Meral Akşener’den CHP’ye Ağır Sözler

Partisinin 3. Olağan Kurultayı’nda konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Biz bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 milletvekili istedik, hayatımın en büyük pişmanlığıdır. Savaşmalıydık, bileğimizin gücüyle o seçime girmeliydik, girmiyorsak da gereğini yapmalıydık. Savaşmadık!” dedi ve ekledi: 

Haber Merkezi / “15 vekil istedik, Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ama o gün bugün 15 milletvekilinin bedelini ödeyemedik. Ömer Seyfettin’in diyetine döndü bu iş.”

Akşener konuşmasını, “Biz, psikolojik olarak kendimizi çok kötü hissettik. Ben kendimi çok aşağılanmış hissettim. Çok çaresiz hissettim. Savaşmadık, ben savaşı severim. Ben canımla, kafamla, kellemle top oynamayı severim. Yapamadık. Ben kellemle top oynamayı çok severim. 28 Şubat’ta oynadım. Erdoğan’la ters düştük, umurum, korkum olmadı” sözleriyle devam ettirdi.

Konuşmasına, “15 milletvekili almak bize kuyruk siyasetine mal oldu! Ama eğriye eğri, doğruya doğru… Bu, Türkiye’ye büyük bir iyilik yaptı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, CHP ile yapılan bu işbirliğinin, CHP’ye sahada bulunan her renkten insanların önyargılarının değişmesine sebep oldu. Sonra bu değişme, altılı masayı, Millet İttifakı’nı getirdik” ifadeleriyle devam eden Akşener, şöyle konuştu:

“Sonra bir şey yaptık. Belki de bir borç ödemeydi bilmiyorum. Koray Aydın’ın önerisi… Başarısızlık varsa benimdir. Demokrasi mi diyorsunuz. Şimdi öğreneceğiz hep birlikte. Demokrasinin gereklilikleri, sonuçları var.

Kılıçdaroğlu’ndan randevu aldım gittik. İki parti yerel seçimlere birlikte gitmeyi teklif ettik, sonuçta bir başarı çıktı. Beni en çok etkileyen, üzen ne oldu biliyor musunuz… İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı! Bilmem nereyi biz değil HDP kazandırdı. Yuh muh yok, bugün hesaplaşıyoruz, hesap veriyorum, hesap soracağım sonra!”

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, partisinin 3. Olağan Kurultayı’nda konuştu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“5,5 yıl önce bu partiyi kuramazsınız dediklerinde kuracağız dedik, kurduk. Bu parti yaşamaz dediklerinde yaşatacağız dedik, yaşattık. Milletimizin sesi olacağız dedik, olduk. Siyasetin alışılmış düzenini bozduk. Siyaset esnafının rahatını bozduk. Milletin iradesine göre değil, kendi egosuna, kendi çirkinliklerine göre siyasete yön vermeye heveslenen nobranların, sahtekarların tezgahlarını bozduk.

Milletimizin sesine kulak vermek için il il gezdik. Sosyalleşmek için gezmedik. Kapıları çalarak, milletimizin derdini dinleyerek, sosyalleşip dedikodu etmek için değil, milletimizin sesini dinlemek için dükkanları, evleri dolaştık.

Dedikodu yapmak, iftira etmek, hakaret etmek yerine kapı zillerini çaldık. Biz daima hakikatin peşinden gittik. Şartlar ne olursa olsun hakikati söylemekten kaçınmadık. Yapılamaz denilen her şeyi yaptık. Aşılamaz sanılan engelleri aştık. Bu yüzden İyi Parti, dengesi bozulan siyasetin su terazisidir. İki yumruk arasında sıkıştırılan milletimiz için yaşam odasıdır. Kişisel ihtiraslara mahkum edilen milletimiz için çıkış kapısıdır.

İyi Parti; ben varsam her şey var, ben yoksam yansın bu dünya, yıkılsın Türkiye değil, nefsinin peşinden değil, nobranlara karşı buradayım diyenlerin partisidir.

Milletimizi geçmişin kavgalarına hapsetmeye çalışanların karşısında İyi Parti bugündür, yarındır, zengin bir Türkiye’dir. Cesaret kemerini kuşanan vatan sevdalılarıdır. İftiracıların, ahlaksızların, egosantriklerin değil, Türkiye için ölümü göze alan cesurların partisidir.

İyi Parti’nin yolculuğu, milletimizin yolculuğudur. Biz bugünlere kolay gelmedik. Yolumuz doğru olduğu için nice çileye katlandık, zorluklara direndik, nice iftiraya göğüs gerdik. Hele bir şey olamadığına öfkelenip içimizden yapılan iftira, hakaret ve çirkinliklere göğüs gerdik. Hiçbir düşmanımın, rakibimin benimle ilgili asla iddia etmedikleri, söylemedikleri pis iftiralara şahit oldum. Ama affetmeyeceğim. Vallahi affetmeyeceğim! Bana iki şey bu ülkede söylenemedi. Kendi arkadaşlarım söyledi! Affetmeyeceğim, hesaplaşacağız! Biz bugünlere koltuk sahibi olmak için gelmedik. Zengin olmak için de gelmedik. Bunu hayal edenler kapı dışarı. Biz bugünlere kendi ikballerimiz için de gelmedik.

Ben Meral Akşener, ben sadece oylarınızla genel başkanlığa seçilmiş, başka hiçbir sıfatı olmayan buradaki tek kişiyim! Beni, mansıpla satın alabilen oldu mu? Beni parayla satın alabilen oldu mu? 30 yıllık siyasi hayatımda para ile ilgili hiçbir isnat olmamışken, bunu yapanlar kahrı perişan olsun inşallah! Biz bugünlere milletimiz için geldik, hırslara esir olmadık. Makamla alakası olmayan tek kişi olarak sarhoş olmam da mümkün değil herhalde. Biz bugünlere milletimizin teveccühü ile geldik. Ağzımdan ben sözünü duymadınız. Biz diye diye geldik.

200 kişilik kurucucular kurulu koyduk. Herkes borç çıkardı! Çocuğunun çikolata parasını koyduğunu iddia ettiler, bazısı, ben master paramı koydum dedi. Biz hanginizden para istedik? Hepiniz buradasınız! Meclis’e girdiniz, milletvekilleri para mı istedik sizden? Bugün sizden para mı isteniyor? Genel merkez yapıldı, 15 liralık çöp kutularını aldım ben. O gün bana, bu parayı nereden buldun diye niye sormadınız? Nasıl buldun, nereden buldun niye demediniz? Çünkü sorumluluk almanız gerekiyordu doğru mu, kaçtınız!

Ama bugün Meral Akşener’i, düşmanlarının suçlamadığı iftiralarla suçladınız, kahrolun!

Sandığa gelmeden, parti içindeki sandıklardan konuşalım. Ben parti kurulduktan, genel başkan seçildikten itibaren demokrasiyi oluşturmaya çalıştım. Önce kurultayda blok liste yaptım, itiraz ettiniz. Sonra, hiç insan işaret etmeden, çarşaf liste yaptım. Anahtar listeler çıktı, seçilemeyenler su koyverdi, itiraz etti. Anladım ki o gün, benim görevim insan seçtirmekmiş! Benim başka bir hakkım, hukukum yokmuş. 20 Eylül 2020’de döndüm, 100 kişilik başka insanların da aday olabileceği bir yarı çarşaf yaptım, onda da kimseyi mutlu edemedim. Ağır çirkinlikler yaşadım. Kurultaylar hesaplaşma yeridir. Ben hesap vereceğim, siz de hesap vereceksiniz!

Öyle çirkinlikler yapıldı ki, günlerce uyuyamadım. Söyleyemeyeceğim öyle pislikler oldu ki… Gördüm ki herkes her şeyi istiyor, yetmiyor. Vekillik olunuyor yetmiyor, GİK üyeliği isteniyor, genel başkan yardımcılığı isteniyor. Kardeşim, kadrolar sınırlı! Bırakın birileri de o görevleri yerine getirsin!

Altılı masa meselesi ortaya çıktı. Şimdi biz fedakarlık yapan insanlarız ya, Türkiye bizim için önde ya. Biz bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 milletvekili istedik, hayatımın en büyük pişmanlığıdır.

Savaşmalıydık, bileğimizin gücüyle o seçime girmeliydik, girmiyorsak da gereğini yapmalıydık. Savaşmadık!

15 vekil istedik, Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Ama o gün bugün 15 milletvekilinin bedelini ödeyemedik. Ömer Seyfettin’in diyetine döndü bu iş.

Biz, psikolojik olarak kendimizi çok kötü hissettik. Ben kendimi çok aşağılanmış hissettim. Çok çaresiz hissettim. Savaşmadık, ben savaşı severim. Ben canımla, kafamla, kellemle top oynamayı severim. Yapamadık. Ben kellemle top oynamayı çok severim. 28 Şubat’ta oynadım. Erdoğan’la ters düştük, umurum, korkum olmadı.

15 milletvekili almak bize kuyruk siyasetine mal oldu! Ama eğriye eğri, doğruya doğru… Bu, Türkiye’ye büyük bir iyilik yaptı. Demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, CHP ile yapılan bu işbirliğinin, CHP’ye sahada bulunan her renkten insanların önyargılarının değişmesine sebep oldu. Sonra bu değişme, altılı masayı, Millet İttifakı’nı getirdik.

Sonra bir şey yaptık. Belki de bir borç ödemeydi bilmiyorum. Koray Aydın’ın önerisi… Başarısızlık varsa benimdir. Demokrasi mi diyorsunuz. Şimdi öğreneceğiz hep birlikte. Demokrasinin gereklilikleri, sonuçları var.

Kılıçdaroğlu’ndan randevu aldım gittik. İki parti yerel seçimlere birlikte gitmeyi teklif ettik, sonuçta bir başarı çıktı. Beni en çok etkileyen, üzen ne oldu biliyor musunuz… İstanbul’un seçimini biz değil HDP kazandırdı! Bilmem nereyi biz değil HDP kazandırdı. Yuh muh yok, bugün hesaplaşıyoruz, hesap veriyorum, hesap soracağım sonra!”

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken “Merkez Bankası” Analizi: İyi Bir Mesaj Olmadı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizi yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükselti. Karar sonrası ilk kez dolar 24,41’i, euro da 26,84’ü görmüştü. Türkiye’nin kredi temerrüt takası (CDS) ise 21 puan yükselerek 518’e çıktı

Merkez Bankası’nın faiz artırım kararı sonrası açıklamada bulunan Bakan Şimşek, “Finansman koşulları çok elverişli de olsa, karlılık çok cazip de görünse öngörülebilirlik olmadan kalıcı yatırım ve istihdam artışı sağlamak mümkün değildir. Öngörülebilirliği sağlayacak olan ise güvendir. Güven, ancak kurala göre politikalar uygulanarak temin edilebilir” dedi.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararının ardından “Yatırımcılar, ikna edici olmayan faiz artışıyla kaçırılan fırsata hayıflanıyor” başlıklı bir analiz yayımladı.

Uluslararası yatırım şirketlerinden uzmanların görüşlerine yer verilen analizde, alınan faiz kararı sonrası yatırımcıların Türkiye piyasasına yönelik planlarını bir süre daha bekleterek paralarını kenarda tutmaya devam edebilecekleri iddia edildi.

TCMB, Perşembe günü Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk Para Politikası Toplantısı’nda (PPK) politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faizleri rekor düzeydeki enflasyona rağmen indirme doğrultusundaki ısrarına uyan Şahap Kavcıoğlu’nun başkanlığındaki Merkez Bankası, politika faizini 2021 yılındaki yüzde 19 seviyesinden yüzde 8,5’e kadar düşürmüştü. Göreve geldikten sonra ekonomide ortodoks politikalara dönüş sinyali veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önerisiyle Erkan’ın Merkez Bankası Başkanı olarak atanması ise faizlerin hızla eski seviyelerine doğru yükseltileceği doğrultusundaki beklentileri artırmıştı.

Merkez Bankası kararından önce yapılan Reuters anketi de faizlerin yüzde 21’e yükseltileceği yönünde bir beklenti olduğunu ortaya koymuştu.

Reuters analizinde, faiz artırımının 650 baz puanla sınırlı kalmasının, piyasalarda “Erkan’ın enflasyonla agresif biçimde mücadele için kısıtlı imkânının bulunduğu” izlenimi uyandırdığı belirtildi.

Viktor Szabo: İyi bir mesaj olmadı

Edinburgh merkezli uluslararası yatırım şirketi Abrdn’nin gelişmekte olan piyasalar yatırım direktörü Viktor Szabo, “Bu işi ciddiye aldıklarını göstermelerini sağlayacak mükemmel bir fırsatı kaçırdılar” değerlendirmesinde bulundu. Szabo, “İster siyasi kısıtlamalardan olsun ister bankacılık sisteminden korkmalarından, ama bu iyi bir mesaj olmadı” ifadesini kullandı.

Merkez Bankası rezervlerinin eridiği ve yabancı yatırımcıların Türkiye’den kaçtığı bir dönemde, yatırımcı dostu Şimşek’in bakanlığa getirilmesi ve TCMB Başkanı olarak Erkan’ın atanmasının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygulattığı ekonomi politikalarının bazılarından geri dönülmesi için hızlı bir manevra yapılacağı yönündeki beklentileri kuvvetlendirdiğini hatırlatan Reuters, “Ancak analistler Perşembe günkü karardan sonra Erkan ve Şimşek’in Türkiye’nin gerçekten rota değiştirdiğini ispatlamak için daha da sıkı çalışması gerekeceğini söylüyor” diye ekledi.

New York merkezli küresel yatırım şirketi VanEck’in gelişmekte olan piyasalar portföy yöneticisi Eric Fine, TCMB hakkında yaptığı yorumda, “Artık daha az güvenilir görünüyorlar” dedi.

Fine, “Rezervler kullanılarak kurlara yapılan müdahalelere ihtiyaç duyulmasını engelleyecek seviyeye kadar faiz artırmaları lazım. Bunu yapmadılar” diye konuştu.

Paris merkezli Societe Generale finans şirketinin baş stratejistlerinden Marek Drimal, “Muhtemelen şu an için uzun vadeli yatırımcılar için yeterli değil. Sebebi de ekonomideki sorunların bazılarının büyüklüğü” dedi.

Ancak Drimal dâhil birçok uzman olumlu işaretler de görüyor. Drimal, defaatle faiz oranı konusunda kademeli hamlelerle ilerleyeceklerinin sinyalini veren Şimşek’in mesajlarını hatırlattı.

Tahmin edilebilir ve piyasa temelli ekonomi politikaları izleneceği vaadinde bulunan Şimşek, enflasyon hedefli modelin de sermaye girişini sağlayacağını iddia etmişti.

Dan Wood: Ölçülü hayal kırıklığı

ABD merkezli William Blair şirketinden gelişmekte olan piyasalar yöneticisi Dan Wood, “yatırımcı hayal kırıklığının ölçülü olması gerektiği” görüşünde.

Merkez Bankası’nın enflasyonda belirgin bir iyileşme sağlanana kadar faiz artırmaya devam edeceğinin sinyalini verdiğini belirten Wood, “Daha ortodoks bir ekonomi politikasına dönüleceğine işaret edilmesi, şüphesiz ki olumlu bir durum” dedi.

Kredi derecelendirme kuruluşu Scope Ratings’in direktör yardımcısı ve bir başka kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten bir ülke analisti de faizlerin artırılmasının olumlu olduğunu ancak asıl sorunun, Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Erkan’ın faiz artırmaya devam etmesine izin verip vermeyeceği olduğuna dikkat çekti.

New York merkezli yatırım yönetimi şirketi Neuberger Berman’dan portföy yöneticisi Kaan Nazlı, “Yatırımcıların hemen havlu atacağını sanmıyorum çünkü hâlen önümüzdeki aylarda gerisinin geleceğine dair beklenti var” dedi.

Nazlı, “Piyasa çok temkinli. Bu nedenle yeniden güven tesis etmek uzun zaman alacak. Ciddi boyutta ve daha uzun vadeli girişler için sıkı para politikasının epey bir süre sürdürülmesi gerekeceğini düşünüyorum” tahmininde bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kovid 19 Salgını Döneninde Getirilen “Müzik Yasağı” Kaldırıldı

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle 1 Temmuz 2021’de uygulamaya sokulan ve bugüne kadar uygulanan saat 24.00 sonrası müzik yasağının kaldırıldığı duyuruldu. Antalya ve Muğla’da müzik yasağı daha önce kaldırılmıştı.

Kovid 19 bağlantılı tüm yasakların kalkmış olmasına rağmen müzik yasağının devam etmesi başta sahne emekçileri olmak üzere eleştiriliyordu.

Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) “müjde” diyerek verdiği duyurusunda, “Mutlulukla belirtmek isteriz ki müzik sektöründeki pandemi kısıtlamaları Türkiye genelinde kaldırıldı. Müzik sektörü için bu önemli kararda emeği geçen ilgili Bakanlıklara ve kişilere teşekkür ederiz. Müziğin hiç susmaması dileğiyle… ” dedi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını döneminde uygulanan önlemler kapsamında 1 Temmuz 2021’de müzik yayınlarının saat 00.00’a kadar yapılabileceği yönünde karar alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Haziran 2021’de kararı, “Müzikle ilgili sınırlamayı 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok” cümleleriyle duyurmuştu.

İçişleri Bakanlığı 2022 yılında da yaz aylarının gelmesiyle birlikte turizm sezonu boyunca müzik yasağının 01.00 olarak uygulanacağına dair 10 Haziran 2022 günü bir genelge yayınlamış, turizm sezonunun bitimiyle birlikte müzik yasağı yine 24.00’a geri çekilmişti.

2023 turizm sezonunun başlamasıyla önce Antalya ve ardından Muğla’da müzik yasağı illerin İl Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının kararıyla kaldırılmış, İzmir’de ise müzik yasağı ileri saatlere alınmıştı.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten “Kararlılık” Vurgusu

Ankara Esenboğa Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Şimşek, “Ekonomi politikalarımız kısa vadede fiyat istikrarını ve finansal istikrarı hedeflemektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu hedeflere ulaşmada kararlıyız. Merkez Bankasının dünkü açıklamasında belirtildiği gibi bu bir süreçtir. Kararlılıkla kademeli olarak bu süreç yönetilecektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul’a hareketinden önce Ankara Esenboğa Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Şimşek, yaptığı değerlendirmede, “Ekonomi politikalarımız kısa vadede fiyat istikrarını ve finansal istikrarı hedeflemektedir. Bu hedeflere ulaşmada kararlıyız. Merkez Bankasının dünkü açıklamasında belirtildiği gibi bu bir süreçtir. Kararlılıkla kademeli olarak bu süreç yönetilecektir” ifadesini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bu mesajını Türkçe ve İngilizce olarak paylaştığı mesajda da tekrarladı.

Türk Lirası yüzde 2,8 değer kaybetti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararı sonrası Cuma sabahı Dolar/TL kuru 25’i aştı. Cuma sabahı yeni bir rekor düşük seviyeye ulaşan Türk Lirası yüzde 2,8 değer kaybetti.

Reuters’ın haberine göre, Türk Lirası Perşembe kapanışından yaklaşık % 1,3 daha zayıflayarak, 25,2015’ten işlem gördü.

Merkez Bankası Perşembe günü 27 ay sonra ilk kez faiz artırdı. TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizi 650 baz puanlık artışla yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltildi.

Karar sonrası ilk kez Dolar/TL 24,41’i, Euro/TL kuru da 26,84’ü görmüştü. Türkiye’nin kredi temerrüt takası (CDS) 21 puan yükselerek 518’e çıkmıştı.

Mart 2021’de yüzde 19 seviyesinde olan politika faizi 2021 ve 2022’de dörder kez indirildi, Şubat ayındaki toplantıda yüzde 8,50’ye çekildi.

Reuters haber ajansının anketinde politika faizinin yüzde 21’ye yükseltileceği öngörülmüştü. Reuters uzmanların Erkan’ın beklenenden az faiz artırımına gitmesinin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceği yorumunu yaptığını yazdı.

Türkiye ekonomi dünyası ve uluslararası yatırımcılar, faiz artışının politika faizini yüzde 20-40 arası bir noktaya taşıyacağını öngörüyordu. PPK’dan çıkan karar ise beklentilerin oldukça altında bir artışla yanıt vermek oldu.

Ancak Commerzbank döviz analisti Tatha Ghose, liradaki değer kaybının sadece faiz artışının beklenden az olması ile açıklanamayacağı görüşünde.

Ghose yatırımcılara Commerzbank tarafından gönderilen günlük değerlendirmede Dolar/TL‘deki sıçramanın nedeninin daha ziyade “bilinmeyen” politika parametrelerinden “bilinen” politika parametrelerine geçiş ve yetkililerin faiz artışından sonra liranın yerel bankaların desteği olmadan kendi ayakları üzerinde durup duramayacağını kontrol etme girişimi olabileceğini belirtiyor.

Ghose “Bizim görüşümüze göre, hiçbir büyüklükteki faiz artışı lirayı istikrara kavuşturmaya yetmeyecektir. Tek yardımcı değişken, Cumhurbaşkanı’nın bu yeni politika rejimini başarılı olana kadar sürdürme kararlılığını tekrarlaması olacaktır” dedi.

Paylaşın

CHP’de “Bölünme” Endişesi: Kılıçdaroğlucu, İmamoğlucu

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarıya ulaşılamayan CHP’de “Kılıçdaroğlu’na yakınlar” veya “İmamoğlu’na yakınlar” ayrışmasının arttığı değerlendiriliyor. Bu söylemin kurultaya ve yerel seçimlere giderken partiye zarar verdiği yorumları her iki isme mesafeli duran kişilerce yapılırken, “bu bölünmeye yol açar” endişesi dile getiriliyor.

İmamoğlu’nun “değişimin öncüsü olacağım”, “değişimi yönetmek istiyorum” çıkışlarına karşın parti yönetiminden gelen “Değişimi Kılıçdaroğlu yönetmeli” açıklamalarının da bu ayrışmanın bir yansıması olduğu belirtiliyor. Parti içerisinde bu tartışmaların dozunun ne kadar artacağına dair ise şu aşamada bir öngörü yok.

Kimi kurmaylara göre karşılıklı açıklamaların dozu artacak kimi kurmaylara göre ise bazı aracılar vasıtasıyla süreç soğutulacak. Ancak bu noktada net bir öngörü bulunmuyor. CHP’de “partinin abisi” konumundaki isimler, tartışmaların sürmesinin yerel seçimlere odaklanmayı da mümkün kılmadığı ve bu süreçlerin ittifak başta olmak üzere tüm süreci etkileyeceğini belirtiyor.

CHP’de 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan “değişim” mesajlarının ardından sancılı bir süreç yaşanıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik gelen eleştiriler, İmamoğlu’ndan da direkt bu isimleri hedef alan açıklamalar sürerken 9 saatlik il başkanları toplantısında da bu tartışmalar ile seçim sürecindeki eksiklikler, hatalar değerlendirildi.

Seçimlerden istediği sonucu alamayan CHP’de parti içerisindeki tartışmalar her geçen gün dozunu artırarak sürüyor. 81 il başkanı ile bir araya gelen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hem eleştirileri dinledi hem de kendi eleştirilerini il başkanlarına iletti.

9 saatlik toplantıda ne konuşuldu?

Toplantıda büyükşehirlerin tamamına yakını söz alırken özellikle Kılıçdaroğlu’na gelen eleştirilerin çerçevesini Zafer Partisi ile yapılan mutabakat ile Altılı Masa sürecinin doğru olarak yönetilememesi oluşturdu. Toplantıya katılanlar, “Çok verimli oldu” yorumu yaptı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre; bazı il başkanları Gelecek, DEVA ve Saadet Partileri’nin seçimlere ayrı girmesinin daha doğru olduğu, bu partilerin CHP içerisinde aday gösterilmelerinin yanlış olduğu savunulurken söz konusu bu partilere 40’a yakın kontenjan verilmesinin doğru olmadığı kaydedildi.

İl başkanları, özellikle ön seçim yapılmaması ve aday belirleme süreçlerine örgütlerin dahil edilmemesine yönelik itirazlarını da toplantıda dile getirdi. Bir il başkanı, “Milletvekili listesini bize danışmadınız sonra da o milletvekili listesi ile uyumlu seçim çalışması yapmamızı istediniz. Bu doğru bir yaklaşım değildi” dedi.

Toplantıda eleştirileri tek tek dinleyen Kılıçdaroğlu’nun da eleştirileri anlamlı bulduğunu söylediği ve özellikle ön seçimle ilgili taleplerin de oluşturulacak Tüzük Komisyonu’nda ele alınacağını kaydetti. Kılıçdaroğlu’nun da il başkanlarını ağırlıklı olarak, “söylemlerimizi iyi anlatamadık”, “halkın her kesimine ulaşamadık” şeklinde eleştirdiği öğrenildi.

“Değişim” toplantının da gündemi

Toplantıda Ekrem İmamoğlu’nun çağrısı ile başlayan ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Engin Altay gibi isimlerin de yaptığı açıklamalar ile devam eden “değişim” beklentisi ve çağrısı da ele alındı. Edinilen bilgiye göre birçok il başkanı “değişim” çağrılarını desteklerken Kılıçdaroğlu’nun “isimleri değil sistemi konuşmamız” lazım çıkışı yaptığı bildirildi.

CHP’de parti yönetiminde yer alan kurmaylar, “evet değişim olmalı ama nasıl bir değişim kimse bunu konuşmuyor” eleştirisi gündeme getirirken sadece Kılıçdaroğlu’nun tartışılmasının yanlış olduğunu, değişim çerçevesinin birçok alanı ve kişiyi kapsaması gerekliliği ifade edildi. Bu noktada İmamoğlu’nun yaptığı “değişim” mesajları ile Kılıçdaroğlu’nun verdiği “değişim” mesajlarının farklı olduğu yorumları da yapılırken ortak noktada buluşulmasının “zor olduğu” değerlendiriliyor.

“Kılıçdaroğlucu” – “İmamoğlucu”

CHP içerisinde özellikle son dönemde yapılan açıklamalara göre “Kılıçdaroğlu’na yakınlar” veya “İmamoğlu’na yakınlar” ayrışmasının arttığı değerlendiriliyor. Bu söylemin kurultaya ve yerel seçimlere giderken partiye zarar verdiği yorumları her iki isme mesafeli duran kişilerce yapılırken, “bu bölünmeye yol açar” endişesi dile getirildi.

İmamoğlu’nun “değişimin öncüsü olacağım”, “değişimi yönetmek istiyorum” çıkışlarına karşın parti yönetiminden gelen “Değişimi Kılıçdaroğlu yönetmeli” açıklamalarının da bu ayrışmanın bir yansıması olduğu belirtiliyor. Son olarak CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, “Bir değişim olacaksa genel başkanımız önderliğinde olacaktır” açıklaması yaptı.

Parti içerisinde bu tartışmaların dozunun ne kadar artacağına dair ise şu aşamada bir öngörü yok. Kimi kurmaylara göre karşılıklı açıklamaların dozu artacak kimi kurmaylara göre ise bazı aracılar vasıtasıyla süreç soğutulacak. Ancak bu noktada net bir öngörü bulunmuyor.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ile 3 kere yüz yüze görüşmüş ve bu görüşmelerde de süreçler ele alınsa da tam bir uzlaşma sağlanamamıştı.

CHP’de “partinin abisi” konumundaki isimler, tartışmaların sürmesinin yerel seçimlere odaklanmayı da mümkün kılmadığı ve bu süreçlerin ittifak başta olmak üzere tüm süreci etkileyeceğini belirtti. Kurmaylar, karşılıklı açıklama yapan her iki kanatla da görüşmeye hazırlandığını ifade etti.

CHP’deki il başkanları toplantısında da MYK toplantısında da İmamoğlu’nun son dönem çıkışları ele alındı. Ancak İl başkanlarının ortak açıklama yaptığı saatlerde İmamoğlu da İstanbul’da bir basın toplantısı düzenliyordu. Bu toplantıda açıklamanın hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “4 il başkanı kaleme aldı” derken CHP MYK’da da bu konu konuşuldu. İmamoğlu’na yanlış bilgi verildiğinin düşünüldüğü MYK’da ifade edilirken, “Metni 4 il başkanı yazdı ancak 81 il başkanı imzaladı, onayladı. 81 kişinin ortak metin yazması zaten mümkün değil” yorumu yapıldı.

CHP’de kurmaylar, “İmamoğlu, il başkanlarını karşısına alarak nasıl etkin olmaya çalışacak” yorumları da yapıyor. İl başkanları toplantısında birçok il başkanı İmamoğlu’nun çıkışlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Ancak İmamoğlu’na sahip çıkan isimler olduğu da belirtiliyor.

“Vasat” rahatsızlığı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun İmamoğlu’na yönelik, “Aday olmasını çok arzu ederiz, genel başkan olmasını arzu ederiz. Ama mahkeme kararını ihmal etmeden bu realiteyi gerçekleştirmemiz lazım” çıkışı da CHP’de tartışılıyor. İmamoğlu bu sözlere “‘Onun siyasi yasağı var’ klişesiyle gündeme gelmesi çok acı, ne yazık ki çok vasat açıklama. Bu vasat açıklamanın sahibinin muhatabı ben değilim, genel başkan. Genel başkanımızın bu konuda gereğini yapacağına inanıyorum. Bu vasat açıklamaları birkaç kez anlamsız ve gereksiz zamanlarda dile getirmiştir” şeklinde yanıt verdi.

İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na en yakın kurmayların başında gelen Kuşoğlu’na yönelik kullandığı bu sert ifadeler de CHP MYK’da gündeme geldi. Kılıçdaroğlu, yanıt verilmemesini isterken bazı kurmayların “ayrışmanın derinleşmemesi gerektiği” yönünde yorum yaptıkları belirtildi. Ancak İmamoğlu’nun Kuşoğlu’na yönelik bu sözleri CHP’de “Kılıçdaroğlu’na mı mesaj veriyor” şeklinde de yorumlandı.

İl Başkanlarının da talepleri doğrultusunda CHP’de oluşturulan Tüzük Komisyonu ilk toplantısını da yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Zeynel emre başkanlığında toplanan 9 kişilik komisyon beklenti ve talepleri görüştü. Toplantıda “ön seçim”, “Aktif üye-pasif üye” gibi başlıklar ile örgütün talepleri değerlendirmeye başlandı. Komisyon bir sonraki toplantısını 12 Temmuz’da yapacak.

Paylaşın

“Ekrem İmamoğlu Bayramdan Sonra Harekete Geçecek” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından “değişim tartışmalarının başladığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kurban Bayramı’ndan sonra harekete geçeceği iddia edildi.

CHP’de parti içerisindeki tartışmalar her geçen gün dozunu artırarak sürerken, Sözcü yazarı İsmail Saymaz, dün Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun göreve gelmesinin dördüncü yıl dönümü sunumundan gözlemlerini aktardı.

“Gözlerim salonda CHP’lileri aradı. İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yoktu. Gerçi Kaftancıoğlu’nun geçerli bir mazereti vardı. Ancak İstanbul milletvekillerinden yalnızca Özgür Karabat ve Feti Açıkel katıldı. MYK üyeleri gelmedi. Belediye başkanlarının yarısı yoktu. İmamoğlu, CHP’lilerin sınırlı katılım gösterdiği bir etkinlik yaptı” diyen Saymaz şöyle yazdı:

Geçen cuma günü Kılıçdaroğlu’na bir mesaj göndererek en geç salı günü grup toplantısında “Olağan kurultayda aday olmayacağım” demesini istediği yönünde iddiaları hatırlattı.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun, beklediği mesajı vermediğini kaydederek, şu soruyu sordum:

“Bu durumda yol haritanız ne olacak?”

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’na “Çekil” demediğini, kendisine süre vermediğini söyledi. Ancak hafta içerisinde açıklama beklediğini doğruladı.

Ve ekledi:

“Elbette ki bu haftayı önemsediğimi kendileri biliyor. Salı grup toplantısıyla birlikte sürece dair bir tarif ya da değişimle ilgili konuştuğumuz kavramlara dair bir gelişme beklendiği doğrudur. Bu şahsi bir mesele de değildir. Bir beklentidir, toplumsal bir beklentidir. Benim beklentilerimi karşılamamıştır.”

“Değişime liderliğe talibim”

İmamoğlu, CHP Genel Başkanlığına aday olmak gibi kavramın konuşulmadığını söyledi. “Ben hiçbir zaman kendime bir makam biçmedim” dedi.

“Ben değişim sürecine talip olduğumu ve buna liderlik etmeye hazır olduğumu ifade ettim doğrudur. Ama bu bir süreç tarifidir. Makam tarifi değildir” dedi.

“Kurultayda aday olacak mısınız?” diye sordum.

Dedi ki:

“Benim sunduğum yöntemin içerisinde adaylık ilanı yok. Bir değişim talebi var.”

“Seyirci kalmayacağım”

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun istifası gerektiğini hiç söylemedi. Ancak “Benim idealim ve hayalim, genel başkanımızın hem partiyle ilgili değişimi, hem de kurultayda gerekiyorsa makam değişimini sancısız şekilde yürütebileceğini ispat etmesidir” dedi.

İmamoğlu “Siz kaç seçim kaybederseniz bırakırsınız?” sorusuna karşılık “Kaybetme deneyimim olmadığı için sorunuza cevap veremeyeceğim” dedi.

İmamoğlu, bu sözleriyle Kılıçdaroğlu’nun kurultayda aday olmaması gerektiğini ima etmiş oldu.

Evet, değişim….

Ama nasıl?

İmamoğlu, “Nasıl kazanılacağını biliyorum” dedi.

Yol haritasına çalıştıklarını ve bu düşüncenin CHP’ye egemen olmasını istediğini belirtti.

Dedi ki:

“Seyirci kalmak mümkün değil. Elbette harekete geçeceğiz.”

“Bayramdan sonra”

Ne zaman?

İmamoğlu ve yakın çalışma ekibi, Kurban Bayramı sonrasına hazırlanıyor. Değişim manifestosu hazırlandıktan sonra İmamoğlu, CHP’li siyasetçilerle, il başkanlarıyla ve partililerle biraraya gelecek.

Manifestosunu topluma açacak.

Sonra siyasi kadrosunu ilan edecek.

Bu kadro ilçe ve il kongrelerinde gerekirse liste çıkaracak.

İmamoğlu, dün “Adayım” demedi.

Ancak akıbeti o da görüyor.

Kılıçdaroğlu’nun geri çekilmeyeceği artık anlaşıldığına göre şartlar İmamoğlu’na aday olmaktan başka bir imkan bırakmıyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

New York Temyiz Mahkemesi’nden Halkbank’a Temmuz Sonuna Kadar Süre

New York’taki temyiz mahkemesi, Halkbank’a, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi. Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti. Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen New York’taki temyiz mahkemesi, bankaya, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi.

Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamına girdiği ve bu nedenle ABD’de yargılanamayacağı iddiasıyla yaptığı başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen mahkeme, Halkbank’a temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini 31 Temmuz tarihine kadar mahkemeye sunmasını istedi.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi Yargıcı Joseph F. Bianco’nun kararına göre, 31 Temmuz’da yapılacak ara duruşmada Halkbank’ın temyiz gerekçeleri dinlenecek.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Halkbank’ın temyiz gerekçelerinin reddiyle ilgili itirazını 60 gün içinde yapacak. Savcılığın itiraz gerekçelerini sunmasından sonraki 30 gün içinde de Halkbank savcılığın iddialarını yanıtlayacak.

Bunun ardından da Savcılık, Halkbank’ın itirazlarına 30 günlük sürede yanıt verecek. Yapılacak ara duruşma ve mahkemeye sunulacak yazılı dilekçelerin ardından New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi, Halkbank dosyasıyla ilgili kararını açıklayacak.

Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek. New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Değişim” Yorumu: Bir Kişinin İradesiyle Olmaz

14 ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası ‘değişim’ çıkışlarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Değişime en açık olan parti CHP’dir. Şimdi için değil tarihsel süreci böyledir. Çağı izleyemese zaten 100 yaşayamazdı CHP. Bütün değişimin önünü açan, değişimin bayraktarlığını yapan bir partiye nasıl diyebilirsiniz değişimin önünü açın diye. Evet değişimin de dönüşümün de önünü açacağız. CHP’nin kuruluş felsefesi budur” dedi ve ekledi:

“Bir kişinin iradesiyle değişim olmaz. Değişim topyekün o partinin kendi özgür iradesiyle o değişimi içselleştirmesi ve ileriye taşıması lazım. Değişim hukuki zeminde olur. Kurultay olur, adaylar çıkar.  İnsanlar gelsin aday olsunlar. Bizim dışımızda mahalle kongresi yapan mı var. Kim eleştiriyorsa kimsenin sözünü kesmem çünkü eleştirinin bu parti için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ama bunun parti disiplini çerçevesinde olması lazım. Her eleştiriden ders çıkarmak parti yöneticilerinin görevidir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tele 1 kanalında gazeteciler Merdan Yanardağ, Evren Özalkuş ve Zeynel Lüle’nin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Değişime en açık olan parti CHP’dir. Şimdi için değil tarihsel süreci böyledir. Çağı izleyemese zaten 100 yaşayamazdı CHP. Bütün değişimin önünü açan, değişimin bayraktarlığını yapan bir partiye nasıl diyebilirsiniz değişimin önünü açın diye. Evet değişimin de dönüşümün de önünü açacağız. CHP’nin kuruluş felsefesi budur.

Bir kişinin iradesiyle değişim olmaz. Değişim topyekün o partinin kendi özgür iradesiyle o değişimi içselleştirmesi ve ileriye taşıması lazım. Değişim hukuki zeminde olur. Kurultay olur, adaylar çıkar.  İnsanlar gelsin aday olsunlar. Bizim dışımızda mahalle kongresi yapan mı var. Kim eleştiriyorsa kimsenin sözünü kesmem çünkü eleştirinin bu parti için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ama bunun parti disiplini çerçevesinde olması lazım. Her eleştiriden ders çıkarmak parti yöneticilerinin görevidir.

Parti sağa mı kayıyor, sola mı kayıyor… Biz sosyal demokrat bir partisiyiz. Yani yoksulun, kimsesizlerin haksızlığa uğrayanların partisiyiz. Biz ötekileştirilenin partisiyiz, işçinin, çiftçinin memurun partisiyiz. Biz halkta hiçbir ayrım yapmadan bütün sosyal sınıfları kucaklayan bir partiyiz. Biz vatansever bir partiyiz. Parti nereye kaydı? Ben işçilerin hakkını, emeklinin hakkını savunmadım mı? 1 milyonu aşkın taşeron işçi varken onların hakkını savunan partiyiz.

Çöplerden kağıt toplayanların partisiyiz. Onların hakkını başka kim savundu? Şuraya kaydı, buraya kaydı… Biz bir yere kaymadık. Herkesin hakkını savunan bir partisiz. Can Atalay’ın da, Sinan Ateş’in de, eşi ve çocukları öldürülen Emine Şenyaşar’ı da savunan bir partiyiz. Herkes kendi penceresinden ‘yok sağa kaydı’, ‘yok şuraya kaydı…’ Bunlar günlük kaygılarla ifade edilen düşünceler.

“Ekrem İmamoğlu önümüzdeki seçimi de kazanacaktır”

(İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açıklamaları, genel başkan adaylığı iddialarıyla ilgili soru üzerine) “Bizim partimizde herkes cumhurbaşkanı adayı olabilir. Ekrem Bey de aday olabilir. Şirketler ayrıdır, partiler ayrıdır. Ekrem Bey neden aday olmasın, başarılı bir belediye başkanımızdır. Son seçimler biz 22 ilçeyi alabilecek potansiyele eriştik. 22 ilçe alınır ve İBB Meclisi alınır, ondan sonra sorun kalmaz. Ben asla ve asla halkın oylarıyla alınmış bir belediyeyi AK Parti’ye teslim edemem. Yani Ekrem İmamoğlu görevine devam edecektir… Düşüncemi açıkladım. Tartışma bitmiştir. Ekrem İmamoğlu önümüzdeki seçimi de kazanacaktır.

Yerel seçimlerde başarılı olacağız. AK Parti sürekli oy kaybeden bir partidir. Büyük bir başarısızlık asla yok. Uzun süredir milletvekili çıkarmadığımız yerlerden vekil çıkardık. Parti çalıştı, belli bir çizgiyi yakaladı. Başka belediyeleri de kazanacağız. Kimsenin gereksiz tartışmalarla partinin enerjisini tüketmesini istemiyorum. Tartışmaları kışkırtanlar var, o tuzağa kimsenin düşmemesini istiyorum. Partinin kurulları var. Parti Meclisi’nde MYK’da rahatlıkla tartışabiliriz. Biz tek adam partisi değiliz.

Neden Erdoğan milletvekili transferi yapabilir miyim diye çalışmaya başladı? Neden bunun altyapısını oluşturmaya başladı, neden keseyi açmaya başladı? Satılık milletvekili istemiyorum. Bir daha söylüyorum, parlamentoda onurunu haysiyetini satan milletvekili istemiyorum. Halkın oyuna sadık kalan milletvekili istiyorum. Paraya tamah edip safını değiştiren milletvekili istemiyorum. Eğer bir milletvekili safını değiştirip iktidar partisine gidiyorsa ucunda para vardır. Parayla satılan milletvekili istemiyorum.

(Yerel seçimlerde ittifak yapılacak mı?) “İttifaklar seçim dönemlerinde yapılır. Şu anda ittifak yapacak bir şey yok. Her parti ayrı. Ama genel başkanlar olarak ülke gündemiyle ilgili görüşüyoruz. O günün koşullarına göre bakacağız. Bütün belediye başkanlarımız ittifak yokmuş gibi çalışacaklar. Daha geniş kitleleri kucaklayacaklar. Hiçbirinin hakkını yemeyelim, bütün belediye başkanlarımız gerçekten bütün engellemelere rağmen başarılılar, tarih yazıyorlar. Yerel seçimlerde başarı elde edeceğiz.”

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Öngörülebilirlik Ve Güven Vurgusu

Merkez Bankası’nın faiz artırım kararı sonrası açıklamada bulunan Bakan Şimşek, “Finansman koşulları çok elverişli de olsa, karlılık çok cazip de görünse öngörülebilirlik olmadan kalıcı yatırım ve istihdam artışı sağlamak mümkün değildir. Öngörülebilirliği sağlayacak olan ise güvendir. Güven, ancak kurala göre politikalar uygulanarak temin edilebilir” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, fiyat istikrarına odaklanan ve finansal istikrarı gözeten kurala dayalı para politikasının Türkiye’ye çok ciddi miktarda sermaye akımı sağlayacağını söyledi. Şimşek ekonomi politikalarının “teşebbüs hürriyeti, piyasa ekonomisi, dışa açık serbest kambiyo rejimi, dalgalı kur sistemi ve enflasyon hedeflemesi modeli ilkeleri tarafından belirlenen çerçeveye dayanacağını” da ekledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), yeni Başkanı Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk Para Politikası Toplantısı’nda (PPK) politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltmesinin ardından, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

Mehmet Şimşek refah ve kalkınma için sürdürülebilir büyümenin vazgeçilmez önkoşul olduğunu belirtti. Şimşek sürdürülebilir büyümenin bir yandan yatırımlar ve istihdam artışı diğer yandan da verimlilik artışı ile sağlanacağını kaydetti.

Şimşek sözlerini söyle sürdürdü: “Yatırım ve istihdam kararları için en önemli belirleyici etken öngörülebilirliktir. Finansman koşulları çok elverişli de olsa, karlılık çok cazip de görünse öngörülebilirlik olmadan kalıcı yatırım ve istihdam artışı sağlamak mümkün değildir. Öngörülebilirliği sağlayacak olan ise güvendir. Güven, ancak kurala göre politikalar uygulanarak temin edilebilir.”

Şimşek fiyat istikrarına odaklanan ve finansal istikrarı gözeten kurala dayalı para politikası ve kamu kesimi mali dengesinde istikrarlı bir yapıyı ve sürdürülebilir bütçe finansmanını hedefleyen kurala dayalı öngörülebilir maliye politikasına atıfta bulundu.

Bakan Şimşek Türk lirasının istikrar kazanmasına dair şu ifadeleri kullandı: “Piyasa ekonomisi, serbest kambiyo rejimi, dışa açık ekonomi ilkelerine dayalı politika çerçevesi Türkiye’ye çok ciddi miktarda sermaye akımı sağlayacaktır. Bu ise yatırımların ve üretimin finansmanını çok daha kolay hale getirecek, Türk lirasının yeniden istikrar kazanmasını, güvenilir bir para birimi haline gelmesini sağlayacaktır. Paramızın istikrarlı ve güvenli olması, dolarizasyon belasından kurtulmak için en etkili çözümdür.”

Faiz artışı sürecek sinyali 

Öte yandan Merkez Bankası’nın faiz kararı metninde, “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir” ifadeleriyle faiz artışının süreceği sinyali verildi.

Metinde ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.”

Paylaşın

İmamoğlu: Böyle Giderse Yerel Seçimleri Kazanamayız

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, muhalefet bileşenleri olarak 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybettiklerini belirterek, çaresizlik ve ümitsizliğin Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediği uyarısı yaptı.

Haber Merkezi / Bu tablonun devamı durumunda yerel seçimlerde de başarı şansının kalmayacağını söyleyen İmamoğlu, “Bir bütün olarak kendimizi, partimizi, muhalefeti yeniden inşa etmemiz en acil ve en hayati ihtiyaçtır. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmek yetmez” diye konuştu.

“CHP’yi topluma açarak örgütümüzü gençleştirmeliyiz. Parti içi demokrasi vazgeçilmez prensibimiz olmalı. Değişmek zorundayız” diyen İmamoğlu, 81 il başkanının bugün yaptığı açıklamayla ilgili olarak ise “İl başkanları açıklaması dört il başkanı tarafından hazırlandı diye biliyorum. Böyle bir açıklamanın yerine değişim sürecine yönelik bir yol haritası metni olabilseydi… Bu metni 81 il başkanının kabul ettiğini düşünmüyorum” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’a Hizmette 4. Yıl” sunumu gerçekleştirdi.  İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Her yıl dönümünde olduğu gibi insanlarımıza olan biteni anlatmak, insanlarımızla raporlarımızı paylaşmak, bir yılın hesabını verirken bir sonraki dönemin hangi adımları içerdiğini onlarla paylaşmak sorumluluğunu yerine getiriyoruz.

Belki de tarihinde ilk kez İstanbul kendi ürettikleriyle en fazla meşgul olması gereken kurumla yani İBB ile ilk defa bu kadar iç içe oldu. 2019 öncesinde olan bitenin vatandaşın hiç gündeminde olmadığı bir zaman dilimi var iken 2019’dan bu yana ortaya koyduğu toplantıların her aşamasını kamuoyuyla paylaşmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz.

Seçim bittiği andan itibaren gerçekten evet ben CHP’nin bir ferdiyim ve partime layık olmayı çok önemsediğimi herkes bilir ama seçildiğimiz andan itibaren devletimizin bir kurumunu yönetmenin tüm gereklerini, etik olarak, kurallarıyla yerine getirmenin sorumluluğunu taşıma bilinciyle partizanlığı asla kapıdan içeri sokmadan, vatandaşına layık olma bilincini ortaya koyma mücadelesinde olduğumuzu söylemek isterim.

4 yıl önce İstanbul ve Türkiye sizlerin de katkılarıyla, vatandaşların kararıyla, yeni bir döneme atışıyla beraber neler yaşadığını ve hissettirdiğini sunmaya başlamak istiyorum. Aynı zarftan çıkan 4 oydan yalnızca birini geçersiz ilan edip vatandaşın iradesini yok sayanlar kendilerini ne yazık ki kendini ülkenin sahibi zannedenler o gün aslında güçlü bir şekilde derslerini aldılar.

Anladılar ki hiçbir güç milletin iradesi üzerinde değildir. Milletimiz o gün o demokrasi dersini vermeseydi Türkiye gerçekten çok daha karanlık günlere girerdi; milletimizi çok kötü yıllar bulurdu. 23 Haziran bu ülkeyi hukuk ve demokrasi rotasında tutma iradesinin mutlak zaferidir.

Yaptığımız her işi özenle saygıyla aidiyet duygusuyla yapıyoruz, onun için ortak aklı ve ortak iradeyi arayarak katılımcı mekanizmaları sonuna kadar işleterek birlikte karar alıyoruz.

İBB’nin bütçesini inanınız bir evin içindeki bütçe gibi aile bütçesi hassasiyetiyle yönetiyoruz. Her bir kuruşu bu kadim kent için harcıyoruz. Bu şehirde eski yanlışları kapalı devre bir avuç insanın yönettiği anlayışı silip atıyoruz. Asla ama asla israfa geçit vermedik vermiyoruz.

Trafik sorununu çözmek için kent içi hareketliliği ve yaşam kalitesini arttırmak için yatırımların aslan payını metroya ayırdık, ayırmaya da devam ediyoruz. İhmal edilmiş yılların farkını kapatmak zorundayız. İstanbul tarihinin yıllık bazda en çok metro üreten yönetimiyiz. Bu sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil dünya için de önemli bir rekordur. 3.5 yılda toplam 46 istasyona sahip 46.2 km uzunluğunda 5 metro ve tramvay hattını hizmete açtık. Halen 8 metroda inşaatlarımız hızla devam ediyor.

3.5 yılda bir hükümetin bir yerel yönetime çektireceği ıstıraplar noktasında akla hayale gelmeyen süreçlerin altını çizelim. Düşün ki Türkiye’nin en önemli üç kamu kurumundan birisi İBB’nin devletin finansa kuruluşlarından bir kuruş dahi kredi alamadığı bir 3.5 yıl. Borçlanmalarda engellendiği bir 3.5 yıl. Pandemiden bahsediyoruz, ekonomik kriz döneminden bahsediyoruz, böylesi bir dönemde bahsettiğim güçlü yatırımları İstanbul’a kazandırdık.

Herkesin artık çok iyi bildiği, asla anlamlandıramadığı, komik durumlara düşürerek engellemelerini izlediği taksi sürecinde de 2800 taksi dolmuşun, yeni nesil taksilere dönüşümünü sağladık ve başardık. Umuyorum bu anlamsız ve iyi niyetli olmayan duruşlarından vazgeçerler.

Yıllardır belediyenin kendi yönetiminin çoğunluğunun olduğu bir UKOME mekanizmasına müdahale ederek oradaki çoğunluğu ele alarak sözüm ona İBB’nin ulaşımla ilgili iradesini sektere uğratıp işlerini engelleme çabasını ortaya koyma marifeti… İnanın akla sığmayacak işler bunlar.

2019’da göreve geldiğimizde deniz şehri İstanbul’da sadece 20 hatta şehir hatları vapurları çalışıyordu. Bunu tam yüzde 70 artışla 34 hatla vapurlarımızın halkımıza hizmet vermesini sağladık. 50 adet deniz taksiyi kendimiz üreterek hizmete sunduk.

Çöpten elektrik üretimini yüzde 55 artırarak, 2.5 milyon İstanbullunun bir yıllık enerji ihtiyacını üretiyor hale geldik.

Yeşil İstanbul hedefimiz doğrultusunda kent ormanları yaşam vadileri korular açıldık. Bunların bir kısmı unutulmuş vadiler dere kenarlarıydı bir kısmı unutturulmak istenmiş ormanlar veya alanlardır. Toplam 7.5milyon metrekareden fazla gerçek anlamda aktif yeşil alanı kentimize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Tam 52 tane daha Gülhane Parkı büyüklüğündeki yeşil alanı İstanbulluların hizmetine sunmuş olduk.

Biz İstanbul’un her konusuna hassasiyetle eğiliyoruz. Tarihini kültürünü bir aile yadigarı olarak görüp o duyguyla sahip çıkıyoruz. Geride bıraktığımız 4 yılda tam 630 yapıyı restore ettik. Art İstanbul Feshane, ki bu akşam açılışını yapıyoruz muazzam bir yer oluyor.

Anne kart ile 4 yaşına kadar çocuğu olan ve ne yazık ki bu şehrin gezemeyen yine ben seçimlerde sayın cumhurbaşkanı ifadesiyle ‘kimin parasını kime veriyorsun’ diye tabiri caizse bizi eleştirdiği bir hizmetin tam 532 bin anneye ulaştığını ve 4 yaşına kadar çocuğu olan bu annelerin çocuklarıyla birlikte ücretsiz seyahat ettikleri, bu zor ekonomik koşullarda onların bütçesine bir dirhem de nefes aldıran bir proje hayata geçirdiğimizin özellikle altını çizmek isterim.

Onların tarihlediği ‘fetret devri’nin adı 16 milyona göre “büyük atılım devri”dir. Bu nu atılımcı bir İstanbul’a dönüştürme konusunda kararlıyız. Gerçekten yaptıklarımızın listesi uzar gider.

İstanbul’un yakın tarihi öyle büyük ihmal ve ihanetlerle dolu ki gerçekten şehrimiz adına zaman kaybetme lüksümüzün olmadığını biliyoruz.

“Değişim” mesajı

Her değişim bir zihniyet devrimiyle başlar biz İstanbul’da vatandaşın şehre ve yerel yönetime bakış açısını değiştirdik. İstanbullular artık daha azına razı olmayacak: Yapılan her işte insana saygı şehre özeni talep edecek, bu şehirde bunsan böyle liyakat hakimdir diyecek.

Bir avuç insanın eşi dostu değil, ya da bir kesimin mutlu edildiği değil milletin mutlu edildiği bir süreci her zaman isteyecek. Yapılan her işte şeffaflığı katılımcılığı talep edecek. İstanbullular artık daha azına asla razı olmayacak. İsrafa ihmale partizanlığa geçit vermeyecek. Değişim eldekiyle yetinmeme daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar.

İşe yaramadı. Vakti gelmiş değişimin önünde asla durulamaz. Gücü iktidar dayanağı ne olursa olsun göreceksiniz asla değişimin önünde duramaz. 23 Haziran bu gerçeğin kanıtlandığı önemli günlerden biridir. 23 Haziran buşehir için bir demokrasi zaferidir.

“Toplumsal kesimler arasında kutuplaşma ne yazık ki olabildiğince derinleşmiş, adalete güven tükenmiş halde. Bu haliyle ülkemiz demokratik dünyadan ne yazık ki çokça uzaklaşmış durumunda. Muhalefet bileşenleri olarak 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem meclis hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Vatandaşın değişim talebine cevap veremedik. İktidarı değiştirecek bir güven ve umut ortamını ne yazık ki oluşturamadık.

“Bugün içinde olduğumuz tablo sadece bir seçim yenilgisi tablosu değildir. Çaresizlik ve  ümitsizlik Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediğini hep birlikte görmek zorundayız.

Muhalefetsiz rejimlerde vatandaşlar iktidarların merhametine terk edilir. Toplumun bizden esaslı bir çaba değişim ve güçlü bir yolculuğu beklediğini biliyoruz, bu değişimi gerçekleştirmek zorundayız. Vatandaşlarımızın beklentisini karşılamak zorundayız, yoksa asla ve asla bu şekilde davranırsak bulunduğumuz mevzileri de koruyamayız.

Daha da kötüsü uzunca bir süre toplumsal muhalefetin değişim arzusunu ve umudunu kolay kolay yeniden harekete geçirmekte çok büyük güçlük çekeriz. Bu tablo devam ederse önümüzdeki yerel seçimlerde de elde etmeyi arzu ettiğimiz o üstün başarıyı elde etmekte zorluk yaşarız. Türkiye muhalefetini hep birlikte buradan çıkartmak zorundayız. Bunu çıkartmak yine her zaman olduğu gibi CHP’nin göstereceği kararlı değişim iradesine bağlıdır.

Bir bütün olarak kendimizi, partimizi muhalefeti hep birlikte güçlendirmek yeniden inşa etmek ve kazanacak bir modeli hayata geçirmek zorundayız. En acil ve hayati ihtiyaç budur. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmenin yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Parti içi demokrasi vazgeçilmez prensibimiz olmalıdır. Değişmek zorundayız. Değişime direndiğimiz her dakika toplumla aramızdaki mesafeyi açtığımızı unutmamalıyız.”

Soru Cevap

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İmamoğlu yarın 2019’daki İstanbul yerel seçiminin yıldönümü için yapacağı mitinge hem CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu hem de İYİ Parti lideri Akşener’i davet ettiğini fakat henüz bir geri dönüş alamadığını belirtti.

İl başkanlarının ortak açıklamasının dört il başkanı tarafından kaleme alındığını ve tüm il başkanlarının aynı fikirde olmadığını söyleyen İmamoğlu, “İkili konuşur gibi bir metin yazılmaz. Örgütün il başkanı fikri sorulacak kişi değil, fikir sorulması için zemin hazırlaması gereken kişidir” dedi.

İmamoğlu değişim hakkındaki bir soruya ise “Mevcut durum bu 2023 seçimini kazanamadı, daha öncekileri de kazanamadı. Ben nasıl kazanılacağını az çok biliyorum” diye yanıt verdi:

“Toplum muhalefetin genelinden bir yenilenme ve dönüşüm beklemektedir. Yeni ittifakların toplumda güven tazelemesi ve iktidar umudunu diri ve enerjik tutması bir zarurettir. Değişemeyen ve dönüşemeyen bir muhalefet iktidarı da değiştiremez.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun açıklamaları hakkında ise “Parti içinde siyasi yasağımın konuşulması çok vasat. Bu kişi bunu anlamsız ve gereksiz zamanlarda birden fazla kere dile getirmiştir. Bu konuda genel başkanımızın gereğini yerine getireceğini düşünüyorum” dedi.

İmamoğlu “Genel başkan olursanız, kaç seçim kaybedince görevi bırakırsınız” sorusuna “Kişisel olarak bir kaybetme deneyimim olmadığı için sorunuzu yanıtlayamayacağım” cevabını verdi.

Paylaşın