Akşener: Koltuk Peşinde Pazarlıklarımız Olmadı

Partisinin altıncı kuruluş yıldönümünde açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Birileri gibi koltuk döşemesi eskitmedik. Kalkılınca oturulabilir diye asla kalkmadılar. Birileri gibi sırça köşklere kapanmadık. Birileri gibi milletimize üstten bakmadık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bize salon vermediler sokakta yürüdük, yeri geldi kürsümüz bile olmadı ama pes etmedik sandalye tepelerine çıktık yine de milletimizle buluştuk.”

Akşener konuşmasının devamında, “Yalanlara, iftiralara göğüs gerdik. Bizim yapışıp kaldığımız koltuklarımız olmadı. Bizim hiç koltuk peşinde pazarlıklarımız olmadı. Bir taraf nankör ilan ederken diğer taraf cahil olarak niteliyor” ifadelerini kullandı.

“Haksızlığa, soykırıma, zalimliğe, mezalime son verin”

Gazze’de yaşananlara da tepki gösteren Akşener, “Katil Netanyahu’nun yanında duranlar derhal bu haksızlığa, soykırıma, zalimliğe, mezalime son verin. Türkiye’yi yönetenlere sesleniyorum; miting yapmak güzeldir, keşke bir hafta önce bir hafta önce yapsaydınız. İç politika malzemesi haline getirmek günahtır ayıptır. Türkiye’nin sağduyulu biçimde Gazze mezalimine son vermesini sağlamaktır” dedi.

Akşener, “Bu ülkede bizi ABD’nin, İsrail’in yanında konumlandırmaya çalışan ahmaklar. Bu ülkede sizin yönetiminizde Uygurları söylediğim için, onların sesi olduğum için bu ülkede Çin Büyükelçisi tarafından tehdit edilen tek kişi benim” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin altıncı kuruluş yıldönümünde açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan satırlar şöyle:

“Bugün; Türkiye’nin kaderini, şahsi hırslarına bağlayanlara karşı; Türk milletinin iradesini, hiçe sayanlara karşı; Cumhuriyet değerlerimizi, yok etmeye çalışanlara karşı; 85 milyon adına gösterdiğimiz, millî ve demokratik duruşun, 6’ncı yıl dönümündeyiz. Evet. İYİ Parti bugün, 6 yaşında! “6 ay dayanmaz.” diyenlere inat; dimdik ayaktayız ve 6 yaşındayız! Dağılmamızı, parçalanmamızı, yok olmamızı isteyenlere inat; kocaman bir aileyiz ve 6 yaşındayız! Pes etmemizi, sinmemizi, vazgeçmemizi bekleyenlere inat, ilk günkü azim ve cesaretimizle, bugün, burada, bu salondayız ve 6 yaşındayız! Biz, bu 6 yılı, hiç de kolay geçirmedik.

Birileri gibi, yan gelip yatmadık; memleketimizi, köşe bucak gezdik. Birileri gibi, koltuk döşemesi eskitmedik; yağan kara, kavuran sıcağa aldırmadan, ayakkabılarımızı eskittik. Birileri gibi, sırça köşklere kapanmadık; ev ev, dükkan dükkan dolaştık, dert dinledik. Birileri gibi, milletimize üstten bakmadık; çilesine ortak olduk… Bize salon vermediler, sokaklarda yürüdük. Elektriklerimizi kestiler, fener ışığında toplandık.

Mikrofonlarımızı aldılar, megafondan konuştuk. Yeri geldi, kürsümüz bile olmadı; ama pes etmedik, meyve kasalarına, sandalye tepelerine çıktık, yine de milletimizle buluştuk. “Herkes duyacak, herkes bilecek; Milletin gerçekleri, daha fazla saklanamaz!” dedik. “Milletin sesi, daha fazla bastırılamaz!” dedik. “Milletin derdi, daha fazla çözümsüz kalamaz!” dedik.

Biz İYİ Parti’yi, bundan tam 6 yıl önce; Yozlaşmış bir iktidarla, tükenmiş bir muhalefet arasına sıkıştırılan milletimize, nefes aldırmak için kurduk. Geri geri koşanların; Statükodan beslenenlerin; Koltuğuna yapışıp kalanların; Türkiye’ye verecek hiçbir şeyleri olmadığını, bildiğimiz için kurduk.

Türk Devleti; suni kayıkçı kavgalarının, üzerinde şımarıkça yapılacağı bir mecra değildir. Çünkü biz, devletimize kavuşmak için; Kadınıyla, erkeğiyle, Yaşlısıyla, genciyle, Atamızın liderliğinde, hep birlikte, çok çetin bir mücadele verdik. O yüzden de, bugün; birilerinin gelip; bu mücadeleyi değersizleştirerek; devletimizi yozlaştırmasına da, düşmanlaştırmasına da, izin vermeyiz! Asla da izin vermeyeceğiz!

Aziz milletim; Hemen her değerimiz üzerinden, böylesine keskin bir kutuplaşmanın olduğu yerde; iki tarafın da ortaklaştığı, belki de tek alan ise, millet kavramı… Çünkü iki taraf da milleti; söz dinlemesi, uslu durması ve kendisine itaat etmesi gereken, bir insan topluluğu olarak görüyor. Bir tarafa oy verdiği sürece, o taraf için makbul olan insanlarımızı; bir itirazını dile getirdiğinde, veya diğer tarafa, oy vermeye kalktığında; bir taraf; hain, nankör ve hatta terörist ilan ederken; diğer taraf ise; cahil, ahlaksız veya onursuz olarak yaftalıyor. Hâlbuki millet; bu toprakların harcı, temeli, direğidir! Hürdür ve hiç kimsenin de, tapulu malı değildir!

“Memleketimizi, bu kaostan, çıkarmak istiyoruz!”

Biz; milletimizin birlik ve beraberliğine, zarar verme pahasına; kendi çıkar ve emelleri doğrultusunda, değerlerimizi yozlaştıran; kavramların içini boşaltan; ve kendilerine göre yeniden tanımlayan; bu iki anlayışı da, reddediyoruz! Türk milletini, sığ ve suni tartışmalar üzerinden, iki kutuptan birini seçmeye zorlayan; faydasız siyaseti de reddediyoruz! İçinde, milletin olmadığı ajandaları dayatıp; Bizi; Devlet geleneklerimizle, Cumhuriyet değerlerimizle, milletimizi, muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma hedefimizden, alıkoymaya çalışan, basiretsiz siyaseti de reddediyoruz! Biz, memleketimizi, bu kaostan, çıkarmak istiyoruz! Biz, milletimizi, bu ayrışmadan, kurtarmak istiyoruz!

Biz, bu ülkeyi, hakkıyla yönetmek istiyoruz! İşte o nedenle, bugün buradan, İYİ Parti olarak; Milletimizin, siyasetteki yeni düzen talebini, karşılamak üzere açtığımız, yeni yoldaki, vizyonumuzu gösteren, Demokratik Millî Yükseliş Beyannamemizi, tüm Türkiye’ye, ilan ediyoruz! Değerli dava arkadaşlarım; Medeniyet; İnsanın, tarih boyunca yaptıklarını, İnsanı, insan yapan değerleri, sanatı, teknolojiyi ve beraberinde gelen, “güç” artışını da, kapsayan bir kavramdır.

Biz de, İYİ Parti olarak; hür ve millî siyaset anlayışımız gereği; Cumhuriyetimizin yeni yüzyılının, en medeni, en müreffeh millet olarak, varlığımızı yüceltecek; memleketimizi, muasır medeniyetler seviyesine ve ötesine taşıyacak; Demokratik Millî Yükseliş Yüzyılı olması hedefiyle, bu yola çıkıyoruz.

Bu çerçevede ortaya koyduğumuz, Demokratik Millî Yükseliş Vizyonumuzla amacımız: Türkiye Cumhuriyeti devletini; küresel düzeyde barış, huzur ve istikrarın güvencesi olan; “dünya lideri bir ülke” yapmaktır. Türk milletini; küresel işleyişin mimarı, İslam ahlakının timsali, insanlık değerlerinin koruyucusu olarak; kudret ve adalet sahibi, aktif bir beşerî güç yapmaktır. Hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe, refaha, mutluluğa ve milli birliğe dayalı unsurlarıyla; öncü, dinamik ve imrenilen bir, medeniyet toplumu yapmaktır.

İnsanlarımızın; millî ve evrensel değerleri taşıyan, millet iradesine ve demokrasiye saygılı, ahlakı ve maneviyatı yüksek, gelişime, yeniliğe ve adil rekabete açık, barışı ve dostluğu esas alan, tutkulu, inanmış ve güvenilir bireyler olarak, yeni yüzyıla, damga vurmalarının, önünü açmaktır.

Bu çerçevede, İYİ Parti olarak; milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı kimliğimizle; millî siyaset anlayışımızın, bir sonucu olarak ortaya koyduğumuz; Demokratik Millî Yükseliş Vizyonumuza, ulaşmamızı sağlayacak, iki temel zeminimiz var. Bunlardan biri; dinamik, toplumsal zeminimiz; yani, mensubu olduğumuz milletimizdir. Güçlendirmemiz gereken normlar, değerler, kurumlar ve uygulamalardır. Ve milletçe bizi birbirimize bağlayan, dilek, ülkü ve iktisat birliğinden neşet eder.

Diğer zeminimiz ise; statik ve toplumla ilgili olmayan, fiziki zemindir. Yani vatanımız, coğrafyamız, demografimiz, uluslararası ilişkilerimizdir.

Demokratik ve Millî Yükselişimizin temelleri de, bu iki zemin üzerinde yükselecek, 8 prensibe dayanıyor.

Nedir onlar?

1- Dünya arenasında, tam bağımsız ve egemen bir kudret olarak var olacak; milli varlığımızı, bekamızı her daim koruyacağız.

2- Milli hâkimiyetimizde, sürekliliği sağlayacak; Milli çıkarlarımız aleyhindeki, tüm güçlere ve tehditlere, her an ve her daim, direneceğiz.

3- Askeri ve jeopolitik güçler arasında, etkin olacak; küresel dengelerin kurucusu ve kollayıcısı olarak, Türk Barışı’nı egemen kılacağız.

4- Sanayide sektörel millî şampiyonlar çıkartacak; Türkiye’yi öncelikle, bölgesel bir güç haline getireceğiz.

5- Stratejik bilim ve teknoloji dikeylerinde, dünyada öncü ülke olacağız.

6- Küresel ticaret, yatırım ve sermaye piyasalarında, güçlü ve sürekli güçlenen bir konuma geleceğiz.

7- Milletlerarası kurum ve standartlarda, güçlü ve baskın bir konuma ulaşacak; hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe, refaha, mutluluğa ve milli birliğe dayalı, bir büyük medeniyet toplumu olarak, insanlığa örnek olacağız.

8- Elbette bunun için de, insan odaklı ve insan mutluluğunu esas alan, yeni bir siyaset anlayışını, ülkemizde hakim kılacağız.

Demokratik Millî Yükselişimizle birlikte; Demokrasinin öznesi de, yüklemi de, millet olacak! Siyaset, kişisel çıkar odaklarının hapsettiği, kör kuyudan çıkacak! Üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstün olduğu, yeni bir düzen gelecek! Devletin kudreti olan yasama, yürütme ve yargı; yeniden, millî hâkimiyet ilkesiyle bütünleşecek! Milletin verdiği yetkiyle, emanet aldığı devleti, şahsi ganimeti olarak gören anlayış, tarih olacak! “Devlet benim” diyenlerin yerini, millet iradesini, her makamdan üstün görenler alacak! Millî demografimizi ve kültürümüzü tehdit eden, sığınmacı istilası geride kalacak! Ve, tüm bunları gerçekleştirmek için; biz, İYİ Parti olarak; Her daim, millî düşünüp, küresel davranacağız!

Yeni dünya düzeninde, millî alaka, millî karakter, millî kültür ve millî menfaatten oluşan, millî güç vasfımızın, küresel boyutunu da, dikkate alarak, kutup başı olma gücümüze, mutlaka kavuşacağız. Türkiye’nin iyi ve cesur insanları! Cumhuriyetimizin, yok sayılan değerlerini, yeni yüzyılda da, ilelebet yaşatmak, bizim elimizde! Devletimizin, zarar gören itibarını kurtarmak, bizim elimizde! Milletimizin, bastırılan sesini duyurmak, bizim elimizde! Kutuplaşmadan, ayrışmadan, düşmanlaşmadan bıkan, milletimizle birlikte, yeni bir yol açmak, bizim elimizde! Türkiye’nin, Demokratik Millî Yükselişini gerçekleştirmek, bizim elimizde!

Türkiye’nin, Demokratik Millî Yükselişini gerçekleştirmek, bizim elimizde! Bugüne kadar; çok emek verdik, çok mücadele ettik, çok çalıştık. Ama, millet yolunda, bu kutlu sancağı taşımaktan, bir gün olsun yorulmadık. Bir gün olsun, vaz geçmedik! Bir gün olsun, pes etmedik! Yürekten gelen her sözün, tesiri olduğunu biliyoruz! Samimiyetle dokunulan her kalbin, açık olduğunu biliyoruz! Ve inanılarak atılan her adımın, sonuç alacağını da biliyoruz.

İşte bu yüzden; Bugün de, aynı inançla, yol yürümeye devam edeceğiz! Her zamankinden, daha çok emek vereceğimiz; Daha çok mücadele edeceğimiz; Ve daha çok çalışacağımız; çetin bir sürece giriyoruz. Şu andan itibaren, geçireceğimiz her günü, yarın seçim varmış gibi geçireceğiz! Sıkılmadık el, çalmadık kapı, dinlenmedik dert bırakmayacağız! Memleket sevdasına adanmış gönüllerimizle; Birbirinden yetenekli, birbirinden liyakatli kadrolarımızla; 81 ilimizin her birini yönetmeye, muktedir adaylarımızla; Türkiye’nin dört bir yanında olacağız!”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Gözaltı

Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, “AYM Kararlarına rağmen 970. Haftamızda yine engelleme, yine gözaltı. İki hafta önce kayıp yakınlarını işkenceyle gözaltına alan kolluk ekibi yine meydanda” açıklamasını yaptı.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iki kez ‘hak ihlali’ kararına karşın gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talep etmek için Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları yine polis engeline maruz kaldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları sosyal medya hesabından, “AYM Kararlarına rağmen 970. Haftamızda yine engelleme, yine gözaltı. İki hafta önce kayıp yakınlarını işkenceyle gözaltına alan kolluk ekibi yine meydanda” açıklamasını yaptı.

Cumartesi Anneleri’ne destek için gelen HEDEP Milletvekili Kezban Konukçu, basın mensuplarına açıklama yaptı. Dokunulmazlığı olmasına rağmen zorla dışarı atıldığını anlatan Konukçu, şunları söyledi: “Peki bu ülkenin geleceği ne olacak? Daha birkaç gün önce bir öğrencimiz devletin yurdunda kalırken asansör düştü. Defalarca bakım yapılsın denilen ama bakımı yapılmayan asansörde öldü bizim öğrencilerimiz. İnsanlarımız ölüyor.

İş cinayetlerinde, kadın cinayetinde ölüyor. Bu ölümlere karşı ses çıkarmamız gerekiyor. Biz daha iyi bir hayat istiyoruz. Eşit, kardeşçe, özgürce bir hayat istiyoruz. Ama şu anki vaziyette sadece nefes alabilmek için bu iktidardan kurtulmamız gerekiyor. Cumartesi İnsanları’nın kararlılıklarını, inatlarını, dirençlerini, dayanışmalarını selamlıyorum.”

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Netanyahu Terörüne Göz Yummaya Devam Edenler

İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırırken, İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener paylaşımında, Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulmün, bu geceki kara harekatıyla artık geri dönülmez bir boyut kazandığını vurguladı.

Akşener, “Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum, bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek? Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…”

SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Gazze” Tepkisi: Katliama Sessiz Kalan…

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırmasına tepki göstererek, “Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok!” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…”

SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

Akşener, İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulüm, bu geceki kara harekâtıyla artık geri dönülmez bir boyut kazanıyor. Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum; bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek?

Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki; tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Gazze’de Katledilen İnsanlıktır

GP Lideri Ahmet Davutoğlu, İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırmasına tepki göstererek, “Gazze’de katledilen insanlıktır” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener paylaşımında, Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulmün, bu geceki kara harekatıyla artık geri dönülmez bir boyut kazandığını vurguladı.

Akşener, “Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum, bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek? Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum” ifadesini kullandı.

SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan İsrail’e Sert Tepki: Barbarlar Ordusu

İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırırken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gazze’nin, elektrik ve iletişim kesintisi nedeniyle “karanlıklar içinde barbarlar ordusunun vahşetiyle baş başa bırakıldığını” söyledi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…

Akşener, İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulüm, bu geceki kara harekâtıyla artık geri dönülmez bir boyut kazanıyor. Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum; bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek?

Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki; tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Demokrasinin Tam Ve Belirgin Olması İçin Çalışacağız

Partisinin düzenlediği ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız. Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir” dedi ve  ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlediği “Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu”na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının kurduğu güzel Cumhuriyetimiz, 100 yaşına girdi. İkinci yüzyılın arifesindeyiz. Bu kutlu günü yaşamaktan, üstelik O’nun iki büyük eserinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak, bu günü görmekten dolayı tarifsiz bir mutluluk içinde olduğumu ifade etmek isterim. Değerli dostlarım; Cumhuriyet ne demektir, en güzel tanımını Cumhuriyet’i kuran Büyük Atatürk yapmıştır. Atatürk, ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ der.

Çünkü Cumhuriyet, birlikte alın teri döküp, birlikte yükselmenin yoludur. Çünkü Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, yani adalettir. Cumhuriyet, ilimdir, fendir, çağdaşlıktır. Cumhuriyet demokrasiye giden yolun ilk ve en önemli adımıdır. Cumhuriyet bir gecede kurulmuş, bulunmuş bir fikir değil, ilmek ilmek, bedel ödenerek ulaşılmış bir hedeftir. Aynı zamanda Cumhuriyet, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir gençlik düşüdür.

Dikkat ediniz, ‘Gençlik düşü’ diyorum. Bizler hep, Büyük Atatürk’ün, 28 Ekim 1923 akşamı, ‘Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ sözünü çok iyi biliriz ve hatırlarız. Bu söz doğrudur ve gereği de yapılmıştır. Ancak bu sözün arkasında yıllar süren bir mücadele, yıllar süren bir emek, yıllar süren bir fikriyat vardır. Atatürk’ün Cumhuriyet hedefi 1906 yılında, Şam’daki görevinden gizlice geldiği Selanik’te, arkadaşlarıyla yaptığı toplantıyla başlar.

Bu gece buluşmasının ayrıntılarını Hüsrev Sami Kızıldoğan, ‘Vatan ve Hürriyet: İttihat ve Terakki’ adlı yazısında kaleme alır. Buluşmada Atatürk, Şam’daki görevi sırasında kurduğu ‘Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nden söz eder. Ve nihai amacını ise ‘Milleti hâkim kılmak’ diye anlatır. Bakınız; 1906 yılında, 25 yaşındaki Mustafa Kemal, nihai amacını, ‘Milleti hâkim kılmak’ olarak anlatır. O gece, Atatürk sözlerini tamamladıktan sonra Hüsrev Sami Bey’e döner, tabancasını masanın üstüne koymasını ister.

Hüsrev Sami Bey o anı şöyle anlatır: ‘Taşıdığım Browning tabancamı masanın üzerine koydum. Hepimiz ellerimizi bu tabancanın üzerine koyarak, ölünceye kadar bu kutsal dava uğruna çalışacağımıza ant içtik…’ Böylece Mustafa Kemal ve arkadaşları, millet egemenliğine duydukları inancı bir yeminle kalıcılaştırıyorlar. Ki unutmayınız; bu yemin daha sonra, ‘Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir’ ilkesiyle vücut buluyor.

Bu hayat akışı, 25 yaşında vatan ve millet sevdalısı bir genç subayın hem ülkesine, hem halkına, hem de milletin egemenliğine duyduğu sarsılmaz inancın ve kararlı bir mücadelenin hikâyesidir. Her şeyi milleti için, milletle beraber gerçekleştiren bir liderin ülkesine bırakabileceği en güzel armağan, bağımsız bir Cumhuriyet’tir. Bizler, Büyük Önder Atatürk ve yol arkadaşlarının çizdiği istikamette, 100 yıl sonra, yeni bir görev ve hedefle bir aradayız.

Onlar, düşünü kurdukları Cumhuriyet’i inşa ettiler. Bizlere düşen görev ise, güzel Cumhuriyetimizi, eksiksiz bir demokrasi ile taçlandırmaktır. Çünkü Mustafa Kemal ‘Demokrasinin tam ve en belirgin hükûmet şekli Cumhuriyettir’ der. Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız.

Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir. Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

İsrail’e sert tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama ‘dur’ diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…” ifadelerini kullandı.

İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari bugün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada “Kara kuvvetleri bu akşam operasyonları genişletiyor. Gazze sakinlerine güneye gitme çağrısı yapıyoruz” demişti. Hagari, ayrıca kuzey sınırındaki İsrail ordu kuvvetlerinin “yüksek alarm” durumunda olduğunu kaydetmişti. Filistin telekomünikasyon şirketi “Jawwal” ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Gazze’deki tüm telefon ve internet hizmetlerinin kesildiğini duyurmuştu.

Paylaşın

HEDEP Grup Başkanvekili Oluç: Küfür Eden Meclis Başkanvekili İstifa Etmeli

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın HEDEP Milletvekili Sırrı Sakık’a ettiği küfüre ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Celal Adan hakkında derhal işlem başlatılması gerektiğini söyledi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, durumu “utanç verici” olarak değerlendiren Oluç, “Celal Adan’ın mikrofonu kapalı sanarak hatibimizin arkasından ve grubumuzu hedef alarak kullandığı söz -ki buradan kullanmaktan haya duyarım- çok ağırdır ve parlamentonun saygınlığı açısından utanç vericidir. Arkasındaki duvarda ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ yazısı yazan Meclis Başkanvekilinin bu kirli ve çirkin dili halkın iradesine yönelik açık bir hakarettir. Asla ve asla kabul edilemez” dedi.

Milletvekillerini sürekli bir biçimde temiz dil konusunda uyaran Adan’ın kirli bir dil kullandığını ifade eden Oluç, “Vekil olmanın erdeminden, Meclis’in öneminden ve siyasi ahlaktan söz eden bir başkanvekilinin içine düştüğü durum ibretliktir; farklı fikirlere tahammülsüzlüğün bir örneğidir. Beğenmediğiniz düşüncenin sahibine hakaret etmek, küfür etmek çürümüşlüğün bir göstergesidir ve kabul edilemez bir tutumdur. Milyonlarca oy almış bir partinin vekillerini hedefleyerek hakaret etmek aynı zamanda o partiye oy vermiş milyonlarca insanımıza, halkımıza hakaret etmek, küfür etmek anlamına gelir” diye konuştu.

Oluç, devamında şöyle konuştu: “Celal Adan, Meclis Başkanvekilliği görevinden istifa etmelidir. Ağza alınmayacak bir hakaretin sahibi olarak o koltukta oturmamalıdır. Sayın Meclis Başkanını da bu konuda gereğini yerine getirmek üzere göreve çağırıyoruz. Sayın Kurtulmuş; sizin vekiliniz olan bir kişinin bu tutumu kabul edilemez, bu konuda nasıl bir tutum alacaksınız çok merak ediyoruz. Buradan da son olarak uyarıyoruz; grubumuza, arkadaşlarımıza, halkımızın iradesine dil uzatanlara ve hakaret edenlere tavrımız ve tutumumuz her zaman açık ve kararlı olacak. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, etmeyiz de ama kendimize de asla hakaret ettirmeyiz.”

Ne olmuştu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da söz alan HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına dair bir konuşma yaptı. Bu esnada MHP’li Celal Adan ile Sakık arasında bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p…venkler” ifadesini kullandı.

Kürsüye çıktığı sırada Türkçe ve Kürtçe ile “İyi akşamlar” diyen Sakık, “Sayın Erdoğan bir grup toplantısında ne diyor; MHP, CHP’nin yöneticileri gitsinler Meclis’in gizli oturumlarına, zabıtlarına baksınlar. Orada Kürtleri, Kürdistan’ı, Çerkezleri, Lazistan’ı görecekler. Mustafa Kemal bölücü müdür? Mustafa Kemal Kürt vekillerini çağırırken ‘Kürdistan milletvekilleri’ diyordu. Evet, doğru söylüyordu. Biz de bunun altına imzamızı atıyoruz” dedi.

Sakık’ın sözlerinin ardından Adan, “Polemiğe girmek istememekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken milletimizin birliğine beraberliğine kurşun sıkıp askerlerimizi, polisimizi şehit edenlere ve onların adı PKK iken, bir milletvekili Türk askerini PKK tükürükleri ile boğar deseydi bu Meclis’ten canlı çıkamazdı” şeklinde konuştu.

Adan’ın bu sözleri üzerine, Sakık ile arasında bir sözlü tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p….venkler” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: Siyasi Anlayış Değişmeli

CHP’de değişimin yanında tutum alan Parti Meclisi (PM) Üyesi Selin Sayek Böke, “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.”

Böke, açıklamasının devamında, “Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım tarihinde genel başkanın seçileceği kurultaya sayılı günler kaldı. Değişimin yanında yer alan eski CHP Genel Sekreteri ve Parti Meclisi Üyesi Selin Sayek Böke, kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın sorularını yanıtlayan Böke, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki gizli protokole ilişkin soruya, “Fotoğrafta vardım, görüşmede yoktum” cevabını verdi.

“Gizli protokolü öğrendiğinizde ne hissettiniz?” sorusuna Böke, “Biz de toplumun parçasıyız. Kandırılmış, terk edilmiş, yalnız bırakılmış, umursanmamış… Toplumun  hissettiği şeyleri biz de toplumun bir parçası olarak elbette hissettik” yanıtını verdi.

Toplumdan gelen bir değişim talebi olduğunu belirten Böke, “Tutum belgesi süzülerek ortaya çıkmış bir belge. Onlarca il başkanı, yüzlerce delege tarafından sahiplenilen, partinin geçmişte yöneticiliğini, milletvekilliği yapmış kıdemlilerince, partinin bugün yeni neferleri tarafından sahiplenilen bir belge. Gördüğümüz bu durum büyüyor ve bir dip dalgayla sahipleniliyor” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in açıkladığı Tutum Belgesi’ne katkı verdiğini kaydeden Böke, “Ne değişmeli? Siyaset yapma biçimimiz, siyaset anlayışımız değişmeli. Örgütü ile genel merkezin kurduğu ilişki değişmeli. Örgüte vakfettiğimiz yetki ve sorumluluklar değişmeli” dedi.

Böke, nelerin değişeceğine ilişkin şunları söyledi: “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız.

Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.

Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.”

“Ben gerektiği yerde itiraz eden, gerektiği yerde koltuktan kalkan biri oldum” diyen Böke, “Bildiğim doğrular ve savunduğum, ilkeler neyi gerekiyorsa bundan sakınmamış bir siyasetçiyim. Yarın da öyle olacağım. Bizim ‘değişim’ diyen kıdemli siyasetçilere yöneltilen eleştirinin bir haksızlığı var. Onlar ‘değişim olması gerektiğini görüyoruz, biz değişim döneminde yeniden bir koltuğa aday değiliz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Böke, şöyle devam etti: “Onlar da özeleştiri verecektir ama şunu önemsiyorum, Genel Başkan’ın yanında duran aynı kıdemdeki insanlardan ‘Biz yeniden aday olmayacağız’ cümlesini duydunuz mu? Orada çok daha fazla kıdemli var. O tartışılmıyor. ‘Değişim’ diyenlerin içinde kıdemli olan da genç olan da var.”

Kurultaya ilişkin “Sahada tablo nasıl?” sorusuna cevap veren Böke, “Kazanmaya çok yakınız, kazanıyoruz. Delege toplumla irtibata geçtiği her an değişime dair talebi duyuyor. Bundan önce ikili yarış olduğunda 100 imzayla girip 400 oy almıştı o dönemin muhalefeti. Şimdi yüzlerce imzayla girilecek ve bunu kat kat aşan bir oyla seçimin sonuçlanabileceğini öngörebiliriz” ifadelerini kullandı.

Böke, “Milletvekili adayı olmadınız. Kurultayı kazanırsanız siz nasıl bir sorumluluk üstleneceksiniz?” sorusunu şöyle cevapladı: Ben dün de buradaydım yarın da burada olacağım. CHP’nin neferi olarak siyaset yapmaya, siyasete katkı yapmaya devam edeceğim. Kendi varlığımı üstleneceğim yetki alanı üzerinden tarif etmedim. Değişimin parçasıyım.

Paylaşın

AK Parti Milletvekili Yayman: Erdoğan İkinci Atatürk’tür

AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetimizin kurucusudur. Ve koyduğu hedefleri hayata geçiren lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Atatürk, bugün yaşasaydı; ben iddia ediyorum ki o da Cumhurbaşkanımızın yanında yer alırdı, onun politikalarını benimserdi” dedi ve ekledi:

“Benim ısrarla söylediğim bir tez vardır. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur. Onu, muasır medeniyet seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan ikinci Atatürk’tür ve Türkiye’nin 2053 hedeflerine varması, 2071 hedeflerine varması için her geçen gün daha fazla çalışmaktadır, çalışmaya devam edecektir.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman,  TBMM’de basın toplantısı düzenledi. ANKA’nın aktardığına göre; Hüseyin Yayman, düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

“Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonsuza kadar var olsun… Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizim devletimizdir, hepimizin devletidir, kimsesizlerin kimsesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin hikayesi, benim hikayemdir, sizin hikayenizdir. Cumhuriyetimiz, imparatorluğun külleri arasından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde çok zor şartlarda kurulmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl önce bu devleti kurduğunda herkes için ilham kaynağıydı. Bugün de aynı şekilde fikirleri ile düşünceleriyle; sadece Orta Doğu’nun, Avrasya’nın değil; dünyada bir referans kaynağıdır. Fikirleri ile çok önemli bir insandır. Dolayısıyla biz de Gazi Mustafa Atatürk başta olmak üzere, Cumhuriyetimizin kurucusu isimsiz kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi, bir kez daha rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz.

Ben Hataylı, köylü bir ailenin, dokuz çocuklu bireylerinden bir tanesiyim. Bu Cumhuriyet beni okuttu, büyüttü, üniversitede hoca yaptı, bakan yardımcısı yaptı, milletvekili yaptı, komisyon başkanı yaptı. Bana bir gelecek verdi. Bana bir aile verdi. Cumhuriyet, hepimizin ortak evidir.

Bölgemizde yaşanan sorunlara bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir barış, istikrar ve güven adası olmaya devam ettiğini görmekteyiz… Cumhuriyetimiz kurulduğunda, 35 bin köyünde elektrik yoktu, yol yoktu, su yoktu; toplu iğneye dahi muhtaç bir ülke konumundaydı. Bugün itibarıyla Türkiye kişi başına milli gelir bakımından 13 bin dolar civarındadır, 50 dolardı.

Türkiye’nin 100. yılını, ‘Türkiye Yüzyılı’ adıyla taçlandıran ve ‘büyük eserleri, büyük liderler yapar’ diyerek, Cumhuriyetimizi muasır medeniyet düzeyine çıkartan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bugün Türkiye, dünyada 16. büyük ekonomi ise bunu Cumhurbaşkanımızın üstün çabaları, çalışmaları, gayretleri ile başarmış durumdayız. Eğer bugün Türkiye çimento üretiminde Avrupa’da birinciyse, demir-çelik üretiminde Avrupa’da beşinciyse, müteahhitlik sektöründe dünyada ikinciyse, turizm gelirleri bakımından dünyada 10. ise turist gelmesi bakımından dünyada altıncı ise bu gerçekten Cumhuriyetimizin mucizesinin ve Cumhuriyetimizin başarasının sonucudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetimizin kurucusudur. Ve koyduğu hedefleri hayata geçiren lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Atatürk, bugün yaşasaydı; ben iddia ediyorum ki o da Cumhurbaşkanımızın yanında yer alırdı, onun politikalarını benimserdi. Benim ısrarla söylediğim bir tez vardır. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur. Onu, muasır medeniyet seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan ikinci Atatürk’tür ve Türkiye’nin 2053 hedeflerine varması, 2071 hedeflerine varması için her geçen gün daha fazla çalışmaktadır, çalışmaya devam edecektir.”

Paylaşın