HDP’li Buldan: Bu İktidar Egemenliği Halktan Çalan Bir İktidardır

Partisinin İstanbul’da düzenlediği etkinlikte konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Bugün 23 Nisan. Bütün çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum. Böyle günleri bayram havasında kutlayamayan çocuklarımız, yoksulluğa ve açlığa mahkum edilen, okullara aç gönderilmek zorunda bırakılan çocuklarımız, yaşanan (deprem) felaketinde anne babalarını, yakınlarını kaybeden çocuklarımız; sizlere bunu bir kader gibi sunan iktidara sizin adınıza hesap sormaya gidiyoruz. Sizlere bunun sözünü veriyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu ülkede çocuklar mutlu değil, huzurlu değil. Çocukların yarınlarına güvenle bakacağı bir dünya ve gelecek yok. Türkiye’de çocuklar istismar ediliyor, çalışmak zorunda kalıyor, mendil satmak zorunda kalıyor. Tarlalarda ve fabrikalarda çocuklarımız çalışmak zorunda kalıyor. Bu iktidarın 21 yıldır çocuklara yaşattığı budur. Biz söz veriyoruz; değiştireceğiz, dönüştüreceğiz ve çocuklarımızın hayal ettiği bir ülkeyi onlara armağan edeceğiz. Şimdiden kutlu olsun.”

Pervin Buldan, konuşmasının devamında, “Bugün aynı zamanda TBMM’nin açılış yıl dönümü. TBMM Genel Kurulunda “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” diye yazar. Ama bu iktidar egemenliği halktan çalan bir iktidardır, halkın iradesini gasp eden bir iktidardır. Bu iktidar halkın geleceğini karartan bir iktidardır. O yüzden Türkiye halklarına söz veriyoruz. Yarınlarımıza, geleceğimize huzurla bakacağımız bir geleceği bizler 14 Mayıs’ta sizlere armağan edeceğiz. Söz veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Milletvekili Musa Piroğlu ile aralarında Sırrı Süreyya Önder, Özgül Saki, Dersim Dağ, Kezban Konukçu, Kerem Fırtına, Hakan Öztürk’ün de bulunduğu Yeşil Sol Parti İstanbul adayları Yoğurtçu Parkında yapılan Yeşil Sol Parti Bahar Şenliğine katıldı. Burada kalabalığa konuşan Buldan, şunları söyledi:

“Merhaba sevgili arkadaşlar, sevgili kadınlar, gençler ve çocuklar, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Coşkulu ve İstanbul’a yakışır şekilde bizleri karşılamanızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız.

Bugün 23 Nisan. Bütün çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum. Böyle günleri bayram havasında kutlayamayan çocuklarımız, yoksulluğa ve açlığa mahkum edilen, okullara aç gönderilmek zorunda bırakılan çocuklarımız, yaşanan (deprem) felaketinde anne babalarını, yakınlarını kaybeden çocuklarımız; sizlere bunu bir kader gibi sunan iktidara sizin adınıza hesap sormaya gidiyoruz. Sizlere bunun sözünü veriyoruz.

Bu ülkede çocuklar mutlu değil, huzurlu değil. Çocukların yarınlarına güvenle bakacağı bir dünya ve gelecek yok. Türkiye’de çocuklar istismar ediliyor, çalışmak zorunda kalıyor, mendil satmak zorunda kalıyor. Tarlalarda ve fabrikalarda çocuklarımız çalışmak zorunda kalıyor. Bu iktidarın 21 yıldır çocuklara yaşattığı budur. Biz söz veriyoruz; değiştireceğiz, dönüştüreceğiz ve çocuklarımızın hayal ettiği bir ülkeyi onlara armağan edeceğiz. Şimdiden kutlu olsun.

“Bu iktidar egemenliği halktan çalan bir iktidardır”

Bugün aynı zamanda TBMM’nin açılış yıl dönümü. TBMM Genel Kurulunda “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” diye yazar. Ama bu iktidar egemenliği halktan çalan bir iktidardır, halkın iradesini gasp eden bir iktidardır. Bu iktidar halkın geleceğini karartan bir iktidardır. O yüzden Türkiye halklarına söz veriyoruz. Yarınlarımıza, geleceğimize huzurla bakacağımız bir geleceği bizler 14 Mayıs’ta sizlere armağan edeceğiz. Söz veriyoruz.

Değiştirmek ve dönüştürmek için geliyoruz. Onların hukuksuzluklarına, haksızlıklarına, gasplarına karşı, faşizme karşı bizler Yeşil Sol olarak geliyoruz. Sevgili İstanbullular bu değişim ve dönüşümü gerçekleştirecek olanlar sizlersiniz, İstanbul’da yaşayan Amedlilerdir, Botanlılardır, Serhatlılardır. İstanbul’da yaşayan Kürtlerdir, Ermenilerdir, Süryanilerdir, Alevilerdir. İstanbul’da yaşayan ve geleceği yok edilen kadınlardır. Bizler bu ülkede yaşayan kadınlar olarak geleceğimizi ve yarınlarımızı bu seçimde kazanacağız. Bu iktidarı biz kadınlar göndereceğiz.

Şimdi 14 Mayıs’a çok az bir zaman kaldı. Yerel seçimlerde büyük bir farkla kazandığımız için öyle bir gittiler ki, İstanbul’u öyle bir terk ettiler ki arkalarına bile bakamadılar. Şimdi 14 Mayıs’ta da öyle bir fark atalım ki tıpış tıpış gitsinler, arkalarına bile bakmadan gitsinler. Bu konuda sizlere güveniyoruz, İstanbul’a güveniyoruz. Sandıklara sahip çıkacağınızdan, bu iktidarı göndereceğinizden hiçbir kuşkumuz yok.

21 yıldır bu ülkeye zulümden başka, faşizmden başka, zordan başka, hukuksuzluktan başka bir şey getirmediler. Getirdikleri şey zamlar oldu, savaş politikaları oldu, inkar ve asimilasyon oldu. Kürtlerin ve Alevilerin inkarı oldu, kadınların katliamı oldu, gençlere zulüm oldu. Ama artık onların zulmüne, zoruna, hukuksuzluğuna, adaletsizliğine karşı demokrasiyi, adaleti, barışı, huzuru mutlaka ama mutlaka sizlere armağan edeceğiz. Sizlere söz veriyoruz!

21 yıldır bu ülkeyi yönetemediklerini herkes görüyor; işçisi görüyor, esnafı görüyor, genci ve kadını görüyor. Bu ülkede yaşayan farklı inançlar ve mezhepler biliyor. Gitmemek için direniyorlar ama biz de göndermek için, kazanmak ve başarmak için direniyoruz. Her türlü kumpası önümüze koydular. Kobanî Kumpas Davasını açtılar, HDP’ye kapatma davası açtılar. Ama onlarda bu tür hamleler varken bizde de farklı hamleler var. Yeşil Sol ile parlamentoya girmeyi hedef olarak önümüze hedef koyduk. Yeşil Sol’un rengini Türkiye’nin her yerine yaymaya, Türkiye’yi yeşile boyamaya, Yeşil Sol’un bayrağını her yerde dalgalandırmaya geliyoruz.

Ben yarın Hakkari’ye gidiyorum, Colemerge gidiyorum. İlk mitingimizin startını yarın Hakkari’den vereceğiz. Hakkari’de 3-0 yapmak için gideceğiz. Ama İstanbul da bizim için oldukça önemli. Şu ana kadar aldığımız oyları 2’ye 3’e katlamamız gerekiyor ki TBMM’ye büyük bir farkla Yeşil Sol’un rengini yansıtalım. Hedefimiz 100 milletvekilinin üzerine çıkmak. Bunu başarırsak parlamentoda anahtar bir rol oynayabiliriz. Böylece bundan sonra parlamentoda hiçbir kanun bizim onayımız olmadan geçemez.

“Yeşil Sol dışında atacağınız her oy AKP’nin işine yarar”

Bazı kafa karışıklıkları yaratanlar var. Şimdi ittifak olarak seçimlere giriyoruz. Bizim de bir ittifakımız var Emek ve Özgürlük İttifakı. Başımız gözümüz üzerinde yeri var. Ancak Yeşil Sol dışında atacağınız her oy AKP’nin işine yarar. Bu böyle bilinsin, böyle algılansın. İttifak içerisinde başka partilere verilen oylar ittifaka yazılmaz. Her partinin kendi hanesine yazılır. O yüzden “hiçbir farkımız yok, bize de verirseniz kazanırız” diyenlere sakın bakmayın. Tek adresimiz Yeşil Sol’dur, başka adresimiz yoktur.

Bu ülkede toplumsal barışa ne kadar ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Öyle bir hava yarattılar ki insanlar birbirine düşman gözüyle bakıyor. Oysa bu ülkede herkes kardeştir. Türkü’yle Kürt’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle, Laz’ıyla Pomak’ıyla, Ermeni’siyle Süryani’siyle herkes kardeştir. Fakat bunlar koltuklarını bırakmamak adına öyle bir kutuplaşma yarattılar ki insanlar birbirinden nefret ediyor.

Bu seçime sanki savaşa giriyormuşlar gibi hazırlık yapıyorlar. Oysa seçimler demokratik bir süreç olmalıdır. İnsanlar istediği partiye kendi iradesiyle oy vermelidir. Bu iktidarın yarattığı bu havaya hiç kimse aldanmasın, hiç kimse kapılmasın. Bizler demokrasi adına ne gerekiyorsa onu yaptık, yapmaya devam edeceğiz. İki tane oy kullanacağız: bir oy faşizmi geriletmeye, diğer oy Yeşil Sol’a.

Ben İstanbul halkına güveniyorum, İstanbul halkının iradesine, ferasetine ve kararlılığına yürekten inanıyorum. Ben inanıyorum ki İstanbul’da Yeşil Sol birinci parti olacak. Sizlere başarılar diliyorum, hepimizin yolu açık olsun. An serkeftin an serkeftin. An azadî an azadî. Hepimize başarılar, yolumuz açık olsun.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: TBMM Tüm Dertlerimizin Çözüm Merkezi Olmak Zorunda

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “TBMM tüm dertlerimizin, ülkemizin tüm temel sorunlarının çözüm merkezi olmak zorundadır. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki milletçe geçmişimize duyduğumuz saygının ve geleceğimize duyduğumuz güvenin çatısı olmaktan uzaklaşmış bulunmaktadır” diyen Kılıçdaroğlu Meclisin “tek adam rejiminin gölgesi altında” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gazi Meclisimizin yasama gücü tek adam rejiminin tahakkümüne teslim edilmiştir. Bu çerçevede yargı bağımsızlığı, fikir ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve diğer tüm özgürlükler ile bilimsel, laik eğitim yerle yeksan edilmiştir. Kamu istihdamında liyakatın ortadan kaldırılması, kamu yönetiminde kayırmacılık ve yandaşlık hakim kılınmıştır. Kamu harcamalarında yolsuzluk yegane yöntem olarak benimsenmiştir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özel gündemiyle toplandı. TBMM’nin açılışının 103’üncü yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda Çocuk Özel Oturumu düzenlendi.

Çocuk Özel Oturumu’nda Meclis Başkanlık Divanı ve milletvekili sıraları çocuklara bırakıldı. 100’ü deprem bölgesinden olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinden gelen 600 çocuk milletvekilli sıralarına oturdu. Çocuk Özel Oturumu’nun ardından TBMM Genel Kurulu toplandı.

23 Nisan özel oturumunda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili unvanıyla Meclis kürsüsünden son kez bir konuşma yaptı.

TBMM’nin hem devlet kurucu özelliği olduğunu hem de “Gazi Meclis” unvanı taşıdığını belirten Kılıçdaroğlu “Böylesine önemli vasıflara sahip bir meclisin mensubu olmaktan gurur duyuyorum” dedi. Kılıçdaroğlu “Taşıdığım milletvekili unvanıyla bu kürsüden sizlere ve bu özel oturum vesilesiyle sevgili yurttaşlarıma son kez hitap etmenin bahtiyarlığı içinde olduğumu da vurgulamak isterim” ifadelerini kullandı.

“TBMM tüm dertlerimizin, ülkemizin tüm temel sorunlarının çözüm merkezi olmak zorundadır. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki milletçe geçmişimize duyduğumuz saygının ve geleceğimize duyduğumuz güvenin çatısı olmaktan uzaklaşmış bulunmaktadır” diyen Kılıçdaroğlu Meclisin “tek adam rejiminin gölgesi altında” olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu sözlerine “Gazi Meclisimizin yasama gücü tek adam rejiminin tahakkümüne teslim edilmiştir. Bu çerçevede yargı bağımsızlığı, fikir ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve diğer tüm özgürlükler ile bilimsel, laik eğitim yerle yeksan edilmiştir. Kamu istihdamında liyakatın ortadan kaldırılması, kamu yönetiminde kayırmacılık ve yandaşlık hakim kılınmıştır. Kamu harcamalarında yolsuzluk yegane yöntem olarak benimsenmiştir” diye devam etti.

Gençler, kadınlar, çiftçiler, işçiler, iş insanları ve bilim insanlarının bir umutsuzluk sarmalı içine sürüklendiğini belirten Kılıçdaroğlu “İnatla sürdürülen yanlış dış politikanın sonucu olarak ülkemiz bölgesinde yalnızlaşmış, milyonlarca göçmen ve sığınmacıya, mülteciye karşı sınırlarımız korunamamıştır. Nihayetinde hayat pahalılığı bir kanser gibi tüm yaşamı sarmış, vatandaşlarımızın geçim gücü neredeyse sıfırlanmıştır” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu “Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen umutsuz olmak için hiçbir neden yoktur. Çünkü bizler uçurumun kenarındaki yıkık bir ülkeden modern bir Cumhuriyet yaratan Mustafa Kemal’in çocuklarıyız. Milletimizin çelikten iradesi tek bir adamın iki dudağına, kişisel ikbal ve beklentilerine, kayırmacılık bağımlılığına, liyakatsiz kadrolarına teslim edilmiş görünse de bir dönemin sona ermekte olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Dolayısıyla saygı değer vatandaşlarımı, geçmiş ve bugünün olumsuzluklarını konuşmaya değil gelecek güzel günlerin, gelecek baharın hayalini kurmaya davet ediyorum” dedi.

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç: İkinci Yüzyıl Çözümlerin, Demokrasinin Yüzyılı Olacak

HDP Grup Başkanvekili Oluç, “Birkaç ay sonra geride bırakacağımız Cumhuriyet’in ilk yüzyılı sorunların, krizlerin yüzyılı oldu; ikinci yüzyıl çözümlerin, demokrasinin yüzyılı olacaktır ve bizler bunun için elimizden geleni yapacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu iktidarın Türkiye’ye kaybettirdiği yıllar, yok ettiği umutlar, gasp ettiği haklar yeniden halka kazandırılacaktır. Bu iktidar ve tek adam yönetimi kaybettiğinde Türkiye kazanacak, bütün toplum kazanacaktır”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özel gündemiyle toplandı. TBMM’nin açılışının 103’üncü yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda Çocuk Özel Oturumu düzenlendi.

Çocuk Özel Oturumu’nda Meclis Başkanlık Divanı ve milletvekili sıraları çocuklara bırakıldı. 100’ü deprem bölgesinden olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinden gelen 600 çocuk milletvekilli sıralarına oturdu. Çocuk Özel Oturumu’nun ardından TBMM Genel Kurulu toplandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM’nin 103’üncü açılış yıldönümü özel oturumunda konuştu.

Saruhan Oluç, “Birkaç ay sonra geride bırakacağımız Cumhuriyet’in ilk yüzyılı sorunların, krizlerin yüzyılı oldu; ikinci yüzyıl çözümlerin, demokrasinin yüzyılı olacaktır ve bizler bunun için elimizden geleni yapacağız. Bu iktidarın Türkiye’ye kaybettirdiği yıllar, yok ettiği umutlar, gasp ettiği haklar yeniden halka kazandırılacaktır. Bu iktidar ve tek adam yönetimi kaybettiğinde Türkiye kazanacak, bütün toplum kazanacaktır” dedi.

“Çocuk Bayramı olarak da kutlanan bugün milyonlarca çocuk, çocuk işçiliğinden şiddete ve istismara, anadilinden mahrum bırakılmaktan iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye, uyuşturucu batağında geleceğini yitirmeye kadar, yaşının taşıyamayacağı kadar ciddi sorunlarla karşı karşıyadır” diyen Oluç “100 yıl önce çocuklar için bayram olarak hayal edilmişti bugün. Buradan sözümüz olsun, barış, demokrasi, huzur ve refah içinde bir ülkeyi çocuklara bırakmak boynumuzun borcudur. Çocuklara güzel bir ülke ortamı yaratmak bizlerin görevidir” diye konuştu.

Oluç “Bugün demokrasi ağır bir baskı altındadır. Kuvvetler ayrılığı terk edilmiş, yerine tek kişide toplanan kuvvetler birliğine geçilmiştir. Denge, denetleme mekanizmaları çalıştırılmamakta, yürütmenin vesayeti altında bulunmaktadır. Halk egemenliğinin tecelli etmesi gereken Meclis, yürütmenin egemenliği altına alınmıştır. Kimlikler, inançlar, diller, kültürler, evrensel ve temel insan hakları, yurttaş hakları bu ülkede gerçek bir anayasal güvence altında değildir. Demokratik siyaset, toplumsal muhalefet ve sivil toplum ağır bir kuşatma ve baskı altındadır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na: Alevilik Diye Bir Dinimiz Yok

Kılıçdaroğlu’nu sosyal medya hesabında yayınladığı ‘Alevi’ başlıklı videosu üzerinden hedef alan Erdoğan, “Bizim Sünnilik, Alevilik, Şiilik diye bir dinimiz yok, bizim dinimizin tek adı var, o da İslam’dır, dini kimliğimizin tek bir adı var o da Müslümanlıktır” dedi ve ekledi:

“Bu zata kimse inancını, mezhebini, meşrebini sormadı. Bu zatı kimse bu kimlikleri üzerinden herhangi bir ithama da maruz bırakmadı. Niçin yaşın 74’e geldikten sonra, birden bire mezhebi kimliğinle kamuoyunun huzuruna çıkma ihtiyacı duydun?”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da Akyazı Recep Tayyip Erdoğan Spor Kompleksi Açılış Töreni’nde konuştu.

6 Şubat Maraş merkezli depremler üzerinden muhalefete yüklenen  Erdoğan, “Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızı asla yalnız bırakmadık. Dün de oradaydık. Birileri turist olarak gidiyor ama biz iş yapmaya gidiyoruz” dedi.

Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu da sosyal medya hesabında yayınladığı ‘Alevi’ başlıklı videosu üzerinden hedef aldı.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na yönelik şunları söyledi: “Bay Bay Kemal, bu milletin mayası sağlam ve 14 Mayıs’ta da sana gereken dersi, Allah’ın izniyle verecek. Bizim Sünnilik, Alevilik, Şiilik diye bir dinimiz yok, bizim dinimizin tek adı var, o da İslam’dır, dini kimliğimizin tek bir adı var o da Müslümanlıktır.

Bu zata kimse inancını, mezhebini, meşrebini sormadı. Bu zatı kimse bu kimlikleri üzerinden herhangi bir ithama da maruz bırakmadı. Niçin yaşın 74’e geldikten sonra, birden bire mezhebi kimliğinle kamuoyunun huzuruna çıkma ihtiyacı duydun?”

Erdoğan, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Milletimizin Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramını kutluyorum. Sakarya’nın insanı Sait Faik, ‘Bir insanı sevmekle başlar her şey’ diyor. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Bu yıl Ramazan ayını ve bayramı 6 Şubat’taki depremler nedeniyle buruk karşıladık. Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızı asla yalnız bırakmadık. Dün de oradaydık.

Birileri turist olarak gidiyor ama biz iş yapmaya gidiyoruz. 1999 yılındaki depremin acı hatıraları da yüreklerimizde hâlâ tazedir. Türkiye bugün 1999’a göre her bakımdan fersah fersah ileride bir ülke olarak 6 Şubat depremlerinin yaralarını daha hızlı sarıyor. İnşallah her yıl 300 bin konutu dönüştürerek 5 yıl içinde İstanbul’daki riskli yapıların tümünü yenilemeyi düşünüyoruz.

Bay bay Kemal’in bu tür vaatleri var mı? Londra’daki tefecilerden 300 milyar dolar getirecekmiş. Esrar kaçaklarının paralarını buraya getirecekmiş. Kandil’deki teröristlerle, teröristlerin parlamentodaki uzantılarıyla, bu adamın parlamento odasında niçin görüşüyor. Kapalı kapılar arkasında ne görüştü, ne yaptı açıklayamaz. Diyarbakır’da 51 vatandaşımızın ölümüne neden olan Selo’yu çıkaracakmış, teröristbaşı Öcalan’ı çıkaracakmış. Bu ülke terör devleti değildir.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu ‘Lionel Messi’yi Geçti

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” başlıklı videosu, 4 günde 29,2 milyon video oynatma rakamına ulaşarak, Lionel Messi’nin Barcelona forması giyerken Atletico Madrid maçında attığı ve 25,8 milyon izlenme rakamına ulaşarak efsaneleşen ‘çalım’ videosunu geçti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” başlıklı videosu, 4 günde 29,2 milyon video oynatma rakamına ulaştı.

Kılıçdaroğlu’nun paylaşımı böylece Lionel Messi’nin Barcelona forması giyerken Atletico Madrid maçında attığı ve 25,8 milyon izlenme rakamına ulaşarak efsaneleşen ‘çalım’ videosunu da geçmiş oldu.

“Ben Aleviyim. Hak Muhammed, Ali inancı ile yetişmiş, samimi bir Müslümanım. Harama el uzatmam” sözleri ile gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

“Gezi” Tutuklusu Osman Kavala’dan Hapishanedeki 2000’inci Gününde Mesaj

Hapisteki 2000’inci günü dolayısıyla bir mesaj paylaşan Osman Kavala, AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararına rağmen cezaevinde tutulmasının, yasaların ve yargı yetkisinin kötüye kullanımı ile gerçekleştirilen bir eziyet etme eylemi olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Osman Kavala, seçimlere işaret ederek “14 Mayıs’tan sonra yargıda ve tüm kamu kurumlarında hukuk ilkelerine, insan haysiyetine ve insan haklarına saygı gösteren bir anlayışın hakim hale geleceğini ümit ediyorum” dedi.

Gezi eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklanan ve Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, cezaevinde geçirdiği 2 bin günün dolması dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Kavala’nın mesajı şöyle:

“Hukuka, mantığa sığmayan iddialar ve suçlamalarla 2000 gündür cezaevinde tutuluyorum.

Beni suçla ilişkilendiren hiçbir somut delil olmadığı ilk Gezi davası sonunda oybirliği ile verilen beraat kararında açıkça belirtilmişti. İddianameleri okuyan herkesin rahatça göreceği bu gerçek iki AİHM kararıyla bağlayıcı hukuki hüküm niteliği kazanmasına rağmen cezaevinde tutulmam yasaların ve yargı yetkisinin kötüye kullanımı ile gerçekleştirilen bir eziyet etme eylemidir. Başkalarının hayatlarına değer vermeyen anlayışın tezahürüdür.

14 Mayıs’tan sonra yargıda ve tüm kamu kurumlarında hukuk ilkelerine, insan haysiyetine ve insan haklarına saygı gösteren bir anlayışın hakim hale geleceğini ümit ediyorum.

Suç işlediklerine dair delil ortaya konmadan cezaevine sokulan binlerce yurttaşımızın da aynı beklentiler içinde olduğuna inanıyorum.”

Ne olmuştu?

Osman Kavala, Gezi ve 15 Temmuz soruşturmaları kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de de tutuklandı. Kavala hakkındaki iddianame tutuklanmasından yaklaşık bir buçuk yıl sonra 19 Şubat 2019’da düzenlendi.

İddianamede, Kavala ile birlikte 16 sanık hakkında “Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs” ve “Gezi olaylarını finanse etmek” suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet talep edildi.

10 Aralık 2019’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirterek, tutukluluğun bir hak ihlali olduğuna ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına karar verdi. Ancak Ankara, AİHM kararını uygulamadı.

Kavala hakkında 9 Mart 2020’de ise “casusluk” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi. Yargı sürecinde avukatları defalarca tutukluluğunun kaldırılmasını talep etmesine rağmen, bu talep reddedildi.

25 Nisan 2022’de karara bağlanan davada, Osman Kavala daha önce beraat etmiş olmasına rağmen, “Türkiye Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kavala’nın, “casusluk” suçlamasından ise beraatine karar verildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: 300 Dolarınız Olsa Nebati’ye Yatırım Yapsın Diye Verir Misiniz?

300 milyar dolarlık yatırım vaadi sonrası hükümetin sözlerine sosyal medyadan yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Bırakın 300 milyarı, 300 dolarınız olsa Nebati’ye yatırım yapsın diye verir misiniz? Onlar nasıl versin Allah aşkına?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gelin yalan söylediklerini bir rakam üzerinden size göstereyim. 2022’de Vietnam 27,2 Milyar dolar direkt yatırım çekti. Vietnam’ın Gayri Safi Hasılası 410 Milyar USD. Çektiği yatırım, hasılanın %6,6’sı. Aynı oranı bize uygula, yılda yaklaşık 60 Milyar eder. 5 senede 300 milyar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından vadettiği 300 milyar dolar yatırım ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Gelelim 300 milyar dolar temiz paraya. İnsan kendinden bilir işi ya, kendilerinin beceriksizliği üzerinden, halkımızı olmayacağına ikna etmeye çalışıyorlar. Bırakın 300 milyarı, 300 dolarınız olsa Nebati’ye yatırım yapsın diye verir misiniz? Onlar nasıl versin Allah aşkına?

Gelin yalan söylediklerini bir rakam üzerinden size göstereyim. 2022’de Vietnam 27,2 Milyar dolar direkt yatırım çekti. Vietnam’ın Gayri Safi Hasılası 410 Milyar USD. Çektiği yatırım, hasılanın %6,6’sı. Aynı oranı bize uygula, yılda yaklaşık 60 Milyar eder. 5 senede 300 milyar.

Size yalan söylüyorlar halkım. Kendi beceriksizliklerini ülkenin makus talihi olarak size satmaya çalışıyorlar. Bu millet böyle bir ekonomi rezaletini asla hak etmedi. Az akılla mantıkla asla buraya gelinmezdi. Biz ise ekonomiyi uçuracağız, uçuracağız!”

Paylaşın

Akşener: ‘Devlet Eşittir Benim’ Diyen Bir Kişiyle Karşı Karşıyayız

Bayram kahvaltısı programında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Yaşadıklarımızın üzerimizde bıraktığı bu tecrübemizle biz aynı zamanda bu ülkeyi yeniden inşa edeceğiz. Çünkü devletin hafızası gitmiş. Çünkü ‘devlet eşittir benim’ diyen bir kişiyle karşı karşıyayız” dedi ve ekledi:

“Nasıl olur, milletin vergileriyle kurulmuş devletin kamu binaları üzerinde Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Recep Bey’in resmi olur? Onun propagandası olur? Böyle bir ülke olabilir mi? Rayından çıkmış bu ülke. İnşallah ekonomiyi yönetecek Bilge Yılmaz karşımda oturuyor.

Darmaduman edilmiş, bilerek daha da aşağıya ittirilen bu ekonomiyi 30 sene Amerika’da yaşayıp vatandaşlık almamış bir arkadaşımızın yönetmesi için çalışacağız. En önemli okulda ömür boyu hocasınız ve vatandaşlık almıyorsunuz. Bize milliyetçilik satıyorlar öyle mi? Bize milli ve yerlilik satıyorlar öyle mi? Bizi terör örgütleriyle yan yana getiriyorlar öyle mi? Yarınız başka ülkelerin vatandaşısınız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı’nın düzenlediği bayram kahvaltısı programına katıldı.

ANKA’nın aktardığına göre programda konuşan Akşener, şunları söyledi:

Dikkat edin İYİ Parti öncesinde hiç böyle konuşmalar yoktu. Hiç böyle hakaretler bu manada havada uçuşmuyordu. Ne namusumuz ne şerefimiz ne cinsiyetimiz hiçbir şeyimiz kalmadı. En son kurşun bile yedik. Evim basıldı. Basın danışmanım saldırıya uğradı, İstanbul il başkanımız saldırıya uğradı yani olmayan şey kalmadı.

Bunun karşılığı direnildi. Biz direndiğimiz için kadınıyla, erkeğiyle, genciyle geleceğini heba eden, etmeyi göze alan bu gençlerle, çocuklarının geleceğini soru işareti bir hale bırakan annelerle direnildiği için bugün Türkiye tarih yazacak, birlikte kazanacağız ve Türkiye’ye baharlar gelecek.

Eğer İYİ Parti olmasaydı, İYİ Parti’yi kurarken o eziyetler çekilmeseydi ve direnilmeseydi, biz direne direne kazandık. Şimdi elbette birleşe birleşe kazanacağız. Bundan sonraki meselemizde cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak, bu inşallah oluyor ama şimdi sizden istediğim bir şey var; biz birinci parti olmak zorundayız.

Millet İttifakı’nın ortak belediye başkanlarının yaptığı somut hizmetlerin eğer o iftiraları nasıl yere düşürdüğünü gördüysek biliyorsak bugün Millet İttifakı’nın tümüne yapılan iftiralarında ortadan kalkabilmesi ve bunlara vatandaşın inanmasının önüne geçilmesi İYİ Parti’nin kadrolarının bir görünür olması, iki oy oranının yüksek olması, üç çok milletvekili çıkarmaktan geçiyor.

Eğer 15 Mayıs sabahı Sayın Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak, İYİ Parti’de eğer birinci parti olur, milletvekili sayısı çok olursa bu ülkeyi yönetmekle ilgili irade burada büyük çoğunluk burada olur.

Başbakan olmayı hedef seçtim, İYİ Parti’nin iktidar olması için seçtim. Ben başbakan olmayı onunla, bununla pazarlık yaparak, ona buna yalvararak yapamam. Fıtratım buna ters. Onun için birinci parti çıkacağız ki ben sizin bileğinizin hakkıyla, kendi bileğimin hakkıyla çalışmakla, her bir vatandaşımızın kapısından girerek ona ikna ederek ben başbakan olacağım. Şartım budur. Biz koalisyon hükümetlerini bilenleriz.

Bu da bir nevi koalisyondur. Koalisyon hükümetleri son derece faydalıdır. SHP-DYP koalisyonunun bir dönem şahidi oldum. Ana yolun hatta ‘mektupçusu’ derler, arka kapı diplomasisini yürütenlerden biriydim. Refah Yol’un aynı yanındaydım aynı şekilde rahmetli hocayla, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Sayın Çiller arasındaki arka kapı diplomasisinde göre alanlardan birisiydim ve o iktidarın İçişleri Bakanı oldum.

“Hani DHKP-C’liler, PKK’lılar su saatini okuyacaktı?”

Bu ülke için her biriniz gibi bırakın istikbali, canını vermeye hazır bir insanım. Biz Sayın Mansur Yavaş’la, Sayın İmamoğlu’nu Sayın Kılıçdaroğlu’nun koşu partneri yaptık. Her ikisinin de hem etkili hem yetkili hem icracı başkan yardımcılıklarını net bir şekilde yazıya dökerek sağladık.

Gittiğimiz her yerde ben ağırlıklı olarak Mansur Yavaş ile geziyorum, onun yaptığı çalışmaları referans olarak anlatıyorum. İcra ne kadar önemli. Hani DHKP-C’liler, PKK’lılar su saatini okuyacaktı? Hani yapılan yardımlar kesilecekti? Hani sadece bir kesime yardım yapacaktı? Hani sadece bir siyasi görüşteki insanların elinden tutacaktı? Bunlar oldu mu? Hayır.

Bir deprem oldu darmaduman ortalık. İftira atıyorlar, yalan söylüyorlar. Biz İYİ Parti olarak büyük bir STK gibi çalıştık. Dün Hatay’da, Reyhanlı’da, Ticaret Odası’nın başkanı bana bir şey sordular: ‘99 depremini yaşamış bir insansınız, ne kadar sürede ayağa kalktınız? Ne kadar sürede kalıcı evler yapıldı?’

O problemlerin nasıl çözüldüğünü anlattım. 1999 nere, 2023 nere? Teknolojik olarak hayatımızda neler değişti bir düşünün. Neyi öğrendik? AFAD’ı kurmuşlar içinde insan yok, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nü kaldırmışlar. Biz bu devletin bütün ayarlarını bozan sistemin birincisi mutlaka demokrasiyle İYİ Parti mensuplarının çok daha fazla çalışmasıyla demokrasi yoluyla, helal oylarla gitmesini sağlayacağız.

“‘Devlet eşittir benim’ diyen bir kişiyle karşı karşıyayız”

Yaşadıklarımızın üzerimizde bıraktığı bu tecrübemizle biz aynı zamanda bu ülkeyi yeniden inşa edeceğiz. Çünkü devletin hafızası gitmiş. Çünkü ‘devlet eşittir benim’ diyen bir kişiyle karşı karşıyayız. Nasıl olur, milletin vergileriyle kurulmuş devletin kamu binaları üzerinde Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Recep Bey’in resmi olur? Onun propagandası olur? Böyle bir ülke olabilir mi? Rayından çıkmış bu ülke. İnşallah ekonomiyi yönetecek Bilge Yılmaz karşımda oturuyor.

Darmaduman edilmiş, bilerek daha da aşağıya ittirilen bu ekonomiyi 30 sene Amerika’da yaşayıp vatandaşlık almamış bir arkadaşımızın yönetmesi için çalışacağız. En önemli okulda ömür boyu hocasınız ve vatandaşlık almıyorsunuz. Bize milliyetçilik satıyorlar öyle mi? Bize milli ve yerlilik satıyorlar öyle mi? Bizi terör örgütleriyle yan yana getiriyorlar öyle mi? Yarınız başka ülkelerin vatandaşısınız.”

Paylaşın

Bakan Soylu Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 50 Bin 783’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybının 50 bin 783’e yükseldiği açıklandı. Hayatını kaybedenlerin 7 bin 302’sinin göçmen olduğu ifade edildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 50 bin 783’e yükseldiğini açıkladı.

CNN Türk’te katıldığı bir programda konuşan Soylu, “Nüfus Vatandaşlık İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından ölüm tescili yapılan toplam kişi sayısı şu anda 50 bin 783” dedi.

Bakan Soylu, hayatını kaybedenlerin 7 bin 302’sinin göçmen olduğunu ifade etti.

985 kişinin kimliği tespit edilemedi

Soylu, depremde ölen 985 kişinin ise hâlen kimliklerinin tespit edilemediğini belirtti.

Ailelerinin yaptığı müracaat sonucu kayıp olarak aranan kişilerin de büyük oranda bu sayının içinde olduğunu tahmin ettiklerini söyleyen Soylu, “Kayıp müraaatı şu anda toplam 297. Bunların 30’u 0-6 yaş, 20’si 7-12 yaş, 36’sı ise 13-17 yaş aralığında olmak üzere toplam 86’sı çocuk” diye ekledi.

Soylu, kimliklendirilemeyen 985 kişi içinde yalnız yaşayanlar ya da hiçbir yakını olmayanlar da bulunduğunu ve bu nedenle DNA alamadıklarını sözlerine ekledi.

Soylu, “Bu 985’in içinde yabancılar da var. Biz örneğin İdlib, Afrin, Cerablus, Azez, Mare’de de kimliklendirme işlerini aileleriyle beraber devam ettirmek istedik. Yani orada da müracaat edenlerin DNA’larını aldık, alıyoruz hâlâ. Burayla beraber karşılaştırmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Depremde çıkan yangınların da kimlik tespit çalışmalarını zorlaştırdığını vurgulayan Soylu, “Birkaç yerde yangın oldu. Onla ilgili değerlendirmemiz de devam ediyor. O yangınlar da katbekat enkazın altında olduğu için biraz devam etti” dedi.

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: İktidarı Gönderecek Gücümüz Var

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “AKP-MHP iktidarını tarihin çöplüğüne gönderme zamanı. Bu iktidar 14 Mayıs’ta gerçek bir bayram havasına bu iktidar gidince gelecek” dedi ve ekledi:

“Bu bayramı buruk yaşıyoruz. Yüreğimizde acı ve yas var. Bunu değiştirmek bize bütün bunları yaratan bu iktidarı değiştirmek için gücümüz, irademiz kararlılığımız var.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve beraberindekilerin Hatay’daki seçim çalışmaları Antakya ilçesine bağlı Serinyol mahallesindeki halk buluşmasıyla sürdü.

MA’da yer alan habere göre, burada konuşan Sancar, Hatay halkının bu iktidarı göndermek için hazır olduğunu söyledi. Sancar, “Yeni yaşamın yolunu hep birlikte açacağız. Halkımızın mücadelesi değişim ve dönüşüm iradesinin zaferi olacaktır” dedi.

Ardından heyet, Erzin ilçesinde halkla bayramlaşmaya geçti. Mitinge dönüşen buluşmada söz alan Sancar, “Acılardan, kederlerden, bu yara ve yıkımlardan ancak umut ve mücadele ile yıkarız. Bu düzeni ancak mücadeleyi büyüterek değiştirebiliriz” diye konuştu.

“İktidarı gönderecek gücümüz var”

Sancar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “AKP-MHP iktidarını tarihin çöplüğüne gönderme zamanı. Bu iktidar 14 Mayıs’ta gerçek bir bayram havasına bu iktidar gidince gelecek. Bu bayramı buruk yaşıyoruz. Yüreğimizde acı ve yas var. Bunu değiştirmek bize bütün bunları yaratan bu iktidarı değiştirmek için gücümüz, irademiz kararlılığımız var.”

Paylaşın