Akşener’den Sert Çıkış: İspat Edemeyen Şerefsiz Oğlu Şerefsizdir

Parti içindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi. Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek” dedi ve ekledi:

“Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın

Zafer Partisi, Iğdır Ve Kars’ta Aday Göstermeyecek

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kars ve Iğdır’da aday çıkarmayacaklarını söyledi.

İYİ Parti’den istifa eden isimler olduğunu hatırlatan Ümit Özdağ, “İYİ Partili arkadaşlarımıza kapımız sonuna kadar açıktır” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partisinin yükselişte olduğunu savunan Ümit Özdağ, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu seçimlere Zafer Partisi olarak 79 il ve ilçelerinde tek başımıza gireceğiz. Sadece Kars ve Iğdır’da aday çıkarmıyoruz. Burada HDP’nin karşısında vatansever bir adayı destekleme kararı aldık. Bu seçimleri ittifaksız gerçekleştireceğiz.

CHP’nin yeni genel başkanı daha genel başkan seçilmeden CHP’deki genel başkan değişikliğinin gerekçesi olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Zafer Partisi ile ittifak yapılarak HDP seçmeninin küstürülmesi olarak izah etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’na Selahattin Demirtaş ile kol kola yol yürümesini biz de öneriyoruz. Daha iyisine layık değiller.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ, İYİ Parti’den istifa eden isimler olduğunu hatırlatarak, “İYİ Parti’li arkadaşlarımıza kapımız sonuna kadar açıktır” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den İYİ Parti’ye “İttifak” Mesajı

81 ilde aday çıkarma kararı alan ve ittifak kapılarını kapatan İYİ Parti’ye mesaj gönderen CHP Lideri Özgür Özel, “Tek başına kazanamayacağımız belli olan yerlerin ya da İYİ Parti’nin tek başına kazanamayacağı yerlerin kaybedilmesi durumunun seçmene izahı mümkün olmaz” dedi ve ekledi:

Eski dosttan düşman olmaz. Birbirine kaybettirmek üzerine bir siyaset kurmayı doğru bulmam. İYİ Parti bu konuya yapıcı yaklaşırsa ki ben Meral Hanım’la aramdaki kişisel hukukun buna katkı sağlayacağını düşünüyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, T24 yazarlarından Gökçer Tahincioğlu, Tolga Şardan ve Eray Görgülü’nün sorularını yanıtladı. İttifak konusunda açıklamalarda bulunan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Tek başına kazanamayacağımız belli olan yerlerin ya da İYİ Parti’nin tek başına kazanamayacağı yerlerin kaybedilmesi durumunun seçmene izahı mümkün olmaz. Eski dosttan düşman olmaz. Birbirine kaybettirmek üzerine bir siyaset kurmayı doğru bulmam. İYİ Parti bu konuya yapıcı yaklaşırsa ki ben Meral Hanım’la aramdaki kişisel hukukun buna katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Kendisini daha önce ‘Genel Başkanım’ diye aradığımda, bana ‘Abla’ dememi söylerdi. ‘Hayırlı olsun’ demek için aradı. O beni ‘Genel Başkanım’ diye aradığında da ‘Şimdi nasıl olacak?’ dedim, gülüştük. Yani aramızdaki abla-kardeş hukukunun da partilerin arasında erimesi gereken buzlar varsa onların erimesine imkân tanıyabileceğini düşünüyorum. Takdir sayın Genel Başkan’ın, ayrı bir karar alırlarsa ona da saygılı oluruz.

Kimse bizle ittifak yapmak zorunda değil ama ben bir şekilde bütün Türkiye’de; bütün seçim bölgelerinde değil ama tek başına kazanamadığımız yerlerde kaybettirmenin seçmene de partilerimize de Türkiye’ye de kaybettirmek olacağını ve izah etmekte güçlük çekeceğimizi düşünüyorum. Eğer onlar da uygun görürse yapıcı bir süreci başlatacağız.”

Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le de henüz bir görüşme planlanmadığını belirterek, “O konuda henüz bir karar vermiş değiliz. Meral Hanım talep ederse olabilir. Meral Hanım’dan bir talep gelmezse biz de bir telefon açıp nasıl yapalım diye sorabiliriz” dedi.

“HEDEP’le de görüşürüz”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) ile de görüşeceklerini kaydeden Özel, şöyle devam etti: “İki Eş Başkan da beni aradı. ‘Hayırlı olsun’ ziyaretine de gelecekler. Ben genel başkanlar düzeyinde HEDEP’in meseleye tam olarak nasıl baktığını duymak isterim. Karşılıklı görüşmemiz lazım.

Eş Genel Başkanlarla görüştükten sonra ben Parti Meclisine bu konuda bilgi vereceğim. Gerçekten HEDEP ne istiyor? Çünkü bazı açıklamalar var. Ben genel başkanlar düzeyinde HEDEP’in meseleye tam olarak nasıl baktığını duymak isterim. Türkiye’deki Kürtlerin önemli bir bölümünün, sol seçmenin bir bölümünün oyunu alan bir partiden söz ediyoruz.

Ama benim, ‘İlla kapalı kapılar ardında olsun, açık görüşmeyiz’ falan gibi bir şeyim yok. Aksi durumda zaten olmayan ittifakı AK Parti dezenformasyonla ilan ediyor. ‘Bunlar anlaştı, şöyle oldu böyle oldu’ diye. Bir şey yaparsak göz önünde yaparız, yapmayacaksak da yapmayız.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan Almanya’ya: Bizim İsrail’e Borcumuz Yok

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Filistin’de sivilleri öldürmesine karşı yeterince ses çıkarılmamasını eleştirirken, “Burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum. Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile baş başa görüşme ve heyetler arası çalışma yemeği öncesinde ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Başbakanlık binasına gelişinde kendisini karşılayan Almanya Başbakanı Scholz ile tokalaştı ve basın mensuplarına poz verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için başta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Almanya Başbakanı Scholz olmak üzere tüm Alman dostlarına teşekkür etti.

Almanya Başbakanı Scholz’un daveti üzerine gerçekleştirdiği ziyarete büyük önem verdiğini ifade eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Scholz ile Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri tüm yönleriyle ele alacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmenin, ticari, siyasi, askerî ilişkiler boyutunun, özellikle de Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeler ve son olarak İsrail-Filistin arasındaki gelişmeler boyutunun olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da açık ve net konuşacağım. Çünkü 7 Ekim tarihi bir başlangıç olarak anlatılıyor. 7 Ekim’den sonraki süreç hiç konuşulmuyor. Şu an itibarıyla malum 13 bin Filistinli çocuk, kadın, yaşlı ne yazık ki öldürülmüştür. Bunun yanında artık neredeyse Gazze diye bir yer kalmadı, her taraf yerle yeksan oldu. Şu anda yatıyorlar, kalkıyorlar, Hamas, Hamas, Hamas…

Hamas’ın silah varlığı ve gücü ile acaba İsrail’in silah varlığı, gücü mukayese edilebilir mi? Şu anda İsrail’in nükleer silahı var mı? Var ama bunu İsrail’e sorarsanız ‘var’ demez. Çünkü onlar yalanı çok iyi kullanırlar. Bütün bunlarla beraber şu anda şu kadar mali destek verildiğinden bahsediliyor. Peki, Hamas’a böyle bir mali destek veriliyor mu? Böyle bir şey söz konusu mu? Hayır, böyle bir şey de yok. Filistin’in kendisine verilmesi gereken destekler de verilmiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bu yokluklar içerisinde, ibadethanelerin, kiliselerin, hastanelerin vurulduğunu anımsattı. Bütün bunların yanında hastanelerin vurulmasının, çocukların öldürülmesinin Tevrat’ta olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Tevrat’ta bunların hiçbirisi yoktur. Yapamazsın. İnsan hakları beyannamesinde yapamazsın. Ama burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz. Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum.

Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seyahatte bütün bu konuları konuşacaklarını ancak konuşmaları gereken önemli bir meselenin, sorunun nasıl çözüleceği olduğunu dile getirdi.

İnsani ateşkese Türkiye’nin, Almanya’nın ne kadar katkıda bulunabileceğinin ve bu adımların nasıl atılacağının önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buna var mıyız, yok muyuz? Bir hafta sonra Sayın Steinmeier, İsrail’e gidiyor. Kendisinden ricada bulundum. Dedim, siz bir taraftan tutun, bize düşen görev neyse biz de diğer taraftan tutalım. Önemli olan bu insani ateşkesi birlikte sağlayalım. Bu adımı eğer atar, böyle bir insani ateşkesi birlikte Almanya-Türkiye, diğerleri, sağlayabilirsek, bu ateş çemberinden bölgeyi kurtarma imkânı yakalarız.

Rehinelerin takası deniliyor. Eyvallah, biz buna da varız. Fakat rehine dediğiniz zaman, rehine sayısı itibarıyla İsrail’deki rehinelerin sayısı nedir? Öbür tarafta, Hamas’ın veya Filistin’in elindeki rehinelerin sayısı nedir? Buna da baktığımız zaman katbekat fazlasıyla İsrail’in elinde rehine var. Yılların rehineleri, tutsakları İsrail’in elinde. Bunu da görmemiz lazım. Bunu görmezsek bu da haksızlık olur. Biz bütün bunlara varız.”

Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’ndaki çalışmalarında Avrupa-Afrika gibi bir ayrım yapmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Karadeniz Tahıl Koridoru’ndan gelenin yüzde 40’ı Avrupa’ya gitti, yüzde 14’ü Afrika’ya gitti, yüzde 14’ü bize geldi. Diğerleri, diğer bölgelere gitti.

Şu anda bile Afrika’dan talepler var ve Rusya ciddi miktarda bir tahılı, buğdayı göndermeye karar verdi ama sıkıntıları var. Nedir o sıkıntı? Şimdi gönderilen yer, aklımda kaldığı kadarıyla Zimbabve, oraya tahıl gidiyor ama bunun değirmen safhası orada yok. Bu akşam Dışişleri Bakanıma onu söyledim, ‘onları biz hallederiz’ dedim. Türkiye olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi olarak değirmenlerde öğütür, un olarak oralara göndeririz.

Atmamız gereken adımlar var, yapmamız gerekenler var. Biz bunları yaparız. Şu anda dört veya beş ülkeye Rusya böyle bir koridordan yine tahıl göndermeyi planladı ve adımını da atacak. Biz de bunun ikinci safhası olan bunların una dönüştürülmesinde bu adımı atarız. Zaten daha önce de Rusya-Türkiye-Katar olarak üçlü bir adım atmıştık ve bu çalışmayı yaparız. Tabii bütün bu adımın atılması için özellikle Almanya-Türkiye arasında böyle bir adımın atılmasının yanında NATO müttefikimiz Almanya ile kararlı adımlar atmanın görüşmelerini de aramızda yapmamız lazım.”

“Savunma sanayii iş birliğimizin engelsiz şekilde yürütülmesi, müşterek menfaatimizeydi” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Almanya’nın terörle mücadelede daha yakın iş birliği içinde olması gerektiğini söyledi.

İki ülke arasında beşeri köprü vazifesi gören ve nüfusu 3,5 milyona ulaşan Almanya’daki Türk toplumunun huzur içinde yaşamasının en büyük temennileri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk toplumunun dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere burada görev yapan din adamlarımızın yetiştirilmesi amacıyla ortak bir çalışma yürütüyoruz. Almanya ile iş birliği alanlarımızdan diğeri malum göç konusudur. Ortak çalışma grubumuz çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

“52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir”

Görüşmelerin ana gündemlerinden birini de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz bu sürecin yeniden ivme kazanmasını samimiyetle arzu ettiğimizi daha önce de açıklamıştım.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi gibi konularda uzun süreden beri haklı beklentilere sahibiz. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkelerinden olan Almanya’nın bu bağlamda vereceği katkıları önemsiyoruz. Kolay değil 52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir. Vize serbestisi sağlanıncaya kadar vatandaşlarımızın vize işlem süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılmasını bugün ele alacağız.”

Almanya Başbakanı Scholz ile görüşmelerinde Gazze’de yaşananları çok daha farklı bir şekilde ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak olayların başından beri sivilleri hedef alan saldırıları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi ifade ettik ve bunu hep dile getirdik. Hepimizin önceliği ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz olarak akışının sağlanması.

Şu ana kadar 10 uçak dolusu insani yardımı Mısır’a gönderdik ve en son yine gemiyle 666 ton gıda, sahra hastanesi vesaire gibi gönderdiklerimiz oldu ama bütün dert; akan kanın durmasında. En son 27 kanserli hasta ve yanlarında refakatçilerini El Ariş’ten Türkiye’ye aldık. Dün de kendilerini hastanede ziyaret ettim ve durumlarını gördük.

Tabii temennimiz daha fazla hastayı da yaralı veya kanserlileri de ülkemize almak, tedavilerini yapmak. Fakat yaşananlar 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümün artık kaçınılmaz olduğunu bir kez daha bizlere göstermiştir. Türkiye olarak amacımız; İsrailli ve Filistinlilerin yan yana, barış içinde yaşadığı, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir iklimin tesisidir. Bunu başarmamız lazım. Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barışın temini için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum.”

“Bunlara karşı da bir tavır koyun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman bir gazetecinin “İsrail’e yönelik Hamas tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından açıklamalarınız sadece Almanya’da değil, NATO üyesi ülkeler arasında da rahatsızlık oluşturdu. İsrail’in varoluş hakkını kabul ediyor musunuz? İsrail’in ‘faşist bir devlet olduğunu’ söylediniz, hangi gerekçelendirmeniz var bunun için? İsrail ordusunun Hamas’a karşı saldırısına neden ‘soykırım’ diyorsunuz? Tüm NATO ittifakı tarafından terör örgütü olarak tanınan, yüzlerce insanı İsrail’de katleden bir örgütü nasıl bir ‘kurtuluş örgütü’ diye tanımlayabilirsiniz? Türk-Alman ilişkilerini, NATO içindeki iş birliğini tehlikeye atıyor musunuz? Türkiye, savunma sanayi için 40 Eurofighter talep ediyor. Almanya bunu kabul edecek mi?” sorusuna, şu cevabı verdi:

“Öncelikle NATO’nun önde gelen ülkelerinden bir tanesi, ilk beşin içerisinde yer alan bir ülkeyiz Türkiye olarak. Türkiye, NATO’da sıradan bir ülke değil. İlk beşin içinde. Şu anda NATO’nun içinde düşüncesi, kanaati kimin ne olursa olsun, Rusya-Ukrayna arasında herkes kimin yanında yer alıyor? Ukrayna’nın yanında yer alıyor. Türkiye olarak biz, Ukrayna ile de görüşüyoruz, Rusya ile de görüşüyoruz. Aralarında herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Ama 33 milyon ton tahıl koridorundan bütün o tahılı Avrupa’ya, Afrika’ya götüren biz olduk. Şu anda da yine diyorsunuz ki ‘yüzlerce’, bak ben sana yüzlerce demiyorum, binlerce Filistinliyi şu anda İsrail öldürdü mü, öldürdü.

Hastaneleri yok etti mi, etti. İbadethaneleri, kiliseleri vuruyor mu, vuruyor. Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Peki, sen bir Hristiyan olarak bu kiliselerin vurulmasından rahatsız olmuyor musun? Bunlara karşı niye bir tavır koymuyorsunuz? Bunlara karşı da bir tavır koyun. Bizim için bu noktada bölgede Musevi, Hristiyan, Müslüman bu ayrımın olmaması gerekir. Antisemitizme karşı da bir mücadele verildiyse, bu mücadeleyi dünyada ilk veren lider ben oldum. Ve şu anda da bakın Almanya ‘İsrail’e şu kadar maddi destek verdiğinden’ bahsediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter savaş uçaklarına ilişkin ise “Eurofighter konusunda Almanya verir veya vermez. Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Birçok yerden bunların çalışmasını yaparız, temin ederiz. Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden bir tanesi durumuna gelmiştir. Bir basın mensubu olarak, bizi bununla tehdit etmeyin. Bize öyle sorular sorun ki bu sorular vicdani olsun, insani olsun, cevaplarını da biz size o şekilde verelim” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise “Birlikte doğrudan görüşme imkanımızın olması çok iyi. İkimiz de dünyadaki krizlerle uğraşıyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bütün dünyada hissedildi. İkimiz de Rusya’nın saldırganlığını sona erdirmesi konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Karadeniz’den tahıl ihracı anlaşması nedeniyle teşekkür eden Scholz, “Türkiye’nin özellikle tahıl ihracatı alanında çok önemli rol oynadığını biliyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na bu konudaki kişisel katkılarından ötürü özellikle teşekkür etmek istiyorum. Moskova’nın maalesef bu anlaşmayı daha fazla sürdürmemesi üzücü” dedi.

Avrupa’nın güvenliğinin tehlike altında olduğunu belirten Scholz, “Rusya bu şekilde savaş yürüterek uzun yıllardır mevcut olan bir anlaşmayı ihlal ediyor. Çünkü sınırların zorla değiştirilmemesi gerekiyor. Avrupa’nın güvenliği burada tehlike altında. Aynı zamanda İsveç’in NATO üyeliğini görüşeceğiz. Üyeliğin TBMM’de görüşüldüğünü biliyoruz. Umarız yakında olumlu karar alınacaktır. Çünkü NATO’nun güçlendirilmesi söz konusu” dedi.

İsrail-Filistin çatışmasına değinen Almanya Başbakanı, şunları söyledi: “7 Ekim’de Hamas, İsrail’e hunharca bir saldırı düzenledi. Biz bu terör eylemini keskin bir şekilde kınamaktayız. Biraz sonra gerilimin tırmanmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız. Çünkü Orta Doğu’da çatışmaların tırmanmasından endişe duyuyoruz. Almanya’yı bilen gayet iyi bilir, bizim İsrail’le olan dayanışmamız hiçbir şekilde tartışmaya açık değildir.

İsrail’in kendisini savunma hakkı vardır. Filistinli sivil halkın acıları, Gazze’de yaşananlar bizi de üzüyor. Onlarca yıldır Almanya bu alanda insani yardım sunmaktadır. Bu sene 160 milyon Euro’luk yardım sağlıyoruz. İnsani yardım alanında en büyük donörlerden biriyiz. Bizim için hedef iki devletli çözümdür. İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz.”

Almanya’da antisemitizme izin vermeyeceklerini dile getiren Scholz, “Aynı zamanda Almanya’da yaşayan 5 milyon Müslüman’ın, bu ülkedeki yerini inkar edenlere de karşıyız” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini de ele alacaklarını aktaran Olaf Scholz, “Geçmiş yıllarda potansiyelimizin gerisinde kaldık, bunu nasıl ileri taşıyacağımızı görüşeceğiz. Ekonomik işbirliği açısından büyük potansiyel var” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısının ardından Scholz ile baş başa görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Scholz daha sonra heyetler arası çalışma yemeğine katıldı.

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Yorumu: Ne Gerekiyorsa Yapmaya Devam Edeceğiz

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyon ve cari açıkta kalıcı düşüş için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Uluslararası finansal kuruluşlarla ilişkilerimizi daha da güçlendiriyoruz.

Makro finansal istikrarı sağlamak için uygulamaya koyduğumuz programımıza güçlü bir destek var. Uluslararası rezervleri artırarak kırılganlığı azaltıyoruz. Enflasyon ve cari açıkta kalıcı düşüş için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin kredi risk primi geriledi

Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı bugün itibariyle 348,2 seviyesine geriledi. Risk primi, geçen yıl 885 puana kadar çıkarak 2003’ten beri en yüksek seviyesini görmüştü.

Merkez Bankası (TCMB) ekim ayında yüzde 68,01 olan yıl sonu enflasyon beklentisini kasım ayında yüzde 67,23’e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 45,28’den 43,94’e çekti.

Merkez Bankası, yıl sonu dolar kuru beklentisini 30,05’ten 30,00 TL’ye indirdi. Banka, cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisini yüzde 33,22’den yüzde 37,71, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisini ise yüzde 33,68’den yüzde 37,80 yükseltti.

Merkez Bankası ekim ayında yüzde 4,1 olan yıl sonu büyüme tahminini kasım ayında da yüzde 4,1 olarak belirledi. Banka, 2024 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 3,4’den yüzde 3,3’e çekti.

Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre 10 Kasım haftasında 3 aya kadar vadeli mevduatlarda ortalama faiz yüzde 45,9 olarak kaydedildi.

2023 Eylül sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku, 211,0 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borç stoku, borçlu bazında değerlendirildiğinde, kamu sektörünün yüzde 20,5, Merkez Bankası’nın yüzde 21,7,  özel sektörün ise yüzde 57,8 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Özel’den ‘Meral Akşener’ Açıklaması: Abla Kardeş İlişkisi

“İYİ Parti ile ittifak yapacak mısınız?” şeklinde çok soru geldiğini dile getiren CHP Lideri Özgür Özel, Meral Akşener ile abla kardeş ilişkisi içerisinde olduklarını söyledi. İYİ Parti, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı almıştı.

Akşener’in kendisini tebrik için aradığını belirten Özel, “Bence aramızda bundan sonra çok sağlıklı görüşmeler olabilir. Biz birbirine kaybettirmek değil, birbirine kazandırmak üzere bir ilişki kurarız. Ayrıca İYİ Parti de CHP de farklı siyasi partilerle farklı ilişkiler içinde olabilirler, görüşebilirler.

‘Biz istiyoruz’ diye bir ittifak yapılmak zorunda değildir. Öyle bir dayatma içinde olmayız. Ama son derece yapıcı yaklaşıyoruz meseleye ve ben bizden beklenen gibi Türkiye’ye kazandıracak, partilerimize kazandıracak ve iyi sonuçlar alacak bir müzakereyi yürütebileceğimizi, bunu da iyi ilişkiler üzerinde başlatabileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

CHP’li belediyeleri bütünü itibarıyla başarılı bulup bulmadığına ilişkin ise Özel, “Birkaç örnek hariç, ki oralara da niye diye bakıyoruz. Halk başarılı buluyor. Ekrem Başkanı, Mansur Başkanı inanılmaz başarılı buluyorlar. Yani mesela Ankara’da Mansur Başkanın alacağı oy oranı belki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Ankara’dan aldığımız en yüksek oy oranına ulaşacak, büyük bir rekor bekliyorum. İstanbul’da nefes nefese seçildiğimiz 31 Mart’tan çok ilerideyiz” dedi.

Milletin gönlünde olanların listelerinde de olacağını belirten Özel, “Benim gönlümden geçen 2023 bitmeden belediyelerimizin önemli miktarını açıklamak istiyoruz yani 2024’te artık sahada çalışıyor olsunlar” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın programına konuk olarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Ben bu işe girerken zor bir işe giriştiğimi biliyordum. Hem yerel seçimlerde bir felaket yaşayabiliriz ve muhalefet dağılabilir, Türkiye’deki tek adam rejimi iyice sertleşebilir diyorduk. Düşündüğümüz gibi oldu. Değişim bir umuda dönüştü. Kongre gerçekten çok olumlu bir havada geçti.

Muhalefet toparlandıktan sonra iki tane hamle yaptılar: Büyük bir anayasa tartışması hamlesi. ‘Anayasa kararlarına bile uymayız, Türkiye’de patron biziz. Tayyip Erdoğan ne diyorsa o olur. Onun atadığı hakimler ne diyorsa o olur’ dediler. Bu bize karşı bir hamle. Cumhurbaşkanı birkaç gün suskundu, sonra gördük ki Yargıtay’ın tavrını sahipleniyor, AYM’yi yok sayıyor. AYM ile ilgili madde Cumhurbaşkanı’nın gözünde yok, o sayfayı yırttı attı. O sayfayı sen yırtar atarsan, TBMM’yle ilgili 80. Madde’yi de yarın yırtıp atmayacağının garantisi yok. Bu bir darbe girişimi.

“Biz direnmek zorundayız”

ütün darbeler doğası gereğince iktidara yapılır. Herkes döner muhalefet ne diyor diye bakar. Ben o gece Meclis’i açalım dedim. Millet sandıkta yeni bir görev verene kadar ana muhalefet partisiyiz, hükümetin arkasında, darbenin karşısındayız dedim. Ben o gece de Yargıtay kararından sonra gelin bu darbeye direnelim dedim.

Numan Bey önce ‘olur’ dedi, sonra baktı ki AKP’de bir şey var, toplamadı. Çünkü birlikte olursak bir anlamı var o işin. Sonra Tayyip Erdoğan direnişin yanına geçmedi, darbenin başına geçti. O dedi ki ‘AYM’ye haksız’ ve Yargıtay’ı destekledi. Anayasanın o sayfasını yırttı attı. Bundan sonra biz direnmek zorundayız, sıra bize gelir.

Biz sembolik bir şey yapıyoruz ama ben Meclis’e sahip çıkıyorum. Ne zamana kadar, eylemlilikte ikinci bir karar alana kadar. Bu eylemlilik hem Türkiye hem dünya kamuoyunda bilinene kadar. Darbeye maruz kalan ülkeler uluslararası dayanışma isterler. Bu darbe girişiminin uluslararası olarak görülmesi Türkiye’yi şikâyet etmek değildir. Biz Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin anayasal düzenini askıya alma çabasını görünür kılıyoruz Meclis’te.

Derinlerde başka bir yapı var ve ‘biz günü gelir katilimize de sahip çıkarız’ diyorlar. Kimse korkmasın, ‘hepimiz Hrant’ız’ derken boşa söylenmiyordu. Biz öldürmekle bitmeyiz. Bundan sonra o derin yapı şunu bilsin, enselerindeyiz. Bundan sonra onlar bizimle değil, biz onlarla uğraşacağız. Bu devlette güvercin katillerine ve o katilin sırtını sıvazlayana, günü gelince serbest bırakana nefes aldırırsam namussuzum.

İlk MYK’da adaylarımızı görevlendirdik. Pazartesi günü bize bir taslak getirecekler. Müzakere edip kararlaştırıp ilan edeceğiz. Kamuoyu araştırmalarıyla vatandaşın gönlünde olan başkanları tekrar aday göstereceğiz. Kongredeki tutum bizim için bir ölçüt değil.

Kongrede karşımdaymış başarılıysa listede, kongrede yanımdaymış başarısızsa müsaade isteyeceğiz, başka yerde çalışırız. Seçimden önce kimseye verilmiş belediye başkanlığı sözüm yok. İlk düğmeyi yanlış iliklersen CHP’de genel başkanlık yapamazsın. Kim belediye başkanı olacak sizin gibi ben de bilmiyorum ama yöntemi biliyorum.

“Kemal Bey’e saygılı olmak hepimizin boynunun borcu”

Kemal Bey bu partiye inanılmaz emek verdi. Bu partiye nezaketi getirdi ve bu partide çok önemli bir değişimi de gerçekleştirdi. Biz Kemal Bey’den enkaz devralmadık. Bunu söylersem nankörlük etmiş olurum. Kemal Bey’in yaptığı doğruları sürdürüp, Kemal Bey’in döneminde hep birlikte yapamadıklarımızı veya hep birlikte yaptığımız yanlışları düzeltirsek iktidar namzeti bir parti devraldık.

Kemal Bey’e saygılı olmak hepimizin boynunun borcu. Özgür Bey çalışkan da Kemal Bey değil mi? İçimizdeki en çalışkanıydı. Ben bundan sonra kişisel olarak da ömür boyu kendisine hürmetimi sürdüreceğim. Türkiye siyasetine katkılar yapmaya devam etmesinin son derece değerli olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

Kürt Böreği, Meclis’te “Asimilasyon Ve Irkçılık” Tartışmasına Neden Oldu

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Her şeyi asimile ettiniz, bir börek kalmıştı gerçekten. Kalbiniz küt küt attığı için mi küt böreği yaptınız? Meseleniz nedir? Gerçekten soruyorum. Dağda “kart kurt” sesinden Kürt çıkarma teoriniz tutmadı. Şimdi, kesilirken “küt küt” diye çıkan ses mi diyeceksiniz?” dedi ve ekledi:

“Peki, Boşnak böreği, Laz böreği, Gürcü mantısı, Çerkez tavuğu, Arap aşı için de önerileriniz var mı? Laz böreğine de “az böreği” Çerkez tavuğuna “erkez tavuğu” deyin, olsun bitsin. Bu coğrafyadaki halkların emeği, göz nuru yeme içme kültürlerine de el atmak kimsenin haddine olmamalı. Kürt böreği Kürt böreğidir, ırkçılık ve lezzet yan yana gelen şeyler değildir, elinizi çekin bu börekten. Madem bu kadar ırkçısınız yemeyin diyorum.”

Tescilli Kürt böreğinin bazı tanıtımlarda “küt” diye yazılması Meclis’te “asimilasyon”, “ırkçılık” tartışmasına neden oldu.

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kürt böreğinin Rengo lakaplı Bileceli Mehmet Efendi tarafından yapılmış İstanbul’da adına festival düzenlenen tescilli bir börek olduğunu söyledi.

Yüz yıldan fazla tarihe sahip böreğin “kendini bilmez birileri tarafından” “küt” diye yazılıp tanıtıldığını söyleyen Beştaş şunları ifade etti:

“Her şeyi asimile ettiniz, bir börek kalmıştı gerçekten. Kalbiniz küt küt attığı için mi küt böreği yaptınız? Meseleniz nedir? Gerçekten soruyorum. Dağda “kart kurt” sesinden Kürt çıkarma teoriniz tutmadı. Şimdi, kesilirken “küt küt” diye çıkan ses mi diyeceksiniz?

Peki, Boşnak böreği, Laz böreği, Gürcü mantısı, Çerkez tavuğu, Arap aşı için de önerileriniz var mı? Laz böreğine de “az böreği” Çerkez tavuğuna “erkez tavuğu” deyin, olsun bitsin. Bu coğrafyadaki halkların emeği, göz nuru yeme içme kültürlerine de el atmak kimsenin haddine olmamalı. Kürt böreği Kürt böreğidir, ırkçılık ve lezzet yan yana gelen şeyler değildir, elinizi çekin bu börekten. Madem bu kadar ırkçısınız yemeyin diyorum.”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Irkçılığı sen yapıyorsun. Ben daha ilk defa duyuyorum” diye tepki gösterdi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da “Efendim, o börekten istiyoruz yalnız” diye seslendi.

Yerinden konuşan MHP’li Akçay, “Kürt böreği de yeriz, Arnavut böreği de yeriz, Çerkez tavuğu da yeriz ama ben ilk defa duydum” derken HEDEP’li Beştaş, “Bir dahaki sefere börek getireceğim” yanıtı verdi.

Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder de “Belli bir yaşa kadar yediklerimiz, belli bir yaştan sonra yemediklerimiz yaşatır. Şöyle de denilebilirdi: “Sözde Kürt böreği” de diyebilirlerdi, yine Allah razı olsun “küt” demişler” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası: Ülkenin Menfaati Açısından

İYİ Parti’de Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, “81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının alınmasının başta ittifakla iktidara karşı kazanılmış büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi olmak üzere, ülkenin menfaati açısından birçok olumsuz sonuçlar doğuracağı aşikardır” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Gün içerisinde İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

İYİ Parti’de Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Dr. Aylin Anıl Arslan, görevinden ve partisinden istifa ettiğini açıkladı. Aylin Anıl Arslan, istifasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“20 yıldır kadın hastalıkları ve doğum hekimi olarak ülkeme hizmet verirken 2023 yılı genel seçimlerinde İYİ Parti Hatay Milletvekili Adayı olarak seçimlere katıldım. O dönemde yaşanan deprem felaketi, oradaki insanlara nasıl yardımcı olabiliriz fikri, bir hekim olarak benim ve hekim arkadaşlarımızın yaşadığı zorluklar, iktidarın yanlış sağlık politikaları sebebiyle vatandaşın doktora düşman edilmesi ve bunun sonucunda şiddet gören ve her geçen gün değersizleştirilen sağlık çalışanlarının ülkeyi terk etmesi gibi sayısız sebepler siyasete katılmamda etkili oldu.

Bu süreçte beni en çok heyecanlandıran ise; muhalif partilerin bir araya gelerek ittifak oluşturması ve mevcut iktidarı değiştirme çabası olmuştur. Seçim sonrası dönemde her muhalif aday ve ittifak partilerine gönül veren seçmenler gibi büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaşadım ama siyasi mücadeleye devam kararı aldım. Partinin önerisi ve oluru ile Sağlık Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandım. Bugüne gelindiğinde; 81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının alınmasının başta ittifakla iktidara karşı kazanılmış büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi olmak üzere, ülkenin menfaati açısından birçok olumsuz sonuçlar doğuracağı aşikardır.

İYİ Parti tarafından alınan bu karar ve son dönemde yapılan açıklamaların belediye seçimlerinde de AK Parti ve Cumhur ittifakını destekler ve mevcut iktidarı güçlendirir nitelikte olması sebebiyle İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkan Yardımcılığı görevimden ve parti üyeliğimden istifa ediyorum.”

İYİ Parti’de istifalar devam ediyor

Gün içerisinde İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Adnan Beker’in istifasıyla birlikte İYİ Parti’nin TBMM’deki sandalye sayısı 42’ye düştü.

Yakın zamanda İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz da partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: “‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

Durmuş Yılmaz ise, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Yılmaz, “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti’de yakın zamanda çok sayıda isim istifa ettiğini açıklamıştı. İYİ Parti eski milletvekili Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu, Ahat Andican, Emine Küçükali ve İBB Meclis üyesi Taylan Yıldız da İYİ Parti’den istifa eden isimler arasındaydı.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den ‘Anayasa’ Mesajı

TBMM Başkanı Kurtulmuş ile görüşmesinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Özer, “Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özer açıklamasının devamında, “Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i Meclis’teki odasında ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Özgür Özel, “Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş, bugün planlı bir ziyarette bulundu. Hem geçirdiğimiz kongre süreciyle, üstlendiğimiz yeni görevle ilgili tebriklerini iletti. Daha önce kendisini CHP grubu olarak ziyaret etmiştik. Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna iadei ziyarette bulundu. Samimi bir ortamda geçti görüşmemiz” dedi. Özel, soru üzerine, “Anayasa ve içtüzükle ilgili tartışmaları yerel seçimden sonraya bıraktık” diye konuştu.

CHP Lideri Özel, bir başka soru üzerine, “Sayın Kurtulmuş, konuya mümkün olduğu kadar yapıcı şekilde yaklaşmaya çalıştığını söyledi. Benim ve kendisinin ayrı ayrı değerlendirmeleri oldu. O konuda herhangi bir şey söylemem doğru olmaz. Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” ifadesini kullandı.

Özgür Özel, “Ülkenin anayasa tartışması gündemine dair, Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil. Genel olarak anayasa ve içtüzük ile ilgili gruplar arası diplomasi yerel seçimlerden sonra olabilir” diye konuştu.

Özel, Can Atalay hakkındaki yargı kararının TBMM’de okutulup okutulmayacağına ilişkin bir soru üzerine, “Bugün benim Sayın Başkandan önümüzdeki birkaç hafta içinde ya da muhalefet partilerinin haberi olmaksızın böyle bir şeyin olmayacağına yönelik bir hissiyatım oluştu. Gelecek hafta böyle bir şey beklemiyoruz. Biz zaten bütün meclis başkanvekillerinin ve Meclis Başkanının, bu yargı darbesine karşı Meclisin ve milletvekillerinin arkasında durması gerektiğini düşünüyoruz. Yakın zamanda böyle bir şeyin yaşanma tehlikesine yönelik bir izlenim edinmedim” diye konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır”

CHP Lideri Özel, Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliyesine ilişkin bir soru üzerine, “Bir el, bu 4 aydaki kanaati değiştirmiş. Bir el, punduna getirmiş katilini serbest bırakmış. Bir el, Hrant Dink’in katilini korumuş, kollamış, günü gelince de hepimize şu mesajı vermiş: ‘Gerekirse buradaki derin yapı, katiline bile sahip çıkar.’ Bu, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır. Bu, Ermeni cemaati için inanılmaz incitici ve ürkütücüdür. Onların yaşadığı hissiyatı yüreğimizde hissediyoruz.

Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün vatandaşlara, burada Anayasada yazmayan kurallar vardır, burada karanlık ve derin güçler, hepimizin gözünün önünde racon kesmektedir. Buna teslim olmayacağız. Bunu not ettik, bu Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasiye karşı günahlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek, demokrasiye karşı suçlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek bir kara lekedir. Defter, Tayyip Erdoğan’ın defteridir. Ama kalemi hangi ittifak ortağı ya da hangi başka siyaset dışı derin yapı tutup yazmıştır. Onu tarih gösterecektir. Ama biz bu yapıya teslim olmayacağız” diye konuştu.

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’ten ‘İttifak’ Açıklaması

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Az farkla kaybettiğimiz belediyeleri kazanacağız. Kazanılmış belediyeleri de kayyımın elinden söke söke alacağız” dedi.

Batı illerinde ittifaka açık olduklarını belirten Hatimoğulları, “Bütün yerellerimizde belediye eş başkanlarımızın ve Meclis üyelerimizi ön seçimle belirleyeceğiz. Bütün bunların detaylı çalışmasını seçim komisyonumuz şu an yürütüyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Adana’da yerel seçimlere ve olası ittifaklara ilişkin açıklama yaptı. Artı Gerçek’in aktardığına göre, Adana’da konuşan Hatimoğulları, “Birinci, ikinci olduğumuz bölgelerde kendin adaylarımız ile seçime gireceğiz. Batı illerinde ise ittifaka açığız” dedi.

Agos Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepki gösteren Hatimoğulları, “Hrant Dink şunu söylüyordu: ‘Bu ülkede güvercin ürkekliğiyle yaşıyorum ama biliyorum ki bu toplumda güvercinlere güvercinlere dokunmazlar’ demişti. Ama Hrant Dink’e dokundular.

Biz o güvercini, güvercin ürkekliğiyle yaşayan gazeteciyi koruyamadık. Bundan dolayı hepimiz vicdanen huzursuz ve rahatsızız. Ve Hrant Dink’ten, ailesinden, Ermeni toplumundan binlerce kez özür diliyoruz. Biz Hrant Dink’i koruyamadık” diye konuştu.

Samast’ın tahliyesini, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında devam eden yargı krizinin, yargı darbesinin ürünü olarak gördüklerini söyleyen Hatimoğulları, şöyle devam etti: “AYM’nin kararına karşı çıkarak Yargıtay, aslında yargıda büyük bir krizi bize göstermiş oldu, aslına bu kriz vardı. Ve sevgili Can Atalay Hatay halkı tarafından, deprem bölgesi olan Hatay bölgesinden seçilmiş bir milletvekili olarak hâlâ cezaevinde olmasını kabul etmemiz mümkün değil.

AİHM kararlarına rağmen sevgili Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı ve arkadaşlarını cezaevinde bırakan anlayış ne yazık ki Ogün Samast gibi katilleri salıvermiştir. İşte yargıda çürümüşlüğün, yargıda kokuşmuşluğun geldiği nokta .Yargı geçmişte çok mu bağımsızdı, elbette değildi. Ama yargı hiçbir zaman bu kadar kılıfına bile uydurma gereği duymadan, bu kadar açıktan anayasayı ihlal etmemişti.”

“Rejimle ilgili eleştirilerimiz noktasında kesinlikle aynı yerdeyiz”

Hatimoğlulları’nın seçimlere ilişkin kayyum ve ittifak açıklamaları ise şu şekilde: “Az farkla kaybettiğimiz belediyeleri kazanacağız. Kazanılmış belediyeleri de kayyımın elinden söke söke alacağız. Bütün yerellerimizde belediye eş başkanlarımızın ve Meclis üyelerimizi ön seçimle belirleyeceğiz. Bütün bunların detaylı çalışmasını seçim komisyonumuz şu an yürütüyor.

Batıda 2019 yılında belirlemiş olduğumuz seçim stratejisi büyükşehir belediyelerinin ana muha’lefet tarafından kazanılmasına katkı sağladı. Bütün büyük şehirler HDP’nin vermiş olduğu katkıyla kazanılmış oldu. Mayıs seçimlerinde aday çıkarmayarak Sayın Kılıçdaroğlu’nu destekledik. Çünkü mevcut olan iktidarın gitmesi gerektiğini düşündük. Biz mevcut iktidarın gitmesi gerektiği konusunda aynı yerdeyiz. Rejimle ilgili eleştirilerimiz noktasında kesinlikle aynı yerdeyiz.

Fakat bu dönem şurada bir farklılık sergileyeceğiz; bizler bu ülkede HDP’nin kriminalize edildiği bir dönemde, HDP hakkında kapatılma davası açıldığı bir dönemde eş başkanlarının, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, meclis üyelerinin tutuklandığı bir dönemde HDP’nin yanında açıkça olmak gerekiyor. Bizler muhalefeti yeterince yanımızda olmamakla eleştiriyoruz.”

Paylaşın