Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybında Korkutan Açıklama

Kovid 19’da son 24 saatte 27 bin 663 yeni vaka tespit edilirken, 232 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşıyla birlikte tedbirlerin de önemli olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 351 bin 152 test yapılırken, 27 bin 663 yeni vaka tespit edildi. 232 kişi hayatını kaybederken, 30 bin 824 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“İkinci doz aşı oranının Türkiye genelinde %77,5’i geçmesi gurur duyulacak bir toplumsal başarıdır. Halen 56 ilimiz ülke ortalamasının altında, bazı illerde fark büyük. Aşıyla birlikte tedbirlerin de önemli olduğunu unutmamalıyız”

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Muğla, Kırklareli, Amasya, Çanakkale, Osmaniye, Eskişehir, Balıkesir, Edirne ve Burdur takip etti.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Mardin, Bingöl, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Demirtaş: Demokrasi, Devlet Tarafından İnşa Edilmez

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Artı Gerçek için kaleme aldığı yazısında, “Demokrasi devlet tarafından inşa edilmez, devlet demokrasi kültürünü yaratmaz, yaratamaz. Devlet, en fazla demokrasinin önünde engel olmakta çıkabilir veya demokrasi kültürünün gelişmesine destek olabilir. Demokratik devlet budur, bu kadardır.” ifadelerine yer verdi.

Yaklaşık beş yıldır Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, siyasetin gündeminde yer alan konulara ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu.

Demirtaş, Artı Gerçek için kaleme aldığı yazısında demokrasi için kaygılarını dile getirdi. Bir coğrafyada mutfak kültürünün bile gelişmesinin yüz yıllar aldığını ifade eden Demirtaş, ‘bir davranışın kültüre dönüşmesi için nesiller boyunca sürdürülmüş, tekrarlanmış olması gerektiğini’ ifade etti. Demirtaş, şunları kaydetti:

“Dini inançlarımız, dillerimiz, geleneklerimiz, yaşam tarzlarımız nesiller boyunca sürüp gelebilmişse kültürümüzün parçası olabilmiştir ancak. Peki bütün bu kültürel mirasımız içinde demokrasinin yeri ne kadar? Maalesef yok denilecek kadar az. Hatta üzüntüyle söyleyebiliriz ki bizim bir demokrasi kültürümüz yok. Mutfak kültürümüzün yüzde biri kadar bile demokrasi kültürümüz yoktur.”

Demirtaş, “Demokrasi kültürü yeşerirse işte o, kalıcı bir kazanım olur ve hiçbir iktidar onu toplumun elinden alamaz. Mutfak kültürümüz gibi kalıcı olur. Şimdi mutfakta çalışma zamanı. Hep birlikte” dedi.

Demirtaş’ın ‘Demokrasi kültürü’ başlığıyla yayımlanan yazısının tamamı şöyle:

“Hayatta eksikliğini en çok hissettiğimiz şey her neyse haliyle en çok onu arzular, onu ararız. Son yıllarda demokrasiyi bunca tartışmamızın, mücadelemizin odağına yerleştirmemizin nedeni de budur ve doğaldır, olması gerekendir. Çünkü yaşananlar, yaşatılanlar toplumu ve bireyi nefessiz bırakıyor, yaşam alanlarımızı daraltıyor, zaten azıcık kalmış neşemizi de çalıyor, ekmeğimizi de.

Demokrasi, anlamı üzerinde uzlaşılabilmiş bir kavram değil. Hakkında herkesin kendine özgü bir tanımı var. Kim en çok neyin yoksunluğundan muzdaripse oradan tutarak tanımlıyor demokrasiyi. Her birimiz kendi yaramızı, kanayan yerimizi tutarak demokrasi denilen merhemi arıyoruz. Bunda yadırganacak, anormal görülecek bir şey yok, bu da doğal.

Evrensel hukuk ve insan hakları belgelerine dayanarak genel bir demokrasi tanımı da yapılabilir. Devlet yönetiminde, toplumsal ilişkilerde, ekonomide, bireyler arası ilişkilerde veya özel alanda demokrasinin asgari ilkeleri rahatlıkla belirlenebilir. Atina şehir devletlerinden bu yana süregelen demokrasi uygulamaları incelenerek en iyi demokratik yönetim modelinin ne olduğu da teorik açıdan ortaya konulabilir. Demokratik ilkeler Anayasa’ya, yasalara, yönetmeliklere, bürokrasiye tümden hakim kılınabilir.

Bunların hepsi mümkündür ve olasıdır. Hepsi ve daha fazlası Türkiye’de de yapılabilir. Zaten önümüzdeki seçimi bu denli önemli kılan da tarihimizde ilk defa bir seçime demokrasi isteğini, demokrasi vaadini merkeze oturtarak gidecek olmamızdır. Bu, güzel ve sevindirici bir gelişme. Bedelleri ağır olmuştur ancak nihayet demokrasi arayışı toplumsal ve siyasal muhalefetin öncelikli gündemi haline gelmiştir. Bunu küçümsememek lazım. Bu kazanımları bir kenara koyalım, tamam. Fakat benim içim yine de rahat değil. Halen bir şeyler eksik sanki. Hem de esaslı bir şeyler. O halde ben de en fazla kanayan yerimden tutarak anlatmaya çalışayım.

Çoğunlukla annelerimize borçlu olduğumuz bir mutfak kültürümüz var, değil mi? Annelerimiz bu kültürü kendilerinden önceki nesillerden devralmış, üstüne kendi birikimlerini de katarak günümüze kadar taşımıştır. Sıradan ve basit gibi görünen bir mutfak kültürünün oluşması bile yüzyıllara dayanır. Öyle, göründüğü gibi kolay oluşmaz, kolayca da yok olmaz. Kültürün genel özelliğidir bu. Mutfak kültürümüz yaşamımızın o kadar doğal bir parçası haline gelmişti ki, komşudan gönderilip soframıza konulmuş bir yemeği bile tadına bakar bakmaz fark ederiz. Ya tuzu ya baharatı ya da pişme seviyesi annemizinkinden mutlaka farklıdır.

Bir davranışın kültüre dönüşmesi için nesiller boyunca sürdürülmüş, tekrarlanmış olması gerekir. Dini inançlarımız, dillerimiz, geleneklerimiz, yaşam tarzlarımız nesiller boyunca sürüp gelebilmişse kültürümüzün parçası olabilmiştir ancak. Peki bütün bu kültürel mirasımız içinde demokrasinin yeri ne kadar? Maalesef yok denilecek kadar az. Hatta üzüntüyle söyleyebiliriz ki bizim bir demokrasi kültürümüz yok. Mutfak kültürümüzün yüzde biri kadar bile demokrasi kültürümüz yoktur. Çünkü geçmişte nesiller boyu sürdürülebilmiş bir demokrasi deneyimimiz yok. Tersine, sık sık kesintiye uğramış, darbelenmiş demokrasi enkazının afetzedeleri gibiyiz.

“Demokrasi devlet tarafından inşa edilmez”

Peki hal böyleyken, önümüzdeki seçimle birlikte demokrasiye geçeceğimize dair umut pompalamanın kime ne yararı olabilir? Baskıcı bir yönetimin değişmesi, otomatik olarak demokrasiye geçtiğimiz anlamına mı gelir? Elbette hayır. Meselenin bu kadar basite indirgenerek ele alınması, doğrusu canımı çok sıkıyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilince her şey tastamam olacakmış gibi bir hava yaratılıyor sanki. Ben bu bakış açısını son derece yetersiz görüyorum. Devlet yönetimi, eskisine göre kısmen demokratikleşince demokrasi sorunu tümden çözülecek diye düşünenler demokrasiyi zerrece bilmiyorlar kanımca. Oysa demokrasi devlet tarafından inşa edilmez, devlet demokrasi kültürünü yaratmaz, yaratamaz. Devlet, en fazla demokrasinin önünde engel olmakta çıkabilir veya demokrasi kültürünün gelişmesine destek olabilir. Demokratik devlet budur, bu kadardır.

Demokrasiyi inşa edecek olan, giderek bir kültüre dönüştürecek olan esas özne toplumdur, bireydir. Toplum ve bireyler de bunu siyasetle değil, sadece ve sadece eğitimle (milli eğitimi kast etmiyorum elbette), sanatla, edebiyatla yapabilir. Çünkü demokrasi bir yasa, anayasa meselesi değil, kültür meselesidir. Anayasa ve yasalar, bu sürece yasakçı olmamakla yardımcı olabilir sadece.

Mesela eğitim müfredatına ilkokuldan üniversiteye kadar zorunlu insan hakları, ayırımcılık, demokrasi, eşitlik dersleri konulmadan; evrenin, yerkürenin, insanlığın bilimsel ve evrimsel tarihi anlatılmadan; dinler, inançlar, devletler tarihi objektif şekilde bilimsel olarak öğretilmeden profesör yetiştirseniz de demokrat insan yetiştiremezsiniz.

Sinema filmlerinde, dizilerde, reklamlarda, tiyatro oyunlarında, romanlarda, öykülerde, resimlerde adaleti, kadın özgürlüğünü ve eşitliğini, tarihsel acılarımızı ve travmalarımızı, sömürüyü, doğa katliamını, hayvan dostlarımıza sevgiyi anlatamamışsanız sanatçı olsanız ne yazar dünya starı olsanız ne yazar.

Sivil toplum örgütlerinde, medyada, üniversitelerde, sendikalarda, fabrikalarda, siyasi partilerde demokratik işleyişi, karar alma ve denetleme süreçlerine hakim kılmamışsanız emeğin ve emekçinin hakkını layıkıyla teslim etmemişseniz başkan olsanız ne yazar patron olsanız ne yazar rektör olsanız ne yazar.

Kadını eve kapatmayı maharet sayıp ona köle gibi davranıp söverek, onu döverek, katlederek, aşağılayarak kendi kişisel iktidarınızın keyfini sürerken güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunsanız ne yazar muhalif olsanız ne yazar.

Sizin kimliğinizden, dininizden, mezhebinizden, cinsiyetinizden, milletinizden olmayana selamı bile çok görürken; partinizden, mahallenizden, tuttuğunuz takımdan olmayanla aynı masaya oturmayı, aynı fotoğraf karesine girmeyi zul sayarken yüzde 60 alsanız ne yazar yüzde 90 alsanız ne yazar.

“Demokrasi kültürü yeşerirse işte o, kalıcı bir kazanım olur”

Demokrasi bir kültür meselesidir. Seçim sandığına sıkıştırılamayacak kadar ciddi bir yaşam tarzıdır, davranışlar bütünüdür. Bizim neslimiz demokrasinin kültüre, bir yaşam tarzına dönüştüğünü görebilecek kadar uzun yaşamayacak. Ancak bizim neslimiz, demokrasi kültürünün tohumlarını bu kadim coğrafyaya atmakla sorumlu ve görevlidir. Bu nedenle, seçim çalışmaları dahil olmak üzere tüm süreçler geleceğin demokrasi kültürünü inşa etmenin parçası olarak ele alınmalıdır. Tüm söylemler, tüm programlar, tüm ilkeler, tüm planlamalar bu amaca hizmet edecek düzeyde öngörüyle hayata geçirilmelidir. Yüzeysel ve taktiksel demokrasi yaklaşımları demokrasinin kökleşmesine, kurumsallaşmasına ve giderek bir kültüre dönüşmesine katkı sağlamayacağı gibi, demokrasi yürüyüşünü de sonuçsuz bırakır.

Unutmayın ki hiçbirimiz henüz kültürel açıdan demokrat değiliz; ya teorik demokratlarız ya da sahte demokratlar. Meseleye bir de buradan bakalım istedim, işin esası budur bence. Yoksa iktidarlar gelip geçicidir, bugün var yarın yoklar. Demokrasi kültürü yeşerirse işte o, kalıcı bir kazanım olur ve hiçbir iktidar onu toplumun elinden alamaz. Mutfak kültürümüz gibi kalıcı olur. Şimdi mutfakta çalışma zamanı. Hep birlikte.”

Paylaşın

İYİ Parti 4 Yaşında: Akşener’den ‘Seçim Manifestosu’ Gibi Konuşma

İYİ Parti’nin 4. kuruluş yıl dönümü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutlandı. Etkinlik kapsamında partililere seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Artık biz hazırız, şimdi onlar düşünsün” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / “Türkiye yeni bir çağrıyı bekliyor. Anneler, babalar, gençler bizi dinliyor” diyen Akşener, “Bu aziz millet bizleri sevdi, bağrına bastı. Milletimiz bize teveccüh gösterdi” dedi. “İstanbul Sözleşmesi’ni kayıtsız şartsız hayata geçireceğiz” diyen Akşener, “İYİ Parti iktidarında kadın işgücüne daha fazla katılacak. İş hayatında hak ettiği değeri görecek” ifadelerini kullandı.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında konuşan Akşener, “Kararları ortak akılla alacağız. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nden kurtulacağız. Tüm keneleri söküp atacağız. Devletin kontrolünü yasalara, kanunla bağlı kılacağız. Her kararımızda milletimize başvuracağız” dedi.

Dış politikaya ilişkin görüşlerini açıklayan İYİ Parti lideri Akşener, “Bizimle birlikte rasyonel, planlı ve programlı bir dış politika gelişecek. Dost kazanan bir anlayışla adımlar atacağız. Sığınmacı sorununa yönelik hamleleri süratle yapacağız. Sığınmacılar vatanlarına kavuşurken biz de rahatlamış bir Türkiye olacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Bugün bir dönüm noktasındayız. Bu aziz millet bizleri sevdi, bağrına bastı. Milletimiz bize teveccüh gösterdi. İYİ Parti’yi Türkiye’yi yönetme hayaliyle kurduk. Emin adımlarla iktidara yürüyoruz. Artık biz hazırız, şimdi onlar düşünsün.

İstanbul Sözleşmesi’ni amasız fakatsız hayata geçireceğiz. Kadınlara şiddet uygulanmasını görmezden gelmeyeceğiz. İktidar şiddet gören kadınları görmezden geldi. Bu ülkeyi kadınlarla el ele verip yeniden ayağa kaldıracağız. Milletimiz yetkiyi verdiğinde kararları ortak akılla alacağız.

Partili cumhurbaşkanlığı kararından kurtulacağız. İyileştirilmiş parlamento sistemiyle yeniden kutlu bir hale getireceğiz. Yandaş kavramını kaldıracağız. Milletin sırtındaki keneleri kaldıracağız. Artık karar veren millet olacak. Özgür düşünceyi savunacağız.

“Herkes kazanacak”

Torpil olmayacak. Önceden hazırlanan listeler olmayacak. Eğitim sistemini oyuncak olmaktan kurtaracağız. Çocuklarımız, güzel şartlarda büyüyecek, eğitim alacak, ve ülkelerine faydalı bireyler olacaklar.

Rüzgârgülü projemizle ilk, ortaokul ve lisedeki çocuklarımıza sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerini ücretsiz vereceğiz. Böylece tüm çocuklarımız, eşit beslenecek, eşit şartlarda okuyacak ve sağlıkla gelişecek. Rüzgârgülü’yle büyük bir istihdam ihtiyacı da ortaya çıkacak; çiftçiden üreticiye, nakliyeciden dağıtımcıya, herkes kazanacak.

Ekonomide hayata geçireceğimiz yapısal reformlarla borçlu esnafımızın çilesine son vereceğiz. Çiftçimiz, hakkı olan mazotu, gübreyi, ilacı alacak; yerli tohumla beraber bereketli Anadolu toprağını hakkıyla sürecek.

Üretimi destekleyeceğiz. İnşaata dayalı ekonomi modelinden çıkıp, sanayisiyle hızla kalkınan Türkiye hedefimizi hayata geçireceğiz. İşçi kardeşlerimizin evlerine rahatça ekmek götürebilmeleri için fabrikalar kuracak, kurulması adına teşvikler sunacağız.

Üreticiyi güçlendirecek; böylece asgari ücretle çalışan vatandaşlarımızı da bu zenginliğe ortak edeceğiz. Emek sahiplerine, hak ettikleri, insanca yaşayacakları şartları sağlayacağız. ARTAGAN projemizle kayıt dışı para trafiğine, israfa, ranta, çalma-çırpmaya, ÖTV zulmüne, son vereceğiz.

Doğalgaz, su ve elektrik faturalarını gören vatandaş korkuyor. Biz insanımızın fatura derdini en adil şekilde çözeceğiz. Allah’ın izniyle biz, kira fiyatlarını sorun olmaktan çıkaracağız. Bunu nasıl çözeriz? diye kurul oluşturduk, çalışıyoruz.

“Türkiye’mizi talan eden bu anlayışsız zihniyetten kurtaracağız”

Yabancılara konut satışını sınırlandıracağız. Medya özgür ve adil düzende, olması gerektiği gibi toplum yararına çalışan kurumlar haline gelecek. TRT, vergisini ödeyen herkesin kanalı olacak, her kesime hizmet verecek.

Sığınmacılar vatanlarına kavuşurken, biz de ekonomik ve sosyal anlamda rahatlamış bir Türkiye olacağız. Elbette cennet doğamızı, tarih mirasımızı ve sessiz dostlarımızı da unutmayacağız. Türkiye’mizi hayvanlara eziyet, tarihi mirasımızı rezil, ormanlarımızı da talan eden bu anlayışsız zihniyetten kurtaracağız.

Şart olsun ki; ormanları yakarak, yıkarak yapılan oteller için gereği neyse yapacağız. Milletin, devletin, yetimin hakkını, kimselere yedirmeyeceğiz.

Paylaşın

Babacan: Maaşını Dolarla Alanlar İçin Bedava Ülke Olduk

Partisinin Arnavutköy ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Kayıp akraba bakanın ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ cümlesine dikkat çekmek lazım. Bu kadar iş bilmezlik olabilir mi? Elbette ki Türkiye’de maaşını dolarla alan çok azdır. Dolar arttığı zaman, tam da o yüzden fakirleşiyoruz. Türkiye, sayelerinde, maaşını dolarla alanlar için cennet oldu. Maaşını dolarla alanlar için neredeyse bedava ülke oldu Türkiye. Ama vatandaş mahvoldu” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Arnavutköy ilçe kongresinde konuştu. Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Hazine ve Maliye eski bakanı Berat Albayrak’ın 2015 yılından sonra döviz kurlarıyla ilgili yaptığı açıklamaları izleten Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Dolar kuru artarsa A’dan Z’ye her şeye zam gelir. Sayın Erdoğan bu yanlış kararlarıyla gelecek ayların enflasyonunu artırdı. Kur arttığında fiyatlar yerinde durmuyor. A’dan Z’ye her şeye zam geliyor. Erdoğan bir inat uğruna tüm milletimizi yoksulluğun daha da derinlerine indirdi. Daha evvel de söylemiştim; koskoca Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Erdoğan’ın yıllardır dayattığı yanlış tezinin bir deney laboratuvarı oldu. Kusura bakmayın, bu ülkenin haysiyetli insanları Sayın Erdoğan’ın kobayı değil.

31 Mart 2019 yerel seçiminden üç ay önce arka kapıdan tam 130 milyar doları cayır cayır satmaya başlıyorlar. ‘Yerel seçimlerde başarılı olabilir miyiz’ diye gizli kapaklı yollardan rezervleri satarak, piyasaya döviz sürerek kuru düşük göstermeye çalışıyorlar. Siz yerel seçim uğruna bu ülkenin alın teriyle, bilek gücüyle biriken milyarlarca doları hiç ederseniz yerel seçimlerdeki sonuçları da görürsünüz. Seçimlere on bir gün kalmış. ‘Milyarlarca dolar dövizi satarak kuru burada tutuyoruz’ demiyorlar. Gizli saklı yapıyorlar. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu ülkenin vatandaşları bu kadar büyük bir aldatmaca içinde seçime sokuldu. Rakamlar çok büyük, olay çok vahim.

“Maaşını dolarla alanlar için bedava ülke olduk”

Hatalı politika uyguladıkları yetmiyormuş gibi, boş laflarla da hepimizi kandırmaya çalıştılar. Sayın Erdoğan’ın sözüne uyup da dövizini, altınını satan herkes zarar etti. Kayıp akraba bakanın ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ cümlesine dikkat çekmek lazım. Bu kadar iş bilmezlik olabilir mi? Elbette ki Türkiye’de maaşını dolarla alan çok azdır. Dolar arttığı zaman, tam da o yüzden fakirleşiyoruz. Türkiye, sayelerinde, maaşını dolarla alanlar için cennet oldu. Maaşını dolarla alanlar için neredeyse bedava ülke oldu Türkiye. Ama vatandaş mahvoldu.

Ülkemiz şu anda fırtınalı bir dönemden geçiyor. Ülkemizi barış, refah ve adalet limanına sağ salim yanaştıracağız. Ülkemizin tüm sorunlarını, meşru demokratik siyaset zemininde çözeceğiz.Hiç kimse, bu ülkenin sorunlarının çözümünü, kaba kuvvette falan aramasın. Hiç kimse halkın iradesiyle inatlaşmasın. Hele hele vesayet odaklarından medet umanlar hiç heveslenmesinler.Biz, vesayetçilerin yönetimine de bir daha asla geçit vermeyeceğiz. Bu ülkenin çaresi ne bugünkü kötü yönetimdir ne de geçmişin vesayetçi aklıdır. Türkiye, tüm sorunlarını demokrasi zemininde konuşarak çözme gücüne sahiptir.

“Dindar vatandaşlarımızın haklarından bir adım dahi geri atılmayacak”

Dindar vatandaşlarımızın kazanılmış haklarından bir adım dahi geri atılmayacak. Kürt vatandaşlarımızın kazanılmış haklarından bir adım dahi geri atılmayacak. Ama daha önemlisi, gasp edilmiş tüm hakları iade edeceğiz. İnançlı, inançsız; Sünni, Alevi; Türk, Kürt; zengin, fakir;kadın, erkek, genç, yaşlı, bu ülkedeki insanı bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı yapana dek çalışacağız. Ülkemizi, merkezinde insan olan; kapsayıcı, çoğulcu, eşitlikçi ve özgürlükçü demokrasiye ulaştırmak için var gücümüzle çalışacağız.

Ülkemizi, üste çıkanın altta kalanı ezdiği, nöbetleşe zorbalık dönemlerinden kurtaracağız.Rövanşizme de devri sabık gayretlerine de de asla geçit vermeyeceğiz. Bizi lügatimizde rövanş almak, devri sabık oluşturmak diye bir şey yok. Ancak DEVA Partisi olarak, elbette ki bu milletin alın terini hiç edenlerin, hakkını hukukunu çiğneyenlerin karşısında da dimdik duracağız. İdari denetim mekanizmaları tabii ki işleyecek. Yargıyla ilgili denetim mekanizmaları tabii ki işleyecek. Ama biz, Türkiye’nin yüzünü umuda, yarınlara çevireceğiz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: İşte Son Durum

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 792 yeni vaka tespit edilirken, 195 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşılı olanların hastalığı genellikle hafif geçirdiğini biliyoruz. Aşı vücudu önceden korumaya alıyor. Risklere karşı dikkatli, aşınızı yaptırarak da hastalığa karşı baştan güçlü olun” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 338 bin 536 test yapılırken, 24 bin 792 yeni vaka tespit edildi. 195 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 403 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

Tablo, belirtileri ciddi veya hafif, aramızdan 24.792 kişiye daha virüs bulaştığını söylüyor. Aşılı olanların hastalığı genellikle hafif geçirdiğini biliyoruz. Aşı vücudu önceden korumaya alıyor. Risklere karşı dikkatli, aşınızı yaptırarak da hastalığa karşı baştan güçlü olun.

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Muğla, Kırklareli, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Osmaniye, Balıkesir, Edirne ve Burdur takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Mardin, Bingöl, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 88,87, 2’nci doz ortalaması yüzde 77,49 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 55 milyon 164 bin 675, 2’nci dozda 48 milyon 100 bin 346 ve 3’üncü dozda 10 milyon 960 bin 33 olmak üzere toplam 115 milyon 255 bin 712 aşı uygulandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Harami Saltanatı Son Bulacak

İzmir’e katıldığı bir etkinlikte açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında, gençlere seslenerek, “Harami saltanatı son bulacak. Çağdaş, demokratik Türkiye’yi yeniden inşa edeceksiniz. Size inanıyorum, güveniyorum. Güzel günler göreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, CHP’li belediye başkanlarının vatandaşa hizmet için bütün çabayı gösterdiklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Engelleniyorlar, biliyorum. Ama onlara şunları söyledim. ‘Şikayet etmeyeceksiniz. Bütün engelleri aşıp İzmirlilere hizmet edeceksiniz.’ Bütün İzmirli kardeşlerimin önünde belediye başkanlarına teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Belediye başkanlarımız harcanan her kuruşun hesabını millete veriyorlar. Sizin paranızı kamu harcar, ama aynı yönetimin millete hesap vermesi gerekir. Az kaldı dedim, Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Türkiye’nin çözülmeyecek hiçbir sorunu yok” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de Atatürk Gençlik ve Spor Merkezi Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Gençler hiç meraklanmayın, Türkiye’nin kaderini sizler belirleyeceksiniz, az kaldı. Sandığa gideceksiniz, 6 milyon 300 bin genç oy kullanacak. 6 milyon 300 bin genç dünya siyaset tarihine önemli bir belge bırakacak. Harami saltanatı son bulacak. Çağdaş, demokratik Türkiye’yi yeniden inşa edeceksiniz. Size inanıyorum, güveniyorum. Güzel günler göreceğiz.

Belediye Başkanlarımız hizmet için ellerinden gelen tüm çabayı gösteriyor. Engelleniyorlar biliyorum. Onlara şunu söyledim: ‘Şikâyet etmeyeceksiniz. Engelleri aşıp hizmet edeceksiniz’ Bütün İzmirli kardeşlerimin önünde belediye başkanlarıma teşekkür ediyorum. Proje görsellerinin altında her bir yapının altında kaça mal olduğu yazılı. Harcanan her kuruşun hesabını millete veriyorlar. Bizim temel hedefimiz bu. Sizin paranızı kamu harcar, millete hesap verir. Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Her sorunu inançla ve kararlılıkla çözeceğiz. Burada güzel bir tesisin temelini atacağız. Çok daha güzel bir Karabağlar ortaya çıkacak. Belediye başkanımız elinden gelen çabayı gösteriyor.”

Programda Yıldız Kenter Kültür Merkezi, Nasreddin Hoca Çocuk ve Bilim Merkezi, Mobilya Akademi, Kibar Mahallesi Belediye Hizmet Kompleksi, Özdemir Sabancı Parkı, Limontepe Mahallesi Masal Evi Çocuk ve Gençlik Merkezi’nin açılışı yapıldı, Atatürk Gençlik ve Spor Merkezi’nin de temeli atıldı.

Paylaşın

HDP, Olası Kapatma Durumunda Alternatif Partileri Belirledi

Partinin kapatılması halinde dahi siyaset alanını “kesinlikle terk etmeyeceklerini”, “seçmeni kesinlikle seçeneksiz” bırakmayacaklarını belirten HDP’nin üst düzey kurmayları, “alternatif” olabilecek partileri de belirledi. 

Gazete Duvar’ın “Duvar Arkası” bölümünde, “HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davada ön savunma kasım ayı başında verilecek. HDP’li hukukçular “kapattırmayacağız” sloganıyla çok kapsamlı bir savunma hazırlığı sürdürürken parti yönetimi de en kötü senaryoya karşı tedbir alıyor.

Partinin kapatılması halinde dahi siyaset alanını “kesinlikle terk etmeyeceklerini”, “seçmeni kesinlikle seçeneksiz” bırakmayacaklarını söyleyen parti yöneticileri “alternatif” olabilecek partileri de belirledi. HDP kulislerinden edinilen bilgiye göre olası bir kapatma durumunda partinin bileşeni olan 4 partiden birine geçiş yapılacak.

Bu partilerin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP) ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) olduğu ifade ediliyor.

Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin seçime katılabilmesi için, “İllerin en az yarısında (41 il) seçim gününden en az 6 ay önce teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması” gerekiyor. Bu partilerin de söz konusu yeterliliği elde etmek için ülke genelindeki teşkilatlanma çalışmalarına hız verildiği belirtiliyor.” ifadesi kullanıldı.

Paylaşın

Karamollaoğlu, Erken Seçim İçin Tarih Verdi: Önümüzdeki Senenin…

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, 2022’nin sonu veya 2023’ün başında seçim olabileceğini söyledi. Karamollaoğlu, ayrıca, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğini belirterek “Sayın Erdoğan kendi geçmişini düşünsün. Şiir okuduğu için siyaseten yasaklandı” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV100’de Pınar Işık Ardor’un sunduğu Pazar Siyaseti programına katıldı. Karamollaoğlu, gündemin öne çıkan konuları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhur İttifakı

Karamollaoğlu, “Oğuzhan Asiltürk’ün vefatından sonra Cumhur İttifakı’yla tamamen bağlar koptu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ben Tayyip Bey’in düşmanı da değilim hasmı da değilim. Siyasette düşmanlık da hasımlık da olmaz. Rekabet olur. Farklı kulvarlarda yürüyoruz. Ülkenin problemlerinin çözümünü farklı formüllerle arıyoruz. Geçen sefer de ittifak konusu gündeme geldiğinde. O zaman Sayın Erdoğan’la 2 veya 3 kere görüştüm. Prensiplerimiz var demiştim. Bizim bugünkü Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne itirazımız var. Aslında Başkanlık Sistemi’ne bütünüyle karşı değiliz ama kontrol edilemeyen sisteme karşıyız. Biz doğrudan doğruya Parlamenter Sistem’e dönebiliriz.”

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala ile ilgili soru üzerine Karamollaoğlu şunları söyledi:

“Böyle bir demokrasi böyle bir hukuk devleti olmaz. Bir insanı tutuklayacaksınız hapse atacaksınız. Beraat edecek, tam tahliye edeceği zaman yeni bir dava açacaksınız ve ondan dolayı tutuklayacaksınız. Hukukla böyle oynanmaz, kimse aptal değil. Böyle şey olur mu? Bu hukuk mu olur o zaman? Sayın Erdoğan kendi geçmişini düşünsün. Şiir okuduğu için siyaseten yasaklandı. Bu bir hukuk cinayetiydi. Şimdi başkası okuduğu zaman “Yok arkadaş ben iyi niyetle okudum hepinizin canına okurum” diyor.

Buna adalet denir mi?  Ben hareketleri, tavırları, politikaları itibarıyla bir şahsı veya bir partiyi tasvip etmeyebilirim ama bunun üzerine bir şeyler daha ekleyerek onu düşmanlaştıramam. Yapmadığı işi, söylemediği sözü ona istinat edemem. Zaten Türkiye’nin problemi şu anda bu. Sayın Erdoğan bunu görse bile görmezden geliyor. Düne kadar, kendisi hukuksuzluğa maruz kaldığı için bütün dünyayı arkasına alarak Türkiye’ye geldi, siyasete girdi. Osman Kavala için de aynı şeyi söylüyorum. Türkiye’nin AİHM kararına uyması gerekiyor, Sayın Erdoğan bunu kendisi getirdi.”

Erken seçim

“Erken seçim olacak mı?” sorusuna net yanıt veren Karamollaoğlu, “Erken seçim mutlaka olacak. 15 gün önce mi olur onu bilmem. Ancak seçim kanununda değişiklik yapacaklar. Onun üzerinden 1 sene geçmesi lazım ki uygulanabilsin. O demektir ki önümüzdeki senenin sonundan itibaren birkaç ay içinde seçim olabilir. Yani 2022’nin sonu veya 2023’ün başı.” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti, ‘Başbakan Akşener’ Kampanyası Başlattı

İYİ Parti, sosyal medya hesabından ‘Başbakan Akşener’ kampanyası başlattı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, daha önce yaptığı bir açıklamada,  “Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Başbakanlığa adayım” ifadelerini kullanmıştı.

Haber Merkezi / “Yarınlarımızı bir güneş gibi aydınlatacak, memleketimize iyi bir sayfa açacak güçlü Türkiye’nin başbakan adayı; Meral Akşener” notuyla paylaşılan videoda, Akşener’in yurt gezilerinden görüntüler yer aldı.

“İYİ bir sayfa açıyoruz” ifadelerine yer verilen videoda, “başbakan” için “iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdeki yönetici” tanımlaması yapıldı. Video kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.

Sosyal medya kampanyasına destek veren İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, “Çoğu gitti azı kaldı…Türkiye kurtuluyor! Başbakan Meral Akşener geliyor” ifadelerini paylaştı.

İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ise, “Kararlılıkla, umutla ve söz verdiğimiz gibi Başbakan Meral Akşener geliyor” mesajına yer verdi.

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu ise, videoyu, “Başbakan Akşener, milletin umudu” ifadeleriyle paylaştı.

 

 

 

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan Dikkat Çeken İttifak Açıklaması

Antalya’da çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve sendikaların temsilcileriyle bir araya gelen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Bir deklarasyon metni yayınladık. Amacımız Türkiye’de yeni bir sayfa açmak. Demokratik dönüşüme giden yolun en geniş demokratik birliğiyle olabileceğine inanıyoruz. Bunun anlamı seçimlerde bir üçüncü yolu inşa etmektir. Mevcut ittifaklar dışında Türkiye’nin temel sorunlarını çözebilecek, en azından çözüm için yolu açabilecek en geniş birlikteliği oluşturmak ve bunu milletvekili seçimlerinde yapacağımızı deklare etmek” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, konuşmasının devamında, “Türkiye’nin içinde bulunduğu durum her açıdan bir kriz tablosudur. Çoklu krizler içinde serbest düşüş olarak nitelendirilebilecek bir çöküş yaşanmaktadır. En başta da ekonomidir. Buna kriz demek de durumu ifade etmiyor. Yoksulların, en alttakilerin altında kaldığı bir enkaz yaratılmak isteniyor. İşte biz bu enkazın halkın üzerine çökecek bir kara yük olmaması için mücadele ediyoruz. Böyle bir çöküşün, büyük bir enkaza dönüşmemesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Çeşitli kesimlerle bütçe buluşmaları gerçekleştirdik, bütçe görüşmelerinde izleyeceğimiz yolu belirledik. Halk için bütçe, halka bütçe sloganında somutlaştırdık. Saray’a yandaşa sermayeye değil halka bütçe” ifadelerini kullandı.

“Ekonomik çöküşün çok çeşitli nedenleri var. Bunlardan en önemlisi bizce savaş politikalarıdır. 2015’ten bu yana ortaya konan rakamlar gösteriyor ki güvenlikçi ve askeri yöntemler ekonomiyi çöküşe götürmektedir. 2015’te GSMH 960 milyar dolar iken bugün 700 milyar dolara düşmüştür. Eğer 2015’te gerçekleşen %10’luk büyüme devam etseydi, GSMH’nin 1.3 trilyon dolar olacağı öngörülüyor. Araya güvenlikçi politikalar, savaş stratejileri girince %10’luk büyüme hedefinden uzaklaşıldı ve tam tersi bir yola girildi. Arada 600 milyar dolarlık bir fark var. Bu farkın büyük bir kısmının askeri ve güvenlikçi politikalara gittiğini söyleyebiliriz” diyen HDP Eş Genel Başkanı Sancar, açıklamalarının devamında şunları söyledi;

İktidarın yarattığı çeşitli kirli ağlar var. Halkın kaynaklarını yutan büyük bir kara deliğe dönüştü. Sadece Sedat Peker’in açıklamaları değil uluslararası kuruluşların raporlarında da bu durum kayda geçiyor. OECD tarafından kurulan Mali Eylem Görev Gücü raporuna göre Türkiye, terörün finansmanı ve kara paranın aklanmasında gerekli tedbirleri almadığı için, aksine sicili kötü olduğu için gri listeye alındı. Gri listeye alınması demek çok ciddi durumlarla karşı karşıya kalınması demek. Biri kara paranın aklanması diğeri ise terörün finansmanı. Burada terörün finansmanından kastedilen, cihatçı örgütler El Kaide ve IŞİD’in finans kaynaklarının kontrol edilmemesi. Yani bu örgütlerin finansmanının Türkiye üzerinden sağlandığı belirtiliyor. Herkese terör yaftası yapıştırmaktan geri durmayan iktidar, terörün finansmanından sorumlu tutuluyor.

Terör kavramının iktidarın elinde nasıl kullanıldığı ve yarattığı gerilim politikaları ortada. Orman yangınları sırasında kışkırtılan o ırkçı duygularla ortaya çıkma ihtimali olan gelişmeleri yine sizler gibi farklı çevrelerin çabası ve halkların sağduyusu önlemiştir. Halkların bir arada yaşama iradesi bu oyunları boşa çıkarmıştır. Buna benzer girişimleri boşa çıkarmanın en önemli yolu inanç gruplarının, emek meslek örgütlerinin bir araya gelerek ortak tutum sergilemesidir. Deklarasyonumuz bunu hedeflemekte, bunun için çağrı yapmaktadır. Amacımız Türkiye’nin bu girdaba mahkum olmadığını, bu kanlı ve kirli döngüye mahkum olmadığını göstermektedir. Demokrasi güçlerinin bu oyunu bozacak iradesi vardır. Yeter ki iradelerimizi bir araya getirelim.

Alevilerin ve diğer inanç gruplarının ihtiyacı eşit yurttaşlıktır

Türkiye’yi bu kirli döngüden çıkarabilecek asıl güç emek güçlerinin ortak iradesi ve mücadelesidir. İktidar çok çeşitli yöntemlerle seçimlere doğru oyunlar sahnelemeye çalışmaktadır. İnanç çevrelerine, özellikle Alevi kurumlarına dönük planın devreye sokulduğuna dair bilgiler elimize ulaşmaktadır. Alevi çalıştayları düzenlediler 2009’larda. Onlardan Aleviler için bir sonuç çıkmadığını da gördük. Şimdi de yardımlarla, rüşvetlerle farklı çevreleri kendi yanlarına çekmek, Alevi oylarını kendilerine yönlendirmek istiyorlar. Gönül okşayıcı sözlerle Kürtleri kandırabileceklerini düşündükleri gibi. Alevilerin de diğer inanç gruplarının da toplum kesimlerinin de ihtiyacı eşit yurttaşlık. Bu temelde bir düzen ancak barış içinde ortak geleceği garanti eder. HDP inançların eşitliği ve özgürlüğünü her zeminde ve her fırsatta söylemeye devam ediyor.

Halkların, inançların eşitliği ve özgürlüğü, ortak yaşamın demokratik bir düzende inşa edilmesi ile mümkündür. Emekçilerin haklarının korunması da ancak bu çerçevede olacaktır. Eşit yurttaşlık, sosyal devlet, sosyal adalet ve hakça paylaşım… Bizim temel aldığımız ilkeler bunlardır. Bu sistemin çeşitli makyajlarla devamı sağlanabildi ama artık bu değirmenin suyu bitiyor ve faturası yoksul halka çıkıyor. Aşımız elimizden alınıyor, soframız küçülüyor. Halkların eşitlik, inançların özgürlük, emekçilerin hakça paylaşım mücadelesi ile kadınların güçlü direnişi, gençlerin geleceklerine sahip çıkma azmi ancak mümkün kılabilir. O nedenle saydığımız bütün bu çevreleri, ötekileştirilen ve sömürülen her kesimi bir araya getirecek olan yolu birlikte inşa edebileceğimizi düşünüyoruz.

Savaş ve sömürü politikalarına şimdiden karşı çıkmalıyız

Seçim ne zaman gerçekleşir bunu çok dikkate almıyoruz. Seçime hazırlığımız vardır. Esas olan mücadeleyi bugünden kurmaktır. Bugün, şimdi hemen mücadeleyi ortaklaştıramazsak seçim zamanı geldiğinde yapacak fazla bir şeyimiz kalmayacak. Seçimleri bekleyerek dönüşüm gerçekleştireceğimiz yanılgısından uzak durmamız gerekiyor. Eşit ve özgür bir yaşam inşa etme fikrine dayanarak savaş politikalarına da sömürü ve talan politikalarına da bugünden karşı çıkmak zorundayız.

İktidar savaş politikalarıyla varlığını güvence altına almaya çalışıyor

Tezkereler yeniden Meclis’e sunuldu, Salı günü görüşülecek. Burada amacın ne olduğunu aslında herkes biliyor. İktidar savaş politikalarıyla varlığını güvence altına almaya çalışıyor. Tezkerelerin de buna hizmet edeceğini herkes görmeli. Savaş karşıtlığı ve barış için mücadele temelinde buluşma zorunluluğumuz var. Gelecek için umut, daha iyi bir ülke için umut vermeliyiz. Çağrılarımızı yeniliyoruz: İktidarın tezkere ve savaş oyunlarına hayır deyin. Buna şimdiden karşı çıkalım. Önümüze açabilecekleri maceralara şimdiden karşı çıkalım. Bu konuda uzlaşmazsak, temel hususları ortaklaştırıp bir irade ortaya koyamazsak eğer topluma yeni bir vaatte bulunma konusunda gerçekçi olamayız.

Özgür bir yaşam sürmeyi vaat ediyorsak, bu politikaların farkına varmalı ve hep birlikte karşı çıkmalıyız. HDP, gelecekte barışın inşasını toplumun bütün kesimleriyle müzakere ederek yapmakta kararlıdır. Müzakere ve diyalog yollarını açık tutarak barışı inşa edebiliriz. Demokratik geleceği birlikte kurabilir. Özgür bir geleceği birlikte kurabiliriz. HDP, önümüzdeki dönemin yapıcı aktörü olma hedefinde kararlıdır, samimidir. Bu kararını da bütün demokrasi güçleriyle, emek ve meslek örgütleriyle, ezilenlerle ve ötekileştirilenlerle birlikte kullanmayı amaçlamaktadır. Bu toplantının buna hizmet edeceğine inancımızı bir daha ifade etmek isterim.”

Paylaşın