YSP’li Gergerlioğlu’ndan AK Partili Vekillere: Erdoğan’dan Korkmayın, Allah’tan Korkun

TBMM’de yaptığı konuşmada, insan hakları ihlallerine dikkati çeken YSP’li Gergerlioğlu, “Kültür Bakanı telefon açmış. Festival yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu hemen, o FETÖ propagandası yapan filmi kaldırın diyor. Ya bu cemaat meselelerinden ihraç edilmiş birileri dediği, KESK üyesi, TTB üyesi bu insanlar. Adalet Bakanı yine aynı şekilde FETÖ propagandası yapılan bu filmi gösteremeyiz diyor” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı buraya geliyor FETÖ prapogandası, baştan sona hepsi yalan. Ya arkadaşlar elinizi vicdanınıza koyun diyorum. Filmin yani böyle bir şeyle zerre alakası yok. Nasıl bu yalana teslim oluyorsunuz? Kral çıplak diyecek tek bir kişi yok mu aranızda? Ya Allah’tan korkun ya… Cumhurbaşkanından korkmayın, Allah’tan korkun, Vicdanınız dan korkun. Allah’tan korkun.”

Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM Genel Kurul’da insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; AK Partililerin TBMM Kürsüsü’nden sataşmaları üzerine konuşmasını yüksek ses tonuyla sürdürmeye çalışan Gergerlioğlu, şunları söyledi:

“Kültür Bakanı telefon açmış. Festival yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu hemen, o FETÖ propagandası yapan filmi kaldırın diyor. Ya bu cemaat meselelerinden ihraç edilmiş birileri dediği, KESK üyesi, TTB üyesi bu insanlar. Adalet Bakanı yine aynı şekilde FETÖ propagandası yapılan bu filmi gösteremeyiz diyor. Cumhurbaşkanı buraya geliyor FETÖ prapogandası, baştan sona hepsi yalan. Ya arkadaşlar elinizi vicdanınıza koyun diyorum. Filmin yani böyle bir şeyle zerre alakası yok. Nasıl bu yalana teslim oluyorsunuz?

Kral çıplak diyecek tek bir kişi yok mu aranızda? Ya Allah’tan korkun ya… Cumhurbaşkanından korkmayın, Allah’tan korkun, Vicdanınız dan korkun. Allah’tan korkun. Bakın daha sonra daha sonra ne yapıldı? Bakın AHİM kararı var, Yüksel Yalçınkaya kararı var. Türkiye çok ağır bir karar verdi. Dedi ki, sen dedi Türkiye yargısı olarak kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini çiğnedi. Bylock’tur, Bank Asya’dır, çocuğunu cemaat okuluna göndermektir, bir derneğe üye olmaktır.

Bunlar delil olarak sayılamaz. Tekrar değerlendiriyor, ihlal yapmışsın dedi ve sonra Cumhurbaşkanı burada kalkmış diyor ki ben bu kararı tanımam… Böyle bir şey mi olur ya Anayasa madde 90 yok mu senin bunu tanıman gerekmiyor mu? Nasıl böyle diyebilirsin? Ama bunu söyleyebiliyor arkadaşlar. Çok net söylüyorum. Bir ülkede bir cumhurbaşkanı anayasayı çiğneyemez.

Bakın o kadar mağdur var ki bu ülkede. Şu resmi görüyor musunuz? 7 yıl önce Türkiye’de medyaya çıktı şu aile biliyor musunuz? Bakın bir sünnet merasimi sonrası çekilmiş bir film. Beşiz bu çocuklar, beşiz. Türkiye’de gazetelere haber oldu. Annesi babası bu cemaat kurumlarında çalıştığı için ihraç edilmiş çocuk doğdu. Bu 5 tane çocuk doğduğu zaman işinden atılmış. Baba düşünür bilirsiniz anne babasınınızdır.

Bir çocuğu bile büyütmek ne kadar masraflıdır, işinden atılmış olduğu halde 5 çocuğu büyüten bir anne babayı düşünün, bir de bir büyük 13 yaşında çocuk var. Bu anne baba üç gün önce tutuklandı. Biliyor musunuz bu çocuklar şu gördüğünüz çocuklar 850 gram doğmuştu, 850 gram. Allah’ın lütfu, o çocuklar yaşadı. Siz, siz o çocuklar için gerçekten büyük bir mutluluk duymanız gerekirken o çocukların annesini babasını tutup duruyorsunuz. (Meclis sıralarından sataşmalar oluyor…)

Sus biraz dinle ya, sus! Burada hasta çocukları anlatıyorum, Allah’tan kork ya! Beyninde şant olan çocuğu anlatıyorum. Hasta bu çocuklar hasta, annesini babasına tutuklamışsınız görmüyor musun? Sus şurdan, bakın bu 5 tane çocuk. Birisinin beyninde şant var. Şantı annesi yönetiyor bu anneyi, bu babayı tutuklamışsınız. Bakın bu çocuklar ölür arkadaşlar. 850 gram doğdular.

Birinin beyninde şant var, diğerlerinin gözlerinde ve organlarında sıkıntı var ve siz bu anneyi cezaevine atıyorsunuz. Avukat bana dedi ki, hakime yalvardım, ne olur hakim bey yani bu çocuk ölür etmeyin, en azından anneyi serbest bırakın acımasızca diyor. Anneyi de babayı da tutukladı. Çünkü o hakim de Allah’tan korkmuyor, iktidardan korkuyor, tercih edilmemekten korkuyor.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken İddia: 128 Milyar Doların Üzerine 226 Milyar Dolar Daha Eklendi

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz kurlarını baskılamak için satışlara devam ettiğini iddia etti.

DEA Lideri Babacan, 128 milyar dolara ilişkin, “128 milyar dolar meselesini ilk ben gündeme getirmiştim. Şu an itibarıyla bu 128 milyar doların üzerine 226 milyar Dolar daha eklendi. Sonuçta toplam rakam 354 milyar dolara çıktı” dedi.

Seçimlerden sonra yeni Merkez Bankası Başkanı ve yeni bakanlar göreve başladıktan sonra 40 milyar dolar satıldığını söyleyen Babacan, “Yeni ekonomi yönetimindeki arkadaşlara sesleniyorum: ‘Rasyonalite’ demek kendinden önceki dönemin kusurlarını örtmek demek değil. Siz güven oluşturmak istiyorsanız açık ve şeffaf olmak zorundasınız” diye konuştu.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi lideri Ali Babacan, Halk TV’de Yeni Bir Sabah programında İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu.

DEVA Lideri Babacan, “128 milyar Dolar meselesini ilk ben gündeme getirmiştim. Şu an itibarıyla bu 128 milyar Dolar’ın üzerine 226 milyar Dolar daha eklendi. Sonuçta toplam rakam 354 milyar Dolar’a çıktı” dedi.

Seçimlerden sonra yeni Merkez Bankası Başkanı ve yeni bakanlar göreve başladıktan sonra 40 milyar Dolar satıldığını söyleyen Babacan, “Yeni ekonomi yönetimindeki arkadaşlara sesleniyorum: ‘Rasyonalite’ demek kendinden önceki dönemin kusurlarını örtmek demek değil. Siz güven oluşturmak istiyorsanız açık ve şeffaf olmak zorundasınız” diye konuştu.

Ali Babacan, “Seçimden sonra şu 4 ayda 40 milyar Dolar daha açıklanmadan, arka kapıdan Merkez Bankasının döviz satışı var” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

6 Şubat Depremlerinin Maliyet 110 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Elbistan ve Pazarcık merkezli 6 Şubat depremlerinin maliyetinin 110 milyar dolar olduğu açıklandı.

Haber Merkezi / Toplamda 18 şehrin ve 14 milyon insanın etkilediği depremlerde, 680 bin civarında konut, 170 bin civarında da iş yeri, depo veya ahır gibi müştemilatların yıkıldığı ifade edildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şurasının Sonuç Bildirgesini”, kamuoyuyla paylaştı. Bakan Özhaseki açıklamasında şunları söyledi:

“6 Şubat’ta yaşadığımız deprem, kayıtlara asrın felaketi olarak geçti ancak ben buna, Malazgirt’ten beri yurt tuttuğumuz bu topraklarda, 1000 yılda yaşadığımız en büyük felaket, bin yılın afeti diyorum.

Deprem, doğrudan 11 şehrimizi, toplamda 18 şehrimizi ve 14 milyon insanımızı etkiledi. Depremin ilk dakikasından itibaren devletimiz sahadaydı, afet bölgesindeydi.

Sayın Cumhurbaşkanımız, 04.17’de hepimizden önce harekete geçmişti. Her şehre bakanlar, valiler, kaymakamlar görevlendirdi. Devletin bütün imkanları seferber edildi. Ben de o dönem AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı olarak 810 belediyemizi ivedilikle bölgeye yönlendirdim.

Yurtdışından gelen yabancı muhataplarımız, ‘Bu depremin dörtte biri bizde olsa üstesinden gelemezdik’ dediler. Hamd olsun, biz böyle bir milletin mensubu olmaktan gurur duyuyoruz. Oralarda bizi derinden etkileyen pek çok duygusal olay yaşadık.

Haccını erteleyip bağış yapan büyüklerden, bisiklet parasını getiren küçüklere, nişandaki takılarını getiren gençlerden, engelli aracıyla yemek yapmaya gelenlere kadar pek çok gurur verici hadiseye şahit olduk.

Şunu net olarak söyleyebilirim: Bütün bir millet ayaktaydı! Biz de Bakanlık olarak afetin ilk anından itibaren çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Zaman zaman itirazlarla bazı ufak değişiklikler olsa da 680 bin konut, 170 bin depo, ahır, dükkan gibi bağımsız bölümün ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldiğini tespit ettik.

Ortaya çıkan maliyet 110 milyar dolar. Hiç kimse merak etmesin en kısa zamanda sağlıklı, güvenli konutlar inşa ederek vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.”

Paylaşın

SGK, 29,1 Milyar Liralık Açık İle Yeni Rekor Kırdı

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2023 yılının ilk yedi aylık toplam açığı 29 milyar 103 milyon 231 bin lira olarak hesaplandı. SGK böylece, 2023 döneminde 29,1 milyar liralık açık ile yeni rekor kırıldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) AK Parti döneminde verdiği açığın toplamı ise 523 milyar 578 milyon 382 bin lira olarak kaydedildi.

Birgün’den Mustafa Bildiricinin haberine göre; SGK’nın 2023 yılının Ocak-Temmuz dönemindeki gelir ve giderleri belli oldu. AK Parti iktidarında rekor açıklar veren kurumun içinde bulunduğu batak bir kez daha mali verilere yansıdı.

SGK’nin Ocak-Temmuz 2023 dönemindeki toplam gelirinin, devlet katkıları ile birlikte 1 trilyon 121 milyar 664 milyon 963 bin TL olduğu bildirildi. Gelirin 162 milyar 247 milyon 930 bin TL’si devlet katkılarından oluştu. Kurumun Ocak-Temmuz dönemi giderinin ise 1 trilyon 150 milyar 768 milyon 193 bin TL olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “SGK, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde iflas etti” sözlerine karşın kurumun mali dengesi AK Parti döneminde alt üst oldu. Hemen her yıl milyarlarca liralık açık veren kurumun, 2023’ün Ocak-Temmuz dönemindeki toplam açığı 30 milyar TL’ye dayandı.

AK Parti döneminde gelir gider dengesi giderek bozulan SGK’nin yedi aylık toplam açığı ise 29 milyar 103 milyon 231 bin TL olarak hesaplandı. 2023’in ilk yarısındaki toplam açığı 9 milyar 643 milyon TL olan SGK’nın açığı böylelikle, bir ayda 20 milyar TL’ye yakın arttı. SGK’nin AK Parti döneminde verdiği açığın toplamı ise 523 milyar 578 milyon 382 bin TL olarak kaydedildi.

Ocak-Temmuz 2023 döneminde imza atılan 29,1 milyar TL’lik SGK açığının, 2002-2023 dönemindeki 18 yılda verilen açıktan daha fazla olduğu öğrenildi. SGK, AK Parti dönemindeki en yüksek açığı 67 milyar 469 milyon 343 TL ile 2020 yılında verirken 2002-2023 dönemindeki SGK açıkları, bazı yıllara göre şöyle sıralandı:

2002: 7 milyar 964 milyon TL
2007: 25 milyar 40 milyon TL
2012: 17 milyar 294 milyon TL
2017: 24 milyar 174 milyon TL
2022: 39 milyar 732 milyon TL
2023 (Ocak-Temmuz): 29 milyar 103 milyon TL

AK Parti döneminde, bütçe açığını kapatmak amacıyla SGK’ya bütçeden yapılan transferin tutarı da katlanarak arttı. Kurumun içinde bulunduğu açığı kapatamayan iktidarın bütçeden SGK’ye aktardığı paralar, bazı yıllara göre kayıtlara şöyle yansıdı:

2018: 57 milyar 560 milyon TL
2019: 71 milyar 221 milyon TL
2020: 85 milyar 70 milyon TL
2021: 106 milyar 847 milyon TL
2022: 174 milyar 712 milyon TL
2023 (Ocak-Temmuz): 162 milyar 247 milyon TL

Paylaşın

Akşener’den Partisine ‘Farklı Anlaşabilecek Yorumlar Yapmayın’ Talimatı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başkanlık divanı toplantısı ve milletvekilleriyle birlikte yediği yemekte yeni talimatlar verdiği öğrenildi. Milletvekillerinin de yemekte il ve ilçe teşkilatlarından bilgi aktardığı, 81 ilde seçime tek başına girme kararının arkasında durduklarını söyledikleri belirtildi.

Akşener, grup toplantısında “Nasıl ki; 25 Ekim 2017’de çıktığımız bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız” ifadesini kullanmıştı.

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerle ilgili ‘müstakil siyaset’ çıkışını sürdürerek ittifaklara kapıları kapatan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başkanlık divanı toplantısı ve milletvekilleriyle birlikte yediği yemekte yeni talimatlar verdiği öğrenildi.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’in aktardığına göre Akşener, şunları söyledi: “Arkadaşlar biz 81 ilde seçimlere tek başımıza gireceğiz. Sizlerden isteğim televizyon kanallarına çıktığınızda ya da gazetelere konuştuğunuzda bu kararımızdan farklı anlaşabilecek yorumlar yapmamanız. Genel İdare Kurulu bir karar aldı ve biz tek başımıza olacağız. Bu nedenden dolayı da hiç kimse yanlış algılanabilecek konuşmalar yapmasın.”

İYİ Parti lideri, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında da “Nasıl ki; 25 Ekim 2017’de çıktığımız bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız” ifadesini kullanmıştı.

Bu arada milletvekillerinin de yemekte il ve ilçe teşkilatlarından bilgi aktardığı, 81 ilde seçime tek başına girme kararının arkasında durduklarını söyledikleri belirtildi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan, Yeni A Takımına Son Şeklini Verdi

Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) listesi hazırlamaları için görevlendirilen AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Sekreter Fatih Şahin, Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir ve Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 250 kişilik taslak bir liste sundu.

Erdoğan’ın taslak listeyi 75 kişiye düşürdüğü, listeye son şeklini yarın akşama kadar vereceği belirtildi. Ayrıca MKYK listesinde milletvekili sayısının daha az olacağı, bu vekillerden bazılarının ise doğrudan MYK’da olabileceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın MKYK, disiplin ve etik kurullar ile demokrasi hakem heyeti başta olmak üzere genel merkez yönetiminde görev alan toplam 142 isim üzerinde yüzde 65’i bulan bir değişime gidilebileceğinden de söz ediliyor.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun‘un haberine göre; AK Parti 7 Ekim’de büyük kongresine hazırlanıyor. Edinilen bilgilere göre, Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) listesi hazırlamaları için görevlendirilen AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Sekreter Fatih Şahin, Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir ve Ali İhsan Yavuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 250 kişilik taslak bir liste sundu. Erdoğan’ın taslak listeyi 75 kişiye düşürdüğü, listeye son şeklini yarın akşama kadar vereceği belirtildi.

AK Parti ekibinin listeleri ilkesel bir çalışma yaparak hazırladığı bildirildi. Buna göre, parti dengesinin gözetilmesinin yanı sıra taslak MKYK listesinde 3 dönem kuralına takılması nedeniyle yeniden vekil adayı gösterilmeyen isimlerin de yer alması bekleniyor. Meclis’te ilk kez milletvekili olarak görev yapan isimlerin MKYK’da yer almayabileceği ancak 2 ya da 3’üncü dönemi olan milletvekillerin listeye girebileceği de aktarılıyor.

Ayrıca MKYK listesinde milletvekili sayısının daha az olacağı, bu vekillerden bazılarının ise doğrudan MYK’da olabileceği belirtiliyor. Erdoğan’ın MKYK, disiplin ve etik kurullar ile demokrasi hakem heyeti başta olmak üzere genel merkez yönetiminde görev alan toplam 142 isim üzerinde yüzde 65’i bulan bir değişime gidilebileceğinden de söz ediliyor.

Kongreye 27 ülkeden 49 siyasi partiden 119 siyasi parti temsilcisi 76 büyükelçilik ve toplamda 13 uluslararası kuruluş gelecek. AK Parti, MHP, CHP, BBP, DSP, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, HÜDAPAR, Vatan Partisi, Anavatan Partisi ve Demokrat Parti olmak üzere 10 siyasi partiye davet gönderirken, Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Yeşil Sol Parti’yi ise kongreye çağırmadı.

Kongrede renkli program

Ankara Spor Salonu’nda yapılacak kongrenin taslak programı da belirlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sabah kongre alanına gelip otobüs üzerinde mini bir miting yapması planlanıyor. Kongrenin ana sloganları “Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri” ve “Cumhuriyet’in yüz akı, Türkiye’nin yüz akı” olacak. Kongrede bu kez video gösterimi yerine Türkiye’nin demokratikleşme hikâyesi, “Cumhuriyetin yüz akı” sloganına atıfla “Bizler, Sizler, Yüzler ve Sözler” olmak üzere dört ana başlıktan oluşacak bir metin kurgusuyla tiyatral gösterim yapılacak.

Bu gösterimde, birlik ve beraberlik içinde Türkiye Yüzyılı’nın inşasına katkıda bulunulması için çağrıda bulunulması hedefleniyor. Yaklaşık 12 dakika sürmesi planlanan tiyatral gösteri Erdoğan’ın okuduğu metinle tamamlanacak. Kongrede ayrıca Azerbaycanlı şarkıcı Azerin de konser verecek.

Erdoğan’ın yarım saat sürmesi planlanan konuşmasının ardından da Genel Başkan ve ve MKYK seçimi yapılacak. 1572 delegenin oy kullanacağı seçimin ardından Erdoğan yeniden kürsüye çıkarak kısa bir teşekkür konuşması yapacak. Erdoğan kongrenin ardından Genel Merkeze geçip, yeni MKYK’sı ile toplanacak ve Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) belirleyecek. Erdoğan daha sonra MYK üyeleriyle de kısa bir toplantı yapacak.

Paylaşın

AK Parti Ve MHP’den “Emekli Maaşları Yeniden Düzenlensin” Teklifine Ret

Emekli maaşlarının yeniden düzenlenmesi için TBMM Genel Kurulu’na sunulan öneriye ilişkin konuşan İYİ Parti Milletvekili Dursun Ataş, “Ülkemizde 14 milyonu aşkın emekli vatandaş bulmakta ve büyük çoğunluğu ciddi geçim sıkıntısı çekmektedir. Bugün büyükşehirlerde ortalama bir ev kirası parasına geçinmeye çalışan milyonlar var. Buna rağmen AKP iktidarı emeklilerin sıkıntılarını duymazdan geliyor” dedi.

Saadet Partisi Milletvekili Mahmut Arıkan ise, “Ekonomide uzun zamandır süren kriz ile karşı karşıyayız. Bunun en büyük mağduru da emekli vatandaşlarımız” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Veli Ağbaba da, “Türkiye’nin birçok alanda birinciliği var ama bir birinciliği hepimiz açısından utanç verecek bir birincilik. Maalesef Avrupa’nın en düşük emekli aylığını alan ülke Türkiye” dedi.

Yeşil Sol Parti’nin (YSP) emekli maaşlarının yeniden düzenlenmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na sunduğu öneri Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

“Yüzünüzün kızarmayacağını düşünüyorum”

Önerinin gerekçesini açıklayan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, şunları söyledi: Konumuz toplumun en geniş kesimlerinden bir olan emekliler ve AKP iktidarı döneminde en çok mağdur olan kesim, emekliler. Onlar sıkıntılarını anlatacağım ama şundan eminim anlatılacaklardan bir çoğunuzun yüzü dahi kızarmayacak. Çünkü buna karar verecekler, ekmeğin, pazarın fiyatından bihaber. Tam da bu nedenle yüzünüzün kızarmayacağını düşünüyorum.

Aylık ortalama geliri 30 bin lira olan bir yurttaş dahi ay sonunu nasıl getireceğini bilemiyor. Kaldı ki çoğunluğu 7 bin 500 lira olan emekli insanlardan bahsediyoruz. Bu insanlar ne yesin? Ne içsin? Buna el insaf denir. Bu, iktidarın, AKP’nin en büyük ayıbıdır. Sürekli emeklilerin sorunları tartışılıyor ama AKP sıraları kör ve dilsiz.

Şunu ifade edeyim: Şimdi şu anda Türkiye’de kaç milyon emekli yaşıyor haberiniz yok. Bu ülkede 15,9 milyon emekli yurttaş yaşıyor. En az 9 milyon tanesi 7 bin 500 lira maaşla geçinmeye çalışıyor. Sarayın bu konuda fikri nedir? Yoksa sarayın yerel seçim hamlesini mi bekliyorsunuz? Şu anda sizin grubunuzda emekli maaşıyla geçinemiyoruz diyen milletvekili var. Bu halde siz 7 bin 500 lira maaş alan insanların geçinmesini bekliyorsunuz. Şu anda Genel Kurul’da bulunan milletvekillerine en çok telefon emeklilerden geliyor. Acaba Meclis’ten bizimle ilgili bir iyileştirme çıkacak mı diye? Biz de Yeşil Sol Parti grubu olarak diyoruz ki: Varsa vicdanınız önergemize evet oyu kullanın.

“Gelin bu meseleyi Meclis’te çözelim”

Öneri üzerine Saadet Partisi Grubu adına konuşan Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan: Ekonomide uzun zamandır süren kriz ile karşı karşıyayız. Bunun en büyük mağduru da emekli vatandaşlarımız. Yapılan seyyanen zam emekli vatandaşlarımıza yapılamadı. İktidar, yine eksik iş yaptı ve emekli vatandaşlarımız mağdur edildi. İtibardan tasarruf etmeyen iktidar, sıra vatandaşa gelince sağır oldu. Bir de seçim ekonomisi denen bir garabet var. 2023 yılı bütçesinin seçim ekonomisi denerek ilk 6 ayda tüketildiğini hep birlikte gördük. Gelin bu meseleyi Meclis’te çözelim.

“AKP iktidarı emeklilerin sıkıntılarını duymazdan geliyor”

Yeşil Sol Parti’nin önerisine ilişkin İYİ Parti Grubu adına Kayseri Milletvekili Dursun Ataş şunları söyledi: Ülkemizde 14 milyonu aşkın emekli vatandaş bulmakta ve büyük çoğunluğu ciddi geçim sıkıntısı çekmektedir. Bugün büyükşehirlerde ortalama bir ev kirası parasına geçinmeye çalışan milyonlar var. Buna rağmen AKP iktidarı emeklilerin sıkıntılarını duymazdan geliyor. Aynı iktidar milletle dalga geçer gibi kimseyi enflasyona ezdirmedik ezdirmeyeceğiz diyor.

Yarattığınız enflasyon canavarı, emekliyi çoktan yedi bitirdi bile. Siz neye göre kimseyi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz diyorsunuz? Diyorsunuz ki dişinizi sıkın, yılbaşında zam yapacağız. Emeklinin artık sıkacak dişi dahi kalmadı. Yoksulluk sınırının 33 bin liraya dayandığı bir yerde 7 bin 500 lira emekli maaşını konuşuyoruz. Artık öyle bir noktaya geldi ki emekli, torununa harçlık veremiyor. Ömrünün sonlarını ucuzluk kuyruklarında sıra bekleyerek geçiriyor. Bunun için mi ömür tüketti bu insanlar? Vatandaşın yararına her şeyi reddetmekten vazgeçin. Yılbaşını beklemeden gerekli adımları atalım.

“Avrupa’nın en düşük emekli aylığını alan ülke Türkiye”

CHP Grubu adına Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, şöyle konuştu: Şimdi birazdan eller kalkacak, kimin emekli dostu, kimin emekli düşmanı olduğu hep beraber, bütün emekliler görecek. Sayın Cumhurbaşkanı dün açıklama yapıyor “İnşallah bakacağız” diyor. Sayın Devlet Bahçeli “Emekli aylığına en az 8.077 TL seyyanen zam yapalım” diyor. Ben burada hem Sayın Devlet Bahçeli’ye hem AKP grubuna sesleniyorum: Elinizi tutan mı var? Kaldırın ellerinizi bir sefer emeklinin, fakirin fukaranın lehine. Emekli hiç olmazsa yıl başına kadar rahat bir nefes alsın. Birazdan kalkacak elleri görecek emekli. Kim emeklinin dostu, kim emeklinin düşmanı, kim samimi kalkan ellerden birazdan göreceğiz ve biliyoruz ki maalesef burada özgür iradenizle el kaldırmayacaksınız, emekliye zam vermemek için direneceksiniz.

Türkiye’nin birçok alanda birinciliği var ama bir birinciliği hepimiz açısından utanç verecek bir birincilik. Maalesef Avrupa’nın en düşük emekli aylığını alan ülke Türkiye. Hem euro bazında hem alım gücü anlamında en düşük aylığı alan emekli Türkiye’de. Belçika’da bir emekli ortalama 1.200 euro, Almanya’da 1.400 euro maaş alıyor, Türkiye’de bir emekli ortalama 259 euro maaş alıyor, sadaka bile değil. Belçika’da bir emekli toplam emekli maaşıyla 120 kilo et alıyor, Almanya’da 136 kilo et alıyor, Türkiye’de ise 16 kilo et alabiliyor. Emekli maalesef sayenizde alışverişe giderken, market market gezerken artık torbayla gitmiyor bir de elinde hesap makinası var, hesap makinasıyla geziyor hangi market ucuz diye.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın Yeni Anayasa Çağrısına Yanıt: Gel De Gülme

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısına yanıt veren Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten” dedi ve ekledi:

“Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin, Saadet Partisi çatısı altında birleşerek oluşturduğu Meclis grubu, yeni yasama yılının ilk grup toplantısını yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu,  ilk grup toplantısında hükümet politikalarını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısını, yerel seçim öncesi ekonomideki olumsuzlukları kapatmak için yaptığını savunan GP Lideri Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı niyetinizi çok iyi biliyoruz. Samimiyseniz; 12 Eylül Anayasası’nı kaldıracak, yerine gerçekten kamil ve milli bir anayasa yapmak için her türlü çabayı sergileriz. Sorumuz; açık ve net. Milletin başına bu belaları saran Cumhurbaşkanlığı sistemini de tartışmaya var mısınız? Yoksunuz. Niyetiniz zaman kazanmak ve oyalamak. Milletin birinci gündemi; iştir, açlıktır, bu tartışmaları yerel seçimlerden sonraya ertelesinler.”

Karamollaoğlu: Gel de gülme

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa yapılmasına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten. Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanlığı’na yönelik terör saldırısı girişimine ilişkin de, “Türkiye, terörü tüm kaynaklarıyla birlikte yok etme gücüne ve kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Terörün kazanma ihtimalinin olmadığını, kaybetmesinin de kesin olduğunu defalarca ispatlamış mümtaz bir millet ve kadim bir devlet, Türkiye’nin terörle mücadeledeki en büyük gücüdür.

Ancak pazar günü bertaraf edilen terör saldırısı sonrasında; arkasında kimlerin belli olduğu kimi kesimler ve mecralar tarafından, İçişleri Bakanı’na, bakanlığa ve bağlı birimlerine yönelik sataşmalar, isnat ve ithamlar da söz konusu oldu. Doğrusu İçişleri Bakanı’nın suç örgütlerine ve özellikle mafya ve belirli çete türü yapılara karşı yürüttüğü anlamlı ve kararlı mücadeleden rahatsız olanları anlamakta zorlanıyor insan” diye konuştu.

Türkiye’nin terörden, terör örgütlerinden, mafya ve çetelerden, suç birlikteliklerinden arındırılması konusunda her türlü desteğe hazır olduklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Maalesef, terörle ve suç örgütleriyle mücadele kulvarında ‘fakat, ama, ancak’ başlıklı cümle kurmaya meyilli olanları da görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

SP Lideri Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın terör ve suç örgütlerine yönelik verdiği mücadeleyi takdir ettiklerini de sözlerine ekledi.

Paylaşın

“Çocuk Yoksulluğu” Sorunu Meclis Gündemine Taşındı

Ülkede yaşanan “çocuk yoksulluğu” sorununu Meclis gündemine taşındı. TÜİK’in “çocuk, yoksulluk ve yaşam” raporu verilerinde, Türkiye’de 9,4 milyon çocuğun yani her iki çocuktan birinin yoksulluk çektiği, ülke genelinde ise nüfusun yüzde 32,6’sının yoksulluk riski altında olduğu belirtildi.

“Çocuk yoksulluğu” sorununu Meclis gündemine taşıyan YSP Milletvekili Ayşegül Doğan, ekonomik kriz ve gıda fiyatlarındaki artışın “derin yoksulluğu” ülke gündeminin en hayati başlığı haline getirdiğini söyledi. Doğan, “Araştırmalar, bu durumun en çok çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile eğitim ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesini etkilediğini göstermektedir” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu yıl ilk defa açıkladığı “çocuk, yoksulluk ve yaşam” raporu verilerinde, Türkiye’de 9,4 milyon çocuğun yani her iki çocuktan birinin yoksulluk çektiği, ülke geneli değerlendirmelerinde ise nüfusun yüzde 32,6’sının yoksulluk riski altında olduğunun belirtildiğini söyleyen Doğan, “Risk altında olanların yüzde 42,7’sini, 0-17 yaş arası “ciddi yoksulluk çeken çocuk” oluşturmaktadır. Uzmanlar bu durumun, sosyal dışlanma riski yaratabileceği uyarısında bulunmuştur” ifadelerini kullandı.

Dünya Gıda Örgütü’nün 2022 verilerine göre, Türkiye’de 14,8 milyon kişinin yetersiz beslendiğini, bu oranın en yüksek olduğu İl’in ise yüzde 20,6 ile Şırnak’ın olduğunu söyleyen Doğan, “BM’nin 2023 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nda, Türkiye’de yetersiz beslenmenin yaygınlık oranının yüzde 2,5, 5 yaş altı çocuklardaki bodurluk oranının ise yüzde 5,5 olarak açıklanmıştır” dedi.

Yeşil Sol Parti (YSP) Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yanıtlaması istemi ile şu soruları yöneltti:

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın SED kapsamında, ailelerine ödeme yaptığı ve temel ihtiyaçları karşılanamadığı için ailesinden koparılan ya da koparılma riski taşıyan çocuk sayısı kaç?

“Ciddi yoksullaşma” yaşayan 9,4 milyon çocuk için Bakanlık hangi çalışmaları yürütüyor?

Dünya Gıda Örgütü’nün 2022 verilerine göre, yüzde 20,6 ile Şırnak çocuklarda yetersiz beslenmenin en yüksek oranda yaşandığı il olarak tespit edilmiştir. Bakanlığın, il özelinde, çocukların dengeli ve sağlıklı beslenmesi için başlattığı bir çalışma var mı?

Bakanlığınızın, iddialarda yer verilen yoksul çocuk sayısındaki artışın kalıcı olarak çözüme kavuşturulması konusunda kapsayıcı farklı bir yaklaşımı, çalışması ya da uygulanmakta olan projesi var mı?

Ekonomik kriz ve yoksullaşma nedeni ile kaç çocuk Bakanlığınızın korumasına bırakıldı?

Giderek artan ve “çocuk yoksulluğu” olarak adlandırılan mevcut durum göz önüne alındığında, Bakanlığınız tarafından, çocuk sağlığı ile bedensel ve zihinsel gelişim bozukluklarına odaklanan yaygın saha araştırmaları ve taramalar yapılıyor mu?

Ülke genelinde durumun önemi ve hassasiyeti ortadayken Bakanlıklar arası ortak bir çalışma ve acil eylem çağrısı yapmak için hala ne bekleniyor?

Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi’nde yoksul çocukların okul ortamında “Arkadaş edinmede zorluk, utanma ve sosyalleşmede zayıflık” gibi olumsuzluklara maruz kaldığı sonucuna varıldı. Bu tespitlere dayanarak, artan yoksulluğun önlenmesi ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesi amacıyla, Bakanlığınız hangi önlemleri alıyor?”

Paylaşın

Freedom House: Türkiye’de İnternet Özgürlüğü Giderek Azalıyor

Freedom House’un “2023 İnternette Özgürlük” raporunda, Türkiye, “Erişim Önündeki Engeller” başlığında 25 üzerinden 12 puan, “İçerik Sınırlamaları” başlığında 35 üzerinden 10 puan ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri”nde 40 üzerinden 8 puan alarak, 100 üzerinden 30 puanla “özgür değil” kategorisinde yer aldı.

Rapora göre, Türkiye’de internetin kalitesi ve hızı genel olarak güvenilir ancak altyapı arızaları pek çok yerde erişime engel. 2023 başı itibarıyla, Türkiye’de halkın yüzde 83,4’ünün internet kullandığı ifade edilen raporda, internet erişimi olan hanelerin yüzde 94,1’e çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ülkede “devam eden ekonomik kriz ve artan enflasyonun” ise internet hizmetlerinin maliyetini, birçok kişi için karşılanamaz seviyeye çıkardığı vurgulanıyor.

Kırsal bölgelerde internete erişimin kentlere göre daha zayıf olduğu belirtilirken, cinsiyetler arasında internete erişim açısından fark olduğu, erkeklerin erişiminin, az bir farkla da olsa kadınlara göre daha fazla olduğu raporda yer alıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli insan hakları kuruluşu Freedom House tarafından yayınlanan, “2023 İnternette Özgürlük” raporuna göre Türkiye’de internet özgürlüğü son on yılda “giderek azaldı”.

Geçen yıl Ekim ayında yürürlüğe giren Dezenformasyon Yasası’na değinilen raporda, bu yasanın muhalif siyasetçiler ile gazetecilerin susturulması için kullanıldığı, sansürün yaygın olduğu ve çok sayıda makale ile sosyal medya paylaşımının engellendiği vurgulandı.

Raporda, internet kullanımı “Erişim Önündeki Engeller”, “İçerik Sınırlamaları” ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri” başlıkları altında incelendi. Türkiye, “Erişim Önündeki Engeller” başlığında 25 üzerinden 12 puan, “İçerik Sınırlamaları” başlığında 35 üzerinden 10 puan ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri”nde 40 üzerinden 8 puan alarak, 100 üzerinden 30 puanla “özgür değil” kategorisinde yer aldı.

Değerlendirmede, toplamda 70-100 arası puan “özgür”, 40-69 arası “kısmen özgür”, 0-39 arası “özgür değil” olarak nitelendiriliyor.

Rapora göre, Türkiye’de internetin kalitesi ve hızı genel olarak güvenilir ancak altyapı arızaları pek çok yerde erişime engel. 2023 başı itibarıyla, Türkiye’de halkın yüzde 83,4’ünün internet kullandığı ifade edilen raporda, internet erişimi olan hanelerin yüzde 94,1’e çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ülkede “devam eden ekonomik kriz ve artan enflasyonun” ise internet hizmetlerinin maliyetini, birçok kişi için karşılanamaz seviyeye çıkardığı vurgulanıyor.

Kırsal bölgelerde internete erişimin kentlere göre daha zayıf olduğu belirtilirken, cinsiyetler arasında internete erişim açısından fark olduğu, erkeklerin erişiminin, az bir farkla da olsa kadınlara göre daha fazla olduğu raporda yer alıyor.

Freedom House Raporu’nda Türkiye’de yetkililerin internete erişimi nadiren de olsa kısıtlayabildiği, bunun örneklerinden birinin geçen yıl Kasım ayında, İstiklal Caddesi’nde düzenlenen bombalı saldırının ardından, diğerinin de 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nde görüldüğü aktarıldı.

Türkiye’de telekomünikasyon alanını düzenlemek ve denetlemekle sorumlu kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) çalışmalarına da değinilen raporda, bu kurumun özel bir bütçeye sahip olduğu, üyelerinin hükümet tarafından atandığı ve karar alma sürecinin şeffaf olmadığı ifade edildi.

Başta haberler olmak üzere pek çok içeriğe engel getirildiği aktarılan raporda, Aralık 2022 itibarıyla 712 binden fazla alan adı ile 150 bin URL’nin engellendiği bilgisi yer aldı. 6 Şubat Depremleri’nden sonra, Twitter’in yaklaşık sekiz saat süreyle kapatılmasının acil kurtarma çalışmalarını engellediği ve yine Şubat ayında Ekşi Sözlük’e yasak getirilmesi de raporda konu edildi.

VOA Türkçe ve Deutsche Welle Türkçe’ye getirilen yasaklar

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), 2022 yılının Şubat ayında uluslararası haber sitelerine ulusal yayın lisansı almaları için 72 saat süre tanıması ve Deutsche Welle (DW) ile Voice of America’nın (VOA) bunu reddetmesi üzerine söz konusu haber sitelerinin erişimine engel konmasına da yine raporda yer verildi.

Haber sitelerinin yanı sıra Uber, PayPal ve Booking.com gibi ticari siteler ile bir scooter kiralama uygulaması olan Martı’ya da erişim engeli getirildiği, Martı’ya yönelik engel kararının İstanbul Taksiciler Odası’nın şikayeti üzerine alındığı aktarıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın