CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Sahada Daha Aktif Olacağız

Kurultay’a giden CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerine, “Sahada daha görünür ve aktif olacağız. Fil dişi kulelerde kalan bir anlayış olmayacak” dediği öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetiminde yaşanan değişimin “yerel seçimlerdeki aday belirleme sürecine de yansıyabileceği; daha fazla genç ve kadın adayların olabileceği” kaydedildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün partisinin genel merkezinde seçim sonrası yenilediği merkez yönetim kuruluyla (MYK) ilk toplantısını yaptı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre yeni MYK’de parti meclisinin aldığı kurultay kararı da takvimlendirildi.

Buna göre temmuzda başlayacak kongre süreçlerinin ekimde tamamlanması ve sonrasında da parti meclisinin toplanarak kurultay için bir gün belirlemesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu’nun da yapılacak kurultayda tekrar aday olacağı söyleniyor. Kılıçdaroğlu’nun yeni MYK üyelerine, “Sahada daha görünür ve aktif olacağız. Fil dişi kulelerde kalan bir anlayış olmayacak” dediği öğrenildi.

CHP kurmayları, “Tüzüğü daha demokratik bir hale getireceğiz. Siyasi katılımı artıracağız. Kadınları, gençleri, engellileri siyasette daha aktif kılmak için ne yapabileceğimize bakacağız. Sonrasında tüzükle ilgili ekim gibi yapacağımız kurultayımızda bir komisyon oluşacak. Bu yapılacak çalışmaları ele alacaklar. Sıfırdan bir tüzük hazırlamayacağız ama mevcut tüzük içerisinde kimi değişikliklerin yapılması öngörülüyor” dedi.

Ayrıca, CHP yönetiminde yaşanan bu değişimin “yerel seçimlerdeki aday belirleme sürecine de yansıyabileceği; daha fazla genç ve kadın adayların olabileceği” kaydedildi.

Öte yandan seçim yenilgisinin ardından, değişim sesleri de yükselmeye devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP için değişim mesajını yineledi ve “Değişimin sadece bir kurul, heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz” dedi. Tokat’ta CHP Erbaa İlçe Başkanı Hayri Kocaoğlu, genel merkezde değişimin kaçınılmaz olduğunu belirterek istifa etti.

CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay, partisinin ciddi bir iç muhasebe yapması gerektiğini söyledi. Altay “Bu seçime ‘başarı’ diyenin aklından şüphe ederim” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten İngilizce Paylaşım; Öngörülebilirlik Vurgusu

“Tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve getirilen Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bize daha kalkınan ve dirençli bir Türkiye yaratmak için yol gösteren prensiplerimiz, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik olacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İç ve dış zorlukları aşmaya çalışırken, öngörülebilirliğimizi artırabilmek için kural temelli politika yapımına bağlılığımızın güvencesini veriyoruz.”

Şimşek, açıklamasının devamında, Kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bunun için bulunmuyor. Ama bizim tecrübemiz, bilgimiz ve görevimize bağlılığımız potansiyel zorlukları aşmamıza yardım edecektir. Önceliğimiz ekibimizi güçlendirmek ve güvenilir bir program dizayn etmektir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeni kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev verilen Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından İngilizce paylaşım yaptı.

Şimşek şunları yazdı:

“Hazine ve Maliye Bakanı olmanın onur ve şerefini yaşadım. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a halkımıza hizmet etme sorumluluğunu bu kapasitede teslim ettiği için minnettarım.

Bize daha kalkınan ve dirençli bir Türkiye yaratmak için yol gösteren prensiplerimiz, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve öngörülebilirlik olacak.

İç ve dış zorlukları aşmaya çalışırken, öngörülebilirliğimizi artırabilmek için kural temelli politika yapımına bağlılığımızın güvencesini veriyoruz.

Kolay çözümler ya da hızlı sonuç verecek yöntemler bunun için bulunmuyor. Ama bizim tecrübemiz, bilgimiz ve görevimize bağlılığımız potansiyel zorlukları aşmamıza yardım edecektir.

Önceliğimiz ekibimizi güçlendirmek ve güvenilir bir program dizayn etmektir.”

Öte yandan haftanın üçüncü işlem gününe hızlı başlayan döviz kurları, Türk Lirası karşısında yaklaşık yüzde 7 değer kazandı. Dolar, 23 TL’yi aştı; Euro ise, 25 TL’ye yaklaştı. Gram altında ise 1445 lira ile rekor kırıldı.

Dolar/Türk Lirası, dün Türkiye piyasalarının kapanış saatinde 21,50 lira seviyesinde hareket ederken, yeni güne rekorla başladı. Kur, sonrasında da yukarı yönlü hareketine devam etti ve tüm zamanların en yüksek seviyesini 23,2260 TL’ye taşıdı. Dolar, saat 10.26 itibarıyla yüzde 6,43 oranında artışla 22,9415 liradan işlem gördü.

Euro da tarihinde ilk kez 24 liranın üzerini görerek, rekor seviyesini 24,8670 liraya kadar yükseltti. Euro, şu dakikalarda yüzde 6,67 oranında kazançla 24,6405 liradan hareket ediyor.

Altının gram fiyatı, ons altındaki yatay seyre rağmen, Dolar/TL’deki hızlı yükselişin desteğiyle tüm zamanların en yüksek seviyesini 1445,93 liraya taşıdı.

Ons altının ve Dolar/TL’nin fiyatına göre hesaplanan gram altın, saat 09.12 itibarıyla yüzde 5,71 oranında primle 1439 TL’de alıcı buluyor. Altının ons fiyatı ise, şu sıralarda yüzde 0,02 oranında düşüşle 1963 dolarda işlem görüyor.

Döviz kurundaki bu artış ülkenin birinci gündem maddesi haline gelirken, henüz Merkez Bankası ve Ekonomi Bakanlığı’ndan herhangi bir açıklama yapılmadı.

Paylaşın

RTÜK’ten TELE 1, Flash TV, Halk TV Ve FOX TV’ye Ceza

RTÜK, Halk TV, Tele 1, Flash TV ve FOX TV’ye idari para cezası uyguladı. FOX TV’ye seçim yayınında gazeteci Çiğdem Toker’in “demokrasi sandıktan ibaret değildir” sözleri nedeniyle yüzde 5 idari para cezası veridi.

İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programında Ümit Özdağ’ın “Seçim sonucuna hukuken saygım var, politik olarak yok” sözleri nedeniyle toplumu kin ve düşmanlığa tahrik savıyla Halk TV’ye yüzde 5 para cezası verildi.

Prof. Dr. Emre Kongar ile Merdan Yanardağ’ın 18 Dakika programında, oy pusulalarına ilişkin iddiaları nedeniyle TELE 1’e yüzde 3 ceza verildi.

DP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Sinan Oğan’ın Cumhur İttifakına katılmasını eleştirmesi nedeniyle de Flash Haber’e Oğan’ın “küçük düşüldüğü” gerekçesiyle yüzde 3 para cezası verildi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), seçimlerin ardından yaptığı ilk toplantıda FOX TV ve Halk TV’ye üst sınırdan idari para cezası kesti.

FOX TV’ye, seçim gecesi yayınında program konuğu Çiğdem Toker’in “…aslında şu an bir hukuk devletinin normlarını, standartlarını taşımıyor bu ülke. Dolayısıyla serbest seçimlerle bir siyasal iktidar el değiştirebilir mi sorusu artık kritik bir soru haline gelmiştir. Bence bu bağlamda demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir.” sözleri nedeniyle üst sınır olan yüzde 3 tutarında para cezası verdi.

Halk TV’ye de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Yeni Bir Sabah” programına konuk olan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın “…seçimin sonucuna politik olarak saygım yok, olmayacak da. Çünkü yanlış bir tercih kullanıldı.” sözleri nedeniyle üst sınırdan idari para cezası uyguladı.

Üst Kurul, TELE 1’deki “18 Dakika” programında Merdan Yanardağ’ın oy pusulaları hakkındaki iddiaları nedeniyle de kanala idari para cezası yaptırımı uyguladı.

Kanaldaki başka bir seçim yayınında Yanardağ’ın “Şimdi ben bu sonuçların meşruiyetinin son derece tartışmalı olduğunu düşünüyorum.” sözleri ve usulsüz tele-alışveriş yayınlarından dolayı da müeyyide kararı alındı.

RTÜK, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un Sinan Oğan’a ilişkin sözleri nedeniyle idari para cezası verdiği Flash Haber’e, yurt dışında yaşayan ve hakkında yakalama kararı bulunan Erk Acarer’in yayın konuğu yapılması ve Acarer’in iddiaları dolayısıyla da ceza uyguladı.

“Elbette sis bulutu dağılır”

RTÜK’ün CHP üyesi İlhan Taşçı, Tuncay Keser ile birlikte cezalara karşı oy kullandıklarını belirterek “Seçim sonrası RTÜK, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına karşı her türlü engellemeye hızla girişti. Elbette bu sis bulutu dağılır, özgürlükler hak ettiği değere, halk da gerçekleri duymaya kavuşur” dedi.

“Fırsatçılık”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise “Özellikle siyasi kişiliklerin son seçimlerin ‘demokratikliği’ne dair güvensizliğine işaret eden konuşmalarından TV’lere orantısız ağır ceza verilmesini, siyasette ve medyada kutuplaştırıcı dil samimi olarak bitirilmedikçe, fırsatçılık olarak görüyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Mühim Olan Değişim

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nden sonra dile getirdiği  “değişim” talebini yineleyen İBB Başkanı İmamoğlu, “Şunun altını çizelim ne yazık ki 9 yılda 3 kez üst üste seçim kaybettik, Cumhurbaşkanı seçimi kaybettik. Bu seçimden sonra da aynı şeyleri yapıp yol yürüme gafletine kapılamayız. CHP, Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi partisidir” dedi ve ekledi:

“Değişim meselesi önemli, geçtiğimiz hafta yaptığım açıklamada çok net olarak güçlü bir değişimden bahsetmiştim. Topyekun bir anlayış değişimini, köklü, detaylı bir değişimi içeren kavramlar ifade etmiştim. Ben aynı yerden devam ediyorum. Hala en güçlü şekilde bu değişimi talep eder durumdayım.”

İmamoğlu sözlerine, “Değişimin sadece bir kurul, heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz. Değişim ihtiyacını ben tariflemiyorum… Bu ihtiyacı toplum tarifiliyor, insanlar istiyor, kulağını buna tıkayarak yol yürümek olmaz. Toplumun her kesimini dinlemememiz ve anlamamız şart.” şeklinde devam etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bir muhasebe, bir özeleştiri gerekir. Bunun yapılması gereken hassas alanlar vardır. Şunun altını çizelim… Dokuz yılda üst üste üç kez Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybettik. Bu seçimlerden sonra da aynı şeyleri yapıp yol yürüme gafletine kapılamayız. CHP, Türkiye’nin en önemli siyasi partisidir.

CHP, irtifa kaybedecek bir parti asla olamaz. O bakımdan en üst seviyeden bu sürecin irdelenmesi şart. Genel merkezinden en ücra köşedeki örgütüne kadar bu muhasebe şart.

Toplumun beklentisini hep önde tutan bir süreci yaşadım, buna devam edeceğim. Her zaman ülkemiz ve milletimiz her şeyin önünde durmuştur. Siyasi partiler amaç değil hizmet aracı olduğunu defalarca dile getirdim, bu felsefeyi temsil ettim.

Değişim meselesi önemli. Çok önemli bir kavram. Geçen hafta aslında çok net olarak güçlü olarak değişimden bahsettim. Topyekun bir değişim, detaylı, köklü bir değişim içeren kavramlar ifade ettim. Aynı yerden devam ediyorum. Değişim anlayışını en güçlü şekilde talep eder durumdayım.

Değişimin sadece bir kurul veya heyet değişimiyle olmayacağını hepimiz biliriz. Değişim ihtiyacını ben tariflemiyorum, insanlar bunu istiyor. Kulağını buna tıkayarak yol yürümek olmaz. Herke kesimin ne istediğini anlamamız şart.

Genç nüfusun ne istediğini görmeden siyaset olmaz. Bunları görmek zorundayız. O gün ne ifade ettiysem, aynı duruşta devam ediyorum. Demokrasi de bunun için var. Demokrasi değişimi tarifler. Mesele sadece bir makam ve kurul meselesi değil.

Kılıçdaroğlu’na ne söyledi?

(Kılıçdaroğlu’yla görüşmesinde “Değişim sürecine liderlik etmekte ben gönüllüyüm” dedi mi) Ben elbette ki tüm duygu ve düşüncelerimi geniş kapsamlı olarak paylaştım. İdeallerim uğrunda görev almaktan asla çekinmem, asla çekinmedim. Demokrasinin bir neferi olarak, her kavrama dönük mücadeleyi en üst seviyede vermenin bir neferi olmaya devam edeceğim. Aynı yoldayım, takip edeceğim süreci.

(Basında “Baba – oğul kavgası başladı” başlıkları) Çok detay var, bunlar benim hayatımda çok yer işgal etmiyor. Siyasi yasak ne olacak… İBB ne olacak… Bunların hepsi cevapları verilmesi gereken sorular, kervan yolda dizilir ve çözülüp karara bağlanır. Mühim olan değişim.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Seçim Yorumu: Başarılı Hırsız

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, “Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplatışındaki seçim sonuçlarını ve son gelişmeleri değerlendirdi. Karamollaoğlu, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bizler de teşkilatımızla, kadrolarımızla bu sorular üzerine ayrıntılı ve titiz bir şekilde eğiliyoruz. Ancak belki de son 40-50 senenin ‘en anormal’ propaganda sürecini yaşadığımız gerçeğini ıskalamamak gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Haklı eleştirilerin başımızın üzerinde yeri vardır ve bunlardan istifade de ediyoruz.

Ayrıca insanımızın değişim beklentisinin gerçekleşmemesinin üzerine yaşadığı kırgınlıkları, kızgınlıkları ve küskünlükleri de anlayışla karşılıyoruz. Ancak her zaman olduğu gibi, yine iktidarın kulaklarına fısıldadıklarını tekrarlayanlara ve trollerin piyasaya sürdüğü cümleleri dile getirenlere de takılıp kalmıyoruz.

21 yıllık bir iktidara, medya gücüne, algı ve manipülasyon rüzgarlarına karşı kürek çekmek kolay değil. Tüm zorluklara rağmen, hem Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kılıçdaroğlu, hem Millet İttifakının liderleri ve teşkilatları samimiyetle ve gayretle çalışmışlardır. Elbette eksikliklerimiz vardır, hatalarımız da olmuştur; bunlar da ayrıca gözden geçirilir ve geçiriliyor. Ancak tüm bu süreci ‘seçimi kazanan haklıdır’ anlayışına indirgemek büyük bir haksızlık olur.

Başarı elde etmek önemlidir fakat bu başarıyı elde ederken hangi saiklerle hareket ettiğiniz, hangi değerleri referans aldığınız da en az başarının kendisi kadar kıymetli ve önemlidir. Bazen yalancının mumu yatsıda sönmez, bazen günlerce yanmaya devam eder. Ancak bu, yalancının başarılı olduğuna işaret etmez.

Bazen hırsızlık yapan birisi ömrünün sonuna kadar yakalanmayabilir. Yine bu durum, o hırsızın başarılı bir insan olduğuna değil olsa olsa “başarılı bir hırsız” olduğuna işaret eder. O nedenle bizler, ahlaki ve manevi değerlerimizi hiçe sayarak elde edilen hiçbir başarıya talip olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Bizim inancımızda ve siyaset anlayışımızda ne olursa olsun, ne yapıp edip biz kazanalım mantığına yer yoktur, asla da olamaz.

Yalan söyleyerek, iftira atarak, algı ve manipülasyona başvurarak seçim kazanmayı da, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanarak iktidarda kalmayı da bizler kendimize yakıştıramayız; bu yanlışlara düşmemek için de her daim Cenâb-ı Hakk’a sığınırız.

Bunları mazeret üretmek için asla söylemiyorum” diyen Karamollaoğlu, “Tüm bunları yaşadığımız süreçte neler yaşandı unutulmasın diye not düşmek adına söylüyorum. Esas kaybedenler kimlerdir biliyor musunuz? Ahlaki değerlerini ve morallerini kaybedenlerdir.

Evet, seçim bitti; ancak Sayın Erdoğan’a oy veren yüz binlerce emekli de Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veren asgari ücretli yüz binlerce ailemiz de bugün hâlâ açlık sınırının altında bir ücretle geçinmeye çalışıyor. O halde kazanan kim, kaybedenler kimler?

TÜİK’in müthiş bir matematik formülüyle %0.04 olarak açıkladığı enflasyon rakamları, sadece bize oy veren vatandaşlarımızın değil, iktidar blokuna ve Sayın Erdoğan’a oy veren vatandaşlarımızın da alın terinin gasp edilmesine vesile edilecek. Öyleyse, ‘kazananı olmayan’ bu kısır döngüden, ‘kaybedeni 85 milyon olan’ bu yersiz tartışmalardan bir an evvel çıkmamız, kurtulmamız gerekiyor.

Hiç kimsenin 9 ay sonra yapılacak olan Yerel Seçimlere odaklanarak, bugünü ıskalama lüksü yoktur. Saadet Partisi olarak bizler, bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da bu hatırlatmaları, uyarıları yapmaya devam edeceğiz. Biz doğru muhalefet yapmanın gereğini harfiyen yerine getirecek ve iktidarı doğru işler yapması adına ikaz etmeye devam edeceğiz.

Ülke olarak tarihi bir dönemeçteyiz. Böylesi kritik bir dönemde Türkiye’nin ‘kozmetik tedbirlere’ değil köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde; ‘Ahmet gitmiş, Mehmet gelmiş’ hiçbir kıymeti yoktur. Gerçek manada bir vizyon ve üslup değişikliği olmadığı sürece; isim değişiklikleriyle, sadece ‘Ali’nin külahını Veli’ye giydirmekle’ gidişat maalesef değişmeyecek, belki de ‘kötüden betere’ olacaktır” diye konuştu.”

Paylaşın

CHP’li Sağlar’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Sağa Yaslanma Siyaseti Çökmüştür

Sosyal medya hesabından CHP’ye dair değerlendirmelerde bulunan Fikri Sağlar, “CHP’nin sağa yaslanma siyaseti çökmüştür. Türkiye’nin ihtiyacı sağı taklit eden bir CHP değildir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski Parti Meclisi Üyesi Fikri Sağlar, sosyal medya hesabından CHP’ye dair değerlendirmelerde bulundu. Partinin ‘sol’a dönmek zorunda olduğunu vurgulayan Sağlar, şunları ekledi:

“CHP’nin sağa yaslanma siyaseti çökmüştür. Değişim buradan başlamak zorundadır. Tabanı genetik sol-sosyal demokrat olan CHP, sola geri dönmek zorundadır. Türkiye’nin ihtiyacı sağı taklit eden bir CHP değildir.”

Öte yandan CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), il ve ilçe kongrelerinin takvimini belirledi. Dün yapılan MYK toplantısında, kongre takviminin başlaması ve takvimin ilanı kararı alındı.

Buna göre, yarın muhtarlık esasına göre tanzim edilmiş üye çizelgeleri hazırlanmaya başlanacak. Üye çizelgelerine ilişkin işlemler 27 Haziran’a kadar sürecek.

İlçe kongresi delege seçimleri 3 Temmuz’da başlayacak, 30 Temmuz’da sona erecek. 5 Ağustos’ta yapılmaya başlanacak ilçe kongreleri ise 10 Eylül’de son bulacak.

İl kongrelerinin başlangıç tarihi de 16 Eylül olarak belirlendi. 15 Ekim’de bitecek il kongrelerinin ardından Parti Meclisi’nin belirleyeceği tarihte olağan kurultay yapılacak.

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Bugün kongreler takvimini başlatma kararını alındı. Söylemiştim, yasal, asgari süreler dikkate alınarak bu takvimi en hızlı şekilde tamamlayacağız. Mevzuattaki asgari sürelere uyarak en hızlı şekilde kongreler takvimimizi tamamlayacağız. Bu Ekim olur, Ekim ortası olur. Yolda yürürken bir bakalım” dedi.

Öztrak’ın açıkladığı takvim uyarınca 6 Haziran itibariyle yasal itirazlar için tanınması gerekli zorunlu süre aralıkları hesaplandığında üç aylık süreçte en geç 15 Ekim’e kadar ilçe ve il kongreleriyle kurultay aşamasına gelinecek.

Öztrak, Kılıçdaroğlu’na yönelik istifa talebiyle ilgili soruya karşılık ise “CHP bir çadır partisi değildir. Dünyada gerçekten eşine az rastlanır bir maziye sahip olan asırlık bir partidir. Yerleşik usullere sahiptir. Bu partide kimse tek başına aklına estiği gibi karar alamaz. Bütün kararlar partinin yetkili kurullarında tartışarak alınır” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek Ekonomide Enkaz Devralıyor, Peki Bu Noktaya Nasıl Gelindi?

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in yeni kabinede “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve getirildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini Nurettin Nebati’den devralan Mehmet Şimşek, “Orta vadede enflasyonun tek haneye düşürülmesi, her alanda öngörülebilirliğin artırılması, cari açığı azaltacak yapısal dönüşümün hızlandırılması ülkemiz için hayati önem taşımaktadır” dedi.

Attıkları her adımın Türkiye’ye güveni ve istikrarı güçlendirmeye devam etmesinin öneminin altını çizen Şimşek, “Şahsıma zorluklar ve yüksek beklentilerle dolu ağır bir görev verildiğini biliyorum. İnşallah hep birlikte bu süreçten alnımızın akıyla çıkacağız” diye konuştu.

Mehmet Şimşek’in görevi devraldığı Nureddin Nebati, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yeni Ekonomi Modeli ile Türkiye’nin rasyonel ekonomi politikalarından tamamen kopuşunu simgeleyen en önemli isimlerden biri.

Göreve geldikten sonra Türkiye’nin ortodoks politikaları bir kenara koyduğunu söyleyen Nebati, Eylül 2022’de bir ekonomi zirvesinde yaptığı konuşmada “Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi ile daha fazla önem kazanmaktadır” sözleriyle gündem olmuştu.

Nebati’nin ifadesi ile bu “epistemolojik kopuş” literatürde bir örneği olmayan Erdoğan’ın düşük faizin enflasyonu da düşüreceği iddiasına dayanıyordu.

Ortodoks politika ne anlama geliyor?

DW Türkçe’den Pelin Ünker’in haberine göre; Mehmet Şimşek’in yeniden ekonomi yönetiminde görev almasıyla piyasalarda Türkiye’nin enflasyonla mücadele için tüm dünyada uygulanan ortodoks politika araçlarına dayanan bir patikaya döneceği ve böylelikle yabancı yatırımcının Türkiye’ye olan güveninin tekrar tesis edilerek dış kaynak ihtiyacının karşılanacağı beklentisi var.

Küresel ekonomide uygulanan, genel kabul görmüş görüşlere bağlı oluşturulan ekonomi politikası ‘ana akım’ ya da ‘ortodoks politikalar’ olarak adlandırılıyor. Ortodoks politikaların altında piyasacı bir yaklaşım yatıyor. Serbest piyasa ekonomisine dayanan sistemde kamu otoritesi, faiz önlemleri ve yatırım teşvikleri gibi piyasada dengeyi sağlayacak politikalar uyguluyor. Ülke parasının değerinin yani döviz kurunun piyasalarda arz ve talep koşullarına göre belirlenmesi de ortodoks modelin bir parçası.

Peki ortodoks politikalardan uzaklaşıldığı dönemdeuzmanların bir enkaz olarak nitelendirdiği ekonomik tabloya adım adım nasıl gelindi?

Berat Albayrak dönemi

Mehmet Şimşek, 2018 seçimlerinden sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndaki devir teslim töreninde Hazine’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’a teslim etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşük faiz talebini ilk kez 2003’te başbakanlığı döneminde dile getirmiş, bu konuda Merkez Bankası başkanları ve ekonomi yönetimi ile sık sık karşı karşıya gelmişti. Erdoğan’ın dile getirdiği ‘faiz lobisi’ kavramı da Şimşek döneminde ortaya çıkmıştı.

Siyasi baskı ile yapılan faiz indirimleri her defasında kurlarda yükselişe yol açarken faiz artırımı için Erdoğan’ın ikna edildiği bir sürece geçildi. Ancak Albayrak dönemi, Erdoğan’ın faiz indirimi talebini koşulsuz yerine getiren bir ekonomi yönetiminin de başlangıcı oldu.

Erdoğan’ın faizlerin düşük tutulması yönünde sık sık dile getirdiği söylemler nedeniyle kurların yükseldiği dönemde, ekonomi yönetiminin başına Berat Albayrak’ın getirilmesi, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik endişeleri daha da artırdı. Düşük faiz politikası nedeniyle kurlardaki ve enflasyondaki artış sürdü.

Berat Albayrak döneminde Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Murat Uysal döneminde faiz yüzde 24 seviyesinden yüzde 8,25′ kadar çekildi. Merkez Bankası Eylül 2020’de politika faizini yüzde 10,25’e yükseltse de kurlardaki artışın önüne geçemedi.

Albayrak’ın Instagram üzerinden istifasını açıkladığı tarihe kadar geçen 28 aylık süreçte dolar TL karşısında yüzde 89 değer kazandı. Başka bir deyişle TL, dolar karşısında yüzde 45 eridi.

Albayrak dönemi Türk Lirası’ndan kaçışın hızlandığı bir dönem olurken, bu dönem yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 62 milyar dolar arttı.

Bakan Albayrak’ın gecikmeli olarak açıkladığı ve adı Yeni Ekonomi Programı olarak değiştirilen 2019-2021 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program da piyasalar ve akademik çevrelerde olumlu etki yaratmadı. Buna göre Albayrak’ın “Burası çok önemli” diyerek açıkladığı program rasyonel beklentilere dayanmayıp temenniden öteye geçmiyordu.

Açıklanan plana göre hükümetin dolar kuru varsayımı 2018 için 4.90, 2019 için 5.63, 2020 için 6.00 ve 2021 için 6.21 idi. Albayrak, Ağustos 2018’de yaptığı açıklamada ise enflasyonun 2019’da tek haneye ineceğini belirtmişti. 2019 yıllık enflasyonu ise resmi rakamlara göre yüzde 11,84 olarak gerçekleşti.

Albayrak dönemde enflasyondaki çift haneli seyirle birlikte işsizlikteki artış da sürdü. Haziran 2018’de yüzde 10,1 olan işsizlik Kasım 2020’de yüzde 13,1 seviyesine çıktı.

Öte yandan Türkiye ekonomisi, Albayrak’ın göreve başladığı 2018’in ikinci yarısında yavaşlayarak resesyona girdi. 2018’de yüzde 2,6, 2019’da yüzde 0,9, 2020’de 1,8 büyüme kaydedilirken 2018’de 9 bin 632 dolar olarak kişi başına milli gelir 8 bin 600 dolara geriledi. Merkez Bankası’nin döviz rezervleri de Albayrak döneminde yüzde 47 erirken kamu borcunda yüzde 92, döviz cinsi borçlarda da yüzde 155 artış yaşandı.

Naci Ağbal ve Lütfi Elvan’ın görevi kısa sürdü

Ekonomistlere göre, kurlardaki artışla beraber ekonomideki olumsuz göstergeler politika değişiklikliği ihtiyacını zorunlu kıldı.

Kasım 2020’de Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifa etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Kararı ile göreve Lütfi Elvan atandı.

Aynı dönem Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal da görevden alınarak başkanlığa eski Maliye Bakanı Naci Ağbal getirildi. 7 Kasım 2020’de göreve başlayan Ağbal’ın döneminde faiz 10,25’ten 19’a yükseltildi. Ancak Ağbal, 4,5 aylık başkanlığının ardından Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevden alındı.

Ağbal’ın yerine getirilen ve şu an halen görevine devam eden Şahap Kavcıoğlu döneminde ise faiz şimdiye dek 19’dan 8,5’e kadar indirildi. Erdoğan, bu dönemde sık sık faiz indirimlerinin işaretini verdi.

Faiz indirimleri sürerken Mart 2021’de 8,3 lira civarında olan dolar kuru hızla yükselerek çift haneli rakamlara çıktı ve en son 21 lirayı geçti. Enflasyon ise Mart 2021’deki 16’li seviyelerden hızla yükselerek Ekim 2022’de yüzde 85,5 ile zirve yaptı

Merkez Bankası Başkanlığı’na eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ise 2016-2018 arasında Kalkınma Bakanlığı görevinde bulunan Lütfi Elvan’ın getirilmesi piyasalarda kredibilitenin yeniden sağlanacağı beklentisine yol açmıştı.

Ancak ikisinin de dönemi kısa sürdü. Ağbal’ın ardından Erdoğan’ın ekonomi politikasına karşı çıktığı kamuoyuna yansıyan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan da 1 Aralık 2021’de görevinden istifa etti.

Nureddin Nebati ve Yeni Ekonomi Modeli

Lütfi Elvan’ın yerine ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2 Aralık 2021’de yayınlanan gece yarısı kararıyla Nureddin Nebati atandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin döneminde AKP’nin ‘Yeni Ekonomi Modeli’ olarak adlandırdığı düşük faiz yüksek kur politikasına geçildi. İddia, düşük faizle üretimin ve ihracatın destekleneceği, enflasyonun ise düşürüleceği yönündeydi.

Nureddin Nebati göreve geldikten kısa bir süre sonra şöyle dedi:

“Hani şöyle hayal edersiniz ya ‘Bir uyusam da altı ay sonra uyansam’ diye… Bir uyuyun, altı ay sonra uyanın Türkiye’de… Çok farklı noktalarda olacağız.”

Ancak veriler tam tersini gösterdi. Kasım 2021’de yıllık enflasyon yüzde 21,3 iken, Aralık’ta yüzde 36, Mart’ta yüzde 61 ve Mayıs’ta yüzde 73’ü geçti.

Bakan Nebati, 22 Aralık 2021’de katıldığı canlı yanında kullandığı sözlerle de gündem oldu. “Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” diyen Bakan Nebati, program sunucusuna gözlerindeki ışıltıyı görüp görmediğini sordu.

Bakan Nebati’nin rasyonellikten uzak bulunan, enflasyon ve ekonomi hakkındaki iyimser açıklamaları devam ederken ekonomik görünüm kötüleşmeye devam etti. Kavcıoğlu başkanlığındaki Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle birlikte 2 Aralık 2021’de 13,4 seviyelerinde olan dolar kuru bugünlerde 21 lirayı aştı.

Kasım 2021’de yüzde 21,31 olan enflasyon yüzde 85,5 ile tarihi zirveyi gördü, artan hayat pahalılığıyla asgari ücret açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldı. Türkiye geçen yıl yüzde 5,6 oranında büyürken 2021’de yüzde 26,9 olan iş gücünün büyümeden aldığı pay, 2022’de yüzde 23,7’ye inerek 2000’li yılların en düşük düzeyine geriledi. Yoksulluk oranı da yüzde 14 ile son 5 yılın en yüksek seviyesini gördü. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 4 büyüme gerçekleşirken resmi işsizlik yüzde 10 ile çift haneli rakamlarda seyrini sürdürüyor. DİSK’e göre geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 21,8.

Yine bu dönemde kurları baskı altında tutmak için getirilen kur korumalı mevduat da yüksek maliyeti nedeniyle bütçede ağır bir yüke yol açtı. Türkiye’nin bütçe açığı Ocak-Nisan döneminde 382,5 milyar TL’ye çıkarken, dört ayda yıl sonu için öngörülen bütçe açığının yüzde 58’ine ulaşıldı.

Kuru baskılamak için ihracatçıdan gelen döviz gelirleri, Kur Korumalı Mevduat kanalıyla gelen dövizler ve swaplar kullanılsa da Merkez Bankası rezervlerindeki düşüşün de önüne geçilemedi. Merkez Bankası net rezervi 19 Mayıs haftasında eksi 0,2 milyar dolar seviyesine gerileyerek 21 yıl sonra ilk kez negatife geçti. Swap hariç net rezervler eksi 60,3 milyar dolarla kritik bir seviyeye geldi.

Kuru sabit tutma politikasının bir parçası olarak Türkiye’de ithalat ucuzlarken ihracat daha pahalı hale geldi. Dış ticaret açığı ve cari açıkta uçurum büyüdü.

Türkiye, 2021 yılında 46 milyar dolar dış ticaret açığı vermişken açık 2022 yılında 110 milyar dolara ulaştı. Dış ticaret açığı, yılın ilk beş ayında ise 56,1 milyar dolara yükseldi. Son açıklanan verilere göre 12 aylık cari açık da şubat ayında 55,4 milyar dolar ile 10 yılın zirvesini görürken martta 54,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Mehmet Şimşek döneminin tablodaki etkisi ne?

Öte yandan ekonomistler ekonomide dışa bağımlılık çözülmedikçe ve üretim odaklı bir yapısal dönüşüm gerçekleşmedikçe Türkiye ekonomisinin uzun vadede bir kazanım sağlamayacağının da altını çiziyor. Buna göre Türkiye ekonomisinde gelinen noktada Şimşek döneminde hayata geçirilen enflasyonu düşürmeye odaklı piyasacı yaklaşımın da etkisi var.

Türkiye ekonomisindeki durumun küresel ekonomideki gelişmelerden bağımsız düşünülmemesi gerektiğinin altını çizen ekonomistlere göre, Şimşek’in görevde olduğu 2008 sonrası dönemde gelişmiş ülke merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmesi birçok gelişmekte olan ülke gibi Türkiye’nin de elini kolaylaştırdı. Ancak sıcak parayla büyümenin bedeli ulusal tasarruf oranında olağanüstü bir düşme ve bunun yanında kronikleşen işsizlik ve sanayisizleşmeye yol açtı.

Ekonomide fiyat istikrarını hedefiyle enflasyonu düşürmeyi önceleyen politikaların uluslararası finans çevrelerine bir güvence vermek ve Türkiye’nin kredibilitesini artırmak açısından önemli olduğuna işaret eden ekonomistler, bu reçeteyle son dönemde ciddi hasar alan toplumun büyük bir zorlukla karşılaşacağını, bu nedenle gelir destekleyici politikaların da geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Paylaşın

CHP’de “Kurultay” Ekim Ayına Yetişecek Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti tüzüğü uyarınca görevlendirdiği Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleriyle ilk toplantısını yaparak, olağan kurultay kararını resmileştirdi.

CHP Parti Sözcüsü görevini yürütmeye devam ederek, kameralar karşısına geçen Faik Öztrak, “Bugün kongreler takvimini başlatma kararını alındı. Söylemiştim, yasal, asgari süreler dikkate alınarak bu takvimi en hızlı şekilde tamamlayacağız. Mevzuattaki asgari sürelere uyarak en hızlı şekilde kongreler takvimimizi tamamlayacağız. Bu Ekim olur, Ekim ortası olur. Yolda yürürken bir bakalım” dedi.

Öztrak’ın açıkladığı takvim uyarınca 6 Haziran itibariyle yasal itirazlar için tanınması gerekli zorunlu süre aralıkları hesaplandığında üç aylık süreçte en geç 15 Ekim’e kadar ilçe ve il kongreleriyle kurultay aşamasına gelinecek.

CHP yönetiminde bugün eğer illerde kongre sonuçlarıyla ilgili itirazlar olmazsa takvimi kısaltmak gerektiği de konuşuldu. Aksi takdirde CHP 38. Olağan Kurultayı, 30 gün öncesinde ilan edilmesi gerekliliği nedeniyle Kasım ayında yapılabilecek. Eğer illerde süreç hızlıca ve itirazsız tamamlanabilirse CHP yönetiminde Ekim ayında Kurultay’ın yapılabileceği görüşü hakim.

Öztrak, Kılıçdaroğlu’na yönelik istifa talebiyle ilgili soruya karşılık ise “CHP bir çadır partisi değildir. Dünyada gerçekten eşine az rastlanır bir maziye sahip olan asırlık bir partidir. Yerleşik usullere sahiptir. Bu partide kimse tek başına aklına estiği gibi karar alamaz. Bütün kararlar partinin yetkili kurullarında tartışarak alınır” ifadesini kullandı. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun istifa etme yönünde eğilimi olmadığı kesinlik kazandı. CHP’de sadece Kurultay iradesiyle yönetim değişikliğine kapı aralanmış görünüyor.

Öte yandan CHP’nin yeni yönetim yapısının, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı devam ettirme kararının bir işareti olup olmadığı tartışılıyor.

CHP’de Faik Öztrak, Bülent Kuşoğlu, Lale Karabıyık ve Ahmet Akın’ın dışında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) yenilendi ancak Parti Meclisi’nden (PM) yapılan atamalarda “Kılıçdaroğlu ekibi” özelliğinin ön plana çıktığı değerlendirmesi yapılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yakınlığı nedeniyle Gökhan Günaydın’ın MYK yerine CHP TBMM Grubu yönetiminde Grup Başkanvekili olarak görevlendirilmesi de “CHP Genel Merkezi’nden uzak tutma” olarak yorumlandı.

Yeni MYK’sıyla Kılıçdaroğlu’nun CHP’de olası lider adaylarına kapıyı açacak bir geçiş sürecini mi başlatacağı yoksa 2024 Mart ayında yapılacak yerel seçimleri gerekçe göstererek genel başkanlık görevini korumaya mı alacağı merak konusu.

CHP’de Meclis ve genel merkez yönetiminde kadın siyasetçiler ağırlıklı bir tablo oluşturmasıyla Kılıçdaroğlu’nun önemli ölçüde yenilenme algısı oluşturmayı amaçladığı ileri sürülse de parti tabanında bunun yeterli olmadığı eleştirileri dile getiriliyor.

Kılıçdaroğlu, Oğuz Kaan Salıcı’nın genel başkan yardımcısı sıfatıyla yürüttüğü parti örgütü sorumluluğuyla ilgili yeni MYK’da görevlendirme yapmadı ve böylece örgütü tümüyle kendisini bağlı hale getirerek, partide neler olacağıyla ilgili soru işaretleri yarattı.

Bununla birlikte, parlamento seçiminde başarısızlık yaşandığı görüşünü ifade eden Murat Karayalçın, Kılıçdaroğlu’na adeta destek verirken, CHP’nin parti örgütünde yapısal sorun ve kapasite düşüklüğü olduğunu kaydetti.

CHP’de “parti örgütünce adaylar belirlenmeli” görüşünü savunmasına rağmen Karayalçın’ın, CHP’nin il ve ilçe teşkilatlarında 14 Mayıs öncesinde rahatsızlığa yol açan, milletvekili aday listesi belirlenmesinde “ön seçim yapılmaması” kararında Kılıçdaroğlu’nun rolüne değinmemesi dikkat çekti. CHP’de 8 Nisan günü milletvekili aday listesi taslağı hazırlığı MYK üyeleriyle ortaklaşa yapılsa da 14 Mayıs’ta illerde CHP’nin hangi adaylarla temsil edileceği konusunda son karar Kılıçdaroğlu’na aitti.

Bugünkü MYK fotoğrafında Gökhan Günaydın’ın İstanbul’da olması nedeniyle yer almaması da göze çarptı. Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın da önceden planlanmış programı nedeniyle MYK’ya katılmadığı aktarıldı.

Kılıçdaroğlu, bugün ayrıca CHP’nin dış politikadan sorumlu başdanışmanlık koltuğuna emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz’ün yerine, İstanbul Milletvekili seçilen emekli Büyükelçi Namık Tan’ı getirdi. Kılıçdaroğlu’nun, CHP’de medyadan sorumlu başdanışmanlıktan dün ayrılan Tuncay Özkan’ın yerine ise Ankara Milletvekili seçilen eski basın müşaviri Okan Konuralp’i getireceği bilgisi paylaşıldı.

Karayalçın: Örgüt başarısız

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliği açısından genel başkanlıktan öte partide yapısal sorunun tartışılması gerektiğini savunan Murat Karayalçın ise, 14 Mayıs’ta parlamento seçimi başarısızlığını gündeme taşıdı ve parti örgütünü başarısız bulduğunu açıkladı.

CHP’nin Kurultay sürecini olumlu karşıladığını kaydeden Karayalçın, Twitter paylaşımıyla Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’taki ikinci turunda aldığı sonucu “kazanım” olarak yorumlarken, 14 Mayıs’taki TBMM seçimini ise “başarısızlık” olarak değerlendirdi.

Karayalçın, “Sn. Kılıçdaroğlu seçim sürecinde yüksek bir performans ortaya koymuştur. Adil olmayan bir seçimde alınan yüzde 48’lik oy ciddi bir kazanım olarak görülmelidir. Ancak Partimizin TBMM seçiminde, hem de 4 parti ile birlikte, yüzde 25 dolayında oy alabilmiş olması ise ciddi bir başarısızlık olarak görülmelidir. Eğer parlamenter sistemde olsaydı, bu oy oranı, başarısızlığın ötesinde bir hezimet olarak değerlendirilecekti” dedi.

Meclis seçiminde başarısızlık nedeni olarak gösterdiği parti örgütünde “düşük siyaset kapasitesi” bulunduğunu söyleyen Karayalçın, “Örgütümüz yıllardır; broşür-afiş-pankart işleri ile seçim güvenliği ile sınırlı olan bir çalışma içine kapatılmıştır. Kuşkusuz bunlar da parti görevleridir. Ancak örgütün birincil görevi siyaset üretmek ve bir ölçüde bununla da bağlantılı olarak partinin adaylarını belirlemek olmalıdır. Örgüt kapasitesinde düşüklük bunların tümünün eşzamanlı olarak yerine getirilememesi durumunda ortaya çıkar. Önümüzdeki Kurultay sürecinde, seçimlerde yaşanan taktik ve stratejik yanlışlıkların tartışılacağını biliyorum, buna genel başkanlık konusu da eklenebilir. Oysa bana göre, asıl tartışılması gereken konu, CHP’de düşük kapasiteye yol açan yapısal sorunlardır. Bu sorunlar CHP’nin merkez ve taşra örgütlerinin yeniden yapılandırılması ile aşılabilir” ifadesini kullandı.

Hamzaçebi’nin Kurultay hazırlığı olacak mı?

CHP’de seçmen ve parti tabanı itibariyle kongre süreçleriyle parti örgütünün il ve ilçe teşkilatlarında değişiklik yapılması yeterli mi yoksa Kılıçdaroğlu’nun liderliğini devredeceği üst yönetim değişikliği sözkonusu olacak mı? Bu soruya yanıtta CHP yönetiminin yaklaşımı, “Kurultay karar verecek” şeklinde.

CHP 38. Olağan Kurultayı’nda ise, genel başkan ve PM seçimi yapacak delegeler nasıl belirlenecek, partide ilçe ve il teşkilatlarındaki kongre süreçlerinde tabandan değişim olacak mı, yoksa Kılıçdaroğlu’nun liderliğine onay verecek isimler mi görev alacak gibi soruların yanıtları merak konusu.

Kemal Kılıçdaroğlu’yla yıllarca yakın çalışma arkadaşı olmuş Akif Hamzaçebi ise, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı seçimi için çok çaba göstermişse de başarılı olamamıştır. Partimiz milletvekili genel seçiminde de başarısız olmuştur” çıkışında bulunmasıyla dikkat çekti.

Murat Karayalçın ve CHP’deki mevcut yöneticilerin aksine Hamzaçebi, “Milletvekili sayımız 2018’e kıyasla ciddi şekilde düşmüş, Partimizin oy oranı da Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olarak girdiği ilk seçim olan 2011 seçimlerindeki seviyesinin altına inmiştir. Kimse bu sonuçlardan bir başarı öyküsü yaratmaya kalkışmasın. Ortada Genel Başkanımız ve Partimiz açısından tam bir başarısızlık vardır” dedi. Devamında, “Seçim sonuçları doğru değerlendirilmediği ve bunun gereği yapılmadığı takdirde gelecek bugünden daha kötü olacaktır. Yerel seçimler yaklaşıyor bu konuları konuşmayı erteleyelim demek partiye ve ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür” diyen Hamzaçebi, adeta Kurultay süreciyle ilgili parti içi muhalefetin işaretini verdi.

CHP’de lider adayı Ekrem İmamoğlu’nun ise, 2024 Mart ayında İBB Başkanı adayı olacağı ve kendisiyle ilgili siyasi yasak kararıyla ilgili gelişmeleri değerlendirmek istediği iddiası söz konusu. Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki son günlerdeki görüşmeler de CHP yönetimince “belediye başkanlarıyla istişareler” şeklinde açıklandı.

DW Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun aktardığına göre: Ankara kulislerinde İmamoğlu etkisiyle CHP yönetiminde değişiklik talebi hayata geçirilmezse de gelecek günlerde kamuoyuna görüşlerini açıklayacak Hamzaçebi gibi aktörlerce CHP’de değişim için çalışılacağı görüşü gündemde.

Şimdi gözler, CHP 38. Olağan Kurultayı öncesinde Kılıçdaroğlu’nun liderlikte geçiş süreci olacağı mesajını verip vermeyeceği ile genel başkanlıkta devam etme ısrarı durumunda karşısında parti içi muhalefet olup olmayacağına çevrildi.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Kurban Bayramı Tatili 9 Gün

Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sene kurban bayramımızı 28 Haziran ile 1 Temmuz arasında idrak edeceğiz. İstişarelerimiz neticesinde 26 Haziran ve 27 Haziran’ı günlerini de idari izin kapsamına almayı kararlaştırdık. Hafta sonlarıyla ile vatandaşlarımız toplam 9 gün bayram tatili yapma imkanı bulacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Enflasyonda tek haneli rakamlara inileceğini vurgulayan Erdoğan, “Yatırım, ihracat, istihdam ve büyümeden taviz vermeyeceğiz. Fahiş fiyatları milletimizin gündeminden çıkarmakta kararlıyız. Enflasyonu nasıl daha önce tek haneli rakamlara indirdiysek inşallah aynısını yine başaracağız” ifadelerini kullandı.

Emekli maaş ve ikramiyelerinin bayram öncesinde ödeneceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeklilerin maaşlarını ve bayram ikramiyelerini inşallah bayram öncesi ödeyeceğiz. Asgari ücret tespit komisyonumuz çalışmalarına başlıyor” dedi.

Erdoğan, ‘Hayat pahalılığını gündemimizden çıkaracağız’ diye konuştu. Erdoğan, yeni anayasa teklifini Meclis’in takdirine sunacaklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun çalışmalarına başlayacağını ifade etti.

Yeni Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin ilk toplantısı sona erdi. 4 saat 10 dakika süren toplantının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi:

“2014 yılından beri şanla, şerefle yürüttüğümüz Cumhurbaşkanlığı görevini yine 5 sene daha yürütme imkanına kavuştuk. Şahsımıza olan teveccühlerini gösteren yaklaşık 28 milyon kardeşime ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Türkiye, Türkiye’den daha büyüktür gerçeğine vesile olan dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerime şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Afrika’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Balkanlar’a, Ortadoğu’dan Türk ve İslam alemine kadar umudun, direnişin, şefkatin, merhametin, müstevlilerin karşısında dik bir duruşun adı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Seçimin siyasi olarak kazananları elbette bellidir. Siyasi tercihi ne olursa olsun 85 milyon kazandı. Bu seçimleri bizim ve ittifakımızla birlikte elbette tüm Türkiye kazanmıştır. 85 milyonun her bir ferdi kazanmıştır. Her seçim döneminde ellerini ovuşturan kriz heveslileri dışında bin yıllık kardeşliğimizi dinamitlemek isteyen fitne tüccarları dışında, elinde binlerce insanımızın kanı olan terör baronlarının dışında; velhasıl birliğimize dirliğimize, asırlık hedeflerimize kast edenler dışında seçimlerin kaybedeni yoktur.

Seçimler gelir geçer, bunlar demokrasinin olmazsa olmazıdır. Asıl mesele milletimizin, devletimizin birliği, bütünlüğü, refahı ve geleceğidir. Asıl mesele ülkemizde biraz çekişmeli geçen siyasi rekabetin, siyasi husumete dönüşmesine fırsat verilmemesidir. Sandıklar kapandıktan sonra önümüze bakabiliyorsak Allah’ın izniyle bileğimizi kimse bükemez.

Nerede kalmıştık diyerek her seçimden sonra işimize, günümüze, esas gündemimize geri döndük. Tüm vatandaşlarımdan seçimlere bu zaviyeden bakmalarını istirham ediyorum. Biz hep birlikte Türkiyeyiz. Biz yurt dışındaki kardeşlerimizle birlikte yüz milyonluk büyük bir aileyiz. İstiklal ve istikbalimiz uğruna canımızdan aziz bildiklerini feda etmiş milletiz. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı omuz omuza vererek hep beraber inşa edeceğiz.

3 Haziran tarihinde TBMM’de mazbatamızı alıp yemin ettik. Ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde yurt içi ve yurt dışından 5 bini aşkın misafirimizin iştirakiyle göreve başlama törenimizi yaptık. Törenimizi çok daha büyük katılımla açık alanda gerçekleştirmeyi arzu ediyorduk. Ancak hava şartları nedeniyle bundan sarfınazar etmek mecburiyetinde kaldık. Törenimize yurt dışından katılım düzeyinin fevkalade yüksek olması ülkemiz adına bizleri hem gururlandırdı hem mütehassis etti.

Törene müteakiben yurt dışından gelen dostlarımızla akşam yemeğinde hasbıhal etme imkanını bulduk. Başta gardaşlarım olmak üzere törenimize iştirak eden tüm devlet ve hükümet başkanlarına teşekkür ediyorum. Türkiye’nin gerçek dostlarına ülkem ve milletim adına minnettarlığımızı ifade ediyorum. Binlerce kilometre öteden gelerek gösterdikleri kadirşinaslıkları hiçbir zaman unutmayacağımı belirtmek istiyorum. Yurt içinden törene katılan tüm vatandaşlarıma da tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye’nin tüm güzelliklerini, sosyal dokusunun bütün renklerini o gün orada hep beraber müşahade ettik. Zenginliğimiz olan bu farklılığın korunması Türkiye’nin aydınlık yarınlarının olmazsa olmaz şartlarıdır. Dünyanın dört bir köşesinden gelen yabancı misafirlerimizin iştiraki büyük ve güçlü Türkiye’nin tezahürü olduğuna inanıyorum.

Hükümetlerimiz döneminde ülkemizin yumuşak gücü ve etki alanının ulaştığı yerler böylece ortaya çıkmıştır. Siyaset gibi diplomasiyi eski dar kalıplarla okuyanların Türk dış politikasıyla ilgili iddiaların yersiz olduğu anlaşılmıştır. Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğuna bir kez daha şahitlik ettik. 85 milyonun tamamının bundan onur ve gurur duymasını temenni ediyoruz.

Buradaki mesajların muhalefet tarafından da iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Muhalefetin hatalarından ders alarak vatanımızın bekası milletimizin istikbaline dair konularda artık daha hassas davranmasını, Türkiye eksenli yaklaşım benimsemelerini ümit ediyoruz. Türkiye ortak paydasında buluşma davetimize toplumumuzun tüm kesimlerinden müsbet cevap bekliyoruz. 85 milyon Türkiye’nin tamamını kucaklamaya devam edeceğiz.

Her yeni başlangıç, yeni bir umut, yeni bir heyecan, yepyeni bir atılım demektir. Biz de törenimizin akşamında yeni kabinemizi açıklamak suretiyle Türkiye yüzyılının inşası için bismillah diyerek hep birlikte yola revan olduk. Bizim anlayışımızda kesinti, kopukluk değil devamlılık esastır. Maziden atiye kurduğumuz köprünün belirleyici unsuru muhafazakar devrimciliktir.

Kendimizi, kadrolarımızı, politikalarımızı yenilerken özümüze bağlı kaldık, ruh kökümüzden asla kopmadık. Seçmenlerimizle birlikte iradesini farklı şekilde kullananların sesine kulak verdik. Başkaları gibi yankı odalarına özellikle hapsolmak yerine siyaseti milletimiz için milletimizin içinde milletimizle birlikte yaptık. Her gelen arkadaşımız selefinin yaptığı hizmetlerine yenilerini eklemenin mücadelesini verdi.

28. dönem milletvekili olarak yüce Meclisimizde hizmet verecek tüm bakan arkadaşlarıma şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Kovid 19 ve 6 Şubat depremle mücadelemizde sergiledikleri tavırlarından ötürü Rabbim hepsinden ayrı ayrı razı olsun diyorum. Kendileriyle yakın istişare ve işbirliği içinde olmaya devam edeceğiz. Eski arkadaşlarımızın birikimi, yeni arkadaşlarımızın heyecanı ile inşallah Türkiye yüzyılını gerçekleştireceğiz.

Türkiye yüzyılı evlatlarımıza bırakacağımız en büyük miras olacaktır. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefi çok çalışmayı daha fazla icraat ve eser üretmeyi gerektirir. Kabine üyelerimiz tecrübe, ehliyet ve uzmanlık alanları itibariyle Türkiye yüzyılının mimarları arasında yer alacak vasıflara ziyadesiyle sahiptir. Yeni kabinemizin işinin kolay olmadığını da biliyoruz.

Bu zorluk sadece aşmamız gereken meselelerle, yakalamamız gereken hedeflerle sınırlı değildir. Devralınan mirasın daha da büyütülmesiyle ilgilidir. İnşallah canla başla çalışarak ülkemizi hedeflerile buluşturacağız. 21 yılı iktidarda olmak üzere 40 yılı bulan siyasi hayatımızın alameti farikası hizmet ve eser siyasetidir. Seçim dönemlerinde bizi takip ettiyseniz bol keseden boş vaat dağıtanlar gibi olmadık. Milletimize ne söz verdiysek, meydanlarda neyi vaat ettiysek göreve gelince hepsini yerine getirmeye gayret ettik. Ahdine, kavline, sözünü sadık yönetim olarak 17 kez milletimizin takdirini kazandık.

Bizim için en büyük kazanç budur. Yeni dönemimizde de halkımıza verdiğimiz tüm sözlerin takipçisi olacağız. İki kelimeye çok dikkat edin; biz bu iki kelimenin, iki kavramın uygulayacısı olacağız. Bir istikrar, iki güven. İstikrar ve güvenle biz Türkiye yüzyılını inşaa edeceğiz. Bir şeyi daha söylüyorum; Aile ve Gençlik Bankası’nın kurulmasından, toplumun temel direği olan ailenin sapkın akımlardan korunmasına kadar her türlü adımı atacağız.

Anayasa değişikliği teklifimizi milletin takdirine sunacağız. Karadeniz doğalgazı, Gabar petrolü ve Akkuyu’da enerji hamlelerimize devam edeceğiz. Sağlık ve eğitimi son 21 yıldır olduğu gibi listemizin en başında tutacağız. Adalet hizmetlerinin çok hızlı, etkin ve kaliteli bir şekilde sağlanmasına yönelik reformlarımızı artıracağız. Terör örgütleri, zehir tacirlerine, suç çetelerine karşı amansız mücadeleyi kararlıkla yürüteceğiz. Cudi, Gabar, Tendürek, Besler deresinde yine biz olacağız. Buraları bu teröristlere asla bırakmayacağız.

Sosyal güvenlikte şehit, gazi ve yakınlarının yanında olacağız. Savunma sanayi atılımlarımıza inşallah yenilerini ekleyeceğiz. Türkiye’nin otomobili gibi katma değeri yüksek inovatif ürün yelpazemizi daha da güçlendireceğiz. Ülkemizin rekabet gücünü artırarak ihracatımızı çok yukarlara taşıyacağız. Ülkemizi yol, tünel, hızlı tren hatları, hava limanlarıyla ilmek ilmek dokumayı sürdüreceğiz. Turizmde potansiyelimizi en üst düzeyde harekete geçirirken kültürel alanda yeni bir hamle başaracağız. Gençlerimizi eğitim, spor, iş hayatına kadar her konuda destekleyeceğiz.

“Türkiye’nin çehresini değiştirerek adımları atacağız”

Millet bahçeleri, kentsel dönüşüm projeleriyle Türkiye’nin çehresini değiştirerek adımları atacağız. Perşembe günü bir millet bahçesinin açılışını Adıyaman merkezi olarak açılış törenlerini gerçekleştireceğiz. İklim değişikliği ile mücadele konusunda daha kararlı çalışmalar yürüteceğiz. 219 bini ilk 1 sene içinde olmak üzere toplam 650 bin deprem konutu yaparak depremzedelerimizi yeni yuvalarıyla buluşturacağız. Deprem bölgesindeki şehirlerimizi ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel açıdan eskisinden daha canlı hale getireceğiz.

Enflasyon ve hayat pahalılığını milletimizin gündeminden çıkartmakta kararlıyız. Hem Cumhurbaşkanlığı hem milletvekilliği seçimlerinin istikrardan yana sonuçlanması ekonomimize olan güveni artırmıştır. Mayıs ayında ekonomik güven endeksi yüzde 1,4 artarak 103,7’ye yükseldi. Reel kesim güven endeksi 105,1 olarak gerçekleştirdi. Enflasyon oranı Mayıs ayında yüzde 40’ın altına gerileyerek yüzde 39,6 olarak gerçekleştirdi. Suriyeli kardeşlerimizi güvenli, onurlu bir şekilde dualarını da alarak anavatanına göçünü gerçekleştireceğiz.

Türkiye’yi Boraltan Köprüsü faciası gibi yeni utançlar yaşatmayacağız. Bu meseleyi inanç değerlerimize yakışan şekilde suhuletle çözüme kavuşturacağız. Dış politikada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlayacağız. Tüm dünyaya verilmiş güçlü bir mesaj olan Türkiye yüzyılı vizyonumuzu adım adım hayata geçireceğiz. Yeni dönemin ilk kabine toplantısında tüm bu hususları etraflıca değerlendirdik. Tüm bakan arkadaşlarıma 1 hafta içindeki hazırlıkları sebebiyle çok teşekkür ediyorum. 1 hafta sonra tekrar bir brifingi hazırlayacaklar ve yine brife edilmek üzere kendilerini dinleyeceğim.

Seçim döneminin muhasebesini yapma yanında önümüzdeki dönemde atılacak adımları belirledik. MYK ve MKYK arkadaşlarımla da ayrıca onlardan gelecek bilgilerle inşallah geleceğe hazırlanmaya devam edeceğiz. Dün Samsun, Amasya, Kastamonu’da meydana gelen yoğun yağış ve sel baskınları sebebiyle hayatları olumsuz etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun, vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD ve kuruluşlarımız her türlü çalışmayı sürdürüyor. KOSKEB acil destek kredisiyle afetzede işyerlerinin yanıda oluyoruz. TMO alım fiyatlarında üreticilerimizin eline ton başına ekmeklik buğdayda 9 bin 250 lira, arpada ise 7 bin 500 lira geçecektir.

Bir güzel haberimiz de emeklilerimize olacak, emeklilerimizin maaşları ve bayram ikramiyelerini kurban bayramı öncesinde ödeyeceğiz. Asgari ücret tespit komisyonu çalışmalarına başlayacak. Bu sene kurban bayramımızı 28 Haziran ile 1 Temmuz arasında idrak edeceğiz. İstişarelerimiz neticesinde 26 Haziran ve 27 Haziran’ı günlerini de idari izin kapsamına almayı kararlaştırdık. Hafta sonlarıyla ile vatandaşlarımız toplam 9 gün bayram tatili yapma imkanı bulacaktır.”

Paylaşın

Demirtaş, “Yasaklanan Newroz” Davasından Beraat Etti

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partinin 20 Mart 2016’da Batman’da düzenlemek istediği ancak valiliğin yasakladığı Newroz etkinliğine katıldığı gerekçesiyle yargılandığı davada beraat etti.

Medyascope’tan Ferit Aslan’ın haberine göre, Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Selahattin Demirtaş hakkında, çıkan olaylar nedeniyle ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkında kanuna muhalefet ettiği’ gerekçesiyle dava açmıştı.

Davada bugün karar açıklandı. Mahkeme heyeti, isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Demirtaş’ın beraatına karar verdi.

Ayrıca, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın başvurusunu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 4. fırkasını ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in Demirtaş ve Yüksekdağ’ın başvurularına dair kararı, 6 yargıcın lehte, Türk yargıç Saadet Yüksel’in ise aleyhte oyu ile oy çokluğuyla alındı.

AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi.

AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ’a 5 bin 500’er euro (126 bin 666 TL) manevi tazminat ve 2 bin 500 euro da mahkeme masrafı ödenmesine hükmetti. Türkiye’nin AİHM’e gönderdiği yargıç Saadet Yüksel karara katılmadı.

AİHM daha önce de Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında “hak ihlali” kararları vermişti.

Aralık 2020 ve Kasım 2022’de verilen kararlarda başvurucuların tutukluluk hallerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı), 10. maddesi (ifade özgürlüğü), 18. maddesi (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) ve 1 Numaralı Protokol’ün 3. maddesinin (serbest seçimler) ihlal edildiğine hükmetmişti.

AİHM 2018’de de Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğine hükmetmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu karar hakkında “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” demişti.

Kararın ardından HDP’den açıklama geldi.

Partinin resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada, “AİHM rehin tutulan önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile ilgili bir kez daha hak ihlali kararı verdi. Yargı kararlarını uygulamadığınız her gün suç işliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, “AİHM kararlarını uygulayın, başta Demirtaş ve Yüksekdağ olmak üzere rehin olan bütün arkadaşlarımızı serbest bırakın!” çağrısında bulunuldu.

Paylaşın