“Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi” Görevden Alındı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri, mahkeme kararıyla görevden alındı. Mahkeme kararında, TTB Kanunu ek 2. maddesine göre; bir ay içinde yeniden seçime gidilmesine; büyük kongre üyeleri arasından 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine hükmetti.

Haber Merkezi / Karar sonrası Türk Tabipleri Birliği’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Siyasi iktidar eliyle egemen kılınmak istenen hukuksuzluk rejimi bir meyvesini daha vermiş; Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan davada, bir yıldan bu yana süregelen hukuksuzluklar silsilesi Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması ile sonuçlanmıştır” denildi.

Konsey üyelerinin karar kesinleşene kadar görevine devam edeceği belirtilen açıklamada, “Altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Türk Tabipleri Birliği için dünden bugüne değişen hiçbir şey yoktur. Merkez Konseyi karar temyizde kesinleşene kadar görevinin başındadır. Eşitlik yoksa, özgürlük yoksa, demokrasi yoksa, adalet yoksa, sağlık yoksa; mücadele haktır! Ve mücadele, Türk Tabipleri Birliği’nin adıdır!” ifadelerine yer verildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Merkez Konseyi’nin görevden alınmasıyla sonuçlanan dava ile ilgili basın toplantısı düzenledi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, basın toplantısında yaptığı açıklamada sağlığı piyasalaştırmaya çalışan politikalara karşı mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

TTB’nin sadece merkez konseyinden ibaret olmayıp 103 bin üyesi ile bütünlüklü bir mücadele içerisinde olduklarını vurgulayan Fincancı, “Bu mücadele bitmez. Mücadele TTB’nin adıdır. Bu kararın yok hükmünde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” diye konuştu.

Mahkeme kararına ilişkin farklı hukuk görüşleri olduğuna dikkat çeken Fincancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Delegeler arasında 5 kişilik bir heyetin belirlenmesiyle 1 ay içinde seçimin yapılması bekleniyor. Ancak istinaf hakkı açık. Bu durumda seçim için istinaf kararı mı beklenecek? Yoksa olağanüstü seçim mi yapılacak? İstinaf karası bizim lehimize çıkarsa ne olacak? Hem bizim için hem de yeni konseyde seçilen arkadaşlar için bir hak kaybı olacak. Bu kararın yok hükmünde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

“TTB’nin onurlu mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına tepkiler de peş peşe geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de karara tepki göstererek, “TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararı, hukuka aykırıdır. Belediyelerde de kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinde de kayyımlara karşıyız. Hukuku savunmaya ve TTB’nin seçilmiş organlarının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik karara tepki gösterdi.

Partinin resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması, iktidarın yargı eliyle yaptığı yeni bir darbedir, kayyım darbesinin devamıdır. Hekimlerin iradesini gasp eden bu karar suçtur. Bu darbenin karşısında amasız fakatsız durmak tüm demokratik güçlerin görevidir. TTB’nin yanındayız” denildi.

Açıklamada,  “TTB Merkez Konsey Üyelerinin görevden alınmasını asla kabul etmiyoruz! Darbe silsilesi devam ediyor. Şimdi de toplumun sağlık hakkını savunan ve bu konuda büyük bedeller ödeyen TTB’ye darbe yapılıyor. Bu karar ile TTB’ye kayyum atanmasının zemini hazırlanıyor. İktidarın yaşadığı güç zehirlenmesinin ve kayyım rejiminin ülkedeki her mücadele alanına kumpaslarla, hukuk dışı zorbalıklarla sirayet etmesinin son örneğidir TTB kararı. TTB, başta mesleği olmak üzere; ülkedeki demokrasi ve adalete sahip çıkıyor. Yaşanan hukuksuzluğun karşısında olacağız. TTB’nin onurlu mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da şunları yazdı: “TTB Merkez Konsey Üyelerinin görevden alınması kararı hukuk dışıdır! Reddediyoruz! AKP-MHP ittifakının emrindeki yargı eleştirel düşünen, demokrasi ve barıştan yana olan herkesi hedef haline getirmiş ve meşruluğunu yitirmiştir. Güdümlü yargıyla mücadelemizden geri adım atacağımızı sananlar, büyük yanılıyorlar. TTB ve tüm ezilenlerle dayanışma içerisinde olduk, olacağız. Bu istibdat düzenine hep birlikte son vereceğiz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP): Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Davası’nın 7. duruşmasında TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın ve mevcut merkez konseyinin görevden alınmasına karar verildi. Saray iktidarı yargı eliyle haksız ve hukuksuz müdahalelerine her gün bir yenisini daha eklemeye devam ediyor. Hekimlerimizin eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında, TTB’ye uzanan ellerin karşısındayız!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK): TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınması kararı hukuksuzluklara bir yenisini daha eklemiştir. Siyasi iktidarın hedef gösterdiği TTB hakkında verilen bu karar hukuki değil, siyasi bir karardır. Hukuku, adaleti yok saymaktır. Halkın sağlık hakkını, iyi hekimlik değerlerini savunan TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınması kabul edilemez! KESK olarak, yaşama ve yaşatma mücadelesini sürdüren TTB’nin yanındayız! Eşitlik, özgürlük, emek ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi: “Sağlık hakkı ve sağlık emekçilerinin hakları için yürüttüğümüz mücadelede her zaman yanımızda olan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyelerinin haksız ve hukuksuz bir şekilde görevlerinden alınmasını kınıyoruz. Bu kararla TTB’ye kayyım atanmıştır. Kayyım zihniyetini kabul etmiyoruz. Bu zihniyete karşı TTB’nin yanında mücadeleye devam edeceğiz. Yaşama ve yaşatma mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV): “İyi hekimliğin, insan hakları ve demokrasi ilkelerinin tavizsiz savunucusu TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararı kabul edilemez.”

Diyarbakır Barosu: İktidar ve bazı siyasi parti yetkilileri; TTB’yi hedef göstermiş, yargı da her zaman olduğu gibi üzerine düşen sorumluluğu “kusursuz” bir şekilde yerine getirmiş. Siyaset, yargı eliyle her yeri istediği şekilde dizayn etmeye çalışıyor. TTB yalnız değildir. Bu hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olacağız.”

İnsan Hakları Örgütü (İHD): “Siyasi İktidarın ve ortaklarının uzun süredir hedef gösterdiği TTB Merkez Konseyi üyeleri görevden alındı. Siyaset kurumunun verdiği karar yargı eliyle sonuçlandırıldı. Bizler biliyoruz ki bu karar hukuki değil siyasi bir karardır. TTB Hekim meslek örgütüdür.”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB): TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınmasına yönelik hukuk dışı karar kabul edilemez, bu kararı reddediyoruz. Verilen karar sadece TTB’ye yönelik değil ülke demokrasisine vurulan bir darbedir. Hekimlerin haklı mücadelesinin, TTB’nin yanındayız.

Demokrasi İçin Hukukçular: “Hekimlerin seçtiği yöneticilerin siyasi saiklerlerle görevden alınması hukuksuzdur. Bu karanlıktan, demokratik hak kırıntılarını, kurumları korumak için direnenlere omuz vererek, birlikte mücadele ederek çıkacağız.”

Ne olmuştu?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “PKK’ye yönelik yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarının tarafsız heyetlerce soruşturulması gerektiğini ifade eden Şebnem Korur Fincancı hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Fincancı, “Sanki ben kimyasal kullanılmıştır demişim gibi haber yapıyorlar. Öyle bir şey demedim ben. Canlı yayında konuşuyorum. Hani diyorum ki bir kimyasal etkisi olabilir. ‘Sinir sistemini etkileyen o istemsiz hareketler nedeniyle bunun araştırılması gerekir’ diyorum. Yani görüntüler de bunu söylemek olanaklı değildir diyorum canlı yayında. Sanki ben ‘kimyasal var’ demişim gibi lanse ediyor. Onların o şekilde yapması da sorumsuzluk tabii ki. Ben eleştirilerimi de yönelttim kendilerine” açıklamasını yapmıştı.

Kabine toplantısının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TTB Başkanı Fincancı üzerinden TTB’yi hedef gösterdi. “TTB Başkanı’yla ilgili yargı harekete geçmiştir. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız. Böyle bir şahsın adı Türk’le başlayan kurumun başında olmasını milletimizin tüm fertlerini rahatsız ettiğine inanıyorum” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını, yönetimine en ağır ceza verilmesini ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve yönetiminin Türk vatandaşlığından çıkarılmasını istedi.

Fincancı hedef göstermelerin ardından gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim Perşembe 2022’de tutuklanmıştı. 11 Ocak 2023’te görülen duruşmada, Fincancı’nın tahliyesine karar verilmişti.

Paylaşın

HEDEP’li Meral Danış Beştaş: Yılmaz Güney Davası Yeniden Görülsün

HEDEP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, “Kriminal rapor ve otopsi raporu Yılmaz Güney’in katil olmadığını ispat eder nitelikte olmasına rağmen olay anında saldırıya uğrayan Güney meşru savunma sınırlarında kalmış olmasına rağmen dönemin yargıçları ve onları atayan Adalet Bakanlığı, Yılmaz Güney’i bugüne kadar maalesef katil ilan etmiş durumdalar” dedi ve ekledi:

“Avukatlarının da yazdığı ve bu davanın terazisi maktulün mezarının açılmasıdır. Teraziden kaçan hırsızdır. Yılmaz Güney gibi büyük bir değeri katil ilan eden bu yargı kararının değiştirilmesi ve düzeltilmesi aynı zamanda milyonların talebidir. Yeniden yargılama talebinin kabul edilmesini umuyoruz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Sefa Mutlu’nun ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili Güney’in avukatlarının yeniden yargılama taleplerinin kabul edilmesini istedi.

49 yıl sonra gerçeklerin açığa çıkması için o gün Adli Tıp Kurumu’nun istediği gibi Sefa Mutlu’nun mezarının açılması ve kurşun giriş çıkış yönünün tespit edilmesi gerektiğini söyleyen Meral Danış Beştaş, şu ifadeleri kullandı:

“49 yıl önce Yumurtalık’ta meydana gelen ve Sefa Mutlu’nun ölümüyle sonuçlanan olayda Yılmaz Güney’i katil ilan eden yargılamayı avukatları 49 yıl sonra tekrar ele aldılar. Yargılanmanın taraflı yapıldığına ilişkin somut deliller ortaya koyarak yeniden yargılama taleplerini bize de ilettiler.

Kriminal rapor ve otopsi raporu Yılmaz Güney’in katil olmadığını ispat eder nitelikte olmasına rağmen olay anında saldırıya uğrayan Güney meşru savunma sınırlarında kalmış olmasına rağmen dönemin yargıçları ve onları atayan Adalet Bakanlığı, Yılmaz Güney’i bugüne kadar maalesef katil ilan etmiş durumdalar. 49 yıl sonra adaletin tecelli edebilmesi için gerçeklerin açığa çıkması için o gün Adli Tıp Kurumu’nun istediği gibi Sefa Mutlu’nun mezarının açılması ve kurşun giriş çıkış yönünün tespit edilmesi gerekmektedir.

Avukatlarının da yazdığı ve bu davanın terazisi maktulün mezarının açılmasıdır. Teraziden kaçan hırsızdır. Yılmaz Güney gibi büyük bir değeri katil ilan eden bu yargı kararının değiştirilmesi ve düzeltilmesi aynı zamanda milyonların talebidir. Yeniden yargılama talebinin kabul edilmesini umuyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’na Siyasi Yasak İstenene Dava 25 Nisan’a Ertelendi

İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 7 sanık hakkında ”ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla açılan dava 25 Nisan 2024 tarihine ertelendi.

Haber Merkezi / Mahkeme, savcının 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istenen Ekrem İmamoğlu’nu zorla getirme talebini de reddetti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine açılan davada, İmamoğlu dahil 7 kişi hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında zorla getirme kararı talep eden Savcılık davada, İmamoğlu için siyasi yasak anlamına gelen ”belli haklardan yoksun bırakılma” cezası da talep ediyor.

İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, “Bilirkişiye tevdi hususunda takdir mahkemenindir. Müvekkilimizin zorla getirilmesi talebine katılamıyoruz. İstanbul’da çok yoğun bir yağış vardı. Birçok randevusu aksadı. Kalan işleri vardı. Bu nedenle hazır edemedik. Sabah mazeret dilekçesi sunmuştuk. Reddini talep ederiz” şeklinde savunma yaptı.

Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşması 25 Nisan 2024’e yani yerel seçim sonrasına ertelendi.

Ne olmuştu?

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, İçişleri Bakanlığı ihbar eden, Ekrem İmamoğlu, Cem Ülken, Fidan Gül, Hasan Çetin, Hilal Çuhadar, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel Dişisağlam ise şüpheli olarak yer almıştı.

İddianamede, 29 Aralık 2015 tarihinde ‘Beylikdüzü Belediyesi Kültür Merkezlerinde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi’ ihalesi sırasında İmamoğlu’nun Başkan olduğu, diğer sanıkların ise belediyede müdür ve personel olarak görev yaptıkları belirtilmişti.

İddianamede, kamu kurumu statüsüne haiz Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın 250 bin 86 lira fazladan para ödemesine ve neticede 250 bin 86 lira tutarında kamu zararına neden oldukları iddia edilmişti.

Savcılık, İmamoğlu ve 6 isim hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan ayrı ayrı 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemişti. İddianamede Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı siyasi yasak olarak bilinen 53. maddesinin uygulanması da talep edilmişti.

Paylaşın

Özdağ’ın ‘İttifak’ Çağrısına İYİ Parti’den Yanıt: Tutarsızlık

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’ın yerel seçimler için ‘ittifak’ çağrısına yanıt veren İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, “Önce CHP ile gizli protokol yap! Sonra bunlar kötüdür diye İYİ Parti’ye ittifak teklif et.. Nerden baksan tutarsızlık…” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘e hitaben yaptığı açıklamada, yerel seçimler için ittifak kurma çağrısında bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’ın yerel seçimler için ‘ittifak’ çağrısına yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Özkan, “Önce CHP ile gizli protokol yap! Sonra bunlar kötüdür diye İYİ Parti’ye ittifak teklif et.. Nerden baksan tutarsızlık…” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Meral Akşener’e ziyareti öncesi İYİ Parti’ye ittifak önerisinde bulunmuştu.

Özdağ, yaptığı açıklamada, “AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım” demişdi.

Ümit Özdağ, “CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon İçin ‘Sinsi Saldırı’ Yorumu

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Sabırla ve kararlılıkla, istihdam ve yatırım odağını kaybetmeden, ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz” dedi ve ekledi:

“İnsanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları görmezden geliyor değiliz. Türkiye’nin sinsi saldırı altında olduğunu kimse inkar edemez. Milletimizle birlikte yıkılmadan ayakta kalmayı başardık. Küresel düzeyde salgınla başlayan ve Rusya Ukrayna savaşı ile devam eden bir süreci gördük. Tüm kaynakları hayata geçirdik.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“31 Mart seçimleri ile ilgili hazırlıkları kongremiz sonrası başlattık. Gündemimizi işletiyoruz. Saha araştırmaları ile adaylarımızı belirleyeceğiz. Kampanya ekibimiz çalışmalarına başladı. Seçim takvimimiz ilerliyor.

Yeniden İstanbul mücadelenin parolalarından biri olacaktır. CHP bizim başlattığımız projeleri bile devam ettiremedi. CHP’li iş bilmezlerin yönetimi altında İstanbulluları yoran bir şehre dönüştü. İstanbul CHP zihniyeti elinde eski günlerini arıyor. Alışmışlar tıpış tıpış bize oy vereceksiniz demeye. Utanmadan sıkılmadan kameralar karşısında söylüyorlar.

Milletimizi bu cenderen Mart ayının sonunda kurtaracağız. Allah’ın izniyle yüksek oy oranları ile tekrar kazanacağız. Kabinemiz eser ve hizmet siyasetini hızla sürdürüyor. Her bir belediyemizin saymaya kalsak saatler sürecek hizmetleri var.

Deprem bölgesinden elimizi zaten çekmedik. Belediyelerimiz ile deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yanında olacağız… Kazanmak, hem de ezici bir oranla kazanmak dışında bir seçeneğimizin olmadığı seçimlere hazırlanıyoruz.

Hükümette sağladığımız istikrarı şehirlerimize de kazandırmak istediğimiz anlatacağız. Alta yapı sağlayamayan muhalefet belediyelerinin karşısına Türkiye Yüzyılı belediyeciliği ile geçeceğiz. Bu partide şahsım dahil hiç kimse laüsel değildir.

Amacımız 30 büyük şehir 51’i il tüm ilçelerde tüm belediyelerin tamamına yakınını AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kazanmaktır. Vatandaşımız neredeyse orada olmak boynumuzun borcu. Seçime kadar gece gündüz demeden çalışacağız.

Sabırla ve kararlılıkla, istihdam ve yatırım odağını kaybetmeden, ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz. İnsanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları görmezden geliyor değiliz. Türkiye’nin sinsi saldırı altında olduğunu kimse inkar edemez. Milletimizle birlikte yıkılmadan ayakta kalmayı başardık. Küresel düzeyde salgınla başlayan ve Rusya Ukrayna savaşı ile devam eden bir süreci gördük. Tüm kaynakları hayata geçirdik.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti, MHP, CHP Ve HEDEP Nasıl Bir Strateji İzleyecek?

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, tüm siyasi partiler seçim çalışmalarına hız verdi. AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, 2019 Yerel Seçimleri’nde CHP’ye geçen başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok belediyeyi yeniden kazanmak istiyor.

CHP, iş birliğini ve mevcudu korumanın dışında Manisa, Bursa, Denizli ve Balıkesir’i hedeflerken, 5 yıl önceki yerel seçim sonuçlarında kritik rol oynayan HDP, yeni adıyla HEDEP’in de önümüzdeki seçime dair farklı stratejik planları var.

“Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de çok çalışacağız”

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; 21 yıldır Türkiye’yi yöneten AK Parti belediyelerde de en güçlü partiydi. Ancak 2019 Yerel Seçimleri’nde MHP ile iş birliğine karşın İstanbul ve Ankara belediyeleri kaybedildi. Şu an 15 büyükşehir, 24 il, 535 ilçe belediyesinin yönetimi AK Parti’de. İlk hedef de bu belediyelerin korunması, ayrıca 2019 Yerel Seçimleri’nde kaybedilen İstanbul ve Ankara başta olmak üzere muhalefete geçen bazı kentleri geri almak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son grup toplantısında “Yeniden İstanbul” diyerek ana hedefi ortaya koydu. AK Partili yetkililerin aktarımına göre seçim stratejisi ile ilgili çalışma tamamlanma aşamasına geldi. Hizmet odaklı, projeler öneren bir kampanya planlanıyor. Ancak partililer de biliyor ki önümüzdeki yerel seçim de genel seçim havasında geçecek. Partide “Seçmen ‘ülkeyi dolaşacak Cumhurbaşkanı adayı değil İstanbul’a hizmet edecek birini arıyoruz dese rahat kazanırız” denilirken, “Ne yazık ki icraat seçimi değil yine varlık seçimi olacak. Siyaseten sen mi varsın ben mi varım seçimi olacak” değerlendirmesi yapılıyor. Parti yöneticileri başta İstanbul olmak üzere seçim süreciyle ilgili şu noktaların altını çiziyor:

Mucizevi aday yok. Şu olsa kesin kazanır diyemeyiz. O nedenle her seçimde olduğu gibi bu seçimde de çok çalışacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi için kamuoyuna yansıyan isimlerin dışında sürpriz bir isim çıkmaz. Temayül yapıldı, anketler sürüyor. Saha izlenimleri de paylaşılarak bir adaya karar verilecek. Ama adayı belirlemek için daha çok veriye ihtiyaç var. Aday belirleme süreci ocak ayı ortasına kadar sürebilir.

İstanbul’un tümü üzerinden bir değerlendirme yapılmalı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni geri almak için toplam oyu, dolayısıyla kazanılan ilçe sayısını arttırmak gerekiyor. Bu nedenle adayı değil adayları, bunları da bir bütün olarak düşünmeliyiz. Mevcut belediyeler açısından da sadece o ilçeyi yeniden kazanmak yetmez, oy arttıracak adayla seçime girmek lazım.

İstanbul’u alan Türkiye’yi alır deniliyor. İstanbul özelinde bakarsak Esenyurt’u alan da İstanbul’u alır diyebiliriz. Esenyurt hayati önemde.

İstanbul seçiminin anahtarı yine Kürtler olacak. Örneğin Esenyurt gibi bazı ilçelerde Kürt aday çıkarmak gerek. Yine Belediye Meclis üyeliklerinde Kürt temsiline özen gösterilmeli. Kayyım atamalarının İstanbul’daki Kürt seçmen üzerinde etkisi yüksek. Seçim stratejisinde bunun da düşünülmesi lazım.

HEDEP ile arka kapı diplomasisi olmaz. AK Parti’nin duruşunda değişiklik yok. Biz Kürt seçmenden oy alan bir partiyiz. O nedenle Kürt seçmen için de elbette bir şey söylemek lazım. Ama asıl aday tercihi önemli olacak, mesajı aday verecek.

“Radikal değişiklik beklemeyin ama…”

MHP’nin Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra 10 il ve 145 ilçe belediye başkanı var. MHP de stratejisini 2019 yerel seçim iş birliğini sürdürerek mevcut belediyeleri korumak ve “CHP ve HDP başta olmak üzere muhalefet partilerinin yönetimi altında inim inim inleyen belediyeleri kurtarmak” olarak açıkladı.

2019 yerel seçim iş birliğinin yeniden kurulması için AK Parti ile MHP arasındaki temaslar 26 Ekim’de başladı. Yaklaşık 1 ayda yapılan 8 toplantıda elde edilen sonuçlar aynı gün liderlere sunuldu. Ancak üzerinde anlaşılamayan bazı konular liderlerin yüz yüze görüşmesine bırakıldı. İki lider de dün bir araya gelerek bu konularda son değerlendirmelerini yaptı. Şimdi heyetlerin yeniden bir araya gelmesi, liderlerin verdiği kararlar doğrultusunda çalışmaya son şeklini verip yapılan iş birliğinin kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

Partililer, 2019 Yerel Seçimleri’nde 30’u büyükşehir 51 ilde yapılan ittifakın büyük ölçüde korunacağını söylüyor. Söz konusu iş birliğinde MHP, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediyelerinde aday göstermiş, 27 büyükşehirde ise AK Parti aday çıkarmıştı. Şimdi Adana ve Mersin için değişiklik olabileceği konuşuluyor. Partililer, “Radikal değişiklik beklemeyin ama daha önce yapılan hatalar varsa onların üzerine değerlendirmeler yapılır. 1-2 sürpriz olabilir” diyor.

“Manisa, Bursa, Denizli ve Balıkesir”

CHP ile İYİ Parti 2019 Yerel Seçimleri’nde yaklaşık 50 ilde iş birliği yapmıştı. CHP bu iş birliğinin sonunda İstanbul, Ankara, Antalya, Adana’nın aralarında bulunduğu 11 büyükşehir belediyesini, ayrıca 10 il, 191 ilçede belediye başkanlıklarını kazandı. Ancak bu seçimlerde benzer bir iş birliği mümkün görünmüyor. İYİ Parti 81 ilde aday çıkarma kararını kamuoyu ile paylaştı. Özgür Özel genel başkanlığındaki yeni CHP yönetimi ise bu kararın gözden geçirilmesini en azından kritik birkaç ilde İYİ Parti’nin aday çıkarmamasını istiyor. Bu kapsamda İYİ Parti ile ilk temas bugün kurulacak. CHP Genel Başkanı Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e bir nezaket ziyareti yapacak. Bu ziyaretin sınırlı da olsa bir iş birliği zemini için kapı açması bekleniyor.

Kurultayda ortaya çıkan genel başkan ve parti yönetimi değişiminin CHP’yi seçimde olumlu etkileyeceği değerlendirmeleri yapılıyor. Bu olumlu havayı yerel seçime taşıma hedefiyle çalışan yeni parti yönetimi bir dizi toplantı yapacak. 1-3 Aralık’ta yapılacak milletvekili kampının ana gündemi yerel seçim olacak. Kampın ardından gelecek hafta Parti Meclisi toplanarak yerel seçim stratejisini ele alacak, tüm il ve ilçelerde aday belirleme yöntemleri netleşecek.

İş birliklerini yeni yol ve yöntemlerle devam ettirmek isteyen CHP yönetimi bu sayede mevcut belediyeleri korumanın yanı sıra yeni belediyeler de kazanmayı hedefliyor. “Kazandığımız değil asıl kazanacağımız illerle ilgiliyiz” diyen partililer bu illeri “Manisa, Bursa, Denizli ve Balıkesir” olarak sıralıyor. Doğru aday tercihi ve iş birlikleri ile bu kentlerin kazanılabileceği hesabı yapılıyor. Ayrıca 2019 yerel seçimlerinde çok az oyla kaybedilmiş birçok ilçenin de bu seçimde alınabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

“Bizim olanı tescil edeceğiz”

2019 Yerel Seçimleri’nde 3 büyükşehir belediyesi, 5 il belediyesi ve 50 ilçe belediyesi kazanan ama neredeyse tüm belediyelerine kayyım atanan HDP, yeni adıyla HEDEP de yaklaşan seçim için yoğun bir çalışma başlattı. Daha önce kazandıkları belediyeleri yeniden kazanmayı “Bizim olanı tescil edeceğiz” sözleriyle anlatan partililer batıda da belediye kazanma hedefinde. Yetkililere göre HEDEP son seçim sonuçlarına göre 140 civarında il, ilçe ve beldede birinci; 60 civarında il, ilçe ve beldede de ikinci parti durumunda. Bu sonuçlara bakıldığında HEDEP’in 1. ve 2. olduğu tüm seçim bölgelerinde kendi adaylarıyla yarışa gireceği kaydediliyor.

Partililere göre başta İstanbul olmak üzere Batı illerinde ise 2019 seçimlerinde olduğu gibi toptan merkezi bir aday çıkarmama kararı alınmayacak. Kentin dinamikleri izlenecek, diğer partilerin yaklaşımları ölçülecek, temaslar değerlendirilecek ve her ilin özelinde kararlar alınacak. İstanbul’da büyükşehir ve ilçelerde ayrı ayrı nabız tutacaklarını anlatan bir partili, “Bizim İstanbul’da çok önemli bir gücümüz var. Bu hassasiyetle bakacağız. Bir destekleme kararı alırsak bu kararda adayın bize bakışı, bizim için kurduğu söz, hassasiyetlerimizle ilgili değerlendirmeleri önemli olacak” diyor.

HEDEP’in adaylarını belirlemek için bu seçimlerde uygulayacağı önseçim de ayrıca önem taşıyor. “Kent uzlaşısı” yöntemiyle gerçekleştirilecek önseçimin aralık ayının ikinci haftasında yapılması, adayların ise önseçim sonuçları esas olmak üzere ocak ayından itibaren ilan edilmesi bekleniyor.

Paylaşın

Özel İle Akşener Görüştü: Akşener, ‘İş Birliği’ Teklifini GİK’e Götürecek

İYİ Parti Genel Merkezi’nde Meral Akşener ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, Akşener’e 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde iş birliği yapılmasını teklif etti. Akşener ise Özel’in teklifini partisinin Genel İdare Kurulu’na taşıyacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP Lideri Özel ve İYİ Parti Lideri Akşener görüşme sonrası ortak basın açıklamasında bulundu.

Akşener’e 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde iş birliği yapılmasını teklif eden Özgür Özel, basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın basın mensupları, hepinize Cumhuriyet Halk Partisi heyeti adına teşekkür ediyoruz bugüne gösterdiğiniz ilgi için. Sayın Genel Başkanımızdan randevu talep etmiştik, sağ olsunlar en kısa sürede talebimizi karşıladılar, heyetimizi heyetleriyle birlikte ağırladılar.

Yaptığımız görüşmede tabii ki, çok önemli değerlendirmeler yaptık ama ziyaretimizin özü ve özeti şuydu: İYİ Partinin kamuoyunca da bilinen, bizim tarafımızdan da saygıyla karşılanan bir Genel İdare Kurulu kararıyla tüm seçim bölgelerinde yerel seçime kendi adaylarıyla girmeleri noktasında bir irade beyanları, alınmış bir kararları vardı.

Biz bu ziyaretimizde, bu karara saygılı olduğumuzu, o yüzden yerel seçimlere yönelik bir somut teklifle değil ancak yerel seçimlerde, daha önceden de ifade etmiştim, Sayın Genel Başkanıma da ifade ettim… İttifak kelimesi yoruldu. İttifak kelimesi kalabalıkları, uzun süren toplantıları çağrıştırıyor. Ama yerel seçim biraz daha esnekliği, hızlı karar vermeyi ve ikili işbirliklerini gerektiriyor.

Biz, İYİ Partiye önümüzdeki yerel seçimde, yerel seçime yönelik olarak işbirliği içinde olup olamayacağımızı, böyle bir kararın, Genel İdare Kurulu kararının yeniden bu konuda Genel İdare Kurulu tarafından gözden geçirilip geçirilemeyeceğini, bizim alınmış kararlara saygılı olduğumuzu ama eğer mümkün olursa bundan sonraki süreçte yerel seçime yönelik bir işbirliği için partilerimizin görevlendireceği kişilerin birlikte çalışma imkânının yaratılıp yaratılamayacağını sorduk ve Sayın Genel Başkanımızdan bu konuda bir cevap aldık.

Ben sözü burada sonlandırıyorum ve nazik ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.”

“İnşallah her şey Türkiye için iyi olur”

Özel’in “iş birliği” teklifini partisinin Genel İdare Kurulu’na taşıyacağını söyleyen Meral Akşener ise, şu ifadeleri kullandı:

“Estağfurullah. Öncelikle tekrar hayırlı olsun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığınız. Başarılar diliyorum. Allah utandırmasın.

Evet, Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Özel’in söyledikleri doğrudur. O konuyu anlattı. Bizim bir kararımız var, işte 81 ilde tek başımıza seçime girmek şeklinde. O konuyu Genel İdare Kuruluna, tekrar bizim iki siyasi parti olarak hiç değilse bazı yerlerde birlikte işbirliği yapabilir miyiz sorusunu, bir soruyu acaba Genel İdare Kuruluna tekrar bu soruyu götürebilir misiniz? Özü bu esasında özetlersem.

Biz de arkadaşlarımızla kendilerinin yanında da konuştuk; onların arkadaşları, bizim arkadaşlarımızın yanında. Pazartesi günü biz doğal olarak GİK’imizi toplayacaktık zaten. Orada bu soruyu Genel İdare Kurulumuza soracağız. Onlar nasıl bir cevap verecek o zaman göreceğiz.

Ziyaretleri için çok teşekkür ediyorum. İnşallah her şey Türkiye için iyi olur. Size tekrar başarılar diliyorum.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Özdağ’dan Akşener’e İttifak Teklifi

Yerel seçimlerde İYİ Parti’ye ittifak çağrısında bulunan Zafer Partisi Lideri Özdağ, “AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım” dedi.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere ittifaksız girme kararı lan İYİ Parti’ye yaptığı ittifak çağrısının devamında, “CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘e hitaben bir açıklamada bulunarak yerel seçimler için ittifak kurma çağrısında bulundu. Özdağ, açıklamasında şunları söyledi:

“Sayın Akşener, yarın sizi Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi Zafer Partisi’nin ortaya koyduğu, Atatürk’ün belirlediği devletin kuruluş felsefesini savunan protokolü değil, Öcalan’ın belirlediği eşit yurttaşlık adı altında federasyon ve bölünmeyi savunan HDP’nin yaklaşımını desteklediğini açıklayan Yeni CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel ziyaret edecekmiş.

Özgür bey sizi ziyaret etmeden önce bir el öpme ziyareti yaptı ve sonra Ergenekon’da FETÖ ile işbirliği yaparak Türk ordusuna kurulan kumpasa destek olan, bulduğu her fırsatta Türk devleti ve milletine saldıran TTB başkanı olan zatın ziyaretini kabul etti.

Sayın Özel, terörle mücadele çerçevesinde kayyum atanan belediye başkanlıkları konusunu “Kürt seçmenin” seçme hakkının elinden alınması olarak ortaya koyarak çok tehlikeli sulara girdi. Sayın Özel yarın sizi HDP ile yaptığı yeni ittifaka davet edecek. Ve Sizden muhtemelen seçim işbirliği çerçevesinde bazı illerde CHP’nin İYİ Parti’yi desteklemesi karşılığında Ankara ve İstanbul için destek isteyecek.

Sayın Akşener, sizi 2019 yerel seçimlerinden önce Cumhur ittifakının da dağıldığı bir ortamda CHP ile ittifak yapmama konusunda yazılı ve sözlü olarak uyarmıştım. Bu ittifakın İYİ Parti’yi HDP ile ittifak suçlaması ile karşı karşıya getireceğini ifade etmiştim. O zaman dinlemediniz. CHP ile İttifak yaptınız ve Cumhur ittifakının da kurulmasına vesile oldunuz.

2019 seçimleri sürecinde Kars konusunda Sizi 3 kez rica ederek, İYİ Parti adayını geri çekme konusunda uyardım, adayımızı çekmezsek HDP kazanacak dedim. Ve HDP Kars’ta seçimleri kazandı. Siz de seçim sonrasında ‘İYİ Parti yerel seçimlerden çırak çıkmıştır’ dediniz.

Sayın Akşener, 2023 seçimlerine giderken Zafer Partisi Nisan 2022’de Mansur Yavaş’ı Cumhurbaşkanı adaylığı için ‘kazanacak aday’ olarak açıkladı. Siz aynı açıklamayı yapmak için 9 ay beklediniz. CHP, Yavaş’ın adaylığına karşı çıkınca size çağrıda bulunarak Mansur Yavaş’ı Zafer Partisi ve İYİ Parti’nin ortak adayı olarak göstermeyi önerdim. Duymamazlıktan geldiniz. Oysa dinlese idiniz Türk siyasetinde yeni bir ufuk açılabilirdi.

“Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Sayın Akşener, şimdi gelmiş olduğumuz noktada bir daha İYİ Parti’ye gönül vermiş samimi Türk milliyetçilerini, Atatürkçüleri, vatanseverleri HDP ile ittifak içerisine sürüklemeyin. Ancak onları Cumhur İttifakı karşısında da çaresizliğe de sürüklemeyin. Cumhur ittifakının yeniden kurulmasına neden olduğunuz için Size bu konuda büyük sorumluluk düşüyor. Gelin, bazı önemli noktalardaki anlaşmazlıklarımızı sonra çözülmek veya çözülmemek üzere erteleyelim.

AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım. Zafer-İYİ ittifakı etrafında bir çok parti, grup ve etkin siyasetçi bir araya gelecektir.

Bu konuyu bir süredir değerlendiriyoruz. Zafer Partisi’nin son GİK toplantısında tekrar ele aldık, tartıştık. Sonra daha küçük gruplar ile de tartışmalarımızı sürdürdük. Size bu teklifi İYİ Parti’nin parti içi tartışmalarının yatışmasından sonra uygun bir ortamda iletmeyi düşünüyorduk. Ancak CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Paylaşın

MGK Bildirisi’nde “Bağımsız Filistin” Vurgusu

MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, “İsrail’in Gazze’de işlediği ve tarihe kara bir leke olarak geçen insanlık dışı suçların neticeleri ile er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacağı ifade edilmiş; masum sivilleri topyekun yok etmeye yönelik saldırıların ve Gazze topraklarının işgalinin gecikmeksizin durdurulmasının, uluslararası toplumun müşterek mesuliyeti olduğunun ve Türkiye’nin bu hususta her türlü girişimde bulunmaya devam edeceğinin altı çizilmiştir” ifadelerine yer verildi. 

Haber Merkezi / Bildirinin devamında, “İsrail yönetimi ile katliamı destekleyen aktörlere; bu menfur eylemlere bir an evvel son verilmemesi halinde etkileri nesiller boyu sürecek ve bölge dışına sirayet edebilecek bir şiddet sarmalını tetikleyebilecekleri ve kalıcı barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması ile mümkün olabileceği hatırlatılmıştır” denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi. Beştepe’deki toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Toplantının ardından yayımlanan bildiride, “İsrail’in Gazze’de işlediği ve tarihe kara bir leke olarak geçen insanlık dışı suçların neticeleri ile er ya da geç yüzleşmek zorunda kalacağı ifade edilmiş; masum sivilleri topyekun yok etmeye yönelik saldırıların ve Gazze topraklarının işgalinin gecikmeksizin durdurulmasının, uluslararası toplumun müşterek mesuliyeti olduğunun ve Türkiye’nin bu hususta her türlü girişimde bulunmaya devam edeceğinin altı çizilmiştir.

İsrail yönetimi ile katliamı destekleyen aktörlere; bu menfur eylemlere bir an evvel son verilmemesi halinde etkileri nesiller boyu sürecek ve bölge dışına sirayet edebilecek bir şiddet sarmalını tetikleyebilecekleri ve kalıcı barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin kurulması ile mümkün olabileceği hatırlatılmıştır.”

Toplantıda, Irak’la işbirliğinin, başta güvenlik boyutu olmak üzere tüm veçheleriyle gözden geçirildiği, Filistin meselesinden kaynaklanan gelişmelerin Irak’ın ve bölgenin istikrarına muhtemel tesirlerinin etraflıca değerlendirildiği bildirildi.

Kerkük’teki son gelişmeler ile Türkmen soydaşların durumunun toplantıda ele alındığı belirtilen bildiride, ülkedeki tüm unsurların huzur içinde bir arada yaşamasına Türkiye’nin atfettiği öneme, yaklaşan vilayet meclisi seçimleri öncesinde bir kez daha dikkat çekildi.

Bildiride, Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerinin kalıcı barış anlaşmasıyla sonuçlanması ve bu çerçevede, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin hususların yanı sıra bölge dışı aktörlerin meseleye müdahil olma gayretlerinin de değerlendirildiği belirtildi.

Türkiye’nin, Ermenistan dahil bölgedeki tüm ülkelerin huzur ve refahına katkı sağlayacak kalıcı barışın tesisine yönelik her türlü samimi gayreti destekleyeceği ifade edilen bildiride, şunlar kaydedildi:

“Rusya-Ukrayna savaşının bölgemize ve dünya siyasetine etkileri ile maliyetleri artarken barışı tesis edecek adımların gecikmeksizin atılmasının önemi vurgulanmıştır. Uluslararası güvenlik ortamına menfi yönde tesir eden gelişmelerin, Türkiye’nin Karadeniz’den Afrika’ya, Kafkasya’dan Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrar ikliminin hakim olmasına yönelik gayretlerinin haklılığını teyit ettiğine işaret edilmiş; gerginliklerin krize dönüşmesine mani olmak ve çatışmaları yayılmadan durdurmak için ön alıcı bir anlayışla inisiyatif üstlenmeye devam edileceği belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

AB’den Dikkat Çeken Türkiye Raporu: Yeni Bir Başlangıç

AB’nin Türkiye raporunu açıklayan genişlemeden AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Oliver Varheyi, “Türkiye aday ülke, AB’nin kilit ortaklarından. NATO müttefiki ve aynı zamanda stratejik ortağımız. Ankara ile her konuda aynı fikirde değiliz ama uzlaşma olan noktalarına odaklanarak çalışmayı öneriyoruz” dedi.

Varhelyi, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için yeni bir başlangıçtır” ifadesini kullandı. Oliver Varheyi, raporda, AB’ye vize başvurusunda bulunan öğrenci, iş adamı, AB’de aile üyeleri olanlar gibi belirli kategorilerde vize başvurularına erişimi kolaylaştırmak için üye devletlerle olanakların araştırılmasını da önerdiklerini ekledi.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin birlikle ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik “AB-Türkiye siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin durumu” raporunu bugün yayınladı. Raporu, Türkiye’nin AB ile yaşadığı Doğu Akdeniz gerginliğinin ardından, AB liderleri tarafından Türkiye ile ilişkilerin çerçevesini belirleyen bir rapor hazırlaması istenen AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Josep Borrell ile genişlemeden sorumlu komiseri Oliver Varhelyi, düzenledikleri basın toplantısıyla açıkladı.

WOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın aktardığına göre; Yüksek Temsilci Borrell, Türkiye’nin önemli bir ortak olduğunu belirterek, “AB’nin, Türkiye ile tüm alanlarda daha işbirlikçi ve karşılıklı faydaya dayalı ilişki geliştirmesi, her iki tarafın da stratejik çıkarınadır” dedi. Varhelyi de, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için bir yeni başlangıçtır” ifadesini kullandı.

Raporda, bugüne kadar askıya alınan Ortaklık Konseyi gibi mekanizmaların ve yüksek düzeyli temasların yeniden başlamasını öneren olumlu tavsiyeler yer aldı. Ancak Türkiye’nin uzun süredir beklediği Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernizasyonu ve vize kolaylığı gibi konuların, “Akdeniz’deki istikrar, Rusya’ya yaptırım ve Kıbrıs sorununun çözümüne bağlanması” da dikkat çekti.

Borrell, “Türkiye ile ilişkilerde nerede olduğumuzu ve stratejik olarak nasıl şekillendirmek istediğimize ilişkin rapor hazırlamamız istendi. Bize göre Türkiye çok önemli bir ortak. Doğu Akdeniz’de yaşananlar, Kıbrıs sorunu gibi konularla 2021 baharında ilişkilerimizde bir dönüm noktası oldu. Doğu Akdeniz’deki dinamikler konusunda bazı AB ülkeleri ile Türkiye arasında anlaşmazlıklar vardı. Buna Kıbrıs meselesi de dahildir. Ancak yapıcı adımlar da atıldı. Hala birlikte çözmemiz gereken çözülmeyen sorunlar var” dedi.

AB-Türkiye ilişkilerinde geçmişte sıkıntıların yaşandığını belirten Borrell, “Şimdi her ikimiz de karşılıklı fayda çerçevesinde ilişkileri geliştirmek istiyoruz. Unutmayın Türkiye AB aday ülkesi. Ve bu raporun üyelik müzakereleri ile bir ilgisi yok. AB ilişkileri zenginleştirecek adımlar atmalı. Türkiye de bu bağlamda çatışmadan işbirliğine geçmek için daha fazla çalışılmalı” dedi.

AB Komisyonu, özellikle Türkiye’nin beklediği Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernleştirilmesi ve “vize kolaylığının” ele alınabilmesi için Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki istikrara katkı sunması, Yunanistan ile iyi ilişkilerin korunması, Rusya’ya yaptırımların delinmesine izin vermemesi ve Kıbrıs’ta yerleşimlere kapalı bölgelerin açılmasını da kapsayan bir çözüme gidilmesi” şartını koştu.

Borrell, “Türkiye ile başta ticaret, yatırım, göç, bağlılık, yeşil ve dijital geçiş, enerji ve vize kolaylığı alanında ilişkileri daha da geliştirmeyi öneriyoruz” dedi. Bunun bir göstergesi olarak Gümrük Birliği Anlaşması’nın modernleştirilmesi konusunu açmak istediklerini belirten Borrell, “Ama aynı zamanda beklentilerimiz çok açık. Rusya ile yaptırımlara uyulması konusunda bizimle işbirliği, Akdeniz’de istikrarın korunması ve Kıbrıs’ta yerleşim yerlerinin açılmasını sağlayacak bir çözüm iklimini de görmemiz gerekiyor. Son olarak da hukuk devleti ve temel haklar konusunda ilerleme görmek istiyoruz” dedi.

Oliver Varheyi de, “Türkiye aday ülke, AB’nin kilit ortaklarından. NATO müttefiki ve aynı zamanda stratejik ortağımız. Ankara ile her konuda aynı fikirde değiliz ama uzlaşma olan noktalarına odaklanarak çalışmayı öneriyoruz” dedi. Varhelyi, “Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin adım adım daha ileriye taşınması için yeni bir başlangıçtır” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, AB’nin yedinci en büyük ticaret ortağı, AB’nin ise “Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı” olduğuna dikkat çeken Varhelyi, 200 milyar Euro’luk bir ticaret hacmiyle ilişkilerin rekora ulaştığını vurguladı. Türkiye ile diğer alanlarda da işbirliğine gitmek için potansiyel olduğunu ancak Türkiye’nin de adım atmasına ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

Raporda da yer alan önerileri sıralayan Varhelyi, AB-Türkiye yüksek düzeyli diyaloglarının yeniden başlamasını, bu bağlamda Ortaklık Konseyi’nin bakanlar seviyesinde yeniden etkinleştirilmesini, uluslararası ve bölgesel diplomasi alanında düzenli temas geliştirilmesi, ticaret alanında yatırımların arttırılması, Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi gibi alanlarda öneriler sunduklarını açıkladı.

Raporda, “AB’ye vize başvurusunda bulunan öğrenci, iş adamı, AB’de aile üyeleri olanlar gibi belirli kategorilerde vize başvurularına erişimi kolaylaştırmak için üye devletlerle olanakların araştırılmasını” da önerdiklerini ekledi.

“Türkiye ile görüşmeye hazırız”

Toplantıda Türk, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunan medyasından sorular geldi. Borrell, Türkiye’nin stratejik rolüne ilişkin bir soruya, “Türkiye’yi Libya’da görüyoruz. Somali’de görüyoruz. Hatta Venezuela ile ilgilendiğini dahi görüyoruz. O halde Türkiye, kendi bölgesinde, Ortadoğu barış sürecinde nasıl rol oynamaz ? Türkiye iki devletli çözümü içeren Filistinliler’in hedefini güçlü şekilde destekliyor. Bu konuda bölgedeki tüm ilgili aktörlerle ilişki kurmaya hazırız. Arap dünyasının temsilcileriyle görüşüyoruz. ‘İki devletli çözümü getirecek politik çözüm yollarını Türkiye ile görüşmeye hazırız” yanıtını verdi.

Josep Borrell, ilişkilerin son derece karmaşık olduğuna da vurgu yaparak, “Terörle mücadele konusunda Türkiye bizim ortağımız. Ama bize göre Hamas terörist örgüt. Türkiye bu konuda farklı bir yaklaşıma sahip. Buna rağmen çözüm yalnızca askeri değil politik de olmalı diyoruz. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” dedi.

Türkiye’nin Rusya’ya yaptırımların uygulanabilmesi konusunda önemli rol oynadığını da sözlerine ekleyen Borrell, “Ukrayna tahılları konusunda Türkiye önemli arabuluculuk rolü üstlendi. Bugün bu yol tıkandı, Ukrayna tahıllarını ihraç edebilmek için başka yol buldu. Ama bu Türkiye’nin geçmişte yaptıklarını takdir etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Demek istediğim konular son derece karmaşık” diye konuştu.

Borrell, “Atılması istenen olumlu adımları Kıbrıs şartına bağladığınız duygusuna kapılmamak elde değil. Ne diyorsunuz bu konuda” sorusuna da, “Çok büyük sorunların olduğu bir jeopolitik dönemden geçiyoruz. Ukrayna, Rusya, Libya… AB kendi güvenliğini oluşturmak zorunda. Türkiye ile karşılıklı faydaya dayanan ilişkilerimize çok büyük önem veriyoruz. Türkiye’nin AB’nin önemli bir komşusu, anahtar bir ülke olduğunu kabul ediyoruz. Bu önerileri olumlu yönde alın. Türkiye ile yazılı tüm sorunlarımızı çözmek istiyoruz ve çözümler zengin olmalı. Ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulmak istiyoruz” karşılığını verdi.

Borrell ve Varhelyi tarafından hazırlanan rapor, 14-15 Aralık’ta toplanacak olan liderler zirvesinde görüşülecek.

Paylaşın