İlke Ve Demokrasi Hareketi’nden Kılıçdaroğlu’na “Aday Olma” Çağrısı

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının başladığı CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultayda aday olmama çağrısı geldi: Kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız en doğrusu olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlke ve Demokrasi Hareketi sözcüsü Prof. Dr. Örsan Öymen, CHP’deki kongre ve kurultay sürecine ilişkin Kılıçdaroğlu’na yazdıkları çağrı mektubunu Taksim’deki bir otelde düzenlenen basın toplantısında açıkladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP’nin ilke ve programlarının kurultay tarafından belirlendiğini, her partilinin de bu ilkelere uymakla yükümlü olduğunu vurgulayan Öymen, geçen yıllarda ve mevcut yönetim döneminde bu ilkelere en üst seviyede uyulmadığını savundu.

‘Başta laiklik olmak üzere, bu ilkelerin bertaraf edildiğini gözlemlediklerini’ ifade eden Öymen, CHP’de değişim isteyen diğer aday adaylarının da bu ilkelere ve partinin ideolojisine yeterince sahip çıkmadıklarını öne sürdü. Öymen, kurdukları İlke ve Demokrasi Hareketi’nin kendi içinde genel başkanlık için aday adayı çıkartacağını kaydetti.

Mayıstaki seçimlerden sonra kongre ve kurultay süreci hakkındaki görüşlerini aktarmak için Kılıçdaroğlu’na bu mektubu yazdıklarını dile getiren Öymen, söz konusu mektubu okudu.

“Şahsınızın, örgütlerin ve parti üyelerinin son seçimlerden önce ortaya koyduğu yoğun emeklere ve çalışmalara rağmen seçim ne yazık ki kaybedilmiştir” denilen mektupta, CHP’nin kaybettiği ilk seçim olması halinde partide yönetimin değişmesi konusunda bu kadar yoğun bir tartışma yaşanmayacağına işaret edildi. Mektupta, “Ancak ne yazık ki CHP, sizin genel başkanlığınızla girilen tüm seçimleri, 13 yılda girilen 12 seçimi kaybetmiştir” ifadesi kullanıldı.

Bu seçimlerin içinde 5 milletvekili seçimi, 3 cumhurbaşkanlığı seçimi, 2 referandum ve 2 belediye seçimi olduğu savunulan mektupta, ‘2019’daki belediye seçimlerinde kazanılan kentler kısmen bir başarı olsa da Türkiye genelinde o seçimlerin de kaybedildiği’ belirtildi.

Mektupta, ‘seçimlerin kaybedilme nedenleri’ şöyle sıralandı: “Parti içi demokrasinin yeterli seviyede uygulanmamış olması. Başta laiklik olmak üzere, partinin parti programında ve tüzüğünde ifade edilen kurumsal kimliğinin ve temel ilkelerinin büyük ölçüde bertaraf edilmiş olması. Devletçi, kamucu, halkçı, sosyal demokrat ve demokratik solcu ekonomi politikalarının yeterli ve somut biçimde geliştirilmemiş ve halka aktarılmamış olması. Milletvekilliği listelerinde oy oranı çok düşük olan ittifak içindeki siyasi partilere seçilebilecek sıralardan orantısız sayıda fazla milletvekilliğinin verilmiş olması.”

Mektupta, seçimlerden sonra yönetim tarafından gerçekçi bir analiz ve öz eleştirinin ortaya konulmadığı, yönetimi eleştirenlerin disiplin cezası ve partiden ihraçla tehdit edildiği savunularak, Zafer Partisi ile yapılan gizli protokolün de hayal kırıklığına neden olduğu öne sürüldü.

Kılıçdaroğlu’na mektupta şu çağrıda bulunuldu: “CHP’nin ve Türkiye’nin geleceği için, demokratik laik, sosyal hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi ve Cumhuriyet’in korunması için, ayrıca şahsınızın da daha fazla yıpranmaması için demokrasinin ve siyaset etiğinin bir gereği olarak yerel seçimlerden önce kurultayın yapılmasını sağlamanız, önümüzdeki kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız, kurultaydaki genel başkanlık yarışında herhangi bir aday adayını desteklemeden tarafsız kalmanız ve kongre kurultay seçim sürecine müdahale etmemeniz en doğrusu olacaktır.”

“Bir sonuca varmış değiliz”

Öymen, İlke ve Demokrasi Hareketi’nin aday adayının kim olacağı sorusuna şu yanıtı verdi: “Arkadaşlarla bir araya gelip isim konusunda karar alacağız. Fakat şu kadarını söyleyebilirim, örgütten, tabandan, üyelerimizden benim CHP genel başkan aday adayı olmam konusunda öneriler, beklentiler, talepler geliyor. Henüz bir sonuca varmış değiliz. Bu konuda sorumluluk üstlenmeye hazırım.”

Paylaşın

“Temel Ödemeler” Konusunda Endişe Edenlerin Zirvesinde Türkiye Var

“Gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türkiye vatandaşları çıktı. Türkiye’de halkın yüzde 72’si gıda, barınma ve evlerde kullanılan enerji masraflarını karşılamaktan ve borç ödeme maliyetinin giderek artmasından endişeli.

27 ülke içinde Türkiye ilk sırada yer alırken bu ülkelerin ortalaması yüzde 47. Türkiye’yi yüzde 67 ile Şili ve yüzde 66 ile Meksika takip ediyor. Endişe oranının en düşük olduğu ülkeler ise Danimarka ve İsviçre (yüzde 28) ile Almanya (yüzde 33) oldu.

Enflasyonun en önemli sonuçlarından birisi hayat pahalılığı. Giderek artan hayat pahalılığı birçok ülkede vatandaşları endişelendiriyor. Bunların başında ise Türkiye geliyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) raporuna göre “gıda, barınma, enerji ve borç” gibi temel ödemeleri yapabilmekten en çok endişe edenler Türk vatandaşları çıktı. Türkiye’de halkın yüzde 72’si gıda, barınma ve evlerde kullanılan enerji masraflarını karşılamaktan ve borç ödeme maliyetinin giderek artmasından endişeli. 27 ülke içinde Türkiye ilk sırada yer alırken bu ülkelerin ortalaması yüzde 47.

OECD’nin 2022 yılı “Önemli Olan Riskler” araştırmasında dayanan “Yüksek enflasyonlu bir ortamda temel ihtiyaç maddelerini karşılama konusunda endişeler” başlıklı rapor yayımlandı. Önemli bulgulardan birisi insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan endişeli olması. Nedir bu temel ihtiyaçlar? OECD bunları dört başlıkta topladı: Gıda, barınma, evde kullanılan enerji ve borçları ödemenin artan maliyeti.

Buna göre Türkiye’de halkın yüzde 72’si bu dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişeli olduğunu bildirdi. Türkiye’yi yüzde 67 ile Şili ve yüzde 66 ile Meksika takip ediyor. Endişe oranının en düşük olduğu ülkeler ise Danimarka ve İsviçre (yüzde 28) ile Almanya (yüzde 33) oldu.

Türkiye’de zenginler yoksullardan daha endişeli

Araştırma gelir durumuna göre endişe seviyesini de gösteriyor. Gelir durumu en düşük gelire sahip “ilk yüzde 20”lik gruptan en yüksek gelire sahip “son yüzde 20”lik gruba doğru sıralanıyor. Buna “sıralı yüzde 20’lik gruplar” deniliyor.

27 ülkenin 26’sında en düşük gelire sahip “ilk yüzde 20”lik grupta dört temel ihtiyacı karşılayabilmekten endişe edenlerin oranı en yüksek gelire sahip “son yüzde 20”lik gruptan daha yüksek.

Bunun istisnası ise Türkiye. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim (yüzde 70,7) en düşük gelire sahip yüzde 20’lik (yüzde 70,5) kesimden daha endişeli. Aradaki fark yüzde 0,2 puan.

Türkiye’de iki grup arasındaki fark yok denecek kadar az. Ortalama fark ise yüzde 13,6 puan. Diğer ülkelerde bu fark oldukça belirgin olduğundan Türkiye’nin durumu dikkat çekici. Türkiye’den sonra farkın en düşük olduğu ülke yüzde 2,6 puan ile Polonya. En yüksek fark ise yüzde 30,2 ile İsrail’de.

27 ülkede yaklaşık 27 bin kişinin katıldığı ankete göre 10 kişiden 9’u enflasyon ve hayat pahalılığından endişe ediyor. Anketin yapıldığı Ekim 2022’de OECD’de yıllık enflasyon yüzde 11 iken Türkiye’de yüzde 86 seviyesindeydi.

İşini kaybetmekten endişe edenler

Gelecek iki sene içinde işini kaybetmekten veya serbest çalışıyor ise gelirinin azalmasından endişe edenlere bakıldığında Türkiye dördüncü sırada yer alıyor.

Türkiye’de 10 kişiden 7’si (yüzde 72) işini kaybetmekten veya gelirinin azalmasından endişeli. Bu kategoride Meksika ilk sırada yer alırken sonra sırada Hollanda bulunuyor. Ortalama ise yüzde 51.

TÜİK’in açıkladığı resmi yıllık enflasyon Temmuz 2023’te yüzde 48 oldu. Enflasyon Türkiye’nin yeni ekonomik modele geçtiği 2021 yılından itibaren hızla yükselişe geçti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Yerel Seçim” Açıklaması: Kazanmaya Devam Edeceğiz

2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere dair değerlendirmelerde bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İyi niyet temelli, ahlak temelli, bu şeffaflığı, bu katılımcılığı biz yapmaya devam edeceğiz. Bunu yaptıkça da, eksiğimiz olabilir, hatalarımız olabilir, bazı yanlışlar yapmış olabiliriz, ama o yanlışlarımızı da gidereceğiz. Halkımızı memnun etmeye devam edeceğiz” dedi ve ekledi:

“Göreceksiniz, umutla ayağa kalkın. Biz hem bundan sonraki İstanbul seçimlerini, hem de İstanbul’un ilçe seçimlerini kazanmaya devam edeceğiz. Bununla yetinmeyeceğiz. Ülkemizin makus talihini yenemediğimiz bu seçimde, bir sonraki seçimde yenme konusunda da kararlı çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Yılmak yok, yolumuza devam edeceğiz. Ama vatandaşımızla yüzleşeceğiz. Yaptığımız eksikliklerden dolayı onlardan özür dileyeceğiz. Onlarla dertleşeceğiz, konuşacağız. Buradaki gibi eleştirileri alıp baş tacı edeceğiz. Önümüze vatandaşlarımızın dilek ve tavsiyeleriyle bakacağız. Milletin iktidarlarının kurulması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayınız, buradaki kardeşiniz asla vazgeçmeyen bir kardeşiniz, bunu herkes bilsin.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, çiftçilere ücretsiz verilecek yaklaşık 10 milyon kışlık sebze fidesinin Çatalca’daki dağıtım töreninde konuştu. Törene CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da katıldı.

Evrensel’in aktardığına göre; TÜİK verilerine göre, göreve geldiklerinden bu yana İstanbul’da tarım yapılan alanın 50 bin dekar büyüdüğünü belirten İmamoğlu, “Siz fırsat verdiğinizde, İstanbul’un da tarımla ne kadar değerli işler yapabileceğini, İstanbul’un ürettiği sahalardan İstanbullunun evine, mutfağına daha ucuz gıda temininin var olacağını, İstanbullunun hem güvenli hem lezzetli gıda ile buluşabileceğini biz insanlarımıza ispat ettik” diye konuştu.

İmamoğlu ayrıca “Biz niçin bunları başarabiliyoruz biliyor musunuz? Tek farkımız var, ‘Her şeyi ben bilirim’ demiyoruz. Bilen insanlarla çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu kürsüler vatandaşın derdini dile getirdiği kürsülerdir. Vatandaşa had bildirme kürsüleri değildir” diyen İmamoğlu, yerel seçimlere dair de şunları söyledi:

“İyi niyet temelli, ahlak temelli, bu şeffaflığı, bu katılımcılığı biz yapmaya devam edeceğiz. Bunu yaptıkça da, eksiğimiz olabilir, hatalarımız olabilir, bazı yanlışlar yapmış olabiliriz, ama o yanlışlarımızı da gidereceğiz. Halkımızı memnun etmeye devam edeceğiz. Göreceksiniz, umutla ayağa kalkın.

Biz hem bundan sonraki İstanbul seçimlerini, hem de İstanbul’un ilçe seçimlerini kazanmaya devam edeceğiz. Bununla yetinmeyeceğiz. Ülkemizin makus talihini yenemediğimiz bu seçimde, bir sonraki seçimde yenme konusunda da kararlı çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Yılmak yok, yolumuza devam edeceğiz. Ama vatandaşımızla yüzleşeceğiz.

Yaptığımız eksikliklerden dolayı onlardan özür dileyeceğiz. Onlarla dertleşeceğiz, konuşacağız. Buradaki gibi eleştirileri alıp baş tacı edeceğiz. Önümüze vatandaşlarımızın dilek ve tavsiyeleriyle bakacağız. Milletin iktidarlarının kurulması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Unutmayınız, buradaki kardeşiniz asla vazgeçmeyen bir kardeşiniz, bunu herkes bilsin.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Üç Seçenekli Yol Haritası Gündemde

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerde CHP ile ittifak kuran İYİ Parti, yerel seçimlere yönelik politikayı belirlemek üzere harekete geçti. İYİ Parti’de “AKP ile ittifak”, “CHP ile ittifak” ve “Müstakil Yol” olmak üzere üç seçenekli bir yol haritası gündeme geldi.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan İYİ Partili üst düzey bir yönetici, “Genel seçimde yapılan hataları bu kez yerel seçimde yapmamalıyız. İktidarın elinde çok ciddi propaganda araçları var ve bunları kullanarak, CHP’yi terörle yan yana gelmekle suçluyor. Bu propagandada başarılı oldular. Biz buna engel olamadık. Şimdi yerel seçim öncesinde de aynı endişe var. Biz bunu sahada vatandaşlarla konuştuğumuzda görüyoruz. Biz de bu konuda endişeliyiz ve aynı hataları yapmamalıyız.” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti olarak önümüzde üç seçenek var aslında. Bir AKP ile ittifak yapmak, iki CHP ile ittifak yapmak ya da yalnız yürümek. Nebi Bey’in AKP ile ittifak açıklamaları parti içinde biraz tepki gördü. Biz de bir süredir AKP ile ittifak olabileceğini partililerimizle konuşuyorduk. Fakat tabanımızda bu görüş çok karşılık bulmadı.”

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, kurultay konuşmasında CHP’ye yönelik sert eleştiriler getirmesi İYİ Parti’nin ittifakı sonlandırdığı yorumlarına neden olmuştu.

Bu tartışmalar yaşanırken İYİ Partili bazı yöneticiler, ittifakın seçim için yapıldığı, seçimin bitmesiyle ittifakın da teknik olarak bittiği yönünde açıklamalar yapmıştı. Öte yandan, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, geçtiğimiz hafta “AKP ve MHP ile ittifak yapılabilir” dedi.

T24’den Eray Görgülü’nün kulis haberine göre, İYİ Partililer, Hatipoğlu’nun açıklamasından önce bir süredir partililerle ve seçmenle yapılan toplantılarda bu görüşü dile getiriyordu.

Yerel seçimlere yönelik politikayı belirlemek üzere harekete geçen İYİ Parti’de “AKP ile ittifak”, “CHP ile ittifak” ve “Müstakil Yol” olmak üzere üç seçenekli bir yol haritası gündeme geldi. Bu kapsamda seçmenle ve partililerle değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili milletvekilleri ve üst düzey yöneticiler, AKP ile iş birliğine yönelik söylemlerin tabanda karşılık bulmadığını gördü.

Yakın zamanda yapılan değerlendirmelerde yerel seçimlerle ilgili yol haritası için geriye iki seçeneğin kaldığı, ancak “CHP ile ittifak” konusunda da partililerin endişelerinin sürdüğü belirtildi.

İYİ Partili üst düzey bir yönetici, konuyla ilgili şunları söyledi: “Genel seçimde yapılan hataları bu kez yerel seçimde yapmamalıyız. İktidarın elinde çok ciddi propaganda araçları var ve bunları kullanarak, CHP’yi terörle yan yana gelmekle suçluyor. Bu propagandada başarılı oldular. Biz buna engel olamadık. Şimdi yerel seçim öncesinde de aynı endişe var. Biz bunu sahada vatandaşlarla konuştuğumuzda görüyoruz. Biz de bu konuda endişeliyiz ve aynı hataları yapmamalıyız.”

Yerel seçimlere yönelik yol haritası ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan aynı yönetici, “İYİ Parti olarak önümüzde üç seçenek var aslında. Bir AKP ile ittifak yapmak, iki CHP ile ittifak yapmak ya da yalnız yürümek. Nebi Bey’in AKP ile ittifak açıklamaları parti içinde biraz tepki gördü. Biz de bir süredir AKP ile ittifak olabileceğini partililerimizle konuşuyorduk. Fakat tabanımızda bu görüş çok karşılık bulmadı” dedi.

“İttifaksız kazanmak zor gözüküyor”

CHP’nin kongre süreçlerindeki belirsizliğe de dikkati çeken İYİ Partili yönetici, “Yerel seçimler öncesi bu büyük bir sorun. Her durumda biz öncelikli olarak yerel seçimlerde tek başımıza hareket etmek istiyoruz. Fakat, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bazı il ve ilçelerde ittifaksız kazanmak da zor gözüküyor. Partililerimiz de bunu zaman zaman bize söylüyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın

YSP’li Aslan’dan ‘Bireysel Silahlanma’nın Araştırılması Talebi

Yılın ilk yedi ayında bin 938 silahlı şiddet olayı yaşandığını ve olaylarda bin 200 kişi hayatını kaybettiği, bin 960 kişi de yaralandığını ifade eden Yeşil Sol Parti Milletvekili George Aslan, bireysel silahlanmanın araştırılmasını için Meclis araştırma önergesi verdi.

YSP’li Aslan, araştırma önergesinde, “Toplumun can güvenliğinin sağlanması için bir an önce silah kullanımını ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek tedbirler alınmalı, bireysel silahsızlanma için eğitim programları ve stratejiler geliştirilmeli ve ruhsatlı ya da ruhsatsız silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili George Aslan, Türkiye’de bireysel silahlanmaya bağlı olarak artan şiddet olaylarının engellenmesi ve bireysel silahlanmaya karşı önleyici tedbirler alınması için Meclis araştırma önergesi verdi.

Bianet’in aktardığına göre, bireysel silahlanmanın toplumun güvenliğini her geçen gün daha da tehdit eder hale geldiğini söyleyen Aslan, erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınları hatırlattı ve ekledi:

“Kadın cinayetlerinin çoğunun ateşli silahlarla işlendiği göz önüne alındığında bireysel silahlanma özellikle de kadınların can güvenliğini tehlikeye atmakta ve kadına yönelik erkek şiddetini derinleştirmektedir.

Geçtiğimiz hafta İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bir tekel bayisinde yaşanan silahlı saldırı sonucu iki yurttaşın yaşamını yitirmesi ve Gaziosmanpaşa ilçesinde bir taksi şoförünün yolcularına açılan ateş esnasında hayatını kaybetmesi artan bireysel silahlanmanın yeniden kamuoyunun gündemine oturmasına neden olmuştur.”

Aslan, önergede Umut Vakfı’nın 2023 verilerini ve Jandarma Genel Komutanlığının atıf yaptı ve  yılın ilk yedi ayında bin 938 silahlı şiddet olayı yaşandığını söyledi. Olaylarda bin 200 kişi hayatını kaybettiği , bin 960 kişi de yaralandığını ifade etti:

Söz konusu silahlı şiddet olaylarında 1653 silah kullanılmıştır. Bunların 397’sinde uzun namlulu silah dahil tüfek, 1187’sinde tabanca, 60’ında beylik silahları, 285’inde ise çoğunluğu bıçak olmak üzere kesici aletlerle gerçekleştirilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın verilerine göre 2018-2021 yılları arasında silah bulundurma ruhsatı yüzde 100’ün üzerinde artmıştır. 2018’de 7 bin 630 olan silah bulundurma ruhsatı alan kişi sayısı, 2021 yılında 16 bin 569 olmuştur. 2018’de 3 bin 41 kişi taşıma ruhsatı alırken bu sayı 2021’de 9 bin 870’e çıkmıştır.”

“Silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmeli”

Çocukların silaha erişiminde de artış olduğunu vurgulayan Aslan, devamında şöyle dedi:

“Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ise çocukların silaha erişiminde de artış yaşanmaktadır. Bakanlığın açıkladığı ceza mahkemelerinde açılan dosyaların yaşa ve cinsiyete göre dağılımına göre 2022’de ‘Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’ kapsamında 3 bin 352 çocuk yargılanmıştır.

Silah ya da bıçak kullandığı, bulundurduğu ya da ticaretini yaptığı gerekçesiyle hakkında dosya açılan 3 bin 352 çocuktan 455’i 12-14, 2 bin 897’si de 15-17 yaş grubundadır.

Toplumun can güvenliğinin sağlanması için bir an önce silah kullanımını ortadan kaldıracak ya da en aza indirecek tedbirler alınmalı, bireysel silahsızlanma için eğitim programları ve stratejiler geliştirilmeli ve ruhsatlı ya da ruhsatsız silah edinmeyi zorlaştıracak düzenlemeler getirilmelidir.

Bu nedenle artan bireysel silahlanmaya bağlı olarak yaşanan silahlı şiddet olaylarının önlenmesi ve bireysel silahlanmaya karşı önleyici tedbirler alınması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim.”

Paylaşın

Karayalçın’dan “CHP’de Oligarşi Var” Sözlerine Yanıt!

“CHP’de şu anda bir oligarşi var” sözlerine ilişkin değerlendirme yapan Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, “Genel merkezin tümü. Bizim bu seçimleri kazanamamızın altında yatan neden CHP’nin kapasitesinin tam olarak kullanılamamasıdır. 20 yıldır CHP yüzde 20’lere takıldı kaldı. Bunun nedeni parti kapasitesinin kullanılamamasıdır” dedi ve ekledi:

“CHP 100 yıllık tarihinde baraj altında da kaldı, yüzde 42’ye kadar da çıktı. 0 ile 42 arasında oy alabilen bir parti. Nasıl oluyor da yüzde 20’lere takılı kalıyor? Parti kapasitemizi tam olarak kullandığımızda 40’lara kadar çıkıyoruz, kullanamadığımızda 20’lerde kalıyoruz.”

Karayalçın, açıklamasının devamında, “Siyasetin belirlenmesine, adayların seçilmesi de örgütten alınmış, genel merkezin elindedir. Genel merkez siyaseti ve adayları seçiyor. Örgütte afiş, pankart işleri ile meşgul oluyor. Bu oligarşik bir yapıdır. Partiye asıl egemen olan üye, egemenliğini delege ede ede kaybediyor.

Bunu genel merkez kullanıyor. Buna oligarşinin tunç yasası da diyorlar. Seçilenin kendisini seçen üzerinde egemen olduğu bir yapı. Oligarşik yapının değişmesi için Kılıçdaroğlu’nun görevi bırakması gerekmez, onunla ilgisi yok. Oligarşik yapının değişmesi için yapısal dönüşüm olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

14 ve 28 Maysı’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının sürdüğü CHP ile ilgili dikkat çeken bir açıklama da eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın‘dan geldi.

Karayalçın, TV100’de katıldığı programda Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’na aday olması gerektiğini seslendirdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Bunu bir kader kilitlenmesi olarak nitelendiriyorum. İmamoğlu, İBB Başkan adayı olmak zorundadır ifadesini kullanıyorum.

Önceki gün Ekrem Bey’e ‘ben sizin ağabeyinizim, kusura bakma benim düşüncem İBB Başkan adayı olmanız, gönül koyma’ dedim. Kemal Bey’in de kader kilitlenmesi içinde olduğu kanısındayım; Ekrem Bey’in aday gösterilmesi konusunda. Parti genel merkezimiz Ekrem Bey’i aday göstermek zorunda, Ekrem Bey de aday olmak zorunda. Dediklerimi tebessümle karşıladı. Bu görüşümde ısrarlıyım.”

“Parti hukukunda ne öngörülüyorsa o yapılır”

Murat Karayalçın, genel başkanlık ile ilgili soruya ise, şu yanıtı verdi: “‘Ağabey’ formülünün doğru olduğu kanısında değilim. Bu tür bir düzenleme bizim tüzüğümüze de siyasetimize de terstir. Tarafların tümü anlaşırsa evet derim. Ben kıdemli bir partiliyim, içinde bulunduğumuz durumun aşılması için bireysel olarak görüşlerimi proje metni haline getirdim. Tüzüğümüz parti hukukudur, 100 yıllık partiyiz. Parti hukukunda ne öngörülüyorsa o yapılır.”

“CHP’de şu anda bir oligarşi var” açıklamasıyla kimi işaret ettiği de sorulan Karayalçın, şunları kaydetti: “Genel merkezin tümü. Bizim bu seçimleri kazanamamızın altında yatan neden CHP’nin kapasitesinin tam olarak kullanılamamasıdır. 20 yıldır CHP yüzde 20’lere takıldı kaldı. Bunun nedeni parti kapasitesinin kullanılamamasıdır.

CHP 100 yıllık tarihinde baraj altında da kaldı, yüzde 42’ye kadar da çıktı. 0 ile 42 arasında oy alabilen bir parti. Nasıl oluyor da yüzde 20’lere takılı kalıyor? Parti kapasitemizi tam olarak kullandığımızda 40’lara kadar çıkıyoruz, kullanamadığımızda 20’lerde kalıyoruz.

Siyasetin belirlenmesine, adayların seçilmesi de örgütten alınmış, genel merkezin elindedir. Genel merkez siyaseti ve adayları seçiyor. Örgütte afiş, pankart işleri ile meşgul oluyor. Bu oligarşik bir yapıdır. Partiye asıl egemen olan üye, egemenliğini delege ede ede kaybediyor.

Bunu genel merkez kullanıyor. Buna oligarşinin tunç yasası da diyorlar. Seçilenin kendisini seçen üzerinde egemen olduğu bir yapı. Oligarşik yapının değişmesi için Kılıçdaroğlu’nun görevi bırakması gerekmez, onunla ilgisi yok. Oligarşik yapının değişmesi için yapısal dönüşüm olmalıdır.”

Paylaşın

YAŞ Toplantısı Sona Erdi: TSK’nın Yeni Komuta Kademesi Belli Oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan ve yaklaşık 3 saat süren Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı sona erdi. Genelkurmay Başkanlığına, Orgeneral Metin Gürak getirilirken, TSK’da ilk defa kadın general ataması yapıldı.

Haber Merkezi / Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapıldı. Toplantı yaklaşık 3 saat sürdü.

YAŞ kararı ile 30 Ağustos 2023 tarihinden geçerli olmak üzere 32 general ve amiral bir üst rütbeye, 63 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. Halen 266 olan general ve amiral sayısı, 30 Ağustos 2023 tarihi itibarıyla 286 olacak.

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararı ile Genelkurmay Başkanlığına 2’nci Ordu Komutanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanlığına Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanlığına Muharip Hava Kuvvet Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu atandı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığından korgeneraller İrfan Özsert ve Kemal Yeni orgeneralliğe; Hava Kuvvetleri Komutanlığından Korgeneral İsmail Güneykaya orgeneralliğe; Kara Kuvvetleri Komutanlığından tümgeneraller Zorlu Topaloğlu, Sezai Öztürk ve Mustafa Oğuz korgeneralliğe; Deniz Kuvvetleri Komutanlığından Tümamiral İbrahim Özdem Koçer koramiralliğe; Hava Kuvvetleri Komutanlığından tümgeneraller Erdoğan Gür ve İsmail Üner korgeneralliğe terfi ettirildi.

Kara Kuvvetleri Komutanlığından tuğgeneraller Burhan Aktaş, Mehmet Özeren, Özkan Ulutaş, Mehmet Yasin Kalın, Faruk Metin, Mehmet Cafer Aksoytürk, Ertan İnaltekin, Subutay Adaş, Murat Ataç, Hurşit Ağırcan, Mücahit Zorlutuna, Ahmet İbiş, Hakan Tunç ve Osman Alp tümgeneralliğe;

Deniz Kuvvetleri Komutanlığından tuğamiraller Mehmet Baybars Küçükatay, Alper Yeniel, İsmail Güldoğan, Refik Levent Tezcan, Ramazan Özoğul ve Hüseyin Tığlı tümamiralliğe; Hava Kuvvetleri Komutanlığından tuğgeneraller Kemal Turan, Hayrettin Koca ve Ertunç Ertufanlı tümgeneralliğe yükseltildi.

TSK’da ilk kez kadın amiral atandı!

Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ilk defa kadın general ataması gerçekleştirildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Kurmay Albay Gökçen Fırat, YAŞ kararları çerçevesinde amiralliğe terfi etti.

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi’nden Ezidi Soykırımı’nı Tanıma Çağrısı

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 3 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı Ezidi Soykırımı’nı tanıma çağrısı yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Tüm toplumu bu soykırımın tanınması ve bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Şu ana dek Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi (AK) ve Birleşmiş Milletler’in (BM) yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya, İskoçya, İrlanda, Ermenistan, Portekiz, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un da aralarında olduğu çok sayıda ülke Ezidi Soykırımı’nı tanıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 3 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı Ezidi Soykırımı’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi.

“9 yıl önce katliamcı IŞİD tarafından dünyanın gözleri önünde Êzidî halkı soykırıma uğratıldı, kadınlar ve çocuklar köle pazarlarında satıldı. Katliamda yaşamını yitirenleri, halkını savunmak için toprağa düşenleri saygı ve minnetle anıyoruz. Tüm toplumu bu soykırımın tanınması ve bir daha yaşanmaması için sorumluluk almaya çağırıyoruz.”

Ezidi Soykırımı

Ezidi Soykırımı (Ezidi tarafından anılan ismiyle 73. Ferman), Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD veya İslam Devleti olarak da adlandırılır) Irak’taki Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu katliamlar silsilesi. Birleşmiş Milletler tarafından soykırım olarak kabul edilmiştir.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Ezidi kadınlar ve küçük yaştaki kızlar IŞİD mensupları tarafından cinsel köleliğe zorlandı, erkekler sürgün edildi ve binlercesi topluca infaz edildi. Başta Sincar’da olmak üzere toplamda yaklaşık 5 bin Ezidinin öldürüldüğü 10 bine yakının ise esir düştüğü ifade edilmektedir. Soykırım 2014 yılında Peşmerge’nin IŞİD saldırıları sonucunda geri çekilmesinden sonra başlamıştır.

IŞİD’in Ezidilere yönelik katliamı uluslararası toplumda geniş yer buldu ve tepki olarak ABD IŞİD’e yönelik hava saldırılarına başladı. Ek olarak ABD, İngiltere ve Avustralya, Sincar Dağları’na kaçmış olan Ezidilere uçaklarla acil yardımlar yaptı ve Ezidileri savunmaya giden silahlı güçlere silah desteği sağladı.

IŞİD’in Ezidi nüfusuna yönelik eylemleri yaklaşık 500.000 mülteciye ve binlerce kişinin ölümüne veya kaçırılmasına sebep oldu. Soykırımın etkileri özellikle Almanya’daki diğer Ezidi topluluklarını da etkiledi. Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti 2019 yılında 3 Ağustos gününü “Ezidi Soykırım Günü” ilan etti.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: 2024 Yılı Ortasından İtibaren Düşmeye Başlayacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Mali tedbirler, döviz kuru gelişmeleri ve ücret artışlarının etkisiyle enflasyon Temmuz’da yıllık yüzde 47,8 ile piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dezenflasyon ile fiyat istikrarının hedeflendiği bir geçiş sürecindeyiz. Para politikası duruşunun olumlu etkisiyle 2024 yılı ortasından itibaren yıllık enflasyon düşmeye başlayacak. Dezenflasyon sürecini mali disiplinle destekleyeceğiz. Politikalarımızın temel amacı orta vadede enflasyonu kalıcı olarak tek hanelere indirmektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamının ardından, sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, şunları ifade etti:

““Mali tedbirler, döviz kuru gelişmeleri ve ücret artışlarının etkisiyle enflasyon Temmuz’da yıllık yüzde 47,8 ile piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti. Dezenflasyon ile fiyat istikrarının hedeflendiği bir geçiş sürecindeyiz.

Para politikası duruşunun olumlu etkisiyle 2024 yılı ortasından itibaren yıllık enflasyon düşmeye başlayacak. Dezenflasyon sürecini mali disiplinle destekleyeceğiz. Politikalarımızın temel amacı orta vadede enflasyonu kalıcı olarak tek hanelere indirmektir.”

TÜİK Açıkladı: Enflasyon yüzde 47,83

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Enflasyon Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 9,49, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 31,14, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,83 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 57,45 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 19,31 ile konut oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 82,62 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla temmuz ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 2,67 ile eğitim oldu. Buna karşılık, temmuz ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 17,75 ile ulaştırma oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan temmuz ayı itibarıyla, 4 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 135 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 8,92, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 34,66, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 54,32 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 58,08 olarak gerçekleşti.

ENAG: Enflasyon yüzde 122,88

Öte yandan Akademisyen ve ekonomistlerden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Temmuz ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı.

ENAG verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Temmuz ayında yüzde 13,18 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 122,88 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 69,21 oldu.

Paylaşın

CHP’li Sarıgül’den “Değişim” İsteyenlere Sert Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. Son olarak CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Mustafa Sarıgül, parti içindeki lider ve yönetim değişimi çağrıları hakkında Haber Global’den Çağlar Cilara’nın sorularını yanıtladı.

“Gerçek CHP’lilerin böyle bir değişim istediği olmadığını” savunan Sarıgül, “Tencere kaynarken, maymun oynarken herkes yanınızdadır. Tencere kaynamadığı zamanda da gerçek dostlar yanınızda olur. Tarihi kolay işten çıkanlar yazmaz, zor işten çıkan kahramanlar yazar. Bugün delikanlı, mert olanların, omurgalı siyaset yapanların yapması gereken tek iş canla başla çalışan ve helalleşmeyle birlikte hiç bir araya gelmeyen insanları bir araya getiren ve yüzde 48 oy alan Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında durma zamanıdır. Gün birlik, beraberlik zamanıdır, ayrışma değil kucaklaşma zamanıdır” diye konuştu.

Cilara’nın “CHP şu aşamada değişime ihtiyaç olmadığını düşünüyorsunuz anladığım kadarıyla” sözlerine yanıt veren Sarıgül, “Kesinlikle. Şu anda CHP’de tek ihtiyaç var, yerel seçimlere nasıl hazırlanabiliriz, yerel seçimlerde bu başarıyı nasıl elde edebiliriz” dedi.

Seçim gecesi “Siz kaybetmediniz, biz kazandıramadık” şeklinde paylaşım yaptığını hatırlatan Mustafa Sarıgül, “Bugün değişim isteyenler, güzel kardeşlerim, aslan parçaları, yiğitler siz zaten o işin başındaydınız, o işin içindeydiniz. Benim gibi bir tek Erzincan’a mahkum olmadınız. Genel Başkanımız her türlü önünüzü açtı, siz zaten bu çalışmaları yaptınız. Orada bir kayıp varsa, kusura bakmayın, o kaybın baş sorumlusu sizsiniz kardeşim” ifadelerini kullandı.

“Lider, kadro, proje”

Çağlar Cilara’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve değişim isteyen diğer isimlere “Kılıçdaroğlu’na yeteri kadar oy toplayamadınız, getiremediniz” şeklinde bir eleştiri mi yönelttiğini sorması üzerine Sarıgül, “Kesinlikle. Kardeşim başarı 3 şeyden geçiyor: Lider, kadro, proje. Lider çalışıyor, peki kadrosu olarak ne yaptınız? Bu çalışmalarda hiç mi kabahatiniz yok?” dedi ve şöyle devam etti:

“Siz Şırnak’ta, Batman’da, Silopi’de, Cizre’de, Mardin’de, Yozgat’ta, Nevşehir’de, Rize’de, Trabzon’da, Edirne’de kaç kere miting yaptınız, kaç kere görev yaptınız, kaç kere gittiniz? Bu soruları lütfen kendinize sorun. Sadece CHP’nin güçlü olduğu İstanbul’da, Şişli’de, Kadıköy’de, Beyoğlu’nda, İzmir’de, Konak’ta siyaset yapmakla siyaset olmuyor. Gel bakalım aslan parçası gel, Erzincan’a bir siyaset yap da neyin ne olduğunu gör. Gel de bir selam ver bakalım nasıl oluyor bu işler? Gel bakalım CHP’nin uzun yıllar milletvekili çıkaramadığı yere gel de burada siyaset yap. Bulunduğun makamlarda, koltuklarda konuşmak kolay.”

Paylaşın