TIME’dan Kılıçdaroğlu Analizi: Erdoğan Dönemini Bitirme Konusunda Ciddi Şansı Var

Dünya basını 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin değerlendirmeler yayınlamaya devam ediyor. Son olarak, dünyanın önde gelen politika dergilerinden biri olan TIME, dikkat çeken bir analize yer verdi.

TIME, yayınladığı makalede Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na atfen “Erdoğan’ı Yenebilecek Adam” başlığını kullandı.

“Demokrasiyi yeniden tesis etmemiz gerek”

ABD merkezli derginin Alec Luhn imzalı makalesinde Kılıçdaroğlu, “Bu, otoriter yönetime karşı demokrasiyi savunanların seçimidir. Yıllardır yaşadığımız ve ayaklarımızın altından kayan demokrasiyi yeniden tesis etmemiz gerekiyor” dedi.

Kılıçdaroğlu milyonların son en iyi umudu

Makalede, “Erdoğan yönetiminde geçen 20 yılın ardından milyonlarca Türk, Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanının devlet üzerindeki neredeyse tüm kontrolünü sona erdirmek ve daha dengeli bir hükümet biçimini geri getirmek için son en iyi umut olarak görüyor” ifadeleri dikkat çekti.

Zaman değişim için olgunlaşmıştır

“Zaman değişim için olgunlaşmıştır” denilen makalede, “1999 depreminden sonra 2003’te yetkin yönetişim vaadiyle göreve gelen Erdoğan, yüksek faizin ‘tüm kötülüklerin anası’ olduğu ısrarıyla bir hayat pahalılığı krizi yarattı. Çoğu iktisatçının tavsiye ettiği gibi yükseltmek yerine, onları düşürmeye devam etti ve geçen yıl bir noktada enflasyonu şaşırtıcı bir şekilde yüzde 85’e çıkardı” kaydedildi.

Erdoğan dönemini bitirme konusunda ciddi şansı var

Makalenin devamında, “Çoğu ankette önde olan Kılıçdaroğlu, Erdoğan dönemini bitirme konusunda ciddi şansı olan ilk aday. Parlamenter hükümet sistemini geri getirme ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme taahhüdünün arkasında huysuz ve ideolojik olarak farklı bir muhalefeti birleştirdi” denildi.

Direnişe önderlik etmeye hazır mı?

Kılıçdaroğlu, derginin “Erdoğan kaybeder ama gitmeyi reddederse böyle bir direnişe önderlik etmeye hazır mı?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Buna gerek olmayacak. Erdoğan kaybedecek ve gidecek. Toplum onu ​​gitmeye mahkum edecek. Kargaşa Erdoğan’ın işine gelir. Kaosa ihtiyacımız yok, haklı olduğumuzu geniş bir kitleye iletmeliyiz.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Tıpış Tıpış Gideceksiniz

Muş’ta halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “14 Mayıs’ta kullanacağımız oylar hepimizin kaderini değiştirecek. Türkiye’nin kaderinin değişeceği, Kürt halkının kaderinin değişeceği bir tarih ve seçim olacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan’ın şu sözünü özellikle hatırlatmak isterim. “Seçimlerin kazası olmaz” diyor. Biz de buradan Muş’tan diyoruz ki; biz bu işi birinci turda bitireceğiz, kazaya bırakmayacağız. Bu işi birinci turda bitireceğimiz için kazasını, ikinci turu görmeyeceksiniz. Öyle bir gideceksiniz ki arkanıza bakamayacaksınız, tıpış tıpış gideceksiniz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Azadî Partisi temsilcisi ve milletvekili adayları seçim çalışmaları kapsamında Muş’ta mitinge katıldı. Burada konuşan Buldan, şunları söyledi:

Merhaba gelê me yê hêja ya Muş’ê, hun bi xêr hatin, serseran serçavan hatin. Sevgili halkımız, sevgili Muşlular, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, baş göz üstüne geldiniz. Sevgili kadın arkadaşlarımıza özellikle selam gönderiyorum. Annelerimizin ellerinden öpüyorum, sevgili gençler size ayrıca selam yolluyorum, hoş geldiniz. Muş bizim değerlerimizin, mücadelemizin, direnişimizin ve önümüzdeki dönemin belirleyici gücü olan en önemli yerlerden birisidir.

Muş’un her dönem büyük baskıların, zorlukların, adaletsizliklerin, hukuksuzlukların yaşandığı bir kent olduğunu hepimiz biliyoruz ama en fazla siz Muşlular bilirsiniz. Buradaki ayrımcılığın, kutuplaştırmanın, başta ekonomi olmak üzere Muş halkına reva görülen yaşam biçiminin hangi seviyede olduğunu Muş halkı çok iyi bilir. Muş’a herhangi bir yatırım yapan, Muş halkının nasıl geçindiğini, geçim sıkıntısının olup olmadığını soran sorgulayan bir zihniyet yok. İktidar Muş halkının nasıl geçindiğinin derdine düşmez, çünkü iktidar Muş halkını umursamaz. Ne yediğini ne içtiğini sorgulamaz. Tek geçim kaynağı olan şeker fabrikasının kapatılması da sizlere görülen yaşam biçiminden sadece bir tanesidir.

“14 Mayıs AKP-MHP iktidarını gönderdiğimiz tarih olacak”

Buradaki gençlerin, genç yoldaşlarımızın Muş kentinde bir iş sahibi olamamasının elbette ki bu ülkeyi yönetenlerin zihniyetiyle bire bir alakası vardır. Ama bu durum sadece Muş’ta yok. 21 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar ve bu ülkeyi düşürdükleri hali hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz. Yoksulluğu, açlığı ve sefaleti bu ülkeye reva gördüler. Çünkü sadece ve sadece kendilerini, 5’li Çetelerini ve yandaşlarını düşünüyorlar. Tek dertleri var ki o da kendi gelecekleri. Muş halkının geleceğiyle ilgilenmezler; esnafın, işçinin, çiftinin, üreticinin sorunlarıyla ilgilenmezler. Muş’taki çiftçinin, üreticinin sorunlarıyla ilgilenmezler.

Yaklaşık bir aydır sahadayız ve gittiğimiz her yerde şununla karşılaşıyoruz: Ülkeyi çaldılar, çırptılar, soğana çevirdiler. Bu ülkeyi kalkındırmak için hiçbir şey yapmadılar. Ülkenin çok zengin kaynakları olmasına rağmen ülkenin kaynaklarını savaşa ve yandaşlarına aktardılar. Bu coğrafyada AKP-MHP iktidarının yönetim anlayışının artık sona ermesi gerektiği bir döneme girdik. Tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız. Tarihi bir dönemdeyiz ve hepimizin tarihsel sorumlulukları var. 14 Mayıs tarihi bir dönüm noktasıdır ve AKP-MHP iktidarını gönderdiğimiz tarih olacaktır.

14 Mayıs’ta kullanacağımız oylar hepimizin kaderini değiştirecek. Türkiye’nin kaderinin değişeceği, Kürt halkının kaderinin değişeceği bir tarih ve seçim olacak. Erdoğan’ın şu sözünü özellikle hatırlatmak isterim. “Seçimlerin kazası olmaz” diyor. Biz de buradan Muş’tan diyoruz ki; biz bu işi birinci turda bitireceğiz, kazaya bırakmayacağız! Bu işi birinci turda bitireceğimiz için kazasını, ikinci turu görmeyeceksiniz. Öyle bir gideceksiniz ki arkanıza bakamayacaksınız, tıpış tıpış gideceksiniz.

İnsanlarda şöyle bir kaygı var, bunlar kolay kolay bırakmayacaklar deniliyor. Herkes bir kaygı ve korku içinde ama size sadece bir örnek vermek istiyorum. Herkes İstanbul seçimlerini bilir. Yerel seçimlerde belediyeyi AKP’den kim aldı? Bizler aldık! İstanbul’u AKP’den kim kurtardı? Demokrasi güçleri, Kürt halkı, yani bizler kurtardık. Öyle bir fark açalım ki arada hile yapmalarına müsaade etmeyelim. Öyle bir farkla kazanalım ki İstanbul seçimlerini örnek olarak onlara gösterelim. O yüzden hiç kimse herhangi bir kaygı duymasın, korkmasın. Kimi görürsek, temas edersek, elini tutarsak söyledikleri tek şey var; “Bizi AKP’den kurtarın” diyorlar.

“Yeşil Sol Parti sizi AKP’den kurtaracak, Muş’ta 3-0 yapacağız”

Söz veriyoruz; Yeşil Sol Parti sizi AKP’den kurtaracak. Muş’ta 3-0 yapacağız. Hem Sezai Temelli arkadaşımızı, hem Sümeyye arkadaşımızı, hem Sedat arkadaşımızı seçerek, sizlerin iradesi olarak Ankara’ya göndererek Yeşil Sol’a Muş’ta 3-0 yaptıracağız. Demokrasi 3 – Faşizm 0.

Bu Tayyip Erdoğan iktidara geldiği zaman, “Şu parmağımdaki yüzükten başka servetim yok” demişti. Şimdi Yüzüklerin Efendisi oldular, çünkü çaldılar, çünkü çırptılar. Kürt halkının iradesine kayyım atadılar, belediyelerimizi gasp ettiler. Kürt düşmanlığı yaptılar. Şimdi Kürt kardeşlerimizle bir sorunumuz yok diyorlar. Ama bizim sizinle sorunumuz var, bizim Tayyip’le de Saray’la da onların vekilleriyle de sorunumuz var. Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok diyenlere şunu hatırlatmak isterim. Cezaevleri Kürt halkının temsilcileriyle ve belediye eşbaşkanlarıyla dolu. Kürt halkının belediye eşbaşkanlarının yerine kayyımlar atadınız, hepsini tek tek görevden aldınız. Kürt kardeşlerinizin sanatçılarını, avukatlarını, yöneticilerini daha iki gün önce bir kumpas operasyonuyla gözaltına aldınız.

Ama şunu söyleyelim size; sizi gönderecek olan da Kürtler olacak, biz olacağız. Kürtler bu yaptıklarınızın hepsinin hesabını sizlere sandıklarda soracak. Evet, Kürtler hiçbir dönem boyun eğmedi, biat etmedi, diz çökmedi. AKP’yi gönderdikten sonra her kesimin huzurla ve barışla yaşayacağına emin olabiliriz. Kimse Yeşil Sol’u çok fazla tanımayabilir ama sizler Yeşil Sol’u herkese tanıtacaksınız. Herkesin Yeşil Sol’un ağacının altına mührü vurması için çalışma yapmalısınız.

Ekonomik kriz herkesin yakından ilgilendiği ve herkesi yakından etkileyen bir konu ve onlar çıkmış diyor ki, “Hiç kimsenin soğanla patatesle derdi yok.” Ya soğan olmadan patates olmadan tencere kaynar mı? Sen kendi sarayında manda yoğurdu ve tropikal ülkelerin meyvelerini yerken, insanları soğan ve patates bile alamayacak duruma getirdiğini bilmiyorsun. Sen o pencereden Muş halkının yaşadıklarını göremezsin. Sen Saray penceresinden Muş halkının geçim sıkıntısı olup olmadığını bilemezsin. Biz sana Muş’tan öyle bir ders vereceğiz ki bütün söylediklerini, yaptıklarını sandıktan alacağın sonuçla ödeyeceksin.

“Camileri bile siyasetin aracı haline getirmeye çalışıyorlar”

Bu kadar yüzsüzlük hiçbir dönemde olmadı. Şimdi insanların oylarını alabilmek için camilerin önünde miting yapmaya başladılar. Camileri bile siyasetin aracı haline getirmeye çalışıyorlar. Camiler sizin siyaset yapacağınız ve oradan insanlara parmak sallayacağınız yerler değildir. Camiler ibadet yerleridir ve öyle de kalacaktır.

Sevgili Muş halkı, bugün burada sizlere hitap etmekten büyük bir onur duyuyorum. Bugün Muş’ta olmaktan büyük bir gurur duyuyorum. Bugün daha kalabalık gelecektik, ancak her bir arkadaşımızı başka yerlerde seçim çalışması yapmak üzere göndermiş buluyoruz. Örneğin Sırrı Sakık burada olacaktı ama onu İzmir’e gönderdik, Gülistan Koçyiğit de burada olacaktı ama onu da Kars’a gönderdik.

Her arkadaşımızın gece gündüz çalışarak ve bu sorumluluğu hissederek Muş’ta büyük bir zafer kazanacağından ve Yeşil Sol’un parlamentoda temsiliyetine büyük bir katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. O yüzden hepimize kolay gelsin, hepimizin yolu açık olsun. Kazanacağımıza ve başaracağımıza olan inancımızı bir kez daha ifade ederek hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. An serkeftin, an serkeftin. An azadî, an azadî.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Kılıçdaroğlu’nun Alevi Açıklaması Erdoğan’ın Silahını Elinden Aldı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve muhtemel sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler yayınlamaya devam ediyor.

Son olarak, İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, dikkat çeken bir analize yer verdi.

Haaretz’de yayınlanan, “Yeni rakibi Erdoğan’ı dindar milliyetçi stratejisini yeniden tanımlamaya zorluyor” başlıklı yazıda, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” açıklaması değerlendirildi.

CHP liderinin, Twitter hesabından paylaştığı videonun 75 milyondan fazla kez izlendiğine dikkat çekilen yazıda, Kılıçdaroğlu’nun dini kimliği daha önce bilinse de açıklamanın sosyal ve siyasi bir coşku yarattığı belirtildi.

Yazıda, “Muhalefet liderinin açıklamasının 14 Mayıs seçimlerini nasıl etkileyeceğini söylemek zor. Ama Kılıçdaroğlu şimdiden net bir zafer elde etti: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı ‘Alevi Kılıçdaroğlu gerçek Müslüman değil’ silahını elinden aldı” değerlendirmesi yapıldı.

Haaretz’in analizinde Türkiye’deki Alevilerin herhangi bir yasal statüsü bulunmadığına ve bu nedenle sayılarının net olarak bilinmediğine dikkat çekildi.

Yazıda ayrıca 1978’de Kahramanmaraş’ta Alevilere karşı tertiplenen ve 107 yurttaşın katledildiği olaylarla, 1992’de Madımak Katliamı sırasında yaşananlara da değinildi.

Türkiye’de uzun yıllar boyunca Alevilerin dini kimliklerini açık şekilde yaşamaktan geri durdukları belirtilen analizde, “Kılıçdaroğlu’nun açıklaması ve ona gelen halk desteği, Türkiye’de kimlik siyasetine yeni bir soluk getirdi. Açıklama, güç ve statü sahibi bir topluluk olarak Alevileri iktidar yarışına dahil etti” ifadeleri kullanıldı.

Yazıda, “Erdoğan’ın ülkeyi yönettiği 20 yıl boyunca Kürtler, etnik kimliklerini siyasi amaçlarla kullanan tek etnik gruptu. Şimdi etnik değil dini bir kimlik olan Alevi kimliği de siyasi yarışa katıldı. Bu, Erdoğan’ı Sünni dindar milliyetçilik politikasını yeni düzenlemeye ya da yumuşatmaya zorlayabilir” dendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Memleket Partisi Milletvekili Adayı İstifa Etti: Kılıçdaroğlu’nu Destekliyorum

Doğukan Ekiz, sosyal medya hesabından, “Memleket Partisi üyeliğimden ve Milletvekili Adaylığımdan sizlerin huzurunda istifa ediyorum” sözleriyle partisinden ve milletvekilliği adaylığından istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Doğukan Ekiz, istifa açıklamasında, “Ülkemizin ve halkımızın içerisinde bulunduğu ağır şartlar nedeniyle hayati önem arz eden değişim ve kalkınma gerekliliği bulunmaktadır. Bu değişim ve kalkınma için de en doğru adımlarla ülkeyi aydınlık bir geleceğe götüreceğine inandığım Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerimi tüm kamuoyu önünde bildiriyorum” ifadelerini kullandı.

Memleket Partisi’nin Samsun 7. sıra milletvekili adayı Doğukan Ekiz, Muharrem İnce ve parti yönetimini eleştirerek, partisinden ve adaylıktan istifa etti. Doğukan Ekiz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Samsun’da gençliğin sesi olarak çıktığım bu yolda bana var gücüyle destek olan yol arkadaşlarıma, kardeşlerime tekrar huzurunuzda teşekkürü bir borç bilirim.

Memleket Partisi’nde siyasete adım atma heyecanında bulunan bizler için, umut olduğunu düşündüğümüz Sn. Genel Başkan Muharrem İnce’nin ve Genel Merkez Yönetimi’nin söylem ve eylemlerinin AKP iktidarının ekmeğine yağ sürdüğü açıkça biz gençler tarafından görülmüştür.

Milyonlarca insan gibi benim de 24 yıllık yaşantımın 21 yılı AKP iktidarı tarafından her gün baskıların, işsizliğin, ötekileştirmenin daha da arttığı ve geleceğimizin el birliğiyle yok edildiği günleri görerek geçti.

Bu günlerin tekrarlanmaması adına aydınlık, çağdaş, umut dolu bir Türkiye Cumhuriyeti hayalimiz için AKP iktidarının yolunda koşar adımlarla ilerleyen Memleket Partisi üyeliğimden ve Milletvekili Adaylığımdan sizlerin huzurunda istifa ediyorum.

Ülkemizin ve halkımızın içerisinde bulunduğu ağır şartlar nedeniyle hayati önem arz eden değişim ve kalkınma gerekliliği bulunmaktadır. Bu değişim ve kalkınma için de en doğru adımlarla ülkeyi aydınlık bir geleceğe götüreceğine inandığım Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerimi tüm kamuoyu önünde bildiriyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu: Bir Avuç İnsana Değil, 86 Milyona Hizmet Etmeye Geliyoruz

Seçim çalışmaları kapsamında Çanakkale Biga’da yurttaşlara seslenen İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, “Bir avuç insana değil, 86 milyon insana hizmet etmeye geliyoruz” dedi.

Seçimlere ilişkin mesajlarına devam eden İmamoğlu, “Birleşe birleşe kazanacağız. Coşa coşa sandıklara gideceğiz, sandıklara sahip çıkacağız. Komşularımızı ikna edeceğiz. Herkesle konuşup onları ikna edeceğiz” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı Ekrem İmamoğlu, 14 Mayıs seçimlerine ilişkin ziyaretlerini sürdürüyor. İmamoğlu, Çanakkale Biga’da yurttaşlara seslendi.

“Bir avuç insana değil, 86 milyon insana hizmet etmeye geliyoruz” diyen İmamoğlu, “Herkes patates, soğan fiyatlarını dert etmeden pazara, manava gidecek. Yurt sorunu olmayacak. Okulda ücretsiz yemeği olacak. Bu milletin parası bu millete yeter. Yeter ki bu milletin parasını çar çur etme!” ifadelerini kullandı.

İktidara tepki gösteren İmamoğlu, “Karşınıza gelecekler ve meydan okuyacaklar. Bu iş öyle olmaz, meydan okuma işi değil bu. Bugün karşınıza gelip -cek, -cak diyenler kim biliyor musunuz? Yalancı pehlivan onlar” dedi.

“Bu memleketin 86 milyon insanımızın pehlivan evlatlarına inanıyoruz” diyerek sözlerine devam  eden İmamoğlu, “Millet İttifakı olarak göreve geleceğiz ve vatandaşımıza hizmet edeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağız ve kazandığımızı milletle paylaşacağız” diye konuştu.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Milletle konuşurken sen şu partilisin, sen bu partilisin demeyeceğiz. Allah şahit, şu güzel annelerimize baktığımda evimdeki anneme bakar gibi bakmıyorsam namertim! Bütün milletimize bakışım böyle.”

“Partizanlığı söküp atacağız”

“Devlet, milletine ayırt etmeden bakar” diyen İmamoğlu, “Devlet, milletine fırça atmaz. Millet İttifakı kimseyi ayırt etmeyecek. Partizanlığı devletin bütün kurumlarından söküp atacağız” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, “13. Cumhurbaşkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu sizin bir kuruşunuza bile zeval gelmemesi için çalışacak” dedi ve ekledi: “Tarım için çalışacağız. Tarımda köyünde çalışan kadının sosyal haklarını biz sağlayacağız. Bu şehirde ve bütün Türkiye’de sosyal imkanları artırırken, bir yandan yaşamı daha kaliteli bir hale geleceğiz.”

Seçimlere ilişkin mesajlarına devam eden İmamoğlu, “Birleşe birleşe kazanacağız. Coşa coşa sandıklara gideceğiz, sandıklara sahip çıkacağız. Komşularımızı ikna edeceğiz. Herkesle konuşup onları ikna edeceğiz” diye konuştu.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

TBB’den Sandık Güvenliği Uyarısı: Endişemiz Var

Deprem bölgesinde seçim güveliği konusu da düşüncelerini paylaşan TTB Başkanı Sağkan, “Bugüne kadar yaşananlardan dolayı hem deprem bölgesinde hem de genele yaygın bir sandık güvenliği konusunda endişemiz var” dedi ve ekledi:

“Deprem bölgesi şu anda seçim güvenliği anlamında en riskli alan. Çünkü deprem bölgesindeki çok sayıda yurttaşımız başka illere göç ettiler. Bunların büyük bir oranının geçici olarak bir başka ile gittiklerini ve haliyle ikametlerini almadıklarını biliyoruz. İkametgahlarını farklı illere taşıyanlar bakımından bir sorun yok.

Onlar bulundukları illerde oylarını kullanacaklar ancak başka illere göç edip ikametgahlarını almayanların seçim günü kendi memleketlerine dönüp oy kullanmalarını beklemek bu kadar maddi ve manevi zararın olduğu bir süreçte çok da ayağı yere basan bir beklenti olmuyor.”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerde hem deprem bölgesi hem de genele yönelik endişe taşıdıklarını söyledi.

Birgün’ün aktardığına göre, seçim güvenliğinde önceliğin seçmenlerin bilinçlenmesi olduğunu vurgulayan Sağkan, yurttaşların sandık güvenliği konusunda endişelerinin anketlere de yansıdığını ifade etti.

Sağkan, “Birçok seçimde sosyal medyaya yansıyan, basının da paylaştığı çöplerden oy pusulalarının çıkması, elektriklerin kesilmesi, mühürsüz oyların geçersiz sayılması ya da İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin YSK’nın ‘bana göre hukuksuz’ şekilde iptal edilmesi gibi insanlarda seçime dönük ciddi bir endişe ve kaygı var. Bunun da haklı sebepleri olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Sandığa katılım oranının yüksek olduğuna dikkat çeken Sağkan, “Sandığı önemsiyoruz ve sandığın değiştirebilme kabiliyetine inanıyoruz ve önemsiyoruz. Ancak hem deprem bölgesinde hem de genele yaygın bir sandık güvenliği endişemiz var. TBB de bu konuda sorumluluk bilinciyle hazırlıklarımızı yaptık” diye konuştu.

“Öncelikle seçmenlerin kendi haklarını bilmesi gerekiyor” diyen Sağkan sözlerini şöyle sürdürdü:

“2018 seçimde yüzde 2’lik geçersiz oy sayısı var ve bunun büyük oranda hatalı oy kullanmaktan kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bu hatayı en aza indirgemeleri için seçmenler için bir hukuk rehberi hazırladık.  TBB internet sayfasından da yayınladık. Öncelikle kendimiz hata yapmayacağız, haklarımızı bileceğiz. Bunu hazırladık ve vatandaşlarımızın kullanımına sunduk.”

“Deprem bölgesi şu anda seçim güvenliği anlamında en riskli alan”

Deprem bölgesinde seçim güveliği konusu ile ilgili de düşüncelerini de paylaşan Sağkan, “Bugüne kadar yaşananlardan dolayı hem deprem bölgesinde hem de genele yaygın bir sandık güvenliği konusunda endişemiz var” dedi. Sağkan şunları söyledi:

“Deprem bölgesi şu anda seçim güvenliği anlamında en riskli alan. Çünkü deprem bölgesindeki çok sayıda yurttaşımız başka illere göç ettiler. Bunların büyük bir oranının geçici olarak bir başka ile gittiklerini ve haliyle ikametlerini almadıklarını biliyoruz.

İkametgahlarını farklı illere taşıyanlar bakımından bir sorun yok. Onlar bulundukları illerde oylarını kullanacaklar ancak başka illere göç edip ikametgahlarını almayanların seçim günü kendi memleketlerine dönüp oy kullanmalarını beklemek bu kadar maddi ve manevi zararın olduğu bir süreçte çok da ayağı yere basan bir beklenti olmuyor.”

Deprem bölgesinde oy kullanımının düşük olmasını beklediklerini kaydeden Sağkan, “Göç edenler bakımından aynı yabancıların oy kullandıkları şekilde bulundukları illerde bazı bölgelere sandıklar kurularak onların da bu seçime katılmalarını sağlamak aslında devletin pozitif yükümlülüğüdür.

Ancak bu yöndeki taleplerin YSK tarafından reddedildiğini biliyoruz. Haliyle bu vatandaşların o gün kendi memleketlerine dönmesini sağlayacak sistemleri hem devletin hem siyasi partilerin çalışması gerekiyor. Seçime katılımı artırmak adına bu zorunlu. Bizim vatandaşların ayağına sandığı götürüyor olabilmemiz gerekirdi” ifadelerini kullandı.

 “Barolarımız bu konuda ciddi bir çalışma içerisinde”

Deprem bölgesinde sandık güvenliğinin sağlanması açısından yeterli sayıda sandık görevlisi, müşahit bulunmasının önemine dikkat çeken Sağkan, şöyle konuştu:

“Sivil toplumun orada yer alması çok büyük bir dert olarak görünüyor. Örneğin, bizler orada mesela Hatay Barosu ile çalışacağız, Kahramanmaraş’ta Kahramanmaraş Barosu ile çalışacağız, Malatya’da da Malatya Barosu ile çalışacağız. Ancak oralarda da çok sayıda meslektaşlarımızın geçici olarak başka illere gittiğini biliyoruz.

Belirli bir oranda hayat düzene girdiği zaman illerine geri dönecekler o sebepte bizlerin de örgütlenmekte, sandık güvenliğini sağlayacak hukukçu kimliğiyle meslektaşlarımızı zorlandığımız bir süreç yine de barolarımız bu konuda ciddi bir çalışma içerisinde meslektaşlarını görev yerlerine davet ettiler. Orada en azından avukatların bulunacağını söyleyebilirim.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Aytun Çıray İle Müsavat Dervişoğlu Arasındaki Sert Tartışma Devam Ediyor

İYİ Parti’de Aytun Çıray’ın katıldığı bir programda kullandığı, “Belki yakından takip edilmez, çok önemli bir iş değildir ama son yapılan İzmir’deki il başkanlığı seçiminde Müsavat Dervişoğlu bir aday çıkardı, ben bir aday çıkardım, benim çıkardığım aday kazandı” sözlerine Müsavat Dervişoğlu’ndan sert yanıt geldi.

Müsavat Dervişoğlu, “Kongrede desteklediğin il başkan adayının olduğuna dair tek bir açıklamanı göster siyaseti bırakacağım. Utanmazlığın da bir sınırı vardır ama utanması olana… 14 Mayısı bekle!..” dedi.

Aday listelerine tepki göstererek milletvekilliği adaylığından çekilen İzmir Milletvekili Aytun Çıray ile Müsavat Dervişoğlu daha önce de tartışmışlardı.

İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray ile İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu arasındaki tartışma devam ediyor.

Aytun Çıray, CNN Türk’te katıldığı programda, “Ben bu partinin kurucu genel sekreteriyim. Birçok bölgede ittifaklar konusunda, Millet İttifakı konusunda, diğer konularda katkısı olmuş birisiyim. Benim taban sorunum da yok” dedi.

Aytun Çıray, şunları söyledi: “Belki yakından takip edilmez, çok önemli bir iş değildir ama son yapılan İzmir’deki il başkanlığı seçiminde Müsavat Dervişoğlu bir aday çıkardı, ben bir aday çıkardım, benim çıkardığım aday kazandı. Benim tabanla ilgili bir problemim yok. Hiç kimseyle bir problemim yok, ben sadece ilkesel davranıyorum.”

Aytun Çıray’ın sözlerine Müsavat Dervişoğlu’ndan sert yanıt geldi.

Sosyal medya hesabından Aytun Çıray’a yanıt veren Müsavat Dervişoğlu, “Sen kongre sürecinde tarafsızlık teranelerinde bulunan, çeyrek adamların arkasında saklanan bir siyasi sahtekar ve zafer hırsızısın” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Kongrede desteklediğin il başkan adayının olduğuna dair tek bir açıklamanı göster siyaseti bırakacağım. Utanmazlığın da bir sınırı vardır ama utanması olana… 14 Mayısı bekle!..” dedi.

Aytun Çıray ise Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i etiketledi.

“Sonsuza kadar susacağım”

Aytun Çıray ile Müsavat Dervişoğlu daha önce de tartışmışlardı. Aday listelerine tepki göstererek milletvekilliği adaylığından çekilen İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a tepki gösteren Dervişoğlu, şunları söylemişti:

“DYP’de siyaset yaptın DYP’li, ANAP’ta siyaset yaptın ANAP’lı, CHP’de siyaset yaptın CHP’li hiç olmadın. Vekillik koparabilmek için MHP ve AK Parti’de de bulunmak istedin ama beceremedin.

İYİ Parti’de ise zaten en başından itibaren sadece problem oldun. Siyaset yaptığın partilerde şahsına kefil olacak 5’er kişi bul sonsuza kadar susacağım. Ne yaparsan yap, bu zamana kadar herhangi bir faydana şahit olmadığımızdan, vermeyi planladığın zarardan asla endişe duymayız.

Ayrıca sen kimsin ki, İYİ Parti’ye zarar verebilesin? Merak etme 14 Mayıs akşamı, hem bu ceberrut iktidardan, hem de senin gibi bir musîbetten kurtulmanın bayramını yaşayacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu “Google Trend”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Google’da en çok aranlalar listesinde yerini aldı. Son 30 günde Kılıçdaroğlu en yüksek ilgiyi 1 Nisan 2023 tarihinde gördü.

29 Mart 2023’teki puanı 75 olan Kılıçdaroğlu’nun son 30 gündeki ortalama puanı ise 43 oldu. Aynı dönemde Erdoğan’a yönelik ilgi ortalama 38 puan olarak gerçekleşti.

17-23 Nisan haftasına bakıldığında ise Kılıçdaroğlu’na gösterilen ilgi, 19 Nisan’dan itibaren artış göstererek 21 Nisan’da en yüksek seviyeye ulaştı. Verilerde 9 Nisan’daki Alevi videosu sonrasında Kılıçdaroğlu’na yönelik ilginin belirgin bir şekilde arttığı görünüyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), ‘Google trendler üzerinden 2023 seçimlerine bakış’ adlı bir değerlendirme yayımladı. Değerlendirme notunda belli bölgelerdeki eğilimlere ilişkin anlık veri sağlayan Google Trendler kullanılarak adaylara yönelik yurttaş eğilimlerinin seçim sonuçlarına ilişkin gösterge olarak kullanılabilirliği incelendi.

Değerlendirmede önce 2020 ABD Başkanlık Seçimleri, 2022 Brezilya Başkanlık Seçimleri ve 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri incelendi. Üç seçim öncesinde yurttaşların adaylara yönelik ilgisinin seçim sonuçlarına paralellik gösterdiği dikkati çekti.

2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri açısından yapılan çalışmada da anketlere paralel sonuçlar ortaya çıktı.

Son 30 günde Kılıçdaroğlu en yüksek ilgiyi 1 Nisan 2023 tarihinde gördü. 29 Mart 2023’teki puanı 75 olan Kılıçdaroğlu’nun son 30 gündeki ortalama puanı ise 43 oldu. Aynı dönemde Erdoğan’a yönelik ilgi ortalama 38 puan olarak gerçekleşti. 17-23 Nisan haftasına bakıldığında ise Kılıçdaroğlu’na gösterilen ilgi, 19 Nisan’dan itibaren artış göstererek 21 Nisan’da en yüksek seviyeye ulaştı.

Verilerde 9 Nisan’daki Alevi videosu sonrasında Kılıçdaroğlu’na yönelik ilginin belirgin bir şekilde arttığı görünüyor. Değerlendirmede son bir haftalık verilerde Erdoğan’a ilgi gösterilen bazı illerde Kılıçdaroğlu’na yönelik ilginin arttığına dikkat çekildi.

Muharrem İnce’ye yönelik ilgi ise 100 bin imzayı tamamladığı günden bu yana gerileme gösteriyor. Nisan’ın ikinci haftasında bir artma eğilimi görülse de güncel verilere göre ilginin son bir aydaki en düşük seviyelere indiği görülüyor.

Raporu kaleme alan TEPAV Maliye ve Para Politikası Araştırmaları Merkezi Direktörü Coşkun Cangöz, BirGün’den Havva Gümüşkaya’ya yaptığı değerlendirmede “Google trendler anket aracı değil ancak özellikle seçime yaklaştıkça daha iyi sonuç veriyor gibi görünüyor” dedi.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Millet İttifakı’ndan Sandık Güvenliği Hamlesi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı’ndan seçim güvenliği için dikkat çeken bir hamle geldi.

Millet İttifakı, Doğu ve Güneydoğu’da seçim güvenliğini tesis etmek için, Saadet, Gelecek, Deva ve Demokrat Parti’nin sandık kurulu üyelerini, CHP ve İYİ Parti üzerinden gösterdi.

Millet İttifakı, Doğu ve Güneydoğu’da seçim güvenliği için çalışma başlattı başlattı. Yapılan çalışma çerçevesinde her okulda bir görevli olacak. Sonuçları anında parti merkezine iletecek. Kurmaylar seçim günü bölgeye gidecek.

Seçime 17 gün kala sandık güvenliği çalışmalarını sürdüren Millet İttifakı’nda; DEVA, Gelecek, Saadet ve Demokrat partileri, CHP ve İYİ Parti’nin sandık kurulu üyeliklerindeki açığını kapatmak için 23 Nisan itibarıyla üyelerini iki partinin listelerine kaydettirdi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre 6’lı masanın seçim güvenliği komisyonunun üyeleri, “Dört parti seçime kendi logosuyla girmediği için sadece CHP ve İYİ Parti sandık kuruluna üye verebiliyor. Bu nedenle 4 parti de geride kalan pazar günü itibarıyla sandık kurulu üyesi olmak için adlarını İYİ Parti veya CHP listelerine kaydettirdi. Yani şu an Türkiye’de boş yer kalmadığını söyleyebiliriz” bilgisini paylaştı.

Sandık başında duracak görevlilere ilişkin de bilgi veren kurmaylar, “Her oy kullanılacak okulda neredeyse bir yetkili avukatımız var. Sonucu il merkezine ve genel merkezlere iletecek sorumlular da belirlendi. Seçim günü sandığın başında gezici olarak görev yapacak gözlemcilerimiz de olacak” dedi.

Doğu ve Güneydoğu’da bazı köylerde riskli alanlar olduğunu söyleyen kurmaylar, “Buralara dışarıdan takviyelerle, gönüllülerle açığı kapatmak istiyoruz” dedi.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan “Kirli İşler” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından, “Kirli işler” başlığı ile video yayımlayan Kılıçdaroğlu, “Bu seçimi, manipüle etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Çünkü bu onlar için hayat memat meselesi. Ya bitecekler, ya kalacaklar. Düşünün, kendinizi bir an için onların yerine koyun. Şu ana kadar başarılı oldukları şeyler de yok değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Mesela, halktan çalınan 418 milyar doları geri alacağım dediğim kampanya filmimizin televizyonlarda yayınlanmasını engellemeyi başardılar. Eyvallah, ben de defalarca kendilerine sert olacağımı söylemiştim. Dolayısıyla yiğide savaş, bayramdır, unutmayın. Yiğide savaş bayramdır. Böyle gelsinler, hepsi gelsin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Kirli işler” başlığı ile video yayımladı.

Kılıçdaroğlu yayımladığı videoda şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili halkım; bundan aylar önce ‘önümüzde uzun bir mücadele, ıstırap dolu bir süreç ve korkunç kara propagandalar var’ demiştim. Tam da beklediğim gibi oluyor. Büyük çaplı ve bol kaynaklı iftira kampanyaları. Ve muhalefeti engelleme çabalarıyla karşı karşıyayız.

Hileciler, yalancılar, düzenbazlar, kışkırtıcılar, troller, sabotajcılar, lüks hayat yaşayan çete patronlarının parasıyla bir araya getirildi. Ayrıca Erdoğan’ın prens ve prenseslerini, milyar dolarlık vakıfları, kirli kampanya merkezlerine dönüştürüldü. Şimdi bu çeteler ve kirli vakıfların himayesinde çok tehlikeli oyunlar oynuyorlar. Türk milletini birbirine düşürüyorlar.

Bu seçimi, manipüle etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Çünkü bu onlar için hayat memat meselesi. Ya bitecekler, ya kalacaklar. Düşünün, kendinizi bir an için onların yerine koyun. Şu ana kadar başarılı oldukları şeyler de yok değil.

Mesela, halktan çalınan 418 milyar doları geri alacağım dediğim kampanya filmimizin televizyonlarda yayınlanmasını engellemeyi başardılar. Eyvallah, ben de defalarca kendilerine sert olacağımı söylemiştim. Dolayısıyla yiğide savaş, bayramdır, unutmayın. Yiğide savaş bayramdır. Böyle gelsinler, hepsi gelsin.”

Paylaşın