Mahmut Arıkan’dan Donald Trump’a Mektup: Ellerini Gazze’nin Üzerinden Çek

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gazze’nin ABD tarafından kontrol edilmesi ve Filistin halkının farklı bir yere yerleştirilmesi önerisini yapan Donald Trump’a bir mektup yazdı.

Haber Merkezi / Mektubu sosyal medya hesabından paylaşan Mahmut Arıkan, mektubunda şunları ifade etti: “Bay Başkan: Her zamanki hayalperestliğinle Gazzelileri başka ülkelere süreceğini ve Gazze’yi imara açacağını dikte ediyorsun. Vatan toprağı ile emlak arsasını birbirine karıştırma. Bu işler emlakçılık yapmaya benzemez!

Gazze’yi, parayla satın alabileceğini sandığın Grönland’la ya da harita üzerinde adını değiştirdiğin Meksika Körfeziyle karıştırma! Senin tarih bilgin olmadığını biliyorum. Hatırlatmak isterim; bu coğrafyaya cehennemi yaşatmaya gelmiş birçok kralın mezarı bile yok!

İki seçeneğin var! Ya ateşkesi destekleyerek barış ve insanlıktan yana olacaksın, ya da bölgeyi daha büyük bir ateşe sürükleyerek kanlı bir katil olarak anılacaksın. Koltuğunu çektiğin, Netanyahu’nun planlarına uyup aptal olma! Gazze’nin üzerinden ellerini çek! Eğer bölge tarihi ve emperyalizme karşı direniş konusunda bir bilgiye ihtiyacın olursa, bizi ara.”

Donald Trump’ın çıkarı ne?

Ortadoğu, Trump’ın oğulları Eric ve Donald Junior tarafından yönetilen gayrimenkul ve otelcilik devi “Trump Organization” için giderek daha önemli bir pazar haline geldi. Trump Organization, son birkaç yılda Suudi Arabistan merkezli emlak şirketi Dar Global ile birkaç anlaşmaya imza attı.

Dar Global Suudi Arabistan’ın Cidde ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentlerinde “Trump Tower” markalı iki gökdelen projesi duyururken, Umman’da Trump markalı lüks bir otel ve golf tesisinin inşaatı sürüyor. Dubai’de 2005 yılında konutlar ve lüks bir otelden oluşan “Trump Tower” projesi duyurulmuş ancak küresel ekonomik zorluklar nedeniyle 2011 yılında inşaattan vazgeçilmişti.

Trump’ın halihazırda Dubai’de 2017 yılında açılmış bir golf kulübü bulunuyor. Golf kulübü projesi, Hüseyin Sajwani tarafından yönetilen emlak şirketi DAMAC ortaklığıyla geliştirilmişti. Sajwani Ocak 2025’te Trump ile basın toplantısında şirketinin ABD’de yeni veri merkezleri inşa etmek için “en az” 20 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi.

Umman, Cidde ve Dubai’deki yeni anlaşmalar Trump Organization’un gökdelenleri tasarlayıp yönetmesini kapsıyor, ancak mülk sahipliğini içermiyor. Şirketin anlaşmaları temelde marka kullanım hakkıyla ilgili. Trump ailesi kendi isimlerinin kullanılması karşılığında milyonlarca dolar kazanıyor.

Kushner’den Trump’ın oğullarına kadar ailenin farklı üyeleri Ortadoğu’nun şirket için artan önemine dair defalarca açıklamalarda bulundu. Cidde anlaşmasının duyurulmasından kısa süre önce Eric Trump İngiliz Financial Times gazetesine verdiği demeçte” bölgede kesinlikle yeni projelerimiz olacak. Bölge inanılmaz bir büyüme gösteriyor ve bu kısa sürede durmayacak” demişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Kampanya Çalışmaları Başladı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılırken, İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 23 Mart’ta yapacağı ön seçimle cumhurbaşkanı adayının kim olacağını netleştirecek. Mansur Yavaş’ın ön seçimde aday olmayacağını belirtmesinin ardından CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Ön seçim takviminin netleşmesiyle birlikte İmamoğlu’nun adaylığını ilan edeceğini belirten parti kurmayları “İmamoğlu 23 Mart’a kadar ön seçimin adayı olarak sahada olacak, kent gezileri düzenleyecek” dedi.

Ön seçimin sonuçlanmasının ardından İmamoğlu’nun adaylığı kesinleşince cumhurbaşkanı adayı olarak çalışmalarının ve kampanyasının başlayacağını belirten kurmaylar, bu kampanyanın hazırlıklarının da devam ettiği bilgisini verdi.

İmamoğlu’nun kampanya çalışmalarını yürüten “güçlü bir ekip” olduğunu kaydeden İmamoğlu’na yakın kurmaylar, kampanya programından vaatlere kadar her başlıkta çalışma yürütüldüğünü söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun ekonomiden turizme, diplomasiden yargıya her alanda çalıştığı masalar olduğunu ve bu masalarda akademisyenler, siyasetçiler ve alanında uzman kişilerin emek verdiğini belirten kurmaylar, “Ekrem İmamoğlu her anlamda nitelikli ekiplerle çalışmalar yürütüyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi çalışmaları boyunca Ekrem İmamoğlu’nun salon buluşmalarından halk buluşmalarına pek çok çalışma yapacağını anlatan kurmaylar, “Türkiye İttifakı” benzeri bir yapının oluşması için tüm siyasi partilerle temas kuracağını ancak taban ittifakının daha hayati olduğunu kaydetti.

Adaylığının kesinleşmesinin ardından İmamoğlu’nun vaatlerini içeren iktidar programını açıklayacağını belirten kurmaylar, “Açıklanan politikalarda taban ittifakını göreceğiz” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecinde, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde birlikte çalışacağı bakanları açıklayıp açıklamayacağını sorduğumuz kurmaylar, bunun için erken olduğunu ifade ederek yanıt verdi.

İmamoğlu’na yakın bir kurmay, “Kabineyi hemen açıklamaz. Ama partisinin kadrolarıyla sınırlı bir ekiple de çalışmaz. Tüm Türkiye’nin adayı olma iddiasıyla yolan çıkan bir kişi kadrosunu CHP ile sınırlı tutmaz” dedi.

İmamoğlu’nun Türkiye yönetimi ile parti yönetiminin ayrışmasını istediğini de ekleyen kurmay, “Partiyi yöneten ile devleti yönetenin aynı kişi olmaması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.

İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı gibi görevleri varken adaylık iddiası ile yola çıkmasının eleştiri sebebi olduğunu hatırlattığımız kurmaylar, “Ekrem Bey, bir kişinin birden fazla şapkayı aynı anda taşımaması gerektiğini düşünüyor. ‘Bütün güç bende olsun’ gibi bir tartışmanın içine girmez. Adil, demokratik, kurumsal olmayan bir işin peşine hiçbir zaman düşmedi. Bunun planlamasını da zamanla ortaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecine dair çalışmalarını planlı, programlı ve profesyonelce yürüttüğünü kaydeden kurmaylar, “Ekrem Bey her şeye hazır. Seçilmesi halinde ilk gün kaç kararname imzalayacağı bile belli” değerlendirmesini yaptı.

CHP yönetiminin öncelikli gündemi ise ön seçim. Ön seçim sürecinin Türkiye geneline hitap eden bir kampanya olarak yürütmek üzere hazırlıklar yapan CHP yetkilileri, “Ön seçim değil erken seçim” benzeri bir şiarla hareket edeceklerini ve sloganda erken seçim vurgusunun mutlaka olacağını ifade etti. Ön seçimin teknik işleyişine ilişkin tüm detayların cuma günü kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

“Mansur Yavaş, adaylık iddiasından vazgeçmedi”

Öte yandan ön seçimde aday olmayacağı kesinleşen Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılmayı düşünmediği ve partide oluşan birlik görüntüsüne zarar vermeyeceği belirtildi.

Yavaş’a yakın isimler Yavaş’ın adaylık iddiasından vazgeçmediğinin de altını çizdi. Yavaş’ın süreci izleyeceği, anketlere, kamuoyunun tercihlerine göre kararını vereceği belirtildi.

Paylaşın

Devlet Bahçeli’den Donald Trump’ın Gazze Planına Tepki

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Donald Trump’ın Gazze’nin ABD tarafından kontrol edilmesi ve Filistin halkının farklı bir yere yerleştirilmesi önerisine tepki göstererek, “Emperyalist azgınlığa karşı kanımızla, canımızla duvar çekmeliyiz” dedi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Berat Kandili” vesilesiyle  sosyal medya hesabından bir açıklamada bulundu. Açıklamasında ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planına tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlık kalıcı barış ve huzura hayli susamış, hakikat ve hakkaniyet çağrıları daha da şiddetlenmiştir. İnsanlığın bilcümle pençesine düştüğü manevi buhranlar ve maddi buzlanmalar maalesef görüş açılarını daraltmakla kalmamış heves ve heyecanları da darboğaza sürüklemiştir.

İşin özünde hayat dediğimiz kısmen müşahhas kısmen mücerret nitelikli karmaşık döngü kapsamında felah ve ferah ümitleri bir türlü beklenen ve hak edilen seviyelere de sıçrayamamıştır. Dürüst ve samimi bir hissiyatla ihata edilmiş geniş çaplı bir vicdan muhasebesi yapılmadan daha iyi, daha insani bir dünyanın arayış adımları çöl kuraklığındaki serap gibi kaybolup gidecektir.

Filistinli kardeşlerimizi Gazze’den sürüp çıkarma dayatması karşısında sessiz ve suskun kalmak küresel emperyalizmin vesayetine rıza göstermek, esaret zincirine gönüllü kafa uzatmaktır. Mazlumları toprağından koparmak, toprağı da üzerinde yaşayan hak sahiplerinden ayırmak bedeli ve vebali çok ağır bir suç ve skandaldır.

Böylesi bir gözü dönmüş aymazlığın bölgesel ve küresel volkan ağzının patlayışına çanak tutma riski hem çok fazla hem de sonuçları itibariyle dehşet atmosferini beslemesi kaçınılmazdır. Geldiğimiz bu aşamada 5 Ağustos 2024 tarihinde önerdiğim ‘Kudüs Paktı’ teklifi mutlaka değerlendirilmeli, bölgesel huzur ve güvenlik kuşağının teessüs ve tecellisi süratle temin edilmelidir.

Gazze’nin Filistin’den kopartılması halinde ne bölge ülkeleri ne de dünyanın tamamı dirlik ve istikrar bulamayacaktır. Gazze, Gazzelilerindir. Gazze toprağı emlak değildir, imara açılacak arsa değildir, nitekim şehit kanlarıyla sulanmış ve sahiplenilmiştir. İki devletli çözümden başka her yol ise uçurumdur. Harici ve dahili hiçbir mihrak bunun hilafına tarihin, coğrafyanın ve egemenliğin açık gerçeklerini güce ve zora dayalı olsa bile çiğneyemeyecektir.

“Hiçbir ülke yanlış hesap yapmamalı”

İslam ülkeleri aslına, kendine, köküne dönmelidir. Ürdün Kralı’nın aciz ve boyun eğmiş haline bakıp da bu teslimiyetin hakim olduğuna dair hiç kimse, hiçbir ülke yanlış hesap yapmamalıdır.

Tövbe ve istiğfarla geçireceğimiz bu mübarek gecede Cenab-ı Allah’tan niyazım; Müslüman gönüllere daha çok hidayet nasip etmesi, tefrika, tezvirat ve fitne tehdidinden cümlemizi muhafaza etmesidir. Günahlardan arına arına, dua ve ibadetlerin kudretine sığına sığına; akıl, fikir ve iman sıcaklığının lütfuyla aramızdaki soğuklukları gidermeli; haksızlığa ve emperyalist azgınlığa karşı kanımızla, canımızla duvar çekmeliyiz.

Bu duygularla aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin Berat Gecesi’ni tebrik ediyor, Cenab-ı Allah’ın rahmetini, mağfiretini, ihsanını ve gufranını diliyorum. Beraatımıza ve beraberliğimize vesile olması temennilerimle Berat Gecemiz mübarek olsun diyorum.”

ABD Başkanı Trump’ın çıkarı ne?

Ortadoğu, Trump’ın oğulları Eric ve Donald Junior tarafından yönetilen gayrimenkul ve otelcilik devi “Trump Organization” için giderek daha önemli bir pazar haline geldi. Trump Organization, son birkaç yılda Suudi Arabistan merkezli emlak şirketi Dar Global ile birkaç anlaşmaya imza attı.

Dar Global Suudi Arabistan’ın Cidde ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentlerinde “Trump Tower” markalı iki gökdelen projesi duyururken, Umman’da Trump markalı lüks bir otel ve golf tesisinin inşaatı sürüyor. Dubai’de 2005 yılında konutlar ve lüks bir otelden oluşan “Trump Tower” projesi duyurulmuş ancak küresel ekonomik zorluklar nedeniyle 2011 yılında inşaattan vazgeçilmişti.

Trump’ın halihazırda Dubai’de 2017 yılında açılmış bir golf kulübü bulunuyor. Golf kulübü projesi, Hüseyin Sajwani tarafından yönetilen emlak şirketi DAMAC ortaklığıyla geliştirilmişti. Sajwani Ocak 2025’te Trump ile basın toplantısında şirketinin ABD’de yeni veri merkezleri inşa etmek için “en az” 20 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi.

Umman, Cidde ve Dubai’deki yeni anlaşmalar Trump Organization’un gökdelenleri tasarlayıp yönetmesini kapsıyor, ancak mülk sahipliğini içermiyor. Şirketin anlaşmaları temelde marka kullanım hakkıyla ilgili. Trump ailesi kendi isimlerinin kullanılması karşılığında milyonlarca dolar kazanıyor.

Kushner’den Trump’ın oğullarına kadar ailenin farklı üyeleri Ortadoğu’nun şirket için artan önemine dair defalarca açıklamalarda bulundu. Cidde anlaşmasının duyurulmasından kısa süre önce Eric Trump İngiliz Financial Times gazetesine verdiği demeçte” bölgede kesinlikle yeni projelerimiz olacak. Bölge inanılmaz bir büyüme gösteriyor ve bu kısa sürede durmayacak” demişti.

Paylaşın

Bakırhan’dan Bahçeli’ye: Türkiye’nin Size İhtiyacı Var

Kalp kapakçığı ameliyatı geçiren Devlet Bahçeli’yi arayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’ye “Barış ve kardeşlik çalışmaları konusunda Türkiye’nin size ihtiyacı var” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kalp kapakçığı değişten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini iletti.

DEM Parti’den yapılan açıklamada, “Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, kısa süre önce ameliyat olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Bahçeli’nin sağlık durumunu soran Bakırhan, ‘Barış ve kardeşlik çalışmaları konusunda Türkiye’nin size ihtiyacı var’ dedi” ifadelerine yer verildi.

Devlet Bahçeli, geçtiğimiz perşembe günü Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde kalp ameliyatı oldu. Bahçeli, iki gün sonra taburcu oldu.

Paylaşın

Babacan, “Filistin” Üzerinden İktidara Yüklendi

Yeni Yol’un grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Türkiye’nin Filistin konusunda daha etkili bir dış politika yürütmesi gerektiğini ifade etti.

“Tarih, zalimleri de, zulme ortak olanları da, bu zulme sessiz kalanları da affetmeyecektir” diyen Babacan, Türkiye’nin sadece kendi çıkarlarını gözeten bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grup toplantısında konuştu. Hükümeti Filistin konusunda yetersiz adımlar atmakla suçlayan Babacan, Türkiye’nin artık mazlumların yanında duramayan bir ülke haline geldiğini söyledi.

Konuşmasına “Gazze Gazzelilerindir” ifadeleriyle başlayan Babacan, Gazze’nin bağımsız bir Filistin devleti için direnenlerin toprağı olduğunu vurguladı. İsrail’in Gazze’yi bir “açık hava hapishanesine” çevirdiğini belirten Babacan, Filistinlilerin yıllardır süren direnişinin hiçbir zaman sona ermediğini dile getirdi.

“Kaybedeceksiniz, hâlâ anlamadınız mı?” diyerek İsrail’e seslenen DEVA Partisi Lideri Babacan, Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) İsrail’i soykırımla suçlamasının tarihi bir dönemeç olduğunu söyledi.

Hükümetin Gazze konusunda geç kaldığını dile getiren Babacan, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 29 Aralık 2023’te İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya Türkiye’nin ancak 7 Ağustos 2024’te müdahil olduğunu belirtti. “7 ay 10 gün boyunca neyi beklediniz?” diye soran Ali Babacan, bu süre içinde 18 bin Filistinlinin daha hayatını kaybettiğini ifade etti.

Babacan, Türkiye’nin Filistin için daha aktif bir politika yürütmesi gerektiğini belirterek “Zamanında güçlendirdiğimiz ekonomiye sırtını dayayıp ‘van minüt’ demek kolaydı. Şimdi zor, yapamıyorlar” sözleriyle iktidarın ekonomik zorluklar nedeniyle dış politikada etkisiz kaldığını savundu.

Ali Babacan, İsrail’in sadece Gazze’deki yıkım ve ölümlerle yetinmediğini, aynı zamanda Filistinlileri kendi topraklarından sürmeye çalıştığını belirtti. Batı ülkelerinin Mısır ve Ürdün’e baskı yaparak “Gazze’de yaşayan 2 milyon Filistinliyi alın, kendi topraklarınıza yerleştirin” dediğini aktaran Babacan, iki ülkenin bu taleplere direndiğini ancak Türkiye’nin de bu süreçte destek olması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye, hem Mısır’a hem de Ürdün’e destek çıkmak zorunda” diyen Babacan, hükümeti bu konuda yeterli adımı atmamakla eleştirdi. “7 Ekim’den beri Türkiye’de iktidar bu konuda üzerine düşeni maalesef yapmadı, yapmıyor” ifadelerini kullanan Babacan, İsrail ile ticaretin aylar boyunca devam ettiğini, ancak protestoların ardından sonlandırıldığını hatırlattı.

Grup toplantısında konuşmasını sürdüren Ali Babacan, Türkiye’nin Filistin konusunda etkili bir dış politika yürütmesi gerektiğini belirtti. “Tarih, zalimleri de, zulme ortak olanları da, bu zulme sessiz kalanları da affetmeyecektir” diyen Babacan, Türkiye’nin sadece kendi çıkarlarını gözeten bir anlayıştan uzaklaşması gerektiğini ifade etti.

DEVA Partisi Lideri Babacan, “Dünya susabilir, bazıları çıkar hesapları yapabilir. Ama biz, insanlık onurunu ayakta tutmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: Erdoğan Ölene Kadar Seçilmeyi Planlıyor

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Erdoğan, bir daha seçilmeyi, ölene kadar seçilmeyi adım adım planlamaktadır. Çekindiği bir şey yoktur. Kural, anayasa, kanun tanımamaktadır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde: “Bakınız, tablo ortadadır. Ekonomideki kötü gidişat durdurulamaz noktaya varmaktadır. 2024 yılı sonu itibariyle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı kabaca 5 milyona ulaşmıştır. Aileleri de hesaba katarsak 20 milyondan fazla insanımız kredi kartı borç batağındadır. Sadece kredi kartı borcundan ötürü yasal takibe alınanların sayısı 2023 yılına göre geçen yola ortanla iki katı artmış ve 1,5 milyon kişiye yaklaşmıştır.

Bireysel kredi borcundan dolayı 1 milyon 200 bin kişiye ulaşmıştır. Vatandaşımıza reva görülen şudur: Kredi kartı ve kredi borcu sarmalında vatandaş didinecek, Hayatta kalmaya çalışacak, Bu saray azınlığı da refah içinde kalacak Vatandaşımızınsa üzerine düşen görev şudur: Bu iktidara güle güle demek! Eğer cümleten bunu yapamazsak, bu rakamların da iki katını telaffuz edeceğiz. Bu gelmekte olan bir afettir. Tıpkı deprem gibi, bağıra bağıra gelmektedir.

Geçen hafta geçirdikleri Devlet Denetleme Kurulu Kanunundan, yani kayyım yetkisini genelleştirdikleri düzenlemeden sonra, şimdi de Siber Güvenlik yasası diye, yeni bir istibdat yasası çıkartıyorlar. Söz konusu yasa teklifi ile Cumhurbaşkanı’na bağlı, Siber Güvenlik Kurulu Başkanlığına olağanüstü yetkiler verilmektedir. Olağanlaşmış sürekli bir istisna halinde olağanüstü yetkili bir iktidar yaratmak için, bir adım daha ilerlemek istemektedir. Getirilen yasa teklifi ile diğer yasal düzenlemelerde de olduğu gibi, yargı organı yine devre dışı bırakılmak, Saraydan tek tuşla işleri halletmek istemektedirler. Çünkü Bunlar OHAL bağımlısıdır.

Erdoğan ve avanesi, sonsuza kadar sürdürmek istedikleri OHAL ve istibdat rejimini, çocuğunuzun evdeki bilgisayarına, sizin aile mesajlaşma grubunuza kadar sokmak istemektedir. Emin olun hepiniz birer potansiyel suçlu, potansiyel terörist, potansiyel tutuklusunuz. Belediye başkanı, Parti genel başkanı, gazeteci, hoca, avukat, İş adamı, sanatçı aydın hiç farketmez. Korku düzenleri için her an kendinizi hapishanelerde bulabilirsiniz.

Ülkemizin nüfus ve vatandaşlık bilgilerini, kimlik, mal-mülk, banka bilgilerini, vatandaşın soyunu sopunu, tahlillerini, hastalık geçmişini e-devlet üzerinde koruyamayıp, dünyadaki suç çetelerinin ve dolandırıcıların eline teslim edenler, adına siber güvenlik dedikleri bu yasayla, Sözüm ona internet ve diğer dijital mecraları koruyacaklar öyle mi? Ben bu gülünecek gerekçeye gülemiyorum çünkü durum çok vahim ve bunların niyetleri çok şeytancadır.

“Erdoğan ölene kadar seçilmeyi planlıyor”

Bugün vatandaşın haklı erken seçim arzusunu dillendirerek bunun talebini yaratmanın umuduna yaslananlara da sesleniyorum. Erdoğan, bir daha seçilmeyi, ölene kadar seçilmeyi adım adım planlamaktadır. Çekindiği bir şey yoktur. Kural, anayasa, kanun tanımamaktadır.

Milletten utanmamakta, Allah’tan da korkmamaktadır. İktidarsız bir an bile nefes alamayacak kaybedecek çok şeyi olan bir dikta rejimi karşısında, geçmişte yaptığınız gibi, bunlar “atı alıp Üsküdar’ı geçerken” Arkasından sessizce el sallamaya hazırlananlara sesleniyorum: Umut, safdilce ayakta tutulamaz. Böyle devam ederse ve muhalefet aklını başına almaz ise, önümüzdeki seçim süreci, demokratik bir ülkenin, olağan şartları içerisinde milli iradenin tecelli ettiği bir şekilde olmayacaktır.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Terör” Soruşturması Tepkisi: Utanç Verici

CHP’li belediyelere yönelik başlatılan “terör” soruşturmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Seçim sürecinde işini yapan insanları bir anda terörist ilan etmek kabul edilemez” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Halk TV’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Ekrem İmamoğlu, CHP’de 23 Mart’ta yapılacak ön seçimle ilgili “Ön seçimi desteklediğimi ifade ettim. Olumlu bakışımız yüksek. Hayırlısı olsun” dedi.

İmamoğlu, CHP’nin tek bir aday çıkaracağını vurgulayarak, “Her koşulda CHP’nin adayı kimliği nettir” ifadelerini kullandı.

Mansur Yavaş’ın toplantıda dile getirdiği öneriye de değinen İmamoğlu, “Önseçime dair kaygılarını ve erken belirlenmesine dair tereddütlerini dile getirdi ancak partinin alacağı karara ve oluşacak iradeye saygı duyacağını belirtti” dedi.

Ekrem İmamoğlu, muhalefetin geniş bir iş birliğiyle sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek, “Tek başına CHP’nin değil, tüm muhalefetin güçlü bir sentez oluşturması gerekiyor” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu, CHP’nin erken seçim hazırlığı yapmasının önemine dikkat çekerek, “Bu bir demokrasi devrimidir. Her an seçim olacakmış gibi hazırlıklı olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İBB Başkanlığı görevini aksatmadan süreci yöneteceğini belirten İmamoğlu, “Altı yılı aşkın süredir sadece belediye başkanlığı yapmıyor, aynı zamanda büyük bir siyasi mücadele yürütüyorum” dedi.

Ekrem İmamoğlu, adaylık süreciyle ilgili yol haritasına dair ise, “Nisan-Mayıs gibi bir yakın plan oluşturulacak, ardından muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla müzakereler yürütülecek” açıklamasında bulundu.

Kabine ve temel politikaların bu süreçte netleşeceğini söyleyen İmamoğlu, “Nepotizmden uzak, liyakati önceleyen güçlü bir kadro yapısıyla hareket edeceğiz” dedi.

“CHP tarihinin en temiz ve itinalı kurultayıydı”

CHP Kurultayı’na ilişkin başlatılan soruşturmayı “CHP tarihinin en temiz ve itinalı kurultayıydı” sözleriyle değerlendiren İmamoğlu, belediyelere yönelik “terör” soruşturmasını ise “Utanç verici” olarak niteledi.

Ekrem İmamoğlu, gözaltına alınan belediye çalışanlarıyla ilgili, “Seçim sürecinde işini yapan insanları bir anda terörist ilan etmek kabul edilemez” dedi.

Hükümetin politikalarını eleştiren İBB Başkanı İmamoğlu, “Ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve itibarsız dış politika halkı perişan ediyor. Bu soruşturmalar da bunun bir parçası” dedi.

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu: Gazze, Türkiye’ye Bağlansın

Yeni Yol’un grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, “Gazzeliler referandum yapsın. Filistin devleti kuruluna kadar Gazze, Türkiye’ye bağlansın” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol grup toplantısında konuştu. Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Lahey Grubu kuruldu. 9 ülke var. İçinde vaktinde Fransız sömürgeciliğine direnmiş, her an Trump’ın saldırısına maruz kalabilecek Belize, Gazze için ayağa kalktı. Lahey Grubu başbakanlarına selam olsun.

Trump’ın tehditleri karşısında bir bildiri yayımladılar: ‘Filistin halkına yönelik soykırım eylemleri nedeniyle kaybedilenlere yas tutarak, bu tür uluslararası suçlar karşısında sessiz kalmayı reddederek, İsrail’in Filistin işgalini reddederek Filistin halkının bağımsızlığı için direneceğiz.’ Gönül isterdi ki burada Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da olsun.

Yeni bir düzen kuruluyor. Emperyalist sömürgecilik düzeni. Trump, “Cumartesi gecesi saat 12’de eğer bütün esirler serbest bırakılmazsa Gazze’ye cehennemi yaşatacağım.” dedi. “Gazze’ye sahip olacağız.” diyor. Bir emlakçı olarak söylüyor. Adam ölüler için yas tutmayı unutmuş.

Ankara derin bir sessizlikte. Yaşanan şey sadece Gazze değil. Uluslararası sitem yok oluyor. Ankara’nın neler yapması gerektiğini söyleyeceğim. Ankara, Lahey Grubu’nun dışında kaldı çünkü limanlardan yakıt satışını durdurması gerekecek.

Neden Trump’ın adını zikretmiyorsunuz? Çünkü Trump’la görüşme arzularında. Sayın Erdoğan “one minute” dedikten sonra yeni seçilen ABD Başkanı ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmak zorunda kalmıştı. Siz randevu talep ederseniz onlar Gazze’yi talep ederler.

Dünyada iki kutup var. Bir tarafta insan haklarını savunanlar var, bir tarafta da ırkçılığı, katı ulusal çıkarcılığı esas alanlar. Türkiye de safını belli edecek. Belize’nin safında olmak zor görünebilir. Bu mücadelede Batı Bloku ikiye bölünecek. ABD’nin yeni tavrına karşı AB tavır göstermek zorunda kalacak. NATO ya değişecek ya da tamamıyla anlamını kaybedecek.

İki hafta önce hazırlanan kırmızı kitabın bölümleri anlamını yitiriyor. Tekrar yazın milli güvenlik siyaset belgesini. 5 yıl değişmeyecek bu belge Trump’ın gelmesiyle kadük oldu. Destek isterseniz biz varız… Biri daimi ve kapsamlı, biri acil olmak üzere kriz masası kurun. Mesela cumartesi günkü tehdit için acil kriz masası kurun.

Bu gelişmelerden rahatsız olan AB’nin Türkiye’ye duyacağı ihtiyaç değerlendirilmeli… ABD ile ilişkiler sadece Trump’la kişisel ilişkilere indirgenmemeli… Trump’ın tutumundan aynı ölçüde rahatsız olan AB ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerinin özel teşkilatı canlandırılmalı.

Sürgün için adres gösterilen Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere Suriye, İran, Lübnan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn ve Umman’ın katılacağı ve ilgili ülkelerin gözlemci olarak davet edileceği bölge barış zirvesine öncülük edilmelidir.

Trump’ın asıl istediği, Filistinlilerin hakkı olan doğal gaz alanlarına el koymak. Gazzelilerin son meşru devleti Osmanlı Devleti’dir. Biz de Osmanlı’nın meşru süreklilik devletiyiz. Gazzeliler referandum yapsınlar ve Filistin devleti kurulana kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne otonom bölge olarak bağlasınlar. Amerika oradan gelip Gazze’ye el koyacak da biz Gazzelilere sahip çıkmayacak mıyız? Alın o çok kıymetli siyonistlerinizi ABD’deki bol topraklarınıza götürün.

Muhalefete eleştiriler

İktidar, Erdoğan’a ebedi cumhurbaşkanlığı verme peşinde. Muhalefet de sanki üç ayrı parti varmış gibi üçlü zirveler yaparak bir alternatif cumhurbaşkanı adayı çıkarma peşinde… İktidarın birinci vazifesi İstanbul depremini düşünmektir. İBB Başkanı’na söylüyorum, senin işin ne zaman yapılacağı belli olamayan seçime hazırlanmak değil depreme hazırlanmaktır.

İktidara söylüyorum, tutuklamaya çalıştığınız belediye başkanlarından önce Kartalkaya sorumlusu olan Kültür ve Turizm Bakanı’nı sorgulayın… Muhalefet, yerel yönetimlerde yaşanan yolsuzluklara son verin. İki taraf da iş işi gücü bıraktı. Dünyada ne oluyor ilgisi yok.”

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden “Gezi Davası” Çağrısı: Derhal Serbest Bırakın

Gezi Davası’nda yargılanan mimar Mücella Yapıcı, akademisyen Ali Hakan Altınay ve iktisatçı Yiğit Ali Ekmekçi’nin beraat etmesinin ardından Uluslararası Af Örgütü, Osman Kavala ve diğer dört düşünce mahkumunun da derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Gezi Davası’nda 2022 yılında Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası verilmişti.

Uluslararası Af Örgütü, Gezi Davası’nda yargılanan mimar Mücella Yapıcı, akademisyen Hakan Altınay ve ve iktisatçı Yiğit Ekmekçi hakkında verilen beraat kararını değerlendirerek, Osman Kavala ve diğer dört düşünce mahkumunun da derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü Kıdemli Türkiye Kampanyacısı Milena Buyum, konuya ilişkin açıklamasında, “Bu karar, yargının siyasi baskı aracı haline gelmesinin utanç verici bir örneğiydi. Yedi yılı aşkın süre boyunca yetkililer, bu kişilere yöneltilen suçlamaları kanıtlamakta başarısız oldu” dedi.

Buyum, beraat kararının yıllardır süren bir adaletsizliğe son verdiğini, ancak cezaevinde tutulan Osman Kavala ve diğer dört kişinin durumunun aynı şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Buyum, “Hâlâ cezaevinde tutulan Gezi Davası düşünce mahkumları derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Uluslararası Af Örgütü daha önce de birçok kez Gezi Davası’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarıyla çeliştiğini ve adil yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini vurgulamıştı.

Ne olmuştu?

Gezi davasında 2022 yılında Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası verildi.

Yargıtay, 2023’teki genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi’nden milletvekili seçilen Can Atalay’ın yanısıra Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e verilen 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

Fakat Mücella Yapıcı, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay hakkında verilen cezalar Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu ve Yapıcı ile Altınay cezaevinden tahliye edildi.

Bozma kararından sonra 2024 başındaki ilk duruşmada mahkeme, Yargıtay kararı uyarınca sanıklar hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasına karar verdi. Yapıcı, Ekmekçi ve Altınay’ın “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yeniden yargılanmasına bugün devam edildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen beşinci duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, tüm sanıklar hakkında “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlamasından beraat istedi.

Savcı, mütalaasını okurken Mücella Yapıcı’nın daha önce “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını ve orada da beraat ettiğini belirtti.

Ayrıca yeniden başlayan yargılamada Emniyet’e müzekkereler yazıldığı fakat sanıklar hakkında görüntü ve kayıt olmadığı vurgulandı.

Sanık avukatları da mütalaayı destekler ifadelerde bulundu. Mahkeme heyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet iddiasıyla yargılanan Mücella Yapıcı, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay’ın ayrı ayrı beraatine karar verdi.

Hüküm kısmında üç kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları istenmişse de suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmamıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca üç isim de tutuklu kaldıkları süreye ilişkin ayrı ayrı tazminat davası açabilecek.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Operasyonlara Tepki; Erken Seçim Çağrısı

Ataşehir ve Kartal Belediye Başkan yardımcıları ile Şişli, Beyoğlu, Fatih, Tuzla, Fatih, Adalar belediye meclis üyelerinin de bulunduğu 10 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, erken seçim çağrısını tekrarladı.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin yerel seçimler süresinde kullandığı ‘kent uzlaşısı’ kavramına değinmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi hakkında gözaltı kararı verilmesine, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi ve erken seçim çağrısı yaptı.

Ekrem İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’daki bazı CHP ilçe belediyelerimize bu sabah yine şafak operasyonu düzenlendi. 2 belediye başkan yardımcımız ve 7 ilçe meclis üyemiz gözaltına alındı. Seçimlere kadar rutin işlerini yapan, normal hayatlarına devam eden bu insanlar, seçimlerden sonra her nedense aniden ‘terörist’ ilan ediliyor. Tıpkı 65 yaşında ‘terörist’ ilan edilen Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer gibi.

31 Mart seçimlerinde AK Parti’den 12 ilçe belediyesi kazanan, İstanbul’da 26 ilçe belediye başkanlığı kazanan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde rakibine 1 milyon oy fark atan partimizin başarısını sindireceksiniz. Öyle ya da böyle sindireceksiniz. Siyasal depresyonlarınıza, yargıyı alet ederek, çeşitli kılıflara sarılan siyasi operasyonlarınızla bu milletin gözünü boyamanıza dün de izin vermedik bugün de vermeyeceğiz.

İktidar koltuğu da, Cumhurbaşkanlığı makamı da kimseye babasından miras değil. Kimsenin tapulu malı da değil. Sadece milletin malı. Kendisini millet iradesinin üzerinde gören, kendisini milletin efendisi zanneden 1 kişinin kaprislerine memleketi alet etmenin faturasını ödüyoruz. Hayat pahalılığı ile ödüyoruz. Geçim sıkıntısıyla ödüyoruz. Sosyal çürümeyle ödüyoruz. Siyasal çürümeyle ödüyoruz.

İşte bu çürümüş düzenin çürük elmalarını temizlemek, Türkiye’mizi hak ettiği demokrasi ve refaha ulaştırmak için yola çıktık, erken seçim istiyoruz. O sandık erkenden gelecek. Sandık millet isteyince gelir, siz isteyince değil. Sandık gelecek. 1 kişi gidecek, her şey değişecek!”

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör örgütü ile koordineli olarak kent uzlaşısı” ile seçildikleri öne sürülen Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi ve bir sivil hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi. Başsavcılık, bu kişilere yönelik gözaltı işlemleri ve aramaların TSİ sabah 06.00 itibarıyla başladığını belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, operasyonun terör örgütünün HDK çatı yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında yapıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınanların Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, AKP yönetimindeki Fatih Belediyesi ile CHP’li başkanların yönetimindeki Üsküdar, Sancaktepe, Tuzla, Adalar, Şişli ve Beyoğlu Belediye Meclislerinden birer üye ile bir sivil kişinin olduğu kaydedildi.

Açıklamada, haklarında gözaltı kararı verilen isimlerin 31 Mart 2024 seçimlerinde talimatla “kent uzlaşısı”‘ faaliyeti kapsamında seçilmeleri sağlandığı iddia edildi. Açıklamada, “Kent uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu hususu da nazara alındığında adı geçen şüphelilerin terör örgütünün kent uzlaşısı faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından oldukları anlaşılmış olup…” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, 06.00 itibarıyla eş zamanlı operasyonlarda 10 kişinin gözaltına alındığı, polisin adı geçen isimlerin ev, iş yeri ve başkan yardımcılarının makam odalarında arama yaptığı kaydedildi.

Paylaşın