Bahçeli Duyurdu: MHP Seçime Kendi Logosu Ve Adaylarıyla Girecek

“AK Parti ile ortak liste” iddialarına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Bahçeli, “Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nı teşkil eden 2 partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır” ifadelerini kullanırken, partisinin milletvekili Genel Seçiminde, “tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacağını” belirtti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından ‘AK Parti ile ortak liste’ iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerine 47 gün kalmıştır. Yüksek Seçim Kurulu Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Cumhurbaşkanlığı Seçimine katılacak dört adaydan oluşan geçici listeyi yayımlamıştır. Süreç ilan edilmiş seçim takvimine uygun şekilde ilerlemektedir.

Seçime katılacak partiler belli olmakla birlikte hazırlanmış ittifak protokolleri de sırasıyla YSK’ya sunulmuştur. Bilindiği gibi Cumhur İttifakı çatısı altında 4 parti yer almıştır. Bu kapsamda üzerinde uzlaşılan ittifak protokolü 24 Mart 2023’te YSK’ya teslim edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı Seçiminde adayı belli, kararı nettir. Nitekim Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bütün imkan ve inancımızla Sayın Cumhurbaşkanımızın tekrar seçilmesi hususunda kesintisiz sürdürülen mücadele devam edecektir.

Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir. Üstelik kara kampanya üretim ve servisi cesamet kazanmıştır.

Cumhur İttifakı’nı oluşturan 4 partiden 2’si olan; Yeniden Refah Partisi ile Büyük Birlik Partisi’nin kendi parti logoları ve adaylarıyla seçimlere katılacağı da yakın bir tarihte ilgililerin beyanıyla tescillenmiştir. Elbette bu takdir ve tercih mezkur partilerin kendi bileceği bir şeydir.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni zor durumda bırakmak, heyecanıyla birlikte 54 yıllık dev mazisini ve müktesebatını yok saymak amacıyla bazı çevrelerin algı çalışmaları yaptığı, fitne ve tezvirat yaydığı objektif değerlendirme yapabilen ve vicdan sahibi herkesin malumudur.

Cumhur İttifakı’nın ahlakı, ilkeleri ve gelecek hedefleri siyasi namusumuza emanettir. Bu emanet mutlaka korunacaktır. Ancak fırsatçılar, partimizi küçük görme yanlışına düşen sözde yazar, çeyrek aydın ve zillet siyasetçiler ciddiye alınmayacak, hiç de itibar edilmeyecektir.

Cumhur İttifakı’nı teşkil eden 2 partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Genel Seçiminde, tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacak, nihayetinde hak ettiği, layık olduğu, hasretle beklediği başarıya kesinlikle ulaşacaktır.

Gayret bizden Tevfik Allah’tandır. Çalışma bizden mükafat millettendir. Türk ve Türkiye Yüzyılına kutlu bir adım atılacak, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü cumhurun muazzam zaferiyle taçlanacaktır. TBMM’de güçlü MHP, güçlü Cumhur İttifakı milli iradeyle tecelli edecektir.”

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Suriye Zirvesi Nisan’da

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcıları Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Reuters haber ajansı iddiasını Türk ve İranlı yetkililere dayandırdı.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın müttefiki Rusya’nın teşvikiyle, 12 yıldır süren çatışmanın karşı taraflarında yer alan Suriye ve Türkiye’den yetkililer, ilişkileri normalleştirme amacıyla geçen yıl toplantılar düzenlemişti.

Ancak Esat bu ay, işgalci güçler olarak nitelediği Türk ordusu Suriye’nin kuzeyinden çekilene kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeyi reddetti.

Reuters’a bilgi veren üst düzey bir Türk yetkili, Suriye’deki durumun 3-4 Nisan’da Moskova’da yapılacak görüşmede ele alınacağını söyledi.

Yetkili, “Bu toplantının, normalleşme sürecinde başlayan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin bir devamı olması bekleniyor. Ancak bakanlar düzeyinde bir katılım olmayacağı ve toplantı teknik düzeyde yapılacağı için önemli kararlar alınması beklenmiyor” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de toplantının Nisan ayının ilk haftasında Moskova’da yapılacağını doğruladı.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan Suriyeli bir kaynak da, dışişleri bakan yardımcıları arasında yakında bir toplantı yapılacağını doğruladı ancak tarih belirtmedi.

Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, toplantı haberleriyle ilgili henüz yorum yapmadı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rus devlet haber ajansı RIA hafta başında Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’a dayandırdığı haberinde Rusya, Türkiye, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcılarının Nisan ayı başında Moskova’da istişarelerde bulunabileceğini bildirmişti.

Paylaşın

TBMM Başkanı Şentop: Erdoğan’ın Adaylığında Hukuki Sorun Yok

Erdoğan adaylığıyla ilgili DEVA ve Memleket partilerinin yaptığı itirazlar sonrasında gündeme gelen konuyla ilgili konuşan TBMM Başkanı Şentop, “Bu tartışma bir siyasi tartışma olarak yürütülüyor. Anayasa 101’e göre, bir kişinin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçileceği ifadesinin olduğu madde, 30 Nisan 2018’de yürürlüğe girmiştir. Hukukta kural şudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir kanun hükmü yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanır. 2018’den sonra Türkiye’de 1 defa seçim yapılmıştır, cumhurbaşkanımız 1 defa aday olmuş ve seçilmiştir. 14 Mayıs seçimi 30 Nisan 2018’den sonraki ikinci seçimdir. İkinci defa adaylığı söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanının adaylığı için bir istisna hükmüne ihtiyaç yoktur. Hukuken hiçbir sorun yok. İkinci adaylığı söz konusudur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olamayacağına ilişkin tartışmalara dair açıklama yaptı. Şentop’un açıklamalarından satır başları şöyle:

”2017’de bu durumu öngörerek komisyon raporuna koyduk. Demişiz ki, kanun yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanacaktır. Önceki dönemde cumhurbaşkanı seçilenlerin yeniden 2 defa seçilme hakkı olacaktır diye hükmü koymuşuz. Bu konuda iki makale yazdık, hukukçu olarak. Kamuoyundaki tüm tartışmaları gözden geçirerek hukuki tartışma şeklinde makale yazdım.

Bu konuyu bir tek cümle kullanarak ve o cümleyi tekrarlayarak ispat etmeye çalışanlar var. Bugün bir avukat arkadaşımız, ‘Meclis Başkanı bu konuda konuşamaz, tarafsızdır’ diyor. Halbuki anayasa 94. madde Meclis Başkanı’nın hangi konularda sınırlama içinde olduğunu ifade ediyor. Hukuki konuda konuşamayacağına dair anayasal bir tanım yok. Anayasa hukukçuları var bu konuda açıklama yapmış.

Bu tartışma bir siyasi tartışma olarak yürütülüyor. Anayasa 101’e göre, bir kişinin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçileceği ifadesinin olduğu madde, 30 Nisan 2018’de yürürlüğe girmiştir. Hukukta kural şudur. Bir kanun hükmü yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanır.

2018’den sonra Türkiye’de 1 defa seçim yapılmıştır, cumhurbaşkanımız 1 defa aday olmuş ve seçilmiştir. 14 Mayıs seçimi 30 Nisan 2018’den sonraki ikinci seçimdir. İkinci defa adaylığı söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanının adaylığı için bir istisna hükmüne ihtiyaç yoktur. Hukuken hiçbir sorun yok. İkinci adaylığı söz konusudur.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Beşli Çetelere Değil, Size Hizmet Edeceğim

Konya’da Millet Buluşması Programı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, “Türkiye artık dünya ile yarışmak zorundadır. Türkiye dünya ile yarıştığı zaman büyüyen bir ülke olacaktır, güçlü bir ülke olacaktır. Güneşli günleri birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz. Dünyanın neresine giderseniz gitsin gençlerimiz gülen yüzlerle geri döneceksiniz. Attığınız bir tweet nedeniyle güvenlik görevlisi kapınıza dayanamayacak bilecekler ki artık bu ülkede özgürlük var. Güneşli günleri hep birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dünyanın neresine gitmişse gencimiz, güler yüzle ülkesine dönecek. Sizin özgürlük alanınızı genişleteceğim. Attığınız tweet dolayısıyla babanız ve anneniz kuşku duymayacak, bilecek ki artık bu ülkede demokrasi var!  Güvenlik görevlisi sabahın 5’inde kapınıza dayanmayacak, bilecek ki artık bu ülkede özgürlük var. Düzeni siz değiştireceksiniz, iktidara siz getireceksiniz. Bu ülkenin 5,5 milyon genci ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Kadının, gençlerin sosyal güvenliği olacak. Çiftçiler, üreticiler, sizin bankalara olan faizlerinizi tamamen sileceğiz, ana parayı taksitle alacağız. Siz üreteceksiniz, siz kazanacaksınız. Dışarıdan buğday, arpa, fasulye, canlı hayvan, et, mercimek almayacağız. Herkes üretecek, herkes kazanacak!  Çiftçilere kırmızı mazot vereceğiz; ÖTV’si KDV’si olmayacak. 15 Mayıs’ta iktidarız, 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. 5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim. Esnaf bakanlığı kuracağız, esnaf sahipsiz olmayacak. Sicil affı çıkartacağız. Pandemi döneminde kredi verdiler faizini istiyorlar, onu sileceğiz. Stopajı da sıfırlayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Konya’da Millet Buluşması Programı’na katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da katıldığı programda konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Konya da tarihi bir kentimiz. Mevlana’nın bulunduğu. Mevlana’yı öğrenmek ve halka anlatmak. Mevlana’nın felsefesini bütün dünyaya anlatmak bizim meselemiz. Benim size sözüm var bu ülkeye adaleti getireceğiz. Adalet sadece mahkeme salonlarında tecelli etmez. Konya, Hollanda’dan büyük bir il. Konya bakıldığında tarımda bir numara ama buranın da sorunları var. Türkiye’nin de sorunları çok büyük. Tarımın da sorunları çok büyük. Türkiye artık dünya ile yarışmak zorundadır. Türkiye dünya ile yarıştığı zaman büyüyen bir ülke olacaktır, güçlü bir ülke olacaktır. Güneşli günleri birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz.

Dünyanın neresine giderseniz gitsin gençlerimiz gülen yüzlerle geri döneceksiniz. Attığınız bir tweet nedeniyle güvenlik görevlisi kapınıza dayanamayacak bilecekler ki artık bu ülkede özgürlük var. Güneşli günleri hep birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz. Dünyanın neresine gitmişse gencimiz, güler yüzle ülkesine dönecek. Sizin özgürlük alanınızı genişleteceğim. Attığınız tweet dolayısıyla babanız ve anneniz kuşku duymayacak, bilecek ki artık bu ülkede demokrasi var!  Güvenlik görevlisi sabahın 5’inde kapınıza dayanmayacak, bilecek ki artık bu ülkede özgürlük var. Düzeni siz değiştireceksiniz, iktidara siz getireceksiniz. Bu ülkenin 5,5 milyon genci ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak.

“5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim”

Kadının, gençlerin sosyal güvenliği olacak. Çiftçiler, üreticiler, sizin bankalara olan faizlerinizi tamamen sileceğiz, ana parayı taksitle alacağız. Siz üreteceksiniz, siz kazanacaksınız. Dışarıdan buğday, arpa, fasulye, canlı hayvan, et, mercimek almayacağız. Herkes üretecek, herkes kazanacak!  Çiftçilere kırmızı mazot vereceğiz; ÖTV’si KDV’si olmayacak. 15 Mayıs’ta iktidarız, 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. 5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim. Esnaf bakanlığı kuracağız, esnaf sahipsiz olmayacak. Sicil affı çıkartacağız. Pandemi döneminde kredi verdiler faizini istiyorlar, onu sileceğiz. Stopajı da sıfırlayacağız.

En hızlı neleri yapacağız? 6 lider bir araya geldik. İsraf haramdır diye biliyoruz. İlk yapacağımız iş israfı önlemek. Bütün savurganları sıfırlayacak bir kararname çıkartacağız. İsraf olmayacak. Parlamentodan süratle yasa çıkartacağız. Aile toplumun temel taşıdır. Hiçbir aile kendini sahipsiz hissetmesin. Her aile sosyal devletin koruması altında olsun. Aile destekleri sigortası çıkartacağız. 1971’den beri çıkması gereken bu kanun çıkmadı. Size yardımlar yapılıyor oyunuzu bize verin, yoksa yok diyorlar. Biz hiçbir ayrım yapmayacağız. Hiçbir kadını bir erkeğe muhtaç ettirmeyeceğiz.

İsrafı engelleyince Türkiye güçlü, zengin bir ülkedir. Parayı beşli çeteye yedirirseniz size para kalmaz. O paraları son kuruşuna kadar alacağım! Hem diyorlar biz milletçiyiz, hem dolar bazlı garanti! İhale alıyorsun dolarla, kâr veriyorsun dolarla, garanti veriyorsun dolarla… Bütün bunların tamamını milliyetçi kardeşiniz TL’ye çevirecek. Endişe etmeyin, TL olacak. Her çocuk okulda sağlıklı bir şekilde beslenecek. Hiçbir aileye yük olmayacaklar, zengin fakir ayrımı olmayacak, herkes aynı çantadan beslenecek. İktidarımızda göreceksiniz 2 kilo et 1 gram altın etmeyecek!

Mülakat kalkacak, torpil bitecek. Kul hakkını yedirmeyeceğiz. Herkesin hakkını teslim edeceğiz. 2 bin 400 yıl önce söylenmiş, devleti yönetenler yönetirken zenginleşirlerse artık halkı değil kendi mal varlıklarını düşünürler. Mal varlığımı açıkladım, adaylığım kesinleştiğinde bütün Türkiye’ye göstereceğim, herkes görecek. Temiz bir siyaset getireceğiz. Vatandaş-siyasetçi arasında güven köprüsünü yeniden inşa edeceğiz. Halktan yana olan bir anlayışı getireceğiz. 5,5 milyon gençten söz istiyorum. Her arkadaşınızı ikna edeceksiniz, sandığa gidecek ve Millet İttifakı’na oy verecek. Benim de sözüm söz!”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Erdoğan’ın Adaylığına İtiraz Edenlere Tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerindeki adaylığına itiraz eden partilere tepki göstererek, “Cumhurbaşkanımızın adaylığı önünde hiçbir engel yoktur” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın bu seçimlerde yeniden aday olduğunu aylar öncesinden açıklamıştık. Nitekim usulüne uygun şekilde adaylık başvurusu yapılmıştır” ifadelerini kullandı. Çelik, “Milletimizin sahip olduğu demokrasi sandığına hiç kimse ipotek koyamaz!” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Demokratik seçimlerle milletin adayıyla yarışmaktan korkan çevreler, Cumhurbaşkanımızın önüne siyasi hayatı boyunca çeşitli engeller çıkardılar. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanımızla demokrasi meydanında yarışmaktan korktuklarının itirafı olmaktan başka işe yaramadı” diye ekledi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan itiraz başvurularının ardından sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Çelik, açıklamasında şunları söyledi:

“Aylar önce açıkladığımız gibi Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanı adayımızdır. Bu adaylığa karşı bazı partilerin YSK’ya itiraz ettiği basına yansıdı.

Cumhurbaşkanımızın adaylığı önünde hiçbir engel yoktur. Cumhurbaşkanımızın bu seçimlerde yeniden aday olduğunu aylar öncesinden açıklamıştık. Nitekim usulüne uygun şekilde adaylık başvurusu yapılmıştır..

Cumhurbaşkanımız milletimizin iradesine sımsıkı bağlılıkla sürdürdüğü siyasi hayatına, demokrasinin ve sandığın gücüne inanarak devam etmektedir.

Cumhurbaşkanımızın adaylığı konusunda üretilmeye çalışılan sözde tartışma hukuki değil, hukuk dışı yollarla siyasete yön vermeye çalışan kötü alışkanlıkların depreştiğini göstermektedir…

Daha önce de ifade etmiştik: Bu tür söylemler, siyaseti kurgulamaya çalışan masaların gizli ortağının “Sabih Kanadoğlu zihniyeti” olduğunu ve bu tartışmaların vesayet zihniyetinden beslendiğini ortaya koymaktadır.

Türkiye, demokratik süreçlere yalnızca aziz milletimizin yön verdiği bir noktaya gelmiştir. Geçmişin vesayet zihniyetinden ilham alan girişimlerin bu gerçeği gölgelemesi mümkün değildir. Sözün özü; milletimizin sahip olduğu demokrasi sandığına hiç kimse ipotek koyamaz!

Demokratik seçimlerle milletin adayıyla yarışmaktan korkan çevreler, Cumhurbaşkanımızın önüne siyasi hayatı boyunca çeşitli engeller çıkardılar. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanımızla demokrasi meydanında yarışmaktan korktuklarının itirafı olmaktan başka işe yaramadı.

Söz ve karar milletindir! Milletimiz, siyasi pazarlıklar yoluyla ülkemizin geleceğine dair kumar oynamak isteyenlere sandıkta bir kez daha demokrasi dersi verecektir.”

Paylaşın

HDP’li Sancar: Zalimlere Kaybettireceğiz, Mazlumlara Kazandıracağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Israrla sorunlarımızın çözüm yolu demokratik siyasettir diyoruz. Bu açıdan parlamentonun önümüzdeki dönem hayati bir önem taşıyacağını da görüyoruz. Bu nedenle parlamento seçimlerine çok büyük önem veriyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Zulme karşı buradayız, birlikte değiştireceğiz. Yıkıma ve talana karşı yeniden inşa için buradayız, birlikte değiştireceğiz. Kadınların mücadelesiyle buradayız birlikte değiştireceğiz. Söz veriyoruz hep birlikte değiştireceğiz. Zalimlere kaybettireceğiz, mazlumlara kazandıracağız. Yeşil Sol kazanacak, ittifaklarımızla birklikte kazanacağız. Tüm Türkiye halklarına kazandıracağız.”

Sancar, konuşmasında ayrıca, “Büyük bir değişimin arifesindeyiz. Kendi menfaatinden ve koltuğundan başka hiçbir şey düşünmeyen, halkı büyük buhranla, depremin yıkımı ve enkazıyla baş başa bırakan AKP-MHP saltanatının son bulacağı aydınlık günler için geri sayım başladı” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sancar’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Halka yoksulluğu, sefaleti reva gören AKP- MHP iktidarından bu ülkenin kurtulacağı tarihi ana sayılı günler kaldı. Büyük bir değişimin arifesindeyiz. Kendi menfaatinden ve koltuğundan başka hiçbir şey düşünmeyen, halkı büyük buhranla, depremin yıkımı ve enkazıyla baş başa bırakan AKP-MHP saltanatının son bulacağı aydınlık günler için geri sayım başladı. Bu iktidar bloğu varlığını devam ettirmek için her yola başvuruyor, tarihimizin en karanlık, en tehlikeli ittifakı oluşmuş durumda.

Bu ittifaka karşı tüm demokrasi güçlerinin birlikteliği ve ortak iradesi her zamankinden daha hayati önemdedir. Hiç kimse bu sorumluluğu bir an bile aklından çıkarmamalıdır. Bu karanlık tehlikeli ittifakı durdurmak için hep birlikte ortak mücadele ve ortak irade göstermenin zamanıdır, bu tarihi anda hata yapanın tarih önünde de halkların vicdanında da affedilmesi mümkün olmayacaktır.

Seçim bildirgemiz son aşamasına gelmiş durumda. 30 Mart’ta büyük bir buluşmayla seçim bildirgemizi açıklayacağız. Açıklayacağımız bildirge Türkiye’nin demokratik çözüm programı olacaktır. Seçim sürecinde tam kadro sahada olacağız. Partimizden aday olmak için her kesimden yoğun bir ilgi var. Bu bizi gururlandırıyor. Umut HDP’dir, umut kurduğumuz ittifaklardadır.

HDP ve ittifakları altındaki bu büyük buluşma Türkiye’ye ve demokrasiye büyük kazandıracaktır. HDP’nin önünü kesmeye yönelik kumpas ve davalar hâlâ devam ediyor. Her türlü oyunu oynamaya da devam edeceklerini biliyoruz. Böyle bir dönemde bile hiç geri durmayacakları kumpasların hepsini boşa çıkaracağız. Bugüne kadar ne yaptılarsa hepsine karşı direndik, yol bulduk.

Başından bu yana tuzakların farkındayız. 14 Mayıs seçimlerinde halkımızın sandığa yansıyacak tarihi iradesini riske etme hakkımız yoktu. Yeni bir dönem başlarken bu büyük dönüşüm gücünü mutlaka parlamentoya taşımamız gerekiyordu. Kapatma davası devam ederken başvurular yaptık. Bu davanın seçimden sonraya bırakılmasını meşru, siyasal ve hukuksal gerekçelerle talep ettik. AYM, 24 aydır süren davada bir ay daha beklememe kararını verdi. Biz bunun ne anlama geldiğinin elbette farkındayız. Bu planın neyi hedeflediğini elbette biliyoruz.

“Zalimlere kaybettireceğiz, mazlumlara kazandıracağız”

Seçimlere Yeşil Sol Parti ile girmeyi kararlaştırdık. Onlar akıllarınca tuzaklar oluştururken bizler aklın, inancın ve kararlılığın ışığında yürüdük. En büyük dersi sandıkta vereceğiz. Biz onların hileleriyle de, oyunlarıyla da baş etmeyi öğrendik, bu da onlara büyük dert olsun.

Yolumuz üçüncü yoldur. Yolumuz şimdi yeşilin ve solun yoludur. Değişim yolu ve adresi bu seçimlerde Yeşil Sol’dur. İnanıyoruz ki 14 Mayıs’ta tüm seçim sandıklarını yeşile boyayacağız. Mayıs’ın baharıyla Yeşil Sol’un baharı sandıklarda buluşacaktır.

Israrla sorunlarımızın çözüm yolu demokratik siyasettir diyoruz. Bu açıdan parlamentonun önümüzdeki dönem hayati bir önem taşıyacağını da görüyoruz. Bu nedenle parlamento seçimlerine çok büyük önem veriyoruz.

Zulme karşı buradayız, birlikte değiştireceğiz. Yıkıma ve talana karşı yeniden inşa için buradayız, birlikte değiştireceğiz. Kadınların mücadelesiyle buradayız birlikte değiştireceğiz. Söz veriyoruz hep birlikte değiştireceğiz. Zalimlere kaybettireceğiz, mazlumlara kazandıracağız. Yeşil Sol kazanacak, ittifaklarımızla birklite kazanacağız. Tüm Türkiye halklarına kazandıracağız.”

Paylaşın

Üç Anket Şirketi: Kılıçdaroğlu Seçimi İlk Turda Kazanıyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine haftalar kala kamuoyu şirketleri de partilerin ve liderlerin oy oranlarına ilişkin değerlendirmelerini açıklamaya devam ediyorlar.

Kemal Özkiraz, Özer Sencar ve Mehmet Pösteki, 14 Mayıs’ta CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimini birinci turda kazanacağını aktardı.

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kaldı. Seçime giderken Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve Ata İttifakı’nın adayı Sinan Oğan’ın Cumhurbaşkanı adaylıkları netleşti.

Seçimlerin gündeme girmesi ile kamuoyu şirketlerinin seçim anketleri önem kazanıyor. Peki adaylıkların kesinleşmesiyle birlikte seçim sonuçları ile ilgili anket şirketleri ne diyor?

Artı Gerçek’ten Cengiz Anıl Bölükbaş’ın haberine göre, ORC Araştırma Genel Müdürü Mehmet Pösteki, MetroPOLL Araştırma Genel Müdürü Prof. Dr. Özer Sencar ve Avrasya Araştırma Merkezi Kurucusu Kemal Özkiraz seçimleri değerlendirdi.

ORC Araştırma Genel Müdürü Mehmet Pösteki,1,5 – 2 yıldır Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğu kaybetmesinin verilerine yansıdığını aktardı. Cumhur İttifakı’nda yüzde 53’lerden yüzde 38-40’lara bir gerileme olduğunu söyleyen Pösteki’ye göre, bunun en önemli sebepleri arasında ekonomi, adalet ve sığınmacı konuları yer alıyor:

“Başta ekonomi, sığınmacı ve adalet konusundan dolayı iktidarı hedef alma söz konusu. Gençlerde de özgürlük endişesi, kendilerini dünyanın diğer ülkelerindeki yaşıtlarıyla karşılaştırıyor olmaları ve ekonomik konuda sıkıntı yaşıyor olmaları söz konusu. Diğer taraftan baktığımızda muhalefet bloğunun hem psikolojik üstünlük olarak hem de oy üstünlüğü olarak önde olduğunu görüyoruz. Muhalefet bloğu içinde sadece Millet İttifakı yok. HDP, Zafer ve Memleket Partisi de var. Türkiye’de şu an yüzde 60’lık gözüken ve ileride daha da artacak bir değişim talebi olduğunu söyleyebiliriz. Tabii adaylar belli olana kadar cumhurbaşkanlığı ile ilgili eğilimlere de baktık. Erdoğan, karşısındaki aday kim olursa olsun yüzde 38-40 bandında bir oya sahip”

Paylaşın

The Economist: Erdoğan, Oyları Azalınca Batı’ya Göz Kırptı

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere haftalar kala uluslararası basında Türkiye ile ilgili haberlerini sürdürüyor. Son olarak The Economist dergisinde seçimlere dair yayınlanan yazıda Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan anketlerde ‘kafa kafaya gittiğini’ ifade edildi.

Yazının devamında, “Kahramanmaraş merkezli depremler ve ekonomik durum, 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan’a görülmemiş şekilde oy kaybettirdi. Erdoğan, oyları azalınca Batı’ya göz kırptı, ‘Tekrar anlaşabiliriz’ mesajı vermeyi denedi.

Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakıldı, Batı yaptırımına tabi Rus mallarına gümrük engeli getirildi. Hatta Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Şimşek’ten de ekibe geri dönmesini istedi. Sayın Şimşek, AKP’nin ekonomide en başarılı olduğu yıllarda maliye bakanıydı. Fakat Mehmet Şimşek, bu teklifi geri çevirdi.” ifadelerine yer verildi.

Birleşik Krallık merkezli haftalık haber dergisi The Economist, 14 Mayıs’taki seçime ilişkin ‘Kritik seçim öncesi Türkiye ekonomisinin vakti daralıyor’ başlıklı bir yazı yayınladı.

ODA TV’nin aktardığına göre yazıdan öne çıkanlar şöyle:

“Türk lirasının yüzde 80’den fazla değer kaybetti, enflasyon resmi olarak açıklanan yüzde 55’ten daha fazla hissedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sıklıkla marketlerin ve restoranların doluluğundan bahsediyor. Evet, Türkiye’de bir tüketim var ama bu tüketim bir balon. İnsanlar enflasyon yüzünden yatırım yapamıyor. Enflasyon sebebiyle yatırımlarının eriyeceğinden korkan orta gelir grubu, kendisini tüketime veriyor. Tüketimin fazla olma sebebi bu.

Erdoğan’ın yerli üretimi ve ihracatı desteklemeye dayalı politikası tepetaklak oldu. İthalatın yanında ihracat oranları devede kulak kaldı. Kur değişimi ilk başta ihracatçıları sevindirse de giderek kazançları azalmaya başladı. İnsanlar kur oranlarını takip etme bağımlısı oldu adeta. Üstelik yerel üretim, enflasyon karşısında fiyatları ucuzlatmaya yetmedi.

Her iki ülke de (Yunanistan ve Türkiye) seçime giriyor. Bir sürtüşme yaşanması muhtemel. Bu en hafif haliyle liderlerin atışması şeklinde olur. En ağır ihtimal de yer yer silahlı sınır çatışmalarının yaşanması şeklinde cereyan edebilir.

‘Oyları azalınca Batı’ya göz kırptı’

(Dergi, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan anketlerde ‘kafa kafaya gittiğini’ ifade etti).Kahramanmaraş merkezli depremler ve ekonomik durum, 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan’a görülmemiş şekilde oy kaybettirdi. Erdoğan, oyları azalınca Batı’ya göz kırptı, ‘Tekrar anlaşabiliriz’ mesajı vermeyi denedi. Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakıldı, Batı yaptırımına tabi Rus mallarına gümrük engeli getirildi. Hatta Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Şimşek’ten de ekibe geri dönmesini istedi. Sayın Şimşek, AKP’nin ekonomide en başarılı olduğu yıllarda maliye bakanıydı. Fakat Mehmet Şimşek, bu teklifi geri çevirdi.

Türk ekonomisi en fazla seçimlere kadar bu şekilde devam edebilir. Bir yerden sonra bu sistem patlayacak ve ekonomi çökecek. Türk Lirası, yepyeni bir kriz yaşayacak ve değerini kaybedecek. Açıkçası yeni seçilecek hükümet bile enflasyonu düşürmekte çok güçlük çekecek. Şu noktada enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek mümkün gözükmüyor.

Paylaşın

Demokrasiler İttifakı Zirvesi Yine Türkiye’siz Yapılacak

ABD’nin oluşturduğu demokrasiler ittifakının ikinci zirvesi bu hafta gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Joe Biden, tıpkı 2021’deki zirvede olduğu gibi bu haftaki zirveye de, Türkiye ve Macaristan liderlerini davet etmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Victor Orban, başta ABD olmak üzere Avrupalı ülkeler tarafından, ülkelerinde demokratik gerilemeye yol açmak, yolsuzlukla mücadele etmemek, basın özgürlüğünü kısıtlamak ve liberal demokratik değerlerden uzaklaşmakla eleştiriliyor.

Her iki liderin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkileri,  İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda takındıkları tavırlar da eleştirilen diğer konular arasında.

ABD’nin Rusya ve Çin ile rekabetinin sertleştiği bir dönemde dikkatler, Biden yönetimi öncülüğünde ve 121 ülkenin katılımıyla düzenlenecek ikinci Demokrasi Zirvesi’ne çevrildi.

ABD yönetimi, ilk Demokrasi Zirvesi’ni Aralık 2021’de düzenlemiş, hedefini de, “otoriter yönetimlere karşı demokrasiler ittifakı oluşturmak” olarak açıklamıştı.

Bu hafta gerçekleştirilecek ikinci zirve, yeni bir formatta düzenlenecek. Zirve yine ABD’nin öncülüğünde ancak aynı zamanda Kosta Rika, Güney Kore, Hollanda ve Zambiya ile ortaklaşa gerçekleştirilecek.

Ağırlıklı olarak video konferans aracılığıyla yapılacak zirvenin açılış konuşmalarını çarşamba günü beş kıtadan, beş ülkenin liderleri, ABD Başkanı Joe Biden, Kosta Rika Cumhurbaşkanı Chave Robles, Zambiya Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Sum Yeol birlikte yapacak.

ABD yönetiminin toplantıyı her kıtadan bir ülke ile ortaklaşa gerçekleştirme hedefinde, otoriter yönetimlere karşı cepheyi genişletme ve güçlendirme hedefinin yattığı belirtiliyor.

Zirve öncesinde gündem Ukrayna

Çarşamba günü resmen başlayacak zirve öncesinde, Salı günü, özel oturumlar düzenlenecek. Bunlardan biri “Ukrayna’da adil ve kalıcı barış” başlığını taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in başkanlık edeceği ve farklı bölgelerden dışişleri bakanlarının katılacağı oturuma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy video konferans aracılığıyla katılacak. Programda oturumun, Rusya’nın savaşını sona erdirmek ve Ukrayna’da Birleşmiş Millerler (BM) Şartı’nda yer alan ilkeler doğrultusunda kalıcı barış tesis etmek için gereken unsurlara ilişkin çeşitli perspektifleri dinleme fırsatı sunacağı belirtiliyor.

Çarşamba günü ise zirvenin resmi açılışı yapılacak. Beş ev sahibi liderin açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçilecek. Bu oturumlarda, demokrasinin ekonomik büyümeye, küresel sorunlarla başa çıkmaya, adalete, güçlü kurumlara ve katılımcılık ile eşitliğe sağladığı katkılar ele alınacak.

Oturumlara, hükümet temsilcilerinin yanı sıra sivil toplum temsilcileri de katılacak.

Zirvenin ikinci günündeyse beş ülke liderinin ev sahipliği yapacağı toplantılar düzenlenecek. Dijital çağda demokrasi ve internet özgürlüğünü geliştirmek, gelişen teknolojileri insan hakları ve demokratik ilkelere saygıyı güvence altına alabilmek için şekillendirmek, yolsuzlukla mücadeledeki sorunlar, demokratik yönetişimin gerekliliği olarak özgür, adil ve şeffaf seçimler bu başlıklardan bazılarını oluşturuyor.

Rekabetin odağındaki Afrika’ya özel ilgi

Bu arada ikincisi düzenlenen zirveye 121 ülke lideri davet edildi. Yeni davetli ülkeler arasında Bosna-Hersek, Gambiya, Honduras, Fildişi Sahili, Lichtenstein, Moritanya, Mozambik ve Tanzanya bulunuyor.

ABD’nin Rusya ve Çin ile aynı zamanda Afrika’da güçlü bir rekabet içinde olması nedeniyle, Afrika’dan beş ülkenin daha zirveye davet edilmesi dikkat çekici bulunuyor. Amerikan Başkan Yardımcısı Kamala Harris de bu hafta zirve ile eşzamanlı olarak, Gana, Tanzanya ve Zambiya’yı kapsayan Afrika turuna çıkmıştı.

Türkiye ve Macaristan yine ittifak dışında kaldı

Biden, tıpkı 2021’deki zirvede olduğu gibi bu haftaki zirveye de, NATO müttefikleri olmalarına rağmen Türkiye ve Macaristan’ın liderlerini davet etmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Victor Orban, başta ABD olmak üzere Avrupalı ülkeler tarafından, ülkelerinde demokratik gerilemeye yol açmak, yolsuzlukla mücadele etmemek, basın özgürlüğünü kısıtlamak ve liberal demokratik değerlerden uzaklaşmakla eleştiriliyor.

Her iki liderin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkileri, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda takındıkları tavırlar da eleştirilen diğer konular arasında.

İsveç merkezli V-Dem Enstitüsü tarafından açıklanan 2023 Demokrasi Raporu’na göre dünya genelinde otoriterleşme sorunu büyüyor.

2012’de dünya nüfusunun yüzde 46’sı otoriter yönetimler altında yaşarken günümüzde bu oran yüzde 72’yi aştı, yani günümüzde 5 milyar 700 milyonu aşkın insan, otoriter yönetimler altında yaşıyor.

V-Dem Enstitü’ne göre dünya nüfusunun yüzde 44’ü Türkiye, Nijerya, Pakistan ve Rusya gibi seçimle işbaşına gelen otokrasilerde, yüzde 28’i ise Çin, İran ve Vietnam gibi kapalı otokrasilerde yaşıyor.

Dünyada liberal demokrasi olarak tanımlanabilecek 33 ülkede yaşayanların oranı ise sadece yüzde 13.

ABD destekli araştırma grubu Freedom House da Mart ayında açıklanan son raporunda dünya genelinde demokrasideki gerilemenin sürdüğüne dikkat çekmişti.

Demokrasi Zirvesi’nde Freedom House’un koordinatörü olarak görev yapan Katie LaRoque, otoriterleşme ile mücadelede tek başına zirvelerin belirleyici olmadığını vurgulamakla birlikte, demokrasilerin bu zirveler sayesinde, otoriter saldırganlığa karşı politikaları koordine etme imkanına sahip olduklarını kaydetti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Marti Flacks ise zirve hakkında kaleme aldığı analizde demokrasilerin bugün çok ciddi olarak tehdit altında olduklarına vurgu yaparak, “Bu geçmişte ciddi ama yavaş yavaş büyüyecek bir tehdit olarak görülüyordu. Artık hem ciddi, hem de acil olarak karşı konulması gereken bir tehdit olarak görülüyor” dedi.

Zirvenin sadece siyasetçileri değil, insan hakları savunucuları ve gazetecileri de bir araya getirdiğine dikkat çeken Flacks, bunun demokrasinin direncinin güçlendirilmesinde, sivil toplumun rolünün pekiştirilmesinde, “daha geniş bir demokratik ekosistemin” inşasında önem taşıyacağına vurgu yaptı.

Zirvenin odak noktasında teknolojinin yer aldığına işaret eden Flacks, demokrasi için mücadele edenlere, yolsuzlukları ifşa edenlere teknolojik destek ve mali taahhütler verilmesi halinde, değişime somut katkı sağlanabileceğinin altını çizdi.

Biden eleştiri oklarının hedefinde

ABD Başkanı Joe Biden, Demokrasi Zirvesi’ni ilk kez 2020 yılındaki seçim kampanyası sürecinde gündeme getirmişti. Biden, her ne kadar verdiği sözü tutarak ilk zirveyi 2021 yılında gerçekleştirmiş olsa da insan hakları savunucularının eleştirilerine hedef oluyor.

Hak savunucuları Biden’ı ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını öncelik olarak görmek, bu nedenle de otoriter rejimlere karşı net bir tavır sergilememekle eleştiriyor.

Biden’ın geçen yıl hem Suudi Arabistan hem de Mısır’ı ziyaret etmiş olması yoğun tepkilere yol açmıştı.

Alman Marshall Fonu (GMF) uzmanlarından Nicolas Bouchet de yayımlanan makalesinde, iyi niyetlerle olsa da Demokrasi Zirvesi ile başlatılan sürecin somut sonuç vermekte zayıf kaldığına işaret etti.

Bouchet, Rusya’nın Şubat 2022’deki saldırısı ile başlayan Ukrayna savaşının uluslararası gündemi tamamıyla değiştirdiğine, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin siyasi kapasitelerini ağırlıklı olarak bu savaşa yöneltmek durumunda kaldıklarını aktardı.

Demokrasi Zirvesi’nden beklentilerin karşılanıp karşılanmadığı konusunda Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki uzmanlardan görüş topladıklarını aktaran Bouchet, “Bazı olumlu yönlerine rağmen, tablo parlak değil” bilgisini paylaştı.

Bouchet, uzmanlarda gidişat konusunda genel bir karamsarlığın mevcut olduğuna dikkat çekerken, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Uzmanlarımız arasında, Biden yönetiminin Demokrasi Zirvesi ile ilgili gündeminin iyi niyetli olduğu, bunun Orta ve Doğu Avrupa’da bazı olumlu yansımaları olduğu, ancak uygulamanın zayıf kaldığı yönünde görüş birliği var diyebilirim.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Tahkim’den Türkiye’ye 1,4 Milyar Dolar Ceza

Uluslararası Tahkim, Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında 2014’te imzalanan petrol ihraç sözleşmesinin Irak merkezi yönetiminin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye 1,4 milyar dolar tazminat cezası verdi.

Karar üzerine Türkiye’nin istemiyle IKYB’den petrol boru hatları üzerinden yapılan sevkiyat da durduruldu.

Irak Merkezi yönetimi, Türkiye’nin IKBY’le yaptığı petrol sevkiyat anlaşmasına karşı açtığı Uluslararası Tahkim davasını kazandı.

Bağdat’ın 30 milyar dolar tazminat talebiyle açtığı davada mahkeme Irak’ı haklı buldu ve Türkiye’nin Irak hükümetine 1,4 milyar dolar ödemesine karar verdi.

Ankara ve Erbil  arasında 2014’te imzalanan Kerkük-Ceyhan boru hattından petrol sevkiyatı anlaşmasını Bağdat hükümeti, IKBY’nin anlaşma yapmaya yetkisiz olduğu ve petrol sevkiyatı yapamayacağı gerekçesiyle uluslararası yargıya götürmüştü.

Mahkeme kararı 2014-18 arası dönemi kapsayan sevkiyatı kapsıyor, 2018-23 arası dönemle ilgili dava görülmeye devam edecek.

Karar üzerine Türkiye’nin istemiyle IKYB’den petrol boru hatları üzerinden yapılan sevkiyat da durduruldu.

Irak merkezi yönetimi memnun

Irak Petrol Bakanlığı, Uluslararası Tahkim’in kararının Irak’tan yapılacak petrol ihracatında Bağdat’ın tek yetkili olduğunu tescil ettiğini vurgulayarak kararı memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Irak Federal Yüksek Mahkemesi de, 15 Şubat 2022’de IKYB Petrol ve Gaz Yasasının anayasaya aykırı olduğu ve elde edilen petrol ürünlerinin Bağdat yönetimine teslim edilmesi kararına varmıştı.

Erbil yönetimiyse kararı kınayarak, “verilen siyasi hükmün” çözüme hizmet etmediğini açıkladı.

IKYB boru hattı şirketi vanayı kapattı 

IKYB’deki petrol şirketleri, tahkim sonrası Ankara’nın talebi üzerine Kürdistan Boru Hatları Şirketi’nin Kerkük-Ceyhan boru hattını kapattığını açıkladılar.

Şeykan sahasından günde 55 bin varil petrol çıkartan Gulf Keystone Petroleum (GKP.L), Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “tesislerinin önümüzdeki günlerde üretimini azaltarak sürdüreceği depolama kapasitesinin bulunduğunu, daha sonra üretime ara vereceğini” açıkladı.

Bölgede faaliyet gösteren şirketlerden DNO ve Genel Enerji, halen ellerindeki tanklarda birkaç günlük üretimi depolayabileceklerini söylediler. İki firma, geçtiğimiz yıl, günde 107 bin varil petrol üreten Tawke ve Peşkabir sahalarında hisse sahibi.

Genel Enerji’nin ayrıca geçtiğimiz yıl 4 bin 500 varil petrol çıkarttığı Tak Tak ve 4 bin 710 varil çıkarttığı Sarta alanlarında da hissesi var.

Kürt şirketler grubu Kar tarafından işletilen Hurmala petrol sahasında halen devam eden günde 135 bin varil hacmindeki üretim yeni durumdan etkilenmiyor.

Şahmaran Petroleum (SNM.V) şirketi de “IKYB’deki diğer petrol üreticileri ve ilgili hükümet yetkilileriyle yakın teması koruyarak durumu yakından izlemeye devam edeceğini” açıkladı.

Bölgede üretim yapan bütün şirketlerin hisse senetlerinde yüzde 10’u aşkın değer kaybı kaydedildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın