Uluslararası Af Örgütü’nden “Gezi Davası” Çağrısı: Derhal Serbest Bırakın

Gezi Davası’nda yargılanan mimar Mücella Yapıcı, akademisyen Ali Hakan Altınay ve iktisatçı Yiğit Ali Ekmekçi’nin beraat etmesinin ardından Uluslararası Af Örgütü, Osman Kavala ve diğer dört düşünce mahkumunun da derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Gezi Davası’nda 2022 yılında Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası verilmişti.

Uluslararası Af Örgütü, Gezi Davası’nda yargılanan mimar Mücella Yapıcı, akademisyen Hakan Altınay ve ve iktisatçı Yiğit Ekmekçi hakkında verilen beraat kararını değerlendirerek, Osman Kavala ve diğer dört düşünce mahkumunun da derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü Kıdemli Türkiye Kampanyacısı Milena Buyum, konuya ilişkin açıklamasında, “Bu karar, yargının siyasi baskı aracı haline gelmesinin utanç verici bir örneğiydi. Yedi yılı aşkın süre boyunca yetkililer, bu kişilere yöneltilen suçlamaları kanıtlamakta başarısız oldu” dedi.

Buyum, beraat kararının yıllardır süren bir adaletsizliğe son verdiğini, ancak cezaevinde tutulan Osman Kavala ve diğer dört kişinin durumunun aynı şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Buyum, “Hâlâ cezaevinde tutulan Gezi Davası düşünce mahkumları derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Uluslararası Af Örgütü daha önce de birçok kez Gezi Davası’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarıyla çeliştiğini ve adil yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini vurgulamıştı.

Ne olmuştu?

Gezi davasında 2022 yılında Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası verildi.

Yargıtay, 2023’teki genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi’nden milletvekili seçilen Can Atalay’ın yanısıra Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e verilen 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

Fakat Mücella Yapıcı, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay hakkında verilen cezalar Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu ve Yapıcı ile Altınay cezaevinden tahliye edildi.

Bozma kararından sonra 2024 başındaki ilk duruşmada mahkeme, Yargıtay kararı uyarınca sanıklar hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasına karar verdi. Yapıcı, Ekmekçi ve Altınay’ın “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yeniden yargılanmasına bugün devam edildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen beşinci duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, tüm sanıklar hakkında “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasından beraat istedi.

Savcı, mütalaasını okurken Mücella Yapıcı’nın daha önce “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını ve orada da beraat ettiğini belirtti.

Ayrıca yeniden başlayan yargılamada Emniyet’e müzekkereler yazıldığı fakat sanıklar hakkında görüntü ve kayıt olmadığı vurgulandı.

Sanık avukatları da mütalaayı destekler ifadelerde bulundu. Mahkeme heyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet iddiasıyla yargılanan Mücella Yapıcı, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay’ın ayrı ayrı beraatine karar verdi.

Hüküm kısmında üç kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları istenmişse de suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmamıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca üç isim de tutuklu kaldıkları süreye ilişkin ayrı ayrı tazminat davası açabilecek.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Operasyonlara Tepki; Erken Seçim Çağrısı

Ataşehir ve Kartal Belediye Başkan yardımcıları ile Şişli, Beyoğlu, Fatih, Tuzla, Fatih, Adalar belediye meclis üyelerinin de bulunduğu 10 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, erken seçim çağrısını tekrarladı.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin yerel seçimler süresinde kullandığı ‘kent uzlaşısı’ kavramına değinmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi hakkında gözaltı kararı verilmesine, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi ve erken seçim çağrısı yaptı.

Ekrem İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’daki bazı CHP ilçe belediyelerimize bu sabah yine şafak operasyonu düzenlendi. 2 belediye başkan yardımcımız ve 7 ilçe meclis üyemiz gözaltına alındı. Seçimlere kadar rutin işlerini yapan, normal hayatlarına devam eden bu insanlar, seçimlerden sonra her nedense aniden ‘terörist’ ilan ediliyor. Tıpkı 65 yaşında ‘terörist’ ilan edilen Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer gibi.

31 Mart seçimlerinde AK Parti’den 12 ilçe belediyesi kazanan, İstanbul’da 26 ilçe belediye başkanlığı kazanan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde rakibine 1 milyon oy fark atan partimizin başarısını sindireceksiniz. Öyle ya da böyle sindireceksiniz. Siyasal depresyonlarınıza, yargıyı alet ederek, çeşitli kılıflara sarılan siyasi operasyonlarınızla bu milletin gözünü boyamanıza dün de izin vermedik bugün de vermeyeceğiz.

İktidar koltuğu da, Cumhurbaşkanlığı makamı da kimseye babasından miras değil. Kimsenin tapulu malı da değil. Sadece milletin malı. Kendisini millet iradesinin üzerinde gören, kendisini milletin efendisi zanneden 1 kişinin kaprislerine memleketi alet etmenin faturasını ödüyoruz. Hayat pahalılığı ile ödüyoruz. Geçim sıkıntısıyla ödüyoruz. Sosyal çürümeyle ödüyoruz. Siyasal çürümeyle ödüyoruz.

İşte bu çürümüş düzenin çürük elmalarını temizlemek, Türkiye’mizi hak ettiği demokrasi ve refaha ulaştırmak için yola çıktık, erken seçim istiyoruz. O sandık erkenden gelecek. Sandık millet isteyince gelir, siz isteyince değil. Sandık gelecek. 1 kişi gidecek, her şey değişecek!”

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör örgütü ile koordineli olarak kent uzlaşısı” ile seçildikleri öne sürülen Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi ve bir sivil hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi. Başsavcılık, bu kişilere yönelik gözaltı işlemleri ve aramaların TSİ sabah 06.00 itibarıyla başladığını belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, operasyonun terör örgütünün HDK çatı yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında yapıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınanların Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, AKP yönetimindeki Fatih Belediyesi ile CHP’li başkanların yönetimindeki Üsküdar, Sancaktepe, Tuzla, Adalar, Şişli ve Beyoğlu Belediye Meclislerinden birer üye ile bir sivil kişinin olduğu kaydedildi.

Açıklamada, haklarında gözaltı kararı verilen isimlerin 31 Mart 2024 seçimlerinde talimatla “kent uzlaşısı”‘ faaliyeti kapsamında seçilmeleri sağlandığı iddia edildi. Açıklamada, “Kent uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu hususu da nazara alındığında adı geçen şüphelilerin terör örgütünün kent uzlaşısı faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından oldukları anlaşılmış olup…” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, 06.00 itibarıyla eş zamanlı operasyonlarda 10 kişinin gözaltına alındığı, polisin adı geçen isimlerin ev, iş yeri ve başkan yardımcılarının makam odalarında arama yaptığı kaydedildi.

Paylaşın

Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a Hapis Cezası

DEM Partili Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Abdullah Zeydan, “yasadışı örgüte yardım ve yataklık” suçlamasıyla yeniden yargılandığı davada, 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Haber Merkezi / Kararın açıklanmasının ardından Van Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplanan Vanlılara seslenen Zeydan, karara tepki gösterdi. Kararın yok hükmünde olduğunu belirten Abdullah Zeydan, davanın siyasi olduğunu söyledi.

DEM Partili Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın “yasadışı örgüte yardım etmek” iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın 8’inci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Zeydan’a “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeye teşebbüs” iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

Abdullah Zeydan, kararın açıklanmasının ardından Van Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplanan Vanlılara seslendi. Kararın yok hükmünde olduğunu belirten Zeydan, davanın siyasi olduğunu söyledi. Daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) benzer davalarda verdiği kararları hatırlatan Zeydan, şunları dile getirdi:

“Buradan artık Türkiye halklarına hukukun ne kadar siyasi iktidarın emrinde ve emelleri için kararlar verdiğini anlatmaya gerek yok. Adalet yok, hukuk yok, Anayasa yok, sadece ve sadece siyasi iktidarın isteklerini, emirlerini yerine getiren bir yargıyla karşı karşıyayız.

Bilirkişi raporlarını tanımayanlar bu davanın kumpas olduğunu teyit etmiştir. Buna rağmen yeniden Van halkının iradesine çökmek için, buna zemin hazırlamak için siyasi iktidarın emriyle bugün yeniden hukuksuz bir ceza verilmiştir. Bizim için önceki kararlarda olduğu gibi bu karar da yok hükmündedir.”

Daha sonra söz alan Eş Başkan Neslihan Şedal da karara tepki gösterdi. Şedal, halktan morallerini bozmamasını istedi. Bu kararlarla AK Parti’nin kaybettiğini savunan Şedal, şunları söyledi:

“AKP’nin siyasi arenada hiçbir prestiji kalmamıştır, bütün kapılar AKP’ye kapanmıştır. İşte bu sebeplerden dolayı Kürtler’e karşı, kazanımları artmaya devam eden Kürt halkına karşıdır. Statü sahibi olmaya çok yakın olan Kürt halkına karşı büyük bir nefret politikası yürütmeye devam ediyor. Kazanımlarımızı yeniden gasp etmek istiyorlar ancak burada asla onlara geçit vermeyeceğiz.”

Ne olmuştu?

Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016 yapılan operasyonlar kapsamında dokunulmazlığı kaldırılarak tutuklandı.

Zeydan hakkında “örgüte yardım etmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla dava açıldı. “Örgüte yardım etmek” iddiasına, Zeydan’ın 2015’te Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde canlı kalkan eylemine katılarak, “yasaklı bölgeye girdiği” iddiası gerekçe gösterildi. Diğer suçlamaya ise, Zeydan’ın yaptığı bir konuşmada “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri gerekçe gösterildi.

Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Zeydan’a “yasak bölgeye girdiği” iddiasıyla “örgüte yardım etmekten” 5 yıl; “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri nedeniyle ise “Basın yayın yoluyla örgüt propagandası yapmaktan” 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2021’de “örgüte yardım etmek” iddiasıyla verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası kararını onadı. Ancak diğer ceza bozuldu. Bozmaya, Zeydan’ın “yasaklı bölgeye girip girmediğinin” tespiti için keşif yapılmadığı, bu konuda araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu gerekçeleri gösterildi.

Yerel mahkemenin toplamda verdiği 8 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezasının 5 yıl 2 ayını tutuklu geçiren Zeydan, 6 Ocak 2022’de tahliye edildi.

Kararın bozulmasının ardından Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama başladı. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve avukatların talebiyle, Zeydan’ın yasak bölge içinde bulunup bulunmadığının tespiti için keşif yapıldı.

Zeydan’ın yargılanmasına gerekçe gösterilen “yasak bölgeye girme” suçlaması, bilirkişinin raporuyla çürüdü. Raporda, Zeydan’ın yasak bölgeden 13,6 kilometre uzakta olduğu tespitine yer verildi. “Yasaklı bölge girmek” iddiasına dair daha önce ifade veren karakol komutanının beyanları da bilirkişi raporuyla örtüştü.

Yasaklı haklarının mahkeme tarafından iade edilmesinin ardından, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Zeydan’ın 2024 yerel seçimleri için yaptığı belediye başkan adaylığı başvurusunu kabul etti. 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla DEM Parti adayı Abdullah Zeydan kazandı.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıkladı.

Memnu haklarının elinden alınması, Zeydan’ın seçilme hakkını yitirmesi, itiraz başvurularından sonuç çıkmazsa mazbatasının verilmemesi anlamına geliyordu. Daha sonra Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla Zeydan mazbatasını aldı.

Paylaşın

Babacan’dan İş Dünyasına Sert Sözler: Sus Pus Oldular, Etkileri Sıfır

İş dünyasına sert eleştirilerde bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Siyaset üzerinde baskı, medya üzerinde baskı, STK’lar üzerinde baskı, sanat camiası üzerinde baskı, iş dünyasını zaten sanmıyorum iş dünyası suspus… Bir zamanların en etkili kuruluşları, diyelim ki TOBB, diyelim ki TÜSİAD, bir açıklama yaparlardı baya etkili olurlardı. Şu anda sıfır etki” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi  Genel Başkanı Ali Babacan, Ekol TV’de Pınar Işık Ardor ile “Kontrol Noktası” programında gündemi değerlendirdi. Babacan, AK Parti’nin temel ilke ve değerlerinde sapmalar olduğunu vurgulayarak, yanlışın içinde ve yanında durmadıklarını, DEVA Partisi’ni kurduklarını belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının İmamoğlu’na hapis ve siyasi yasak talebiyle iddianame hazırlamasına tepki gösteren Babacan, “Partimiz 9 Mart’ta tam beş yılı dolduracak. ‘Hukuksuzluğa itirazımız var’ dedik, ‘Adaletsizliğe itirazımız var’ dedik. ‘Rasyonalite dışı, akılcı olmayan ekonomi yönetimine itirazımız var’ dedik. ‘Ülkemizdeki fakir fukaralığa itirazımız var’ dedik ve DEVA Partisi’ni kurduk. Şu anda bambaşka bir yolda yürüyoruz. Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunlarının temelinde hukuk ve adaletin olması gerektiğini düşünüyoruz. Bahsediyorsunuz ya… Acaba siyasi yasak gelir mi, şudur, budur… Adaletin tam işlediği bir ülkede, yargının tarafsız ve bağımsız çalıştığı bir ülkede aslında bu soruların olmaması lazım. İnsanların yargıya güvenmesi lazım. ‘Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısına teslim olurum, eminim ki çok hızlı ve adil karar çıkar buradan’ diye insanların güvenmesi lazım. Ama şu anda böyle bir şey maalesef mümkün değil” ifadelerini kullandı.

İktidarın korku ile ülke yönetmeye çalıştığını kaydeden Babacan, “Maalesef ülkemizde giderek artan bir oranda bu baskı iklimi ağırlaşıyor. Bundan Türkiye kazanmaz, tam tersine Türkiye gittikçe gençlerin soğuduğu, gençlerin umutlarını kesmeye başladığı ve kendi ülkesindeki gençlerin başka ülkelerde hayat kurmaya hazırlandığı bir ülke haline gelir. Onun için biz çok üzülüyoruz, aynı zamanda çok kızıyoruz. Bu büyük ve güzel ülkenin çok daha iyi yönetilmeye layık olduğunu düşünüyoruz. Bir iktidar başarı üretecek ve umut verecek… Başarı üretemeyince, umut veremeyince korku ile bu ülkeyi yönetmeye çalışıyorsanız bu iktidarın artık kullanım süresi dolmuştur, miadı dolmuştur ve bir an önce bir değişim o ülkede artık şarttır” diye konuştu.

Yeni Yol oluşumuna yeni partilerin de dahil olabileceği sinyalini veren Babacan, iktidar ve muhalefete alternatif oluşturacaklarının altını çizdi. Babacan, şu ifadeleri kullandı: “AK Parti ve MHP’nin içinde olduğu ama başka partilerin de içinde olduğu bir iktidar blogu var şu anda. Bir de ana muhalefet var. Yeni Yol’un özü vatandaşlarımızı iktidar ile ana muhalefet arasına sıkıştırıp bırakmamak, Türkiye’de ‘Ya onu seçeceksin ya onu seçeceksin, başka da çaren yok’ gibi bir çaresizlikten Türkiye’yi kurtarmak. Asıl amacımız bu. Yani bir zamanlar AK Parti’ye, iktidar partisine destek vermiş ama artık onların hiçbir konuda çözüm üretemediğini gören ve artık aidiyeti azalmış milyonlarca dindar muhafazakâr vatandaşımız var Türkiye’de.

Yine merkez sağda arayışı olan insanlar var. Rahmetli Özal’ı hayırla yad eden, Rahmetli Demirel’i Menderes’i hayırla yad eden ve o günlerle ilgili güzel şeyler hatırlayan milyonlarca vatandaşımız var. Bir de gençler var. Bütün bu insanlara baktığımızda aslında bir yandan iktidar partisi ile ilgili bağlarını önemli ölçüde zayıflatmışlar. Ama elleri de CHP’nin altı okunun altına gitmiyor. Tam da bu kitle için biz diyoruz ki ‘Buradayız. Biz varız. Türkiye çaresiz değil. Türkiye bu iki kutuplu siyasete mahkûm değil. Türkiye için yeni bir yol mümkün’ diyoruz. Yeni Yol’un aslında çıkış noktası budur.”

Babacan, 2023 Mayıs seçimlerine yönelik yöneltilen bir soru üzerine de şu yanıtı verdi: “Biz DEVA Partisi olarak CHP’den gelen aşırı ısrar sonucunda ortak listelerden seçime girdik. Gidip de biz kimseden ricacı olmadık. O günkü siyasi tabloya baktı CHP. O gün Genel Başkan dedi ki, ‘Cumhurbaşkanlığı kazanabiliriz ama Meclis’te çoğunluğu sağlayamıyoruz. Çünkü bu tarafta iki parti var AK Parti, MHP seçime giren partiler açısından. Burada Altılı Masa, Altı Parti. Dolayısıyla ortak listelerden girmezsek oylar bölünüyor ve küsuratları kaybediyoruz. Mecliste çoğunluğu sağlayamıyoruz.’ Biz ısrarlı talep üzerine girdik ve milletvekillerimizin her biri hak ederek seçildi. DEVA Partisi’nin adayının olduğu her bir yerde CHP’nin önceki seçimlere göre oyu yükseldi. Dolayısıyla biz kendimiz hak ederek milletvekillerimizi kazandırmış olduk. Ve bu şekilde de Meclis’teki çalışmalarımız devam ediyor.”

Devletin harcadığı bir kuruşun bile dikkatli harcanması gerektiğini vurgulayan Babacan, aksi takdirde enflasyonu tek haneye indirmenin mümkün olmadığını söyledi. Babacan, “Mesela şu andaki en önemli sorunlardan bir tanesi israf değil mi? Bu israfı nasıl önleyeceğiz? Çok basit diyorum. 28 tane ülkenin uyguladığı bir ihale yasası var; kamu alımları yasası var. Avrupa Birliği’ne üye 28 ülke aynı mevzuatla devlet parası harcıyor. Diyorum ki tasarruf istiyorsanız getirin onu aynen Türkiye’de uygulayın. Niye uygulamıyorsunuz? Bakın uygulayın, göreceksiniz. Örnek veriyorum, 2 milyon liraya mal olan deprem konutu bugün Türkiye’de 1 milyona mal olacak. Bunu uygulayın” dedi.

İhale yasasını değiştirme çağrısını yineleyen Babacan, “Tam 33 tane fasıl vardır Avrupa Birliği müktesebatında. Bu 33 fasılın bir tanesi tamamen kamu alımlarıdır. Yani bütün ülkeler 33 konuda ortak politika uygular. Ortak politikalardan bir tanesi de kamu alımlarıdır. Yani ihale yasasıdır. Mesela Sayın Şimşek, Sayın Yılmaz bunu gayet iyi bilir Uygulayabilirler mi? Mümkün değil yani. Ellerini uzattıkları anda ellerine vururlar. Cık dokunma oraya derler. Geri çekilmek zorundalar. Neden peki? Çünkü orada büyük bir menfaat şebekesi var. Avrupa Birliği’nin ihale yasasını Türkiye’de uygulamamanın ve böyle adrese teslim, ihale vermenin oluşturduğu büyük bir menfaat şebekesi var. İyi tanıdığım iki arkadaşımız bu menfaat şebekesinin o çemberini kırıp da bir şey yapamazlar. Oralara dokunamazlar, giremezler” ifadelerini kullandı.

“İş dünyası suspus; TOBB ve TÜSİAD’in etkisi sıfır”

“Hükûmet başarı üretemiyor şu anda. Yani bu ülkeyi yöneten hükümet başta Sayın Erdoğan olmak üzere ülkenin sorunlarını çözecek kapasitesini kaybetmiş durumda. Türkiye’de şu sorun çözüldü, öyle diyorsunuz ama şurada da iyiye gidiyoruz diyebileceğimiz bir alan Türkiye’de hemen hemen kalmadı. Başarı üretemeyince artık millete başarı sunamayınca ne yapıyor, kendisine karşı çıkabilecek, rakip olabilecek, muhalefet yapabilecek kim varsa onlar üzerinde baskı üretmeye başlıyor. Ve bu baskı da gittikçe artıyor. Siyaset üzerinde baskı, medya üzerinde baskı, STK’lar üzerinde baskı, sanat camiası üzerinde baskı, iş dünyasını zaten sanmıyorum iş dünyası suspus… Bir zamanların en etkili kuruluşları, diyelim ki TOBB, diyelim ki TÜSİAD, bir açıklama yaparlardı baya etkili olurlardı. Şu anda sıfır etki…”

Paylaşın

Erdoğan: Dünya İhracatından Aldığımız Payı İkiye Katladık

Türkiye – Malezya İş Forumu’nda konuşan Erdoğan, “Son 20 yılda altyapıya 300 milyar dolara yakın yatırım yaptık, ihracatımız 20 yılda 20 kattan fazla arttı, dünya ihracatından aldığımız payı ikiye katladık” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî temaslarda bulunmak üzere ziyaret ettiği Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’daki programı kapsamında, Putrajaya Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Türkiye-Malezya İş Forumu kapanış oturumuna katılarak bir konuşma yaptı.

Türkiye Malezya arasındaki bağların 500 yıllık köklü bir tarihi bulunduğuna işaret eden Erdoğan, geçmişten gelen bu sağlam temel üzerinde bugün iki ülke her alanda mükemmel ilişkiler tesis ettiklerini, iş birliğini kapsamlı stratejik ortaklık düzeyine çıkardıklarını ifade etti ve iş dünyasının bu güçlü ortaklığın lokomotifi konumunda olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Üç kıtanın kesiştiği noktada yer alan bir ülke olarak bölgemizde ve dünyada etkili iktisadi ve ticari ortaklıklar kurmaya büyük önem atfediyoruz.  Türkiye ekonomisi, bölgemizdeki çatışmalara, savaşlara ve 2023 yılında yaşadığımız asrın felaketi olan büyük depreme rağmen büyümesini sürdürüyor. Son 20 senede yıllık ortalama yüzde 5 dolaylarındaki büyüme oranını yakalayabilen az sayıda ülkelerden biriyiz.

Yine son 20 yılda altyapıya 300 milyar dolara yakın yatırım yaptık, ihracatımız 20 yılda 20 kattan fazla arttı, dünya ihracatından aldığımız payı ikiye katladık. Şeffaf öngörülebilir ve yatırımcı dostu politikalarımız sayesinde son 20 yılda 270 milyar dolara yakın uluslararası doğrudan yatırım çektik, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirket sayısı 6 binden 80 binin üzerine çıktı.”

Yatırımcılara çağrı

Türkiye’ye güvenen, inanan, ülkemizin potansiyeline yatırım yapan girişimciler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da pişman olmayacaklardır” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye, konumu, ekonomisi, altyapısı ve teşvik uygulamalarıyla Malezyalı yatırımcılar için önemli. Suriye’de çatışmaların son bulmasıyla burada da ciddi yatırımların olduğunu görüyoruz. İki ülke el ele vererek buradaki fırsatları değerlendireceğiz. Türkiye’yi üretim merkezi olarak değerlendirmeleri için üreticileri davet ediyorum.”

Paylaşın

CHP’ye “Şaibeli Kurultay” İncelemesi: Özgür Özel Genel Başkan Seçilmişti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’in CHP genel başkan seçildiği kurultay hakkında inceleme başlattı. Başsavcılık, Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi’yi ifadeye çağırdı.

Haber Merkezi / Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti.

Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında “şaibe” incelemesi başlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: “‘Ankara’da gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayında ‘kurultay günü para karşılı oy kullandırıldığı’ şeklinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine yetkisizlik kararıyla evrakın yetki itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesini müteakip Başsavcılığımızca 2024 yılı Ocak ayında soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturmaya konu olayla ilgili basın organlarında ve sosyal medyada yapmış oldukları açıklamaları nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi tanık sıfatıyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyulur.”

Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti. Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel’in genel başkan seçildiği CHP’nin 38. Olağan Genel Kurultay’ı için “şaibe” iddiasında bulunmuştu.

Erdoğan, daha önce de birçok kez ortaya attığı bu iddiayı son olarak partisinin Manisa İl Kongresin’de dillendirmiş ve “2 sene öncesini hatırlayın. Eski genel başkanlarını yere göğe sığdıramıyorlardı. Sürekli övgü yağmuruna tutuyorlardı. Türkiye’yi kurtaracak adam dedikleri Bay Kemal’i bir günde istenmeyen adam ilan ettiler. Şaibeli bir kurultayla Bay Kemal’i partiden tehcir ettiler” demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu da katıldığı televizyon yayınında “Sükut ikrardan gelir” diyerek CHP yönetiminin açık ve net açıklama yapması gerektiğini söylemişti. Kılıçdaroğlu, iddiaların hatırlatılması üzerine CHP yönetiminin açıklama yapması gerektiğini belirtmiş, “Yapmıyorsanız, sükut ikrardan gelir o zaman başka bir şey var demektir burada.” demişti.

Özel, Erdoğan’ın ‘CHP’nin kurultayı şaibeli’ sözlerine yanıt verilmesi gerektiğini iddia eden Kılıçdaroğlu’na şu yanıtı vermişti:

“Sayın Erdoğan’ın bir siyasi partinin içini karıştırmak için söylediği sözlere yanıt vermeye kalksak… 14 yıldır, Sayın Erdoğan bundan önceki kurultayımıza da, Sayın Kemal Bey’in geldiği kurultaya, olmadık şeyler söylüyordu. ‘Şöyle geldiniz, böyle geldiniz.’ Bir gün cevap verdik mi? Kemal Bey buna bir gün cevap verdi mi? Buna cevap mı verilir?

Ben, Sayın Erdoğan’ın böyle bir sorusunu hani duyduğumu, buna zaman harcadığımı söylesem bu, Atatürk’ün kurduğu partinin dünden bugüne emek vermişlerin, emeklerine ve bugün 1 milyon 600 bin üyesine ayıp etmiş olur. Yani bunlar ciddiye alınacak şeyler mi arkadaşlar?”

Paylaşın

“Abdullah Öcalan’ın Çağrısı 15 Şubat’a Yetişmeyebilir” İddiası

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, İmralı’da tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının 15 Şubat’a yetişmeyebileceğini öne sürdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı.

TGRT televizyonunda katıldığı programda açıklamalarda bulunan Kulat; “Aldığım kulis bilgilerine göre İmralı’dan gelecek çağrı 23 Şubat’tan sonra yapılacak. Çünkü ayın 23’ünde AK Parti’nin Genel Kongresi var” dedi.

Kulat şunları söyledi: “İmralı’dan yapılacak açıklama AK Parti’nin kongresinden sonra yapılacak. Kongrenin bu açıklamayla gölgelenmesini istemiyorlar. Ankara’dan aldığım kulis bilgilerine göre Abdullah Öcalan çok net ve kesin bir dille, PKK’yı lağvetme ve silah bırakma çağrısı yapacak.

Terör örgütü PKK’nın 4 ya da 5 ayağından bahsediliyor. Zamanlama olarak 25 yıl meselesi önemli, bunun kadar önemli olan kısım da Suriye’de yaşanan değişim de çok önemli. PKK’nın İran, Irak, Suriye, Avrupa ve siyasi ayağı DEM Parti ve uzantıları var. Türkiye’de olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin de kilit bir noktada olduğunu da unutmamak gerekir.

Şu anda endişeli iyimserler ile endişeli kötümserlerin arasında bir durumundayız. Türkiye’nin çoğunun ruh hali şu anda böyle. Bu ülkede azıcık vatanını seven terörün bitmesini ister. Endişelerimiz var. Daha önce çözüm sürecini atlattık ve aynı handikapa düşmek istemiyoruz.”

Abdulkadir Selvi de doğruladı

Öte yandan gazeteci Abdulkadir Selvi de bugünkü köşe yazısında çağrının 15 Şubat’a yetişmesi ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu hatta Şubat ayının dahi net olmadığını ifade etti. Yorumunun kaynağı olarak ise net bir tarih belirlenmemesine bağlayan Selvi şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Abdi, Öcalan’ın 15 Şubat’ta çağrı yapacağını açıklayınca, 15 Şubat tarihine yönelik bir beklenti oluştu. Neden 15 Şubat? Biliyorsunuz, Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Ama 15 Şubat tarihi net değil. Hatta 15 Şubat tarihinde çağrı yapılması ihtimali zayıf. Şubat ayının sonuna doğru bir beklenti var ama şubat ayı da net değil. Çünkü bir tarih belirlenmedi. Önemli olan tarih değil sonuç almak.”

Ne olmuştu?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında PKK lideri Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı. Bakırhan; Öcalan’ın Kürt sorununun köklü kalıcı çözümü için demokratik bir Türkiye’nin inşası için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını” belirterek “iktidarı da tarihi çözümde rolünü oynamaya çağırıyoruz, artık top Erdoğan’da” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

600 Bin Emeklinin Maaşı Kesilecek

SGK, sahte şirketler aracılığıyla ya da çalışmadan “çalışıyor” gibi göstererek emekli edilen yaklaşık 600 bin kişinin emekli maaşları iptal etmek için harekete geçti.

Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK), sahte çalışmalar üzerinden emekli edilen milyonlarca kişinin maaşını durdurmayı planlıyor. SGK, usulsüz yollarla emekli maaşı bağlanan kişileri tespit etmek için harekete geçti.

Sahte şirketler aracılığıyla ya da çalışmayan kişileri “çalışıyor” gibi göstererek emekli edilenlerin maaşları iptal edilecek ve bugüne kadar yapılan ödemeler faiziyle geri talep edilecek.

Bu durum yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da yaşayan Türkleri de etkileyebilir. Yurtdışında yaşayan ve emekli maaşı alan 600 binin üzerinde Türk’ün maaşı da iptal edilecek.

Birkaç yıl önce başlayan uygulama, seçimler yaklaşırken durdurulmuştu.

SGK’nın eski genel müdürleri, yurtdışındaki Türkleri çalışıyormuş gibi gösterdikleri sahte şirketler kurarak emekli ettikleri belirlendi.

Bu kişiler, Türkiye’deki yakınlarına şirket kurdurtup, yurtdışındaki Türklerin bu şirketlerde çalışıyormuş gibi gösterildi.

Yurtdışındaki avukat, doktor, mühendis gibi meslek sahiplerinin, temizlik şirketlerinde çalışıyor gibi gösterilerek sigorta numarası aldığı, böylece yüksek maaşla emekli olduğu belirtildi.

Bu yöntemle, yurtdışında yaşayan Türklere yıllık milyarlarca TL ödeme yapıldığı tahmin ediliyor.

Sahte şirketler üzerinden emekli olanlar, emeklilik hakları yeniden incelenmeye alındı.

Sahte emeklilik yapan eski genel müdürler hakkında ise soruşturma açılmadığı ifade ediliyor. yurtdışındaki Türkler, sahte şirketler aracılığıyla yüksek maaş alarak emekli olmuştu.

Şimdi ise bu kişilerin maaşları iptal edilecek ve yapılan ödemeler geri talep edilecek. İşlemler 10 yıl geriye dönük olarak incelenecek ve bu kişiler hakkında hukuki süreç başlatılacak.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

CHP’de Adaylık Tartışmaları: Mansur Yavaş Önseçime Katılmayacak

Mansur Yavaş’ın, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşmede, “Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı” dediği öne sürüldü.

Yavaş’ın, “Önseçimin şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı” ifade ettiği iddia edildi. Yavaş’ın ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiği öne sürüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş dün Ankara’da bir araya geldi.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Görüşme sonrası Özel, toplantıdan bir fotoğraf paylaştı ve “Birlikteyiz, hep birlikte olacağız. Hep beraber kazanacağız. Türkiye kazanacak.” ifadelerini kullandı. Yavaş ve İmamoğlu Özel’in gönderisini yeniden paylaştı.

Kulis bilgisi paylaşan ANKA, GazeteDuvar, Sözcü gibi gazeteler toplantıda Özel ve İmamoğlu’nun partinin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine ilişkin ön seçim yapılacağı kararını yenilediğini kaydetti. Bunun için bugün Parti Meclisi’nin toplanacağını anımsattı.

Gazeteler, Yavaş’ın, ön seçime kategorik olarak karşı olmadığını ancak kendi kararının, parti üyelerinin katılacağı ön seçimde yer almamak yönünde olduğunu belirtti. Yavaş’ın su konuşmasına yer verdi:

“Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı. Hepsi bizim partililerimiz bizim üyelerimiz, verecekleri karara saygımız elbette vardır ancak ben gündemin bu olduğunu düşünmüyorum. Ancak bunun şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı.”

Yavaş ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiğini belirten gazeteler kamuoyuna yansıyan bazı anketlerden örnekler verdiğini, aday belirlemek için ön seçim dışındaki mekanizmaların da değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

Ayrıca Yavaş’ın aday belirleme sürecinin erken olduğunu, gündemin ön seçim tartışmalarıyla meşgul edilmemesi gerektiğini söylediğini geçti.

Yavaş’ın “Bizim gündemimiz açlık ve yoksulluk olmalı. İnsanlar perişan. İktidarı biz ancak bu gündemle devirebiliriz. Bu konuda çalışma yapıp halka bozulan ekonomiyi düzeltebileceğimiz konusunda güven vermeli ve önceliğimiz bu olmalı” sözlerini aktardı.

CHP’de erken seçim tartışması

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birinci parti olan CHP son aylarda erken seçim çağrılarını sıklaştırmış durumda.

İstanbul’daki Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerine yapılan operasyonlar ve İstanbul Büyükşehir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan soruşturmalar da bu süreci hızlandırdı.

İmamoğlu’na açılan iki soruşturma sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin cumhurbaşkanı adayını belirleyeceklerini söylemişti. Geçen hafta partisinin grup toplantısında cumhurbaşkanı adayının CHP üyeleri tarafından belirleneceğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu 30 Ocak Perşembe günü bir video yayımladı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için ön seçim süreci başlatmasının “devrimsel” bir nitelik taşıdığını belirtti.

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, partimiz için son derece demokratik bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci başlattı. CHP’nin tam 1,6 milyon üyesi ön seçimlerde partimizin adayını belirleyecek. Ülkemiz tarihinde ilk defa yapılacak olan bu demokratik uygulama, yakın geleceğimiz adına tam bir devrimdir” dedi.

İmamoğlu, partinin aldığı bu kararı desteklediğini ifade ederek ‘erken seçim’ vurgusu da yaptı: “Bu dibe vuruştan kurtulmanın tek yolu erken seçimdir. Sandık gelir, herkes boyunun ölçüsünü alır. Bu yoldan da dönmeyeceğim.”

Mansur Yavaş 3 Şubat Pazartesi günü yaptığı açıklamada cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin, ‘Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir” dedi.

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların öncelik olduğunu ifade eden Yavaş, ”Ben öncelik olarak şu ekonomik sıkıntı varken adayların birbirinin enerjisini yormaması, toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Bütün siyasi partilerin, özellikle muhalefetin hep birlikte bugün yaşanan derin yoksulluğa sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Özgür Özel 6 Şubat’ta Sözcü TV’de “Geçen pazartesi akşamı Mansur Yavaş ile verimli bir görüşme yaptık. Ön seçime bir itirazı yok. Girer mi girmez mi bilmiyorum. Mansur başkanın partiye ve ülkeye kaybettirmek gibi bir niyeti hiç yok” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ankara’da 38 Kişi Sahte İçkiden Hayatını Kaybetti

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla birlikte sahte içkiden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor. Ankara’da sahte içkiden hayatını kaybedenlerin sayısı 33’ten 38’e yükseldi.

Haber Merkezi / Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen resen soruşturma çerçevesinde tutuklu sayısı da 17’den 19’a yükseldi. Soruşturma kapsamında sahte içki tüketenlerle ilgili filyasyon ekibi kuruldu.

Öte yandan sahte içkiyi satan kişinin de Ankara Şehir Hastanesi’nde entübe edildiği öğrenildi. Yoğun bakımdaki kişi sayısının ise 20’den 32’ye yükseldiği kaydedildi.

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla Türkiye’de sahte içki tüketiminden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor.

Özellikle yılbaşı gibi tüketimin yoğun olduğu dönemlerde yasa dışı yollardan üretilen içki ürünleri piyasaya sürülüyor. Bu ürünler genellikle merdiven altlarında üretiliyor ve ayrıca insan sağlığına ciddi zarar verebilecek metanol gibi maddeler içeriyor.

Uzmanlar, vatandaşları bandrolsüz veya şüpheli içki satın almamaları konusunda uyarıyor. Sahte içkinin kokusu, rengi veya tadı normal içkilerden kolayca ayırt edilemeyebilir. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca güvenilir kaynaklardan alkol satın alması gerektiği belirtiliyor.

Sahte içki tüketen kişilerde genellikle 12-24 saat içinde baş ağrısı, mide bulantısı, görme kaybı, bilinç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.

Paylaşın