Karamollaoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması

SP Lideri Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı adayına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Seçim kararı alınmadı ki. Seçim kararı alınsın. Çok kısa bir zamanda karar verilir. Onun için ille de “Kim cumhurbaşkanı adayı olacak. Parti başkanları aday olur mu?” bu gibi konuları sürekli gündeme getirmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil.” ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında ise, “Büyük ihtimalle Cumhur ittifakının adayı sayın Erdoğan. Ama ben adayım diyor mu hala? Demiyor. Niye demiyor. Çünkü şartlar oluşmadı ki, seçim sathına girilmedi ki. “Ee biz açıklamayız ama muhalefet açıklasın.” Niye, ne gereği var? Niye şimdiden Cumhurbaşkanı adayı ortaya atılsın da kurtlar sofrasında didik didik edilsin. Aklınıza hayalinize uymayacak bir adammış gibi takdim ederler. Şimdi uzay filmleri seyrediyor bazıları, gerekirse “Yahu bu adam bırak insan olmayı, uzaydan geldi. Kim olduğu bile belli değil” diyebilirler. Bu kadar ileri gidebilirler.” dedi.

Karamollaoğlu, ayrıca, HDP’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem görüşmeleri hakkında iktidar cenahından gelen ‘masanın ayaklarından biri HDP’ açıklamalarına tepki gösterdi. SP Lideri Karamollaoğlu, HDP’nin bu görüşmelerde gündeme gelmediğini söyledi.

Oda TV’ye açıklamalar yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı kim ve masanın ayaklarından birisi HDP mi? sorularına yanıt verdi:

“Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı kim?” sorusuna Karamollaoğlu, “Tekrar tekrar söyledik, cumhurbaşkanı adayları seçim dönemine girilince belirlenir. Milletvekilleri de aynıdır. Siz şimdiden oturup da “Yahu Adana’da acaba nasıl bir liste yapsak, İstanbul listemiz nasıl olsun?” Bir hazırlık olsun diye hiçbir parti bu listelerin üzerinde çalışıyor mu? Çalışmıyor. Neden? E seçim gelmedi ki. Seçim kararı alınmadı ki. Seçim kararı alınsın. Çok kısa bir zamanda karar verilir. Onun için ille de “Kim cumhurbaşkanı adayı olacak. Parti başkanları aday olur mu?” bu gibi konuları sürekli gündeme getirmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil.

Büyük ihtimalle Cumhur ittifakının adayı sayın Erdoğan. Ama ben adayım diyor mu hala? Demiyor. Niye demiyor. Çünkü şartlar oluşmadı ki, seçim sathına girilmedi ki. “Ee biz açıklamayız ama muhalefet açıklasın.” Niye, ne gereği var? Niye şimdiden Cumhurbaşkanı adayı ortaya atılsın da kurtlar sofrasında didik didik edilsin. Aklınıza hayalinize uymayacak bir adammış gibi takdim ederler. Şimdi uzay filmleri seyrediyor bazıları, gerekirse “Yahu bu adam bırak insan olmayı, uzaydan geldi. Kim olduğu bile belli değil” diyebilirler. Bu kadar ileri gidebilirler.” şeklinde cevap verdi.

Karamollaoğlu, “Masanın ayaklarından birisi HDP mi?” sorusunu ise şu şekilde yanıtladı;

“Kesinlikle HDP bu toplantıda gündeme gelmedi. İki burada yapılan çalışmalarla ilgili HDP’nin herhangi bir görüşü, kanaati alınmadı. Bu iddiaları yapanlar, bakın açık söylüyorum; Yalancılar, bütün fikirlerini yalan üzerine inşa ediyorlar, yalanla hiçbir şey yürümez. Ayıptır ya. Günahtır. Bazı gazeteler, o altı kişinin fotoğrafını vermiş, herkesten de bir tane ok çıkarmış 8 tane madde yazmış. Yahu Allahtan korkun hepsi yalan. Yanlış demiyorum, yalan… İftira… Bir insan başkası için bir yalan uydurursa bak benim inancımda bunun vebali büyüktür. Bunları yapanlar da kendilerini Müslüman addeden insanlar. Bilsinler, bunun hesabını veremezler. Öbür dünyada cenabı hakkın huzuruna gittikleri zaman kıvırmak fayda etmez. Yalan yalandır. Ben bunu açıkça söyledim. Ben hakkımı helal etmem. ‘HDP bunun altında…’ Öbürü de öyle göstermiş. ‘Tek bir esas unsur o.’ Bu kadar karaktersizlik şahsiyetsizlik olur mu ya? Bu kadar müptezel olur mu ya insanlar? Başka türlü tarif etmek mümkün değil ki. Olmayanı kendi menfaati için varmış gibi göstermeye çalışıyorlar.”

Paylaşın

Karamollaoğlu: Türkiye’yi Birlikte İnşa Etmek Mecburiyetindeyiz

SP Lideri Karamollaoğlu, Necmettin Erbakan’ı anma toplantısında yaptığı konuşmada, “Hepimiz bu ülkenin insanıyız. Dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözmek mecburiyetindeyiz. Kutuplaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye’yi birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Saadet Partisi (SP), İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde Necmettin Erbakan’ı anma toplantısı düzenledi. Anma programının sloganı “Adil Devlet ve İnsanca Yaşam” olarak belirlendi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, anma toplantısında bir konuşma yaptı. Karamollaoğlu, konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı: “Adalet, bir gömleğin adeta ilk düğmesi gibidir. O yanlış iliklendiği takdirde diğer tüm işler yanlış gidecektir. Ne yazık ki bugün böyle bir durumla karşı karşıyayız.

Şimdi Ukrayna’da yeni bir savaş patlak verdi. Unutmayalım, savaşın ilk kaybedenleri hep çocuklar olmuştur. Yeryüzündeki savaş ve çatışmalardan dolayı 82 milyon insan mülteci durumuna düştü. Emperyalist hırslar nedeniyle, parklarda oynaması gereken çocuklar, Ege’de, Akdeniz’de şişme botların üzerinde can veriyorlar.

Yaşanabilir bir Türkiye, yeni, adil bir dünya Erbakan hocamızın esas kast ettiği hedeflerdi. Biz de bugün onun çizdiği yolda yürüyoruz. Onun mücadelesini referans olarak alıyoruz. Bu güzel imkan ve kaynakların bir avuç yandaşa aktarılmasına rıza gösteremiyoruz.

Hepimiz bu ülkenin insanıyız. Dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözmek mecburiyetindeyiz. Kutuplaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye’yi birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Partilerimiz, düşüncelerimiz, çözüm yollarımız farklı olsa da birbirimizle konuşabildiğimiz ve bir masa etrafında oturabildiğimiz gün aşamayacağımız hiçbir sorun kalmayacaktır.”

Etkinliğe Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal katıldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan programları nedeniyle katılamazken; İYİ Parti’yi temsilen Mali İşler Başkanı Ümit Dikbayır ve Gençlik Politikaları Başkanı Berna Sukas, DEVA Partisi’ni temsilen de Genel Sekreter Medeni Yılmaz katıldı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 49 bin 792 yeni vaka tespit edilirken, 206 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hatırlatma dozlarını hepimiz yaptırmalı, risk grubundaysak kendimizi iyi korumalıyız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 394 bin 263 test yapılırken, 49 bin 792 yeni vaka tespit edildi. 206 kişi hayatını kaybederken, 69 bin 845 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Vaka sayılarındaki düşüş trendi sonucunda, risk grubunda olup hastalığa yakalananların ve buna bağlı vefatların sayısı azalıyor. Dünya salgına karşı mücadeleyi artık aşıyla veriyor. Hatırlatma dozlarını hepimiz yaptırmalı, risk grubundaysak kendimizi iyi korumalıyız.

 

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 26 Şubat verilerine göre, dün 421 bin 855 test yapılmıştı. Dün, 61 bin 764 vaka tespit edilirken, 221 kişi hayatını kaybetmiş ve 85 bin 552 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘Altılı Muhalefet Zirvesi’ Yorumu: Kriz görmüyorum

HDP’nin altılı muhalefet zirvesine davet edilmemesini değerlendiren Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “HDP zaten davet beklemediğini, Üçüncü İttifak için çalıştığını açıkladı. HDP eş genel başkanları da diyaloğa kapalı olmadıklarını ifade ediyor. Ben ortada bir kriz görmüyorum. HDP üçüncü yol siyasetinde yürümeye devam ediyor.” dedi.

Demirtaş, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Diğer ittifaklar kendi iç şekillenme ve tartışmalarını tamamlayınca HDP’nin de içinde olduğu Demokrasi İttifakı ile işin doğası gereği görüşeceklerdir. Ortada anormal bir durum yok, anormal olan görüşmemek, konuşmamaktır.

HDP seçmeni de dışlandığını düşünmesin. Siyasetin ve dengelerin tam merkezindeler. Çalışmalarını özgüvenle, sabırla yürütmeye devam etsinler. Merak etmesinler, bu hamur daha çok su kaldırır. HDP yönetimi de günü geldiğinde, halkı esas alarak en doğru kararları verecektir.” ifadelerini kullandı.

Medyascope’tan Ferit Aslan’a konuşan Demirtaş, altı muhalefet partisinin yarın açıklayacağı mutabakattan HDP’nin seçimlerdeki tutumuna, Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala için ihlal süreci başlatmasından Tarkan’ın “Geççek” şarkısının yarattığı tartışmaya gündemdeki pek çok konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Demirtaş’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Avrupa Konseyi, Osman Kavala ile ilgili Türkiye için ihlal süreci başlattı, sanırım aynı şeyi sizin dosyanız için de başlatacak. Bu konuda değerlendirmeleriniz nedir?

Türkiye’de hükümet anayasayı askıya aldığından beri hukuk değil siyaset karar veriyor her şeye. Bunun sonucu olarak da içeride ekonomik kriz, dışarıda itibarsızlaşma büyümeye devam ediyor. Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayarak güç gösterisi yapmaya kalkışan AKP hükümeti faturayı halka ödeteceğini düşünüyor olabilir ama siyasi faturayı da kendisinin ödeyeceğini unutuyor. Nitekim gelinen aşamada bunun somut sonuçlarını görüyoruz zaten. Kendileri bilir, bize ve halka fatura ödetmeye çalışanların önüne biz de ağır bir fatura koyarız.

Türkiye’de ilk kez altı muhalefet partisi lideri bir araya geldi ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili 28 Şubat’ta mutabakat metnini açıklama kararı aldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyasette konuşabilmek önemlidir. Konuşmadan, birbirini anlamadan sorunlar çözülemez. Bu yönüyle önemli görüyorum. Elbette konuşmaların ve uzlaşmaların içeriği ile niteliği de önemli tabii. Demokrasiyi, barışı büyütecek her türlü diyaloğa anlamlı yaklaşmak gerek. Henüz ortada çok da somut şeyler yok. İzleyip göreceğiz.

HDP’nin toplantıya davet edilmemesi ve ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Biz HDP’yi yok saymıyoruz, gerekirse görüşürüz” demesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

HDP zaten davet beklemediğini, Üçüncü İttifak için çalıştığını açıkladı. HDP eş genel başkanları da diyaloğa kapalı olmadıklarını ifade ediyor. Ben ortada bir kriz görmüyorum. HDP üçüncü yol siyasetinde yürümeye devam ediyor. Diğer ittifaklar kendi iç şekillenme ve tartışmalarını tamamlayınca HDP’nin de içinde olduğu Demokrasi İttifakı ile işin doğası gereği görüşeceklerdir. Ortada anormal bir durum yok, anormal olan görüşmemek, konuşmamaktır.

HDP seçmeni de dışlandığını düşünmesin. Siyasetin ve dengelerin tam merkezindeler. Çalışmalarını özgüvenle, sabırla yürütmeye devam etsinler. Merak etmesinler, bu hamur daha çok su kaldırır. HDP yönetimi de günü geldiğinde, halkı esas alarak en doğru kararları verecektir.

HDP kendi adayını çıkarabileceğini belirtirken, yaşananlara bakıldığında bir “bağrına taş basma” durumu daha olabilir mi?

Bu tartışmalar için daha çok erken. Adaylık konusu gündeme girdiği zaman HDP’nin ne yapacağını göreceğiz. Yalnız, şundan emin olmalıyız ki halkın talepleri, beklentileri ve yararı belirleyici olacaktır.

Aysel Tuğluk ile ilgili Adli Tıp Kurumu, üniversite raporuna rağmen “cezai sorumluluğu tamdır” raporu verdi. Bu bağlamda cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlüler ile ilgili ne diyeceksiniz?

Aysel Hanım dahil yüzlerce ağır hasta tutsak cezaevlerinde ne yazık ki adeta ölüme terk ediliyor. Bu mesele siyasi veya hukuki olmaktan öte ahlaki bir konu. Ancak hükümet meseleyi bu şekilde ele almıyor, çoğu zaman bir intikam ve cezalandırma politikasıyla hasta tutsakların ölümüne kadar giden trajik süreçleri işletiyor. Şu anda yapılacak şey, bu konuda kamuoyu duyarlılığının artırılması. Yeterince sahiplenme olursa bir ihtimal, zorlanıp adım atabilirler. Bu nedenle, herkes bulunduğu yerde güçlü bir sahiplenmeyi ortaya koymalıdır.

“Halk umudu büyütmeye, değişime çok açık ama öncü yok”

Tarkan’ın “Geççek” adlı şarkısı sosyal medyada viral oldu. Herkes bu şarkının bir seçim startı olduğunu söylüyor. Tartışmaları takip edebildiniz mi? Görüşünüzü merak ediyorum.

Televizyonlardan takip edebildim biraz. İlginç bir tartışma oldu. Bir şarkının siyasi yelpazede ve halkın beklentilerinde nasıl güçlü bir dalgalanmaya yol açtığını görmek incelenmeye değer bir durum. Hatta tez konusu bile olabilir. Ben kendi adıma şöyle bir sonuç da çıkardım: Halk umudu büyütmeye, değişime çok açık ama öncü yok. Siyasetin konser alanında on milyonlar toplanmış ama gelin görün ki sahne boş. Siyasetçiler bundan biraz ders çıkarmalılar.

 

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Ahdim Var Bu Ülkeyi Barıştıracağım

“Helalleşme Buluşması” kapsamında 28 Şubat mağdurlarıyla bir araya gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada, 28 Şubat ile Sivas, Maraş ve Roboski katliamlarına ilişkin de ‘helalleşme’ vurgusunda bulundu.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Türkiye’ye bir miras bırakmak istiyorum. Barışmış bir millet, benim en büyük başarım olacak inşallah” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Helalleşme Buluşması” kapsamında 28 Şubat mağdurlarıyla İstanbul’da bir araya geldi. Kılıçdaroğlu toplantıda şu konuşmayı yaptı:

“Birkaç ay önce helalleşme dedim. Hem şahsi hem ana muhalefet partisi lideri olarak kurumsal hem de yöneteceğimiz devlet adına konuştum.

Amacımız bu milleti barıştırmaktır. Bu milleti ayrıştıranlar, kavga ettirenler kendilerine saraylar yaptırdılar. Kavgada taraf olanlara ise sefalet ve perişanlık kaldı.

Ülke geçmişe takılıp kaldı. Ülkemiz zenginleşemiyor. Ülkemizin çocukları geleceği dışarıda arıyor. 700 bine yakın insan ülkeyi terk etti. Evlatlarımız niçin geleceğini dışarıda aradılar.

“Ben de 28 Şubat mağduruyum”

Hellalleşme çıkışı yaparken söylemiştim, bize sadece iktidar olmak yetmiyor. Bu yaştan sonra ne yapayım sarayı. Ben Türkiye’ye bir miras bırakmak istiyorum. Barışmış bir millet istiyorum ve bunu sağlayacağım.

Helalleşme gereği medyaya haber vermeden çok sayıda ziyaret yaptım. Kalbi kırılmış insanlarla buluştum.

Bugün ağırlıklı olarak 28 Şubat mağdurlarıyla beraberiz. Bu kardeşiniz de 28 Şubat’ta mağdur olanlardan. Fişlendim, dava açtım, hakkımı aradım.

“Yaralarımız hâlâ açık”

28 Şubat mağdurlarıyla barışmak zorundayız, helaleşeceğiz. 28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatacağız. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla helalleşeceğiz. Roboski’yle helalleşeceğiz. Sivas, Maraş mağdurlarıyla helalleşeceğiz. Diyarbakır hapishanesi mahkumlarıyla helalleşeceğiz. Ahmet Kaya ile helalleşeceğiz. Bir solcu, ülkücü diyerek katledilen gençlerin aileleriyle hellaleşeceğiz.

Yaralımızı sarmamız gerekiyor çünkü o yaralar hâlâ açık. Yüzleşmek, barışabilmek yolumuza devam edebilmek demektir. Ahdim var bu ülkeyi barıştıracağım. Sonra keyifle ülkemin gelişmesine bakacağım.

Uzatılan bu eli geri çevirmediğiniz için hepinize teşekkür ederim.”

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ İçin İmzalar Atılıyor

Altı muhalefet partisinin mutabakata vardığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ortak metninde imzalar Pazartesi günü törenle atılacak. Ankara Bilkent Otel’deki törende CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bir araya gelecek.

Partilerin son hazırlıklarını tamamladığı törenin sunuculuğunu gazeteci Tuluhan Tekelioğlu yapacak. İmza törenine aralarında dernek, vakıf ve meslek örgütlerinin de olduğu 250’ye yakın sivil toplum kuruluşunun temsilcisinin de davet edildiği öğrenildi. Muhalefet partilerinin yetkililerinden alınan bilgiye göre davet gönderilen kurumlar arasında TÜSİAD, MÜSİAD, DİSK, Hak-İş, Türk-İş, İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der gibi kuruluşların yanı sıra 81 ilin baro başkanı, Türkiye Barolar Birliği ile kadın ve çevre alanında faaliyet yürüten dernekler de bulunuyor. Toplantıya parlamenter sistemle ilgili çalışma yürüten bazı akademisyenler de davet edildi.

Toplantı öncesinde muhalefet partilerinin siyasi temsilcileri de başlatılacak bu siyasi girişimle ilgili olarak DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtladı.

SP’li Kaya: Siyasetin karakterini değiştirecek adım

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, toplantıyı “Türkiye’de siyasetin karakterini değiştirecek bir adım” sözleriyle değerlendirdi. Kaya, “Yapacağımız bu toplantı, sadece bir sistemle ilgili mutabakattan ziyade siyasi tarihinin görmeye hasret olduğu tablonun topluma takdimi toplantısı” dedi.

Farklı siyasi akımları temsil eden partilerin bir masa etrafında buluşarak meseleleri tartışması sonucunda mutabakata çevirdiklerine  dikkat çeken Kaya, “Bu sürecin, siyasetin bundan sonraki gidişatını değiştireceğine inanıyorum” ifadesini kullandı. Toplantıya davet edilen sivil toplum kuruluşlarına da dikkat çeken Kaya, “Sivil toplumun sürece dahil edilmesi bundan sonra Meclis zemininde de önemli katkısı olacaktır. Toplantıya ayrıca parlamenter sistemle ilgili çalışma yapan akademisyenleri siyasi fikirlerine göre ayırmaksızın davet ettik” şeklinde konuştu.

DP’li Şahinalp: Yarının Türkiyesini inşa ediyoruz

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp de ortaya çıkan sonucun halkın yıllardır görmeyi arzu ettiği bir tablo olduğunu savundu.

“Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olacağına inandığımız bir çalışmayı tamamladık” dilen Şahinalp, “yarının Türkiyesini inşa etmek için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metnini istişare ve tam bir uzlaşı ile gerçekleştirdiklerini kaydetti. Şahinalp, sözlerini “28 Şubat 2022 tarihinde 6 muhalefet partisinin genel başkanları tarafından imzalanarak hayata geçirilmesi taahhüt edilecek olan bu çalışmanın, ülkemize adalet, barış, refah ve huzur getirmesini diliyorum” şeklinde sürdürdü.

Gelecek Parti’nden Üstün: Büyük bir ayrışma yaşanıyordu

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün ise Türkiye’de son yıllarda büyük bir toplumsal ayrışma yaşandığına dikkat çekerek “Bu toplantının yapılmış olması bir defa ayrışmayı ortadan kaldıran, tekrar birlik beraberlik güveni tesis eden görüntü olacak” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini “Bütün kötülüklerin anası, ucube bir sistem” diye niteleyen Üstün, “Ortak metin, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem vadediyor. O bakımdan altı liderin bir arada fotoğraf vermesi büyük bir uzlaşmanın sağlanması açısından çok önemli” ifadesini kullandı. Pazartesi günü tarihi bir fotoğraf verileceğini de kaydeden Üstün, “Avrupa’da bu tür fotoğraflar görüyoruz ancak Türkiye’de son yıllarda şahit olmadığımız bir kareydi. Maalesef böyle büyük uzlaşmalara hiç şahit değiliz. O yüzden bizim için çok anlamlı ve bizi çok heyecanlandırıyor” şeklinde konuştu.

DEVA Partisi’nden Yeneroğlu: Yargı bağımsızlığının tesisi için dönüm noktası 

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat metnini Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği uzlaşı anlayışı içerisinde hazırladıklarını ifade eden DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, hem katılımcılığa ve uzlaşıya dayanan hazırlık süreci hem de kuvvetler ayrılığına dayanan bir hükümet sistemi yanında temel hakların güçlendirilmesi, kamu yönetiminin iyileştirilmesi, yargı bağımsızlığının tesis edilmesi gibi önemli meseleleri çözüme kavuşturan içeriğiyle çok önemli bir dönüm noktasıdır” açıklamasını yaptı.

Yasama, yürütme ve yargı organlarını parlamenter sistemin özüne uygun şekilde düzenlediklerini kaydeden Yeneroğlu, “Bunun yanında bu organları daha etkili kılabilmek için temsilde adaleti, katılımcılığı, yönetimde istikrarı, yargının tarafsız ve bağımsızlığını sağlamayı ve temel hak ve hürriyetleri etkili şekilde güvence altına alacak çok kapsamlı önerilere yer verdik” ifadesini kullandı.

Yeneroğlu, “Öngördüğümüz bu sistem ile devletin temel organlarının yanında düşüncelerin özgürce ifade edildiği, din ve vicdan özgürlüğünün, basın özgürlüğünün, kadın haklarının, çocuk haklarının, çevre haklarının tam anlamıyla korunduğu özgür ve demokratik bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz” vaadinde bulundu.

Çalışmalar Ekim 2021’de başlamıştı

Altı muhalefet partisi, seçim sonrası parlamenter sisteme dönüşün yol haritasını belirlemek üzere 2021 yılının Ekim ayında TBMM çatısı altında çalışmalara başlamıştı. Söz konusu altı partinin genel başkan yardımcılarından oluşan ortak komisyon, her hafta düzenli olarak bir araya geldi ve beş ana başlıktan oluşan ortak taslak metni, bu yılın Ocak ayında tamamladı.

Giriş, Yasama, Yürütme, Yargı ve Demokratik Sistemin Temel Esasları olmak üzere beş ana başlıktan oluşan taslak metin, genel başkanlara sunulduktan sonra üzerinde anlaşmaya varıldı. Altı muhalefet partisinin lideri, 12 Şubat’ta Ankara Ahlatlıbel’de ilk kez bir araya gelerek ortak metin üzerindeki mutabakatı ilan etti.

Paylaşın

7 Siyasi Partiden Ortak Açıklama: Birlikte Yürümekte Kararlıyız

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP)  çağrısıyla bir araya gelen 7 siyasi parti  ikinci toplantısını yaptı. Ankara’da yapılan toplantıya HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan, Mithat Sancar,  EMEP, TİP, EHP, TÖP, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Halkevleri’nden temsilciler katıldı.

7 siyasi yapının toplantısının ardından EMEP, EHP, Halkevleri, HDP, SMF, TİP ve TÖP’ün imzasıyla ortak açıklama yapıldı. “Ortak mücadele” vurgusu yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Bölgede ve küresel düzeyde savaş politikaları giderek artıyor. Ülkemizde ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor. Krizin faturası halka kesilirken işçiler, emekçiler ve yoksullar insanca ve onurlu bir yaşam için mücadeleyi yükseltiyor.

Gerek dünyanın içerisinde bulunduğu durum gerekse AKP-MHP iktidarının ülkeyi getirdiği çıkmaz, tam da ortak mücadele etrafında bir araya gelecek güçler için sahada örgütlenmenin ve genişlemenin zeminini her zamankinden daha fazla olanaklı kılıyor.

Savaşa karşı barıştan, sermayenin sömürüsüne karşı emekten, doğanın talanına karşı yaşamdan, eşitlikten, özgürlükten ve demokrasiden yana olan tüm kesimlerle birlikte yürümekte kararlıyız.”

Toplantıda alınan kararlar

  • Savaşa karşı “barış hemen şimdi ve her yerde” iddiasını yükseltmeyi,
  • Ekonomik kriz ve zamlar karşısında insanca bir yaşam hedefini gerçekleştirmeyi,
  • 8 Mart, 21 Mart ve 1 Mayıs mücadele ve dayanışma günlerini hayatın her alanında birlikte örgütlemeyi,
  • Yerel mücadele platformlarını bütün çevrelerle birlikte güçlendirmeyi ve demokratik mücadele deneyimimizi ve birikimimizi yeni toplumsal hareketlerle buluşturmayı,
  • Genişleme çalışmalarını en geniş siyasal ve toplumsal mücadele dinamikleriyle sistematik olarak büyütmeyi karar altına aldık.”

Açıklamanın sonunda, “Bu cinayet, talan ve soygun düzenini birlikte durdurmak ve değiştirmek için ortak mücadele programını hayata geçirmek tarihsel sorumluluğumuzdur. Dayanışma, mücadele ve umutla…” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Hatırlatma Dozu Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 61 bin 764 yeni vaka tespit edilirken, 221 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hatırlatma dozu, geldiğimiz noktada önemini artırıyor. Çünkü dünya salgınla mücadelede ağırlığı aşıya vermeye başladı.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 421 bin 855 test yapılırken, 61 bin 764 yeni vaka tespit edildi. 221 kişi hayatını kaybederken, 85 bin 552 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Yüzde 85’imiz ikinci doz aşımızı yaptırmış durumdayız. Bu oran, ciddi bir başarıdır. Hatırlatma dozu aşılarında ise önemli ihmaller var. Oysa hatırlatma dozu, geldiğimiz noktada önemini artırıyor. Çünkü dünya salgınla mücadelede ağırlığı aşıya vermeye başladı.

Son 24 saatte yapılan 49 bin 90 aşıyla birlikte toplam aşı sayısı 145 milyon 503 bin 292’ye yükseldi. Birinci doz aşı sayısı 57 milyon 672 bin 341’e, ikinci doz aşı sayısı 52 milyon 792 bin 845’e ve üçüncü doz aşı sayısı 27 milyon 23 bin 539’a ulaştı.

Paylaşın

Hiçbir Yaptırım Putin’i Durdurmayacak; İpler Onun Elinde

Gazeteci Banu Güven, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi sonrası uygulanmaya başlayan ekonomik yaptırımlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yayılmacı, işgalci politikası dışında, muhaliflerini en acımasız şekilde, zehirleyerek ortadan kaldırmakla suçlanan Putin’e yönelik ciddi bir yaptırım hiç söz konusu olmadı. Şimdiyse artık çok geç.  Bankalardan para transferini engellemek de dahil hiçbir yaptırım Putin’i durdurmayacak” ifadelerini kullandı.

Güven, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Putin’i ekonomik yaptırımlarla durdurmak imkansız, çünkü en önemli yaptırım kartı, yani enerji kartı onun elinde. O yüzden Avrupa’da hemen her ülkede, Ukrayna haberlerinin yanında bir de “Rus doğal gazı kesilirse bunun maliyeti ne olacak” sorusu soruluyor” dedi. Güven, değerlendirmesini tek adam rejimlerine göndermede bulunarak, “Otoriter tek adam rejimlerinde işler böyle yürüyor. Tek bir adam, sadece ülkesinin değil, çok daha geniş coğrafyaların kaderini böyle değiştirebiliyor işte.” sözleriyle noktaladı.

Gazeteci Banu Güven DW Türkçe için “İpler artık Putin’in elinde” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Güven’in yazısı şöyle;

Avrupa, ABD, NATO… Hepsi Rusya’nın otoriter lideri, tek adamı Putin’i hafife aldı. Herkes Putin’in iktidarda olduğu 22 yıla yaydığı saldırgan ve yayılmacı politikasının, 2014’te Kırım Yarımadası’nı ilhakından sonra, doğudaki Donbas bölgesini de kontrol altına almaktan ibaret olacağını düşündü. NATO’yla “Barış için Ortaklık” anlaşması imzalamış olan Ukrayna’yı hepten işgal etmeye kalkışacağına inanmadılar. Putin’den gelen sinyallere değil, yalanlara inanmayı tercih ettiler. Ukrayna sınırına 150-200 bin askerlik bir ordu yığılırken, Kremlin sözcüsünün “savaş kelimesini kullanacak en son ülkeyiz” sözlerine inanmak istediler. Putin sağ gösterdi, sol vurdu. Dünya Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ta, Rus ayrılıkçıların bağımsızlık ilan ettiği Donetsk ve Luhansk’a girmekle yetineceğini düşünürken, o başkenti hedefledi. Sonra da Batı’ya dönüp, pazılarını şişirdi. “Müdahale etmeye kalkışırsanız, tarihinizde görmediğiniz kadar kötü bir karşılık alırsınız” diye tehdit salladı. ABD ve NATO Soğuk Savaş’tan bu yana böylesine tehdit görmedi. Oysa ki, Putin neler yapabileceğinin sinyallerini, çok önceden vermişti. Herkes sinyalleri duydu, gördü, ama inanmak istemedi, çünkü işin ucunda ticaret, para ve en önemlisi doğal gaz vardı.

Rusya’ya verilen ödünler

Mesela bugün Rusya’nın üyeliğini askıya alan Avrupa Konseyi daha önce ne yapmıştı, bakalım. Rusya’nın Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki (AKPM) oy hakkı, 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından dondurulmuştu. Rusya, bu yaptırıma Konsey’in bütçesine katkı payını keserek cevap verdi. Rusya’nın bu misillemesi Avrupa Konseyi’ne faiziyle beraber 87,2 milyon euroya mal oldu. Sonra ne oldu? Rusya’nın oy hakkı, 25 Haziran 2019’da Kırım ilhakı devam etmesine rağmen iade edildi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde o dönem Türkiye’yi temsil eden ve oylamaya katılan tüm vekiller Rusya’nın lehine oy kullandı. Almanya’yı temsil eden vekillerin de biri hariç hepsi Rusya’nın oy hakkının iadesini destekledi.

Bu durum, karardan birkaç ay sonra Avrupa Konseyi’nde düzenlenen Dünya Demokrasi Forumu’nda da protesto edildi. Konsey binasının Parlamenterler Meclisi’nden kantine kadar her köşesine plastikten yapılmış binlerce oyuncak asker ve Rusya’nın Ukrayna’da işgalci olduğunu hatırlatan, #notatoysoldier, yani “oyuncak asker değil” başlıklı bildiriler iliştirilmişti. Mesaj netti: “Bu oyuncak askerler Rusya’nın saldırı tehdidini sembolize etmektedir. Ukrayna Rusya’nın saldırganlığına maruz kaldı ve Kırım ile Donbas’ı kaybetti. Bu durumun uzağınızda yaşandığını ve sizi ilgilendirmediğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü Rusya’nın askerleri her yerde. Savaşta, bilgi iletişim sektöründe, diplomaside, ekonomide, seçimlerde. Rusya Federasyonu’nun eylemleri karşısında sessiz kalmanız, sadece Ukrayna’ya değil, tüm dünyaya karşı bir tehdit oluşturmakta. Aynı hatayı bir daha yapmayın. Ukrayna’nın hali hazırda ödediği ve sizin de ödeyeceğiniz bedel çok yüksek olacaktır! Zihninizi işgal etmelerine izin vermeyin.” Kimse Ukrayna’dan yükselen bu sesi ciddiye almadı. Yayılmacı, işgalci politikası dışında, muhaliflerini en acımasız şekilde, zehirleyerek ortadan kaldırmakla suçlanan Putin’e yönelik ciddi bir yaptırım hiç söz konusu olmadı. Şimdiyse artık çok geç. Bankalardan para transferini engellemek de dahil hiçbir yaptırım Putin’i durdurmayacak.

Yaptırımlara karşı doğal gaz kartı

Putin’i ekonomik yaptırımlarla durdurmak imkansız, çünkü en önemli yaptırım kartı, yani enerji kartı onun elinde. O yüzden Avrupa’da hemen her ülkede, Ukrayna haberlerinin yanında bir de “Rus doğal gazı kesilirse bunun maliyeti ne olacak” sorusu soruluyor. Mesela Almanya bu konuda kara kara düşünüyor, çünkü 2020’de petrol ve doğal gaz ihtiyacının yüzde 44’ünü Rusya’dan karşılamış. 2011’de açılan Kuzey Akım (Nord Stream) hattından her yıl 55 milyar metreküp doğal gaz geçiyor. Hükümet bu hatta ek olarak planlanan Kuzey Akım 2’yi şimdilik askıya alsa da, bu Rus doğal gazına bağımlı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Türkiye de Almanya gibi Rus doğal gazına bağımlı. Aralık 2021’de Rusya’dan alınan doğal gaz miktarı 2 milyar 66 milyon metreküp. Rusya, Türkiye’nin sadece en çok doğal gaz aldığı ülke değil, aynı zamanda en çok ithalat yaptığı ikinci ülke. Geçen yıl Rusya’dan gelen turist sayısı ise 4 milyon 600 bini buluyor. Kısacası, ne yaptırım uygulanırsa uygulansın, ipler eninde sonunda Putin’in elinde.

Avrupa’nın sınırında Rus füzeleri

“Ukrayna” Rusça’da “sınır bölgesi” anlamına geliyor. Aslında göçebe toplumlarla yerleşik olanların kesiştiği hattı anlatan bu isim, Putin için ise “Benim sınır bölgem” demek. Her fırsatta “Ukrayna tarihsel olarak Rusya toprağıdır” diyen Putin, burada da Belarus ve Çeçenistan’da yaptığı gibi bir kukla rejim kurmak, böylece Büyük Rusya Federasyonu hayalini gerçekleştirmek istiyor. Bunu yaparken de eski KGB günlerinden kalan psikolojik savaş, şantaj gibi becerilerini de sergiliyor. Ukrayna ordusunun moralini, Rus ordusunun gücünü hatırlatarak bozmak istiyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i kendi ordusunu kullanarak devirmeyi deniyor. Putin tüm dünyanın gözlerinin önünde şantaj yoluyla darbe çağrısı yapıyor.

Batılı ortakları NATO ve AB, Ukrayna’yı, sınırlı yardımlar ve sözlerle avutmaya çalışırken, Putin kendine, Belarus’tan sonra füze sistemlerini yerleştirebileceği bir alan daha açmakla meşgul. Bu onun dışarıda genişleyen NATO’yu durdurma hamlesi, içerideyse popülaritesini artırıp, iktidarını sağlamlaştırma çabası. Tek sesli Rus medyası halka Putin’in Ukrayna’daki Ruslar’ı ve zaten aslen Rus olduğunu iddia ettikleri Ukraynalılar’ı “Naziler’den” kurtarmak için operasyon yaptığını anlatıyor. İçeride de kimse Putin’e “Dur” diyemiyor. Dış İstihbarat Şefi Sergey Narişkin bile. Putin istihbarat şefini herkesin önünde “Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanımayı destekliyor musun, desteklemiyor musun? Açık ve net konuş” diye sıkıştırabiliyor. Otoriter tek adam rejimlerinde işler böyle yürüyor. Tek bir adam, sadece ülkesinin değil, çok daha geniş coğrafyaların kaderini böyle değiştirebiliyor işte.

Paylaşın

Önlemler Kaldırılırsa Kovid 19 Kaynaklı Ölümler Artar

Türkiye’de her gün Covid-19 nedeniyle 300’e yakın insan yaşamını yitiriyor. Yalnızca son 10 günde (15 Şubat-24 Şubat) toplam 2 bin 731 kişi salgın nedeniyle hayatını kaybetti. Buna göre her gün ortalama 273, her saat başı 11 can kaybı yaşandı. Son 10 günde 856 bin 936 yeni vaka tespit edildi.

Salgının bilançosu bu kadar ağırken ülkede ‘maske zorunluluğu kaldırılacak mı?’ sorusu gündemde. Sağlık Bakanlığı’nın, Koronavirüs Bilim Kurulu ile birlikte önümüzdeki hafta bu konuyu görüşmesi ve ardından ‘yeni dönem’le ilgili açıklama yapması bekleniyor.

Aslında Bilim Kurulu bu hafta toplanacaktı ancak toplantı 1 Mart Salı gününe ertelendi. Sağlık örgütlerinden hekimler ve uzmanlar ise maske zorunluluğu da dahil olmak üzere önlemlerin gevşetilmesinin çok büyük hata olacağı görüşünde.

Salgın kontrol altında değil

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Türk Toraks Derneği (TTD) ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD), dün ortak basın toplantısı düzenleyerek siyasi iktidarı bir kez daha uyardı. Örgütler adına yapılan ortak açıklamada, salgın önlemleri olmadan pandemi ile mücadele edilemeyeceği vurgulandı.

Ortak açıklamayı okuyan TTB Pandemi Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, ocak ortasından itibaren hızla yayılan Omicron varyantının, hızlı bulaşma özelliği nedeniyle daha önceki piklerden çok daha fazla kişiyi etkilediğine dikkat çekti. Kurumsal yetkililerin rehavet yaratan sözleri ve yeterli önlemlerin alınmaması sonucu günlük ölüm sayısının aylar sonra 300’ü aştığını belirten Şenol, şunları söyledi:

“Bu varyantın daha çok insanda hastalık oluşturması ve aşılamanın yetersiz olması, daha fazla ölüme neden oldu. PCR testlerinin kısıtlanmasına rağmen resmi verilere göre halen günlük 80 bin civarında Covid-19 olgusu ve 250-300 ölüm görülüyor. Bu veriler, salgının yurdumuzda kontrol altında olmadığını gösteriyor. Üstelik resmi verilere göre 2 doz aşılama yapılan kişi sayısı 53 milyona yaklaştı, bu sayı enfeksiyon yayılımı ve ölümleri azaltmak için yeterli değil. Gerekli hatırlatıcı doz zamanı gelmesine rağmen bu dozu yaptırmayan kişi sayısı ise 25 milyondan fazla.”

Ölümlerin artacağı açık

Ülkede salgından korunma önlemlerinin yetersizliğinden dolayı zaten her gün yüzlerce “önlenebilir ölümün” meydana geldiğini vurgulayan Şenol, “Şu anda aşılama oranı iyi olan ülkelerin aldığı kararlar emsal gösterilerek, tüm önlemlerin dayanağı olmadan kaldırılması bilimsel değildir ve Covid-19 ölüm sayılarında artışa yol açacağı açıktır” uyarısı yaptı.

Maske zorunluluğu tartışmalarına da değinen Prof. Dr. Şenol, “Salgının hafiflediği ve bitmekte olduğuna dair yetkililerce yapılan açıklamalar, zaten toplumda maske kullanımını çok azalttı, maske kullanımının tamamen kalkacağı beklentisini yarattı. Oysa rakamların gösterdiği üzere salgın hafiflemedi. Toplumda, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda maske kullanımına her koşulda mutlaka devam edilmeli” ifadelerini kullanıldı.

Acilen yapılması gerekenler

Prof. Dr. Şenol, Covid-19 ölümlerinin durdurulması için acilen yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  • Salgının başından beri dikkat edilmeyen havalandırma ve kapalı alanların kapasitesinin düzenlenmesi konularında gerekli adımlar atılmalı.
  • Hızlı antijen testleri yaygın, parasız ve erişilebilir şekilde faaliyete sokulmalı.
  • Hem ilk hem de ek aşı dozlarının yapılmasını artırmak için yasal düzenlemeler dâhil bütün imkânlar ve yöntemler kullanılmalı.
  • Çocuk yaş grupları için uygun aşılarla aşılama başlatılmalı.
  • İlaç hekim reçetesi ile yazılır, hekim gözetiminde kullanılır. Covid-19 ilaçları evlere bırakılmamalı.

Kovid 19 Türkiye Verileri

  • Salgında yaşamını yitiren yurttaşların toplam sayısı: 93 bin 539
  • Salgının başından beri tespit edilen vaka sayısı: 3,8 milyon
  • Henüz hiç aşı olmamış 18 yaş üstü yurttaşların sayısı: 4,2 milyon
  • Zamanı gelse de hatırlatma dozunu olmayanların sayısı: 25 milyon

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın