CHP’li Kurmaylar: Parti Yerel Seçimlere Kilitlendi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan değişim tartışmaları devam ederken, CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya geldi. MYK toplantısının ana gündemi, kur korumalı mevduat (KKM) sisteminde yapılan değişiklik ve ekonomi alanında yaşanan dar boğaza karşı atılması gereken adımlar oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan‘ın edindiği bilgilere göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kurmaylarına ekonomik tablonun görünür kılınması için daha fazla sahada olunması talimatı verdi. Hafta sonunda çiftçilerin ve besicilerin sorunlarını dinlemek için Ankara yakınlarında bir köye giden Kılıçdaroğlu’nun da daha fazla saha programı organize edeceği, toplumun ekonomik anlamda dezavantajlı gruplarıyla buluşacağı öğrenildi.

CHP MYK’nin bir diğer başlığı da partinin ve Cumhuriyet’in 100’üncü yıl etkinliklerine ilişkin oldu. Buna göre 9 Eylül tarihinde Ankara’da yapılacak programla birlikte ‘100’üncü yıl programlarının’ startı verilmiş olacak. 29 Ekim tarihine kadar Türkiye’nin farklı kentlerinde yapılacak programların “görkemli” olacağını ve bu ölçüde hazırlanıldığını belirten kurmaylara göre yerel seçimlere ilişkin partinin söylemleri de bu organizasyonlarda görünür olmaya başlayacak.

Öte yandan CHP’de hafta içerisinde deprem bölgesi Hatay’a yapılan ziyaretin sonuçları da masaya yatırıldı. CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal başkanlığındaki heyetin yaşanan sorunları aktarmasının ardından MYK diğer deprem bölgelerine de ziyaret kararı aldı. CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’de ‘değişim’ tartışmalarının ardından parti içerisinde başlayan kurumsallaşma çabalarının sonucunda tüzük ve program değişikliği için de harekete geçildi. Edinilen bilgiye göre parti üyelerinden CHP’ye tüzükte yapılması gereken değişikliklere dair 10 bine yakın yazılı öneri geldi. Eylül ayı ortasında gelen öneriler doğrultusunda yeni tüzük taslağının oluşturulacağını belirten kurmaylar, ekim sonu ya da kasım başı gibi yapılacak büyük olağan kurultaydan önce iki günün de tüzük kurultayına ayrılacağını söyledi.

Edinilen bilgiye göre partililer yoğunlukla mahalle delege seçimlerindeki küskünlüklere dikkat çeken öneriler sundu. Mahallelerde seçim yapılmadan ilçe başkanlarının belirlenmesi için çalışmalar yürüten CHP’lilerin formüllerinden biri de ilçedeki üyelerin tamamının katılımıyla seçim yapılması ve ilçe başkanlarının bu yöntemle belirlenmesi.

Bunun “devrimsel nitelikte” olacağını belirten partililerin aktarımına göre tüzük değişikliği için gelen önerilerden biri de kadın ve genç kotasının yanı sıra “engelli kotasının” getirilmesi.

Milletvekilliği süresinin sınırlandırılması için önerilerin de dile getirildiğini ifade eden partililere göre “eğer ön seçim olmadan adaylar belirlenirse bir kişi en fazla üç dönem milletvekilliği yapsın” önerisi de kuvvetli bir şekilde masada duruyor. CHP’de 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan kurultay süreci kapsamında ilçe kongrelerinin yarısından fazlası da tamamlandı.

Eylül ayının ortasında başlayacak il kongreleri öncesinde ortaya çıkan sonuçlar da parti yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. ‘Değişim’ talep edenler ile CHP Genel Merkezi arasında ortaya çıkan sonuçların kıyaslanmaması gerektiğini belirten bir CHP’li kurmaya göre süreç genel merkezin müdahalesi olmadan devam ediyor.

Seçilen ilçe başkanlarının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “bağlılıklarının” ortada olduğunu belirten kurmay, “Bu algı yaparak edinilecek bir iş değil. Ekim sonu, kasım başı kurultayımızı yapmak istiyoruz. Bir ilçe başkanının değişiyor olması da çok önemli değil. Örneğin Bağcılar’da Murat İmrek’ti, yarıştığı kişi Murat Sönmez’di, kıl payı Murat Sönmez kazandı. Üç yıl önceki kongrede yine bu iki isim yarışmış kıl payı Murat Sönmez’e karşı Murat İmrek o zaman seçimi kazanmıştı. Bunun değişimle, genel merkezle ya da şunla bunla ilgisi yok. İlçe başkanı el değiştirince genel merkeze muhalif yapı çıktığı anlamına gelmesin” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun karşısında büyük kurultayda aday olabileceği uzun süre konuşulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı açıklama CHP’deki bu tartışmayı sönümlendirdi.

Özgür Özel aday olmayacak

İmamoğlu’nun “İstanbul için yola çıkıyorum” sözlerinin ardından gözlerin çevrildiği CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partinin en üst organı olan MYK toplantısına katıldı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, “Aday olursam benden duyarsınız” açıklamaları yaptığı süreçte partililere göre Özel Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olmayacak.

Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkacağını düşünmediğini, çıkarsa da bunun demokrasi açısından önemli olduğunu belirten bir kurmay, Özgür Özel’in aday olmayacağını düşünmesine dair, “Türkiye haritası karşımda. Kongre sürecinde ilçe ve illerden gelen sonuçlara bakıyorum. Ne oranda destek bulur bilmiyorum. Sonuç alabilir mi, mümkün değil. Buna kurultay delegeler karar verecek ve gelen sonuçları görüyoruz. Oraya gitmek için il başkanlarından ’50-60’ı Özgür Özgür’ diyecek ki gidesin, seçilesin. Günün sonunda bu tablo açığa çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Partililer: Yerel Seçimlerde Kimseye İttifak Teklifi Yapmayacağız

İYİ Parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor.

Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Afyon Valiliği, İYİ Parti’nin Büyük Taarruz’un yıldönümünde gerçekleştireceği program için yaptığı başvuruya onay verdi. Valiliğin ilk onayı sadece 26 Ağustos günü için geçerli olsa da İYİ Parti’nin etkinlik hazırlıkları için bir gün öncesinden alana girme talebi olumlu karşılık buldu ve Afyon Kocatepe eteklerinde bulunan açık alan 25-26 Ağustos günlerinde İYİ Parti’ye tahsis edildi. İYİ Parti’nin Afyon etkinliğinin Afyon Valiliği’nin Büyük Taarruz’un 101’inci yıldönümü için düzenlediği resmi etkinliklerin ardından başlayacağı belirtildi.

İYİ Parti’nin tüm il ve ilçe örgütleri 26 Ağustos günü Afyon’da olmak üzere planlama yapmaya başladı. Tüm illerden otobüslerin kaldırılacağı etkinlik günü için sosyal medyada da duyurular yapılmaya başlandı.

Etkinlik günü için gerekli hazırlıları da genel merkezle birlikte partinin Afyon İl Başkanlığı yürütüyor. Etkinliğin düzenleneceği alanda Türk devletlerini simgeleyen çadırların kurulması, süslemeler yapılması, ses sistemi hazırlanmasıyla birlikte bir şölen havası oluşturulması hedefleniyor.

Türkiye’nin 81 ilinden gelen İYİ Partililer 26 Ağustos günü saat 12.00 itibariyle kendileri için hazırlanan alana alınmaya başlanacak. Akşener’in büyük önem atfedilen konuşması ise saat 14.00 civarı başlayacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İYİ Parti’nin yol haritasını ortaya koyacağı ve siyasette yeni bir başlangıç olacağı ifade edilen 26 Ağustos konuşmasında vereceği mesajlar da merak konusu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın İYİ Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre İYİ Parti lideri Akşener 26 Ağustos konuşmasında yerel seçim ittifaklarına ya da iş birliklerine değinmeyecek. Bunun sebebi başta CHP olmak üzere iş birliği yapılması muhtemel siyasi partilerin kongre süreçlerini tamamlamamış olması. İYİ Parti yönetimi ittifaklara ilişkin bugünden net söylemlerde bulunmanın siyaseten bir karşılığı ve gerçekliği olmayacağını düşünüyor.

“Kimseye ittifak teklifi yapmayacağız”

Ancak parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor. Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Yerel seçimlerin genel seçimlere göre farklı bir dengesi olduğunu da belirten İYİ Partililer, bazı kentlerde o kentlerin dengelerinin, sosyolojilerinin gözetileceği, yerelin menfaatinin önceleneceği iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söylüyor. “Yereli hak ettiği gibi, dürüstçe, hizmet odaklı, teröre mesafeli bir biçimde” yönetecek adaylar ve partilerle il ve ilçe odaklı görüşmeler yapılabileceği kaydediliyor. Gelecek ittifak ve iş birliği tekliflerinin o gün masaya yatırılacağı ifade ediliyor.

Yerel seçim ittifaklarına konuşmada değinilmeyecek olmasının bir başka sebebi de Akşener’in yerel seçimlerin ötesinde, daha genel bir perspektif çizecek olması. Bir sonraki genel seçimlerde partisinin iktidar iddiasını ortaya koyacağı ifade edilen Akşener’in Türkiye’yi iki kutuplu siyasetten çıkararak toplum için yeni bir umut yaratmayı hedefleyeceği ifade ediliyor. Akşener’in merkezde konumlanmış, iki kutup arasında sıkışmamış ve iktidara odaklanmış bir İYİ Parti’yi tarif edeceği belirtiliyor. İYİ Parti’nin yerel seçimleri iktidar için bir adım olarak değerlendireceği kaydediliyor.

Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekilecek

Akşener’in ekonomi, dış politika, adalet, göç gibi sorunlara değinmesi ve partisinin bu sorunları çözmeye aday olacağını ifade etmesi beklenen konuşmasında demokrasi, insan hakları, eşitlik, liyakat ve denge ve denetleme ilkelerine bağlılık vurgusu yapacağı da ifade ediliyor. Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekmesi beklenen Akşener’in sağ-sol, Türk -Kürt, Alevi-Sünni gibi ikilemlerden çıkaracak, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir siyasi hat çizeceği belirtiliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti’ye yaptığı “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısıyla gündeme gelen “milliyetçi siyasi partiler arasında birliktelik olur mu” sorusuna Akşener’in cevabı da merak ediliyor. 26 Ağustos konuşmasında Akşener’in MHP ve İYİ Parti arasındaki güncel çağrılara, karşılıklı mesaj ve açıklamalara değinmesi beklenmezken yeni bir milliyetçilik tarifi yapmasının sürpriz olmayacağı ifade ediliyor.

Akşener’in ‘hamasetten uzak, tüm Türkiye’yi kapsayan, herkesin değerlerine saygı duyan, ötekileştiren değil kucaklayan, otoriter değil demokrat bir milliyetçilik’ tarifi yapması bekleniyor. Türk milliyetçilerine olduğu kadar sosyal demokratlara, muhafazakarlara, Kürtlere ve diğer tüm etnik ve dini gruplara hitap etmesi beklenen Akşener’in partisini dar bir alana hapsetmeyecek bir konuşma yapacağı kaydediliyor.

Paylaşın

İYİ Partili Türkkan: Seçime Tek Başına Girmek Daha Doğru

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili Türkkan, “Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.”

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, konuk olduğu “Gürkan Hacır ile Taksim Meydanı” programında 14 Mayıs seçimlerindeki aday belirleme tartışmalarına ve yaklaşan yerel seçimlere yönelik açıklamalarda bulundu.

TV100’de yayınlanan programda, “Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık” diyen Türkkan, “Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı” ifadelerini kullandı. Lütfü Türkkan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

2022 yılında 6’lı Masa bir seçim ittifakına evrilince durum değişti. Ondan sonra gelişmeler git gide sıkıntılı bir hal aldı. Cumhuriyetle, Atatürk’le problemi olmayan partiler CHP ve İYİ Parti ama Atatürkçü söylemlere karşı post Kemalist söylemlerde bulunan, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili tartışmalara açık olduğunu söyleyen birileri gelince, o ittifakın milliyetçi kalkanı olan İYİ Parti’nin bir özelliği kalmadı

Mansur veya Ekrem Bey’in kazanacağına inanıyorduk. Evet, anketler de onu söylüyordu, biz de söylüyorduk. O dönemdeki bütün anketlerin tamamında hem Mansur Bey hem Ekrem Bey öne çıkıyordu. Bunu 6’lı Masa’ya kabul ettiremedik. Kemal Bey’in adaylığı konusunda ittifak yapmış diğer partiler de olunca, bu masadan başka aday çıkmadı. Meral Hanım ‘Aday değilim’ diyerek çok büyük bir fedakarlık gösterdi. CHP’li birini aday göstermek bu adaya duyulan saygıyla ilgilidir. Meral Hanım’ın yaptığı fedakarlığı keşke diğer liderler de yapsaydı. Bugün DEVA ve Gelecek partisi İnşallah yerel seçimlere tek başına girecek, merak ediyorum ne kadar oy alıyorlar. Belki de benim yanıldığım bir sistem var bu işin içerisinde.

Biz bir partiyiz, bu parti görüşünü beyan eder. Dua edin Meral Hanım masadan kalktı. Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık. Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı.

“İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim”

Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar. İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomik Sorunları Aşacak Programımız Mevcut

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır” dedi ve ekledi:

“Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır. Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir.”

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Küresel ölçekte yaşanan ve ülkemizi de etkileyen pek çok zorluğa rağmen Türkiye vizyonumuzdan asla vaz geçmiyoruz. Üç kıtanın merkezinde yer alan ülkemizin tarihi, coğrafi açıdan potansiyelini kullanabilmesini sağladık. Türkiye’nin çok daha büyük ve kapsamlı gücü temsil ettiğini sadece söylemde bırakmıyor, duruşumuz ve eylemlerimizle de ispat ediyoruz.

Toplamda 260 temsilcilikle dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip beş ülkesinden biriyiz. Macaristan’la ikili ticaretimizi en kısa sürede 6 milyar dolara çıkarmakta kararlıyız. Bölgesel ve küresel krizlerde arabulucu, kolaylaştırıcı roller üstleniyoruz. Gerilim ve macera peşinde koşmadan çıkarlarımızı korumanın, dünya barışına katkı sunmanın gayretindeyiz.

Geçen Cuma günü BM Barış Gücü askerlerinin KKTC’nin egemenlik haklarına yönelik fiziki müdahalesi bizim açımızdan asla kabul edilebilir bir durum değildir. Pile’deki Kıbrıs Türkünün kendi vatan topraklarına ulaşımı engellemek ne hukuki ne insanidir. Barış Gücü talihsiz açıklamalarla tarafsızlığına gölge düşürmüştür. Bu tavırlar sebebiyle bölgede gerilim maalesef yeniden tırmanmıştır. Komşularımızla ilişkilerimizi güçlendirmeye çalıştığımız dönemde yapılan bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz.

Hayata geçirdiğimiz devasa projelerle KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği alanda yerini almasını temin edeceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı KKTC’ye geçen sene Kasım ayında Semerkant’ta anayasal ismiyle kucak açtı. KKTC’de temsilcilikler açmaya hazırlanan ülkeler var. AB’nin bu gelişmelerle ilgili yaptığı açıklama çok ama çok talihsiz. Zira açıklamayı yapan komiser halef selef oldukları zat ile irtibata geçerse tavsiye ederim iyi olur. Mücadelemiz KKTC’nin eşit egemenliği ve uluslararası eşit statüsü tüm dünyada temin edilene kadar sürecektir.

Ülkemizin meşru güvenlik kaygılarıyla derin tarihi ve insani ilişkileri temelinde yürüttüğümüz harekatlarımıza her fırsatta yenilerini ekleyerek sınırlarımızın her karışını güvenli hale getireceğiz. Kuzey Afrika ve Afrika’da ilişkilerimizden rahatsız olanlar var. Afrika coğrafyasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşının bitmesi için samimi gayret gösteren neredeyse tek devlet Türkiye’dir. Önümüzdeki dönemde tahıl koridorunun tüm tarafların beklentilerini karşılayacak adil şartlarda yeniden açılması, barış umutlarının filizlenmesi için daha çok çaba harcayacağız.

Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz. Türkiye Ağustos ayını dünyanın pekçok bölgesini etkileyen yüksek hava sıcaklıklarıyla geçiriyor. Bazı şehirlerimizde 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ölçülmesi meselenin vehametini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkemizin iklim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen insan ürünü sorunlarda neredeyse hiçbir payı yoktur. İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde atılan uluslararası adımların tamamında yer aldık. Paris İklim Anlaşması’na katkıyı veren ülkelerden biriyiz.

İklim değişikliğinden savaşlara kadar pekçok faktör, gıda arz güvenliğini tüm toplumlar için milli güvenlik meselesi haline dönüştürmüştür. 2100 yılına kadar yapılan projeksiyonlar sıcak hava dalgalarının yaygınlaşacağına, yağışların düşeceğine, dengesiz yağışlar sebebiyle taşkınların çoğalacağına, pekçok sorunla karşı karşıya kalacağımıza işaret etmektedir. Yaşanan yoğun yağışlarının ardından gelen yüksek hava sıcaklıların etkileri ülkemizde pekçok alanda hissediliyor.

“Elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz”

Dünyamızın ve insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren hayati konuda yükümlülüklerimizi yerine getirerek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki ay katılacağımız G20 zirvesi ve BM Genel Kuriulu’nda bu hususları muhataplarımızla paylaşarak tüm insanlığa karşı görevimizi yapacağız. Ciddi su stresi çeken ülke olarak elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda yaptığımız barajların inşaatlarını durdurmak için yürütülen kampanyaların gerisindeki sinsi niyetleri daha iyi anlıyoruz. Artık tarımsal üretimde verimi yükseltmek için daha fazlasını yapmamız gereken bir döneme girdiğimiz açıktır. Çiftçilerimizin doğal afetlere karşı tarım sigortası ve gelir koruma sigortasını ihmal etmeyerek yürüttüğümüz çalışmalara destek olmalarını bekliyoruz. Kuraklıkla mücadele stratejisi ve eylem planını bu yıl yenileyerek yol haritamızı oluşturduk.

“Sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur”

Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır. Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır.

Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir. Fırsatçılara karşı otomotiv piyasasındaki denetimler meyvesini çok açık vermektedir.

Milletimizin malına ve lokmasına kast eden açgözlülelere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bugünkü toplantımızda diğer hususlar yanında bu konuda atılabilecek ilave adımları da değerlendirdik. Deprem yaralarını sarmak için artırdığımız vergiler, memurlarımıza, asgari ücretlerine, emeklilerimize yaptığımız artışın enflasyon üzerindeki baskısı zamanla azalacaktır. Dengesizliği azaltacak ilave önlemleri aşama aşama devreye alacağız. Ekonomide birinci önceliğimiz tüm vatandaşlarımızın refahını mümkün olan üst seviyeye çıkarmaktır.

Kriz ikliminin ülkemize olan etkilerini ciddi ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizin alım gücünün artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Enflasyonu vatandaşımızın günlük hayatından çıkaracağız. Tüm vatandaşlarımdan biraz daha sabırlı olmalarını, bize güvenmelerini ve destek vermelerini rica ediyoruz. Dillendirilen her serzenişi duyuyoruz. Aynı şekilde bizim Türkiye’de bu sıkıntıları çözebilecek tek siyasi yönetim olduğunu biliyoruz.

İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünkü sıkıntılarımızı da geçmiş zaman hatırası olarak yâd edeceğiz. Ekonomideki olumlu gelişmelerden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. 11 Ağustos itibariyle 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ekonomimizdeki olumlu gelişmeleri yakından izliyor. Seçim öncesi iftira kampanyaları ile çizilen karanlık tablonun asılsız olduğunu onlar da anlamaya başladı.

Aynı şekilde geçen ay Körfez ziyaretimizde imzaladığımız 50 milyar doları anlaşan anlaşmalar ülkemize duyulan güveni göstermiştir. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartmak isteyen içeride ve karanlık odaklara rağmen ülkemizi hedeflerine ulaştırmak için yolumuza devam edeceğiz.

Deprem bölgesine tahsis ettiğimiz 50 bin kişilik toplum yararına programların süresini 9 ay uzattık. Depremzedelerimize mali ve diğer desteklerin toplam tutarı 79 milyar lirayı aşıyor. Kira yardımllarımızdan 327 bin 250 hanemiz faydalanıyor. Önceki kabine toplantımızda taahhüt ettiğimiz üzere çadırlarda kalan vatandaşlarımızın tamamının konteynerlere geçişini sağladık. Deprem konutlarının inşaatı süratle devam ediyor.

Çarşamba günü canlı bağlantıyla Adıyaman’da deprem konutlarının temelini atacak, yerinde dönüşüm projemizi başlatacağız. Ekim-Kasım’dan itibaren hak sahiplerine evlerini peyderpey teslim etmeye başlayacağız. İstihdamın canlandırılmasına yönelik müjdelerimizi yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Hem ekonomideki zorlukların hem hayat pahalılığının hem de 6 Şubat depremlerinin yol açtığı probelmelerin üstesinden geleceğiz.

Bu hafta sonu açıklanan Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları Yerleştirme Sonuçlarına göre üniversiteye ilk adımı atan öğrencilerimi tebrik ediyorum. Bu yıl genel kontenjanların yüzde 99,8’e ulaşmasını milletçe memnuniyetle karşılıyoruz. Gençlerimizin eğitimini başarıyla tamamlayarak Türkiye Yüzyılı inşasına omuz vereceğine inanıyorum.

Paylaşın

CHP’den Mansur Yavaş Haberine Yalanlama: Neden Başka İsim Arayışına Girelim?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın yerine eski CHP Milletvekili Levent Gök’ün parti yönetimine önerildiği iddiasını yalanlayarak, “Neden başka isim arayışına girelim?” dedi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal, kulislerde kulislerde CHP’de Ankara Büyükşehir Belediyesi için Mansur Yavaş’ın yerine önceki dönem Ankara milletvekili olan Levent Gök’ün ABB için adının geçtiğini gündeme getirmişti.

Habere göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yavaş için “Mansur Bey yeniden aday olmalı” demesine karşın, partide seçim sonrası başlayan “değişim” sürecini örnek gösteren partililer, “CHP’nin kendi içinden çıkardığı isimlere dönebileceğini” belirttiği iddiasına yer verildi.

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, parti olarak yaptırdıkları araştırmalardan 11 büyükşehir belediye başkanının başarılı bulunduğunu belirtti. Zeynel Emre, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ne kendilerine Levent Gök ismi önerildiğini ne de CHP yönetiminin Mansur Yavaş yerine başka bir ismi düşündüğünü söyledi.

“Memnuniyet oranı oldukça yüksek”

CHP Genel Merkezi’nin şu anda kurultay çalışmalarına yoğunlaştığını ve Türkiye’nin hiçbir ili için belediye başkan adaylığı konusunun gündemlerinde olmadığını belirten Zeynel Emre şunları söyledi:

“Parti yönetiminin şu anda öncelikli konusu Tüzük değişikliği ve kurultay çalışmaları oluşturuyor. Yerel seçimlerde belediye başkan adaylıklarını şu ana kadar hiç gündemimize almadık. Bu daha sonraki bir konu. Partimiz belediye başkanları hakkında halk memnuniyetini ölçen araştırmaları düzenli olarak yaptırıyor. Bu araştırmalarda on bir büyükşehir belediye başkanımızın çalışmalarından memnuniyet oranı oldukça yüksek çıkıyor.

Hele hele Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş en üst sırada çıkıyor ki, bu kadar beğenilen bir belediye başkanının yerine aday arayışına girmek çok anlamsız olur. Ne genel başkana bu yönde bir öneri gelmiştir ne de böyle bir önerinin kabul edilebilirliği vardır. Sayın Genel Başkanımız bu haberden rahatsız olduğunu iletti. Kesinlikle Mansur Başkan’ın yerine bir aday arayışımız yoktur.”

İYİ Parti ile bazı il ve ilçe pazarlıklarının el altından yürütüldüğüne ilişkin haberlere ilişkin de konuşan Emre, “Öyle haberler kulis diye çıkıyor ki, şaşırıp kalıyoruz. İYİ Parti’nin bizden İzmir’i istediğine ilişkin haberler de bu kulis haberlerinden biri. Kesinlikle doğru değil. Bu parti ile ne açık ne örtülü bir belediye pazarlığı yapılmış değildir. Hele hele İzmir’i pazarlık konusu yapmak olacak iş değil” dedi.

Paylaşın

Erdoğan, İstanbul Ve Ankara’yı İşaret Etti: Bunların Eline Bırakılmaz

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha 7-8 ay var. Bu kadar aceleci olursak yanlış olur. İstişare bizim en büyük silahımız. İstişaremizi teşkilatımızın tüm yetkili birimleriyle yapacağız. Alternatif olarak hangi arkadaşlarımızı çıkarırlarsa, onların içerisinden birinci derecede İstanbul ve Ankara olmak üzere adımlarımızı atacağız” dedi ve ekledi:

“Çünkü İstanbul ve Ankara bunların eline bırakılmaz. En ideal isimleri biz halkımıza takdim edeceğiz ve bu ideal isimlerle yola devam edeceğiz. Uzun yıllar çöp, çamur ve çukur siyasetine maruz kalmış CHP’lilerin elindeki belediyeler için de kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz.”

Kendisine karşı 13 kez kaybeden Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğinden çekilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, “13’te 13 yaptı. Şimdi 14 de olsa, 15 de olsa bu arkadaştan bir şey olmaz. En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım. Yani dünyada ülkeleri görüyorsunuz, bir seçim kaybediyorsa bir lider ne yapıyor, hemen istifasını veriyor, çekip gidiyor. Fakat bunda böyle bir şey yok. Bunlar şimdi birbirleriyle koltuk yarışında. Demokrasi mücadelesinde muhalefet çok çok önemli ama ne yazık ki Türkiye’nin en büyük kaybı, demokrasi mücadelesinde karşısında muhalefet yok, ana muhalefet yok” ifadelerini kullandı.

Macaristan dönüşü uçakta kendisini takip eden gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide yaşananlardan yerel seçimlere, Kanal İstanbul’dan CHP’deki kurultay sürecine birçok konuda mesajlar verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yetkili kamu çalışanları konfederasyonu Memur-Sen arasında devam eden görüşmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnız memurların değil emeklileri de memnun edecek adımların atılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı aileleriyle birlikte 25 milyonu bulan kamu çalışanı ve emeklilerinin memnun edilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Erdoğan, “Şu anda memurlarla ilgili çalışmayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız (Vedat Işıkhan) yetkili sendikalarla sürdürüyor. Bu ay sonuna kadar da devam edecek. Emeklilerle ilgili de ayrıca Bakanlığımız çalışmalarını sürdürüyor. Memurlarımıza bu zamlar gelirken, emeklilerimize hiçbir şeyin gelmemesi olacak bir şey değil. Onları da inşallah memnun edecek adımları atacağız. Zorlukların farkındayız. Görüştüğüm vatandaşlarımızdan yaşadıkları sorunları, sıkıntıları dinliyorum. Hayata geçirdiğimiz tedbirleri anlattıkça, gelecek günlerin daha güzel olacağına olan inançları artıyor. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsunlar, ekonomi kadrolarımız işinin ehli. Türkiye’de enflasyonu tek haneye düşüren bir iktidar olarak, enflasyonu yine tek haneye AK Parti kadrolarının düşüreceğine inansınlar” dedi.

“Enflasyon farkı zam gibi sunuluyor”

Cumhurbaşkanı’nın pozitif mesajlarına rağmen yarın sonuçlanması beklenen toplu iş sözleşmesi görüşmelerini çalışanlar adına yürüten Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın kamu işvereninden gelen ilk iki teklifin beklentileri karşılamadığını söyledi.

Bugün Ankara’da basın toplantısı düzenleyen Yalçın, “Bugün görüyoruz ki; 6 ay boyunca yaşayacağımız sıkıntılar sonrası alacağımız enflasyon farkı, zam gibi sunuluyor. Halbuki, enflasyon farkı; kamu işverenin jesti değil, toplu sözleşme kazanımımız ve geçmişe dönük alacağımızdır. Yüzdelik zamda iyileştirici bir irade, refah payında ise olumlu bir adım bekliyoruz. Toplu sözleşmede elde edilecek hakların; 2024 ve 2025 yılında kamu görevlilerinin maaşlarına uygulanacağı unutulmamalıdır. Refah payı isteğimiz; enflasyonist ortamda konformist bir beklenti değil, alım gücümüzü koruyacak güçlü bir enstrümandır” dedi.

Erdoğan’ın bir başka mesajı ise 6 Şubat depremi sonrasında yapılan konutlar ve İstanbul’u da içine alan olası Marmara Depremi’nin olumsuz sonuçlarını azaltma çabaları ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı, “Asrın felaketinden etkilenen illerimizde konutlarımızı zemin artı 3, zemin artı 4 şeklinde inşa ediyoruz. Bunun yanında köy evlerini inşa ediyoruz. Vatandaşlarımıza evler konusunda daha ne gibi destekler verebiliriz, bunu çalışıyoruz. Buralarda çelik konstrüksiyon ile bu binalarımızı yapıyoruz, hafif yapı elemanları kullanarak bunları devam ettiriyoruz ve inşallah 1- 1,5 yıl içinde konutları da sahiplerine teslim edeceğiz. İstanbul için 1,5 milyon konutun dönüşümünü şu anda öngörüyoruz ve bunun için boşa harcanacak bir vakit yok. İstanbul’un toplanma alanlarını, rezerv alanları yeniliyor ve aktif kullanıma hazır olmaları için çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunun yanı sıra Kanal İstanbul’un iki yakasına 500’er bin nüfusu barındıracak projemiz de olası İstanbul depremine yönelik tedbirlerimiz kapsamındadır” dedi.

“En ideal isimlerle yola çıkacağız”

31 Mart’ta başta İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi’nin elindeki yerel yönetimleri almak için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaylarını istişarelerle belirleyeceklerini açıkladı.

Erdoğan, “Daha 7-8 ay var. Bu kadar aceleci olursak yanlış olur. İstişare bizim en büyük silahımız. İstişaremizi teşkilatımızın tüm yetkili birimleriyle yapacağız. Alternatif olarak hangi arkadaşlarımızı çıkarırlarsa, onların içerisinden birinci derecede İstanbul ve Ankara olmak üzere adımlarımızı atacağız. Çünkü İstanbul ve Ankara bunların eline bırakılmaz. En ideal isimleri biz halkımıza takdim edeceğiz ve bu ideal isimlerle yola devam edeceğiz. Uzun yıllar çöp, çamur ve çukur siyasetine maruz kalmış CHP’lilerin elindeki belediyeler için de kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

“En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım”

CHP’deki kurultay sürecine de değinen Erdoğan kendisine karşı 13 kez kaybeden Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğinden çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı, “13’te 13 yaptı. Şimdi 14 de olsa, 15 de olsa bu arkadaştan bir şey olmaz. En hayırlısı kendisi çekilip gitmesi lazım. Yani dünyada ülkeleri görüyorsunuz, bir seçim kaybediyorsa bir lider ne yapıyor, hemen istifasını veriyor, çekip gidiyor. Fakat bunda böyle bir şey yok. Bunlar şimdi birbirleriyle koltuk yarışında. Demokrasi mücadelesinde muhalefet çok çok önemli ama ne yazık ki Türkiye’nin en büyük kaybı, demokrasi mücadelesinde karşısında muhalefet yok, ana muhalefet yok” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

AK Parti’nin Diyarbakır’daki 3 İlçe Başkanı Daha Görevden Alındı

AK Parti Bismil İlçe Başkanı Veysel Yağmur, Kocaköy İlçe Başkanı Şerafettin Yiğit ve Lice İlçe Başkanı Abdülhaluk Tuncay, ‘seçimdeki düşük performansları” gerekçe gösterilerek görevden alındı.

AK Parti Diyarbakır’da, 14 Mayıs’ta yapılan milletvekili seçimlerinde yüzde 23,2 oy alarak Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu ile Sait Yaz’ı Meclis’e göndermişti.

7 Ekim’de olağanüstü kongreye gidecek olan ve ‘değişim’ mesajları verilmeye başlanan AK Partinin Diyarbakır İl Başkanlığı’nda görev değişiklikleri yapıldı. Diyarbakır’da, üç ilçe başkanı daha görevden alındı. Görevden almalara ‘seçimdeki düşük performans’ gerekçe gösterildi.

Amida Haber’in aktardığı iddiaya göre, AK Parti Bismil İlçe Başkanı Veysel Yağmur, Kocaköy İlçe Başkanı Şerafettin Yiğit ve Lice İlçe Başkanı Abdülhaluk Tuncay, ‘seçimdeki düşük performansları” gerekçe gösterilerek görevden alındı.

İddiaya göre AK Parti İl Koordinatörü Bismil İlçe Başkanı Veysel Yağmur’un belediye başkanlığı için istifasını istedi. Ancak Yağmur’un bunu kabul etmediği öğrenildi.

Bu arada geçtiğimiz hafta benzer gerekçelerle Kayapınar Uğur Delidere, Ergani İlçe Başkanı Fırat Dolu, Bağlar Maruf Demir, Yenişehir İlçe Başkanı Nupelda Kaya, “seçimdeki düşük performansları” gerekçe gösterilerek görevden alınmıştı.

Edinilen bilgilere göre İl Başkanlığına çağrılan diğer İlçe Başkanları ise uyarıldı. İlçelerdeki değerlendirme sürecinin devam edeceği ifade edildi.

AK Parti ne kadar oy aldı? 

AK Parti Diyarbakır’da, 14 Mayıs’ta yapılan milletvekili seçimlerinde yüzde 23,2 oy alarak Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu ile Sait Yaz’ı Meclis’e göndermişti. CHP 20 yıl sonra Diyarbakır’dan Sezgin Tanrıkulu’nu, Yeşil Sol Parti 10 vekil beklentisi ile girdiği seçimde sadece 8 vekil Meclis’e gönderebilmişti.

Paylaşın

MHP’den İYİ Parti’nin Üçüncü Yol Önerisine Yanıt

İYİ Parti kanadından gelen 3’üncü yol önerisine yanıt veren MHP’li Yalçın, “Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” dedi ve şöyle devam etti:

“Şapkadan tavşan çıkarmaya benzeyen bu beyhude gayretlerin arkasında, Türk milliyetçiliği davasının tartışmasız yegâne temsilcisi mevkiindeki MHP’nin siyasetteki itibar, ağırlık ve etkisini görmezden gelen ümitsiz ve kör bir inadın varlığı saklanmaktadır. Türk milliyetçiliği davasının 54 yıllık alemdarı ve bu davaya gönül verenlerin yuvası olan MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- 3. bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın partisinin kongre sürecine dair yazılı açıklama yaptı.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre; Yerel seçim hazırlıklarına başlandığını, 9 Ağustos tarihi itibariyle kongre sürecine girildiğini, 20 Ağustos günü itibarıyla 442 ilçenin kongreleri tamamlandığını belirten MHP’li Yalçın, 23 ilin ilçe kongrelerinin tamamlandığını belirtti.

Partisinin 14’üncü Olağan Büyük Kurultayı’nın gerçekleştirileceği tarihin kongre sürecinin tamamlanmasının ardından ilan edileceğini ifade eden MHP’li Yalçın siyasi gelişmelere dair de değerlendirmelerde bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli geçtiğimiz hafta İYİ Parti’ye yönelik, “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısında bulunmuş İYİ Parti kanadı ise MHP’ye milliyetçilerin oluşturduğu 3’üncü yolu işaret etmişti. İYİ Parti kanadından yapılan ‘3. Yol çağrılarına’ da yazılı açıklamasında yanıt veren MHP’li Yalçın, “Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” dedi ve şöyle devam etti:

“Şapkadan tavşan çıkarmaya benzeyen bu beyhude gayretlerin arkasında, Türk milliyetçiliği davasının tartışmasız yegâne temsilcisi mevkiindeki MHP’nin siyasetteki itibar, ağırlık ve etkisini görmezden gelen ümitsiz ve kör bir inadın varlığı saklanmaktadır. Türk milliyetçiliği davasının 54 yıllık alemdarı ve bu davaya gönül verenlerin yuvası olan MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- 3. bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır.”

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere dair de değerlendirmelerde bulunan MHP’li Yalçın, yerel seçimlere hazırlık sürecinin resmen başladığını söyledi, “MHP; büyük bir ciddiyet ve sorumluluk bilinci içinde Yerel Seçimlere odaklanırken, kongre sürecini de başlatmak suretiyle teşkilatlarını yeni bir ivmeyle harekete geçirmiştir” dedi.

MHP’li Yalçın Millet İttifakı’nda yer alan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu da yaptığı açıklamada hedef aldı. MHP’li Yalçın, “Milletimiz; CHP’yi dolandırarak partilerine TBMM’de bedavadan koltuk kazandıran Beleş Ali, Asalak Ahmet, Tufeyli Temel gibi siyaset vurguncularının demokrasimize verdiği zararları telafi etmek için çoktan harekete geçmiştir” dedi. Seçimlerde Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin kazanılacağını vurgulayan Yalçın şöyle sözlerini sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı Seçimiyle Genel Seçimlerde siyasete çekidüzen vermek ve emaneti yeniden ehline teslim etmek üzere milletimizin sandıkta attığı bilinçli adımların, Yerel Seçimlerde de tekrarlanacağına şüphe kalmamıştır. Başta İstanbul ve Ankara gibi metropol kentlerimiz olmak üzere bazı il ve ilçelerimizin kaderlerini geçici olarak CHP ile yancılarına teslim eden ve büyük bir pişmanlık yaşayan milletimiz, yeniden doğru tercihe yönelecektir.

Muhalefetteki partilerce kazanılan belediyelerdeki yönetim beceriksizlikleri yüzünden çok sayıda il ve ilçemiz; altyapısızlığa, yatırımsızlığa ve günümüzde tehditleri giderek artan doğal afetlere karşı çaresizliğe mahkûm edilmiştir. Bilhassa İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları görevlerini yerine getirmek ve hizmet sunmakla mükellef oldukları illeri bırakıp seçim ve propaganda gezileriyle politik sükseye zaman ayırmışlardır. Aynı başkanlar bugün de iki büyük metropol kentimizin çözüm bekleyen birikmiş sorunlarından çok, CHP’nin yönetim kavgalarına ve bu partiye baş olma entrikalarına odaklanmışlardır.”

“MHP beklenenin üzerinde bir performans gösterecektir”

Seçmenlerin 31 Mart’taki yerel seçimlerde MHP’ye büyük bir teveccüh göstereceğini ifade eden Yalçın, “Bu yüksek idealin maşeri vicdana sinmesini ve yönetim anlayışına yön vermesini sağlayan MHP; yerel seçimlerde de yine beklenenin üzerinde bir performans gösterecektir. Partimiz, 31 Mart 2019’da kaybedilen belediyeler de dâhil olmak üzere birçok il ve ilçede seçimi kazanacaktır” ifadelerini kaydetti.

Paylaşın

Erdoğan’ın Macaristan Ziyareti: 6 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi

Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Türkiye ile Macaristan arasındaki ticari ilişkileri 6 milyar dolara çıkarmak istediklerini belirtti.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, ihracat ve ithalat olarak bakıldığında, ya da doğrudan yatırımlar dikkate alındığında ihmal edilebilecek düzeyde. Her zirvede yıllardır konuşulan hedef, iki ülke arasında dış ticaret hacminin 6 milyar dolara ulaşabilmesi için de en az bir beş yıla daha ihtiyaç var. 2022 yılı rakamlarına göre Türkiye’nin Macaristan’a tüm ihracatı 254 milyar, ithalatı ise 363,7 milyar dolar.

Türkiye toplam ihracatının yüzde 40,6’sını Avrupa Birliği ülkelerine gönderiyor ve Macaristan da Avrupa Birliği üyesi. Türkiye dostu Macaristan AB içinde Türkiye’nin pozisyonlarını her anlamda destekliyor ve hatta bazıları tarafından Türkiye’nin AB içindeki “Truva atı” olarak da değerlendiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pazar günü Macaristan’ın Kuruluş Günü kutlamaları ve Macaristan’ın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası etkinliklerinin bir bölümüne katılmak üzere Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gitti. Erdoğan, Budapeşte’de Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.

Macaristan Cumhurbaşkanı Katalin Novak ile de bir araya gelen Erdoğan, Budapeşte’de bulunan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile de görüştü.

Erdoğan’ın Macar yetkililer ile temaslarında enerji alanında işbirliğini güçlendirme konusu ele alındı. Macaristan halihazırda doğal gaz ihtiyacının büyük bir bölümünü Rus gazını Karadeniz üzerinden Avrupa’ya taşıyan TürkAkım boru hattından karşılıyor.

Erdoğan, temaslarının ardından sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Türkiye ile Macaristan arasındaki ticari ilişkileri 6 milyar dolara çıkarmak istediklerini belirtti.

Erdoğan, “İlişkilerimizin her alanında önemli gelişmeler kaydediyoruz. İkili ticaret hacmimiz 2022 yılında 3,5 milyar dolar düzeyini yakalayarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Müşterek gayretlerle 6 milyar dolar ticaret hacmi hedefine de kısa zamanda ulaşacağımıza inanıyoruz. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla gözden geçirdiğimiz, münasebetlerimizi daha ileriye taşımak amacıyla atacağımız adımları ele aldığımız ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

İki ülkenin gündeminde İsveç’in NATO üyeliği de vardı. Türkiye’nin yanı sıra Macaristan’da da İsveç’in üyeliğinin onay süreci henüz tamamlanmadı. Macaristan parlamentosu geçen Temmuz sonunda İsveç gündemiyle toplanmış, ancak yeterli çoğunluk sağlanamadığı için İsveç’in NATO üyeliğinin oylamaya sunulması ertelenmişti.

Her iki ülkenin de İsveç’in üyeliğini sonbahar ayında meclis gündemine getirmesi bekleniyor. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto da Facebook’ta yaptığı açıklamada İsveç’in üyelik süreci konusunda Türkiye ile temas halinde kalmaya karar verdiklerine işaret etti.

İsveç’in NATO’ya katılımının tamamlanması için Türk ve Macar parlamentolarının onayı bekleniyor. Szijjarto, açıklamasında ayrıca “Ukrayna’nın Rus gazının Avrupa ülkelerine taşınmak üzere topraklarından geçmesine izin vermeyi durdurması halinde Sırbistan’ın gerekli transit kapasitesini sağlayacağına dair güvence verdiğine” değindi.

Erdoğan’a beş bakan eşlik etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin Macaristan Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zafer Çubukçu da eşlik etti.

Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana Kremlin ile ilişkilerini sürdüren tek AB üyesi ülke olan Macaristan, son yıllarda sadece Rusya’ya değil, Orta Asya ve Çin’e de yönelik bir Doğu’ya açılma politikası izliyor.

Paylaşın

CHP’li Özel’den “İttifak” Açıklaması: Seçime Doğru Bırakacağız

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız” dedi ve ekledi:

“Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesi İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda düzenlenen partisinin Yunusemre İlçe Başkanlığı Kongresi’ne katıldı.

Gazete Pencere‘nin aktardığına göre Özgür Özel, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ve ittifak konusuna değinerek şunları kaydetti:

“Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız.

Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.

Orada hep beraber boksörlerin, güreşçilerin yaptığı gibi müsabakadan önce herkesin bir tartıya çıkması lazım. Hangi sıklet olduğunu, kaç kilo bastığını göstermesi lazım. Ondan sonra bir ittifak yapılacaksa onun bir iç hukukunun yazılıp, ona göre bir şey alınacaksa, verilecekse, paylaşılacaksa gerçek sıkletler üzerinden tartıya çıkmak ve bunu öyle yapmak lazım.”

Paylaşın