“Millet İttifakı, Seçime İYİ Parti Hariç Tek Listeyle Girebilir” İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Seçimlerden en iyi sonucu almak isteyen ittifakların ve partilerin hazırlıklarına dair kulis haberlerde gelmeye devam ediyor.

Son olarak, Millet İttifakı’nın İYİ Parti hariç seçime tek listeyle girebileceği öne sürüldü. CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjan ayırdığı iddia edildi.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, köşe yazısında Millet İttifakı, İYİ Parti hariç tek listeyle girebileceğini yazdı.

Saymaz, “Millet İttifakı’nı oluşturan altı partiden CHP, Saadet, Gelecek, DEVA ve Demokrat partileri ortak liste noktasında uzlaşma aşamasına vardı” dedi.

Beş parti Millet İttifakı’nın çatısı altında amblemleriyle değil, CHP’nin milletvekili listelerinden seçime gireceğini belirtten Saymaz, Kılıçdaroğlu’nun ısrarına rağmen İYİ Parti, 15 şehirde ortaklaşmayı kabul ettiğini aktardı.

Saymaz, bu şehirlerde oy oranına bağlı olarak CHP ya da İyi Parti listeleri tercih edeceğini söyledi.

CHP’nin bileşenlerine 30 milletvekili için kontenjanı ayırdığı söyleyen Saymaz, şunları belirtti:

“Altı parti tek listeden girerse 360, beşi girerse 280 milletvekili çıkarılacağı hesap ediliyor. Nihai kararın ise cuma günü verileceği belirtiliyor.

Diğer yandan DEVA, Gelecek ve Saadet’i içeren ittifak içinde ittifak formülünden vazgeçildi. DEVA Partisi’nın kendi çatısında seçime girilmesi önerisi reddedildi.”

Cumhur İttifakı’nda “ortak liste” çatlağı

Öte yandan AK Parti’de Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerde MHP ile “birliktelik sağlanabilir mi?” değerlendirmesi yapılıyordu.

AK Partili kurmayların çalıştığı formüle hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “ret geldiği” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, aralarında Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü.

Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Ortak Liste” Çatlağı: Erdoğan Ve Bahçeli’den Ret

İttifaklar ve partiler 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde en iyi sonucu almak için çalışmalarını sürdürüyor. AK Parti’de Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerde MHP ile “birliktelik sağlanabilir mi?” değerlendirmesi yapılıyordu.

AK Partili kurmayların çalıştığı formüle hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “ret geldiği” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre, aralarında Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü. Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Erdoğan’dan bakanlara: Hepiniz milletvekili adayı olacaksınız

Öte yandan AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan üst komisyon, milletvekili listelerini büyük ölçüde tamamladı. Bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Hürriyet’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün İstanbul, Ankara ve İzmir listelerine son şeklini verdiği, listelerde son ana kadar bir değişiklik olmazsa üç dönem kuralını istisnasız uyguladığı belirtildi.

Partide daha önce alınan kararla 24., 26. ve 27. dönemi kapsayan üç döneme takılan bazı milletvekilleri, 25. dönemde aday olmamalarını gerekçe göstererek üç dönem kuralına takılmadıklarını söyledi. Ancak Erdoğan’ın bunu esprili bir dille reddettiği ifade edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara’dan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul ya da Karadeniz illerinden, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Şanlıurfa’dan, Çevre Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun İstanbul’dan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hatay’dan, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in İzmir’den, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un Aydın’dan birinci sıradan aday yapılabileceği konuşuluyor.

Ayrıca, bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bakanlara: Hepiniz Milletvekili Adayı Olacaksınız

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Seçime katılan ittifaklar ve partiler seçimlerde en iyi sonucu almak için çalışmalarını sürdürüyor.

AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan üst komisyon, milletvekili listelerini büyük ölçüde tamamladı. Bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Hürriyet’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün İstanbul, Ankara ve İzmir listelerine son şeklini verdiği, listelerde son ana kadar bir değişiklik olmazsa üç dönem kuralını istisnasız uyguladığı belirtildi.

Partide daha önce alınan kararla 24., 26. ve 27. dönemi kapsayan üç döneme takılan bazı milletvekilleri, 25. dönemde aday olmamalarını gerekçe göstererek üç dönem kuralına takılmadıklarını söyledi. Ancak Erdoğan’ın bunu esprili bir dille reddettiği ifade edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara’dan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul ya da Karadeniz illerinden, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Şanlıurfa’dan, Çevre Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun İstanbul’dan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hatay’dan, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in İzmir’den, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un Aydın’dan birinci sıradan aday yapılabileceği konuşuluyor.

Ayrıca, bazı bakanların Erdoğan’dan milletvekili adayı olmamak için izin istediği, ancak Erdoğan’ın, “Hepiniz aday olacaksınız” dediği öğrenildi.

Erdoğan ve Bahçeli’den “ortak listeye” ret

Öte yandan Osmaniye, Iğdır, Çanakkale gibi illerin de yer aldığı 19 ilde “MHP’nin aday çıkarmayarak, AK Partili isimleri, bazı illerde ise AK Parti’nin aday çıkarmayarak MHP’li isimleri destekleyebileceği” ileri sürülmüştü. Ancak AK Parti’nin, MHP ile yürüttüğü çalışma ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’den “ret kararının” geldiği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “AK Parti’nin iktidar partisi olduğu, bazı illerde aday göstermemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı” gerekçesiyle, Bahçeli’nin ise, “MHP’nin siyasi geçmişi ve birikimi ile partinin üç hilale oy veren seçmen yapısı” gerekçesiyle “bu çalışmaya ret kararı verdiği” ileri sürülüyor.

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Kazanırsa, Türkiye Yeni Bir Tür Diktatörlüğe Dönüşecek

Financial Times’a konuşan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş “Türkiye adım adım otoriter bir bir rejime doğru ilerledi. Erdoğan bu seçimi kazanırsa, Türkiye yeni bir tür diktatörlüğe dönüşecek” dedi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “değişim ve demokrasi için samimi bir çaba gösterdiğini” söyleyen Demirtaş, Kürtlerin “ortak bir cumhurbaşkanı adayını değerli bulduğunu” ancak “bir seçim yapmadan önce olayların nasıl geliştiğini görmek istediklerini” vurguladı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla Birleşik Krallık merkezli Financial Times’a konuştu.

Demirtaş, “Kürt seçmenin desteğini almayan bir parti hiçbir zaman iktidara gelmedi. Bu seçimde de Kürtler belirleyici olacak” dedi.

Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “değişim ve demokrasi için içten bir çaba sarf ettiğini” belirtti.

“Kürtler ortak bir cumhurbaşkanı adayına önem veriyor” diyen Demirtaş,  aynı zamanda Kürt seçmenin CHP liderinin kampanyasından “umutlu” olduğunu, ancak kesin bir karar vermeden önce sürecin biraz ilerlemesini bekleyeceklerini söyledi.

“Türkiye adım adım otoriter bir rejime dönüştü” diyen Selahattin Demirtaş, “Eğer Erdoğan bu seçimi kazanırsa Türkiye yeni bir tür diktatörlüğe geçiş yapmış olacak” ifadesini kullandı.

Deemirtaş,  “Erdoğan toplumu bölerek iktidarda kalmayı başardı. Muhalefetin birlik olması sadece kutuplaşmayı ortadan kaldırmak için değil, seçimi kazanmak için de önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Selahattin Demirtaş, “Siyaseti asla bırakmadım ve mücadelenin içinde yer almaya çalışıyorum. Erdoğan açıkça beni hapiste tutacağını söylüyor. Seçimden sonra da bunu söyleyebilecek mi göreceğiz” diye konuştu.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan 04:17’de Konuştu: Erdoğan, İhmali Örtmeye Çalışıyor

11 ilde büyük yıkıma ve resmi verilere göre 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ikinci ayı geride kaldı. 

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, depremin meydana geldiği saat 04.17’de açıklamalarda bulundu. DEVA Lideri Babacan, en önemli gündeminin deprem olduğunu ve depremi unutturmayacaklarını söyledi.

Babacan, depremzedelerin ilk 48 saat “devlet yoktu” dediğini hatırlattı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ihmali örtmeye çalıştığını” savundu.

Ali Babacan, Elâzığ ve İzmir depremlerinden sonra, “Bir gün burası da Elazığ’ın, İzmir’in kaderini yaşarsa; benim için, ailem için veya herhangi biri için ‘melek’ oldu diye iyileştirmeler yapmayın. Hakkımızı arayın” diyen ve depremde Kahramanmaraş’ta yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şeyma Gökkaya’yı hatırlatı

DEVA Lideri, “Şeyma’nın sözlerini kimseye unutturmamamız gerekiyor. Verdiği görevi yerine getirmek zorundayız. Güzeller güzeli Şeyma kardeşimin, depremde kaybettiğimiz on binlerin, evi barkı, iş yeri yerle yeksan olmuş yüz binlerce dostumun, arkadaşımızın hakkını arayacağız” diye konuştu.

DEVA Partisi’nin depremden önce ve sonra hazırlıklar yaptığını söyleyen Babacan, depremden sonraki ilk 2 ve 3 günde yaşanan ihmallere ilişkin sorularını da yineledi.

Babacan şöyle devam etti;

“Aradan geçen şu son 60 güne bir bakın. Erdoğan bu tek kişilik sistemin gücüyle, ihmali, hataları örtmeye çalışıyor. Konuları kapatmaya çalışıyor. Bol bol temel atma… Attığınız temeller, kaybettiğimiz canları geri getirmiyor ki. Varsın onlar örtmeye çalışsın.

Biz, yıkılmış sokaklarda benim yüzüme ‘Benim çocuğumun bana cenazesini vermediler’ diye feryat eden anneyi, ‘Başkanım, buraya kimse gelmedi, televizyonlar doğruları göstermiyor’ diyen genç arkadaşımı, yıkılan evinden çıkardığı çaydanlığı ile bize canhıraş çay ikram etmeye çalışan güler yüzlü ablamı hiç unutmadık.”

Paylaşın

14 Mayış Seçimleri: Cemaat Ve Tarikatlerin Rolü Ne Olur?

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Siyasi partilerin kurduğu ittifakların bir de gayrı resmi ortakları var: Her dönem siyasetin ve sosyal hayatın ana unsurlarından Tarikat ve cemaatler.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, Ayasofya’nın ibadete açılması, konserlerin yasaklanması, kadın ve LGBTİ+ hakları aleyhindeki uygulamalarda etkileri olduğu konuşuldu. Seçimlere gidilirken cemaatlerde de hareketlenmeler başladı.

İlk olarak Nakşibendi Tarikatı’na bağlı Menzil Cemaati, ardından Nur Cemaati’nin bir kolu olan Risale-i Nur Meşveret Grubu, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı geldi. Nur Cemaati’nin başka bir kolu olan Yeni Asya Grubu ise rengini Millet İttifakı’ndan yana belli etti.

Şu an Türkiye’de en etkin cemaatlerin başında Nakşibendi Tarikatı’na bağlı Erenköy Cemaati, İskenderpaşa Cemaati, İsmailağa Cemaati, Menzil Cemaati ve Süleymancılar Cemaati geliyor. Nur Cemaati de yine kendisine bağlı gruplarla adından söz ettiriyor.

Geçmişte Fethullah Gülen ile “ortaklık” yapan AKP iktidarı 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilişkisini şimdi başka cemaatler üzerinden sürdürüyor. Erdoğan, İsmailağa Cemaati’nin ölen lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenaze törenine katılmıştı.

Peki tarikat ve siyasetin ilişkisi ne?

“Menzil: Bir Cemaatin İki Yüzü” adlı kitabın yazarı, Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, tarikatların her zaman bir oy deposu olarak görüldüğünü belirterek “Bir de başındaki kişiyi ayarladığınız zaman kişilerle tek tek uğraşmak yerine böyle genel bir oy haline dönüşebiliyor” diyor.

Geçmiş dönemde tarikatların bir partiyi desteklediklerine dair açıklama yapmadıklarını belirten Öztürk, “Peki tarikatlar neden şimdi buna ihtiyaç duyuyor?” sorusuna, “Açıklama yapmasının arkasında o siyasi partinin iktidara gelmesi halinde onlardan nemalanmaktan başka bir anlam ifade etmiyor” yanıtını veriyor.

“Tarikatların yaşaması, güç edinmesi, devlet içerisindeki biraz korumalı konuma gelmesi tamamen siyasete bağlı” diyen Öztürk, tarikat ile siyasetin karşılıklı olarak birbirlerini desteklediğini kaydediyor. Öztürk, “Nasıl destekliyorlar? Bunlar oy vererek destekliyor. Karşı taraf da siyasi destek vererek onların oylarını almaya çalışıyorlar. Türkiye’de öteden beri bu böyle ve böyle olacak gibi gözüküyor” görüşünü dile getiriyor.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’a konuşan Metropoll Araştırma’nın kurucusu Özer Sencar da cemaatlerin siyasetle işbirliği yaparak kendi iletişim ve yayılma alanlarını kolaylaştırmaya çalıştıklarını ifade ederek “İktidara gelen partilerden ise daha sonraki süreçlerde birtakım kayırmalar, devlet kadroları ve muhtemelen bir takım ihaleler istiyorlar” diyor.

“Cemaatlerin oyları yüzde 2’yi geçmez”

Peki tarikat ve cemaatlerin seçimlerin sonuçlarını etkileme gücü var mı?

Saygı Öztürk’e göre oy potansiyelleri öyle tahmin edildiği gibi olmadığı görüşünde. “Ama sesleri iyi çıkar bunların” diyen Öztürk, şunları kaydediyor:

“Aynı tarikat içerisinde yer alıp farklı farklı siyasi partilere oy da verirler. Süleymancılar der ki ‘Bizim yüz bin oyumuz var, yüz bin müridimiz var’. Sanki yüz bin müridi ona oy verecek ya da onların istedikleri yerlere oy verecekleri söylenirler. Ben bunu merak ettim, daha önce Süleymancılardan milletvekili seçilen kişiye de sordum. ‘Bunu kullanacağız’ dedi, ‘Gidip karşılığında adaylık istiyoruz, bir veriyorlarsa iki kişi istiyoruz, üç kişi alabiliyoruz. Ne alırsak’… Ne oluyor? Devletin içine girmiş oluyor, devletin içine girince ne oluyor, karşılıklı alışveriş.”

Benzer görüşte olan MetroPOLL Araştırma şirketinin sahibi Özer Sencar, “Şundan eminim, Türkiye’deki bütün cemaatleri toplasanız, yakınlarını çevresini toplasanız yüzde iki ya olur ya olmaz. Bunların bir partinin oyunun yükseltilmesi veya düşürülmesinden ciddi bir etkilerinin olduğunu zannetmiyorum. İstedikleri kadar iktidarı veya muhalefetin bir partisini desteklesinler.  Bunların oy gücü, siyaset sahnesinde etkili olabilecek bir güce cumhuriyet tarihinde hiçbir döneminde ulaşmadılar, en büyük cemaat olarak bilinen Gülen Cemaati’nin bile oy gücü böyle bir güce ulaşmadı” diyor.

“Gülencilerden sonra Menzilcilerin etkinliği arttı”

Türkiye’de tarikatlar yalnızca dini sınırlar içinde kalmadı, hedeflerine devleti de koydu. Gülen Cemaati, bir dönem AKP ile ortaklık yapmasının da etkisiyle devlette önemli bir bürokratik güce ulaştı. Ancak iktidar ile yaşadığı çatışma ve ardından gelen 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Gülen Cemaati’nin devlet içerisindeki gücü önemli ölçüde tasfiye edildi. Devlet içerisinde tarikat ve cemaatlerin varlığı ise son bulmadı.

Saygı Öztürk, bu konuda “Şimdi Menzilcilerin devlet içerisinde etkinlikleri alabildiğince fazla. Ama diğer tarikatlar da bunlardan geri kalmamak adına onlar da büyük gayret içerisinde ve tarikatlar arasında devleti biraz kuşatma, devletin olanaklarından daha fazla yararlanmak için kendi aralarında da bölünmeler oluyor. Kendi aralarında bölünüp sırf bu yüzden bazıları diyor ki dinde, tasavvufta böyle şeyler yoktur. Bazıları da diyor ki hayır yapalım” diyor.

Özer Sencar da şu anda devletin belli kurumlarında yerleşen cemaatlerin olduğuna işaret ederek bunların emniyet, sağlık sistemi gibi kurumlarda olduğuna işaret ediyor.

Ancak bu cemaatlerin bir siyasi partiyi, beklenin ötesinde taşıyabileceği kanaatinde olmadığını belirten Sencar, “Birlikte olmalarının gücü ile birtakım mesafeler kaydediyorlar. Ama bu mesafeler, insanlar arasındaki yayılmadan ziyade, devlet içinde parasal boyutta, iş dünyasında daha çok yayılıyorlar ve bu görünür hale geliyor. Ve bu onlara bir güç sağlıyor, psikolojik bir güç sağlıyor. Büyük bir cemaat diye. İnsanları çekiniyor olabilirler” değerlendirmesini yapıyor.

“Cemaatler büyük oranda holdingleşti”

Cemaatler, son yıllarda ekonomik bir güç de elde etmiş durumda. “Şu anda cemaatler büyük oranda holdingleşti” diyen Sencar, “Bunların dünya ile ilişkileri ahiret ile ilişkilerinden daha fazla olduğu kanaatindeyim” diyor. Gülen Cemaati’nin bankasının olduğunu anımsatan Sencar, “Bunların siyasetle ilgilenmesinin sebebi devlet imkânlarından istifade edeceklerini düşünmeleri. Bu uzunca bir süredir var. Muhtemelen 50 yıldır böyle yaygın bir sağ iktidarlar özellikle 1960’lardan sonra, sağ iktidarlar bunların varsaydıkları insan sayısı gücünden istifade edebileceklerini düşünüyorlar” diyor.

Saygı Öztürk de tarikat yapılarının sadece dinle ilgilenen bir yapı olmadığını, holdingleşen bir yapıya dönüştüklerini kaydediyor. Menzil Cemaati’nin Menzil köyünde holdingi olduğunu anımsatan Öztürk, “Buna bağlı otobüs şirketlerinden tutun, seyahat şirketlerine, otelleri, hastaneleri, aklınıza gelebilecek her şey var. Ama tüm bunların yanı sıra devletten önemli ihaleler alıyorlar. Mesela sağlıklı ilgili konularda hakikaten bir dönem Sağlık Bakanlığı orada bir çaycı bile alınacağı zaman, mutlaka Menzil’in onayı olurdu. Bugün belki o eski gücü yok, ama başka bakanlıklarda yine aynı şekilde etkinliklerini sürdürüyorlar” değerlendirmesini yapıyor.

“Halk nezdinde sempatileri minimum seviyede”

Peki, halk cemaatlere son yıllarda nasıl bakıyor?

Özer Sencar, “Bunların ne entelektüel güçleri vardır ne de sayısal olarak bir partiyi etkileyecek güçleri vardır. Özellikle son on senede, güçleri ve özellikle halk nezdindeki sempatileri minimumum seviyeye indiği kanaatindeyim” diyor.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Akşener’e Tepki: Niteliksiz, Yakışıksız

İYİ Parti Lideri Akşener’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Çelik,  “Bugün İYİ Parti grup toplantısında Sayın Akşener’in üslubu, Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeleri ve kullandığı bazı tabirler son yıllardaki en niteliksiz, en yakışıksız ifadelerin yer aldığı konuşma olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş. Bu niteliksizliğe bir çifte destek söz konusu olmuş. Bu ittifakın diğer üyeleri de aynı desteği sergileyecekler mi bakalım?”

Akşener’in geçtiğimiz günlerde, bir kadına söylenmeyecek sözlerle karşı karşıya kaldığı ifadelerine yönelik Çelik, “Bir kadın siyasetçiye kadın olduğu için haddini aşan şeyler söylendiğinde biz bunun karşısında dururuz ama bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın veya erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken birtakım tabirler kullanılmıştır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Çelik’in açıklamalarından satırbaşları:

 “İYİ Parti’nin grup toplantısında Sayın Akşener’in kullandığı üslup, bunu üzülerek söylüyorum son yıllardaki en yakışıksız ifadeleri olmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Akşener’i tebrik etmiş, bu yakışıksızlığa çifte destek olmuştur. Argo tabirlerle bağırıp, çağırarak, saldırgan üslup haline, son yıllarda gördüğümüz en yakışıksız konuşmaya şahit olmak zorunda kaldık.

Meclis kürsüsüne kurşunların dizildiği bir tablo. Cumhurbaşkanımız dünyada Türkiye’nin şan ve şerefini en yüksekte tuttu. Argo tabirlerle bir hezeyan şeklinde bağırıp çağırarak, son yıllarda gördüğümüz en niteliksiz ve yakışıksız konuşmaya şahit olduk.

Bugün yaptıkları konuşmada herhangi bir kadın ya da erkek siyasetçinin ağzına almaması gereken sözlerle Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeler kullanıyor. Seçim kampanyaları seccadeye ayakkabı ile basarak başladı. Şimdi de Meclis çatısı altında kurşun sergisi yaparak bu tehdidi sürdürüyorlar.

Siyasi pazarlıklarını kapatmak için bize saldırıyorlar. Meclis’te bir kurşun sergisi açmaya kalkarak ortaya koyduğu bu performans üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. O Meclis sizin kürsüde kurşun sergileyebileceğiniz bir yer değildir. Buradan bizlere saldırarak kendinize siyasi rant üretmeye çalışırsanız buna net bir şekilde karşı çıkarız.

Bugünkü yapılan konuşmanın tamamı Cumhurbaşkanımıza saldırma adı altında diğer konuların örtbas edilmek istenmesidir. Bir de çay tutturmuş gidiyor. Reçetelerini yeniliyorum. Bir hazımsızlıkları olduğu belli. Bu nedenle kendisine bir de acılı Adana şalgamı ekliyorum. “

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “TİP” Açıklaması: Başarılar Diliyoruz

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarının artık bittiğini belirterek bundan sonra hedefin Yeşil ve Sol Parti’nin 100 milletvekili çıkarması olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Yeşil ve Sol Parti listelerinden seçime girmesi için geçtiğimiz günlerde çağrıda bulunan Demirtaş gelinen noktada bunun gerçekleşmediğine işaret ederek artık tartışmaların bitmesi gerektiğini belirtti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

“Uzun tartışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime nasıl gireceği artık netleşti.

Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir.

Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz.

Bizler de hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz.

Şimdi Yeşil Sol zamanı. İş zamanı, çalışma zamanı, başarma zamanı. Hepimize kolay gelsin.”

Paylaşın

RTÜK’ten Tele 1, FOX TV ve Halk TV’ye Para Cezası

RTÜK’ün FOX TV, Halk TV ve TELE1’e para cezası verildiği duyuruldu. FOX TV’ye verilen cezanın gerekçesi “tarafsızlık ihlali”, Halk TV’ye verilen cezanın gerekçesi “özgürce kanaat oluşumunu engelleme” oldu.

TELE1’e verilen cezada da AK Partili belediyenin Taliban’a yardım göndermesinin eleştirilmesi cezanın gerekçesi oldu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) iktidara yönelik eleştirilerin yer aldığı medya kurumlarına verdiği cezalara yenileri eklendi. RTÜK’ün üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabından 3 televizyon kanalına ilişkin verilen cezaların detaylarını şöyle aktardı:

“RTÜK, ana haber sunucusu Gülbin Tosun’un iktidarın kadına yönelik ‘okumasın, eve kapansın, çocuk yapsın’ anlayışını eleştirmesi nedeniyle FOX TV’ye yüzde 3 para cezası verdi. RTÜK’e göre, iktidarın yanında olursan ‘tarafsız’, karşısında olursan tarafsızlığı ihlal etmiş oluyorsun!

RTÜK, Ayşenur Arslan’ın sunduğu programda konuk Turgut Kazan ile deprem sonrası ‘can pazarında vinç ticareti’ haberini değerlendirmeleri ve ölen sayısının farklı gösterilmesini eleştirmeleri nedeniyle de Halk TV’ye özgürce kanaat oluşumunu engellemekten yüzde 3 para cezası verdi.

Merdan Yanardağ ile Prof. Dr. Emre Kongar’ın 18 Dakika programında Şanlıurfa Belediyesi’nin yurt dışından bölge ıslahı için gönderilen yardımların Afganistan’a Taliban’a gönderilmesi kararını eleştirmelerini belediyeyi küçük düşürme sayan RTÜK, TELE1’e de yüzde 3 para cezası verdi…”

Paylaşın

AİHM, Tutuklu HDP’lilerin Tahliye Edilmesi Çağrısını Yineledi

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 13 eski milletvekili için verdiği “ihlal” kararına Türkiye’nin itirazını reddeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, tutuklu HDP’lilerin tahliye edilmesi çağrısını yineledi.

AİHM Büyük Daire’nin kararının kendilerini haklı çıkardığını söyleyen HDP’nin Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, “Mahkemeden, bir an önce kararın gereğini yerine getirmesini bekliyoruz. Bir an önce tahliye kararını vermesini bekliyoruz.” dedi ve ekledi:

“Bu karar bir kez daha Türkiye’nin, bizim HDP’ye dönük operasyonların siyasi saikle yapıldığını, hukuki tarafının olmadığını, tamamının siyasi motivasyonla yapıldığını, tutuklamaların bu motivasyonla yapıldığını, seçme seçilme hakkının, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini bir kez daha teyit eden bir mahkeme kararıdır. Dolayısıyla mahkemelerden bu kararını ifasını bekliyoruz.”

Büyük Daire, AİHM tarafından geçen yıl HDP’nin eski eş genel başkanlarından Figen Yüksekdağ ve İdris Baluken ile eski milletvekillerinden Besime Konca, Abdullah Zeydan, Nihat Akdoğan, Selma Irmak, Ferhat Encu, Gülser Yıldırım, Nursel Aydoğan, Çağlar Demirel, Ayhan Bilgen, Burcu Çelik ve Leyla Birlik hakkında verilen “ihlal” kararına, Türkiye’nin itirazını değerlendirdi.

Büyük Daire dün açıkladığı kararında, itirazı reddetti. Böylece, AİHM’in 13 eski milletvekili hakkında 8 Kasım 2022’de aldığı karar kesinleşmiş oldu.

Mahkeme, karar gerekçesinde AİHM Büyük Dairesi’nin HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen karara atıfta bulunarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci ve 18’inci maddelerinin ihlal edildiğine hüküm getirdi. Gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Mahkeme, müdahil tarafların görüşlerinde olduğu gibi, başvuranların maruz kaldıkları tutuklamaların, çoğulculuğu bastırmak ve demokratik toplum kavramının özünde yer alan siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlamak gibi ‘gizli bir amacı’ izlediğinin her türlü makul şüphenin ötesinde tespit edildiği kanısına varmıştır.”

Başvuranlara ödenmesi gereken tazminatları da hatırlatan mahkeme, HDP’lilerin tutukluluk hallerinin devam etmesinin ihlali sürdüreceğine vurgu yaptı. HDP’lilerin tahliye edilmesi çağrısı yapan mahkeme, şu görüşleri dile getirdi :

“Bu koşullarda, halen özgürlüklerinden yoksun bırakılan başvuranlarla ilgili olarak, aynı olgusal bağlamla ilgili gerekçelerle tutukluluk halinin devam etmesi, haklarının ihlalinin uzamasına ve Sözleşme’nin 46. maddesinin 1. fıkrası bağlamında, davalı devlete düşen mahkeme kararına uyma yükümlülüğü görevini yerine getirmemesine neden olacaktır. Dolayısıyla mahkeme, hükümetin başvuranların özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarına son vermeye ve derhal serbest bırakılmalarını sağlamaya yönelik gerekli bütün tedbirleri alması gerektiği kanaatine varmaktadır.”

Türkiye’nin itirazı AİHM Büyük Dairesi tarafından reddedilince, Türkiye aleyhindeki karar da kesinleşmiş oldu. AİHM bugüne kadar Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için 18’inci maddenin ihlali kararı vermişti.

HDP’den tahliye çağrısı

Kararı VOA Türkçe’den Arzu Çakır’a değerlendiren HDP’nin Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, AİHM Büyük Daire’nin kararının kendilerini haklı çıkardığını söyledi. HDP’lilerin derhal tahliye edilmesi gerektiğini savunan Eren, şunları kaydetti:

“Mahkemeden, bir an önce kararın gereğini yerine getirmesini bekliyoruz. Bir an önce tahliye kararını vermesini bekliyoruz. Bu karar bir kez daha Türkiye’nin, bizim HDP’ye dönük operasyonların siyasi saikle yapıldığını, hukuki tarafının olmadığını, tamamının siyasi motivasyonla yapıldığını, tutuklamaların bu motivasyonla yapıldığını, seçme seçilme hakkının, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini bir kez daha teyit eden bir mahkeme kararıdır. Dolayısıyla mahkemelerden bu kararını ifasını bekliyoruz.”

İdris Baluken cezaevinden çıktı

Bu arada, kararın çıkmasından saatler sonra Eski HDP Diyarbakır milletvekili İdris Baluken, infazını tamamlayarak cezaevinden çıktı. Grup Başkanvekili olduğu dönemde 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan Baluken, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

30 Ocak 2017’de görülen duruşmada hakkında verilen tahliye kararı sonra cezaevinden çıkan Baluken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine yeniden tutuklanmıştı. Baluken, 6 yıl 5 ay 1 gün tutuklu kaldıktan sonra Sincan Cezaevi’nden çıkmış oldu.

Paylaşın