“İmamoğlu, Aday Olmayacağını Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. 

Seçim sonrası değişim çağrısı yapan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” manifestosu bekleniyor. İnternet sitesi üzerinden tabanın değişim taleplerini belirleyen İmamoğlu’nun 10 Ağustos’a kadar bu açıklamayı yapacağı bildirilmişti.

Ancak hem çalışmaların henüz tamamlanmaması hem de geçtiğimiz hafta sonu başlayan ilçe kurultaylarındaki eğilimi gözlemlemek için açıklamanın ay sonuna sarkabileceği belirtiliyor. Hürriyet’in haberine göre kulislerde, İmamoğlu’nun bu açıklamasıyla hem partisiyle ilgili değişim taleplerini somutlaştıracağı hem de kişisel yol haritasına ilişkin güçlü işaret vereceğinden söz ediliyor.

CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, bu açıklamasında genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. İmamoğlu, ‘İstanbul problemi’ nedeniyle kararını bir türlü netleştiremedi.

CHP kaynakları, “Bu süreçte kimse İstanbul’u kaybetmenin sorumluluğunu üstlenmek istemez. İstanbul’u kaybetmiş bir isim olarak genel başkanlık koltuğunda oturmak da kolay olmaz. Ekrem Bey de bugüne kadar bu probleme uygun bir çözüm bulamadığı için arada kaldı. Ancak şimdi, tercihi İstanbul’dan yana olacak. Zaten son günlerde yakın çevresi de, ‘Ekrem Bey genel başkanlık adaylığı için kendisi ortaya çıkmayacak ama Özgür Bey aday olursa kendisini destekleyecektir” dediler.

İmamoğlu, CHP içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı

Öte taraftan, Halk TV yazarı Fikret Bila, İmamoğlu’nun Tunceli’de ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile cep telefonundan gerçekleştirdiği görüşmeyi köşesine taşıdı.

‘Değişim’ ekibinin sosyal medyaya sızdırılan toplantısından sonra özellikle Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki iplerin koptuğunun, liderlik yarışının başladığına dair haberlerin kamuoyuna yansıdığını hatırlatan Bila, şöyle devam etti:

“Bu sürecin kurultayda genel başkanlığı kim kazanırsa kazansın CHP’nin parçalanmasıyla sonuçlanacağı yorumları yapılıyordu. Hatta İmamoğlu’nun ayrı bir parti kurmak için harekete geçtiği de öne sürülmüştü.

Bu tür haber ve yorumlar dağınık bir CHP görüntüsü yaratıyordu. İmamoğlu, bu görüntüyü ve parti içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı.

Ziyaret ettiği Tunceli’den kameraların önünde Kılıçdaroğlu’nu aradı ve sıcak bir konuşma yaptı. İmamoğlu bu telefon sohbetiyle Kılıçdaroğlu’yla aralarında ‘baba-oğul’ ilişkisi kalmadığına yönelik haberleri tekzip ettiği gibi diyaloglarının kopmadığını, görüşmeye devam ettiklerini göstermiş oldu.

İmamoğlu’nun bu adımı onarıcı ve önemli bir adımdır. Parti içi rekabetin nezaket sınırları içinde, kırıp, dökmeden de yürütülebileceğini ortaya koymuş, CHP’de kavga, gürültü, dağılma, parçalanma bekleyenlerin heveslerini de kırmıştır. Bu CHP için olumlu bir gelişmedir.”

İmamoğlu’nun görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’na “Genel başkanım cebinizi aradım ama ulaşamadım. Evinizin numarasını da çevirdim valla. Tunceli’deyiz, memnunuz burada ziyaretlerimizi yapıyoruz. Nazimiye’de bir konukevi yapmıştık biliyorsunuz. Orayı ziyaret edeceğiz. Sonra dönüş yapacağız. Bu benim dördüncü gelişim. Zaten çok seviyorum” dediği anlar kameralara yansımıştı.

Özgür Özel, kurultay için anadolu turuna çıkacak

Ayrıca Özgür Özel’in bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edeceği ve ardından kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre Özel, bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edecek. İstifa etmesinin ardından Özel’in, kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Öte yandan Özel ve değişimcilerin bu planla, “İmamoğlu’nu 2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde ‘CHP’nin cumhurbaşkanı adayı’ göstermeyi hedeflediği” de iddia ediliyor.

Özel’in Anadolu turunu seçim bölgesi Manisa’dan başlatacağı kulislerde konuşuluyor. Bunun yanı sıra Manisa il yönetiminin istifalar sonucu düşmesi kulislerde yeni bir tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu, önceki gün yapılan MYK toplantısında Manisa il başkanlığına yeni yönetiminin atanması için yetki aldı.

Ardından Kılıçdaroğlu, il başkanlığına eski Manisa il başkanı Semih Balaban’a yakın isimlerden olan Kuyumcu’yu atadı. Balaban ile Özel’in arasının iyi olmadığı biliniyor. Bu açıdan duyum kulislerde, “Özel’in önceki il, ilçe ve mahalle kurultaylarında Balaban’a karşı başarı kazanamaması” anımsatılarak “Kılıçdaroğlu’nun Özel’e karşı yaptığı bir hamle” olarak değerlendirildi.

Ancak Özel’in özellikle Adana ve Osmaniye’de etkili olduğu belirtilirken “değişim” ekibinin “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde etkili olabileceği” de gündemde.

Paylaşın

AK Parti, Yerel Seçimlere Dört Aşamalı Planla Gidecek

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yerel seçimlere 4 aşamalı planla gidecek. İlk aşamada, Erdoğan, genel seçim sonrası başlattığı il ziyaretlerini artıracak, en çok oy alınan il ve ilçelere gidecek.

İkinci aşamada şehir buluşmalarına ağırlık verilecek. Üçüncü aşamada milletvekilleri, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri etkin çalışacak.

Dördüncü aşama deprem bölgesine yönelik olacak. Depremzedeler için özel çalışma yapılacak.

AK Parti, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için yol haritasını belirledi. 14-28 Mayıs seçimlerinden sonra parti yöneticilerine rehavete kapılmaması yönünde uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim çalışmalarının başlaması için talimatları verdi.

Bu doğrultuda 922 ilçe, 32 bin 260 mahallede seçmenin nabzı tutuluyor. Vatandaşın istek ve talepleri listeleniyor. Hazırlanan raporlar toplantılarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuluyor.

TRT Haber’in aktardığı bilgilere göre, AK Parti, yerel seçime 4 aşamalı planla gidecek.

İlk aşamada, Erdoğan, genel seçim sonrası başlattığı il ziyaretlerini artıracak, en çok oy alınan il ve ilçelere gidecek. Erdoğan’ın 15 Ağustos’tan sonra en çok oy aldığı Sincik, Gerger, Kahta ve Samsat’a gitmesi bekleniyor.

İkinci aşamada şehir buluşmalarına ağırlık verilecek. Kabine üyeleri, MYK ve MKYK üyeleri de sahaya inecek. Şehirlerde sorunlar dinlenip not edilecek.

Üçüncü aşamada milletvekilleri, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri etkin çalışacak. Özellikle kırsalda yoğun çalışma yürütülecek. Köylere kadar uzanan ziyaretler planlanacak.

Dördüncü aşama deprem bölgesine yönelik olacak. Depremzedeler için özel çalışma yapılacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan konut projelerinin teslimi hızlanacak. Bölgenin talepleri alınacak, sonuca bağlanacak.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: Özgür Özel Kurultay İçin Anadolu Turuna Çıkacak

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in kurultay için Anadolu turuna çıkacağı iddia edildi.

Özgür Özel’in bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edeceği ve ardından kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre Özel, bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edecek. İstifa etmesinin ardından Özel’in, kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Öte yandan Özel ve değişimcilerin bu planla, “İmamoğlu’nu 2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde ‘CHP’nin cumhurbaşkanı adayı’ göstermeyi hedeflediği” de iddia ediliyor.

Özel’in Anadolu turunu seçim bölgesi Manisa’dan başlatacağı kulislerde konuşuluyor. Bunun yanı sıra Manisa il yönetiminin istifalar sonucu düşmesi kulislerde yeni bir tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu, önceki gün yapılan MYK toplantısında Manisa il başkanlığına yeni yönetiminin atanması için yetki aldı.

Ardından Kılıçdaroğlu, il başkanlığına eski Manisa il başkanı Semih Balaban’a yakın isimlerden olan Kuyumcu’yu atadı. Balaban ile Özel’in arasının iyi olmadığı biliniyor. Bu açıdan duyum kulislerde, “Özel’in önceki il, ilçe ve mahalle kurultaylarında Balaban’a karşı başarı kazanamaması” anımsatılarak “Kılıçdaroğlu’nun Özel’e karşı yaptığı bir hamle” olarak değerlendirildi.

Ancak Özel’in özellikle Adana ve Osmaniye’de etkili olduğu belirtilirken “değişim” ekibinin “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde etkili olabileceği” de gündemde.

Gözler İmamoğlu’nun kararında

Öte taraftan seçim sonrası değişim çağrısı yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” manifestosu bekleniyor. İnternet sitesi üzerinden tabanın değişim taleplerini belirleyen İmamoğlu’nun 10 Ağustos’a kadar bu açıklamayı yapacağı bildirilmişti.

Ancak hem çalışmaların henüz tamamlanmaması hem de geçtiğimiz hafta sonu başlayan ilçe kurultaylarındaki eğilimi gözlemlemek için açıklamanın ay sonuna sarkabileceği belirtiliyor. Hürriyet’in haberine göre kulislerde, İmamoğlu’nun bu açıklamasıyla hem partisiyle ilgili değişim taleplerini somutlaştıracağı hem de kişisel yol haritasına ilişkin güçlü işaret vereceğinden söz ediliyor.

CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, bu açıklamasında genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. İmamoğlu, ‘İstanbul problemi’ nedeniyle kararını bir türlü netleştiremedi.

CHP kaynakları, “Bu süreçte kimse İstanbul’u kaybetmenin sorumluluğunu üstlenmek istemez. İstanbul’u kaybetmiş bir isim olarak genel başkanlık koltuğunda oturmak da kolay olmaz. Ekrem Bey de bugüne kadar bu probleme uygun bir çözüm bulamadığı için arada kaldı. Ancak şimdi, tercihi İstanbul’dan yana olacak. Zaten son günlerde yakın çevresi de, ‘Ekrem Bey genel başkanlık adaylığı için kendisi ortaya çıkmayacak ama Özgür Bey aday olursa kendisini destekleyecektir” dediler.

İmamoğlu, CHP içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı

Ayrıca, Halk TV yazarı Fikret Bila, İmamoğlu’nun Tunceli’de ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile cep telefonundan gerçekleştirdiği görüşmeyi köşesine taşıdı.

‘Değişim’ ekibinin sosyal medyaya sızdırılan toplantısından sonra özellikle Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki iplerin koptuğunun, liderlik yarışının başladığına dair haberlerin kamuoyuna yansıdığını hatırlatan Bila, şöyle devam etti:

“Bu sürecin kurultayda genel başkanlığı kim kazanırsa kazansın CHP’nin parçalanmasıyla sonuçlanacağı yorumları yapılıyordu. Hatta İmamoğlu’nun ayrı bir parti kurmak için harekete geçtiği de öne sürülmüştü.

Bu tür haber ve yorumlar dağınık bir CHP görüntüsü yaratıyordu. İmamoğlu, bu görüntüyü ve parti içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı.

Ziyaret ettiği Tunceli’den kameraların önünde Kılıçdaroğlu’nu aradı ve sıcak bir konuşma yaptı. İmamoğlu bu telefon sohbetiyle Kılıçdaroğlu’yla aralarında ‘baba-oğul’ ilişkisi kalmadığına yönelik haberleri tekzip ettiği gibi diyaloglarının kopmadığını, görüşmeye devam ettiklerini göstermiş oldu.

İmamoğlu’nun bu adımı onarıcı ve önemli bir adımdır. Parti içi rekabetin nezaket sınırları içinde, kırıp, dökmeden de yürütülebileceğini ortaya koymuş, CHP’de kavga, gürültü, dağılma, parçalanma bekleyenlerin heveslerini de kırmıştır. Bu CHP için olumlu bir gelişmedir.”

İmamoğlu’nun görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’na “Genel başkanım cebinizi aradım ama ulaşamadım. Evinizin numarasını da çevirdim valla. Tunceli’deyiz, memnunuz burada ziyaretlerimizi yapıyoruz. Nazimiye’de bir konukevi yapmıştık biliyorsunuz. Orayı ziyaret edeceğiz. Sonra dönüş yapacağız. Bu benim dördüncü gelişim. Zaten çok seviyorum” dediği anlar kameralara yansımıştı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi Polisin Kol Kırmasına “Eziyet” Dedi

Fatmanur Cantürk’ün katıldığı bir protestoda gözaltına alınması işlemi sırasında sol kolu polis tarafından bükülerek kırıldı. Anayasa Mahkemesi, Cantürk’ün Anayasa’da güvence altına alınan “eziyet yasağı”nın ihlal edildiğine hükmetti. AYM, ayrıca Cantürk’e 90 bin TL tazminat verdi.

Yüksek Mahkeme ayrıca, yerel mahkemeden adli para cezasıyla kurtulan polise “caydırıcı” bir ceza vermesini istedi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre; Anayasa Mahkemesi, İstanbul Galatarasay Meydanı’nda 2016 yılındaki bir eylem sırasında gözaltına alınan Fatmanur Cantürk’ün bu sırada “cüsseli” bir polis tarafından kolunun kırılmasına “eziyet” dedi, ihlal kararı verdi.

Başvurucuya 90 bin TL tazminat verilmesine de hükmeden Yüksek Mahkeme, yerel mahkemeden adli para cezasıyla kurtulan polise “caydırıcı” bir ceza vermesini istedi.

Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Cizre’de yaşanan ölümler İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 8 Şubat 2016 tarihinde protesto edilmek istendi. Gösteriye izin vermeyen polis 21 kişiyi gözaltına aldı. Bunlar arasında yer alan 19 yaşındaki Fatmanur Cantürk’ün gözaltına alınması işlemi sırasında sol kolu polis tarafından bükülerek kırıldı. Gözaltında 4 saat tutulan Cantürk daha sonra serbest bırakıldı.

Hakkında “Terör örgütü propagandası ve yasadışı gösteri yapmak” suçlarından dava açılan Cantürk, bir yıl sonra beraat etti. Cantürk’ün şikâyeti üzerine kolunu kıran polis hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma sırasında ulaşılan görüntülerden bir polisin Cantürk’ün kolunu kırdığı tespit edildi.

İstanbul 37. Asliye Mahkemesi, sanık polis M.İ’ye kasten yaralama suçundan 1 yıl 12 ay 10 gün hapis cezası verdi. Karar gerekçesinde pasif hâle getirilmiş başvurucunun kolunun M.İ. tarafından aşırı derecede büküldüğü, şiddet kullanma yetkisinin mağdurenin zayıf cüssesine rağmen acımasız bir şekilde, objektif ölçüler dışına çıkılarak yerine getirildiği, 3. derecede kemik kırığı oluşmasına kasten neden olunduğu anlatıldı.

Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi ise sanığın eyleminin taksirle yaralama suçu olduğunu belirterek, 2 bin TL adli para cezası verdi. İstinafın gerekçesinde ise polisin kasten yaralama kastı olmadığı öne sürüldü. Bu arada İstanbul 6. İdare Mahkemesi ise açılan tazminat davasında Cantürk’e 5 bin TL manevi tazminat verilmesini kararlaştırdı.

Kararları yetersiz bulan Fatmanur Cantürk, 2019 yılında bireysel başvuruda bulundu. Dosyayı 11 Mayıs 2023’te görüşen ve kararını yeni açıklayan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa’da güvence altına alınan “eziyet yasağı”nın ihlal edildiğine karar verdi. Kararın bir örneğini ihlalin giderilmesi ve polisin yeniden yargılanması için istinaf mahkemesine gönderilmesine hükmeden AYM, ayrıca Cantürk’e 90 bin TL tazminat verdi.

Kararın gerekçesinde Cantürk’ün beraat ettiği ve suç teşkil edecek eyleminin bulunmadığının yargı kararıyla sabit olduğuna işaret edilerek şöyle denildi:

“Başvurucu kolluk görevlilerinden kaçmamıştır. Kaldı ki başvurucu, cüsseli olduğu anlaşılan kolluk görevlisi tarafından kontrol altına alınması için güç kullanılmayı gerektiren fiziksel bir yapıya da sahip değildir. Tüm bu hususlar birlikte ele alındığında fiziksel açıdan başvurucuyla arasında kendisi lehine ciddi bir yapı/güç farklılığı olan kolluk görevlisinin kaçmayan ve emir gereği müdahale edilen olaya iştirak etmeyen başvurucuya kemik kırığı ile sonuçlanan ve gösterilmesi gereken dikkatten yoksun olan fiziksel müdahalesinin zorunlu/gerekli olmadığı açıkça ortadadır. Anılan tespitler dikkate alındığında yargı makamı tarafından getirilen alınan emrin gereği hukuki argümanının da müdahalenin zorunluluğuna dair yeterli bir açıklama olarak nitelenemeyeceği açıktır.”

Polisin müdahalesinin orantılı olmadığı vurgulanan kararda, “Başvurucu ile iri yapılı kolluk görevlisi arasında ciddi fiziksel fark olduğu, başvurucunun kolayca gözaltına alınabildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda eylemin gerçekleşme koşulları ve sonuçları itibarıyla hafif bir müdahale olmadığı ortadadır” denildi.

“Ceza caydırıcı olmalı”

Kararda, polisin cezasında indirim yapılması da eleştirilirken, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Suç işlemediği yargı kararı ile tespit edilen ve fiziksel farklılığı itibarıyla kolaylıkla gözaltına alındığı video kayıtlarının yargı makamları tarafından incelenmesi ile de anlaşılan başvurucunun kolluk görevlisinin gereksiz ve orantısız müdahalesi ile kolunun kırılması nedeniyle yapılan ceza yargılamasında, ilgili normdaki gerekçeler soyut biçimde tekrarlanarak adli para cezasına hükmedilmesinin eziyet yasağıyla orantısız bir müeyyide olduğu, benzer ihlallerin gerçekleşmemesi adına caydırıcı bir nitelik taşımadığı ve başvurucu açısından da yeterli giderim sağlamadığı değerlendirilmiştir.

Buna göre yargı makamlarının takdir yetkilerini eziyet teşkil eden bir eylemin hiçbir şekilde hoş görülemeyeceğini göstermek yerine bu eylemin sonuçlarını olabildiğince aza indirgemek yönünde kullandıkları, bu nedenle eylemiyle orantılı bir ceza verilmeyen sanık açısından caydırıcılık, mağduriyet açısından etkili giderim sağlanmadığı, başvurucunun mağdur sıfatının devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.”

Paylaşın

2023 Yılında Türkiye’den Almanya’ya İltica Başvuruları Yüzde 203 Arttı

2023 yılı Ocak – Temmuz ayları arasında Türkiye’den Almanya’ya 23 bin 846 iltica başvurusu yapıldı. Başvurular geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 202,9 arttı. Türkiye’den Almanya’ya yapılan iltica başvurularından şu ana dek 12 bin 174’ü karara bağlanırken, iltica başvurularında kabul oranı ise yüzde 15’e tekabül ediyor.

Almanya’ya iltica başvurularında Suriye başı çekiyor. Bu yılın ilk yedi ayında Suriye’den yapılan başvuruların sayısı 52 bin 690 olarak açıklandı. Suriye’yi 32 bin 826 ile Afganistan, 23 bin 846 ile Türkiye, 7 bin 113 başvuru ile İran ve 7 bin 167 başvuru ile Irak takip ediyor.

Almanya Federal Göç ve Mülteci Dairesi (BAMF) Temmuz ayına dair iltica başvuru rakamlarını açıkladı. Buna göre bu yılın ilk yedi ayında Almanya’ya yapılan iltica başvuruları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 78 artış kaydetti. Daire’ye sadece Temmuz ayında 23 bin 674 iltica başvurusu yapıldı. Geçen yılın Temmuz ayına göre ise bu rakam yüzde 79 fazla.

Ocak ayından Temmuz sonuna kadar yapılan iltica başvurularının toplam sayısı 188 bin 967 olarak açıklandı. Başvurularda Suriye, Afganistan ve Türkiye vatandaşları ilk sırada yer alıyor. En çarpıcı artış Türkiye’den yapılan başvurularda gözlendi.

Ocak-Temmuz ayları arasında Türkiye’den toplam 23 bin 846 iltica başvurusu yapıldı. Böylece geçen yılın aynı dönemine göre başvurular yüzde 202,9 arttı. Türkiye’den Almanya’ya yapılan iltica başvurularından şu ana dek 12 bin 174’ü karara bağlandı. BAMF’ın verilerine göre Türkiye’den iltica başvurularında kabul oranı yüzde 15’e tekabül ediyor.

En fazla başvuru Suriye’den

Almanya’ya iltica başvurularında Suriye başı çekiyor. Bu yılın ilk yedi ayında Suriye’den yapılan başvuruların sayısı 52 bin 690 olarak açıklandı. Suriye’yi 32 bin 826 ile Afganistan, 23 bin 846 ile Türkiye, 7 bin 113 başvuru ile İran ve 7 bin 167 başvuru ile Irak takip ediyor.

Federal Göç ve Mülteci Dairesi’nin yıllık raporuna göre 2022 yılında Almanya’da iltica başvurularında 70 bin 976 başvuruyla yine Suriyeliler ilk sıradaydı. İkinci sırada 36 bin 358 kişiyle Afganistan vatandaşları,üçüncü sırada ise 23 bin 938 kişiyle Türk vatandaşları yer almıştı. İltica başvurularında bu üç ülkeyi 15 bin 175 başvuruyla Irak ve 7 bin 963 başvuruyla Gürcistan takip etmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Akşener Masayı Tekmeleyecek; Sert Bir Konuşma Hazırladı”

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in önümüzdeki günlerde 6’lı masa ya da Milet İttifakı olarak bilinen ve yerel seçimlerde yeniden bir araya gelip ortak çalışma yapılması yönündeki beklentiyi karşılamayacağı ve adeta masayı tekmeleyeceği öne sürüldü.

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşma için ise sert bir konuşma hazırladığı iddia edildi. İddiada Akşener’in, her yerde kendi adaylarıyla seçime gireceklerini ifade edeceği belirtildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşma için partinin sözcüsü Kürşad Zorlu, “Türk siyasetinde tarihi bir başlangıç olacak” demişti. Akşener’in o konuşmasının içeriği kulislere sızdı.

Akşener 6’lı masada cumhurbaşkanı adayı belirleme krizinin patlak vermesi üzerine çok sert sözler kullanarak masadan geçici olarak ayrılmış, seçimlerin ardından ise “CHP’den 15 milletvekili istemek hayatımın en büyük pişmanlığı” dediği yine sert çıkışlar yapmıştı.

İYİ Partililerle görüştüğünü belirten gazeteci Barış Yarkadaş, partililerden aldığını belirttiği yanıtları tv100 canlı yayınında paylaşıp Akşener’in yapacağı öne sürülen konuşmaya ilişkin şunları aktardı:

“Akşener, önümüzdeki günlerde 6’lı masa ya da Milet İttifakı olarak bilinen ve yerel seçimde yeniden bir araya gelip ortak çalışma yapması yönünde beklentiyi karşılamayacak ve adeta masayı tekmeleyecek. Bugün bir grup İYİ Partili ile buluştum. Bir kısmı Meral Hanım’ın ve partinin genel merkezinin yerel seçimde CHP ile işbirliği yapmama tavrına anlam veremediklerini, milletvekili toplantısında buna itiraz eden birkaç kişinin susturulmasının da anlamsız olduğunu ifade ettiler.

“Sert bir konuşma hazırladı”

Meral Hanım ne açıklayacak diye sordum. Söyledikleri aynen şu: ‘Meral Hanım, 26 Ağustos için sert bir konuşma hazırladı, çerçevesini hemen hemen çizdi. Seçim değerlendirmesini yapacak. CHP’den alınan ve İYİ Parti’nin seçime girme mevzusunu sağlanan 15 milletvekili olayını bir daha tartışmaya açılmamak üzere net bir dille ifade edecek. Her yerde kendi adaylarıyla seçime gireceklerini ifade edecek.’

İYİ Partili kaynaklarımın ifadesine göre en önemlisi 26 Ağustos günü partililere, ‘Eğer ben bir gün bu partinin başından gitsem bile CHP ile hiçbir şekilde ittifak yapmayacaksınız’ çağrısı yapacak. Bunu ben 4 ayrı kişiyle konuştum.”

Paylaşın

Kulis: İmamoğlu, İBB Başkanlığı Adaylığını Açıklayacak

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, önümüzdeki 10-15 gün içinde yeniden İBB Başkanlığı için adaylığını açıklayacağı öne sürüldü. Yerel seçimlerin 31 Mart 2024’te yapılması planlanıyor.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki “değişimcilerin” Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’’i kurultayda Genel Başkanlığa aday gösterecekleri iddia edildi.

CHP’deki “değişim” ve “yenilenme” tartışması kurultay sürecine damgasını vururken İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Biz hem bundan sonraki İstanbul seçimlerini hem de ilçe seçimlerini kazanmaya devam edeceğiz” sözleri “yönünü İBB’ye çevirdiği” şeklinde yorumlandı. Kulisler de genel başkanlık konusunda net açıklama yapmayan İmamoğlu’nun, İBB’ye devam edeceği konuşuluyor.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, bu kapsamda İmamoğlu’nun, “önümüzdeki 10-15 gün içinde İBB Başkanlığı adaylığını açıklayacağı” iddialar arasında.

‘Özgür Özel’i aday gösterecekler’

Bu durumda “değişimcilerin” “İmamoğlu’nun desteğiyle Grup Başkanı Özgür Özel’’i kurultayda aday gösterecekleri” öne sürülüyor. Ancak İmamoğlu’nun önderlik ettiği ve sızdırılan “çevrimiçi toplantısına” katılan Gökhan Günaydın, Bülent Tezcan, Muharrem Erkek, Selin Sayek Böke gibi isimlerin bu listede bulunmayacağı ileri sürülüyor.

Bu isimlerin tabandan ve seçmenden “zaten yıllardan beri partideler, değişim bu isimlerle mi olacak?” tepkisini gördüğü için yer almayacağı belirtiliyor.

İstanbul’un kurultaya 196 delege verdiği anımsatılarak “Bu 36 ilin sayısına eşit. İstanbul’da CHP’nin önde olduğu ilçe örgütlerine baktığımızda İmamoğlu destekçilerinin önde olduğunu görüyoruz. Bu açıdan kurultay çetin geçebilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

Ayrıca kurmaylar, “2018’de Muharrem İnce salondaki üyelerin desteğiyle iyi bir başarı yakalamıştı. Taban ve delegeler karşı karşıyaydı. Bu kurultayda ‘değişim’ söylemleri dikkate alınmazsa aynı atmosferle karşılaşabiliriz” görüşü dillendiriliyor.

Paylaşın

12 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de

Aralarında CHP Grup Başkanı Özgür Özel, HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un da bulunduğu 12 milletvekiline ait 15 dokunulmazlık dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 12 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülistan Koçyiğit, HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, Yeşil Sol Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli, Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Berdan Öztürk, CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat,

Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır hakkında 1’er, Yeşil Sol Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Uluç, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz hakkındaki 2’şer dokunulmazlık dosyası.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

“Birçok İsim Merkez Bankası Başkanlığı Görevini Kabul Etmemiş” İddiası

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası yönetimin değiştiği Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) için dikkat çeken bir iddia öne sürüldü. Merkez Bankası Başkanlığı için birçok kişiye teklifin götürüldüğü ama bu isimlerin görevi kabul etmediği iddia edildi.

Bu iddiaları öne sürenler, Hafize Gaye Erkan’ın ataması öncesinde de yaklaşık on farklı adayla temasa geçildiği ama sonuç alınamayınca Erkan’ın başkan olarak atandığını söylediler.

10 Haber yazarı Barış Soydan, Cevdet Akçay, Fatih Karahan ve Hatice Karahan’ın başkan yardımcısı olarak atandığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) birimlerle ilgili görevlendirmelerin tamamlandığını duyurdu. Akçay’a bankacılıkla ilgili birimin bağlandığı söyleniyor. Ayrıca banknot matbaası ve emisyon gibi birimlerin de Akçay’ın görev alanında olacağı ifade ediliyor.

Para politikası açısından en belirleyici birim olan Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü ise Başkan Yardımcısı Fatih Karahan’a bağlanırken bankanın yatırımcılara bakan yüzü olan yatırımcı ilişkileri birimi Hatice Karahan’ın sorumluluğuna verildiği belirtiliyor. Soydan’ın aktardığına göre banka içi kaynaklar, Fatih Karahan’a çok sayıda birimin bağlandığını ve adeta bir ‘gölge başkan’ gibi konumlandırıldığını ifade ediyorlar.

Karahan’a çok sayıda birimin bağlanmasının ilginç olduğunun altını çizen Soydan, “Bazı kaynaklar da Fatih Karahan’ın Bakan Yardımcısı olmayı beklediğini, şartlar değişince Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevini kabul ederken güçlü bir konumlanma talep ettiğini öne sürüyor” ifadesini kullandı ve ardından şunları kaydetti:

“Yatırımcı ilişkilerinin bağlandığı Hatice Karahan’ın geçmişte Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak sınırlı da olsa yatırımcılarla görüşmeler yürüttüğü biliniyor. Ancak o dönemdeki konumu ve yaklaşımıyla Merkez Bankasındaki yaklaşımı elbette farklılık gösterecektir.

Görev dağılımın yanı sıra dikkat çeken bir başka konu, bir başkan yardımcılığı koltuğunun halen boş olması. Aslında son atamalara bir isim daha eklenerek kadro tamamlanabilirdi ama olmadı. Bu konuda kulislerde farklı yorumlar yapılıyor.

“Birçok isim görev kabul etmemiş”

İlk olarak, teklif götürülen birçok ismin görev kabul etmediği öne sürülüyor. Bu yorumu yapanlar Hafize Gaye Erkan’ın ataması öncesinde de yaklaşık on farklı adayla temaslar sürdüğü ama sonuç alınamayınca Erkan’ın başkan atandığını öne sürüyorlar. Başkan Yardımcısı Fatih Karahan’ın da görevi kabul etmek istemediği ve Bakan Yardımcılığı pozisyonu gerçekleşmeyince bu göreve “şartlı” atandığı söyleniyor.

Bir başka yorum ise Cumhurbaşkanlığı tarafının dördüncü başkan yardımcısını atamayarak gelişmelere göre yeni bir isim belirleme konusunda inisiyatifi elden bırakmak istemediği şeklinde. Geçmiş örnekler düşünüldüğünde, işler istendiği gibi gitmediği takdirde atanacak son başkan yardımcısının çok etkili olabileceği ve bir değişimin altyapısını hazırlayabileceğini söylüyorlar.”

Paylaşın

Bakan Koca Açıkladı: Beyaz Kodda Hukuki Süreç Devreye Giriyor

Sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yapan Bakan Koca, “İçişleri Bakanlığımız ile tamamlanmak üzere olan bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışma beyaz kod öncesi bir ara uyarı ve ön haber sistemi. Biliyorsunuz beyaz kodda adli ve kolluk süreci derhal başlıyor ama ondan önce bir şiddet eylemi riski olması durumunda ya da bir şekilde daha önce şiddete başvurmuş birinin olma ihtimaline karşı bir öncül kod verilmesini hedefliyoruz” dedi ve ekledi:

“Hastane emniyetini, güvenliğini ve ilgili idarecileri devreye sokacak bir uyarı sistemi üzerinde çalışıyoruz. Bir yazılım hazırlanıyor bunun için. Beyaz kodda hukuki süreç devreye giriyor. Bu süreçle karakol dahil olmak üzere haberdar edilmiş olunuyor. Yazılımın bitmesiyle bu durum, öncül şiddet eylemini önleme anlamında yeni bir yaklaşım.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kabine toplantısının ardından sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlarına ilişkin açıklama yaptı. Sağlıkta şiddet olaylarının önlenmesine yönelik İçişleri Bakanlığıyla, beyaz kod öncesi ara uyarı içeren sistem üzerinde çalıştıklarını belirten Koca, “İkinci Beyaz Reform” ile şiddet eylem planının hayata geçeceği dönemin başladığını belirtti.

“Ağırlıklı olarak hastanelerimizde görevli emniyet personeli ve güvenlikçi sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Bu en temel işlerimizden biri” diyen Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İçişleri Bakanlığımız ile tamamlanmak üzere olan bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışma beyaz kod öncesi bir ara uyarı ve ön haber sistemi. Biliyorsunuz beyaz kodda adli ve kolluk süreci derhal başlıyor ama ondan önce bir şiddet eylemi riski olması durumunda ya da bir şekilde daha önce şiddete başvurmuş birinin olma ihtimaline karşı bir öncül kod verilmesini hedefliyoruz.

Hastane emniyetini, güvenliğini ve ilgili idarecileri devreye sokacak bir uyarı sistemi üzerinde çalışıyoruz. Bir yazılım hazırlanıyor bunun için. Beyaz kodda hukuki süreç devreye giriyor. Bu süreçle karakol dahil olmak üzere haberdar edilmiş olunuyor. Yazılımın bitmesiyle bu durum, öncül şiddet eylemini önleme anlamında yeni bir yaklaşım.”

“Nöbet saatlerinde düzenleme yaptık”

Sağlık çalışanlarına gönderdiği mektubun ardından kendilerine iletilen maillerde şiddetle mücadele eylem planı başta olmak üzere çalışma şartları ile ilgili önerilerini aldıklarını vurgulayan Koca, tedbir alınması gereken konuları, ilgili bakan yardımcılarına ve genel müdürlere ilettiğini söyledi.

Yapılması gereken pek çok şeyi hayata geçirdiklerini vurgulayan Bakan Koca, şunları söyledi: “Malpraktis yasası gibi, sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin katalog suçlara alınması gibi, mahsuplaşmanın artık olmaması gibi, herkesin sabit taban ücreti ve teşvikten alabilir hale gelmiş olması gibi, asistanların nöbet sayısı ve süresinin 24 saatten fazla olmaması dahil olmak üzere birçok düzeltmeleri yaptık.

Ancak, esas bundan sonra yapılması gereken düzenlemeler var. Çalışanların sabit ücretlerinin emekliliğe yansıması konusu var. Cumhurbaşkanımızın bu konuda müjdesi vardı Tıp Bayramı’nda biliyorsunuz. Emekliliğe sayılacaktı bu henüz yapılmadı. Yapılsın gayreti içindeyiz.

Sağlık çalışanlarının taban ücreti katsayısı 0,32’ydi. Uzmanlarda 4,5, pratisyenlerde 2,25, asistanlarda 3,40 gibiydi. Sağlık çalışanlarının ise 0,32 idi. Yani sağlık çalışanlarımızın taban ücreti, hekim arkadaşlarımızın taban ücretinin 10-15’te biriydi. Bu oranın makul bir düzeye çıkarılması gerektiği kanaatindeyim.”

Tüm sağlık çalışanları için en azından bu oranın bir kat artırılması gerektiğini, yan dal uzmanlarının da taban ücretinin farklılaştırılması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Koca, şöyle konuştu:

“Hepsi için taban ücretini artırılması ama sabit ücretin emekliliğe sayılması, bunlara ilave olarak da nöbet ücretlerinin hekimler dahil olmak üzere herkesi gözeterek çalışan işçilerin nöbet ücretinin üstüne çıkarılması gerektiği de aşikar bir durum. Ayrıca tavan oranlarının da düzenlenmesi gerekiyor.

Aile hekimliğiyle ilgili cari ödemeler sorun olmaya başladı. Aile hekimliği uzmanlarının da uzman gibi görülerek taban ücretlerinin uzman katsayısına çıkarılması, ayrıca teşvik sisteminin de artırılarak koruyucu hekimlikle ilgili de teşvik sisteminin biraz daha aktif devreye girmesi gerektiği kanaatindeyiz.”

Paylaşın