, Silivri Cezaevi’nde dördüncü yılını tamamladığını ifade ederek şu görüşlere yer verdi:

“Bu süre içinde sadece cezaevinde olduğum için kendi hayatımı yaşama imkanımı kaybetmekle kalmadım, hedef gösterildim ve kamuoyunda hakkımda ‘karanlık’ ve ‘kötü’ bir insan izlenimi yaratılmaya çalışıldığı için, kendi gerçekliğim de tahrif edildi. Hayatımın dört yılını kaybettikten ve bir ‘memleket sorunu’ haline geldikten sonra, teselli bulabileceğim şey, yaşadıklarımın yargıdaki sorunlarla yüzleşilmesine katkıda bulunması ve benden sonra yargı karşısına çıkacak olanların daha adil bir muamele görmeleri ihtimalidir.”

Kavala, Türkiye-AB ilişkilerinin gidişatı konusunda da, “AB, Türkiye ile diyaloğu sürdürmeli, bunu yaparken insan hakları ve hukuk üstünlüğünü gündeme getirmeli. Bu hemen yaptırımlara başvurmaktan daha iyi” ifadelerini kullandı.

10 büyükelçinin açıklaması

İş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için 10 ülkenin büyükelçileri Ekim ortasında yaptırım uyarısında bulunan ortak bir bildiri yayımlamış ve Kavala’nın dava sürecinin farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davalar yaratılması yoluyla sürekli geciktirildiğine işaret etmişti. Bildiride bu durumun ‘Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelediği’ ifade edilmişti.

Büyükelçilerin bildirisine hem Türk Dışişleri Bakanlığı, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tepki göstermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilerin ‘istenmeyen kişi’ ilan edileceğini açıklarken, Dışişleri Bakanlığı, büyükelçileri davayı siyasallaştırmakla suçlamış, elçilerin ‘diplomatik teamüllere aykırı bir şekilde’ ortak bir açıklama yayımladığını belirtmişti.

Büyükelçiler gelen tepkilerin ardından 25 Ekim’de sosyal medya üzerinden Kavala bildirisiyle Türkiye’nin iç işlerine karışmadıklarını belirten bir açıklama yapmış, bu açıklama Ankara’da olumlu karşılanmış ve tansiyon düşmüştü.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Sözler

Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle  COP26 Zirvesi’ne katılmama kararı almasına sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Sn. Erdoğan, Roma’da Biden ile görüştükten sonra Glasgow’daki İklim Zirvesi’ne katılmamaya karar verdi. İklim Zirvesi’ne katılımın tek amacı Biden ile görüşmekmiş! Bu görüşme, insanlığın geleceğini etkileyecek toplantıdan daha mı önemli ? Bu zihniyetten çevrecilik beklenir mi?” ifadeleri kullandı.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisini bir araya getiren G20 Zirvesi için İtalya’nın başkenti Roma’ya giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada ABD Başkanı Biden’la görüşmüştü. G20 programını tamamladıktan sonra Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP26) katılmak için İskoçya’nın Glasgow kentine gitmesi beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, programını “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle iptal ederek Türkiye’ye dönmüştü.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Kağıttan Kaplansın

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan – Biden görüşmesine ilişkin, “Dışarıda tam bir kuzu, Biden’ı görünce gözleri gülüyor. Türkiye böyle bir tabloyla hiç karşılaştı mı? En büyük derdi ‘Acaba ben onunla bir saat oturabilir miyim’, ‘Acaba onunla bir fotoğraf çektirebilir miyim?’, ‘Acaba onunla tokalaşa bilir miyim?’ Şu geldikleri hale bak. Utanmaz mısınız böyle bir şeyden? Bu devletin itibarı yok mu? Bu devletin bir saygınlığı yok mu?’ Sen ne aslansın ne kaplansın! Sen olsa olsa kağıttan kaplansın!” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, bir kez daha bürokratlara çağrı yaptı ve “AYM kararlarını uygulamayan bürokratlar talimatı kimden aldılarsa, aynı şeyi yapmasınlar. Yaptıkları taktirde onları devletin bürokrasisi içinde tutmayacağım, açık ve net söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 5 yıldır tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş ve 4 yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’ya ilişkin olarak, “Haksız yere içeride tutulan Demirtaş ve Kavala var, benim vicdanım kabul etmiyor” dedi. Ayrıca, Erdoğan’a asgari ücret komisyonunu toplama çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, “‘Asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkarın’ demen lazım” ifadelerini kullandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçen Cuma günkü hutbesinde Mustafa Kemal Atatürk’ü anmamasını eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beni üzen, Diyanet’in ve Genelkurmay Başkanlığı’nı aynı tarihte parlamentodan geçiren Mustafa Kemal Atatürk’ün, Diyanet tarafından anılmamasıdır” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Güzel bir ülkede yaşıyoruz, sıkıntılar var biliyorum. Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmaya hakkı yok. Beraber bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracağız. Cumhuriyetimizin 98. yılını kutladık. 98 yıl geçti. 2 yıl sonra 100. yılını kutlayacağız.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti kurarken ‘Kimsesizlerin kimsesi’ demiştir. Bizim temel amacımız, felsefemiz de bu. Dolayısıyla Mustafa Kemal, irfanı, vicdanı hür olan gençler istemiştir. Bütün gençlere CHP iktidarında özgürlük vaat ediyorum. Onların hayalleri bizim hedefimiz olacak.

Bu süreç içinde beni üzen Diyanet İşleri Başkanlığını ve Genelkurmay Başkanlığı’nı aynı tarihte parlamentodan geçiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in 98. yılında anılmamasıdır. Biz herkesin inancına saygılıyız. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran bir iradeye en azından saygı duyulması lazım. Bunların tamamını yapacağız.

Anıtkabir’de bir garabetle karşılaştık. Bazı televizyon kanalları ve gazetecilerin muhabirleri Anıtkabir’e alınmadı. O kararı alınlara söylüyorum. Anıtkabir’de bu ülkenin aslanı yatıyor aslanı. Ne yaparlarsa yapsınlar kendi sonlarını getiriyor. Bu milletin vicdanında derin yaralar açıyor. Bunların tamamını iktidarımızda çözeceğiz.

15 Temmuz Darbe Girişimi oldu. Hep beraber mücadele ettik. İktidarı ve muhalefeti beraber oldu ama birileri 15 Temmuz’u Allah’ın bir lütfu olarak kabul edip milletin ensesinde boza pişirmeye başladı. KHK ile ihraç edilip hakkında beraat kararı verilenler, göreve iadesi karar verilenlerin tamamını görevlerine iade edeceğiz. Biraz sabretsinler, geliyor gelmekte olan, az kaldı.

“Açık ve net söylüyorum”

AYM kararlarını uygulamayan bürokratlar talimatı kimden aldılarsa, aynı şeyi yapmasınlar. Yaptıkları taktirde onları devletin bürokrasisi içinde tutmayacağım açık ve net söylüyorum. Adalet yok ama adaletle beraber ahlak kavramı da çok önemlidir. Yanına bir de liyakati ilave etmemiz lazım. Defalarca dile getirildi ve söylendi. Türkiye’nin bütün sıkıntıları dillendirildi. Bir baktık ki Merkez Bankası’nda 128 milyar dolar buharlarmış. Kime sattınız, hangi kurdan sattınız, hangi güç bunu bakanlık aracılığıyla sattı diye sorduk. Cevabı hiç alınmadı ama bulacağız.

AK Parti’nin grup başkanvekili bir açıklama yapıyor, “128 milyar dolar, pandemi krizi çerçevesinde, ülkemizde evlerine kapanan, işyerleri kapanan, faaliyetlerine devam etmeyen, işsiz kalan işçilere destek olmak üzere bu ülkenin insanlarının menfaatine harcanmıştır” diyor. Açık ve net yalan söylüyorsunuz. Keşke mahkemeye verse de bu dosyayı mahkemeye versek. Yalanın hangisini söylüyorum. Pandemi 2019’da başlamadı. Bu kadar atılmaz.

Milleti perişan ettiler. Bugün sayın Bahçeli, ‘Anadolu’ya milletvekillerini göndereceğim CHP’nin ne yaptığını anlatsınlar’ diye demiş. Çok memnun oldum, hiç değilse vatandaşla muhatap olurlar. Ben söyleyeyim pazara, ayakkabı tamircisine, işsize sorsunlar ‘Bu CHP ne yapıyor?’ diye. CHP ile gurur duyuyorum. Demek ki Cumhur İttifakı’nın ortağına da yol açıyoruz.

Temmuz 2021 rakamları. 7 milyon 578 bin 123 kişi asgari ücretin 3’te 1’i kadar gelir elde ediyor. Geliri çok düşük olduğu için bunların sosyal güvenlik primini devlet ödüyor. Erdoğan’ın bu rakamlardan haberi var mı? Cumhur İttifakı’nın bu rakamlardan haberi var mı? Bu iktidar halkın, fakirin, çiftçinin, emeklinin yanında değil. Bu iktidarın yeri Türkiye’deki ve Londra’daki tefecilerdir.

Çiftçilere de ihanet ediyorlar. Buğdayı ton başına 2 bin 250 liradan alıyoruz. Dışardan buğday alıyoruz. 3 bin 343 lira ödüyoruz. Dışardaki çiftçiye Yüzde 48 daha fazla ödüyoruz. Nohutu 4 bin 50 liradan alıyoruz, dışarıdan tonunu 9 bin liradan alıyoruz. Yeşil mercimek 4 bin 150 liradan alıyor dışarıdan 12 bin 160 liradan alıyoruz.

AKP’ye ve MHP’ye geçmişte oy veren, ya da oy vermeye devam edeceğini söyleyen vatandaşlara sesleniyorum. Bu hükümet bizim çiftçimize mi çalışıyor yabancıların çiftçisine mi çalışıyor? Fransa aylık geliri 2 bin avronun altında olanlara her ay 100 avro verecek. İtalya, düşük gelirlilerin doğalgaz faturasını devletin ödemesine karar verdi. Çekya, enerji üzerindeki vergileri kaldıracağım dedi. Bizimkiler hiçbir şey yapmıyor.

CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde, Kara Kış Fonu benzeri bir çalışmayı büyük ölçüde tamamladık. Bir vatandaşımız, doğalgaz, elektrik faturasını ödeyemez noktaya gelirse belediyelerimiz devreye girecek. Onların yapmadığını biz yapacağız. Gönül isterdi ki biz iktidar olalım, bütün Türkiye’de sıkıntı ile karşı karşıya olanlara biz yardım edelim. Kara Kış Fonu kur dedim, sana akıl verdim. Sana yol gösterdim. Senin çevrenin sana vermediği aklı sana verdim ama sen bildiğini okuyorsunuz ama bizim belediyelerimiz halkının yanında.

“Asgari ücret tespit komisyonunu çağır”

Asgari ücret 2 bin 825 lira, açlık sınır 3 bin 93 lira. Bu da cumhuriyet tarihimizde ilk. Erdoğan’a yine tavsiyem, hemen asgari ücret tespit komisyonunu çağır. ‘Asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkarın’ demen lazım. Adı üstünde asgari ücret açlık sınırının altında. Bir ton kömürün fiyati asgari ücreti geçti, nasıl ısınacak bu insanlar?

Öyle bir şahsım ve şürekası var ki gerçekten utanıyorum. Önümüze konulan tablo hiç kimsenin kabul etmeyeceği bir tablo. Dışarıda tam bir kuzu ‘şahsım’, gözleri gülüyor Biden’ı görünce. En büyük derdi ‘Acaba Biden’la bir saat oturabilir miyim?’; geldikleri hale bak. Bu devletin itibarı, saygınlığı yok mu? Yeter ki kendisini huzuruna kabul etsin, bir saat görüşebilsin.

Havuz medyasının gitmeden önceki manşetleri ile döndükten sonraki manşetlerini bir kıyaslayın. 180 derece nasıl dönebiliyorsunuz, nasıl bir bel var gerçekten hayret ediyorum. Kağıt toplayıcısını dövdürüyorlar. Elindeki çek çeki alıyorlar. En fakire, garibana güç gösterisini yapıyor. Baskıcı yüzünü millete layık görüyor. Dışarıda kuzu, içeride ise kaplan kesiliyor.”

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’ın ‘Kapıcısında Araba Var’ Sözlerini Ti’ye Aldı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şu anda bakıyorsunuz her evde araba var, kapıcısında araba var. Şu anda 2. el araba yetişmiyor zaten” sözlerini ti’ye alarak tepki gösterdi.

Haber Merkezi / “Az kaldı, sizi bu aşırı zenginlikten kurtaracağız” diyen Demirtaş, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;

“Diyarbakır’daki apartman görevlimiz, Almanya’dan Audi Q8 getirtmiş. Zaten bi tane de Mercedes makam aracı vardı, bu yenisini market alışverişlerinde kullanacakmış. İktidardakiler dışarıda ne yaşıyorsa artık. Neyse, az kaldı. Yakında sizi bu “aşırı zenginlikten” kurtaracağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmasında, “Şu anda bakıyorsunuz her evde araba var, kapıcısında araba var. Şu anda 2. el araba yetişmiyor zaten. Böyle bir durum var. Bunları nasıl görmemezlikten geliyorsunuz? Bunu TV ekranlarından vatandaşa anlatır, kandırabilirsiniz. Ama bizi kandıramazsınız. Nerede ne satılıyor, bunları gayet iyi biliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın