İBB’ye Yönelik Teftiş Sonrası CHP’de Kayyuma İhtimal Verilmiyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik, “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler” üzerine özel teftiş başlatmasının ardından CHP yönetimi, izlenecek yöntemi masaya yatırdı.

Partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde “Büyükşehir Belediye Başkanları buluşması” çerçevesinde Ankara’da bulunan 10 belediye başkanı ile görüşen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın bu girişimleri karşısında “sakin olmaları ve aynı hızla çalışmalarını sürdürmelerini isteyerek, “İktidar gitme telaşında, bunun için her şeyi yapabilirler, biz işimize bakalım” mesajı verdi.

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarını görevden almaya cesaret edemeyeceğini belirterek, “Dilerim akıllarından bile geçirmezler” dediği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik başlattığı “özel teftiş” başlatmasının ardından gözlerin çevrildiği CHP’de bugün yoğun bir trafik yaşandı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu önce, her ay yapılan “Büyükşehir Belediye Başkanları” toplantısı için Ankara’da bulunan belediye başkanlarını kabul etti.

Büyükşehir belediye başkanları toplantısının, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 102. Yıldönümü olması nedeniyle 27 Aralık’ta Ankara’da yapılması kararlaştırılmıştı. Görüşmenin İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş başlatması sonrasına denk gelmesi nedeniyle ilk sıradaki gündem maddesi de bu konu oldu.

Görüşmeye Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği programına katılmak için İzmir’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ağırlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer dışında 10 büyükşehir belediye başkanı katıldı.

Edinilen bilgiye göre görüşmede Kılıçdaroğlu, İBB’ye yönelik kararı “kaybetme telaşı” olarak yorumladı ve “Gitmemek için her şeyi yaparlar. Ama sakin olmamız lazım, sizler aynı hızla çalışmaya devam edin. Herkes işine bakacak, böyle durumlarda yan yana olduğumuzu göstermemiz gerekiyor” görüşünü dile getirdi.

“Kayyuma ihtimal verilmiyor”

Kulislerde İBB’ye yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

Görüşmeye katılan bir belediye başkanı “Kayyum asla olmaz. Buna kimse cesaret edemez. Hepimizin ortak görüşü bu” dedi. Bazı belediye başkanları da göreve geldiklerinden bu yana mülkiye müfettişlerinin belediyede olduğuna dikkat çekerek, “Biz hiçbir denetimden korkmuyoruz. Sadece tarafsız, bağımsız, vicdanı ile çalışacak, işini yapacak müfettişler lazım” görüşünü dile getirdi.

“Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka yol var mı?”

Bu görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanan MYK’da da İBB’ye yönelik teftiş kararı ve iktidarın CHP’li belediyelere yönelik olası hamleleri ve buna karşı partinin alacağı tutum ele alındı.

Toplantıda AKP’nin CHP’yi “itibarsızlaştırma ve terörle ilişkilendirme” çabası içinde olduğu ve bunun devamında da benzer girişimlerin gelebileceği yorumu yapıldı. İktidarın belediyeleri terörle veya rüşvetle irtibatlandırma girişimleri karşısında, hukuki delillerle bunların çürütülmesi ve kamuoyuyla da her zeminde bu bilgilerin paylaşılması görüşü benimsendi.

İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir gibi diğer belediyelere yönelik de çeşitli iddiaların gündeme getirilebileceği, hatta Buca belediyesine yönelik operasyon, Adana’da Ceyhan Belediye Başkanı’na yönelik rüşvet suçlaması, Yalova Belediyesi’ne operasyon gibi bundan sonra bazı ilçe belediyelerine yönelik de operasyonlar yapılabileceği görüşü dile getirildi.

Bir parti yöneticisi, Adana Ceyhan Belediye Başkanı’nın bir ses kaydı gerekçe gösterilerek, “rüşvet iddiasıyla” görevden alındığını belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

“Altı ay sonra belediye başkanımızın avukatları bu kaydı dinletti. Evet konuşmada bir rüşvet geçiyor, ama ses belediye başkanımıza ait değil. Sonra belediye başkanımız tahliye edildi, ama görevine iade edilmedi. Bu belediye başkanımıza karşı bir itibar suikastiydi.

“Hukuk dışında başka mücadele zemini yok. Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka kullanacak yolumuz var mı? Gideceğimiz yer adalet mekanizması olacak. Eninde sonunda yaptıkları ayaklarına dolaşıyor. Biz bunların peşine takılmayacağız. Yolumuzda yürüyeceğiz, özgürlük ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. İşi kişiselleştirmeyeceğiz. Faşizme karşı mücadele demokratik ve hukuki olmak zorunda. Biz hukuki zeminleri kullanarak, yapılanları ifşa edeceğiz.”

Paylaşın

Sancar, Buldan ve Davutoğlu’ndan Erken Seçim Çağrısı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, muhalefet partilerini ziyaretleri kapsamında bugün Gelecek Partisini ziyaret ederek Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ile görüştü. Buldan ve Sancar görüşme sonrası Davutoğlu ile birlikte ortak bir basın toplantısı yaptı.

Haber Merkezi / Mithat Sancar ve Pervin Buldan, “Türkiye toplumunun erken seçime ihtiyacı var” derken, Davutoğlu da ziyaretleri için Buldan ve Sancar’a teşekkür ederek, “Demokrasiler, farklı görüşlere, vizyonlara sahip partilerin diyalog kurabilmesi, karşılıklı olarak görüşlerini tartışabilmesi açısından bir özgürlükler rejimidir. Meşru siyaset zemini içinde olan bütün partiler, Meclis’te temsil edilsinler, edilmesinler bu müzakerelerde bulundukça ülke huzura kavuşur” diye konuştu.

“Türkiye toplumunun bizden beklentilerini konuştuk”

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın açıklamasından satır başları şöyle;

Sayın Başkan ve heyetine teşekkür ediyoruz. Kıymetli bir görüşme gerçekleştirdik. Yaklaşık 2 saatlik bir görüşme yaptık. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve bu durumla birlikte Türkiye toplumunun bizden beklentilerini konuştuk.

Ekonomik krizle birlikte Türkiye toplumunun büyük bir beklenti içinde olduğunu konuştuk. Muhalefet partileri olarak bir araya gelip seçim dönemine kadar istişare ederek bu süreci nasıl yürüteceğimize dair görüşlerimizi paylaştık. Bugün Türkiye’nin en önemli ihtiyacının bir erken seçim olduğunu ifade ettik. Bu talebimizi Gelecek Partisi ile de paylaştık.

Yarın yapacağımız ziyaretlerde de genel başkanlara ifade edeceğiz. Biz de “hemen acil seçim” diyoruz Türkiye’nin bu mevcut durumdan kurtulabilmesi için. Ancak, erken seçimin olacağı tarihe kadar da bir geçiş dönemine ihtiyaç var. Çünkü bugün Türkiye’de demokrasinin, adaletin, hukukun olmadığı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreçte mağdur olan Türkiye halklarıdır. AKP-MHP hükümeti gündem değiştirmeye çalışsa, bir erken seçimi gündemine almasa ve ekonomik krizi gündem olmaktan çıkarsa bile Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı var.

Türkiye halklarının içinde olduğu durumu konuşmak ve dertlerine çare olmak zorundayız. Bütün muhalefet ve kamuoyuyla paylaştık, buradan bir çıkış noktası aramak gibi bir sorumluluğumuz var. Ve bu sorumluluk gereği buradayız ve bu konuları konuştuk. Bir kez daha kendilerine bizi ağırladıkları için teşekkür ediyoruz.

“Bizler toplumun tüm kesimleriyle diyalogu esas alıyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Sancar’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

Sayın Davutoğlu ve heyetine bu kapsamlı istişare imkanını sundukları için teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin ihtiyacının diyalog olduğunu, demokratik mekanizmaların en azından muhalefet arasında tereddütsüz işlediğini göstermek istiyoruz. İktidar demokratik işleyişi boğma hedefini ısrarla sürdürüyor ve bu konuda da hiçbir kural tanımıyor. Bizler toplumun tüm kesimleriyle diyalogu esas alıyoruz.

Şüphesiz muhalefetle diyalog da bunun çok özel bir bölümünü oluşturuyor. İktidarın, toplumu ayrıştırmak, kutuplaştırmak ve buradan fayda sağlamak istediğini biliyoruz. Muhalefet olarak buna karşı en büyük cevabımız toplumsal barışa katkı sunabileceğimizi göstermektir, toplumsal barışı kurma imkanlarının olduğunu göstermektedir.

Farklılıklarımızla bir araya gelip temel ilkelerde buluşmak, diyalogu sürdürmek, toplumsal barışa seçimleri beklemeden katkıda bulunma yollarını istişare etmek olduğu inancındayız. Görüşmelerimizin bu ihtiyaca katkı sunacağını düşünüyoruz ve buna inancımız var.

Böyle bir inancı Sayın Davutoğlu ve heyetinde görmekten de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Seçim talebimiz var ama hukuksuzluklara ve halkın soyulmasına karşı ortak yolları ve iradeyi nasıl gösterebileceğimizi tartışmaya ihtiyacımız var. Sayın Davutoğlu ve heyetine teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

“Ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde erken seçim kaçınılmaz yoldur”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle;

Ben de bu ziyaret ve görüş alışverişi dolayısıyla teşekkür ediyorum. Demokrasiler farklı görüş ve vizyonlara sahip partilerin diyalog kurabilmesi, karşılıklı olarak görüşlerini tartışılabilmesi açısından bir özgürlükler rejimidir. Meşru siyaset zemini içinde olan bütün partiler, Meclis’te temsil edilsin ya da edilmesinler bu müzakerelerde bulundukça ülke huzura kavuşuruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına giriyoruz.

Hep beraber ya insan haklarına ve temel özgürlüklere dayalı bir demokrasiyi hayata geçireceğiz ya da Türkiye’nin yüzyıl içinde çektiği çileleri, yeni kutuplaşma ve çatışmalara zemin olacak bir vebali herkes omuzunda taşıyacak. Cumhuriyetin 100’üncü yılına giderken bütün siyasi partilerin Türkiye’nin birlik ve beraberliği temelinde, ülke bütünlüğü temelinde, temel insan hak ve özgürlükleri ve toplumun ortak refahı zemininde buluşmasının büyük bir önemi var.

Son dönemlerde vatandaşlarımız yoğun bir ekonomik kriz içinden geçerken bir belirsizlik psikolojisi toplumun her kesimine sirayet ediyor. Bu belirsizliği ortadan kaldıracak en temel faktörlerden birisi de temel ilkeler etrafında siyasi partilerin görüş alışverişinde olmalarıdır. Türkiye’nin ortak refahı, ülke bütünlüğü içinde demokratik hak ve özgürlüklerin yaşanır kılınması yönünde ve gittikçe artan otoriter eğilim karşısında demokratikleşme süreçlerinin desteklenmesi yönünde bir ilkesel zemin oluşması önemlidir.

Bu tür ziyaretler böyle bir zemin teşkil etmesi bakımından önem taşıyor. Biz de Sayın Eşbaşkanlara ve heyetine teşekkür ediyoruz. Erken seçim talebini hemen ve acil olarak biz gündeme getirmiştik. Bu derece ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde erken seçim demokratik toplumlarda kaçınılmaz yoldur.

Paylaşın

BDDK’dan 26 Kişi Hakkında Suç Duyurusu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), sosyal medyada döviz kurlarındaki hareketlilik konusundaki paylaşımları dolayısıyla Rüşdü Saraçoğlu, Mustafa Sönmez, Şeref Oğuz, Okan Aybar, Erk Acerer, Emin Çapa ve Evren Bolgün’ün de aralarında bulunan 26 kişi hakkında daha suç duyurusunda bulundu.

BDDK’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, sosyal medya ve yayın organları üzerinden kur hareketlerini manipüle etmeye yönelik paylaşımları dolayısıyla Bankacılık Kanunu’nun 74. maddesinde yer alan, “Bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz” hükmüne aykırı davrandığı belirlenen 21 gerçek kişi ve sosyal medya kullanıcısı hakkında 162. madde kapsamında suç duyurusunda bulunuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun suç duyurusu üzerine, eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ile Güldem Atabay, Burhanettin Bulut, Emin Çapa ve Selçuk Geçer hakkında soruşturma başlatmıştı.

Bugün öğle saatlerinde BDDK’nın kurlardaki hareketliliği sosyal medya hesaplarında değerlendiren beş ekonomist hakkında suç duyurusunda bulunduğu açıklanmıştı. Ancak kurumun akşam saatlerinde paylaştığı liste ile bu sayının daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Gazeteci Mustafa Sönmez Twitter hesabınan yaptığı paylaşımla BDDK’ya tepki göstererek suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

Gazeteci Emin Çapa ise Halk TV’de yaptığı açıklamada kendilerine gözdağı verilmek ve susturulmak istendiğini belirterek “Beni bir kenara bırakın Durmuş Yılmaz gibi Merkez Bankası’nda yöneticilik yapmış olan bir insan itibarsızlaştırılıyor. Öyle yağma yok. Ben kendi adıma şunu söylemek isterim halkıma karşı vicdanen rahat olmak ve ekonomi habercisi olarak görevimi yapmaya devam ediyorum” dedi. Çapa son paylaşımında suçlananlardan ikisinin eski merkez bankası başkanı olduğuna işaret etti.

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da, Twitter hesabından “BDDK hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. BDDK önce 20 Aralık’ta yüklü miktarda kim alım, kim satım yaptı onu araştırsın” ifadelerini paylaştı. Selçuk Geçer de Medyascope’a yaptığı açıklamada “Dikkate bile almıyorum. Ben ömür boyunca hapis yatmaya razıyım. O geceyle ilgili bütün olayları araştırsınlar. Kim, nasıl manipüle etmiş? Konuyla ilgili BDDK’dan araştırma bekliyoruz” dedi.

Paylaşın

Le Monde: Türkler Fakirleşirken, Erdoğan Kuran’a Güveniyor

Fransa’da yayınlanan Le Monde gazetesinde, “Türkler fakirleşirken Erdoğan Kuran’a güveniyor” başlığıyla çıkan makalede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, faiz ve enflasyonla mücadelede “Bir Müslüman olarak Nas ne gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” şeklindeki konuşmasına geniş yer verildi.

Gazetenin İstanbul muhabiri Marie Jego tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye’de yaşanan son kur krizi, gıda fiyatlarındaki artış ile birlikte alım gücünün büyük ölçüde düşmesine değinildi.

Makalede, “faizleri düşürerek enflasyonu indirmeye çalışan Erdoğan’ın hayali para politikasıyla alım gücünün her geçen gün düştüğü” yorumu yapıldı.

Muhalefet partileri ile TÜSİAD’ın ekonomi biliminin gereklerinin yapılması yolunda yaptığı çağrılara gönderme yapılan makalede, Erdoğan’ın bu çağrıları dinlemeyerek sert tepki gösterdiği ifade edildi.

Le Monde, bu çağrıları karşılıksız bırakan ve tepkisini gizlemeyen Erdoğan’ın bunun yerine söylemleriyle para politikalarını Kuran’ın ilkelerinin belirleyeceği mesajını vererek, “Neymiş efendim faizleri düşürüyormuşuz, benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak Nas’lar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim.” şeklindeki açıklamasına yer verildi.

Gazete, Türk bankaların yeni ekonomik model çerçevesinde yaklaşık 1,5 milyar dolar bozdurduğunu ancak dövizin, toplam mevduatların yarısından fazlasını oluşturduğu ülkede, bunun Türk lirasına güveni sağlamaya yetip yetmeyeceğinin belirsiz olduğu yorumuna yer verildi.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 26 bin 99 yeni vaka tespit edilirken, 157 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Omicron varyantı diğer varyantlardan daha hızlı yayılmaktadır. Ülkemizde vaka sayılarında artış öngörülmektedir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 362 bin 535 test yapılırken, 26 bin 99 yeni vaka tespit edildi. 157 kişi hayatını kaybederken, 22 bin o24 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantı diğer varyantlardan daha hızlı yayılmaktadır. Ülkemizde vaka sayılarında artış öngörülmektedir. Hastaneye yatışlarda ise etkisi yayılma hızı kadar yüksek olmadığı görülmektedir. Dikkatli olmalı, hatırlatma dozu aşınızı yaptırmalısınız.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Ankara’da Dört Polise “İşkence” Suçundan Dava

Ankara’da hukuk fakültesi öğrencisi Oğuzcan Kurt’u Ankara Adliyesi’nin yanında darp ederek çenesini kıran ve ters kelepçe takarak karakola götüren polis memurları İbrahim Şenses, Alper Yiğit, Eyüp Topak ve Serdar Özdemir hakkında “işkence” suçundan iddianame düzenlendi. Polislerin yargılanması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Olay, 22 Ağustos 2021 tarihinde başkentin en merkezi noktalarından olan Ankara Adliyesi’nin hemen yanındaki Cumhuriyet Parkı’nda meydana geldi. İddianameye göre saat 22:00 sıralarında adliyenin önünden Opera Binası’nın önündeki otobüs duraklarına doğru yürüyen Hukuk Fakültesi öğrencisi Oğuzcan Kurt, parkta açık olan suyu kontrol etmek istedi.

Bu sırada parkın hemen yanından geçen Atatürk Bulvarı üzerinde uygulama için bekleyen polisler, Kurt’u yanlarına çağırarak ne yaptığını sordu. Kurt’un beyanına göre, kimlik kontrolü yapan polisler, daha sonra olay yerinden uzaklaşmasını istedi. Kurt ise “isterse buradan gitmeyebileceğini” söyledi.

Darp edildi

Bunun üzerine polislerden birinin önce başına, ardından çenesine yumruk attığını aktaran Kurt, iki polisin ise yere düşmesinin ardından göğsüne, karnına ve sırtına tekmeler atarak kendisini darp ettiğini aktardı. Polisler, Oğuzcan Kurt’tan yeniden olay yerinden uzaklaşmasını istedi.

Çenesi kırılan ve yürüyecek durumu olmayan 21 yaşındaki genç, durumunun kötüleşmesi üzerine 112’yi arayarak ambulans istedi. Kurt’un ambulansı aradığını gören polisler, yeniden kimliğini aldıkları öğrenciye ters kelepçe takarak Gençlik Parkı’nın girişindeki Solmaz Kılıçtepe Polis Merkezi’ne götürdü. Kurt, karakoldan da 112’yi arayarak polislerin kendisini hastaneye götürmediğini, durumunun kötü olduğunu söyledi. Bu sırada telefonu alan polis ise Kurt’un bir şeyinin olmadığını, zaten kendilerinin hastaneye götüreceğini kaydetti.

Ambulans gelmemesi üzerine 155’i de arayan Kurt, kendisini polislerin darp ettiğini söylemesi üzerine telefon yüzüne kapandı. Daha sonra karakola gelen motosikletli 112 ekibi, Kurt’un göğsünü dinledikten sonra bir şeyi olmadığını söyleyerek ayrıldı. Polisler, hastaneye gitmek istediğini, durumunun kötü olduğunu ifade eden Kurt’un talebini yerine getirmedi.

Tutanağı imzalamadı

Kurt, polislerin kendisine imzalatmaya çalıştığı tutanağı içinde yanlış bilgiler olduğunu belirterek imzalamadı. Kurt’a karakolda maske takma kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle adli para cezası kesildi.

Karakolda “polise direnme” suçundan şüpheli yapılan Kurt, önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Burada çenesinin kırık olduğunu tespit eden doktorlar, Kurt’u Bilkent Şehir Hastanesi’ne sevk etti.

İfadesini yazılı verdi

Tomografi çekilen Kurt’un kırık olan çenesi sargıya alındı. Yeniden karakola getirilen Kurt, konuşamadığı için ifadesini kâğıda yazarak verdi, ardından serbest bırakıldı. Kurt, serbest kalır kalmaz ertesi gün adliyeye giderek polislerden şikâyetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 112 kayıtları ile karakolun kamera görüntülerini istedi.

Başsavcılık görüntüleri inceledi

Görüntüleri inceleyen Başsavcılık. polis memurları İbrahim Şenses, Alper Yiğit, Eyüp Topak ve Serdar Özdemir hakkında vücutta kemik kırığına neden olacak şekilde işkence suçundan iddianame düzenledi.

İddianamede, polislerin ağır şekilde yaraladıkları müştekinin sağlığı açısından yakın ve büyük bir tehlike altında olmasına rağmen hastaneye gitmesini engelledikleri kaydedildi. Müştekinin 112’yi arayarak yardım istemesine rağmen elleri ters kelepçelenerek polis merkezine götürüldüğü anlatılan iddianamede, çene kırığı olmasına karşın müştekinin şüpheli olarak ifadesinin alındığı kaydedildi. Polislerin savunmalarının da suçtan kurtulmaya yönelik olduğu vurgulandı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki (AİHS) işkence yasağına işaret edilen iddianamede, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) da işkencenin suç olduğu vurgulandı, bu konudaki Yargıtay içtihatlarına yer verildi. İddianamede, “Şüphelilerin eylemlerinin; sistematik bir şekilde belli bir süreç içinde müştekinin bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine ve irade yeteneğinin etkilenmesine ve aşağılanmasına yol açtığı için işkence suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır” denildi.

Polislerin yargılanması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak. Başsavcılık,  polislerin şüpheli yaptığı Oğuzcan Kurt hakkında ise “memura direnme” suçundan takipsizlik kararı verdi.

Paylaşın

Yargıtay, ‘Futbolda Şike Davası’nda Verilen Beraat Kararlarını Onadı

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, “futbolda şike davası” olarak bilinen davada eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 4 kişi hakkındaki beraat kararlarını onadı. Fenerbahçe Başkanı Koç, “27 Aralık 2021 tarihi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi günlerinden biridir” dedi.

5. Ceza Dairesi, 36 sanıklı davadan dosyası ayrılan Aziz Yıldırım, Abdullah Başak, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Ahmet Çelebi’nin beraatlerine ilişkin yerel mahkeme kararına karşı, Trabzon Kulübü Derneği’nin temyiz istemini bugün karara bağladı.

Kararda, “Hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle Aziz Yıldırım, Abdullah Başak, Ahmet Çelebi ve İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun atılı şike ve teşvik primi suçlarından mahkumiyetlerine dair hükümlerin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 323/1 maddesi gereğince iptali ve hükümlülerin isnat edilen suçlardan beraatlerine ilişkin yerel mahkeme kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.” denildi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, diğer sanık Selim Kımıl hakkında Giresun FM’in sahibi Mustafa Cici’ye yönelik tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyizini de karara bağladı. Daire, Kımıl’ın avukatının temyiz istemini reddederek mahkumiyet kararını onadı. Böylece 3 Temmuz 2011’de başlayan yargılama süreci sona erdi.

Yargıtay’ın kararını, eski Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, sosyal medya hesabından kamuoyuna duyurdu. Mosturoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“3 Temmuz 2011 de başlayan, ceza yargılaması süreci bugün sona ermiştir.İst.13.Ağır Ceza Mahkemesinin Sn.Aziz Yıldırım,Sn.İlhan Ekşioğlu, ben ve yargılanan diğer dava arkadaşlarımız için vermiş olduğu BERAAT KARARI Yrg.5.Ceza Dairesi tarafından ONANMIŞTIR. Camiamıza hayırlı olsun.”

“Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi günlerinden biri”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ise FBTV’de yaptığı açıklamada bugün bekledikleri kararın çıktığını söyledi, “27 Aralık 2021 tarihi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi günlerinden biridir” dedi.

Öte yandan Fenerbahçe Spor Kulübü de Twitter hesabından bir açıklama yaptı:

Paylaşın

Akşener: Sandıkta Şamar Yemenin Taşlarını Döşemeyin

İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş izni vermesine ilişkin açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Yapmayın beyefendiler, yapmayın. Dolayısıyla kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı” dedi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş izni vermesine ilişkin açıklamasında “Bu millet ucuz kutuplaştırmalar üzerinden birbirine düşman edilme eylemlerinden bıktı dedi ve “Her dakika başımıza bir iş gelecekmiş tedirginliğiyle bu hayatı sürdürmek istemiyoruz’ diyor bu insanlar. Bunlara kulak verin” diye konuştu.

Akşener “Bu millet sandıkta hür iradesiyle attıkları oyların sonuçlarına el uzatanları her daim cezalandırmıştır. Yapmayın beyefendiler, yapmayın. Dolayısıyla kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı. Türkiye bu gerilimden bıktı. Bu millet ucuz kutuplaştırmalar üzerinden birbirine düşman edilme eylemlerinden bıktı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti lideri “Biz artık huzur istiyoruz, işlerimizi doğru düzgün yapmak istiyoruz. ‘Biz artık üretmek, dürüst, namuslu bir biçimde çalışıp, vergimizi ödeyip, istihdam yaratmak istiyoruz. Her dakika başımıza bir iş gelecekmiş tedirginliğiyle bu hayatı sürdürmek istemiyoruz’ diyor bu insanlar. Bunlara kulak verin. Benden söylemesi” sözlerini sarf etti.

Paylaşın

BDDK’dan 5 Kişi Hakkında Suç Duyurusu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, ekonomist Güldem Atabay, gazeteci Emin Çapa ve Selçuk Geçer hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kurul, suç duyurusunun nedeni olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 64. maddesinde yer alan “Bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz” hükmüne aykırı davranma iddiasını ileri sürdü.

Erdoğan sinyali vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  geçtiğimiz hafta katıldığı bir televizyon programında döviz kurlarındaki hareketlilikle ilgili yapılan değerlendirmelerle ilgili suç duyurusunun sinyallerini vermişti. Erdoğan şunları söylemişti:

“Yaşadığımız süreç bu yöndeki iddiaların gerçek dışı yanıltıcı manipülatif olduğunu ortaya çıkardı, hem de birkaç saat içinde. Söz konusu beyan ve iddialar, kanunlarımıza aykırıdır. Merkez Bankası’nın itibarını kıracak asılsız haber yayamazsınız. Piyasa bozucu eylemler, piyasa dolandırıcılık yapamazsınız. Finansla piyasalarda manipülasyonda suçtur.

Burada hiç af yok. Bunları yapanlar hakkında kanuni yollara başvurulacaktır. BDDK bunlarla ilgili adımlar atmıştır. Merkez Bankası’nda geçmişte başkanlık yapmış olan zat o da bu suçu işlemiştir”

Durmuş Yılmaz’ın döviz kurlarındaki hareketlilikle ilgili yaptığı değerlendirmeleri eleştiren Erdoğan, “Hele hele Merkez Bankası’nda başkanlık yapacaksın, kalkıp yol göstericiliğe soyunacaksın, bunları hesaba çekecekler. Kamu görevinde bulunmuş birisi kamu aleyhinde açıklama yapamaz. Burada bir sorun var, yine o sorunu hep beraber kaldıracağız. Onlarda bedelini ödeyecekler. Milletvekili sebebiyle yırtar ama tazminat olarak bunun bedelini öder” demişti.

“Gözdağı verilmek isteniyor”

Hakkında suç duyurusunda bulunan isimler BDDK’nın girişimine tepki gösterdi. Gazeteci Emin Çapa, Halk TV’de yaptığı açıklamada kendilerine gözdağı verilmek ve susturulmak istendiğini belirterek “Beni bir kenara bırakın Durmuş Yılmaz gibi Merkez Bankası’nda yöneticilik yapmış olan bir insan itibarsızlaştırılıyor. Öyle yağma yok. Ben kendi adıma şunu söylemek isterim halkıma karşı vicdanen rahat olmak ve ekonomi habercisi olarak görevimi yapmaya devam ediyorum” dedi. Çapa ayrıca konuyla ilgili bir açıklama yapacağını da Twitter hesabından duyurdu.

Selçuk Geçer de Medyascope’a yaptığı açıklamada “Dikkate bile almıyorum. Ben ömür boyunca hapis yatmaya razıyım. O geceyle ilgili bütün olayları araştırsınlar. Kim, nasıl manipüle etmiş? Konuyla ilgili BDDK’dan araştırma bekliyoruz” dedi.

“Önce 20 Aralık araştırılsın”

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da, Twitter hesabından “BDDK hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. BDDK önce 20 Aralık’ta yüklü miktarda kim alım, kim satım yaptı onu araştırsın” ifadelerini paylaştı.

Paylaşın

The Economist’ten ‘Türkiye Ekonomisi’ Hakkında Dikkat Çeken Analiz

Birleşik Krallık merkezli The Economist Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ‘kur korumalı TL vadeli mevduat’ sistemine ilişkin dikkat çeken bir yazı yayımladı. Dergiye göre; Türkiye’de enflasyon yüzde 50’yi bulabilir.

Yeni kur korumalı mevduat hesabından bahseden yazıda Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkmaya yakın olmadığı belirtildi. Erdoğan’ın geçici çözümünün şimdilik yatırımcılara “Türkiye Cumhurbaşkanının lirayı kurtarma ihtiyacının farkında olduğuna dair güvence” verdiği aktarıldı.

Economist, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı planın aslında dolara endeksli dolaylı bir faiz artırımı olduğunu iddia etti. Greenwest Consultancy Dubai’nin Genel Müdürü Emre Akçakmak Economist’e verdiği demeçte, “Mevcut mevduat oranını alıyorsunuz ve bunun üzerine diferansiyel alabiliyorsunuz, bu da döviz sahiplerini liraya çevirmeye teşvik ediyor. Bu olduğu sürece hazinenin üzerindeki yük daha da artacaktır.” dedi.

“Kamu maliyesi, şimdi çökme riskiyle karşı karşıya”

Yazıda şimdiye kadar döviz kurundaki vahşi dalgalanma riskini üstlenenlerin Türk mevduat sahipleri olduğu söylenirken bundan sonra bu riski Türk vergi mükelleflerinin yani halkın üstleneceği aktarıldı. Capital Economics’ten Jason Tuvey bu konuda “Son on yılda gücün temel direği olarak kabul edilen kamu maliyesi, şimdi çökme riskiyle karşı karşıya” diye konuştu.

Economist’e konuşan analistler, özellikle bu ayın başlarında açıklanan asgari ücrette yüzde 850’lik bir artışın yürürlüğe girmesinden sonra, enflasyonun 2022’nin ilk yarısında yüzde 50’ye ulaşmasını beklediklerini söyledi. Analistler, Türk Lirasının değerindeki herhangi bir önemli düşüşte, Merkez Bankası’nın lira mevduat sahiplerine paralarını vermek için para basmaktan başka seçeneği kalmayabileceğini vurguladı. Öte yandan, “Erdoğan kendisinin çıkardığı yangına battaniye atmış olabilir fakat battaniye de yakında alev alabilir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın