Kılıçdaroğlu’ndan Bürokratlara Çağrı: Bunların Suçlarına Ortak…

Bürokratlara çağrıda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şahıs ve ailesi, TÜİK bürokratını anında çöpe attı. Bunların suçlarına ortak olan bürokratlar, geç olmadan bu yoldan dönün. Başınıza aynısı gelecek. Suçlar sırtınızda yeni iktidara merhaba diyeceksiniz!” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu, TÜİK başkanının değişmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla bürokratlara seslendi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şahıs ve ailesi, TÜİK bürokratını anında çöpe attı. Bunların suçlarına ortak olan bürokratlar, geç olmadan bu yoldan dönün. Başınıza aynısı gelecek. Suçlar sırtınızda yeni iktidara merhaba diyeceksiniz!” paylaşımında bulundu.

TÜİK Başkanı Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer dün gece Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevinden alındı. Dinçer’in yerine Erhan Çetinkaya atandı.

Son dönemde enflasyon verileriyle eleştirilerin odağı haline gelen Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Dinçer’in istifa edeceği yönünde söylentiler dolaşıyordu.

TÜİK’in yıllık enflasyon oranını yüzde 36 olarak açıklamasının Beştepe’de tepki çektiği iddiası ortaya atılmıştı. Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer, 2 Mart 2021’de TÜİK başkanlığına atanmıştı.

Paylaşın

Abdulhamit Gül Neden İstifa Etti? İşte İstifanın Perde Arkası

Adalet Bakanlığı görevinden istifa eden Abdulhamit Gül’ün ayrılma gerekçelerine DW Türkçe ulaştı. Buna göre, yakın çevresine “Türkiye polis devleti oldu” diyen Gül’ün  başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu  olmak üzere bazı bakanların yargıya müdahale girişimlerinden rahatsız olduğu bildirildi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Özellikle Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin de etkisiyle Süleyman Soylu’nun uygulamaya koyduğu “güvenlikçi politikaların” hukuk devletine zarar verdiğini belirten Gül’ün en son yaptığı MOBESE çıkışının da Soylu cephesinde tepkiyle karşılandığı ifade edildi. Yargıdaki  İstanbul Grubu’nun kendi başına hareket etme girişimi ile İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanmaması da Gül’ü rahatsız eden konuların başında geldi.

Bu istifanın ardından yargıda güç dengelerinin yeniden değişmesi beklenirken, bir süredir pasifize edilen İstanbul Grubu’nun yargıda yeniden önünün açıldığı kaydedildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Berat Albayrak’ın ardından iktidar içinde sık sık karşı karşıya geldiği bir rakibinin daha devre dışı kaldığı belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 4 yıl 6 ay 10 gündür görev yaptığı Adalet Bakanlığı’ndan istifa eden Abdulhamit Gül’ün yerine Bekir Bozdağ’ın atanmasıyla yargıda yeni bir dönemin kapıları açılmış oldu. Alınan bilgiye göre, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 24 Ocak Pazartesi günü istifa dilekçesini Erdoğan’a verdi. Ancak Erdoğan, istifa dilekçesini hemen yürürlüğe koymayarak bekletti.

MOBESE krizi son damla oldu

Bu süreçte Abdulhamit Gül’den dünkü MOBESE çıkışı geldi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ve Ankara Üniversitesi’nin 28 Ocak Veri Koruma Günü dolayısıyla ortaklaşa düzenlediği programa katılan Adalet Bakanı Gül, isim vermeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ait MOBESE görüntülerinin iktidara yakın medyaya servis edilmesini eleştirdi. FETÖ zihniyetinin dijital kumpaslar kurduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek, “Hukuk devletinde esas itibarıyla haysiyet cellatlığı olmaz, itibar suikastı olmaz. Hukuk buna asla izin vermez, veremez, vermemelidir” dedi.

Gül’ün bu çıkışının özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu cephesinde rahatsızlık yarattığı, bu rahatsızlığın da Beştepe’ye iletildiği ifade edildi. Bu durum, “bardağı taşıran son damla oldu”. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdulhamit Gül’ün istifasını dün kabul ederek, yeni atama kararını imzaladı.

Gül neden istifa etti?

Peki, Gül’ü istifaya götüren süreçte rahatsız olduğu konular nelerdi? Gül’ün rahatsızlığı 4 ana eksende toplandı. Bazı bakanların yargıya müdahale girişimleri; atamalarda “likayat” yerine refaranslı kişilerin esas alınması; İstanbul’da yargının kendi başına hareket etme çabası; İnsan Hakları Eylem Planı ve bu kapsamda çıkarılan yargı reform paketlerinin yeterince uygulanmaması etkili oldu.

“Polis devleti olduk”

Abdulhamit Gül’ün, uzun süredir özellikle MHP ile kurulan Cumhur İttifakı’nın da etkisiyle hükümetin güvenlikçi politikalarından rahatsız olduğu biliniyordu. Gül’ün son dönemde yakın çevresine duyduğu bu rahatsızlığını “Türkiye iyice polis devleti oldu. Özgürlük güvenlik dengesinde terazi güvenlik yönünde değişti. Hukuk devletine aykırı uygulamalar yapılıyor” dediği öğrenildi. İnsan Hakları Eylem Planı ve yargı reformu süreçlerine işaret eden Gül’ün buna karşılık reformun uygulamalarda takibinin yapılmaması ve uygulanmasını eleştirdiği bildirildi.

Gül’ün güvenlikçi politikaları yöneten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile sık sık karşı karşıya gelmişti. Bazı bakanların yargıya müdahale girişiminden kastedilenler arasında Süleyman Soylu’nun ilk sırada yer aldığı öğrenildi. Bu nedenle Gül ve Soylu, konuşmalarında sık sık birbirine sert mesajlar vermişti. Süleyman Soylu, Ocak 2021 daha önce annesine küfür eden kişinin serbest bırakılmasını Twitter üzerinden “Bakan olsam ne yazar, millet, devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder” şeklinde eleştirmişti. Buna karşılık veren Gül, “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz” demişti.

Soylu’nun, Kasım 2021’de muhtarlarla yaptığı konuşmada metruk binaların yıkılmasına ilişkin “Ya arkadaş sen gece yık, mahkeme kararı bizim arkamızdan gelsin” şeklindeki sözleri de tepki çekmişti. Gül, bu sözleri “Bizim rehberimiz hukuktur, bizim rotamız hukuktur, bizim kılavuzumuz hukuktur. Biz yapalım hukuk arkadan gelsin değil, hukuk önden yürüsün biz ona göre kendimizi ayarlayalım anlayışıdır hukuk devleti” ifadesini kullanmıştı.

Gül’ü Cumhur İttifakı içerisinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de istemediği konuşuluyor. Bahçeli’nin Gül’den rahatsızlığını daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilettiği belirtildi. Özellikle MHP kontenjanından seçilen HSK Üyesi Hamit Kocabey’i istifaya götüren süreçte Bahçeli’nin Gül’ü sorumlu tuttuğu kaydedildi.

Yargıdaki dengeler nasıl etkilenecek?

Gül’ün istifasının bir gerekçesi de “İstanbul’da yargının başına buyruk hareket etme isteği” olmuştu. Bu durumdan kast edilenin, yargı içinde bir güç odağı olan İstanbul Grubu’nun olduğu öğrenildi. Gül ile sık sık karşı karşı gelen İstanbul Grubu’nun Gül’ün gidişini olumlu karşıladığı ifade edildi. Gül, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yakın olduğu ifade edilen İstanbul Grubu’nun kendisine karşı güç mücadelesine girdiği bir dönemde, “Daha düne kadar FETÖ’cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar; bugün çıkıp da ‘FETÖ mücadelesi’ dersi vermeye kalkmasınlar, Türk yargısına hesap sormaya, töhmette bulunmaya kalkmasınlar. Türk yargısı, bu mücadelesini büyük kararlılıkla sürdürmektedir” demişti.

Bir kaynak, “Gül’ün istifasıyla yargıya müdahalelerin önü açıldı. İstanbul Grubu artık yargıda çok daha rahat hareket etme, kritik birimlere gelme imkanı yakaladı” yorumunu yaptı.

Gül, görev süresi içinde İstanbul ve Ankara başsavcılıklarına kendisine yakın muhafazakar kökenli isimlerin atanmasını sağlayarak, İstanbul Grubu’nun gücünü bir ölçüde kırmıştı. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda (HSK) Genel Sekreter ve Teftiş Kurulu Başkanı da İstanbul Grubu’na yakın kişilerdi, ancak Abdulhamit Gül bu isimleri görevden almıştı.

Ancak önce Yargıtay, ardından Anayasa Mahkemesi üyeliğine İrfan Fidan’ın atanması, Adalet Bakan Yardımcılığı’na Hasan Yılmaz’ın getirilmesi, Bakan Gül’e rağmen yapılmıştı. Gül’ün koltuğu Bekir Bozdağ’a devretmesinin ardından yargıda kritik başsavcılıklarda değişim yaşanabileceği konuşuluyor. Bekir Bozdağ’ın Gül’e göre “uyumlu” çalışan bir siyasetçi olduğu, bu nedenle İstanbul Grubu ile karşı karşıya gelmesinin beklenmediği kaydedildi.

Gül’ün varlığı, yargıdaki siyasi bazı operasyonlarda frene basılmasına neden oluyordu. Ancak özellikle Gül’ün görevi bırakmasıyla bu durumun değişeceği konuşuluyor. Olası bir İstanbul ve Ankara başsavcıları değişimi ve bu yerlere İstanbul Grubu’na yakın savcıların getirilmesi halinde bu durumun yargı politikasının da değişmesine neden olacağı belirtiliyor.

Paylaşın

‘Toplumun Temel Değerlerine Aykırı’ Yayınlara Karşı Genelge

Erdoğan, ‘toplumun temel değerlerine aykırı’ yayınlara karşı genelge yayımladı. Genelgede, “Toplumumuzun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı gözlenen ve son günlerde özellikle yabancı içeriklerin uyarlaması şeklinde ekranlara gelen televizyon programlarının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar ivedilikle atılacak.” ifadelerine yer verildi.

“Basın ve Yayım Faaliyetleri” ile ilgili 2022/1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelgede, bazı televizyon kanallarının özellikle yabancı içerikleri uyarlayarak yayımladığı programların “toplumun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı” ve bunların “yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar” atılacağı vurgulandı.

“Dijitalleşme çağında kitle iletişim araçlarının sunduğu imkanlardan en iyi şekilde yararlanılmasını temin etmek ve olası zararlı etkilerinden korunmak için gerekli tedbirleri almanın elzem hale geldiği” belirtilen genelgede, “Toplumumuzun temel değerlerine aykırı unsurlar taşıdığı gözlenen ve son günlerde özellikle yabancı içeriklerin uyarlaması şeklinde ekranlara gelen televizyon programlarının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf edecek adımlar ivedilikle atılacak” denildi.

“Aile, çocuk ve gençlerin yanlış medya içeriklerinden korunmaları ve haklarını ihlal eden uygulamalarla mücadele edilmesi hususu”na vurgu yapılan genelgede, “Birtakım semboller kullanılmak suretiyle verilmeye çalışılan mesajlarla çocuk ve gençlerin zihin dünyalarını hedef alan yapımlardan onları koruyacak, aile ve çocuk dostu yapımlar teşvik edilecek” ifadesi kullanıldı.

Bu ifadeyle, Fox TV’de yayımanan ve son günlerde tartışma konusu olan ve RTÜK’ün de inceleme başlattığı ‘Maske Kimsin Sen?’ adlı yarışma programının kast edildiği tahmin ediliyor.

Paylaşın

Abdülhamit Gül, Adalet Bakanlığı’ndan İstifa Etti; Yerine Bekir Bozdağ Atandı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül görevinden istifa etti. Yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Bekir Bozdağ adalet bakanı olarak atandı. Atama kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Abdülhamit Gül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 19 Temmuz 2017 tarihinden beri sürdürdüğüm Adalet Bakanlığı görevinden ayrılmış bulunuyorum. Kendilerine görevden af talebimi kabulleri için şükranlarımı arz ediyor, yeni Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ’a başarılar diliyorum” dedi.

Bekir Bozdağ da sosyal medya hesabından Erdoğan’a teşekkür etti. Bozdağ “Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı görevini şahsıma emanet eden Cumhurbaşkanımız Sn.R.Tayyip Erdoğan’a takdir/tensipleri için şükranlarımı sunuyorum. Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül kardeşime hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Allah yardımcımız olsun” ifadelerini kullandı.

Abdülhamit Gül kimdir?

Mart 1977’de Gaziantep’te dünyaya gelen Abdülhamit Gül, Nizip İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.

Bir süre serbest avukatlık yapan Gül, AKP’nin 4. Olağan Kongresinde MKYK Üyeliğine seçildi ve partide Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

25, 26 ve 27. Dönem Gaziantep Milletvekiliği yaptı, AKP’nin 5. Olağan, 2. ve 3. Olağanüstü Büyük Kongrelerinde yeniden MKYK Üyeliğine seçildi ve Parti Genel Sekreterliği görevini üstlendi.

Temmuz 2017 tarihindeki kabine değişikliğiyle 65. Hükümet’te Bekir Bozdağ yerine Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gül, Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi’nde de aynı görevini sürdürdü.

Bekir Bozdağ kimdir?

Adalet Bakanlığı Bekir Bozdağ için yeni bir görev değil. Bozdağ ilk olarak 2013 yılında Hatay Büyükşehir Belediye başkan adaylığı nedeniyle görevinden ayrılan Sadullah Ergin’in yerine bu göreve atandı.

Ardından ise bakanlığı Mart 2015’te 8 ay süreliğine Kenan İpek’e bıraktı. İpek’in ardından Kasım 2015’te tekrar göreve geldi ve Temmuz 2017’ye kadar Adalet Bakanı görevini sürdürdü.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte oluşan yeni kabinede ise koltuğunu Abdülhamit Gül’e devretti. Son olarak Anayasa Komisyonu Başkanlığı’nı yürüten Bozdağ, AKP içerisinde de Genel Başkan Yardımcılığı dahil çeşitli kademelerde görev aldı.

Nisan 1965’te Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde doğan Bozdağ, siyasete de bu ilçede 1999 yılında Fazilet Partisi’nden Belediye Başkan adayı olarak adım attı. Ancak seçimde yüzde 26 oyla ikinci sırada yer aldı.

22, 23, 24, 26 ve 27. yasama dönemlerinde AKP’den Yozgat Milletvekili seçilen Bozdağ, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Yüksek lisansını Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dinler Tarihi Anabilim Dalında yaptı.

Paylaşın

TÜİK Başkanı Sait Erdal Dinçer Görevden Alındı; Yerine Erhan Çetinkaya Atandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Sait Erdal Dinçer, görevinden alındı. Yerine Erhan Çetinkaya getirildi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar hakkındaki kararlar, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlandı.

Marmara Üniversitesi Ekonometri Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer 2 Mart 2021 tarihli ve 31411 sayılı resmi gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı olarak atanmıştı.

TÜİK web sitesine göre Dinçer’den önce Başkanlık görevini yapan Muhammed Cahit Şirin Mayıs 2020-Şubat 2021 arası görev yaptı. Şirin’den önce görev yapan Yinal Yağan ise Nisan 2019-Mayıs 2020 tarihleri arasında Başkanlık yaptı.

Türkiye ekonomisi geçtiğimiz haftalarda tarihinin en ciddi kur dalgalanmalarından birini yaşadı. Bu dönemde TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileri de tartışma konusu oldu. Çünkü, alternatif enflasyon oranı yayımlayan oluşumların ve TÜİK’in açıkladığı veriler arasında büyük farklar kamuoyunun dikkatini çekti.

TÜİK, Aralık ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) bir önceki aya göre yüzde 13,58 arttığını, TÜFE’nin yıllık bazda ise yüzde 36,08’e yükseldiğini açıkladı. Böylece yıllık enflasyon, Eylül 2002’den bu yana en üst düzeye yükseldi.

TÜİK’ten önce ekonomist ve akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Aralık ayı tüketici fiyat endeksi hesaplamalarını kamuoyu ile paylaştı. ENAG’a göre Aralık’ta enflasyon yüzde 19,35 oldu. Günlük fiyat değişimleriyle hesaplanan enflasyon, yıllık bazda ise yüzde 82,81 olarak hesaplandı.

Erhan Çetinkaya kimdir?

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Erhan Çetinkaya, Duke Üniversitesi Fuqua İşletme Okulu’nda işletme yüksek lisansını tamamladı.

Vakıf Katılım’ın Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlenen Çetinkaya, Uluslararası Ödemeler Bankası’nda (BIS) görev aldıktan sonra Aralık 2019’da BDDK Başkan Yardımcılığı’na getirildi.

Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer kimdir?

Dinçer, 2 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararı ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı olarak atandı.

1968 yılında İstanbul’da doğan Dinçer, İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden mezun oldu.

Daha sonra aynı üniversitenin İşletme Mühendisliği Bölümünde ve Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İstatistik Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlayan eski TÜİK Başkanı, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yöneylem Araştırması üzerine Doktorasını aldı.

Akademik kariyerine 1992 yılında Marmara Üniversitesi Ekonometri Bölümünde araştırma görevlisi olarak başlayan Dinçer, 2019 yılında profesör ünvanı aldı.

27 Aralık 2021’de Habertürk internet sitesinin sorularını yanıtlayan Dinçer, TÜİK Başkanlığı görevine atanma sürecini şöyle anlattı:

“Ben Marmara Üniversitesi Ekonometri Bölümü’nde hoca olarak görev yapıyordum. Bir akşam Külliye’den davet edildim. Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüştüm. Bana TÜİK Başkanlığı görevini tevdi etti. Ve Mart 2021’de göreve başladım. Böyle gerçekleşti.”

Dinçer, Erdoğan ile bu görüşme öncesinde tanışmadığını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Daha Çok Sürprizlerim Var

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tazminat davası açtığı yolsuzluk iddiaları ile ilgili konuştu. Erdoğan’ın ıslak imzasının olduğu belgeyi gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Daha çok sürprizlerim var ona. Öyle tazminat davası açtım, Kılıçdaroğlu susacak… Yemezler!” dedi.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Benim parayla, pulla işim yok. Birisine muhtaç değilim. Ben onlar gibi değilim. Ben hesabını sorarım. Bu ihale yapılmış zaten. Resmi belge zaten. Sen alıyorsun, iptal ediyorsun ve 21b’ye göre yapıyorsun ikinci ihaleyi. 6 milyar lira daha pahalıya Kalyon İnşaat’a veriyorsunuz. Niye veriyorsun kardeşim?” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de Suat Toktaş’ın sunduğu ‘Liderler Özel Programı’na katıldı. “Erdoğan’ın imzası bulunan belgeyle ilgili 3 grup başkanvekilimiz önümüzdeki hafta basın toplantısı yapacaklar. Bu belgeler Meclis Genel Kurulu’nda da indirilecek çünkü AK Parti milletvekillerinin de bunu bilme hakkı var. Onların dünyadan haberi yok” dedi.

Erdoğan’a yeni sürprizleri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü; *Ben o yayında Erdoğan’ın imzası olduğu iki belge gösterdim. Erdoğan’a daha çok sürprizim var. Öyle tazminat davası açtım Kılıçdaroğlu susacak, yemezler. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunacağım.

Onların parayla işi var benim çok şükür karnım doyuyor, parayla işim yok. Ben onlar gibi değilim, hesabını sorarım. Benim bu belgelerden hiçbir kuşkum yok. Bunlar resmi belge. Bu ihale yapılmış zaten. Sen alıyorsun iptal edip 21b’ye göre yapıyorsun ikinci ihaleyi.

Ne demek 21b; savaş, deprem, olağanüstü hal olacak ki bunu yapabilesiniz. Niye 2 yıl sonra yapıyorsunuz bu ihaleyi de 6 milyar fazladan veriyorsunuz? Bu belgelerle ilgili milletvekilimiz suç duyurusunda da bulundu. Diyorlar ya ‘neden savcıya vermiyorsun?’ Biz bu belgeleri savcıya da verdik. Suç duyurusunda da bulunduk. Niye yapıyorsun sen bunu, savaş hali mi var? Ek iş için uzatıldı diyorlar, Bunu yandaşa vermek için bir bahane gerekli zaten.

“Her yerden belgeler yağmur gibi yağıyor”

“Bürokrasi, ‘iktidar gidici’ okuması mı yapıyor?” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Öyle düşünenler olabilir. Ama bu haksızlara artık tahammül edemiyoruz diyenler var. İmzalamayanlar var. İmzalamadıkları için görevden alınanlar var. Onlarla görüşüyorum da” dedi ve daha önceden dile getirdiği ‘Memur Teoman’ ile ilgili olarak, “Memur Teoman’a rüşveti teklif ediyorlar. Rüşveti gümrükte çalışan memur Teoman almıyor. Memur Teoman’ı sürüyorlar” diye konuya açıklık getirdi.

Bir kez daha bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: Buradan bütün namuslu bürokratlara sesleniyorum. Siz bu ülkenin gerçek sahiplerisiniz. Siz, devletin gerçek sahiplerisiniz. Siz liyakatin egemen olduğu bir devlette çalışmayı hak ediyorsunuz.

Sizin hakkınızı hukukunuzu sonuna kadar savunmak benim boynumun borcu olacaktır. Sakın ola ki tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen bir evrakın altına imza atmayın. Namusunuzla şerefinizle görevinizin başında bekleyin. Sizi görevden alabilirler, alsınlar. Sizi görevden alacak olan yazı, sizin çocuklarınıza göstereceğiniz şeref belgesi olacaktır.

“Keşke cesaret edebilse. Keşke o da burada olsaydı, beraber tartışsaydık”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı yayına bağlanmasını isteyen Kılıçdaroğlu, “AKP’nin genel başkanı bağlanmak isteyebilir. Düşüncelerini ifade etmek isteyebilir. Yeni bir tazminat davası açacağım da diyebilir ama cesaret edemez. Keşke cesaret edebilse. Keşke o da burada olsaydı, beraber tartışsaydık” ifadelerini kullandı.

Yapay gündemler oluşturulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Mesela bir kar yağdı bütün tartışma İstanbul oldu. Koca Türkiye’nin sorunları var. İnsanlar geçinemiyor. Her evde bir işsiz var. Bu sorunlar varken neden böyle kısır tartışmaların içine giriyoruz?” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın kendisine tazminat davası açmasına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Kaçan insan dava açar. Niye dava açıyorsun kardeşim? Gelirsin buraya. Bütün bilgiler senin elinde. Gelirsin buraya oturursun, ‘Ben sana devletin belgelerini açıklıyorum’ dersin” dedi.

Erdoğan’ın açtığı davaları üst mahkemeden kazandığını belirten Kılıçdaroğlu, “En son da AİHM’den kazandım ve bu devlet bana 13 bin avro para ödedi. Çünkü ben haklıyım” ifadelerini kullandı.

“Beşli çete diye ifade edilen 5 müteahhidin şirketinin sizinle görüşme talebi size net bir şekilde iletildi mi?” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Net bir şekilde iletilmedi dolaylı olarak (iletildi). Görüşmedim. Niye görüşeyim? Anlatacakları varsa, ellerinde dosyalar varsa…Belki onlar da haksızlığa uğradıklarını söyleyeceklerdir. Belki ‘Bizden şu kadar rüşvet istediler ödemek zorunda kaldık’ diyeceklerdir. Bunlar da gelecek. Kime ne kadar rüşvet ödedikleri bugün olmasa bile yarın onlar da gelecek” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, açıkladığı belgelerin devamının geleceği sinyalini verdi ve Bakan Karaismailoğlu’na seslenerek şöyle konuştu:

“Sevgili bakanım, ‘İstanbul’daki kupon arazileri önce bana soracaksın’ diyen ben miydim? Kupon arazilerden haberi olmadan kimse satamazken, milyar dolarlık ihaleleri sen ondan habersiz yapabilir misin? Onun istediği adama vermeden seni o koltukta bir saniye bile tutmaz. Ben bunları bilmiyor muyum? Bizi enayi mi sanıyorlar? Bunların rakamlarını da doğru dürüst kamuoyu bilmiyor. Benim çok sürprizlerim var. Kul hakkı yiyeni rahat uyutmayacağım.”

“Sizin Türkiye Cumhuriyetini rezil etmeye hakkınız var mı?”

İstanbul’da kar yağışıyla ilgili yaşanan tartışmalara değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: Bir sorun olabilir itirazım yok. Bütün mesele sorunların çözülmesidir. Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elinden gelen bütün çabayı gösterdiğini biliyorum. (O gece İmamoğlu) ile irtibatım vardı, sonrasında da vardı.

Yeni yaptıkları havalimanının kargo terminalinin çatısı çöktü, orada binlerce turist slogan attı. Tartışıldı mı? Hayır. Sizin Türkiye Cumhuriyetini rezil etmeye hakkınız var mı? Oradaki turistleri alıp otele dahi götüremediniz. İnsanlara karton dağıttınız. Asıl tartışılması gereken nokta bu değil mi? Bunlar olurken bu devletin valisi, bakanı neredeydi mi diyeceğiz?

İktidarsınız, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanını devletin rakibi olarak görüyorsunuz. Akıl tutulmasıdır bu. Siz bir kişiyi hedef alıp, o kişiyi karalayarak kendi kusurlarınızı örtmeye çalışırsanız yanılırsınız. Bir sorun yaşanıyorsa, devleti yönetenler sorunun çözümüne katkıda bulunurlar. İstanbul’u kaybetmeyi bir türlü içine sindiremiyor beyefendi. Beyefendi, sindireceksin sindireceksin! Ankara’yı, İstanbul’u, Antalya’yı, Mersin’i, Adana’yı da sindireceksin, sindirecekler.

CHP’li belediyelerin 2 milyon 794 bin 69 aileye yardım yaptığını açıklayan Kılıçdaroğlu, toplam yardım tutarının 1 milyar 750 milyon 893 bin 500 lira olduğunu söyledi ve “Bana sorsunlar, yapabiliyorlar mıydı? Oturup kalksınlar, CHP’li belediyelere dua etsinler. Talimat verdik, belediye başkanlarımıza söyledik. Bulunduğunuz beldede bir çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Herkese koşacağız” dedi.

Kar yağışının yaşandığı günler için, “Büyükşehir belediyesinin bütün kadroları çalışıyordu” diyen Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun restorana iş yemeğine giderken MOBESE görüntülerinin servis edilmesiyle ilgiliyse şunları söyledi;

“Benim, ailemin, çocuklarımın telefonlarını dinliyorlar dedim. CHP’li belediye başkanlarının telefonlarını dinliyorlar dedim. Bir gerçek daha ortaya çıktı. Bir de izliyorlar. İnsan biraz utanır. İzleyip ne yapacaksınız? İzlemezseniz, dinlemezseniz namertsiniz. Bizim verilmeyecek hesabımız mı var? Ama ben demokrasi adına utanıyorum.”

Özel işletmelere ait otoyolların kar yağışında kapanması ve çok sayıda vatandaşın mahsur kalmasıyla ilgili olarak Kılıçdaroğlu, “Hükümetin tazminat istemesi lazım” görüşünü paylaştı. Kılıçdaroğlu, ülkenin durumunu şu ifadelerle özetledi;

“Adalet yok, bilgi yok, birikim yok, liyakat yok, bir kişiye teslim etmişsiniz o da zaten memleketi batırmış. Savaş halindeyiz sanki. Sanki 2. Dünya Savaşı koşulları var. Elektrik yok. Doğal gaz yok. Her şey perişan vaziyette. Zam üstüne zam yağıyor. Saray ışıl ışıl.”

“Bu milleti barıştıracağız”

‘Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer’ ifadesiyle ilgili Kılıçdaroğlu, şunları söyledi; Bu ülkeye demokrasiyi kesinlikle getireceğiz. Diyarbakır’da çekilen zulümleri, Diyarbakır hapishanesinde yaşanan zulümleri bilmiyor muyuz? Ben boşuna mu helalleşme dedim? Helalleşme dedim her taraftan saldırı geldi. Bu kardeşiniz ateşten gömleği giydi. Ben bu helalleşmeyi yapacağım. Bu milleti barıştıracağız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Öcalan’ın, Demirtaş’ın oradan vermiş olduğu mesajlardan rahatsız olduğu ortada bir gerçek” sözlerini de yorumlayan CHP lideri, “Hani görüşmüyorlardı? Demek ki görüşüyorlar. Kendisi de söylüyor” dedi ve  “Selahattin Demirtaş niye tutuluyor içeride? Haksız yere tutuluyor. Osman Kaval haksız yere tutuluyor. Ellerine silah mı aldılar, birisini mi öldürdüler? Bir insan siyasi görüşü dolayısıyla hapse atılır mı? Demirtaş’ın içeride kalmasının tek sebebi ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ demesidir” diye ekledi.

İttifak çalışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi; 6 lider görüşüyoruz. Hepimizin ortak bir hedefi var o da bu ülkeye demokrasi getirmek. 6 liderin ortak kararıyla güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarında bir metin ortaya çıktı.

Her bir genel başkan bu çalışmaları gördü ve anlaşma sağlandı. 6 lider güçlendirilmiş parlamenter sistemin açıklamasını yapacak. Genel başkan yardımcısı arkadaşlar yine görüşecekler ve 6 liderin Ankara’da olduğu bir günde biz bu metne sahip çıkacağız. Şubat ayı içerisinde bunun altına imza atacağız

“Türkiye’yi bu cendereden çıkarmak istiyoruz”

Erken seçim çağrısını bir kez daha yineleyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü; 6 parti arasında eşitler arasında bir ilişki olmasını istiyoruz. Biz samimiyiz ve Türkiye’yi bu cendereden çıkarmak istiyoruz. Söz konusu olan vatandır gerisi teferruat. Biz güçlendirilmiş parlamenter sistem yapmak istiyoruz. Hiç kimse merak etmesin liderler nasıl bir sorumluluk aldıklarının bilincindeler.

Bütün partilerin iyi kurmayları var. Bunların büyük bir kısmı devlette uzun yıllar çalışan, deneyim sahibi olan kurmaylar var. İktidar da denetlensin, TBMM’de denetlensin. Her bir lider bunu biliyor. Biz devlette liyakatin önüne geçmeliyiz. Oraya en yetkin insanı getirmeliyiz. Türkiye’de bu zulmün sona ermesi için bir an önce sandık gelmeli.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu Hakkında Suç Duyurusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk iddiasıyla sosyal medya hesabından paylaşım yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu ve 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, bir süre önce bürokratlar tarafından kendisine ulaştırıldığını söylediği bir belgeyi 26 Ocak akşamı sosyal medya hesabında bir video ile paylaşmıştı. Kılıçdaroğlu bu videoda, Nisan 2018’de yapılan bir ihalede 6 milyar TL’lik bir yolsuzluk yapıldığını savunmuş ve şu ifadelere yer vermişti:

“Bir belgeyi anlatayım, 3 Nisan 2018, bir açık ihale yapılır, bu ihaleye 15 firma katılır. İhalenin bedeli 3 milyar 198 milyon 743 bin 127 lira. Ama kazanan firmaya bu ihale verilmez çünkü beşli çeteden değil. Bu nedenle ihale iptal edilir ve aynı iş yeniden ihaleye gelir. 21 Ağustos 2020’de ihale açılır. Aynı iş bu kez 3 milyar 200 milyona değil, 9 milyar 449 milyon 995 bin 834 liraya beşli çeteye peşkeş çekilir. Saray’daki şahıs ne için imza atıyor anladınız mı? Aradaki 6 milyarlık fark için. Tek bir imza ile 6 milyar lira çeteye peşkeş çekiliyor. Hazine’nin kasasını soyanlar doymamış, daha da çok para istemişler ve imzalamak zorunda kalmış.”

​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın ise kamuoyuyla paylaştığı suç duyurusu dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında göstermiş olduğu belgenin, iddialarda bulunduğu söz konusu ihaleyle ilgisi olmadığını belirtti ve şunları söyledi:

Davalının (Kılıçdaroğlu) göstermiş olduğu evrak 20 Mayıs 2019 tarihli olup Kuzey Marmara Otoyolu’na ilişkin 1 Temmuz 2016 tarihinde imzalanmış bulunan Uygulama Sözleşmesi’nin 27.2 maddesi uyarınca yapılması gereken bir işleme dair Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yetki verilmesinden ibarettir.

İş bu belge, herhangi bir ihalenin yapılmasına veya herhangi bir ödemenin yapılmasına ilişkin değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir ihalenin herhangi bir şirkete verilmesine veya herhangi bir ödemenin yapılmasına dair bir imzası da söz konusu değildir. Davalının bahsetmiş olduğu3 Nisan 2018 tarihli ihale ise Bursa Hızlı Tren ihalesi olup davalının buna ilişkin beyanları da tamamen gerçek dışıdır. Davalının dile getirmiş olduğu aynı ihalenin iki yıl sonra daha yüksek fiyata verildiği hususu gerçeği yansıtmamaktadır.

Her iki ihale kapsamında yapılacak işler birbirinden farklıdır. 2018 yılında yapılmış olan ihale, Bursa- Yenişehir- Osmaneli güzergahında hızlı tren işine ilişkindir. Bu iş Yenişehir- Bursa arasındaki yaklaşık 56 kilometrelik kısımda yalnızca üst yapı işleri ve kalan yaklaşık 50 kilometrelik kısımda hem alt yapı hem üst yapı işlerinden oluşmaktadır. Yani toplamda 106 kilometrelik bir işe tekabül etmekte ve yaklaşık maliyeti 3 milyar 200 milyon Türk Lirası’na baliğ olmaktadır. Söz konusu ihale yasal gerekçelerle iptal edilmiştir.

Paylaşın

Gelecek Partisi’nden ‘Üçüncü İttifak’ İddialarına Yalanlama

Gelecek Partisi (GP) Sözcüsü Serkan Özcan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir açıklama ile partisinin üçüncü bir ittifak arayışı içerisinde olduğu yönündeki kulis haberlerini yalanladı.

Haber Merkezi / Özcan, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ve partisinin ülkenin içerisinde bulunduğu durumdan çıkış yönünde ortak bir tavır sergilediğini belirtti. Özcan paylaşımında, “Genel Başkanlar arasında açık yüreklilikle ve karşılıklı saygıyla yürütülen bu görüşmelerin seyrine dönük olumsuz etki yapabilecek haberlere itibar edilmemesi büyük önem arz etmektedir” diye yazdı.

Cumhuriyet gazetesinde Selda Güneysu imzasıyla yayımlanan haber şöyle; Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada “yeni ittifak” mesajı vermesi kulisleri hareketlendirdi. Davutoğlu ile Babacan, önceki gün bir araya geldi. Görüşmenin ardından Davutoğlu, yaptığı açıklamada, “Görüşmeleri yeni ittifak gibi yorumlamamak lazım ama bunlar da konuşulmalı” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu’nun bu ifadeleri sonrasında kulislerde yeniden “Merkez sağ siyasette yeni bir ittifak mı doğuyor” sorularını beraberinde getirirken, Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre Millet İttifakı içindeki bazı partilerde “Davutoğlu’nun izlediği politika konusunda rahatsızlıkların yaşandığı” belirtiliyor. Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere altı muhalefet partisi, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” için birlikte çalışıyor. Ortak masadaki genel başkan yardımcıları arasında “sorun yaşanmazken”, Davutoğlu’nun ise “Gelecek Partisi daha fazla görünür olmalı. Neden sürekli İYİ Parti ve CHP gündemde” şeklinde “serzenişte bulunduğu” iddia ediliyor.

Siyasi parti temsilcileri, “Davutoğlu’nun en başından bu yana Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı’na aday olmasını istemediğini” belirtiyor. Görüşmelerde de Davutoğlu’nun zaman zaman diğer partilerin genel başkanlarına “AKP tabanı CHP’ye oy vermek istemiyor” şeklinde değerlendirmelerde bulunduğu da ifade edilirken, Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmelerde de “Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması yönünde ikna etmeye çalıştığı” ileri sürülüyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun, “tüm görüşmelerde kendi parti politikasına göre hareket ettiği, Davutoğlu’nun yorumlarına da nezaketle yanıt vermekten yana tavır izlediği” belirtiliyor.

“Güçlüyüm” mesajı 

Davutoğlu’nun uzun süreden bu yana aklında “merkez sağ bloktan oluşan bir ittifakın yattığı” ileri sürülürken, “Gelecek Partisi, İYİ Parti’yi de yanına alarak, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ile yeni bir ittifakın da mümkün olduğunu düşündüğü, ancak bu duruma İYİ Parti’nin sıcak bakmadığı” belirtiliyor. İYİ Parti ile birlikte Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nin de “Davutoğlu’nun bu düşüncesine katılmadığı, eğer 2023 seçimlerinde muhalefet cephesi ortak hareket edecekse, bunun ancak Millet İttifakı ile birlikte olması gerektiğine” işaret ediliyor. Davutoğlu’nun bu tavrı diğer siyasi partilerde de “Meclis’te grup kurmak, ‘ben güçlüyüm’ mesajı vermek istiyor. Bu nedenle de üçüncü ittifakı kast ederek ‘Bunlar da konuşulmalı’ diyor. Davutoğlu hep ön planda yer almak istiyor” şeklinde yorumlanıyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı Rekor Kırdı

Kovid 19’da son 24 saatte 93 bin 586 yeni vaka tespit edilirken, 210 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşılarımızı ihmal etmeyelim. Kendi gücümüz Turkovac var.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 424 bin 164 test yapılırken, 93 bin 586 yeni vaka tespit edildi. 210 kişi hayatını kaybederken, 85 bin 503 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Virüs eski gücünde değil. Artan sayılar sebebiyle endişelenmeye mahal yok. Büyüklerimizi ve kronik hastalıkları olanları koruyup, kişisel tedbirlere uyarak normal hayatımıza devam edeceğiz. Aşılarımızı ihmal etmeyelim. Kendi gücümüz Turkovac var.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

2021’de 2 Bin 964 Kişinin Yaşam Hakkı İhlal Edildi

2021 yılında 2 bin 964 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, 3 bin 145 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kalırken, en az 334 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçleri zor kullanarak müdahale etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, “2021 Yılı Hak İhlalleri Raporu”nu yayınladı.

Rapora göre, 2021 yılında 2 bin 964 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, 3 bin 145 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı.

İnsan Hakları Derneği, Af Örgütü, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın da verilerinden yararlanılan rapordan öne çıkan ihlaller şöyle:

“En az 334 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçleri zor kullanarak müdahale etti. En az 3 bin 500 kişi gözaltına alındı, bunların bir kısmı da tutuklandı.

Kadına yönelik şiddete karşı eylemlerde, öğrencilerin eylemlerinde 26 ilde en az 57 kere toplantı ve gösteri özgürlüğü Valilikler tarafından yasaklandı.

2021 yılında yaptıkları haberler nedeniyle ya da olayları / gelişmeleri izleyen 26 gazeteci/programcı saldırıya maruz kaldı.

Cezaevlerinde 925 kötü muamele ve işkence vakası saptandı.

Örgütlenme özgürlüğünü kullanmak isteyen 200 kişi tutuklandı,

Düşünceyi ifade özgürlüğü bağlamında toplam 386 ihlal gerçekleşti.

En az 130 davada 250 gazeteci haberleri nedeniyle yargılandı. En az 50 gazeteci gazetecilik faaliyeti nedeniyle gözaltına alındı.

RTÜK, 71 kararla televizyonlara 21 milyon 500 bin lira idari para cezası verdi (23’ü Halk TV, 21’i TELE 1, 15’i Fox TV, 8’i KRT, 4’ü Habertürk)…

Basın İlan Kurumu, Cumhuriyet, Evrensel, BirGün ve Sözcü başta olmak üzere gazetelere 115 gün ilan kesme cezası uyguladı.

2021 yılında yazıları, konuşmaları ya da genel olarak düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek etkinlikleri nedeniyle en az 92 kişi (41’i gazeteci, yazar, yayıncı) hapis ya da para cezasına mahkum edildi. (RT)

Paylaşın