CHP’li Kaftancıoğlu: Umudu Diriltmemiz Lazım

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Canan Kaftancıoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle demokraside son kalan kale olan partimizle birlikte bu ülkeye demokrasiyi getirerek Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılla taçlandırmış olmamız lazım. Bunu yapacağız. Sizler sayesinde yapacağız” dedi ve ekledi:

“Aramızda bulunan bulunmayan, hayatını kaybetmiş İstanbul örgütüne sonsuz teşekkür ediyorum, önünde saygıyla eğiliyorum. Sizin il başkanı olmak hayatım boyunca en gurur duyacağım paye olarak hep burada kalacak. Yarını konuşmamız lazım dedik. Yarına umudu yine hep birlikte diriltmemiz lazım dedik. Umudu diriltmenin yolu, popülist siyasetin karşısında dönüştürücü siyaset inşa etmek. Dönüştürücü siyaseti inşa etmek için konuşmak değil; konuşulanı yapmak, samimi olmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede açılış konuşmasını CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, Kaftancıoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“İstanbul örgütüne teşekkür ediyorum. Bugün o örgütün hakkında ilçe başkanlarımızla ilgili, delegelerimizle ilgili, üyelerimizle ilgili, trollerin, birilerinin kendilerine gazeteci diyenlerin attığı iftiraları İstanbul delegesi tehditle teklif arasında sıkışmaz. Hür iradesiyle karar verir diyeceğine sonuna kadar inanıyorum.

Yaklaşık 6 yıldır sürdürdüğüm il başkanınız olarak bu kürsüden son kez sesleneceğim size ve son kez karşınızdayım. Kaç gündür yazıyorlar, çiziyorlar. Dün Ankara’da bir kurultay oldu. Ankara’daki kurultayda bir tek adam çıktı. Bir şeyler söyledi, söyledi, söyledi. Ne söylediğinin çok da önemi yok çünkü söylediği hiçbir şeyi yapmıyor ama bir şey dikkatinizi çekmek için o kurultaya atıf yapıyorum. Karşı düşünce, müzakere yok. Ortaklaşma yok. Tek adam çıktı, listesini verdi geçti. Bunun adı da demokrasi oldu. Şimdi İstanbul’a gelelim.

İstanbul İl Örgütü’nün kongresi başlıyor. İstanbul örgütü, nasıl bir örgüt var? Fikri olan, her fikri özgürce söyleyen, adaylarımız var, adaylar arasında kıymetli bir yarış var. İstanbul örgütünün delegesi ve İstanbul örgütü sadece ve sadece kongre zamanlarında değil, her zaman çalışan, çalışkan İstanbul örgütü, özgür, özgün ve hür iradesiyle bugün demokratik yarışını gerçekleştirecek. Tek adamların kurultaylarına şuradaki alkışlarınızla selam olsun. Diyorlar ya, Cumhuriyet Halk Partisi kongrelerinde ses var, çok ses var. Bu memleketi zaten tek ses bu hâle getirdi, tek adam.

Sizden bir şey isteyeceğim. İl başkanınız olarak sizden bugün son şey isteyeceğim. Hepiniz harikasınız. İstanbul örgütü bugün bir kez daha farkını gösterecek. Nasıl gösterecek, biliyor musunuz? Aramızda genel başkan adaylarımız, il başkan adaylarımız var. İstanbul örgütü, farkını saraya ve Ankara’ya şöyle gösterecek. İstanbul örgütü, genel başkan adayımız konuşurken de bütün konuşmacılar konuşurken de adaylarımız konuşurken de dinleyecek.

Fikirlerine katılmasa bile alkışlarıyla destekleyecek. O yüzden sizden, İstanbul örgütünden bütün konuşmacıları, adaylarımızı büyük bir dikkatle dinleyeceğiz ki başka yerlerde olan, birtakım başka kongrelerde, başka partilerde nahoş şeyler İstanbul örgütünde olmaz.

Hep yarını konuşmamız lazım dedik. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken 21’inci yüzyılda karşı karşıya olduğumuz sorunlar çok karışık. Sınırları aşan ama aynı zamanda birbirleriyle bağlantılı sorunlardır. Bugün ekonomik, sosyal ve dijital eşitsizlikleri, iklim değişimini, ekolojik faaliyetleri, kanıksanmış yoksulluğu, ayrımcılığı, ırkçılığı ve yükselen ve meşru olmayan ahlâki ve siyasi olan saraydakileri tartışıyor olmaz zorundayız 85 milyon adına.

Bizim artık kutsallaştıran durumlar yerine, içi boşaltılan devlet kurumları yerine güçlü yurttaş, güçlü birey, sorumlu yurttaş, sorumlu devleti hep beraber oluşturmamız lazım. Bizim hep beraber, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle demokraside son kalan kale olan partimizle birlikte bu ülkeye demokrasiyi getirerek Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılla taçlandırmış olmamız lazım. Bunu yapacağız. Sizler sayesinde yapacağız.

Aramızda bulunan bulunmayan, hayatını kaybetmiş İstanbul örgütüne sonsuz teşekkür ediyorum, önünde saygıyla eğiliyorum. Sizin il başkanı olmak hayatım boyunca en gurur duyacağım paye olarak hep burada kalacak. Yarını konuşmamız lazım dedik. Yarına umudu yine hep birlikte diriltmemiz lazım dedik. Umudu diriltmenin yolu, popülist siyasetin karşısında dönüştürücü siyaset inşa etmek. Dönüştürücü siyaseti inşa etmek için konuşmak değil; konuşulanı yapmak, samimi olmaktır.

Dönüştürücü siyaseti inşa edebilme adına İstanbul örgütünün yaptıklarımız var, yapamadıklarımız var ama ben İstanbul örgütünün sokakta sesini duyurdum. Parti içi süreçlerde hak ettiği yere gelmesi için yapamadım. Bizden sonraki adaylarımıza, benden sonraki il başkanlarımıza, hangisi seçilirse seçilsin daha çok sesi duyurmaya çalışacaklarından hiç kuşkum yok.

İkinci teşekkürüm, dönüştürücü siyaset, sahici ve samimi siyaseti toplumda yerleştirmek için her türlü eleştirimi, tahmin ediyorum en sert ve en ve yüzüne karşı yapmama rağmen ‘Siyasette kadınlar da olmalı’ deyip eleştirileri büyük bir olgunlukla karşılayan ve kadınların da siyasette var olmasının bu şekilde önünü açtığına inandığım Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum.

Kendisine yaptığım eleştirileri, yarısını birisine yapsam herhalde düşman olurdu. Son teşekkürüm, çocukluğunu bensiz geçiren annemin başına bugün ne gelecek kaygısını yaşayan ama bir gün bile hissettirmeyen ve ona aynı zamanda annelik yapan, maddi ve manevi olarak her zaman yanımda duran sevgili kızıma ve sevgili eşime teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

İstanbul’un önemi ne?

İstanbul kongresi, tek belirleyici olmasa da Kasım’daki kurultaydan çıkacak sonuç için yön verici olması açısından önem taşıyor. CHP’nin İstanbul’daki delege sayısının büyüklüğü de sayısal açıdan kongreye ayrı önem kazandırıyor. İstanbul 196 delege ile Kasım’daki büyük kurultayda belirleyici bir konuma sahip. Bu sayı, doğal delegelerle birlikte 250’nin üzerine çıkıyor.

İstanbul’u kazanan tarafın kurultay için önemli bir moral üstünlük kazanacağı belirtilmesine karşılık, il ve kurultay seçimleri için iki farklı tutum alacağını belirtenler de bulunuyor.

Bu isimlerden biri 14/28 Mayıs seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının önemli ismi CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak. İstanbul il kongresinde değişimcilerin adayı Çelik’i destekleyeceğini açıklayan Toprak, büyük kurultayda ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olacağını belirtiyor.

Bu örnekten hareketle her delege için net bir şekilde bir tarafın yanında olduğu söylenemediği için, İstanbul il kongresinde taraflardan birinin kazanması her ne kadar moral üstünlük verse de kurultayda kesinlikle İstanbul’u alan tarafın kazanacağı anlamına gelmiyor.

Özgür Özel, genel başkanlığını açıkladığı basın toplantısında CHP’deki mevcut delege yapısıyla genel başkana rakip bir ismin kazanmasının çok zor olduğu yorumlarının hatırlatılmasına karşılık, ”Ben CHP delegesinin aklını, vicdanını çok önemsiyorum. Atatürk’ün kurduğu partinin delegeleri en doğru kararı verir” yanıtını vermişti.

Toplam bin 370 kurultay delegesi bulunan CHP’de, kurultayda yapılacak genel başkanlık yarışında İstanbul’un yanı sıra Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin delegeleri de etkili olacak. Ankara kongresinde genel merkezin desteklediği Ümit Erkol il başkanı seçilirken, İzmir’de de genel merkezin adayı ipi göğüsledi. Bu arada İstanbul ile aynı gün Antalya ve Trabzon’da da kongre düzenlenecek.

Kurultay öncesi il kongrelerini sürdüren CHP’de İstanbul’a kadar 46 il kongresi tamamlanmış durumda. Yeni il yönetimleriyle birlikte kurultayda oy kullanacak seçilmiş delegelerin de belirlendiği il kongreleri 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Adaylar Canpolat ve Çelik en çok delegeye sahip olması açısından kritik olan İstanbul kongresi öncesi farklı temaslar ve mesajlarla delegeler nezdinde etkili olmaya çalışıyor. Değişimcilerin adayı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı büyük değişimi geliştirmek için göreve talip olduğunu” belirtirken, tüm delegelerden oy istediğini kaydetti.

Genel merkezin adayı olan ve 2015-2018 yılları arasında, Canan Kaftancıoğlu’ndan önce CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Canpolat ise, kongre öncesi taahhütlerini anlatan bir bildirge yayımladı. “Parti içi iktidara değil ülkede iktidara odaklanma” çağrısı yapılan bildirgede, “CHP’yi çürümüş bu düzene karşı siyasi meydan okumanın merkezi yapalım! İstanbul Büyükşehir Başkanlığını yeniden kazanalım! 14 ilçedeki belediye sayımızı ikiye katlayalım” denildi.

Kılıçdaroğlu ve genel merkeze yakın parti yöneticilerinin yanı sıra değişimci kanadın ve onlara destek olan İmamoğlu’nun kongrede ipi göğüsleyebilmek için İstanbul delegeleriyle birebir temas kurdukları belirtiliyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu her ne kadar kongreye katılmasa da son iki gün İstanbul’da farklı programlar düzenleyerek görünürlüğünü ortaya koymaya çalıştı. Bu kapsamda CHP lideri dün Gezi Parkı davası kapsamında Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ı, ayrıca İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret etti.

Özgür Özel ise geçen Cuma günü Diyarbakır İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Özel, “Kürt sorununu biliyor ve siyaseten istismar etmeden çözmeye söz veriyorum” diye konuştu. Özel’in İstanbul kongresinin yapılacağı gün, Antalya ya da Trabzon kongresine katılması bekleniyor.

Bu arada Özel birkaç gün önce İstanbul’da gazetecilerle buluşmasında, yarınki kongreyi Çelik’i destekleyen “değişimcilerin kazanması halinde kurultayda çok rahatlayacaklarını” söylerken, Canpolat’ın kazanması halinde ise kurultayda başa baş hale gelineceğini belirtti.

Özel, “Kazanırsak bizim lehimize getirecek bir matematik oluşturur, kaybedilirse ise morallerin düştüğü bir süreç başlayabilir. Ankara’da gazeteciler, ‘İstanbul’da güneş açmadan Türkiye’ye yaz gelmez’ derler. O seçimden sonra kazanacak tarafa yakın olma beklentisi güçlenir. Biz yine de 600 oydan emin olarak kurultayda salona girmek istiyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’li Özel: Değişimi Bir Kişiyle Sınırlı Tutmak, Genel Başkanımıza Haksızlık Olur

CHP Adana İl Kongresi’nde konuşan Genel Başkan adayı Özgür Özel, “Bir değişime ihtiyaç var. Ancak, değişimi bir kişi ile sınırlı tutmak, kişiye Sayın Genel Başkanımıza doğrudan haksızlık olur. Ama değişimi sadece bir kadro ile bir ekip ile tabi tutmak bu sefer de sorunu doğru tespit etmemek olur” dedi ve ekledi:

‘Ben tüzük değiştireceğim’ demek, ipteki cambaza bakın yerdeki bizleri görmeyin demek olur. Onun için CHP’nin ikinci yüzyıla giderken tepeden tırnağa, liderden kadroya, tüzükten programa ama baştan aşağıya bir anlayış değişikliği ile iktidar umudu olmaya ihtiyacı olduğunu tespit ediyoruz.

Bunun için CHP’nin ikinci yüzyılında geçmiş yüzyılın altı ok siyasetini, tarihsel gerekliliği ile sahipleniyor; olgusal gerçekliği ile kabulleniyor, bu çağın gerekleri için aşındırmadan genişletecek siyasetimizi dünyadaki başarılı sol, sosyal demokrat hareketlerin başarı serüvenini inceleyerek; başarısızlıklardan ders alarak tarihimizdeki siyasetimizin çıkış ve düşüş noktalarını iyi analiz ederek partimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünden günler sonra adına ‘Değişimin yüzyılı/yüzyılın değişimi’ dediğimiz tutum belgemizi paylaşarak… Bir büyük mücadeleye yelken açtık, niyet ettik.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana İl Kongresi, ASKİ Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. CHP Genel Başkan Aday Adayı Özgür Özel’de kongrede bir konuşma gerçekleştirdi. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Özel, kongrede şunları ifade etti:

“Yılmaz Güney’in şehrindeyim. Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in şehrindeyim. Cumhuriyet’in şehrindeyim. Devrimin şehrindeyim. Büyük bir mücadele verdik. Hiç şüphe yok; 2019 yerel seçimlerinde önemli bir başarıyı elde ettik. 2019 yerel seçimlerinde 41 ilde, 247 belediye başkan adayını tanıtmış bir kardeşiniz olarak, o seçimin tamamlandığı günden itibaren, Cumhuriyet’in 100. yılının en önemli seçimine hiç ara vermeden çalıştım… Şüphe yok. Verilen emekler çok kıymetliydi. Ancak 14 Mayıs ve 28 Mayıs günlerinde yaşadığımız tablo hepimizin içini burdu. Hepimizi üzdü, hepimizi kahretti.

Cumhuriyetin 100’üncü yılına, hedef 2023 diyen Cumhuriyete, kurucu kadrolarına muhabbet değil, husumet besleyen birileri yine Türkiye’yi yönetecektir. Maalesef son dört seçimde, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olduğu seçimdeki 52’ye 48’lik iktidar muhalefet dengesi, ne 2018 seçiminde ne 2019’da yerel seçiminin il genel meclisi oylarında ne de bu seçimde değişmemiştir. Seçimi ikinci tura bırakmayı başarmıştık. Ancak, ikinci tura geriden girmiş ve ikinci turda yine 52’ye 48’lik bir denge ile karşı karşıya kalmıştık.

Vakit, bu sorunu görmek, vakit buna karşı akılcı çözümler üretmek, vakit buna karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin artık bu 52’ye 48’lik dengeyi neyin oluşturduğunu görmesi, reddetmesi, akışı değiştirmesi ve bundan sonrası için Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için yüzyıl önceki gibi hem memleketi kurtarmayı hem yeniden Aydınlanma Devrimi’nin meşalesini eline alacak, Cumhuriyet Devrimi’ni kaldığı yerden sürdürecek, karşı devrimcilerden İsmet Paşa’nın deyimiyle daha cesur olacak, siyaseti kürsüye, siyaseti salonlara, Meclis’e değil; siyaseti sokağa, meydana; büyük bir mücadeleyi başlatacak bir inanca ihtiyaç vardır.

“Genel başkanımıza haksızlık olur”

Ancak, bu süreçte CHP özeleştiri yapmalıdır. CHP, doğru analizler yapmalıdır. CHP, gençleşmenin, daha çok kadını siyasete çekmenin, toplumun tüm kesimlerine kucak açmanın, 1980 öncesi her 4 işçiden 3’ü grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakkına sahipken bugün, yüzde 14 olan rakam, kamuyu çıkarırsanız yüzde 4,5’luk bir örgütlenme oranı olan Türkiye’de CHP’nin emek örgütlenmesinin önündeki engellerle savaşmaya, emeği örgütlemeye, sendikal mücadeleye sahip çıkmaya ve bunu sadece 1900’lerin yöntemleri ile değil; çağın gerektirdiği yöntemlerle birlikte yapmaya ihtiyacı olduğunun tespitini yaptık. Dedik ki, bir değişime ihtiyaç var. Ancak, değişimi bir kişi ile sınırlı tutmak, kişiye Sayın Genel Başkanımıza doğrudan haksızlık olur. Ama değişimi sadece bir kadro ile bir ekip ile tabi tutmak bu sefer de sorunu doğru tespit etmemek olur.

‘Ben tüzük değiştireceğim’ demek, ipteki cambaza bakın yerdeki bizleri görmeyin demek olur. Onun için CHP’nin ikinci yüzyıla giderken tepeden tırnağa, liderden kadroya, tüzükten programa ama baştan aşağıya bir anlayış değişikliği ile iktidar umudu olmaya ihtiyacı olduğunu tespit ediyoruz.

Bunun için CHP’nin ikinci yüzyılında geçmiş yüzyılın altı ok siyasetini, tarihsel gerekliliği ile sahipleniyor; olgusal gerçekliği ile kabulleniyor, bu çağın gerekleri için aşındırmadan genişletecek siyasetimizi dünyadaki başarılı sol, sosyal demokrat hareketlerin başarı serüvenini inceleyerek; başarısızlıklardan ders alarak tarihimizdeki siyasetimizin çıkış ve düşüş noktalarını iyi analiz ederek partimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünden günler sonra adına ‘Değişimin yüzyılı/yüzyılın değişimi’ dediğimiz tutum belgemizi paylaşarak… Bir büyük mücadeleye yelken açtık, niyet ettik. İşte Adana’dan CHP’den, hepimizin baba evinden ve benim can dostlarımdan bu yürüyüşe destek istemeye, omuz vermenizi istemeye geldik.

Gelin bu partiyi birlikte değiştirelim, gelin birlikte kazanalım, gelin birlikte yönetelim. Atatürk’ün partisini yüzyıl önce olduğu gibi iktidar yapalım, yüzleri güldürelim demeye geldim. Elbette, bugüne kadar yüzde 52/48 dengesinde şu mahcubiyeti görmek durumundayız: Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülkenin siyasetini dikine keserek, biz ve onlar siyasetine, Türkler ile Kürtler, Aleviler ile Sünniler, sağcılar ile solcular, milliler ve gayrı milliler olarak bir tarafı kesip öbür tarafı itip uzaklaştırıp kutuplaştırıp karşı kutbu şeytanlaştırıp kendi arkasını kalabalıklaştıranlara karşı en çok bildiğimiz işi yapacağız. Enine keseceğiz, herkese dokunacağız…

İnançla ve kararlılıkla, kimseden çekinmeden, tepkileri ‘meslek örgütleri versin, biz oyuna gelmeyelim’ demeden, laikliğin bu ülkenin temel teminatı olduğunu bilerek, inananın da inanç özgürlüğünü savunan ancak yaşam biçimine müdahale karşısında tek güvence olarak duran laikliğe sahip çıkmaktan korkmayan bir CHP’nin özgüvenine ihtiyaç var bugün Türkiye’de.

Esas mesele, CHP’lileri konuşturmaktır. CHP’nin örgütünü dinlemektir. Onun önseçim talebine kulak tıkamamak, onun hak ettiği sıraları hak etmeyenlere bırakmamak, CHP örgütünün alnının terinin kıymetini bilmek gerekmektedir. Yoksa CHP’liler; parti içi rekabet sırasında ne Genel Başkanlarını ya da can dostlarını incitirler, ne de Genel Başkan adına konuşan birilerinin bu partinin siyasetçilerini incitmeye, onları ihanet ile suçlamaya, onların itirazlarını sanki parti içinde yapılan bir ihanet gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.

İhanet; krala olur, padişaha olur. Demokrasilerde; itiraz, tartışma, oylama, seçim delegenin kararı olur. Kimse delegeyi ‘onlar seçti, bunlar seçti; sonuç belli noktasına’ sıkıştırmaya kalkmasın. Ben bu delegeyi tanıyorum. Bu delege, Cumhuriyetin yüzüncü yılının delegesi, delegenin şah damarında vatan, millet, parti, Atatürk sevgisi atar. Bu delege kulağına üflenene değil; gözüyle gördüğüne, kulağı ile duyduğunun gereğini yapar.

Delegeyi diyecekler ki, önümüzde başka zorluklar başka seçimler var. Dele… Bu dönemi daha böyle geçirelim, delege bunu duyacak gereğini yapacak. Yok öyle şey. Delege Ankara’ya gelmeden gittiği berberin kulağının dibinde ‘değişim olmazsa millet sandığa gitmeyecek’ diyorsa bizim delege bunu duyar.

11-12 yıl milletvekilliği yaptım. Sizlerin desteği ile 8 yıl, kendi görev alanım olun Meclis’te mücadele ettim. Mücadelenin sonunda, bugün karşısına çıktığımda şunu söyleyebilecek durumdayım: Ben gözünüzün önünde büyümüş, partinizin bir evladı olarak yaptığım görevlerde; CHP Grup Başkanvekiliyken, Meclis’te başta Süleyman Soylu, Hulusi Akar, Meclis Başkanları ve Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında sizlerin başını öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım, sizleri mahcup etmedim. Başınızı öne eğdirmedim.

Bana derseniz ki, ‘Özgür oğlum, evladım, kardeşim, yoldaşım… Bundan sonra sen hangi göreve gelirsen çalışırsın, koşarsın.’ Bu kardeşiniz sizden yol istemeye, sizle yol yürümeye, bu partiyi iktidar yapmaya geldi. Sizlerden destek istiyorum. Yol verin, bu partiyi iktidar yapalım. Güç verin, bu partiyi Türkiye’nin birinci partisi yapalım.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Değişim Ve Yeni Anayasa” Mesajı

Partisinin 4. Olağanüstü Kongresi’nde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bu kongrede, yeni bir değişimi AK Parti’de göreceksiniz. Geniş dağılımı olan, parlamentodaki yapısıyla parti yapısının çok çok farklı olduğu bugünkü kongrede de MKYK ile genel merkez organlarımızla aynı heyecanı tekrar yaşayacağız.

Kurullardaki görevlerine devam edenler yanında yeniden ve ilk defa bu kademelerde vazife üstlenen arkadaşlarımızı göreceğiz. Kendi içimideki bu değişim ruhuna sahip çıktığımız sürece, nice başarıların bizi beklediğine inanıyorum. Ne zamanki değişim irademizi kaybederiz, işte o vakit bir kısır döngüye düşeriz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kongrede bir konuşma gerçekleştirdi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“31 Mart 2024’te yapılacak mahalli idareler seçiminde kararlı tutumu sergileyerek Türkiye Yüzyılı muştusunu cümle aleme beraber ilan etmeye hazır mıyız? Yeminli İslam ve Türk düşmanlarının ne dediğine bakmadan, durmadan, yorulmadan, usanmadan yolumuza devam edeceğiz. Güven ve istikrarı tahkim etmek için tüm sözleri yerine getireceğiz.

Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız. Deprem tehdidi altındaki tüm yerleşim yerlerini ihya edeceğiz. Siyasi, sosyal sapkın akımları destekleyerek aile kurumlarımızı yıkmayı hedefleyen sinsi faaliyetlerin kökünü kurutacağız. Biz LGBT tanımıyoruz.

Yarısı yalan, yanlış haberler ve beyanlarla gençlerimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında tek bir insanımızın burnunun kanamasına rıza göstermeyeceğiz. Terörü kaynağında kurutma stratejimizi uygulayacak; PKK’sından FETÖ’süne ve marjinal örgütlere kadar döktükleri her damla kanın hesabını soracağız. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ ikazımızın alçakların yüreklerine saldığı korkuyu eksiltmeyeceğiz. Terörle mücadelemizi sürdürürken bölgemizde barış, huzurun tesisi için diplomatik çabaları yoğunlaştıracağız.

Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü işgalin karşısında durmaya devam edeceğiz. İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidale, fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz.

AK Parti kadrosuyla, teşkilatıyla, programıyla, eser ve hizmetleriyle milletimizi hayalleriyle buluşturan siyasetiyle ülkemizi bugünlere getirdi. Türkiye yeni bir çağın eşiğinde. Son 2 asırdır bize dayatılan sınırlara teslim olmayacağız. Son 21 yıldır enflasyona ezdirmediğimiz işçi, memur ve emeklilerimize inşallah önümüzdeki dönemde yeni müjdeler vereceğiz. Bazıları partimizin birinci çıkabildiğini bir türlü anlayamıyor. Halbuki ülkenin kalkınma ve demokrasi gelişmesine baksalar cevabı kendileri anlayacak.

Büyük ve güçlü Türkiye’nin doğuşuna engel olamayacaksınız. Türkiye Yüzyılı’nın yükselişine engel olamayacaksınız. Mazlumların ahı ile çınlayan yeryüzünün adalet ve merhametle yeniden dirilişine engel olamayacaksınız.

Bu kongrede, yeni bir değişimi AK Parti’de göreceksiniz. Geniş dağılımı olan, parlamentodaki yapısıyla parti yapısının çok çok farklı olduğu bugünkü kongrede de MKYK ile genel merkez organlarımızla aynı heyecanı tekrar yaşayacağız.

Kurullardaki görevlerine devam edenler yanında yeniden ve ilk defa bu kademelerde vazife üstlenen arkadaşlarımızı göreceğiz. Kendi içimideki bu değişim ruhuna sahip çıktığımız sürece, nice başarıların bizi beklediğine inanıyorum. Ne zamanki değişim irademizi kaybederiz, işte o vakit bir kısır döngüye düşeriz.”

“Daha emin adımlarla yürüyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salona giriş yapmadan önce salonun önünde bekleyenlere yaptığı konuşmada ise şunları söyledi:

“Bugün çok özel bir gün. Bugün Türkiye Yüzyılı için istisnai bir gün. Bugün, AK Parti için, davamız için müstesna bir gün. Biraz sonra Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri diyerek partimizin dördüncü olağanüstü büyük kongresini gerçekleştireceğiz. Yeni bir döneme, yeni bir heyecanla merhaba diyeceğiz.

Türkiye Yüzyılı’nın siyasette öncüsü olacak kurmay kadroyu, delegelerimizin oylarıyla belirleyeceğiz. Geçmişten bugüne kadar partimize hizmet etmiş kardeşlerimizin yanı sıra yeni seslerle, yeni yüzlerle partimizi daha da güçlendireceğiz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar, üçü olağanüstü olmak üzere 10 tane büyük kongre yaptık. Bu kongrelerin tamamını birileri gibi sandalyelerin havada uçuştuğu atmosferde değil, kardeşlik ikliminde yaptık. Bakın buralarda sandalyeler havalarda uçuşmuyor.

Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. 14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.

Altılı Masa dediler, on altılı masa dediler, yüz on altılı masa dediler, ne oldu? Şimdi o masadan parlamentoda kimse var mı? Başkanlarının parlamentoda olmadığı Altılı Masa… Düşünebiliyor musunuz? Terör örgütlerini kullanarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara boyun eğmiyoruz. Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği ne gerektiriyorsa onu yapmaktan geri durmuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı gerçeğe dönüştürmek için tüm samimiyetimizle, birikimimizle çalışmayı sürdürüyoruz.

Bizde rehavete kapılmak, yorulmak yok. Yorulsak da zorlansak da ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Sorumluluğumuzun 85 milyonun tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor.

Bunun için ulaşılmadık tek seçmen, kapısı çalınmadık hane, mesajımızı iletmediğimiz tek bir genç bırakmadan koşacağız, koşturacağız, ter dökeceğiz. Her gün daha fazla çalışarak 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere hazırlanacağız. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde de olduğu gibi 31 Mart’ta da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ipi göğüslemeye hazır mıyız? 31 Mart için kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız?”

Paylaşın

AK Parti’nin MKYK Listesi Belli Oldu: Dört İsim Çizik Yedi

AK Parti’nin 4’üncü Olağanüstü Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) listesi belli oldu. AK Parti’nin yeni MKYK listesinde önceki dönemde yer alan Binali Yıldırım, Jülide Sarıeroğlu, Nurettin Canikli ve Mehmet Ali zengin yer almadı.

Haber Merkezi / AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. Kongrede AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kongrede seçilmesi beklenirken, AK Parti’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) listesi belli oldu.

AK Parti’nin 18 kişilik mevcut MYK’sından 4 isim MKYK listesinde yer almadı. Eski Başbakan, AK Parti Genel Başkanvekili Binalı Yıldırım, eski bakan, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Jülide Sarıeroğlu, eski bakan, AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, AK Parti İnsan Hakları Başkanı Mehmet Ali Zengin listede yer almayan isimler oldu.

MKYK’da yerini koruyan isimler şunlar: Ahmet Büyükgümüş, Ali İhsan Yavuz, Belgin Uygur, Çiğdem Karaaslan, Efkan Ala, Emre Ete, Erkan Kandemir, Fatih Şahin, Hamza Dağ, Fatma Betül Sayan, Hasan Sert, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, Lütfiye Selva Çam, Mehmet Kasım Gülpınar, Menderes Türel, Metin Tarhan, Mustafa Şen, Orhan Miroğlu, Ömer Çelik, Ömer İleri, Sevan Sıvacıoğlu, Sümeyye Bozkurt, Türk İslam Karakoç, Vedat Demiröz, Şebnem Kocakelci.

MKYK’ya yeni giren isimler arsında eski bakanlar da yer aldı. Nihat Zeybekci ve Mustafa Elitaş MKYK’ya giren isimler oldu. Eski TBMM Meclis Başkanı Bülent Arıç’ın oğlu Mücahit Arınç’da yeni MKYK’ya girdi. Eski futbol hakemi Kuddusi Müftüoğlu ve Belgesel yapımcısı Serdar Kılıç listeye giren isimler oldu.

Erdoğan’dan değişim mesajı

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada gündeme ilişkin mesajlar verdi. Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“31 Mart 2024’te yapılacak mahalli idareler seçiminde kararlı tutumu sergileyerek Türkiye Yüzyılı muştusunu cümle aleme beraber ilan etmeye hazır mıyız?

Yeminli İslam ve Türk düşmanlarının ne dediğine bakmadan, durmadan, yorulmadan, usanmadan yolumuza devam edeceğiz. Güven ve istikrarı tahkim etmek için tüm sözleri yerine getireceğiz.

Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız.

Deprem tehdidi altındaki tüm yerleşim yerlerini ihya edeceğiz. Siyasi, sosyal sapkın akımları destekleyerek aile kurumlarımızı yıkmayı hedefleyen sinsi faaliyetlerin kökünü kurutacağız. Biz LGBT tanımıyoruz.

Yarısı yalan, yanlış haberler ve beyanlarla gençlerimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında tek bir insanımızın burnunun kanamasına rıza göstermeyeceğiz.

Terörü kaynağında kurutma stratejimizi uygulayacak; PKK’sından FETÖ’süne ve marjinal örgütlere kadar döktükleri her damla kanın hesabını soracağız. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ ikazımızın alçakların yüreklerine saldığı korkuyu eksiltmeyeceğiz. Terörle mücadelemizi sürdürürken bölgemizde barış, huzurun tesisi için diplomatik çabaları yoğunlaştıracağız.

Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü işgalin karşısında durmaya devam edeceğiz. İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidale, fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz.

AK Parti kadrosuyla, teşkilatıyla, programıyla, eser ve hizmetleriyle milletimizi hayalleriyle buluşturan siyasetiyle ülkemizi bugünlere getirdi. Türkiye yeni bir çağın eşiğinde. Son 2 asırdır bize dayatılan sınırlara teslim olmayacağız.

Son 21 yıldır enflasyona ezdirmediğimiz işçi, memur ve emeklilerimize inşallah önümüzdeki dönemde yeni müjdeler vereceğiz.

Bazıları partimizin birinci çıkabildiğini bir türlü anlayamıyor. Halbuki ülkenin kalkınma ve demokrasi gelişmesine baksalar cevabı kendileri anlayacak.”

Geniş güvenlik önlemleri alındı

Salonun çevresi bariyerlerle araç ve yaya trafiğine kapatılırken, kongreye katılacaklar için güvenlik noktaları oluşturuldu. Kongresi’nde alınacak güvenlik önlemleri için yaklaşık beş bin polis görevlendirildi.

Partililer ve davetliler, detaylı üst aramasından geçirildikten sonra salona girişlerine izin verildi. Salona giremeyenler de kongreyi dışarıda kurulan dev ekranlardan takip edebilecek. Kongre salonunda davetliler, partililer ve gazeteciler için ayrı platformlar kuruldu.

Salonun orta bölümünde Parti kurucuları, MYK ve MKYK üyeleri, parti kurul üyeleri, TBMM Başkan Vekili, TBMM Grup Başkanı ve vekilleri, eski TBMM başkanları, eski bakanlar, Genel Merkez Kadın ve Gençlik kolları üyeleri ile davetliler için oturma düzeni oluşturuldu. Kongreye 27 ülkeden siyasi parti temsilcisiyle 127 büyükelçi ve 3 Cumhurbaşkanı’nın da katılması bekleniyor.

Salonda, “Cumhuriyetin yüz akı Türkiye’nin ortak aklı”, “Türkiye Yüzyılı için doğru hep yeni hep ileri” ve “Türkiye Yüzyılı için hazırız kararlıyız” sloganlarının yazılı olduğu afişler yer aldı.

Paylaşın

Erdoğan: İhanet Edenler Oldu, Onlar Yollarına, Biz Yolumuza

AK Parti kongresi için Ankara Spor Salonu’nun dışında toplanan kalabalığa hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz” dedi ve ekledi:

“14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.”

AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. Kongrede AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’la birlikte kongrenin gerçekleştirildiği salona giriş yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salona giriş yapmadan önce salonun önünde bekleyenlere seslendi. Erdoğan şunları söyledi:

“Bugün çok özel bir gün. Bugün Türkiye Yüzyılı için istisnai bir gün. Bugün, AK Parti için, davamız için müstesna bir gün. Biraz sonra Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri diyerek partimizin dördüncü olağanüstü büyük kongresini gerçekleştireceğiz. Yeni bir döneme, yeni bir heyecanla merhaba diyeceğiz.

Türkiye Yüzyılı’nın siyasette öncüsü olacak kurmay kadroyu, delegelerimizin oylarıyla belirleyeceğiz. Geçmişten bugüne kadar partimize hizmet etmiş kardeşlerimizin yanı sıra yeni seslerle, yeni yüzlerle partimizi daha da güçlendireceğiz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar, üçü olağanüstü olmak üzere 10 tane büyük kongre yaptık. Bu kongrelerin tamamını birileri gibi sandalyelerin havada uçuştuğu atmosferde değil, kardeşlik ikliminde yaptık. Bakın buralarda sandalyeler havalarda uçuşmuyor.

Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. 14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.

Altılı Masa dediler, on altılı masa dediler, yüz on altılı masa dediler, ne oldu? Şimdi o masadan parlamentoda kimse var mı? Başkanlarının parlamentoda olmadığı Altılı Masa… Düşünebiliyor musunuz? Terör örgütlerini kullanarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara boyun eğmiyoruz. Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği ne gerektiriyorsa onu yapmaktan geri durmuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı gerçeğe dönüştürmek için tüm samimiyetimizle, birikimimizle çalışmayı sürdürüyoruz.

Bizde rehavete kapılmak, yorulmak yok. Yorulsak da zorlansak da ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Sorumluluğumuzun 85 milyonun tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor.

Bunun için ulaşılmadık tek seçmen, kapısı çalınmadık hane, mesajımızı iletmediğimiz tek bir genç bırakmadan koşacağız, koşturacağız, ter dökeceğiz. Her gün daha fazla çalışarak 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere hazırlanacağız. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde de olduğu gibi 31 Mart’ta da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ipi göğüslemeye hazır mıyız? 31 Mart için kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız?”

Paylaşın

Türkiye’de Doğan Sığınmacı Bebek Sayısı Yarım Milyonu Geçti

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanı Tarık Toros, Türkiye’de ikamet eden sığınmacıların dünyaya getirdikleri bebeklere ilişkin yaptığı açıklamada, sayının yarım milyonu aştığını söyledi.

Düzensiz göçle etkin mücadele yapıldığını öne süren Tarık Toros, “1 Kasım itibarıyla bütün büyük şehirlerimizde, 30 tane büyükşehrimizde mobil göç noktalarımızın tamamıyla yani 155 tane araçla, kolluk birimlerimizle birlikte bu faaliyeti hem yasal kalış hakkı olmayan düzensiz göçmenler açısından hem de Suriyelilerin kayıtlı oldukları vilayetlerine gönderilmeleri açısından ciddi bir kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz” dedi.

Göçmenleri geldikleri ülkeye geri göndermek için imzalanan geri kabul anlaşmaları hakkında da bilgi veren Toros, “Kaynak ülkelerle geri kabul anlaşmalarını yapıyoruz, toplam 16 ülkeyle geri kabul anlaşmamız var” dedi.

TBMM’nin yeni döneminde ilk toplantısını yapan Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nda, düzensiz göçmenler ve geçici koruma altındaki sığınmacılar gündeme geldi. Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; Göç İdaresi Başkanı Tarık Toros, milletvekillerine “düzensiz göçle mücadele” konusunda sunum yaptı.

Türkiye’de ikamet eden sığınmacıların dünyaya getirdikleri bebeklere değinen Toros, sayının yarım milyonu aştığını bildirdi. Toros, “587 bin 600 civarında bir şey var, şu anki rakamlarımızda doğan bebekler… Yani bebeklere de ailesiyle beraber ailenin ayrılmaz parçası olduğu için onlara da belgeler verildiği için bu sayıların içerisinde zaten” dedi.

Göç İdaresi Başkanı Toros, göçmenleri geldikleri ülkeye geri göndermek için imzalanan geri kabul anlaşmaları hakkında da bilgi verdi. Toros, “Kaynak ülkelerle geri kabul anlaşmalarını yapıyoruz, toplam 16 ülkeyle geri kabul anlaşmamız var” dedi. Bu ülkeleri açıklamayan Toros, bunun yerine anlaşma yapmak istemeyenlerden söz etti.

En çok düzensiz göçmenin geldiği ülkeler arasında yer alan İran ve Afganistan’ın anlaşma yapmayı kabul etmediğini kaydeden Toros, “Şu an Afganistan’daki durum zaten hepinizin malumları olduğu üzeredir. Şu an yakaladığımız, geri kabul anlaşması olmasa bile bu ülkeye, yakalanan yasal kalış hakkı bulunmayan Afganların da diğer uyrukluların da diğer ülkelerde olduğu gibi geri gönderildiğini söyleyebilirim yani sınır dışı işlemleri devam ediyor” diye konuştu.

Düzensiz göçle etkin mücadele yapıldığını öne süren Toros, çalışmalarını anlattı. Toros, “1 Kasım itibarıyla bütün büyük şehirlerimizde, 30 tane büyükşehrimizde mobil göç noktalarımızın tamamıyla yani 155 tane araçla, kolluk birimlerimizle birlikte bu faaliyeti hem yasal kalış hakkı olmayan düzensiz göçmenler açısından hem de Suriyelilerin kayıtlı oldukları vilayetlerine gönderilmeleri açısından ciddi bir kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz” dedi.

Göç İdaresi Başkanı Tarık Toros ayrıca, 240 bin Suriyeliye vatandaşlık verildiğini de açıklamıştı.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi Kararına Rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Gözaltı

Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yine gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri/İnsanları, en az 18 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iki kez ‘hak ihlali’ kararına karşın gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talep etmek için 967. hafta buluşmasında Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları yine gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, en az 18 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Gözaltılara ilişkin yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi:

“#CumartesiAnneleri967Hafta buluşmamızda 18 kişi, AYM kararlarına rağmen bir kez daha kelepçelenerek gözaltına alındı. Destek için gelenlerin arkadaşlarımızla buluşmaları engellendi.”

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

YSP Milletvekili Temelli Hakkında TCK 301’den Soruşturma

Eski HDP Eş Genel Başkanı ve YSP Muş Milletvekili Sezai Temelli hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’deki operasyonuna yönelik yaptığı açıklamalar nedeniyle TCK’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti (YSP) Muş Milletvekili Sezai Temelli hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Sezai Temelli’nin dün yaptığı basın açıklamasında sarf ettiği sözlerin ardından TCK’nın 301. maddesi gereğince soruşturma başlatıldığını duyuran Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“28. Dönem Milletvekili Sezai Temelli’nin; Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütlerine yönelik olarak gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin 05.10.2023 tarihinde basına yaptığı açıklamaların 5237 Sayılı TCK’nun 301. maddesi kapsamında suç unsuru içerdiği değerlendirildiğinden, adı geçen milletvekili hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Sezai Temelli, katıldığı bir televizyon programında TSK’nın düzenlediği operasyonlar ile hava harekatları hakkında, “Savaştan beslenen bir zihniyet her türlü saldırıyı ısrarlı bir şekilde sürdürüyor. Olan Kürt halkına, Kürt çocuklarına oluyor çünkü hedef Irak ve Suriye Kürdistan’ıdır” diye konuşmuştu.

Sezai Temelli kimdir?

15 Temmuz 1963, İstanbul doğumlu. Baba adı Mustafa, anne adı Neriman. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. Ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde doktorasını tamamladı ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladığı akademik hayatını öğretim üyesi olarak devam ettirdi.

Sezai Temelli, ÖES (Öğretim Elemanları Sendikası) ve Eğitim Sen üyesi olarak sendikal mücadelenin de içinde bulundu. Öğretim üyesi olarak devam etmekte iken 2016 yılında olağanüstü hâl sürecinde 675 Sayılı kanun hükmünde kararname ile üniversiteden ihraç edildi.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumuna “Yetmez ama Evet” diyenler arasında oldu. Uzun süre Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)’nde siyaset yapan Sezai Temelli, 2009 yılında Ufuk Uras ile birlikte partiden ayrıldı.

2013 yılında (HDP) Halkların Demokratik Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. HDP’de siyaset hayatına devam etti, HDP’nin Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevini yapmaya başladı.

7 Haziran 2015 tarihindeki seçiminde HDP’den İstanbul Milletvekili olarak 25’inci Dönem TBMM Parlamentosunda yer alan Sezai Temelli, 1 Kasım 2015 tarihinde de İstanbul 2’inci Bölge 3’üncü sıradan milletvekili adayıydı ancak seçilemedi.

11 Şubat 2018 tarihinde HDP, 3’üncü Olağan Kongresinde aday olmayan Selahattin Demirtaş’ın yerine eş genel başkan adayı olarak Pervin Buldan ile birlikte eş genel başkan seçildi. 24 Haziran 2018’de yapılan Türkiye Genel Seçimlerinde HDP adayı olarak Van’dan aday oldu ve seçildi. 14 Mayıs 2023 Türkiye Genel Seçimlerinde Yeşil Sol Parti (YSP) adayı olarak Muş’tan aday oldu ve seçildi.

İyi düzeyde İngilizce bilen Sezai Temelli, Ayşegül Temelli ile evli ve 3 çocuk babasıdır.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan İktidara ‘SİHA’ Tepkisi

ABD tarafından düşürülen SİHA’ya ilişkin sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan CHP Lideri “Helikopterimiz düşürülür, başka ülkeden duyarız. Gemimiz basılır, başka ülkeden duyarız. Şimdi de SİHA’mız düşürülüyor, yine başka ülkeden duyuyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “ABD ‘meşru müdafaa’ diyor, Dışişleri Bakanlığımız ise ‘farklı teknik değerlendirmeler’ diyerek yaşananları geçiştirmeye çalışıyor. Siz devleti yöneten kişiler olarak ülkemizin hakkını böyle utangaç açıklamalarla mı savunacaksınız? Dış politikamızı ‘ABD ne der, Rusya ne der, İtalya ne der’ diye mi şekillendireceğiz?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde düşürdüğü SİHA’ya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şunları söyledi:

Helikopterimiz düşürülür, başka ülkeden duyarız. Gemimiz basılır, başka ülkeden duyarız. Şimdi de SİHA’mız düşürülüyor, yine başka ülkeden duyuyoruz. ABD “meşru müdafaa” diyor, Dışişleri Bakanlığımız ise “farklı teknik değerlendirmeler” diyerek yaşananları geçiştirmeye çalışıyor. Siz devleti yöneten kişiler olarak ülkemizin hakkını böyle utangaç açıklamalarla mı savunacaksınız? Dış politikamızı “ABD ne der, Rusya ne der, İtalya ne der” diye mi şekillendireceğiz?

Ne olmuştu?

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 1 Ekim’de Ankara’da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yönelik saldırı girişimi sonrasında Suriye’deki PKK/YPG hedeflerine yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kapsamlı operasyonlar başlatıldığı hatırlatıldı.

Dün de “Suriye’nin kuzeyindeki Tel Rıfat, Cizire ve Derik bölgeleri başta olmak üzere terör örgütüne ait çok sayıda hedefin imha edildiği” belirtilen açıklamada, “Operasyon esnasında üçüncü taraflarla işletilen çatışmasızlık mekanizmasındaki farklı teknik değerlendirmeler nedeniyle bir Siha kaybedilmiştir. İlgili taraflarla çatışmasızlık mekanizmasının daha etkin işletilmesi yönünde gerekli tedbirler alınmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada “Sözkonusu hadise, devam etmekte olan operasyonun icrasını ve tespit edilen hedeflerin vurulmasını hiçbir şekilde etkilememiştir. Irak’ta yapıldığı gibi, terör örgütünün Suriye’de geliştirdiği tüm yetenek ve gelir kaynakları sistemli bir şekilde yok edilmeye devam edilecektir” şeklinde sona erdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Ankara’daki saldırının faillerinin Suriye’den geldiğinin ve burada eğitim aldığının tespit edildiğini belirterek “Özellikle Irak ve Suriye’de PKK/YPG’ye ait bütün altyapı, üstyapı tesisleri, enerji tesisleri bundan sonra güvenlik güçlerimizin, silahlı kuvvetlerimizin, istihbarat unsurlarımızın topyekün meşru hedefidir. Üçüncü tarafların PKK/YPG’li tesislerden ve şahıslardan uzak durmasını tavsiye ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Operasyonlar sırasında Türk SİHA’sının vurulmasıyla ilgili ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamada, Türk SİHA’sının ABD kuvvetlerine yarım kilometreden daha yakın bir mesafede yaklaştığı ve potansiyel bir tehdit olarak değerlendirilerek ABD F-16 savaş uçakları tarafından meşru müdafaa amacıyla düşürüldüğü” bildirilmişti. Pentagon sözcüsü, Türkiye’nin kasıtlı olarak ABD güçlerini hedef aldığına dair bir emare bulunmadığını da vurgulamıştı.

Olay sonrasında iki ülke savunma bakanları ve genelkurmay başkanları arasında telefon görüşmeleri gerçekleştirildi.

Paylaşın

Diyarbakır’da Konuşan CHP’li Özel: Kürt Sorununu Çözmek İçin Söz Veriyoruz

Partisinin Diyarbakır İl Kongresi’nde konuşan CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel, “Haksızlıklara karşı ses yükseltmek bazen başka şekillerde yorumlanabiliyor. Anaların gözünden yaşların süzülmeyeceği, emekçinin alnının terini alacağı yarınlara birlikte yürüyeceğiz. Gaffar Okan’ı, Apê Musa’yı, Tahir Elçi’yi ve ismini anamadığım nice değerlerimizi saygıyla anıyorum. Barışa, demokrasiye, kardeşliğe, özgürlüğe dair ne varsa hepsi bizimdir ve bu talepler asla suç değildir. Diyarbakır’ın barış ve kardeşlik talebi karşısında saygıyla eğiliyorum” dedi.

“Biz Kürtlerin kimliğine, dillerine, kendilerini ifade etmelerine ve her türlü ayrımcılığa, haksızlığa karşı Kürt sorununu görüyor, biliyor ve gerçekten siyasi istismar konusu yapmaksızın çözmek üzere söz veriyoruz” diyen Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kayyım demokrasisini, demokrasiye vurulan kayyım hançerini reddediyoruz. Hangi partiye oy verirlerse versinler Diyarbakırlıların verdiği oyların eşit ve özgür oylar olduğunu biliyoruz ve temsilcilerine farklı muamelede bulunulmasını doğru bulmuyoruz. Bu kardeşiniz, partide gözünüzün önünde büyümüş bir evladınız. Süleyman Soylu’ya, Hulusi Akar’a ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı parlamentoda sizi hiç mahcup etmedim. ‘Sen bu partiyi yönetirsin’ derseniz, yol verirseniz ben varım. Hep beraber yürüyelim, partimizi iktidara götürülelim. Güzel günler göreceğiz, hep birlikte başaracağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır İl Başkanlığı’nın 38. Olağan Kongresi, merkez Yenişehir ilçesindeki bir salonda gerçekleştirildi. CHP’nin Genel Başkan adayları Özgür Özel ile Örsan Öymen, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı kongrede seçime blok liste ile gidildi. Kongrede tek aday olan mevcut il başkanı Abdullah Atik, yeniden il başkanı seçildi.

Kongrenin açılışı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesajının okunmasıyla başladı. Gazete Duvar’dan Ardıl Batmaz’ın aktardığına göre; Kılıçdaroğlu’nun mesajı şöyle:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin cesur üyeleri, değerli yol arkadaşlarım, Cumhuriyetimizin temel değerlerine gönülden bağlı, büyük Atatürk’ün hedeflediği çağdaş uygarlık seviyesini aşma doğrultusunda çalışan, siz değerli yol arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Büyüyen, kalkınan, bilimde ve teknolojide dünyaya meydan okuyan, bir sığınmacı deposuna dönüştürülemeyen, özgür ve adil bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü bizler, kişisel çıkarlar peşinde koşanlar değil, güçlü ve mutlu Türkiye davasına inanmış insanlarız.

Bu bağlamda, bu yolda atılan her adım, demokrasi için verilen her oy, sadece çocuklarımızın geleceğini şekillendirmekle kalmayacak, tarihinin en zorlu dönemini geçiren ülkemizin geleceğini de şekillendirecek önemli bir tercih olacaktır.

Hepimiz, Cumhuriyetimizin kurucu partisi olmanın getirdiği büyük tarihi sorumluluğun bilincindeyiz. Bu doğrultuda ülkemiz ve partimiz için çalışan Cumhuriyet Halk Partililer, bugün de demokratik bir olgunlukla iradelerini ortaya koyacaktır. Hedeflerimize ulaşmak, ülkemizi aydınlığa çıkarmak için daha büyük bir güç ve azimle çalışacağınıza yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle; şimdiye kadar görev yapan tüm yöneticilerimize emekleri ve çalışmaları için teşekkür ediyor, yeni bir heyecanla görev üstlenecek arkadaşlarıma da başarı dileklerimi iletiyorum. Kongremizin partimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

“Partimizi gerçekten halkın partisi yapacağız”

Kılıçdaroğlu’nun mesajının okunmasının ardından divan başkanı Sezgin Tanrıkulu konuşma yaptı. “Hayatımın en büyük onurunu yaşatarak milletvekili sıfatını bana verdiniz. Sizlere binlerce kez minnet ve şükranlarımı sunuyorum” diyen Tanrıkulu, şöyle konuştu: “İnsanın geçmişini test etme fırsatı her zaman karşısına çıkmaz. Diyarbakır milletvekilliği adaylığı ve milletvekilliği sürecinde bütün geçmişimi sorgulama ve test etme imkanım oldu.

Bu süreçte Diyarbakır beni yalnız bırakmadı. Bana en büyük mirası bıraktılar. Hayatım boyunca kimseyi mahcup etmemeye çalıştım, bundan sonra da mahcup etmeyeceğim. Partimizi gerçekten halkın partisi yapacağız. Partimizi emekçilerden, yoksullardan, kadınlardan, ezilenlerden, barış ve dostluktan yana bir çizgiye taşımamız lazım. Bu halkın bizlerden büyük beklentileri var.”

“AKP’nin kurmuş olduğu dikta rejimi…”

Tanrıkulu’nun ardından söz alan CHP Genel Başkan adaylarından Örsan Öymen, 13 yılda tüm seçimlerin kaybedildiğini, belediye seçiminde göreceli olarak başarı kazanıldığını belirtti. Öymen, “Çıtayı yükseltmemiz gerekiyor. Yenilgilere alıştırılmış ruh halinden kurtulmamız gerekiyor. Partimizin oyları yüzde 22 ila 26 arasına sıkışıp kalmış. Bu artık kronikleşmiş bir sorun.

AKP’nin kurmuş olduğu dikta rejiminin baskıları burada önemli bir rol oynamıştır. Adil bir seçim değildir ama ortadan kaldırabileceğimiz şeyler vardır ve bunlardan biri parti içi demokrasinin sağlanmasıdır. Genel merkezdeki oligarşik yapının almış olduğu kararlardan ötürü birçok stratejik ve lojistik hata yapıldı. 39 milletvekilinin hediye edilmiş olması bunlardan birisi” dedi.

Öymen, parti içerisinde yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Parti içi eğitim sağlanmalı, parti içi eğitimden geçen üyeler aktif üye yapılmalı. Tüm milletvekili adayları ön seçimle belirlenmeli ve parti organları çalıştırılmalı. Çarşaf liste daha kolay bir hale getirilmeli, blok liste zorlaştırılmalı. Mahalle kongreleri demokratik hale getirilmeli, iki genel seçim kaybeden genel başkan bir daha aday olmamalı.”

Kürtçe dili ve Kürt kültürü üzerine de bir konuşma yapan Öymen, “Dil, insanın kültürünün en önemli unsurlarından biridir. ‘Kürtçe diye bir dil yok’ denilerek safsatalar uzun yıllar hakim kılındı. Kürtçe ve Kürt kültürü yok sayıldı. Bu, şu anda önemli bir ölçüde kırıldı ama baskılar kısmen de olsa devam ediyor. Kürtçe dili ve kültürünün asimilasyona uğratılması sürecine karşı önlemler alınmalı. Parti programımızda bu var ama uygulamada bir şey yok.

Gece yarısı videolar ile geçiştirilmeye çalışılıyor. Terörizme, şiddete karşı çıkarak bu asimilasyon sürecini önleyebiliriz. Hizbullah terör örgütünün buralarda ne dolaplar çevirdiğini biliyorum. 90’lı yıllarda burada meydana gelen hak ihlalleri gerçektir, inkar edilemez. Devletimizin kurumlarını hedef almak doğru değil ama bu kurumlara sızan yasadışı oluşumlar en az PKK terörü kadar bu bölgeye zarar vermiştir” diye konuştu.

Öymen, kayyım meselesi ile ilgili ise İçişleri Bakanlığının mahkeme olmadığını belirterek belediye başkanlarına kayyım atanmasının kanuna aykırı bir durum olduğunu söyledi. “Ben burada söylediğimi Ankara’da da söylerim” diyen Öymen, “Bana imzalarınızla destek vermeniz durumunda adaylığım resmileşirse kurultayda da Ankara’da da bunu ifade ederim” ifadelerini kullandı.

“Kürt sorununu görüyor, biliyor ve gerçekten…”

Öymen’in ardından söz alan Özgür Özel ise, Sezgin Tanrıkulu ile geçmişlerine dair anekdotlar aktarmasının ardından, “Haksızlıklara karşı ses yükseltmek bazen başka şekillerde yorumlanabiliyor. Anaların gözünden yaşların süzülmeyeceği, emekçinin alnının terini alacağı yarınlara birlikte yürüyeceğiz. Gaffar Okan’ı, Apê Musa’yı, Tahir Elçi’yi ve ismini anamadığım nice değerlerimizi saygıyla anıyorum. Barışa, demokrasiye, kardeşliğe, özgürlüğe dair ne varsa hepsi bizimdir ve bu talepler asla suç değildir. Diyarbakır’ın barış ve kardeşlik talebi karşısında saygıyla eğiliyorum” dedi.

“Biz Kürtlerin kimliğine, dillerine, kendilerini ifade etmelerine ve her türlü ayrımcılığa, haksızlığa karşı Kürt sorununu görüyor, biliyor ve gerçekten siyasi istismar konusu yapmaksızın çözmek üzere söz veriyoruz” diyen Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kayyım demokrasisini, demokrasiye vurulan kayyım hançerini reddediyoruz. Hangi partiye oy verirlerse versinler Diyarbakırlıların verdiği oyların eşit ve özgür oylar olduğunu biliyoruz ve temsilcilerine farklı muamelede bulunulmasını doğru bulmuyoruz. Bu kardeşiniz, partide gözünüzün önünde büyümüş bir evladınız. Süleyman Soylu’ya, Hulusi Akar’a ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı parlamentoda sizi hiç mahcup etmedim. ‘Sen bu partiyi yönetirsin’ derseniz, yol verirseniz ben varım. Hep beraber yürüyelim, partimizi iktidara götürülelim. Güzel günler göreceğiz, hep birlikte başaracağız.”

“Bu düzeni değiştireceğiz”

Özel’in ardından son olarak Aylin Nazlıaka konuştu. Türkiye’nin AK Parti iktidarıyla ikiye bölündüğünü belirten Nazlıaka, “Bir tarafta saray Türkiye’si, diğer tarafta halkın Türkiye’si var. Sarayda vatandaşın sorunları yok. Sarayda intihar edenlerin çığlığı duyulmuyor. Sarayın Türkiye’si vatandaştan giderek uzaklaşıyor. Sarayda oturanlar halkın elini tutamaz ve ne hissettiğini hissedemez. Biz de ‘Sarayla halk arasındaki duvarı yıkalım’ diyoruz. Sarayda beşli çete, devlete dolarla borç verenler var. İşte bu düzeni değiştireceğiz. Faili meçhuller için 26 önerge verdik ama kabul etmediler” dedi.

“Tahir Elçi’yi ve Gaffar Okkan’ı saygıyla anıyorum” diyen Nazlıaka, halkın sorunlarının giderilmesiyle ilgili sundukları hiçbir şeyin yapılmadığını söyledi. Kadın kollarının çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Nazlıaka, “Kadınsız siyaset olmaz. Listelerin bir erkek ve bir kadın olmasını istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Paylaşın