DP Lideri Uysal’dan 50+1 Açıklaması: Erdoğan’ın Muhatabı Bahçeli’dir

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerin ilişkin, “Sözlerinin asıl muhatabı Bahçeli’dir” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “50+1 şartının değişmesi isabetli olur” sözleriyle ilgili açıklamada bulundu. “Erdoğan’ın 50+1’ ile ilgili sözlerinin asıl muhatabı MHP Genel Başkanı Bahçeli’dir” diyen DP Lideri Uysal, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan, uzun zamandır var olan 50+1 şartı ile ilgili şikayetini ve niyetini ilk kez net ifade etti. Ama tüm sistemi 50+1 manivelası ile kontrol eden ve bu dengenin değişmesini ‘casus belli’ sayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi atlıyor!

Erdoğan, bu seçimde AKP’nin oyunun yüzde 35’lere düşmesinin çaldığı alarm zillerinin farkında! Şimdi bu risklere aklınca çözüm arıyor. Şimdi salı Grup toplantısında 4 yıl önce TBMM’nin açılışı vesilesiyle Genel Kurul’da yapılan 23 Nisan Özel Oturumunda yüzde 50+1’i sorgulayan parti temsilcilerinin sözlerine karşı akşam düzenlenen resepsiyonda ‘tüm muhalefet temsilcileri ağız birliği etmişçesine CB Hükümet Sistemi/ yüzde 50+1’i sorguluyor, burada bir tertip var’ diyen Bahçeli ne diyecek?”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’daki temaslarının ardından Türkiye’ye dönüşte gazetecilerin sorularını yanıtlarken Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki 50+1 şartıyla ilgili şunları söylemişti:

“50+1 şartının değişmesi konusunda aynı fikirdeyim, isabetli olur. Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla “en fazla oyu alan aday seçilir” denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır.”

Paylaşın

AK Parti’den ‘Mini Anayasa’ Değişikliği Hazırlığı: 50 Artı 1 İçin 2 Seçenek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50+1 çıkışının ardından mini anayasa değişikliği paketi hazırladığı belirtilen AK Parti’nin 50+1 yerine, “40+1” ya da “en çok oyu alan seçilsin” seçenekleri üzerinde durduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı adaylığında iki dönem kuralıyla ilgili herhangi bir değişikliğin olmayacağı kaydedilen söz konusu pakette, aile ve başörtüsü düzenlemelerinin de yer alacağı öğrenildi. AK Parti’nin bu konuda partileri ziyaret edeceği, özellikle İYİ Parti ile uzlaşı arayacağı ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya dönüşü 50+1’in değişip değişmeyeceği yolundaki bir soru üzerine değişmesinin isabetli olacağını belirterek, “Çoğunluğu alanın seçilmesi halinde cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz, yanlış yollara sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa” yanıtını vermesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun’un haberine göre yeni anayasa için gerekli sayısal çoğunluk konusunda uzlaşı havasının oluşmaması rotayı mini bir anayasa değişiklik paketine yöneltti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu amaçla partileri ziyaret edip görüşmüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda kurulan Anayasa Bilim Komisyonu da yaklaşık 130 maddelik yeni bir anayasa taslağı hazırlamıştı. AK Partili hukukçu kurmaylar da, yeni anayasa çalışmalarının süreceğini ancak referandum için gerekli 360 oyun şu anda Meclis’te bulunmasının zor olduğuna dikkat çekerek, bu nedenle mini bir değişiklik paketiyle sürecin daha kolay yürütülebileceği görüşünü savunuyor.

Bu kapsamda, mini Anayasa değişikliği paketinde 50+1 yerine, “40+1” ya da “en çok oyu alan seçilsin” seçenekleri üzerinde durulduğu belirtiliyor. Cumhurbaşkanı adaylığında iki dönem kuralıyla ilgili herhangi bir değişikliğin olmayacağı kaydedilen söz konusu pakette, aile ve başörtüsü düzenlemelerinin de yer alacağı öğrenildi. AK Parti’nin bu konuda partileri ziyaret edeceği, özellikle İYİ Parti ile uzlaşı arayacağı ifade edildi.

Paylaşın

İBB Başkanı Soyer’den Seçim Açıklaması: Aday Adayıyım

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı Tunç Soyer, yeniden aday adayı olacağını söyleyerek “Geçen 5 yıl içinde mutfağı toparladık, şimdi yemek vermek istiyorum” dedi.

Tunç Soyer açıklamasının devamında, “İzmirliler sadece bir siyasi partiye, sadece hizmet performansına oy vermezler, aynı zamanda demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe bağımsızlığa oy verirler” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Fox TV’de ülke ve kent gündemine dair açıklamalarda bulundu. “Net olarak aday adayıyım” diyen Soyer, “Geçen 5 yıl içinde mutfağı toparladık, şimdi salonda yemek vermek istiyoruz, o noktaya geldik. Tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Eminim ki İzmirliler görmedikleri yer altında olduğunu bildikleri yatırımlarının ne kadar kıymetli olduklarını biliyorlar” ifadelerini kullandı.

Tunç Soyer açıklamasının devamında, İzmirliler sadece bir siyasi partiye, sadece hizmet performansına oy vermezler, aynı zamanda demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe bağımsızlığa oy verirler. Bu nedenle biz kendimizle yarışırız; ‘biz daha iyisini nasıl yaparız’ diye. Bu nedenle İzmir’in dünyadaki yerini büyütmeye gayret ederiz.

Bizim Avrupa’da kurduğumuz ilişkileri de bu amaca matuftur. Önümüzdeki hafta 27’sinde inşallah Avrupa Gençlik Başkenti ilan edileceğiz. 2026 gençlerimizi Avrupa’nın gençleriyle buluşturacağımız yıl olacak. Göreceksiniz İzmir’in yine Anadolu’nun Türkiye’nin lokomotifi olarak, yine Anadolu’daki yeniliklerin, aydınlığın müjdecisi olarak İzmir’i bir kez daha ileriye taşıyacağız” dedi.

Tunç Soyer kimdir?

1959 Ankara’da dünyaya gelen Tunç Soyer, çocukluk yaşlarından itibaren İzmir’de yaşadı. Bornova Anadolu Lisesi’ndeki yatılı öğrencilik yıllarının ardından yükseköğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Aynı yıllarda Türk Haberler Ajansı’nda muhabirlik yaptı. Mülteci kamplarındaki kadın dramını anlatan bir eseri Türkçeye çevirdi.

İsviçre Webster Üniversitesi’nde “Uluslararası İlişkiler” ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “Avrupa Birliği” alanlarında yüksek lisans yaptı. İyi düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Soyer, 1991’de Seferihisar’da halen faal olan bir tatil köyünün kurulmasına ve İzmir’in turizmine kazandırılmasına önayak oldu. Dokuz yıl boyunca turizm sektöründe yönetici olarak faaliyet gösterdi.

2003’te İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya Avrupa Birliği’nden temin edilecek mali kaynaklar konusunda danışmanlık yapan Soyer, İzmir’in ekonomisine ve sosyal yaşamına dair tecrübelerini bu süreçte arttırdı. 2004-2006 yıllarında İzmir Ticaret Odası’nda Dış İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttü. 2006 yılında Dışişleri Bakanlığı tarafından EXPO İzmir Genel Sekreterliği görevine atandı.

2009 yılı itibarıyla Seferihisar’da Belediye Başkanlığı görevine seçildi ve bu görevi iki dönem yürüttü. Küçük ilçelerin uluslararası ölçekte tanınmasını ve ekonomisinin geliştirilmesini hedefleyen Citta Slow (Sakin Şehir) hareketini önce Seferihisar’a, ardından Türkiye’nin yedi farklı coğrafi bölgesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşıdı.

2013’te merkezi İtalya’da bulunan Dünya Sakin Şehirler Birliği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevine, 2014’te Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine, Temmuz 2019’da,  Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) Yönetim Kurulu Üyeliği’ne ve 2021’de Dünya çapında 2500’ün üzerinde üyesi olan Sürdürülebilir Kentler Ağı’nın (ICLEI) Küresel Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.

Kendisinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İzmir, G20 üye devletlerinden metropol kentleri ortak bir çerçeve altında bir araya getiren U20’ye davet edilerek U20’nin daimi üyesi oldu.  Son olarak Ekim 2023’te ise 46 ülkeden 130.000’in üzerinde yerel ve bölgesel yönetimi temsil eden Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Bölgeler Meclisi Başkanı olarak seçildi. Aynı zamanda Kongre’nin Türkiye’den tek Büro Üyesi ve Kongre Başkan Vekilidir.

Bu görevleri halen süren ve Mart 2019 yerel seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Soyer, evli ve iki kız babasıdır.

Paylaşın

CHP, Genişlemek, Büyümek İçin Mi Çalışacak Yoksa…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişimi yaşanan “tarihi” kurultayının üzerinden 2 hafta geçti. Partinin 8. Genel Başkanı Özgür Özel birlikte yol alacağı “Gölge Kabine”li yeni MYK’sını açıklarken çok yoğun bir çalışma sürecine de başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Manisa, Hatay, Osmaniye ve KKTC’ye giden Özel, baroların ve DİSK’in yürüyüşlerine katıldı. Birçok ziyaret ve görüşme gerçekleştiren Özgür Özel’i parti içinde bir grup da yakın izlemeye aldı.

CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti tabanını büyütmek için yapılan çeşitli açılımlara dikkat çeken bu partililer, “CHP açılımlarına, son yıllardaki kazanımlarına sahip çıkıp genişlemek, büyümek için mi çalışacak yoksa dar grupçu bir anlayışla mı yol alacak? “CHP, CHP’lilerindir”, “Partinin öz evlatları ile yol alacağız” şeklindeki söylemlerle parti büyümez” endişesini paylaşıyor.

İYİ Parti’de sular durulmuyor

Öte yandan seçim sonrası iki milletvekilinin istifası ve milletvekili sıralarının satılması, partinin kayıp parası gibi çeşitli iddialarla sarsılan İYİ Parti’de tartışmalar durulacak gibi görünmüyor. Para iddiaları için “ispatlarlarsa politikayı bırakırım” restini çeken Akşener, psikolojik bir harple karşı karşıya olduklarını söyledi.

Akşener’e yakın isimlere göre de İYİ Parti’ye yönelik hem iktidar hem de muhalefet tarafından iki cephede ‘algı kampanyası’ yürütülüyor.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından “Hür ve müstakil İYİ Parti” denilerek yapılan ittifaklar dışı üçüncü yol tarifinden sonra bu süreci yaşadıklarını söyleyen bazı partililer, “Tarihi kararlar sonrası kırılmalar olur. Biz müstakil yürüyeceğiz. Beklentisi, hedefleri olanların hesapları bozuldu. Kırılmalar olur, olacak. Ama bunu atlatacağız. Sadece İYİ Parti değil bundan Türkiye kazançlı çıkacak” diyor.

Paylaşın

Akşener’den ‘Yetiştirme Yurtlarındaki Kızlara Fuhuş Yaptırılıyor’ İddiası

İYİ Parti Lideri Akşener, oteli olan polis müdürlerinin olduğunu belirterek, o otellerde fuhşun da ötesine geçilerek “devletin yetiştirme yurtlarında barının kimsesiz, öksüz kızlara fuhuş yaptırıldığını” iddia etti.

Akşener açıklamasının devamında, “Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz” ifade etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında şok iddialarda bulundu. Akşener’in o iddiası:

“Bir konu daha var; eski İçişleri Bakanı olarak özellikle takip ediyorum. Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde, fuhşun ötesi, öksüz kızlar çalıştırılıyor. Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz.”

“İspat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir”

Akşener ayrıca, gündeme yönelik açıklamalarda da bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın

Siyasi Parti Sayısında Rekora Koşuluyor!

2020 yılında 21, 2021 yılında 18 siyasi parti kuruldu. 2022 yılında bu sayı 3’e düşerken 2023 yılında yeniden 20’ye yükseldi. 14 Mayıs seçimlerine kadar 6 yeni siyasi parti kurulurken, muhalefetin yenilgiye uğradığı seçimlerin ardından 14 siyasi parti daha kurulması dikkat çekti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından kurulan siyasi parti sayısında rekora koşuluyor. 2020 yılında 21, 2021 yılında 18 siyasi parti kuruldu. 2022 yılında bu sayı 3’e düşerken 2023 yılında yeniden 20’ye yükseldi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 14 Mayıs seçimlerine kadar 6 yeni siyasi parti kurulurken, muhalefetin yenilgiye uğradığı seçimlerin ardından 14 siyasi parti daha kurulması dikkat çekti. Son 6 ayda kurulan 14 siyasi parti şunlar oldu:

Büyük İktidar Partisi (Bİ Parti), Ocak Partisi (Ocak), Adalet ve Hürriyet Partisi (AHP), Ata Parti, Halkın Umudu Partisi (Umud Par), Yerli ve Milli Parti (YMP), Türkiye Sosyalist Partisi (TSP), Adil Türkiye Partisi (ATP), Umuda Yürüyüş Partisi (UYP), Halkın Sesi Partisi, Türkiye Uyanış Partisi (TUP), Anadolu Medeniyet Partisi, (ANA Parti), Genç Türkiye Partisi (GTP) ve Türkiye Güven Partisi (TGP).

Paylaşın

AK Parti Ve MHP’de Yerel Seçimler Hazırlığı: Sürprizlere Hazır Olun

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin MHP’de “Sürprizlere hazır olun” denilirken AK Parti’de de çalışmanın belediye başkan adaylarının YSK’ya bildirileceği güne kadar devam edeceği belirtilerek, “Şubat’ın ikinci hafta sonuna kadar her şey olabilir” deniliyor.

İki parti heyetlerinin bu ay sonuna kadar hazırladıkları ön çalışmayı tamamlaması, daha sonra bunun liderlere sunulması bekleniyor. Liderlerin görüşmesinin ardından da heyetler çalışmaya devam edecek.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde iş birliği yapan AK Parti ile MHP, yaklaşık 4.5 ay sonra gerçekleşecek seçimler için de ortak çalışmaya başladı. AK Parti ve MHP heyetleri son iki haftada bir dizi toplantı yaptı.

MHP’li yetkililer, “Çok büyük bir uyum ve zarafet içinde” görüşmelerin sürdüğünü söylerken AK Partili yetkililer de “çok olumlu bir çalışma” içinde olduklarını ifade ediyor. Ancak 2019 seçimlerinde 30’u büyükşehir olmak üzere toplam 51 ilde iş birliğine giden iki partinin bu seçimde nasıl bir formülle yol alacağı bilinmiyor.

Kulislerde iki partinin 2019 yerel seçimlerinde yapılan iş birliğini büyük ölçüde koruyacağı ifade edilirken bazı şehirlerde değişiklikler olabileceği konuşuluyor. MHP’de “Sürprizlere hazır olun” denilirken AK Parti’de de çalışmanın belediye başkan adaylarının YSK’ya bildirileceği güne kadar devam edeceği belirtilerek, “Şubat’ın ikinci hafta sonuna kadar her şey olabilir” deniliyor.

İki parti heyetlerinin bu ay sonuna kadar hazırladıkları ön çalışmayı tamamlaması, daha sonra bunun liderlere sunulması bekleniyor. Liderlerin görüşmesinin ardından da heyetler çalışmaya devam edecek.

Paylaşın

Özel’den Dikkat Çeken ‘Yerel Seçimler Ve HEDEP’ Açıklaması

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “CHP’nin bugün yakaladığı ivme ile belli ittifak kapıları aralanamasa da başarılı olabileceğini görüyorum” dedi ve ekledi:

“HEDEP Eş Genel Başkanları ile aradıklarında ayrı ayrı görüştük. Onlara da söyledim. ‘Ziyarete gelmek isteriz’ dediler, beklerim dedim. ‘Meclis’e mi’ diye sordular, ‘Hiç fark etmez’ dedim. Genel Merkez’e de gelebileceklerini söyledim. Tercihi onlara bıraktım.”

Özel açıklamasının devamında, “Onlarla da bir iş birliği yapacaksak bunu kamuoyunun bilmeye hakkı var. Bir görüşme olacaksa açıktan yapılmasına yönelik isteği son derece haklı bir talep olarak görüyorum. ‘Siz bize destek verin hem de bunu kamuoyunda söylemeyelim’ deme niyetinde değilim. Hatta bunun şu açıdan da sağlıklı olacağını düşünüyorum, bütün seçmen, belli hassasiyetleri olan, belli beklentileri olan seçmenler bilsin bu seçim bölgesinde biz şu siyasi partiyle şöyle bir işbirliği içerisindeyiz.

Mesela Zafer Partisiyle yapılan gizli protokolün bazı Kürt seçmenleri ciddi şekilde rahatsız ettiğini ve bunun bize bir maliyet yüklediğini de kendi kulaklarımla duydum.  Diyarbakır’da, ‘Değişim olmazsa oy vermeyeceğiz, gizli protokole çok kızıyoruz’ diye bir sürü Kürt seçmen yüzüme söyledi. ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın, Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir ve muhabir Hüseyin Şimşek’in sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

‘‘Ben tam da geride bıraktığımız gibi bir kurultay bekliyordum. Beklediğimden daha iyi tamamlandı. Kurultay, tam bir kurultay gibi oldu. İki farklı fikir yarıştı. Bazen sert söylemler de oldu. Kuvvetli argümanlarla gün boyu iki taraf birbiri ile mücadele etti. Biz, değişim için bir kadro hareketi öneriyorduk, karşı taraf kabul etmiyordu. Sonunda delegeler her iki tarafı da dinledi ve kararını verdi. Demokratik bir yarıştı. Bu, Türkiye’nin dünyadaki algısı için de iyiydi. Kurultayda stres bekliyordum. Fakat gerginlik ve kavga olmadı, çok mutlu olduğumuz bir konu bu.

Dışarıdan getirilmiş, parti ile bağı olmayan bir grup vardı. Söylemleri de futbol tezahüratıydı. Siyasi bir grup değildi. Yine de sorunlar büyümedi. Kurultay, bitiş şekli itibarıyla da büyük bir heyecana ve umuda dönüştü. Sahadaki etkisini de görüyoruz. İki hafta oldu, heyecan sürüyor. Uçakta bile alkışlanıyoruz. Bu benim şahsıma değil, muhalefetin yeniden ayağa kalkmasına destek alkışıdır. Toplumsal muhalefeti de ateşleyen bir şey oldu kurultay. Bu, dalga dalga tüm topluma yayılıyor. Sandığa da olumlu bir katkısı olacak.

İYİ Parti, HEDEP seçmeni hatta bazı AKP ve MHP seçmeni, CHP’deki değişimi olumlu buluyor. Çeşitli anketlerde bunu gördük. Örgütlerimiz de süreci çok daha iyi atlattı böylece. Üyelerimiz ve seçmenimiz, kurultay delegelerine çok ciddi şekilde etki etti. Dışarıda böyle bir hava olmasa kurultayda böyle bir sonuç olmazdı. Delegelerin esnafı, komşularını, gençleri dinlediklerini gördüm. Kazanacağımızdan çok emindim. İkinci turda aldığımız oy, delegelerin gerçek görüşüydü.

“İttifak kelimesi biraz yoruldu”

İttifak kelimesi biraz yoruldu. Meramınızı anlatırken zorlanıyorsunuz insanlara. O açıdan bundan sonrası için ‘işbirliği’ demek daha doğru olur. Yerel seçimler, işbirliğine uygundur. Adı ittifak konacaksa ona da karşı değilim ama çok sayıda partinin bundan sonra bir ittifak kurmasını doğru, gerekli ve uygun bulmuyorum. Partilerin seçim bölgelerine özel iş birlikleri olabilir. Kaybetmek üzere atılacak adımlar, seçmenlerimize haksızlık olur.

Adayın doğru belirlenmesi çok önemli. Büyük parti olma kibri göstermeyeceğimizden de herkes emin olsun. Türkiye için biz muhalefete kazandıran bir formüle mecburuz. Yerel gereklilikleri iyi okuyan bir iradeyi göstermek istiyorum. Diğer partilerle henüz bir temas yok ama mutlaka olacaktır. Kibirli olmayacağız. Son seçilmiş genel başkan olarak ilk adımı benim atmam gerekiyorsa ilk adımı da atarım. Adım atılırsa da geri çevirmem. Tüm partiler için bunu söylüyorum.

Önümde, partide düşündüğüm yapısal değişikliklerin tamamını yapacak bir vaktin olmasını isterdim. Haziran ayında bir karne alacağız diye düşünelim. Mayıs ayında öğretmen değişmiş. O yüzden biraz erken olması yerine birkaç yıl sonra olmasını tercih ederdim kendi adıma. Çünkü CHP’nin ülkenin en iyi yönetilen kurumu olması gerektiğine inanıyorum. Hiçbirini yapamadan yerel seçime gideceğiz.

Yine de ben zaten bir kurultay yapmazsak ya da rakipsiz olursa, seçmenin bizi cezalandıracağını gördüğüm için aday oldum. Yerel seçimi iyi bir şekilde geçireceğimizi bilseydim aday olmazdım. Bu heyecanın seçmeni yeniden sandığa götüreceğini biliyordum. Ben adaylık kararını ilk açıkladığımda, bana, ‘Boş havuza balıklama atladın’ dendi. Zaten bu cesareti gösterirsen başarırsın.’’

“İktidar, dört yıl seçim yapmadan duramaz”

Dört yıl daha AKP iktidarına katlanmak istemeyen bütün seçmenin sandığa gelip muhalefet destek vermesi gerekiyor. Toparlanan bir muhalefet olacağız. Yerel seçimlerde elde edilecek bir başarı, psikolojik üstünlüğün muhalefete geçmesine neden olacak. İktidar, dört yıl seçim yapmadan duramaz.

Ama o 4 yıllık süre seçimsiz de geçse bizim partiyi büyütmemizin önünde bir engel yok. Bence demokrasinin önündeki en büyük engel, sürekli seçim fırtınasına maruz kalmış olmak. O zaman partiler cesurca adımlar atmak yerine, ‘Seçim var şimdilik o da beklesin bu da beklesin’ noktasına geliyor. Ben önümüzdeki 4 yıllık sürecin sonunda CHP’nin oylarını yüzde 35’in üzerine çıkaracağını düşünüyorum.’

Partimizdeki yeni kadrolarla ilgili yıllar önce bana bir siyasetçi şöyle demişti, ‘Siyaset, insan biriktirme işidir.’ Kafanın bir yerinde sürekli birilerini biriktiriyor olman lazım. Ben mesele hocalarımın her birini kendi alanlarındaki yetkinlikleriyle, beğeniyle faydalanarak, işte sizin gazetenizdeki yazılarını okumaktan tutun TV programlarında dinleyerek aklımın bir yerinde tutuyordum zaten.

Ben CHP’nin sol bir perspektifle politikalara bakabilen bir dili geliştirmesi gerektiğini hep düşündüm. Partide nereyi eksik gördüysem orayı doldurmaya çalıştım hocalarımızı davet ederek. İlk oturduğumuzda bu konuştuğumuzu anlattım. ‘Partide bazı şeyler eksik buraları siz doldurabilirsiniz’ diye. Onlar da bu tekliften heyecan duydular. Teklif ettiğim hiçbir hoca da reddetmedi.

Partimizin bu dönem tek bir sözcüsü yok. Aslında gölge kabinedeki bakanlarımızın tamamı kendi alanlarında birer sözcü. Parti içerisinde yeni bir şey deniyoruz. Ölçme, değerlendirme zamanımız olacak. Yerel seçim ayağını parti yönetimi içinde idari kadrolarla yapacağız. İşin bu tarafı ise siyaseten çok önemli figürler yaratabilir.

Mesela kabinede belli isimler öne çıkıyor, onlar ne yapıyorsa onu diğer arkadaşlarının örnek alması lazım. Geneli bir şey yakalıyor, birileri geride kalıyor. Oradaki bakanı da değiştirmek lazım. Altı ay sonra, ‘Gölge kabine sistemi tutmadı. Türk milleti teveccüh göstermedi’ deniyorsa buna ikna olursak biz de bir revizyon yaparız. Denemek ve ısrar etmek gerektiğini düşünüyorum.

“Değişim olmazsa oy vermeyeceğiz”

CHP’nin bugün yakaladığı ivme ile belli ittifak kapıları aralanamasa da başarılı olabileceğini görüyorum. HEDEP Eş Genel Başkanları ile aradıklarında ayrı ayrı görüştük. Onlara da söyledim. ‘Ziyarete gelmek isteriz’ dediler, beklerim dedim. ‘Meclis’e mi’ diye sordular, ‘Hiç fark etmez’ dedim. Genel Merkez’e de gelebileceklerini söyledim. Tercihi onlara bıraktım. Onlarla da bir iş birliği yapacaksak bunu kamuoyunun bilmeye hakkı var. Bir görüşme olacaksa açıktan yapılmasına yönelik isteği son derece haklı bir talep olarak görüyorum.

‘Siz bize destek verin hem de bunu kamuoyunda söylemeyelim’ deme niyetinde değilim. Hatta bunun şu açıdan da sağlıklı olacağını düşünüyorum, bütün seçmen, belli hassasiyetleri olan, belli beklentileri olan seçmenler bilsin bu seçim bölgesinde biz şu siyasi partiyle şöyle bir işbirliği içerisindeyiz. Mesela Zafer Partisiyle yapılan gizli protokolün bazı Kürt seçmenleri ciddi şekilde rahatsız ettiğini ve bunun bize bir maliyet yüklediğini de kendi kulaklarımla duydum. Diyarbakır’da, ‘Değişim olmazsa oy vermeyeceğiz, gizli protokole çok kızıyoruz’ diye bir sürü Kürt seçmen yüzüme söyledi’

Kayyum işine kökten karşıyız. Burada diyorlar ki ‘Devletle HEDEP görüşüyor ve aday çıkarmaları karşılığında kayyum atamama gibi birtakım iddialar var.’ Bunu çok tehlikeli buluyorum. AK Parti, siyasi etiği olmayan, sözüne en güvenilmeyecek, bugün böyle söyleyen yarın tam tersini yapan bir partidir. Yani CHP’ye kaybettirmek için ‘Her yerde aday çıkarılsın’ deyip kayyum atamama sözü verip, seçimin ertesi günü kayyum atar. AK Parti’ye aldanmamak lazım.

Partinin kimi gösterirse göstersin kazandığı yerde, aday kazanıyor diye mevcut belediye başkanını devam ettireceğiz diye bir zaruriyet yok. 2019’daki seçimden gerideyse değişecek. Yüzde 70’le seçilmiş, şimdi 65’te. Demek ki bir şeyler kötüye gidiyor. Oysa orada herkesin gönlünü alması lazımdı. Seçildiği yerden geride olanları değişmek gerektiğini düşünüyorum. Geriye gidiyorsa değiştirmek lazım hatta birazcık da aday adaylarına bakıp anketten sonra birbirine yakın ve yüksek adayları da sandığa koyup örgütü ödüllendirmek lazım.’’

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal ile kongreler sürecinde yaşananlar hakkında disiplin sürecinin yürümeyeceği kaydediliyor. Tüm bu süreç hakkında ne söylersiniz?

İl kongrelerinde yaşananlarda bir tek Aydın’da disiplin süreci yürüyor. Grup Başkanvekilimiz Burcu hanım açısından zaten bir disiplin süreci yoktu. Ben kendi adıma kongrenin olduğu sabahtan önce yaşananlar adına hiçbir kırgınlık, küskünlük biriktirmedim. Burcu hanıma da şunu söyledim,

‘Kongre sürecindeki tutumundan dolayı grup başkanvekilliği görevinden alma veya güvensizlik gibi bir niyetim yok ama bundan sonra uyumlu çalışmamız, görevin iyi yapılması ve bundan sonraki durumla ilgili yeniden değerlendirme yapmamız doğru olur.’ Gelip bir grup başkanvekilini görevden el çektirmek de istemem. Kurultay hesabıyla bir şey yapmış olmak istemem. Ama bir yandan da grup başkanvekilleri, grup başkanını temsil edecekler. O meseleyi önümüzdeki süreçte hep birlikte değerlendireceğiz.

Kurultaydan dolayı bir cezalandırmanın içine girmek istemem. Mecliste görevlendirmeler sırasında atama yapmayacağım. Grup başkanvekilliklerinde atama yapmayacağım. Seçim varken, ‘Seçmeyin ben aday göstereyim’ demeyi çok doğru bulmuyorum. Hatta grup başkanvekilliklerinde seçimin daha iyi sonuç verdiğini düşünüyorum. Ben hangi seçim sandığını bulduysam girdim fayda gördüm. Önümden kaçırılan her sandıktan zarar gördüm.”

Özel’in Birgün’e yaptığı açıklamaların tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti’de Tartışmalar Durulacak Gibi Görünmüyor

İki milletvekilinin istifası ve milletvekili sıralarının satılması, partinin kayıp parası gibi çeşitli iddialarla sarsılan İYİ Parti’de tartışmalar durulacak gibi görünmüyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Para iddiaları için “ispatlarlarsa politikayı bırakırım” restini çeken Akşener, psikolojik bir harple karşı karşıya olduklarını söyledi. Akşener’e yakın isimlere göre de İYİ Parti’ye yönelik hem iktidar hem de muhalefet tarafından iki cephede ‘algı kampanyası’ yürütülüyor.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından “Hür ve müstakil İYİ Parti” denilerek yapılan ittifaklar dışı üçüncü yol tarifinden sonra bu süreci yaşadıklarını söyleyen bazı partililer, “Tarihi kararlar sonrası kırılmalar olur. Biz müstakil yürüyeceğiz. Beklentisi, hedefleri olanların hesapları bozuldu. Kırılmalar olur, olacak. Ama bunu atlatacağız. Sadece İYİ Parti değil bundan Türkiye kazançlı çıkacak” diyor.

Özel’i parti içinde bir grup yakın izlemeye aldı

Öte yandan CHP’de genel başkan değişimi yaşanan “tarihi” kurultayının üzerinden 2 hafta geçti. Partinin 8. Genel Başkanı Özgür Özel birlikte yol alacağı “Gölge Kabine”li yeni MYK’sını açıklarken çok yoğun bir çalışma sürecine de başladı.

Manisa, Hatay, Osmaniye ve KKTC’ye giden Özel, baroların ve DİSK’in yürüyüşlerine katıldı. Birçok ziyaret ve görüşme gerçekleştiren Özgür Özel’i parti içinde bir grup da yakın izlemeye aldı.

CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti tabanını büyütmek için yapılan çeşitli açılımlara dikkat çeken bu partililer, “CHP açılımlarına, son yıllardaki kazanımlarına sahip çıkıp genişlemek, büyümek için mi çalışacak yoksa dar grupçu bir anlayışla mı yol alacak? “CHP, CHP’lilerindir”, “Partinin öz evlatları ile yol alacağız” şeklindeki söylemlerle parti büyümez” endişesini paylaşıyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Dikkat Çeken Paylaşım

Sosyal medya hesabından Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin paylaşımda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin haklı Filistin davasına tam desteği, Gazzeli kardeşlerimizin sesinin duyulmasını sağlıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizler tarihsel sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve buna uygun hareket ediyoruz. Niyetimiz halis olduğu için ortaya koyduğumuz tezlerin haklılığına itibar da o derecede artıyor.”

Erdoğan paylaşımın devamında, “İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nde de yine bu itibarın sonuçlarını gördük. Zirvenin sonuç bildirgesini bizim önerilerimiz ve tezlerimiz şekillendirdi” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin paylaşımda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’nin haklı Filistin davasına tam desteği, Gazzeli kardeşlerimizin sesinin duyulmasını sağlıyor. Bizler tarihsel sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve buna uygun hareket ediyoruz. Niyetimiz halis olduğu için ortaya koyduğumuz tezlerin haklılığına itibar da o derecede artıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nde de yine bu itibarın sonuçlarını gördük.

Zirvenin sonuç bildirgesini bizim önerilerimiz ve tezlerimiz şekillendirdi. Bunu son derece kıymetli buluyorum. Artık hemen hemen her konuda Türkiye’nin ne dediğine tüm dünya bakıyor. Biz de milletimizden aldığımız güçle Türkiye’nin itibarına yakışır çıkışlar yapıyoruz.

Bizim sesimizin gür olmasının temel dayanağı, arkamızda dimdik duran milletimizin güveni ve sarsılmaz desteğidir.
Biz bu millete bir söz verdik, dikleşmeden dik duracağız dedik. Bu ülkenin ve kardeşlerinin itibarını, onurunu asla yere düşürmeyiz; her yerde en güçlü biçimde savunuruz, savunmaya da devam edeceğiz.”

Paylaşın