Akşener: İYİ Parti’yi, Şer Odaklarını Mutlu Etmek İçin Kurmadık

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti’nin kurulması; iktidarından muhalefetine, siyasetinden, medyasına; milleti, 5 yılda bir oy veren, marabalar olarak gören; son 20 yılda, kutuplaşmanın konforuna, iyice alışan; siyasi rant şımarığı, ne kadar şer odağı varsa; hepsinin rahatını bozdu” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de siyaseti, kendince dizayn etmeye çalışan; kutup siyasetinden nemalanan, kim varsa; hedefinde her zaman, İYİ Parti oldu. Kurulduğumuz günden beri; İYİ Parti’nin, sağından solundan çekiştirip; bize istikamet çizmeye çalışanlar, hep oldu. İYİ Parti’nin sırtından, kurban kesmek isteyenler, hep oldu. Bugün geldiğimiz noktada, görüyoruz ki; Olmaya da devam edecek…”

Akşener, konuşmasının devamında, “Varsın, olsun…Biz, İYİ Parti’yi; muhtelif şer odaklarını, mutlu etmek için kurmadık. Biz, İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk. Onun için de; İlk günkü gibi, milletin emrinde çalışmaya devam edeceğiz! Ülkemizde siyasetin yaşadığı tıkanıklığa karşı; yeni, hür ve müstakil bir zemin inşa etmek için; tüm gücümüzle mücadele etmeye, devam edeceğiz! Kutup siyasetine sıkıştırılıp; birbirinin, karşısına dikilen milletimiz için; bir çıkış yolu olmaya devam edeceğiz!” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında konuştu. Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“25 Kasım, Kadına Şiddete Karşı, Uluslararası Mücadele Günü’ydü…Ülkemizdeki birçok mesele gibi; kadın ve kadına yönelik şiddet meselesi de; ne yazık ki, sadece böyle özel günlerde hatırlanıyor.

Ancak maalesef; Türkiye’de, son 10 ayda, 364 kadın öldürüldü…Her gün, ülkemizin dört bir yanından;artık, sokak ortalarına kadar taşan; kadına yönelik şiddet görüntüleri geliyor… Çocuklarımız bile; şiddetin, tacizin, tecavüzün, mağduru oluyor… Boşanmalar çığ gibi artıyor, aile yapımız sarsılıyor… Ve şiddetin, bundaki payı da maalesef büyük…

Çok değil; daha bu haftanın başında; Ankara’da bir kadın; eşi tarafından, vurularak öldürüldü. İstanbul’da bir başka kadın ise; çocuklarının gözleri önünde katledildi. Adana’dan, Çankırı’dan, Kocaeli’nden, Muğla’dan; Memleketin dört bir yanından; her gün, yeni bir kadın cinayeti haberi alıyoruz…

Ülkemizde kadınlar artık; “şiddet, ne zaman kapımı çalacak?” bekleyişiyle yaşıyor… Evde, işte, sokakta, her yerde; “ya sıradaki ben olursam” tedirginliğiyle yaşıyor… Akşam saatlerinde, tek başına kaldığı zaman; can güvenliğinin korkusuyla yaşıyor…

Tüm bu acılar yaşanırken; Tablo, bu derece vahimken; Sayın Erdoğan ise, çıkıp; “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin; kadın hakları ve şiddetle mücadeleye, en küçük olumsuz bir etkisi olmamıştır.” diyerek açıklama yapıyor. Gerçekten inanılır gibi değil…

Bu sorumsuz açıklama karşısında; ben de buradan, kendisine seslenmek istiyorum: Madem öyle; O zaman; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin; kadınlar üzerinde, nasıl olumlu bir etkisi oldu, çık, onu da açıkla.

Her gün, yeni bir kadın, cinayete kurban giderken; Ak Parti iktidarı olarak, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek; cinayetleri durdurabildiniz mi; onu da açıkla. Her gün yeni bir kadın, şiddete maruz kalırken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, bu şiddete mani olabildiniz mi; onu da açıkla.

Her gün, yeni bir aile içi vahşete şahit olurken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, aile içi huzuru sağlayabildiniz mi; onu da açıkla. Kadınlar, her gün bir yenisi eklenen, korkularla yaşarken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, kadınları koruyabildiniz mi; onu da açıkla.

Değerli dava arkadaşlarım; Bu soruların hepsinin cevabı, “Hayır”. En ufak bir adım bile atmadılar. Peki sonuç ne oldu? Sonuç; 2022 yılında, 334 kadın, şiddet yüzünden, hayatını kaybederken; 2023’ün bitmesine, 1 ay kala, bu sayı 364’e çıktı! Üstelik; Daha kaç kadını, kaybedeceğimizi bilmiyoruz! Daha kaç kadının, şiddet altında yaşamaya çalıştığını bilmiyoruz! Daha kaç kadının, çaresizce ölümü beklediğini bilmiyoruz! Daha kaç kadının, baskı ve tehditlerle, mücadele ettiğini bilmiyoruz!

Ama bildiğimiz bir şey var ki, o da; Kadın düşmanı bir azınlığı tatmin etmek için; Kadın haklarından taviz veren, kirli bir anlayışla; hiçbir şeyi değiştiremezsiniz! Ahlakı, kadın bedeni üzerinden tanımlayan; bu çürük zihniyete, yol verdiğiniz müddetçe; hiçbir şeyi değiştiremezsiniz!

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta, Merkez Bankası, faiz oranını, yüzde 40 seviyesine çıkardı. Hatırlayın; bundan 2 buçuk yıl önce, dönemin Merkez Bankası Başkanı; faizleri yüzde 19’a çıkardığı için, görevden alınmıştı. Dün; yüzde 19 faiz, kabul edilemez bulunuyordu; Bugün; yüzde 40 faiz, adeta alkışlanıyor… “Neredeen nereyee” değil mi?

Ülkemiz, bu akıl tutulması sürecinde, hem zaman, hem de para kaybetti. Ve işin acısı, kaybetmeye de devam ediyor. Ne zaman ki, tüm yetkileri, tek kişinin keyfine devreden, bu ucube sisteme geçtik; İşte, o gün bugündür; Ekonomimiz, dikiş tutmuyor.

Enflasyonda, rekordan rekora koşuyoruz. Pula dönen, Türk lirasının değeri, her gün biraz daha düşüyor. Gıdadan, temel ihtiyaçlara kadar, tüm ürünlerin fiyatı, her gün katlanıyor. Kiralar, 10 katına çıkarken; artık emekli maaşıyla kiralanabilecek, ev bile bulunmuyor.

Bunun lamı cimi yok. Hakikat, tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor: Eğer bugün, ülkemizde, geçim sıkıntısı varsa; bu, Ak Parti’nin eseridir. Eğer bugün, insanlarımız; en temel ihtiyaçlarını almak için, 40 kere düşünmek zorunda kalıyorsa; bu, Ak Parti’nin eseridir. Eğer bugün; kiracılar, ev sahipleriyle, davalık oluyorsa; her gün, bir adli vaka haberi alıryorsak; bu, Ak Parti’nin eseridir!

İşte, 85 milyonun rızkını çalıp; lüks içinde yüzen, küçük bir azınlığa veren; ve hukukta cezası olmayan, bu soygunun adı; enflasyondur!

Enflasyon oranında zam alınca; enflasyona karşı korunduğunu zannedersin; ama aslında yoksullaşırsın. Çünkü; Devlet her ay, vergi gelirini artırır. Zam üstüne zam yapanlar, her ay kârını artırır Ama dönüp size derler ki; “Sen 6 ay boyunca artan fiyatlar altında ezil; sonra sana zam yapacağız.”

Hatta; belli ki, bu zulüm bile, iktidara yetmemiş olacak; geçen hafta, yeni bir rezalete daha imza attılar. Çalışma Bakanı çıktı; ve asgari ücretin, artık yılda bir defa belirleneceğini söyledi. Üstelik bunu, “Çalışanlarımızı enflasyona, ezdirmemek için yapmalıyız.” dedi. Şu utanmazlığa bakar mısınız?

Türk-İş verilerine göre, Kasım’da açlık sınırı 14 bin 25 liraya, bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 18 bin 239 lira olmuş. Dört kişilik bir aile için 45 bin 686 liraya ulaşan yoksulluk sınırı, 11 bin 402 liralık asgari ücretin dört katını aşmış.

Temmuz ayındaki asgari ücret bugün 4 ay sonra açlık sınırının %20 altına inmiş, asgari ücret ailenin yoksulluk sınırının 3,3 katı iken bugün 4 katını aşmış. Asgari ücretli açlığa mahkum, ailesi de yoksulluğa mecbur hale getirilmiş. Böyle bir tablo karşısında çıkmışlar asgari ücreti yılda bir defa belirleyeceklerini söyleyebiliyorlar. İşte utanmazlık budur…

Yüksek enflasyon dönemlerinde; ücret ve maaş ayarlamaları, ne kadar sık yapılırsa; çalışanlar ve emekliler, enflasyona karşı, o kadar korunmuş olur.

Ama biz, tam olarak bu nedenle; “Böylesine yüksek bir enflasyonda; asgari ücreti, memur maaşlarını, emekli aylıklarını; yılda 2 defa, güncellemek yetmez; bu sayı, dörde çıkartılmalı.” derken; Sayın Bakan, bunun, bir de “asgari ücretliler için”, yılda bir defaya düşürüleceğini söylüyor. Böyle bir insafsızlık olabilir mi?

Enflasyonun karşısında, ne kadar zam alırsa alsın; daha 1 aya kalmadan, maaşlar erirken; şimdi, 1 yıl boyunca, milletimiz ne yapacak? Her şeye, her ay zam gelirken; 12 ay boyunca, aynı maaşla, nasıl idare edecek? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi?

Madem, bir yerlerden kısmanız gerekiyor; O zaman, bir zahmet, kendinizden kısın! Biraz da, siz tasarruf edin! Biraz da, siz kemer sıkın! Artık biraz da, siz sorumluluk alın! Artık biraz da, siz bedel ödeyin! Bu milletin boğazından da, artık elinizi çekin!

Depremin üzerinden, 9 ay geçti… Bugün; deprem riskine, dikkat çekmek için çırpınan, birkaç bilim insanı dışında; depremi konuşan, hemen hiç kimse kalmadı. Hatta, iktidarın bütçe planında: Her an olabilecek, Marmara Depremine karşı bir hazırlık yok. Her an olabilecek, İzmir depremine karşı bir hazırlık yok. Her an olabilecek, Bingöl depremine karşı da bir hazırlık yok.

Olası Marmara depreminde; sadece İstanbul’da; yıkılması öngörülen, on binlerce bina var; ama insanlarımız, bu betondan tabutlarda, oturmaya devam ediyor. Allah korusun, yeni bir felaket yaşamamız, an meselesi; ama hiçbir hazırlık yok…

Bir yanda, bomboş arazilerimiz var. Bir yanda, övündüğümüz inşaat sektörümüz var. Bir yanda, demir çelik sektörümüz var. Bir yanda, çimento fabrikalarımız var. Mimarımız var, mühendisimiz var. Yani; insanlarımızı, geliyorum diyen felaketten korumak için her şeyimiz var; Ama; gerekeni yapacak ciddiyette; Gerekeni yapacak liyakatte; Gerekeni yapacak basirette, bir iktidar yok…

21 yıllık iktidarı boyunca, Ak Parti; ülkemizin her yanını, depreme hazır hâle getirebilirdi. Ellerinde, böyle bir imkân vardı. Ama hazırlık bir yana, deprem gerçeğini ciddiye alan, ne bir bakan, ne de bir belediye başkanı göremedik. Aksine rant meraklısı bir zihniyetle; kural tanımaz bir şekilde; ellerini attıkları her yeri, imara açtılar. 21 yılda, rant için kesmedikleri ağaç, çökmedikleri arazi kalmadı.

Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya; AK Parti döneminde, büyükşehir yapıldı. Ve bu bölgelerde, deprem olabileceği; bilim insanlarımız tarafından, defalarca söylenmişti. Yani; depremin geleceği biliniyordu. Ama Malatya’da, tarım arazilerine; kayısı bahçelerinin olduğu alanlara; yüksek katlı konutlar inşa edildi. Nurdağı gibi, nüfusu sadece 50 bin olan, bir ilçemize, 10 katlık imar izinleri verildi. Böyle bir aymazlık, böyle bir şuursuzluk olabilir mi?

Kuralsızlığı, kanunsuzluğu, artık bir alışkanlık hâline getiren bir iktidarla; imar mevzuatlarını tartışmayı, elbette gereksiz buluyorum. İşi verenin, yapanın ve denetleyenin, aynı dereden sulandığı bir ortamda, yapılacak iş; mevzuat tartışmak değil; rant şebekelerini, belediyelerin dışına itmektir. Ve önümüzdeki yerel seçimler de; şehirlerimizi, bu yolsuzluk sarmalından kurtarmak için, büyük bir fırsattır.

İşte biz, İYİ Parti olarak; bu kutlu göreve talibiz! İYİ Belediyecilik vizyonumuzla, milletimize; her şeyden önce, yaşayan ve yaşatan, şehirler inşa edeceğiz. Can ve mal güvenliğini esas alan, şehircilik anlayışımızla; deprem risklerini, proaktif olarak yönetebilen; sağlık, gıda, ulaşım ve barınma imkanlarına sahip; afetlere dirençli kentler inşa edeceğiz.

“Felaket değil, tedbirsizlik öldürür.” düşüncesiyle; deprem, su baskını, sel ve orman yangınları gibi tüm afetlerde; milletimizin sağlık ve refahını güvence altına alacağız.

Depremin, ulusal boyuttaki olumsuz ekonomik etkilerini; ancak, yerel ekonomileri güçlendirerek azaltabiliriz. Bu nedenle; Yetkiyi devraldığımız, her şehrimizde; ulusal ve uluslararası kaynaklardan da yararlanıp; yerele özgü özellikleri de, dikkate alarak; “risk, afet, fırsat, dayanıklılık” anlayışımızla; depreme dirençli, sürdürülebilir, kent ekonomileri oluşturacağız.

Yöneteceğimiz şehirlerde, kaçak ve çürük yapılara, kesinlikle izin vermeyeceğiz. Yapılan plan değişiklikleri üzerinden; birilerinin haksız kazanç elde etmesine, engel olacağız.

Buradan, tüm belediye başkan adaylarımıza sesleniyorum: Öncelikle hepiniz; İYİ belediyecilik vizyonumuzla, işinizi en iyi şekilde yapacaksınız. Kimsenin baskısına, boyun eğmeyeceksiniz. Ranta, yolsuzluğa prim vermeyeceksiniz. İşe alım yaparken, liyakat dışında hiçbir kritere bakmayacaksınız.

“İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk”

İYİ Parti’nin kurulması; iktidarından muhalefetine, siyasetinden, medyasına; milleti, 5 yılda bir oy veren, marabalar olarak gören; son 20 yılda, kutuplaşmanın konforuna, iyice alışan; siyasi rant şımarığı, ne kadar şer odağı varsa; hepsinin rahatını bozdu. Türkiye’de siyaseti, kendince dizayn etmeye çalışan; kutup siyasetinden nemalanan, kim varsa; hedefinde her zaman, İYİ Parti oldu.

Kurulduğumuz günden beri; İYİ Parti’nin, sağından solundan çekiştirip; bize istikamet çizmeye çalışanlar, hep oldu. İYİ Parti’nin sırtından, kurban kesmek isteyenler, hep oldu. Bugün geldiğimiz noktada, görüyoruz ki; Olmaya da devam edecek…

Varsın, olsun…Biz, İYİ Parti’yi; muhtelif şer odaklarını, mutlu etmek için kurmadık. Biz, İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk. Onun için de; İlk günkü gibi, milletin emrinde çalışmaya devam edeceğiz! Ülkemizde siyasetin yaşadığı tıkanıklığa karşı; yeni, hür ve müstakil bir zemin inşa etmek için; tüm gücümüzle mücadele etmeye, devam edeceğiz! Kutup siyasetine sıkıştırılıp; birbirinin, karşısına dikilen milletimiz için; bir çıkış yolu olmaya devam edeceğiz!

Kimse kusura bakmasın; Birilerinin keyfini kaçırmaya, rahatını bozmaya, heveslerini kursaklarında bırakmaya, aynen devam edeceğiz! Dün; bu iktidara karşı, hiçbir başarı gösterememiş olanlar; Bugün; kendi sebep oldukları başarısızlığın faturasını, İYİ Parti’ye kesmeye çalışıyorlar.

Kurdukları, “Al gülüm, ver gülüm” çarkına, çomak sokulsun istemiyorlar. İşte bu yüzden de; Dün, yüzde 60 borazanlığı yapanlar; bugün çıkıp utanmadan, İYİ Parti analizleri kasıyorlar. Ancak şunu unutuyorlar ki; Onların attığı çamur, bize yapışmaz. Onların sürdüğü balçık, İYİ Parti güneşini sıvayamaz. Onların estirdikleri fırtınalar, bizden, toz dışında bir şey alamaz!

Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da; Kendi günahlarını, saklamak isteyenlerin; İYİ Parti’yi özne yapmasına izin vermeyeceğiz! Türkiye’nin geleceğini; Marjinal akımlara; Şer odaklarına; Rant şebekelerine; Cumhuriyet’le, Atatürk’le, Türk milletiyle problemi olanlara; teslim etmeyeceğiz! Tüm engellere, iftiralara, dedikodulara rağmen; İYİ Parti olarak; Türkiye’yi, Demokratik Millî Yükselişine, mutlaka kavuşturacağız!”

Paylaşın

NATO’dan Türkiye’ye ‘İsveç’ Baskısı

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesi açıklamalarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, Fransa ve Finlandiya dışişleri bakanları, Ankara’nın, İsveç’in NATO üyeliğini bir an önce onaylamasını talep etti.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonrasında, daha önce hiçbir askeri ittifaka dahil olmayan İsveç ile komşusu Finlandiya geçen yıl Mayıs ayında NATO üyeliği için başvuruda bulunmuştu. Finlandiya, NATO’ya üye 31 ülkenin onayıyla Nisan ayında kabul edilirken, Türkiye ve Macaristan İsveç’in başvurusuna henüz olumlu yanıt vermedi. Ankara, İsveç’in PKK’ya karşı yeterli önlem almadığını öne sürüyor.

Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliği konusundaki tavrı nedeniyle müttefik ülkelerin Ankara’ya yönelik baskısı artıyor. Salı günü Brüksel’de başlayan iki günlük NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde açıklamalarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, Fransa ve Finlandiya dışişleri bakanları, Ankara’nın, İsveç’in NATO üyeliğini bir an önce onaylamasını talep etti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, toplantı öncesinde bir araya geldiği Türk mevkidaşı Hakan Fidan’a, İsveç’in katılım sözleşmesinin “mümkün olan en kısa sürede” onaylanması gerektiğini söyledi. Blinken’in sözcüsü ikili görüşmede Ankara’nın ABD’den F-16 savaş uçağı talebinin de gündeme gelip gelmediği konusunda ise bir açıklama yapmadı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da İsveç’in NATO’ya kabulünü, “gecikmiş bir durum” olarak nitelendirdi ve Türkiye’yi bu tıkanıklığın önünü açmaya davet etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen NATO zirvesinde müttefiklere İsveç’in üyeliği konusunda söz verdiğini hatırlatan Baerbock, “Vilnius’ta İsveç’in ittifakımızın bir üyesi olacağı açıkça ifade edildi ve bunun zamanı çoktan geldi ve geçiyor” dedi.

Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Catherine Colonna ise Ankara’yı “ittifakın güvenilirliğinin tehlikeye düşeceği” konusunda uyardı. Halihazırda NATO üyesi 29 ülkenin İsveç’in katılım başvurusunu onayladığını hatırlatan Colonna, son iki ülke olan Macaristan ve Türkiye’yi de onay vermeye çağırdı. Fransız Bakan, “Söz konusu olan ittifakımızın gücü ve güvenilirliği, bu konuda bir gün bile kaybetmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

NATO’ya geçtiğimiz Nisan ayında dahil olan Finlandiya’nın dışişleri bakanı Elina Valtonen, “İsveç’in katılımının hala engelleniyor olmasından dolayı büyük hayal kırıklığı yaşadığını” dile getirdi. Finlandiyalı Bakan, Türk mevkidaşı Fidan’a, İsveç’in Noel’den önce ittifakta katılmasını beklediğini açıkça ifade edeceğini de sözlerine ekledi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, Pazartesi günü yaptığı açıklamada Ankara’yı İsveç’in NATO üyeliği önündeki engeli kaldırması konusunda uyarmış, “İsveç verdiği sözleri yerine getirdi, şimdi Türkiye’nin katılım sürecini tamamlama zamanı” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması sonrasında, daha önce hiçbir askeri ittifaka dahil olmayan İsveç ile komşusu Finlandiya geçen yıl Mayıs ayında NATO üyeliği için başvuruda bulunmuştu. Finlandiya, NATO’ya üye 31 ülkenin onayıyla Nisan ayında kabul edilirken, Türkiye ve Macaristan İsveç’in başvurusuna henüz olumlu yanıt vermedi. Ankara İsveç’in PKK’ya karşı yeterli önlem almadığını öne sürüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

HEDEP’in Kısa İsim Alternatifleri Belli Oldu: Öne Çıkan Üç Öneri

Yargıtay’ın HADEP’e benzerliği nedeniyle kabul etmediği Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (HEDEP) kısa isim alternatifleri belli oldu: Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ya da Halk Partisi.

Yargıtay, geçen hafta verdiği kararda parti isminin kısaltması olan HEDEP’in daha önce kapatılan Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) andırdığı gerekçesiyle kısaltmasının değiştirilmesi istemişti.

Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da partinin uzun isminin aynı kalacağını ancak kısa isminin değişeceğini açıklamıştı.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 4. Olağan Büyük Kongre’de tüzük değişikliğiyle ismini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) olarak değiştirme kararı almıştı. Alınan karar, Yargıtay’a bildirilmişti.

Partinin ismi de, tabandan gelen “Kürt siyasi hareketini temsil eden siyasi parti isimlerini çağrıştıran bir isim olması” yönündeki talepler doğrultusunda değiştirilmişti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (HEDEP) kısa isim alternatifleri belli oldu. Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre Halk Dep, Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ve Halk Partisi konuşulan alternatifler arasında.

Habere göre kısaltmanın, parti adının harflerinden oluşmaması planlanıyor. Bu göre kısa isim olarak Eşitlik Partisi, Halklar Partisi ya da Halk Partisi alternatifleri öne çıkıyor.

Hafta sonu toplanacak Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) yeni kısaltma önerilerinin görüşülmesi, kararın belirlenmesi ardından da Tüzük Kurultayı’nın toplanması bekleniyor.

Hafta sonu yapılacak MYK öncesinde HEDEP yönetimi kısaltma ile ilgili ilk kararını da aldı. Buna göre, kısaltma logodan kaldırılacak ve logoda sadece partinin tam ismi yer alacak.

Partisinin grup toplantında gündemi değerlendiren HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HEDEP olarak belirlenen parti kısa adını HADEP’i andırdığı gerekçesiyle uygun görmemesine tepki gösterdi.

Bakırhan, “Gün geçmiyor ki iktidar ve ortakları partisimize kumpas kurmasınlar! 11 parti kapatıldı, dava açıldı. Yerine yenilerini kurduk. Biz büyüdükçe iktidar korkuyor. Hiçbir şey bulamadılar, bu sefer de tam yerel seçime gideceğimiz bir süreçte HEDEP’in ismine kafayı taktılar.

Çünkü kafaları hukuksuzluktan başka bir şeye çalışmıyor” ifadelerini kullandı. Neymiş efendim, HEDEP ismi HADEP’e benziyormuş. Tebrik ediyoruz, şapkadan tavşan çıkarmışlar.

Türkiye’de ilk defa mı bir partinin adı ya da kısaltılmış ismi bir başka partiye benziyor! Seçimlerde ittifak yaptığınız Yeniden Refah Partisi’nin adı Refah Partisi’ne benzemiyor mu? Buna benzer onlarca parti olmasına rağmen, yargının tek uğraştığı parti biz olduğumuz için muhtmelen orayı görmüyor” dedi.

Paylaşın

Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye “Soysuz” Yanıtı

MHP Lideri Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı” dedi ve ekledi:

“Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.”

Özel konuşmasının devamında, “Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ali Mahir Başarır ve çok sayıda partili hukukçu arkadaşımız Diyarbakır’dalar. Tahir Elçi davasını sürüncemede bırakıyorlar. Dinlenmesi gereken tanıklar dinlenmiyor. Deliller karartılması için bir el devreye girmişti. Tahir Elçi davasının yargılaması içimize sinmiyor. Sevgili Türkan Elçinin içinde yanan ateş elbette sönmeyecek. Ama sonuna kadar takipçisi olacağız. O eller yargılanana kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta İBB altyapı yatırımlarından örnekler vermiştim. İBB gibi CHPli belediye başkanları sosyal belediyeciliğin adeta kitabını yazmaya devam ediyorlar. Bugünkü örneğim ABB’den. Neler yapmış sosyal belediyecilikle ilgili, neler gördük neler.

Çocuklar üşümesin diye bir kampanya var 3 yıldır devam ediyor. Tam 200 bin aileye doğalgaz ve kömür desteği veriyorlar. Kışın en soğuk 3 ayında 500’er lira yatıyor, 600 lira gelecekse fatura 100 lira ödüyorlar. Evinde doğalgazı olmayana birer ton kömür veriliyor. Çocuklar protein alsın diye 2 yıldır süren 200 bin yoksul aileye bir kilo et veriliyor.

Mansur Yavaş, 200 bin aileye yani koca bir koçu boynuzundan tutup götürüp, çocukları yesin diye verdi. 918 köye, beldeye Ankara Büyükşehir Belediyesi internet desteği veriyor. 12 bin 500 öğrenciye otobüs abonmanı, 105 bin çocuğa bayram harçlığı veriyor.

Eğer CHP’li belediye seçerseniz 2 yılda bir kurbanlık koç kadar etten, karne hediyesinden, ödeyemediğiniz sınav parasını ödemeye koşacak sıcacık bir sosyal belediyecilik yapan belediye başkanınız olacak. Bunu Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımızda CHP’li adayları seçtiğinizde bu sıcak el sizlere de uzanacak.

Seçimde sosyal belediyecilik nedir diye gösteren CHP’li belediyelere oy atmaya davet ediyorum. Ankara’yı parsel parsel satanlar değil güzel iyi dürüst insanlar yönetsin diye destek aldık. Mansur Yavaş bir de kurs açtı. Sosyal belediyecilik kursu. Sayın Erdoğan, başkanlarını gönderirsen onlara çok faydası olur.

Biz bu belediyeleri sadece CHP’lilerin oyuyla kazanmadık. İstanbul’da, İstanbul İttifakı’yla, Ankara’da dürüst insanlar Başkent’i yönetsin diye destek aldık ve kazandık. Biz işbirliğine tüm siyasi partileri, güç birliğine davet ediyoruz

Gazze’de 4 günlük ateşkes sona erdi, sonra 2 gün uzatma geldi. Biz CHP olarak kalıcı ateşkes istiyoruz. Yine CHP doğru yerde duruyor, Türkiye doğru yerde duruyor ama Bosna Hersek’te susanlar bugün yine susuyor. Dünyadaki tüm kardeşlerimize sesleniyorum; Filistin’deki zulmü durdurmak bütün solcuların, sosyal demokratların, sosyalistlerin görevidir. Hepinizi davet ediyoruz.

Çok yerli ve millisiniz ya; Türkiye’deki bütün siyasi partilerin genel başkanlarını alarak sınır kapısına kol kola gidelim; Türkiye’nin tavrını tüm dünyaya gösterelim. Çağrım sanadır Erdoğan.

Emekliler açlıkla sınanıyorlar. En düşük emekli maaşı mutlaka asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Plan Bütçe Komisyonu bugün önergemizi oylayacak. O eller havaya kalktığında göreceğiz. Grubumuz en düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diye el kaldıracak. Göreceğiz kim emekliyi seçim olan pazara kadar, kim hak baki olana kadar savunuyor, göreceğiz. Herkesi AKP ve MHP’nin tavrını izlemeye davet ediyorum.

Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı.

Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.

Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum.

Üye sayısında ciddi bir artış yaşıyoruz, tüm milletimizi baba evine, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’te olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmaya davet ediyorum.”

Paylaşın

Tuncer Bakırhan’dan Yargıtay’ın “HEDEP” İsmi Kararına Tepki

Partisinin grup toplantında gündemi değerlendiren HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HEDEP olarak belirlenen parti kısa adını HADEP’i andırdığı gerekçesiyle uygun görmemesine tepki gösterdi.

Tuncer Bakırhan, “Gün geçmiyor ki iktidar ve ortakları partisimize kumpas kurmasınlar! 11 parti kapatıldı, dava açıldı. Yerine yenilerini kurduk. Biz büyüdükçe iktidar korkuyor. Hiçbir şey bulamadılar, bu sefer de tam yerel seçime gideceğimiz bir süreçte HEDEP’in ismine kafayı taktılar. Çünkü kafaları hukuksuzluktan başka bir şeye çalışmıyor” ifadelerini kullandı.

Bakırhan açıklamasının devamında, “Neymiş efendim, HEDEP ismi HADEP’e benziyormuş. Tebrik ediyoruz, şapkadan tavşan çıkarmışlar. Türkiye’de ilk defa mı bir partinin adı ya da kısaltılmış ismi bir başka partiye benziyor! Seçimlerde ittifak yaptığınız Yeniden Refah Partisi’nin adı Refah Partisi’ne benzemiyor mu? Buna benzer onlarca parti olmasına rağmen, yargının tek uğraştığı parti biz olduğumuz için muhtmelen orayı görmüyor” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Dört Ayaklı Minare’nin önünde 28 Kasım 2015’te katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi için anma mesajı veren Bakırhan, “Onu özlemeye, onu anmaya devam ediyoruz. “Halen katilleri bulunmadığı gibi siyasi cinayetlerde cezasızlık geleneği devam ediyor., Kürt sorununun demokrat ve barışçıl şekilde çözülmesini istemeyen Tahir Elçi’nin yokluğunu her zaman hissediyoruz” ifadelerini kullandı. Bakırhan, Tahir Elçi davasının takipçisi olacaklarını ifade etti.

1 Aralık’ta Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanacağını hatırlatan Bakırhan, “Asgari ücret konusunda arkadaşlarımızla birlikte bir çalışma yürüttük. HEDEP olarak diyoruz ki, en düşük asgari ücret 25 bin lira olmalı, yoksulluk sınırının yarısı kadar olmalı. Ve düzenli olarak asgari ücret, yoksulluk sınırına göre her ay düzenlenmesini talep ediyoruz. Gelin hep birlikte bu kanun teklifimizin Meclis’ten geçirelim diyoruz” diye konuştu.

“Kafaları hukuksuzluktan başka bir şeye çalışmıyor”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HEDEP olarak belirlenen parti kısa adını HADEP’i andırdığı gerekçesiyle uygun görmemesine tepki gösteren Bakırhan, “Gün geçmiyor ki iktidar ve ortakları partimize kumpas kurmasınlar! 11 parti kapatıldı, dava açıldı. Yerine yenilerini kurduk. Biz büyüdükçe iktidar korkuyor. Hiçbir şey bulamadılar, bu sefer de tam yerel seçime gideceğimiz bir süreçte HEDEP’in ismine kafayı taktılar. Çünkü kafaları hukuksuzluktan başka bir şeye çalışmıyor” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, şöyle devam etti: Neymiş efendim, HEDEP ismi HADEP’e benziyormuş. Tebrik ediyoruz, şapkadan tavşan çıkarmışlar. Türkiye’de ilk defa mı bir partinin adı ya da kısaltılmış ismi bir başka partiye benziyor! Seçimlerde ittifak yaptığınız Yeniden Refah Partisi’nin adı Refah Partisi’ne benzemiyor mu? Buna benzer onlarca parti olmasına rağmen, yargının tek uğraştığı parti biz olduğumuz için muhtmelen orayı görmüyor.”

Yerel seçimlere ilişkin çalışma içinde olduklarını belirten Bakırhan, “Aday başvurularını almaya başladık. 10 Aralık’a kadar başvurulara devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Parti’den İstifa Eden Milletvekilinden AK Parti’ye Yeşil Işık

CHP’ye ya da AK Parti’ye geçeceğine yönündeki iddialara yanıt veren eski İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, “AK Parti’de çok sevdiğim dostlarım var. Ötesini Allah bilir. CHP’de kıymetli dostlarım var ancak orada siyaset yapmam” dedi.

Partisinin AK Parti’yle ittifak yapması gerektiğini söyleyen ve istifa eden eski İYİ Parti milletvekili Nebi Hatipoğlu da geçtiğimiz hafta AK Parti’ye katılmıştı.

Adnan Beker istifasını, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” sözleriyle duyurmuştu.

Adnan Beker açıklamasında ayrıca, “Başta çok değerli Ankaralı hemşehrilerim olmak üzere, İYİ Parti İlçe Başkanlarımız, yöneticilerimiz, üyelerimiz, gönüllülerimiz ve İYİ Parti’ye oy vermiş tüm vatandaşlarımızla bugüne kadar nasıl hemhâl olduysak bugünden sonra da kapım ve telefonum her zaman açık olacaktır.” ifadelerini kullanmıştı.

Adnan Beker’in istifasıyla birlikte İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) sandalye sayısı 42’ye düşmüştü.

Kulislerde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, fuhuş oteli iddialarını Beker’in istifasının ardından dile getirmesi, Beker’e karşı verilmiş bir yanıt olarak ifade edilmişti. Beker sadece Akşener’in açıklamalarıyla değil, oğlu ve yeğeninin iki kadını darp iddiası ile de gündeme gelmişti.

Paylaşın

Bahçeli’den Özgür Özel’e Sert Sözler: Bu Sefil İddia…

CHP Lideri Özgür Özel’in “Türkiye’de herkes eşittir ama Kürtler daha az eşittir” sözlerine tepki gösteren MHP Lideri Bahçeli, “CHP Genel Başkanının ‘Türkiye’de herkes eşittir ama daha az eşittir’ açıklaması bölücü lügatın tıpkısının aynısıyla yansımasıdır. Kürt kökenli kardeşlerimizin daha az eşit olduğunu söylemek hakikate kast etmektir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu sefil iddia devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırıdır. Kürk kökenli kardeşlerim eşit haklara sahip vatandaşlarımızdır ve bizim can beraberimizdir. Kürt kökenli kardeşlerim kaymakam, diplomat, vali, milletvekili ve hatta Cumhurbaşkanı olmadı mı? İş adamı, medya mensubu, bürokrat dahası CHP’ye genel başkan olarak toplum önüne çıkmadılar mı?”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “31 Mart 2024 tarihinde yapılacak seçimler öncesinde CHP’nin acemi genel başkanı sözüm ona HEDEP’i tava getirmek niyetiyle gemiyi azıya almıştır. CHP Genel Başkanına tavsiyem, uydur kaydır bir kurultay yapıp ya HEDEP’i içlerine almaları ya da derhal HEDEP’e katılmalarıdır. CHP demek HEDEP demektir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

Cumhur İttifakı olarak Cumhuriyeti’n yeni yüzyılında insanüstü bir gayretle çalışıyoruz. 14 ve 28 Mayıs seçimlerindeki başarımıza yeni bir halka eklemek istiyoruz. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında denge ve uyum olsun istiyoruz.

Iğdır’dan Aras’ın Aydın’dan Menderes’in Tunceli’den Munzur’un Manisa’dan Gediz’in Sakarya’dan Sapanca’nın çağıltısını dinledik. Muş’tan Alparslan’ın Antalya’dan Keykubat’ın Bursa’dan Orhan Gazi’nin Edirne’den Sinan’ın Çanakkale’den Mehmetçiğin Kahramanmaraş’tan Sütçü İmam’ın Kütahya’dan Dumlupınar’ın şanlıyla şerefiyle kenetledik. Biz, horon kadar Karadeniz, zeybek kadar Ege’yiz. Biz Türkiye’yiz, Türk milletiyiz. Hiç kimseyi ayırmadık, ayırmayacağız. Hiç kimseyi yabancı görmedik, asla da görmeyeceğiz.

Türk milleti onuruna düşkün bir millettir, sözde ve bölücü bir sanatçının hürmetle elini öpüp ardından ‘onurum, gururum’ diyen CHP Genel Başkanına hatırlatırım ki bizim onurumuz da gururumuz da Türk milletidir. Bir muamma olan CHP Genel Başkanının ‘Türkiye’de herkes eşittir ama daha az eşittir’ açıklaması bölücü lügatın tıpkısının aynısıyla yansımasıdır.

Kürt kökenli kardeşlerimizin daha az eşit olduğunu söylemek hakikate kast etmektir. Bu sefil iddia devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırıdır. Kürk kökenli kardeşlerim eşit haklara sahip vatandaşlarımızdır ve bizim can beraberimizdir. Kürt kökenli kardeşlerim kaymakam, diplomat, vali, milletvekili ve hatta Cumhurbaşkanı olmadı mı? İş adamı, medya mensubu, bürokrat dahası CHP’ye genel başkan olarak toplum önüne çıkmadılar mı?

“CHP demek HEDEP demektir”

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak seçimler öncesinde CHP’nin acemi genel başkanı sözüm ona HEDEP’i tava getirmek niyetiyle gemiyi azıya almıştır. CHP Genel Başkanına tavsiyem, uydur kaydır bir kurultay yapıp ya HEDEP’i içlerine almaları ya da derhal HEDEP’e katılmalarıdır. CHP demek HEDEP demektir. Cumhur İttifakı, İstanbul’da Zillet’i sallayıp devirecektir. Ankara’da savurup indirecektir. Cumhur İttifakı yerel yönetimlerdeki makus hale son verecektir. CHP Genel Başkanı kulağını Kandil’e ve yeminli Türkiye düşmanlarına verdikçe hüsran ve hezimetten kurtaramayacaktır. Türkiye, 31 Mart seçimlerinde bir kez daha Türk bayrağında buluşacak, Cumhur İttifakı’nda uzlaşacaktır.

Bizim doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmaktaki muradımız buydu. Doğru zamanda uygulayacağımız yanlış bir siyasetin bizleri ve bizlere umut bağlamış milletimizi felakete sürükleyeceğini biliyoruz. Yanlış zamanda uygulayacağımız doğru siyasetin bize ve bize inanlara bir yarar sağlamayacağının da farkındayız. Bizim siyaseten ilerleyişimizin yol haritasında sabır vardır, akıl vardır, ahlak, adanmışlık, şuur, denge vardır. Dibi görünmeyen kuyulardan su içmemekten anladığımız da budur.

Ayrılıklara karşı birleşmenin, dağılmaya karşı güç birliğinin peşinden koşmalıyız. Çürümeye karşı öze dönmenin arayışında olmalıyız. Er ya da geç kötü gün yüzüne çıkar. Hiç kimse ettiklerinden, çektiklerinden kaçamaz. Bir teröristin, bölücünün insan haklarından, soysuz bir özgürlükten bahsetmesi bal gibi kavramların infazıdır. ‘İyiyim, cesurum, güneşim’ diyenlerin kötülükleri lağım gibi patladıkça bedeli ödeyen evvela failler değil kavramın mana zenginliği olmaktadır.

Siyaset, insanın nasıl yaşayacağı, ailesini nasıl geçindireceği, nasıl yönetileceği, hangi hakları talep edeceği gibi çağdaş talepler üzerine şekillenmelidir. Niyeti kötü olanların, namerde el avuç açanların, birbirinin kuyusunu kazanların, fitne saçanların, adı ne olursa olsun akıbetleri korkunçtur. Türk ve Türkiye Yüzyılı cebini ve cüzdanını haksız şekilde doldurmak için el ovuşturan bu çağın mühterisleri aracılıyla değil, faziletin ehli olan millet sevdalıları eliyle inşa edilecektir.

“TikTok rezaleti salgın gibi yayılmaktadır”

Daha çok faiz geliri elde etmek için tertip edilmiş fon ve finans oyunları, doymayan kursakların tahriki ile milyon dolarlarını bu fonlara bağlayan tanınmış simalar, bunlara çanak tutan sahtekar bankacılar, kurulan saadet zincirleri, saçlarına dolardan bukleler yapan şaibeli soytarılar gerçekten de milletimizde haklı bir öfkeye neden olmaktadır. TikTok rezaleti salgın gibi yayılmaktadır. Milli değerlerimize ve toplumsal ahlakımıza yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade MHP ve Cumhur İttifakı’dır.

Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bugünkü hassas dönemde sergilediğimiz tutum, yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış hem partimizi hem de Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerinin zırhı, milletimizin varlık ve birlik umudu haline getirmiştir. Ne CHP, ne HEDEP, ne de diğerleri karşımızda tutunamayacaktır. Önce ülkem ve milletim anlayışıyla huzur, ufuk, teselli, kudret, kuvvet, çözüm, şifa olacağız.

CHP Genel Başkanı ‘Ekrem bey İstanbul’a mühürlü’ demiş. Biz o paslı mühürü kazıyarak söküp atmayı başaracağız. MHP ve Cumhur İttifakı bu şerefli misyona gene taliptir. 31 Mart 2024’te yeni bir zafere imza atmak için seferberlik ruhuyla sahadadır.

Demokrasiye yürekten bağlıyız. İnsan hak ve hürriyetine ön şartsız saygı duyuyoruz. Hukukun üstünlüğüne kararlılıkla inanıyoruz. Laiklik ile din ve vicdan hürriyetini bir arada korumanın azmindeyiz. İsrail ile Filistin arasında geçici değil, kalıcı barışın ve adil çözümün yanındayız. Geçici ateşkes kararının ve rehine takasının ümit verici olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif diplomasiyle, akıl ve ahlak temelli girişimleriyle insani yardım koridorunun açılmasından, geçici ateşkes kararının alınmasından şüphesiz bahtiyarız.

“Filistinli masumların çığlığına hiç kimse bigâne kalamaz”

Ve haklı mücadelesinin arkasındayız. İki devletli çözüm vasatı dahilinde, başkenti Doğu Kudüs olan ve 1967 sınırlarına haiz bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasından başka seçeneği de tanımıyoruz. İspanya ve Belçika Başbakanlarının gündeme yansıyan değerli açıklamaları uyanan küresel vicdana daha fazla sessiz kalınamayacağını göstermiştir. Filistinli masumların çığlığına hiç kimse bigâne kalamaz. Bir halkın toplu katliamına Müslümanım, insanım diyen hiç kimse seyirci duramaz. Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi’nin alacağı her kararın, uygulayacağı her politikanın samimiyetle ve sonu ne olursa olsun yanındadır.

Çalışmayan emeklilerimize verilen 5 bin liralık ikramiyenin aynısıyla çalışan emeklilerimize de yansıtılma kararı memnuniyet vericidir ve desteğimiz tamdır. İnanıyorum ki, emeklilerimizin ekonomik şartları daha da iyileştirilecektir. Türkiye ekonomisinin derlenme toparlanma ve tam bir istikrara kavuşma sürecinde toplumun her kesimi hak ettiği payı muhakkak alacaktır.

Kaldı ki 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin içeriği buna işaret etmektedir. Bildiğiniz üzere, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin görüşmeleri 20 Ekim 2023 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda başlamış ve geçtiğimiz Cuma günü de tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Bütçesi’nin yanı sıra 17 bakanlığın bütçesi ve Kalkınma Planı ilgili komisyonda müzakere edilerek kabul edilmiştir. Plan ve Bütçe Komisyonu 21 birleşim, 70 oturum ve 218 saat mesai yapmıştır.

Huzurlarınızda komisyon üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 11 Aralık 2023 tarihinden 24 Aralık 2023 tarihine kadar Bütçe Kanun Teklifi Genel Kurul’da değerlendirilip oylanacaktır. Bu hususta lazım gelen hazırlıkları dikkat ve titizlikle yapmanızı özellikle istiyor hepinize başarılar diliyorum. Ayrıca Pençe Kilit Harekat Bölgesi’nde şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, başımız sağ olsun diyorum. Sözlerime son verirken yüksek heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.”

Paylaşın

CHP’deki Değişim AK Parti’yi Rahatsız Etti

Gazeteci Nuray Babacan, bazı AK Partililerin, CHP’deki değişimin tabanı canlandırdığını, bunun da yerel 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde sonuç doğuracağını dile getirdiğini aktardı.

AK Parti’de, muhalif tabandaki değişimin iyi okunması ve yerel seçimlerde buna göre pozisyon alınması gerektiği konuşulduğunu belirten Babacan, AK Partide yapılan toplantılarda, CHP’deki canlanma ve değişimin ‘dikkate alınması’ gerektiği uyarılarının yapıldığını da ifade etti.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, son yazısında AK Parti kulislerinde konuşulanları aktardı:

“Siyasi arenadaki baş döndürücü gelişmeler, yerel seçimler için önemli mesajlar içeriyor. Cumhur İttifakı ortakları arasındaki gizli çekişme, İYİ Parti’de anlamlı şekilde aniden patlayan iddialar, CHP’yi avantajlı konuma getirdi.

CHP’deki değişim ve şimdilik başarıyla yönetilen sürecin, yerel seçimlere olumlu etkisinin olacağı konuşuluyor. Bu durum iktidar partisi içinde de dikkat çekti. Partide yapılan toplantılarda, CHP’deki canlanma ve değişimin ‘dikkate alınması’ gerektiği uyarıları yapılıyor.

Yerel seçimlerde birden fazla faktör etkili olacak. Adaylar kadar, rakip partilerindeki hava ve ruh seçmenin kararını etkileyecek. Özellikle ittifaklar tarafından TBMM’ye taşınan küçük partiler dikkate alınmak zorunda kalınacak. İktidar partisi, bu nedenle başta CHP olmak üzere iş birliği yapılmayan yerler için ortağı MHP’nin ve aynı tabana hitap ettiği diğer muhafazakar partilerin adaylarını da dikkate almak zorunda.

İşte bu ince hesaplar, partide yapılan toplantılarda gündem oluşturuyor. Son toplantılarda yapılan uyarılardan biri, CHP’deki değişim oldu. Geçmişte, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığının küçümsendiği, bunun bedelinin de ağır olduğu saptamaları yapıldı.

“Muhalif tabandaki değişimin iyi okunması ve…”

Bazı partililer, aynı hatanın tekrarlanmaması gerektiğini, CHP’deki değişimin tabanı canlandırdığını, bunun da yerel seçimlerde sonuç doğuracağını dile getirdi. AKP’de, muhalif tabandaki değişimin iyi okunması ve yerel seçimlerde buna göre pozisyon alınması gerektiği konuşuluyor.

Gazze savaşı ve yargı krizi nedeniyle yerel seçim planlamalarını iki hafta geciktiren parti yönetimi, bu hafta itibariyle çalışmalarına yeniden yoğunlaşacak. Parti kurmayları, kendi aralarında toplansa da Cumhurbaşkanıyla derinlikli bir yerel seçim toplantısı yapılmış değil.

Bu hafta start verildi ve taban yoklaması nihayet başladı. 150 binden fazla örgüt mensubuna, “Mevcut başkanlar devam etsin mi? Kimin aday gösterilmesini istersiniz?” diye soruldu. Sadece İstanbul’da 10 binden fazla partilinin yoklamaya katıldığı belirtiliyor. Bu çalışmayla, mevcut başkanın hizmetlerinden memnuniyet, parti ilişkileri, partinin ilke ve değerlerine uyumu, halka ilişkiler başarısı masaya yatırılıyor. Partililerden, üç aday ismi önermeleri istendi.

Diğer yandan, partide yapılan kamuoyu yoklamaları belediye başkan adaylarının belirlenmesinde etkili olacak. Tüm bunlar yapılırken, son MKYK toplantısında ‘manipülatif anket’ uyarısı yapıldı. Bazı üyeler, adayların anketleri manipüle ettiğini, bunun genel merkezi yanılttığını ifade ettiler. Doğru adayların belirlenmesi için partili anket şirketlerinin değil, ‘bağımsız kurumların’ tercih edilmesi gerektiği uyarısı yapıldı. Yani yerelde ciddi bir ısmarlama anket ve çıkar ilişkisi sorunu yaşanıyor.

“Özel olarak odaklanılan iller var”

Bu çalışmalarda özel olarak odaklanılan iller var. İstanbul başı çekiyor. Yapılan çalışmalar İstanbul’da AKP’li belediye başkanlarının büyük bölümünün değiştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle üç dönemlik başkanlara ilişkin memnuniyetsizlik ve yorgunluk algısı çok fazla. Partide, köklü değişim talepleri var.

Bu arada, İstanbul için ismi geçen adayların hepsinin Konyalı olması espri konusu. Kulislerde ismi dolaştırılan Eski Çevre Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve son olarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Konyalı olması dikkat çekici. İstanbul’da ‘Karadenizli hakimiyeti yıkılıyor’ esprileri yapılıyor. Tabii, Konyalı adayların İstanbulluya ne kadar sıcak geleceği ayrı bir konu…”

Paylaşın

9 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: HEDEP, CHP Ve İYİ Parti

Aralarında HEDEP Diyarbakır Milletvekili Berdan Öztürk, HEDEP İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat ve İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’inde bulunduğu 9 milletvekiline ait 11 dokunulmazlık dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 9 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, İYİP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, İYİP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, HEDEP Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, HEDEP Mersin Milletvekili Ali Bozan, HEDEP Diyarbakır Milletvekili Berdan Öztürk, HEDEP İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, HEDEP Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, HEDEP Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ.

Fezlekeler arasında HEDEP Diyarbakır Milletvekili Berdan Öztürk ve HEDEP Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez’in ikişer dosyası bulunuyor.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği; ABD’de Türkiye’ye: Artık Harekete Geçme Zamanı Geldi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için “İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” dedi ve ekledi:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

DW Türkçe’den Değer Akal’ın aktardığına göre; Salı günü Brüksel’de başlayacak olan ve iki gün sürmesi beklenen toplantıların gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan O’Brien’a, İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye ve Macaristan nedeniyle gecikmesi hakkında çok sayıda soru yöneltildi.

“İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz”

“İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” diyen O’Brien, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

ABD’li Bakan Yardımcısı O’Brien’a, “Ankara, ABD’nin F-16 taleplerine onay vermesi yönündeki umudunu kaybetmiş görünüyor. Türkiye Eurofighter almak istediğini duyurdu… Türkiye’nin hava kuvvetlerinin modernizasyonu, NATO’nun caydırıcılığı ve savunma pozisyonu için de önemli mi? Size göre Türkiye’nin F-16 taleplerinin onaylanmasına katkıda bulunabilecek somut koşullar nelerdir?” sorusu da yöneltildi.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’ın bu soruya verdiği cevapta, “ABD Başkanı Biden uzun süredir Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonunu desteklediğini söylüyor. Şu anda, bu konuda ilerleme sağlamayı umduğumuzu söylemek dışında, söyleyebileceğim bir şey yok” yanıtıyla yetinmesi dikkat çekti.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’a, Türkiye’den Rusya’ya gönderilen, askeri amaçlı da kullanılabilecek ürünlerin ihracatında yaşanan büyük artış da soruldu.

Soruyu, “ABD olarak AB, İngiltere ve G7 partnerlerimizle birlikte, kilit partnerlerimizin Rusya’nın yaptırımlarımızı deldiği yerlere dönüşmesini istemediğimizi açıkça belirttik” sözleriyle yanıtlamaya başlayan ABD’li bakan yardımcısı, Türkiye’nin bazı ürünlerin Rusya’ya geçişini önlemeye dönük bir takım reformları hayata geçirdiğini söylemekle birlikte, “Ancak görünen o ki daha yapılması gereken şeyler var” dedi.

James O’Brien, Rusya yaptırımlarının Türkiye üzerinden baypas edilmemesi için atılması gereken adımlarla ilgili olarak da şunları kaydetti: “ABD bazı kişi ve kurumlara yönelik yaptırım kararı aldı. Bunlardan bazıları, savaş alanında kullanılan elektronik malzemeleri Türkiye üzerinden Rusya’ya taşımaya çalışan şirketleri kuran Rus vatandaşlarıdır. Yaptırımlar sonrası bunun önlenmesi için bazı ilerlemeler kaydedildiğini gördük.

Ama bu asla bitmeyecek bir iş. Ruslar her zaman daha fazlasını ithal etmeye çalışıyor. Bizim de Rusya’ya kapıları kapatmaya devam etmemiz önemli. Aksi takdirde bu hafta sonu Kiev’e yapılan büyük saldırı gibi daha fazla olayla karşılaşırız… Bu saldırıların yapılmasını sağlayan ürünlerin genellikle Batı’dan ya da G7 ülkelerinden ithal edildiğini ve birkaç ülke üzerinden geçirildiklerini biliyoruz. Tüm bunların mümkün olan en kısa sürede sona ermesi gerekiyor.”

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, Karadeniz ile ilgili olarak da dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemde Karadeniz’in seyrüsefere açık kalmasını sağlamaya büyük önem verdiklerini aktaran ABD’li yetkili, Rusya’nın Karadeniz’i ticaretin kısıtlandığı bir alana dönüştürmesini engellemek için Karadeniz’e kıyıdaş NATO müttefikleriyle birlikte çalıştıklarını vurguladı.

“Adımları memnuniyetle karşılıyoruz”

O’Brien, “Tahılın küresel pazarlara ulaştırılmasında Karadeniz son derece önem taşımaktadır… Bu nedenle Ukrayna’nın, Romanya, Moldova ve AB’nin çok güçlü desteği ile ihracatını arttırmak için attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz” diye konuştu.

Rusya’nın Türkiye arabuluculuğunda imzalanan BM Tahıl Anlaşması’ndan Temmuz ayında çekildiğini ve aslında bu yolla Ukrayna’nın ihracatını durdurmayı amaçladığını dile getiren James O’Brien, “Ancak son aylarda Ukrayna’nın ihracatını daha da arttırdığını, hatta tahıl anlaşması boyunca ulaştığı seviyeyi aşabildiğini görüyoruz” dedi.

ABD’li bakan yardımcısı bunda Rus ordusunu geri püskürten Ukrayna ordusunun sergilediği kararlılığın kilit önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Basın brifinginde, ABD’nin NATO ile Ermenistan arasında iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin yaklaşımı da soruldu. ABD Bakan Yardımcısı O’Brien, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ülkesinin sınırlarını açmak ve Batı ile ilişkilerini geliştirmek konusunda “çok cesurca” hareket ettiğini belirterek şunları kaydetti:

“Ermenistan vatandaşları için çok cesaretlendirici adımlar attı, reformlar gerçekleştirdi… Ayrıca Başbakan Paşinyan Azerbaycan ile barış anlaşması konusunda cesur bir ses olmuştur. Bu yolla Ermenistan’ın ekonomik kalkınmasına odaklanması, güvenlik alanındaki ilişkilerini geliştirmesi, Orta Asya’dan, Türkiye üzerinden ticari ilişkilerini geliştirebilmesi söz konusu olabilir. Bunların hepsi bizim çok görmek istediğimiz gelişmelerdir…”

Paylaşın