HDP’li Günay’dan Seçim Açıklaması: Hatalarımızdan Ders Çıkaracağız

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan HDP Sözcüsü Günay, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Eleştiri de özeleştiri de kurumsal sorumluluk temelinde yapılacaktır. Bu yüzden bireysel kararlarla ve bireysel inisiyatiflerle bu dönem karşılanamaz, var olan yetersizlikler aşılamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm partili arkadaşlarımıza da çağrımız şudur: Bu dönemin karşılıklı muhasebesini yapmak için sahici ve onarıcı bir eleştiri ve özeleştiri sürecinden geçip siyasete taşıdığımız tüm iradeyle yeniden buluşarak, yüksek bir moralle Büyük Kongre’ye yürüyelim. Hedefimiz budur.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin yeniden yapılanma sürecine ve netleşen takvime ilişkin HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Selahattin Demirtaş’ın açıklamaların yorumlayan Günay, “Elbette ki kendisi önceki dönem eş genel başkanımız ve biz bu süreçte tartışmaları ve çalışmaları yürütürken, parti kurullarımızla, siyaseten hdp içindeki cezaevindekiler aktörlerle tartışma süreci yürüttük. Bütün parti ve seçim stratejisini kurullarla tartışarak yürüttük.

Bu konu ve bu konu üzerinden yapılan spekülatif söylemlere Demirtaş’ın kendisi aslında birçok konuda gerekli cevapları verdi. Kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığı hukuki durumu nedeniyle ilgili kurullarmızda değerlendirilmedi. Kendisiyle bu konuyla ilgili yapılan istişarelerde bir kadın cumhurbaşkanı adayı önerisi vardı” dedi.

Partinin seçim sonrası yeniden yapılanma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenleyen Günay şöyle devam etti:

“Seçimler sonrası biz de değerlendirme süreçlerimizi başlattık. Bu toplantılarda, seçim sonrası değerlendirme sürecinin hangi başlıklarla ve yöntemlerle yapılacağı konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Meclis grubumuz bugün ilk kapalı grup toplantısını gerçekleştirecek. Yine 2 Haziran’da Merkez Karar Yürütme kurulumuzu toplayacağız. Ardından, 4,5,6 Haziran’da da kadın meclisimiz, parti meclisimiz ve il eş başkanları toplantımız gerçekleşecek. Süreç bütün yönleriyle tartışılacaktır.

Tüm bu hazırlıkların temel iki amacı var. Birincisi seçim dönemi öncesi yaşanmış olan eksiklikler ve yetersizlikleri gidermek, bir eleştiri ve özeleştiri sürecini işleterek, yanlışlarımızdan hatalarımızdan dersler çıkartmak. İkincisisiyse, hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan, yapılan muhasebenin gereklerini yerine getirmek için hem politikalar hem de örgütsel yapı açısından yenilemek, yeni muhasebenin örgütsel sonuçlarını yaratmaktır. Tüm partili arkadaşlara çağrımız şudur;:

Bu dönemin karşılıklı muhasebesini yapmak için sahici ve onarıcı bir özeleştiri sürecinden geçip, siyasete taşıdığımız tüm iradeyle yeniden buluşarak, yüksek bir moralle büyük kongreye yürüyelim. Yeni sürecin öznesi olmak isteyne tüm partililerimizi, emektar arkadaşlarımızı. eleştiri ve özeleştiri ve yeniden yapılanma sürecine katkı sunmaya, katılmaya, ve yeniden yapılanmaya çağırıyoruz.”

Paylaşın

Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçiminin Kesin Sonucu Açıklandı

YSK Başkanı Ahmet Yener, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminde, Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın yüzde 52,18; Kılıçdaroğlu’nun yüzde 47,82 oy oranına ulaştığını söyledi. Kesin sonuçlar Resmi Gazete’de bugün yayınlanacak.

Haber Merkezi / YSK Başkanı Yener, “Kurulumuz seçim takvimi içerisindeki süreçleri izlemiş ve 29-31 Mayıs tarihinde sona eren ikinci oylamasına ilişkin itirazları dün kurulumuz değerlendirmiştir. Söz konusu itirazlar sonuçlandırılmış ve 28 Mayıs seçimlerinin ikinci tur sonuçları ilan edilmek üzere Resmi Gazete’nin mükerrer sayısına gönderilmiştir.” dedi.

Ahmet Yener, ikinci oylamada katılım oranının toplam yüzde 84,15 olduğunu söyledi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinin kesin sonuçlarını açıkladı. Yener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen seçimin ardından 15 Mayıs 2023 tarihinde ilk defa gerçekleştirilen ikinci tur oylama süreci başlamış olup, 20 Mayıs 2023’te yurt dışında oy verme işlemi başlamıştır. İkinci tur oylamanın ilk aşaması olan yurt dışı temsilcilik oylaması başlamıştır.

YSK üyelerine, merkez teşkilatımıza ve diğer tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 24 Mayıs 2023 tarihinden yurt içi oy verme gününe kadar dönüş transferleri gerçekleşmiştir. YSK’nın ve tüm teşkilatımızın özverili çalışmalarını kamuoyunun takdirine sunuyorum.

İtirazlar sonuçlandırılmış ve 28 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur sonuçları Resmi Gazete’ye gönderilmiştir. 28 Mayıs’ta seçimin ikinci oylamasında 52 milyon 93 bin 375 seçmenimizin oy kullandığı görülmüştür.

Yurt dışında 1 milyon 930 bin 26 seçmenimiz oy kullandı. Yurt içi ve 54 milyon 23 bin 601 seçmenimizin oy kullandığı görülmüştür. Sayın Erdoğan’ın 27 milyon 834 bin 574 oy aldığı, Kılıçdaroğlu’nun 25 milyon 475 bin 724 oy aldığı görülmüş olup, Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak seçildiği anlaşılmıştır.”

Paylaşın

HDP’de Değişim Tartışmaları Hız Kazandı

Yeşil Sol Parti kongre sürecini erkene çekerek yaz aylarında kongreye gitmeyi planlıyor. Kongreye gidilmeden önce partinin il örgütleriyle derinlemesine görüşmeler, illerde konferanslar, toplantılar yapılacak ve yapısal sorunlara birlikte çözüm aranacak. Tüm bu süreçler sonucunda alınan öneriler doğrultusunda yeniden yapılanmaya gidilecek.

Bu yeniden yapılanma hem politik düzeyde olacak hem de yapısal değişiklikler içerecek. HDP’nin bileşen yapısı dahil tüm süreçlerin gözden geçirileceği bu dönemin sonunda Yeşil Sol Parti’nin kongresi gerçekleşecek. 1 Ekim’den önce gerçekleşmesi beklenen kongrede HDP’nin eş genel başkanları dahil tüm yönetim kadrolarında ciddi değişim olması bekleniyor.

Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, geride bırakılan seçim sürecinde Selahattin Demirtaş’la sürekli iletişim halinde olunduğunu anlatan HDP’liler, avukatlar aracılığıyla her gün mesajlaşıldığını, seçime dair atılan neredeyse tüm adımların birlikte planlandığını, Demirtaş’ın her önerisinin değerlendirildiğini kaydetti.

Seçimden sonra yapılan toplantılarda, görüşmelerde MYK üyelerinin bir kısmının istifaya hazır olduklarını söylediğini de kaydeden HDP yöneticileri, “ortada bir başarısızlık varken sorumluluktan kaçmak doğru olmaz” görüşünün ağır bastığını ve özeleştiri süreci ile birlikte yeni dönemin hızlıca planlanmaya başlandığını aktardı.

Edinilen bilgilere göre kapatma davasının sonucunun ne olacağına bakılmaksızın ve davanın bitmesini beklemeden Meclis’te Yeşil Sol Parti grubu kurulacak. Eş genel başkanların da aralarında bulunduğu birkaç isim sembolik olarak HDP’de kalacak ancak diğer tüm milletvekili ve yöneticiler Yeşil Sol Parti’de siyaset yürütecek.

Yeşil Sol Parti’de isim değişikliğini de tartışan HDP yönetiminin, seçmenin daha kolay sahipleneceği, Kürt siyasetinin geçmiş partilerinin isimlerini hatırlatan bir isimle yola devam etmeyi de gündeme aldığı da ifade ediliyor.

Yeşil Sol Parti kongre sürecini de erkene çekerek yaz aylarında kongreye gitmeyi de planlıyor. Kongreye gidilmeden önce partinin il örgütleriyle derinlemesine görüşmeler, illerde konferanslar, toplantılar yapılacak ve yapısal sorunlara birlikte çözüm aranacak. Tüm bu süreçler sonucunda alınan öneriler doğrultusunda yeniden yapılanmaya gidilecek.

Bu yeniden yapılanma hem politik düzeyde olacak hem de yapısal değişiklikler içerecek. HDP’nin bileşen yapısı dahil tüm süreçlerin gözden geçirileceği bu dönemin sonunda Yeşil Sol Parti’nin kongresi gerçekleşecek. 1 Ekim’den önce gerçekleşmesi beklenen kongrede HDP’nin eş genel başkanları dahil tüm yönetim kadrolarında ciddi değişim olması bekleniyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yerel Seçim Talimatı: İstanbul Ve Ankara İçin…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız” dedi ve ekledi:

“Neden böyle olduğunu araştıracağız. Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız.”

Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerde sergilediği performans il il masaya yatırılırken, hangi ilde neden oy kaybedildiği üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun haberine göre toplantıda kıl payı vekil kaçırılan iller üzerinde özel olarak duruldu. Seçimlerde MHP ve Yeniden Refah Partisi’ne oy geçişi yaşandığı ancak bu oyların en azından ittifak içinde kalmasının olumlu olduğu yorumları yapıldı.

Erdoğan’ın, toplantıda önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesi, 28 Mayıs’ta Millet İttifakı’nın adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha yüksek oy aldığı İstanbul ve Ankara için özel bir çalışma yapılması talimatını verdiği de öğrenildi.

Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız. Neden böyle olduğunu araştıracağız.

Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız” dedi.

Paylaşın

Demirtaş: Emek Ve Özgürlük İttifakı Kağıt Üzerinde Kaldı

14 Mayıs seçimlerinde hedeflenen başarıya ulaşılamamasını değerlendiren Demirtaş, “Emek ve Özgürlük İttifakı’nı aslında ayrı bir başlıkta ele almak gerekir. Kuruluş amacı, ilkeleri ve hedefleriyle heyecan verici olmasına rağmen, ne yazık ki kağıt üzerinde kaldı” dedi ve ekledi:

“Bazı bileşenler böyle bir ittifak yokmuş gibi ta başından beri ayrı davrandılar, ayrı çalıştılar. İş gidip gelip adaylıklara ve ayrı liste tartışmalarına kilitlendi. O süreçler de iyi yönetilemediği için son derece yıpratıcı tartışmalarla hem motivasyon kaybına hem de çok değerli zamanların kaybına yol açtı.”

Demirtaş, değerlendirmesinin devamında, “İttifak fikri de stratejisi de çok değerli, çok önemli olmasına rağmen bütün taraflar süreç yönetimindeki başarısızlık nedeniyle ciddi derecede zararlara yol açtılar. Bu konuda herkesin sağlıklı bir özeleştiri yapması ve bu olumsuz deneyimden dersler çıkarması gerekiyor.

Ayrıca Kürt partileriyle ittifak da yeterince önemsenmedi ve orada da önemli bir sonuç elde edilemedi. Oysa Kürt ulusal ittifakı da stratejik önemdedir ve HDP’nin temel ilişki ağlarından biridir. Bu alanlardaki eksiklerin de mutlaka giderilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’ın sorularını yanıtladı.

Aktif politikayı bıraktığını açıklayan Demirtaş, “Bundan sonra siz ne yapacaksınız? Nasıl bir siyaset yürüteceksiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Aylar önce Genel Merkezimize, sonuçlar ne olursa olsun seçimlerden sonra aktif siyasi çalışma yürütmeyeceğimi belirtmiştim. Halen aynı düşüncedeyim. Dışarıda canla başla mücadele eden tüm yoldaşların, bu süreci özgücümüzle ve başarıyla tamamlayacağına inanıyorum ve bu konuda hepsine güveniyorum. Partimize yönelik eleştiri ve önerilerim tümüyle iyi niyetli, yapıcı ve katkı sunma amaçlıdır. Hiç kimse, eleştirilerimi HDP’yi yıpratmak için kullanmaya kalkmasın. Ben HDP’liyim ve öyle de kalmaya devam edeceğim. Bunu herkesin iyi bilmesini istiyorum.”

Demirtaş’ın Artı Gerçek’e verdiği söyleşinin bir kısmı şöyle:

28 Mayıs sonrası genel kanaat, iktidarın Kürt siyasetine yönelik baskılarının hiç olmadığı kadar sert olacağı yönünde. Sizce iktidar, elindeki araçlarla bundan sonra ne yapabilir?

Doğrusu uygulanmayan bir tek toplu katliamlar kaldı, herhalde onu da göze alacak değiller. Fakat kaba şiddetin yanına seyreltilmiş kültürel soykırımı da ekleyeceklerdir. Özellikle HÜDA PAR aracılığıyla toplumun hücrelerine kadar nüfuz etmeye odaklanacaklardır. Kürtlerin de buna her zamankinden çok direnmeyle ve ideolojik mücadeleyle yanıt vermeleri gerekecek.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilememesinin kısa, orta ve uzun vadede Türkiye açısından sonuçları ne olur?

Daha fazla otoriterleşen, yoksullaşan, kamplaşan, dışarıya daha da bağımlı bir Türkiye göreceğiz.

“Mucize formülüm yok”

Dışarıda olsaydınız mevcut tablo karşısında nasıl bir muhalefet stratejisi izlerdiniz?

Benim bir mucize formülüm yok, bir kurtarıcı da değilim ama tabanımızın önüne somut hedefler koyup kitleleri heyecanlandırarak ayağa kaldırmakta katkılarım olabilirdi. Cezaevinden ancak sosyal medya ve diğer medya aracılığıyla katkı sunabiliyorum. Bu da eksiklere, yetersizliklere yol açabiliyor. Biri de bunu sosyal medya fenomenliği olarak tanımlayabiliyor, sanki amacım buymuş ve elimde başka imkan varmış gibi!

Peki size yönelik “popülist siyaset yapıyor” eleştirilerine yanıtınız nedir?

Popülist siyasetle HDP’nin ilkelerini görünmez hale getirdiğim eleştirilerine saygıyla yaklaşıyorum. Popülerlik ile popülistliği birbirine karıştıranları bir kenara bırakarak tüm bu eleştirilere anlam biçiyorum. Kendi açımdan bu saatten sonra zorlamanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Arkadaşlarım bunu ısrarla söylüyorlarsa bir bildikleri vardır ve artık kendilerinden üstün bir performans beklemek de hepimizin hakkıdır.

Bundan sonra siz ne yapacaksınız? Nasıl bir siyaset yürüteceksiniz?

Aylar önce Genel Merkezimize, sonuçlar ne olursa olsun seçimlerden sonra aktif siyasi çalışma yürütmeyeceğimi belirtmiştim. Halen aynı düşüncedeyim. Dışarıda canla başla mücadele eden tüm yoldaşların, bu süreci özgücümüzle ve başarıyla tamamlayacağına inanıyorum ve bu konuda hepsine güveniyorum. Partimize yönelik eleştiri ve önerilerim tümüyle iyi niyetli, yapıcı ve katkı sunma amaçlıdır. Hiç kimse, eleştirilerimi HDP’yi yıpratmak için kullanmaya kalkmasın. Ben HDP’liyim ve öyle de kalmaya devam edeceğim. Bunu herkesin iyi bilmesini istiyorum.

“Muhalefetin seçim akşamı verdiği dağınık görüntüye öfkelendim”

Yeşil Sol Parti’nin TBMM’de 61 milletvekili olacak. Sizce etkin bir muhalefet için bu vekiller ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Partimiz bu konularda belli bir deneyime ve hafızaya sahip, dolayısıyla en iyisini kendileri zaten yapacaktır. Fakat Meclis’i etkin kullanmakla birlikte, mücadeleyi Meclis ile sınırlı tutmamaları çok önemlidir.

Son zamanlarda Twitter’da sık sık HADEP döneminden fotoğraflar paylaşılıyor. O dönemin seçim kampanyalarından, mitinglerinden, toplantılarından fotoğraflar bir nostaljiye işaret ediyor sanki. Eğer bu paylaşımlar, o zorlu döneme dair bile bir özleme işaret ediyorsa, bazı Kürtlerin mevcut HDP siyasetinde kendilerini bulamadıkları anlamına geliyor mu?

Evet, bence de bu anlama geliyor ama hata HDP çizgisinde değil, pratiktedir. Eleştiri HDP paradigmasına değil, yanlış uygulamalardadır. Vazgeçmemiz gereken de HDP değil eksiklerimiz, yanlışlarımızdır.

14 Mayıs akşamı seçim sonuçları netleşmeye başladığında ne hissetmiş ne düşünmüştünüz?

Tam olarak o sonuçları beklemiyordum. Yeşil Sol Parti’yi de Kılıçdaroğlu’nu da daha yüksek bekliyordum. Sonuçlara hem üzüldüm hem de muhalefetin seçim akşamı verdiği dağınık görüntüye öfkelendim.

“Kılıçdaroğlu seçimi kazandı aslında”

Peki 28 Mayıs akşamında?

Sonuç çok şaşırtıcı değildi. Kılıçdaroğlu seçimi kazandı aslında. Fakat başta hileler, sonra da yurt dışı oyları ve sonradan vatandaş yapılanların oyları gibi faktörler eklenince bu tarihi seçimi resmi olarak Erdoğan almış oldu. Yaşananların seçimle, demokrasiyle, halk iradesinin sonuçlara yansımasıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Olanlar tümüyle bir operasyondu.

Ekonomik sorunlardan otoriter rejime, gençlerin vaziyetinden yoksul kitlelerin haline, deprem enkazından dış ilişkilere kadar, Türkiye’nin durumu malum. Sizce bu tabloya rağmen AKP nasıl oldu da yüzde 35 oy alabildi? Özellikle muhalefetin Z kuşağına dair beklentileri çok yüksekti ama bu beklenti de tam karşılanmış görünmüyor. 14 Mayıs sonuçlarını tüm bu vaziyeti göz önüne alarak nasıl açıklıyorsunuz?

Bu seçim daha en başından eşitsiz, adaletsiz ve gayrimeşru bir zeminde yürüdü. AKP devletin tüm olanaklarını yalan, iftira, karalama, baskı, engelleme için kullandı, sandıklarda şaibeli müdahaleler oldu. Son yedi yılı tam bir otoriterizmle geçirmiş Türkiye’de demokratik bir yarışın koşulları zaten yoktu. Dolayısıyla ortaya çıkan sonucun meşruiyeti hep tartışmalı olacak.

Muhalefet, bu gerçeği bilmesine rağmen hep karşısında normal bir iktidar varmış gibi davranarak, rejimi meşrulaştırarak büyük hatalar yaptı. Yine, HDP’nin kriminalize edilmesini peşinen kabul ederek iktidarın değirmenine adeta su taşıdı. Karşınızdaki, olağan dışı yöntemler kullanarak seçim yerine operasyon yaparken siz ancak söylemde ve pratikte buna karşı olağanüstü yöntemlerle mücadele ederek başarı sağlayabilirsiniz.

“Emek ve Özgürlük İttifakı kağıt üstünde kaldı”

Peki bunun için ne yapılabilirdi?

Mücadeleyi de toplumsallaştırarak seçime kadar getirmek gerekiyordu. Yoksa son bir-iki ayda yapılacak seçim kampanyasıyla yedi yıllık toplumsal mühendislik operasyonunu alt etmek mümkün değil. Aslında halkın çoğunluğu değişimden yanaydı fakat bu değişim isteği bir toplumsal harekete dönüştürülemedi, siyasi partilere sıkıştırılıp oradan sonuç alınmak istendi.

14 Mayıs seçimlerinde Yeşil Sol Parti’nin elde ettiği sonuç HDP Eş Genel Başkanları tarafından da başarısızlık olarak değerlendirildi. Bu sonucun arkasında üç temel unsur olduğu söyleniyor. HDP’ye yönelik baskılar, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın iki ayrı parti olarak seçime girmesi ve Yeşil Sol Parti’nin milletvekili aday listeleri. Siz bu değerlendirmeye katılıyor musunuz? Bu sonuç engellenebilir miydi?

Öncelikle şunu belirteyim, dünkü yazımda ve bu röportajda yaptığım eleştirileri daha önce defalarca partimizle paylaştım. Yani ilk defa şimdi ifade etmiyorum. Elbette HDP’ye çok yönlü saldırılar, büyük baskılar var. Bunlar her dönemde oldu.

En rahat olduğumuz düşünülen 7 Haziran 2015 seçimlerinde Adana ve Mersin il örgütlerimize eş zamanlı bombalı saldırılar düzenlendi, mitinglerimize organize saldırılar yapıldı, Diyarbakır mitingimiz bombalandı, arkadaşlarımız katledildi. Kıyaslamak için değil, böyle bir hakikat de olduğu için hatırlatıyorum sadece.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı aslında ayrı bir başlıkta ele almak gerekir. Kuruluş amacı, ilkeleri ve hedefleriyle heyecan verici olmasına rağmen, ne yazık ki kağıt üzerinde kaldı. Bazı bileşenler böyle bir ittifak yokmuş gibi ta başından beri ayrı davrandılar, ayrı çalıştılar.

İş gidip gelip adaylıklara ve ayrı liste tartışmalarına kilitlendi. O süreçler de iyi yönetilemediği için son derece yıpratıcı tartışmalarla hem motivasyon kaybına hem de çok değerli zamanların kaybına yol açtı. İttifak fikri de stratejisi de çok değerli, çok önemli olmasına rağmen bütün taraflar süreç yönetimindeki başarısızlık nedeniyle ciddi derecede zararlara yol açtılar.

Bu konuda herkesin sağlıklı bir özeleştiri yapması ve bu olumsuz deneyimden dersler çıkarması gerekiyor. Ayrıca Kürt partileriyle ittifak da yeterince önemsenmedi ve orada da önemli bir sonuç elde edilemedi. Oysa Kürt ulusal ittifakı da stratejik önemdedir ve HDP’nin temel ilişki ağlarından biridir. Bu alanlardaki eksiklerin de mutlaka giderilmesi gerekiyor.

Söyleşinin tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

Paylaşın

Erdoğan: 21 Yılda Zihniyet Devrimi Gerçekleştirdik

Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu Erdoğan, “Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özellikle bizim gibi bunun sıkıntısını çekmiş bir ülke için bu durum (devlet organları arasında uyum) hayati derecede önemlidir. Çok partili demokrasiye geçilen tarih olan 1950’den beri Türkiye’nin temel sorunlarından birisi erkler arası rekabetin hatta zaman zaman kavgaya varan çekişmelerin yaşanmasıdır.

Tarihimize şöyle bir baktığımızda bunun çok sayıda örneğini görüyoruz. Hepsini de rahmetle andığımız Menderes’ten Demirel’e, Erbakan‘dan Özal’a kadar siyasetçilerimizin tamamı bu acı gerçekle yüzleşti. Ülke ve milletin hayrını düşünerek attıkları adımların ekseriyeti farklı sebepler öne sürülerek engellendi. Kendini milli iradenin üstünde gören zihniyetin yargıdaki, yürütmedeki, bürokrasideki temsilcileri hukukun kendilerine verdiği yetkiyi ülkenin önünü açmak için değil statükoyu korumak için kullandı.

Merhum Ecevit’in önüne fırlatılan Anayasa kitapçığı bunun adeta sembolü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yasakçı ve statükocu tavırdan hak ve özgürlükler dahil Meclis’te milli iradenin takdiri ile geçen reformlar da payını almıştır. Türkiye maalesef bu süreçte altın değerinde yıllarını kaybetmiştir. Milletimiz ekonomik maliyeti 10 milyarlarca doları bulan faturalarla karşı karşıya kalmıştır. İşçisinden kamu görevlisine, üreticisinden esnafına kadar toplumumuzun tüm kesimleri ciddi sıkıntılar yaşamıştır.

Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık.

Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.

Yeni sistemin avantajlarını başta salgın dönemi olmak üzere son yıllarda yaşadığımız tüm krizlerde bizzat müşahade ettik. 50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri ile mücadelemizde de yeni yönetim sisteminin katkılarını tekrar tecrübe ettik. Bu gerçeğin insanımız tarafından da kabul ve takdir edildiğini görüyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin sonuçlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milletten yeniden güven oyu almış olmasıdır.

Bu seçimler eski sistem tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ülkemiz 3 ayda 5 ayda bir hükümetin değiştiği koalisyon dönemlerini bir daha gelmemek üzere rafa kaldırmıştır. Türkiye’nin fuzuli tartışmalarla kaybedecek ne vaktinin ne de enerjisinin olduğunu düşünüyoruz. Siyaset müessesesinin de sandıktan çıkan iradeyi doğru okuyacağına dair ümidimizi koruyoruz.

Biz her halükarda buradan geriye gidişe izin vermeyeceğiz. 5 yıllık tecrübelerin ve uygulamaları ışığında sistemin işleyişini daha da iyileştirecek adımları elbette atacağız. Türkiye’nin şahlanış dönemine liderlik edecek kurumsal bir yapıyı mutlaka tesis edeceğiz. Ama bunları yaparken ülkemizin, milletimizin ve demokrasimizin uğruna bedel ödeyerek elde ettiği kazanımları halel getirmeyeceğiz.”

Paylaşın

Demirtaş, “Aktif Politikayı Bıraktığını” Duyurdu

Sosyal medya hesabından “aktif politikayı bıraktığını” duyuran Selahattin Demirtaş, “Hepinize yoldaşça selam, sevgilerimi gönderiyor, hepinizi hasretle kucaklıyorum. Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle” dedi.

Haber Merkezi / Demirtaş, ayrıca, “Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında aktif politikayı bıraktığını duyurdu.

Demirtaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar. Yarın Artı Gerçek’te yayımlanacak röportajımdan iki paragrafı sizlerle paylaşıyorum:

‘Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum.

Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum.’

Hepinize yoldaşça selam, sevgilerimi gönderiyor, hepinizi hasretle kucaklıyorum. Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle.”

Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’te kaleme aldığı yazısında, seçim sonuçları üzerinden partisine eleştiriler yöneltmişti.

Demirtaş, Kürt siyasi hareketinin seçim çalışmalarına çok geç ve dağınık yüklendiğini, Kürt halkındaki değişimi de okuyamadığını belirterek, “Bir yöre derneğinin seçim çalışması gibi amatörce bir yaklaşımla başarılı olamazsınız” ifadelerine yer vermişti.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Demirtaş, siyaset öncesi serbest avukatlık ve İHD (İnsan Hakları Derneği) Diyarbakır şubesinde yöneticilik yapmıştır. Uluslararası Af Örgütü Diyarbakır şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının kurucuları arasındadır.

2007’de DTP’de grup başkanvekilliği yaptıktan sonra DTP’nin kapatılması sürecinde yeni kurulan Barış ve Demokrasi Partisine geçerek partinin 1 Şubat 2010 tarihinde yapılan olağanüstü kongresinde genel başkan seçilmişti.

BDP’nin Halkların Demokratik Partisine katılması sürecinde 2014 yılında yapılan 2. Olağanüstü Kongre’de Figen Yüksekdağ ile birlikte HDP eş genel başkanlığına seçilmiştir.

2007 Türkiye genel seçimlerinde Diyarbakır, 2011 Türkiye genel seçimlerinde Hakkâri ve Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak Meclise girmişti.

4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP’li milletvekili ile birlikte “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne götürülmüştü.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken “Mehmet Şimşek” Yorumu

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in yeni kabinede yer alıp almayacağı gündemin öne çıkan başlıkları arasında.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, konuya ilişkin dikkat çeken bir habere yer verdi. TL’nin pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana değer kaybettiğine işaret eden Reuters ajansında, yatırımcıların Türkiye’nin ekonomi politikasının sürdürülebilirliği nedeniyle endişe duyduğu belirtildi.

“Şimdi odak noktası, Erdoğan’ın kabinesine kimi atayacağı ve ekonomik ortodoksiye doğru bir rota değişikliği olup olmayacağı” denilen haberde, eski maliye bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesine yer verildi. Şimşek ile Erdoğan’ın pazartesi günü bir görüşme gerçekleştirdiği, söz konusu görüşmenin ‘olumlu geçtiği’ iddia edilmişti.

“Erdoğan ile yatırımcıların ortodoks politika referansları nedeniyle saygı duyduğu Mehmet Şimşek arasında bu hafta yapılan görüşme, daha geleneksel politikalara olası bir dönüş yönündeki spekülasyonları artırdı” ifadelerinin kullanıldığı haberde, Londra merkezli KNG Securities LLP şirketinden Türkiye piyasa uzmanı Çağrı Kutman’ın değerlendirmeleri yer aldı.

Kutman, “Mehmet Şimşek, yeni maliye bakanı olur mu olmaz mı bilmiyorum ama herhangi bir güvenilir isim, piyasaya değişimin olacağına dair sinyal vermek için önemli” dedi.

“Aktif siyaseti düşünmüyorum” demişti

Mart ayında Erdoğan’la görüşen Şimşek görüşme sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kendi alanına giren her konuda istenen desteği vermeye hazır olduğunu, ancak yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim akşamı balkon konuşmasında, “faiz indirildi, enflasyon da inecek” diyerek, “uluslararası itibara sahip finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarladıklarını” dile getirmişti.

Erdoğan, seçimden önce yaptığı bir açıklamada, Şimşek koordinasyonunda bir ekibin ekonomi politikalarını daha da güçlendirmek için hazırlıklar yürüttüğünü söylemişti.

Mehmet Şimşek, 2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapmıştı.

Paylaşın

“Kılıçdaroğlu, MYK Üyelerinin İstifasını İstedi” İddiası

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) oluşturan genel başkan yardımcılarının istifasını istediği öne sürüldü. İstifaların yarın MYK toplantısında görüşüleceği ve karara varılacağı iddia edildi.

Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seçimlerinin tamamlanmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) hareketlilik sürüyor.

CHP bu hafta yapacağı toplantılarda geride kalan seçimleri tartışmanın yanı sıra yeni dönemde görev yapacak kurulları da belirleyecek.

CHP’de kurmayların geleceğini şekillendirecek toplantılar dizisine başlarken, sıcak bir gelişme yaşandı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) oluşturan genel başkan yardımcılarının istifasını istedi.

İstifaların yarın MYK toplantısında görüşüleceği ve karara varılacağı kaydedildi.

Öte yandan görevden alınacak bazı MYK üyelerinin yeniden oluşturulacak MYK’de yer alacakları da öğrenildi.

CHP MYK’sinde şu isimler yer alıyor:

Ahmet Akın, Ali Öztunç, Bülent Kuşoğlu, Bülent Tezcan, Devrim Barış Çelik, Faik Öztrak, Fethi Açıkel, Gamze Akkuş İlgezdi, Gökçe Gökçen, Gülizar Biçer Karaca, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Oğuz Kaan Salıcı, Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın

İstifalar ilk anda reddedilmişti

Kılıçdaroğlu, seçimin sonuçlanmasının ardından Altılı Masa toplantısından önce iki kez kurmayları ile bir araya gelmişti.

Genel başkan yardımcılarından “Biz istifa edelim” önerisine Kılıçdaroğlu’nun “Şu an için gerek yok” yanıtını verdiği belirtilmişti.

Kılıçdaroğlu’nun olası istifası da parti yönetiminin gündemine gelmişti. Bu konuda öne çıkan görüşün, “Hemen istifa etmeniz, partinin seçimlerde başarısız olduğu algısına hizmet eder” yönünde olduğu dile getirilmişti.

Paylaşın

“Erdoğan, Kabineyi Sil Baştan Yenileyebilir” İddiası

AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci turunu kazanmasının ardından yeni kabineye ilişkin kulis bilgileri gelmeye devam ediyor.

TBMM’de Cuma günü yapılacak milletvekili yemin töreninin ardından Erdoğan’ın da yeni kabinesini aynı gün açıklaması yüksek olasılık görülüyor. Erdoğan’ın YSK’nin kesin sonuçları açıklama takvimine göre Cumartesi günü yemin edip resmen görevine başlaması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın kulis haberine göre, kabinenin nasıl şekilleneceği konusunda ise iki seçenekten söz ediliyor. Birincisi, Erdoğan’ın mevcut kabinede yer alan ancak milletvekili seçilen bazı bakanları yeniden kabineye alabileceği yönünde.

Bu çerçevede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi beklenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanı Murat Kurum, kabinede yer alması olası isimler olarak görülüyor.

AK Parti kulislerinde konuşulan bir başka iddia ise Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Ayrıca, yeni dönemde sandalye sayısının 268’e düşmesi nedeniyle, komisyon çoğunluğunun ancak MHP desteğiyle sağlanabildiği, geçen dönemde olduğu gibi milletvekili seçilen isimlerin bakan olarak atanmasının sıkıntı yaratabileceği düşünülüyor.

Geçen dönem kabinesinde daha çok “teknokrat” isimlere yer veren Erdoğan’ın, bu dönem siyasi deneyimi olan isimleri kabineye alması yüksek olasılık olarak görülüyor. Bu çerçevede, üç dönem kuralına takılmaları nedeniyle aralarında parti yöneticileri veya eski grup yöneticilerinden isimleri kabineye alabileceği konuşuluyor.

Mehmet Şimşek kabinede görev alır mı?

Yeni dönemde Erdoğan’ı bekleyen en önemli sorunların başında ekonomi geliyor. Seçimler öncesinde eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşerek ekonominin başına geçmesini istediği, ancak olumlu yanıt alamadığı biliniyor. Kulislerde Erdoğan’ın bu kez Şimşek’i “ikna ettiği” iddiaları konuşulsa da bu konuda henüz kesin bilgi yok.

Şimşek için ekonomiden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcılığı, Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanlığı pozisyonunda görev alabileceği yorumu yapılıyor. Yeni dönemde Erdoğan’ın, ekonomi yönetiminde değişikliğe gidebileceği, Hazine ile Maliye’nin iki ayrı bakanlık olarak yapılandırabileceği de belirtiliyor.

TBMM Başkanlığı için ise Cuma günü milletvekili yemini ettikten sonra görevi sona erecek olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un adı konuşuluyor.

Oktay’ın parlamentoya yeni girmesi nedeniyle TBMM Başkanlığı’na hemen getirilmeyebileceği yorumları yapılsa da, Erdoğan’ın tercihinin belirleyici olacağına dikkat çekiliyor.

Paylaşın