Türkiye’ye F-16 Satışını Engelleme Yolunda İlk Adım

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 mali yılı bütçesini içeren ve ABD savunma harcamaları politikalarını belirleyen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına yapılan ekleme ve düzeltmeler, Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nde tamamlandı.

Tasarıya, çeşitli konularla ilgili toplamda 650 ekleme yapılırken, bu eklemelerden biri de Demokrat Partili New Hampshire Vekili Chris Pappas’ın ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışının iki şarta bağlanmasını öngören ve revize edildikten sonra Komite’ye tekrar sunulan önergesi oldu.

Pappas’ın önergesine göre, Başkan Joe Biden’ın, Senato ve Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler ve Silahlı Kuvvetler Komitelerine bu satışın ABD’nin “ulusal çıkarına olduğunun” ve “bu F-16’ların Türkiye tarafından Yunanistan toprakları üzerinde yetkisiz uçuşlar için kullanılmamasını sağlamak için atılan somut adımların ayrıntılı bir izahatını” vermesi gerekecek.

Tasarı, bu haliyle ilgili komitelerde ve Genel Kurulda görüşülüp oylanacak. Halihazırdaki eklemeler aynı şekilde kabul edildiği takdirde yasalaşması için ya tasarının Kongre’nin üst kanadı Senato versiyonunda yer alması ya da Kongrenin iki kanadından oluşan Konferans Komitesinin iki versiyonu birleştireceği tek tasarı metninde yer alması gerekiyor.

Önerge, Yunanistan basınında

Yunanistan’ın Ekathimerini haber sitesi, Demokrat Partili vekil Chris Pappas’ın önergesinin yasa tasarısına eklenmesini “Türkiye’ye F-16 satışını engelleme yolunda ilk adım” başlıklı haberiyle duyurdu.

Önergenin, “belli şartları karşılamamaması durumunda Türkiye’ye F-16’lar veya modernizasyon kitleri satışının yasaklanmasını” öngürdüğünü yazan Ekathimerini’den Dora Antoniou, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fakat, bu değişiklik, Başkan’ın Kongre’de bunun ABD’nin milli güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu belgelendirmesi durumunda bu kısıtlamaları geçersiz kılmasına izin veren bir alan açıyor.

Bu durumda, ABD Başkanı’nın ABD silahlarının başka bir NATO üyesinin egemenliğini ihlal etmek için kullanılmadığından emin olmak için belli önlemleri içeren detaylı bir izahat sunması gerekiyor.”

Pappas, önergelerden birini geri çekmişti

NDAA tarasısını görüşen Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nin internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, New Hampshire vekilinin Komite’ye sunduğu ve Türkiye’nin ismini vermeden “bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan bir ülkeye” silah satışının yapılmasını yasaklayan tasarı, “tekrar değerlendirmek üzere” geri çekilmişti.

Demokrat Partili vekil Pappas, isim vermeden Türkiye ve Yunanistan’a atıfta bulunarak sunduğu tasarıda özetle şöyle demişti:

“Başkan’ın, bir önceki yıl, bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan veya başka bir üye ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü başka şekillerde ihlal eden bir ülkeye, Senato ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitelerine bu ülkenin artık söz konusu ihlalleri yapmadığını ve 6 ay önceden bu ihlalleri durdurduğunu teyit etmeden, Silah İhracatı Kontrol Yasası’nın 36’ncı maddesine tabi olan herhangi bir savunma ekipman veya hizmetini transfer etmesi yasaktır.”

Türkiye, 2021 sonbaharında ABD’den 40 F-16 savaş uçağı ve mevcut filosu için 80 modernizasyon kiti talep etmişti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Eleştirilere Yanıt: Çizmemi Gösteriş Olsun Diye Giymem

İstanbul’daki sel felaketi sırasında “tatilde olduğu” yönünde eleştiriler alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, basın toplantısı düzenledi. İmamoğlu, “Gelişmeleri ekiplerimizden bilgi alarak an ve an takip ettim. Gelişmeleri ekibimizle yönettik. Çizmemi gösteriş olsun diye değil, afet öncesinde altyapı çalışması yaparken giyerim” dedi.

“İstanbul genelinde adına afet denilecek bir olay yaşanmadığını, sadece Esenyurt’ta sınırlı bir sorun yaşandığını söyleyen İmamoğlu, “Aynı yerde geçmiş yıllarda defalarca sorun yaşandı” dedi.

“Esenyurt’ta dere yatağını ben başka yere aldırmadım. Dere yatağını ben daraltmadım. Esenyurt’u vahşi yapılaşmaya ben açmadım. Geçmiş dönemin Esenyurt Belediyesi ve İBB yönetimi, dünyanın en çirkin şehrini var eden o zihniyet yaptı tüm bunları” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Çizmeni giy, alanda fotoğraf ver şeklinde telefonlar aldım. Ben çizmemi gösteriş olsun diye değil, afet sonrasında değil, afet öncesinde altyapı çalışması yaparken giyerim” dedi.

İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“O gün İstanbul genelinde afet benzeri bir durum yaşanmadı. Birkaç ilçede yaşanan su baskınları oldu. Sadece Esenyurt’un Pınar Mahallesi’nde sınırlı bir hatta, hatta bir sokakta sorun yaşandı. Kaldı ki aynı yerde geçmiş yıllarda defalarca sorun yaşanmıştır. Son olarak 2020 yılında yaşanan sorun sonrası bu bölgeye kalıcı çözüm oluşturmak adına da yatırım kararı aldık ve süreci devam ediyor. Tam 8 milyonu aşan bir yatırımdan bahsediyoruz.

Yağış gece yarısından sonra şiddetini arttırmıştı. Gelişmeleri ekiplerimizden bilgi alarak an ve an takip ettim. Gelişmeleri ekibimizle yönettik. Ne yazık ki son yıllarda Türkiye’de pek çok alanda işlerin normalinden saptığını yaşamaktayız. Mevcut iktidarın uygulamaları nedeniyle dejenere bir olgu ortaya çıktı. Tüm alanlarda tek adamlık anlayışı. Bu tek adamlık anlayışı yaygın bir hale getirilmek isteniyor.

“İBB tek adam anlayışı ile yönetilmeyecek”

Ülkenin önemli noktalarında görev yapanlar kendi akıllarıyla değil hep o ‘tek adam’ dediği ne ise onun için harekete geçiyor. Her şeyi yapan o tek adam olmalı. Tek adam olmazsa hiçbir şey yürümez, yürüyemez algısı yaratılmalı. Bu milim milim işlenen bir algı süreci. Bu dejenere bir yönetim şekli ve iş yapma halidir. Tek adamlığın bu denli yüceltilmesi ve her alana yayılmaya çalışması çok tehlikeli bir durumdur. İBB 3 yıldır tek adam kafasıyla yönetilmiyor. Ülkeyi tek adam kafasıyla yönetenler bu gerçeği anlasın. Ben başkan olarak kaldığım sürece İBB tek adam anlayışı ile yönetilmeyecek.

“Şov yapmaya değil sorunu çözmeye odaklandık”

O gece sabaha kadar İBB’nin çalışanları sahadaydı. Sabahın ilk ışıklarına kadar tüm süreci dev kadro ile yönettik. Şov yapmaya değil sorunu çözmeye odaklandık ve sorunu çözdük. ‘Çizmeni giy, alanda fotoğraf ver’ şeklinde telefonlar aldım. Ben çizmemi gösteriş olsun diye değil, afet sonrasında değil, afet öncesinde altyapı çalışması yaparken giyerim. Ben çizmeyi 25 yıldır çözülmemiş altyapı sorunlarını çözmek için giyiyorum.”

Paylaşın

1200 Koltuk İçin Bürokrat Aranıyor

Oksijen’den Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, son yazısında, AK Parti’nin kadrolaşma sürecine ve sorunlara dikkat çekti. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçime girip kaybetmesi durumunda bürokrası de yaşanacak boşluklara dikkat çeken gazeteci Tahincioğlu, Altılı Masa’nın da bu konuda çalışmaları olduğunu belirtti.

Gökçer Tahincioğlu’nun “1200 koltuk için bürokrat aranıyor” başlıklı yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimin yaklaşması, muhalefetin 20 yıllık AKP iktidarı döneminde ilk kez seçimi kazanmak konusunda bu kadar iddialı olması, tartışmaların da boyutlanmasına yol açıyor.

Bu tartışmalardan biri de olası bir iktidar değişikliğinde yeni hükümetin 20 yılda oluşan AKP kadrolarıyla nasıl uyum içinde çalışacağı konusunda.

İktidara yakın bazı isimler sadece bu durumun bile iktidar değişikliğinin Türkiye’nin yararına olmayacağır gösterdiğini savunuyor.

Türkiye’de bürokratik kadrolara yönelik gelenekler de değişimin çok kolay olmadığını gösteriyor. Gene alışkanlık geçmişte üçlü kararnameyle atanan üst düze bürokratların sadece iktidar değiştiği için görevden alınamayacağı yönünde. Zira eski uygulamalar, görevden alınan bürokratların yargı kararıyla eski görevlerine dönebildiğini, yeniden göre almaları durumunda yargının net bir şekilde göreve

başlatılmaları yönünde kararlar verdiğini, bu davaların da yıllar sürdüğünü gösteriyor.

Ancak tartışmalarda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra getirilen yeni kural ve düzenlemeler göz ardı ediliyor.

Kararnamede tek tek pozisyonlar belirtilmiş

Bu tartışmaların yanıtı Cumhurbaşkanlığı’nın 10 Temmuz 2018 tarihli, 30474 sayılı “Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” nde gizli.

“3 Numaralı Kararname” olarak anılan kararnamenin 4. maddesinde, 1 No’lu Cetvel olarak nitelenen listede yer alan bürokratların görev süreleri ele alınıyor. Kararnamenin ilgili düzenlemesi şöyle:

“Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerin atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.”  Bu düzenlemeye göre No’lu Cetvel’de yer alan makamlara atananların görev süresi Cumhurbaşkanlığı seçimi ile doluyor. Seçilen Cumhurbaşkanı’nın her koşulda bu görevlere yeniden atama yapması ya da bu koltuktaki kişinin görevini sürdürmesine yönelik bir karar vermesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçilse bile kararnameye göre bu kadrolara yeniden atama yapmak zorunda. Erdoğan değil de bir başka ismin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde de bu kadroların tamamı otomatik olarak boşalacak ve yeniden atama yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kararnamesi eskiden farklı olarak, aynı zamanda hükümet başkanı da olan yeni Cumhurbaşkanı’na kendi kadrolarıyla çalışma imkanını sunuyor.

MİT Müsteşarından Diyanet İşleri Başkanı’na, TRT Genel Müdürü’nden Merkez Bankası Başkanı’na, valilerden rektörlere kadar yüzlerce makam ve kadro sıralanıyor.

Buna göre cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, seçilecek ismin yaklaşık olarak 1200 ismi bu makamlara ataması gerekiyor.

Atanmayanın yargıyla dönme şansı yok

Buna göre valiler, rektörler, YÖK üyeleri, müsteşarlar, üst düzey kuramların genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri seçimle birlikte koltuklarından kalmak zorunda olacak. Yeniden bu göreve atananlar, cumhurbaşkanı görevde kaldığı ve kendisinden memnun olduğu sürece görevim sürdürebilecek. Ancak yeniden atanamayanlar için kararnamedeki düzenleme açık olduğu için yargı kararıyla bu göreve dönme şansı olmayacak. Yargıya “Neden yeniden atanmadım” başvurusu yapılması olası değil Anketlerin moralleri yükselttiği altılı masada hem seçime yönelik umutların büyük olması hem de söz konusu düzenleme bedeniyle hummalı bir çalışma yürütülüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce bürokratları uyarmış ve yeni dönemde liyakati esas alacaklarını söylemişti. CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan altılı masada da bu konu da gözden geçirildi. Alman bilgiye göre liderlerin talimatıyla cumhurbaşkanının değişmesiyle boşalacak kadrolar için çalışma başlatıldı. Listeler üzerinde çalışan komisyon, liderlere tüm koltuklar için isim önerecek.

Altılı masanın ortakları bu çalışmaya büyük önem veriyor. Sızan bilgilere göre cumhurbaşkanının değişmesiyle birlikte, hemen ertesi gün bütün bu kadrolara hemen atama yapabilecek şekilde bir hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin listeler konusunda ortaklaştığı başlık liyakat. Bu nedenle kızağa çekilen, kıyıda koşede kalan bürokratların isimleri gözden geçiriliyor, ilk kez atanabilecek isimler değerlendiriliyor.

Paylaşın

Siyasete Yaz Tatili Yok, Muhalefet Sahada Olacak

Meclis kapandı, siyasete verilen bayram arası gelecek hafta bitecek. Uzun süredir sahada olan muhalefet partileri yaz aylarını da yoğun bir tempoda geçirmek için planlamalarını yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarına, “Millet bunca sorunla boğuşurken, ülke sıkıntıdayken tatil yapma hakkımız yok. Meclis’in açılacağı 1 Ekim’e kadar sahada olacağız, maratona devam edeceğiz” dediği biliniyor.

CHP 2 ayda 8 ilde grup toplantısı yapacak

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; Parti programına göre ağustos ayı başından ekim ayına kadar geçen iki ayda her hafta bir ilde grup toplantısı yapılacak. 2 Ağustos’ta ilk olarak Ağrı ile başlayacak grup toplantıları bir sonraki hafta Edirne’de olacak. Diğer 6 grup toplantısı da ağırlıklı olarak CHP’nin az oy aldığı İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi illerinde yapılacak. Ekim ayına kadar her salı saat 13.30’da farklı illerde yapılacak grup toplantılarında Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından sonra milletvekilleri o kentin ilçelerinde çalışmalar yürütecek.

CHP’nin Mersin’de başlattığı, İstanbul ile devam eden Milletin Sesi mitingleri de yaz aylarında sürecek. 23 Temmuz’da Balıkesir’de yapılacak mitingin ardından yazın 1-2 kentte daha miting olması bekleniyor. Bu arada parti bünyesinde kurulan Doğu, Karadeniz, esnaf ve ekonomi masalarının çalışmaları da yaz boyunca devam edecek.

Akşener 2. Türkiye turuna başladı

İYİ Parti de hem genel başkan düzeyinde hem de parti yöneticilerinin ayrı programları kapsamında yaz boyunca sahada olacak. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ocak 2020’de başladığı il ve ilçe ziyaretleri kapsamında 81 kent turunu geçtiğimiz aylarda tamamladı. İkinci turunda 15 il ziyaret eden Akşener yaz boyunca aynı tempoda çalışmaya devam edecek. Gittiği illerde ilçeleri de ziyaret eden Akşener’in bugüne kadar 400’ün üzerinde ilçeye gittiği seçime kadar da bunu 922’ye tamamlayacağı ifade ediliyor. Parti yöneticileri Akşener’in Türkiye’nin tüm ilçelerine giden lider olarak tarihe geçeceğini kaydediyor.

İYİ Parti genel merkez planlamasına göre Akşener yaz boyunca her hafta 3-4 kente gidecek. Akşener’in gelecek hafta ziyaret edeceği kentler Samsun, Ordu ve Giresun olacak. Akşener’in yanı sıra parti yöneticileri de farklı illerde çalışmalar yürütecek.

HDP’de hedef 1 Eylül Dünya Barış Günü

HDP 3 Temmuz’da gerçekleştirdiği 5. Olağan Kongresi’nin ardından bu hafta sonu parti organlarını oluşturacak. 17 Temmuz Pazar günü toplanacak yeni Parti Meclisi MYK üyelerini belirleyecek. Yeni MYK’nın da 18 Temmuz’da ilk toplantısını yapıp yaz programını da oluşturması bekleniyor. Parti yöneticileri programın hafta başında netleşeceğini ifade ederken yaz boyunca hem iki eş genel başkanın hem de parti yöneticisi ve milletvekillerinin sahada olacağını ifade ediyor. Farklı illerde halk buluşmaları, toplantılar yapılacağını kaydeden HDP yöneticileri özellikle 1 Eylül Dünya Barış Günü için özel çalışmalar yapılacağını kaydediyor.

Gelecek Partisi iki koldan çalışacak

Gelecek Partisi’nde de saha çalışmaları yaz boyunca iki koldan sürecek. Genel Başkan Ahmet Davutoğlu il ziyaretlerini sürdürürken partisinin bölge toplantılarına katılacak. Gelecek hafta Giresun ve Balıkesir’e gidecek olan Davutoğlu’nun İstanbul ve Ankara’nın ilçelerine de yaz boyunca ağırlık vermesi bekleniyor. Gelecek Partisi’nde 19 genel başkan yardımcısı ve gölge kabine olarak nitelendirilen politika kurullarındaki yöneticiler de yaz boyunca belirlenen illerde özel çalışma yürütecek. Gidilen il ve ilçelerde esnaf ziyaretleri yapılacak, halk buluşmaları gerçekleştirilecek, yerel medyaya ziyaretler yapılacak.

Ali Babacan il ziyaretlerini sürdürecek

Yeni kurulan siyasi partiler Gelecek Partisi ve DEVA Partisi de yoğun bir yaz çalışması için planlama yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan il gezilerini yaz boyunca sürdürecek. Gelecek hafta başlayacak ve 4 gün sürecek program kapsamında Babacan Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Rize ve Artvin’i ziyaret edecek. Yaz boyunca her hafta bu şekilde ziyaretler devam edecek.

Muhalefet partilerinin yaz ayları için planladığı bu çalışmalar Meclis çalışmaları başladıktan sonra yeniden programlanacak. Seçim takvimi belli olduktan sonra ise ayrı kampanyalar düzenlenecek.

Paylaşın

CHP’den Her Hafta Bir İlde Grup Toplantısı

Meclis’in kapanmasının ardından yaz dönemi çalışmalarına başlayan CHP, her hafta bir ilde grup toplantısı yapacak. Cumhuriyet gazetesine konuşan CHP Genel Başkan Başkordinatörü Erdoğan Toprak, ilk toplantının 2 Ağustos’ta Ağrı’da yapılacağını söyledi.

Türkiye’nin doğusundan batısına her ilde olacaklarını söyleyen Toprak, ikinci toplantının da 9 Ağustos’ta Edirne’de yapılacağını açıkladı.

Toplantıların vatandaşın katılımıyla salı günleri saat 13.30’da gerçekleştirileceğini kaydeden Erdoğan Toprak, “Genel Başkanımızın konuşmasının ardından sözü vatandaşlarımıza bırakacağız. Onların sorularını yanıtlayacağız, dertlerini dinleyip çözüm önerilerimizi sunacağız” dedi.

Miting 24 Temmuz’da

Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de başlattığı ve İstanbul’da sürdürdüğü Milletin Sesi mitinglerine de 24 Temmuz’da Balıkesir’de devam edeceği öğrenildi. Mitingde yine Kılıçdaroğlu’ndan önce kürsüye farklı kesimlerden yurttaşların çıkartılacağı ve konuşma yapacağı belirtildi.

Ziyaretler sürecek

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun il ziyaretlerini de sürdüreceği; muhtarlar, kanaat önderleri buluşmaları gibi programlarını sürdüreceği belirtildi.

Grup toplantısının yapıldığı ilde saha çalışmalarını tamamlayan vekillerin ise illerine döneceği ve buralarda da seçmenlerle bir arada olacağı kaydedildi. Vekillerin ayrıca nisan döneminde olduğu gibi farklı illere de çıkartmalar yapabileceği öğrenildi.

Altılı Masa

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masa son toplantısını 7 Ağustos’ta Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Final toplantısında, daha önceki 5 görüşmede mutabık kalınan konular değerlendirilecek, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlenecek.

Altılı masa son olarak İYİ Parti’nin ev sahipliğinde bir araya gelmiş, toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınlamıştı.

Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Yeniden Bir Araya Geleceği Tarih Belli Oldu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masa son toplantısını 7 Ağustos’ta Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Final toplantısında, daha önceki 5 görüşmede mutabık kalınan konular değerlendirilecek, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlenecek.

Sözcü’nün haberine göre, zirvede “ekonomik krize karşı çözüm önerileri” konusunda somut çözüm yollarının kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Özellikle bazı kesimlerden gelen “Sürekli toplantı yapılıyor, somut bir şey çıkmıyor” eleştirilere karşı cevap verilecek.

Liderlerin, 7 Ağustos’ta birinci turu tamamlanacak görüşmeleri belli periyotlarla sürdürmesi de bekleniyor. Özellikle genel başkan yardımcılarının yer aldığı komisyonların yürüttüğü çalışmaların nihai şekli için liderlerin zaman zaman bir araya geleceği belirtildi.

Altılı masa son olarak İYİ Parti’nin ev sahipliğinde bir araya gelmiş, toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınlamıştı.

Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

DEVA Partisi’nden 90 Ve 360 Günlük 10 Eylem Planı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerilerini içeren 10 eylem planını başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bakanlar olmak üzere Meclis’te bulunan tüm siyasi parti liderleri ve milletvekillerine gönderdi.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, Tarımdan ekonomiye, eğitimden yargıya birçok alanla ilgili 90 ve 360 günlük takvime bağlı önerileri içeren eylem planıyla ilgili Babacan verilecek tüm katkılara açık olduklarını söyledi.

DEVA Partisi son bir yıldır belli aralıklarla Türkiye’nin temel sorunlarına yönelik çözüm önerilerini içeren eylem planları açıklıyor. Bugüne kadar sırasıyla Tarım Eylem Planı, Afet Yönetimi Eylem Planı, Sosyal Politikalar Eylem Planı, Yarına Atılım Eylem Planı, Ekonomi ve Finans Politikaları Eylem Planı, Yerel Yönetimler ve Şehircilik Eylem Planı, Yükseköğretim Eylem Planı, KHK Mağduriyetleri Eylem Planı, Çevre ve İklim Değişikliği Eylem Planı, Adil Yargı Eylem Planı basın toplantılarıyla kamuoyuna açıklandı. Önümüzdeki süreçte de 12 eylem planı daha açıklanarak seçimden önce toplamda 22 eylem planı toplumla paylaşılacak.

Hazırlanan 10 eylem planı DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın mektubuyla tüm yürütme organı yöneticileri ile iktidardan muhalefete tüm siyasi parti genel başkanı, yöneticileri ve milletvekillerine gönderildi. Edinilen bilgiye göre 10 eylem planı kitapçığından oluşan set AK Parti Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye; Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Cumhurbaşkanlığındaki 16 birim yöneticisine; 17 bakan, 66 bakan yardımcısına da gönderildi. Eylem Planları DEVA Partisi’nin de parçası olduğu “Altılı Masa”daki siyasi parti genel başkanlarının yanı sıra Meclis’te temsil edilen ve dışındaki diğer parti genel başkanı ve yöneticileri ile Meclis’teki tüm milletvekillerine gönderildi.

‘Bakış açınızı zenginleştireceği inancıyla…’

Babacan gönderdiği eylem planlarıyla ilgili mektubunda tüm siyasi partilerin milletin sorunlarını aşmak için yürüttükleri çalışmaları takip ettiklerini, başta TBMM olmak üzere, hükûmet ve siyasi partiler nezdinde karşılıklı diyalog ve istişare kültürüyle yürütülecek çalışmaların önemli olduğunu düşündüklerini söyledi, “Bakış açınızı zenginleştireceği inancıyla Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi olarak yaptığımız çalışmaları sizlerle paylaşmayı toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Mektubunda DEVA Partisi’nin seçimlerden sonra uygulamayı taahhüt ettiği politikaları içeren 22 eylem planından 10 tanesinin tamamlandığını anlatan Babacan, “Eş zamanlı olarak hayata geçirmeyi amaçladığımız bu eylem planlarımızda yer alan tüm maddelerin maliyetinin tek tek hesaplandığının ve her bir maddenin 90 veya 360 günlük bir takvime bağlandığının altını özellikle çizmek istiyorum. Eylem planlarımızın değerli katkılarınızla gelişmeye açık, yaşayan birer doküman olduğunu hatırlatarak çalışmalarımızı sizlere sunmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, sizin ve ailenizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum” dedi.

Paylaşın

HDP’li Sancar: PKK İle Bir Bağımız Yok, Defalarca Söyledik

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP’nin Türkiye’nin bütünlüğü içinde demokratik çözüm için kararlı yürüyüşünü sürdürdüğünü söyleyerek, PKK ile bir bağının olmadığını söyledi.

KRT TV’de Seçil Özer’in canlı yayın konuğu olan Sancar konuşmasında, “Şu anda HDP eğer gerçekten onların dediği gibiyse, bu kadar teveccüh ve kabulü nasıl görsün? Herkes şunu görüyor: 8-10 milyon civarında oy bandı arasında oynuyoruz. Türkiye’yi bölmek isteyen 10 milyon insan mı var, hayır. Bizim başka bir örgüt, PKK ile bir bağımız yok, bunu defalarca söyledik. Kararlarımızı kendimiz alıyoruz” dedi.

Mithat Sancar’ın konuşmasında şunları söyledi:

“Sistematik bir psikolojik savaş yürütülüyor. Bundan etkilenenler elbette olacak ama düşünün ki bundan birkaç yıl önce önyargı daha fazlaydı. Şimdi ise iktidarın söylemlerine kulak asanların sayısı günden güne çok azaldı. Şu anda HDP eğer gerçekten onların dediği gibiyse, bu kadar teveccüh ve kabulü nasıl görsün? Herkes şunu görüyor: 8-10 milyon civarında oy bandı arasında oynuyoruz. Türkiye’yi bölmek isteyen 10 milyon insan mı var, hayır. Bizim başka bir örgüt, PKK ile bir bağımız yok, bunu defalarca söyledik. Kararlarımızı kendimiz alıyoruz. Keşke bir gün parti meclisi toplantımıza veya bir MYK toplantımıza gelseniz, 7 saatten aşağı süren toplantımız yok. Türkiye’nin en kalabalık parti meclisine sahibiz.”

‘Bize artık bu soru sorulmuyor’

Sancar konuşmasına şöyle devam etti:

“Her şey toplantıda enine boyuna tartışılıyor. Bizi izlediklerinde kimsenin şüphesi yok. Bize kapatma davası açtılar, Anayasa Mahkemesi iddianameyi geri gönderdi ‘Bu ne rezalet?’ dercesine. Bütün bunlar ortadayken bize artık bu soru sorulmuyor. Çünkü HDP demokratik siyasette bütün saldırılara rağmen ısrar ediyor. Türkiye’nin bütünlüğü içinde demokratik çözüm için kararlı bir yürüyüş sürdürüyor. Bu konuda en ufak bir tereddüt yok, epeyce bir kesim buna ikna olmuş durumda. İkna olmayan kesimlere kendimizi anlatmak bizim görevimizdir.”

Paylaşın

Türkiye Barolar Birliği: AİHM Kararı Derhal Uygulanmalı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin Osman Kavala davasıyla ilgili dün (11 Temmuz) açıkladığı nihai karara ilişkin bugün yazılı bir açıklama yaptı.

TBB, yazılı açıklamasında “Bir hukuk devleti olmanın gereği olarak AİHM kararı derhal uygulanmalıdır” dedi.

AİHM Büyük Daire, 1.715 gündür Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan ve yeniden görülen Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala ile ilgili dün açıkladığı kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiği hükmüne varmış, Türkiye’yi 7 bin 500 Euro mahkeme masrafı ödemeye mahkum etmişti.

Konuyla ilgili bugün yayınladığı açıklamada şimdiye kadarki yargı sürecini hatırlatan TBB, özetle şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu, hukuk devleti olmanın bir gereği”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Büyük Dairesi, Sözleşme’nin 46/4 maddesi çerçevesinde aldığı kararla Türkiye’nin Osman Kavala ile ilgili 10.12.2019 tarihli AİHM kararını uygulamadığını ve bu nedenle 46. maddenin ihlal edildiği sonucuna vardığını açıklamıştır.

AİHM’in 11 Temmuz 2022 tarihinde açıklanan kararı kesindir. Şimdi yapılması gereken, AİHM kararlarının uygulanarak Osman Kavala’nın serbest bırakılması ve eski halin iadesidir. Eski halin iadesinden anlaşılması gereken, atılı suçların kayıttan silinmesi ve buna ilişkin mahkeme kararlarının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır.

AİHM kararının uygulanması, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan bir yükümlülüğü olduğu kadar hukuk devleti olmanın da gereğidir. Türkiye’nin AİHM yeni kararını uygulamamakta ısrar etmesi, Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden ihracına kadar uzanan yaptırımlar uygulamasına yol açacaktır.

Türkiye Barolar Birliği olarak AİHM kararının derhal uygulanmasını; hukukun üstünlüğü ilkesinin, Anayasa’nın 90/5 maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46/1 ile 19. maddelerinden doğan taahhütlerimizin gereği olarak gördüğümüzü belirtiriz.”

Paylaşın

‘Beyaz Kod’a Başvuran Sağlıkçı Sayısı 101 Bine Yükseldi

Konya Şehir Hastanesi’nde çalışan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’yı bir hasta yakınının öldürülmesi üzerine (6 Temmuz 2022) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, sağlıkçılara yönelik şiddet verilerini derledi.

Bingöl çalışmasında, sağlık çalışanlarının “Beyaz Kod” çağrılarına ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) başvurularına yer verdi.

Her yıl artıyor

Bingöl’ün çalışmasına göre, şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle “Beyaz Kod”a başvuran sağlıkçı sayısı her geçen yıl artıyor.

Beyaz Kod’a ilişkin ilk veriler, Sağlık Bakanlığı’nn 2017 Faaliyet Raporu’nda yer alıyor.

Rapora göre “Beyaz Kod” çağrıları:

  • 2017’de 7 bin 751,
  • 2018 raporlarında herhangi bir veri yok,
  • 2019’da 46 bin 274,
  • 2020’de 72 bin 158,
  • 2021’de ise 101 bin 984.

Sınırlı hukuki destek

Sağlık Bakanlığı 2021 Faaliyet Raporu’na göre: Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne (SABİM), 2021 yılı içerisinde sağlık çalışanları hakkında tehdit ve şiddet ifadeleri içeren 27 bin 560 adet başvuru bırakıldı. Bakanlığın bu tehdit ve şiddet çağrılarına karşı hukuki girişimleri hakkında veri, raporlarda yer almadı.

Bakanlığın sağlıkçılara verdiği hukuki destek ise 2021 yılında yüzde 10’da kaldı.

Sağlık Bakanlığı 2019 ve 2020 Kurumsal Beklentiler Raporu’na göre, 2019’da Beyaz Kod sistemine yapılan sadece 7 bin 358 başvuru savcılığa intikal etti.

2020’de ise sadece 7 bin 530 başvuru hukuki yardım kapsamında değerlendirildi.

Bakanlığın 2016 yılında yayınladığı genelge ile taşeron çalıştırılanlar, stajyerler ve intörn hekimler de hukuki destek kapsamı dışında tutuldu.

“Veriler verilmiyor”

27 Mayıs 2022’de bianet’ten Ruken Tuncel’e konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Beyaz Kod çağrılarıyla ilgili şunları kaydetmişti:

“Sağlık Bakanlığı, Beyaz Kod ile ilgili tüm verileri vermiyor. 2020 verilerini alabilmiştik ve orada şiddetin en çok acil servislerde, polikliniklerde ve daha çok kamu hastanelerinde yaşandığını gördük. Demek ki, buralarda aksayan bir durum var.”

Beyaz Kod nedir, nasıl kullanılır?

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek için kullanılan acil durum yönetim aracı.

Sağlık çalışanları şiddet olaylarına maruz kaldıklarında yeterli müdahale ve dış güvenlik gücü desteği sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması ve gerçekleşen olayların analizinin yapılarak ilgili sağlık kurumuna özgü tedbirlerin alınması için çalışma yapılması amacıyla oluşturuldu.

Sağlık çalışanları şiddet olaylarının bildirmek için 24 saat hizmet veren “113” numaralı telefonu veya www.beyazkod.saglik.gov.tr adresindeki bildirim formunu kullanabilir.

Eğer şiddete maruz kalan kişiler beyaz kod bildirimini kendileri yapmadılar ise olayla ilgili tutanaklarına istinaden kurum yetkilisi tarafından www.beyazkod.saglik.gov.tr adresindeki bildirim formu doldurulur.

Eş zamanlı olarak olayın ilgili kurumun hukuk birimine ve adli mercilere intikal ettirilmesi sağlanır. İlgili birimlerden gelen değerlendirmeler sonucu şiddete maruz kalan çalışanlarını avukatlık hizmetleri birimiyle iletişime geçmesi sağlanır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın