Şimşek, Kredi İçin Yine Körfez Ülkelerinin Kapısını Çalacak: 4 Ayda 5. Ziyaret

Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası ekonomiden tam sorumlu bakan olarak atanan Mehmet Şimşek, kredi için Körfez ülkelerini bir kez daha ziyaret edecek: Ziyaretlerimizin amacı, ülkemizin yeni programını anlatmak, istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yabancı yatırımcılara Türkiye’nin ekonomi politikalarını anlattığı yatırım turları kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te temaslarda bulundu. Bakan Şimşek temaslar sonrasında sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Bakan Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamaları yaptı: “Dün yaptığımız bir günlük Fransa ziyaretimize çok şey sığdırdık. Bu kapsamda sabah ilk olarak BNP Paribas’ın Yönetim Kurulu Başkanı Jean LEMIERRE ev sahipliğinde, Fransa’nın en büyük iş insanları derneği MEDEF üyeleri ile bir araya geldik. Daha sonra Societe Generale’in ev sahipliğinde yaklaşık 4 trilyon avro yöneten Fransa merkezli yatırım fonlarına ve banka üst düzey yöneticilerine Türkiye ekonomisini ve programımızı anlattık.

Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı’nın Başkanı dostum Sn Fatih BİROL ile küresel enerji piyasasının görünümüne ilişkin bir görüşme gerçekleştirdik. Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Sayın Bruno Le MAIRE ile ikili ticaretimizi ve karşılıklı yatırımları nasıl artıracağımıza yönelik istişarelerde bulunduk. Son olarak dün gece Fransa-Almanya Forumunda 70 civarında firmanın CEO/CFO’suna Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattık.

Fransa, Türkiye’de en çok uluslararası yatırım yapan ilk 10 ülke içinde yer alıyor. Yatırımcılarla görüşmelerimiz hafta başı Körfez ülkeleri ziyaretlerimiz ile de devam edecek. Ziyaretlerimizin amacı ülkemizin yeni programını anlatmak ve istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmektir.”

2023’ün Temmuz ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 200 patronu da alarak Körfez turuna çıkmıştı. Körfez’den 26 anlaşmayla dönen patronlar, gezi dönüşü yaptıkları açıklamalarda ilişkilerde ”bahar döneminin” yaşandığını anlatmıştı. DEİK Başkanı Olpak, ilişkilerde bahar döneminin yaşandığını söylemiş, MÜSİAD Başkanı Asmalı’dan da ”gezi amacına ulaştı” demişti.

Bakan Şimşek’in sıkı Körfez mesaisi: 5 Haziran 2023 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan Şimşek’in dış kaynak için sık sık Körfez’deki Arap ülkelerinin kapısını çalması dikkat çekici.

22 Haziran tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile birlikte “çalışma ziyareti” kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’ye giden Şimşek, burada BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya gelmişti.

9 Temmuz’da yine Yılmaz ile birlikte Katar’a giden Şimşek, burada da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmüştü. 12 Temmuz’da Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Gaye Erkan ile birlikte Suudi Arabistan’a giden Şimşek, burada Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan ile görüşmüştü.

Şimşek, 17-19 Temmuz tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ı kapsayan üç günlük Körfez turuna da katılmıştı.

Paylaşın

94 Milletvekili Kılıçdaroğlu İçin İmza Verdi: Son Dönem

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 130 milletvekilinden 94’ü ‘son dönem’ diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4-5 Kasım’da gerçekleştirilecek kurultayda Genel Başkan adayı olması için imza verdi.

Kurultayda genel başkanlık için Kemal Kılıçdaroğlu ile Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yarışması bekleniyor. CHP’de genel başkanlığa aday olabilmek için 1370 delegeden yüzde 5’inin imzası gerekiyor.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, CHP’de 81 il ve 900’ü aşkın ilçede yapılan il ve ilçe kongreleri sona erdi. 4-5 Kasım’daki kurultay öncesi tamamlanan kongrelerde 51 il başkanı ile 413 ilçe başkanı değişti. 30 il başkanı ile 560 ilçe başkanı ise seçimleri yeniden kazandı.

Kongre takvimi çerçevesinde il ve ilçe başkan ve yönetimlerinin yanı sıra 1370 kurultay delegesi de belirlendi. CHP’deki 130 milletvekilinden 94’ü de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan adayı olması için imza verdi.

Bugüne kadar 19’u olağanüstü 56 kurultay yapan CHP’de, 38. Olağan Kurultay 4-5 Kasım’da, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenecek. Kurultayda, ilk gün genel başkan seçimi, ikinci gün ise Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin seçimi yapılacak.

Seçimlerin, “blok liste” ve kadın üyeler için pozitif ayrımcılık amacıyla ‘fermuar” yöntemiyle yapılması düşünülüyor. Genel başkanlık için Kemal Kılıçdaroğlu ile Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yarışması bekleniyor. CHP’de genel başkanlığa aday olabilmek için 1370 delegeden yüzde 5’inin imzası gerekiyor. CHP’de 38. Olağan Kurultay’dan iki hafta sonra da tüzük kurultayı yapılacak.

Paylaşın

“İYİ Parti İle AK Parti İzmir İçin Anlaştı” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız gireceğini açıklayan İYİ Parti’nin İzmir için AK Parti ile anlaştığı öne sürüldü: AK Parti İzmir’de aday çıkarmayacak.

İYİ Parti’den istifa eden eski milletvekili Aytun Çıray, gazeteci Nevşin Mengü’nün YouTube kanalında konuk olduğu programda yerel seçimlere dair konuştu.

Aytun Çıray, çok güvendiği bir kaynağının kendisine, İYİ Parti ile AKP arasında bir anlaşmadan bahsettiğini, “İYİ Parti’nin Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmak şartıyla, İzmir’de AKP’nin aday çıkarmama ihtimali tartışılıyor” dediğini aktardı.

Çıray, şunları kaydetti: “İYİ Parti’nin istediği gibi davranma hakkına kimse bir şey diyemez ama Türkiye çapında aday çıkarmaları en çok CHP’ye zarar verecektir. Çok güçlü bir liderlik sergiliyorsanız sizin vaadiniz ittifakla seçim kazanmak olmamalı. Bu aşamadan sonra kurulacak bir ittifak da işe yaramaz. Meral Hanım, ‘kazanacak aday’ sürecine benzer bir süreç yürüttü.

CHP, örseleniyor. İYİ Partili vekil tarafından HDP’ye, PKK’ya yakın olmakla yorumlandı. Bir başka vekil, biz MHP ve AKP ile ittifak yapmalıyız dedi. İYİ Partili bir vekil, İzmir’de bir STK’nın başkanına gidip, başka şeyler teklif etti. ‘İster AKP’den ister bizden aday ol, destek vereceğiz’ dedi.

Bir süreç yürüyor ve muhalefet açısından iyi bir süreç yürümüyor. Muhalefetin seçime giderken kendi içindeki açıklaması Tayyip Bey’i kurtarıyor. Ankara, İstanbul’u muhalefet alır. Bilinçli CHP seçmeni ve İyi Parti seçmeni, İstanbul’da Ankara’da CHP’ye oy verir.”

Paylaşın

Önder: Cezaevleri Memleket Toprağıdır, İcap Ediyorsa Oraya Da Gireriz

YSP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, cezaevlerinin kendisi ve arkadaşları üzerinde bir yaptırım değeri olmadığını belirterek, “Efkar ettiğimiz memleketin halidir. Cezaevleri de memlekettendir, memleket toprağıdır, icap ediyorsa oraya da gireriz” dedi.

Sırrı Süreyya Önder açıklamasının devamında, “Bizim de yolumuz, çizgimiz, derdimiz bu. Biraz sizlerden farklı düşünüyoruz, olay özetlendiğinde hülasası bu. Belli konularda sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyoruz. Bu incitici, aykırı, sıkıntılı gelebilir. Ama burası, bunun tam da istişare edileceği, ortak yol bulunulacağı bir yer” ifadelerini kullandı.

Kobane eylemleriyle ilgili davada yargılanan TBMM Başkanvekili ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, TBMM Genel Kurulu’nda kendisiyle ilgili ifadeler üzerine konuşma yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Meclis başkanvekillerinin görüş açıklayamayacağını söyleyen Önder, “Değerli milletvekilleri, Meclis Başkanvekili görüşülmekte olan bir konu hakkında görüş beyan edemezler, üyelerle bir tartışmaya giremezler. Bunun bir istisnası var. Başkanvekiline dönük atıflar söz konusu olduğunda bir açıklamada bulunurlar. Ben de kısa bir açıklamada bulunmak istiyorum, çokça adım geçti, çokça atıf yapıldı” dedi.

“Bütün onurum ve şerefim üzerine söylüyorum ki, cezaevlerinin benim ve arkadaşlarımın üzerinde bir yaptırım değeri yok” diyen Önder, “Efkar ettiğimiz memleketin halidir. Cezaevleri de memlekettendir, memleket toprağıdır, icap ediyorsa oraya da gireriz. Bizim de yolumuz, çizgimiz, derdimiz bu. Biraz sizlerden farklı düşünüyoruz, olay özetlendiğinde hülasası bu. Belli konularda sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyoruz. Bu incitici, aykırı, sıkıntılı gelebilir. Ama burası, bunun tam da istişare edileceği, ortak yol bulunulacağı bir yer” ifadelerini kullandı.

Davada hakkında 39 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini hatırlatan Sırrı Süreyya Önder, şöyle devam etti:

“Bir garabetin içerisindeyiz. Normalde milletvekili dokunulmazlığı anayasada çok açık bir şekilde düzenlenmiş. Bunun ramına aykırı uygulamalar olduğunda Anayasa Mahkemesi, Enis Berberoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven kararlarında, bu yargılamaların seçilmesiyle beraber durması gerektiği konusunda net, kesin kararları var. Ben hala bu davada yargılanıyorum. Şu an diyelim ki, dünkü tezkere kararında benimle ilgili bir dosya görünüyor ve bu benim için yaşamsal bir şey, 39 kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. Birleşimi kapattım gidip mahkemeyi izleyeceğim desem ne mani, kim ne diyecek. Garabete işaret ediyorum. Suçluyum, suçsuzum buralara hiç girmiyorum.”

Dokunulmazlığın vekillerin yasama çalışmalarını baskı altında hissetmeden yapması için gerekli olduğunu belirten Önder, “Milletvekili dokunulmazlığı tam da bunun için lazım. Milletvekili yasama faaliyetini bu tür baskılardan azade bir şekilde yürütebilmesi için. Kim bana ne diyebilir, ben bugün mahkemede olmak zorundayım çünkü bir hayat memat meselesi. 39 kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor” dedi.

İddianameyi AK Parti’yi yargılamak için ön iddianame olarak nitelendiren Önder, “Hem o mahkemede hem gözaltına alındığımda defalarca şunu söyledim, son defa olarak bir daha da bu tartışmalara girmeyeceğim, son defa şunu belirtmek istiyorum. ben orada dedim ki, AK Partili bütün hukukçu arkadaşlardan özel istirhamımdır, bütün milletvekillerinden de, bu iddianame AK Parti’yi yargılamanın ön iddianamesidir. Buradan bize bir hüküm çıkarsa ve bu hüküm kesinleşirse bu içtihada dönüşecek ve AK Parti’nin karar süreçlerindeki bütün ilgililer, bir davalar zinciriyle karşı karşıya kalacaklar. Niye? Çünkü delil diye söylenen her şey çözüm süreci faaliyetleri ve bu Meclis çözüm sürecinde rol ve sorumluluk alanlar için bir bağışıklık yasası getirdi, oyladı, kabul etti. Sorun bu” ifadelerini kullandı.

“İç hesaplaşmaların bir enstrümanına dönüştürülmüş durumdayız”

Çözüm sürecindeki bakan ve yetkililerinin yaşananlarla ilgili anlattıklarını yalanlaması halinde istifa edeceğini belirten Önder, şunları söyledi:

“Benim mahkemede, AK Partili arkadaşlara da söyledim, bu iddianameye bir alıcı gözle bakın hele. Mahkemeler bizim ikinci ikametgahımız olmuş, biz alışkınız. Ama bu sizin bir ön iddianameniz kafasıyla hazırlanmış. Kimse bu ülkede, ne yazık ki, ne acı ki, yargıya kefil olabilecek durumda değil. Çünkü iç iktidar savaşları, herkes bizim üzerimizden diğerlerine ateş ediyor. İç hesaplaşmaların bir enstrümanına dönüştürülmüş durumdayız.”

“6-8 Ekim’le ilgili hayatını kaybeden tüm yurttaşları bir kez daha rahmetle anarak şunu söyledim, Sayın Efkan Ala, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin bütün ilgilileri, Sayın Sadullah Ergin, kamu güvenliği bürokratları o iki gece ben, Sayın Pervin Buldan, Sayın İdris Baluken İçişleri Bakanı’nın makamında sabahladık. İki gün, iki gece… Bu hadise toplumsal bir tahribat yaratmasın diye.

Uzun uzun anlattım, gelsinler dedim ya tanık olarak gelsinler desinler ki bu gerçeklik tam olarak böyle değil ya da tam olarak böyle Sayın Önder sırasını yanlış anlatıyor ya da böyle olmayabilir, tanık olarak gelmiyorlarsa bir röportaj versinler desinler ki, böyle diyor ama tam olarak onun dediği gibi değil, yalan söylüyor demelerine gerek yok. Tam olarak öyle değil desinler, sizin huzurunuzda tekrar ediyorum, milletvekilliğinden istifa edeceğim aynı gün. O zaman nasıl istiyorsanız yargılayabilirsiniz. Ama burada bunula ilgili yasa tasarısı görüşülüyor, bana onlarca atıf yapılıyor ve ben o davanın sanığı bu duruşmanın riyasetini yürütüyorum.

Ben bunu bu kadar ısrarlı belirtince savcılık mütalaaya bir ek yaptı. Baktı ki Kobani’yi çözüm süreci sarmalında kriminalize ediyordu, dedi ki her ihtimale karşı örgüt üyeliğinden de ek savunma yapsınlar. Yer yüzünde her ihtimale karşı savunma yapmak diye bir şey yok. Tek tek sayılır sanıklar bakımından ilişkisi şudur, şekli şudur, niteliği budur, zamanı budur… Bunlar sayılır ve denir ki bunlara karşı sanık savunma yapsın. Yarın öbür gün biz gideceğiz, birileri diyecek ki bu arkadaş vaktinde bunları kürsüden altını çize çize söylemiş.”

Paylaşın

Akşener Duyurdu: Bütün İl Ve İlçelerde Aday Çıkaracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi planlayan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, “Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener konuşmasının devamında, “Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Düzce’ye ziyarette bulundu. Partililerle bir araya gelen Akşener, burada yaptığı konuşmada yerel seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi bizim yapmaya çalıştığımız şey şu; kimseyi kazandırma ya da kimseye kaybettirmek gibi bir niyetimiz yok. Biz kendimiz kazanmak için yola çıkıyoruz. Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?

Çünkü hem 2018’de, hem 2023’te bu millet bize yüzde 10 civarında, gözümün önünden ayrılma, seni takip ediyorum dedi. Ama milletimiz bir şey daha dedi. Arkadaşlarımızın eline vuruldu. Terörist elini sıkan elle yan yanasınız diye. Buna istediğiniz kadar cevap vermeye gayret edin, doğru dürüst cevap verilemedi. Çünkü bu duygusal bir şey.

Aç yatarım, ülkemi böldürmem, aç yatarım şunu yaptırmam diyen bir milletin haslet bu. Bu hasletin tahrik edildiği, tedirgin edildiği bir meselede, sonuçta her şeye rağmen bizi göz önünde tuttu, yok etmedi, ama buna rağmen de gel buyur sen yönet demedi. Bunlardan ders çıkardık. Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz.”

Meral Akşener, İYİ Partinin Düzce belediye başkan adayının Mehmet Keleş, Düzce’nin Akçakoca belediye başkan adayı olarak İYİ Parti Akçakoca ilçe başkanı Av. Behcet Alkan Lokum, Gölyaka ilçesi belediye başkan adayı olarak da Bekir Akbulut olduğunu açıkladı.

Paylaşın

AK Partili ve CHP’li Vekiller Arasında ‘Cumhuriyetin 100. yılı’ Tartışması

Meclis Genel Kurulu’nda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Muğla Milletvekili Kadem Mete arasında, Cumhuriyetin yüzüncü yılı kutlama tartışması yaşandı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; CHP Milletvekili Gökan Zeybek, Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerinde, “Bütün dünyada, gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin tümünde 50’inci, 75’inci ya da 100’üncü yıl kutlamalarında sadece bir ikramiye değil; geniş çapta bir af, özellikle de yoksul ve alt gelir grubundaki yurttaşları ilgilendiren düzenlemeler parlamentoların gündemine gelir.

Sizin gündeminizde ne yoksullarla ve emekçilerle ilgili, cezaevinde yatan insanlarla ilgili bir düzenleme getirme teklifi var ne de Cumhuriyetin 100’üncü yılını kutlamak için alanlarda, sokaklarda, meydanlarda bir çalışma var; bu da sizin hanenize bir not olarak yazılacaktır” diye konuştu.

CHP’li Zeybek’in konuşmasına AK Parti sıralarından Muğla Milletvekili Kadem Mete’den sataşma geldi. Kadem Mete, “Sanatçı çağırdık zaten, konserler yaparsınız, kutlarsınız” dedi.

Mete’nin bu sözlerini meclis kürsüsünden sert eleştiren CHP’li Zeybek, “Evet, sen cumhuriyetin 100’üncü yıl kutlamasını bir konser olarak idrak edecek kadar cumhuriyetin fikriyatını anlamamış bir milletvekilisin, böyle anladığın için de yazıklar olsun diyorum sana” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’nin İzmir Ve Balıkesir Adayları Belli Oldu

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde adayları belli olmaya başladı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu İzmir ve Balıkesir büyükşehir belediye başkan adaylarını açıkladı: Tunç Soyer ve Ahmet Akın.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt ve yönetim kurulu üyeleriyle CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

İz Gazete’den Ümit Kartal’ın haberine göre görüşme sırasında Ahmet Akın’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağına dair iddialar gündeme geldi. Kılıçdaroğlu, İZSİAD heyetine, “Ahmet Akın’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olacağına dair söylentiler nereden çıkıyor?” diye sordu ve şöyle devam etti:

“Ahmet Akın’ın İzmir ile alakası yok. Ahmet Akın bizim Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayımızdır. Geçen seçimde de öyleydi ancak İYİ Parti ile ittifak kapsamında İYİ Parti’ye bıraktık ama olmadı. Şimdi de Balıkesir adayımız Ahmet Akın’dır.”

Bunun üzerine İZSİAD Başkanı Hasan Küçükkurt, “Peki İzmir adayınız kim?” diye sordu. Diyalog şöyle devam etti:

Kılıçdaroğlu: Tunç Soyer elbette adayımızdır.

Küçükkurt: Ama bunu söylemediniz. Başka şehirlerden açıkladığınız oldu, İzmir’i açıklamadınız.

Kılıçdaroğlu: Gazeteciler sıkıştırınca diğer adayları açıklamak zorunda kaldım. Sonra partiden bana adayları önceden açıklamam konusunda eleştiri geldi. O yüzden açıklamadım.

Küçükkurt: (Heyette yer alan Ali Talak’ı göstererek) Ali Talak gazetecidir başkanım. Bizi de gazeteci sayın ve açıklayın.

Kılıçdaroğlu: O zaman açıklayayım adayımız Tunç Soyer’dir.

İstanbul, Ankara ve Aydın adayı açıklanmıştı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin soruya, “Mansur Bey bizim belediye başkanımızdır ve belediye başkan adayımızdır” diyerek yanıt vermişti.

Yavaş, 2019 yılındaki yerel seçimlerde oyların yüzde 50,9’unu alarak büyükşehir belediye başkanı seçilmişti. 2014 yılında da CHP’nin adayı olarak seçime giren Yavaş, 43,82’lik oy oranı ile seçimi kaybetmişti.

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun yerel seçimde yeniden aday gösterileceğini açıklamıştı. Kılıçdaroğlu, “Bir insan görevinde başarılıysa neden değiştirilsin? Elbette Ekrem İmamoğlu adayımızdır.” demişti.

Kılıçdaroğlu, Aydın Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun 2024 yerel seçimlerinde yeniden aday olacağını duyurmuştu.

Paylaşın

800’den Fazla Akademisyenden, “Gazze’de Soykırımı Önleyin” Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 13. gününde, 800’den fazla akademisyen, İsrail tarafından Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirilme olasılığına karşı uluslararası topluma uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı.

Bildiriye imza atan akademisyenler arasında, holokost ve soykırım çalışmaları uzmanları, uluslararası hukuk ve Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşımları (TWAIL) akademisyenleri yer alıyor.

‘Gazze Şeridi’nde daha önce var olan koşulların, son dönemde (şiddet ve çatışmalarda) yaşanan tırmanışın öncesinde, halihazırda soykırım tartışmalarını beraberine getirdiğini’ hatırlatan imzacılar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Uluslararası hukuk, çatışma ve soykırım çalışmaları akademisyenleri olarak, İsrail güçleri tarafından Gazze Şeridi’nde Filistinlilere karşı soykırım suçu işlenebileceğine yönelik uyarıda bulunmak zorunluluğudayız. Bunu bu suçun ağırlığının bilincinde olarak öyle kolayca yapmıyoruz; mevcut durum bunu talep ediyor.”

‘Akademisyenlerin yıllar içinde Gazze’daki ablukanın bir soykırımın başlangıcı ya da ağır çekim bir soykırıma eşdeğer olabileceği uyarısında bulunduğuna’ işaret eden 801 akademisyen, “Ancak İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne başlattığı mevcut askeri harekat, büyüklüğü ve şiddeti açısından, dolayısıyla Gazze toplumu için sonuçları açısında daha önce eşi görülmemiş bir durum teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de siviller de dahil İsrail’e yönelik saldırılarını hatırlatan akademisyenler, ‘Gazze şeridinin o günden bu yana İsrail güçlerinin aralıksız ve ayrım gözetmeyen bombardımanına maruz kaldığının’ altını çizdi. İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın Gazze’ye akaryakıt, elektrik, su ve diğer temel ihtiyaçların girişini de yasaklayacak şekilde ‘topyekûn abluka’ uygulanacağını açıkladığına işaret edilen açıklamada, “Bu terminoloji, kendi içinde halihazırda yasadışı olan ve soykırımcı bir ablukanın, düpedüz yıkıcı bir saldırı olarak şiddetlenmesine işaret ediyor” denildi.

İsrailli yetkililerin 12 Ekim’de ‘bunun pek çok insan için pratikte imkansız olduğunu bilmelerine rağmen’ Gazze’nin kuzeyinde yaşayan 1,1 milyon Filistinliden bölgenin güneyine geçmesini istediğini hatırlatan akademisyenler, ‘güvenli rota’ olarak adlandırılan yolu kullanarak bölgeden ayrılmaya çalışan Gazzelilerin de İsrail’in hava saldırılarının hedefi olduğunu ve en az 70 kişinin bu şekilde yaşamını yitirdiğini kaydetti. Açıklamada ayrıca “İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’teki tüm Filistin toplumuna karşı şiddet, gözaltı, yerinden etme ve yıkım da artış gösterdi” uyarısında bulunuldu.

Savunma Bakanı Gallant’ın Filistinliler için kullandığı “Biz hayvansı insanlarla savaşıyoruz ve ona göre davranıyoruz” ifadelerini de hatırlatan imzacılar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrailli yetkililer tarafından 7 Ekim’den bu yana yapılan açıklamalara bakılırsa, Gazze’deki Filistinlilerin öldürülmesi ve yaşam için gerekli olan temel koşulların sınırlandırılmasının ötesinde, Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden ve olması muhtemel İsrail saldırılarının olası bir soykırımcı niyetle yapıldığına ilişkin emareler de var. İsrailli siyasi ve askeri figürlerin kullandığı dil, soykırım ve soykırıma teşvik ile ilişkilendirilebilecek söylem ve mecazları yeniden üretiyor gibi görünüyor. Filistinlilere yönelik insan olmaktan çıkaran tarifler yaygın.”

‘Soykırıma teşvike ilişkin kanıtların İsrail kamuoyu söyleminde de mevcut olduğunu’ kaydeden akademisyenler, “Filistinli insan hakları örgütleri, Yahudi sivil toplum grupları, Holokost ve soykırım çalışmaları akademisyenleri ve diğerleri şimdi Gazze’deki Filistinli toplumuna karşı olması yakın bir soykırım konusunda uyarıyor. Gazze Şeridi’nde soykırım yapılması konusunda ciddi bir riskin varlığının altını çiziyoruz” dedi.

“İsrail’in daha fazla soykırıma teşvikten…”

‘Devletlere soykırım suçunu önleme yönünde yasal görevleri uyarınca soykırımcı eylemleri bireysel ve toplu olarak engellemek için somut ve anlamlı adımlar atma’ çağrısında bulunan 801 akademisyen, “Filistin halkını korumalı ve İsrail’in daha fazla soykırıma teşvikten ve Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi tarafından yasaklanan eylemlerden kaçınmasını sağlamalılar” dedi.

Devletlerin Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili kurumlarının harekete geçmesi için bu kurumlara çağrı yapması gerektiğini de belirten imzacılar, BM’nin tüm ilgili organlarına seslenerek ‘Filistin halkını soykırımdan korumak için derhal müdahalede bulunma, gerekli soruşturmaları başlatma ve gerekli uyarı prosedürlerini başlatma’ çağrısında bulundu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden 3 Siyasi Parti Hakkında Kapatma Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yeni Dünya Partisi, Değişim ve Demokrasi Partisi ve Yeniden Birlik Partisi’ne ilişkin açtığı davalarda nihai kararı aldı.

Haber Merkezi / AYM, Yeni Dünya Partisi’nin üst üste iki kez büyük kongresini süresinde yapmadığı; Yeniden Birlik Partisi ile Değişim ve Demokrasi Partisi’nin “ilk büyük kongresini süresinde yapmadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığı” gerekçeleriyle ‘kendiliğinden dağılma hali’ ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona ermesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), 3 partiye ilişkin kararları Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni Dünya Partisi

Yeni Dünya Partisi, 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti’ye katılan Anavatan Partisi’nin ardından Büyük Anavatan Partisi adıyla kuruldu. Parti, Anavatan Partisi’nin kurucusu Turgut Özal’ın görüşlerini savunuyordu.

Partinin Genel Başkanı Emanullah Gündüz 2011 seçimlerine katılmayacaklarını bildirse de sonradan partinin zaten seçimlere katılacak teşkilat sayısını tamamlayamadığı anlaşılmıştı.

Parti, 19 Eylül 2011’de adını Birlik ve Huzur Partisi olarak değiştirdi. Partinin kurulduğu gün Mardin Gazeteciler ve Yazarlar Derneğini ziyaret eden Birlik ve Huzur Partisi Genel Başkanı Emanullah Gündüz, partinin yeni kurulduğunu bildimişti.

Gündüz; “Büyük Anavatan Partisi ismi Birlik ve Huzur Partisi olarak değiştirilmiştir. Parti siyasi hayatına Birlik ve Huzur Partisi çatısı adı altında devam edecektir” demişti.

Değişim ve Demokrasi Partisi

25 Haziran 2020 yılında kurulan Değişim ve Demokrasi Partisi’nin genel başkanı Mehmet Işık’tı. Değişim ve Demokrasi Partisi, 31 Mart 2022 yılında Milli Yol Partisi’ne katılmıştı. Partinin genel başkanı Mehmet Işık, Milli Yol Partisi’ne katıldıkları için mutlu olduklarını ifade etmişti.

Yeniden Birlik Partisi

Yeniden Birlik Partisi Özcan Alagözoğlu liderliğinde 31 Mart 2020 yılında kuruldu. Son genel başkanı Savaş Yetkin’di.

Savaş Yetkin, partinin kuruluş sürecinde, “Ülkemiz için siyaseti olması gerektiği gibi amacına uygun olarak halkın bir parçası olduğumuzu unutmayarak sadece oy toplamak amacında olmak yerine ülkemizi el ele geleceğe taşımak istiyoruz. Çünkü biz halk ile halk için yola çıkıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Gazze’deki Hastane Katliamı; Erdoğan, Milli Yas Kararını Duyurdu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in gerçekleştirdiği ve en az 500 kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki hastane saldırısı nedeniyle 3 günlük ulusal yas ilan edildiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı büyük acıları yüreğimizde hissediyoruz. Çoğu çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce şehidimize duyduğumuz saygının bir gereği olarak ülkemizde 3 günlük millî yas ilan edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamu kurum ve kuruluşlarına gönderdiği yas kararında şu ifadelere yer verildi: İsrail tarafından sivillere yönelik olarak gerçekleştirilen ve son olarak 17 Ekim 2023 tarihinde bir hastaneye yapılan saldırılar sonucu hayatını kaybeden ve yaralananlardan dolayı Filistin halkının acılarını paylaşmak maksadıyla üç gün süreyle milli yas ilan edilmesi ile bütün yurtta ve dış temsilciliklerimizde 21 Ekim 2023 Cumartesi günü güneşin batışına kadar bayrakların yarıya çekilmesi uygun görülmüştür. Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

Milli yas (ulusal yas) nedir?

Ulusal yas veya millî yas, bir ülkenin halkının büyük bölümü tarafından yerine getirilen yas tutma ve anma eylemlerinin gerçekleştirildiği günlerdir. Bu günler; o ülkeden veya başka bir yerden önemli bir kişinin veya kişilerin ölümü, cenazesi veya bunların yıl dönümü nedeniyle hükûmetler tarafından ilan edilir.

Ayrıca, bir ülkede gerçekleşen doğal afet, facia, kaza, savaş veya terör saldırısı sonrasında da ulusal yas ilan edilebilir. Bayrakların yarıya indirilmesi ve saygı duruşu yaygın olarak gerçekleştirilen bir ritüeldir.

TBMM’de grubu bulunan altı siyasi partiden ortak bildiri

Öte yandan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu bulunan altı siyasi parti, hastane saldırısını kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, “İnsanlık suçu olan bu saldırıları en şiddetli biçimde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, Yeşiller ve Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, İYİ Parti Grubu Temsilcisi Dursun Ataş ve Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin tarafından imzalanan ortak bildiride, Filistin ve İsrail’deki gelişmelerin dikkatle izlendiği belirtilerek “Gazze’de hastanelerin hedef alınması sonucunda, yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesinden ve bir o kadarının da yaralanmasından derin üzüntü duyuyoruz” denildi.

“İsrail’in Gazze halkına karşı uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka aykırı saldırılarını artırarak sürdürmesini esefle karşılıyoruz” denilen bildiride, dünya parlamentoları, uluslararası toplum ve kuruluşları saldırılara karşı tutum ve inisiyatif almaya çağrıldı.

Paylaşın