DEVA Lideri Babacan: Hala Kararsız Bir Kitle Var

DEVA Lideri Babacan, seçimlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yaptırdığımız araştırmalarda sayın Kılıçdaroğlu’nun şansı çok yüksek görünüyor. Onun için hedefimiz ilk turda bu işi bitirmemiz gerekiyor. Ortada duran hala kararsız kitle var” dedi ve ekledi:

“O kitle de seçim günü inşallah kararını verecek. Aklı selimin galip geleceğine inanıyorum. Biz ülkeyi yönetme iddiasını ortaya koyduk. Nihayetinde vatandaşımızın bunu göreceğine, bu ülkeyi yönetir kanaatine ulaşacağına ben inanıyorum”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Habertürk Teke Tek programında Fatih Altaylı’ya açıklamalarda bulundu. Babacan’ın açıklamaları şöyle:

“Dünkü program çekiminde söylediklerimde Twitter’de yalan şeyler dolaşıyor. Cımbızlama denen bir şey var. Programda şunu söyledim; bizim hedefimiz her iki sandıkta da bu seçimi kazanmak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci turda kazanmak. 6 parti ile oturduğumuz günden bu yana ‘Bizim ortak adayımız’ olacak dedik. Bu seçime referandum diyorum. Her iki sandıkta da bir referandum olacak.

Vatandaşlarımız tercih edecek otoriterlik mi, demokrasi mi, korku mu umut mu, kara kış mı yoksa bahar mı? Bunun referandumunu yapacağız. Mevcut Anayasa, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak nihayetinde iki tane tercih getiriyor. Vatandaş yoksulluğu mu seçecek, zenginliği mi? Keyfiliği mi seçecek; yoksa hukuk mu diyecek.

Bütün hazırlıklarımız kendimiz seçime girecekmiş gibi hazırlıklar idi. Bizzat benim başkanlığımda tam 1 hafta boyunca kapandık. Tek tek isimleri değerlendirdik, 87 seçim bölgesine ayırdık. CHP’den bize teklif geldi. Simülasyon yapıyoruz. Tek listeden girdiğimizde toplamda daha fazla milletvekili elde ediyoruz dendi. Sayın Kılıçdaroğlu ile de konuştuk bunu. Nihayetinde Meclis’te güçlü şekilde varolmamız herkesin lehine olacaktı. Kendi simülasyon sistemine tabi tuttuğumuzda biz de bu gerçeği gördük.

İşin matematiğine baktığımızda ilişki bir kazan kazan ilişkisi. CHP de bir fedakârlık yaptı. Ama bizim için de fedakârlık. Seçime girmediğimiz pekçok il var. Oradaki teşkilatlarımız buna haklı olarak çok üzüldüler. Kararın arkasından tabii ki türbülans yaşadık. 1 haftada bütün teşkilatlarımız bunu anladı, meseleyi çözdü. Bütün il başkanlarımızı Ankara’da topladım. 81 ilde sahada olacağız dedim. İl başkanlarımız sağolsunlar zaten açık fikirli insanlar. Bu sürece ayak uydurdular.

“Kimlik siyaseti yapmıyoruz, çözüm odaklı bir partiyiz”

Bizim kendi simülasyonlarımızda ortak listeden girdiğimiz anda artı 18 milletvekili görülüyor. CHP’nin de bizim rakamlarımıza benzeyen rakamlardı. Bu simülasyonlar işin matematiğini gösteriyor ama psikolojisini ayrı yönetmek gerekiyor. Toplamda üye yapımıza baktığımızda Türkiye’de bütün siyasi kimliklere hitap ediyoruz. Devamlı araştırma ve ölçüm yapıyoruz. Bizim destekçilerimiz, üyelerimiz 2018 seçimlerinde her partiye oy veren insanlar.

Biz siyasi yelpazenin tümüne hitap ediyoruz. Kimlik siyaseti yapmıyoruz, çözüm odaklı bir partiyiz. Türkiye’nin her yerinde teşkilatlandık. İstanbul’un 39 ilçesinde, Ankara’da 25 ilçede teşkilatlandık. 22 eylem planı hazırladık. Depremle ilgili çalışma yaptık. Yetmedi, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili yeni bir eylem planı yaptık.

Biz kendi kitlemizin tamamını CHP listelerine taşıyamayabiliriz dedik, dürüst olmak zorundayız dedik. Onlar da gayet doğaldır dediler. İşin matematiği ile psikolojisinin farklı olmasının sebebi bu. Sonuçta işin toplam muhasebesini yapınca herkes için yararlı olduğuna inandık. Ben 2019’da AK Parti’den istifa ettim.

14 sene sayın Erdoğan’la çok yakın çalıştık. Türkiye’nin hem dış politikada, A konularında, ekonomide başarılı olduğu yıllar 2013’e kadar olan süre. Kendi vatandaşların içinde en yüksek refah ürettiği süre. Şu anda 2023’te 2013’ü bile yakalayamadık. Sayın Erdoğan ne zaman ekonomi ile başarılardan bahsedecek olsa ister istemez beraber çalıştığımız yıllara dönmek zorunda kalıyor.

O dönemde tamamen tepki olarak benim yaşımdan kaynaklı küçük görme, alay etme gibi maalesef yanlış yola giriyor. ‘Bebecan olmak benim için gururdur. Gençlere fırsat verilince nasıl başarı ortaya konulmuş gösterdik’ dedim. Bir de söz vardır; akıl yaşta değil baştadır. Ben dersime çok çalışıyorum herşeyden önemlisi istişare ediyorum. Kendisi istişareyi terk etti, liyakatsiz ve ehliyetsiz kadrolarla çalışmaya başladı. Mehmet Şimşek benim yakın çalışma arkadaşım. Ayrıldıktan sonra eziyet ettiler kendisine.

Meydanlarda yuhalattı. Eski defterlerde Ali Babacan var, Mehmet Şimşek var. Acaba bir artı sağlayabilir miyim bunun derdinde. Benim düşüncem Mehmet Bey’in şimdi herhangi bir katkı veremeyeceği yönünde. Sanırım bunu gördü, o yüzden ortalıkta yok. Şunu da söyleyeyim o dönemde ekonomide rasyonel olan AB ile açık politika izleyen Başbakan olan sayın Erdoğan’ın da bu başarıda imzası vardır.

Ortak listelerle seçime girmek, ortak kampanya kararı 9 Nisan’da gerçekleşen karar. Her parti aslında kendisi için hazırlanıyordu. Bayramın ikinci günü sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım. Bugüne kadar haklı olarak CHP kampanyası olarak yürüyordu. Ama şimdi kampanyanın ortak bir kampanya olarak yürümesi gerekiyor diye kendisine ifade ettim. Hemen sağolsunlar adapte oldular. Bizim saha ekibimizle CHP’nin saha ekibi buluştu.

Derhal ortak programlar dizayn etmeye başladım. İzmir ve Kayseri mitinginde sayın Kılıçdaroğlu beraber olacağız. Arefe günü bir kampanya çekimi yaptık. O çekimde hem 6 genel başkan hem iki belediye başkanı vardı. O reklamlar yakında yayınlanacak bizi bir arada göreceksiniz. Yarın Gebze’de, Cuma günü Zonguldak’ta olacağım. Önümüzdeki hafta Gaziantep, Siirt, Kahramanmaraş programımız olacak.

Ben oradaki kadroları iyi tanıyorum. Benim ekibimden orada iki üç arkadaş var. Zaten bu çalışmayı onlar yürütmüş. Ülkenin yarınlarınla ilgili referans bizim hazırlıklarımız. Muhalefetten kopya çeken bir iktidardan bahsediyoruz. Üretemeyen iktidar var. Doğrusu biz memnun oluyoruz, alsınlar bunları yapsın sorunlar çözülür. Kimin yaptığı önemli değil ki. Burada yapılacaklar açısından baktığımızda bunlar gerçekleştirildiğinde Türkiye düzelir.

Sayın Erdoğan 5 yıldır yeni anayasa diyor. 1 maddeyi beceremediler. 84 maddede tek tek 6 parti olarak mutabık kaldık. Bütün mutabakat bugün mutabakatıdır. Seçimlerden sonra oturur yeniden yaparız. AB’de 27 ülke nasıl bir arada duruyor? Sürekli tartışarak. Bir şey çıkacaksa çıkmasında da mutabakat gerekir. Sonuçta bu işi konuşa konuşa, istişare ede ede götüreceğiz.

Bu müzakerelerde bize dediler ki örneğin İstanbul’da şu sıra, İzmir’de şu sıra. Önce bunun müzakeresi yapıldı. Hangi ilde kaçıncı sıra adaylıklarının bize açılabileceği müzakeresi oldu. O açılan boşlukları biz doldurduk. Hangi sırada kimin milletvekili adayı olacağı kararını biz verdik, CHP değil. Önce boşlukları oluşturduk sonra onu biz doldurduk.

Sadullah Bey üzerinden CHP’nin yıpratılma tartışması oldu. Sonra bu konu kapandı. Sadullah Bey bu iddialara o kadar çok cevap verdi ki. Sadullah Bey’in görevlendirdiği insanların hemen hepsi şu anda görevde. Görevden alanlar, kaçanlar Sadullah Bey bakan olduğunda kadroda olan kişilerdir. Sadullah Bey’in 4,5 yıllık bakanlığı var. O dönemde çok başarılı düzenlemelere imza attı. Avrupa Konseyi, AİHM artık Türkçe de açıklaa yapıyor.

Sadullah Bey’in çabaları ile sözkonusu oldu. Ali Dibo meselesini gündeme getirdiler. Mahkemenin tekzib kararı var. Yetmemiş Sayıştay sürecinden geçmiş. DDK denetlemiş. Artı savcılık süreci yaşanmış. Tamamında Sadullah Bey tertemiz olduğu rapora bağlanmış. Sadullah Bey seçim işleri başkanımız. Ankara’da olması gerekiyor. O yüzden Hatay’dan aday olarak koymadık.

CHP’nin vakti zamanında özellikle dindar kesimle alakalı duruşu, görüşü, yaptıkları ettikleri yaşı ileri kesimin hafızasında var. İmam Hatip, başörtüsü ile ilgili meseleler. CHP iktidar değildi ama o günkü siyasi duruşuna bakın. Devlet kurumları ile politika örtüştürüp olumsuz tutumları vardı.

Bugün Kemal Bey neden helalleşmek istiyor. Yarına doğru yeni bakış açısı için. Tam kilit nokta bugünlerde ne biliyor musunuz? Bazı muhafazakar ailelerde ‘Elim Erdoğan’a AK Parti’ye gitmiyor’ hissiyatını da görüyorum. Adalet, hak, hukuk için, yoksulluk, yolsuzluk, yasaklarla mücadele edeceğim diye çıkan Erdoğan’ın tam da 3 Y’ye mahkum etmesinden vatandaşlarımız çok rahatsız.

“Bu bir kadro ve ekip meselesidir”

Bu paylaşma ifadesini doğru bulmuyorum. Beraberce nasıl yöneteceğiz, öyle bakmak lazım. Bir kurtarıcı gelecek bütün sorunları çözsek, buna inanmıyorum. Burada birbirini tamamlayan kadrolara ihtiyaç olacak. 20 bakanlık olacak. Bunlardan bir tanesi Maliye, bir tanesi Hazine, Ticaret, Sanayi Bakanlığı var. Bütün bunlar uyum içinde olacak. Bakanlıklar dışında kurumlar olacak.

Merkez Bankası Başkanı kim olsun? Bir o kadar da Para Politikası Kurulu’nun üyeleri önemlidir. Bütün bu insan kaynağını birbirini tamamlayan şekilde oluşturmanız gerekiyor. Nobel ödülünü almış iktisatçıyı getirin, eli ayağına dolaşır, beceremez. Bu bir kadro ve ekip meselesidir. Biz ekonomiyi kim yönetsin diye bakmıyoruz. Kadroya dürüst insanlar koymamız ve koordinasyonla yönetmemiz gerekiyor. Aynı şey Dışişleri ve güvenlik için de geçerli.

Ben ve diğer genel başkanlar bütün süreçten sorumlu olacak. Geriye kalan 20 bakanın dürüst, ehil insanlardan oluşmasını tercih ederiz. Her partinin adayları olabilir. İddialı isimler olabilir, bu gayet doğal. Milletvekilliğini bırakıp da bakan olmayacak, buna kendi aramızda karar verdik. Milletvekili seçildiyse sandalye sayısını azaltıp da ‘ben bakan olacağım’ hevesine girmesin diye konuştuk. Mesela TÜİK Başkanlığı için elimizde hangi isimler var, koyacağız ortak havuza ‘Bu işi en iyi kim yapar’ oturup konuşup, karar vereceğiz.

“Vatandaşımızın yüzde kaçı ben bunu alabilirim diyor”

Cumhuriyet tarihinin en yüksek enflasyonu sayın Erdoğan’ın en yetkili olduğu dönemde yaşandı. Merkez Bankası’nın rezervini vatandaşın bakıp da anlaması mümkün değil ama enflasyonu yaşıyor. İyi bir telefonu Amerika’da yaşayanlar 1 haftalık maaşı ile alabiliyor. Türkiye’de asgari ücretliler 6 ay çalışarak alabiliyor.

Geçen berbere gittim. Yanıma 30 yaşındaki genç arkadaş oturdu. Dedi ki, “Ben üniversiteden mezun olunca küçük boy kaliteli araba satın aldım. Ben o arabanın aynısını şimdi alamam” dedi. Togg bizim yerli markamızın olması güzel. Ama bu otomobili kaç gencimiz almayı hayal edebiliyor? Vatandaşımızın yüzde kaçı ben bunu alabilirim diyor.

Yaptırdığımız araştırmalarda sayın Kılıçdaroğlu’nun şansı çok yüksek görünüyor. Onun için hedefimiz ilk turda bu işi bitirmemiz gerekiyor. Ortada duran hala kararsız kitle var. O kitle de seçim günü inşallah kararını verecek. Aklı selimin galip geleceğine inanıyorum. Biz ülkeyi yönetme iddiasını ortaya koyduk. Nihayetinde vatandaşımızın bunu göreceğine, bu ülkeyi yönetir kanaatine ulaşacağına ben inanıyorum.

Bir zamanlar ne söylese doğru olduğunu kabul ettikleri sayın Erdoğan maalesef artık bazı konularda doğruları söylemiyor. ‘Uyuşturucu parası getirecek’ diyor. Kanıtın, ispatın ne? 300 milyar dolar 10 yılda, yılda 30 milyar dolar bir yatırımdan bahsediyoruz. Rahatlıkla gelebilecek bir rakam. Sermaye güvene geliyor. Siz yeter ki güveni oluşturun.

“Çok iyi anlatmamız gerekiyor”

Bunlar daha da memleketi batıracak diye iktidarı istiyoruz. Bu kötü durumdan ülkeyi çıkaracak olan biz olacağız. İşin bir kitabi bilgisi vardır, teknik yönü, piyasa yönü, devlet tecrübesi vardır. Bütün bu tecrübe havuzunu bir araya getirmek gerekiyor. Ortak akıl ve istişare bizim tarafta var. Öbür tarafta tek akıl ve keyfilik var. Ortak akıl, hukuk istişare her zaman keyfilikten iyidir. Şimdi depremde vefat edenlerin sayısını açıklamıyorlar.

Bilmemek diye bir şey olmaz. Mezarlık müdürlüğü ve muhtarlardan alınan sayıları topluyorsunuz, resmi rakamın üstüne çıkıyor. 50 bin ile 100 bin arası olabilir. 80 bin kötü de 50 bin iyi rakam mıdır? Seçimi açık ara kazandığımız zaman kimse mızıkçılık yapamaz. Ama İstanbul örneği gibi olursa mızıkçılık olabilir. Dolayısıyla açık ara kazanmamız lazım. Çok iyi anlatmamız gerekiyor.”

Paylaşın

Erdoğan, Canlı Yayını Erken Bitirdi: Midemi Üşütmüşüm

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı bir canlı yayında soruları yanıtlarken yayın kesildi. Kısa süre sonra ekrana dönen Erdoğan, “midesini ciddi manada üşütmüş olduğunu” söyledi ve programdan erken ayrıldı. 22:00’de başlaması gereken program 23:30’da başlamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak canlı yayınına katıldı. Kanal 7 ve Ülke TV’nin ortak canlı yayının saat 22.00’de başlayacağı açıklanmıştı. Ancak yayın 23.30’da başladı.

Erdoğan, “Koalisyon ortakları verdikleri her sözle terör örgütlerine, teröristlere ümit veriyor. Cezaevindeki teröristler şu an 14 Mayıs’ı bekliyor” diyerek muhalefeti eleştirdi.

23.40 sıralarında Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, Erdoğan’a “seçimi kazanırsa yeni kabinede mevcut bakanlardan kimsenin olup olmayacağını” ve “kampanya paketlerindeki somut taahhütlerini” sordu.

Erdoğan’dan yanıt gelmezken, kamera Hasan Öztürk üzerinde sabitlendi. Öztürk reklama gidilmesini isterken, ekrana “Eyvah eyvah” sesi yansıdı ve kameralar Erdoğan’ı göstermeden program birden kesildi.

Kamera önünde yaklaşık 15 saniye süren sessizlik sırasında Hasan Öztürk, bir ara hızla yerinden kalkmak istedi ancak tekrar koltuğuna oturdu. Program, verilen aradan yaklaşık 20 dakika sonra, 00.07 sıralarında tekrar başladı.

Yorgun olduğu gözlenen Erdoğan rahatsızlanmasıyla ilgili olarak, “Dün ve bugün yoğun kampanya çalışmaları vardı, midemi ciddi manada üşütmüşüm. Hatta bir ara acaba programı iptal etsek yanlış anlaşılır mı diye de düşündüm. Dedim ki ‘Artık söz verdik, gideceğiz’. Tabii bu yoğun mesai içinde biz de zaman zaman böylesi durumlarla karşılaşıyoruz. Sizlerden ve seyircilerimizden helallik diliyorum” dedi.

Erdoğan daha sonra “Ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarımdan da aflarını özellikle rica ediyorum. Yarın Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren açılışı var…Ülkemiz için çok çok önemli bir adım olacak…Yarın inşallah birlikte olmak üzere” diye konuştu ve program erken bitirildi.

AK Parti Sözcüsü Çelik: Cumhurbaşkanımızın sağlığı gayet iyidir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığının gayet iyi olduğunu belirterek, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür etti.

Çelik, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığı gayet iyidir. Geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise sosyal medya hesabından “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” paylaşımında bulundu.

Öte yandan Programın erken bitirilmesi sonrası muhalefet liderleri Erdoğan’a geçmiş olsun mesajları iletti.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Sayın Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Twitter hesabından “Sayın Erdoğan’a geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum.” mesajını paylaştı.

DEVA lideri Ali Babacan “Kısa süreli rahatsızlık yaşayan sayın Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ülkece, seçim sürecini de sonrasını da sıhhatle geçirmeyi temenni ediyorum.” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Katıldığı televizyon yayını sırasında rahatsızlık yaşayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.” iletisini paylaştı.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomik Durum Çok Kötü Diyorlar…

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazıları bizim sık sık savunma sanayi ürünlerimizi gündeme getirmemizden rahatsız oluyorlar. Gururla saydığımız her projemiz birer teknoloji lokomotifidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Teknolojiye yaptığımız yatırımla, gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz. Yapılan konutlara beton ve demir yığını gözüyle bakanların çapsızlığı bu alanda da kendini belli ediyor.

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Göreve geldiğimizde kişi başına milli gelir 3600 dolardı. Şimdi 10 bin 650 doların üzerine çıktıysa bu nereden nereye geldiğimizi gösterme bakımında çok önemli. Satın alma paritesine göre, Türkiye 11.sıraya yükseldi.Ekonomik durum çok kötü diyorlar. Rakamlarla konuşuyorum. Yaptığımız yatırımlar bunların hepsi dünya ile yarışta olan Türkiye hikayesidir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki ATO Congresium’da ‘Gençlik İçin Hemen Şimdi Programı’ kapsamında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Gençler, bizim kalbimizde gençlerimizin sevgisiyle, muhabbetiyle bu kalp genç kalıyor. Bana sizler gibi dava ve yol arkadaşları veren Rabbime hamd ediyorum. 21 yıldır Türkiye’yi gençlerimizle gençlerimizin geleceği için hazırlıyoruz.

Unutmayınız, cumhuriyetimizin ilk asrını eksi fazlasıyla geride bırakırken Türkiye Yüzyılı’nın sahibi sizlersiniz. Elden ele geçerek bize kadar gelen bağımsızlık kalkınma bayrağının, yeni emanetçileri sizlersiniz. Biz bu bayrağı, kanıyla, sabrıyla bu toprakları bizlere vatan yapan büyüklerimizden aldık.

Şimdi onu tıpkı Osmangazi gibi Sultan Fatih gibi Gazi Mustafa Kemal gibi inşallah gençlerimiz sahiplenecek ve zirveye çıkaracak.

14 Mayıs’ta Türkiye’nin 21 yıllık kazanımlara sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı için hemen şimdi diyor muyuz? 14 Mayıs’ta doğru adımlarla yola devam diyerek geleceğimize sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta sizlerin üzerinden sinsi hesapları bir kez daha bozuyor muyuz? 14 Mayıs’ta sandıkları patlatıyor muyuz?

Ülkenin geleceğini sizlere teslim ederken, gözlerimiz arkada kalmayacak. Sizler, AK Parti döneminde doğmuş büyümüş hayatı AK Parti ile tanımış nesilsiniz.

İlk Evim, İlk Arsam kampanyalarıyla, bedelinin yarısını karşıladığımız dönüşüm projeleriyle kendi evine sahip olma hayaline kavuşmamış kimse bırakmayacağız.

1,2 milyonu TOKİ vasıtasıyla, 3,3 milyonu kentsel dönüşüm projeleriyle hayata geçirdik. Ev sahibi olmak isteyen gençleri hayallerine kavuşturacak olan biziz.

Bunların derdi gençlerimize ufuk açmak değil tam tersine gençlerimizin ufkunu kapatarak içinde debelendikleri kin ve nefret bataklığının üzerini örtmektir.

Bizim dönemimizde üniversite sınavına giren 10 evladımızdan 1’nin yüksek öğretim görme şansına sahiptik.

Anaokulundan liseye, her seviyede 360 bin yeni derslik yaptık. 131 yeni üniversite ile sayımızı 208’e çıkardık. 81 vilayetin tamamında üniversitemiz var.

Liseden mezun olan öğrencilerimizin tamamını yerleştirecek yükseköğretim seviyeye ulaştık. Tarihimizin en yüksek çalışan sayısına ulaştık.

Sanayi bölgelerimiz tarım ve hayvancılık merkezlerimiz üretiyor kazanıyor. Eski Türkiye’de iş bulmak istihdama katılmak kolay değildi.

Bazıları bizim sık sık savunma sanayi ürünlerimizi gündeme getirmemizden rahatsız oluyorlar. Gururla saydığımız her projemiz birer teknoloji lokomotifidir.

Teknolojiye yaptığımız yatırımla, gençlerimizi geleceğin teknolojilerine hazırlıyoruz.

Yapılan konutlara beton ve demir yığını gözüyle bakanların çapsızlığı bu alanda da kendini belli ediyor.

Göreve geldiğimizde kişi başına milli gelir 3600 dolardı. Şimdi 10 bin 650 doların üzerine çıktıysa bu nereden nereye geldiğimizi gösterme bakımında çok önemli. Satın alma paritesine göre, Türkiye 11.sıraya yükseldi.Ekonomik durum çok kötü diyorlar. Rakamlarla konuşuyorum. Yaptığımız yatırımlar bunların hepsi dünya ile yarışta olan Türkiye hikayesidir.

‘Bay Bay Kemal, Kürt kardeşlerimi öldürten Selo’ya cezaevinden çıkma sözü veriyor’

Bay bay Kemal’in masası 6’ydı sonra 7 oldu şimdi 9 oldu. Bunun birde görünmeyen ortakları var bunu unutmayın.

Bu ortaklar ne yazık ki Kandil’in parlamentodaki uzantılarından oluşuyor. Bunları her yerde anlatmanız lazım. Bu ülke bir terör devleti değildir ve olmayacaktır.

Bay Bay Kemal, Diyarbakır’da benim Kürt kardeşlerimi öldürten Selo’ya cezaevinden çıkma sözü veriyor. Aynı şekilde evlat katili Apo’yu da çıkarma sözü veriyor.

Her kürsüye çıkan ‘Biz geliyoruz ve bunların cezaevlerinin kapısını kırıp çıkaracağız’ diyorlar. Gençler yükünüz ağır, bu ülke hainlere emanet edilemez.

‘Bizim tek dinimiz var, o da İslam ve Müslümanlık’

Bay bay Kemal ne diyor, ben Aleviyim diyor. Saygı duyarım, hayırlı olsun. Biz senin Alevi olmandan rahatsız değiliz ki. Bayram değil seyran değil bunu söylemenin anlamı ne? Ama biz şunu biliriz; bizim Alevilik, Şiilik diye bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam ve Müslümanlık.

Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla hep bir olacağız, beraber olacağız ama ülkemizi böldürtmeyeceğiz. İyi ki Alevi olduğunu söyledin ha. Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz gençlerimizle bir ve beraber olduğumuz müddetçe, bu vatanın tek bir kazanımına el süremeyeceksiniz.

Bu gençlik ne küresel emperyalistlerin oyununa gelecek, ne sapkın akımların ülkesini istila etmesine izin verecek, ne geleceğinin karartılmasına rıza gösterecek bir gençliktir.

Bay bay Kemal buradan LGBT’ci çıkmaz. HDP’de var, İYİ Parti’de var. Bir de orada ufak yavrucuklar var. Onlardan böyle bir şey duydunuz mu? Hayır konuşamazlar, sıkıysa konuşsunlar. Ne hale düştüler ya.

Bundan sonra yapacaklarımız da önemli görüyoruz. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Her seçim döneminde yerine getiremeyecekleri vaat bohçası açarlar. Bunların hayatında yalandan başka sermaye yok. Ağızdan çıkan her sözün gerisinde vizyon olmalıdır.

Biz gençlerimizle irtibatımızı mutfakta video çekerek, otobüs kapısında raks ederek sağlamayız. Muhabbetimizi her alanda en güzel hizmetleri vererek yüz yüze bir araya gelerek yapıyorum.

Milletvekili listelerinde gençlere en çok güvenen ve yer veren parti biziz. Seçme ve seçilme yaşını 30’dan 25’e oradan 18’e indirdik.

Bu CHP’nin gençlere inancı yok. Siz niye yapmadınız. Sen mutfakta çorba pişirebiliyorsan pişir. Nefesimizi birileri gibi içi boş vaatlere değil somut projelere harcıyoruz.

‘300 milyar dolar getireceğim’ diyor. Sen hangi sıfatla gidiyorsun, verecekler?

5 keçi teslim edin, kaybedip gelir. SSK başındayken, neler çektirdi neler.

Ülkemizin kaynaklarını kullanarak biz bütçe oluşturduk.

Karadeniz gazı rezerv değeriyle son dönemdeki kazanımlarından biri olacak. Bu rezervlerin bir kısmını Aile ve Gençlik Bankası’na aktaracağız.

Eğitim bursundan, girişimcilik hibesine kadar pek çok alanda destekler veriyoruz. Harçları biz kaldırdık. Doğalgazımın geliriyle Türkiye’miz artık el açmayacak. Yüksek lisans ve doktora programları için yurt dışına gönderilecek öğrenci sayısını artıracağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Soğan Kafalı” Paylaşımı: Fakirle Fukarayla Alay Ediyorlar

Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “Soğan, cücük hakaretleri ediliyor. Soğan kafalı diye paylaşım yapıyorlar. Ben neyin huzurundayım biliyor musunuz? Eskiden bunları sureti bizlerden görünenler yapardı. Makarnacı, kömürcü diye alay edilirdi fakirle fukarayla. Çok şükür onları aramızdan uzaklaştırmayı başardık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çok zor oldu ama başardık, vallahi de billahi de. Biz halkçı olma mücadelesi verdik ve kazandık. Saraylılar ise zenginleşti. Çok zenginleşti. Artık fakirle fukarayla alay ediyorlar. Soğan, peynir, yağ onlar için komik şeyler. Allah’ımıza şükürler olsun ki, biz değiştik.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, soğan fiyatlarına yönelik eleştirisinin ardından hükümetten gelen tepkilere sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “Şimdi yeni ürün çıkmaya başladı ya soğan fiyatları aşağı gitmeye başladı. Ben de onlara diyorum ki, git cücüğüyle oyna biraz cücüğüyle” sözlerine gönderme yapan Kılıçdaroğlu, kendi siyasal hareketine yönelik de bir özeleştiri verdi.

“Eskiden bunları sureti bizlerden görünenler yapardı” diyen Kılıçdaroğlu, o kişileri aralarından uzaklaştırdıklarını söyledi ve şöyle devam etti:

“Çok zor oldu ama başardık, vallahi de billahi de. Biz halkçı olma mücadelesi verdik ve kazandık. Saraylılar ise zenginleşti. Çok zenginleşti. Artık fakirle fukarayla alay ediyorlar. Soğan, peynir, yağ onlar için komik şeyler. Allah’ımıza şükürler olsun ki, biz değiştik.”

“Suriyeli kardeşlerimizi 2 yıl içerisinde göndereceğiz”

Kemal Kılıçdaroğlu, ayrıca gün içerisinde Eskişehirlilere seslendi.  Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Türkiye’yi barıştıracağız. Kucaklaşacağız. Hep beraber kucaklaşacağız. Herkesin aşının, işinin olduğu, herkesin işine huzurla gittiği güzel bir Türkiye inşa edeceğiz. Bunları söylediğim zaman parayı nereden bulacaksın diyorlar. Sen, beşli çetelere bulurken para var, vatandaşa gelince para yok. Onlardan o paraların tamamını son kuruşuna kadar alacağım ve millete vereceğim.

Gençler, rakamı çıkardım. 44 bin 648 genç Eskişehir’de ilk kez sandığa gidecek. Dersimize iyi çalışıyoruz değil mi? 44 bin 648 gence sesleniyorum. Türkiye’nin kaderini değiştirecek olan sizlersiniz. Demokrasiyi getirecek olan sizlersiniz. Otoriter bir rejimi demokratik yollarla değiştirin.

Cumhurbaşkanlığımızda göreceksiniz en rahatlıkla beni eleştireceksiniz. Gerçek anlamda bir demokrasi olacak. Göreceksiniz. Bakın demokrasiye hepimizin ihtiyacı var. Biz birinci turda birinci seferde bitirmek zorundayız. Yani beraber. Onun için güzel bir sloganımız var. “Birleşe birleşe kazanacağız”. Ve Türkiye’de yeni bir tarih yazacağız. Buna inanmanızı isterim.

Artık Mısır’daki sağır sultan da bunu duymuştur. Demokrasi etrafında hepimizin kazanması lazım. Çünkü büyük sıkıntıları hep beraber çekiyoruz. Bu sıkıntılardan hepimizin kurtulması lazım. Bakın Türkiye’nin geldiği noktaya bakın. Bu ülkede soğan sorunu var mıydı? Soğan lüks olmaya başladı.

Bu ülkede saman sorunu var mıydı? Saman dış ülkelerden geliyor. Eti, arpayı, yulafı dışarıdan getiriyorsun. Bizim çiftçi nasıl gelişecek. Bir devlet kendi çiftçisiyle rekabet etmez. Biz kendimiz üretmeliyiz. Çiftçiye kırmızı mazot vereceğiz. ÖTV’siz KDV’siz vereceğiz. Her şeyin dışarıdan gelmesi, toplumun fakirleşmesi demektir. Hepimiz fakirleştik.

Gençlere sözüm var. Türkiye’de bütün coğrafyalarda yurt sorununu çözeceğiz. Anneler babalar çocuklarını üniversiteye güven içinde göndereceksiniz. Beşli çetelere hizmet edenleri alıp, halka hizmet edenleri oraya getirmeliyiz.

TOKİ niye kuruldu? Kira sorununu çözmek için. İnsanlar pahalı değil, ucuz ve yaşanabilir evlere kavuşsun diye kuruldu. 22 yıldır kira sorununu çözemediler. Şimdi insanlar ev sahibinin istediği kirayı ödeyemediği için davalar açılmaya başladı. Ev sorununu çözmenin 1. yolu yabancıya ev satmayacaksın.

Bizim insanımız 400 bin doları nereden bulacak? O parayı Bay Kemal bulacak herkes, ev sahibi olacak. Onlar çetelere çalışıyorlar, yabancılara çalışıyorlar. TOKİ lüks konut yapmayacak. Adı üstünde toplu konut yapacak. Asıl işlemine döndüreceğiz. Kızılay çadır satmayacak, kan satmayacak. Eskiden olduğu gibi zor günlerimizde yanımızda olacak.

Suriyeli kardeşlerimiz. Onların kendi evlerine dönmelerini istiyor musunuz? Ben AKP ve MHP’ye oy veren vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Sınırlar neden korunmuyor. 3 milyon 600 bin Suriyelinin bizim ülkemizde ne işi var. Neden çaba harcamadınız. Al sığınmacıların hepsini Saray’a yerleştir kardeşim. Hatay’ın nüfusu değişecek. Bizim çocuklarımız iş bulamıyor. Suriyeli kardeşlerimizi en geç 2 yıl içerisinde, ırkçılık yapmadan, kendi ülkelerine göndereceğiz. Yollarını, okullarını, kreşlerinin hepsini AB fonlarıyla yapacağız.

Gelir düştükçe, insanlar elektrik paralarını ödeyemiyorlar. İşsizlik oldukça insanlar doğalgaz, su paralarını bile ödeyemiyorlar. Evlerde baba ile oğul birbirlerinin yüzlerine bakamaz noktaya geldiler. Bu soruna çözüm üretmemiz lazım. İşsizlik dünyanın en acımasız alanıdır. İşsiz kalan insan her türlü soruna açık demektir. Sizin yani gençlerin bu ülkede rahat yaşayabilmeleri, bu kentte huzur içinde yaşayabilmeleri için her türlü alanda yatırım yapacağız.

Paylaşın

Buldan’dan Operasyonlara Tepki: Kaybedeceksiniz; Biz Bir Gider Bin Geliriz!

Diyarbakır merkezli yapılan operasyonlara sert tepki gösteren Buldan, “Geçmişte de kumpas yaptılar, HDP’ye kapatma davası açtılar. Kobanî Kumpas Davası açtılar ama bütün oyunlarını boşa çıkardık. Şimdi bu çalışma yapacak arkadaşlarımızı gözaltına alırlarsa, Yeşil Sol Parti kazanamaz sanıyorlar ama yanılıyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz bir gider bin geliriz, bin gider milyonlar olarak geliriz. Ben Van halkına bir kez daha buradan sesleniyorum. Buradaki 8 milletvekili adayımızı 14 Mayıs’ta parlamentoya göndermek için şu an listelerinden girdiğimiz Yeşil Sol Parti’nin rengini ve bayraklarını başta Van olmak üzere Türkiye’nin her yerinde dalgalandırmayı ve parlamentoya 100 vekil ile girmeyi hedeflemeliyiz. Van halkımıza bu konuda güveniyorum ve bütün aday arkadaşlarımı onlara emanet ediyorum”

Buldan, açıklamasının devamında, “Seçim gününe kadar gece gündüz çalışacağız. Her kesimi ikna ederek ve birlik ve beraberliğimizi sağlayarak bu faşizmi sona erdireceğiz, bu hukuksuzlukları bitireceğiz. Bunun için büyük bir oranla ve Van’da Yeşil Sol Parti’yi birinci parti yaparak çalışmalarımızı sürdürmek zorundayız. Tarihsel sorumluluk budur ve biz bu sorumluluğu üstlenmek zorundayız. Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum, hepimizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız, mutlaka başaracağız.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Van’da büro açılışına katıldı. Açılışta bu sabah Diyarbakır merkezli yapılan seçim operasyonlarına sert tepki gösteren Buldan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli halkımız, sevgili yoldaşlarım, değerli kadın arkadaşlarım, sevgili gençler hepinizi bu kararlı, coşkulu ve inançlı karşılamanızdan dolayı kutluyorum. Hepinize teşekkürlerimi sunuyorum. Kimse yanlış anlamasın bu bir miting değil; bu sadece bir buluşma ve selamlaşma. Van halkının bu kararlı duruşunu kutluyorum. Ben bugün burada sizlerle bir araya gelmekten büyük bir onur duyuyorum, büyük bir gurur duyuyorum.

Van halkıyla gurur duyuyorum sevgili yoldaşlarım. Van halkının bu dirençli, coşkulu ve kararlı duruşunu özellikle selamlıyorum. Tarihsel bir süreçten geçiyoruz, tarihi fırsatlarla karşı karşıyayız. Bu tarihi süreçte bu tarihi fırsatı değerlendirmek için de Van halkının tamamının iradesine ve partisine sahip çıkmasını istiyoruz.

14 Mayıs seçimlerinde 8-0 gibi bir sürprizle halkımıza müjde vermek istiyoruz. Bu tarihi fırsatı eğer değerlendiremezsek, bir 5 yıl daha AKP’nin zulmüyle, faşizmiyle, hukuksuz uygulamalarıyla karşı karşıya kalacağımızı hiç kimse unutmasın. O yüzden 14 Mayıs bizler açısından çok önemlidir, Van açısından çok önemlidir; Kürtler, kadınlar ve gençler açısından önemlidir.

“Kürt düşmanlığı yaptılar, demokrasiyi ve hukuku tanımadılar”

Sevgili kadınlar ve gençler; çalınan umutlarımızı, yarınlarımızı geri almak için AKP’ye öyle bir ders vermeliyiz ki bu kentte bir tabela partisi haline gelsinler. Çünkü 21 yıldır bu ülkeyi hukuksuzlukla yönettiler, ayrımcılık yaptılar, Kürt düşmanlığı yaptılar. Demokrasiyi, barışı, hakkı hukuku tanımadılar. Engellemelerle, kısıtlamalarla bizleri siyasetin dışına atmaya çalıştılar ama artık korkunun ecele faydası yok: Onları göndereceğiz ve biz kazanacağız.

Bugün Diyarbakır merkezli birçok ilde yapılan gözaltılar AKP’nin kaybettiğinin göstergesidir. Seçime yakın bir süreçte seçimlerde görev yapacak olan avukatları, seçim sürecinde sahneye çıkacak olan sanatçıları, çalışma yapacak arkadaşlarımızı gözaltına almak acizliktir, korkunun göstergesidir. Ama şunu bilsinler; kaybediyorlar, kaybedecekler. Kaybettikçe saldırıyorlar ama saldırdıkça daha çok kaybedecekler. Bu gözaltıları asla kabul etmiyoruz. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Bu bir kumpastır, seçimlere yönelik kumpastır.

Kaybedeceksiniz; biz bir gider bin geliriz!

Geçmişte de kumpas yaptılar, HDP’ye kapatma davası açtılar. Kobanî Kumpas Davası açtılar ama bütün oyunlarını boşa çıkardık. Şimdi bu çalışma yapacak arkadaşlarımızı gözaltına alırlarsa, Yeşil Sol Parti kazanamaz sanıyorlar ama yanılıyorlar. Biz bir gider bin geliriz, bin gider milyonlar olarak geliriz. Ben Van halkına bir kez daha buradan sesleniyorum.

Buradaki 8 milletvekili adayımızı 14 Mayıs’ta parlamentoya göndermek için şu an listelerinden girdiğimiz Yeşil Sol Parti’nin rengini ve bayraklarını başta Van olmak üzere Türkiye’nin her yerinde dalgalandırmayı ve parlamentoya 100 vekil ile girmeyi hedeflemeliyiz. Van halkımıza bu konuda güveniyorum ve bütün aday arkadaşlarımı onlara emanet ediyorum. Seçim gününe kadar gece gündüz çalışacağız.

Her kesimi ikna ederek ve birlik ve beraberliğimizi sağlayarak bu faşizmi sona erdireceğiz, bu hukuksuzlukları bitireceğiz. Bunun için büyük bir oranla ve Van’da Yeşil Sol Parti’yi birinci parti yaparak çalışmalarımızı sürdürmek zorundayız. Tarihsel sorumluluk budur ve biz bu sorumluluğu üstlenmek zorundayız. Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum, hepimizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız, mutlaka başaracağız.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Tarzan Zorda

Balıkesir’de halka seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “14 Mayıs’ta çok önemli bir seçime gidiyoruz. Bir tarafta bir haftada 36 bin imza atmak zorunda olan, her şeyi iki dudağının arasına bağlamış tek adam sistemi, ucube sistem; diğer tarafta ise demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulamaya söz veren ve bunun arkasında duracak Millet İttifakı var” dedi ve ekledi:

Bir tarafta şu meydanlara çıkıp hiç utanmadan yalan söylemeyi, iftira atmayı marifet haline getirmiş Recep Bey; 31 Mart’ta cümlemize terörist demişlerdi hatırlayın. Bu iftiraların anlamı ne biliyor musunuz, Tarzan zorda. En son söylediği şu. Sayın Kılıçdaroğlu duruyor, ben de onun yanında duruyorum, Kılıçdaroğlu da bana dönüyor diyor ki ‘Abdullah Öcalan’ı çıkarmamız lazım’ ben de başımı sallıyorum. Oscar ödüllü bir tiyatro eseri, yalan eseri!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Balıkesir’de düzenlediği mitingte konuştu. Akşener’in konuşmasından başlıklar şöyle:

“Bir oyunuz Kemal’e, bir oyunuz da Meral’e. Meral derken neyi kast ettim, İYİ Parti’ye bir oyunuz. İYİ Parti’ye oylarınızı istiyorum, Allah var başbakan olmayı çok istiyorum ama bedavadan olmaz, İYİ Parti’yi birinci parti yaparsınız olur. Herhangi bir şahısla, grupla, gruplarla pazarlık ederek yapabilecek bir tip değilim, beni tanıyorsunuz.

Helal oylarınızla elbette başbakan olmak istiyorum. 14 Mayıs’ta çok önemli bir seçime gidiyoruz. Bir tarafta bir haftada 36 bin imza atmak zorunda olan, her şeyi iki dudağının arasına bağlamış tek adam sistemi, ucube sistem; diğer tarafta ise demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulamaya söz veren ve bunun arkasında duracak Millet İttifakı var.

“Tarzan zorda”

Bir tarafta şu meydanlara çıkıp hiç utanmadan yalan söylemeyi, iftira atmayı marifet haline getirmiş Recep Bey; 31 Mart’ta cümlemize terörist demişlerdi hatırlayın. Bu iftiraların anlamı ne biliyor musunuz, Tarzan zorda. En son söylediği şu. Sayın Kılıçdaroğlu duruyor, ben de onun yanında duruyorum, Kılıçdaroğlu da bana dönüyor diyor ki ‘Abdullah Öcalan’ı çıkarmamız lazım’ ben de başımı sallıyorum. Oscar ödüllü bir tiyatro eseri, yalan eseri!

Böyle bir yalan olabilir mi? Önce aynaya bak muhterem. Senin sol elinde PKK var, sağ elinde Hizbullah var!  Sol elinde bebek katili var, sağ  elinde Gaffar Okkan’ın katilleri var. Terör örgütleriyle sen el elesin. Ama bunlar ilk yalanları değil.  31 Mart’ta yaptığınız gibi suratlarına oylarınızla Osmanlı tokadı gibi yansıyacak. Çok uzun zamandır aziz milletimiz sadece ve sadece bu arkadaşların gözünde maraba oldunuz.

Birbirimize düşürülüp, iftiralarla, şapkalarını sallayıp, ceketlerini asıp oy aldılar. Ama artık 31 Mart seçimlerinden sonra her şey değişti. Bu arada bugün Mansur Yavaş Bey ile gelecektir buraya, onun da çok selamları var size.  Hatırlayın, Mansur Bey seçildiği takdirde Ankara’nın o faturaları PKK’lılar getirecekti hani, getir mi? DHKP-C’liler okuyacaktı faturaları… Böyle bir şey oldu mu olmadı? Balıkesir bir tarım şehri. Mansur Bey, Ankara’nın çiftçisine 4,5 milyar TL para kazandırdı.

Çünkü Mansur Bey çalmadı, çaldırmadı, adam kayırmadı, akrabalarını korumadı. Milletin parasını millete tekrar iade etti. Hizmet olarak götürdü. Dinozor meraklısı bir arkadaş var Ankara’da, niye dinozora takık? Tam 801 milyon dolar para harcamışlar o parka. Garibim dinozorlardan teller çıkmış.  16 milyar lirayı harcamışlar, üç kişi almış. 16 milyar lira Ankara’ya harcanmış olsaydı Ankara ne olurdu?  Ya da Balıkesir’de? Genç çocuklarımızın KYK borçları ödense ne olurdu?

Balıkesir’de, Ankara’da fabrikalar yapılsaydı ne olurdu? Balıkesir’de 50 bin insan kayıtlı işsiz. Utanın be utanın. Abdullah Öcalan’la akraba gibi olan sensin be! Bizim Mehmet diyorsun. Biz bu yün yumaklarına takılmayacağız. 15 Mayıs’ta inşallah İYİ Parti birinci parti, sayın Kılıçdaroğlu 13. Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren bir ay içerisinde 100 bin öğretmen atacağız. 15 Mayıs’ta inşallah İYİ Parti birinci parti, sayın Kılıçdaroğlu 13. Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren bir ay içerisinde 100 bin öğretmen atayacağız, derhal.

Çiftçinin ektiği bütün ürünlerin öncelikle taban fiyatını açıklayacağız. Bütün kredilerinizi yeniden yapılandırıyoruz. Diyelim ki çoban tuttunuz, çobanın SSK, Bağkur primi devlet olarak biz ödeyeceğiz. 3600 ek gösterge büyük bir haksızlık oldu, onları düzelteceğiz. 3600’ü sizden öğrenip ben söyledim.  Seçime gidince gitti. EYT’de yapılan haksızlıkları düzelteceğiz.

Mülakatı kaldırıp bu üçkağıtlara son vereceğiz. Allah beni size karşı utandırmasın.  En düşük emekli maaşı 7.500 lira oldu o da yeni yatacak. Bu arada 5500 liraydı. Emekli maaşlarının artırılmasının sebebi biziz. En düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracağız, doğrusu budur. Staj mağdurlarının mağduriyetini gidereceğiz.

Köy okullarını açacağız. Öğretmen, veteriner, ziraat mühendisi gidecek o köye.  Havza bazlı tarım yapacak.  Türkiye’yi bir hendek ülke yaptılar, Suriyeli kardeşlerimizin tamamı iki yıl içinde memleketlerine gidecek. 14 Mayıs akşamı Sayın Erdoğan ve arkadaşlarına teşekkür edip emekli edeceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nu da makamına alkışlarla oturtacağız. Eğer benim partimi birinci parti çıkarırsanız elbette ki Başbakan olacağım.”

Paylaşın

Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’dan Moskova’da Dörtlü Zirve

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı toplantıda, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleştirilmesi alanında atılabilecek somut adımlar ele alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtildi.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer aldı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Bahçeli, Nevşehir’den Muhalefete Yüklendi

Nevşehir’de halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir” dedi ve ekledi:

“Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Bahçeli, ”Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nevşehir’de partisinin seçim mitinginde konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerine 19 gün kala Nevşehir’deyiz. Hepinizi sevgi ve selamlarımla selamlıyorum, en iyi dileklerimi paylaşıyorum.

Nitekim sosyal siyasal ve ekonomik krizler yakamızı bırakmadı. Koalisyon kavgaları ülkemizin tarihini makus bir tarihe yöneltti. 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi yönetim sisteminde reform yapılmasını gerekli kıldı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geçmişten kopuş değil medeniyet mirasımızı çok daha güçlü bir şekilde sahiplenmeyi sağladı.

Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı. Bu başarı Cumhur İttifakı’nın başarısıdır. Bilinmelidir ki Türkiye geriye sarkmayacaktır. Türkiye gelişmeleri yedek kulübesinden takip etmeyecektir.

Türkiye sözü geçen bir ülke mevkiindedir. Ulaştığımız sonuç zor ve zahmetli olsa da kazanan Türk milleti olmuştur. Yepyeni bir Türkiye zaferine hazır mısınız? 14 Mayıs’ta sandığa gidip geleceğinize sahip çıkacak mısınız? Sana söz baharlar gelecek diyen vaat edenlerin kaos hazırlıklarını aynen iade edecek misiniz?

Aziz milletim istiklalimizi müdafaa etmek için sıra sizde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine sahip çıkmak için sıra sizde. Türk ve Türkiye Yüzyılı’na destek vermek için sıra sizde. Zillet İttifakı’nı sandığa gömmek için sıra sizde. Milli bekamıza, milli haklarımıza sahip çıkmak için sıra sizde.

CHP’den İYİ Parti’ye HDP’sinde bölücü partilere kadar alayının gayesi parlamenter sisteme geçmek. Ortaklık kuran partiler arasında çekişmeler ile koalisyon hükümetlerini övmek akılsızlıktır. Böylesi zihniyetlerin aklı koltuktadır.

Başbakan olacağım propagandası ile FETÖ projesi olanlar kendi partisinde ne ülkücü bırakmış ne de milletçi bırakmıştır. Devletin hafızası canlıdır. Devlet nedir bilmeyenler, millete yürekten bağlılık hissetmeyenler, siyasi hayatını çıkarcılıkla bağdaştıranlar Nevşehir’in yüzüne bakamaz. Biz doğruları söylemekten korkmayacağız.

Masadan kaldıran ve geri oturan milleti kandıran İYİ Parti Başkanı iyice çuvallamıştır.

Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir. Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Paylaşın

AYM Başkanı Arslan’dan “Yargı Bağımsızlığı” Vurgusu

AYM’nin 61. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde konuşan AYM Başkanı Arslan, konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Haber Merkezi / Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Başkan Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

Zühdü Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesinin 61. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı.

AYM Başkanı Zühdü Arslan törende yaptığı konuşmada, düzenlenen sempozyumun konusunu  Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı dolayısıyla “Yüzüncü Yılında Cumhuriyet ve Anayasa Yargısı” olarak belirlediklerini ifade ederek Cumhuriyet’in anayasal kimliği üzerine bazı değerlendirmelerde bulundu.

Her anayasanın zaman ve mekân içinde oluşan, gelişen ve yaşayan bir kimliğinin olduğunu belirten Arslan, “Türk anayasa kimliğinin en belirleyici niteliği hukuk devletidir.” dedi.

Zühdü Arslan, Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı zamanda sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirterek “Anayasa Mahkemesine göre kişilerin refah ve mutluluğunu sağlamaya yönelik olarak sosyal devletin herkes için insan haysiyetine yaraşır asgari bir hayat düzeyini gerçekleştirmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

2010 anayasa değişikliğiyle hukuk sistemimize giren bireysel başvurunun insan haklarına dayalı hukuk devletinin daha etkili şekilde hayata geçirilmesine hizmet ettiğini vurgulayan Arslan,  bireysel başvurunun Cumhuriyet’in niteliklerinin hak eksenli bir yaklaşımla yorumlanmasına çok önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Demokratik anayasanın temeli özgürlüktür.

Zühdü Arslan, Anayasa Mahkemesinin sıklıkla demokratik hukuk devleti terkibini kullanarak günümüzün geçerli demokrasi anlayışı olan anayasal demokrasiye vurgu yaptığını ifade ederek hürriyetçi demokrasinin gereklerinden en önemlisinin temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması olduğunu söyledi.

Konuşmasında kuvvetler ayrılığı ilkesine de vurgu yapan Arslan egemenliği kullanan güçlerin ayrılması ve sınırlandırılmasının önemine değinerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bilindiği üzere demokratik anayasalar esas olarak özgürlükleri korumak amacıyla, egemenliği kullanan güçlerin ayrılmasına ve sınırlandırılmasına yönelik anayasal ilke ve kurallara yer vermişlerdir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı gibi Anayasa’da yer verilen kuvvetler ayrılığı ilkesinin gayesi yetki aşımlarının ortaya çıkmasını ve temel hakların ihlal edilmesini engellemektir.”

AYM Başkanı Arslan Cumhuriyet’in herkesin eşit ve özgür bireyler hâlinde kendilerini ait hissettikleri demokratik bir hukuk devleti olarak yoluna devam etmesinin hepimizin ortak hedefi olduğunu belirterek  bu hedefin gerçekleşmesinin biri toplumsal, diğeri de hukuksal ve siyasal düzlemde olmak üzere iki temel şarta bağlı olduğunu ifade etti.

Toplumsal düzeyde bizim gibi olmayanlarla, bizden farklı düşünen ve yaşayanlarla sağlıklı bir ilişki kurmamız gerektiğinin altını çizen Arslan “Öteki olarak gördüklerimizin ontolojik varlığını kabul etmedikçe bu sağlıklı ilişkiyi kurma imkânı da yoktur. Kendimize hak gördüğümüzü “öteki”ne de hak görerek, adaleti ve özgürlüğü sadece kendimiz için değil başkaları için de isteyerek, farklılıklarımızla birarada yaşamanın iklimini hep birlikte oluşturmak zorundayız.” dedi.

“Adaletin sağlanmasının birinci şartı yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatıdır”

Zühdü Arslan konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

AYM Başkanı Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını devam ettirmesinde ve bu suretle temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunabilmesinde kurumsal iş birliğinin önemine değinen Arslan, bireysel başvuruyu başarılı şekilde uygulamanın en etkili yolunun ihlallerin kaynağını kurutmak olduğunu söyledi.

Zühdü Arslan konuşmasında Anayasa Mahkemesinin hem norm denetiminde hem de bireysel başvuruda kendisine verilen görevleri yerine getirirken Anayasa ile çizilen yetki haritasının dışına çıkmamaya özen gösterdiğini vurgulayarak “Bu anlamda Mahkememiz ne yargısal aktivizme tevessül etmekte ne de anayasal ve yasal yetkilerini kullanmaktan imtina ederek kendini sınırlamaktadır.” dedi.

Arslan konuşmasının sonunda her türlü olumsuzluğa ve zorluğa rağmen büyük bir fedakârlıkla görev yapan başkanvekillerine üyelere, raportörlere ve tüm çalışanlara teşekkür etti.

Paylaşın

Fahiş Kira Artışı Yapanlara Hapis Cezası Yolda

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur” dedi ve ekledi:

“O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, NTV canlı yayınında Gökhan Gerçek’in sorularını yanıtladı. Adalet Bakanı Bozdağ, seçim güvenliği tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı.

Bir kişinin yerine başka birinin oy kullanmasının mümkün olmadığını söyleyen Bozdağ ”Kimse kimsenin yerine Türkiye’de oy kullanamaz. Türkiye’nin seçimleri dünyanın en güvenilir seçimleridir. Kimse Türkiye’de seçime gölge düşüremez” diye konuştu.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ”Alevi” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir video yayınlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alevilerle ilgili en somut adımları AK Parti atmıştır. Seçime giderken kimse kimsenin etnik kökenini bakmıyor. Bayram seyran değil birinin böyle bir değerlendirme yapınca herkes soruyor; Ne yapıyor? Milletin etnik kökeni inançları üzerinden yapılan durumu doğru görmedik. Seçime giderken bu tür değerlendirmeler doğru değildir.

Osman Kavala’nın serbest bırakılacağını söyledi Sayın Kılıçdaroğlu. Adalet Bakanı sıfatıyla yorumunuz nedir?

Hiç kimse yargı görevi yapanlar emir talimat veremez. Hukuk devletinde siyasetçi kimi serbest bırakabilir? Sayın Kılıçdaroğlu biz gelince adil davranacağız şunları serbest bırakacağız diyor. Hani Türkiye hukuk devletiydi? Hani yargı bağımsızdı? Kılıçdaroğlu’na soruyorum siz hakim misiniz? Siz nasıl kimi serbest bırakacaksınız?

Kira artışlardaki sınır düzenlemesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ”Kiraların büyükşehirlerde ciddi manada yükseltildiğini görüyoruz. Bu ahlaki, insani değil. Bu fırsatçılığa yasal düzenlemelerle izin vermeyeceğiz.” açıklaması yapmıştı. Nasıl bir yasal düzenleme yapılacak? Kira artışlardaki sınır düzenlemesi temmuz ayında sona erecek.

Bu süre uzatılacak. Ayrıca bir yaptırım getirme durumu söz konusu. Siz bir şeye şunun üstüne çıkamazsınız dediniz. Eğer ona bir müeyyide koymazsanız çıktığı zaman işte sadece hukuk davasının dava konusu ederseniz o dava sizin lehinize sonuçlanabilir. Ama bir müeyyidesi olmazsa onu göze alabilir insanlar. Fakat müeyyide olursa neyi kastediyorum?

Hapis cezası ya da adli para cezası ya da idari para cezası gibi bir müeyyideyle, müeyyidelendirildiği takdirde o zaman insanlar bu yasağa, bu kurala uyma konusunda daha özenli davranırlar. Şimdi burada bir yandan sürenin uzatılması, bir yandan da fahiş kira artışlarını yani haklı bir neden olmadan, piyasadaki, piyasa koşullarına aykırı bir biçimde sırf fahiş kazanç elde etmek sebebiyle daha doğrusu haksız kazanç elde etmek maksadıyla buna girişiyorsa bunu kanun, bir yaptırıma bağlayabilir.

Fiyatları etkileme maddesi var. Fahiş fiyat 237’nci madde Türk Ceza Kanunu. Biz orada bir 237/a diye bir yeni madde ihdas ederek burada bu gibi konular sadece kirada değil, bunun içinde başka da özellikle tüketim maddeleriyle ilgili de bazı değerlendirmelerimiz var.

Dünya örneklerini de biz inceleyerek, Türkiye’de de bakarak bu piyasada girdilerde hiçbir artış olmadığı halde, maliyette hiçbir artış olmadığı halde yani makul olanın piyasanın o günkü cereyan eden cari şartlarının dışında ve üstünde fahiş bir artış yaptığı takdirde sadece yasak değil aynı zamanda bunun bir yaptırıma bağlanması son derece önemli. Yeni dönemde bunu yaptırıma bağlayarak bu konudaki kararı etkin bir şekilde uygulayacağız.

“Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık”

Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur. O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Paylaşın