CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Devletin Sahibi 84 Milyondur

İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği 14 tesisten oluşan temel atma töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şunu ifade etmek isterim: Devletin sahibi, 84 milyondur. Kimse çıkıp da ‘Devletin sahibi benim’ diyemez. 84 milyon, devletine sahip çıkmak için, yeri geldiği zaman şehit olur. Yeri geldiği zaman alın teri döker” dedi.

Haber Merkezi / “Biz toplumu kaynaştırmak istiyoruz. Toplumu barıştırmak istiyoruz” diyen Kılıçdaroğlu, “Siyasiler elbet birbirlerini eleştirir. Bu işin doğasında var zaten. Ama biz, kalkıp devletimizi eleştirmeyiz. Devlet, bizim devletimiz. Bayrak, bizim bayrağımız.” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, “İnşallah bu ayrımcılıklarım tamamını ortadan kaldıracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği kreşten lojistik merkezine, polis merkezinden Kuran kursuna kadar 14 tesisten oluşan temel atma törenine katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, törende yaptığı konuşma şöyle:

“Efendim çok teşekkür ederim. Sayın Genel Başkanım, değerli dostlarım, ben uzun uzun protokol saymayayım zaten Belediye Başkanımız bu konudaki görevi yerine getirdi. Ama iki değerli partinin yöneticilerini burada görmek, vatandaşlarımızı burada görmek hepimizi mutlu ediyor.

Bizi mutlu etmeyen ise devlete teslim edilen bir kamu kuruluşu olan belediyenin yaptığı ve kendi devletine teslim etmek istediği binaları teslim alacak kişilerin burada olmaması. Sayın Genel Başkanımız bu konuda son derece güzel bir çerçeve çizdi. Şunu ifade etmek isterim, devletin sahibi 84 milyondur. Kimse çıkıp da devletin sahibi benim diyemez. 84 milyon; devletine sahip çıkmak için yeri geldiği zaman şehit olur, yeri geldiği zaman alın teri döker ve sadece kendi coğrafyamızda değil dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım kendi ülkemizin geleceği için, bayrağımız için her türlü özveride bulunur.

Hizmet yapıyorsunuz, hizmet almak istemiyorlar. Teslim etmek istiyorsunuz, teslim almaktan korkuyorlar. Eğer bir yönetim, bir kamu kuruluşunun kendileri için yaptığı bir binayı teslim almaktan korkuyorsa o ülkeyi sağlıklı ve tutarlı yönetemez. Yönetme gücünü kaybetmiştir. Biz toplumu kaynaştırmak istiyoruz, toplumu barıştırmak istiyoruz. Sayın Genel Başkanımız da gayet güzel ifade etti, siyasiler elbet birbirlerini eleştirirler bu işin doğasında var zaten. Ama biz kalkıp devletimizi eleştirmeyiz. Devlet bizim devletimiz, bayrak bizim bayrağımız, polis bizim polisimiz, Belediye Başkanları bizim Belediye Başkanlarımız. Gücü nereden alıyorlar? Halktan alıyorlar, milletten alıyorlar. Siz milletten güç alan kişiyi devre dışı bırakmak istiyorsunuz, ayrımcılık yapmak istiyorsunuz. Sayın Genel Başkanım, inşallah bu ayrımcılıkların tamamını ortadan kaldıracağız, 84 milyonu barıştıracağız.

Polis bizim polisimiz bunu en iyi geçmişte İçişleri Bakanlığı da yapan Sayın Genel Başkanımız bilir. Büyük bir özveriyle görev yaparlar polisler. Biz evimizde rahat uyuyorsak polislerin bizim güvenliğimizi sağlamalarındandır. Her gittiğim yerde, her yaptığım toplantıda polislerin olayını gündeme getirirken onlara 3 bin 600 ek gösterge verilmesini her yerde, her ortamda savunurum. Bir polis arkadaşımız şunu söylemişti, “Polisler şehit olmaktan korkmaz, vatanları için yeri geldiğinde şehit olurlar zaten. Ama emekli olmaktan korkuyorlar” demişti. Çünkü çalışırken aldığı aylığın, emekli olduğu zaman yüzde 50’sini kaybediyor. Bu insan, hayatını koyuyor ortaya. Bu insan hayatını koyuyorsa bu devletin o polise sahip çıkması lazım. Sadece görevini yaparken değil, emekliyken de yaşam standardında büyük bir düşüşün olmaması lazım, böyle bakmak gerekiyor.

Aynı zamanda karakol yapılıyor, teslim alan yok. Neyse belki teslim edilmiştir. Güzel bir müftülük binası da yapılmış, güzel bir kuran kursu da yapılmış, güzel bir taziye evi de yapılmış. Kim istemez çocuklar daha güzel bir ortamda, daha şık bir ortamda, daha aydınlık bir ortamda kendi dinlerini öğrenebilsinler diye. Hepimizin ortak arzusudur bu. Neden teslim almıyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Ki Müslümanlık, inancımız, insana değer veren, bilime değer veren, kadına değer veren bir inançtır. Bu inancın sahibi olanlar ayrımcılık yapmazlar. Bu inancın sahibi olanlar kul hakkı yemezler. Bu inancın sahibi olanlar fakirin fukaranın yanında dururlar. Bu inancın sahibi olanlar bilimin, bilginin peşinde koşarlar. Bu inancın sahibi olanlar bilerler ki, cennet kadınların ayakları altındadır. Bu inancın sahibi olanlar bilirler ki, eğer Dicle’nin kıyısında iki koyun kaybolmuşsa onun sorumlusunun devlettir. Bu inancın sahibi olanlar bilirler ki, devletin dini adalettir. Peki biz bunu nasıl anlatacağız? Hiçbir din adamı ayrımcılık yapamaz, yapmamalıdır.

Belediye Başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim Sayın Genel Başkanım: “Seçildiğiniz andan itibaren hiçbir ayrımcılık yapmayacaksınız. Efendim bu mahalleden bize oy çıkmadı biz oraya hizmet götürmeyelim. Hayır hizmeti götüreceksiniz. Sadece bir pozitif ayrımcılık yapacaksınız fakir mahallelere yapacaksınız. Oralara kreş açacaksınız, yolunu, köprüsünü, her türlü ihtiyacını karşılayacaksınız.” Yine bir şey daha söyledim: “Bütün ibadet yerlerini tertemiz yapacaksınız. Kilisesidir, havrasıdır, cemevidir, camisidir bütün bunları tertemiz. Allah’a ibadet etmek istiyorsa tertemiz bir mekanda gitsin ibadetini yapsın diye.” Bizim felsefemiz, bizim dünyaya bakışımız böyle. Onlar ayrıştırıyorlar, onlar bölüyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar şafağa az kaldı. Bunların tamamını çözeceğiz, az kaldı.

Efendim hepinize çok teşekkür ederim. Bu güzel binaları Türkiye’ye kazandıran, bu ülkeye kazandıran, polisimize kazandıran, diyanetimize bu güzel binaları kazandıran iki Belediye Başkanımıza da, burada hizmet veren Beylikdüzü Belediye Başkanımız ve Büyükşehir Belediye Başkanımız burada ve diğer Belediye Başkanlarımız da burada. Bütün Belediye Başkanlarımız aynı inançla, aynı gururla, aynı özveriyle halka hesap vererek görev yapmaya çalışıyorlar. Herkese de sizin huzurunuzda Sayın Genel Başkanım teşekkür etmek isterim. İnşallah yolumuza böyle devam edeceğiz. Yolumuz aydınlık hiç kimse endişe etmesin. Sağ olun, var olun efendim.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, daha sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte Bağcılar’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi 30 Kreşin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı. Kılıçdaroğlu, burda yaptığı konuşmada ise özetle şunları söyledi;

“Sayın Genel Başkanım, bir anne olarak çocuğun eğitimini ve kreşin önemini çok güzel anlattınız. Benim yapacağım katkı şu; bir toplumu, bir aileyi, bir kitleyi, bir grubu yücelten temel faktör eğitim, bir toplum eğitimli olduğu süre içinde başarılı olur, büyük başarılara imza atar. Sadece okuma yazma açısından değil, kültürel hayattan tutun, sosyolojik hayatın bütün aşamalarında başarılı olur.

Eğitimin başarısının öznesi öğretmen, o nedenle öğretmenle öğrenciyi buluşturmak aslında bir anlamda Ferhat ile Şirin’i buluşturmaya benzer.

Çocuklar kreşe başlayacaklar. Burada okumayı yazmayı olmasa bile harfleri öğrenecekler, burada beraber şarkı söylemeyi öğrenecekler, burada masal anlatmayı öğrenecekler, burada beraber uyumayı öğrenecekler, beraber yaramazlık yapmayı öğrenecekler, parkta oturacaklar, konuşacaklar ve şakalaşacaklar. Burada şiirler, şarkılar öğrenecekler. Çocuk akşam eve gittiği zaman annesine ve babasına o şarkıyı ve şiiri söyleyecek. Hatta komşuları geldiği zaman annesi çocuğuna, “oğlum, kızım kalk şu şiiri bir oku bakayım, şu şarkıyı söyle” diyecektir.

Dolayısıyla eğitim, hayatımızın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Ama eğitim konusunda biz iyi bir sınav verdik mi? Biz derken iktidar iyi bir sınav verdi mi? Hayır iyi bir sınav vermedik. 4+4+4 sistemi geldi Sayın Genel Başkanım; kalkınma planlarında yok, milli eğitim şuralarında görüşülmemiş, bakanlar kurulunda görüşülmemiş, Milli Eğitim Bakanlığının haberi yok, 5 milletvekili kanun teklifi veriyor hiçbirisi eğitimci değil. Ve biz milyonlarca çocuğumuzu denek olarak kullandık, sonra hatalı olduğunu fark ettik onu dönüştürmeye, eksikliklerini gidermeye çalıştık ama bir kuşağı yok ettik.

Ve başka temel bir sorunumuz daha var. Bizim evlatlarımız, bu ülkenin evlatları, gencecik pırıl pırıl evlatlarımız acaba yurtdışına gidersem daha iyi yaşar mıyım diye bir arayış içinde. İktidar sahiplerinin bunu düşünmesi lazım. Neden bu evlatlarımız kendi ülkelerinde çalışıp, alın teri döküp kazanarak, istedikleri gibi tweet atarak özgürlük içinde Türkiye’de yaşamıyorlar da veya yaşatamıyoruz da neden yurtdışına gitmeyi istiyorlar? Bunun üzerinde de iktidar sahiplerinin durduğunu düşünmüyorum.

Ama şundan eminim, Sayın Genel Başkanım da ifade etti. 13. Cumhurbaşkanını Millet İttifakı seçtikten ve o koltuğa oturduktan sonra 6 ay içinde Türkiye’nin bütün çarkları dönecek, 6 ay içinde bu ülkeye özgürlük gelecek, 6 ay içinde bu ülkeye huzur gelecek. 6 ay sonra bu ülkede hep beraber şöyle düşüneceğiz, “Ya bir kabustan mı uyandık” diyeceğiz. Evet bir kabustan uyanacak Türkiye. Birbirimize farklı gözlerle bakmayacağız. Hiç kimsenin kimliğini, hiç kimsenin yaşam tarzını, hiç kimsenin inancını sorgulamayacağız. Bakacağız onun çocuğu kreşe gidiyor mu, gitmiyor mu? Böyle bir imkanı var mı yok mu? Yoksa onu yapacağız.

Büyükşehir Belediye Başkanımız hatırlattı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir tek kreşi bile yokmuş. 16 milyonluk bir kenti yönetiyorsunuz bir kreşiniz bile yok. Ama hedef koydu Sayın Başkanımız, kreş sayısını 150’ye çıkaracağız. Bugün 30’unun temelini atıyoruz. Katkıda bulunan iş dünyasından çok sayıda saygıdeğer insanlar var, onlara da buradan gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Bu, bir duvarı yapmak için tuğlayı tuğla üstüne koymaya benzer. Dolayısıyla ne kadar çok kreşimiz olursa fırsat eşitliğini o kadar iyi yakalayabiliriz. Ne kadar çok kreşimiz olursa anne huzur içinde çocuğunu getirip kreşe teslim edecektir, beslenmesi olacaktır, öğretmeni olacaktır, şarkısı olacaktır, türküsü olacaktır, anne huzur içinde sokağa çıkabilecektir, taziyeye gidebilecektir, düğüne gidebilecektir, komşuya gezmeye gidecektir ve asla acaba çocuğum rahat mı diye düşünmeyecektir. O da bilecek ki, çocuğumu kreşe bıraktığım andan itibaren ben çok rahatım, çocuğumun karnı doyuyor, öğretmenler öğle saatlerinde uyutuyor, uyandıktan sonra arkadaşlarıyla oturuyor, konuşuyor, geziyor, eğleniyor diye. Böyle bir avantajı sağlayacaksınız. Bu avantajı sağlayan bütün Belediye Başkanı arkadaşlarıma yürekten teşekkür ederim.

Bir şey söyledim Sayın Genel Başkanım, “Pozitif ayrımcılığa düşük gelirli olan bölgelerden başlayacaksınız” diye. Bu temel atma töreninin, özellikle Bağcılar’da olması benim açımdan da, sanıyorum Sayın Genel Başkanımız açısından da son derece değerlidir. Burada kişi başına gelirin düşük olduğunu biliyoruz, yeşil alanın çok az olduğunu biliyoruz ama burada kreş açmak, buradaki anneleri en azından rahatlatmak bir aşamada rahatlatmak çok ama çok değerli. O açıdan yürekten kutluyorum. Efendim hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum efendim.”

Paylaşın

Akşener: Çocuklar Gıda Yetersizliğinden Gelişemiyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ile birlikte Bağcılar’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 30 Kreşin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı.

Haber Merkezi / Akşener, iktidarın halka yaşattığı yoksulluğu Millet İttifakı’nın yönetimindeki belediyelerin gidermeye çalıştığını söyledi, “İyi ki yerel seçimlere Millet İttifakı olarak girmişiz” dedi. Akşener, kreşlerin kadın istihdamı için çok önemli olduğunu söyledi.

Yoksul ailelerin çocuklarının önündeki fırsat eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini belirten Akşener, “AKP’nin kazandığı ilçelerde zenginler oluşmuş. Ama nasıl zenginler? Sadece ihalelerle zenginleşen AKP’liler” dedi.

İYİ Parti lideri, son dönemdeki yurt gezilerinde yoksul çocukların gelişim sorunları yaşadığını gördüğünü anlattı:

“Gıdası olmazsa, iyi beslenemezse zekası gelişmiyor çocukların. 11 yaşında sandığım çocukların yaşını sorduğumda 13-15 olduğunun ortaya çıktığı, sarıldığımda kemiklerinin ellerime geldiği bir Türkiye’yle karşı karşıyayız. Şu kadarcık çocuk (eliyle bel seviyesini gösteriyor) 15 yaşındayım diyor. Sarılıyorum kemikleri eline geliyor. Orta okulda, evinde tablet yok. Evinde cep telefonu, internet yok. Ne oldu? ‘Belediye dağıttı, arkadaşıma verdiler, benim dayım yoktu, bana vermedi’ diyor. Buna uygun bir kelime bulamıyorum.”

İYİ Parti Lideri Akşener, ayrıca, Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği kreşten lojistik merkezine, polis merkezinden Kuran kursuna kadar 14 tesisten oluşan temel atma ve açılış törenine katıldı.

Akşener,  burada yaptığı konuşmada ise, “Hizmet için, milletin parasıyla, devletin kurumlarına binalar yapıyorlar. O binaların teslimi esnasında, açılışlarının heyecanı esnasında, devletimizi temsil eden bürokrasiden valilik yok, emniyet müdürlüğü yok, müftülük yok. Bu şehrin seçilmiş başka siyasi partilerinin temsilcileri yok, milletvekilleri yok.” eleştirilerinde bulundu.

“Bu milletin de inanılmaz bir feraseti var” var diyen Akşener, 2 kez yapılan İBB seçimlerine şu sözlerle gönderme yaptı:

“İBB seçimlerinde bu salondaki herkes, elinin elinden gelenin en fevkinde çalıştı. Sonuçta, o çalışmanın birinci fazında, o milletin terine, o milletin emeğine ve oy verenin iradesine çok büyük bir saygısızlık yapıldı. Sonra ne oldu? Bu milletin feraseti, irfanı devreye girdi.

O iradeye uzanan ele, bir sağlam şamar gitti ki; sesi Türkiye’nin her tarafından duyuldu. ‘Çat’ diye bir şamar gitti. Şimdi bu arkadaşların gözünü ne perdeledi bilmiyorum kardeşim ben. Yani akla uygun değil. Mantığa uygun değil. Siyasete uygun değil.

Siyasetin öznesi insan. O insanın iradesine, o insanın iradesinin sonuçlarına saygı duymadığın zaman ne yaşadığın. Burada da teslim edilen yer, milletin çocuklarının görev yaptığı, -ister müftülük olsun, ister karakol olsun- kavruk Anadolu çocuklarının görev yaptığı, devletin bir kurumu olan emniyet teşkilatına bir binanın teslimi. Şimdi buradaki yapılan, alınan tutum…

Yani gerçekten çok üzgünüm. Samimiyetle üzgünüm. Siyasetçi, siyasetçiyle rekabet edebilir. Siyasetçi, siyasetçinin eylemleri üzerinden birçok tavır koyabilir, tutum alabilir. Bunlara saygı duyarız. Zaman zaman ölçü kaçar, haksızlık da olur. Ona da saygı duyarız. Ama şu eylem; millet- devlet, arada seçilmiş bir belediye var; bu. Ona karşı takınılan bu tavrın doğru olmadığını milletimiz görür.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Ekonomide Daha Kışımız Başlamadı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Türkiye’de daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Şu anda ekonomik olarak baharı yaşıyoruz. Daha kışımız başlamadı. Üretici enflasyonu çok yüksek ve bu daha fiyatlara tam yansımadı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kocaeli Sanayici İş Adamları Derneği’nin (KOSİAD) daveti üzerine bugün Kocaeli’ye geldi. KOSİAD geçtiğimiz ay Ankara’ya giderek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti.

KOSİAD Başkanı Atalay Kaya ve yönetiminin Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettiği günlerde dolar kuru sürekli artıyordu ve bu ziyaret “KOSİAD’ın iktidarı Kılıçdaroğlu’na şikayet etmesi” olarak yorumlanmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu ise bugün iade-i ziyaret yapmak için Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde bulunan Wellborn Otel’de iş insanları ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada bir konuşma yaptı.

Duvar’dan Cansu Albayrak’ın haberine göre, siyasetin sürekli insanların hayatında olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Otobüse binerken bile siyasetle biniyorsunuz. Otobüs zamlarını siyaset belirliyor. Bir iş yeri açtığınız zaman harçlar vergiler hepsi siyaset. Siyaset hepimizin hayatında oldukça önemli” diye konuştu.

Kocaeli’nin vergi ödemede önemli bir şehir olduğunun altını çizen Kemal Kılıçdaroğlu, “Verginin ödenmesi kadar vergiyi kullananın da size hesap vermesi gerekiyor. ‘Benim vergim nereye harcandı?’ diye sormazsak ülkede demokrasi gelişmez. Demokrasinin çıkış kaynağı bu cümlede yatar” ifadelerini kullandı.

Ülkede ekonomik ve siyasal sorunların olduğunu, gün geçtikçe bu sorunların daha çok büyüdüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ülke olarak önümüze daha büyük sorunlar çıkacak. Ürünlere daha çok zam gelecek mi? Evet gelecek. Vatandaş daha çok sorunla karşılaşacak mı? Evet karşılaşacak” dedi.

Zamların devam edeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Kış gibi görünse bile bahar aylarındayız. Şu anda ekonomik olarak baharı yaşıyoruz. Daha kışımız başlamadı. Üretici enflasyonu çok yüksek ve bu daha fiyatlara tam yansımadı. Önümüzdeki süreçte kaçınılmaz olarak daha çok zam gelecek” ifadelerini kullandı.

Üretici ve tüketici fiyatları arasında çok büyük bir açık olduğunu dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Ülkede izlenmesi gereken bir strateji var. Can ve mal güvenliği bir ülkede yoksa, bağımsız değilseniz, yargı savcılar bağımsız değilse o ülke büyümez” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Eski HDP Milletvekili Abdullah Zeydan Hakkında Tahliye Kararı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 26. Dönem Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan hakkında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tahliye kararı çıktı. Zeydan, 62 aydır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı.

Haber Merkezi / Tahliye kararına ilişkin BBC Türkçe’ye konuşan avukatı Mahsuni Karaman, Zeydan’ın bugün akşam saatlerinde tahliye edilmesini beklediklerini söyledi. Zeydan’ın yargılama için Edirne Cezaevi’nden Elazığ’a getirildiğini söyleyen Karaman, tahliye işleminin de Elazığ’dan yapılacağını ifade etti.

Zeydan hakkında “örgüte yardım etmek” suçlamasından 5 yıl ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından da 1 yıl 15 gün hapis cezası verilmişti. Zeydan, HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile birlikte Kasım 2016’dan beri Edirne Cezaevi’nde bulunuyordu.

Avukat Karaman, “Zeydan’ın cezaevinde geçirdiği sürenin göz önüne alınarak tahliye kararının verildiğini ve hatta aldığı cezanın infazınının da neredeyse gerçekleştirildiğini” söyledi.

Bundan sonraki süreç hakkında da bilgi veren Karaman, infaz kararının bozulması için Yargıtay’da temyize gideceklerini belirtti ve şöyle konuştu: Yargıtay, esasa ilişkin bir inceleme yapmış değil. Temyize gideceğiz. Verilen ceza haksız bir ceza. Örgüte isteyerek yardım etmek gibi bir suçlama yapılmışsa bile biz Yargıtay’ın bu adli hatayı da düzelteceğini umuyoruz.

Ne olmuştu?

Zeydan, HDP eş genel başkanları ve milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016’da yapılan eş zamanlı operasyonlarda 12 kişiyle birlikte gözaltına alınıp, sonrasında ise tutuklandı.

Zeydan, ‘Örgüt propagandası’, ‘suçu ve suçluyu övmek’, ‘kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek’ ve ‘örgüte üye olmakla’ suçlandı. Hazırlanan iddianamede Zeydan’ın 20 yıla kadar hapsi istendi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada heyet, eyleme katıldığı için Zeydan’a ‘örgüte yardım’dan 5 yıl, “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri nedeniyle de ‘örgüt propagandası yapmak’tan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi. Toplamda 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Söz konusu cezayı Yargıtay 16. Ceza Dairesi 26 Mayıs 2021’de bozdu ve Zeydan yeniden yargılanmaya başladı.

Abdullah Zeydan hakkında

13 Mart 1972 Yüksekova doğumlu. Babası Mustafa Zeydan eski AK Parti milletvekiliydi. Uluslararası Amerikan Üniversitesi Mimarlık Fakültesini bitirdi. Mimar, şantiye şefi, müteahhit olarak çalıştı. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde kardeşi Rüstem Zeydan AK Parti’den, kendisi ise HDP’den milletvekili seçildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Mülakatta Elenenlere Başvuru Çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KPSS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından sözlü mülakat nedeniyle mağduriyet yaşayan gençler için paylaşımda bulundu.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, KPSS’de yüksek puan alıp, sözlü mülakatta elenen gençleri hukuksal destek almaları için ‘torpileson.com’ isimli siteye üye olmaya çağırdı.

Kılıçdaroğlu paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu torpil işinin peşini bırakmayacağımı söylemiştim. KPSS’de yüksek puan alıp, sözlüde elenen gençlerimizi, bizden hukuksal destek almak üzere, bu siteye başvurmaya davet ediyorum”

‘torpileson.com’ isimli siteye giriş yaptığınıza şu ifadelerle karşılanırsınız;

“Geleceğini Çalanlara Sessiz Kalma!”

Yıllardır hazırladıkları torpil listeleriyle, haksız mülakatlar ile geleceğini çaldılar. Sen okul sıralarında dirsek çürütürken, onlar senin emeklerini yok saydılar.

Senin ve binlerce arkadaşının mağduriyetine son vermek, yaşanan bu adaletsizlik ve haksızlık karşısında sana destek olmak için biz buradayız!

Hakkını yiyenlerden yargı önünde hesap soracak; torpile, kayırmacılığa son vereceğiz. Kamuya şeffaflığı getireceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, bu düzen bitecek!

‘torpileson.com’a erişmek için TIKLAYIN

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 70 Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 68 bin 413 yeni vaka tespit edilirken, 156 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tedbirlerin önemi fazlasıyla artmış durumda.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 418 bin 823 test yapılırken, 68 bin 413 yeni vaka tespit edildi. 156 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 502 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Kapalı, havalandırması kısıtlı ortamlarda, maske kullanılmayan restoran ve kafeteryalarda uzun süre kalınmamalı. Katılımın fazla olduğu toplantılar, ev içi kalabalık ve uzun süreli buluşmalar, eğlence mekânları bulaşmayı artırmaktadır. Tedbirlerin önemi fazlasıyla artmış durumda.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP’den Dikkat Çeken ‘Seçim Önergesi’ Çağrısı

HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, “Ekonomik kriz, yönetememe sorununun sonucu olduğu için iktidarın istifa etmesi ve erken seçime gitmesi gerekiyor. Muhalefetin bu konuda bu ortak önerge ile tavrını ortaya koyması gerekiyor. Bu konuda üzerimize düşeni yapacağımızı söylemiştik.” dedi.

Haber Merkezi / Günay, “Türkiye’de yönetememe krizinin sonucu olarak ekonomik kriz can yakıyor. Türkiye yeni yıla zamlarla girdi. Asgari ücrete yüzde 50 zam yaptık diye övünenler elektriğe bir gecede yüzde 50-127 arasında zam yaptı. Doğalgaza, akaryakıta yaptıkları zamlarla asgari ücrete yapılan zammı anlamsızlaştırdılar. Türkiye halklarını açlıkla, sefaletle ve yoksullukla yüz yüze bıraktılar.” ifadelerini kullandı.

Ebur Günay, “Kendileri saraylarda ışıltılar içinde yaşamaya devam ederken, Türkiye halklarına karanlık bir gelecek, ödenemeyen faturalar, zam dolu bir gelecek bıraktılar. TMMOB’u verilerine göre temel ihtiyaç fatura bedelleri 997 TL, Ankara’da ise 1025 TL. Bu birçok şeyi ifade ediyor. Bu yoksulun, işçinin cebine, sofrasına yansıması ve açlıkla yüz yüze kalmasını ifade ediyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, partinin genel merkezinde düzenlenen haftalık basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Günay’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Kadın özgürlük mücadelesinin önemli temsilcileri ve öncülerini yitirişimizin yıl dönümündeyiz. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Pakize Nayır, Sêvê Demir, Fatma Uyar, ve Fidan Doğan’ın katledilişlerinin yıl dönümündeyiz. Bir kez daha yürüttükleri kadın mücadelesi ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Katledilişlerinin yıl dönümünde her birini minnetle anıyoruz. Bizlere büyük bir direniş mirası bıraktılar ama maalesef bütün kadın cinayetlerinde olduğu gibi dosyaları cezasızlıkla yüz yüze bırakıldı, failler korundu. Ama bizler her bir fail ortaya çıkıncaya, her bir kadın cinayeti aydınlatılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizin bir kez daha sözünü veriyoruz.

“Partimize saldıranlar eğitilmiş ve azmettirilmiş kişiler”

Bizler yeni yıla partimize yönelik saldırılarla girdik. Deniz Poyraz Davasının görüldüğü günden bir gün önce Bahçelievler ilçe binamıza bir saldırı gerçekleştirildi. Bir kez daha fail korundu ve daha sonra serbest bırakıldı. Partimize yönelik yapılan bütün saldırılarda saldırganlar eğitilmiş, azmettirilmiş saldırganlardır. Biz hiçbir saldırıyı tekil, serserinin tekinin saldırısı olarak asla kabul etmiyoruz, bütün saldırılar örgütlü, planlanmış ve taammüden hazırlanmış saldırılardır. Partimize yönelik düşmanlık politikaları, yapılan saldırılar ve iktidarın sürekli partimizi hedef göstermesi partimizi hedef haline getiriyor. Bu saldırılar azmettirici olarak iktidarı ve ortağını gösteriyor. Bir tweet attığı için insanları günlerce gözaltına alınan yargı, partimize silahla girenlere ve arkadaşlarımızı katletme girişimine rağmen herhangi bir etkin soruşturma yürütmeden, arkalarındaki gizli güçleri ortaya çıkarmadan onları serbest bırakıyor. Bu yargının da failleri koruduğu ve cezasızlık politikası uygulandığının göstergesi.

“Partimize yönelik saldırılardaki karanlık güçleri tanıyoruz”

Bizler Deniz Poyraz dosyasında da katilin ne kadar profesyonel ve eğitilmiş olduğunu duruşma salonundaki aymazlığı, pişkinliği ve soğukkanlılığı ile gördük. Her bir saldırı örgütlüdür, partimizi güçlendirerek o katillerin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkaracağız. Bizler o karanlık güçleri tanıyoruz, Hrant Dink cinayetinden tanıyoruz, Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırılardan tanıyoruz. Bizler onlara karşı mücadele etmeye, kirli yüzlerini her yerde Türkiye toplumuna anlatmaya devam edeceğiz. HDP geleneği direnişten gücünü alır, asla korkularla yılmaz ve geri atmaz, mücadele etmeye ve dimdik ayakta durmaya devam eder.

“Nefret dilinden başka söyleyecek sözü olmayanlar çareyi HDP’ye saldırmakta buluyor”

İktidarın küçük ortağı bir kez daha partimizi hedef gösterdi. Bir kez daha sağa sola talimatlar buyurdu. Türkiye’deki sorunlarına dair Türkiye toplumunun yaşadığı sorunlara dair söyleyecek tek bir sözü olmayanlar partimize saldırıyor. Sorunlara çözüm önerisi olmayanlar, halkın taleplerine kulak tıkayanlar, çözümü olmayanlar partimize saldırmaya çalışıyor. HDP sizin geliştirmeye çalıştığınız faşizminiz önündeki en büyük engeldir. HDP bu topraklarda direniş ve hakikattir, demokrasinin teminatı, kadınların ve gençlerin teminatıdır. İşçinin, yoksulun geleceğidir. Bu nedenledir ki HDP ayakta ve siz HDP’den korkuyorsunuz. HDP hakikatleri yüzünüze söylemeye devam edecek. HDP’nin haykırdığı hakikatler Türkiye toplumunda karşılık buluyor. Halkımız cevabını size sandıkta verecektir. Bunun korkusuyla partimize saldırıyorlar, gittiklerinin ve gideceklerinin farkındalar. Türkiye toplumuna söyleyecek sözü olmayanlar, nefret dilinden başka söyleyecek sözü olmayanlar, çareyi HDP’ye saldırmakta, HDP kapatılsın demekte buluyorlar. Bu yüzden HDP her gün büyüyerek bugüne geldi. Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler gücümüzü hakikatten, bize miras kalan direnişten alıyoruz. Biz bu mirası asla yere bırakmayacağız. Bu ülkeye barış, kardeşlik ve demokrasi gelene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler HDP olarak sizlerin korkulu rüyanız olmaya devam edeceğiz, sizlerin önünde engel olmaya devam edeceğiz. Bunu bu ülkenin haklarına sözümüz olarak yineleyelim.

“Cezaevleri ölüm evlerine dönmesin”

Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunları devam ediyor. Cezaevleri, Türkiye’nin aynası olarak can yakıcı biçimde çözüm bekliyor. Önceki gün grup toplantımıza çocukları cezaevinde olan anneler Türkiye’nin dört bir tarafından gelip taleplerini dile getirdiler. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönmesinden kaynaklı kaygılarına çözüm bulmanın muhatabını arayıp durdular ama Adalet Bakanı ve iktidar anneleri dinleme gereği bile duymadılar. Ama anneler buna rağmen STK’larla ve siyasi partilerle görüştüler. Bu ülkenin vicdanı olan kesimlerle görüştüler ve seslerini duyurdular. Anneler çocuklarının infazlarının ertelenmesini istemiyor, hasta çocuklarının tahliye edilmesini, cezaevlerinin ölüm evlerine dönüşmesini istemiyor. Bu konuda bir açıklama dahi yapmayan Adalet Bakanı kaygılı anneleri dinlemedi, anneleri polisin şiddeti ile karşı karşıya bıraktı. Bu aynı zamanda sorunlara yaklaşımın göstergesiydi. Ama cezaevlerinde yaşananlar ve annelerin haykırışları bir hakikat ve iktidarı rahatsız etmeye devam edecek.

“Ekonomik kriz yönetememe sorununun sonucudur, iktidar istifa etmelidir”

Bütün bunlar yaşanırken Türkiye’de yönetememe krizinin sonucu olarak ekonomik kriz can yakıyor. Türkiye yeni yıla zamlarla girdi. Asgari ücrete yüzde 50 zam yaptık diye övünenler elektriğe bir gecede  yüzde 50-127 arasında zam yaptı. Doğalgaza, akaryakıta yaptıkları zamlarla asgari ücrete yapılan zammı anlamsızlaştırdılar. Türkiye halklarını açlıkla, sefaletle ve yoksullukla yüz yüze bıraktılar. Kendileri saraylarda ışıltılar içinde yaşamaya devam ederken, Türkiye halklarına karanlık bir gelecek, ödenemeyen faturalar, zam dolu bir gelecek bıraktılar. TMMOB’u verilerine göre temel ihtiyaç fatura bedelleri 997 TL, Ankara’da ise 1025 TL. Bu bir çok şeyi ifade ediyor. Bu yoksulun, işçinin cebine, sofrasına yansıması ve açlıkla yüz yüze kalmasını ifade ediyor. Bu konuda çözüm önerilerimizi defalarca ifade etmiştik, bir kez daha ifade edelim. Temel ihtiyaç faturalarının hane başına düşen ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz karşılanması, en düşük emekli maaşının asgari ücret sınırına getirilmesi, öğrenci burslarına zam yapılması gibi temel, toplumu rahatlatacak ihtiyaçlar söz konusu. Ekonomik kriz, yönetememe sorununun sonucu olduğu için iktidarın istifa etmesi ve erken seçime gitmesi gerekiyor. Muhalefetin bu konuda bu ortak önerge ile tavrını ortaya koyması gerekiyor. Bu konuda üzerimize düşeni yapacağımızı söylemiştik.

“Türkiye içeride ve dışarıda savaş politikalarına son versin”

Bizler HDP olarak Türkiye’nin içerde ve dışarda bir savaş hükümetine dönüştüğünü, buradan beslenerek güç yaratmaya çalıştığını bir çok kez ifade ettik. Bu politikalara karşı bulunduğumuz her zeminde tavır aldık. Barış siyasetinden yana tavrımızı ortaya koyduk. Hükümetin meclise getirildiği savaş tezkerelerine hayır dedik. Kuzeydoğru Suriye’de işlenen savaş suçlarını yüksek sesle ifade ettik. Bu konudaki en çarpıcı gelişme James Jeffrey’in yaptığı itiraftı. 20019 yılında Türkiye’nin Girê Spî ve Serakaniye’de düzenlediği askeri operasyonlarda Türkiye ile birlikte hareket eden silahlı grupların savaş suçu işlediğini itiraf etti. Bunu defalarca söylemiştik. Türkiye dış politika siyaseti ile savaş suçu işliyor, halklar lehine sonuçlar yaratmıyor. Bunun NATO üyesi bir ülkenin yetkilisi tarafından itiraf edilmesi önemlidir, hakikati dile getiriyor. Türkiye yöneticilerine sesleniyoruz; Kuzeydoğu Suriye halklarına karşı savaşa son verin ve Kuzeydoğu Suriye halklarının taleplerine kulak verin, barışçıl bir politika yürütün. Aksi halde yürüteceğiniz politika çetelere, IŞİD’e, ÖSO’ya yarayacak, kadınlar, gençler ve çocuklar için ölüm ve gözyaşından başka bir şey ifade etmiyor.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Hakkında İddianame Hazırlandığı İddialarına Yanıt

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında iddianame hazırlandığı iddialarına ilişkin, “Hukukçu olarak güzel espri olur bunlar. Bu esprileri her gün görüyoruz, yaşıyoruz, takip ediyoruz. Gerekli işlemleri yapıyoruz” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM grup toplantısında İBB’deki terör soruşturması ile ilgili yaptığı “İddialar doğru çıkarsa İBB Başkanı’nın bir saniye o koltukta durmaması gerekir” açıklamasıyla ilgili olarak da İmamoğlu, “Bizim gündemimizde değil. Hiç gündemimizde değil. Açıkçası sözlerini de muhatap almıyorum” dedi.

İçişleri Bakanlığı, İBB’de çalışan yüzlerce personelin “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler üzerine” özel teftiş başlatıldığını duyurmuştu. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da katıldığı bir canlı yayında, İmamoğlu için iddianame hazırlandığını iddia etmişti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Başakşehir Veri Laboratuvarı’nın açılışında gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

Belediyeler Birliği, tarihin en utanç verici dönemini yaşatıyor. Yani Belediyeler Birliği İstanbul’a Türkiye’deki tüm Cumhuriyet Halk Partili belediyelere tarihinin en utanç verici dönemini yaşatıyor.

Yüzde 50 bütçesini sağlayan Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yüzde 3-5 oranında bile katkı sunmadan.

Başındaki belediye başkanı kendi iline sağladığı faydaların listesini çıkarsın yayınlasın. Utanç verici.

Daha ileri gideyim. Sayın başkanı ben Gaziantep’te ziyaret ettim. İBB, Belediyeler Birliği’nin en üst seviyede bütçesini sağlayan belediyedir.

İstanbul’a gelip muhtelif bazı ilçelerde görüntü vereceğine önce gelsin, Belediyeler Birliği başkanı olarak cesaretle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret etsin. Bu Türkiye’deki yerel yönetimin ne kadar tahakküm altında olduğunun bir göstergesidir.

Kendisini sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. Belediyeler Birliği konusunda CHP’nin  attığı adım değerlidir, tarihidir. Çok kötü işler yapıyorlar, utanç verici bir dönem.

İddianame iddiası. Hukukçu olarak güzel espri olur bunlar. Bu esprileri her gün görüyoruz, yaşıyoruz, takip ediyoruz. Gerekli işlemleri yapıyoruz.

Devletin her kademesindeki insanları, müfettişleri, valileri, vali yardımcılarını, adına kim derseniz deyin, bakanları, herkes görevini layıkıyla yapsın. Biz de layıkıyla yapalım.

Bizi soruşturmaya, daha doğrusu incelemeye gelmişlerdir. Başımızın üstüne yerleri var. Müfettişler her zaman bizi teftiş etsinler, denetlesinler, incelesinler. Zaten incelemeliler. Bizim de burada hiçbir sıkıntımız yok.

Onları en iyi şekilde ağırlıyoruz. Yeter ki herkes görevini saygın kamu ahlakı düzeni içerisinde yapsınlar. Bizim kapımız ardına kadar açık. Yazışmalar yapıyoruz.

Bizim yazdığımız yazıların ciddiyetinde yazıları diğer kurumlardan da bekliyoruz. Şu anda bizim gündemimiz bu.

Bir de işte böyle gençliğe, teknoloji merkezi açmak. Ne yazık ki ülkenin yoksulluğuyla mücadelede Türkiye’nin en büyük ekmek fabrikasını açmak üzereyiz. Yüzde 90-95 seviyelerine geldi. Mart ayında açacağız. Bizim gündemimiz bu.

“Bizimle ilgisi yok”

Gazetecilerin “Fırıncılar biraz kızacak” demesi üzerine de “Fırıncıların kızacağı yer; Türkiye’de enflasyonu yüzde 36 açıklayan ama gerçek enflasyonun yüzde 60’da olduğu, üretici fiyatlarının ise yüzde 85-90’lar seviyesinde olduğu ekonomiyi yönetenler, hükümet. Bizimle ilgisi yok” karşılığını verdi.

Paylaşın

CHP, Elektrik Zammını Yargıya Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından kademeli fiyat uygulaması kararı ile birlikte yılbaşında yapılan zamların yürürlüğünün durdurulması istemiyle Danıştay’a başvurdu.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun yılbaşında aldığı fahiş zamla ilgili Danıştay’da açtığı dava konusunda CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. CHP’li Akın, şunları dile getirdi:

“AK Parti iktidarının elektrik faturalarındaki zam kurnazlığını yargıya taşıdık. Cumhuriyet tarihinin en büyük elektrik zammına dönüşen, EPDK kararının iptal edilmesi ve yürütmesinin hemen durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açtık. Yeni yılın ilk gününde, bütün vatandaşlarımızı mağdur eden, hayat pahalılığı karşısında yalnız bırakan, büyük oranda elektriğe yapılan hukuksuz zamlara, Türk yargısının hukuksal zeminde izin vermeyeceğine inanıyorum”

Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprü geçiş ücretlerine, harçlardan vergilere kadar, her şeye zam yapıldığını kaydeden CHP’li Akın; “Hayat pahalılığı ile vatandaşımız yoksullaştırılıyor, mağdur ediliyor ve ezdiriliyor. Vatandaşın, pazar fileleri boş. Tencereleri boş. Cüzdanları boş! Kaybeden vatandaşımız. Kazanan, saray ve eşrafıdır! İktidar vatandaşımızın bu sıkıntılarına rağmen ne yapıyor? Zam yapıyor! Vatandaşın mali yükünün azaltılması gerekçesiyle Meclis’ten geçirilen kanunla, ‘kademeli tarife’ adı altında elektrikte tarihin en büyük zammını yaptılar” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yasa teklifinin TBMM’de görüşülürken halkın kürsüsünde defalarca uyarıda bulunduklarını söyleyen CHP’li Akın; şöyle devam etti:

“Kademeli tarife, sosyal tarife olmalı dedik. ‘Elektrik insan hakkıdır, ulaşılabilir ve insani yaşam koşullarında ödenebilir bir ücreti olmalıdır’ diye uyardık! Kanun çıktı. Peki EPDK ne yaptı? Yılın son kurul toplantısında karar alarak kademeli tarifeyi “kademeli zamma” hatta “kademeli zulme” dönüştürdü. AK Parti iktidarının, yanlış ekonomik politikaları ve yanlış enerji politikaları yüzünden her geçen gün artan hayat pahalılığı, EPDK kurul kararıyla elektrik faturalarına yeni bir yük olarak vatandaşımızın sırtına yüklendi.”

“Eskiden elektrik çarpardı, şimdi AK Parti bu zamlarla vatandaşı çarpıyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, elektrik faturalarına yüzde 127’ye kadar varan fahiş zammın asla kabul edilemez olduğunu dile getirdi. CHP’li Akın; şunları dile getirdi:

“Bu zam; vicdani değildir, insani değildir, hukuki değildir. Kademeli zam olarak hayata geçirilen tarifede dört kişilik bir ailenin asgari tüketimi olan 230 kilovatsaat yerine 150 kilovatsaatin ilk kademe olarak belirlenmesi de ne bilimseldir ne de insanidir. EPDK kademeli tarifeyi getirmiş ve ilk kademeye de yüzde 52 oranında zam yapmıştır. Bu yetmemiş ikinci kademeye yani 150 kilovatsaatin üstündeki tüketime de yüzde 127 zam yapmıştır.Yani AK Parti iktidarı elektrik faturalarıyla vatandaşımızı adeta çarpmıştır. Eskiden elektrik çarpardı, şimdi AK Parti bu zamlarla vatandaşı çarpıyor.”

Aralık ayında asgari tüketim olan 230 kilovatsaatin faturası 210 lirayken, şimdi kademeli zamla 370 liraya çıktığına dikkat çeken CHP’li Akın, şunları söyledi:

“Enerji Bakanı Fatih Bey, ‘Az tüketen az bedel ödeyecek’ dedi. Bu bir aldatmacadır. İktidar doğruyu söylemiyor. İktidarın doğruyu söylemediğini bundan iki hafta sonra yüksek faturalarla çarpılan vatandaşlarımız da görecek. Enerji Bakanı’nın dile getirdiği ‘az tüket az öde’ söylemi tam bir aldatmacadır. Asgari tüketim olan 230 kilovatsaatin 75 kilovatsaat düşürülmesi durumunda bile aboneler daha fazla fatura ödeyecekler. Tüketiciler bu fahiş zamdan kaçamayacaklar. Vatandaşı rahatlatması gereken kademeli tarife, zam aracına dönüştürülmüş ve amacından tamamen saptırılmıştır. İşte biz bu haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği yargıya taşıdık. Ticarethane ve sanayi elektrik tarifelerine yapılan fahiş zamlar da hayat pahalılığı olarak vatandaşlarımıza çarşıda, pazarda, markette alışveriş yaparken geri dönecek. Yani AK Parti vatandaşlarımıza katmerli bir hayat pahalılığını reva görüyor.”

“AK Parti iktidarı asla doğru söylemiyor”

Zamların derhal geri çekilmesi ve enerji faturalarında indirim yapılması gerektiğini söyleyen CHP’li Akın, “Elektrikte kademeli tarife en az 230 kilovatsaatten başlatılmalı, sosyal tarife olmalıdır. Ayrıca doğalgazda da planladıkları kademeli tarife mevzuatı bir sosyal tarife olmalı, zam aracı olarak kullanılmamalıdır. Elektrik ve doğalgazdaki yüzde 18 KDV oranı yüzde 1’e indirilmelidir. Doğalgazdan alınan ÖTV kaldırılmalıdır. Fedakârlık yaptığını iddia eden AK Parti iktidarı asla doğru söylemiyor. Fedakârlığı yapan bu fahiş zamları göğüslemek zorunda bırakılan vatandaşımızın ta kendisidir” diye konuştu.

Paylaşın

Koca’dan ‘Ziyaret ve Kalabalık Ortam’ Uyarısı

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, açıklamasında, “Vakalar artıyor. Yapılması mecburi olmayan ziyaretlerden ve görüşmelerden, kalabalık ortamlardan kaçınalım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından, Omicron varyantına karşı tedbir çağrısı yaptı.

Bakan Koca, “Vakalar artıyor. Yapılması mecburi olmayan ziyaretlerden ve görüşmelerden, kalabalık ortamlardan kaçınalım. Daha sakin ve tedbirli davranalım. Bizim hareketliliğimiz azaldıkça virüsün daha hızlı yayılan varyantının da hızı kesilecek. Omicron varyantının hızını keselim” dedi.

Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin 5 Ocak 2022 verilerine göre, 417 bin 787 test yapılırken, 66 bin 467 yeni vaka tespit edildi. 143 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 316 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantıyla birlikte vaka sayılarındaki artışa rağmen hastaneye yatışlarda endişe verici bir yükselme söz konusu değil. Öte yandan, hastaneler riskin arttığı ortamlar; kendimiz kadar sağlık çalışanlarını da korumak zorundayız. HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE lütfen dikkatli olun.

Paylaşın