Babacan’dan Çarpıcı ’20 Aralık Gecesi’ İddiası: Cayır Cayır Dolar Satılmış

Doların 6-7 liralık bir düşüş yaşadığı 20 Aralık gecesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, söz konusu tarihte Merkez Bankası’nın cayır cayır dolar sattığını belirterek, “Aralık ayında Merkez Bankası tam 17 milyar dolarlık döviz satmış. Bu 17 milyarın da 9 milyar dolarını gizli saklı yöntemlerle yapmış. Açıklasınlar bu 17 milyar dolar nereye gitti?” dedi

Parlamenter sisteme geçişe ilişkinde değerlendirmede bulunan Babacan, “Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Parlamenter sistemin kendisi kadar, parlamenter sisteme geçinceye kadarki ara dönemin bugünden tasarlanması da çok önemli. Mesela, o ara dönemde seçilecek cumhurbaşkanı ‘Parlamenter sistem istiyorum’ dedi ama mevcut sisteme göre seçildi ve mevcut sistemin bütün yetkilerini aldı. Bu yetkiyi nasıl kullanacak? ‘Bu yetki çok önemli. Bana izin verin, 2-3 sene bu yetkiyi kullanmam lazım’ diyorsa olmaz. O zaman niye sistemi değiştirdik? ‘Parlamenter sistem istiyorum’ diyen cumhurbaşkanı adayı veya adaylarının geçiş döneminde nasıl çalışacaklarını baştan deklare etmeleri lazım.

Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.

‘Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir’

Krizin çözülmesi sadece ekonomi politikalarıyla olmaz. Hukuk, adalet, iyi bir eğitim politikası, dış politikada akılcı çalışma olmadan ekonomik sorunları çözemezsiniz. Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir, topyekûn çözümün ancak bir parçası olabilir. Türkiye ekonomisindeki krizleri çözmek istiyorsak öncelikle zemini sağlamlaştırmak gerekiyor. Ekonominin zemininde hukuk vardır, adalet vardır, insan hakları vardır.

Ayın 20’sinde Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu var. Ne olacak, kimse bilmiyor. Merkez Bankası’nın kendisi de bilmiyor. Son gece Erdoğan ne talimat verirse, sabahleyin Merkez Bankası onu yapacak.

20 Aralık akşamı ve ertesi birkaç gün Merkez Bankası arkadan cayır cayır dolar satmış. Aralık ayında tam 17 milyar dolar döviz satmış. Bu 17 milyarın 9 milyarını da gizli saklı yöntemlerle yapmış. Özellikle 20, 21, 22, 23 Aralık tarihlerinde gizli saklı, yoğun bir döviz satışı var. Merkez Bankasının döviz pozisyonu kasım sonundan aralık sonuna 17 milyar dolar düşmüş. Açıklasınlar bu neden düştü?

Sadece aralık ayında kredi faizi %23,50’den %29,55’e; ticari kredi faizi %18,88’den %24,37’ye çıkmış. Cumhurbaşkanının ‘Faizi indirdim, indireceğim’ dediği, sadece Merkez Bankası’nın bankalardan aldığı faiz. Onun haricindeki bütün faizler artmış. Merkez Bankası yanlış bir karar aldığı anda ileriye doğru enflasyon beklentisi artıyor. İleriye doğru enflasyon beklentisi arttığı anda bütün faizler artıyor. Bu ülkenin hazinesi 40-50 milyar faiz öderken o dönemin tertemiz bürokratlarına ‘faizci’ diyordu, meydanlarda yuhalatıyordu. Şu anda Meclis’ten geçirdiği bütçedeki faiz ödemesi 240 milyar.”

Paylaşın

Bakan Koca, İllere Göre Haftalık Kovid 19 Vaka Sayılarını Paylaştı

25-31 Aralık haftasında il bazında 100.000 kişiye düşen Kovid 19 vaka sayıları açıklandı. Açıklanan verilere göre bir önceki haftaya göre vaka yoğunluğunun en çok artan iller Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne, Kocaeli oldu.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından 25-31 Aralık tarihleri arasında il bazında her 100 bin kişide görülen Kovid 19 vaka sayılarının yer aldığı haritayı paylaştı.

Haritaya göre, İstanbul’da 100 bin kişide görülen vaka sayısı 663.69, Ankara’da 184.29 ve İzmir’de 323.30 oldu.
Söz konusu tarihlerde vaka sayısı en çok artan 10 il ise şöyle: “Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne, Kocaeli.”

Kovid-19 vakaları bir haftada İzmir’de yaklaşık 5 kat, İstanbul’da 2 kattan fazla arttı. İllere göre 25-31 Aralık 2021 döneminde Kovid-19 vaka sayısı her 100 bin kişide İstanbul’da 663,69, Ankara’da 184,29, İzmir’de 323,30 oldu.

İzmir’de yaklaşık 5 kat, İstanbul’da 2 kattan fazla arttı

25-31 Aralık arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 il, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne ve Kocaeli oldu. İllere göre her 100 bin nüfusta görülen Kovid-19 vaka sayıları yüksekten düşüğe şöyle sıralandı:

“Eskişehir (825,92), İstanbul (663,69), Çanakkale (594,04), Kırklareli (590,21), Edirne (428,44), Tekirdağ (387,12), Bilecik (356,17), Kocaeli (339,42), Ordu (328,34), İzmir (323,30), Balıkesir (316,78), Trabzon (299,30), Gümüşhane (276,64), Giresun (274,78), Yalova (273,14), Denizli (266,02), Bolu (245,23), Rize (231,15), Samsun (222,33), Isparta (215,99), Sakarya (212,25), Aydın (207,67), Bursa (204,91), Mersin (202,97), Artvin (200,59), Burdur (194,32), Sinop (191,26), Muğla (188,25), Düzce (185,25), Ankara (184,29), Manisa (182,47), Tokat (176,30), Kütahya (167,51), Zonguldak (164,07), Amasya (152,91), Adana (151,55), Kastamonu (144.00), Osmaniye (139,46), Çorum (138,83), Bartın (136,20), Uşak (114,23), Hatay (109,86), Karabük (100,57), Nevşehir (91,81), Kırşehir (90,52), Bingöl (89,79), Antalya (89,20), Afyonkarahisar (83,59), Çankırı (82,11), Erzincan (79,34), Niğde (73,74), Tunceli (70,71), Yozgat (67,05), Aksaray (64,30), Kırıkkale (63,51), Konya (56,71), Kayseri (47,63), Karaman (40,80), Sivas (40,57), Siirt (33,53), Elazığ (33,00), Kilis (32,92), Erzurum (28,75), Kahramanmaraş (28,34), Bayburt (25,64), Iğdır (21,36), Ardahan (20,80), Diyarbakır (20,19), Malatya (16,62), Kars (16,14), Gaziantep (15,04), Adıyaman (12,97), Bitlis (11,97), Batman (11,77), Şanlıurfa (10,73), Mardin (10,06), Şırnak (6,69), Muş (6,08), Hakkari (3,56), Ağrı (2,99), Van (2,18)”

Paylaşın

Pervin Buldan: Türkiye, AKP Ve MHP’den Daha Büyüktür

Partisinin Kocaeli’nde düzenlediği mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan , “Bu ülke AKP ve MHP’den daha büyüktür. Sizler bu ülkenin yurttaşları, kadınları, gençleri AKP ve MHP’den daha büyüksünüz. AKP ve MHP’ye mecbur değilsiniz, mahkum değilsiniz.” dedi.

Haber Merkezi / Buldan, konuşmasında, “Sandıklarımıza sahip çıkacağız. Şimdiden bunun çalışmasını yapıyoruz, tek bir oyumuzu bile size kaptırmayacağız, bunun için şimdiden buna yönelik hazırlıklarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, ““Diliyorum ki bir an önce seçim olur bir baskın seçimle artık AKP ve MHP’nin olmadığı demokratik bir Türkiye, demokratik bir Cumhuriyet ve Türkiye halklarının barış içerisinde ortak bir yaşamda buluşmasının kısa bir zamanda gerçekleşmesini temenni ediyorum.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kocaeli’nde düzenledikleri “Derhal İstifa, Biz Değiştireceğiz” mitingindeki konuşmasında, iktidarın ekonomi politikaları nedeniyle yaşanan sorunlara dikkat çekti. Hükümeti istifaya çağıran Buldan, şunları söyledi:

“Merheba hevalên hêja, dayikên birûmet ciwanên hêja hûn bi xêr hatine. Merhaba sevgili Kocaeli halkı, burada yaşayan Türk, Kürt, Alevi, Roman kardeşlerim, hepiniz hoş geldiniz.  Kocaeli’nin cesur kadınlarını ve gençlerini özellikle selamlamak istiyorum. Burada hemen yanı başımızda Kandıra Cezaevi’nde tutulan Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, Gülser Yıldırım’ı, Aysel Tuğluk’u ve Edirne’de tutulan Selahattin Demirtaş’ı, Sincan’da tutulan İdris Baluken’i ve rehin tutulan bütün arkadaşları selamlıyorum, onlara sevgilerimi gönderiyorum.

Bugün “Derhal İstifa Biz Değiştierceğiz” mitinglerimizin bir tanesini daha burada Kocaeli’nde yapıyoruz. Bu yaz boyunca ülkenin her tarafını dolaştık gezdik. Yüzlerce, binlerce buluşma gerçekleştirdik. HDP’ye oy verenler de oy vermeyenler de HDP’nin yanında olanlar da olmayanlar da HDP’ye selam verenler de vermeyenler de bu buluşmalarımızdan büyük güç aldılar, bizleri bağırlarına bastılar. Kadınlarla, gençlerle buluştuk, Alevilerle, işçilerle, esnafla buluştuk. Herkesin söylediği tek bir şey var; bu ülkeyi değiştirecek olan HDP’dir, sizlersiniz. Değiştirmek için bugün alanlardayız, çünkü üreten biziz, ürettiğimiz için de yok sayılan, emeği çalınan biziz.

Bugün Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’nin her tarafında üreticiye, çiftçiye esnafa ve bu ülkenin bütün kesimlerine yönelik bir haksızlık ve hukuksuzluk olduğunu biliyoruz. Bunun baş müsebbibinin de AKP-MHP koalisyonu olduğunu çok iyi biliyoruz. İşte bunun için değiştirmek zorundayız, onları göndermek zorundayız. Onların bizi yok saymalarına, tüketmelerine tahammülümüz yok. Bu ülkede üreten kesimiz, ama iktidar bu ülkenin kaynaklarını hoyratça tüketiyor.

“2001’den daha derin bir kriz var”

İktidara geldikleri zaman bu topluma yeni vaatler sunmuşlardı. Kürt sorununu, Alevi sorununu, ekonomi sorununu çözeceğiz demişlerdi. İktidara geldiklerinde yani 2001 yılında da bu ülkede ekonomik kriz vardı. Bir çok kesim ekonomik krizi çözmesi için oy vermişlerdi ama bugün ülkeyi getirdikleri nokta 2001’in de ötesinde ve daha derin bir kriz. Bu ülke krizlerin ve darbelerin ülkesidir. Krizler ve darbeler bu ülkede hiçbir zaman bitmiyor. Biz darbelere, krizlere, yok saymalara karşıyız. Biz artık bizi yok saymanıza ve görmemenize karşıyız.

Bu ülkenin sorunlarını çözecek olan tek bir parti var o da HDP, yani bizleriz. Evet bu ekonomik krizin ve yaşatılan bütün krizlerin siyasal ve sosyal krizlerin başlıca nedenleri var. Yoksulluk, yolsuzluk, talan ve hırsızlık bir sebeptir. Bütün bunların sebebi ekonomik kriz olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bir yerde hırsızlık varsa o ülke yoksullaşıyor. Demek ki bu ülkenin yoksullaşmasının tek sebebi hırsızlıktır, talandır, AKP hükümetinin anlayışıdır.

Bu ülkeyi yönetenlerin halkın cebinden, sofrasından çaldıklarını biliyoruz. Bu ülkeyi yönetenler gençlere, kadınlara bir gelecek vaat etmiyor. İnsanlar açlıktan, sefaletten inim inim inlerken onlar saray pencerelerinden dışarı bakıp ülkeyi toz pembe görebilirler. Onlar bu ülkede iki Türkiye yarattılar. Bir tarafta haksız kazançla şatafat sağlayan, zenginlik yaratan bir ülke yaratılırken, bu ülkenin başka bir tarafında kadınlar, işçiler, esnaf çalışanlar herkes perişan haldeler.

“Türkiye AKP ve MHP’den daha büyüktür, onlara mahkum değilsiniz”

Ama bu ülke AKP ve MHP’den daha büyüktür. Sizler bu ülkenin yurttaşları, kadınları, gençleri AKP ve MHP’den daha büyüksünüz. AKP ve MHP’ye mecbur değilsiniz, mahkum değilsiniz. Sevgili Kocaeli halkı Türkiye halkları çözüm istiyor, bunu hepimiz biliyoruz. Ama onlar çözüm isteyenlerle mücadele ediyorlar. Bu ülkede kriz var krizle mücadele edilmiyor, yoksullukla mücadele edilmiyor, hırsızlık var. Çeteler var sokaklarda, bu ülkede katliamlar yapılıyor, cinayetler işleniyor bunlarla mücadele edilmiyor. Mücadele ettikleri tek şey hak isteyenler, hakkını arayanlar, kadınların eşitlik talebi. Mücadele ettikleri kesimler itiraz edenler, bu ülkede kim itiraz ediyorsa, adalet istiyorsa, hukuk istiyorsa onlarla mücadele ediliyor. Ama onlar istedikleri kadar hakkımızda fezleke çıkarsınlar, soruşturma başlatsınlar, biz haktan, hakikatten yana asla taviz vermeyeceğiz, asla diz çökmeyeceğiz, asla boyun eğmeyeceğiz ve biat etmeyeceğiz.

Kocaeli en fazla vergi ödeyen kentlerden biridir. Vergilerinizi ödüyorsunuz ama o vergiler bu kente geri dönmüyor, Saray’da bloke ediliyor. Çünkü bu halkın vergileriyle kendilerine rant kapıları sağlıyorlar. 3’lü 5’li maaşlar alan bürokratlar yaratıyorlar. Burada üreticiye, çiftçiye hiçbir yatırım yapılmazken, yandaşlarını ve akrabalarını kamuya dolduruyorlar. Gençler üniversiteler okuyor ama iş bulamıyor çünkü AKP kendi yandaşlarını sınavlara sokmadan kamuya dolduruyor. Bu haksızlığı, kadınlara ve gençlere, işçilere, esnafa yapılan haksızlığı elbetteki hem hukuk önünde hem de seçimlerde, sandık başında sormazsak namerdiz, namerdiz, namerdiz arkadaşlar.

“Kapatma davasının savunmasını meydanlarda yapacağız”

Bu ülkede ekonomi, yoksulluk konuşulmasın istiyorlar. Bir haksızlık varsa asla konuşulmasın istiyorlar. İşte bu yüzden partimiz hakkında kumpas davaları başlattılar. Kobanî Kumpas Davası ve kapatma davası. Bugün iki kumpas davası ile Türkiye karşı karşıyadır. Bu iki kumpas davası boştur, içinde hiçbir gerçek belge yoktur. Hem Kobanî Kumpas Davasında hem de kapatma davasında özellikle milletvekillerimizin yaptıkları konuşmalar, katıldıkları etkinlikler, barış ve demokrasi istemek, hak ve hukuk talep etmek dışında bir şey yok. Hiç kimse eline silah almamış, hiç kimse bir başkasını öldürmemiş, hiç kimse bıçak çekmemiş. Hiç kimseye hakaret bile etmemiş. Bizim suçumuz mazlumun yanında haksızlığın karşısında olmaktır. Ama şunu ifade etmek isterim ki kapatma davasının savunmasını onlara değil sizlere vereceğiz, alanlarda meydanlarda vereceğiz, sizlerle birlikte yazacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. HDP kolay yutulacak bir lokma değildir, kolay kapatılacak bir parti değildir. Türkiye’nin 6 milyondan fazla insanı bir partiye oy veriyorsa o partiyi kapatmaya hiç kimsenin gücü de yetmez, hakkı da yoktur, haddi de değildir.

Konuşacak bir şey bulamadıkları için varsa yoksa HDP. Yatıyorlar kalkıyorlar, HDP’den başak söyleyecek söz bulamıyorlar. Sadece AKP değil onun küçük ortağı var ya küçük ortağı bütün grup toplantılarında HDP dışında konuşacak bir söz bulamıyor. Halk açlıktan mı perişan olmuş, halk kriz mi yaşıyor bunların umurunda değil. Varsa yoksa HDP. HDP kadar başınıza taş düşsün. HDP bu ülkenin yüz akıdır. Bu ülkede adaleti, barışı, demokrasiyi, hakkı savunan yegane partidir. Bunun için diyoruz ki, sizin gücünüz HDP’yi kapatmaya yetmeyecektir.

Öyle bir ülke yarattınız ki insanlar birbirlerine nefretle bakıyor. Öyle bir ülke yarattınız ki halkı kutuplaştırdınız, öyle bir ülke yarattınız ki bu ülke tecritle yönetiliyor. Sadece İmralı’da değil ülkenin her tarafında tecrit var. Kendi yasalarını bile uygulamayan bir sistem işliyor. Bu kabul edilebilir değil. Bu ülkenin vatandaşları sizin bu hukuksuzluklarınıza, adaletsizliğinize ve yüzsüzlüğünüze karşı bir günü bekliyor. O gün sandıkların kurulacağı, seçimlerin yapılacağı gündür. Size güle güle diyeceğimiz bay bay yapacağımız bir gündür.

“Bu ülkede istenilen tek bir şey var adalet, adalet, adalet ama A’sını bile bırakmadılar”

Yeni bir yaşamı ortak bir geleceği mutlaka Türkiye haklarıyla birlikte kuracağız. Kutuplaşmayı ve ayrımcılığı, hukuksuzluğu ortadan kaldıracak olan şey ortak bir yaşamı, ortak bir geleceği birlikte örmektir. Biliyoruz ki bu ülkede herkesin; Türk’ü de Kürd’ü de Alevi’si de Ermeni’si de Süryani’si de hangi ırktan, mezhepten ve inançtan olursa olsun istediği tek bir şey var; adalet, adalet, adalet. Ama adaletin A’sını bile bırakmadılar, demokrasinin kırıntılarını bile bırakmadılar. Çünkü herşeyi kendi iktidarlarına bağladılar. Şimdi de iktidarı bırakmamak için her türlü oyunu oynuyorlar.

Bir Maliye Bakanı çıkmış insanlara diyor ki benim gözlerime bakın ekonominin nasıl olduğunu anlarsınız. Benim gözlerim parlıyor diyor. Ona sesleniyoruz, gelin Kocaeli halkının gözlerinin içine bakın. Kocaeli halkının yaşadıklarını siz Saray pencerelerinden göremezsiniz, bilemezsiniz. Ama biz biliyoruz, Kocaeli halkı da değişimden yanadır, değişim yaratılması için mücadele veriyor. Kendi vekillerinin, Ömer Faruk Fergerlioğlu’nun yaşadıklarını Kocaeli halkı çok iyi biliyor. Sadece ona değil bütün HDP milletvekillerine aynı şey reva görülüyor. Hukuksuz ve haksız bir şekilde yüzlerce, binlerce siyasetçimiz cezaevinde. Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte diğer arkadaşlarımızın 5 yıldır cezaevlerinde olduklarını biliyoruz.

“Sandıklara sahip çıkacağız, şimdiden çalışmasını yapıyoruz”

Korkuları var, HDP’li siyasetçilerden korkuyorlar. Onun için HDP’siz bir siyaset ve Türkiye yaratma peşindeler ama korkularınız kabusunuz olacak, HDP gümbür gümbür geliyor. HDP bu seçimde iktidara, yönetime aday bir partidir. Bu ülkeyi yönetmeye aday bir partidir. Ne yaparsanız yapın ne edersiniz edin biz sandıklarımıza sahip çıkacağız. Şimdiden bunun çalışmasını yapıyoruz, tek bir oyumuzu bile size kaptırmayacağız, bunun için şimdiden buna yönelik hazırlıklarımız devam ediyor. Sevgili halklarımıza inanıyor ve güveniyorum, bütün bu zulümler, zalimlikler, faşizm yönetimi karşısında bütün bu adaletsizlikler karşısında êdî bes e demek için sandıklarda herkes rengini belli edecek, size güveniyoruz, size inanıyoruz.

Bir çağrı da şimdiye kadar AKP’ye oy veren seçmenlere yapmak istiyorum. Şimdiye kadar AKP’yi iktidarda tuttunuz, AKP’nin bütün zulümlerine sizler de tanık oldunuz. AKP’ye oy veren vicdanlı seçmenlere sesleniyoruz. Elinizi tamamiyle yüreğinizin üzerine koyma zamanı gelmiştir. Artık AKP’ye tek bir oy vermemeniz gerekiyor çünkü ülkeyi soyup soğana çevirdiler. Ülkenin bütün kaynaklarını kendileri için kullandılar. AKP’li seçmen de görüyor, hatta AKP içinde vicdanlı milletvekilleri olduğunu biliyoruz. Biz erken seçim çağrımızı yaparken TBMM’ye ortak bir önerge ile gitmeyi düşünüyoruz. Bu önerge bütün muhalefetin ortak önergesi olacak. Biliyor ve inanıyoruz ki AKP içinde vicdanlı milletvekilleri var onlar da bizim önergemize evet oyu verecekler ve erken seçim kararını güçlü bir şekilde Meclis’ten çıkaracağız. Buna inanıyoruz.

“HDP bu ülke için büyük bir şanstır ve ilk seçimde büyük bir değişim yaratacaktır”

Şimdi değişim zamanı şimdi HDP zamanı. Ben bir kez daha HDP’nin bu ülkede büyük bir şans olduğunu fırsat olduğunu bu şansın ve fırsatın bir dahaki seçimde önemli bir değişim ve dönüşüme vesile olacağına yürekten inanıyorum. Diliyorum ki bir an önce seçim olur bir baskın seçimle artık AKP ve MHP’nin olmadığı demokratik bir Türkiye, demokratik bir Cumhuriyet ve Türkiye halklarının barış içerisinde ortak bir yaşamda buluşmasının kısa bir zamanda gerçekleşmesini temenni ediyorum. Geldiğiniz için katıldığınız hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Sizlerin yüreğinde büyük bir umut var gözlerinizde büyük bir cesaret var. bu umut ve cesaretin önümüzdeki günlerde büyük barışlara vesile olmasını temenni ediyorum hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Serkeftin hevalino.”

Paylaşın

TTB’den Erdoğan’a Yanıt: Her Uyarımızda Haklı Çıktık

TURCOVAC aşısıyla ilgili eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “sahtekarsınız, yalancısınız” diyerek hedef aldığı Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi açıklama yaptı.

Aşının salgındaki en önemli araç olduğunu ifade eden TTB,  aşı çalışmalarını desteklemeyi ise toplumsal ve bilimsel bir sorumluluk olarak gördüklerini bu nedenle aşı karşıtlarını hedefi dahi olduklarını belirtti. “TTB’nin Türkiye’deki aşı çalışmaları için de tutumu çok nettir ve tek önceliği bilimdir” vurgu yapılan açıklama özetle şöyle:

TTB bu tutumu nedeniyle bilimsellik ve toplum sağlığı gibi kaygıları olmayan aşı karşıtlarının hedefi dahi olmuş; iktidar bu çevrelere sürekli sessiz kalmıştır.

TTB aynı bilimsel ve toplumsal sorumluluğu, pandemi sürecinin şeffaf veriler ışığında sağlığın tüm bileşenleriyle yürütülmesi gerektiğini dile getirirken de taşımaktadır. Tüm uyarılarımız toplum sağlığı içindir. Sağlık Bakanlığı ve toplum da görmüştür ki TTB her uyarısında haklı çıkmaktadır: Çünkü tek referansı bilimdir.

“Bilimsel verileri istemek görevimiz”

TTB’nin kamuoyu araştırmalarında en güvenilir kurumlar arasında ilk sıralarda yer almasını sağlayan da bu tutumudur. COVID-19’a karşı olumlu etkisinin bulunmadığı anlaşılan hidroksiklorokin ilacının ısrarla dağıtılmaya devam edilmesine karşı uyarımız bu örneklerden yalnızca bir tanesidir.

Pandemi döneminde de aynı bilimsel hassasiyeti korumamız ve bilimsel verileri toplum adına talep etmemiz hekimlik görevimizdir. TTB’nin Türkiye’deki aşı çalışmaları için de tutumu çok nettir ve tek önceliği bilimdir.

Aşıları incelememizdeki temel kaynağımızın menşei, üretildiği ülke ve kullanılan teknik değil; Faz 3 ön verilerinin sonuç raporu ve yayımlanmış bilimsel değerlendirmeler olduğunu bundan bir yıl önce Sputnik V aşısı hakkında da belirtmiştik.

“Acil Kullanım Onayı almalı”

Bir kez daha hatırlatmak isteriz: ‘Türkiye’de üretilen bir aşının sadece ülkemizde değil dünyada da pandemiyi kontrol altına alma ihtimali, sevinçle karşılayacağımız bir durumdur.

Ancak bunu yapmak için henüz uluslararası bilimsel hakemli bir dergide yer almayan Faz 3 çalışmalarının bilimsel ortamlarda değerlendirilmesi, ardından fazların sonuçları ve bilimsel verilerinin paylaşılması gerekmektedir. Tüm bu sürecin ardından Acil Kullanım Onayı alınmalıdır’

“Hıfzıssıhha Enstitüsü neden kapatıldı?”

Yine ‘TTB’den Refik Saydam Hıfzıssıhha Kurumu’nun Yeniden Açılması Çağrısı’ açıklamamızda da belirttiğimiz üzere ‘Pandemide yaşadığımız bu zorlukları bir daha yaşamamak için yabancı sermayeye bağımlı olmadan kendi aşımızı kendimiz üretebilmeliyiz’

Ancak açıklamamızda da sorduğumuz soruyu bir kez daha iktidara soruyoruz: Zamanında aşıları üreten ve ürettiği aşıları dünyaya ulaştıran bir ülke iken ve bunda Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün rolü de çok büyükken, Hıfzıssıhha Enstitüsü neden kapatılmıştır?

TTB, aşı çalışmalarına ve buna emek veren tüm bilim insanlarına minnettardır. Ancak iktidarın bu süreçteki tutumu ne yazık ki pandemideki tutumundan farksız ve şeffaflıktan uzaktır. İktidarın aşı konusunda da şeffaflıktan uzak bu tutumu ne yazık ki insanlarda ‘aşı tereddüdü’ oluşturmaktadır.

Talebimiz çok açık ve nettir: İnsanların daha fazla aşı tereddüdü yaşamaması için tüm aşı çalışmaları ile ilgili verileri hızla kamuoyuyla paylaşın. Süreci tüm sağlık örgütleriyle birlikte yürütün; hızlı ve etkin bir aşılama programı oluşturun.”

Erdoğan ne demişti?

Dün (8 Ocak) Karaman-Konya hızlı tren hattı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TURCOVAC aşısıyla ilgili gerekli çalışmanın yapılmamasını eleştiren Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) hedef aldı.

Erdoğan, “Yalan dolan hepsi bunlarda. Şimdi bunların bir de Tabipler Birliği var. Ya bunlar ne kadar yalancı ne kadar cambaz ya. Erciyes Üniversitesi, büyük bir kadroyla TURKOVAC aşısını üretiyor, icat ediyor. Adamlar ‘Böyle bir şey yok’ diyor. Siz ne sahtekarsınız, ne yalancısınız ya” dedi.

Paylaşın

18-24 Yaş Cumhurbaşkanlığı Sistemini ‘Başarısız’ Buluyor

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, gündemdeki gelişmeler ve seçmen eğilimine dair ülke genelinde araştırmanının sonucu açıkladı. Araştırma 28 Aralık 2021-2 Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul, İzmir, Ankara, Konya, Samsun, Trabzon, Bursa, Muğla, Antalya, Adana, Mersin, Erzurum, Ağrı, Kars, Diyarbakır, Urfa, Mardin, Batman, Van ve Siirt’te yapıldı.

Araştırmaya katılanlara ilk olarak, “Sizce Türkiye’nin En Önemli Sorunu Nedir?” sorusu yöneltildi. Ankete katılanların 65,6’sı “Ekonomik Kriz/İşsizlik”, yüzde 12,5’i “demokrasinin olmayışı”, yüzde 9,9’u “Cumhurbaşkanlığı sistemi”, yüzde 5,6’sı “Hukuk Sisteminin Mevcut Durumu”, yüzde 5,3’ü “Kürt sorunu” yanıtını verdi.

Görüşmecilerin yüzde 60’ı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini Başarılı Buluyor Musunuz?” sorusuna “başarısız bulduğu” cevabını verdi.  Yüzde 24,3’ü “başarılı bulduğunu” söylerken, yüzde 15,7’si ise “kararsız” olduğunu belirtti.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin başarısız” bulanların yüzde 72.8’i erkek görüşmecilerden oluşuyor. Kadın görüşmeciler, erkek görüşmecilere oranlar “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini başarılı” buluyor. İlk defa oy kullanacak olan 18-24 yaş grubu da diğer yaş gruplarına oranla daha “çok başarısız” bulduğunu belirtiyor.

“Hükümetin Son Ekonomi Politikasının Ülkeyi Ekonomik Krizden Çıkaracağına İnanıyor Musunuz?” sorusuna görüşmecilerin yüzde 25,9’u “İnanıyorum”, yüzde 20’si “Kararsızım” ve yine yüzde 54,1’i “İnanmıyorum” dedi. Hükümetin ülkeyi krizden çıkaracağına inanmayanlar oranı en çok  “erkek katılımcılar ile 18-24 yaş grubundan” oluşuyor.

“Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Mevcut Koşulları Göz Önünde Bulundurduğunuzda, Erken Bir Genel Seçime Gidilmesi Gerektiğini Düşünüyor Musunuz?” sorusuna katılımcıların; yüzde 56,9’u “Evet” derken, yüzde 24,2’si “Hayır” yanıtını verdi.

“Mevcut Durumda Var Olan İttifaklara Oy Verir Misiniz?” sorusu yöneltilen katılımcıların; yüzde 33,3’ü “Cumhur İttifakına Oy Veririm”, yüzde 32,7’si “Millet İttifakına Oy Veririm” derken, yüzde 13,2’si “Kararsızım” yüzde 12,5’i “Oy Verdiğim Parti İçinde Olursa Ancak Oy Verebilirim”, yüzde 8,3’ü “Hayır, Hiçbir Koşulda Oy Vermem” dedi.

“24 Haziran 2018’de Gerçekleşen Genel Seçimlerde Hangi Partiye Oy Verdiniz?” sorusuna araştırma grubunun yüzde 37’si “AKP”, yüzde 22,9’u “CHP”, yüzde 13,2’si “Oy Kullanmadım” yüzde 9,1’i “İYİ Parti”, yüzde 8,5’i “HDP”, yüzde 7,3’ü “MHP cevabını verdi.

“Bu Pazar Bir Genel Seçim Olursa Hangi Partiye Oy Verirsiniz?” sorusuna ise; yüzde 27’si “AKP”, yüzde 22,9’u “CHP”, yüzde 11,9’u “Kararsızım”, yüzde 10,3’ü “İYİ Parti”, yüzde 9,4’ü “HDP”, yüzde 6,3’ü “MHP”, yüzde 5,7’si “Oy Kullanmayacağım”, yüzde 2,9’u “DEVA Partisi”, yüzde 2,1’i “Gelecek Partisi”, yüzde 0,7’si “Saadet Partisi” dedi.

Sonuç

Araştırmaya göre; AKP’ye daha önce oy verenlerde 10 puanlık bir düşüş var. Ayrıca en çok kararsız seçmen de  AKP’de yer alıyor.

Yine cinsiyete karşılaştırmasında geçen seçimde AKP’ye ağırlıklı kadınlar oy verirken, bu pazar seçim olsa AKP’ye yine kadınların erkeklerden daha fazla oy verdiği görülse de  önemli bir düşüş de yaşanıyor. İlk defa oy kullanacakların içinde yer aldığı 18-24 yaş grubu içinde de CHP’nin öncelikli olarak tercih ediliyor.

“Oy kullanmayacağım” ve “kararsızım” yanıtları oransal olarak dağıtıldığında  AKP yüzde 32,8,  CHP yüzde 27,8,  İYİ Parti yüzde 12,5, HDP yüzde 11,5,  MHP yüzde 7,6, DEVA Partisi yüzde 3,5,  Gelecek Partisi yüzde 2,5,  Saadet Partisi yüzde 0,8. oldu.

Ankette, “kararsızım” yanıtını veren katılımcıların yüzde 38,1’i kararsız olma nedenini “Partilerin Politikalarını Görmek Lazım” sözüyle tariflerken, yüzde 22’si “Siyasi Partilere Güvenmiyorum”, yüzde 20,2’si “Partiler Hakkında Bilgim Yok”, yüzde 19,7’si ise “Ekonomik Krizden Dolayı” şeklinde açıkladı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 60 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 61 bin 727 yeni vaka tespit edilirken, 173 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Yoğun bakım ve entübasyonda belirgin düzeyde artış yok. Kayıplarımızın büyük kısmı, 60 yaş üzerindekilerle kronik hastalığı olanlar.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 384 bin 049 test yapılırken, 61 bin 727 yeni vaka tespit edildi. 173 kişi hayatını kaybederken, 35 bin 163 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron kaynaklı vakaların artış merkezinde İstanbul var. Son üç hafta içinde, Türkiye genelinde hastaneye yatışlarda %6,2 artış oldu. Yoğun bakım ve entübasyonda belirgin düzeyde artış yok. Kayıplarımızın büyük kısmı, 60 yaş üzerindekilerle kronik hastalığı olanlar.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu Hastaneye Kaldırıldı

4 Ocak’ta yeni tip koronavirüs (Kovid 19) testi pozitif çıkan Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun doktorların tavsiyesiyle tedbir amaçlı hastaneye yatırıldığı duyuruldu.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu’nun durumuna ilişkin partiden yapılan açıklamada, “Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun bugün kontrol amaçlı gittiği Ankara Şehir Hastanesine, doktorlarının tavsiyesi üzerine tedbir ve tedavi amacıyla yatışı gerçekleştirilmiştir. Tedavisine bir süre burada devam edilecek olan Genel Başkanımızın sağlık durumu iyidir” ifadeleri kullanıldı.

Temel Karamollaoğlu kimdir?

Türk siyasetçi, mühendis ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 7 Haziran 1941 tarihinde Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. Babası öğretmen olan Temel Karamollaoğlu, babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini çeşitli illerde tamamladı.

İngiltere Manchester Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tekstil teknoloji bölümü mezunu olan Temel Karamollaoğlu, evli ve beş çocuk babasıdır. Eğitiminin ardından Sümerbank’ta proje mühendisi olarak iş hayatına başlayan Temel Karamollaoğlu, sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev aldı.

İyi derecede İngilizce bilen Temel Karamollaoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürü olarak da görev aldı. Siyasete atılan Karamollaoğlu, 2016 yılında Saadet Partisi genel başkan adaylığına seçildi. 2018 yılında cumhurbaşkanlığına adayı oldu ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 443.704 oy aldı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ‘Millet İttifakı’nın Adayını Tarif Etti

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu kişinin toplumun tanıdığı bir isim olacağını belirten ana muhalefet partisi lideri, “Devleti çok iyi bilmesi lazım, devlet aklını bilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Gerçek Gündem’de yer alan habere göre; Seçimler normal zamanında yapılırsa Türkiye, 2023 yazında sandık başına gidecek. Ancak muhalefet ekonomideki krizi de kaldıraç olarak kullanarak sandığın bu yıl bitmeden halkın önüne konmasını istiyor.

İlginçtir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Karaman’da yaptığı konuşmada seçimin yine bir buçuk yıl sonra zamanında yapılacağını söylerken açılışa katılan AKP’lilerden daha şimdiden kapı kapı gezmelerini isteyerek bir erken seçim ihtimalini de aklında tuttuğunu ortaya koydu.

Peki o seçimde kimler yarışacak? Cumhur İttifakı’nın adayının mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sık sık hatırlatıyor. Erdoğan’ın da buna itirazı olmadığı en azından şimdilik açık. O halde Millet İttifakı’nın adayı kim olacak? Muhalefetteki ittifakın ortaklarından Meral Akşener, hedefini başbakanlık olarak belirleyince gözler Cumhuriyet Halk Partisi’ne çevrildi. CHP’de Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile birlikte ağırlıklı olarak konuşulan üç isim den genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu, dün Habertürk’te Fatih Altaylı’nın programı Teke Tek’te bu soruya muhatap oldu.

CHP Genel Başkanı, ‘‘Cumhurbaşkanı adayını ben değil, Millet İttifakı belirleyecek. Millet İttifakı’nın belirleyeceği bir aday hakkında ‘Beyler bizim adayımız budur’, ‘ben adayım ya da öbürü adaydır’ diye açıklama yapmam doğru olur mu? Olmaz. Bizim ittifak anlayışımızda büyüklük küçüklük yoktur. Eşitler arasında ilişki vardır. Bizim oyumuzun fazla olması, mecliste grubumuz olması yeni katılan partilerinin mecliste grubu olmamasının önemi yok. Beraber oturur konuşuruz’’ dedi.

CHP lideri, adayı bugünden açıklanması talebinin tuzak olduğunu düşünüyor ve ittifakın ortak kararının adayı şekillendireceğinin altını çiziyor:

‘‘Herkes bir şey yazıyor bir şey söylüyor. İşin doğrusu şu. İki konuyu gündeme almamız lazım. Bir, cumhurbaşkanı adayı nasıl olmalı? İki, cumhurbaşkanı adayını nasıl belirleyeceğiz? Nasıl belirleyeceğimiz gayet basit. İttifakı oluşturan bileşenler bir araya geleceğiz, üzerinde tartışacağız; ‘Ali mi olsun veli mi olsun.’ Baştan beri öngördüğümüz ve sağlıklı bir şekilde götürdüğümüz olayı tuzla buz edelim isteniyor Biz neden bu tuzağa düşelim? Bir araya geleceğiz hep beraber oturacağız bir aday üzerinde karar kılacağız.’’

“Olay cumhurbaşkanı olayı değil, olay sistem olayı”

Tam da bu noktada Kılıçdaroğlu’nun sözünü kesen Fatih Altaylı, ‘‘Herkesin kafasında bir aday olacak?’’ diye sorarak bu tartışmanın nasıl yapılacağını sormak istedi ancak CHP lideri, ‘‘Nereden biliyorsunuz herkesin kafasında bir aday olduğunu ya herkesin kafasında bir aday varsa’’ yanıtını verdi. Altaylı, ‘‘Kim o aday?’’ diye sorarak yeniden o ismi almak için hamle yaptı. CHP Genel Başkanı, ‘‘Ben bilmiyorum. Fatih Bey. Ben diğer liderler adına konuşursam en büyük haksızlığı yapmış’’ diyerek asıl mesajını gündeme getirdi. Kılıçdaroğlu ısrarla isimden çok adayın niteliğini tartışmak ve o nitelikleri temsil edecek adayın Millet İttifakı’nın adayı olmak hususunu vurguluyor.

CHP lideri, ‘‘Adayın nitelikleri ne olmalı? Devleti çok iyi bilmesi lazım, devlet aklını bilmesi lazım.  Örnek olması lazım, verdiği sözün arkasında lazım. Yetkiyi verdik, cumhurbaşkanı seçildi. ‘Nereden çıktı bu güçlendirilmiş parlamenter sistem?’, dememesi lazım. Devleti tanımak şu açıdan önemlidir. Devletin ilişkileri karmaşıktır. Sizin neyi nasıl yapacağınız, öncelikleriniz ne olduğu bilinmeli. Biz gittik oturduk oraya. Bugünden ne yapacağımızın temel normlarını belirlememiz lazım. Olay cumhurbaşkanı olayı değil, olay sistem olayı. Biz bu sisteme devam edecek miyiz etmeyecek miyiz? Sisteme edecekseniz Erdoğan var zaten, etmeyecekseniz onun karşısında oturan kişi var. Onun karşısındaki kişi devletin sigortası olacak.  Şu anda devletin sigortası yok. Olayı isme indirgerseniz en büyük hatayı yapmış olursunuz. Bizi isim mi kurtaracak sistem mi kurtaracak? Sistem kurtaracak. Kim olursa kazanır. Sen bu sistemi istiyorsan ona oy ver, istemiyorsan onu göster. Biz kimi gösterirsek kazanır’’ diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Sonrasında da Millet İttifakı’nın adayının toplumun tanıdığı bir isim olacağını ifade etti.

Paylaşın

Babacan’dan ‘Zamanında Niye Konuşmadın?’ Eleştirilerine Yanıt

“Zamanında niye konuşmadın?” eleştirilerine yanıt veren DEVA Lideri Babacan, “Özeleştiri diyorlar ya, işin içindeyken yapmışız. Zamanında arkadaşlarımızla beraber gidişatı değiştirmek için çok şey yaptık ama her defasında yapmak istediğimiz düzgün işleri engellemeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / “Rahmetli Özal’ın ‘Kendini uyanık zannedenlerin dalaveresi’ dediği ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat’ uygulamasını getirip, yeni bir şeymiş gibi bugün ‘Dövize Endeksli Mevduat’ diye tekrar uygulamaya başladılar” diyen Babacan, iş başına gelir gelmez bu uygulamayı durduracaklarını belirtti.

Babacan, “Mevsimlik işçi gibi durmadan Merkez Bankası başkanını değiştirerek istikrar sağlayamazsınız. İpe sapa gelmez ekonomi teorileri deneyerek, halkımızın tertemiz dini duygularını istismar ederek güven sağlayamazsınız. Bu milleti kutuplaştırarak, bölerek, tehdit ederek istikrar sağlanmaz. İstikrarın parolası hukuktur, özgürlüktür. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayanan bir sistemdir. Kararların ortak akıl ve istişareyle alındığı, sadakatin değil liyakatin işlediği bir yönetim anlayışıdır.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Beşiktaş ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonu da faizi de kuru da tek haneli düşük seviyelere getireceğiz. Krizlerin ortağı Bahçeli’nin ortak olduğu, bir gecede 20 bankayı batıran, gecelik faizlerin yüzde 7500’leri gördüğü o 2001 krizinden ülkemizi nasıl çıkardıysak, bu krizden de çıkaran yine bizler olacağız. Şimdi daha iyisini yapacağız. Hem de çok daha güçlü bir ekiple, bu sefer DEVA kadrolarıyla yapacağız.Biz daha asıl eserimizi yazmadık. DEVA Partisi’yle bu ülkenin kaderine damga vuracağız.

Ekonomiyi tamamen dolarize edecek hatalara yuvarlandılar. Rahmetli Özal’ın ‘Kendini uyanık zannedenlerin dalaveresi’ dediği ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat’ uygulamasını getirip, yeni bir şeymiş gibi bugün ‘Dövize Endeksli Mevduat’ diye tekrar uygulamaya başladılar. İş başına gelir gelmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi bu uygulamayı anında durdurmak. Tabii ki devlette devamlılık esastır, devletin sözü sözdür. Önceki hükûmetler döneminde de olsa, özellikle ekonomik alanda bazı şeylerin altına imza atıldıysa, o taahhütlerde devamlılık esastır. Tabii ki yargı yolu açıktır, idari denetim yapılacaktır, Meclis denetimi yapılacaktır. Ama yanlışların uygulanmasına, yeni yanlışlara izin vermeyiz.

Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı duymazsanız; güven, istikrar olmaz. Kendi ülkenizde imzalanmış, adı dahi İstanbul olan uluslararası sözleşmeden bir gece yarısı keyfiniz istedi diye çıkarsanız, güven de istikrar da olmaz. AİHM kararlarına uymazsanız istikrar olmaz. Mevsimlik işçi gibi durmadan Merkez Bankası başkanını değiştirerek istikrar sağlayamazsınız. İpe sapa gelmez ekonomi teorileri deneyerek, halkımızın tertemiz dini duygularını istismar ederek güven sağlayamazsınız. Bu milleti kutuplaştırarak, bölerek, tehdit ederek istikrar sağlanmaz. İstikrarın parolası hukuktur, özgürlüktür. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun üstünlüğüne dayanan bir sistemdir. Kararların ortak akıl ve istişareyle alındığı, sadakatin değil liyakatin işlediği bir yönetim anlayışıdır.

Hakkı yenenin hakkını iade edeceğiz. Yasakları kaldıracağız. Ekonomi yönetiminde ortak akıldan ve bilimden şaşmayacağız. Ülkemizde köklü bir eğitim ve hukuk reformu yaparak ekonomimizi büyüteceğiz. Ekonomini büyütmenin yolu sadece ekonomi politikalarından geçmez. Adaleti, hukuku yerle bir ettiyseniz, demokrasiyi işletmiyorsanız o ülkede sağlam bir ekonomiyi asla inşa edemezsiniz. İşte buna kafaları basmıyor. Üç-beş kişinin parasına para kattığı devri sona erdireceğiz, topyekûn zenginleşeceğiz.”

“Özeleştiriyi işin içindeyken yapmışız”

“2023 hedeflerine ulaşmak için neler yapmamız gerektiğini, bazı konularda adım atmazsak o hedeflerin hayal olacağını anlatmıştım” diyen Babacan, 2012 yılında düzenlenen Uludağ Ekonomik Zirvesi’nde “Böyle bir işgücü yapısıyla 25 bin dolarlık millî gelire ulaşmamız bir hayal. Bu kadar düşük bir eğitim seviyesiyle o kadar yüksek bir kişi başı düşen millî gelir mümkün değil. Gerçek anlamda hukuk devleti olamayan bir Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olması da yine hayal.” ifadelerine yer verdiği bir konuşmasını izletti. Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hani bazıları ‘Zamanında niye konuşmadınız?’ diyor ya. Bunun gibi 50-100 tane örnek var. Bugün bir tane bakan çıksın da böyle konuşsun bakayım. Ben o gün ülkenin başbakan yardımcısı olarak konuşuyorum. Özeleştiri diyorlar ya, işin içindeyken yapmışız. Zamanında arkadaşlarımızla beraber gidişatı değiştirmek için çok şey yaptık ama her defasında yapmak istediğimiz düzgün işleri engellemeye çalıştılar.

Eğitim ve hukuk alanında adeta katliam yaptılar. Ekonomiyi geçtim, özellikle bu iki alanda tel tel dökülüyorlar. Eğitime de hukuka da ideolojik ve dar kalıplarla yaklaştılar. Sonuçta 2023 hedeflerinin hepsi hayal oldu. Ortak akıl ve istişarenin yönetimde olduğu günlerde ‘Hayaldi, gerçek oldu’ diye bir slogan vardı. Şimdi o yakalanan gerçekler, bunlar yönetimde olduğu sürece bir hayal. O eski gerçeklere bile ulaşamazlar.”

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye tarihinde enflasyonu en düşük seviyelere indiren yönetim biziz” ifadelerini şu sözlerle yanıtladı:

“Kendisine önce ‘Bir dakika’ demek istiyorum. ‘One minute’ ayrıca gelecek, onu hep beraber sandıkta söyleyeceğiz. Öncelikle, ortak aklın işletildiği, Avrupa Birliği uyum yasalarıyla hukukun ilerletildiği, başarının istişareyle ilmek ilmek inşa edildiği dönemden artık ellerini çek. O başarılar sana ait olsaydı bugün yine yapabilirdin. Niye sen tek yetkili olduğundan bu yana enflasyon, kur, Hazine’nin borçlanma faizi, piyasa faizi durmadan artıyor? Siz dönün tek yetkili olduğunuz döneme bakın. Enflasyonu da faizi de tek haneli rakamlara indiren bizdik. Enflasyonu da faizi de kuru da çift hanelere yükselten ise sizsiniz.”

“4 yıldır aynı terane, aynı masal”

Ayrıca Erdoğan’ın 2017 yılından bu yana ‘Enflasyonu tek haneye düşüreceğiz’ dediği görüntüleri de yayınlayan Babacan şunları söyledi:

“4 yıldır aynı terane. 4 yıldır aynı masal. Her defasında ‘Enflasyonu düşüreceğiz’ diyor, her defasında enflasyon daha da artıyor. Maşallah, çok kararlı… Öyle ‘Ben kararlıyım’ demekle olmuyor bu iş. Sürekli hayal satıyor.

Bu ülkenin bir numaralı sorunu şu anda ülkeyi yönetenlerdir. İktidar kendisini iyice Beştepe’ye hapsetmiş durumda. Sokağın derdini bilmiyor. Koskoca ülkenin kaderi, Beştepe’nin etrafında kümelenen dar bir grubun günlük, anlık çıkarlarına endekslendi. Çünkü onlar kuvvetli bir lobi. Cumhurbaşkanı sadece onların sesini duyuyor. Onlar Beştepe’de sağda solda etrafta, telefonun ucunda. İstikrar deyince, ‘Koltuğumda istikrarlı bir şekilde oturayım’ diyorlar. Güvenden anladıkları da sadece kendi iktidarlarının güvenliği.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 65 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 66 bin 237 yeni vaka tespit edilirken, 141 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “BU, OMİCRON VARYANTININ HASTA ETMEDİĞİ ANLAMINA GELMEZ. Kendinizi koruyun!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 418 bin 264 test yapılırken, 66 bin 237 yeni vaka tespit edildi. 141 kişi hayatını kaybederken, 34 bin 592 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Yeni varyantın bulaşma kabiliyeti yüksek. Vakalar içinden hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekenlerin oranı ise şu an düşük görünüyor. Yani, gelişmeler hastanelerimize aynı oranda yansımadı. BU, OMİCRON VARYANTININ HASTA ETMEDİĞİ ANLAMINA GELMEZ. Kendinizi koruyun!

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın