İBB Başkanı İmamoğlu: Soylu, Rol Kapmaya Çalışıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu CHP Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamada “Öncelikle teftiş doğrudur. Bizler belediyeler olarak teftiş edilmekle olarak hiçbir sorunumuz yoktur. Belediyelerimiz teftiş edilmiştir ve edilecektir” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu “Yanlış giden bir takım hususları aktarmak isterim” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti;

“İçişleri Bakanlığı’nda oturan zat, 12 Aralık’ta TBMM’de açıklama yaptı. İBB’de 557 terörist olduğunu iddia etti. Her verisi yanlış olan bakana şunu hatırlatmak isterim; tam 2 hafta üstünden geçti. Bu 15 boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Hiçbir şey duymadık yaptıklarıyla ilgili.”

’15 Aralık’ta soruşturmaya izin verdim’

“İBB olarak, belediye başkanı olarak bir kısım işlemler başlattıklarını anlatan İmamoğlu şu ifadelerini kullandı;

“Devlet adabına uygun bir biçimde bu beyanı ciddiye alarak, 15 Aralık’ta teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa da soruşturmaya izin verdim. Dolayısıyla bu çalışmayı başlatmış olduk. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni verdiğini duyduk. Twitter’dan soruşturma izni verildiğine ilk kez şahit oluyorum. Uygulama böyle olmaz. Demek ki 15 gün sonra bir pazar akşamı böyle bir tweetle süreci başlatmak aklına geldi. Hanginiz sayı ile tespit yapıldıktan sonra teftiş yapıldığını duydunuz? Sayı veriyorsunuz, bunlar terörist diyorsunuz sonra teftiş başlatıyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı pazar günü konuştu, İstanbul ile ilgili siyaset dolu bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı’nın bu konuşmasından Sayın Bakan (Süleyman Soylu) rol kapmak istedi. İBB Başkanı olarak bu açıklamayı kınıyorum. Böyle bir sürecin uygulanması akıllara zarar.

Bir başka soruşturma açılması gereken kişinin ise 557 teröristin dışarda olmasına rağmen işlem yapmayan İçişleri Bakanı olması için Sayın Cumhurbaşkanı’na göreve davet ediyorum. Biz sıklıkta terörist ilan edildik, bu bir gündem yaratma çabası”

Paylaşın

Meteoroloji’den Üç Bölge İçin Sağanak Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Güney Ege kıyıları, Antalya’nın doğu kesimleri, Mersin’in batı ilçeleri, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir ve Kırklareli çevreleri için sağanak yağış uyarısında bulundu. MGM, kuvvetli yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin batı kesimlerinin çok bulutlu, Güney Ege kıyıları, Antalya’nın doğu kesimleri, Mersin’in batı ilçeleri ile Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir ve Kırklareli çevrelerinin sağanak yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Balıkesir’in batı kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. İç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor.

Hava sıcaklığı ülkemiz genelinde 1 ila 3 derece artacağı tahmin edilirken, rüzgarın ise genellikle güney ve güneybatı, güneydoğu kesimleri ile Akdeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Kırklareli ve Balıkesir çevrelerinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Balıkesir’in batı kesimlerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması beklenirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Güney Ege kıyılarının sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Antalya’nın doğu ilçeleri ile Mersin’in batı kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu, batısının yer yer çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis beklenirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölge genelinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis beklenirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin doğu kesimlerinde buzlanma ve don ile birlikte yer yer pus ve sis bekleniyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 20 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 20 bin 138 yeni vaka tespit edilirken, 173 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tedbirlere özenle uymak ve önemi artan hatırlatma dozunu aksatmadan yaptırmak gerektiği uyarımızı bir kez daha tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 351 bin 965 test yapılırken, 20 bin 138 yeni vaka tespit edildi. 173 kişi hayatını kaybederken, 21 bin 214 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantının ülkemizde de yayılmaya başladığı bilgisini dün kamuoyuyla paylaştık. Tedbirlere özenle uymak ve önemi artan hatırlatma dozunu aksatmadan yaptırmak gerektiği uyarımızı bir kez daha tekrarlıyoruz. Şartları lehimize çevirmek konusunda hepimiz tecrübe sahibiyiz.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan Dikkat Çeken İttifak Açıklaması

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu ırkçı, tekçi, soyguncu, talancı, yalancı düzene karşı büyük demokrasi ittifakını kurma hedefiyle yürüyoruz. Bu ittifakın öncülüğünü siz gençler yapacaksınız… Biz hedefi demokrasi ittifakı koyduk, bunun öncüsü siz olacaksınız. Sizin mücadeleniz ve kararlılığınız olacak. Demokrasi ittifakının yolunu sizler açacaksanız.” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Gençlik Meclisi’nin, “Şimdi Gençlik Zamanı” başlığıyla Diyarbakır’da düzenlediği 3. Olağan Kongresi’ne katıldı. Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Biz sizinle varız, sizinle yürüyoruz, siz bizim gururumuzsunuz. Direnen gençler sizleri canı gönülden selamlıyorum. Türkiye’nin ve Kürdistan’ın dört bir yanından bu salonu dolduran gençler. Şeref verdiniz, umut verdiniz, güç verdiniz. “HDP tabanının mecali kalmamıştır” diyenlere öyle bir cevap verdiniz ki; bir daha bu sözü ağızlarına alamayacaklar. Kürtler HDP’yi sevmiyor diyenlere, Kürdistan’ın dört bir yanından gelen siz gençler öyle bir tokat attınız ki bir daha yüzleri bu sözü söylemeye tutmayacaktır. Gençlik burada, dimdik ayakta, umut dimdik ayakta. HDP burada, dimdik ayakta.

Gençlik dimdik ayakta. Umut dimdik ayakta. Bu söz boş bir söz değildir. Siz genç yoldaşlarımızı, Gençlik Meclisi yönetici ve üyelerimizi sindirmek, korkutmak ve mücadeleden alıkoymak için başvurmadıkları kirli yöntem kalmadı. Kaçırmalar, gözaltına almalar, ajanlık teklifleri, ölüm tehditleri tek tek uygulandı gençlere. Gençler, Gençlik Meclisi yöneticileri ve üyeleri ve bütün gençler buna asla aldırmadılar. Taviz vermediler, teslim olmadılar. İşte buradalar, cevabı buradan veriyorlar.

“Hiç şüpheniz olmasın, kazanacağız çünkü direniyoruz”

Biliyorlar ki gençleri teslim alırlarsa bu toplumun özgürlük ve demokrasi umudunu da bitirirler. Biliyorlar ki gençliği sindirirlerse bu ülkede özgürlük barış eşitlik mücadelesini de engellerler. O nedenle en çok gençleri hedef alıyorlar. Bir de tabi ki gençlerden korkuyorlar. Korkmakta haklılar. Çünkü bu düzeni değiştirecek yürüyüşün öncüsü de kalbi de sizlersiniz, gençlerdir. Hiç şüpheniz olmasın. Kazanacağız çünkü haklıyız. Çünkü direniyoruz. Çünkü geleceğe kararlılıkla yürüyoruz.

Baskı yöntemleri sökmeyince, yozlaştırma yöntemlerini devreye sokuyorlar. Özellikle burada rejim kayyımlar yoluyla bütün bir şehri ama en başta gençleri teslim almak için çürütme ve yozlaştırma yöntemlerini her gün daha da derinleştirerek hayata geçiriyor. Gençleri fuhuşa, uyuşturucuya teşvik edecek her türlü alçakça yöntemleri kullanıyorlar. Evet gençleri polisle, mahkemeyle, tehditle, baskıyla teslim alamayınca çürütülerek yozlaştırarak yok etmek istiyorlar.

İşte buna karşı uyanık olmak zorundayız Çok ciddi mücadele yürütmek zorundayız. Kayyım politikaları sadece iradeyi teslim alma çabaları değildir. Sadece irade gaspı değildir. Aynı zamanda Kürt halkının ruhunu çalma girişimleridir. Gençliği yozlaştırma, çürütme ve böylece teslim alma rejimidir. Rejime karşı, kayyım rejimine karşı mücadele bütün bunları göz önünde bulundurularak topyekün yapılmalıdır. İrademizi, gücümüzü, onurumuzu, geleceğimizi korumak için kayyım rejimine her alanda mücadeleyi büyütme zorunluluğumuz vardır. Gençlik Meclisimiz zaten uzun süredir bu mücadeleyi yürütüyor. Bağımlılığa, uyuşturucu tuzaklarına karşı bir kampanya yürütüyor. Buna daha da fazla güç vermek lazım.

“Gençler faşist ideolojiye teslim olsun istiyorlar”

Bu ülkede gençlere uygun görülen yaşam itaatkar, uysal ve sadece kariyerizme mahkum olmuş bir yaşamdır. İstiyorlar ki tek tip bir gençlik olsun, bu iktidarın ırkçı, tekçi, faşist ideolojisine teslim olsun, kariyerini düşünsün, yandaş olsun böylece geleceğini kurtaracak diye düşünüyorlar. Oysa asıl gelecek özgürlüktedir, özgür yaşamdadır, onurlu yaşamdadır. O nedenle gençler, işsiz bırakılan bu ülkenin gençlerinin yüzde 20’sini oluşturan işsiz gençler, yoksulluğa, açlığa mahkum edilen gençler, üniversitelerde her gün baskı altında tutulan gençler, Kürdistan’da her gün baskıyla, polis zoruyla sindirilmek istenen, uyuşturucu tuzaklarıyla yozlaştırılmak istenen gençler, Ege’den Marmara’ya, Boğaziçi Üniversitesinden Karadeniz’in doğasını savunanlara kadar, gençler bir araya geldiğinde özgür ve demokratik bir ülkeyi inşa etmeyi hiçbir güç engelleyemeyecektir.

Bu ırkçı, tekçi, soyguncu, talancı, yalancı düzene karşı büyük demokrasi ittifakını kurma hedefiyle yürüyoruz. Bu ittifakın öncülüğünü siz gençler yapacaksınız. Siz gençler Marmara’dan Ege’ye, Kürdistan’ın her bir yerinden Türkiye’nin her köşesine, özgürlük, eşitlik isteyen gençler, özgür, laik, demokratik bir eğitim isteyen gençler, onurlu bir yaşam hedefleyen gençler sizler bir araya geldiğinizde bizim işimizi asıl sizler halledeceğiz. Biz hedefi demokrasi ittifakı koyduk, bunun öncüsü siz olacaksınız. Sizin mücadeleniz ve kararlılığınız olacak. Demokrasi ittifakının yolunu sizler açacaksanız.

“HDP’den, halktan korkuyorlar; o yüzden davalar açıyorlar”

HDP gençlik, kadın partisidir, ekoloji partisidir, bu ülkede güzel geleceğin adresidir. O nedenle HDP’ye saldırıyorlar. O nedenle bizi yok etmek için her yolu kullanıyorlar. Kobanî Kumpas Davasının amacı da budur. Bu fikriyattan korkuyorlar. Bu mücadele azminden, halkın sonsuz bağlılığından, kararlılığından korkuyorlar. O nedenle davalar açıyorlar. Kobanî Kumpas Davası diye boş bir davayla arkadaşlarımızı rehin tutuyorlar. Ama o salonlarda yargılayanlar rejimin hakimleri değil bizim yoldaşımızdır. Yoldaşlarımız bu düzeni yargılıyor ve mahkum ediyor.

Yoldaşlarımızı, mücadele eden onurlu duran herkesi zindanlara tıkıyorlar. Zindanları şimdi de ölüm evlerine, işkencehaneye çeviriyorlar. Oradaki amaç da belli. İradeyi kırmak ve teslim almak istiyorlar. Biliyorlar ki iradesiz bir insan onursuz hayata teslim olur. O nedenle Kürt halkının da Türkiye emekçi haklarının iradesini de teslim alarak onursuz bir geleceği dayatmak istiyorlar. Zindanlardaki mücadele de onur mücadelesidir, geleceğine, halkına sahip çıkma, layık olma mücadelesidir. O nedenle her türlü işkenceyi uyguluyorlar. Göz göre göre; bu kadar hasta mahpus varken, hayatı tehlike altına olan insanları zindanlarda tutmaya devam ediyorlar. Bu fiili idam cezasıdır. Güya idam cezasını kaldırmışlardır. Şimdi hasta mahpusları orada tutarak fiili idam cezası uyguluyorlar. Son bir ayda 7 cenaze geldi. Garibe Gezer yoldaş geldi.

Bunların uygulamalarına karşı Türkiye’de bütün hak savunucularının, demokrasi güçlerinin ses çıkarması, birlikte itiraz etmesi ve güçlü bir tepki göstermesi gerekiyor. Ortak mücadele şarttır, ortak yürüyüş kurtuluştur. Bu nedenle daha güçlü, daha kararlı, daha inançlı bir mücadele bizi bekliyor. Çünkü direnişten inşaya geçiyoruz. HDP, bu ülkede geleceğin eşitlik, özgürlük ve demokrasi üzerine kurulmasını sağlamak için yolları açmaya kararlıdır. Büyük barış projesinden söz ediyoruz. Bu ülkeye büyük barış projesini getirecek olan bizleriz. Öncülüğünü de gençler yapacaktır.

“Tecrit ülkeye yayılmak istenen rejimin bir örneğidir”

Büyük barışın yolunu tıkamak için her türlü yöntemi uygulayacaklar. Kutuplaştırma, düşmanlaştırma ve gerilim politikalarını halklar arasına, gençler arasına sokmaya çalışacaklar. Bunu boşa çıkaracağız. Büyük barış yürüyüşünü mutlaka sağlayacağız. Bu büyük barış yürüyüşünü engellemenin yollarından biri İmralı’daki tecrittir. Tecridin amacı barışı engellemektir. Tecrit savaş politikalarının derinleştirilmesinin bir simgesi ve şu an ülkeye yayılmak istenen rejimin de bir örneğidir. O nedenle bu büyük barış yürüyüşünde yürüyüşün öncülüğünü gençler, sorumluluğunu hepimiz taşıyacağız.

Gençlerin öncülüğünde hepinize düşen görev Kürt sorununda demokratik çözümün üzerine önce bu barışı, bunun da üzerine ülkenin bütün çatışma potansiyellerini, bunu besleyen geçmiş yaraları iyileştirecek, acıları iyileştirecek, büyük projeleri bizler ortaya koyacağız. Geçmişle yüzleşerek geleceği barış ve demokrasi üzerine kuracağız. HDP’ye saldırıların da amacı budur. Çünkü bu kadar büyük bir vaadi ve umudu koyan başka parti yoktur. Biz diyoruz ki kararlıyız. Demokratik siyasette ısrarcıyız. Demokratik siyaseti büyütmeye, bu yolda yürümeye azimliyiz. İsterlerse kapatma davaları açsınlar. Açtılar zaten. Şimdi kapatma davasıyla bizi yolumuzdan döndüreceklerin zannediyorlar. Büyük yanılıyorlar. Şimdi kapatma davasında esas hakkındaki savunma aşamasına geçildi. Biz savunmayı, hukuk ofisimizde, genel merkezdeki odalarda yazmayacağız, halkla, gençlerle, kadın hareketiyle, emekçilerle birlikte yapacağız. HDP’nin savunmasını meydanlarda, fabrikalarda, kampüslerde, tarlalarda yapacağız.

“HDP halk olduğu için yenilmiyor”

Bir savunma yazacağız, o kağıt olacak ama asıl savunmayı yapmak başkadır. HDP’yi savunma mücadeleyi büyütmektir. Burada yaptığımız gibi, salonlarda, meydanlarda, fabrikalarda, öğrencilerin yaşam alanlarında, üniversitelerde, işsiz gençlerle, bütün ezilen halklarla birlikte HDP’yi savunacağız, yaşatacağız, büyüteceğiz. Bu ülkeye umudun kaynağı olduğumuzu her adımda hatırlatacağız. Zaten HDP halk olduğu için yenilmiyor. Sizler olduğunuz için yenilmiyor. Onlar ne yaparsa yapsın bu güç burada olduğu için yenilmiyor. Bu hırsız ve soyguncu iktidar ülkenin bütün kaynaklarını talan ediyor ama en büyük hırsızlığı nedir biliyor musunuz gençlerin umudunu ve geleceğini çalmaktır.

HDP olarak biz öyle gençlere şunları vaat ediyoruz diye konuşma yapmayız. Bizim kimseye, gençlere vaat etme gibi bir yetki ve hakka sahip olduğumuzu düşünmüyoruz. Çünkü karar verecek olanlar gençlerdir. HDP’yi yönetenler gençlerdir. HDP’nin karar organlarında gençler olacak. Biz sizin öncülüğünüzde, sizin mücadele kararlılığınızla, sizin bize yüklediğiniz sorumluluğun hakkını vermeye çalışıyoruz. Veremezsek bizden hesap sorun. Bizi eleştirin, takip edin. Bize hata yaptığımız anda uyarıda bulunun. Gençler olmadan yanlış yola da sapabiliriz. Bizim en büyük denetçimiz sizlersiniz. Parti sizlersiniz arkadaşlar.

“İktidarı ilk seçimde göndereceğiz, yeni yaşamın yolunu açacağız”

Sizlerle bu ülkeye büyük barışı getireceğiz. Buna inanıyoruz. Bu hırsız ve soyguncu, talancı ve yalancı iktidarı ilk seçimde göndereceğiz. Korkuyorlar, sandığı getirmiyorlar. Gelmekte olanı görüyorlar. Gençlerin gücünü görüyorlar. Anketlerde de saklayamıyorlar. HDP’nin arkasında büyük bir gençlik var. Bu gençlik bu mücadelenin en dinamik tarafıdır. O nedenle  sandık geldiğinde bu gücü görecekler. Bu iktidar ilk seçimde gidecek, bunu sağlayacak olan biziz ve sizlersiniz. Bu ülkeye erken seçim gelsin diye, bu iktidar erken seçimi hemen şimdi yapsın diye çağrılarımızı da mücadelemizi de sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki ilk seçimde onları göndereceğiz. Yeni yaşamın yolunu açacağız. Bu ülkede büyük barışa, yeni yaşama, demokrasiye ve özgürlüğe giden yollarda anahtar bizdedir, sizdedir. Önümüze koydukları o paslanmış kilitlerini HDP olarak sizlerle beraber bir anahtar olup açacağız.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a Yanıt: Önce Konuşur Sonra Dediklerimi Yapar

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kendisine “At atabildiğin kadar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye olduğu gibi…” diye karşılık verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’dan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda kendilerini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a peş peşe yanıt geldi.

Önce Kemal Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar” dedi. Ardından Erdoğan’ın hayata geçirdiği kendi projelerini sıraladı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a cevabında şöyle yazdı:

“Ey Şahıs, Şanlıurfa’ya önerdiğim enerji modelini önce trollerinle kapatmak istedin; baktın olmuyor kendin geldin. Bugün 1 saat kürsüde beni anlatmışsın, anlat anlat. Beni takip etmeye devam et. Tekrar ediyorum, Şanlıurfa’nın taşlık arazisinde güneş enerjisinden elektrik üretilir.

Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye, 3600 ek göstergede yapacağı gibi… Şimdi de kadınları ve nafakayı konuşmaya başlamış. Koş Erdoğan koş, sana daha neler yaptıracak bu Bay Kemal!”

“İstanbul’a hizmet için çalışacağız”

Ardından Ekrem İmamoğlu Erdoğan “2,5 yılda yaptığımız yatırımlar ve hayata geçirdiğimiz projelerle İBB’de 21.500 kişiye istihdam sağladık. 2024’e kadar yeni yatırımlar ve projelerle Cumhurbaşkanımızın iddia ettiği rakamı, yani 45 bin kişiyi, İstanbul’a hizmet için istihdam etmek üzere var gücümüzle çalışacağız” sözleriyle karşılık verdi.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda İmamoğlu’na yönelik şöyle konuşmuştu:

“CHP belediyelerinde 15 bin kişiyi işten çıkarıp terörle bağlantılı 45 bin kişiyi işe aldı. Hani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde personel fazlası vardı? Utanmadan bana mektup gönderiyor, ‘Böyle bir şey yok’ diye. İBB’nin önünde hanımlarıyla beraber ağlayanların gözyaşlarını sen bize anlatma. Senin bütün yalanların orada tutuluyor. Bay Kemal ve onun müridi. Yenikapı’ya sıra sıra dizdikleri araçların daha fazlasını, 3-5 kat daha yüksek fiyatla belediyeye doldurdular. Belediyenin borcunu hiçbir iş yapmadan 23.5 milyar liradan 61 milyar liraya çıkardılar.”

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yönelikse şunları söylemişti:

“CHP Genel Başkanı Şanlıurfa’da belediyeyi vermeleri halinde elektriği bedava kullandıracakları sözünüz verdi çiftçiye. Hesap uzmanı bu zatın hesabı başlı başına felaket. CHP Genel Başkanı’na söylediklerinin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışalım. Her 1 megawatt güneş enerjisi üretimi için 15 dönüm arazi gerekiyor Bay Kemal. Yani 2 milyon 300 bin dönüm arazide 153 bin megawatt enerji üretilebilir. Yani bu zat Şanlıurfa’nın taşlı tarlalarında 99 yıllık birikimimizi 1,5 kat aşacak bir enerji gücü kurmaktan söz ediyor.

“Ülkemizin hali hazırdaki 8 bin megawattlık güneş enerjisi altyapısının 21 katının bir kalemde Şanlıurfa’da kuruyor. Peki böyle enerji gücü oluşturmak için ne kadarlık bir yatırım gerekiyor. Tam 125 milyar dolar gerekiyor. Adana’da böyle bir arazi yok demişti ya, öyle de değilmiş. Adana topraklarının neredeyse yarısı tarıma uygun olmayan taşlık araziymiş. Aynı yatırımı orada da yapmasında hiçbir mahsur yok. Tabi iş yalan. Bu yalanı söylemeye gelince dilin kemiği yok. At atabildiğin kadar. Ama yalanı rakamlarla söyleyince işte böyle hesap kitap devreye giriyor ve gerçekler gelip yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Hükümete ‘İşten Çıkarmalar 6 Ay Yasaklansın’ Çağrısı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Acilen işletmelere destek paketleri açıklansın” çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, çağrısında, “Ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” ifadelerine de yer verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama da şu ifadeleri kullandı;

“Günlerdir ev kadınları ile buluşuyorum. Ev kadınları, asgari ücretli eşlerinin işini kaybetmesinden korkuyorlar. Şimdi, asgari ücretlinin işini güvence altına almamızın zamanı.

Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Soros’ İddiası

Partisinin Osmaniye il kongresinde konuşan Babacan, “Mesele Soros değil. Haftanın düşmanı panosu. Oraya kimi koyuyorsa o hafta o düşman oluyor. Soros dese ‘para getireyim’, hemen dost olur. Daha önce BAE için hain demiyor muydu? Sonra ne oldu veliaht prens geldi devlet töreniyle karşıladı. ‘Denize düşen yılana sarılır’ diyorsan açıkla. Paraya çok ihtiyacın varsa açıkla. 5 yıl boyunca 84 milyon insanı bu ülkeye düşman belletin.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için ne yaptılar? Merkez Bankasına arka kapıdan döviz sattırdılar. Kendi vatandaşını dövizle borçlandırıyor. Bu yarınlara ipotek koymaktır. Erdoğan nas diye diye finansal sisteme baltayla, kazmayla dalmadan önce, dolar kuru 8,30 idi. Türk lirasının esamesi okunmuyor. Türk lirası kazanıp, Türk lirası harcayan vatandaşlar olarak, her gün batıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Babacan, konuşmasında, kur korumalı TL mevduatlarıyla ilgili olarak, “Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Osmaniye’de partisinin il kongresinde gündeme dair açıklamalarda bulundu Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Bu hafta başında yaptığınız açıklamalar Özal’ın kemiklerini sızlattı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz. Bu hatalı kararla yarınlarımıza ne denli büyük bir yük bırakılacağını şu an hesap dahi edemiyoruz.

Mevduat sahibi kişiler gidip dövizini Türk lirasına çevirdi mi? BDDK verilerine baktığımızda, o iki günde vatandaş 1 milyar 700 milyon dolar daha döviz almış. Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için Merkez Bankası’na arka kapıdan döviz sattırdılar. Sadece pazartesi ve salı rakamı 7 milyar dolar. Hâlâ rezerv yakarak doları baskılamaya çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yüksek faiz isteyenler Sorosçulardır” sözlerini Hazinenin borçlanma faizi grafiğini ve George Soros ile Erdoğan’ın fotoğrafını yayınlayarak yanıtlayan Babacan şunları söyledi:

“Faizci kim? Eylülde Hazine’nin borçlanma faizi yüzde 17 iken şu anda yüzde 25,16. Hazine yüzde 25’ten borçlandığı anda bunu beş sene boyunca ödeyecek. Mesele Soros değil, haftanın düşmanı panosu. Bir tane pano asmış, üstünde ‘Haftanın düşmanı’ yazıyor. O panoya isterse onu yazıyor. Bu haftanın düşmanı Sorosmuş. Fakat Soros çıkıp ‘5-10 milyar dolar para getirsem’ dese hemen dost olur. Soros’la defalarca görüşen de, Hazine’nin borçlanma faizini eylülden bu yana 17’den 25’e çıkartan da kendisi.

Nasıl Birleşik Arap Emirlikleri ‘Para getireceğim’ deyince devlet töreni düzenlediyse, Soros ‘Bir miktar para getireyim’ desin, onu da güzel bir törenle karşılar. Ülkenin ekonomisini zayıflatırsanız, boynunuz böyle bükük olur. Başka ülkelerden para gelsin diye çırpınıp durursunuz. Bizim dönemimizde yatırımcılar kuyruğa giriyordu.

Ben Hazineden sorumlu bakan olduğum gün Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi yüzde 66 faiz ödüyordu. Bunu ta yüzde 4 buçuğa kadar indirdik. Sorsa, ‘Siz zamanında nasıl yapmıştınız?’ dese seve seve anlatırız. Ama artık kulaklar ve zihin kapalı.

“Krizlerden yine biz çıkaracağız”

Daha evvel bu ülkeyi ekibimizle beraber, hem 2002’de hem de 2009’da nasıl krizlerden çıkarttıysak yine biz çıkaracağız. Daha evvel nasıl ki ortak akıl ve istişare ile ülkemizi yoksulluktan kurtardıysak, yine biz kurtaracağız. Küçük adımlarla değil, büyük atılımlarla yapacağız. Daha güzel, daha mutlu, daha özgür, daha zengin tam demokratik bir Türkiye inşa edeceğiz.

Hiç kimse, bu ülkenin sorunlarının çözümünü, kaba kuvvette falan aramasın. Hiç kimse halkın iradesiyle inatlaşmasın.  Hele hele vesayet odaklarından medet umanlar var hiç heveslenmesin.Biz vesayetçilerin yönetimine de bir daha asla geçit vermeyeceğiz. Bu ülkenin çaresi ne bugünkü kötü yönetimdir ne de geçmişin vesayetçi aklıdır. Türkiye’nin sorunlarını demokrasi zemininde konuşarak çözeceğiz.

Bugünkü yönetim, tarımda Rusya’dan aldığı ürünlere verdiği desteği, yani Rus çiftçilerine verdiği desteği kendi çiftçilerimize vermiyor. Gıda gibi stratejik alanda dışarıya bağımlı olduk. Çünkü çiftçimizin sesi Külliye’ye ulaşmıyor ama ithalat lobileri oraya çok kolay ulaşıyor. Büyük miktarda alıp satıyorlar. Çok büyük rant var. Üstelik herkese izin verilmiyor. Önceden belli kişiler kapıyı açıyorlar, ithalatı yapıyorlar, geri kapatıyorlar. Kimin kaçtan ithal edeceği belli. Tarımda çok kuvvetli bir ithalat lobisi var.”

Paylaşın

Sancar: İktidarlarını Devam Ettirmek İçin Ülkenin Kaynaklarını Satıyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Şanlıurfa’da partililere yaptığı konuşmada, “Bu iktidar halkı alenen soymaktan en ufak bir haya duymuyor. Önce dövizi fırlattılar, şimdi “indiriyoruz” diye halkın kaynağını bir avuç sermayedara peşkeş çekiyorlar, kapı arkasından bu ülkenin kaynaklarını satıyorlar ve bunu da bir başarı hikayesi olarak sunuyorlar. Oysa yapılan şey, bu ülkenin yoksul halklarını daha da yoksullaştırmak, emekçisini açlığa mahkum etmek, işsizlerini ölüme göndermektir. Çünkü bu ülkenin, halkın kaynakları soyuluyor. Bunun tek bir nedeni var, iktidar bunu yaparken tek bir derdi var; iktidarını devam ettirmek! “Ülke batsın benim iktidarım devam etsin” diyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında, yapmayı planladıkları mitinge Şanlıurfa Valiliği tarafından izin verilmediğini söyleyen Sancar, “Biz halkımızla buluşmaktan vazgeçmeyiz, hiçbir güç halkla buluşmamızı engelleyemez. İşte sizinleyiz, Urfa’dayız. Biliyorlar bu toplantımızı meydanda yapabilseydik binlerce, on binlerce Urfalı burada olacaktı. Ama buradan sesimiz on binlere de milyonlara da ulaşır. Yeter ki biz kararlı olalım” dedi.

Sancar, konuşmasının devamında, “Şenyaşar ailesine yapılanlar. Zulmün büyüğü yapıldı, herkesin gözleri önünde, üç insan hunharca katledildi, herkes seyrediyor. Devlet, savcılar seyrediyor. Üstüne üstlük ailemize saldırıyorlar. Bu adaletsizliğin ötesinde kara bir zulümdür. Şenyaşar ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Şanlıurfa’da partisinin düzenlediği halk buluşmasına katıldı. Buluşmada konuşan Sancar şunları söyledi:

“Miting için hazırlık yapmıştık, önce Suruç’ta hazırlık yapmıştık, bunu kabul etmediler, Urfa’da yapmak için seçtiğimiz yeri de iptal ettiler. Asla hiçbir güç halkla buluşmamızı engelleyemez. İşte sizinleyiz, Urfa’dayız, birlikteyiz. Biliyorlar meydanda yapsaydık bu mitingi binlerce, on binlerce insanımız burada olacaktı. Şimdi sesimiz on binlere de, yüzbinlere de, milyonlara da ulaşır! Yeter ki biz kararlı olalım ve yolumuzda dik yürümeye devam edelim.

Şimdi adalet zamanı, şimdi HDP zamanı” diyoruz. Öyle bir şehirdeyiz ki medeniyetlerin beşiği, kültürler diyarı insanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlayan derin köklere sahip bir medeniyet diyarındayız. Tarımın, zanaatın ve pek çok güzelliğin üretildiği bir şehirdeyiz. Bırakılsa Türkiye’nin 3’üncü büyük şehri olan Urfa, bu ülkeyi besleyecek kadar verimli topraklara sahip. Ama Urfa bu ülkenin işsizliği, yoksulluğu en yüksek şehirlerden biri. İşte adaletsizliğin en büyüğü budur, en büyük adaletsizlik burada başlıyor. Ekmekten, aştan, kendi toprağından, suyundan yararlanmasına izin verilmeyen bir halka yapılan şey adaletsizlik ve zulümdür. Bu ülkenin pek çok yerine en çok mevsimlik işçi gönderen şehirlerden biridir. Mevsimlik işçilerin hangi şartlarda çalıştığını da biliyoruz, bu da adaletsizlik!

“Şenyaşar Ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir”

Şenyaşar Ailesi! Ferit kardeşim yanımda. Emine Anamız gelemedi. Biz her zaman her şart altında oradayız, onlarlayız. Adaletsizliğin zulüm boyutuna vardığı bir örnektir Şenyaşar Ailesine yapılanlar. Zulmün büyüğü herkesin gözü önünde, 3 insan hunharca katledildi, herkes seyrediyor, devlet seyrediyor, savcılar seyrediyor ve üstüne üstlük ailemize saldırıyorlar. Bu adaletsizliğin ötesinde kara bir zulümdür ve şimdi Emine Ana Ferit kardeşimizle birlikte adliye önünde oturuyor. Belki bugün bu şartlarda, bu soğukta orada değil ama bu nöbet devam edecek, adaleti haykırmaya devam eden tek bir kişi kalıncaya kadar devam edecek. Biz bir kez adaleti haykırmaya başladık mı yüzbinler, milyonlar bu sesi duyacak. İlk oturduklarında belki tek başınaydılar, ama şimdi sesleri Türkiye’nin her yerine yayıldı. Bu dava bizim davamız, bu ses bizim sesimizdir. Şenyaşar Ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir. Eğer burada dayanışma göstermekten kaçınan olursa bu onur sınavında kalacaktır ve bu onların alnına kara bir leke olarak sürülecektir. Ama adalet mücadelesi er ya da geç amacına ulaşacaktır.

“Adalet mücadelesi için sonuna kadar yürümeye kararlıyız”

Adalet nedir? diye sorarsanız ciltlerle kitap yazılmış ama geçenlerde Emine Ana güzel bir söz söyledi: “Adalet yoksa ekmek de yoktur”. Daha nasıl anlatılır. Eğer bir ülkede adalet yoksa ekmek de olmaz, huzur da olmaz, barış da olmaz. O nedenle adalet mücadelesi hem iş, aş, ekmek mücadelesidir hem barış ve özgürlük mücadelesidir, hem de onur mücadelesidir. Şenyaşar Ailesine yapılanlar, hepimize yapılmıştır. Sessiz kaldığımız müddetçe hepimiz bu adaletsizliğe maruz kalacağız. Kararlıyız, bunu durduracağız. HDP bunun için vardır, HDP bütün halklarla birlikte adaleti bu ülkeye hakim kılmak için vardır. O nedenle, zulüm arttıkça mücadele yükselecek. Zulmü artan yönetici mutlaka zeval bulacak, ama bunun olması için o zevalin gerçekleşmesi için kararlı bir mücadele gerekiyor. İşte biz bu yoldayız, adalet mücadelesindeyiz ve bunda sonuna kadar yürümeye kararlıyız.

“Hz. İbrahim’in inançlı ruhunu bütün ülkeye yayacağız”

Değerli Urfa halkları, bu konuşmayı Kürtçe ya da Arapça da yapabilirim. Buradan bütün Türkiye’ye ye konuşuyoruz ve bu 3 dil de  benim gönlümdedir. İşte Urfa bu kardeşliğin ve birlikteliğin kalesi olacaktır, halkların ortak mücadelesinin, ülkeye adaleti getirdiği başlangıç noktası, kale ve zirve olacaktır Urfa. Buna inanıyoruz. Çünkü buradan çok zalimler geçti, Nemrutlar geçti, ama Hz. İbrahimler de buradan geçti. Hz. Eyüp’ün sabrı var, ama Hz. İbrahim’in inançlı ruhu da var burada ve biz bu ruhu bütün ülkeye yayacağız.

Zulüm cezaevlerinde devam ediyor. Cezaevleri ölüm evleri haline getirildi, tecrit bu ülkenin yönetim sistemi haline dönüştürüldü. Hem tecride hem de cezaevlerindeki ölümlere, infazlara karşı adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Biliyorsunuz hasta mahpusları bütün raporlara rağmen bırakmıyorlar. Son bir ayda 7 cenaze çıktı. Bu idam cezasının fiilen uygulanmasıdır, bu yargısız infazdır, kirli bir intikam oyunudur. Şimdi diyoruz ki Aysel Tuğluk arkadaşımıza, bütün hasta mahpuslara adalet zamanıdır, onlar için adaleti haykırmaya devam edeceğiz ve özgürlüğü bu topraklara mutlaka getireceğiz.

“Roboskî’ye bombaya atan da öldürme emri veren de katildir”

Adalet mücadelesinin devam ettiği bir kanlı katliamın yıl dönümündeyiz. 28 Aralık’ta Roboskî’nin 10’uncu yılı oluyor. Ve Roboskî’de katledilen 17’si çocuk 34 can için adaletsizliğin her türü bu ülkede yaşandı. Katletme zaten büyük bir cinayet, ama davada sanıkları failleri, faillere emir verenleri ortaya çıkarmamak da suç ortaklığıdır. Kim ki Roboskî’de bombaları attıysa, o insanları öldürdüyse katildir, ama o insanları öldürme emrini verenler de o emirleri verenlerin ortaya çıkarılmasını engelleyenler de o katliamın hesabının sorulmasının önünü tıkayanlar da suç ortağıdır. Adalet mücadelesi bütün faillere ve suç ortaklarına karşı büyük bir mücadeledir. Roboskî’den Şenyaşar Ailesine, Maraş Katliamı’ndan bu ülkeye yaşatılmış daha pek çok acıya kadar davamız adalet davasıdır. Bu ülkede yaraları sarmak, geleceği özgürlük ve barış üzerine inşa etmek için varız, yaraları sarmak için de mutlaka yüzleşmek gerekir. Yüzleşmek demek, bu acıların kaynağına inmek demektir, bu sistemi işleten ve büyüten anlayışı sorgulamak demektir. Bütün bunlarla hesaplaşma olmadan, yüzleşme yapılmadan bu ülkede geleceği barış ve demokrasi üzerine kurmak mümkün değildir. Biz hesap soracağız derken bütün yaraları sarmak için bu sistemin bu işleyişini, bu zihniyeti sona erdirmek istiyoruz, ama katilinden de katliam emrini verenden de yargı önünde mutlaka hesap sormak görevimizdir. Elbette bunun da peşinde olacağız, ama esas peşinde olduğumuz yaraları sardığımız büyük barışı getirmektir. Bu büyük barışı getirdiğimizde adalet de işleyecek, demokrasi de kurulacak, adalet ve özgürlük de olacak, Garibe Gezerlerin de hesabı sorulacak, Deniz Poyrazların da rüyaları, düşleri hayalleri mutlaka gerçeğe dönüşecektir.

“İktidarlarını devam ettirmek için ülkenin kaynaklarını satıyorlar”

Zulüm iktidardadır, bu iktidar bir zulüm yönetimi oluşturmuştur. Ekonomiye çok fazla girmek istemiyorum. Son zamanlarda yaptıkları işlere bakarsanız kime çalıştıklarını kendilerinin de açıkça gizleyemez hale geldiğini görürsünüz. Hazine ve Maliye Bakanı gelmiş, bu iktidarın zihniyetini saklamaya gerek görmüyor ya da artık saklanacak boyutları aştı gitti. Diyor ki “senin bir maaşın var, en fazla enflasyonun altında ezilirsin ama bizim servetimizi ve zenginliğimiz gider” diyor. Bu iktidar halkı alenen soymaktan en ufak bir haya duymuyor. Önce dövizi fırlattılar, şimdi “indiriyoruz” diye halkın kaynağını bir avuç sermayedara peşkeş çekiyorlar, kapı arkasından bu ülkenin kaynaklarını satıyorlar ve bunu da bir başarı hikayesi olarak sunuyorlar. Oysa yapılan şey, bu ülkenin yoksul halklarını daha da yoksullaştırmak, emekçisini açlığa mahkum etmek, işsizlerini ölüme göndermektir. Çünkü bu ülkenin, halkın kaynakları soyuluyor. Bunun tek bir nedeni var, iktidar bunu yaparken tek bir derdi var; iktidarını devam ettirmek! “Ülke batsın benim iktidarım devam etsin” diyor. İşte bunun için Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarını daha önce çarçur edip bir avuç yandaşa peşkeş çektiren “nerede o para?” diye soruyorsunuz, bin tane çelişen cevap veriyorlar, bir tane doğru var. Bu kaynaklar halkın kaynaklarıydı, yandaşlara, rantiyeciler peşkeş çekildi. Son yapılan ekonomi operasyonunda da aynı mantık geçerlidir. “Benden sonra tufan” anlayışı iktidarın bütün yaptıklarının temelinde yatıyor. “Ülke batsın, ben iktidarda kalayım, halk yoksullaşsın ben ve yandaşlarım daha da zengin olalım, rantiyeciler, sömürücüler daha da palazlansın” diyorlar.

“İktidar zulmüne devam ettikçe karşısında dirençli bir HDP bulacaktır”

İşte  ekonomi modeli diye karşımıza getirdikleri şey, bu dövizin indirilmesi diye başarı olarak anlattıkları yalan da tam olarak bu. İşte buna da karşı çıkacağız, bu da adaletsizliğin en büyüklerindedir. Bu adaletsizliğe karşı da mücadelemiz büyüyerek devam edecek. Bu iktidar zulmüne devam ettikçe karşısında dirençli bir HDP ve halkların ortak mücadelesini bulacaktır. Bu ülkenin demokrasi isteyen, emekten yana, özgürlükten yana tüm insanların ortaklığını yaratacak güç olarak HDP, bu iktidarın korkulu rüyasıdır. Onun için her gün operasyonlara maruz kalıyoruz, gözaltılar, tutuklamalar, davalar açılıyor, mitinglerimiz engelleniyor; ama hiç bir güç bizi yürüyüşümüzden adalet barış, özgürlük yürüyüşümüzden alıkoyamıyor. Yürüyoruz, büyüyoruz, daha da büyüyeceğiz. Bu ülkeye adaleti de, barışı da, demokrasiyi de getirmenin öncülüğünü yapacağız! Bu iktidarda zulüm varsa bizde de mücadele kararlılığı var. Zulüm bitecek adalet gelecek!

“Şimdi adalet zamanı derken aynı zamanda şimdi seçim zamanı diyoruz”

Şimdi adalet zamanıdır, istedikleri kadar oyun oynasınlar, halktan kaçsınlar er ya da geç seçim sandığı bu halkın önüne gelecek. Her ne kadar 2023’ten önce seçim olmaz dese de AKP Genel Başkanı inanmayın. Zorlayacağız; ille de erken acil seçim demeye devam edeceğiz. Güveniyorlarsa kendilerine getirsinler sandığı halkın önüne koysunlar, hakemliği halk yapsın. Ama korkuyorlar. Bu sandığı halkın önüne bir an önce getirmek gerekiyor. Bunun için girişimlerimizi meydanlarda, fabrikalarda tarlalarda sürdürüyoruz. Diğer partilerle bu görüşmeleri yapıyoruz. Bu çalışmalarımızı mücadelemizi devam ettireceğiz. Adalet sadece seçimlere bağlanabilecek bir mesele değildir, bir seçimden bir seçime hatırlanacak bir mücadele değildir. Adalet mücadelesini her an yürütme mecburiyetimiz var. Ama seçim de hesap sorma günüdür, halkın hesap sormak için kullanabileceği en büyük imkanlardan biri. Şimdi adalet zamanı derken aynı zamanda şimdi seçim zamanı diyoruz. Hemen seçim, derhal seçim bu iktidar her yerden bu halka hesap verecek, en büyük hesabı da sandıkta vereceğiz. Halkın keseceği faturayı da bir tokat gibi yiyecek, bunu biliyoruz. Halk öyle bir cevap verecekti, bir daha böyle bir zulüm düzeni, baskı olmasın diye cevap verecek. O cevabı bizle her gün halklarımızla, emekçilerle buluşarak bunun mücadelesini vererek sürdüreceğiz.

“Büyük barışı kurmak için adaleti ve demokrasiyi getirmek için varız”

Bu ülkenin kaynaklarını en fazla harcadıkları yer neresi biliyor musunuz? Savaş politikaları. Bu ülkede Kürt sorununa çözümsüzlükle yaklaşmak iktidarları çökertir, bunu hep söyledik ama bu ülkeyi de her zaman daha fazla baskıya, acıya sürükler dedik. Bu ülkede refahı artırmak, acil bölüşmek, adalet ve eşitlik üzerine kurulu bir gelecek inşa etmek için Kürt sorununda demokratik çözüm şarttır. Demokratik çözümün önünü tıkayan iktidarlar eninde sonunda gider ama bu ülkeye de büyük zararlar verirler. İşte biz HDP olarak büyük barışı Kürt sorunun demokratik çözümü başta olmak üzere bütün diğer adalet meselelerini çözmek için yoldayız. Büyük barışı kurmak için adaleti getirmek için bu ülkeye huzuru, demokrasiyi getirmek için varız. Sadece bu ülkeye değil, barış ancak halkların eşit ortaklığı, barış demokrasi ve adaletle gelir. O nedenle şimdi HDP zamanıdır. Bu ülkeye de Ortadoğu’ya da bu bölgeye de barış HDP fikriyatı ve mücadelesiyle gelecektir, adalet bizlerle gerçekleşecektir. Bunu biliyoruz buna inanıyoruz, Urfa bunun en büyük örneğini vermeye hazırlanıyor. Sessizliği Hz Eyüp’ten miras aldığı o sabırdandır. Ama kararlılığı da bu topraklarda yetişmiş sayısız mücadele insanından aldığı ilhamdandır.

“Bu iktidar  kaybedecek bizler kazanacağız”

Sevgili İbrahim Ayhan yoldaşımız ona da bin rahmet ve hasret gönderiyoruz. Bu mücadelede kaybettiğimiz bütün arkadaşlara, rehin tutulan, sürgüne gönderilen bütün dostlara selam olsun. Bu adaletsizliğin ve zulmün hesabı sorulacak. Rehin tutulan arkadaşlara, sürgünde bulunan yoldaşlara özgürlükte buluşma sözünü veriyoruz. Barış ve demokrasi yakındır, yeter ki bu yolda yürümekte zerre tereddüt etmeyelim. Yolumuzda kararlılıkla yürüyelim. İnancımızı her daim diri tutalım. Zulüm kaybedecek adalet kazanacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın bu iktidar kaybedecek bizler kazanacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’ın Görevini Yapış Tarzına Destek Yüzde 38.6’a Düştü

Metropoll Araştırma’nın son yaptığı ankete göre, seçmenin yüzde 57,2’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevini yapış tarzını onaylamıyor. Anket 11-15 aralık tarihleri arasında 28 ilde 1514 kişi ile yapıldı.

Haber Merkezi / Metropoll Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı Aralık 2021 anketine göre, seçmenin yüzde 57,2’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylamıyor.

Metropoll Araştırma, “Türkiye’nin Nabzı Kasım 2021” anketine katılanlara, “”Genel olarak düşündüğünüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylıyor musunuz?” diye soruldu.

Ankete katılanlardan yüzde 38,6 ‘sı “Evet, onaylıyorum” cevabını verirken, yüzde 57,2’i ise soruyu “Hayır, onaylamıyorum” şeklinde yanıtladı. Yüzde 4,3’lük kesim ise herhangi bir fikri ya da cevabı olmadığını ifade etti.

Metropoll araştırma şirketinın yayınladığı veriler, Türkiye genelinde 26 bölgeyi esas alan 28 ilde tabakalı örnekleme ve ağırlıklandırma yöntemi ile 11-15 Kasım tarihleri arasında toplam bin 514 kişi ile yapılan ankete dayanıyor.

Metropoll Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı Kasım 2021” anketine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylayanların oranı yüzde 39,3, onaylamayanların oranı yüzde 54,5’ti. Yüzde 6,2’lik kesim ise herhangi bir fikri ya da cevabı olmadığını ifade etmişti.

Paylaşın

İdam Edilen Hıdır Aslan’ın Fotoğrafını Paylaşmaya Soruşturma

25 Ekim 1984’te Burdur Kapalı Cezaevi avlusunda idam edilen Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak “terör örgütü propagandası” sayıldı. Arslan’ın fotoğrafını paylaşan SOL Partili Murat Güzel hakkında soruşturma başlatıldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Ankara’da SOL Parti Keçiören İlçe Başkanı Murat Güzel’e, Türkiye’de idam edilen son kişi olan Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaştığı için “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Güzel, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifade verdi. Güzel’e 12 Eylül’de idam edilen Mustafa Özenç, İlyas Has ile Türkiye’de idam edilen son kişi oan Hıdır Aslan’ın fotoğraflarını, sosyal medya hesabında neden paylaştığı sorulduğu bildirildi.

68 gençlik hareketi liderlerinden, 4 Kasım 2014 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden düzenlenen törenle cenazesi kaldırılan Nasuh Mitap’la ilgili paylaşımı yeniden paylaşması da Güzel’e sorulan sorular arasında yer aldı.

Soruşturma evrakında, “Terör örgütü propagandası, Devrimci Yol örgütü propagandası yaptığınız anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Güzel, ifadesinde; “paylaşımları suç işlemek amacıyla yapmadığını” ve söz konusu paylaşımların “ifade özgürlüğü kapsamında” olduğunu belirtti. Güzel, “Kaldı ki bu paylaşımlar kamuoyuna açık binlerce insanın ulaşabileceği aynı zamanda beğenerek paylaşımda bulunulan fotoğraflardır” dedi.

SOL Parti Keçiören İlçe Örgütü’nden yapılan yazılı açıklamada ise soruşturmaya tepki gösterildi. Açıklamada, “Terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla açılan soruşturma bir işgüzarlıktan başka bir şey değildir” denildi.

“Açıklamaya dahi gerek duyulmayacak kadar aleni gerçek şudur ki, geçmişte kaybettiğimiz devrimcileri anmak asla suç olamaz, suç sayılamaz, terörle anılamaz” ifadelerine yer verilen açıklamada, Murat Güzel’e yönelik soruşturmanın davaya dönüştürülmeden kapatılmasının beklendiğini belirtildi.

Paylaşın