CHP Lideri Özel’den Yerel Seçimler Açıklaması: Gizli Pazarlık Yok

Antalya’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin, “Mesela şöyle bir toplam gelecek diye düşüyorum, Saadet ile konuşmam gereken iller, belki o zaman onu oturup tartışırız. Yani böyle bir şey için, şu ilçelerde Demokrat Parti ile, şu ilçelerde Gelecek ile, ilçelerde DEVA ile konuşmak, yoksa bunun artısı ne olur, eksisi ne olur?  Ne teklif edeceğiz? Hani, sadece belediye meclis üyeliği teklif ederek, bir yol yol alabilir miyiz? Yerelde olgunlaşan şeyler olabilir” dedi ve ekledi:

“İsim vermeyim, birçok ilçede İYİ Part ile anlaştık. Onaylarsanız, yerel çözümler üretmiş bile. Akla yatkın geliyor. Ama tabii İYİ Parti’ye onu da söyledim ben.’ Müzakere edebilir miyiz?’. Eğer tabii olursa, yerele de inisiyatif veren, yereli de rahatsız etmeyecek, sizin teşkilatınızın ve bizim örgütümüzün ‘Evet’ diyeceğiniz çözümler hayata geçiririz dedik. Geçmişte AK Parti’nin tavır ettiği gibi, Cumhur İttifakı’nın tasvir ettiği gibi, kapalı ardında gizli işbirliği ve kirli pazarlıklar filan, öyle bir süreç yok ki zaten.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da milletvekilleri ile yaptığı kampın ilk gününde, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. Gazete Pencere’nin aktardığına göre, Özel’in açıklamaları şöyle:

“47 A5 sayfası not tutmuşum. 35 kişi konuştu. Öneriler vardı. Birazcık oryantasyon eğitimi gibi de oldu. (Gündeme gelen konulara ilişkin) Her konu, gündemimiz güneşin altındaki her şey. Her şeyi konuştuk. İttifak, geçmiş seçimlerin analizi, gelecek seçimler. Hemen her konuda, aklınıza gelebilecek her konuda bir şeyler söyledi arkadaşlar. İçlerini döktüler, önerilerini söylediler. Kararlar aldık.

Bundan sonra her hafta bir kapalı grup toplantısı yapıp, geçmişte aslında yapılıyordu ama kesintiye uğramıştı, dış politika sunumu, ekonomi sunumu, savunma sanayi, iç işleri sunumu gibi hem gölge kabinenin sunum yapacağı, arkadaşına soru soracağı kapalı grup toplantılarının düzenli yapılmasına karar verdik. Gölge kabine üyelerinin ilgili milletvekilleri ve ilgili grup danışmanları ile bir araya geleceği masalar kurduk. Whatsapp gruplarını da oluşturuyor arkadaşlar.

Örneğin çevreden sorumlu gölge bakanımız çevre komisyonu üyeleriyle ve çevreden uzman danışmanımı, dışarıdan gönüllü hocalarımız ile hem dijital olarak bir Whatsapp grubunda olacaklar sürekli etkileşimde, hem de örneğin bir kanun teklifi geldiğinde ya da düzenli aralıklarla oturup birlikte çalışacaklar. Gölge kabine ile Meclis grubunun oryantasyonu ve eş güdümüne ilişkin kararlar da aldık.

Mesela yeniden deprem komisyonu kurulmasını önerdi arkadaşlar. Deprem bölgesi ziyaretlerinin daha sistematik olması için yeniden mesleksel dağılımlarla, eskiden vardı, şimdi bazıları yok ya arkadaşların. Deprem komisyonu kurulmasını önerdiler. Bunu doğru bulduk. Gölge kabinenin düzenli sunuş yapmasını, kapalı grup yapmayı önerdiler. Onu kabul ettik.

Bazı konularda, bazı arkadaşların tavırlarının doğrudan bana mal edilebileceği meselesini, böyle bir konu olduğunda doğrudan ikili temas kurma,  kongreden bugüne kadar hiçbir milletvekilini kırmadım, üzmediğimi ben de biliyorum. Bazı arkadaşlar dedi ki ‘Siz değil ama size yakın isimler şöyle yapıyor olabilir mi?’. Orada bir yanlış anlaşılma olabilir filan. Benim üzdüğüm, kırdığım, sözümü tutmadığı var mı diye sordum. Kimse çıkmadı. Ama bazı laf dolaşıyorsa diye, beni arayıp sorun dedim ki laf üremesin diye.

MYK ve gölge bakanlar düzenli bilgi notları oluştursun, danışmanlar sendikalı olsun. Sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıralım. Kabul ettik. Yani CHP’li milletvekili danışmanlarının önünde en ufak bir tereddüt yaratacak bir düşünce filan yaratmayacaklar, sendikalı olması gereken herkes sendikalı olacak. Meclis’teki kanun görüşmelerinde soru, cevap enstrümanını eskiden şey diye terk etmiştik, soru ve cevap ile zaman kaybetmeyelim, 10 kişiye yerinden söz verilsin.

Bekir Bozdağ söz vermiyormuş. Bolca içtüzük 60’i kullandırmıyormuş. Soru ve cevaba arık girilsin. Çok tali ama önemli bir şey tabii. Siyasetin finansmanı konusunda geçmişte yaptığımız bir çalışma vardı, onu güncelleyerek yeniden ortaya koyalım. Özellikle yerel yönetimler sürecinde. Etkin üyelikle ilgili çalışmaların hızla yapılması. Parti akademisi konusunda gruptaki bilim ve kültür platformunda olmasa da akademisyenlere de parti akademisinde görev verilmesi. Parti akademisi kuruyoruz. Parti okulu onun bir bileşimi  ama çok üretimin olduğu, çok bilim insanlarının olduğu.

Kurumsal hafıza için dijitalleşmeyle ilgili öneri vardı, bir milletvekili katkı sağlayacak. Geçmişte yapıldı, grup başkanvekilleri bir dönem seçildi ama ikinci dönem genel başkan devam ettiriyor. Ben bu yetkiyi kullanmayacağımı, hatta bunu müsait bir zamanda tekrar değiştirebileceğimi söyledim. Yani seçiliyor, 2 yıl sonra yine seçim olmasını. Bu yetkiyi kullanmayacağımı söyledim. Ben önümden kaçırılan her sandıktan mağdur olduğumu söyledim, kimsenin önünden sandığı kaçırmayacağım dedim.

(31 Mart seçimlerine ilişkin soruya) Geçmişte şöyle bir yanlış anlaşılma oldu. Biz yerel yönetimlerle ilgili bir danışma kurulu oluşturduk. Bu kurulun amacı şu, geçmişte yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı yapan isimleri görevlendirmiştik. Ama bu sanki aday tespit komisyonu gibi kamuoyu düşünüyor bunu. (Basının ‘Murat Karayalçın’nın da adı var mı’ sorusuna) Var, onun da adı var. Murat Karayalçın’ın da adı var. Veli Ağbaba’nın da var, Gökhan Günaydın’ın da, Bihlun Tamaylıgil de, Seyit Torun’un da var. Örneğin bizdeki bir belediye başkanı değişecek, onun zamanlaması ne olmalı? Örneğin dışarıdan bir belediye başkanı transfer ediyor ve adaylaştıracaksınız, bunun zamanlaması ne olacak?

Bazen doğru işler yapmışız, bazen yanlış işler yapmışız. Daha makro konulardı, yoksa adaylarla mülakatla aday tespiti değil o danışma kurulu. Adaylarla mülakat için yarın grup eğitiliyor. Sabahtan 1,5 saat. Boğaziçi (Üniversitesi) sosyolojiden bir arkadaşımız, yani müzakereci ve mülakat yapma eğitimi. Bazı illere 4, bazı illere 2 milletvekili 41 ile giderek, 3 büyükşehir dışında, 3 büyükşehirde bir başka çalışma olacak. Sahada il raporlarını hazırlayacaklar. Antalya’dakini hazırladık. Gökhan Zeybek ile bütün Antalya ilçe başkanları ile prova olarak oturduk, Antalya il raporunu iyi, kötü hazırladık.

Milletvekili de yollayacağız, bir bakacağız bakalım biz ne yapmışız, eğitim alan arkadaşlarımız ne yapmış bakalım? Doğru okuyorlar mı sahayı?  Enine boyuna sorularla bir Antalya fotoğrafı çektik. Şimdi giden milletvekili heyetinin çektiği fotoğrafı karşılaştırıp, verdiğimiz eğitim beklentilerimizi ne düzeyde karşılıyor ona da bakacağız. Milletvekili seçimindeki gibi bütün yetkilerin devredildiği 8’li masa gibi bir şey düşünmüyoruz. Onun yerine belli kaba görevlere göre yetkilendirmeler düşünüyoruz. Ağırlık zaten ölçme ve değerlendirme. Tabi adaylarla mülakat yapacağız, mülakatsız olmaz. Çünkü aday olup olmamasına da parti karar veriyor.

Partinin adaylık başvurusunu kabul ettiği kişiler üzerinden, belediyesi bizde olup da değişiceği yerler, kazanma şansımızın yüksek olduğu yerlerde bütün adayları önce ankete koyacağız, bu adayların biri sivriliyorsa adaylaştıracağız, birkaçı sivriliyorsa kadını adaylaştıracağız, (erkeklerden) birkaçı sivriliyorsa sandık koyacağız ve örgüte soracağız. Siz karar verin diyeceğiz…

Memnuniyet anketini sadece belediye başkanı üzerinden yapıyoruz. Bir memnun musunuz, geçmişte hangi partiye oy verdin, bu pazar seçim olsa bu belediye başkanına oy verir misin?  Değişsin mi, değişmesin mi? Değişirse, CHP’ye oy vermeyi düşünür müsün? Bu gibi sorular var. Bununla mevcut belediye başkanına karar veriyoruz, onu bir daha ankete sokmuyoruz. Düşerse eliyoruz. Yerine kimin geleceğine ikinci raunda karar veriyoruz.

2 tane A planımız var bizim. Bir tanesi kabul ederse, oturup ittifak görüşmelerini yapmak. İYİ Parti kabul etmezse adaylarımızı tespit edip, sahaya çıkmak. İYİ Parti’nin kararı üzerinden bir şey tasarlamıyoruz. İYİ Parti’nin vereceği karardan sonra bir İYİ Parti ile gerginlik, İYİ Parti’nin kararından dolayı hayal kırıklığı, bir soğukluk. Bir şey düşünmüyoruz. İYİ Parti’nin kararını da saygı ile karşılayacağız.

(İYİ Parti’nin olası işbirliği şartlarına ilişkin soruya) Müzakerenin birinci şartıdır, şart veya olasılık tartışmayacağız. Olmayan bir şey üzerinden bir şey söyleyip, bunu yaparsanız sizinle anlaşmayız ya da bunu yapsanız bile biz varız, müzakere tekniğinde uygulanmaması gereken bir şey. Karşı taraftan gelmeyen bir teklifi gelmiş gibi yanıtladığınızda bu müzakere kültürüne zarar verir. Tam bekleme halindeyiz. Pazartesiye kadar bekleme halindeyiz. Çünkü pozisyonlarımız çok net. Onlar dediler ki ‘GİK kararımız var, kaldırmadan görüşemeyiz’. Biz zaten yani, ‘GİK kararını gözden geçirebilir misiniz’ diye ayrıldık. O yüzden şu anda bizim GİK üyelerine kulis yapacak halimiz yok.

Meral Hanım bana ‘Ne teklif ediyorsunuz’ diye sordu, ben de ‘Kararınızı alırsanız, masa kuralım ve başına geçelim. İstanbul, Ankara’dan başlayarak,  11 büyükşehirden başlayarak, Türkiye’yi konuşalım’. Bunun dışında, böyle çok alçak bir şey vermem lazım ya da çok indirgenmiş bir şey söylemem lazım. İkisi de işbirliğinin önünü tıkayabilir. İYİ Parti’nin şöyle bir şeyi olabilir, ‘Şu, şu, şu gibi noktalarda ne diyorsunuz?

Biz bunlara olumlu cevap verirseniz müzakere yaparız’ dese onu müzakere ederiz. Ama ne teklif ediyorsunuz dediklerinde, biz onlara çalışma masası teklif ettik. Çünkü her şey çok kolay değil. Sadece bir ilin seçiminden bahsediyorsak, bir teklif götürürüz. Sırf İstanbul ile ilgili bir teklif götürsem, iş çözülecek mi? Şu olsun, bu olmasın. Sonuçta teoride 81 il, 1271 ilçede konuşacağız.

HEDEP ile görüşecek mi?

HEDEP’in eş genel başkanları bana telefon açmışlardı, tebrik için. Şöyle demişlerdi, ‘Ziyaretinize de gelmek isteriz. Kabul ederseniz’. Ben dedim, ‘Kabul ederiz’. Hatta ‘Meclis’te mi, genel merkezde mi’ dediler. Ben dedim ‘Genel Merkez’de de olur, illa Meclis’te görüşelim diye bir şey yok’ dedim. Halk buluşmaları yapıyorlar, ‘Halk buluşmaları takvimimiz yoğun, sonrasında bir randevu talep edeceğiz’ dediler. Onlar bir ‘Randevu talep edeceğiz’ dedikleri için bekliyoruz.

Diğer partilerle, İYİ Parti’nin durumuna ve saha analizlerine göre, şimdi milletvekillerimiz gitsin. Mesela şöyle bir toplam gelecek diye düşüyorum, Saadet ile konuşmam gereken iller, belki o zaman onu oturup tartışırız. Yani böyle bir şey için, şu ilçelerde Demokrat Parti ile, şu ilçelerde Gelecek ile, ilçelerde DEVA ile konuşmak, yoksa bunun artısı ne olur, eksisi ne olur?  Ne teklif edeceğiz? Hani, sadece belediye meclis üyeliği teklif ederek, bir yol yol alabilir miyiz? Yerelde olgunlaşan şeyler olabilir.  İsim vermeyim, birçok ilçede İYİ Part ile anlaştık.

Onaylarsanız, yerel çözümler üretmiş bile. Akla yatkın geliyor. Ama tabii İYİ Parti’ye onu da söyledim ben.’Müzakere edebilir miyiz?’. Eğer tabii olursa, yerele de inisiyatif veren, yereli de rahatsız etmeyecek, sizin teşkilatınızın ve bizim örgütümüzün ‘Evet’ diyeceğiniz çözümler hayata geçiririz dedik. Geçmişte AK Parti’nin tavır ettiği gibi, Cumhur İttifakı’nın tasvir ettiği gibi, kapalı ardında gizli işbirliği ve kirli pazarlıklar filan, öyle bir süreç yok ki zaten.

Bazı manevra imkanlarını azalttığı, zorlaştırdığı kesin ama yine de elimden geldiği kadar bazı sembol isimlerin, bazı sembol yerlere başvuru yapmalarına teşvik ediyorum. Mesela kadın hareketinin kendini görebileceği, yoksulların kendini görebileceği, bir takım saha çalışmalarında karşılık bulan arkadaşların olacağı ya da toplumun bazı dezavantajlı kesimlerinin belediye başkan adaylığı ya da belediye meclis üyeliği adaylığı ile kendilerini orada hissede bileceği bazı inisiyatifleri tayin etmeye çalışıyoruz ama zamanımız çok dar.

Çok daha iyisini yapabiliriz, kolay değil… Ama böyle birkaç sembolik ve şaşırtıcı hamle yapacağız. Hani söz vermiştim ya, ‘Öyle isimler göreceğiz ki alanında çok iyi, güçlü filan belediye oldu’. Onun gibi. Listelerin bazı yerde dile gelip konuştuğu, adaylıklar ve temaslar ya da işbirliği olacak.

Adayların belirlenmesinde İmamoğlu etkisi

270 istifa diye söylediler, 27. İçinde gassal da varmış, hemşire de varmış, tıp teknisyeni de varmış. Gassal belki Saadet’ten başvuracak, bilmiyoruz. Öyle bizde çok yani. Ama birkaç tane üst düzey yönetici de var. Benim ile temas etmek isteyenler de oldu. İstanbul adaylığı niyetleri olanlar var muhakkak. O kadar net bilmiyorum. Sonuçta herkesin, aday olma hakkı var. Ama yöntem başka. Dediğimiz gibi, çift aşamalı ölçme ve değerlendirme var. Mesela Ekrem Bey bana dedi ki ‘Sizle konuşup konuşamayacağını söyledi’. Konuşmaması gerektiğini söyledim. İstanbul ile ilgili adaylıklarda, İstanbul özelinde il başkanı, Ekrem Bey, Genel Merkez hep birlikte oturup bakacaktır meseleye.

Pazartesiden itibaren gelecek sonuçlar. Gelecek hafta içindeki raporlarda adaylaşacak büyükşehir belediye başkanları çıkarsa onlara birkaç hafta içinde açıklarız elbette ama daha fazla şeyler açıklarız ki bazıları açıklanmadığında da ‘Ben kesin olmuyorum’ diye düşünmemesi lazım. Belki orada bir ilave ölçüm, anket. Çünkü kararı  verirken objektif olacağız. Şunu söylemek lazım, 8 ilde deva ediyorsa pat diye açıklarız ama içlerinden birkaçı olacaksa biraz bekletiriz.

Ben şöyle bir şey yaptım, bu kadar zorlu bir kurultay sürecinin hiç yarasın atlatılması mümkün değil. Sonuçta dünyada konuşulan ve Türkiye’de de, dünyada da Türkiye’nin yüzünü ağartan bir demokrasi şöleniydi bu. Bu kadar kıyasıya bir yarışla, bir Genel Başkanı ile grup başkanının yarıştığı böyle bir yarışta. Bir de yine bir grupla yapıldığında, grupta mutlaka benim de üzüldüğüm şeyler oldu, bizim de üzdüklerimiz olmuş olabilir.

Ben dedim ki ‘Bu salondaki birbirinden özür dilemesi gereken herkes adına özür diliyorum, ben bütün özürleri dilenmiş kabul ediyorum.  Kendi yanımdan bir kırgınlığım yok, kimse kırgınlık sürdürmesin’. Bugün akşamdan itibaren bu, herkes adına herkesten özür dileyip kırıldığımız her şey için de özürleri hepimiz adına kabul ettiğim davranış kısmını herkes uzunca alkışladı.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’ten Her Yerde Aday Çıkarma Kararı

HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “MYK’mız ciddiyetle tartışıp değerlendirdi ve Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere adaylarımızla girme eğilimi ortaya çıktı. Bu karar MYK önerisi olarak parti meclisinde değerlendirilecek” dedi ve ekledi:

“Daha önce yaptığımız birinci ve ikinci parti olduğumuz yerlerde aday adayı başvurularımızın 27 Kasım’da başladığını ve 10 Aralık’a kadar süreceğini açıklamıştık. Batı illerinde de komisyonlarımız kuruldu. Aday adayı başvurularını almaya başladık. Yani Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere kendi adaylarımızla girmek için hazırlıklarımız tamamlandı.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütüme Kurulu’nun (MYK) yerel seçimlere ilişkin aldığı kararlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.

MA’nın aktardığına göre; Türkiye’nin pek çok yerinde yapılan halk toplantılarına ve bu toplantılarda ortaya çıkan taleplere değinen Doğan, bu durumun bu gün de süren MYK toplantısında da gündeme geldiğini ifade etti. Doğan, “En önemli başlık, hiç kuşkusuz bizim partimizde de yerel seçimler başlığıydı. MYK’mız hala devam ediyor. Halkımızın talepleri çerçevesinde MYK’mızın da gündemine gelen ve tartışılan bazı eğilimleri sizlerle paylaşacağım” dedi.

Toplantıda partinin Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Hakkari’de yaptığı, “Halkımız bizden her yerde seçime adaylarımızla girmemizi istedi” şekildeki açıklamalarını anımsatan Doğan, bu durumun ilgili kurullarda tartışıldığını belirtti.

Bu durumun MYK’da da tartışıldığını dile getiren Doğan, “MYK’mız ciddiyetle tartışıp değerlendirdi ve Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere adaylarımızla girme eğilimi ortaya çıktı. Bu karar MYK önerisi olarak parti meclisinde değerlendirilecek. Daha önce yaptığımız birinci ve ikinci parti olduğumuz yerlerde aday adayı başvurularımızın 27 Kasım’da başladığını ve 10 Aralık’a kadar süreceğini açıklamıştık. Batı illerinde de komisyonlarımız kuruldu. Aday adayı başvurularını almaya başladık. Yani Türkiye’nin her yerinde yerel seçimlere kendi adaylarımızla girmek için hazırlıklarımız tamamlandı” diye konuştu.

“Adayları kent uzlaşısıyla sağlayacağız”

Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yerel seçim stratejimiz kaybettirmek ya da kazandırmak değil kazanmaktır. Neyle nasıl kazanmak? Kent uzlaşısıyla kazanmak. Bu süreçte yapacağımız en önemli şeylerden biri de geliştirdiğimiz yerel seçim ve yerel yönetimler komisyonunun günlerdir hem sahada hem raporlarla hem de araştırmalarla çalıştıkları ve ortaya çıkardıkları yeni bir ön seçim modeli. Bu konuya ilişkin periyodik bir biçimde açıklamalar ve değerlendirmeler yapıyoruz.

Her yerde, yani koşulların olduğu her yerde adaylarımızı ön seçimle belirleyeceğiz. Ön seçimleri her il ve ilçede, katılımcı, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü yerel yönetim anlayışımızın barış, özgürlük ve eşitlik talebinin görünür olduğu bir şekilde adeta bir demokrasi şöleni havasında gerçekleşmesini istiyoruz. Bunu da adayları belirlerken kent uzlaşısıyla sağlayacağız.

Kent uzlaşısı ne demek? Yani en geniş mutabakat. Şehirdeki her sesi duymaya çalışmak. Bir aday belirlerken, aday belirlediğimiz yerde en geniş kesimlere ulaşıp her sesi duymaya çalışmak. O sesi de katarak şehri yönetecek insanları belirlemek. Bu da bir ilk. Şöyle bir ilk. Normalde klasik ön seçim modellerinde partilerin üyeleri oy kullanabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz ön seçim modelinde yalnızca partimizin üyeleri değil, yalnızca bileşen parti üyeleri de değil, demokratik kitle örgütleri, ailelerimiz, dünden bu yana emek vermiş, yöneticilik yapmış olanlar, bu süreçte sorumluluk alarak bizimle birlikte olabilir ve oy kullanabilir.

Dolayısıyla kent hakkı için emek veren herkesin katılımı ve uzlaşıyla belirleyeceğiz adaylarımızı. Sadece belediye eş başkanları değil belediye meclis üyelerimizi ve il genel meclisi üyelerimizin 3’te ikisini ön seçimle belirleyeceğiz. Heyecanlıyız, kararlıyız, umutluyuz, kazanacağız. Türkiye’nin her yerinde seçime adaylarımızla girmek için hazırlanıyoruz. Kayyımları kalıcı hale getirmeye çalışanlar da bilsinler ki; partimize gönül veren, oy veren ve bunun için ağır bedeller ödeyenler, kayyım rejimine en güçlü cevabı kendilerine ve kentlerine kazandırarak verecekler.”

Paylaşın

DEVA Partisi, 51 Belediye Başkan Adayını Açıkladı

Partisinin 2024 yerel seçimleri için düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir” dedi ve ekledi:

“Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda düzenlenen 51 il ve ilçe belediye başkanı adaylarını açıkladı. Tanıtım toplantısında konuşan Babacan, şunları söyledi:

“Uzak bir coğrafyada yıl 1972. Uruguay Hava Yollarına ait bir uçak And Dağları’na düşer.

Kazadan kurtulanlar olur, fakat arama kurtarma çalışmaları bir türlü sonuç vermez. İnsanlar orada, dağların orta yerinde, çaresizce beklerler. Her taraf kar… Uçak beyaz… Bulması zor…

Düşünürler: Burada beklesek mi, yoksa gidip yardım bulmaya mı çalışsak? Beklemeye karar verirler. Birkaç gün geçer, günler hafta olur. Derken uçağın içinde bir radyo bulurlar. İçlerinden üç kişiyi radyonun çekeceğini düşündükleri bir tepeye gönderirler. Bu üç kişi, tepeye ulaşır, radyoyu açar. Haberleri dinler. İşte, orada, o karın ve soğuğun ortasında, arama kurtarma çalışmaları ümitsizlikle sona erdirilmiş ve aramadan vazgeçilmiş. Bu haberi radyodan dinlerler. Artık, onları kurtarmaya gelecek kimse yoktur. Bu 3 kişi haberi arkadaşlarına nasıl söyleyeceklerini düşünerek çaresizce, umut içinde bekleyen arkadaşlarının yanına geri dönerler. Haberi dinleyenlerden biri, arkadaşlarının yanına varınca söze girer, der ki:

“Arkadaşlar size iyi bir haberim var. Arama kurtarma çalışmaları sona ermiş.”

İnsanlar telaş içinde… Ağlayanlar, üzülenler. Biri itiraz eder, der ki; “Bunun neresi iyi bir haber?”

Genç yanıtlar: “Çünkü” der, “Buradan kurtulmak artık bize kaldı.”

Dostlarım, bazen başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için kimsenin size kurtarmayacağını anlamak iyi bir haberdir. İş başa düştü, doğru. Şimdi, burada duran, gözlerimin içine bakan arkadaşlarıma, ekran başında bizleri izleyen yurttaşlarımıza sesleniyorum:

Arkadaşlar, haberler iyi. Bu iktidardan kurtulmak bize kaldı.

Seçim startını verdiklerini dile getiren Babacan’ın Aday Tanıtım Toplantısı’ndan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

İHA’larımız, SİHA’larımız var… Ama sokaklar çetelerle dolu. Uçak gemimizle gurur duyuyoruz… Ama insanlar birileri gelip çökecek diye küçük bir dükkân dahi açmaya korkuyor. Hukuk güvenliği diye bir şey yok. Yargıda rüşvetler, gruplaşmalar, çeteleşmeler almış başını gitmiş. Bunu biz söylemiyoruz. Yargının en üst makamındaki başsavcılar söylüyor, oralardan öğreniyoruz. Sanata katkınız, yandaşlarınıza yazdırdığınız kitaplardan… Bilime katkınız, ülkeye sokulan uyuşturucuların, kimya mühendislerinin dahi çözemeyeceği muhteviyatından ibaret…

28 Şubatlarda, DGM’lerde yargılanan, adliyelerden çıkmayanlar… Çok şükür, o günler geride kaldı… Ancak, şimdi onlar ev sahipleriyle davalık oluyorlar. Oğullarının yemin törenine alınmayan yaşlı teyzelerimiz…Şimdi girebiliyorlar… Ancak, emekli maaşları kiralarına dahi yetmediği için sokaklara atılıyorlar. Hayal ettiğimiz bu muydu?

90’ların üstümüze karabasan gibi çöken karanlığını dağıtacağına inandığımız hareketin; o zulme, o baskıya “Dur” diyeceğine inandığımız bir yönetim anlayışının geleceği yer bu olmamalıydı. 20 yılın sonunda dönüp dolaşıp geldiğiniz, insanları getirdiğiniz yer burası işte.

Otokrat zihniyet sadece iktidarda yok. Her kesimin otokratları var. İşte otokratlar var ya o otokratlar Allah göstermeye bir sopayı ele geçirmeye görsünler. Amaçları iktidarı ele geçirip sopayı ele geçirip başkalarını dövmek. Öfkelerinin sebebi, o sopaya sahip olamamaları. Kendilerinden olmayana, kendileri gibi görünmeyene tahammül etmeye mecbur kaldılar ya bu 6’lı masa falan derken işte onun için öfkeliler.

Öfkeleri aslında kaybetmiş olmalarına ama aslında ideolojik olarak tükenmiş olduklarını da fark ediyorlar onun için öfkeliler. Tahammülsüzlüklerinin başka sebepleri ne? DEVA Partisi demokrasiye inanan, insanları dış görünüşleriyle yargılamayan, hukuku araçsallaştırmayı etik dışı bulan, medyanın özgür olması gerektiğini düşünen, farklılıkların zenginliğimiz olduğuna inananların partisi. Bunlara bakarsanız kendinden olana, kendine benzeyene demokrat olmak kolay. İşte şu salona bir bakıyoruz.

Farklı kesimlerden yüzlerce insan aynı çatı altında. Demokrasi budur bu. Bıkmadan usanmadan anlatacağız. Sayfalarca yazdık, yine yazacağız. Özellikle şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum: Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil… Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız.

Bu seçimlere kendi logomuzla, kendi adaylarımızla girmek istememizin bir başka sebebi de şu: Biz, demokrasi anlayışımızı, dar ideolojik mevzilere hapsetmek istemiyoruz. Hatırlayın…Genel seçimlerden önce ortak listelerin açıklanmasıyla başlayan, seçimlerden sonra da aylarca devam eden ithamları şöyle bir hatırlayın.

Bize yöneltilen bu ithamların arkasında ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Her kesimin otokratı var. Ve o otokratlar sopayı ele geçirip ötekini dövmek istiyor.

Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil…Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız. Biz bir arada eşit vatandaş olarak var olmanın iddiasındayız. Onun için burada bu salondayız. Gerçek demokrasiyi DEVA’nın uygulamalarıyla öğreteceğiz onlara. Uzun lafın kısası demokrasiyi öğreteceğiz, demokrasiyi.”

“Tüm Türkiye için hayırlı olsun”

30 Büyükşehir’imiz için, 51 ilimiz için, 922 ilçemiz için, 389 beldemiz için, tüm Türkiye için hayırlı olsun diyorum. Makul hiç kimse, “Yahu siz bu işi beceremezsiniz, siz devlet yönetemezsiniz…” demiyor. Kimse, “Siz gelirseniz ekonomi daha da kötü olur, hukuksuzluklar artar…” demiyor. Kimse, “Çalıp çırparsınız, ihaleleri yandaşlarınıza verirsiniz…” demiyor. Hiç kimse, “Mülakatlarda, kamu ihalelerinde sizden olanlara torpil geçersiniz…” demiyor. Biz, yerel seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmeye karar verirken, bizi en çok motive eden bütün bu saha çalışmalarımızdı. Bütün bunlar bize, DEVA’ya nasip oluyor.

Mevcut iktidar insanlara umut vadetmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Kimsenin iktidara güveni yok. İşin ilginç yanı, bunların birbirlerine güvenleri de yok. “Yanlışlıkla şu koltuktan kalsam ben gelene kadar birisi gelir oturur mu diye korkuyorlar.” Birbirlerine güvenmeyen, birbirlerine sırtını dönemeyen insanlar, bu ülkeye bir şey verebilir mi?

Bizler bir ilki gerçekleştiriyoruz. Her kademedeki belediye başkan adayımızdan, daha seçimlere girmeden önce, DEVA Belediyeciliği etik kurallarına bağlı kalacaklarına dair imzalı taahhütname istiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilktir daha önce böyle bir şey hiç olmadı. Bu DEVA Partisi’nin temiz yönetim anlayışı konusunda, lafta değil sözde değil özde ne kadar samimi olduğunun en önemli belgesidir.

Biz de parti olarak yetkili organlarımız aracılığıyla bu etik kurallara uyulup uyulmadığını düzenli olarak izleyecek, denetleyecek ve her bir belediyemizin bu konudaki karnesini şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşacağız. Yani belediyelerimizin objektif şekilde performans kriterlerine göre karnelerini oluşturacağız ve bu karne notlarını da toplumla paylaşacağız. Bu da yine Türkiye’de bir ilk olacak.

Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir.

Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.

Engelli vatandaşlarımızın sıkıntılarını, beklentilerini çok iyi biliyoruz. Eğitimle ilgili, istihdamla ilgili, erişilebilirlikle alakalı çok ciddi sorunlar var. Hepsinin farkındayız. Engelli vatandaşlarımızın yetenekli oldukları alanlarla ilgili çok iyi eğitilmeleri gerekiyor. O alanlarda istihdam imkanlarının oluşmasıyla da alakalı çok ciddi eğitimler, programlar gerekiyor. Bunların hepsi çok kolay, yeter ki siyasi irade olsun.”

DEVA Partisi’nin 51 belediye başkan adayının tam listesi:

Adana /Pozantı – Mehmet Emin Kaya
Adıyaman /Çelikhan – Mahmut Şahin
Afyon/ Çay – Mahmut Duman
Ankara/Etimesgut – Süleyman Demir
Ankara/Mamak – Hanifi Özhan
Antalya/Aksu – Hakan Halim Okudan

Ardahan/Merkez – Halil Kaçar
Balıkesir/ Erdek – Murat Sever
Balıkesir/ Bigadiç – Cemal Mehmet Nalça
Balıkesir/Edremit – Tevfik Çelik
Bilecik/ Merkez – Kadir Emre

Bilecik/ Bozöyük – Burak Sel
Bursa/Karacabey – Yasemin Tuna
Denizli/ Beyagaç – Mehmet Özdemir
Diyarbakır/Büyükşehir – Cenap Ekinci
Erzurum/Hınıs – Rahim Aydın

Erzurum/Palandöken – Emre Okumuş
Gaziantep/Şehitkamil – Okan Kısacık
Gaziantep/Araban – Ferit Karataş
Gaziantep/Oğuzeli – Mehmet Bozkurt

Giresun/Şebinkarahisar – Hakan Gargun
Gümüşhane/Merkez – Hamza Çakır
İstanbul/Avcılar – Erkan Uzun
İstanbul/Bakırköy – Gökhan Yılmazer
İstanbul/Büyükçekmece – Ekrem Yılmaz

İstanbul/Sancaktepe – Mutalip Geçer
İstanbul/Tuzla – Ceylan Yalçın
İstanbul/Beyoglu – Cemil Kara
İzmir/Karabaglar – Abdullah Kaya
İzmir/Seferihisar – Emin Yüce

İzmir/Menderes – Gülhan Akyol
Karabük/Eflani – Mustafa Uğur Ceylan
Kayseri/Özvatan – Şahin Çağrı
Kayseri/Pınarbaşı – Fazıl Demircioğlu
Konya/ Ahırlı – Hüseyin Geçer

Konya/ Sarayönü – Mahpeyker Feryal Karça
Konya/ Doğanhisar – Hasan Aksoy
Kırıkkale/Keskin – Esra Yılmaz
Mersin/Mut – Fatma Çelik Kovan
Muş/Korkut – Nimetullah Demirtaş

Samsun/İlkadım – Ender Çıkla
Siirt/Pervari – İsmail Bilen
Siirt/Şirvan – Refik Öztürkan
Tekirdağ/Ergene – İsa Kalaycı
Şırnak/Güçlükonak – Sebahat Aktug

Trabzon/Köprübaşı – Muhammet Yamakoğlu
Trabzon/Beşikdüzü – Ali Öztürk
Tunceli/ Merkez – Veysel Güler
Uşak/Banaz – Murat Ahmet Gündüz
Van/Çaldıran – Mehmet Reşat Yıldırım
Van/Bahçesaray – İbrahim Tiryak

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP Nasıl Bir Strateji İzleyecek?

Yerel seçimler yaklaştıkça, siyasi partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. HEDEP’li Rüştü Tiryaki, kazanabilecekleri kentlerde belediye eşbaşkanları ve meclis adaylarını belirlemek için sandık kuracaklarını söyledi.

Rüştü Tiryaki, batı kentlerinde ise “kazandıran bir ittifak” ile halkın karşısına çıkacaklarını ifade etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, yerel seçimlere ilişkin belirledikleri politik hattı MA’ya değerlendirdi.

Daha önceki süreçlerde de farklı ön seçim modelleriyle aday belirleme deneyimine sahip olduklarını belirten Tiryaki, “Kent Uzlaşı” modelinin geçmiş modellerden daha kapsamlı ve geniş olduğunu söyledi. Tiryaki, “Bu sefer daha geniş kesimlerin katılımıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. İddiamız; birinci ve ikinci parti olduğumuz, ön seçim koşullarının olduğu yaklaşık 200 yerde ön seçimi gerçekleştirmek” dedi.

“Halk adayları belirleme hakkına sahip olacak”

Tüm adayların ön seçimle belirleneceğinin altını çizen Tiryaki, şöyle dedi: “Belki de bu ülkede ilki gerçekleştireceğiz; sadece belediye eşbaşkan adaylarını değil belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyelerinin de üçte ikisini yine ön seçimle belirleyeceğiz. Halkımız kimi aday olarak görmek istiyorsa, onu seçecek. Büyükşehir belediye eşbaşkanları için ilçelerde de oy kullanılacak. Sadece Diyarbakır, Van veya Mardin şehir merkezinde değil, ilçelerinde de halk adayları belirleme hakkına sahip olacak.”

Aday adaylarının yüzde 50’inin üzerinde oy almaması halinde en çok oyu alan iki aday ile seçimin ikinci turunun gerçekleştirileceği bilgisini veren Tiryaki,  “İkinci turda en çok oy alan belediye eşbaşkan adayı olacak. Ön seçimde oy pusulasının bir yanında kadın, bir yanında ise erkek adaylarımız olacak. Sadece belediye eşbaşkanlıkları için değil aynı zamanda diğer alanlar için de eşit temsiliyet modelimizi esas alıp, adaylarımızı belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu güne değin pek az siyasi partinin ön seçim yaptığını belirten Tiryaki, ön seçimle ilgili Anayasa’da yer alan haklara işaret etti. 298 sayılı yasaya dikkat çeken Tiryaki, bu yasanın ön seçimde sadece parti üyelerinin adayları belirlemeyi ön gördüğünü dile getirerek, ekledi: “Yasaya göre, ön seçim yapan siyasi partinin üyeleri dışında kimse oy kullanamaz. Ama biz bileşen partilerimizin tamamının oy kullanmasını istiyoruz. Yani HEDEP, HDP, DBP, ESP, Devrimci Parti, SODAP ve SYKP gibi çok sayıda bileşenimiz ön seçimlerde oy kullanabilecek. Gençlik ve kadın meclisinin yanı sıra Barış Anneleri, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin oy kullanmasını istiyoruz. Saydığım bileşenlerle bir delegasyon oluşturacağız.”

Ön seçime katılımı geniş tutmayı önemsediklerini dile getiren Tiryaki, “Müşahit, sandık kurulu üyesi, okul sorumlusu veya mirasını devraldığımız siyasi partilerin il, ilçe örgütlerinde ya da genel merkezlerinde görev almış kişilerin tamamının oy kullanması için bir çalışma yürütüyoruz. Olabildiğince katılımı geniş tutmaya çalışıyoruz. Bu partiye emek vermiş, seçimleri kazanmasını isteyen herkesin ‘Bizim oyumuzla belirlendi’ diyeceği adaylar belirlemek istiyoruz. Bunları halkımızın karşısına çıkarmak istiyoruz. Ön seçimlerimiz birer demokrasi şölenine dönüşecek. Gerçek anlamda bir demokrasi şöleni olmasını istiyoruz” dedi.

Aldıkları ön seçim kararının tabanda heyecan yarattığını sözlerine ekleyen Tiryaki, “Yönetim kademelerinde yer alan arkadaşlarımızla toplantılar yaptık ve bu modeli anlattık. Bu herkesi heyecanlandırdı. Şunu da itiraf etmek gerekir; arkadaşlarımızın ve halkımızın bir kısmı bunu inandırıcı bulmuyor. Bunu yapamayacağımızı düşünüyorlar. Bu kuşkuda, bizim geçmiş pratiklerimizin etkisi var elbette. Eğer halkımıza anlatamadıysak bu bizim sorunumuz. Bu kuşkuları giderecek bir iş yapacağımızı söyleyebilirim. Emin olun bu seçimi yaptıktan sonra ‘HEDEP bir iddia ortaya koydu ve bu iddiayı da hayata geçirdi’ diyecekler” ifadelerini kullandı.

“İttifakta halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz”

Yerel seçimlerde ittifak olup olmayacağı hususunu da yanıtlayan Tiryaki, güçlü oldukları yerlerde ön seçim sonucu öne çıkan adaylarla seçime gireceklerini ancak Türkiye’de henüz aday adayı başvurularını almadıklarını söyledi. Seçimlerde iş birliğine açık olduklarını dile getiren Tiryaki, “Ancak geçmiş iş birliklerinden farklı bir iş birliği hedefimiz var. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarında veya gerçekleştirdiğimiz halk toplantılarında aslında halkımızın iş birliğine kapalı olmadığını gördük. Sadece bu ittifakın biçimine göre eleştirileri var. Bunun daha açık, şeffaf ve kazandıran bir ittifak olmasını istiyorlar. Eğer bir işbirliği yapacak isek bunun aynı zamanda bize de kazandırması gerekir. Halkın uyarısı bu yönde. Emin olun ittifakta da halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz” diye belirtti.

Tiryaki, bu ittifak kapsamında sol ve sosyalist ile demokratik kitle örgütleriyle görüşmelerini sürdürdüklerini ancak henüz nihayete ermediğini de paylaştı. Tiryaki, “CHP veya başka bir parti ile henüz böyle bir girişimimiz olmadı. Bunun da bilinmesini isterim” dedi.

Kayyım uygulamasının halkta duygusal kırılmaya neden olduğunu söyleyen Tiryaki, şöyle devam etti: “Seçimsiz belediye kazanmak AKP’nin hoşuna gitmiş olmalı ki 2019’da sudan bahanelerle seçilmiş arkadaşlarımız hakkında soruşturma başlatarak, hatta hiçbir soruşturma yok iken belediye eşbaşkanlarımızı görevden uzaklaştırarak yerlerine kayyım atadı. Meclisleri de feshetti. Fakat ne 2016’daki ne de 2019’daki kayyım görevlendirmesi halkın desteğini alabilmiş değil. Siyasi iktidar bunu çok iyi biliyor. Muhalefet bir bütün olarak kayyım siyasetini doğru bulmuyor. AKP seçmeninin önemli bir bölümü de kayyım siyasetini doğru bulmuyor. Önümüzdeki dönem için AKP’nin kayyım atama konusunda rahat olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü Kürtlerde duygusal kırılmaya yol açan bir uygulama bu.”

Paylaşın

BBP Lideri Destici “Cumartesi Anneleri”ni Hedef Aldı

Katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada “Cumartesi Anneleri”ni hedef alan BBP Lideri Mustafa Destici, “Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı. Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu.”

Mustafa Destici konuşmasına, “Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük” sözleriyle devam etti.

Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Ankara’da bir otelde düzenlenen, “Cumhuriyet’in 100. Yılında Kadın Hakları Buluşması”nda konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; “Cumartesi Anneleri”ni ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Pervin Chakar’ın elini öpmesi sebebiyle hedef gösteren BBP lideri Destici, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler. Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı.

Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu. Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük.

Ama hiçbiri Diyarbakır annelerinin adlarını ağızlarına almadılar. Eli öpülesi şehit anneleri de onlar için haklarının savunulmasına değmiyordu. CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel şehit annelerinin değil, terör savunucusu sözde bir sanatçının elini öpüyor, bunu da büyük pişkinlikle savunmaya devam ediyor. Ona buradan bir kez daha söylüyoruz. Öpülecek bir el arıyorsan, şehit annelerinin ellerini öp.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘CHP – İYİ Parti’ Yorumu: Ne Yaptıkları Bizi İlgilendirmiyor

CHP – İYİ Parti görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler” dedi ve ekledi:

“Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor. Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, aralarında Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun da bulunduğu futbol dünyasından isimlerin DenizBank şube müdürü Seçil Erzan tarafından dolandırıldığına yönelik iddialar hakkında “tartışmanın tam göbeğinde” Fatih Terim’in de olduğu hatırlatılarak yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:

“Türkiye hukuk devletidir ve kim hukuksuzluk yapıyor ise cezasını çeker. Konu yargıdadır ve yargı bununla ilgili gerekli araştırmasını yapmaktadır. Vatandaşlarımızın kolay para vaadiyle, kısa zamanda yüksek kar sunan dolandırıcıların türlü tuzaklarına düşmemelidir. Devlet tabii ki bunların peşindedir ve oyunları bozmaktadır. Ancak bu illegal fon vaatlerine, yasal olmayan yollarla elde edileceği söylenen karlara karşı halkımız çok dikkatli olmalıdır.

Bu konularla ilgili kararlar inanıyorum ki yargı tarafından en ideal şekilde verilecektir. Buradan sakınma diye bir şey söz konusu değil. Bu olayda adı geçen şüphelilerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Futbolcu arkadaşlarla ilgili de aynı şekilde süreç devam ediyor. Bankanın en üst düzey yöneticileri ile ilgili de şu anda bütün soruşturmalar devam ediyor. Öyle zannediyorum ki kısa zamanda burada da inşallah neticeleri alacağız.”

“Yolumuza aynen devam ederiz”

Söyleşide, 7 Aralık’ta Yunanistan’a gerçekleştireceği ziyaretle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan, “Temennimiz odur ki yeni bir dönem başlamış olsun” dedi.

“Biz dostları artırmaya, düşmanları azaltmaya çalışıyoruz” diyen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis’i kastederek “Bunları ikili görüşmemizde de kendisine çok açık net, bundan önce söylediğim gibi yine söylemekte fayda olduğuna inanıyorum. Çünkü Türkiye’den seslendiğiniz zaman Kos Adası’ndan o ses duyuluyor. Arasındaki mesafe bu kadar yakın, bu kadar geçmişi itibariyle iç içe olan iki ülkenin hâlâ düşmanlığı körükleyen seslerle yürümesi doğru değil” ifadelerini kullandı.

ABD’yi Türkiye ile Yunanistan’ı birbirine düşürmeye çalışmakla suçlayan Erdoğan, “Bir diğer taraftan da bizi kızıştıran kim? Bu noktada baktığımız zaman Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birileri bizi birbirimize düşürmenin gayreti içerisinde. Parasını ödediğimiz hâlde bize F-16’larımız verilmezken Yunanistan’a hâlâ F-16’ları gönderiyor, mühimmatını gönderiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika böyle yapıyor diye bizim de herhalde geri çekilecek bir hâlimiz yok. Yanı başımızdaki komşumuza ziyaretimizi yaparız, oturur konuşuruz. Eğer birbirimizin çıkarlarına zarar verecek tutumlar içerisine girmiyorsak mesele yok. Yolumuza aynen devam ederiz” diye konuştu.

Erdoğan, “Tabii ki görüş ayrılıklarımız var ve çözümü bir çırpıda mümkün olmayan derin meseleler bulunuyor. Fakat hemen çözebileceğimiz ve iş birliği zeminini genişletecek başlıklar da yok değil. Yeni bir dönem başlatır, verilen sözleri tutar ve dış etkilerden arındırılmış bir düzlemde bu ilişkileri geliştirebilirsek eminim ki kazançlı çıkarız. Bizim dış politika anlayışımız ‘Hep ben kazanayım, karşıdaki kaybetsin’ değildir. Biz ‘kazan-kazan’ anlayışı ile Atina’ya gideceğiz. Orada yeni dönemin ruhuna yakışır kararlar almak için hem ikili ilişkilerimizi hem Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ele alacağız” diye ekledi.

“Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler”

CHP – İYİ Parti görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz politikalarımızı muhalefete göre değil, tamamıyla Cumhur İttifakı’nın çerçevesiyle belirliyoruz. Bu konularda da öncelikle önümüzde Büyükşehirler ile ilgili analizler var. Büyükşehirlerle ilgili arkadaşlarımız şu anda yoğun bir çalışmanın içerisindeler” dedi ve ekledi:

30 büyükşehirin dışında da 51 normal il belediyesi ile ilgili değerlendirmeleri yine Cumhur İttifakı olarak yapacağız. Buradaki değerlendirmelerle birlikte de yola çıkacağız. Şu anda seçim işleri başkanlarımız, MHP’den üç arkadaşımız ve Ak Parti Genel Başkan Vekilimiz Efkan Ala ile görüşmeleri yapıyorlar. 6 kişilik komisyon bu çalışmaları tamamlayıp birkaç gün içinde de bizim üst kurulumuza getirecekler, orda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. CHP ile İYİ Parti veya HEDEP ne yapar? Bizim bunlarla uğraşmak gibi bir derdimiz yok.

Biz kendi işimize bakacağız. Bizim altılı masa, on altılı masa vesaire gibi masalarımız yok. Sadece Cumhur İttifakımız var. Bu Cumhur İttifakımızı da en uygun şekilde çalıştırmanın gayreti içerisinde olacağız. Biz yolumuza bakarız. Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler. Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor.

Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez.”

“İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz”

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya yönelik sert söylemlerini de sürdüren Erdoğan, “soykırımcı” diye tanımladığı İsrailli liderin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) ceza alması için yürütülen hukuki süreci yakından takip ettiklerini belirtti.

“Üç bine yakın avukat Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gerekli başvuruyu yaptı. İstanbul Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel, bu heyetin içerisindeydi. Lahey’deki süreci de takip edecekler. Oradan beklentimiz, Netanyahu başta olmak üzere suçüstü yakalanan bu soykırımcıların, bu Gazze kasaplarının gereken cezayı almalarıdır” ifadelerini kullandı.

“Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bu soykırıma ceza vermesi için elimizden geleni yapacağız” diye ekleyen Erdoğan, “Bizler bu davanın üst seviyede takibini yapacağız. Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel Lahey’deki görüşmelerinin başarılı geçtiğini ifade etti. Beklentimiz verdiğimiz belgeler, bilgilerle beraber Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde inşallah olumlu neticeler alma istikametinde. Peşini bırakmayacağız, takipçisi olacağız. Biz bu soykırımda parmağı olan tüm İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Paylaşın

Özel’den ‘Yerel Seçimler’ Açıklaması: Psikolojik İktidar Bir Kez Daha Bize Geçecek

Partisinin Antalya kampında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Beş yıl önceki belediyelerimizi aynen korursak, üstüne yeni belediyeler alırsak, oyumuzu artırırsak, moralimizi yükseltirsek Türkiye’de psikolojik iktidar bir kez daha bize geçecek” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Manavgat’taki TBMM Grubu 28. Dönem 1. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldı ve bir konuşma yaptı.

Yerel seçimlerde İYİ Parti’ye teklif edilen “iş birliği” önerisi üzerine açıklamalarda bulunan  Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Akşener ile heyetimizle birlikte bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaretimizde kendilerinin Genel İdare Kurulu kararından haberdar olduğumuzu ancak birbirimize kaybettirme niyetinde olmanın seçmenin beklentisiyle örtüşmediğini aksine birlikte kazanmanın muhalefeti güçlendireceğini, geleceğe yönelik olarak beklentileri karşılayacağını söyleyip, mümkünse bu kararın yeniden gözden geçirilip, geçirilemeyeceğini sorduk, onlar da pazartesi günkü Genel İdare Kurulu’nu işaret ettiler.

Bir kez daha söylüyoruz, partilerin seçilmiş organlarının yetkili organlarının alacakları kararlar kendileriyle ilgilidir. O kararlara son derece saygılıyız. Her iki sonuç çıkması durumunda da saygımızı ve nezaketli ilişkimizi sürdüreceğiz. İyi bir karar çıkması, iş birliğinden yana bir karar çıkmasını CHP Genel Başkanı olarak temenni ederim ancak aksi durumu da fevkalade anlayışla karşılayacağımızı ifade etmek isterim.”

CHP Lideri Özel, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere vurgu yaparak, “Beş yıl önceki belediyelerimizi aynen korursak, üstüne yeni belediyeler alırsak, oyumuzu artırırsak, moralimizi yükseltirsek Türkiye’de psikolojik iktidar bir kez daha bize geçecek” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel, partisinin çalışma ve değerlendirme toplantısına katılmadan önce Antalya ve Manavgat’ta halka seslendi. Özel Antalya’da yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Buradan iktidara sesleniyoruz. Antalya’daki turizm emekçilerinin bu kış desteklenmeleri lazım, devletin şefkatli elinin onlara uzatılması gerekiyor. Ayrıca bugün limon, portakal dalında kaldı, toplanamıyor.

Yüksek maliyetler yüzünden, başka şehirlere naklinin çok pahalı olması yüzünden bu fiyatlarla toplanamıyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin narenciye üreticisine elini uzatması, ürününü alması gerekiyor. Bu çağrıyı buradan, Antalya’dan yapıyorum.

Önümüzdeki hafta bütçe görüşmelerinde teklif edeceğiz; Antalya gibi, İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde konut fiyatları bu kadar tırmanmışken başta memurlar olmak üzere bu kiralar karşısında mutlaka bir destek verilmesi gerekiyor, bunu istiyoruz, bunu seslendireceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenler, bir grubun hükümeti değilsiniz. Oy aldığınız on milyonların hükümetisiniz. Seçimden önce oy toplarken ayağına gittiklerinize, şimdi yukarıdan bakıyorsunuz, kibirle bakıyorsunuz ve onları hayat pahalılığı karşısında, geçim zorluğu karşısında yalnız bırakıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi; sizin yukarıdan baktığınız, küçük gördüğünüz esnafın, memurun, emeklinin, emekçinin partisidir, onları size ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşi vardır o da Cumhuriyet Halk Partisidir.

Bu ülkenin en büyük beka sorunu, gençlerinin geleceğini bu ülkede değil dünyanın başka ülkelerinde görmesi, oralarda aramasıdır. Bütün genç kardeşlerime sesleniyorum. Size söz veriyoruz. Bu ülkeyi sizin hayallerini kuracağınız, gelecekte yaşayacağınız demokratik, güçlü bir ülke haline getireceğiz. Bu ülkeden ümidi kesmeyin. Bu ülke umudun ülkesidir. Cumhuriyet Halk Partisi umudun partisidir.”

“Herkesi partimize çağıracağız, kapılarını ardına kadar açıyoruz”

CHP Lideri Manavgat’ta yaptığı konuşmada ise özetle şu ifadeleri kullandı: “Bunu söylemekten hiç bıkmayacağız, sürekli anlatacağız. Herkesi partimize çağıracağız. Kapılarını ardına kadar açıyoruz. Başı sıkışan, dara düşen gelsin. Çünkü burası hepimizin evidir. Tapusu ne bendedir ne kimsededir. Tapu bir kişiye aittir; Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Türkiye’nin dört bir yanında gidişattan memnun olmayan, yoksullaşmadan bıkan, artan fiyatlardan, kiralardan şikâyet eden, geçinemeyen, zorlanan kim varsa onları Cumhuriyet Halk Partisine destek olmaya, hep birlikte iktidarı değiştirmeye davet ediyoruz.

Vampirler gözü dikmişler, Manavgat’ın kanını emmeye niyetlenmişler. Ey Recep Tayyip Erdoğan, bak Manavgat’tan sana bir şey anlatacağız. Bunu biliyorsan ve susuyorsan suç ortağısın. Bilmiyorsan, hemen durdurmazsan o zaman benim de, Manavgat’ın da, Antalya’nın da iki eli yakanda olacak. Bunu böyle bil.

Manavgat Belediyesi, yangınlarda, emin olun devletin ayıbını örttü. 100’den fazla parça parça yer var. Buraları şimdi satıyorlar. Satarken Milli Emlak’tan satsa yüzde 40’ı sizin, Manavgat’a hizmet olarak gelecek paranın yüzde 40’ı. Ama bunu TOKİ’ye devretmişler, yüzde 100’ünü Ankara’ya alıyorlar. Neden? Şükrü Başkan o parayla Manavgat’a hizmet etmesin diye. Paranızı çalıyorlar. Seçimde bunun hesabını sorun AK Parti’den.

Bu yükselen umudu büyütün, yükselen heyecanı büyütün. Herkesi oy kullanmaya, bu sefer iktidara daha önce oy verse de bir sarı kart göstermeye, iktidara geçmişte oy verenlerin de dikkatini çekmeye ve sorunların çözülmesi için sandıkta birleşmeye çağırın.

“Biz bu ülkeyi seviyoruz, bu bayrağı seviyoruz. Hep birlikte Atatürk’ün partisini Türkiye Cumhuriyetinde iktidar yapmaya yürüyoruz. Söz veriyoruz.”

Paylaşın

“AK Parti’nin İstanbul Anketinden Ekrem İmamoğlu Çıktı” İddiası

Yerel seçimler yaklaştıkça, siyasi partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda Cumhur İttifakı’nın İstanbul için yaptırdığı anketten mevcut başkan Ekrem İmamoğlu’nun adının ilk sırada çıktığı iddia edildi.

31 Mart 2024 Pazar günü yapılması planlanan yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul adayının Ekrem İmamoğlu olması neredeyse kesinleşirken AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın adayı henüz belli değil.

AK Partinin İstanbul için yaptırdığı anket sonuçlarına ulaşan Odatv’nin haberine göre, “İstanbul Başkanı Kim Olsun” sorusuna katılanların yüzde 34,8’i Ekrem İmamoğlu dedi. Yüzde 30’u “Fikrim yok” derken yüzde 11.7 de “Adaya göre” ifadesini tercih etti.

Ankette aday yoklaması yapan AK Parti’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve İBB Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu’nun adı öne çıktı.

İstanbul geneli aday potansiyeli ölçümlerinde yüzde 40 “oy veririm” çıkan Bakan Koca’nın önde olduğu anlaşıldı. Ankette Koca’yı yüzde 29 “oy veririm” ile Murat Kurum takip ederken, yüzde 20 de Tevfik Göksu aldı.

Gençler arasında aday potansiyelinde öne çıkan isim Murat Kurum gözükürken, Kurum’u Fahrettin Koca takip etti. Ancak Murat Kurum adına “tanımıyorum” cevabını verenlerin oranı yüzde 27 iken bu oranın Fahrettin Koca’da yüzde 13 olduğu görüldü.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ Hakkında Soruşturma!

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla hakkında soruşturma açtığını duyurdu.

Haber Merkezi / Zafer Partisi Lideri Özdağ’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamasında, “13 milyon sığınmacı ve kaçağı geri yollamak için siyasi mücadeleye devam edeceğiz. Beni hapse atmakla korkutamazsınız. Bu güzel ülkenin Lübnan ve Suriye olmaması için verdiğimiz mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, sosyal medya hesabın kendisi hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. Özdağ, karara tepki göstererek şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’de 13 milyon sığınmacı ve kaçak var. Bunlara on milyarlarca dolar harcadık ve harcıyoruz. Erdoğan’ın yanlış politikalarından dolayı ülkemizde emperyalizmin her an istismar edebileceği bir sosyolojik yapı oluştu. Göç enflasyonu azdırdı, pahalılığı ve işsizliği artırdı. Sınırlarımız delik deşik oldu. Gençlerimiz uyuşturucu batağında.

Bir çok gencimiz sığınmacılar tarafından öldürüldü. Suriyeliler Türklerde. 3 kay hızlı artıyor. Bunları söylemek ve 13 milyon sığınmacı ve kaçağı geri yollamak için siyasi mücadeleye devam edeceğiz. Beni hapse atmakla korkutamazsınız. Bu güzel ülkenin Lübnan ve Suriye olmaması için verdiğimiz mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

İYİ Parti’den ayrılan Ümit Özdağ, 2021 yılında parti kurma çalışmalarına başladı ve Ayyıldız Hareketi’ni başlattı. 26 Ağustos 2021’de Ümit Özdağ’ın genel başkanlığında Zafer Partisi kuruldu. Özdağ ve Zafer Partisi, halkın sığınmacılar konusundaki şikayet ve düşüncelerini siyasete taşıyarak gündeme getirdi. Hükûmetin sığınmacı politikalarını eleştirdi ve bu konuda parti politikaları açıkladı.

Özdağ, 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi için Mansur Yavaş’ı adaylığa davet etti. Ancak Mansur Yavaş, bu açıklamaların bilgisinin dışında yapıldığını söyledi. 2023’te Zafer Partisi’nin de içinde bulunduğu ATA İttifakı, cumhurbaşkanlığı seçimi Sinan Oğan’ı aday gösterdi.

Sinan Oğan cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gerekli olan 100.000 imzayı 26 Mart 2023 tarihinde toplamış, böylece Ümit Özdağ’ın daha önceden aday olmasını desteklediği destekleme kararı da son bulmuştur.

2023 Genel seçimlerinde zafer partisi yüzde 2,23 oranıyla toplamda 1 milyon 215 bin 264 kişinin oyunu aldı.[24] Ümit Özdağ bu sonucun ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Sevgili Zafer Partililer, Cumhuriyetimizin 100. Yılında Atatürk’ün ruhunu şad edecek bir sonuç alamadığım ve sizleri zafere götüremediğim için hepinizden özür dilerim.” açıklamasında bulunmuştur.

14 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. tura kalmış ve ATA ittifakı cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, 2. tura kalamamıştır. Sinan Oğan, seçimlerden yaklaşık 1 hafta sonra, 2. tur için Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldı. Aynı gün ATA İttifakı resmen dağıldı.

Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı istişareler ve yazılı antlaşma akabinde 24 Mayıs 2023 tarihinde ortak basın toplantısı düzenlemiş ve 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri için millet ittifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almıştır.

Paylaşın

Mansur Yavaş’tan ‘İYİ Parti’ Açıklaması: Takdir Kendilerinin

ABB Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti ile ittifaka ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Şimdiye kadar Millet İttifakı belediye başkanları olarak çalışmalarımızı sürdürdük. Biz yine beraber çalışmayı sürdürmek isteriz ama takdir kendilerinindir, takdir Ankara halkınındır” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, mart ayında yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmak için CHP Ankara İl Binası’nda başvuruda bulundu. Mansur Yavaş, başvuru sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Mansur Yavaş’ın yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle: “Seçimlerden önce bir zihniyet değişikliği yapacağımızın ve tarafsız bir şekilde Ankara halkına hizmet edeceğimizin sözünü vermiştik. “Proje nedir?” diye soranlara da aç ve açıkta kimseyi bırakmamak ve Ankara’dan kazandığımız yine Ankara’ya harcamak diye açıklamıştık. Örnek alındık, karşılığında dünya çapında ödüller de aldık. Ankara’nın dürüst bir şekilde yönetileceğini bütün dünyaya göstermeyi amaçladık, bunu yapmaya da devam edeceğiz.

En büyük amacımız beton bloklara değil güneşe, halka öncelik veren yönetimimiz aynı şekilde devam edecek. Artık Belediye Meclisi’nde bugüne kadar gördüğünüz şeyleri görmek istemiyoruz. Çoğunluk alınca demokratik olmayan kararlar almayacağız. Şimdiye kadar topal ördek olarak adlandırıldık ama hiçbir zaman şikayet etmedik. Ankara’yı bize emanet edilen şekilde dünya başkentleriyle yarışır bir kent haline getirmeye devam ediyoruz. Emek veren herkese teşekkür ediyorum, kendimi de Ankara halkına emanet ediyorum.”

“Takdir Ankara halkınındır”

Mansur Yavaş, İYİ Parti ile ittifak konusu üzerine gelen bir soruya da, “Şimdiye kadar Millet İttifakı belediye başkanları olarak çalışmalarımızı sürdürdük. Biz yine beraber çalışmayı sürdürmek isteriz ama takdir kendilerinindir, takdir Ankara halkınındır” yanıtını verdi.

Yavaş, eski ABB Başkanı Melih Gökçek’in henüz görevdeyken belediyeye ait bir konutu ihaleye çıkarıp sonrasında almasıyla ilgili mahkemenin verdiği tahliye kararıyla ilgili soruyu ise şöyle cevapladı:

“Sayın Gökçek’e görevi bırak dedikleri esnadan daha sonra kendi başkanlık yazısıyla oturduğu 4 adet konutun satışına karar vermiş, kendisi de bu karar geçerken başkanlık yapmış Meclis’e. Bu bir suçtur. Yerel mahkeme aleyhimize karar vermişti ancak istinaf tapuların tekrar belediyeye tesciline karar verdi. Yargıtay süreci de var. Bunun için ben soruşturuldum. ‘Niye soruşturdun?’ diye soruşturuldum ama nihayetinde haklı çıktım.

Sadece konut olsa daha iyi. Belediyede yaptığımız incelemde özel kalem adına alınan ev mobilyalarının da Gökçek’in evine gittiğini gördük. Bunu da soruşturuyoruz. Yani sadece evi almamış, eşyaların parasını da belediyeye ödetmiş. Maalesef durum budur. Ankara halkının bir kuruşunun hesabını sormakla görevliyiz. Gerisi yargının işi. Yargıtay işini beklemeden evi tahliye etmesi beklediğim bir davranış. Aslında beklemediğim bir davranış ama olması gereken odur.”

Paylaşın