TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Üçüncü Bir İttifak Kurabiliriz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Kadıköy’de gazetecilerle buluştu. Genel Başkan Erkan Baş, milletvekilleri Sera Kadıgil, Barış Atay ve Ahmet Şık, soruları yanıtlayarak gündemdeki siyasi tartışmalara dair açıklamalarda bulundu.

İttifak tartışmalarının ana gündem olduğu toplantıda konuşan Erkan Baş, hedeflerinin sol sosyalist bir ittifak ile 20 milletvekilini alarak grup kurmak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turda ortak adayla çıkma arzusunda olduklarını dile getiren Baş, Ekmeleddin İhsanoğlu profili haricinde, bugünkü Cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirebilecek bir adaya destek verebileceklerini söyledi. Baş, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni referanduma götürecek bir aday olmalı. Biz o koltuğu ‘yakmak’ istiyoruz” dedi.

Milletvekilliği adaylığını da yerellerde ya da merkezdeki platformlarla beraber karar vereceklerini söyleyen Baş, “Örneğin LGBTİ bir milletvekili de olmalı, ancak ona biz şu kişi olsun demeyeceğiz. Örgütlü oldukları dernekleri var Ancak onların işaret ettiği isim olabilir” diye belirtti.

Önümüzdeki dönem parlamentosunun bir nevi kurucu bir görev üstleneceğini ifade eden Baş, amaçlarının bu seçimlerde parlamentoya en az 20 milletvekili sokmak ve bu kurucu mecliste ana muhalefet olmak istediklerini belirtti.

Bu güne kadar sol içi tartışmalara girmediklerini söyleyen Baş “Çağrımız şudur: Seçime girme hakkı olan bütün partiler, kendi listeleriyle bu ittifakın çatısı altında buluşmalı. Gerginlik artırmayacağız ama korku politikalarına da teslim olmayacağız.” dedi.

“Sandıkları koruyacağız”

TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, sandık güvenliğini çok önemsediklerini ve çok fazla insan gücüne ihtiyaç olacağını belirtirken diğer partilerle ortak bir güvenlik ağı oluşturmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.

“Gidebileceklerinin kanıtı ortada”

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise seçim döneminde bir sertleşmenin olacağını, HDP’nin ya da başka partilerin kapatılması gibi konuların gündemde olduğunu ancak Türkiye Barolar Birliği seçiminde Metin Feyzioğlu’nun kaybetmesi gibi bir örneğin de bulunduğunu hatırlatarak, “Kenetlenildiğinde tek adamların nasıl gidebildiğini çok yakın zamanda baro seçimlerinde gördük. Aynı İBB seçiminde olduğu gibi genel seçimde de birçok hilenin ve baskının olacağını düşünüyorum ama şu da bir gerçek: Evet gidecekler, gidebileceklerinin kanıtı ortada” dedi. Şık, “Ayrıca Kürt meselesine mesafeli bir siyaset ile yanyana durmak çok mümkün değil” dedi.

(Kaynak: Evrensel)

Paylaşın

CHP, Katarla İlişkiler İçin Araştırma Komisyonu İstedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye ile Katar arasında geliştirilen ilişkilerin, “Türkiye’nin çıkarlarını zedelediği” gerekçesiyle Meclis tarafından incelenmesi için Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan araştırma önergesi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesi istenecek önergede, Türkiye-Katar ilişkisinde iktidarın attığı adımların, Katar’ın Türkiye’deki çıkarlarını korumaya yönelik olduğu vurgulandı.

Önergede,“İktidarın yıllardır uygulamaya koyduğu kimi siyasi ve ekonomik karar ve tercihlerin, Katar’ın Türkiye’deki çıkarlarını korumaya yönelik olduğu açıkça görülmektedir” denildi.

Önergede araştırılması istenen bazı iddialar şöyle ifade edildi:

  • Türkiye’nin ulusal tank projesinin, tank üretimi konusunda hiçbir birikimi olmayan Katar Ordusunun ortak olduğu bir şirkete teslim edilmesi ve bu projeyle ilgili olarak Tank Palet Fabrikasının ihalesiz ve bedelsiz olarak devredilmesi,
  • Katarlıların da işletmecisi olduğu limanların işletme hakkı sürelerinin 49 yıla uzatılması,
  • Hiçbir geçerli gerekçesi ve ihtiyacı olmadığı halde Katarlıların arsa topladığı Kanal İstanbul Projesiyle ilgili anlamsız ısrarlar,
  • Katar’ın Exxon Mobil-Katar Petrolleri Ortaklığı aracılığıyla, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminden, bir bölümü Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı içinde kalan bir bölgede ve Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal ederek doğalgaz arama izni almasına sessiz kalınması,
  • Türkiye’de de maç yayınlarını alan Katar merkezli medya kuruluşunun, spor kulüplerine yapması gereken 300 milyon liralık ödemenin Devlet tarafından yapılması,
  • Bir rekabet ortamı oluşturulmadan Borsa İstanbul’un yüzde 10 hissesinin Katara satılması.
Paylaşın

10 Yeni Dokunulmazlık Dosyası Meclis’te

7 HDP’li (Halkların Demokratik Partisi), 1 DBP’li (Demokratik Bölgeler Partisi) ve 1 TİP’li (Türkiye İşçi Partisi) olmak üzere toplam 9 milletvekiline ilişkin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayımlandı.

10 yeni dokunulmazlık dosyası, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon’a havale edildi. Dokunulmazlıklarının kaldırılması talep edilen vekiller ve haklarındaki dosya sayıları şöyle:

  • HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık (1)
  • HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç (2)
  • HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ (1)
  • DBP Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz (1)
  • HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü (1)
  • HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay (1)
  • TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık (1)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Gelecek Partisi Çatlağı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin yürüttükleri çalışma kapsamında hedeflenen son redaksiyon toplantısı iki haftadır yapılamayınca, kulislerde imza krizi yaşandığı iddia edildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; 6 muhalefet partisinin genel başkan yardımcıları, ortak metin için 21 Aralık’ta TBMM’de bir araya gelirken, toplantı sonrasında yapılan açıklamalarda tüm başlıklarda uzlaşıldığı belirtilmişti. Parti temsilcilerinin 28 Aralık’ta son olarak redaksiyon için toplanacakları ve sonrasında ortak metnin genel başkanlara sunulacağı açıklanmıştı.

Ancak o günden bu yana TBMM’de bir toplantı yapılmaması Ankara kulislerini de hareketlendirdi. Muhalefet bloku içerisinde yer alan bazı partilerin üst düzey yöneticilerinden alınan bilgiye göre, Gelecek Partisi, “Ortak metin çalışması, ittifak görüntüsüne neden oluyor” endişesini dile getirdi. İddiaya göre Gelecek Partisi yetkilileri, bu gerekçeyle “Son toplantıyı ve ortak metne imza atılmasını bir süre askıya alalım” talebinde bulundu.

İkna çabası sürüyor

Buna karşın başta CHP, Demokrat Parti ve bazı İYİ Partili yetkililerin ortak metni imzalaması için Gelecek Partisi’ne yönelik ikna çabası içerisinde oldukları belirtildi. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 6’lı toplantılarda çok güzel bir ürün ortaya çıktığını ifade etti. Üstün, “Bu ürünün, çıkan bu ortak metnin, heba olmasını hiç kimse istemez, Gelecek Partisi hiç istemez” dedi.

“Akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum”

Ortak metinle ilgili parti başkanlık kuruluna kapsamlı bir sunum yaptığını ve genel başkanın da bazı notlar aldığını ifade eden Üstün, “Metin üzerinde ciddi bir çalışma yürüttük. Varsa değişiklik önerileri, liderler toplantısında sunulabilir. Biz bu metnin ilk yazarıyız, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemini ete kemiğe büründüren parti, Gelecek Partisi’dir” ifadelerini kullandı. Üstün, “Redaksiyon toplantısı henüz neden yapılamadı?” sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı: “Redaksiyon toplantısı her zaman yapılabilir. Metin kamuoyuna tam sunulacak noktaya geldiğinde yapılabilir. Bizim 6 partinin temsilcileri açısından son aşamaya geldi. Yapılacak işlem neredeyse kalmadı gibi.”

Üstün, “Gelecek Partisi, ortak metne imza atmak istemiyor mu?” sorusu üzerine de, çalışmaya son şeklinin genel başkanlar tarafından verileceğini belirterek, şunları söyledi: “Parti liderleri, imza atılıp atılmayacağını, çalışmanın kamuoyuna ne şekilde sunulacağını kendi aralarında belirleyecektir. Süreci şu ana kadar sağlıklı yürüttük. Zaman zaman yavaşlar, zaman zaman hızlanır. Sadece bizim karar vereceğimiz konular değil. Partilerin kendi iç programları var. Böylesi önemli bir çalışmanın akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum.”

Üstün: “İttifak görüntüsü” endişemiz yok

Üstün, “Gelecek Partisi, ittifak görüntüsü içerisinde yer almaktan endişe duyuyor mu?” sorusu üzerine de şunları söyledi: “Biz bu meselenin bir siyasi ittifakla alakalı olmadığını söylüyoruz. Bir siyasi ittifak arayışı başka bir şeydir, böylesi bir konuda iş birliği yapmak da başka bir durumdur. Bu aslında siyasi partiler arasında iş birliğidir. İş birliği ile siyasi ittifakları ayırmak lazım. Bu anlamda bir endişemiz yok. İttifak süreçleri olacaksa bunlar ayrı zeminde yürür.”

Uzlaşılan ilkeler ortak metne işlendi

6 muhalefet partisinin, seçim sonrasında parlamenter sisteme dönüşe ilişkin yol haritası ve ilkelerin belirlenmesi amacıyla ilkini Eylül ayında başlattığı toplantılara CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp katılıyordu. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi doğrultusunda yasama, yürütme ve yargı alanlarında kapsamlı düzenlemelere gidilmiş, bu alanlarda önemli olan ve üzerinde uzlaşılan ilkeler öngörülerek ortak metne işlenmişti.

Paylaşın

Salgın Döneminde Çocuklara Karşı İşlenen Cinsel Suçlar Arttı

İzmir Barosu, çocukların maruz kaldığı cinsel suçlara ilişkin 2020-2021 verilerini açıkladı. Buna göre 2021’de bir önceki yıla göre kent genelinde cinsel suç mağduru çocukların sayısı arttı. 1 Ocak 2020-31 Aralık 2021 tarihleri arasını kapsayan verilere göre, kent genelinde ‘çocuğun cinsel istismarı suçu’ 1078’den 1874’e, ‘reşit olmayanla cinsel ilişki suçu’ 336’dan 340’a, ‘cinsel taciz suçu’ 336’dan 359’a çıktı. Veriler, cinsel suç̧ mağduru çocuklar için Baro tarafından yapılan zorunlu avukat görevlendirmelerinin sayısından derlendi.

Verileri derleyen İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden Avukat Zerrin Şenyıl Kale, Corona virüsü salgınında kısıtlamalar nedeniyle eve kapanmanın çocuklara karşı işlenen cinsel suçların artışına neden olduğunu kaydetti. VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Kale, “Ev içi ortamlar çocuklar için her zaman güvenli olamıyor. (Salgında) çocuklar destek mekanizmalarına ulaşamadılar. Özellikle İzmir ilimizde rehber öğretmenlerimizin bu konudaki rolü çok büyük. Çocuklar genelde ya arkadaşlarına ya öğretmenlerine ya da ailede çok güvendikleri birine bunu anlatabiliyorlar. Çünkü cinsel istismarı dile getirmek çok zor bir olay. Rehber öğretmenlerimiz bu konuda eğitimli. Okulda farklı nedenlerle öğretmenlerine başvuran çocuklar konuştuklarında öğretmenler bunu açığa çıkarabiliyor. Öğretmenlerin bildirim yükümlülüğü var. Corona’da bu da mümkün olmadı. Okulların kapalı kalması, kısıtlamalar, çocukların sokağa çıkamaması yüzünden çocuklara erişmekle yükümlü olan kişiler de çocuklara erişemedi. Çocuklar sağlık ve eğitim hakkından mahrum kaldı. Bunlar beraberinde aile içi ve yakın çevreden gördükleri, maruz kaldıkları istismar sayılarını artırdı” dedi.

“Ne yazık ki devletin böyle bir veri tabanı yok”

Devletin bu kapsamdaki suç verilerini toplamadığı için bu sayıların en az olduğuna dikkat çeken Kale, “Gerçekten de bu istatistikler bize durumun son derece vahim olduğunu ortaya koydu. Bu sadece İzmir iline özgü bir istatistik. Neredeyse iki katına çıkan bir sayı sözkonusu. Ne yazık ki devletin böyle bir veri tabanı yok. Çocuklara yönelik şiddet suçlarıyla ilgili olarak ulusal bir veri tabanı oluşturulması gerekiyor. Böyle bir veri tabanı olmadığı için de olayın vahameti anlaşılamıyor” dedi.

Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin bu suçlar kapsamında veri toplanmasını zorunlu kıldığını dile getiren Kale, “Aslında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Lanzarote Sözleşmesi gibi tarafı olduğumuz bütün uluslararası sözleşmeler ve bunların ek protokolleri devlete bu konuda veri toplama yükümlülüğü yüklemektedir. Ancak ne yazık ki biz 2017’den beri bu konuda sağlıklı verilere ulaşamıyoruz” sözlerini kullandı. Kale, çocuklara karşı cinsel suçları önlemek için ulusal eylem planı oluşturulabilmesi amacıyla ülke genelinde bu verilerin mutlaka çıkarılması gerektiğini de söyledi.

“Gerek jandarma gerek emniyet kendi içinde bir suç tanımlaması yapıyor”

Adalet Bakanlığı’nın en son 2020 yılına ait açıkladığı Adalet İstatistikleri ’ne göre, 2020 yılında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) cinsel dokunulmazlığa karşı suçları hüküm altına alan maddelerinden TCK ve özel kanunlar uyarınca ceza mahkemelerine acılan davalarda işlenen suç sayısı toplamda 40 bin 819. Bu sayı hem çocuklara hem de yetişkinlere karşı işlenen cinsel suçları kapsıyor. İstatistiklerde çocukların cinsel istismarı suçu 17 bin 948, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 1211 ve yetişkinleri de kapsayan cinsel taciz suçu 14 bin 107 kez işlenmiş görünüyor. Ancak Kale, Bakanlığın sanıklara ait uyruk, yaş grubu ve cinsiyete göre kamuoyuyla paylaştığı bu istatistikler üzerinden, işlenen suçların ne kadarının kovuşturma aşamasına yansıdığını ne kadarının soruşturma aşamasında kaldığının bilinemediğini belirtti.

Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlara devlet kurumlarının yaklaşımında da sıkıntı olduğu için verilere yansımadığını söyleyen Kale, “Gerek Jandarma Genel Komutanlığı gerek Emniyet Müdürlüğü kendi içinde bir suç tanımlaması yapıyor. Örneğin ‘aile düzenine karşı suçlar’ diyor. Aile düzenine karşı suçların aslında altında yatan çocuğun cinsel istismarı da olabiliyor. Örneğin İzmir’de zorla evlendirilmek istenen bir kız çocuğu 2017’de emniyet birimlerine başvurmuştu. Ama sonuçta o anne baba, aile düzenine karşı suçlar bölümünde yer alan ‘aile yükümlülüğünü yerine getirmemek’ suçundan ceza aldı. Biz erken yaşta zorla evlendirmelerin bir cinsel istismar olduğunu biliyoruz. Yani eğer bu çocuk güvenlik birimlerine başvurmamış olsaydı, bu çocuk cinsel istismara maruz bırakılmış olacaktı” dedi.

“Koruyucu, önleyici mekanizmalar kurulması bizim için ivedi”

Çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun bir şiddet suçu olduğunu söyleyen Kale, “Aslında cinsel istismar küresel bir sorun ama önlenebilir bir toplumsal sorun. Bunun temelinde şiddetin olduğunu gözden uzak tutmamamız gerekiyor. Hak temelli politikalar geliştirilmemesi bunun artış nedenlerinden birisi. Toplumdaki yanlış çocuk algısı yani çocuklarla yetişkinler arasında hiyerarşiye ve güce dayalı bir ilişki kurulmuş olması, çocukların katılma haklarına saygı duyulmaması bunun nedenlerinden bazıları. Çocukların fikri sorulmuyor. Çocukların susması bekleniyor, itaat etmesi bekleniyor. Bu anlamda, yapılan çalışmalar, cinsel istismarın yüzde 70’inin, çocukların yakın çevresinden, güvendiği kişilerden geldiğini ortaya çıkarıyor. Çocukların güven ilişkisi duyduğu kişiler tarafından istismara maruz bırakılması, söyleyememelerine de yol açıyor” diye konuştu.

Türkiye’nin cinsel istismar suçunda dünyada üçüncü sırada geldiğini öne süren Kale, cinsel istismarın yaşanmadan önlenebilmesi için koruyucu mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kale, “Koruyucu, önleyici mekanizmalar kurulması, harekete geçirilmesi bizim için ivedi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmesi zaten bunu önceler. Öncelikle koruma ve önleme. Bunun için çok etkin mekanizmaların kurulması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın koordineli bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Örneğin mahallelerde çocukların kolay erişebildikleri sosyal destek birimleri, başvuru mekanizmaları kurulabilir. Bu hiç zor değil. Oralarda psikologlar görevlendirilebilir” dedi.

Çocuk Bakanlığı kurulması için çağrıda bulunan Kale, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün yeterli olmadığını söyledi. Çocukların ulaşabileceği acil çağrı hattı kurulması gerektiğini de belirten Kale, siber zorbalığa karşı ise Türkiye’de henüz mevzuat oluşturulmadığını kaydederek bir an önce harekete geçilmesini istedi.

“Sorun mevzuatta değil uygulamada”

Türkiye’de yargı aşamasında ise sorunun mevzuatta değil uygulamada olduğunun altını çizen Kale, “Aslında yasalarımız çok iyi, yasalarımızda sorun yok. Yargı aşamasında soruşturmanın etkin sürdürülememesi, mevzuata uygun bir şekilde çocukların lehine delillerin toplanmaması sıkıntı. Yani orada sanık odaklı hareket ediliyor ne yazık ki. Çocuk adalet sisteminde çocuk odaklı hareket etmek zorundayız. Cezasızlık politikası ne yazık ki Türkiye’de son yıllarda kamu vicdanını yaralayan bir hale dönüşmüş durumda. Özelikle bu aflarla, sık sık dile getirilen infaz yasalarıyla ve iyi hal indirimleriyle çeşitli şekillerde cezalarda indirim sağlanıyor. ‘Nasıl olsa, yargılama sonucunda çok az bir cezaya mahkum oldu. Ben söylesem ne olacak?’ denmesini de beraberinde getiriyor” dedi.

Bu suçlar kapsamında yargılama sırasında çocuklara yönelik koruma politikalarının olmadığını da sözlerine ekleyen Kale, “Çocukların cinsel istismarı soruşturma ve kovuşturma aşamasına girdiği andan itibaren korumanın başlaması gerekiyor” dedi. Kale, bu konudaki haberlerde çocuğun kimliğinin hiçbir şekilde açığa çıkarılmaması ve fail odaklı habercilik yapılması için medya kuruluşlarını da uyardı.

(Kaynak: Amerika’nın Sesi)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 65 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 65 bin 236 yeni vaka tespit edilirken, 141 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Maske, ağzı ve burnu kapatacak şekilde takılmalı; sosyal mesafeye daha çok dikkat edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 403 bin 104 test yapılırken, 65 bin 236 yeni vaka tespit edildi. 141 kişi hayatını kaybederken, 38 bin 242 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantının hızlı bulaştığını belirtmiştik. Bu özellik, kişisel tedbirlerin önemini artırdı. Maske, ağzı ve burnu kapatacak şekilde takılmalı; sosyal mesafeye daha çok dikkat edilmelidir. Teste bile ihtiyaç duymamak, hastalığın en hafifinden de çok daha iyi değil mi?

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 9 Ocak verilerine göre, dün 384 bin 49 test yapılmıştı. Dün, 61 bin 727 vaka tespit edilirken, 173 kişi hayatını kaybetmiş ve 35 bin 163 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Boğaziçi Eylemleri Davasında Beş Kişi Hakkında Yakalama Kararı

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) eylemlerinde gözaltına alınan 97 kişinin yargılandığı davada savunmalar verildi. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz yargılanan öğrencilerden bazıları ve avukatları katıldı.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Mahkemede savunma yapan öğrenciler, olay tarihinde basın açıklamasına yapılan çağrıyı sosyal medyadan duyduklarını ve üniversitenin Güney Kampüs Kapısı önüne gittiklerini söyledi.

Avukat sanık Ezgi Önalan, “1 Şubat günü eylem olacağını öğrendiğimizde avukat arkadaşlarla öğrencilerin yanında olalım dedik. Bir öğrencinin üzerinde birçok polis olduğunu görüp yanına gittiğimde ben de gözaltına alındım. Bizim suç duyurularımız soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olmalıydı. Adli sicil ile ilgili olarak da devam eden soruşturmalar ve yargılamalar, hatta beraat ile sonuçlanan davalar bile, kanaat oluşturması için dosyaya konuluyor. Bunun hukuksuz olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Mahkeme, 5 sanık hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme sanık avukatlarının beraat talebinin reddine karar vererek duruşmayı erteledi.

Boğaziçi Üniversitesindeki eylemlerde, 1 Şubat günü basın açıklaması yapmak isteyen öğrencilere yapılan müdahalede, Etiler, Bebek ve üniversitenin Güney Kampüsünde 108 kişi gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 10 kişi serbest bırakılmış, 98’i ise İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilmişti. Bir kişinin 18 yaşından küçük olması nedeniyle dosyası ayrılmış, 97 kişi hakkında ise iddianame hazırlanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 97 şüphelinin ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet’ suçundan 1,5 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti.

Paylaşın

HDP Bahçelievler İlçe Binasına Saldıran Kişi İtiraz Üzerine Tutuklandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bahçelievler İlçe Binası’na 28 Aralık 2021’de yapılan saldırı sırasında kurusıkı tabancayla binaya ateş ettiği ve bıçak kullandığı belirtilen, gözaltına alındıktan sonra ev hapsi kararıyla adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Muhammed E.S. savcılığın itirazı üzerine tutuklandı.

Kurusıkı tabanca ve bıçakla HDP Bahçelievler İlçe binasına giren Muhammed E.S. bina içerisindekilere tehditler savurmuş ve iki kişiyi de yaralamıştı. Olay sonrası kaçan Muhammed E.S. yan tarafta bulunan bir fırına sığınmış; daha sonra olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından 3 Ocak’ta İstanbul Adalet Sarayı’na çıkarılan Muhammed E.S. savcılıkça, “Kasten yaralama” ve “Silahlı tehdit” suçlarından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Nöbetçi İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan Muhammed E.S. hakkında ev hapsi şeklindeki adli kontrol kararının uygulanmasına karar verilmişti.

Savcılık, ev hapsi kararına itirazda bulunarak şüphelinin tutuklanmasını talep etmişti. HDP, saldırganın serbest bırakılması kararını “Katillerin sırtının sıvazlandığının ve saldırganların teşvik edildiğinin göstergesidir” ifadeleriyle değerlendirmişti.

Paylaşın

Babacan’dan Çarpıcı ’20 Aralık Gecesi’ İddiası: Cayır Cayır Dolar Satılmış

Doların 6-7 liralık bir düşüş yaşadığı 20 Aralık gecesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, söz konusu tarihte Merkez Bankası’nın cayır cayır dolar sattığını belirterek, “Aralık ayında Merkez Bankası tam 17 milyar dolarlık döviz satmış. Bu 17 milyarın da 9 milyar dolarını gizli saklı yöntemlerle yapmış. Açıklasınlar bu 17 milyar dolar nereye gitti?” dedi

Parlamenter sisteme geçişe ilişkinde değerlendirmede bulunan Babacan, “Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Parlamenter sistemin kendisi kadar, parlamenter sisteme geçinceye kadarki ara dönemin bugünden tasarlanması da çok önemli. Mesela, o ara dönemde seçilecek cumhurbaşkanı ‘Parlamenter sistem istiyorum’ dedi ama mevcut sisteme göre seçildi ve mevcut sistemin bütün yetkilerini aldı. Bu yetkiyi nasıl kullanacak? ‘Bu yetki çok önemli. Bana izin verin, 2-3 sene bu yetkiyi kullanmam lazım’ diyorsa olmaz. O zaman niye sistemi değiştirdik? ‘Parlamenter sistem istiyorum’ diyen cumhurbaşkanı adayı veya adaylarının geçiş döneminde nasıl çalışacaklarını baştan deklare etmeleri lazım.

Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.

‘Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir’

Krizin çözülmesi sadece ekonomi politikalarıyla olmaz. Hukuk, adalet, iyi bir eğitim politikası, dış politikada akılcı çalışma olmadan ekonomik sorunları çözemezsiniz. Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir, topyekûn çözümün ancak bir parçası olabilir. Türkiye ekonomisindeki krizleri çözmek istiyorsak öncelikle zemini sağlamlaştırmak gerekiyor. Ekonominin zemininde hukuk vardır, adalet vardır, insan hakları vardır.

Ayın 20’sinde Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu var. Ne olacak, kimse bilmiyor. Merkez Bankası’nın kendisi de bilmiyor. Son gece Erdoğan ne talimat verirse, sabahleyin Merkez Bankası onu yapacak.

20 Aralık akşamı ve ertesi birkaç gün Merkez Bankası arkadan cayır cayır dolar satmış. Aralık ayında tam 17 milyar dolar döviz satmış. Bu 17 milyarın 9 milyarını da gizli saklı yöntemlerle yapmış. Özellikle 20, 21, 22, 23 Aralık tarihlerinde gizli saklı, yoğun bir döviz satışı var. Merkez Bankasının döviz pozisyonu kasım sonundan aralık sonuna 17 milyar dolar düşmüş. Açıklasınlar bu neden düştü?

Sadece aralık ayında kredi faizi %23,50’den %29,55’e; ticari kredi faizi %18,88’den %24,37’ye çıkmış. Cumhurbaşkanının ‘Faizi indirdim, indireceğim’ dediği, sadece Merkez Bankası’nın bankalardan aldığı faiz. Onun haricindeki bütün faizler artmış. Merkez Bankası yanlış bir karar aldığı anda ileriye doğru enflasyon beklentisi artıyor. İleriye doğru enflasyon beklentisi arttığı anda bütün faizler artıyor. Bu ülkenin hazinesi 40-50 milyar faiz öderken o dönemin tertemiz bürokratlarına ‘faizci’ diyordu, meydanlarda yuhalatıyordu. Şu anda Meclis’ten geçirdiği bütçedeki faiz ödemesi 240 milyar.”

Paylaşın

Bakan Koca, İllere Göre Haftalık Kovid 19 Vaka Sayılarını Paylaştı

25-31 Aralık haftasında il bazında 100.000 kişiye düşen Kovid 19 vaka sayıları açıklandı. Açıklanan verilere göre bir önceki haftaya göre vaka yoğunluğunun en çok artan iller Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne, Kocaeli oldu.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından 25-31 Aralık tarihleri arasında il bazında her 100 bin kişide görülen Kovid 19 vaka sayılarının yer aldığı haritayı paylaştı.

Haritaya göre, İstanbul’da 100 bin kişide görülen vaka sayısı 663.69, Ankara’da 184.29 ve İzmir’de 323.30 oldu.
Söz konusu tarihlerde vaka sayısı en çok artan 10 il ise şöyle: “Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne, Kocaeli.”

Kovid-19 vakaları bir haftada İzmir’de yaklaşık 5 kat, İstanbul’da 2 kattan fazla arttı. İllere göre 25-31 Aralık 2021 döneminde Kovid-19 vaka sayısı her 100 bin kişide İstanbul’da 663,69, Ankara’da 184,29, İzmir’de 323,30 oldu.

İzmir’de yaklaşık 5 kat, İstanbul’da 2 kattan fazla arttı

25-31 Aralık arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 il, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne ve Kocaeli oldu. İllere göre her 100 bin nüfusta görülen Kovid-19 vaka sayıları yüksekten düşüğe şöyle sıralandı:

“Eskişehir (825,92), İstanbul (663,69), Çanakkale (594,04), Kırklareli (590,21), Edirne (428,44), Tekirdağ (387,12), Bilecik (356,17), Kocaeli (339,42), Ordu (328,34), İzmir (323,30), Balıkesir (316,78), Trabzon (299,30), Gümüşhane (276,64), Giresun (274,78), Yalova (273,14), Denizli (266,02), Bolu (245,23), Rize (231,15), Samsun (222,33), Isparta (215,99), Sakarya (212,25), Aydın (207,67), Bursa (204,91), Mersin (202,97), Artvin (200,59), Burdur (194,32), Sinop (191,26), Muğla (188,25), Düzce (185,25), Ankara (184,29), Manisa (182,47), Tokat (176,30), Kütahya (167,51), Zonguldak (164,07), Amasya (152,91), Adana (151,55), Kastamonu (144.00), Osmaniye (139,46), Çorum (138,83), Bartın (136,20), Uşak (114,23), Hatay (109,86), Karabük (100,57), Nevşehir (91,81), Kırşehir (90,52), Bingöl (89,79), Antalya (89,20), Afyonkarahisar (83,59), Çankırı (82,11), Erzincan (79,34), Niğde (73,74), Tunceli (70,71), Yozgat (67,05), Aksaray (64,30), Kırıkkale (63,51), Konya (56,71), Kayseri (47,63), Karaman (40,80), Sivas (40,57), Siirt (33,53), Elazığ (33,00), Kilis (32,92), Erzurum (28,75), Kahramanmaraş (28,34), Bayburt (25,64), Iğdır (21,36), Ardahan (20,80), Diyarbakır (20,19), Malatya (16,62), Kars (16,14), Gaziantep (15,04), Adıyaman (12,97), Bitlis (11,97), Batman (11,77), Şanlıurfa (10,73), Mardin (10,06), Şırnak (6,69), Muş (6,08), Hakkari (3,56), Ağrı (2,99), Van (2,18)”

Paylaşın