HDP Ve YSP: Hedeflediğimiz Başarının Altındayız

HDK, DTK, HDP, YEŞİL SOL PARTİ, DBP, seçim sonuçlarına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Seçim sonuçları itibariyle hedeflediğimiz başarının altındayız ve bu durumu kabul ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Ortak açıklamanın devamında, “Ancak Kürt halkının özgürlük ve Türkiye halklarının demokrasi mücadelesinin belirleyiciliğini sandık matematiği üzerinden zayıflattığını düşünenlere bir kez daha sesleniyoruz: Bizler hep siyasal olarak var olduk ve ezilenler için umut olduk.

Yeni mücadele döneminde de örgütsel, politik ve toplumsal olarak kader tayin edici rolümüz devam edecektir. Bu rolümüzü en çok da ‘devlet aklıyla’ hareket ettiğini ifade edenler biliyor. İnatla ve ısrarla; demokrasi mücadelesindeki rolümüzü daha fazla büyüteceğiz ve daha güçlü bir özgürlük çıkışının öncüsü olacağız” denildi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşil Sol Parti (YSP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Sözcüleri/ Eş Genel Başkanları bir araya gelerek seçim sonuçlarını ve önümüzdeki döneme dair yapılacak çalışmaları değerlendirdi.

Beş maddelik açıklama şöyle:

1. Kürt Siyasal Hareketine yönelik Çökertme Planı karşısında çetin ve sert bir mücadele dönemini hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Kürt halkının özgürlük ısrarı karşısında devreye konulan süreklileşmiş darbe politikalarına en net yanıt 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde Kürdistan’da verilmiştir.

Statüsüzlük ve rejimin inkar/imha politikaları karşısında özgürlük duruşunda ısrar eden Kürt halkının, başta seçim süreci olmak üzere ortaya koyduğu destansı direnişinin ve zulüm iktidarına karşı sandığa yansıttığı tavrının önünde saygıyla eğiliyor; önümüzdeki dönem bu kararlı duruşa doğru, etkili ve sonuç alıcı yoldaşlık yapacağımızın sözünü yineliyoruz.

2. Aynı şekilde her türden komploculuğu, hileyi, yalanı ve dezenformasyonu devreye sokan ve devletin bütün olanaklarını kullanan faşist iktidar karşısında Türkiye halklarının gösterdiği tutumu da selamlıyoruz. Toplumdaki iki kişiden birinin Saray rejimine rıza göstermediği gerçeği, bizler açısından yeni dönemde demokratik-devrimci toplumsal mücadeleyi büyütme gerekçesidir.

3. Seçim sonuçları itibariyle hedeflediğimiz başarının altındayız ve bu durumu kabul ediyoruz. Ancak Kürt halkının özgürlük ve Türkiye halklarının demokrasi mücadelesinin belirleyiciliğini sandık matematiği üzerinden zayıflattığını düşünenlere bir kez daha sesleniyoruz: Bizler hep siyasal olarak var olduk ve ezilenler için umut olduk.

Yeni mücadele döneminde de örgütsel, politik ve toplumsal olarak kader tayin edici rolümüz devam edecektir. Bu rolümüzü en çok da ‘devlet aklıyla’ hareket ettiğini ifade edenler biliyor. İnatla ve ısrarla; demokrasi mücadelesindeki rolümüzü daha fazla büyüteceğiz ve daha güçlü bir özgürlük çıkışının öncüsü olacağız.

“Moralsizliğe, yılgınlığa kapılmadan…”

4. Demokrasi ve özgürlük mücadelemizin büyük değerlerine; zindanlarda, sürgünde, mücadelenin her alanı ve aşamasında yer alan, bedel ödeyen, emek veren her arkadaşımıza, yoldaşımıza zafer sözümüzü tekrarlıyoruz.

5. Moralsizliğe, yılgınlığa asla kapılmadan ve herhangi bir algı operasyonuna prim vermeden önümüzdeki günlerde gerek bileşenlerimizle ve kurumsal yapılarımızla gerekse de halkımızla ortaya çıkan tabloyu etraflıca değerlendireceğiz. Gerekli sonuçları çıkararak emek, barış, demokrasi, özgürlük, doğa, gençlik ve kadın düşmanı bu rejime karşı bir adım dahi geri atmadan mücadelemizi daha da ileriye taşıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan “İdam” Çağrılarına Yanıt

Selahattin Demirtaş “Hileli ve sahte bir zaferin sarhoşluğuyla, lüks sarayının balkonundan gırtlağını yırtarcasına iftira, tehdit ve hakaretlerini sürdüren yaşlı kral ve karşısında yalanlardan, hazdan başı dönmüş bir linç güruhu, hep beraber ‘idam’ diye bağırıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Olay, bir zamanların Fransa’sında geçmiyor. Sene 2023, yer Ankara. ‘Siz benim ceketimi bile asamazsınız’ diyeceğim ama buna bile değmezsiniz.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, balkon konuşmasında kendisini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya hesabı üzerinden yanıt verdi.

Selahattin Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

Hileli ve sahte bir zaferin sarhoşluğuyla, lüks sarayının balkonundan gırtlağını yırtarcasına iftira, tehdit ve hakaretlerini sürdüren yaşlı kral ve karşısında yalanlardan, hazdan başı dönmüş bir linç güruhu, hep beraber “idam” diye bağırıyor.

Olay, bir zamanların Fransa’sında geçmiyor. Sene 2023, yer Ankara.

“Siz benim ceketimi bile asamazsınız” diyeceğim ama buna bile değmezsiniz. Sadece şunu söyleyeyim:

Ben, adını aldığım Kudüs fatihi büyük Kürt Komutan Selahaddin Eyyubi’nin torunuyum. Günü geldiğinde, hepinize adil davranacağıma söz veriyorum.

Ne olmuştu?

Yeniden cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, 28 Mayıs akşamı balkon konuşmasında, “Ne diyordu? Selo’yu dışarı çıkarmak istiyorsanız oyu bana vereceksiniz diyordu. Benim sevgili milletim ne dedi? Milletim iyi biliyor… Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan bu terörist Selo’dur.

Hak ve hukukun egemen olduğu Türkiye’de sen 51 Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan Selo’yu istediğin gibi dışarı çıkaramazsın. Bizim iktidarımızda böyle bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir” ifadelerini kullanmıştı.

Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinleyen kalabalığın içinden “Selo’ya idam” sesleri duyulmuştu.

Paylaşın

CHP’li Özel: Yeni Yol Haritasını Belirleyip Paylaşacağız

Gazetecilere açıklamalarda bulunan CHP’li Özgür Özel, “Sayın Genel Başkan bu süreci olması gerektiği gibi yönetti. Kılıçdaroğlu’na oy veren kimsenin kendisine kızgın olmadığını biliyoruz. Yaşananların hiçbirini mazeret olarak yöneltmiyoruz” dedi ve ekledi:

“Sayın genel başkanın cumhurbaşkanı adaylığı sürecinden sonra seçmenle kurduğu ilişki hepimizi gururlandırıyor. Sayın genel başkanın, MYK’nin seçim değerlendirmesinin ardından yol haritasını belirleyip paylaşacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, milletvekili kaydını yaptıktan sonra TBMM’de gazetecilere açıklama yaptı.

“Hiçbir şey olmamış gibi siyaset yapacağımızı kimse düşünmesin” diyen Özgür Özel, şunları söyledi:

“Seçim sonuçları değerlendirilecek. Bu parlamentodan Sayın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olacağı inancıyla ayrılmıştık ama seçim sonuçları bunu yansıtmadı.

Cuma günü yemin törenini yapacağız. Cumartesi günü kapalı grup toplantısında bir araya gelecek, bir grup başkanı 3 grup başkanvekili seçeceğiz. Engin Özkoç milletvekili değil, Engin Altay ve ben grup başkanvekilliği görevine talip değilim. 8 arkadaşımız bu göreve talip oldu. Cumartesi seçimimizi yapacağız.

Hiçbir şey olmamış gibi siyaset yapacağımızı hiç kimse düşünmesin. 25,5 milyonun sorumluluğuyla hareket edeceğiz. Bu seçimde Meclis’e taşınan bazı isimler ve partiler üzerinden kadınların çok endişeli olduğunu biliyoruz. Kimse korkmasın. Hiçbir şey olmamış gibi davranmıyoruz. Üzerimize düşenin fazlasını yapacağız.

Sayın Genel Başkan bu süreci olması gerektiği gibi yönetti. Kılıçdaroğlu’na oy veren kimsenin kendisine kızgın olmadığını biliyoruz. Yaşananların hiçbirini mazeret olarak yöneltmiyoruz.

Sayın genel başkanın cumhurbaşkanı adaylığı sürecinden sonra seçmenle kurduğu ilişki hepimizi gururlandırıyor. Sayın genel başkanın, MYK’nin seçim değerlendirmesinin ardından yol haritasını belirleyip paylaşacağız.”

Paylaşın

RTÜK Duyurdu: Altı Kanala Seçim Yayını İncelemesi

RTÜK, YSK yayın yasaklarına uymadığı ve seçim sürecindeki yayın ilkeleri ihlalleri gerekçesiyle, Halk TV, Tele 1, KRT, TV5, Flaş Haber ve Sözcü TV’ye inceleme başlatıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / RTÜK tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, yayınlarda ‘halkı aşağılayan hakaret ve saldırılarda’ bulunulduğu öne sürüldü.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Halk TV, Tele 1, KRT, TV5, Flaş Haber ve Sözcü TV’ye inceleme başlatıldığını duyurdu. RTÜK’ün açıklamasında yer alan ifadeler şöyle:

“Milli iradenin tecelli ettiği seçim günü akşamı FOX TV’de programcılardan Çiğdem Toker’in “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” şeklindeki açıklamaları ve yayının tamamı uzmanlarımız tarafından raporlaştırılmaya başlanmıştır. Raporun tekemmül etmesine müteakip ilk Üst Kurul toplantısında dosya karara bağlanmak üzere gündeme alınacaktır.

Yine izleyicilerden gelen yoğun şikayetler üzerine sandıkların açılması ve sonuçların belli olmasıyla birlikte halkı aşağılayan, hakaret ve saldırılarla necip milletimizi küçük düşürmeye çalışan konuşmalara yer verilen HALK TV, TELE 1, KRT, TV 5, FLASH HABER ve SZC TV ile ilgili de incelemeler yapılmaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de paylaşımı alıntılayarak, şu ifadeleri kullandı: Milli iradeye, demokrasiye, seçim sonuçlarına saygı duymayan ve halkımızı aşağılayan, aziz milletimizi küçük düşürmeye çalışanların bu tutumlarına sessiz kalmayacağız.

Paylaşın

Fikret Bila: CHP’de Yerel Seçimlere Kadar Kurultay Yok

CHP kulislerinden aldığı bilgileri aktaran gazeteci Fikret Bila, “Genel Merkez’deki hava yerel seçimlere kadar kurultay yapmamak. CHP, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yerel seçimlere gidecek. Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçlar ile istifa etmek, görevini bırakmak, kurultayı çağırmak gibi bir eğilimi yok” dedi ve ekledi:

“Kılıçdaroğlu bazı MYK üyelerini değiştirebilir. Parti tüzüğüne göre Genel Başkanın parti meclisinden istediği kişileri MYK’ya alma yetkisi var. Bu bakımdan yenileme yapma ihtiyacı varsa bazı MYK üyelerini ya da tamamını değiştirerek yerel seçimlere hazırlanabilir.”

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçim sonuçlarının belli olması sonrası CHP Genel Merkezinde hareketli saatler yaşandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu gece saatlerinde Millet İttifakı liderleri, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile görüşmeler gerçekleştirdi. MYK üyeleriyle de değerlendirmeler yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirli kararlar aldığı iddia edildi.

Halk TV canlı yayınına katılan gazeteci Fikret Bilâ, söz konusu görüşmeler hakkında bilgiler paylaştı.

Bilâ’nın aktardığı bilgilerden satır başları şöyle:

“Seçim akşamı Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği anlaşıldıktan sonra CHP Genel Merkezi’nde Kılıçdaroğlu önce üçlü bir toplantı yaptı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur yavaş toplantıya katıldı.

Arkasından Kılıçdaroğlu MYK’yı toplantıya çağırdı ve uzun sürem değerlendirmeler yapıldı. Bazı MYK üyeleri ‘sizin elinizi rahatlatmak için bizler görevlerimizden istifa edebiliriz, toplu da istifa edebiliriz’ diye öneriler götürdüler.

Kılıçdaroğlu bunun doğru olmayacağını ifade etti. Bu istifaların erken olduğunu ve partinin başarısız gibi gösterileceği gibi sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapıldı. İstifalar olmadı.

“Yerel seçimlere kadar kurultay yok”

Genel Merkez’deki hava yerel seçimlere kadar kurultay yapmamak. CHP, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yerel seçimlere gidecek. Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçlar ile istifa etmek, görevini bırakmak, kurultayı çağırmak gibi bir eğilimi yok.

Kılıçdaroğlu bazı MYK üyelerini değiştirebilir. Parti tüzüğüne göre Genel Başkanın parti meclisinden istediği kişileri MYK’ya alma yetkisi var. Bu bakımdan yenileme yapma ihtiyacı varsa bazı MYK üyelerini ya da tamamını değiştirerek yerel seçimlere hazırlanabilir.

Millet İttifakı liderleri CHP ile görüşme yaptı. Yerel seçimlere ittifak ile gidilecek, böyle bir karar alındı. İttifak liderleri yerel seçimlere yine ittifak içinde gidilmesi gerektiğinin kararını vermiş durumdalar.

Seçim hakkında CHP Genel Merkezinde detaylı bir değerlendirme yapılacak. Bu konu hakkında çalışmalar başladı.

İlk etapta göze çarpan bazı bilgiler var. Örneğin İstanbul’da Ak Parti’nin elinde olan ilçe belediyeleri var. 7-8 AKP ilçe belediyesinin olduğu ilçelerde Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan daha fazla oy almış. Ankara’da Etimesgut MHP’lidir. Mamak Ak Partilidir. Bu iki ilçede de Kılıçdaroğlu önde.

Belki yerel seçimlerde çok daha parlak bir seçim zaferi kazanıldıktan sonra Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı, parti genel başkanlığı gibi konular gündeme gelebilir.”

Paylaşın

“Aktif Siyaseti Düşünmüyorum” Demişti, Mehmet Şimşek Kabinede Yer Alacak Mı?

Yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirten Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Erdoğan’ın seçim akşamı yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verirken, Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması bekleniyor. Ancak, Mehmet Şimşek’in yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Türkiye’de seçim sonrası “düşük faiz yüksek kur politikasına” yeni dönemde devam edilip edilmeyeceği merak edilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verdi.

Eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması beklenirken, yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Reuters haber ajansı Erdoğan ile Şimşek’in dün biraraya geldiğini aktardı. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Diğer yandan Reuters haber ajansı seçim öncesi yayınladığı bir haberde hükümet yetkilileri ve konu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan 9 kaynakla görüşmeler yaptığını aktararak, AK Parti’den bir grubun kademeli faiz artışları ve hedefli bir kredi programından oluşan yeni ekonomi politikasının nasıl benimsenebileceğini tartışmak üzere geçtiğimiz haftalarda biraraya geldiğini bildirmişti.

Yönetim dışında olan ancak geçmişte üst düzey görevlerde bulunmuş bazı AK Parti üyelerinin de dahil olduğu görüşmelere, Erdoğan’ın doğrudan katılmadığı belirtilmişti.

Ancak Reuters bu grubun aksine parti içinde faiz indirimlerine devam edilmesi ve mevcut ekonomi politikasına bağlı kalınmasını savunan AK Partili yetkililerin de yer aldığına dikkat çekmişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın dün verdiği bir demeçte, Şimşek’in dolaylı desteğinin hep sürdüğünü belirterek, “Bundan sonra da destek vermeye devam edecek. Bunun şekli ne olur, kabineye girer, giremez onu bilemiyorum” dedi.

Erdoğan seçimden önce yaptığı bir açıklamada, Şimşek koordinasyonunda bir ekibin ekonomi politikalarını daha da güçlendirmek için hazırlıklar yürüttüğünü söylemişti.

“Aktif siyaseti düşünmüyorum” demişti

Mart ayında Erdoğan’la görüşen Şimşek görüşme sonrası Twitter hesabından yaptığı açıklamada, kendi alanına giren her konuda istenen desteği vermeye hazır olduğunu, ancak yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirtmişti.

Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında, “faiz indirildi, enflasyon da inecek” diyerek, “uluslararası itibara sahip finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarladıklarını” dile getirdi.

Mehmet Şimşek 2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Biden Görüştü: F-16 Ve İsveç’in NATO Üyeliği

ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinde F-16, İsveç’in NATO üyeliği ve iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerletilmesinin gündeme geldiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak tebrik ettiği belirtildi.

ABD Başkanı Biden’ın görüşmede, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını dilediği” ifade edildi.

Açıklamada iki liderin, “bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda işbirliğini ilerletme hususunda mutabık kaldığı” belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında hangi konu başlıklarının ele alındığına ilişkin başka bir ayrıntı paylaşılmadı.

“Erdoğan F-16 konusunu gündeme getirdi”

Reuters’ın haberine göre Başkan Biden, Erdoğan’ın telefon görüşmesinde ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışı olasılığını; kendisinin de Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımına itirazından vazgeçmesi konusunu gündeme getirdiğini söyledi.

Habere göre ABD Başkanı Biden bu konuyu önümüzdeki hafta daha ayrıntılı konuşacaklarını belirtti.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç’in İttifak’a katılım protokolünü henüz Türkiye onaylamadı.

Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünü onaylayan Türkiye İsveç’ten terörle mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep ediyor.

Türkiye, terörist olarak gördüğü militan grupların üyelerini İsveç’in barındırdığını ve Ankara’nın güvenlik endişelerini gidermek için geçen yıl Haziran ayında Madrid’de varılan anlaşma kapsamında üzerine düşeni yapmadığını savunuyor.

İki ülke arasındaki NATO görüşmeleri, Türkiye’deki seçim sürecinde durma noktasına gelmişti.

İsveç 11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak ittifak zirvesine kadar NATO’nun 32’nci üye ülkesi olmayı umuyor.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmiş; “Ortak güvenliğimiz gelecekteki bir önceliktir” demişti.

Paylaşın

Davutoğlu: Yeni Siyasi Konjonktürdeki Yol Haritamızı Belirleyeceğiz

Seçim sonuçlarına ilişkin açıklamalarda bulunan GP Lideri Davutoğlu, partililere seslenerek, “Sizler yeni parti kurma ortamı açısından herkesin korku ikliminde sustuğu Cumhuriyet tarihinin en zor dönemlerinden birinde samimiyetle ve cesaretle çağrımıza kulak verdiniz, mahallelerinizdeki konfor alanlarından çıktınız ve ayağa kalktınız. Fiili saldırılara, hukuki davalara, baskılara, dışlamalara direnerek sadece bir parti kurmadınız, ülkenin siyasi iklimini değiştirdiniz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ekonomik zorluklara rağmen kimseye boyun eğmeden özgürlükçü demokrasi mücadelesinde milletimizin gür sesi oldunuz. Millet ittifakı içinde kaynaştırıcı bir misyon, seçim sathı mahallinde enerjik bir güç kaynağı oldunuz. Teşkilatlarımız olarak adayımızın olmadığı illerde dahi büyük bir gayretle gece gündüz çalıştınız.”

Davutoğlu, açıklamasının devamında, “Bugün yeni bir başlangıç günüdür. Her zamankinden daha büyük bir azim ve kararlılıkla çınar yaprağının beş kolunu oluşturan adalet, demokrasi, refah, eşitlik ve siyasi ahlak mücadelemize devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde her düzeyde yapacağımız istişarelerle başta yerel seçimler olmak üzere yeni siyasi konjonktürdeki yol haritamızı belirleyeceğiz. TBMM’ndeki on cesur yürek arkadaşımızla insanlarımızın hakkını ve hukukunu koruyacak, daha büyük birlikteliklerin önünü açacağız” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayınla Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu sonuçlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Hepimizin geleceği açısından son derece önemli bir seçimi geride bıraktık. Demokrasilerde seçimler sonuçları ne olursa olsun bir yenilenme imkanı sunarlar. Bu imkanı değerlendirenler bir sonraki seçime daha hazır hale gelirler. Bugün gerek siyasi partiler gerekse bütün bir toplum olarak bu değerlendirme sorumluluğu ile karşı karşıyayız.

Her şeyden önce dünyada örneği az görülen bir katılım oranı ile sandığa giden halkımızın demokratik olgunluğu geleceğimizin en büyük teminatıdır. Bu siyasi katılım bilinci oldukça her krize çözüm bulabilir, her çürümüş siyasete alternatif üretebilir, her karanlık tünelden yeni bir ufka yelken açma umudunu sürdürebiliriz. Bu bilinç dolayısıyla sandığa giden her bir vatandaşımıza, sandık başında demokrasinin namusu olan oylara sahip çıkmak için çaba gösteren her bir görevlimize ve müşahidimize teşekkür ediyorum.

Milletimizin tecelli eden iradesi başımızın tacıdır.

Seçim sonuçlarına göre yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyorum. Son derece eşitsiz şartlarda demokrasi mücadelesi veren sayın Kılıçdaroğlu’na ve birlikte mücadele ettiğimiz Millet ittifakı liderlerine ve belediye başkanlarına teşekkürü bir borç biliyorum.

Bugün ülkemizin karşı karşıya olduğu son derece yaygın bir yoksullaşmaya yol açan ekonomik kriz, on bir şehrimizi ve insan dokusunu tahrip etmiş depremin getirdiği sorunlar, kurumsal çözülme, ekonomipolitik sistemin her bir yanına nüfuz etmiş yolsuzluklar, adalet sistemine güvensizlik vb. derin bunalım unsurları bütün can yakıcılığıyla gündemimizde.

Bütün bu sorunların müsebbibi olan iktidar elindeki devlet imkanları ve tekeline aldığı propaganda araçları ile kampanya süresince bu sorunların değil, milli ve dini sembollerin kullanıldığı terör ve din özgürlüğü bağlamında bir tehdit algısının gündemi işgal etmesini başardı. Kabul etmek durumundayız ki, en azından bu aşamada sembol istismarına dayalı siyaset alternatif politika önermelerine dayalı akli siyasete, kutuplaştırma dili nezaket diline, montaja dayalı yalan propaganda umuda dayalı kampanyaya galebe çaldı.

Ancak şimdi seçim bitti ve bütün bu can alıcı sorunlar başta iktidar olmak üzere hepimizin gündeminde. Şahıs ve grup çıkarını değil, ülke çıkarını siyasetin merkezine alan Gelecek Partisi olarak bundan sonra bu sorunların çözümü yönündeki çabalarımızı yapıcı muhalefet anlayışı zemininde sürdürecek, otoriter yolsuzluk düzeninin devamı yönündeki her uygulamaya karşı da kararlılıkla direneceğiz.

Dün gece Sayın Erdoğan’ın Kısıklı ve Beştepe konuşmalarını hiçbir önyargı olmaksızın sadece tek bir saikle dinledim: Sayın Erdoğan acaba son dönemine başlarken artık seçim hedefine ulaşmış olmanın özgüveni içinde yeni bir sayfa açarak hep birlikte ülke sorunlarını çözmeye yönelme olgunluğu gösterecek mi, yoksa alışageldiği siyasi nezaketten yoksun hakaret ve kutuplaştırma yöntemi ile var olan sorunları ve yolsuzlukları hamaset şalı ile örtecek bir dil mi kullanacaktı?

Maalesef, arzu etmediğim ama beklediğim oldu ve beni şaşırtmadı. Karşımızda iki Erdoğan vardı. Prompter’a sadık kaldığında metin yazarlarının ifadeleriyle “bu seçimin kaybedeni olmayacak, 85 milyon kazanacak” diyerek kucaklayıcı mesajlar verirken, prompterdan koparak irticalen konuştuğunda bilinçaltını ortaya dökerek yine hakaret ve itham diline döndü. Bizlerin de içinde olduğu bütün bir muhalefeti LGBT’ci, terör ile işbirlikçi, dış güçlerin aparatı ilan etti, milli iradeyle seçilmiş milletvekillerine “kiralık vekiller” diye hitap etti, rakibi Sayın Kılıçdaroğlu’nu kitlelere yuhalattı.

Seçilen Cumhurbaşkanının kullandığı bu kutuplaştırıcı dil toplumsal barış ve ülke için en büyük tehdittir.

Sayın Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum: Demokratik ülkelerde rastlanmayan yöntemlerle de olsa seçimi kazandınız ve kaybetmekten çok korktuğunuz iktidarınızı korudunuz. Muhalefet de milli iradeye saygısını ortaya koydu. Artık biraz olgunluk gösterin ve bu dışlayıcı aşağılayıcı dili terk edin. Millet bu kutuplaşmadan yorgun düştü, daha fazla yormayın. Madem seçimi kazandınız, ülkenin sorunlarına odaklanın.

Cumhur İttifakı’na oy vermiş değerli vatandaşlarım,

Verdiğiniz oya saygım sonsuzdur. Ancak büyük bir çoğunluğunuzun ülkedeki bütün bu sorunların müsebbibi olan iktidara bu desteği iç huzuru ile vermediğinizi de biliyorum. İktidardaki güç yozlaşmasının ve varolan yakıcı sorunların siz de farkındaydınız; ancak iktidarın oluşturduğu din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili kazanımların korunması ve terörle mücadele kaygısına dayalı korku iklimi varolan sorunları ertelemenize yol açtı. Ne yazık ki devletin resmi kanalı TRT de dahil olmak üzere tüm iletişim kanallarının bize kapalı olması nedeniyle tüm samimi çabalarımıza rağmen biz de size yeterince ulaşamadık.

Ancak siz de şunu görün lütfen. AK Parti bu seçimi olumlu icraatları ile değil ürettiği korku ve dürtü politikası ile kazandı. Artık seçim geçti; arzu ettiğiniz gibi bu korkuları engelleyeceğini düşündüğünüz iktidar İslam ahlakına, devlet kültürümüze ve Anadolu irfanına açıkça aykırı yolsuzluk düzeninin daha da derinleşmesi pahasına da olsa sürecek.

Ortada bir vehim şeklinde üretilen muhalefet kazanırsa “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılacak”, “Ayasofya tekrar müze yapılacak”, “başörtüsü yasaklanacak”, “savunma sanayi durdurulacak”, “LGBT’ye özgürlükler tanınacak”  vb. yalanlara dayalı vehimler artık geçersiz olduğuna göre iktidardan verdiğiniz oyun hesabını sormaktan çekinmeyin. Bunu bizim için değil çocuklarınız ve torunlarınız için yapın.

“Herkesle yüzleşmeye ve halleşmeye hazırım”

Bizim ne yapacağımızı merak ediyorsanız onu da söyleyeyim. Hakkımda uydurulan iftiralara inanmış kardeşlerim de dahil herkesle yüzleşmeye ve halleşmeye hazırım.

Evet, gençliğimden beri savunduğum değerlerle buradayım. “Eski Başbakan”, “Gelecek Partisi Genel Başkanı”, “Ahmet Hoca”, “Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu” olarak değil “Mehmet oğlu Ahmet” olarak huzurunuzdayım. Arkamda ne iktidar, ne medya, ne sermaye gücü var; dış odakların da iç odakların da hedefinde oldum, hala hedefindeyim. Bırakın gemiyi, sandalım dahi yok ki yakayım.

Neye mi güveniyorum? Mutlak adaletine inandığım Rabbime ve nihai kertede hiçbir zaman şaşmayacağına inandığım milletimin vicdanına.

12 Eylül’ün sert rüzgarlarında, 28 Şubat’ın kuru ayazında, 15 Temmuz’un yakıcı gecesinde neredeysem hala oradayım. Başını omuzuma koyup ağlayan Arakanlı kardeşimle, bütün varlığıyla sadece bana değil bir umuda sarılan Doğu Türkistanlı yaşlı büyüğümle, Gazze’de bombalar altında Şifa hastanesinde şehit kızının başında teselli arayan Filistinli kardeşimle kucaklaştığımda hangi hal ile hallenmişsem yine aynı hal üzereyim. 28 Şubat şartlarında dahi hiç ara vermediğim ilim kürsüsünde, İslam dünyasına yeni bir nesil yetiştirme amacıyla Malezya’da 85 milletten gençlere verdiğim derslerde, Mavi Marmara katliamı sonrası BM Güvenlik Konseyi’nde, terörle mücadelede Van havaalanında şehitlerimizi uğurlarken, Arakan’da bir selam ile ayağa kalkan mazlumlara hitap ederken kelamım hangi nefesten çıkmışsa yine aynı nefese sahibim.

Ne insani kimlik, tarih ve zaman bilinciyle donandığım değerlerden taviz verdim, ne küçük çıkarlar için güç yozlaşmasının girdabına kapıldım. İnsanım, hata yaptım belki ama hatamı inancımla ve vatanperverlik hamaseti ile örtmeye çalışmadım.

Başbakanken devleti kurumsal çürümeden, ülkeyi terör örgütlerinden, AK Parti’yi yolsuzluklardan temizlemek için nasıl çaba sarf ettiğime Rabbim de sizler de şahitsiniz. Meselemin bir şahsi ikbal meselesi olmadığını gösterebilmek için herkesin peşinde koştuğu başbakanlık makamı dahil bütün makamları ülkem ve parti zarar görmesin diye terk ettim. Ülke yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluktan oluşan şeytan üçgeninin girdabına girdiğinde ise güçlü bir alternatif oluşturmak için nasıl gayret ettiğime de bu süreçlerin içinde olanlar şahittir. Bütün bu çabalarım karşılıksız kaldığında her türlü çileyi göze alan dava arkadaşlarımla yola çıktığımda bunu beyhude çaba olarak görenler olmuştu. Halbuki biz gücü değil ahlakı, zaferi değil seferi, çıkarı değil çileyi, beni değil bizi öncelemiştik.

Bütün benliğimle, çıkarlarıyla değil ilkeleriyle siyaset yapan, “olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan” Gelecek Partisinin fedakar ve samimi kadrolarıyla bugün de buradayız. Dürtüleriyle değil yüreğiyle yaşayan insanlara has bir vakarla dimdik ayaktayız. Sizin oylarınızın hukukunu da aramak üzere siyaset yapmaya devam edeceğiz. Sizden tek talebimiz kısa dönemli güç politikasının sürmesi adına kulaklarınızı bize, gözlerinizi gerçeklere kapatmayın. Her Müslümanın bildiği hadis mucibince “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmayalım ve gerektiğinde Hz. Ömer’den hesap soran sahabinin ahlakı ile ahlaklanalım. Kendimize örnek olarak her tür yolsuzluğa meşruiyet kılıfı bulan din adamlarını değil, haksızlık söz konusu olduğunda kimliğe değil fiile bakan ve hem Emevi hem Abbasi hapishanelerinde çile çeken ve bir rivayete göre son nefesini adalet arayışı için zindanda veren İmamı Azam Ebu Hanifeyi örnek alalım. Onu sadece ibadet ederken değil toplumsal ahlak için de rehber edinelim.

Millet İttifakı’na destek vermiş olan değerli vatandaşlarıma da sesleniyorum.

Asla ümitsizliğe de olası tahriklere de kapılmayınız. Seçim neticeleri bir iktidar değişimine yol açmamışsa da toplumun yarısı statükoya karşı değişim talebini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Sayın Erdoğan’ın dün geceki üslubu sizi yanıltmasın. Cumhur İttifakı’na destek verenlerin iktidarın uygulamalarını ve otoriter yolsuzluk düzenine dayalı statükoyu benimsediği düşüncesine kapılmayınız. Onların bu tercihi, oluşturulan korku ikliminin eseridir. Onlarla köprüleri atmayalım, yeni köprüler kuralım. Kutuplaşma tuzağını biz bozalım.

Altılı Masa ve sonucunda oluşan Millet İttifakının siyasi tarihimiz içindeki önemine ilk günkü gibi inanıyorum. Biz sadece altı lider olarak bir araya gelmedik; birbirini tanıma şansı olmayan kitleleri de ortak bir demokratik toplum hedefinde buluşturduk. Yine söylüyorum: bu çaba 200 yıllık modernleşme, 150 yıllık Meclis, 100 yıllık Cumhuriyet, 75 yıllık demokrasi tarihimizin bütün ana damarlarını bir araya getiren bir toplumsal barış projesidir. Bu toplumsal barış projesine destek veren bütün liderlere ve zorlu seçim mücadelesinde omuz omuza mücadele veren parti teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Bu süreçte yeni dostluk köprüleri kuruldu, yeni bir iklim oluştu. Ülkemizin bu dostluk köprülerine ve bu toplumsal barış iklimine ihtiyacı var.

Özetle, bu toplumsal barış projesi asla başarısız olmamıştır. Bu misyon yeni şartlara uyum sağlayacak şekilde yeniden değerlendirilmeli, bu çabalarla oluşan toplumsal zemin ise mutlaka korunmalıdır. Ülkenin muhafazakar, milliyetçi ve laik akımların gittikçe radikalleşen otoriter formlarına karşı özgürlükçü muhafazakarlığın, özgürlükçü milliyetçiliğin ve özgürlükçü laikliğin ortak bir zeminde ve gelecek vizyonunda buluşması son derece değerlidir. Bu misyonun gerektirdiği şekilde Erdoğan liderliğinde oluşan Cumhur ittifakı ve seçim yaklaşırken aralarına katılan yeni bileşenleri de dahil olmak üzere sergilenen otoriter yaklaşımların daima karşısında olacağız.

Bir bütün olarak toplumumuzun bütün kesimlerine de seslenmek istiyorum. Önümüzde bizi bekleyen en büyük tehlike dün seçim neticesinin ortaya çıkardığı ortadan ikiye yarılmış toplum görüntüsünün kemikleşerek kalıcı hale gelmesi ve bu parçalanmanın yetmişli ve doksanlı yıllarda olduğu gibi otoriter dikta heveslilerince istismar edilmesidir. Sayın Erdoğan’ın dünkü konuşması bu kaygıyı azaltmadığı gibi artırmıştır.

Aslında birbirine karşı imiş gibi görünen veya iktidar tarafından böyle gösterilen bu yüzde ellilik topluluklar aynı ideal ve özlemin peşindedirler: bağımsız ve güçlü bir ülke, özgür ve demokratik bir toplum, insan onuruna yakışır bir hayat standardı.

Demokrasi tarihimizde hiçbir siyasiye nasip olmamış bir tecrübemi paylaşarak bu kanaatimi pekiştirmek istiyorum. 2015 yılındaki iki seçimde AK Parti Genel Başknaı ve Başbakan olarak büyük çoğunluğu muhtemelen bu seçimlerde Cumhur İttifakı’na oy vermiş AK Partililere hitap ettiğim İstanbul (Maltepe), İzmir (Konak), Samsun (Cumhuriyet) ve Bursa (Gökdere) meydanlarında bu kez Gelecek Partisi Genel Başkanı olarak AK Parti’ye muhalif Millet İttifakı seçmenlerine hitap ettim. Benim için hem son derece duygusal hem de sınama niteliği taşıyan tecrübelerdi. İki farklı kutbu temsil ettiği düşünülen iki kitle ile de coşku yüklü duygusal iletişim bağı kurduğumda şunu fark ettim: Yüreğinizle konuştuğunuzda milletimizin farklı kesimlerinin duygularını buluşturabilirsiniz.

Kitleler farklı idi ama ben hemen hemen aynı milli duyguları ve aynı demokratik vurguları öne çıkarmıştım ve aynı coşkuyla karşılanmıştım. Bugün de kendime ve partime biçtiğim en önemli misyon iktidar sahiplerinin otoriter yolsuzluk düzenini korumak için kutuplaştırma taktiği ile birbirne hasım hatta düşmen kılmaya çalıştığı bu kitleleri ortak bir gelecek vizyonunda buluşturmaktır.

Bu zor şartlarda şiarımız kutuplaşma değil kucaklaşma olmalıdır.

Son olarak bütün bu zorlu süreçlerde kendilerine hiçbir çıkar ve makam vaat etmememe rağmen beni hiç yalnız bırakmayan vefakar Gelecek Partisi kadrolarına seslenmek istiyorum.

Sizler yeni parti kurma ortamı açısından herkesin korku ikliminde sustuğu Cumhuriyet tarihinin en zor dönemlerinden birinde samimiyetle ve cesaretle çağrımıza kulak verdiniz, mahallelerinizdeki konfor alanlarından çıktınız ve ayağa kalktınız. Fiili saldırılara, hukuki davalara, baskılara, dışlamalara direnerek sadece bir parti kurmadınız, ülkenin siyasi iklimini değiştirdiniz. Ekonomik zorluklara rağmen kimseye boyun eğmeden özgürlükçü demokrasi mücadelesinde milletimizin gür sesi oldunuz. Millet ittifakı içinde kaynaştırıcı bir misyon, seçim sathı mahallinde enerjik bir güç kaynağı oldunuz. Teşkilatlarımız olarak adayımızın olmadığı illerde dahi büyük bir gayretle gece gündüz çalıştınız.

Bugün yeni bir başlangıç günüdür. Her zamankinden daha büyük bir azim ve kararlılıkla çınar yaprağının beş kolunu oluşturan adalet, demokrasi, refah, eşitlik ve siyasi ahlak mücadelemize devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde her düzeyde yapacağımız istişarelerle başta yerel seçimler olmak üzere yeni siyasi konjonktürdeki yol haritamızı belirleyeceğiz. TBMM’ndeki on cesur yürek arkadaşımızla insanlarımızın hakkını ve hukukunu koruyacak, daha büyük birlikteliklerin önünü açacağız.

Bu vesile ile Aziz İstanbul’umuzun Fethi’nin 570. yılı kutlar, çağ kapatıp, çağ açarak Hz. Muhammed’in övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve fetih şehitlerimizi rahmetle anarım.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Tarihin Doğru Tarafında Yer Aldık

14 ve 28 Mayıs seçimleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan DEVA Lideri Babacan, “Demokrasi bir müsabaka değildir. Birinin kazandığı, diğerinin kaybettiği birinin galip geldiği, diğerinin mağlup olduğu bir yarış değildir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veren dostlarım mağlup değiliz. Biz her birimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu vatandaşlarıyız. Vicdanımız rahat olsun, tarihin doğru tarafında yer aldık.”

Babacan, açıklamasının devamında, “Hep beraber hakça mücadele ettik hakça. Mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü haklıyız. Haklı olmanın verdiği güçle mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü demokrasi değerli arkadaşlarım sadece seçimden seçime oy kullanmaktan ibaret bir sistem değildir. Demokrasi, muhalefet partileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, özgür basınla her daim denetleme, denge ve kontrol çabasıdır” ifadelerine yer verdi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 14 ve 28 Mayıs seçimleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunduğu, “Umutsuzluğa yer yok. Tarihin doğru tarafındayız. Biz buradayız” notu ile video yayımladı.

Babacan, paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:

“Demokrasi bir müsabaka değildir. Birinin kazandığı, diğerinin kaybettiği birinin galip geldiği, diğerinin mağlup olduğu bir yarış değildir. Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veren dostlarım mağlup değiliz. Biz her birimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu vatandaşlarıyız. Vicdanımız rahat olsun, tarihin doğru tarafında yer aldık. Hep beraber hakça mücadele ettik hakça.

Mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü haklıyız. Haklı olmanın verdiği güçle mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü demokrasi değerli arkadaşlarım sadece seçimden seçime oy kullanmaktan ibaret bir sistem değildir. Demokrasi, muhalefet partileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, özgür basınla her daim denetleme, denge ve kontrol çabasıdır.

Aynı zamanda hep söylediğim gibi demokrasi emek ister, demokrasi sabır ister, demokrasi özen ister. Çok çalışacağız, daha da çok çalışacağız. Erdoğan şunu diyemez: ‘Ben vatandaşlarımızın yüzde 50 oyunu cebime koydum.

Yüzde 48’inden bana ne.’ Bakın seçim sonucu değerli arkadaşlar öyle olmuş, böyle olmuş, asıl biz Türkiye’yi kazanmak için çalışıyoruz. Türkiye’yi kazanmak için de yolumuza devam edeceğiz. Unutmayın doğacaktır sana vadettiği günler hakkın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.”

Paylaşın

Joe Biden Ve Vladimir Putin, Erdoğan’ı Tebrik Etti

ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Seçimini kazanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik etti.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (ABD) Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

ABD Başkanı Biden, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider, bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kaldı.”

Putin, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak tebrik etti.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak seçim başarısı dolayısıyla tebrik etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider yeni dönemde de Türkiye-Rusya ilişkilerinde ve bölgesel konularda iş birliğini daha da geliştirme konusunda mutabık kaldı.”

Paylaşın