Selahattin Demirtaş, PKK’ya Silah Bıraktırabilir Mi?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından, PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili tartışmaları bir kez daha gündeme taşımıştı:

“Halkımıza sözümüz olsun, çatışmadan beslenen Erdoğan rejimi sonrasında PKK’nın Türkiye’de tümüyle silah bırakması için elimizden geleni yapacağız ve mutlaka başaracağız.”

Selahattin Demirtaş’a, PKK tarafından olumlu ya da olumsuz bir tepki gelmedi. Peki Demirtaş’ın bu açıklaması ne kadar gerçekçi? Demirtaş örgüte silah bıraktırabilir mi?

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’a değerlendirmede bulunan Siyaset Bilimci Akademisyen Vedat Koçal, Kürt sorununun çözümünün sadece Kürtlerin sırtına yüklenemeyeceğini söyledi.

2023 seçimlerine giderken, iktidar kanadının, terörle mücadeleyle birlikte, silah teknolojisini ve üretimini, savunma hizmetleriyle ilgili bir kamu politikasından çok, siyasal partinin seçim propagandasının unsuru olarak kullandığına vurgu yapan Koçal, “Bu ‘Kürt sorunu’ da onun içerisinde çatışmanın da asıl işlevini apaçık ortaya koyan güncel bir örnek” dedi.

Koçal, ‘Kürdofobi’ye dikkat çekerek Demirtaş’ın girişiminin hayata geçmesinin, Türkiye toplumunun önemli bir kısmını belirleyen ‘Kürdofobi’den kurtulmasına bağlı olduğunu savundu. Bir sorunun, aynı zamanda neden olamayacağına, bu bakımdan Kürt sorununun, onu ortaya çıkaran nedenlere ulaşılmadan ve müdahale edilmeden çözülemeyeceğine dikkat çeken Koçal, çatışmanın Türkiye siyasal sistemindeki işlevine ve Türk toplumunun siyasal bilincindeki temellerine odaklanılmadığı sürece, örgüt silah bıraksa bile bunun sorunun tespitine ve çözümüne kayda değer bir katkı sağlamayacağını ifade etti.

Demirtaş’ın olası girişimlerinin örgütün silah bırakması konusunda etkili sonuçlar üretmesine dair umutlu olmadığını söyleyen Koçal, şunları ekledi:

“Sonuçta, düşman üretiminin ve ‘vatan tehlikede’ söyleminin kadim devlet geleneğinden güncel toplumsal bilinçaltına uzanan tarihsel ve geleneksel sürekliliği ışığında, ‘Kürt sorunu’nun adı ‘Kürdofobi’ye, muhatabı da Kürtler’den Türk toplumsal bilinçaltına ve hafızasına yönlendirilmediği sürece, iyi niyetli ve samimi olsa bile, her söz ve eylem, öldüremediğini güçlendirmekten, yani çözümsüzlüğün sürdürülebilirliğini sağlamaya katkı olmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Demirtaş’ın, PKK’nın silah bırakmasına dair irade bildirimi ve vaadi de maalesef bu genellemeye dahildir. Sorunu ve dolayısıyla çözüm imkanını, istemini, gerçek sahibine iade ederek işe başlanmadığı için, gerçeğin etrafında dolaşma alışkanlığının bir tekrarından öteye geçmesi mümkün olmayan, bu bakımdan herhangi bir somut yarar üretme potansiyeli bulunmayan sayısız denemelerden biri olarak heba olup gitmeye adaydır”

“Demirtaş’ın ya da HDP’nin bunu tek başına gerçekleştirecek gücü yok”

Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, yaptığı değerlendirmede, çağrının kendisi kadar söylenebilmiş olmasının da önemli olduğuna vurgu yaptı.

Demirtaş’ın Kürt siyasetindeki ağırlığının arttığını ifade eden Ruhavioğlu, “Açıklama bize bunu söylüyor. Dolayısıyla önemli bir şey ama elbette ki Demirtaş’ın ya da HDP’nin, bunu tek başına gerçekleştirecek gücü yok. Fakat bu beraberinde şunu gösteriyor; HDP yeni dönemde, mecliste Kürt meselesinin önemli bir muhatabı olacak ve meclisteki diğer muhatap, yani seçim CHP ve muhalefet tarafından kazanılırsa -ki CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu meseleyi meclis çatısı altında çözmek istediğini biliyoruz- dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun işini kolaylaştırmak üzere önemli bir aktör olacak. İki tarafın, sorunu meclis çatısı altında çözme iradesi, bu konuda hem HDP’yi güçlendiriyor hem de silah bıraktırma konusunda HDP’nin işini kolaylaştırıyor” dedi.

Demirtaş’ın açıklamasının Kürt hareketinin sivilleşmesi açısından önemli bir anlam taşıdığını ifade eden Ruhavioğlu, örgütün Demirtaş’a olumsuz karşılık vermemesinin de dikkat çekici olduğunu söyledi.

Seçime kadar eylem yapmama kararının da örgütün arayış içinde olduğuna işaret ettiğini dile getiren Ruhavioğlu, “Bunun Demirtaş’ın sözüne katıldıkları anlamına gelir dersek de çok iyimser bir yorum yapmış oluruz. Fakat Demirtaş’ın bu sözüne çok karşı çıkmamış olmaları da olumlu bir gelişme” diye konuştu.

Ruhavioğlu, PKK’nın Türkiye’de silahlı mücadele yürütme şartlarının kalmadığına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

“PKK’nın Türkiye’ye karşı silah bırakmasının önemli şartlarından birisi de Rojava’da (Suriye) Türkiye ve Kürtler arasında iki tarafın da memnun olmasalar bile tahammül edeceği bir sınırda karşılıklı uzlaşmak. Bu iki tarafın karşılıklı uzlaşmasıyla olmaz ama uluslararası aktörlerin uzlaştırmasıyla mümkün olabilir. Yine de Türkiye’de PKK’nın silah bırakmasının zor olduğunu düşünmüyorum, şartlar bunun için elverişli”

PKK’nın son yıllardaki “eylemsizlik” kararları

PKK, AKP hükümetinin Kürt sorununa çözüm bulmaya çalıştığı 2009 yılında, eylemsizlik kararı aldı. 13 Nisan 2009’daki eylemsizlik kararını 31 Mayıs 2009’da tek taraflı uzattığını duyurdu.

Çözüm süreci devam ederken Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nden gönderdiği mektup, 21 Mart 2013’te nevruz kutlamalarında okundu. Mektup, PKK’nın silahlı güçlerini Türkiye topraklarından çekmesinin ve ateşkesin başlangıcı oldu.

Bu mektuptan sonra, 8 Mayıs’ta PKK üyeleri Türkiye topraklarını terk etmeye başladı. 11 Ekim 2014’te örgüt yöneticilerinden Cemil Bayık, Kobani ve Türkiye’de yaşananlardan hükümeti sorumlu tuttu ve Meclis’ten geçen tezkerenin bir savaş ilanı olduğunu, bu nedenle de çektikleri bütün militanlarını Türkiye’ye geri gönderdiklerini söyledi.

21 Mart 2015’te Öcalan, Diyarbakır Nevruz’unda okunan mektubunda, PKK’ya silahsızlanma kongresi çağrısı yaptı. Demirtaş, 12 Haziran 2015’te de Öcalan’ın çağrısıyla, PKK’nın silah bırakabileceğini açıkladı. Ancak örgüt yönetimi, kararın sadece kendilerine ait olduğu yanıtını verdi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Mayıs Akşamı Erdoğan Saygıyla Yolcu Edilecek

“AK Parti’ye oy veren ve sayın Erdoğan’ı çok seven arkadaşlara sesleniyorum” diyen İYİ Parti Lideri Akşener, “Diyelim ki sayın Erdoğan kazandı. 5 yıl o kadar çabuk geçer ki bir daha da aday olamayacak. Partisinde damatlardan başka kimse kalmadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu ucube sistemin üzerinde bu tarafta haksızlığa uğramış, 82 puan almasına rağmen 52 puanlık dayısı, ayısı olan insanlar atanmış. 82, 92 puanla ortada kalmış gençlerin öfkesi… Bu ülkede nefes alamayan, sürekli itilip kakılan, tecavüze, tacize uğrayan ondan sonra da kendileri suçlanan kadınların öfkesi… Gece çocuğunu aç uyuttuğu için, sabah okula giderken yanına yiyecek koyamadığı için öfkeyle uyuyan annelerin öfkesi”

Meral Akşener ayrıca, “14 Mayıs akşamı, sayın Erdoğan’ın saygıyla yolcu edildiği, Kılıçdaroğlu’nun da alkışla makama oturduğu bir akşam olacak” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’da Milletvekili Seçim Koordinasyon Merkezinin Açılışı’nda konuştu. Akşener, konuşmasında şunları söyledi:

“Bu seçim önemli bir seçim. Parlamenter sisteme geçişin son defa konuşulduğu bir seçim. Tek adam sisteminin devam ettiği bir sonuç elde edildiği takdirde bir daha bu ucube sistemenden kurtulmayı konuşmak mümkün olmaz. AK Parti’ye oy veren ve sayın Erdoğan’ı çok seven arkadaşlara sesleniyorum.

Diyelim ki sayın Erdoğan kazandı. 5 yıl o kadar çabuk geçer ki bir daha da  aday olamayacak. Partisinde damatlardan başka kimse kalmadı. Bu ucube sistemin üzerinde bu tarafta haksızlığa uğramış, 82 puan almasına rağmen 52 puanlık dayısı, ayısı olan insanlar atanmış. 82, 92 puanla ortada kalmış gençlerin öfkesi…

Bu ülkede nefes alamayan, sürekli itilip kakılan, tecavüze, tacize uğrayan ondan sonra da kendileri suçlanan kadınların öfkesi… Gece çocuğunu aç uyuttuğu için, sabah okula giderken yanına yiyecek koyamadığı için öfkeyle uyuyan annelerin öfkesi…

Tarım, dışarıdan mercimeği, buğdayı, nohutu geçtik saman ithal edildiği, Sırbistan’dan et ithal edildiği, Venezuela’dan hayvan ithal edildiği bir ülkenin tarımında çalışan insanların öfkesi… Evini geçindiremeyen, işsiz kalmış, babanın, erkeklerin öfkesi… Birikecek, birikecek bunlar. Ondan sonra seçilen kişi aynı öfkeyi bu tarafa aktaracak. Çok samimiyetle söylüyorum.

Özellikle sayın Erdoğan’ı çok sevenler, AK Parti’ye yıllarca oy vermiş, bugün de oy vermek isteyenler öncelikle 14 Mayıs’ta İYİ Parti’ye ve Kılıçdaroğlu’na oy vermeliler. Bu ucube sistemin değişmesi lazım. Bu ucube sistem değiştiğinde hukukun üstünlüğü gelecek, liyakat gelecek ve kayırma ortadan kalacak. 82 puan alan çocuk tayin olacak, 100 bin öğretmen hemen atanacak, köy okulları yeniden açılacak. Kepenk kapatan esnafın derdi giderilecek.

Yargıda, adalette, tarafsızlık, bağımsızlık, korkusuzluk, objektiflik sağlanacak. Ayrıca kevgire dönen sınırlar tahkim edilecek. Avrupa’nın hendeği haline getirilen Türkiye’nin inanılmaz bir sığınmacı sorunu var. Bu insanlar tırlara dolduurulup değil, davulla zurnayla iki yıl içinde memleketlerine gönderilecek.

Türkiye kendi potansiyelini kullanacak, Türkiye’nin imkanları geniş. Türkiye öyle bir coğrafyada ki milletle kavga edeceğimize onlarla ticaret, üretim yapsak Türkiye’nin 7 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var sadece birinci sınırdaşlarıyla. Avrupa’yı, Asya coğrafyasını koyduğunuzda 21 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var.

Bunu başardığınız gün bir kişi işsiz kalır mı, kalmaz. Bir genç yurt dışına gitmek ister mi istemez. İstemez. Doktorlarımızı her gün dövdüren bir zihniyetin ortadan kalkması demek. Dolayısıyla 14 Mayıs önemli bir seçim, inşallah ülkemize, milletimize, vatanımıza katkısı olacak.

14 Mayıs akşamı, sayın Erdoğan’ın saygıyla yolcu edildiği, Kılıçdaroğlu’nun da alkışla makamına oturduğu bir akşam olacak. 15 Mayıs sabahı bu ülkeye güneş doğacak. İYİ Parti bu ülkenin sigortasıdır. İYİ Parti’yi birinci parti çıkaracağız, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Başbakan olacak.”

Paylaşın

Babacan’dan Mehmet Şimşek Açıklaması: bakanken Erdoğan’dan Aylarca Randevu Alamadı

DEVA Ldieri Babacan, Erdoğan’la görüşmesiyle gündeme gelen ve aktif siyasete dönmeyeceği belirtilen eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ilişkin olarak, “Mehmet Şimşek, ben ayrıldıktan sonra çok zor dönemler yaşadı” dedi ve ekledi:

“Bakanken Erdoğan’dan aylarca randevu alamadı. Erdoğan; sistemden uzaklaştırdığı, meydanda yuhalattığı Mehmet Şimşek’in ismini kullanmaktan medet umar hale geldi. O kadar panik içinde.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fox TV’de İlker Karagöz ile “Çalar Saat” programında gündemi değerlendirdi.

Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesiyle gündeme gelen ve aktif siyasete dönmeyeceği belirtilen eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le ilgili olarak, “Mehmet Şimşek, ben ayrıldıktan sonra çok zor dönemler yaşadı. Bakanken Erdoğan’dan aylarca randevu alamadı. Erdoğan; sistemden uzaklaştırdığı, meydanda yuhalattığı Mehmet Şimşek’in ismini kullanmaktan medet umar hale geldi. O kadar panik içinde” dedi.

AK Parti dönemlerine atıfta bulundu ve projeler üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren Babacan, “Çok vardı, birçok saçmalığı önledik biz. Varlık Fonu dimi, Varlık Fonu kurdular, ben önledim. Ortak politikalar mutabakat metnine yazdık, ‘Varlık Fonu’nu derhal kapatacağız’ dedik. yerine ‘Konut Finansmanı Kurumunu’nu kuracağız’ dedik. Bu Türkiye’deki bütün konut piyasasının finansmanı için yepyeni bir sistemdir. Bugün gelişmiş ekonomilerde olan ama Türkiye’de henüz olmayan bir sistemdir. Konut piyasasının finansmanı için sürekli uygun kaynak bulmanın formülü budur. Teknik detaylarına girmeyeyim ama her şeyini hazırladık bunun…” ifadelerini kullandı.

Babacan, açıklamalarının devamında şunları söyledi:

“Allah bu milleti cehaletten korusun. Cehalet başa dert. Bilmek, bilerek hareket etmek gerekiyor. Allah’ın verdiği aklı kullanmak gerekiyor ve ilimle hareket etmek gerekiyor. Siz bunu yapmazsanız bu ülkenin başı dertten kurtulmaz. Bunu için biz her şeyle hazırlanıyoruz. Biz her şeyimizi hazırladık, bunlar bitti biz ondan sonra Cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık. Şu anki iktidarın kafası önce kim sorusu? Ne diyor Erdoğan ‘Önce ben, ben’ diyor. Ondan sonra ne olacağı, nasıl olacağı geliyor ama hiç bir şey ortaya çıkmıyor” diye konuştu.

Plan ve programla kendisini bağlamak istemiyor. Sabah uyandığında aklına ne geliyorsa yapmak istiyor. Böyle bir yönetim tarzı var. Halbuki biz plana, programa inanıyoruz, hesap ve kitaba inanıyoruz.”

Paylaşın

Bayram Alışverişi Yaparken Merdiven Altı Üretime Dikkat

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, gıda fiyatlarındaki artışla bu alanda merdiven altı üretimin çoğaldığını belirterek, vatandaşlara bayram alışverişi yaparken dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

Hangi koşullarda üretildiği bilinmeyen, hijyen koşullarını sağlamayan merdiven altı ürünlerin insan sağlığını tehlikeye attığını vurgulayan Palandöken, şu ifadeleri kullandı:

“Şekerin, yağın, fıstığın, cevizin, unun fiyatı belliyken kimse maliyetinin altında baklava satamaz. Ev yapımı diye maliyetinin altındaki fiyatlara satılan baklava ve böreklerden uzak durulmalı. Özellikle de yol kenarında araç arkalarında satılan tatlı, şeker, çikolata gibi yıkamadan yenebilen ürünlere dikkat edilmeli. Fason kıyafetlere, taklit kozmetik ürünlerine itibar edilmemeli. Bayram alışverişlerinin adresi her zaman mahalle esnafı olmalı çünkü esnafımız kendi yemediği ürünü müşterisine yedirmez.”

Dünya gazetesinin haberine göre Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yazılı açıklamasında, bu yıl bayram tatilinin kısa olması sebebiyle seyahatlerin sınırlı olacağını ve vatandaşların daha çok kendi evlerinin ihtiyaçları için alışveriş yapacaklarını bildirdi.

Bu durumun esnaf ve sanatkar açısından olumlu olduğuna işaret eden Palandöken, “Bakkaldan kasaba, şekerciden tatlıcıya, ayakkabıcıdan konfeksiyoncuya, berberden kuaföre, taksiciden dolmuşçuya tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarımız Ramazan Bayramı için hazırlıklarını hızlandırdı. Bu yıl fiyatlar biraz yüksek seyrediyor, vatandaşın alım gücü daha düşük ancak yine de az çok demeden herkes bayram alışverişi yapacağı için ekonomi ivme kazanacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Palandöken, bayrama sayılı günler kala çarşıda bayram hareketliliğinin başladığını ifade ederek, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle bu yıl esnaf ve sanatkarın işlerinin düştüğünü vurguladı.

İnsanları motive etmek için deprem bölgelerinde çarşılar kurulduğuna dikkati çeken Palandöken, şunları kaydetti:

“Yapılan devlet destekleriyle ticari faaliyetin başlamasıyla esnaf rahat nefes alabilecek. Her özel günde olduğu gibi bu bayramda da esnaf ve sanatkarlarımız yapılacak alışverişlerle piyasanın canlanmasını dört gözle bekliyor. Bu yıl 30 milyar liralık beklenen ciro, yüzlerce sektördeki esnafımızın yüzünü güldürecek. Özellikle küçük çocuklar için bir gelenek haline gelen bayramlık kıyafet ve ayakkabı alışverişleri, kolonya, şeker, çikolata gibi ikramlıklar, baklava ve su böreği gibi bayramın vazgeçilmez ürünlerinin satışları günler öncesinden başladı. Tüm sektörlerdeki esnaf ve sanatkarlarımız Ramazan Bayramı için hazır. Bayram alışverişleri esnafımıza can suyu olacak.”

Merdiven altı üretime karşı uyarı

Palandöken, gıda fiyatlarındaki artışla bu alanda merdiven altı üretimin çoğaldığını belirterek, vatandaşlara bayram alışverişi yaparken dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

Hangi koşullarda üretildiği bilinmeyen, hijyen koşullarını sağlamayan merdiven altı ürünlerin insan sağlığını tehlikeye attığını vurgulayan Palandöken, şu ifadeleri kullandı:

“Şekerin, yağın, fıstığın, cevizin, unun fiyatı belliyken kimse maliyetinin altında baklava satamaz. Ev yapımı diye maliyetinin altındaki fiyatlara satılan baklava ve böreklerden uzak durulmalı. Özellikle de yol kenarında araç arkalarında satılan tatlı, şeker, çikolata gibi yıkamadan yenebilen ürünlere dikkat edilmeli. Fason kıyafetlere, taklit kozmetik ürünlerine itibar edilmemeli. Bayram alışverişlerinin adresi her zaman mahalle esnafı olmalı çünkü esnafımız kendi yemediği ürünü müşterisine yedirmez.”

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan Tarihi Bir Yenilgiyle Siyaset Sahnesinden Silinecek

14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Bu seçim ekonomi ile demokrasi ekseninde yürüyor. Sonucu da Erdoğan’ın çökerttiği ekonomi ve yoksulluğa mahkum ettiği milyonlar ile adaletsizlik ve baskıyla ezmeye çalıştığı mağdurlar belirleyecek. Tabii ki kazanan, ezilenler olacak, Erdoğan tarihi bir yenilgiyle siyaset sahnesinden silinecek, benim öngörüm bu.” dedi.

Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verilmesine ilişkinde değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Partimizin aday çıkarmaması Erdoğan’ın en büyük kabusuydu, bu gerçekleştiği için şimdi bizim üzerimizden Sayın Kılıçdaroğlu’nu yıpratmaya çalışıyor. Aynı taktiği yerel seçimlerde de uyguladı ve ters tepti. Çünkü halk yalan ve karalamalara kanmıyor artık” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın emek ve özgürlük ittifakına yönelik söylemleriyle ilgili de, “Erdoğan, HDP’nin ve Kürtlerin oyunu alabileceğinden emin olsa HDP Genel Merkezi’nin önüne çadır kurar, orada yatar kalkardı” dedi.

Demirtaş, bugünkü seçim matematiğinde Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’ye oy vermekle, Erdoğan’a oy vermek arasında bir fark olmadığını belirterek, “Bu durumda İnce seçmenlerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan ile bir beş yıla daha hazırlarsa seçimi ikinci tura bırakabilirler” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtladı.

Demirtaş’ın cevaplarından öne çıkanlar şöyle:

“Bu seçim ekonomi ile demokrasi ekseninde yürüyor. Sonucu da Erdoğan’ın çökerttiği ekonomi ve yoksulluğa mahkum ettiği milyonlar ile adaletsizlik ve baskıyla ezmeye çalıştığı mağdurlar belirleyecek. Tabii ki kazanan, ezilenler olacak, Erdoğan tarihi bir yenilgiyle siyaset sahnesinden silinecek, benim öngörüm bu.

Partimizin aday çıkarmaması Erdoğan’ın en büyük kabusuydu, bu gerçekleştiği için şimdi bizim üzerimizden Sayın Kılıçdaroğlu’nu yıpratmaya çalışıyor. Aynı taktiği yerel seçimlerde de uyguladı ve ters tepti. Çünkü halk yalan ve karalamalara kanmıyor artık. Erdoğan, HDP’nin ve Kürtlerin oyunu alabileceğinden emin olsa HDP Genel Merkezi’nin önüne çadır kurar, orada yatar kalkardı. Şimdi, kedi ulaşamadığı ciğere mundar diyor.

İnce’nin adaylığının seçimi ikinci tura bırakma olasılığı

Seçmenlerin, sandık başına gittiklerinde akılcı bir tercihle seçimi ilk turda bitireceğini düşünüyorum. Ama bu şekilde ince hesaplar yaparak seçimi ikinci tura bırakmayı düşünen seçmenler varsa onlara naçizane tavsiyem, doğrudan Erdoğan’a oy vermeleri. Çünkü bugünkü seçim matematiğinde İnce’ye oy vermekle Erdoğan’a oy vermek arasında fark yok. Zaten seçim ola ki ikinci tura kalırsa Erdoğan’ın kazanamayacağının garantisi yok.

Bu durumda İnce seçmenlerine şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Erdoğan ile bir beş yıla daha hazırlarsa seçimi ikinci tura bırakabilirler. Bizim için bir sakıncası yok!

Umarım seçim gecesi büyük bir pişmanlık oluşmaz. TİP’in kendi kararıdır, biz ancak saygı duyup başarılar dileyebiliriz. Ama halen, yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum. Yeşil Sol Parti seçmeninin partisi bellidir, oyu da Yeşil Sol Partiyedir tabii ki. Başka türlü nasıl olabilir ki?”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Karamollaoğlu: Bu Seçim Tarihi Bir Referandum Hükmünde Olacak

Partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına videolu mesaj gönderen SP Lideri Karamollaoğlu, “Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz. Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.”

Karamollaoğlu, videolu mesajının devamında, “Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır” ifadelerini kullandı.

Milletvekili genel seçimlerine CHP listelerinden giren Saadet Partisi, İstanbul’dan milletvekili adayı olarak gösterdiği isimleri, bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği toplantıda kamuoyuna tanıttı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına video mesaj gönderdi. Karamollaoğlu mesajında şunları söyledi:

“Ülkemiz adına tarihi bir dönemi de hep birlikte yaşıyor. Millet olarak oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Seçimlere önümüzde dört haftalık bir zaman dilimi kaldı. Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz.

Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.? Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.

“İttifak’a halel getirmeyiz”

Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır. Ülkemizin problemlerine hızlı ve kalıcı çözümler üretmek için ittifak ettik. Saadet Partililer olarak kesinlikle sözümüzü yere düşürmeyecek, ittifak hukukuna da asla halel getirmeyeceğiz. Milli Görüşçüler ahdine sadık insanlar olduklarını bir kez daha cümle aleme gösterecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal beyi destekleyecek ve sayın Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı yapacağız. Bu kendisinin genel manada “helalleşelim” çağrısına verilen bir cevaptır aslında. Biz bu yaklaşımı ülkemizdeki barışın tesisi için önemsiyoruz. Milletvekili seçimi için de tüm seçim bölgelerinde CHP amblemi adı altında seçime gireceğiz. Bu seçimde en yüksek oyu alabilmek için var olan gücümüzle çalışacağız. Böylelikle hem Millet İttifakı olarak parlamento aritmetiğinde çoğunluğu elde edecek hem de TBMM’de Saadet Partili arkadaşlarımızın yasama ve yürütmede güçlü ve etkili görev üstlenmelerini teminat altına alacağız.

Şunu unutmayın, bizim bu süreçte vereceğimiz her oy esas itibariyle Millet Meclisi’nde nasıl bir çoğunlukla temsil edileceğimizi gösterecek. Meclis çoğunluğunu Millet İttifakı olarak elimizde tutmamıza imkan verecek. İşte bu bilinçle ve kararlılıkla çalışma tempomuzu seçime yaklaştığımız şu son günlerde arttırmak mecburiyetindeyiz. Bu hususta İstanbul teşkilatlarımız sürecin lokomotifi olmak mecburiyetindedir.”

Paylaşın

New York Times’tan Dikkat Çeken Kılıçdaroğlu Analizi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basınında da adaylara ilişkin değerlendirmeler devam ediyor. Son olarak New York Times, dikkat çeken bir analiz yayınladı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, yaklaşan 14 Mayıs seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir haber yayımladı.

Haberde Kılıçdaroğlu’yla ilgili, “5 yıllık görev süresinin ardından emekli olmayın planlayan sıradan ve sakin biri gibi davranıyor” dendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının en zayıf günlerini geçirdiği söylenen haberde, 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye’yi geniş kapsamlı bir şekilde yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekildi.

Haberde Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’ın “gösterişli sözleri ve kabadayı kimliğinden” sıkılan seçmenleri hedeflediği ve Erdoğan’ın tam tersi olacak şekilde sakin bir kampanya yürüttüğü vurgulandı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın tam zıttı. Erdoğan’ın erkeksi siyasi saldırganlığına karşı, o tatlı dilli bir beyefendi. Kılıçdaroğlu sadece bir demokrat değil, birleştirici olmayı vaadeden bir lider” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun bir dönem görev yaptıktan sonra “torunlarıyla vakit geçirmek için” emekli olma vaadinde bulunduğu hatırlatılan haberde, muhalefetin 2019’daki seçimlerde İstanbul ve Ankara’da elde ettiği zaferlere dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı nadiren ismini kullanarak eleştirdiği belirtilen NYT haberinde, “Ancak Türkiye’nin güneyindeki 6 Şubat depremlerinin ardından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı bu tip felaketler karşısında ülkeyi savunmasız bırakacak politikalar izlemekle suçladı” ifadeleri kullanıldı ve CHP liderinin “Erdoğan ne zaman bu ülkeyi batırsa, birlik istiyor” sözlerine yer verildi.

Haberde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukla mücadele ve yargı bağımsızlığı gibi vaatlerine dikkat çekildi.

NYT’nin haberinde Hem Kılıçdaroğlu hem de Erdoğan’ın yoksul bir ailede büyüdükleri vurgulanırken, CHP liderinin Ankara’daki üniversite yıllarında para biriktirmek için her yere yürüyerek gittiği ve hâlâ konuşmalarını kullanılmış kağıtların arkasına yazdığı ayrıntısı paylaşıldı.

Haberde, “Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken maddi tevazusu, onu, gösteriş saçan ve Beyaz Saray, Kremlin ve Buckingham Sarayı’ndan daha büyük bir cumhurbaşkanlığı sarayı inşa etmek için yüzlerce milyon dolar harcayan Erdoğan’dan ayırıyor” ifadeleri yer aldı.

NYT ayrıca CHP liderinin seçim kampanyasını mutfağından çektiği videolarla yürüttüğüne dikkat çekti.

Haberde, Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğine yükselme serüveni, 23 gün süren adalet yürüyüşü ve dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde izlediği politikaya da yer verildi.

NYT’nin konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu siyaset bilimci Soli Özel’in, “Çoğu zaman aşırı dikkatli olan bir bürokratın ellerindeyiz. Bu cennetin kapılarını açacak bir seçim değil. Bu cehennemin kapılarını kapatacak bir seçim” şeklindeki sözleri de haberde yer aldı.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Yine Kaybettireceğiz

Erzurum’un Karaçoban’da partisinin seçim bürosu açılışında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor. Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Yeşil Sol Parti, Erzurum’un Karaçoban İlçesinde DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın katılımıyla seçim bürosu açtı. Açılışta konuşan Uçar, şunları söyledi:

“Biz kadim bir mücadelenin yürütücüleriyiz. Bugün adımız Yeşil Sol ama kadim bir mücadeleden geliyoruz. Halkımız her türlü saldırılara cevabını vermiş bir halktır. 14 Mayıs’ta da halkımız bunun en iyi cevabını verecektir. Karşısında olduğumuz iktidarın “Doğru zaman doğru adam” sloganı var. Yani sadece o var.

Ama bizim beyannamemizde herkes var, halkımız var. Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz. Biz bu iktidarı, insanlar enkaz altındayken Kızılay’ın sattığı çadırlardan tanıyoruz; savaş politikalarından ve tecritten tanıyoruz. Onlar saraylardayken açlık sınırı altında yaşayan insanlardan tanıyoruz.

Kürtçe ile ilgili yasakları kaldırdıklarını söylüyorlar. 2014 yılında Kürtçe konuştuğu için 50 insan saldırıya uğradı, 5 insan hayatını kaybetti. Kürtçe gazeteler yasaklandı. Kurdi-Der kapatıldı, müziğe yasaklar getirildi. Daha düne kadar tek dil diyen siz değil miydiniz? O zaman bu seçimde bunları tekleterek göndermek gerekiyor” dedi.

7 Haziran’da olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz

Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır. Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor.

Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu Ekonomi Politikalarını Paylaştı

İktidara geldiğinde uygulayacağı ekonomi politikalarının detayları açıklayan Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bay Kemal’in Tahtası” şeklinde bir video paylaştı.

“Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla. Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok” notunu düştüğü videoda Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bakın bu benim çalışma tahtam. Bu aralar bende çokça yeni proje duyacaksınız. Bir kere, net bir gerçeği ortaya koyalım. Türkiye’nin zenginleşebilmesi için nitelikli üretim yapması gerek. Türkiye, katma değeri yüksek ürünler üretmeden zenginleşemez, büyüyemez. Verimliliği yüksek üretim için, üretim makinalarını da ara malını da yedek parçayı da nihai ürünü de kendimiz üretmeliyiz, nasıl mı?

Öncelikle tüm Türkiye’yi kapsayacak özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Global bir üretim. Ticaret, finans ağımız olacak. 81 ilimizi dolaylı olarak etkileyen, 9 özel ekonomi bölgesi, 17 tarım ve hayvancılık merkezi ve 50 üretim üssü kuracağız. Türkiye genelinde büyük bir üretim hareketi başlatacağız.

Bu bölgeler, 6 temel prensip yani 6 temel ilke ile çalışacak:

1. Maliyet: Toplam maliyet liderliği. Rekabet gücümüz kur farkı ve ucuz iş gücünden kaynaklanmayacak. Yani Türkiye bir ucuz iş gücü pazarı asla olmayacak. Stratejik üretimden katma değerli ürünlerden uygun lojistikten kaynaklanacak.

2. Odaklanma: Belirli alanlara odaklanarak uzmanlaşacağız. Bütün gelişmiş ülkeler böyle yapıyor. Biz de aynısını yapacağız.

3. Farklılaşma: Farklılaşma, pazarda ayrışan ürünler üreterek farklılaşacağız.

4. İnovasyon: Yani yenilikçilik. Anlattığım bu bölgeler, ÜR-GE, yani üretim geliştirme, AR-GE, yani araştırma geliştirme, inovasyon odaklı olacak.

5. Sermaye güvenliği: Bölgelerde güçlü, güvenli ve ulaşılabilir sermaye alt yapısı hazır olacak.

6. Hukuk: Yani, hukuki güvence. Çalışanlar, yatırımcılar ve işletmeler hukuki güvence altına alınacak. Herkesin can ve mal güvenliği olacak. İktidarımızın ilk 3 ayında gerekli yasal düzenlemeler yaparak hemen temelleri atacağız.

İlk 5 yılda, 123 milyar dolar; 10 yılın sonunda da 300 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Bu yatırımların yüzde 20’sini kamu kaynaklarıyla yapacağız. Temiz yatırım hedefleyen fonları ülkemize getireceğim. Hem yerli üreticilerimizi hem ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı finansmanı özel ekonomi bölgelerinde birlikte çalıştıracağız.

Kişi başına düşen milli gelirimiz, kademeli bir biçimde 20 bin doların üzerine çıkacak. İşte bu hacim, Türkiye’yi 2 kat büyütecek. Tüm ülke için, kalkınma planlarımız hazır. Bu projelerin de katkısıyla Türkiye ilk 4 yıl en az yüzde 5,5 sonraki 6 yılda ise en az yüzde 6,2 istikrarlı, gerçek büyümeyi sağlayacak.

Büyük şehirlerden Anadolu’ya, tersine göç başlayacak. Anadolu, tekrar canlanacak. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramayacak. Bu kalkınma hareketiyle 2,5 milyon yeni istihdam yaratacağız. İşsizlik oranı ilk 5 yılda yüzde 5’in altına düşecek. Genç işsizlik sorunu çözülecek.

Türkiye’yi kalıcı refaha ulaştıracak projelerimizi detaylarıyla anlatmaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye bunu hak ediyor. Halkımız refahı hak ediyor. Gençlerimiz zenginliği hak ediyor. Merak etmeyin, geliyoruz. Sana söz, kalın sağlıcakla…”

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Bu Düzeni Değiştireceğiz

Yeşil Sol Parti’nin İzmir Karabağlar’daki seçim bürosunun açılışında konuşan Sancar, “Bu partinin kökleri aynı toprakta, dalları ve yaprakları aynı kaynaktan beslenmektedir. Bu parti yürüyüşü omuzladı hedefe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Bu zülüm iktidarını mutlaka göndereceğiz ve bu düzeni değiştireceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu nedenle oylarımızı birleştirelim. Boşa giden her oy AKP-MHP iktidarına gider. Oylarımıza değişimin gücüne, dönüşümün iradesine, Yeşil Sol’a verelim. Deniz Poyraz yoldaşımızın hayalleri ve umutlarını gerçekleştirmeye söz verdik. Onu da sizin desteğinizle yapacağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Yeşil Sol Parti’nin İzmir Karabağlar’daki seçim bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Sancar, şunları söyledi:

“Ez we hemûyan bi dil û can slav dikim. Her caran spas ji bo vê coşa we. Sevgili dostlar hepiniz hoş geldiniz. Bu coşkunuz için hepinize teşekkür ediyoruz. Seçim bürosu diye geldik gördük ki alan mitinge dönüşmüş. İşte bizler buradayız, hazırız, geliyoruz. HDP bu yolda her türlü engeli aşarak geldi. Sizlerin desteğiyle, kararlılığıyla dimdik ayakta duruyor ve değiştirmeye geliyor bu düzeni. Bu düzeni değiştirmeye geliyoruz.

HDP bu ülkedeki bütün devrimci mücadelelerin, özgürlük ve demokrasi mücadelelerinin, bütün sosyalizm mücadelelerinin birikimine dayanan bir partidir. Bunları temsil eden bir partidir. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve direnişi, Türkiye’nin devrimci demokrat çevrelerinin mücadelesiyle bu partide buluştu. Bu parti bütün unsurları, bireyleri ve bileşenleriyle bir bütündür. Bu parti bu ülkenin umudunun rengarenk tablosudur.

İşte bu nedenle bu iktidar da bu rejim de HDP’den korkuyor. HDP iktidarın kabusu, bu rejimin korkulu rüyasıdır. Çünkü gerçek değişimin alternatifi olan parti ve hareket buradadır. Sizlerin iradesindedir. O nedenle korkuyorlar. O nedenle engellemeye çalışıyorlar. Davalar açtılar, saldırdılar, ellerinden gelen her şeyi yaptılar ama sizlerin iradesini bu sandıklara, bu seçimlere yansıtmaya asla engel olamayacaklarını söylemiştik. Bu sözümüzü tuttuk.

“Bu zulüm iktidarını mutlaka göndereceğiz”

Şimdi HDP’nin bütün birikimi Yeşil Sol Parti’dedir. Buradayız işte. Yeşil Sol Parti’nin ağacının kökleri aynı topraklardadır, dalları ve yaprakları aynı kaynaktan besleniyor. Bu parti şimdi yürüyüşü omuzladı, hedefe doğru kararlı adımlarla yürüyor. Bu iktidarı göndermeye geliyoruz, bu zulüm iktidarını mutlaka göndereceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz. Bu zulüm düzenini, bu sömürü ve talan düzenini mutlaka değiştireceğiz. Bu yalan düzenini mutlaka bitireceğiz.

İktidarın temsilcileri, AKP’nin başı, bakanları Kürt illerine gittiklerinde birden Kürt dostu kesiliyorlar. Ne diyor Adalet Bakanı? “Kürtçe üzerindeki yasakları biz kaldırdık”. Hangi yasakları kaldırdınız? Bu bir inkar ve yalan iktidarıdır. İnkarcıdır bu iktidar. Kürtçe tiyatro oyunlarını yasaklayan, kitapları yasaklayan bu iktidardır. Kürtçeyi bir hak olarak tanımıyorlar. Kürtçe onlar için suç unsurudur, güvenlik tehdididir.

Sadece Türkiye’de değil, nerede olursa olsun Kürtlerin kazanımlarına saldıran bu iktidarın kendisidir. Japonya’da bir üniversitede Kürtçe dili bölümü açılıyor ona bile müdahale ediyorlar. Kürtçenin herhangi bir yerde gelişmesi yönünde atılan her adımı engelliyorlar. Gidin oradan! Kürtçe üzerindeki yasakları bunlar kaldırmışlar güya. Hepsi yalan. Bu iktidar inkar ve yalan iktidarıdır. AKP bu iktidarın başı olarak Kürt düşmanıdır. Bu iktidar Kürt düşmanlığını en üst noktaya taşımıştır. Biz bu iktidarı göndermeye geliyoruz.

İktidarın bu ülkeye yaşattığı felaketlerin haddi hesabı yok. O nedenle artık yeter diyoruz! Em çi dibêjin: Êdî Bese! Em ê biguherinin, ew ê herin, em tên. Birlikte ilerliyoruz, başarıya emin adımlarla gidiyoruz. Bu başarı da ülkeye demokrasiyi getirecektir, yoksulluğu bitirecektir. Değişimin gerçek adresi biziz, demokratik dönüşümün güvencesi de biziz. Bu iktidarı göndereceğiz fakat bu düzeni değiştireceğiz.

Bu düzen eski haliyle yenilenmiş gibi sürdürülemez. Değişim ve dönüşüm bizimle olacaktır. Kürt sorununa demokratik çözüm bizimle gelecektir. Kalıcı barışı biz kuracağız, halklar birlikte kuracak. Burada, İzmir’de yaşayan bütün halklar ve demokrasi güçleri birleşecek ve Yeşil Sol’u Meclis’e en güçlü şekilde gönderecek. Buna söz veriyoruz değil mi?

Bu iktidar gidecek diyoruz. Bu iktidarın gitmesi elbette bu düzenin değişmesi için bir imkandır ama bu imkanı hayata geçirmek için bizler en güçlü şekilde Meclis’e girmeliyiz. Meclis’e Yeşil Sol’u en güçlü şekilde göndermeliyiz hep birlikte. Bizler yoksulluğu, talanı, yalanı ve inkarı bitirmeye geliyoruz. Savaş politikalarını durdurmaya geliyoruz. Çözüm için geliyoruz, barış için geliyoruz. Oylarımızı bütünleştirelim. Boşa giden her oy AKP-MHP iktidarına yarar. Bunu açıkça görelim! Oylarımızı boşa vermeliyim. Oylarımızı değişimin gücüne, direnişin iradesine yani Yeşil Sol’a verelim.

“Deniz Poyraz’ın hayallerini mutlaka gerçeğe dönüştüreceğiz”

Yapacak çok işimiz var. Deniz Poyraz yoldaşımızın hayalleri ve umutları var. Onlar bizim sırtımızda sorumluluk olarak duruyor, kalbimizde görev olarak duruyor. Deniz Poyraz’a söz vermiştik. Senin umutlarını ve hayallerini mutlaka gerçeğe dönüştüreceğiz. Burada bir kez daha Deniz Poyraz yoldaşımızı ve bu uğurda hayatını kaybeden bütün kardeşlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Onların hayallerini ve umutlarını gerçekleştireceğimize söz veriyoruz. Bunu mutlaka başaracağız. Onların anısı, umutları ve düşleri için oyları Yeşil Sol’da buluşturuyoruz, birleştiriyoruz.

Hiçbir saldırı, hiçbir oyun, hiçbir kumpas bizi durduramaz. Bugüne kadar her şeyi denediler ama diz çökmedik, boyun eğmedik. Tam tersine kararlılığımız arttı, inancımız güçlendi, yürüyüşümüz daha da büyüdü. İşte şimdi artık bütün bunları sonuca ulaştırma zamanıdır. Mahalle mahale, ev ev, sokak sokak dolaşacağız.

İzmir’de bütün halkların iradesini Yeşil Sol’un altında buluşturacağız. Demokratik Cumhuriyetin yollarını açacağız. Hepimiz eşit ve özgürce yaşayacağız. Böyle bir gelecek hedefimizdir. Bu gelecek yakındır, ellerinizdedir. En başta kadınların ve gençlerin elindedir. Gençler, kadınlar hazırız değil mi?

Özgürlük için geliyoruz. Bütün bireylerimizle, bileşenlerimizle, dostlarımızla zafere doğru ilerliyoruz. Mutlaka kazanacağız. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz. İnancımız tamdır. Sizlere güvenimiz tamdır. Hepimizin yolu açık olsun. Riya me vekirî be serkeftin.”

Paylaşın