2024 Yılında 2 Bin 692 Doktor Ülkeyi Terk Etti

2024 yılında 2 bin 692 doktor, çalışma şartlarının ağırlığı, meslek itibarsızlığı, hasta mobbingi, yetersiz maaşlar ve zor çalışma şartları nedeniyle ülkeyi terk etti.

Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Nilüfer Ustael, “5 dakikada bir muayene baskısı, maaşların yetersizliği, sosyal hayatta yoksulluk nedeniyle üstlerindeki baskı, uzun çalışma süreleri, bunların hepsi hekimlerin üzerinde ciddi baskı yaratıyor” dedi.

2020 yılından bu yana hekim göçü artmaya devam ederken Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) verilerine göre, 2020’de 931, 2021’de bin 405, 2022’de 2 bin 685, 2023’te 3 bin 25, 2024’te ise 2 bin 692 hekim yurt dışına çıkmak için ‘İyi Hal Belgesi’ne başvurdu.

TTB Merkez Konsey Üyesi Nilüfer Ustael, hekim göçüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BirGün’ün aktardığına göre; Geçen seneye oranla 2024’te ‘İyi Hal Belgesi’ alan hekim sayısında yaşanan düşüşün hekimlerin yurt dışına gitmekten vazgeçtiği anlamına gelmediğini belirten Ustael, bu durumun Avrupa ülkelerindeki vize uygulamasından kaynaklandığını söyledi.

Türkiye’deki koşulların herkes için zor olduğunu ancak tıp fakültesi okuyan öğrenciler ve hekimler için ilave bir zorluğu olduğuna değinen Ustael, hekimlerin çözümü yurt dışına gitmekte bulduğunu söyledi. Tıp fakültesi öğrencilerinin de yurt dışına gitmek için Almanca dil kursuna yoğun ilgi gösterdiğine dikkati çeken Ustael, her yerde tıp fakültesi açılması ile verilen eğitimin niteliğinin giderek düştüğünü kaydetti.

Hekimlerin üzerinde ciddi bir baskı olduğunu ve mesleğin değersizleştirildiğini vurgulayan Ustael, şunları söyledi:

“Hasta, hoca, akran mobbingi, mesleğin değersizleşmesiyle birlikte kendini değersiz hissetme, meslekten ve ülkeden uzaklaşma ihtiyacı doğuruyor. Bunun dışında tıp fakültesi bittiğinde mecbur hizmetimiz var, o koşullar eskisi gibi değil gittikçe zorlaşıyor. Bu ülkede eskiden uygulanan hukuk ve özlük hakları gittikçe kaybediliyor. Mecbur hizmet sırasındaki geçici görevler, erkek hekimler için 2 gün öncesinden bildirilip uygulanan sınır dışı görevler, mecbur hizmete gitmemek veya istifa etmek yönünde hareket etmelerini sağlıyor. Bu da hekimlik üzerinde ciddi bir baskı.

Bir de TUS gibi dünyanın en ağır sınavlarından biri var fakat bu sınavın da kendine göre bir standart çizgisi yok. Kadrolar bazen iki kat artıyor bazen de iki kat azalıyor. Aynı şekilde bir kliniğin bir dönem 20 asistanı oluyor, bir sonraki dönem 10 asistanı oluyor. Oradaki iş gücü ve eğitimde de standardizasyon sağlanmıyor. Asistan hekim kamu hizmeti veren bir hekimdir, 5 dakikada bir muayene baskısı, maaşların yetersizliği, sosyal hayatta yoksulluk nedeniyle üstlerindeki baskı, uzun çalışma süreleri, bunların hepsi hekimlerin üzerinde ciddi baskı yaratıyor.”

Bu baskılar sonucunda hekimlerin Türkiye’de kalmak istemediğine değinen Nilüfer Ustael, yurt dışında doktorların kendilerini değerli hissettikleri bir hayat yaşadığını ve maddi bir kaygı gütmediklerini dile getirdi. Yurt dışına çıkamayanların da ciddi psikolojik problemler yaşadığına değinen Ustael, şöyle devam etti:

“Gidemeyen arkadaşlar için de çok fazla depresyon bulgular, sosyal hayattan izolasyon ve özkıyıma kadar giden durumları hiç yaşamadığımız kadar yaşıyoruz. Özkıyımı çok fazla konuşmak bizim canımızı acıtıyor. Bununla ilgili söz söylemek, bunla ilgili ciddi araştırmaları olan Türk Psikiyatri Derneği’miz ve UDEK, Türk Tabipleri Biriği’nin uzmanlık derneklerinden bilgi almak daha doğru olur. Geldiğimiz noktada hekim göçü, hekimin mesleğinden uzaklaşma isteği çok fazla bunun masaya yatırılıp konuşulması gerekiyor.

Son yıllarda sağlıkta dönüşümden sonra kışkırtılmış sağlık talebi var. Bu talebin bir diğer nedeni de hastaların da mutsuz olması. Siz uzun süre uğraşıp bir randevu alıyorsunuz sonra bu hastaneye ulaşıyorsunuz, bu hasta için de bir eziyet. Size ayrılan süre 5 dakika. 5 dakikada isminizi ve şikayetinizi söyleyebilirsiniz. Hekim sizin geçmişinizi, kullandığınız ilaçları, şikayetlerinizi, şikayetleriniz dolayısıyla daha önce nereye gittiğinizi, hangi tedaviyi aldığınızı anlaması 5 dakika sürer.

Bu 5 dakikaya bunları sığdıracak, muayenenizi yapacak, muayeneden sonra size bir tanı koyacak, sizin tedavinizi düzenleyecek, bunu anlamanızı sağlayacak. Herkesi aynı eğitim düzeyinde düşünmeyin, yaşlı ve eğitim düzeyi daha düşük hastalarımız var. Bunları anlatacak ve hastayı dışarı çıkaracak. Bunları 5 dakikada asla yapamıyoruz. Sonra da hastaların şiddetine uğramamak için ileri tetkikler isteniyor. Hiçbir ülkede olmayacak kadar tomografi ve MR ileri tetkik talepleri var. Çünkü hekimin hastayı anlaması ve tanı koyması, normal ve alt basamaklarda mümkün değil.

“Bu sistemden ne hekim ne de hasta memnun”

Hastalar uygun bir sonuca ulaşıp bir türlü tedavi olamıyor. Bugün bir hastaneye giden hasta başka gün diğer hastaneyi tercih ediyor. Kişi başı hasta muayene sayısı, OECD ülkelerinde olmayacak kadar yüksek. Hastanın bundan faydalanım düzeyi de çok düşük. Dolayısıyla hasta ve hekim karşı karşıya getiriliyor, bu da şiddeti doğuruyor. Bu sistemden ne hekim ne de hasta memnun. Ülke kaynakları da efektif bir şekilde kullanılmamış oluyor.”

Şehir hastanelerinin kurulmasını en baştan Türk Tabipleri Birliği olarak eleştirdiklerini dile getiren Ustael, bu kurumların bir ‘kar amacı güttüğünü’ söyledi. Ankara’da birçok hastanenin şehir hastanesi açılması dolayısıyla kapandığını ancak yatak kapasitesinin artmadığını belirten Ustael, bunların sonucunda hastaların özel hastanelere yöneldiğini vurguladı. Sağlık sisteminda yaşanan sorunlar sonucunda da Yenidoğan Çetesi gibi skandallar olduğuna değinen Ustael, genç hekimlerin bu sebeplerden dolayı ülkeyi terk ettiğini sözlerine ekledi.

Paylaşın

“Meral Akşener Cumhurbaşkanı Yardımcısı Olacak” İddiası

31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası İYİ Parti genel başkanlığı görevinden ayrılan Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağı iddia edildi.

İddiayı dile getiren Sözcü TV Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal, şu ifadeleri kullandı: “İYİ Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener’le ilgili de bir kulis bilgisi vereyim.

Akşener’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması kesinleşti gibi. Biliyorsunuz AK Parti’nin büyük kongresi 23 Şubat’ta. Mart’ta, yeni kabinede Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Meral Akşener de olacak. Onun ismini duyacağız.

Zaten önce çevresindeki adamları gönderdi. Önümüzdeki günlerde Ünal Karaman da geçecek. Net bir şekilde onu da sizlerle paylaşayım. Bu da işte duruşsuzluk başka bir şey değil. Yazık.”

Euronews Türkçe’nin ulaştığı Meral Akşener’in danışmanı, eski İYİ Parti liderinin “siyaseti bıraktığını” belirtti ve cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı iddialarının yalan olduğunu açıkladı.

Akşener’in danışmanı verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı iddiaları yanlış bile demiyorum, tamamen yalan. Sayın başkan [Meral Akşener] aktif siyaseti bıraktı,” ifadelerini kullandı.

Yetkili, “Ayrıca geleceğe dönük bir siyasi planlamamız da bulunmuyor. Öyle bir gündemimiz yok,” açıklamasında bulundu.

Meral Akşener’in siyasi kariyeri

Meral Akşener, siyasete 1994 yerel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden (DYP) İzmit Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı olarak girdi.

1995 ve 1999 Türkiye genel seçimlerinde DYP milletvekili olarak meclise giren Akşener, 1996 ile 1997 yılları arasında Necmettin Erbakan tarafından kurulan koalisyon hükümetinde içişleri bakanı olarak görev yaptı. Akşener, Milli Savunma Komisyonu ile İçişleri Komisyonu üyelikleri yaptı.

Meral Akşener, 4 Temmuz 2001 tarihinde DYP’den istifa ederek, 3 Kasım 2001 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) katıldı. 19 Kasım 2006 tarihli MHP 8. Olağan Büyük Kurultayında MYK üyeliğine seçilen Akşener, 2007, 2011 ve Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP milletvekili olarak meclise girdi. Akşener, Kasım 2015 genel seçimlerinde partisinden milletvekili adayı gösterilmedi.

2017’de MHP’den istifa eden Meral Akşener, İYİ Partiyi kurdu. Meral Akşener, 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin cumhurbaşkanı adayı oldu. Akşener, 31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası İYİ Parti genel başkanlığı görevinden ayrıldı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Kartalkaya” Yazısı: Sorumlu Yok, Utanma Yok

Bolu Kartalkaya’da 76 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin bir yazı kaleme alan Selahattin Demirtaş, yazısında, “Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Bolu Kartalkaya’da 79 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınını ilişkin “Bebek var” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın T24’te yayınlanan yazısı söyle: Grand Kartal Oteli’nin üst katlarından bir adam “Bebek var!” diye bağırıyor. Alevler, dumanlar ve bebek var. İnsanlar ve onlarca insan yavrusu diri diri kavruluyor, dumandan nefes alamıyorlar, biz izlerken boğuluyoruz, onlar çaresizce yardım çığlıkları atıyorlar.

Hep birlikte izliyoruz, boğula boğula ölüyoruz hep birlikte. “Bebek var!” diyor adam, hiç değilse o yaşasın istiyor. İçeride bebek var, yangının orta yerinde, alevlerin arasında bebek var. Her şeyden habersiz, annesinin kucağında, boğulmak üzere olan bebek var.

Sabah oluyor, adamlar geçiyor mikrofonların ardına, birer birer “Ben sorumlu değilim ki” diyor, “Öbürü sorumlu.” Öbürü de “Ben değilim ki sorumlu, beriki sorumlu” diyor. Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık.

Sen bir piliç kamyonunun soğuk kasasında uyu bebek. Birilerinin sıcak kasasında birikmiş para tomarlarıyla insanlık satın alınamayacağını öğretene kadar bize uyumak yok. Bu toprakları her bebeğimiz için cennet yapana kadar bize durmak yok.

Paylaşın

“Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi” Güncellendi

Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sonrası yayınlanan bildiride, “Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen, gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş, kurulca uygun bulunmuştur” denildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sona erdi. Yaklaşık 3.5 saat süren toplantı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Düzenli olarak beş yılda bir, ihtiyaç hâlinde ivedilikle güncellenen Millî Güvenlik Siyaseti Belgesi (MGSB); Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen ve gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş ve kurulca uygun bulunmuştur. MGSB-2020’nin yürürlükten kaldırılarak MGSB-2025’in yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

2024 yılında vuku bulan ve millî güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askerî, iktisadi ve içtimai gelişmeler değerlendirilmiş; 2025 yılında karşı karşıya kalınabilecek meseleler ile bu çerçevede yürütülecek faaliyetler ve alınacak tedbirler müzakere edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla sürdürülen operasyonlar ile son dönemdeki uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye’deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ile ülkedeki tüm etnik, dinî ve mezhebî grupların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması hususundaki iradesine, Suriye’nin yeniden inşasına, Suriye halkının huzur ve refaha kavuşmasına tam destek verileceği bir kez daha teyit edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG’nin Suriye’deki mevcut durumu ve muhtemel gelişmeleri herhangi bir şekilde istismar etmesine izin verilmeyeceği hatırlatılmış; bölgemizdeki dost ve kardeş halkların düşmanı olan tüm terör örgütlerinin her hâlükârda tasfiye edileceği vurgulanmıştır.

Gazze’de sağlanan ateşkesin kalıcı olması ve Filistin meselesinin adil bir şekilde çözümü için başlangıç teşkil etmesi gerektiğinin altı çizilmiş; insani yardımların Gazze halkına engelsiz, kesintisiz ve hızla ulaştırılmasının önemine dikkat çekilmiştir. Bununla birlikte, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan mütecaviz eylemlerini Suriye topraklarına da sirayet ettirmesinin, bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik gayretlerin önünde engel oluşturduğu ifade edilmiştir.

Türkiye’nin; Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın muhtelif bölgelerindeki ihtilafların çatışmaya dönüşmeden çözümünün sağlanması, süregelen çatışmaların ise sulh ile neticelenmesi istikametindeki faaliyetlerini yoğunlaştırarak küresel barış ve istikrarın tesisine azami katkıyı sunmaya devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

Kartalkaya’daki Otel Yangınında Can Kaybı 79’a Yükseldi

Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki bir otelde çıkan yangında can kaybı DNA testleri sonucu 79’a yükseldi. Yangınla ilgili soruşturma kapsamında 11 kişi gözaltına alınmıştı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınında yaralanan 51 kişiden 29’unun taburcu edildiğini duyurdu.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınında hayatını kaybedenlerin sayısının yapılan DNA testleri sonucu 79’a yükseldiğini bildirdi. Son olarak ölü sayısı 76, yaralı sayısı 51 olarak açıklanmıştı.

Sağlık Bakanlığı, Bolu’da Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınında yaralanan 51 kişiden 29’unun taburcu edildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangında 1’i ağır olmak üzere 51 vatandaşımız yaralanmıştı. Bugün itibariyle 29 vatandaşımız taburcu edilmiş olup, 22 yaralımızın tedavisi hastanelerimizde devam etmektedir” denildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bolu Belediyesi İtfaiyeden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürü, işletme sahibi, şirket genel müdürü ve otel müdürünün de aralarında bulunduğu toplam 11 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturmanın “büyük bir hassasiyetle çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğünü” belirten Bakan Tunç, alanında uzman 7 kişilik bilirkişi heyetinin de incelemeleri sürdürdüğünü kaydetti.

İçişleri Bakanlığı, hayatını kaybeden 56 kişinin kimliklerinin tespit edildiğini, 45 kişinin cenazelerinin ailelerine teslim edildiğini bildirdi. Kimliği tespit edilemeyen cenazeler Ankara’daki Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Yangının ilk çıktığı andan itibaren ihmaller gündeme geldi. Facianın yaşandığı gün bölgeye giden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, CHP’li Tanju Özcan’ın başkanlığını yaptığı Bolu Belediyesi’ni suçladı. Ersoy denetim yetkisinin belediyeye bağlı itfaiyede olduğunu söyledi.

Özcan ise bu iddiaları reddetti ve belediyeden otele verilen en son ‘uygun’ belgesinin 2007 yılında AK Partili başkan döneminde verildiğini söyledi. Özcan 2012’de yapılan yönetmelik değişikliğine de atıf yaptı: ”İtfaiyenin yetkisi budandı. Yaptırım gücü hiç kalmadı. Yani bakanlar doğruyu söylemiyor.”

Bolu Belediye Başkanı ancak ‘talep’ üzerine denetim yapabildiklerini söyledi.

Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün 12 Aralık’ta talep üzerine Grand Kartal Otel’de inceleme ve denetleme yaptığı ortaya çıktı.

Denetleme sonucunda tahliye çıkışlarının, ışık yönlendirme levhalarının, binadaki acil aydınlatmanın yetersiz olduğunu tespit edildi. Söndürme gereçleri talimatlarının, algılama sistemleri, yangın alarmı, duman havalandırma ve tahliyenin yetersiz olduğu da belirlendi.

Paylaşın

Türkiye’de Adaletin Olmadığını Düşünenlerin Oranı Yüzde 71

ASAL Araştırma’nın anketine göre; Türkiye’de adaletin olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 71. Ankete göre; Türkiye’de adaletin olduğunu düşünenlerin oranı ise 21.1.

ASAL Araştırma’nın ocak ayında 1800 kişiyle gerçekleştirdiği adalet anketinin sonuçları belli oldu. Ankete katılanların büyük çoğunluğu Türkiye’de adaletin olmadığını düşünüyor.

ASAL Araştırma 1800 kişinin katılımıyla  Türkiye genelinde 26 ilde 10-14 Ocak 2025 tarihleri arasında anket çalışması yaptı. Ankette “Türkiye’de adalet var mı?” sorusu soruldu.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 21.1’i “Türkiye’de adalet var” yanıtını verdi. Ankete katılanların yüzde 71’i ise “adalet yok” dedi. Yüzde 7,9’u ise cevap vermedi.

Ankette aylara göre karşılaştırma oranları da paylaşıldı. Buna göre, Temmuz 2024’te “adalet var” diyenlerin oranı yüzde 19,2 iken Ağustos 2024’te bu oran 18,5, Ocak 2025’te ise yüzde 21,1 oldu.

‘Adalet yok’ diyenler ise, Temmuz 2024’te yüzde 70,5, Ağustos 2024’te yüzde 74, , Ocak 2025’te yüzde 71 oldu.

Asal Araştırma’nın 17-27 Ağustos 2024 tarihlerinde “Sizce Türkiye’de adalet var mı, yok mu?” sorusunu yönelttiği bir anket daha yapmıştı.

Anket sonuçlarına göre; “Adalet var” diyenlerin oranı yüzde 18.5, “Adalet yok” diyenlerin oranı 74 olmuştu.  Ankete katılanların yüzde 7.5’i ise soruyu yanıtsız bırakmıştı.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ Tutuklandı

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlaması yöneltilen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı. Özdağ, “Cumhurbaşkanına hakaret” sulamasından ise serbest bırakıldı.

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Ankara’da gözaltına alınan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından serbest bırakılan Ümit Özdağ, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından ise tutuklandı.

Ümit Özdağ hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Pazartesi günü soruşturma başlatılmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, söz konusu soruşturmanın Özdağ’ın iki gün önce yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında dile getirdiği ifadeler nedeniyle başlatıldığı bildirilmişti.

Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Özdağ’ın sözlerinin hakaret ve tehdit içerdiğini belirtilmişti.

Ümit Özdağ, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Erdoğan’a hakaret iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılan konuşmamı Antalya’da Zafer Partisi 4. il Başkanları Çalıştayı’nda yaptım” demişti.

Konuşma yerinin Antalya olduğunu fakat Antalya Başsavcılığı veya Ankara Başsavcılığı yerine soruşturmanın İstanbul Başsavcılığı tarafından açıldığına dikkat çeken Özdağ, “Bu konuşmayı 1000 defa daha yapmaya hazırım. İster hapse atın, ister kurşuna dizin. Atatürk’ten ve kurduğu Cumhuriyet’ten taviz vermeyeceğiz. Atatürk’e ve Cumhuriyete saldırılara cevap vereceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Ümit Özdağ ne demişti?

Özdağ, Antalya’da Erdoğan ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: “Hiçbir Haçlı Seferi Türk milletini Deist, Ateist, Hristiyan yapamamıştır. Erdoğan döneminde Türk milletinin geniş kesimleri Allah’la aldatanlardan dolayı dinlerinden soğumaya başladılar ve Erdoğan döneminde deist, ateist oranı yüzde 16’yı aştı.

Erdoğan, Türk milletinin devletini tarikat ve cemaatler arasında dağıtarak, şirk koşanları devlete ortak ederek, Türk milletinin inancına zarar vermektedir, milyonlarca sığınmacı ve kaçağı Anadolu’ya sokarak, Türk milletinin kültürünü tahrip etmektedir. Yaşanan şey aslında bir AKP faşizmidir.”

“Bu davanın savcısı Erdoğan’dır”

Özdağ’a destek için adliyeye giden siyasetçiler arasında ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da yer aldı.

Adliye önünde açıklama yapan Özgür Özel, “Millet Erdoğan’a rakiplerini hapse atsın diye yetki vermedi. Millet Erdoğan’a siyasi parti genel başkanlarını yemek yerken gözaltına aldırsın, polis eşliğinde getirsin, nezaretlerde tuttursun, savcılara sorgulatsın diye yetki vermedi” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi parti genel başkanlarının hukuku, birbirlerine emanettir. Bu siyasetin olmazsa olmaz erdemidir, hakim olması gereken duygu budur. Ama bugün bir siyasi partinin genel başkanı, diğer siyasi partilerin genel başkanlarıyla siyasi rekabet etmek yerine, kötü niyetle tasarlanmış bir siyasi operasyonu hukukçular eliyle işletmektir… Bunun demokrasilerde kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Bu korkaklıktır, bu tükenmişliktir, bu acziyettir.”

Müsavat Dervişoğlu, soruşturmaya konu olan konuşmanın Antalya’da yapılmış olmasına ve Özdağ’ın Ankara’da ikamet etmesine rağmen hukuki sürecin İstanbul’da yürütülmesine işaret ederek, “Bu bize sıkıyönetim dönemlerini hatırlatıyor. Acaba İstanbul’a özel bir sıkıyönetim karakolu mu kuruldu ya da sıkıyönetim savcılığı mı oluşturuldu?” diye sordu.

Dervişoğlu, “Herkes iyi bilsin ki; milliyetçiler, Atatürkçüler, demokratlar, vatanseverler artık yarışmayacak. Herkes şahit olsun ki birleşeceklerdir” ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, “Bu davanın savcısı Erdoğan’dır” dedi.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Bir Günlük Milli Yas İlan Edildi

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, Kartalkaya’da bir otelde çıkan yangına ilişkin, “Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir” dedi ve ekledi:

“Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaralanan kardeşlerimizden 17’si taburcu edilirken biri yoğun bakımda olmak üzere diğerlerinin tedavisi devam ediyor. AFAD ve sağlık birimlerimiz yanan otelde çalışmalarını sürdürüyor. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Yangına farklı kurumlarımızdan toplam 156 araç ve 428 personelle müdahale edilmiştir. Gerek yangının çıkış sebebini gerekse faciada sorumluluğu olanları tespit etmek amacıyla idari ve adli soruşturmalar başlatılmıştır.

İlk etapta aralarında facianın yaşandığı işletme sahibinin de olduğu 4 kişi gözaltına alınmıştır. Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir. Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yakınlarına sabır dileklerimi iletiyorum.

Eğitim, savunma, güvenlik, bölgesel görüşmeye kadar kritik konuları değerlendirdiğimiz bir kabine toplantımızı daha tamamladık. Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda büyük bir gayret içinde olduk. 2025 yılını Aile Yılı olarak ilan edeceğimizi paylaşmıştık. Aile toplumun temelidir diyen anayasamızın 41. maddesinin çizdiği çerçeve içinde aileyi güçlendirecek tedbirleri hayata geçiriyoruz. Özellikle cinsiyetsizleştirme politikaları, aile politikaları hedef alan küresel bir haçlı seferine dönüşmüştür.

“İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı…”

Milletimiz için varoluşsal bir tehdide dönüşen bir diğer husus 1,51’e kadar düşen doğurganlık hızımızdır. Nüfusun yenilenme düzeyinin 2,1 olduğu göz önünde bulundurulduğundan tehdidin vehameti daha net anlaşılacaktır. Ülkemizde ilk evlenme yaşı kadınlarda 26, erkeklerde 28’e çıkmıştır. İlk anne olma yaşı ise 29’u aşmıştır. İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı önce durdurmamız sonra da tersine çevirmemiz gerekiyor. 2025 senesini bütün bu gerçekler temelinde Aile Yılı ilan ettik.

Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteği sunduk. Yeni doğacak ilk çocuk için verdiğimiz tek seferlik doğum yardımını 5 bin liraya yükselttik. İkinci ve sonraki çocuklar için vereceğimiz çocuk yardımlarını her ay annelerimizin hesabına yatıracağız. Farklı destek, teşvik ve yardımlarla aileyi güçlendirip, çocuk sahibi olmayı teşvik edeceğiz.

Göz bebeğimiz olan çocuklarımızın başıboş köpek sürülerince parçalanmasının izahı açık söylüyorum ne kendimize ne vicdanımıza ne de milletimize yapamıyoruz. Yüksekova’da bir evladımızın hayatını kaybettiği olay hepimizi derinden yaralamış ve sarsmıştır. Daha önce de benzer hadiselere şahit olmuş bunun üzerine harekete geçmiştik. Bu sorunun çözümsüz kalmasından çeşitli lobilerin karşı çıkmasına rağmen mevzuatımızda gerekli görüşmeleri yaptık. Görüşmelerde mecliste yaşanan edepsizlikleri, densizlikleri hiçbirimiz unutmadık ve unutmayacağız. Yüksekova’daki yürek burkan olay yasal düzenlemenin ve endişelerimizin ne kadar isabetli olduğunu tekrar teyid etmiştir.

Türkiye’ye, okula, kütüphaneye, parka giden çocuklara sahipsiz köpeklerin saldırdığı ülke utancı yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Siyasi parti ayırt etmeksizin belediyelerimizin tamamı kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmek zorundadır. Farklı bahaneler öne sürerek görevini yapmayanlarla ilgili bundan sonra daha zorlayıcı tedbirleri devreye alacağız. Devletimizin ilgili tüm organları bu konunun üzerine daha kararlı gidecektir. Eslem Teker evladımıza yüce Allah’tan rahmet, acılı ailesi ve arkadaşlarına sabır niyaz ediyorum.

Suriye yeni yönetiminin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile istihbarat başkanının ülkemizi ziyareti esnasında pek çok konuyu ele aldık. Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılması çabalarında da yeni hükümetin ve Suriye halkının yanında olacağız. Suriye toparlanıp güçlendikçe, sadece Suriyeli kardeşlerimiz değil bölgemizin tamamı bundan kazançlı çıkacaktır.

Arap ve İslam aleminin bu ülkeye destek olması önemlidir. Batılı kurumların uyguladığı yaptırımlar da bir an evvel kaldırılmalıdır. Bu konudaki hassasiyetimizi Slovakya Başbakanı ile paylaştım. NATO müttefikliğimizin yanısıra stratejik ortaklıkla tesis ettiğimiz Slovakya ile ilişkilerimizi kazan kazan temelinde ilerleteceğiz. Partimizin il kongreleri vesilesiyle birçok yatırımın resmi açılışını yaptık.

İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden sonra Gazze’ye başlattığı saldırılar önceki gün ateşkesin yürürlüğe girmesiyle şimdilik son buldu. İsrail’in kasıtlı şekilde sivilleri hedef alan saldırılarda 50 bin Gazzeli şehit oldu. 110 binin üzerinde kardeşimiz yaralandı. İsrail kelimenin tam manasıyla bir soykırım ve Gazze’yi insansızlaştırma politikası uyguladı.

Sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar Gazze’deki yıkımın ne kadar devasa boyuttu olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye olarak çok boyutlu diplomasiyle ateşkes mutabakatın sağlanması için gereken desteği verdik. Gazzeli kardeşlerimizin yüzlerinin gülüyor olmasından biz de memnuniyet duyuyoruz. Rabbim İsmail Heniye başta olmak üzere İsrail’in kalleş ve insanlık dışı saldırılarında şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhlarını şâd, mekanlarını cennet eylesin diyorum.”

Paylaşın

Kartalkaya’da Bir Otelde Çıkan Yangında Can Kaybı 76’ya Yükseldi

Bolu’nun Kartalkaya beldesinde yer alan bir otelde çıkan yangında 76 kişi yaşamını yitirdi, 51 kişi de yaralandı. Saat 03.30 sıralarında çıkan yangının çıkış nedeni araştırılıyor.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya olay yerinden yaptığı açıklamada otelde 238 kayıtlı misafir bulunduğunu, ilk ihbarın saat 03.27’de alındığını belirtti. Yerlikaya yangının söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Yerlikaya, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma kapsamında olayla ilgili 9 kişinin gözaltına alındığını da ekledi.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da 51 yaralıdan birinin durumunun ağır olduğunu, 17’sinin ise taburcu edildiğini bildirdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da, yangınla ilgili Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını ve altı Cumhuriyet savcısının görevlendirdiğini açıkladı. Tunç ayrıca, beş kişilik bilirkişi heyeti oluşturulduğunu ve soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü belirtti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, otelin 2021 ve 2024 yılında denetimlerinin yapıldığını ve yangın yeterlilik ruhsatlarının talep edildiğini söyledi. Ersoy, “Bugüne kadar itfaiye tarafından yangın yeterliliği ile ilgili olumsuz bir durum tarafımıza yansımadı” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da, yangında hayatını kaybeden vatandaşlara başsağlığı dileyerek yangınla ilgili 4 başmüfettiş görevlendirildiğini kaydetti. Işıkhan, “Müfettişlerimiz gerekli incelemeleri yapacaktır. Bakanlık olarak süreci yakından takip ediyoruz” ifadesini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sorumlulardan hesap sorulması için gereken her türlü adımın atılacağını söyledi.Erdoğan, sosyal medya hesabından yangına ilişkin başsağlığı mesajı da yayınladı:

“Bolu Kartalkaya’da bulunan bir otelde meydana gelen yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bizim de ilk andan beri ilgili kurumlarımız vasıtasıyla yakından takip ettiğimiz ve soruşturmaların derhal başlatıldığı bu elim hadiseden etkilenen tüm kardeşlerime ve Bolu’muza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

CHP yangın nedeniyle programını erteledi

Diğer yandan İstanbul’da bugün yeni siyasi yol haritasını açıklaması beklenen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Beşiktaş Belediyesi’nde yapacağı TBMM Grubu toplantısını yangında can kayıpları bulunması nedeniyle belirsiz bir tarihe erteledi.

Erteleme kararı sonrası il başkanlarıyla buluşmak üzere İstanbul İl Merkezi’ne geçen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu şartlar altında siyasetin sıcak gündemine girmenin mümkün olmadığını söyledi. Özel, bu yaslı günde sorumluları işaret ederek bir siyasi kavgaya girmeyeceklerini ama gelecek günlerde sıranın sorumlulara da geleceği ifade etti.

Paylaşın

Kürşad Zorlu AK Parti’ye Katıldı; Rozetini Erdoğan Taktı

2025 yılının ilk günlerinde İYİ Parti’den istifa eden Kürşad Zorlu, AK Parti’ye katıldı. Zorlu’yla birlikte 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası İYİ Parti’den istifa edip AK Parti’ye geçen vekil sayısı beş oldu.

Haber Merkezi / 2023 seçimlerinde 44 milletvekiliyle parlamentoya giren İYİ Parti’nin sandalye sayısı 28. Meclis’teki bağımsız milletvekili sayısı ise 12.

İYİ Parti’den istifa eden Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, AK Parti’ye (Adalet ve Kalkınma Partisi) katıldı. Zorlu’ya rozetini AK Parti’nin Ankara il kongresinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.

Kürşad Zorlu il kongresinde yaptığı konuşmada AK Parti lideri Erdoğan’a teşekkür etti.

Böylelikle 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası İYİ Parti’den istifa edip AK Parti’ye geçen vekil sayısı beş oldu.

Kürşad Zorlu kimdir?

9 Nisan 1977 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Kürşad Zorlu,  ilk, orta, lise öğrenimini Yozgat’ın Yerköy ilçesinde tamamladı. Zorlu, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi.

Kürşad Zorlu’nun babası MHP’den 1994-2004 arası Yerköy belediye başkanlığı yapmış olan Bahri Zorlu’dur.

19 Ekim 2022’de TBMM grup toplantısında İYİ Parti’ye katılan Kürşad Zorlu, aynı gün İYİ Parti Sözcüsü ve genel başkan başdanışmanlığına getirildi ve 3 Mayıs 2024’e kadar bu görevini sürdürdü.

Zorlu, 2023 tarihinde gerçekleştirilen 3. İYİ Parti Olağan Kurultayı’nın ardından İyi Parti Medya İlişkileri Başkanı görevine getirildi.

Paylaşın