Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum. Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşım yaptı.

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Sert Sözler: Ulan Manyaklar…

Seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu Antalya’nın Kepez ilçesinde vatandaşlara seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Ulan manyaklar, hem ateist hem kafir hem FETÖ’cü, hem faili meçhulcü hem de PKK’lı olunur mu? Siz işte kafayı böyle yediniz. Dolayısıyla kişi kendinden bilirmiş, kendinden…” dedi ve ekledi:

“Sen eğer İstanbul seçimini iptal ettirir, 31 Mart’ta iptal ettirir, 13 bin 500 oy farkını kabul etmez, ‘mutlaka bir şeyler olmuştur, olmasa bile olmuştur’ dersen, iptal ettirirsen; ondan sonra ne olur biliyor musunuz? Bu aziz millet, sürdürmez. Milli iradeye el sürdürmez, iradesine el sürdürmez. El sürdürmediği için de döner öyle bir Osmanlı tokadı atar ki feleğini şaşırırsın.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Antalya’nın Kepez ilçesinde vatandaşlara seslendi.  ANKA‘nın aktardığına göre Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İYİ Parti kurulmasaydı, bugün bu kürsüden konuşan arkadaşlarımız, konuşan kardeşlerimiz değerli ağabeyim Sayın Mansur Yavaş ve diğer Büyükşehir Belediye Başkanları; acaba konuşuyor olabilecekler miydi? İYİ Parti kuruldu, bir şey değişti, her şey değişti.

Onun için İYİ Parti’ye ve İYİ Parti’nin Genel Başkanı bana olmadık hakaretlerin, olmadık iftiraların, olmadık tehditlerin yapıldığı bir 5 yıl geçirdik. Korktuk mu? Hayır. Çaldık mı? Hayır. Ne yaptık? Birleşe birleşe kazandık. Ne yaptık? Önce 2018’de beraberce CHP ile birlikte Saadet Partisi, Demokrat Parti ile beraber önce Millet İttifakı’nı kurduk. Karşımızda Cumhur İttifakı vardı.

Yine olmadık hakaretler, olmadık iftiralar atıldı. Ya arkadaş; FETÖ’cü oldum, PKK’lı oldum. Aynı anda hem FETÖ’cü hem ateist bir de kafir ilan ettiler. Ben ki hacıyım, ben ki 7 yaşından beri 5 vakit namaz kılarım… Beni kafir ilan ettiler. Aynı anda FETÖ’cü, kafir, PKK’lı ama Diyarbakır’a gittiğim zaman, Urfa’ya, Van’a gittiğim zaman da faili meçhulcü ilan ettiler.

“Ulan manyaklar…”

Ulan manyaklar, hem ateist hem kafir hem FETÖ’cü, hem faili meçhulcü hem de PKK’lı olunur mu? Siz işte kafayı böyle yediniz. Dolayısıyla kişi kendinden bilirmiş, kendinden… Sen eğer İstanbul seçimini iptal ettirir, 31 Mart’ta iptal ettirir, 13 bin 500 oy farkını kabul etmez, ‘mutlaka bir şeyler olmuştur, olmasa bile olmuştur’ dersen, iptal ettirirsen; ondan sonra ne olur biliyor musunuz? Bu aziz millet, sürdürmez. Milli iradeye el sürdürmez, iradesine el sürdürmez. El sürdürmediği için de döner öyle bir Osmanlı tokadı atar ki feleğini şaşırırsın.”

Şimdi bakın, bedava Başbakanlık yok. Evet ben Başbakan olmaya talibim ama onunla bununla abidik gubidik işler yaparak değil, pazarlık yaparak değil, sizin helal oylarınızla birinci parti çıkacağız ve ben Başbakan olacağım. Çok çalışacaksınız.

Ondan sonra da o oyları aldıktan sonra da Sinan Ateş kardeşimin kızları Bengisu ve Banu Çiçek’in, Ayşe Ateş’in kalbini serinletmek, gözyaşlarını silmek için, o katilleri bulmak benim boynumun borcudur. Ahd olsun, şart olsun, yemin olsun ki… Nereye kaçmışlarsa oradan bulup çıkarmak benim görevim olacak.

Bu arkadaşlar, o kadar bedavacılığa alıştılar ki, o kadar yandaş kayırmaya alıştılar ki, ekonomiyi o kadar berbat ettiler ki, bu seçime giderken oculuk buculuk üzerinden devam ettirmeye çalışıyorlar, ama millet yemiyor. 100 bin öğretmen tayin edeceğiz ilk 1 ay içinde, seçimi kazanacağız, 100 bin öğretmen tayin edeceğiz.

Hemen Antalya’da Antalyalılar turistlerin her türlü hizmetinde, turistlere her türlü yardımı yapıp onlara Antalya’da hizmet ediyor. Onların kaldıkları yerlerle ilgili bir vergi var. Onlar birilerinin cebine gidiyor sizden çıkıyor. Dolayısıyla o vergiyi kaldıracağız. O vergiyi sizin, işletmelerin Antalyalıların almasını sağlayacağız.

Tam 3 yıl boyunca dolaştım ve sizleri dinledim. Partimi övmedim, propaganda yapmadım, başka bir partiyi de yermedim. Ama şimdi seçime gidiyoruz. Sizlerin oylarını istiyorum. Suriyeliler gidecek. Dolayısıyla Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in yeniden değerlerine sahip olan bu gençlerin taleplerine uygun bir ülkeyi beraber inşa edeceğiz. Oylarınıza talibiz. Saygılar sunuyorum, hayırlı bayramlar, hayırlı iftarlar diliyorum.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den Türkiye’ye Çağrı

İsveç Savunma Bakanı Jonson ile Muskö donanma üssünde ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında konuşan ABD Savunma Bakanı Austin, İsveç’in NATO’ya Temmuz ayında yapılacak zirveden önce katılmasını istediklerini belirtti.

Austin, “Müttefiklerimiz Türkiye ile Macaristan’ı İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğini bir an önce onaylaması için teşvik ediyoruz” dedi.

İki yüzyıllık tarafsızlık ve askeri bağlantısızlık dönemini sona erdirme kararı alan İsveç ve komşusu Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından geçen yıl Mayıs ayında NATO’ya üyelik başvurusunda bulundular.

Finlandiya 4 Nisan’da NATO’nun 31. üyesi oldu ancak İsveç’in başvurusu hala sonuca bağlanmadı. İttifak’a üyelik için tüm üye devletlerin onayı gerekiyor. Ankara ve Budapeşte ise İsveç’in üyeliğine henüz onay vermedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği İsveç’te Türkiye ve Macaristan’ı İsveç’in NATO üyeliğini hızlı bir şekilde onaylamaya çağırdı.

Austin Çarşamba günü Stockholm’ün güneyindeki Muskö’de bulunan İsveç donanma limanında İsveçli mevkidaşı Pål Jonson’la görüştü.

Burada yaptığı konuşmada, kısa süre önce Finlandiya’nın 31’inci üye olarak NATO’ya katıldığını kaydeden Austin, İsveç’i de kısa süre içinde 32’nci üye olarak İttifak’a dahil etmeyi umut ettiklerini vurguladı.

Austin, “İsveç’in NATO’ya hızlı bir şekilde katılımını desteklemeye devam edeceklerini ve üyeliğin yaz öncesinde tamamlanması için güçlü çaba göstereceklerini” belirterek “Bunun gerçekten de çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Austin İsveçli mevkidaşına hitaben “Siz mükemmel bir partnersiniz. Çok kısa zaman içinde sizi müttefikimiz olarak adlandırabilmeyi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD’li Bakan, “Müttefiklerimiz Türkiye ve Macaristan’ı da İsveç’in üyeliğini bir an önce onaylamaları için teşvik ediyoruz” diye konuştu.

ABD Savunma Bakanı’nın ziyareti İsveç’in yaklaşık 30 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği en büyük askeri tatbikat olan Aurora 23’e denk geldi. 17 Nisan’da başlayan tatbikata yaklaşık 700 ABD deniz piyadesinin yanı sıra İngiltere, Finlandiya, Polonya, Norveç, Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Danimarka, Avusturya, Almanya ve Fransa’dan yaklaşık 26 bin asker katılıyor. Tatbikat 11 Mayıs’a kadar sürecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan Denizli’de Konuştu: Bu Ülkede Ne Dert Varsa Biz Çözdük

Denizli’de düzenlenen mitingde konuşan Erdoğan, “Bu ülkede ne soğan ne patates ne salatalık derdi var, ne dert varsa biz çözdük” dedi. Erdoğan, milletin huzuruna “eli boş çıkmadıklarını” belirterek, “Ev hanımlarımıza emeklilik hakkı getiriyoruz. Emekli olmak isteyen ev hanımlarımızın primlerinin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, Gençlere yönelik olarak da evlenmek isteyen gençlere, iki yılı ödemesiz ve 48 ay vadeli, faizsiz 150 bin lira kredi vereceklerini açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nu hedef alan Erdoğan, “ABD’den Avrupa’ya ülkemize diz çöktürmek için bekleyen emperyalistlerin hepsi bay bay Kemal’in yanında saf tuttu” diye konuştu.

Geçtiğimiz aylarda Kılıçdaroğlu’nun ekibiyle birlikte Londra ziyaretine gönderme yapan Erdoğan, “Bir gün şu kadar milyar dolar bulduk, ülkeye getireceğiz diyor. 200 milyar dolardan bahsediyor. Londra tefecilerinin işi gücü yok da sana neden bu kadar para versin ya? Londra’nın tefecileri bu kadar aptal mı ya? Sen kimi aptal yerine koyuyorsun? Türk milleti senin bu yalanlarına inanmaz” diye konuştu.

“Hiçbir zaman hayal satmadık. Ayakları yere basan projeler sunduk” diyen Erdoğan, “14 Mayıs inşallah bay bay Kemal’in siyasi mevta olduğu, yanındakilerin siyasi mevta olduğu bir gün olacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli 29 Ekim Bulvarı’nda düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Bugün Denizli’de sizlerle bir araya gelerek çifte bayram yapıyoruz. Ocak ayında uzunca aranın ardından yine sizlerle hasret gidermiş, kucaklaşmıştır. Karşımdaki şu muhteşem tabloyu görünce inanıyorum ki, 14 Mayıs’ı sizler silme götüreceksiniz AK Parti’yle. Biz Denizli ziyaretimizden 10 gün sonra yaşadığımız 6 Şubat depremiyle uzunca süredir tüm dikkatimizi, vaktimizi, enerjimizi deprem yaralarının sarılmasına verdik.

Bu arada 6’lı masa 7’li oldu. İki belediye başkanını da eklediler. Ne oldu, Dokuz. Nihayet Bay Bay Kemal’i aday olarak ilan etmeyi başardılar. Masanın adayının belli olmasıyla birlikte PKK ve FETÖ yöneticileri de bu isme destek vermek için saklandıkları inlerden başlarını çıkarmaya başladılar. Kandil’den tehdide başladılar. Cudi, Gabar, Tendürek, Besler deresinden artık İHA, SİHA, Akıncılarımızın onları o inlerde bombalamasına tahammül edemediler.

Şimdi de ne diyorlar, gelince bu İHA, SİHA’ları, Akıncılar’ı satacaklar mış? Sen kimsin? Neyi satıyorsun? Önce kendine gel. Bunların savunma sanayi diye bir derdi yok. İşte TCG Anadolu uçak gemimiz. Sarayburnu’nda 30 bini aşkın insan ziyaret etti. Herkes coşku içinde. Cumhurbaşkanına teşekkür ediyor. Bu mutluluğa maalesef tahammül edemeyenler var.

Amerika’dan Avrupa’ya ülkemize ve milletimize diz çöktüren emperyalistler Bay Bay Kemal’in yanında saf tuttu. Biz her zamanki gibi Allah’a dayanarak, milletimize güvenerek, Cumhur İttifakı’ndaki hasbi ortaklığımızla yola revan olduk. Milletimizin gösterdiği teveccüh istikametimizin doğruluğunun işaretidir. Biz bazıları gibi yıkmaya değil; inşa etmeye geldiğimiz için milletimizin huzuruna elimizin boş çıkmadık. Biz dersimize iyi çalıştık. Çok çalıştık, iyi hazırlandık.

Şimdi de inşallah 14 Mayıs’ta ben vatandaşlarımla birlikte bunları sandığa gömeceğiz. Tüm bu hazırlıkları yürütürken deprem bölgesini de asla ihmal etmedik. Bakanlarımız ilk günden beri gece gündüz sahalarda. Biz de felaket gününden beri her ilimizi defalarca ziyaret ettik. Çalışmaların her adımını bizzat yerinde gördük. 650 bin yeni konut yaparak depremde yıkılan şehirlerimizi en kısa sürede ayağa kaldırmak amacımızdır.

İnşallah bu hedefe ulaşacağız. Depremin üzerinden henüz 2,5 ay geçmemişken inşallah bayramın ikinci günü yapımı tamamlanan ilk köy evlerini teslim edeceğiz. Ülke genelinde yürüteceğimiz afetlere dirençli şehirler projeleriyle ilgili hazırlıkları da hızla sürdürüyoruz.

Bayram günü İstanbul’da bununla ilgili müjdemiz olacak. Son 20 yılda ülkemizi asırlara bedel demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla tanıştırmış bir iktidarız. Hem demokrasimizi geliştirmeye, yeni yatırımlarla kalkınmayı hızlandırmayla yönelik pekçok projemiz seçim beyannamemizde var.

Bu ülkenin 85 milyon vatandaşı hangi kökenden, inançtan, meşrepten olursa olsun aynı büyük ailenin birer ferdidir. Aile bizim için kutsal. CHP LGBT’leri besleyebilir. CHP terör örgütünün parlamentodaki uzantısı HDP’yle beraber bunlar LGBT’cidir. Bunlardan LGBT’ye aykırı bir söz duydunuz mu? İYİ Parti’den bir söz duydunuz mu?

Peki masanın etrafındaki diğer yavrucuklardan bir söz duydunuz mu? Çünkü bunlarda aile kutsiyeti diye bir şey yok. Dünyada ve ülkemizde aile kurumunu yıkmaya, çocuklarımızı ve gençlerimizi sapkın akımların pençesine yönelik kampanyalar hız kazandı. Ailemizi ve evlatlarımızı maddi ve manevi tedbirlerle koruyacağız.

Ülkemizin doğalgaz ve petrol gelirlerinden kuracağımız Aile ve Gençlik Bankası bunun ilk adımı olacak. Aile Kalkanı programıyla ev hanımları, çocuklarımıza gençlerimize destek vereceğiz. İlk müjdemiz ev hanımlarına. Ev hanımlarımıza emeklilik hakkı getiriyoruz. Primlerin üçte birini devlet olarak biz karşılayacağız. İkinci müjdemiz gençlerimize.

Eğitimlerinden iş kurmalarına, evliliklerine kadar her aşamada gençlerimizin yanında yer alıyoruz. Evlenmek isteyen gençlerimize faizsiz 150 bin lira kredi vereceğiz. Gençlerimiz maddi sıkıntıya düşmeden kolayca altından kalkabilecekleri şartlarla yuvalarını kurabilecek. Her ailede en az bir kişinin istihdama katılmasını temin edeceğiz. En az bir bireyinin çalışmadığı aile bırakmayacağız.

İstihdam edilen kişinin gerekirse sigorta primini, gerekirse maaşının bir kısmını devlet olarak biz karşılayacağız. Eski Türkiye’de iki anahtar vaadiyle gelip, insanlarımızı ellerindeki anahtarlarından da edenler vardı. Mazide kaldığını sandığımız bu zihniyet hortladı. ‘Şu kadar milyar dolar buldum, ülkeye getireceğim’ diyor. Arkasına bakıyorsun ülkeyi Londra’daki tefecilere teslim etme niyeti çıkıyor.

“Bay Bay Kemal bu 200 milyar doları getirdin de nereye boca ettin?”

Bay Bay Kemal bu Londra’nın tefecilerinin işi gücü yok da sana niye bu kadar parayı versin? Kaldı ki bunlar tefeci, bu işleri çok iyi bilir. Bay Bay Kemal bu 200 milyar doları getirdin de nereye boca ettin? Nerede bu para? Madem getirdin, hadi söyle bakalım yerini, adresini söyle, bilelim. Hayatı bu adamın yalan. Londra’nın tefecileri bu kadar aptal mı? Sen kimi burada aptal yerine koyuyorsun. Türk milleti senin bu yalanlarına inanmaz. İnşallah 14 Mayıs’ta sana gereken dersi verecek. Ülkemizi 21 yılda 3,5 trilyon yatırıma kavuşturduk.

Hiçbir engel, tuzağın bizi engellemesine izin vermedik. Şimdi yeni bir seçimin, yani yeni bir tercihin, yeni bir yol ayrımının arefesindeyiz. 14 Mayıs inşallah Bay Bay Kemal’in siyasi mevta olduğu, yanındakilerin siyasi mevta olduğu gün olacak. Cumhuriyetimizin yeni asrına adını verdiğimiz Türkiye Yüzyılı’nı kime emanet edersiniz? Gözünüzün nuru evlatlarınızın istikbalini kime emanet edersiniz? Ülkenizin siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik gücüyle dünyada hak ettiği yeri alması için kime güvenirsiniz?

Denizli bugüne kadar hep yanımızda yer aldı. İnşallah 14 Mayıs’ta Denizli’den yine rekor bir destek bekliyorum. Denizli’nin tüm milletvekillerini AK Parti’ye vermeye hazır mıyız? Öyleyse durmak yok. Biz 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Ülkemizin asırlık eksiklerini bu sayede tamamladık. Şehirlerimizin ayaklarındaki geri kalmışlık prangalarını bu şekilde kırdık. Son 20 yılda Denizli’ye de bugünün rakamlarıyla 70 milyar yatırım yaptık.

Bunlar ne yaptı peki? İzmir bunlarda değil mi? İzmir Belediyesi’nde sesini duyduğunuz yatırım var mı? Yağmurlar yağdığında her tarafı sel alıp getiriyor, Körfez’de kokudan geçilmiyor. İlkevim projemiz kapsamında Denizli’de 3 bin 150 konut inşa edeceğiz. İl işyerim projemiz çerçevesinde 300 işyerini esnaf kardeşlerimize vereceğiz. İnşası devam eden Aydın-Denizli-Antalya Otoyolu’nu inşallah seneye bitiriyoruz. Bu otoyolun bitmesiyle Denizli ile önemli turizm merkezleriyle arası yakınlaşacaktır.

Denizlili çiftçilerimize 4 milyar lira tutarında tarımsal destek sağladık. Denizli ve 15 ilçesine doğalgaz arzı sağladık. Saatlerce saysak bitmeyecek eserlerimizle Denizli’yi Türkiye Yüzyılı’na hazırladık. Yarın Karadeniz doğalgazını ateşliyoruz. 14 Mayıs’ta vereceğiniz destekle Türkiye Yüzyılı’nı da birlikte inşa edeceğiz. İçeride ve dışarıda pusuda bekleyen ne kadar ülke ve millet düşmanı varsa ellerini ovuşturmaya başladı.

İnsanlarımızın günlük hayatta yaşadıkları sıkıntıların da farkındayız. Bunlar desteği Kandil’de terör örgütünün baronlarından alıyor. Bay Bay Kemal bu teröristlerle beraber. Meral Hanım kimlerle beraber? Bu teröristlerle beraber, HDP’yle beraber. Hani siz onlarla beraber aynı masaya oturmazdınız? Ne oldu?

Ne kadar çabuk anlaştınız. Bu teröristlere benim milletim 14 Mayıs’ta yol vermez. Bunlar Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimi öldürenler değil mi? Bu Selo şu anda içeride değil mi? Bay Bay Kemal de, diğerleri de ‘çıkaracağız’ diyor. Terörist başını da çıkarcaklarmış. Bu ülke ne zamandan beri teröristleri koruyan ülke hale geldi. Benim ülkem asla teröristleri koruyan bir ülke değildir.

FETÖ’cüler, PKK’lılar ancak AK Parti iktidarında yola gelmişlerdir. Avrupa, Batı, hepsi dört gözle ‘acaba Erdoğan nasıl gider’ bunu bekliyor. Erdoğan’ın Cumhur İttifakı ile birlikte nasıl dimdik ayakta durduğunu 14 Mayıs’ta siz göstereceksiniz. Ben size inanıyorum, size güveniyorum. 14 Mayıs’ta da bunu başaracağımızı biliyorum.

Şimdi Togg’umuzu yaptık mı? TCG Anadolu’muzu yaptık mı? Bizim davamız büyük. Biz soğanı masanın üzerine koyar, yumruğumuzu vurur ve soğanı da öyle yemesini biliriz. Bu ülkede ne soğan ne patates ne salatalık derdi var. Bu ülkede dert olan ne varsa biz onları çözdük. Biz geldik 78 üniversite vardı. Şimdi 208 üniversitemiz var. 81 vilayetin tamamında üniversite var. Üniversitesi olmayan ilimiz yok.

Çağdaş olmak bu, medeni olmak bu. 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Şimdi 28 bin 500 kilometre hamdolsun yolumuz var. Seçildiğimiz zaman ilk iş Aydın-Denizli yolunu 105 kilometre o zaman kararı verdik ve yaptık. Sağlıkta attığımız adımlarla şehir hastanelerin halini görüyorsunuz değil mi pırıl pırıl. Benim vatandaşım bu hastanelere gittiğinde ‘Devletimizden Allah razı olsun’ diyor.”

Paylaşın

Akşener: 50 Bin Tane İftira Atıyorlar Ama Hırsız Diyemiyorlar

Sinop’ta vatandaşlara seslenen Akşener, “50 bin tane dedikodu yapıyorlar, 50 bin tane iftira atıyorlar. Artık işleri iftiraya kaldı. Ama söyleyemedikleri bir şey var. Hırsız diyemiyorlar. Çünkü, kendileri hırsız. Hırsız deseler, hırsızlıklarını çat diye yüzlerine vuracağız” dedi ve ekledi:

“Beş maaşlı, 10 maaşlı, 15 maaşlı danışman olmayacak. 801 milyon dolara Ankara’da bir park yaptılar. Kaç çocuğun bursu ödenirdi? Kaç öğrencimize karşılıksız burs verilebilirdi? 801 milyon dolar… Yani 16 milyar lira. Utanmaları yok. Üç AK Partili müteahhite verildi. Sizin çocuklarınız ağladı, sizin çocuklarınız, umutsuz, mutsuz. İşte o nedenle bu harami düzeni beraber değiştireceğiz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Sinop İskele Meydanı’nda vatandaşlara seslendi. Akşener’in konuşmasından önemli başlıklar şöyle:

“Sinop emekli şehri. Emekli maaşlarında 5500 alanı 7500 lira yaptılar, aslında asgari ücret olmalıydı. 6500 alan da 7500 lira oldu. Biz iktidara gelir gelmez o aradaki farkı da düzelteceğiz. Birincisi bu. İkincisi 100 bin öğretmen ataması yapacağız bir ay içerisinde. 3600 ek göstergede ortaya çıkan haksızlığı gidereceğiz. 2020 yılında ve ondan önce soru çalınarak mağdur olmuş KPSS mağdurlarının mağduriyetlerini gidereceğiz.

Ben, İYİ Parti’ye oy istiyorum aynı zamanda Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na da oy istiyorum. Biz bu ucube sistemi birlikte değiştirmeliyiz. Bu harami düzeni birlikte değiştireceğiz. Bedava olmaz, oylarınızı vereceksiniz. Ben de kimseyle pazarlık etmeden bu ucube sistem değişecek sonra da başbakan olacağım. Biliyorsunuz, sayın Mansur Yavaş’la sayın İmamoğlu’nun mutlaka bu sistemin içerisinde olmasını istemiştim.

Dolayısıyla masada problem oldu. Mansur Bey ve Ekrem İmamoğlu her ikisi de geldiler. Şahsıma dair bir talebim olmadığı ortaya çıkınca her ikisini etkili, yetkili Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı’na getirdik. El birliğiyle imzaladık. Bir televizyona gittim. TV’de dediki ilgili arkadaşımız, ‘Siz o masaya nasıl oturdunuz? Diyorlar ki, dış güçler oturttu” dedi. Ben de dedim ki, beni o masaya jet hızıyla ikna eden Mansur Yavaş oldu. Kendisi, Beypazarı doğumlu bir Angaralıdır.

Bu iki belediye başkanıyla beraber, hem bizler hem sayın Kılıçdaroğlu, haram yemeden sosyal devleti ortaya koyarak, kayırmadan, adaleti sağlayarak, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü sağlayarak, gençlerin gelecek hayallerini yeniden inşa ederek önce seçimi kazanacağız. Sonra da bu ucube sistemden el birliğiyle kurtulacağız.

Size söz olsun. 50 bin tane dedikodu yapıyorlar, 50 bin tane iftira atıyorlar. Artık işleri iftiraya kaldı. Ama söyleyemedikleri bir şey var. Hırsız diyemiyorlar. Çünkü, kendileri hırsız. Hırsız deseler, hırsızlıklarını çat diye yüzlerine vuracağız.

Beş maaşlı, 10 maaşlı, 15 maaşlı danışman olmayacak. 801 milyon dolara Ankara’da bir park yaptılar. Kaç çocuğun bursu ödenirdi? Kaç öğrencimize karşılıksız burs verilebilirdi? 801 milyon dolar… Yani 16 milyar lira. Utanmaları yok. Üç AK Partili müteahhite verildi. Sizin çocuklarınız ağladı, sizin çocuklarınız, umutsuz, mutsuz. İşte o nedenle bu harami düzeni beraber değiştireceğiz.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Kılıçdaroğlu’na “Gönülden Destek” Çağrısı

Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’na açıktan destek verip vermeyeceğinin önümüzdeki günlerde netleşeceğini söyleyen Selahattin Demirtaş, “Tabii ki gönülden, isteyerek bir destek olması bizim arzumuzdur” dedi.

Kapatma davasında Anayasa Mahkemesi’nin 14 Mayıs’taki seçimler öncesinde karar alıp almayacağına ilişkin yaptığı değerlendirme ise Demirtaş, seçimden önce karar beklemediğini söyledi.

Mahkemenin, seçim gününden önce karar almasının siyasi müdahale olacağını belirten Demirtaş, “Anayasa Mahkemesi, HDP kapatma davasında seçimden önce karar alırsa açıkça siyasi bir müdahale yapmış olur. Bu kadar kısa sürede karar almakla da imkânsız olana, mucizeye imza atmış olur. Bir karar çıkmasını beklemiyorum” dedi.

HÜDA-PAR’ın fiilen Cumhur İttifakı’na katılması ve AKP listelerinden TBMM’ye taşınacak olmasını da değerlendiren Demirtaş, “Erdoğan’ın yapacağı hiçbir ittifakın ona hayrı olmaz, Hizbullah ile ittifak ise kendisine oy kaybettirir ancak. Hizbullah’ın Kürt seçmen nezdinde de ne karşılığı ne itibarı ne de gücü var. Erdoğan denize düşünce yılana sarıldı neticede” ifadelerini kullandı.

Yedi yıla yakın bir süredir Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu ve Mahmut Bozarslan’ın sorularını yanıtladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na açıktan destek verip vermeyeceğinin önümüzdeki günlerde netleşeceğini söyledi.

2019’daki yerel seçimlerde İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’na destek verilmesi için “gerekirse bağrımıza taş basacağız” açıklaması yapan Demirtaş bu kez, “Tabii ki gönülden, isteyerek bir destek olması bizim arzumuzdur” dedi.

Demirtaş’a yöneltilen ilk soru HDP’nin Anayasa Mahkemesinde süren kapatma davasına ilişkin oldu.

Anayasa Mahkemesi’nin 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem TBMM Genel Seçimi öncesinde karar alıp almayacağına ilişkin soru üzerine Demirtaş, seçimden önce karar beklemediğini söyledi.

Mahkemenin, seçim gününden önce karar almasının siyasi müdahale olacağını belirten Demirtaş, “Anayasa Mahkemesi, HDP kapatma davasında seçimden önce karar alırsa açıkça siyasi bir müdahale yapmış olur. Bu kadar kısa sürede karar almakla da imkânsız olana, mucizeye imza atmış olur. Bir karar çıkmasını beklemiyorum” dedi.

Yüksek Mahkeme’nin HDP’nin Hazine yardımıyla ilgili banka hesapları üzerindeki blokeyi kaldırmasına ilişkin soruya Demirtaş, kararın hukuka uygun ancak siyasi saikle alındığını söyledi.

Demirtaş, yargının durumunun içler acısı olduğunu savunarak, “Bu karar hukuka uygun olarak alınmıştır ama basına yansıyan haberlere göre Erdoğan, Anayasa Mahkemesi üyelerini arayarak bu kararı aldıkları için azarlamış. Anayasa Mahkemesi, üyeleri ise Erdoğan’a “Efendim, bu kararı siyaseten size yarar diye aldık” demişler. Yani Anayasa Mahkemesi, hukuka uygun bir kararı bile siyasi saikle verdiğini itiraf etmiştir. Türkiye’de yargının durumu gerçekten çok hazin ve içler acısı” diye konuştu.

“(TİP’in kararı) Bence doğru bir karar olmadı”

Demirtaş’a yöneltilen sorulardan biri de “Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) en az 47 bölgede ayrı listeyle adaylar çıkarmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” oldu.

TİP’in ortak listeyle seçime katılmama yönündeki kararını doğru bulmadığını vurgulayan Demirtaş, “Bence doğru bir karar olmadı. Ortak listeyle çok sayıda milletvekili çıkarma imkânı riske atılmış oldu. Düşük bir olasılık ama mesela Yeşil Sol Parti yüzde 7 barajının altında kalırsa ne olacak? Biz yine de TİP’li arkadaşlarımızın kararına saygı duyuyoruz ama tüm seçmenlerimizi de doğal olarak Yeşil Sol Parti’ye oy vermeye çağırıyoruz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu’na ‘Gönülden destek” çağrısı

HDP Cumhurbaşkanlığı adaylarını belirlenmesi sürecinde önce kendi adayını çıkaracağını duyurdu. Ancak Millet İttifakı’nın CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday göstereceğini açıklamasından sonra HDP aday çıkarmaktan vazgeçti.

Buna rağmen Kılıçdaroğlu’na açıktan bir destek sözü verilmedi.

Demirtaş ise 2019’daki yerel seçimlerde HDP seçmenine CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu destek vermeleri çağrısı yapmıştı. Demirtaş’ın, “gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘Faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın” şeklinde çağrısı uzun süre tartışıldı.

Demirtaş bu kez de Kılıçdaroğlu’na destek istedi. Ancak Demirtaş, desteğin gönülden olmasını arzu ettiğini ifade ederek, “HDP’nin açıktan destek verip vermeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Tabii ki gönülden, isteyerek bir destek olması bizim arzumuzdur. Yakında sonucu hep birlikte duyarız” dedi.

“Hizbullah ile ittifak oy kaybettirir”

Son günlerin en yoğun tartışmalarından biri de HÜDA-PAR’ın fiilen Cumhur İttifakı’na katılması ve AKP listelerinden TBMM’ye taşınacak olmaları oldu.

Demirtaş, “Sizce bu bölgedeki dini ve etnik hassasiyeti olan Kürtler’in oy tercihini değiştirir mi? Bunun AKP’ye bir getirisi olur mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Erdoğan’ın yapacağı hiçbir ittifakın ona hayrı olmaz, Hizbullah ile ittifak ise kendisine oy kaybettirir ancak. Hizbullah’ın Kürt seçmen nezdinde de ne karşılığı ne itibarı ne de gücü var. Erdoğan denize düşünce yılana sarıldı neticede.”

“(PKK’ya) ben çağrı yaparsam zaten dikkate almaz”

Geçen hafta seçimden sonra cumhurbaşkanı ve hükümetin değişmesi halinde PKK’nın Türkiye’de silah bırakması için elinden geleni yapacağını açıklayan Demirtaş, bu sözlerine de açıklık getirdi.

Örgütün silahları bırakması sürecinin “zor veya imkânsız olmadığı” yorumunu yapan Demirtaş, örgütün sadece kendi çağrısını dikkate almayacağına vurgu yaptı.

Demirtaş, çözüm adresi olarak Meclis’i göstererek şunları söyledi: “Mesele örgütün beni dinleyip dinlememesi değil. Ben çağrı yaparsam zaten dikkate almaz, dinlemezler, bu bilinmeyen bir şey değil. Ama Meclis’te açık, şeffaf ve hukuk çerçevesinde bir çözüm imkânı, adımları atılırsa elbette muhatapları da bunu mecburen dikkate alacaktır. Benim kastettiğim; çözümün siyasi, hukuki, toplumsal zeminini yaratmak için çalışmaktı ve bunu elbette yapacağız, ‘uygun ortamı yaratıp silahların son bulduğu süreci oluşturacağız’ diyorum. Bunun zor veya imkânsız olmadığını vurgulamak istiyorum.”

Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Diyarbakır’daki açılış ve temel atma töreninde söylediği, “Derdi Kürtler olanın yapacağı silah bırakmaktır” sözlerine ise “Erdoğan ne söylediğinin farkında değil. Önce bize hakaret ediyor, tehdit ediyor, sonra da içi boş çağrılar yapıyor. Ciddiye alınacak bir söylem olarak görmüyorum” yorumunu yaptı.

Serbest kalırsa siyasete kapıyı kapatmadı

Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs sonrasında serbest kalması halinde ne yapacağıyla ilgili soruya ise “Bunları çıktıktan sonra konuşalım. Şimdilik cezaevinden devam ediyorum, siyasi mücadeleye” yanıtını verdi.

Partisinin Şubat 2018’deki 3’üncü kongresinden önce bir mektup gönderen Demirtaş, aday olmayacağını söylemişti. Mektubunda, hukuken parti üyeliğinin bile mümkün olamayabileceğine dikkat çeken Demirtaş, bu yeni açıklamasıyla, eğer hapsedilme durumu sona erirse yeniden siyasette etkin olabileceği mesajını verdi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a IMF Yanıtı: Ülkeyi Dilenciye Çeviren…

Kendisini IMF ile gizli pazarlıklar yürütmek ve Londra’daki tefecilerle görüşmekle suçlayan Erdoğan’a sert yanıt veren Kılıçdaroğlu, “İktidarımızda IMF’ye de tefecilere de başvurma niyetimiz yok” diyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Türkiye’yi dilenciye çevirdiğini ve bütün bunları düzelteceklerini” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, gazeteci Murat Yetkin’e açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, “IMF ile görüşmüyoruz. İktidarımızda IMF’ye de tefecilere de başvurma niyetimiz yok. Türkiye’yi dilenciye çeviren Erdoğan. Bütün bunları düzelteceğiz” dedi ve ekledi:

“Dilin kemiği yok. Dertleri Türkiye’ye yatırım getirmek değil, doları nasıl tutacakları. Benim ABD’de, İngiltere’de ne yaptığım, kimlerle görüştüğüm belli. Büyükelçiler haberli, ayrıca mutlaka bizi takip edenler, peşime taktıkları derin devlet elemanları da biliyordur. Biz faizle para istemiyoruz, yatırım, temiz para gelsin diye çalışıyoruz.

“Uyuşturucu baronlarına, kaçakçılara kapıları açtılar”

Bizi de kendileri gibi sanıyorlar. Para gelsin de nereden gelirse gelsin anlayışındalar. Türkiye Mann Adası değil. Uyuşturucu baronlarına, kaçakçılara af çıkardılar, kapıları açtılar. Türkiye’yi kara para cenneti haline getirdiler. Günay Amerika’da uyuşturucu taşıyan gemiler yakalanıyor, dünyanın her yerinden mafyalar Türkiye’nin sokaklarında çatışıyor, iktidarsa seyirci, çünkü o paraya gebe. Bunlara son vereceğiz.

Öztrak: Kendisi IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalabilir

Murat Yetkin, ayrıca Erdoğan’ın IMF ile gizli görüşme yaptığını isim vermeden söylediği CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın açıklamasını da aktardı. Öztrak, şöyle dedi:

“O dönem hükümetle görüşmeye gelen IMF heyeti bizlerle de görüşmek istedi. IMF’nin çalışma usulleri içinde var; bu temaslar da hükümetin bilgisi içindedir. Partimize davet ettik. Vakitleri kalmamış. Durmuş Bey’le (Eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Milletvekili) birlikte temaslarını yürüttükleri Hilton otelinde [21 Eylül 2019’da] görüştük. Her şey ortadaydı, gizli filan değildi. Mesele hükümetin dışarıdan kimsenin kendilerinden başka kimseyle görüşmesini istememesi.

“Tefecilerle görüşenler kendileri. Elin sıcak parasıyla hovardalık yaptılar. Eğer 2018’de tek adam rejimiyle birlikte bu düşük faizle enflasyonu ve dövizi düşüreceği saplantısına kapılmasaydı. Biz bugün IMF filan konuşmazdık. Zaten IMF konusunu da açan bir değiliz, kendisi oldu. Kaldı ki IMF ile son stand-by anlaşmasına imza atan da kendisi.

“Bakın, yabancı yatırımcı kaçtı. Yerli yatırımcı da kaçmaya başladı. Biz yine de Türkiye’nin IMF reçetelerine ihtiyacı olmadığını, bizim kısa süre içinde Türkiye’nin kaynaklarını harekete geçirerek ekonomiyi toparlayacağımızı söylüyoruz. Ama Erdoğan başta kaldıkça ve bu ekonomi politikaları devam ederse, üzülerek söylüyorum, kendisi IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalabilir.”

“IMF kaynakları yorum yapmadı”

Gazeteci Murat Yetkin, Erdoğan’ın sözleri üzerine temas kurduğunu söylediği IMF kaynaklarının, yorum yapmaktan kaçındığını da aktardı.

Yetkin, şöyle yazdı: “Ama IMF konularına hakim uluslararası mali çevrelerden kaynaklar, özellikle 2019 olayından sonra IMF’nin Erdoğan ve AK Parti hükümetinin tepkisiyle karşılaşmamak için Türkiye’de muhalefet ile görüşmekten özellikle kaçındığını, IMF adına bir temas olduğunu duymadıklarını söylediler. Seçim sonrası ekonomi senaryoları ise daha çok döviz kuru ve Merkez Bankası para politikaları tartışması çerçevesinde kurgulanıyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 17 Nisan’da İstanbul Finans Merkezinin bankacılık bölümünün açılışında yaptığı konuşmada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun IMF ile gizli görüşmeler yaptığını ve seçimi kazanması durumunda Türkiye’yi IMF’ye muhtaç edeceğini söylemişti.

Paylaşın

Sırrı Süreyya Önder: Parlamentoda Kilit Güç Olacağız

Sırrı Süreyya Önder, “Parlamento aritmetiği öyle gösteriyor ki kilit bir güç olacağız. Biz bu kilit gücü biz pazarlık unsuru olarak da yapmayacağız. Bir yaptırım aracı olarak da kullanmayacağız. Biz bunu ülkenin demokratik dönüşümü için bir payanda yapmaya hazır bir vaziyette bekleyeceğiz” dedi.

“Bu seçim çok önemli bir seçim olduğu söylenir ama bu seçim gerçekten bugüne kadar olmadık bir şekilde önemli bir seçim” diyen Önder “Özellikle Yeşil Sol Parti’nin tanıtımı, pusuladaki yeri ve bizim sandıklarda resmi gözlemci bulunduramamamızdan kaynaklı sorunlarda, sandıklara müdahil olma gibi meselelerde, yaşlılarımızı, deprem bölgesindeki yurttaşlarımızın organizasyonu, o konuda belki son kez bir özveri bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti’nin İstanbul Milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder, 2023 seçimleri, iktidarın ve muhalefetin izlediği politikayı, Yeşil Sol Parti’nin Kürt sorununun çözümü ve demokratik dönüşümdeki rolüne dair Mezopotamya Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.

Memleket seçimlere gidiyor, 25 gün gibi az bir süre kaldı. Nasıl bir sürece giriliyor? 

İlk defa toplumsal güçler, kurumlar, sınıflar, yapılar, çevreler bugüne kadar devletin güttüğü paradigmanın dışında bir hizalanma arayışı içindeler. Bugün dünyanın geldiği nokta itibariyle bugüne kadar gelinen paradigmayla bundan sonrasını yürütebilmek muktedirler açısından imkansızlaşmış durumda. Bunu bir gerçeklik olarak tespit etmemiz gerekiyor. Ancak bunu tespit ettikten sonra peki yol ne? İkinci yüzyılı nasıl yaşayacağız sorusu orta yerde hayati bir şekilde duruyor olacak. Buna da bir çözüm bazlı yaklaşma yöntemini tercih edebiliriz. İki; böyle bugüne kadar getirdiğimiz gibi gidebileceğini düşünebiliriz.

İşte bugüne kadar getirdiğimiz gibi götürebiliriz diyenlerin hem kendileri açısından ağır bir yanılgı olacak. Hadi o önemli değil, oturup onların yanılgısına yanacak halimiz yok ama ülkemiz açısından, ortak geleceğimiz açısından artık toplumsal maliyetler üretecek derdimiz de budur. Bir yüz yılı daha ıskalamamak, bu seçimde tam böyle bir kavşakta hayati bir önemdedir. Aşağı yukarı her seçimde buna benzer değerlendirmeler yapılıyor. Bu seçim çok önemli bir seçim olduğu söylenir ama bu seçim gerçekten bugüne kadar olmadık bir şekilde önemli bir seçim.

Buna birçok farklı açıdan yaklaşmak mümkün. Yani sadece önemi bir kavşakta olmamız ve burada kullanacağımız tercih meselesiyle sınırlı değil. İlk defa toplumsal güçler, kurumlar, sınıflar, yapılar, çevreler bugüne kadar devletin güttüğü paradigmanın dışında bir hizalanma arayışı içindeler. Umutvar olmak için belki çok erken ama bunda da Kürt siyasi hareketinin bugüne kadar özveriyle yürüttüğü mücadelenin ödediği bedellerin önemli bir payı var. Dolayısıyla bir başka yönüyle de bu açıdan önemli. O anlamda hepimiz sahalara indik, bunu anlatmaya, bunu yaygınlaştırmaya ve mümkün olan en olumlu sonucu almaya çalışıyoruz.

Sırrı Süreyya Önder, kendi deyimiyle bütün yaşamı siyasetle geçti. 2018’den sonra sanatla ilgilendiniz. Ancak böylesi önemli bir seçimde siz de adaysınız, seçmenle buluşuyorsunuz. Nasıl bir hava var, toplumun beklentileri neler?

Sanırım Ramazan Ayı’nın etkisi, ağır geçim koşullarının etkisi, depremin yarattığı travmayla herkes açısından alanlar biraz şuan beklediğimiz noktada değil. Coşkuyu falan kast etmiyorum. Seçim havasında değil. Sanki memlekette seçim gibi gündem yokmuş gibi bir hava var.

CHP’lisi içinde böyle, AKP’lisi içinde böyle bir hava var. Bunun sebebini dediğim gibi ağır geçim koşulları, depremin travması, bir de toplumun terörize edilmesi gibi birçok şeye bağlayabiliriz. Bir basın açıklamasında silueti görünen insanlara yıllarca ceza verilen bir dönemden bahsediyoruz. İnsanlar sabırla o oy verme gününü bekliyorlar. Fakat bayramdan sonra o klasik alışa geldiğimiz seçim havasına gireceğimizi düşünüyorum.

Vallahi kişisel tercihime kalsaydı, evet sanat benim için hep yarıda kalmış, hatta başlangıcında kalmış bir alan olarak kaldı. Yaşım da bayağı ilerledi, orada bir şey yapma arzum hep devam ediyor. Cezaevindeyken karaladığım bir şeyler var. Bu arada yazdığım bir iki senaryo var. Biraz sağlık meseleleri yordu. Bütün bunların içinde arkadaşlarımız sorumluluk almam gerektiğini söylediler.

Bir iki kaytarmaya çalıştım ama bundan fazlası kibire girer. Ben anlayış olarak genç arkadaşlara, yeni arkadaşlara alan açılması, böyle siyasetin sürgit bir etkinlik gibi sürdürülmemesinden yanayım. Zaten bıraktığım zaman da devam edebilme opsiyonum varken, başka arkadaşlarımıza alan açmak gerektiğini düşündüm. Birçok arkadaşımız da böyle düşünüyor. Bizim yapımızın en önemli özelliği bu belki.

Bakın her dönem parlamento grubumuz yepyeni kimlikler kazandırır halka. Her birinin başka bir temsiliyet gücü vardır. O anlamda en üretken yapılardan birisiyiz. Fakat bu seçim, seçimden sonra ortaya çıkacak olan tabloda belli bir deneyimi ve hafızayı gerektiren kıvamda bir şey olacak. Bu, bugünden belli. Böyle olunca arkadaşlar da ısrarla göreve çağırınca, baş üstüne dedik, geldik.

İmralı Notları’ndan biliyoruz, PKK Lideri Abdullah Öcalan size sanatınızı sürdürmenize dair öneride bulunuyor. Tamamlayamadınız sanırım…

Yok, yüzüm kara o anlamda (gülerek), çok tamamlayamadım. Bakalım. Hayatın kendisi de bir sanat, biz politikayı da bir sanat gibi, sanatı da politik olarak yapmayı bilen ve bunu gözeten insanlarız. Hele bakalım, şuan barıştan kıymetli, demokratik bir dönüşümden kıymetli pek az şey var.

Seçim havası olmasa da siyasi partiler yoğun mesai harcıyor. İktidar ise seçim kampanyasını sizin üzerinizden, partiniz HDP üzerinden yürütüyor. Siz nasıl izliyorsunuz?

Acınacak bir şey olarak görüyorum. Bu memlekette daha önce değişik platformlarda ve parlamentoda söyledim; eğer biz olmazsak, bu parlamentonun karma olarak bütün partilerden üçte biri tercih edilmezdi. Üçte birinizin Kürt’e düşmanlık etmekten başka, özgürlüklere düşmanlık etmekten başka hiçbir vasfınız yok ve küfretmekten başka.

Siz sadece bu vasfınızla alınıp buralara istihdam ediliyorsunuz. Bu memleket düşman icat etmeden, memleket yönetebilme kabiliyetini hiç zaman gösterememiş ki. Cumhuriyetin bu yüzyıllık tarihinin önemli bir bölümünde daima bir düşman algısına ihtiyaç duymuş. Bu düşmanın adı değişmiş, günün konjonktürü neyi gerektiriyorsa. Onun için miting de yapmayacaktı, hani çok değişik bir şey olacaktı.

Bizim şu an kendimizi Türkiye toplumuna çok iyi anlatmamız gereken günler. Bu toplumun bir derin nefes almaya ihtiyacı var, hava gibi, su gibi bir ihtiyaç bu.

Şimdi sabah akşam, o miting senin, bu miting benim gezmeye başladılar. Biraz çaresizliğin, biraz paniğin ürünü bunlar. Bayramdan sonra bu çaresizlik havasının daha da artacağını düşünüyorum. Bütün medya kanalları ellerinde, bekliyor haber bültenleri girdiğinde, iftar programlarını ipotek etmiş, tartışma programı başladığında bir iki açılış, maçılış, kabul benzeri şeyler yapıyorlar.

Bu memlekette iktidarların basın yayını denetledikleri, işte denetlemeye çalıştığını, bu çabaları hepimiz gördük. Cumhurbaşkanı, başbakan konuşurken ona bağlanmayı da gördük. Yeni bir şey değil bizim için. Fakat susarken beklemeyi ilk bunların zamanında gördük. Cumhurbaşkanı bağlanıyor, ezan okunuyor, bir bekleyelim diyor. Bütün canlı yayında o sessizliği çekiyor. Geri stüdyoya dönmüyor yani. Bu sadece o paniğin ve karmaşanın havası, açıkçası onlarla ilgilenmemek gerek düşüncesindeyim.

Bizim şuan kendimizi Türkiye toplumuna çok iyi anlatmamız gereken günler. Bu toplumun bir derin nefes almaya ihtiyacı var, hava gibi, su gibi bir ihtiyaç bu. Yarınından, can güvenliğinden, özgürlüğünden, temel haklarından emin olacağı bir ülkeye ihtiyacı var. Karnının doyacağı, barınmanın sorun olmayacağı, geleceksizleştirilmeyen bir topluma ihtiyacı var. Bunlar çok yakıcı talep haline gelmişken, bize de düşen bu gerçekliği ve çözüm yollarını toplumumuza anlatabilmektir.

Muhalefeti nasıl görüyorsunuz? 

Millet İttifakı ve özelinde Sayın Kılıçdaroğlu’nu kast ediyorsak, yükü ve sorumluluğu ağır. Vaktinde çok ağır CHP eleştirileri yapmış birisiyim. Tümünün de arkasındayım, tümü de o konjonktür de bir gerçekliğe işaret ediyordu, bir gerçekliğin altını çiziyordu. Ama bugün için Sayın Kılıçdaroğlu bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu paradigmanın dışında bir cümle kurmaya çalışıyor. Bu çabayı yüksek değerde buluyorum. Ama bu sonsuz bir kredi anlamına gelmiyor. Bu krediyi verecek olan da ben değilim ayrıca.

Toplumda bu beklenti bir hayli yüksek, özellikle Kürtlerde bu çok daha yaşamsal olduğu için hem beklenti yüksek hem destek yüksek. Umuyorum ve diliyorum altında kalmadan, tekrar o kısır gelecek vaat etmeyen, nefret körüklemekten başka, nefreti yeniden yeniden üretmekten başka bir işe yaramayan o eski paradigmaya dönmez. Barışı ve özgür bir geleceği hep birlikte, bütün Türkiye halkları için ve bütün kesimleriyle geliştirmenin önünü açar. Bunun yolu çok basittir.

Demokratikleşmenin temel abecesi, yargının bağımsızlığı bir siyasi iktidarın sopa kullanılmasının önüne geçilmesi, insanların hele sosyal demokratların boynun borcu olan insanların bir sosyal devlet, barınması, temel gıdaya erişebilmesi, temiz suya erişebilmesi, temiz bir havayı soluyabilmesi, temiz bir çevrede yaşayabilmesi gibi şeyler için yükü ağır, çabaları olumlu, bekleyeceğiz, bakacağız, göreceğiz. Parlamento aritmetiği öyle gösteriyor ki kilit bir güç olacağız. Biz bu kilit gücü biz pazarlık unsuru olarak da yapmayacağız. Bir yaptırım aracı olarak da kullanmayacağız. Biz bunu ülkenin demokratik dönüşümü için bir payanda yapmaya hazır bir vaziyette bekleyeceğiz. Gerisi onların göstereceği pratiğe ve iradeye bağlı.

Kılıçdaroğlu’nun Kürtler videosunu izlediniz mi?

Şimdi artık bunun üzerinden cümle cümle, kelime kelime onu deseydi, bunu demeseydi gibi bir değerlendirmeyi faydasız buluyorum. Şuanda atılacak her adım, beyan edilecek her iradeyi kıymetli buluyorum. Fakat en önemli mesele şudur, bu mesele artık bölgesel bir mesele haline gelmişse, bunun konuşarak, müzakere edilerek çözülmesi için imkanlar sonuna kadar zorlanmalıdır. Demokratik bir dönüşümün en kestirme ve en insancıl yolu budur.

Peki bunun için ne lazım? Bunun için bu konuda her görüş kendisini herhangi bir baskı altında hissetmeden kendisini barışçıl yollarla ifade edebilmelidir. Şuan, şu konuda söylenecek 10 laftan 9’unun karşılığı, onlarca yıl hapis. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’dan beklediğimiz cümle terkibi olmamalı, onu öyle kurmalıydı, bunu böyle söylemeliydi değil. Kılıçdaroğlu’dan beklediğimiz birinci turu nitelikli bir çoğunlukla, net bir çoğunlukla alması, ardından ülkede bu meselenin kendi koyacağı iradenin yanında, bu meselenin rahatça konuşulabileceği bir demokratik düzlem yaratması.

Bu iktidar giderse çözüme kapı aralanır mı? 

Yaşayıp göreceğiz, aralanmazsa, Kürt meselesi bugün Pervin Buldan başkanımızın dediği gibi, “Çözmeyeni çözen” bir mesele.

Kürt sorununa gelmişken, İmralı, Kandil, Meclis üzerinden muhatap tartışması yürütülüyor. Siz 2013 ile 2015 yılları arasında Kürt sorununda demokratik çözümün tarihi dönüm noktası olan bir sürecin aktörlerinden birisiniz. Muhatap kim, nasıl çözülür bu sorun? 

Bütün paydaşlarını içermeyen ve bütün boyutlarıyla ele alınmayan hiçbir planın yürüme şansı yoktur. Ama dediğim gibi bütün bunlar için önce memlekette demokratik bir düzlemin oluşması gerekiyor. Bu olmadan, bunun bir sonraki aşamalarını konuşmanın hiçbir faydası yok.

Peki nasıl bir süreç bekliyorsunuz? 

Çözüm sürecinin bir döneminde umudumuz çok yükselmişti. Onun dışında hep kaygı ve kuşku hakimdi. Bu dönem, epeyce yüksek olduğu o dönem kadar umutluyum. Valla bizim kişisel olarak şeylerimizi konuşmak ayıp. Bu kadar yoldaşımız, arkadaşımız çok ağır bedeller ödediler, ödemeye devam edenler var, hayatını kaybedenler oldu. O anlamda biz kişisel olanı, bu kısımdan çıkarıp, şuraya taşımak gerekiyor. 21’inci yüzyılın paradigmasında bu işi daha üst bir kavramsallaştırmayla biraz mevcut kavram haritamızla mesele tıkandı ve ilerleyemiyor.

Bu algoritmanın dışında bir mimari yapabilir miyiz? Bunun koşullarını araştırmak… Bunu hep düşünüyorum zaten. İki, süreçte bizden kaynaklı, sürecin kendi konjonktüründen kaynaklı ve muhataplarımızdan kaynaklı sıkıntılar nelerdi, biz acaba bunda daha farklı, daha yaratıcı bir şey yapabilir miydik? Hata bizde miydi, ne kadarı bizdeydi? Karşıda mıydı, değil miydi? Kasıtlı mıydı, değil miydi? Sürekli böyle bunların muhasebesini yapmakla ve o hafızayı tekrar hatırlamakla meşgulüm.

Son olarak da dünya deneyimlerine tekrar bir göz atmakla meşgulüm. Artık bu inovasyon çağında sanki başka bir yol ve yordam yanına eklemlenebilir. Yani bir ulusun, bir halkın kendi ulusal demokratik kimliğini ötekileştirmeden, yok saymadan ifade edebilmesi boyutu baki kalmak üzere, bize düşen başka birtakım düzlemler yaratabilmek, onun için biraz böyle tefekkür halindeyiz. Bakalım.

Önümüzdeki dönem açısından umutlu musunuz? 

Evet, çözüm sürecinin bir döneminde çok umudumuz yükselmişti. Onun dışında hep kaygı ve kuşku hakimdi. Bu dönem, epeyce yüksek olduğu o dönem kadar umutluyum.

O dönem 7 Haziran sürecini getirdi. Bugünkü havayı 7 Haziran’a benzetenler var, siz bir benzetme yapıyor musunuz? 

Bir şeye benzetmemeyi tercih ediyorum. Çünkü bu tür analojiler sıkıntı doğuruyor. Dar bir alana hapsediyor. Her süreç kendi özgünlüğünü taşır. Biriciktir. Bundan sonrası da öyle olmak zorundadır. En azından biz kendimizi bu benzetmelerden beri tutmak zorundayız. O benzetilen dönemlerdeki yaşananları yok sayma anlamına gelmiyor. Oradaki benzerlikler, ortaklıklar yada aykırılıkları hep hatırda tutmak ama hiçbir dönemi başkaca hiçbir dönemin kendisi gibi ele almamak gerektiğini düşünüyorum.

HDP son seçim olan 2019 yerel seçimlerinde “kazanma ve kaybettirme” stratejisiyle hem kayyım atanan belediyeleri geri aldı, hem de büyükşehirlerde AKP’ye kaybettirdi. Bu dönem için aynı stratejisi sonuç alır mı? 

Biz bu sürecin, bu dönüşümün yapısal mimarlarından birisi olacağız. Onun için kazanma-kaybettirmenin üstünde bir yerdeyiz.

Bu dönemin kazanma ve kaybettirme aralığının dışında bir karakteri var. O noktadan daha ilerideyiz. Bu dönem bir demokratik dönüşümün kurucu mimarları arasındayız. Muhalefet yada iktidar bu konumumuzu istediği kadar tahfif etsin. Başka türlü anlamlandırsın yada adlandırsın önemli değil. Biz bu sürecin, bu dönüşümün yapısal mimarlarından birisi olacağız.

Bizdeki birikim ve deneyim, bizdeki politik perspektifin dışında süreci karşılayacak bir siyasal pratik yok. Ne sağda ne solda. Onun için kazanma-kaybettirmenin üstünde bir yerdeyiz. Biz demokratik bir cumhuriyete dönüştüreceğiz. Bundan da diktatörler hariç kimsenin korkmasına gerek yok. Hatta onların da korkmasına gerek yok, çünkü evrensel ve genel bir hukuk içerisinde sorumlulukları tartışılacak. Onun için biz kazanma-kaybettirme aralığından çıkmış bir durumdayız şuanda.

Seçime 25 gün gibi kısa bir zaman kaldı. Seçmene bir çağrınız var mı? 

Şimdi epeyce seçim yaşadım, birçoğunda adaydım, birçoğunun da temel mutfağında çalıştım. Neredeyse 4-5 ayrı bölgede ve ülke genelinde. Açıkçası halklarımıza çağrı yaparken bir parça mahcubuz. Onlar her çağrımızın hakkını verdiler, biz zaman zaman yetemedik onların ortaya koyduğu iradeyi daha da güçlendirmeye.

Ama bu dönem özellikle Yeşil Sol Parti’nin tanıtımı, pusuladaki yeri ve bizim sandıklarda resmi gözlemci bulunduramamamızdan kaynaklı sorunlarda, sandıklara müdahil olma gibi meselelerde, yaşlılarımızı, deprem bölgesindeki yurttaşlarımızın organizasyonu, o konuda belki son kez bir özveri bekliyoruz. Özellikle bayramdan sonra hep beraber mobilize olacağız. Şuan benim evimde yapıyoruz, sabah çıktık, bu saate geldik, röportajı da ancak bu saate bırakabildik.

Önümüzde yaklaşık bir ay var, gece demeden, gündüz demeden çalışırsak, bu çabaların sonucunu en net alabileceğimiz bir seçim olacak. Bu başka bir siyasal parti seçmeni için yaşamsal önemde olunduğunun farkında olmayabilir. Herkes için yaşamsal ama bunu en iyi biz biliyoruz, bu seçim ortaya çıkacak sonucun yaşamsal öneme haiz olduğunu. Onları saygıyla selamlıyorum, hep birlikte başarı dileklerimiz gönderiyorum ve başarı sözü veriyorum. Şimdiden iyi bayramlar dileğimi de eklemiş olayım.

Paylaşın

Erdoğan: CHP’nin Geçmişinde Din Düşmanlığı Var

TRT’de gündeme dair açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Masanın altındaki üstüne çıktı ve 7’li masa oldu. Bu 7’li masa bizim Kürt vatandaşımızı istismar ediyor. CHP’nin benim Kürt kardeşlerimi sevmekle ilgili bir derdi yok, bunlar yalan. Doğu’da CHP’nin esamesi bile okunmuyor. Oradan bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar” dedi ve ekledi:

“Güneydoğu ve Doğu’daki Kürt kardeşlerimle benim hiçbir problemim yok. Yaptığımız mitinglerde dayanışmamız Kürt kardeşlerimizle çok iyiydi. Neymiş Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış. Kendilerine göre yeni bir kurumdan bahsediyorlar. Bunların din düşmanlığı yeni değil. CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP ile HDP kapalı kapılar arkasında yaptıkları pazarlıklarla mesaj veriyorlar. Biz Batı’da ne var ise Doğu’da da o olacak dedik ve oldu mu? Bakın şimdi havalimanlarına, üniversitelere. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Ben oradaki kardeşlerimi Kürt’tür diye üniversitesi olmadan bırakamazdım. Oradaki kardeşim de okuyor gidiyor üniversitesine.

Kandil HDP üzerinden kendisine kanlı bir alan açma hazırlığı yapıyor. ‘Bay Bay Kemal’ de makam kapma derdinde değil mi? Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan ‘Selo’ değil mi? İmralı’daki niye yatıyor? Bunlar ‘Selo’yu çıkarma sözü veriyor, evlat katilini İmralı’dan çıkarma sözü veriyorlar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT’de gündeme dair açıklamalarda bulundu.

“Daha önceki afet tecrübelerimizle deprem bölgesinde süreci hızla tamamlayacağız. Tünel kalıp sistemiyle temelleri atıyoruz.

Gayrimenkullerde hak kaybı olmaması için ekiplerimiz titiz bir çalışma yürütüyor. Daha önce bunu İzmir’de, Elazığ’da yaptık. Şehirlerimizde inşa edilen yeni yerleşim alanlarıyla yeni cazibe merkezleri ortaya çıkıyor böylece ev sahibi olmak da kiralık da kolay hale geliyor.

Bayramın ikici ve üçüncü günü deprem bölgesinde olacağız. Konut teslimi programlarımız var. İftar sofralarında depremzede kardeşlerimizle olduk. Köy evlerini teslim edeceğiz. Devlet halkı için var. Biz bu evlerin benzerlerini Manavgat’ta da yaptık. Başta inanmıyorlardı bize.

Büyükşehirlerde kira sorunlarını görüyoruz. Bu fırsatçılığa asla izin vermeyeceğiz. Seçimden sonra yasal zeminde adımlar atacağız.

“Barbaros’un torunları gücünü Barbaros’a gösterecek”

‘Bay Bay Kemal’ senin devlet diye bir derdin var mı? Bir tarafta şu anda terör örgütünün parlamentodaki uzantısıyla iş yapan, Kandil’deki teröristlerden haber gönderen teröristlerin savunduğu 7’li masa var, diğer tarafta milleti için çalışan Cumhur İttifakı var. TCG Anadolu’yu milletimize anlatıyoruz, insanlar çıkıp üzerine bize dua ediyorlar. Ama bunlar çıkıyorlar Togg maket, TCG Anadolu maket diyor. Bir kere de teşekkür edin.

Bizim savunma sanayiimizde bu kadar hijyen koşuluna dikkat edilen bir gemi olamaz. Her yeri pırıl pırıl. 1300’ün üzerinde personeli var. Mavi denizlere açılacak oradan Türk’ün gücünü dünyaya haykıracak. Bununla da yetinmiyoruz, İspanya ile görüşüyoruz. İngilizlerle de görüşüyoruz. Şimdi bunun 2 katı büyüklüğündekini yapacağız. Uçak gemimizi daha da büyütüp denizlerdeki gücümüzü artıracağız. Barbaros’un torunları gücünü Barbaros’a gösterecek.

“Biraz yüksek enflasyon ama daha da inecek”

Ekonomiden zerre kadar alakası olmayan kişilerin bir tanesi ‘Bebecan’dır. Davos’ta bir görüşme yaptık dedim ki İMF’ye ‘Sen bize elemanlarını gönderiyorsun. Ama bu elemanlar bizi yönetemezler. Başbakan benim Türkiye’yi ben yönetirim’ dedim.

Biz 2013 civarı İMF’nin ipini kestik. O zaman bizim Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar liraydı. Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıktı. Şimdi hava atıyor. Son imzayı koyan başbakandır sen kimsin?

Bunlar varya bunlar ben 6 sıfırı atacağız dediğim zaman ‘olmaz’ diyenler. Hatta bazı köşe yazarları ‘Taksim’e çıkıp anırırım’ diyorlardı. 2013’ten sonra IMF ile işi bitirdik.

CHP’nin çok övdüğü bir zat var, otel kapılarında İMF ile görüşmeler yaptılar. Dediler ki ‘IMF’den mali destek almalı’. Biz borçlanmadık da battık mı? Ne oldu bizi batırabildiler mi? Faizi düşüreceğiz dedik ve düşürdük. Ne oldu? Battık mı? Bu arada enflasyon da düşüyor. Biraz yüksek enflasyon ama buralara kadar indi, daha da inecek. Bizim için önemli olan düşük faizle yüksek yatırım. Haklılığımız dünyada takdir ediliyor.

“Ben bunlara LGBT masası diyorum”

Önümüzdeki dönemde aile ve gençleri hizmet noktamızın odağına alıyoruz. Aile ve geçlere özel önem vereceğiz. Aile ve gençlik bankasıyla bunu destekleyeceğiz. Dünyada bunun en güzel örneği Norveç. Orada gençlere ait bir fon vardır. Kendi gençlerine belli yüzdeliği ayırıyorlar.

Biz bunun benzerini Karadeniz gazıyla tahsisini yapacağız aile ve gençlerimize. Buna hiç dokunulmayacak. Bu destekle gençler evleneceği zaman belli bir zaman ödeme yapmadan faizsiz kredi kullanabilecek. Ev hanımlarının emekliliğinde sigorta primlerinin bir kısmını da ödeyeceğiz. Her ailede en az bir çalışan olmasını sağlayacağız. Yeni evlenen çiftlere 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli 150 bin lira kredi vereceğiz.

LGBT gibi sapkın bir yapıyla mücadele edeceğiz. 7’li masa LGBT’ye karşı bir hamle yapıyor mu? Ne İyi Parti ne de diğer ortaklar bunu diyemiyorlar. Ben bunlara LGBT masası diyorum.

Kadınlarımızı şiddetten ve diğer türlü ayrımcılıktan korumayı sürdüreceğiz. Kadına şiddette Cumhur İttifakı ve AK Parti çok kararlı. Burada hiçbir tavizimiz yok. Kadınlarımızın desteğine karşı kadınımızın şiddetine asla taviz veremeyiz. Bunun karşısında yasal mevzuatlarımızı kararlı bir şekilde işleteceğiz.

“CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var”

Masanın altındaki üstüne çıktı ve 7’li masa oldu. Bu 7’li masa bizim Kürt vatandaşımızı istismar ediyor. CHP’nin benim Kürt kardeşlerimi sevmekle ilgili bir derdi yok, bunlar yalan. Doğu’da CHP’nin esamesi bile okunmuyor. Oradan bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar.

Güneydoğu ve Doğu’daki Kürt kardeşlerimle benim hiçbir problemim yok. Yaptığımız mitinglerde dayanışmamız Kürt kardeşlerimizle çok iyiydi.

Neymiş Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış. Kendilerine göre yeni bir kurumdan bahsediyorlar. Bunların din düşmanlığı yeni değil. CHP’nin geçmişinde zaten din düşmanlığı var.

CHP ile HDP kapalı kapılar arkasında yaptıkları pazarlıklarla mesaj veriyorlar. Biz Batı’da ne var ise Doğu’da da o olacak dedik ve oldu mu? Bakın şimdi havalimanlarına, üniversitelere. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Ben oradaki kardeşlerimi Kürt’tür diye üniversitesi olmadan bırakamazdım. Oradaki kardeşim de okuyor gidiyor üniversitesine.

Kandil HDP üzerinden kendisine kanlı bir alan açma hazırlığı yapıyor. ‘Bay Bay Kemal’ de makam kapma derdinde değil mi? Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan ‘Selo’ değil mi? İmralı’daki niye yatıyor? Bunlar ‘Selo’yu çıkarma sözü veriyor, evlat katilini İmralı’dan çıkarma sözü veriyorlar.

“Kürt düşmanı arıyorlarsa HDP’ye CHP’ye bakacaksın”

Bu ülke terör devleti değildir. Bu ülkeden teröristlere ekmek çıkmaz. PKK’nın İmralı’daki elebaşını bırakmak istiyor. Aynı şekilde ‘Selo’yu bırakmak istiyor.

Batı bunlara şu anda ciddi gaz veriyor. Batı’da özellikle Biden’ın yaptığı açıklama ilk gazı veren oldu. Avrupa’da Almanya bu işin başını çekiyor. Fransa aynı şekilde bu işin başını çekiyor. Bizim gözümüzde PKK ayrıdır, Kürt kardeşlerim ayrıdır.

Kürt düşmanı arıyorlarsa HDP’ye CHP’ye bakacaksın. Kürtlere yıllarca zulmeden CHP ve HDP zihniyetidir. AK Parti, Kürtlere özgürlüğü verendir. Kürt kardeşlerim en çok oyu AK Parti’ye vermiştir. Şu anda tam manasıyla yalan üzerine bina edilmiş bir konuşma serisi devam ettiriliyor. Değmez ‘Bay Bay Kemal’ gidicisin. Benim milletim teröristlerle kol kola olanlara fırsat vermez.

“3 yılda 40 milyon metreküpe çıkaracağız”

Müjdemizi 20 Nisan’da açıklayacağız. Karadeniz gazının ilk fazını Filyos’ta devreye alacağız. 16 Nisan itibariyle kuyulardaki vanalar açılarak gaz verilmeye başlandı.

Sahadaki üretimi 3 yılda 40 milyon metreküpe çıkaracağız.

İkinci faz bitince tüm konutların gaz ihtiyacını karşılayacak seviyeye ulaşacağız. Burada bir yandan da yeni keşifler için hazırlık yapıyoruz. Orta Karadeniz’de çalışmalar yapıldı, değerlendirmeler sürüyor. Batı Karadeniz’deki keşif potansiyelin yüksek olduğunu gösteriyor.”

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Yüzde 15’in Altını Başarısızlık Olarak Görüyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Yüzde 15’in altını başarısızlık olarak görüyoruz. Vekil hedefimizi de yine daha önce açıkladığımız gibi 100 vekil olarak belirledik. Karşımızda iki ittifak var. Biri Cumhur İttifakı, onlara zaten kaybettirme hedefimiz var” dedi ve ekledi:

“Millet İttifakı’nın da bizim programlarımızda ve bildirgemizde öngördüğümüz derinlikte, çapta yeni başlangıç tasarlamadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bizim çok güçlü bir parlamento temsiliyeti elde etmemiz lazım. Değişimin ve dönüşümün hem motor gücü hem güvencesi olmayı hedefliyoruz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Tele1’de katıldığı programda seçime dair değerlendirmelerde bulundu.

Mithat Sancar, “Yüzde 15’in altını başarısızlık olarak görüyoruz. Vekil hedefimizi de yine daha önce açıkladığımız gibi 100 vekil olarak belirledik. Karşımızda iki ittifak var. Biri Cumhur İttifakı, onlara zaten kaybettirme hedefimiz var. Millet İttifakı’nın da bizim programlarımızda ve bildirgemizde öngördüğümüz derinlikte, çapta yeni başlangıç tasarlamadığını düşünüyoruz. Bu nedenle bizim çok güçlü bir parlamento temsiliyeti elde etmemiz lazım. Değişimin ve dönüşümün hem motor gücü hem güvencesi olmayı hedefliyoruz” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın HDP seçmenlerine “katil” demesine dair de konuşan Sancar, şöyle devam etti: “Söylenecek çok şey var ama kendimi tutarak cevap vereyim. Bu düşmanlık politikası ve ülkeyi parçalama zihniyetinin çok açık bir yansımasıdır. 10 milyon insana katil diyen bir zihniyetin Türkiye’ye nasıl bir gelecek vadettiğini halkın takdirine bırakıyorum. Bu kadar ağır aşağılayan ve itham eden bir anlayış sadece bir kelime ifade edilebilir: Ağır ırkçı faşist zihniyet. Bu hakaretleri kaale almıyoruz ve demokratik siyasette ısrarımızı sürdürüyoruz. Halkımıza çağrım bu zihniyete lütfen prim vermeyin, uyanık olun. Bunların dili iktidarın dilinden daha zehirli. İktidar partisine çalışıyor bunlar.”

“Türkiye’nin dört bir yanındayız”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün akşam yayınladığı “Kürtler” başlıklı videodaki “Her gün milyonlarca Kürt’e ‘terörist’ muamelesi yapılıyor” açıklamasını değerlendiren Sancar, “Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışını gayet olumlu değerlendiriyoruz. Gelecekte daha demokratik daha barış içinde bir yaşam için bir irade beyanı olarak kabul ediyoruz. Doğru bir adımdır. Bizler bunun daha da yaygınlaşması ve sonuca ulaşması için çalışıyoruz zaten. Bakın istedikleri kadar uğraşsınlar bu ‘terörist’ ithamı artık tutmuyor. Çünkü bu ülkede kendi dışında ‘terörist’ ilan etmedikleri kimse kalmadı. Kılıçdaroğlu’nun buna bu kadar açık tavrı almasını değerli buluyoruz. Her yolu denediler ama toplumu ‘terörist’ ithamında ikna edemiyorlar. Biz büyüyoruz, güçleniyoruz. Sadece belli bir bölgeye sıkışmış değiliz, Türkiye’nin dört bir yanındayız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın