Kılıçdaroğlu’ndan Mülakatta Elenenlere Başvuru Çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KPSS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından sözlü mülakat nedeniyle mağduriyet yaşayan gençler için paylaşımda bulundu.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, KPSS’de yüksek puan alıp, sözlü mülakatta elenen gençleri hukuksal destek almaları için ‘torpileson.com’ isimli siteye üye olmaya çağırdı.

Kılıçdaroğlu paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu torpil işinin peşini bırakmayacağımı söylemiştim. KPSS’de yüksek puan alıp, sözlüde elenen gençlerimizi, bizden hukuksal destek almak üzere, bu siteye başvurmaya davet ediyorum”

‘torpileson.com’ isimli siteye giriş yaptığınıza şu ifadelerle karşılanırsınız;

“Geleceğini Çalanlara Sessiz Kalma!”

Yıllardır hazırladıkları torpil listeleriyle, haksız mülakatlar ile geleceğini çaldılar. Sen okul sıralarında dirsek çürütürken, onlar senin emeklerini yok saydılar.

Senin ve binlerce arkadaşının mağduriyetine son vermek, yaşanan bu adaletsizlik ve haksızlık karşısında sana destek olmak için biz buradayız!

Hakkını yiyenlerden yargı önünde hesap soracak; torpile, kayırmacılığa son vereceğiz. Kamuya şeffaflığı getireceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, bu düzen bitecek!

‘torpileson.com’a erişmek için TIKLAYIN

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 70 Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 68 bin 413 yeni vaka tespit edilirken, 156 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tedbirlerin önemi fazlasıyla artmış durumda.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 418 bin 823 test yapılırken, 68 bin 413 yeni vaka tespit edildi. 156 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 502 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Kapalı, havalandırması kısıtlı ortamlarda, maske kullanılmayan restoran ve kafeteryalarda uzun süre kalınmamalı. Katılımın fazla olduğu toplantılar, ev içi kalabalık ve uzun süreli buluşmalar, eğlence mekânları bulaşmayı artırmaktadır. Tedbirlerin önemi fazlasıyla artmış durumda.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP’den Dikkat Çeken ‘Seçim Önergesi’ Çağrısı

HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, “Ekonomik kriz, yönetememe sorununun sonucu olduğu için iktidarın istifa etmesi ve erken seçime gitmesi gerekiyor. Muhalefetin bu konuda bu ortak önerge ile tavrını ortaya koyması gerekiyor. Bu konuda üzerimize düşeni yapacağımızı söylemiştik.” dedi.

Haber Merkezi / Günay, “Türkiye’de yönetememe krizinin sonucu olarak ekonomik kriz can yakıyor. Türkiye yeni yıla zamlarla girdi. Asgari ücrete yüzde 50 zam yaptık diye övünenler elektriğe bir gecede yüzde 50-127 arasında zam yaptı. Doğalgaza, akaryakıta yaptıkları zamlarla asgari ücrete yapılan zammı anlamsızlaştırdılar. Türkiye halklarını açlıkla, sefaletle ve yoksullukla yüz yüze bıraktılar.” ifadelerini kullandı.

Ebur Günay, “Kendileri saraylarda ışıltılar içinde yaşamaya devam ederken, Türkiye halklarına karanlık bir gelecek, ödenemeyen faturalar, zam dolu bir gelecek bıraktılar. TMMOB’u verilerine göre temel ihtiyaç fatura bedelleri 997 TL, Ankara’da ise 1025 TL. Bu birçok şeyi ifade ediyor. Bu yoksulun, işçinin cebine, sofrasına yansıması ve açlıkla yüz yüze kalmasını ifade ediyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, partinin genel merkezinde düzenlenen haftalık basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Günay’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Kadın özgürlük mücadelesinin önemli temsilcileri ve öncülerini yitirişimizin yıl dönümündeyiz. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Pakize Nayır, Sêvê Demir, Fatma Uyar, ve Fidan Doğan’ın katledilişlerinin yıl dönümündeyiz. Bir kez daha yürüttükleri kadın mücadelesi ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Katledilişlerinin yıl dönümünde her birini minnetle anıyoruz. Bizlere büyük bir direniş mirası bıraktılar ama maalesef bütün kadın cinayetlerinde olduğu gibi dosyaları cezasızlıkla yüz yüze bırakıldı, failler korundu. Ama bizler her bir fail ortaya çıkıncaya, her bir kadın cinayeti aydınlatılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizin bir kez daha sözünü veriyoruz.

“Partimize saldıranlar eğitilmiş ve azmettirilmiş kişiler”

Bizler yeni yıla partimize yönelik saldırılarla girdik. Deniz Poyraz Davasının görüldüğü günden bir gün önce Bahçelievler ilçe binamıza bir saldırı gerçekleştirildi. Bir kez daha fail korundu ve daha sonra serbest bırakıldı. Partimize yönelik yapılan bütün saldırılarda saldırganlar eğitilmiş, azmettirilmiş saldırganlardır. Biz hiçbir saldırıyı tekil, serserinin tekinin saldırısı olarak asla kabul etmiyoruz, bütün saldırılar örgütlü, planlanmış ve taammüden hazırlanmış saldırılardır. Partimize yönelik düşmanlık politikaları, yapılan saldırılar ve iktidarın sürekli partimizi hedef göstermesi partimizi hedef haline getiriyor. Bu saldırılar azmettirici olarak iktidarı ve ortağını gösteriyor. Bir tweet attığı için insanları günlerce gözaltına alınan yargı, partimize silahla girenlere ve arkadaşlarımızı katletme girişimine rağmen herhangi bir etkin soruşturma yürütmeden, arkalarındaki gizli güçleri ortaya çıkarmadan onları serbest bırakıyor. Bu yargının da failleri koruduğu ve cezasızlık politikası uygulandığının göstergesi.

“Partimize yönelik saldırılardaki karanlık güçleri tanıyoruz”

Bizler Deniz Poyraz dosyasında da katilin ne kadar profesyonel ve eğitilmiş olduğunu duruşma salonundaki aymazlığı, pişkinliği ve soğukkanlılığı ile gördük. Her bir saldırı örgütlüdür, partimizi güçlendirerek o katillerin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkaracağız. Bizler o karanlık güçleri tanıyoruz, Hrant Dink cinayetinden tanıyoruz, Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırılardan tanıyoruz. Bizler onlara karşı mücadele etmeye, kirli yüzlerini her yerde Türkiye toplumuna anlatmaya devam edeceğiz. HDP geleneği direnişten gücünü alır, asla korkularla yılmaz ve geri atmaz, mücadele etmeye ve dimdik ayakta durmaya devam eder.

“Nefret dilinden başka söyleyecek sözü olmayanlar çareyi HDP’ye saldırmakta buluyor”

İktidarın küçük ortağı bir kez daha partimizi hedef gösterdi. Bir kez daha sağa sola talimatlar buyurdu. Türkiye’deki sorunlarına dair Türkiye toplumunun yaşadığı sorunlara dair söyleyecek tek bir sözü olmayanlar partimize saldırıyor. Sorunlara çözüm önerisi olmayanlar, halkın taleplerine kulak tıkayanlar, çözümü olmayanlar partimize saldırmaya çalışıyor. HDP sizin geliştirmeye çalıştığınız faşizminiz önündeki en büyük engeldir. HDP bu topraklarda direniş ve hakikattir, demokrasinin teminatı, kadınların ve gençlerin teminatıdır. İşçinin, yoksulun geleceğidir. Bu nedenledir ki HDP ayakta ve siz HDP’den korkuyorsunuz. HDP hakikatleri yüzünüze söylemeye devam edecek. HDP’nin haykırdığı hakikatler Türkiye toplumunda karşılık buluyor. Halkımız cevabını size sandıkta verecektir. Bunun korkusuyla partimize saldırıyorlar, gittiklerinin ve gideceklerinin farkındalar. Türkiye toplumuna söyleyecek sözü olmayanlar, nefret dilinden başka söyleyecek sözü olmayanlar, çareyi HDP’ye saldırmakta, HDP kapatılsın demekte buluyorlar. Bu yüzden HDP her gün büyüyerek bugüne geldi. Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler gücümüzü hakikatten, bize miras kalan direnişten alıyoruz. Biz bu mirası asla yere bırakmayacağız. Bu ülkeye barış, kardeşlik ve demokrasi gelene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler HDP olarak sizlerin korkulu rüyanız olmaya devam edeceğiz, sizlerin önünde engel olmaya devam edeceğiz. Bunu bu ülkenin haklarına sözümüz olarak yineleyelim.

“Cezaevleri ölüm evlerine dönmesin”

Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunları devam ediyor. Cezaevleri, Türkiye’nin aynası olarak can yakıcı biçimde çözüm bekliyor. Önceki gün grup toplantımıza çocukları cezaevinde olan anneler Türkiye’nin dört bir tarafından gelip taleplerini dile getirdiler. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönmesinden kaynaklı kaygılarına çözüm bulmanın muhatabını arayıp durdular ama Adalet Bakanı ve iktidar anneleri dinleme gereği bile duymadılar. Ama anneler buna rağmen STK’larla ve siyasi partilerle görüştüler. Bu ülkenin vicdanı olan kesimlerle görüştüler ve seslerini duyurdular. Anneler çocuklarının infazlarının ertelenmesini istemiyor, hasta çocuklarının tahliye edilmesini, cezaevlerinin ölüm evlerine dönüşmesini istemiyor. Bu konuda bir açıklama dahi yapmayan Adalet Bakanı kaygılı anneleri dinlemedi, anneleri polisin şiddeti ile karşı karşıya bıraktı. Bu aynı zamanda sorunlara yaklaşımın göstergesiydi. Ama cezaevlerinde yaşananlar ve annelerin haykırışları bir hakikat ve iktidarı rahatsız etmeye devam edecek.

“Ekonomik kriz yönetememe sorununun sonucudur, iktidar istifa etmelidir”

Bütün bunlar yaşanırken Türkiye’de yönetememe krizinin sonucu olarak ekonomik kriz can yakıyor. Türkiye yeni yıla zamlarla girdi. Asgari ücrete yüzde 50 zam yaptık diye övünenler elektriğe bir gecede  yüzde 50-127 arasında zam yaptı. Doğalgaza, akaryakıta yaptıkları zamlarla asgari ücrete yapılan zammı anlamsızlaştırdılar. Türkiye halklarını açlıkla, sefaletle ve yoksullukla yüz yüze bıraktılar. Kendileri saraylarda ışıltılar içinde yaşamaya devam ederken, Türkiye halklarına karanlık bir gelecek, ödenemeyen faturalar, zam dolu bir gelecek bıraktılar. TMMOB’u verilerine göre temel ihtiyaç fatura bedelleri 997 TL, Ankara’da ise 1025 TL. Bu bir çok şeyi ifade ediyor. Bu yoksulun, işçinin cebine, sofrasına yansıması ve açlıkla yüz yüze kalmasını ifade ediyor. Bu konuda çözüm önerilerimizi defalarca ifade etmiştik, bir kez daha ifade edelim. Temel ihtiyaç faturalarının hane başına düşen ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz karşılanması, en düşük emekli maaşının asgari ücret sınırına getirilmesi, öğrenci burslarına zam yapılması gibi temel, toplumu rahatlatacak ihtiyaçlar söz konusu. Ekonomik kriz, yönetememe sorununun sonucu olduğu için iktidarın istifa etmesi ve erken seçime gitmesi gerekiyor. Muhalefetin bu konuda bu ortak önerge ile tavrını ortaya koyması gerekiyor. Bu konuda üzerimize düşeni yapacağımızı söylemiştik.

“Türkiye içeride ve dışarıda savaş politikalarına son versin”

Bizler HDP olarak Türkiye’nin içerde ve dışarda bir savaş hükümetine dönüştüğünü, buradan beslenerek güç yaratmaya çalıştığını bir çok kez ifade ettik. Bu politikalara karşı bulunduğumuz her zeminde tavır aldık. Barış siyasetinden yana tavrımızı ortaya koyduk. Hükümetin meclise getirildiği savaş tezkerelerine hayır dedik. Kuzeydoğru Suriye’de işlenen savaş suçlarını yüksek sesle ifade ettik. Bu konudaki en çarpıcı gelişme James Jeffrey’in yaptığı itiraftı. 20019 yılında Türkiye’nin Girê Spî ve Serakaniye’de düzenlediği askeri operasyonlarda Türkiye ile birlikte hareket eden silahlı grupların savaş suçu işlediğini itiraf etti. Bunu defalarca söylemiştik. Türkiye dış politika siyaseti ile savaş suçu işliyor, halklar lehine sonuçlar yaratmıyor. Bunun NATO üyesi bir ülkenin yetkilisi tarafından itiraf edilmesi önemlidir, hakikati dile getiriyor. Türkiye yöneticilerine sesleniyoruz; Kuzeydoğu Suriye halklarına karşı savaşa son verin ve Kuzeydoğu Suriye halklarının taleplerine kulak verin, barışçıl bir politika yürütün. Aksi halde yürüteceğiniz politika çetelere, IŞİD’e, ÖSO’ya yarayacak, kadınlar, gençler ve çocuklar için ölüm ve gözyaşından başka bir şey ifade etmiyor.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Hakkında İddianame Hazırlandığı İddialarına Yanıt

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında iddianame hazırlandığı iddialarına ilişkin, “Hukukçu olarak güzel espri olur bunlar. Bu esprileri her gün görüyoruz, yaşıyoruz, takip ediyoruz. Gerekli işlemleri yapıyoruz” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM grup toplantısında İBB’deki terör soruşturması ile ilgili yaptığı “İddialar doğru çıkarsa İBB Başkanı’nın bir saniye o koltukta durmaması gerekir” açıklamasıyla ilgili olarak da İmamoğlu, “Bizim gündemimizde değil. Hiç gündemimizde değil. Açıkçası sözlerini de muhatap almıyorum” dedi.

İçişleri Bakanlığı, İBB’de çalışan yüzlerce personelin “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler üzerine” özel teftiş başlatıldığını duyurmuştu. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da katıldığı bir canlı yayında, İmamoğlu için iddianame hazırlandığını iddia etmişti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Başakşehir Veri Laboratuvarı’nın açılışında gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

Belediyeler Birliği, tarihin en utanç verici dönemini yaşatıyor. Yani Belediyeler Birliği İstanbul’a Türkiye’deki tüm Cumhuriyet Halk Partili belediyelere tarihinin en utanç verici dönemini yaşatıyor.

Yüzde 50 bütçesini sağlayan Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yüzde 3-5 oranında bile katkı sunmadan.

Başındaki belediye başkanı kendi iline sağladığı faydaların listesini çıkarsın yayınlasın. Utanç verici.

Daha ileri gideyim. Sayın başkanı ben Gaziantep’te ziyaret ettim. İBB, Belediyeler Birliği’nin en üst seviyede bütçesini sağlayan belediyedir.

İstanbul’a gelip muhtelif bazı ilçelerde görüntü vereceğine önce gelsin, Belediyeler Birliği başkanı olarak cesaretle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret etsin. Bu Türkiye’deki yerel yönetimin ne kadar tahakküm altında olduğunun bir göstergesidir.

Kendisini sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. Belediyeler Birliği konusunda CHP’nin  attığı adım değerlidir, tarihidir. Çok kötü işler yapıyorlar, utanç verici bir dönem.

İddianame iddiası. Hukukçu olarak güzel espri olur bunlar. Bu esprileri her gün görüyoruz, yaşıyoruz, takip ediyoruz. Gerekli işlemleri yapıyoruz.

Devletin her kademesindeki insanları, müfettişleri, valileri, vali yardımcılarını, adına kim derseniz deyin, bakanları, herkes görevini layıkıyla yapsın. Biz de layıkıyla yapalım.

Bizi soruşturmaya, daha doğrusu incelemeye gelmişlerdir. Başımızın üstüne yerleri var. Müfettişler her zaman bizi teftiş etsinler, denetlesinler, incelesinler. Zaten incelemeliler. Bizim de burada hiçbir sıkıntımız yok.

Onları en iyi şekilde ağırlıyoruz. Yeter ki herkes görevini saygın kamu ahlakı düzeni içerisinde yapsınlar. Bizim kapımız ardına kadar açık. Yazışmalar yapıyoruz.

Bizim yazdığımız yazıların ciddiyetinde yazıları diğer kurumlardan da bekliyoruz. Şu anda bizim gündemimiz bu.

Bir de işte böyle gençliğe, teknoloji merkezi açmak. Ne yazık ki ülkenin yoksulluğuyla mücadelede Türkiye’nin en büyük ekmek fabrikasını açmak üzereyiz. Yüzde 90-95 seviyelerine geldi. Mart ayında açacağız. Bizim gündemimiz bu.

“Bizimle ilgisi yok”

Gazetecilerin “Fırıncılar biraz kızacak” demesi üzerine de “Fırıncıların kızacağı yer; Türkiye’de enflasyonu yüzde 36 açıklayan ama gerçek enflasyonun yüzde 60’da olduğu, üretici fiyatlarının ise yüzde 85-90’lar seviyesinde olduğu ekonomiyi yönetenler, hükümet. Bizimle ilgisi yok” karşılığını verdi.

Paylaşın

CHP, Elektrik Zammını Yargıya Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından kademeli fiyat uygulaması kararı ile birlikte yılbaşında yapılan zamların yürürlüğünün durdurulması istemiyle Danıştay’a başvurdu.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun yılbaşında aldığı fahiş zamla ilgili Danıştay’da açtığı dava konusunda CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. CHP’li Akın, şunları dile getirdi:

“AK Parti iktidarının elektrik faturalarındaki zam kurnazlığını yargıya taşıdık. Cumhuriyet tarihinin en büyük elektrik zammına dönüşen, EPDK kararının iptal edilmesi ve yürütmesinin hemen durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açtık. Yeni yılın ilk gününde, bütün vatandaşlarımızı mağdur eden, hayat pahalılığı karşısında yalnız bırakan, büyük oranda elektriğe yapılan hukuksuz zamlara, Türk yargısının hukuksal zeminde izin vermeyeceğine inanıyorum”

Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprü geçiş ücretlerine, harçlardan vergilere kadar, her şeye zam yapıldığını kaydeden CHP’li Akın; “Hayat pahalılığı ile vatandaşımız yoksullaştırılıyor, mağdur ediliyor ve ezdiriliyor. Vatandaşın, pazar fileleri boş. Tencereleri boş. Cüzdanları boş! Kaybeden vatandaşımız. Kazanan, saray ve eşrafıdır! İktidar vatandaşımızın bu sıkıntılarına rağmen ne yapıyor? Zam yapıyor! Vatandaşın mali yükünün azaltılması gerekçesiyle Meclis’ten geçirilen kanunla, ‘kademeli tarife’ adı altında elektrikte tarihin en büyük zammını yaptılar” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yasa teklifinin TBMM’de görüşülürken halkın kürsüsünde defalarca uyarıda bulunduklarını söyleyen CHP’li Akın; şöyle devam etti:

“Kademeli tarife, sosyal tarife olmalı dedik. ‘Elektrik insan hakkıdır, ulaşılabilir ve insani yaşam koşullarında ödenebilir bir ücreti olmalıdır’ diye uyardık! Kanun çıktı. Peki EPDK ne yaptı? Yılın son kurul toplantısında karar alarak kademeli tarifeyi “kademeli zamma” hatta “kademeli zulme” dönüştürdü. AK Parti iktidarının, yanlış ekonomik politikaları ve yanlış enerji politikaları yüzünden her geçen gün artan hayat pahalılığı, EPDK kurul kararıyla elektrik faturalarına yeni bir yük olarak vatandaşımızın sırtına yüklendi.”

“Eskiden elektrik çarpardı, şimdi AK Parti bu zamlarla vatandaşı çarpıyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, elektrik faturalarına yüzde 127’ye kadar varan fahiş zammın asla kabul edilemez olduğunu dile getirdi. CHP’li Akın; şunları dile getirdi:

“Bu zam; vicdani değildir, insani değildir, hukuki değildir. Kademeli zam olarak hayata geçirilen tarifede dört kişilik bir ailenin asgari tüketimi olan 230 kilovatsaat yerine 150 kilovatsaatin ilk kademe olarak belirlenmesi de ne bilimseldir ne de insanidir. EPDK kademeli tarifeyi getirmiş ve ilk kademeye de yüzde 52 oranında zam yapmıştır. Bu yetmemiş ikinci kademeye yani 150 kilovatsaatin üstündeki tüketime de yüzde 127 zam yapmıştır.Yani AK Parti iktidarı elektrik faturalarıyla vatandaşımızı adeta çarpmıştır. Eskiden elektrik çarpardı, şimdi AK Parti bu zamlarla vatandaşı çarpıyor.”

Aralık ayında asgari tüketim olan 230 kilovatsaatin faturası 210 lirayken, şimdi kademeli zamla 370 liraya çıktığına dikkat çeken CHP’li Akın, şunları söyledi:

“Enerji Bakanı Fatih Bey, ‘Az tüketen az bedel ödeyecek’ dedi. Bu bir aldatmacadır. İktidar doğruyu söylemiyor. İktidarın doğruyu söylemediğini bundan iki hafta sonra yüksek faturalarla çarpılan vatandaşlarımız da görecek. Enerji Bakanı’nın dile getirdiği ‘az tüket az öde’ söylemi tam bir aldatmacadır. Asgari tüketim olan 230 kilovatsaatin 75 kilovatsaat düşürülmesi durumunda bile aboneler daha fazla fatura ödeyecekler. Tüketiciler bu fahiş zamdan kaçamayacaklar. Vatandaşı rahatlatması gereken kademeli tarife, zam aracına dönüştürülmüş ve amacından tamamen saptırılmıştır. İşte biz bu haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği yargıya taşıdık. Ticarethane ve sanayi elektrik tarifelerine yapılan fahiş zamlar da hayat pahalılığı olarak vatandaşlarımıza çarşıda, pazarda, markette alışveriş yaparken geri dönecek. Yani AK Parti vatandaşlarımıza katmerli bir hayat pahalılığını reva görüyor.”

“AK Parti iktidarı asla doğru söylemiyor”

Zamların derhal geri çekilmesi ve enerji faturalarında indirim yapılması gerektiğini söyleyen CHP’li Akın, “Elektrikte kademeli tarife en az 230 kilovatsaatten başlatılmalı, sosyal tarife olmalıdır. Ayrıca doğalgazda da planladıkları kademeli tarife mevzuatı bir sosyal tarife olmalı, zam aracı olarak kullanılmamalıdır. Elektrik ve doğalgazdaki yüzde 18 KDV oranı yüzde 1’e indirilmelidir. Doğalgazdan alınan ÖTV kaldırılmalıdır. Fedakârlık yaptığını iddia eden AK Parti iktidarı asla doğru söylemiyor. Fedakârlığı yapan bu fahiş zamları göğüslemek zorunda bırakılan vatandaşımızın ta kendisidir” diye konuştu.

Paylaşın

Koca’dan ‘Ziyaret ve Kalabalık Ortam’ Uyarısı

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, açıklamasında, “Vakalar artıyor. Yapılması mecburi olmayan ziyaretlerden ve görüşmelerden, kalabalık ortamlardan kaçınalım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından, Omicron varyantına karşı tedbir çağrısı yaptı.

Bakan Koca, “Vakalar artıyor. Yapılması mecburi olmayan ziyaretlerden ve görüşmelerden, kalabalık ortamlardan kaçınalım. Daha sakin ve tedbirli davranalım. Bizim hareketliliğimiz azaldıkça virüsün daha hızlı yayılan varyantının da hızı kesilecek. Omicron varyantının hızını keselim” dedi.

Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin 5 Ocak 2022 verilerine göre, 417 bin 787 test yapılırken, 66 bin 467 yeni vaka tespit edildi. 143 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 316 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantıyla birlikte vaka sayılarındaki artışa rağmen hastaneye yatışlarda endişe verici bir yükselme söz konusu değil. Öte yandan, hastaneler riskin arttığı ortamlar; kendimiz kadar sağlık çalışanlarını da korumak zorundayız. HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE lütfen dikkatli olun.

Paylaşın

Bakan Koca’dan Yüz Yüze Eğitim Ve Karantina Açıklaması

Bilim Kurulu toplantısı sonrası yazılı açıklama yapan Bakan Koca, açıklamasında, “Okullarımızda yüz yüze eğitim devam edecektir. Ülkemizdeki tüm müesseseler kapanmadan okullarımız kapanmayacaktır. Tedbirlere uyarak eğitime devam edilecektir… Hiç aşı olmayan ya da hatırlatma dozu üzerinden 3 ay geçmiş temaslı kişilere de 7 gün karantina kuralı uygulanacak. Beşinci gün kuralı da yine geçerli olacak.” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Bilim Kurulu bugün kritik bir toplantı daha gerçekleştirdi. Artan vakalar, yüz yüze eğitim ve karantinanın ele alındığı toplantı sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, açıklamalarda bulundu.  Bakan Koca, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Bilim Kurulumuz, salgının seyri, karantina kuralları, tedbirler ve aşı programı gündemi ile toplandı. Toplantımızda alınan kararlar maddeler halinde aşağıda sıralanmıştır.

1. Omicron varyantı beklendiği üzere önemli bir vaka artışına neden olmuş durumda. Vaka sayılarındaki artış hastanelere henüz benzer oranda yansımamıştır. Omicron varyantının en çok yayıldığı İstanbul’da hastane yükünde belirgin bir artış gözlemlenmemiştir. Omicron varyantının diğer varyantlarla karşılaştırıldığında daha az hasta ettiğini söyleyebilmek için yeterli veri olmamakla birlikte mevcut işaretler endişeye sebep olmamaktadır.

Karantina süresi değişti

2. Karantina sürelerinin mevcut koşullar dikkate alındığında yeniden düzenlenmesinin uygun olacağına karar verilmiştir. Pozitif vakaların karantina süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. 7. günden sonra hafif ya da hiç semptom göstermeyen kişiler için karantina süresi sona erer. Pozitif vakalar 5. Gün test yaptırmaları durumunda ve test sonucu negatife dönmüşse karantina süresi sona erer. Temaslı kişiler son 3 ay içinde hatırlatma dozu aşısını olmuş ya da hastalığı geçirmiş ise karantinaya alınmaz. Semptom takibi yaparak maske kullanımı ile günlük yaşamına devam eder. Aşısız ya da hatırlatma dozu aşısı üzerinden 3 ay geçmiş temaslı kişiler 7 gün karantinaya alınır. Semptom takibi yapılır. 5. gün test yaptırıp negatif olan kişiler karantinayı erken sona erdirebilirler.

3. Yeni durumda kişisel tedbirlerin önemi artmıştır. Kişisel koruyucu ekipman kullanımı, kapalı ve havalandırması kısıtlı ortamlarda uzun süre geçirilmemesi ve sosyal mesafeye dikkat edilmesi gerekmektedir.

4. Salgının yönetimi açısından hatırlatma dozu aşılarının önemi artmıştır. Mevcut aşı programımıza uygun olarak vatandaşlarımızın hatırlatma dozu aşılarını olması son derece önemlidir. Aşı olmuş kişilerin virüse karşı koruma altında olduğu, hastalığa yakalansa bile hastalığı hafif geçirdiği unutulmamalıdır.

5. Vakaların kolay bulaştığı kapalı ve kalabalık ortamlar;
A) Kalabalık toplantılar
B) Ev içi kalabalık ve uzun süreli buluşmalar
C) Havalandırması sınırlı eğlence mekanları
D) Restoran ve kafeteryalarda geçirilen maskesiz uzun sürelerdir.
Bu ortamlarda maske kullanımından taviz verilmemeli ve mümkün olan en büyük sosyal mesafeye uyulmalıdır.

Yüz yüze eğitim açıklaması

6. Eğitim kurumlarımızda alınması gereken tedbirleri içeren çalışma rehberine tam riayet edilerek hareket edilmelidir. Okullarımızda maske kullanımı, hijyen kurallarına uyum ve ortam havalandırma kurallarına tam uyum gerekmektedir. Okullarımızda yüz yüze eğitim devam edecektir. Ülkemizdeki tüm müesseseler kapanmadan okullarımız kapanmayacaktır. Tedbirlere uyarak eğitime devam edilecektir.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısında Rekor

Kovid 19’da son 24 saatte 66 bin 467 yeni vaka tespit edilirken, 143 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hastaneler riskin arttığı ortamlar; kendimiz kadar sağlık çalışanlarını da korumak zorundayız. HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE lütfen dikkatli olun.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 417 bin 787 test yapılırken, 66 bin 467 yeni vaka tespit edildi. 143 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 316 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantıyla birlikte vaka sayılarındaki artışa rağmen hastaneye yatışlarda endişe verici bir yükselme söz konusu değil. Öte yandan, hastaneler riskin arttığı ortamlar; kendimiz kadar sağlık çalışanlarını da korumak zorundayız. HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE lütfen dikkatli olun.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a Dikkat Çeken ‘Köpük’ Yanıtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözlerine yanıt veren DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı’nın temel hak ve özgürlüklerden haberi yok. Sokağa çıkanlara 15 Temmuz’daki gibi ders verecekmiş. 15 Temmuz’da dersini alanlar darbecilerdi. Ders verenler de demokrasimize sokaklarda sahip çıkan vatandaşlarımızdı. Hiç kimse o kıymetli mücadeleyi böyle günlük siyasetle kirletmeye kalkmasın. Ama varsa yoksa tehdit. Sayın Erdoğan sizin maksadınız nedir? Bu ülkenin insanlarını ayrıştırmaktan, kutuplaştırmaktan bıkmadınız mı? Huzursuzluktan beslenmek yetmedi mi? Gece yarısı kararname imzalamaktan artakalan zamanda artık kabadayılığa mı başladınız?

Kimsenin sokağa çıktığı yok. Gölge boksu yapıyor. Zihninde hayali düşmanlar üretmiş. Onlarla oyalanıyor. Dahası, 15 Temmuz’da demokrasiyi korumak adına sokağa çıkarak canını feda eden halkımıza haksızlık ediyor. Sayın Erdoğan’a demokrasilerde, barışçıl protestoların anayasal bir hak olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bir ara Anayasayı tekrar okumasını, sakin olmasını tavsiye ediyorum. Niyetiniz bu ülkede karışıklık çıkartıp bundan nemalanmaksa, boşuna uğraşmayın. Bu millet tuzağınıza düşmez.

“Şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz?”

30 Aralık gecesi Merkez Bankası bilançosunda 70 milyar TL zarar görünüyordu. 31 Aralık bilançosunu açıkladılar, bir günde 60 milyar kara geçmiş. Bir günde 130 milyarlık kalem oynattılar. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Eğer Merkez Bankası’ndan Hazine’ye doğrudan para transferi için bunu yaptıysanız, bunun adı karşılıksız para basmaktır. Arka kapıdan döviz satışına alıştınız, şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz? Bir ülkenin parasının değeri, para basma yetkisine sahip olan Merkez Bankası’nın namusuna teslim edilmiştir. 30 Aralık gecesi 70 milyar lira zararda olan Merkez Bankası bir günde nasıl 60 milyar kâra geçti? Çıkın açıklayın. Kaçamazsınız, yakalarız. Er geç ortaya çıkar.

Babacan’ın gündeminde Erdoğan’ın “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözleri de vardı. 2015 yılındaki enflasyon oranlarını ve hazine faizini güncel verilerle kıyaslayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.

“Önce doları köpürtüyor, sonra köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar”

Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.

Memuru, emekliyi azıcık düşünüyorsanız; maaş zamlarında TÜİK’in açıkladığı rakamları dikkate almayın. Onlar gerçek değil. Gerçek enflasyonu baz alın. Sadece önceki yılın enflasyonunu telafi etmekle kalmayın, maaşları 2022’nin tamamına ilişkin gerçekçi bir enflasyon beklentisine göre arttırın. İlgili sendikayla yaptığınız 6. toplu sözleşmeyi de derhal yırtıp, Beştepe’de gördüğünüz ilk çöp kutusuna atın. Toplu sözleşmeyi derhal güncelleyin.

“2023 hedefi mi kaldı?”

Utanmadan hâlâ 2023 hedeflerinden bahsediyorlar. 2023 hedefi mi kaldı? Daha burnunuzun ucunu göremiyorsunuz. Hangi 2023’ten bahsediyorsunuz? Ortak akıl ve istişare varken, yönetim emin ellerdeyken cumhuriyetimizin 100. yılında kişi başı milli geliri 25 bin dolar olarak belirlemiştik. İhracatta 500 milyar dolar hedef koyduk. Dün, ‘2021’de 220 milyar dolara geldik, rekor’ diye açıklıyor. Çizdiğimiz rotadan sapılınca, hukuktan eğitime kadar her alan dökülünce 25 bin dolar hedefi hayal oldu. Önce ‘12 bin dolar’, arkasından ’10 bin 700’ dediler. Durum ne? 8 bin dolarlara civarında. Kendilerine tavsiyem var. Siz en iyisi plan açıklamayın. Hiçbir planınız tutmuyor.

Erdoğan sebep; yüksek faiz, yüksek enflasyon sonuç. Kendisi çaresizlik içinde kumanda panelindeki tüm tuşlara rastgele basıyor. Bu sebeple ülkeyi toparlanamıyor. Bu iktidar iş başında olduğu sürece yapamayacaklar. Çünkü çözümü başka yerlerde arıyorlar. Çözüm, sisteme format atmaktan geçiyor. Çözüm, sisteme format atıp, özgür ve demokratik bir hukuk devletini kurmaktan geçiyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sabırla Sandığı Bekleyeceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerinin sokağa çıkmasını istediğini ancak bu baskıya rağmen sokağa çıkmayacaklarını belirterek, “otoriter yönetimi sandık yoluyla değiştireceklerini” kaydetti.

Kılıçdaroğlu, 2022 yılının gazetecilerle yaptığı ilk değerlendirme toplantısında ekonomi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, CHP’li belediyelere ilişkin tartışmalar, cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi çok sayıda konu başlığına ilişkin soruları yanıtladı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı “Sokaklara döküleceklermiş, ya siz 15 Temmuz’u görmediniz mi? Cumhur İttifakı sizi gideceğiniz yere kadar süpürecektir” açıklamasını hayretle karşıladığını belirten Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “hayal dünyasında yaşadığını” yorumu yaptı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın bu sözlerini “gülümseyerek karşıladığını” belirterek, şöyle konuştu:

“Biz tam tersine arkadaşlara ‘sokaklara çıkmayacaksınız, sabırla sandığı bekleyeceksiniz’ diyoruz. Ama beyefendi hayal aleminde yaşadığı için… Etrafındaki danışmanları da mı söylemiyor? Beni dinlemesini beklemiyorum tabii ama hayal dünyasının dışına da çıkması lazım. Hangi taşkınlık? Tam tersine sakince bekleyeceksiniz, otoriter yönetimi demokratik yolla değiştireceksiniz diyoruz. O bizim sokağa çıkmamızı istiyor ama çıkmayacağız, baskı kuracak, zorlayacak ama çıkmayacağız.”

“Sokağa çıkmayacağız” sözünden kastettiğinin kontrolsüz şekilde çıkılıp, şiddet olaylarına neden olmak olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, demokratik yollarla izin alınan gösteri ve miting tarzı faaliyetlerin doğal olduğunu belirtti. CHP lideri, “Onlar özel bir çatışma alanı yaratmak istiyorlar, biz o tuzağa düşmüyoruz. 15 Temmuz’u da onun için söylüyor, onun hayal ettiği o” diye konuştu.

Yatırım ve istihdam için yeni proje hazırlıyoruz

AKP iktidarının ekonomiyi iyi yönetemediğini ve ülkenin savrulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın ekonomideki sorunların çözümüne yönelik olarak vatandaşlara nasıl güven vereceğinin sorulması üzerine ise iktidara gelmeleri durumunda atacakları adımları sıraladı.

Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde ilk bir haftada Stratejik Planlama Teşkilatı’nın kurulacağını ve Türkiye’nin bütün rakamlarını talep edeceklerini söyleyerek, ikinci adım olarak Ekonomik ve Sosyal Konsey’i toplayacaklarını, o sırada çiftçilerin ve esnafların kredi faizlerini de sileceklerini kaydetti.

İstihdam ve yatırım alanında Türkiye’nin güçlü olabileceği alanlarla ilgili parti yetkililerinin bir hazırlık yaptığını ve yakında bu yeni projeyi açıklayacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İktidara gelip, Erdoğan’ı yolcu ettiğimizde yerine gelecek olan cumhurbaşkanı bir numaralı kararnamenin gereğini yapmak zorunda. Yani devletin üst düzeydeki bütün bürokratlarının istifa etmesi gerekiyor. Siz oraya yeni isimler atamak durumundasınız. İktidara gelince kimleri atayalım diye oturup düşünemezsiniz. Yok öyle bir şey. Bugünden her şeyin planını yapıyoruz. Süratli şekilde atamalar yapılacak.”

Kılıçdaroğlu, bu atamalarda parti ayrımı gözetmeyerek, liyakate göre davranacaklarının da altını çizdi.

“Zamları geri alabilecekler mi?”

Ekonominin ne kadar kötüye gittiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin de iyi bildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Köpük alma söylemi politik bir söylem. Zamları geri alabilecekler mi? Erdoğan ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyor. Buna kapasitesi yok. Freni patlayan bir kamyona bindirdi 84 milyonu, yokuş aşağı gidiyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, “ülkenin yönetilemez durumda olması nedeniyle” Erdoğan’ın erken seçime gitmek zorunda olduğunu dile getirerek, “faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisinin iflas ettiğini söyledi.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Faizler düşmedi, aksine yükseldi. Bir bankaya gidin, kredi çekmek isteyince göreceksiniz faizler 17’den 25’e çıktı. Tüketici kredisi alacaksanız, bir Eylül’e bakın bir de şimdi bakın, faizler artmış. Devletin 5 yıllık borçlanma kağıtlarına bakın, o da çıktı. En büyük kazığı yiyen de yine Hazine’nin kendisi.”

Kılıçdaroğlu, çok sayıda yolsuzluk dosyasının bulunduğunu, bunların devletin hafızasında yer aldığını ve zamanı gelince bunların gereğini yapacaklarını ifade ederek, “20 Aralık’ta olanları ve 128 milyar meselesini unutacağımızı kimse düşünmesin, günü gelecek bütün ayrıntılar paylaşılacak” diye konuştu.

“İstanbul’daki kamu zararı 13 milyardan fazla”

Kılıçdaroğlu, iktidarın ekonomideki kötü gidişi unutturmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili iddiaları ortaya atarak gündemi değiştirmeye çalıştığını da belirtti.

Bir soruşturma açılacaksa belediye için çalışacak kişilere iyi hal kağıdı veren Adalet Bakanlığı için açılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bizim belediyeler zaten sürekli denetleniyor, buna alışıklar” dedi.

Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanlık dönemi ile ilgili el konulan 34 yolsuzluk dosyası ile ilgili hiçbir gelişme olmamasını da eleştirerek, bu dosyaların sonuçlarının nerede olduğunu sordu.

“İstanbul AKP’nin yandaşlarını yemlediği büyük bir havuzdu, ciddi rant vardı orada” diyen Kılıçdaroğlu, sadece bu 34 dosya ile ilgili İstanbul için tespit edilen toplam kamu zararını 13 milyar 202 milyon TL olarak açıkladı.

“Cumhurbaşkanı için kim değil, nasıl sorusu sorulmalı”

Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı ile ilgili tartışmalar hakkında da konuşarak, “Cumhurbaşkanı adayının devleti tanıması lazım, devleti tanımayan birisinin çıkmasını doğru bulmam” yorumu yaptı.

Millet İttifakı’nın kendisine “aday ol” demesi durumunda bundan tabii ki onur duyacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama yanlış yapıyoruz. Hep kimin aday olacağını tartışıyoruz. Oysa nasıl bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyulduğunun halka sorulması lazım, anketlerde de bunun sorulması lazım. Bu ülke nasıl bir cumhurbaşkanı istiyor, bunun tartışmasının yapılması lazım.”

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanına devletin teslim edileceğini ve bu nedenle güven vermesi gerektiğinin altını çizerek, “Ya şöyle bir şey olursa? Seçildi, geldi. (Bu kişi) ‘Ne kadar güzel, bütün yetkiler bende, bu güçlendirilmiş parlamenter sistem de nereden çıktı’ derse ne olacak?” değerlendirmesi yaptı.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın adaylığı ile ilgili olarak da “İstiyorsa tabii ki 100 bin imza toplayıp o da aday olabilir, bizim bir baskımız yok. Kendi yönettiği ilin hassasiyetlerini dikkate alarak bir politika yapıyor, ona da saygı duymak gerekiyor bir anlamda” diye konuştu.

Paylaşın