Erdoğan: Gazze’de Kelimenin Tam Anlamıyla Bir Vahşet Yapılmakta

Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgali, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık yapılmaktadır” dedi ve ekledi:

“Hamile kadınları katletmekle övünen bir cinnet hali içindeler. Çocukları, yaşlı erkek ve kadınları uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak, üzerlerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür.”

Erdoğan açıklamasının devamında, “Netenyahu İsrail halkı üzerinde yitirdiği itibarı hastaneleri, ibadethaneleri, okulları bombalayarak yeniden canlardırmak peşindedir. Neredeyse tüm hastaneler ya yıkıldı, ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. El Ehli Baptist ve Şifa hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail’in ortaya attığı iddiaların tamamen safsata olduğu anlaşıldı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye Yüzyılı’nın inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. İçeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan’ın ev sahipliğinde Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde birliğimizi, beraberliğimizi bir kez daha perçinledik.

Merhum Gaspıralı İsmail Bey’in ‘Dilde, fikirde işte birlik” idealine adım adım yaklaşıyoruz. Geçen sene KKTC’nin anayasal ismiyle teşkilata gözlemci üye olması tarihi adımdı. Kıbrıs Türkü kardeşlerimize uygulanan tecridin kırılması yanında Türk dünyasının Kıbrıs halkına desteğini ortaya koymuştuk. KKTC’deki kardeşlerimizin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramını tekrar tebrik ediyorum. Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı bir kez daha rahmetle yâdediyorum.

Son olarak 4 ay önce 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda Ercan Havaalanının yeni terminal binası ve pistinin açılışını gerçekleştirdik. Zaman verdiği sözlerin hilafına davranarak AB’nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya’da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz.

Kimi Batılı güçler bölgemizde yeni bir dönemin başladığını hala idrak edemiyor. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeğin de Ermenistan’ın görüp kabullenmesi gerekiyor. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin barış fırsatını farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamak en büyük temennimizdir. Ermenistan’a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barı elini tutması çağrısında bulunuyorum.

Kazakistan dönüşü açılışını yaptığımız Ford Otosan Yeniköy fabrikası toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli yatırımdır. Otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Bu sektörde dünyanın 13. en büyük otomotiv üreticisi konumundayız.

TOGG’un üretimi ve satışa başlamasıyla kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle ‘Türk araba yapamaz, fabrikada üretim bandı yok, vatandaş bunu almaz’ diyenleri, bundan 60 yıl önce Devrim otomobilini garaja mahkum edenlerin bugünkü uzantılarını hüsrana uğrattık.

TOGG şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Rize’de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı 2 milyar 886 milyon lira yatırım bedeli olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. 36,7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesile ile attık.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 8-9 Kasım tarihlerindeki Taşkent’te Özbekistan Cumhurbaşkanı ve katılımcı ülkenin liderleriyle bir araya geldik. İran ve Pakistan’la birlikte kurduğumuz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğiz.

10 Kasım’da Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal ve kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha yâdettik. Her yıl milli ağaçlandırma günü olarak kutladığımız 11 Kasım’ı bu kez ülkemiz genelinde ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Her ilimizde 100. Yıl Cumhuriyet Ormanları’nın kuruluşunu gerçekleştirdik.

Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. Türkiye Yüzyılı’na Nefes sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese teşekkür ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihten tevarüs ettiği kerim devlet vasfına tam manasıyla ilk kez bizim dönemimizde kavuşmuştur. Kurucu kadronun hayallerini süsleyen, kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet özlemi, 21 yılda bir idealden çıkıp hakikate dönüşmüştür. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sağlık sistemini kazandırdık. Devletimizin şefkat şemsiyesi dışında hiçbir vatandaşımızın kalmaması için özel çaba harcadık.

Çeşitli destek programlarından evde bakım hizmetlerine farklı alanlarda yeni düzenlemeleri devreye aldık. Diğer alanlar gibi sosyal devlet uygulamalarında mevcutla yetinmiyor kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Darülaceze Sosyal Yaşam bunun en son örneğiydi.

İnşaat alanı 146 bin metrekareyi bulan, 928 yatak kapasitesine sahip 23 bloğu, camisi, kilisesi ve havrasıyla gerçekten muhteşem bir eseri ülkemize kazandırdık. Yaşadığımız deprem felaketine rağmen 1,5 yıl gibi kısa sürede inşasını tamamladığımız Darülaceze’nin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Yurt dışında da mazlum, mağdur, ezilenlerin yanındayız. AFAD’ımız, Kızılayımız, TİKA’mızla dünyanın en zor coğrafyalarında faaliyet gösteren ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye çalışıyoruz.

Filistin’deki mazlumların acısı nasıl bizim acımız ise Uygun Türkü, Ahıska Türkü, Kerkük Türkmeni’nin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Bunların hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Türkiye’nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti bizim dönemimizde zirveye çıkmıştır. Bundan sonra da her daim kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

İsrail’in 7 Ekim’den beri süren ahlaksız ve alçak saldırılarına maruz kalan Gazze halkına bu anlayışla sahip çıkıyoruz. 11 uçak dolusu malzeme ile bir sivil insani yardım gemisini Mısır’a gönderdik. Gazze’li kardeşlerimiz için 800 tona varan malzemeyi bölgeye sevk etmiş olduk. Yardım malzemelerinin Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye ulaştırılmasını sağlıyoruz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimini komple keserek Gazze halkını sadece öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda taammüden hastanelerini bombalayarak Gazze’lilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor.

Gazze’de kelimenin tam anlamıyla bir vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgali, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık yapılmaktadır. Hamile kadınları katletmekle övünen bir cinnet hali içindeler. Çocukları, yaşlı erkek ve kadınları uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak, üzerlerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değil barbarlık, eşkıyalık, devlet terörüdür.

Netenyahu İsrail halkı üzerinde yitirdiği itibarı hastaneleri, ibadethaneleri, okulları bombalayarak yeniden canlandırmak peşindedir. Neredeyse tüm hastaneler ya yıkıldı, ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. El Ehli Baptist ve Şifa hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail’in ortaya attığı iddiaların tamamen safsata olduğu anlaşıldı.

Güya medeni dünya İsrail’in hastanelere dönük saldırılarını sessizce seyretti. Savaş hukukunun açık ihlali olan İsrail’i kendisini savunma hakkı olarak diyen ülkeler gördük. Gazze’deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının ülkemize sevki ile girişimimizi başlattık. Toplam 88 hasta ve 61 refakatçısı ile ülkemize getirdik.

Gazze’de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleri ile ilgili çabalarımız sürüyor. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye tarihi misyonunu, nemelazımcılık yaparak değil başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirmektedir.

Türkiye olarak Gazze’de akan kanın durması için seferber olmuşken, batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. Avrupası’ndan Amerikasına kadar en ufak tepki gelmiyor. Çocuklara, yaşlılara atom bombası atma tehdidi dair, onu destekleyen herkes sadece tarih önünde değil insanlık nezdinde yargılanacaktır.

Ateşkes sözcüğünü kullanmaktan bile çekinen ürkeklikle, korkaklıkla karşı karşıyayız. Holokost utancı Avrupalı liderleri esir almış durumda. Batılı entelektüeller, basın kuruluşları, insan hakları örgütleri de aynı şekilde İsrail’i aklamanın peşinde. İsrail yönetimi holokostu, soykırıma varan katliamları kalkan olarak kullanıyor. Almanya’ya gerçekleştirdiğimiz son seyahatte bir kez daha üzülerek şahit olduk.

“Hepsinin İsrail’e borçları var”

Hak bildiklerimizi birilerini rahatsız etse de cesaretle söylememizin sebebi işi budur. Bizim borcumuz yok ama onların hepsinin İsrail’e borçları vardır. Onlar borç ödüyorlar. Utanç veren olay Batılı ülkelerin katliamlarına kılıf uydurma konusunda İsrail ile sergilediği yalan kardeşliğidir.

Irak’ta nükleer silah arayanların İsrail’li bakanların kameralar önünde sarf ettiği atom bombası itirafı karşısında tek cümle kurmamaları ibretlik durumdur. İsrail nükleer güce sahip olduğunu açıkça ikrar ediyor. Nükleer silah meselesi öyle meskut kalınacak bir konu değildir. Bugün İsrail’e ses çıkarmayanların yarın başka ülkelere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. İsrail’in nükleer silahları meselesinin unutulmasına, unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Bugün Gazze’ye tepki vermezsek vadelmiş topraklar denen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza ulaşmasına engel olamayız

Riyad zirvesinde nükleer silahlar hususunda önemli kararlar aldık. Önümüzdeki dönemde her iki meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Gazze’deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi şu an Türkiye’nin omuzlarındadır. 15 Kasım’da eşimin öncülüğünde düzenlenen lider eşleri zirvesi bu anlamda kilometre taşı oldu. Türkiye’ye gelen küresel çağrı metnine imza atan, zor zamanda yürekli duruş sergileyen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.

Kudüs davasına şaşı bakanlara hatırlatmak istediğim bir gerçek var. Türkiye’nin siyasi ve kültürel sınırları kendi resmi sınırlarından değil Adriyatik’ten Çin Seddi’ne diye ifade edilen çok daha geniş hattan başlar.

Ne zamanki biz bu coğrafyaları kendi dışımızda görmeye başlarsak o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş olur. Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz, Akdeniz’in doğu kıyılarına kadar yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir. Karabağ ile Gazze’nin gönlümüzdeki yeri aynıdır. Asırlardır her kritik vakitte olduğu gibi son gelişmeler karşısında milletimiz duasını ona göre yapmakta, yumruğunu ona göre sıkmakta gerektiğinde harekete ona göre geçmektedir.

Gerektiğinde yeni operasyonlarla bu alçak ve sinsi planları da sahiplerin başına geçirmekte kararlıyız. Bir gece ansızın gelebiliriz ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. Buradan bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ordumuzu, emniyet birimlerimizi, istihbarat teşkilatımızı, güvenlik korucularını tebrik ediyor rabbim yar ve yardımcısı olduğunu diliyorum.

Türkiye olarak iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan çevre sorunlarından tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileniyoruz. Yaşadığımız sel, fırtına ve su baskınları bunlardan sadece birkaçıdır. Dün 9 insanımız vefat etti, 52 vatandaşımız yaralandı. 7 bin personelimizin hızlı müdahalesi neticesiyle hamdolsun 110 insanımızı kurtardık. Zonguldak açıklarında batan geminin bulunmasına yönelik arama çalışmalarımız devam ediyor. Vefat eden vatandaşlarımıza rahmet, yaralı kardeşlerimize şifalar diliyorum.

Devletimiz afetzede kardeşlerimizin yanındadır. Zarar tespit çalışmalarımız hızla tamamladıktan sonra destek ödemelerini yapacağız.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi’nden “Tarihi” Paylaşım

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) sosyal medya hesabından ‘Anayasa Tarihi Galerisi’nin 360 derece sanal tur teknolojisi ile ziyaretçilere açıldığı duyuruldu. Paylaşımda, dünyadaki ve Osmanlı Devleti döneminden bu yana Türkiye’deki anayasal faaliyetlere ilişkin bilgilendirmeler yer aldı.

Gezi Davası’nda yargılanırken milletvekili seçilen Can Atalay ile ilgili hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay’ın suç duyurusundan 11 gün sonra sessizliğini bozdu.

Verdiği hak ihlali kararının uygulanmaması ve başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli olmak üzere iktidara yakın isimler tarafından hedef gösterilmesine ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmayan AYM’nin sosyal medya hesabından ‘Anayasa Tarihi Galerisi’nin 360 derece sanal tur teknolojisi ile ziyaretçilere açıldığı duyuruldu. AYM, bir önceki paylaşımını 9 Kasım’da yapmıştı.

AYM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Dünyadaki ve Osmanlı Devleti döneminden bu yana Türkiye’deki anayasal faaliyetlere ilişkin bilgilendirmelerin yer aldığı galeride Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun yayımlandığı Resmî Gazete’nin nüshası, ıslak imzalı kararlar, geçmişten bugüne Mahkemede kullanılan daktilo, telefon ve çeşitli materyaller, eski mahkeme üyelerinin cüppe ve kepleri sergilenmektedir. Sanal tur içeriğine aşağıdaki linkten ulaşılabilir” ifadeleri yer aldı.

Ne olmuştu?

Gezi Davası’ndan mahkum olduktan sonra milletvekili seçilen ve Anayasa Mahkemesi’nin hakkında ihlal kararı verdiği Avukat Can Atalay’ın dosyası Anayasa Mahkemesi tarafından yerel mahkeme olan İstanbul 13. Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Mahkeme, dosyada karar verme yetkisinin Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde olduğunu belirterek dosyayı bu daireye iletmişti.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi, önceki kararının doğru olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına uyulmamasına hükmetmiş ve Can Atalay’ın mahkumiyet kararını onamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı ihlal ettiğini ve yetkisini aştığını belirten Yargıtay 3. Ceza Dairesi Atalay hakkında ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunmuştu.

Atalay’ın milletvekilliğinin de düşürülmesi için TBMM’ye bildirimde bulunan Daire, Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın bir örneğinin TBMM Başkanlığı’na gönderilmesine hükmetmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin ‘birçok yanlışı arka arkaya yapar hale geldiğini’ söyleyerek, “Parlamentomuz da bu konularda ağır hareket ediyor. Yani birçok terörist parlamentoda dokunulmazlıkların kaldırılması süreci geciktiği için kaçtılar, yurt dışına çıktılar. Bunların bu kadar ağır ele alınmaması gerekiyor. Çok seri kararla bu işlerin bitirilmesi lazım” demişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Yargıtay’dan yana taraf olup, AYM’nin kapatılması ya da yeniden yapılandırılması gerektiğini söylemişti. Bahçeli bu konuda Meclis’e de çağrıda bulunarak, “Yargıya saygı mecburidir, bu kararın gereği TBMM’de derhal yapılmalı, konu kapatılmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İYİ Parti’de ‘Ümit Dikbayır’ Krizi Büyüyor: Kesin İhraç İstemiyle…

İYİ Parti’de Meral Akşener’in banka hesaplarını inceletmekle ve belediyelerle ticari ilişkilere girmekle itham edilen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildi. 

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, grup toplantısında, “Bu ülkeye kazık atan herkesi buradan silmezsem adımı değiştireceğim. İyiler Hareketi cep doldurmaya kalkışanların karşısında, sırtında yara olmayan, tertemiz, gözümün içine baksan arkasının görüldüğü insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürşad Zorlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilgili iddialarda ismi gündeme gelen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildiğini açıkladı:

“Bahsettiğiniz isim (Ümit Dikbayır) Genel Başkanımızın imzalarıyla, yetkileri çerçevesinde tedbirli ve kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Konuyla ilgili detayları yetkili arkadaşlarımız önümüzdeki günlerde paylaşır.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçtiğimiz hafta grup toplantısında, “Bu ülkeye kazık atan herkesi buradan silmezsem adımı değiştireceğim. İyiler Hareketi cep doldurmaya kalkışanların karşısında, sırtında yara olmayan, tertemiz, gözümün içine baksan arkasının görüldüğü insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

Akşener’in bu ifadelerle Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ile Antalya Milletvekili Uğur Poyraz’ı kastettiği öne sürülmüştü. Ümit Dikbayır ise Akşener’in banka hesaplarını inceletmekle ve belediyelerle ticari ilişkilere girmekle itham edilmişti.

Dikbayır, bugün Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamada, “Genel Başkan konuşmasında dil değiştirdi. Daha önce, kendisinin banka hesaplarının incelendiği söylemişti, şimdi ise ‘benim değil, kocamın ve gelinimin hesaplarını incelemişler’ diyor. Önce, bu gayri resmi inceleme bilgisinin devletten geldiğini söylemişti, şimdi ise ‘Bu bilgi gayri resmi ulaştı’ diyor. Bankaya resmi olarak soracaklarını, banka yetkililerinin ‘Bilmiyoruz’ diyebileceğini söylüyor” demişti.

“Kimin banka hesabına girildiği bilgisayar incelemesiyle hemen ortaya çıkar” diyen Dikbayır, şunları ifade etmişti: “Genel Başkan araştırmanın gayri resmi yapıldığını söylemekle ağız değiştirdi. Bunların hepsinin dedikodu, iftira olduğu ortaya çıktı. Genel Başkan’dan beklentim, beni nasıl kamuoyu önüne attılarsa, şimdi de kamuoyu önüne çıkıp, ‘Beni yanıltmışlar’ deyip açıklama yapmalı. Kendisini kim yanılttıysa, bu iftiraları kim önüne getirdiyse gereğini yapmalı.”

İYİ Parti’de istifalar: Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Partisinde yaşanan istifalara ilişkinde konuşan Zorlu, “Bazı istifa eden arkadaşlar esas alınarak İYİ Parti’ye haksız ve mutlak ifadelerle bir yön çizilmeye çalışıldığını görüyoruz. Elbette eleştirilere açığız, bu konudaki değerlendirmeler çok kıymetli ama iş gerçek dışı beyanlara, iftiralara geldiği zaman bu başka bir şey” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu açıklamanın hukuki ve siyasal açıdan en somut ifadesini ortaya koyan siyasi partiyiz. Sayın Genel Başkanımız, 26 Ağustos’ta Kocatepe’de milletin huzurunda diğer siyasi partilere bir çağrıda bulundu. ‘İki yumruk arasına sıkışmış milleti bu kıskaçtan kurtaralım.

Her birimiz kendi adaylarımızla kendi başımıza rakip olalım. Alternatifler arasından en iyiyi seçme hakkını milletimize verelim.’ O günlerde çok anlaşılmadı, bazı çevreler farklı noktalara çektiler ama görüyorsunuz ki, 50+1 sisteminin taşınması mümkün değil. Böylesine bir kutuplaşma ile ülkenin yönetilmesi, ekonomik problemlerin çözülmesi mümkün değil.

Bir hususun altını çizmek istiyorum; oran buraya-şuraya çekilir şeklindeki teklifler bir yana, sadece bununla ülkedeki artan problemi çözemezsiniz Sayın Erdoğan. Kuvvetler ayrılığı prensibi nerede? TBMM’nin hakları şu anda nerede duruyor? Ülkede denetimsizlik hat safhaya çıkmış. Gelir adaletsizliği başta olmak üzere, adalet sistemimizde çok büyük yaralar almış. Böylesine vahim bir tabloyu, sayısal çoğunluk değerlendirmesine sığdırmak çok yanlış.”

“İYİ Parti açısından sistem tartışmalarının geldiği nokta çok kıymetli olmakla birlikte, bizim uyarılarımız geçmişten bugüne ortadadır. Demokrasi ve özgülükler adına bu sürecin bir an önce inşa edilmesi ve sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Erdoğan’ı da bu çağrısı sonrası; özellikle yerel seçimlerde samimiyet noktasında göreceğiz. Orada altılı masa diyor. Kimin eli kimin cebinde diyor. Şu gerçeği de biz hatırlatmak zorundayız; siz de altılı masaydınız. Siz de ittifak içindeydiniz. Cumhur İttifakı da altı üyeden oluşuyordu. Bu tartışmalar uzar gider ama esas olan şudur; İYİ Parti’nin çağrısının ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz.”

Paylaşın

CHP’den Erdoğan’a “50+1” Yanıtı: Derdi Koltuğunu Koruyabilmek

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerine ilişkin, “Sayın Erdoğan’ın derdi koltuğunu koruyabilmek, halkın sorunlarını çözmek değil” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sistemin iflasıdır, zaten halkımız iflas etmiş durumdadır, ancak denge ve denetleme mekanizmaları olmayan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemize hiçbir faydası olmadığını yakın geçmişte yaşıdık. Konumunu korumak için bir pozisyon değişikliği içine girmişler.”

Yücel açıklamasına, “Burada şunu da merak ediyoruz; sayın Devlet Bahçeli ve MHP kurmayları bu olaya nasıl bakıyorlar? Cumhur İttifakı’nda çok ciddi bir kriz olduğu ortada. sözleriyle devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin ile birlikte MYK toplantısının açılışını yaptı. Hikmet Çetin, MYK üyelerine hitap etti.

Parti Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısı devam ederken ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yücel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Yerel seçimler: Önümüzdeki yerel seçimde de yine halkın dertleriyle dertlenen, halkın sorunlarına çözüm üreten belediye başkan adaylarıyla seçimlere gireceğiz. Adaylarımızı belirlerken katılımcı, kapsayıcı ve demokratik yöntemler uygulanacak.

Belediye başkan adaylarımız belirlenirken aynı MYK ve Gölge Kabinemizde olduğu gibi mümkün olduğunca kadın temsili artırılacak, eşit temsil ilkesinin uygulanmasına özen gösterileceğini buradan bir kez daha ifade ediyorum.

Ogün Samast: Böyle bir dönemde Ogün Samast’ın tahliyesinin bir tesadüf olmadığını biliyoruz. Türkiye bir yargı darbesiyle karşı karşıyayken ‘günü gelir katilimize de sahip çıkarız’ mesajı verdiler.

Muhalefete, gazetecilere, onlar gibi düşünmeyenlere akıllarınca gözdağı verdiler. Onlar Ogün Samast’ı hatırlattıkça, Yasin Hayal’i ve türevlerini konuştukça ve korudukça bizler Uğur Mumcu’ya, Ahmet Taner Kışlalı’ya, Abdi İpekçi’ye, Bahriye Üçok’a ve Muammer Aksoy’a sarılacağız ve hukuka tutunmaya devam edeceğiz.

Erdoğan’a ’50+1′ yanıtı: Erdoğan’ın tüm derdi ömrü yettiğince o koltukta oturmaktır. Allah kendisine ömür versin ama siyasi ömrünün sonuna geldiğini çok rahat söyleyebiliriz. Bunu o da görüyor ki dünkü açıklamasıyla 2017 referandumunda ısrarla savunduğu devrim diye nitelendirdiği 50+1 düzenlemesinde kolayca vazgeçebiliyor.

Sayın Erdoğan’ın derdi koltuğunu koruyabilmek, halkın sorunlarını çözmek değil. Sistemin iflasıdır, zaten halkımız iflas etmiş durumdadır, ancak denge ve denetleme mekanizmaları olmayan bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemize hiçbir faydası olmadığını yakın geçmişte yaşıdık. Konumunu korumak için bir pozisyon değişikliği içine girmişler.

Burada şunu da merak ediyoruz; sayın Devlet Bahçeli ve MHP kurmayları bu olaya nasıl bakıyorlar? Cumhur İttifakı’nda çok ciddi bir kriz olduğu ortada.”

Mehmet Ali Çelebi’ye sert tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in soprano Pervin Chakar’ın konserine gitmesine ilişkin gelen eleştirilere ve AKP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin ‘Hem Atatürk hem Demirtaş’ olmaz sözlerine yanıt veren Yücel, “Sanat evrenseldir. Genel Başkanımız sayın Özgür Özel sanata ve sanatçıya değer veren bir kişidir.

Onun dışında çeşitli nedenlerle birtakım yakıştırmalar yapan kişileri, ki az önce ifade ettiğiniz kişi nankörlüğün bir sembolüdür, bir timsalidir, dolayısıyla bu yakıştırmalarla ilgilenmediğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Meral Akşener’i Sevenler Derneği

İYİ Parti’de çeşitli görevlerde bulunan Avukat Çağdaş Çelik, “Ne yazıktır ki, gelinen noktada büyük umut ve emeklerle kurduğumuz İyi Parti, siyasi bir parti olmaktan çok, Genel Başkanın kapısının önünde dönen ikili ilişkilerle yönetilen, Meral Akşener’i sevenler derneği halini almıştır” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Başka bir partiye geçmeyeceğini belirten Çağdaş Çelik, “Herhangi bir tartışmaya mahal vermemek adına belirtmek isterim ki, aktif siyasi hayatıma şimdilik bir virgül koyuyor ve istifamın ardından herhangi başka bir siyasi parti rozeti takmayacağımı belirtmek istiyorum” dedi.

Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

İYİ Parti Gençlik Kolları Eskişehir İl Başkanlığı, Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği, Bölge koordinatörlüğü, Ağrı Milletvekili adaylığı ve Merkez Disiplin Kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Avukat Çağdaş Çelik istifa ettiğini açıkladı. Çelik, sosyal medya üzerinde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Kurucu üyelerinden biri olduğum İYİ Parti, ne yazık ki kuruluş ilke ve amaçlarından giderek uzaklaşmış kurumsal kimliğini ikili ilişkilere teslim etmiş bir tabloya bürünmüştür. İktidara talip olan, ülke yönetimini proje ve stratejileriyle yönetme vaadi olan partimizin yönetim mekanizmaları liyakati değil sadakati esas alan bir tavra girmiş, parti içi demokrasinin ve istişarenin önü tıkanarak bu konuda eleştiri dahi kabul etmez bir çıkmaz oluşmuştur.

Üzülerek belirtmek isterim ki bu noktaya bir günde gelinmemiştir. Uzun süredir devam eden ve onarılmasını umduğumuz sistem sorunları sürekli halı altına süpürmüş, yok edemediği gibi artık tahammül edilemez bir yere taşımıştır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde izlenen yolun öz eleştirisi yapılmadan yerel yönetimler seçiminde takınılan tavır partimizin hedeflerinden uzaklaştığı ve konforlu muhalefeti benimsediğini düşündürmektedir.

Bugün yaşanan kriz ve sancıların ayyuka çıkma sebebi ise parti yönetiminin Türkiye’yi sadece İstanbul ve Ankara’dan ibaret sanması ve parti yönetimini sadece bu şehirlerden ibaret kurmasıdır. Ayrıca Yerel yönetimler seçinde aday belirleme süreçlerinde hiçbir matematiksel ve sosyal veriye dayanmadan, gerçeklikler değerlendirilmeden izlenen yoldur.

Zira gözümün bebeği Eskişehir’de yaşanan aday belirleme süreci de tüm kamuoyunda sözlerimi ispatlamıştır. Yinelemekte fayda var ki hiçbir matematiksel ve sosyolojik veriye dayanmayan, şehirde yaşamayan bir Büyükşehir Belediyesi Başkan adayının çıkartılması bu hususların sadece gün yüzüne çıkan kısmıdır. Aday belirleme süreçleri artık partimizde bilimsel ve sosyolojik verilere göre değil sözüm ona sadakat (!) ve ikili ilişkiler üzerinden yürütülmektedir. Ne yazıktır ki, gelinen noktada büyük umut ve emeklerle kurduğumuz İyi Parti, siyasi bir parti olmaktan çok, Genel Başkanın kapısının önünde dönen ikili ilişkilerle yönetilen, Meral Akşener’i sevenler derneği halini almıştır.

Partimiz iktidar hedefinden ve kuruluş ilkelerinden uzaklaştığı gibi aday belirleme süreçlerinin hür ve müstakil adı altında CHP ile yapılacak gizli ittifaklara delalet olduğu şüphesi yoğunlaşmıştır. Yıllardır bu partide mücadele etmiş, parti bayrağını memleketin her köşesinde dalgalandırmak için maddi ve manevi bedel ödemiş, verdiği mücadele için hiçbir beklenti içine girmemiş bir nefer olarak bu konuda yaptığımız en ufak eleştiriler bile ciddiye alınmamış hatta eleştirilerimizin neticesi aleyhimizde kullanılmak için her yol denenmiştir.

Partiye emek verenlerin dışlandığı, genel başkana yakın özel isim ve o isme yakın olanların parti kurum ve kurullarını hiçe sayarak adeta kafa kafaya vererek bizleri aforoz etme çabaları ise bardağı taşıran son hamle olmuştur. Özellikle Eskişehir Milletvekilimiz Nebi Hatipoğlu’nun istifası sonrası şahsıma reva görülen bu mobbing süreci hızlanmış, özel ilişkiler ve sosyal medya hesaplarındaki beğeniler bile bir tehdit aracı olarak kullanılmak istenmiştir.

Birbirinden farklı siyasi görüşlere sahip olan aile bireylerim üzerinden birtakım dedikodular türetilmiş ve nahoş bir etiketleme çabasına girilmek istenmiştir. Partimiz her gidenin suçlu olduğunu iddia ederek, neden sorusunu sormadan hiçbir yere varamayacağı gibi parti içi demokrasiyi ve istişareyi tıkayarak mevcut partililerini de hızla kaybettiğini görmezden gelmeye devam etmektedir. Henüz bir parti olmadan başlayan ve en yoksun, en zorlu zamanlarda sırtladığımız partimizde mücadeleye yeni katılmışların bize kapıyı göstermelerinden ve bu gücü genel başkan odasının önünden almaları katlanılması zor bir durumdur ve gereğini yapmak şahsım adına farz olmuştur.

Görünen odur ki artık İYİ Parti’de mücadele etmenin, liyakatin ve bazı yaraları zamanla sarmanın mümkünatı kalmamıştır. Bu sebepler ışığında Gençlik Kolları Eskişehir İl Başkanlığı, Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği, Bölge koordinatörlüğü, Ağrı Milletvekili adaylığı ve Merkez Disiplin Kurulu üyeliği gibi hemen her kademesinde üstün özveri ile görev yaptığım İYİ Parti’den istifa ettiğimi tüm kamuoyuna duyurmak istiyorum. Görev sürem boyunca birlikte çalıştığım yol arkadaşlarıma, değerli büyüklerime, kardeşlerime teşekkür ediyor ve varsa hakkımı helal ediyorum. Üzerimde hakkı olan herkesten haklarını helal etmelerini temenni ediyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi; muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kandan alan bir Türk genci olarak, inandığım ve benimsediğim yolda gerekirse tek başıma yürüyeceğim. Herhangi bir tartışmaya mahal vermemek adına belirtmek isterim ki, aktif siyasi hayatıma şimdilik bir virgül koyuyor ve istifamın ardından herhangi başka bir siyasi parti rozeti takmayacağımı belirtmek istiyorum.”

Paylaşın

DP Lideri Uysal’dan 50+1 Açıklaması: Erdoğan’ın Muhatabı Bahçeli’dir

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerin ilişkin, “Sözlerinin asıl muhatabı Bahçeli’dir” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “50+1 şartının değişmesi isabetli olur” sözleriyle ilgili açıklamada bulundu. “Erdoğan’ın 50+1’ ile ilgili sözlerinin asıl muhatabı MHP Genel Başkanı Bahçeli’dir” diyen DP Lideri Uysal, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan, uzun zamandır var olan 50+1 şartı ile ilgili şikayetini ve niyetini ilk kez net ifade etti. Ama tüm sistemi 50+1 manivelası ile kontrol eden ve bu dengenin değişmesini ‘casus belli’ sayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi atlıyor!

Erdoğan, bu seçimde AKP’nin oyunun yüzde 35’lere düşmesinin çaldığı alarm zillerinin farkında! Şimdi bu risklere aklınca çözüm arıyor. Şimdi salı Grup toplantısında 4 yıl önce TBMM’nin açılışı vesilesiyle Genel Kurul’da yapılan 23 Nisan Özel Oturumunda yüzde 50+1’i sorgulayan parti temsilcilerinin sözlerine karşı akşam düzenlenen resepsiyonda ‘tüm muhalefet temsilcileri ağız birliği etmişçesine CB Hükümet Sistemi/ yüzde 50+1’i sorguluyor, burada bir tertip var’ diyen Bahçeli ne diyecek?”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’daki temaslarının ardından Türkiye’ye dönüşte gazetecilerin sorularını yanıtlarken Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki 50+1 şartıyla ilgili şunları söylemişti:

“50+1 şartının değişmesi konusunda aynı fikirdeyim, isabetli olur. Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla “en fazla oyu alan aday seçilir” denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır.”

Paylaşın

AK Parti’den ‘Mini Anayasa’ Değişikliği Hazırlığı: 50 Artı 1 İçin 2 Seçenek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50+1 çıkışının ardından mini anayasa değişikliği paketi hazırladığı belirtilen AK Parti’nin 50+1 yerine, “40+1” ya da “en çok oyu alan seçilsin” seçenekleri üzerinde durduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı adaylığında iki dönem kuralıyla ilgili herhangi bir değişikliğin olmayacağı kaydedilen söz konusu pakette, aile ve başörtüsü düzenlemelerinin de yer alacağı öğrenildi. AK Parti’nin bu konuda partileri ziyaret edeceği, özellikle İYİ Parti ile uzlaşı arayacağı ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya dönüşü 50+1’in değişip değişmeyeceği yolundaki bir soru üzerine değişmesinin isabetli olacağını belirterek, “Çoğunluğu alanın seçilmesi halinde cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz, yanlış yollara sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa” yanıtını vermesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun’un haberine göre yeni anayasa için gerekli sayısal çoğunluk konusunda uzlaşı havasının oluşmaması rotayı mini bir anayasa değişiklik paketine yöneltti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu amaçla partileri ziyaret edip görüşmüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda kurulan Anayasa Bilim Komisyonu da yaklaşık 130 maddelik yeni bir anayasa taslağı hazırlamıştı. AK Partili hukukçu kurmaylar da, yeni anayasa çalışmalarının süreceğini ancak referandum için gerekli 360 oyun şu anda Meclis’te bulunmasının zor olduğuna dikkat çekerek, bu nedenle mini bir değişiklik paketiyle sürecin daha kolay yürütülebileceği görüşünü savunuyor.

Bu kapsamda, mini Anayasa değişikliği paketinde 50+1 yerine, “40+1” ya da “en çok oyu alan seçilsin” seçenekleri üzerinde durulduğu belirtiliyor. Cumhurbaşkanı adaylığında iki dönem kuralıyla ilgili herhangi bir değişikliğin olmayacağı kaydedilen söz konusu pakette, aile ve başörtüsü düzenlemelerinin de yer alacağı öğrenildi. AK Parti’nin bu konuda partileri ziyaret edeceği, özellikle İYİ Parti ile uzlaşı arayacağı ifade edildi.

Paylaşın

İBB Başkanı Soyer’den Seçim Açıklaması: Aday Adayıyım

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı Tunç Soyer, yeniden aday adayı olacağını söyleyerek “Geçen 5 yıl içinde mutfağı toparladık, şimdi yemek vermek istiyorum” dedi.

Tunç Soyer açıklamasının devamında, “İzmirliler sadece bir siyasi partiye, sadece hizmet performansına oy vermezler, aynı zamanda demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe bağımsızlığa oy verirler” ifadelerini kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Fox TV’de ülke ve kent gündemine dair açıklamalarda bulundu. “Net olarak aday adayıyım” diyen Soyer, “Geçen 5 yıl içinde mutfağı toparladık, şimdi salonda yemek vermek istiyoruz, o noktaya geldik. Tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Eminim ki İzmirliler görmedikleri yer altında olduğunu bildikleri yatırımlarının ne kadar kıymetli olduklarını biliyorlar” ifadelerini kullandı.

Tunç Soyer açıklamasının devamında, İzmirliler sadece bir siyasi partiye, sadece hizmet performansına oy vermezler, aynı zamanda demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe bağımsızlığa oy verirler. Bu nedenle biz kendimizle yarışırız; ‘biz daha iyisini nasıl yaparız’ diye. Bu nedenle İzmir’in dünyadaki yerini büyütmeye gayret ederiz.

Bizim Avrupa’da kurduğumuz ilişkileri de bu amaca matuftur. Önümüzdeki hafta 27’sinde inşallah Avrupa Gençlik Başkenti ilan edileceğiz. 2026 gençlerimizi Avrupa’nın gençleriyle buluşturacağımız yıl olacak. Göreceksiniz İzmir’in yine Anadolu’nun Türkiye’nin lokomotifi olarak, yine Anadolu’daki yeniliklerin, aydınlığın müjdecisi olarak İzmir’i bir kez daha ileriye taşıyacağız” dedi.

Tunç Soyer kimdir?

1959 Ankara’da dünyaya gelen Tunç Soyer, çocukluk yaşlarından itibaren İzmir’de yaşadı. Bornova Anadolu Lisesi’ndeki yatılı öğrencilik yıllarının ardından yükseköğrenimini Ankara Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Aynı yıllarda Türk Haberler Ajansı’nda muhabirlik yaptı. Mülteci kamplarındaki kadın dramını anlatan bir eseri Türkçeye çevirdi.

İsviçre Webster Üniversitesi’nde “Uluslararası İlişkiler” ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “Avrupa Birliği” alanlarında yüksek lisans yaptı. İyi düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Soyer, 1991’de Seferihisar’da halen faal olan bir tatil köyünün kurulmasına ve İzmir’in turizmine kazandırılmasına önayak oldu. Dokuz yıl boyunca turizm sektöründe yönetici olarak faaliyet gösterdi.

2003’te İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya Avrupa Birliği’nden temin edilecek mali kaynaklar konusunda danışmanlık yapan Soyer, İzmir’in ekonomisine ve sosyal yaşamına dair tecrübelerini bu süreçte arttırdı. 2004-2006 yıllarında İzmir Ticaret Odası’nda Dış İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttü. 2006 yılında Dışişleri Bakanlığı tarafından EXPO İzmir Genel Sekreterliği görevine atandı.

2009 yılı itibarıyla Seferihisar’da Belediye Başkanlığı görevine seçildi ve bu görevi iki dönem yürüttü. Küçük ilçelerin uluslararası ölçekte tanınmasını ve ekonomisinin geliştirilmesini hedefleyen Citta Slow (Sakin Şehir) hareketini önce Seferihisar’a, ardından Türkiye’nin yedi farklı coğrafi bölgesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşıdı.

2013’te merkezi İtalya’da bulunan Dünya Sakin Şehirler Birliği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevine, 2014’te Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine, Temmuz 2019’da,  Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı (UCLG) Yönetim Kurulu Üyeliği’ne ve 2021’de Dünya çapında 2500’ün üzerinde üyesi olan Sürdürülebilir Kentler Ağı’nın (ICLEI) Küresel Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.

Kendisinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İzmir, G20 üye devletlerinden metropol kentleri ortak bir çerçeve altında bir araya getiren U20’ye davet edilerek U20’nin daimi üyesi oldu.  Son olarak Ekim 2023’te ise 46 ülkeden 130.000’in üzerinde yerel ve bölgesel yönetimi temsil eden Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Bölgeler Meclisi Başkanı olarak seçildi. Aynı zamanda Kongre’nin Türkiye’den tek Büro Üyesi ve Kongre Başkan Vekilidir.

Bu görevleri halen süren ve Mart 2019 yerel seçimlerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Soyer, evli ve iki kız babasıdır.

Paylaşın

CHP, Genişlemek, Büyümek İçin Mi Çalışacak Yoksa…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişimi yaşanan “tarihi” kurultayının üzerinden 2 hafta geçti. Partinin 8. Genel Başkanı Özgür Özel birlikte yol alacağı “Gölge Kabine”li yeni MYK’sını açıklarken çok yoğun bir çalışma sürecine de başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Manisa, Hatay, Osmaniye ve KKTC’ye giden Özel, baroların ve DİSK’in yürüyüşlerine katıldı. Birçok ziyaret ve görüşme gerçekleştiren Özgür Özel’i parti içinde bir grup da yakın izlemeye aldı.

CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti tabanını büyütmek için yapılan çeşitli açılımlara dikkat çeken bu partililer, “CHP açılımlarına, son yıllardaki kazanımlarına sahip çıkıp genişlemek, büyümek için mi çalışacak yoksa dar grupçu bir anlayışla mı yol alacak? “CHP, CHP’lilerindir”, “Partinin öz evlatları ile yol alacağız” şeklindeki söylemlerle parti büyümez” endişesini paylaşıyor.

İYİ Parti’de sular durulmuyor

Öte yandan seçim sonrası iki milletvekilinin istifası ve milletvekili sıralarının satılması, partinin kayıp parası gibi çeşitli iddialarla sarsılan İYİ Parti’de tartışmalar durulacak gibi görünmüyor. Para iddiaları için “ispatlarlarsa politikayı bırakırım” restini çeken Akşener, psikolojik bir harple karşı karşıya olduklarını söyledi.

Akşener’e yakın isimlere göre de İYİ Parti’ye yönelik hem iktidar hem de muhalefet tarafından iki cephede ‘algı kampanyası’ yürütülüyor.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından “Hür ve müstakil İYİ Parti” denilerek yapılan ittifaklar dışı üçüncü yol tarifinden sonra bu süreci yaşadıklarını söyleyen bazı partililer, “Tarihi kararlar sonrası kırılmalar olur. Biz müstakil yürüyeceğiz. Beklentisi, hedefleri olanların hesapları bozuldu. Kırılmalar olur, olacak. Ama bunu atlatacağız. Sadece İYİ Parti değil bundan Türkiye kazançlı çıkacak” diyor.

Paylaşın

Akşener’den ‘Yetiştirme Yurtlarındaki Kızlara Fuhuş Yaptırılıyor’ İddiası

İYİ Parti Lideri Akşener, oteli olan polis müdürlerinin olduğunu belirterek, o otellerde fuhşun da ötesine geçilerek “devletin yetiştirme yurtlarında barının kimsesiz, öksüz kızlara fuhuş yaptırıldığını” iddia etti.

Akşener açıklamasının devamında, “Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz” ifade etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında şok iddialarda bulundu. Akşener’in o iddiası:

“Bir konu daha var; eski İçişleri Bakanı olarak özellikle takip ediyorum. Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde, fuhşun ötesi, öksüz kızlar çalıştırılıyor. Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz.”

“İspat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir”

Akşener ayrıca, gündeme yönelik açıklamalarda da bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın