MHP’de İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 49’a Düştü

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yerel seçimlere ilişkin açıklamasına tepki gösterdiği MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, sosyal medya hesabından, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Saffet Sancaklı, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mensubu olmaktan şeref duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi üyeliğinden; yerel seçim sürecinde Cumhur İttifakını ve Partimizi her türlü tezvirat ve spekülasyondan uzak tutmak gayesiyle, Sayın Genel Başkanımızın talimatı doğrultusunda istifa ediyorum.

Bu vesileyle; Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beye bağlılığımın tavizsiz bir şekilde devam edeceğini bildirir, kamuoyuna saygılarımı sunarım.”

Öte yandan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi.

Saffet Sancaklı kimdir?

27 Şubat 1966 yılında eski Yugoslavya’da Tutin şehrinde dünyaya gelen Saffet Sancaklı, 1968 yılında Türkiye’ye göç etti. Eğitimini İstanbul’da Gaziosmanpaşa’da Cemal Gürsel İlkokulu’nda ardından ortaokul ve liseyi Vefa Poyraz Lisesinde tamamladı.

Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandı, lakin Beşiktaş futbol kulübündeki futbol kariyeri nedeniyle üniversite eğitimi yarıda kaldı. 2009 yılında tekrar üniversite sınavına girdi ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı. Şu anda üniversite öğrenimini; Anadolu Üniversitesi “Kamu Yönetimi” bölümünde devam ettirmektedir.

Sırasıyla Gaziosmanpaşa Kültürspor, Vefa, Beşiktaş, Eskişehirspor, Konyaspor, Sarıyer, Kocaelispor, Galatasaray, Kocaelispor, Fenerbahçe, Konyaspor’da forvet mevkiinde oynayan Sancaklı, faal futbol yaşantısını 1998-1999 sezonunda Konyaspor’da bıraktı ve FIFA Futbolcu Menajerliği Lisansı aldı. Süper Ligde toplam 130 gol atarak adını 100’ler kulübüne yazdırdı.

24 kez millî takımlara çağrılan Saffet Sancaklı 1 kez Türkiye U-21 ve 19 kez de Türkiye A millî takımı olmak üzere toplam 20 kez millî takımlar formasını giydi ve bu karşılaşmalarda 6 gol kaydetti. A millî takımla 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katıldı.

Futbolculuktan sonra Sancaklı Menajerlik şirketini kurup Türkiye’de yerleşik ilk FIFA Lisanslı futbolcu menajeri oldu. TMSF’ye devredilen İstanbulspor’un satış ihalesi 30 Haziran 2006’da yapıldı ve 3 milyon 250 bin dolar ile en yüksek teklifi veren Marmara Spor Faaliyetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, İstanbulspor’un yeni sahibi oldu. Saffet Sancaklı İstanbulspor’un Sportif Danışmanlığını kulübü devredene kadar yapmıştır.

2007 Genel Seçimlerinde de MHP’den aday adayı olan Saffet Sancaklı, 28 Ocak 2011 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı Devlet Bahçeli’nin de katıldığı bir tören ile MHP saflarında aktif siyasete atılmıştır. 11 Nisan 2011 tarihinde, İstanbul 2. Bölge 5. Sıra Milletvekili adaylığı resmen açıklanmıştır.

Ama 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde milletvekili olarak seçilememiştir. 2014 Yerel Seçimlerinde MHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmuş ancak seçilememiştir. 4 Kasım 2012 ve 21 Mart 2015 tarihinde yapılan MHP 10. ve 11. Olağan Büyük Kurultayında MYK Üyesi seçildi. Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde ise MHP’den Kocaeli 1. sıra milletvekili adayı olarak gösterildi ve seçildi.

Bu seçimlerin tekrarlanması sonucu Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP’den tekrar aday gösterildi ve yeniden seçildi. 11 Kasım 2016 günü TBMM’deki odasında gizli kamera bulunduğu iddiası meclis gündemine geldi. Ancak daha sonra kameranın daha önceden yerleştirilip söküldüğü anlaşıldı.

Ne olmuştu?

Saffet Sancaklı’nın TBMM’de Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni yönetimini ağırladığı toplantıda, yerel seçimde AK Parti’yle yapılacak ittifakla ilgili olarak “13 adayın 13’ü de AK Partili olursa Kocaeli’ne gelmeyeceğim” dediği belirtilmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bugün konuyla ilgili olarak “Futbol hayatında 3 büyük kulüpte oynama geleneğini siyasette de mi sürdürmek istiyor? Tercih kendisinindir” ifadelerini kullanmıştı. Bunun üzerine açıklama yapan Sancaklı, söz konusu ifadeleri kullanmadığını söylemişti.

Sancaklı “Bugün bir takım taraflı medya organlarında, söylemediğim sözler üzerinden tamamen yalanlarla Cumhur İttifakına karşı yapılan olumsuz algı operasyonlarını büyük bir şaşkınlıkla takip ettim. Yalan ve maksatlı haberleri yapanlarla Türk adaleti önünde hesaplaşacağımı da özellikle belirtmek isterim” demişti.

Saffet Sancaklı’nın açıklamasından yaklaşık bir buçuk saat sonra sosyal medya hesabından paylaşım yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Sancaklı’nın partiden istifasını istemişti: “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den ‘Gecikmeden Onaylanmalı’ Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken, mevkidaşı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Fidan ile İsrail-Hamas çatışmasını, çatışmanın bölgede başka yerlere sıçramamasını sağlama çabalarını, kalan rehinelerin serbest bırakılması gerekliliği ve insani yardım sağlanması konularını ele aldık.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanı Blinken, açıklamasında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” dedi.

Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu. Temas Grubunun Gazze konusundaki çalışmalarına devam edeceğini aktaran Hakan Fidan, ABD’nin ardından Kanada‘ya geçerek burada Kanada Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğini belirtti.

Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir heyet Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la bir araya geldi. Blinken’la görüşen heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Temas Grubu üyeleriyle Washington’da bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Gazze’nin insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları görüşmek üzere Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir Arap Ligi-İİT heyetiyle bir araya geldim. İsrail’in yanı sıra gelecekte bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik ortak hedefimizi ele aldık.”

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, paylaşımında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da görüşmeye ilişkin Anadolu Ajansı ve TRT’ye açıklamalarda bulundu.

“Gazze konusunda ABD yalnız kaldı” diyen Fidan, “Temas Grubu üyeleri, Gazze’deki insani dramın hemen son bulması ve İsrail’in masumları öldürmesinin son bulması gerektiği konusunun altını defaatle çizdiler” dedi.

“Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” görüşünü dile getiren Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu.

Blinken ile görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliğini de konuştuklarını belirten Fidan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Burada tabii bizim pozisyonumuz belli yani NATO’da yapılan müzakereler neticesinde üçlü zirvede Cumhurbaşkanımız ve İsveç Başbakanı vardı, neticesinde takiben çalıştığımız konular var.”

Paylaşın

Erdoğan’dan BMGK’ya Gazze Tepkisi: Böyle Adil Dünya Olur Mu?

“Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır” dedi ve ekledi:

“İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan 75 sene evvel büyük umutlarla kabul edildi. Bu metin insanlığın kazanımları açısından kritik bir belge olma amacını koruyor. 75 yıldır uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlatmayı sürdürüyor. Küresel barışın ve istikrarın tesisine de rehberlik ediyor. Beyannameyi insanlığın onurlu yaşam mücadelesinin köşe taşlarından birisi olarak görüyoruz.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün dünyanın pek çok yerinde insan haklarının ayaklar altına alındığı da bir gerçektir. Batı toplumlarını saran İslam düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı insan hakları tehdidinin başında yer alıyor. Terörist ve terör kavramları İslam’a saldırmanın, masumları katletmenin bir kılıfı haline dönüştürüldü.

4,5 sene önce Yeni Zelanda’da 51 kardeşimizin şehit edildiği saldırı İslam düşmanlığının nerelere varabileceğini göstermiştir. Kanada’dan ABD’ye, Avrupa’dan Asya’ya dünyanın pek çok yerinde artarak devam etti. “Nefes alamıyorum” diyerek can veren George Floyd’u asla unutamayız. Aylan Bebek’in nasıl dalgalarla kıyıya vurduğunu az önce izledik. Aylan Bebek’in ölümü Batı’yı insafa getirmedi. Aylan Bebek bir astsubay çavuşumuzun kucağında ebediyete yürüdü.

Son olarak Filistin kıyafetiyle gezen 3 genç ABD’de sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı. Batı Yeni Zelanda saldırısında hiçbir ders çıkarmadı. Ne güvenlik ne hukuki ve siyasi olarak bu eylemlerin önüne geçecek hiçbir tedbir almadılar.

Yılbaşından beri çoğunluğu bizim büyükelçiliklerimiz olmak üzere İİT üyeliklerinin Avrupa’daki binalarının önünde 500’e yakın Kur’an’a saldırı düzenlendi. İlk defa dün Danimarka’da kutsal kitaplara yönelik saldırılar nedeniyle cezai müeyyideyi getirdiler. Müslümanlara ait işyerlerini, dernekleri hedef alan nefret suçlarının sayısı artıyor.

Meselenin trajikomik yanı tüm bunların demokrasi ve insan haklarının beşiği olan ülkelerde yaşanmasıdır. Lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar iş icraata gelince çifte standardın, ikiyüzlülüğün kitabını yazmaktadırlar.

Anlaşılan bu ülkeler BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan hakların “makbul” insanlar için olduğunu düşünüyor. Batılı ve beyaz olmayanların bu haklardan yararlanma imkanı bulunmuyor.

Batının tüm medeniyetini üzerine bina ettiği 5 değerin 4’ü onlarla ilgisi olmayan çalıntı unsurlardır. Nitekim, inancı Kudüs felsefesi Ege ve Batı Anadolu, hukuku Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve Doğu olan, Batı’nın sadece barbarlık vasfı kendisine aittir. İnsanlığa karşı işlenen suçların eninde sonunda mahşeri vicdanda yargılanmak gibi bir özelliği vardır. Giderek şiddetlenen barbarlık örneklerini bir dönüm noktasına yaklaştığımızın işareti olarak görüyoruz.

Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.

Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz.

“BMGK’nın reforme edilmesi şarttır”

Görevi küresel barışı korumak olan Güvenlik Konseyi, İsrail’i koruma ve kollama konseyine dönüştü. ABD’nin vetosu nedeniyle ateşkes kararı çıkmadı. 13 ülkenin tasarıya evet demesine rağmen sonuç değişmedi. Dünyanın 5’ten büyük olduğu gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi şarttır, şart. Bu BM ile, bu BM Güvenlik Konseyi ile insanlığın bir yere varması mümkün değil.

Gazze’den sonra hiçbir şey eski tas eski hamam devam edemez. Gazze kasapları uluslararası mahkemelerde insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerinin hesabını vermelidir. Eninde sonunda vereceklerdir. Biz bu meselenin takipçisi olacağız. Bunu da Gazzeli masumlarla birlikte yapacağız. Bir daha yaşanmasın diye, zulüm zalimin yanına kar kalmasın diye mücadelemizi cesaretle sürdüreceğiz.

Balkanlardan Kafkasya’ya, Arakan’dan Kırım’a kadar nerede hakkı çiğnenen, zulme ve baskıya maruz kalan kardeşimiz varsa ona sahip çıkmak görevimizdir. Bizim nazarımızda Gazzeli kardeşlerimiz ile Doğu Türkistan Türkleri arasında hiçbir fark ve ayrım yoktur.

Bugün İsrail yönetimine gözyumanlar ve destek verenler yarın insan içine çıkacak yüz bulamayacak ama biz başımız dik, alnımız ak şekilde hakkı savunmaya devam edeceğiz. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. İnsan hak ve hürriyetleri açısında böylesi bir dönemde Türkiye hamlelerine devam ediyor. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini kullanmayı kısıtlayan engelleri kaldırdık.

Herkesin hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaş olmasını temin ettik. Hiç kimsenin kökeni, inancı, dili, sakalı, başörtüsü, dini ve kültürel tercihleri sebebiyle ötekileştirildiği bir iklimi asla kabul etmedik.

Türk demokrasisi dünyada örnek gösterilen seviyeye yine bizim dönemimizde ulaşmıştır. Tek parti döneminde cumhur ile cumhuriyet arasında örülen duvarları yıkmanın yanı sıra milli iradeye vurulan zincirleri parçalayıp attık. Nice reformu, atılımı, dönüşüm hamlesini son 21 yılda başarıyla ülkemize kazandırdık. 85 milyonun tamamı günlük hayatında bunları görüyor, yaşıyor.

Başıboş sokak köpeklerinin zarar verdiği insanların haklarını korumak da görevimiz. Önceki gün Ankara’da yaşanan elim hadise hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu sorunu inancımıza, kültürümüze göre mutlaka çözüme kavuşturacağız.”

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Rejime Geri Adım Attıracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı  Tülay Hatimoğulları Oruç, iktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu belirtti.

Tülay Hatimoğulları Oruç açıklamasının devamında, “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak” dedi ve ekledi:

“Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, partisinin Germencik ilçesinde düzenlediği halk buluşmasında konuştu. HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, temaslarda bulunmak üzere gittiği Ege bölgesinde Muğla ve Aydın’da ziyaretlerde bulundu. Hatimoğulları’na milletvekilleri Burcu Gül Çubuk, İbrahim Akın, George Aslan ve Öznur Bartın eşlik etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları ve beraberindekiler ilk olarak Muğla’nın Milas ilçesinde maden ocağına karşı direnen İkizköylüleri ziyaret etti. Burada konuşan Hatimoğulları Oruç, “Bizlerin havasından, suyundan beslenmeye çalışanlara karşı mücadele edeceğiz. Parlamentoda, alanlarda, meydanlarda hep beraber olacağız” dedi.

Heyet ardından Aydın’ın Germencik ilçesine geçti. Burada Ortaklar Mahallesi girişinde karşılanan Hatimoğulları Oruç ve beraberindekiler, kalabalık bir konvoy eşliğinde HEDEP Germencik ilçe binasına geçerek, gençlerle bir araya geldi.

Gençlere seslenen Hatimoğulları Oruç, İstanbul’da Gençlik Meclisi üyelerine yönelik saldırının açık bir işkence olduğunu ifade etti. Polisin genç kadınların saçlarını kopardığını söyleyen Hatimoğulları Oruç, şunları söyledi: “İşte bu kadar açık, aleni, insanlık dışı uygulamalara gençlik meclisi üzerinden tanık olduk. Buna hiçbir gencin bilinci boyun eğmez. Cenaze kaçırmalardan aileleriniz yas hakkını elendin alan anlayışa karşı en güçlü mücadeleyi siz vereceksiniz.

Kürt gençliğini ve Türkiyeli sosyalist gençleri, apolitik bir zemine itmek istiyorlar. Bunun için özellikle Kürdistan başta olmak üzere devletin özel savaş politikalarına tanıklık ediyoruz. Bunda birinci derecede uyuşturucu geliyor. Gençleri uyuşturucu içmeye, satmaya teşvik ediyorlar. Devletin bu konuda büyük bir yatırımı var. Ama en güçlü cevabı HEDEP Gençlik Meclisi ve sosyalist devrimci güçlerle birlikte vereceğiz.”

Gençlerin üniversite okumaya çalışırken aynı zamanda yoksullukla mücadelede ettiğini ifade eden Hatimoğulları Oruç, “KYK yurtlarının bakımsızlıkları ortada. Devlet için gençlerin canının bir önemi yok. Bu bakımsızlık bizden Zeren Ertaş’ı aldı. Üniversiteli gençlerde, gelecek göremediği için intihar oranı yükselmiş. Gençler yurtdışının kapısını çalmaya başladı, çünkü burada gelecek yok. Bütün bunların çözümü yurtdışına gitmek değil. Devletin bu özel savaş politikasına karşı güçlü bir mücadele ile sistemi tersine çevirmekte.

Bu ülkenin tarihinde devrimci kuşaklar var ve onlara öncülüğü gençlik yapmıştır. Dönem dönem umutsuzluğa kapıldığımız olabilir ama o anlar mücadele yürüteceğimiz zamanlardır. Deniz Gezmiş’ler, Mahir Çayan’lar, İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan öyle yapmadı mı. Bugün bir Kürt hareketinden bahsedebiliyorsak, bunun nedeni faşist otoriterliğe karşı Kürt gençlerinin ortaya koyduğu mücadeledir. Bizler karanlığın en koyu olduğu anın aydınlığa çıkacağımız an olduğunu unutmayalım” dedi.

Hatimoğulları Oruç, ardından parti binası önünde yapılan halk buluşmasında yurttaşlara seslendi. Akbelen ile birlikte Cudi Dağı’nın da paramparça edilmek istendiğine dikkat çeken Hatimoğulları Oruç, “Kürdistan’a düşmanlığının ağaç keserek gösteriyorlar. Kürtlerin 40 yıldır barış istiyor. Bu iktidar ve devlet aklı ise savaş, çözümsüzlük diyor. Bu iktidar yürüttüğü politikalarla buranın ciğerlerini sökmek istiyor. Aydın’daki halkımızın büyük bölümü köyleri yakıldığı, yıkıldığı için buralara yerleşmiş. Buradan da bizi göndermek istiyorlar. Doğamızı katledenlere diyoruz ki; Cudi dağında ağaçların kesilmesine asla izin vermeyeceğiz, Akbelen mücadelesine destek olmaya devam edeceğiz. Doğamıza, havamıza, toprağımıza sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

“Faşist rejime geri adım attıracağız”

İktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu dile getiren Hatimoğulları Oruç, sözlerine şöyle devam etti: “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak.

Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Paylaşın

Akşener’den ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Şimdiki Aklım Olsa Dönmezdim

Trabzon’da vatandaşların sorularını da yanıtlayan İYİ Parti Lideri Akşener, “Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Trabzon’da katıldığı Teşkilat Buluşması programı sonrası Yomra Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Akşener, daha sonra ilçeye bağlı İkisu Mahallesi’nde kahvehanede vatandaşla bir araya gelerek sohbet etti. Akşener, burada dinlediği vatandaşların sorularını da yanıtladı.

Birgün’ün aktardığı 61saat’in sosyal medya hesabından yayınlanan videoda Meral Akşener’in sohbetteki konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz. O seçimin kazanılmasını çok arzu ettim. Kişisel olarak hiçbir şey talep etmedim. Ben niye cumhurbaşkanı adayı olmayayım? Arıza olmasın diye her şeyden vazgeçtim. Siz 2 kişi istediniz. Bana siz söylediniz. O da kabul görmedi. Özür dilerim.

Alengirli bir iş olmadı. 6 kişi adayın hangi yöntemle seçileceğini konuşmak için oturduk. Bir baktım aday ismi konuşuluyor. Ben de itiraz ettim. 5 arkadaşımız Kemal Bey’i istedi ben de Mansur Bey ve Ekrem Bey dedim. Kemal Bey’in de başka isimlerin de listede adı olsun. Araştırma yapalım, sonuç neyse ona uyalım. Hepimiz bir şirket versin. En fazla 1 haftada sonuçlar ortaya çıkar kimse de itiraz etmez dedim ama olmadı.

Bunu geçtiğimiz gün Ali Bey (Babacan) de söyledi. Bana dediler ki eğer isterseniz siz gidin biz 5 kişi imzalarız. Ben de yetki almak üzere geri döndüm. Arkadaşlar tekrar masaya oturmamı istemedi.

Hem İmamoğlu hem Yavaş gece evime 02.15’te geldi. İkisine de ayrı ayrı sen aday olabilir misin diye sordum, hayır dediler. Normalde hiçbir genel başkan yardımcı olmayacak, sadece o 2’si olacaktı. Bu da kazandırabilecek bir formül olabilirdi. O yazıyı okuyunca 3 kişi hariç masaya dönmemi istediler.

Ardından 2 başkan yardımcısı ve Kemal Bey oturduk. Bu konuda mutabık kaldık. Masaya gittik ve bana diğer genel başkanların haberi olmadığı söylendi. Bana aklın yeni mi başına geldi diyebilirsiniz.”

Paylaşın

CHP İle HEDEP Görüşecek Mi? Özgür Özel Açıkladı

HEDEP ile bir görüşme olup olmayacağına yönelik soruya CHP Lideri Özgür Özel “Mutlaka görüşme olur. Görüşmenin ev sahibinin kimin olduğunun talebin kimden geldiğinin de böyle gerilim konusu yapabilecek bir sürecin içinde değiliz, doğru da değil” cevabını verdi.

CHP Lideri Özel, “Türkiye’de herkesin birbirine rezervi var ama CHP’nin özellikle seçmenlerine duyduğu saygıdan dolayı, Türkiye’de Cumhuriyeti kuran parti olmasından dolayı, çok partili siyasi rejimin kazandırılmasındaki çok önemli rolünden dolayı en güçlü kasımız tüm siyasi partilerle görüşebilen, ziyaret edebilen ve ziyaret kabul eden bir parti olmamızdır. Bu noktada hiçbir zorluk yaşayacağımızı düşünmüyorum” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Almanya’ya yapacağı ziyaret öncesinde DW Türkçe’den Kıvanç El’in sorularını yanıtladı. HEDEP ile ilişkili sorulara CHP Lideri Özel, şu şekilde yanıt verdi:

“Her zaman birlikte olmak, yalnız olmaktan iyidir. Siyasi partilerin illa bir protokole bağlanması da gerekmiyor. Geçmişte bunun birçok örneği, birçok siyasi partiyle yaşandı. Bazen protokolle yapılan anlaşmalar, protokol olmaksızın ortaya çıkan doğal iş birliklerinden daha eksik sonuçlar da verdiği oldu.

HEDEP’in “iletişimin açık olarak yürütülmesi”, “görüşmelerin kamuoyundan saklanmaması” gibi taleplerini son derece makul, mantıklı ve olması gereken olarak görüyorum. Biz daha önce de genel başkanlarla konuşmuştuk, partilerin birbirini ziyareti noktasında benim hiçbir siyasi partiye rezervim yok. “CHP’nin en çok hangi özelliğiyle övünüyorsunuz veya en çok en güçlü kası neresidir” diye sorarsanız cevabım; her siyasi partiyle bayramlarda törenlerde bayramlaşabilen, birbirini kutlayabilen, el sıkışabilen oturup konuşabilen tek partiyiz.

Türkiye’de herkesin birbirine rezervi var ama CHP’nin özellikle seçmenlerine duyduğu saygıdan dolayı, Türkiye’de Cumhuriyeti kuran parti olmasından dolayı, çok partili siyasi rejimin kazandırılmasındaki çok önemli rolünden dolayı en güçlü kasımız tüm siyasi partilerle görüşebilen, ziyaret edebilen ve ziyaret kabul eden bir parti olmamızdır. Bu noktada hiçbir zorluk yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Mutlaka görüşme olur. Görüşmenin ev sahibinin kimin olduğunun talebin kimden geldiğinin de böyle gerilim konusu yapabilecek bir sürecin içinde değiliz, doğru da değil.

İstanbul’u Ankara’yı biz, iş birliği olsun ya da olmasın, kazanabiliriz ama güçlü bir İstanbul ittifakını sağladığımızda daha iyi kazanırız, daha çok belediye kazanırız. Belediye Meclisi’ndeki çoğunluğumuz garanti olur. Belki fark daha çok olur ve bu daha iyi yönetmek için bir imkan. Şimdi bugün İstanbul’da da Ankara’da da belediye başkanları çok güzel işler yapıyor ama ayaklarına da belediye meclis çoğunluğumuz olmadığı için zincir vurulmuş durumda. Sürekli onların yapmak istedikleri faaliyetler kısıtlanıyor.

İstanbul’un, Ankara’nın ulaşım sorununa yönelik defalarca yaptığımız taleplerin, UKOME’deki çoğunluk iktidar partisi tarafından yönlendirildiği için, nasıl engellendiğini bütün İstanbullular, Ankaralılar gözleriyle gördü. O yüzden iş birliği, güç birliği her zaman iyidir. Olmazsa dünyanın sonu değildir. O zaman başka iş birliklerine, başka birlikteliklere bakılabilir, toplumdan talep edilebilir. Bunun zaman zaman başarıldığı da oldu. O açıdan dünyanın sonu olarak da görmüyorum ama birliktelik her zaman iyidir.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, ‘Örgüt Adına Suç İşleme’ Maddesini İptal Etti

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesinde yer alan “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” düzenlemesi Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından “Anayasa’ya aykırı” bulunarak iptal edildi. İptal kararı, 4 ay sonra yürürlüğe girecek.

TCK’nın 220. maddesi, örgüt kuran, yöneten ve üyesi olanlara 4 yıldan 8 yıla kadar hapis verilmesini öngörüyor. Ancak maddenin 6. fıkrası, örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyenleri cezalandırıyor.  Bu fıkrada, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır” deniliyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararının gerekçesinde, “kuralların kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı” belirtildi.

T24’ün aktardığına göre Patnos Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başvurularını değerlendiren Yüksek Mahkeme kararına gerekçe olarak “Bu suçtan ceza alanların örgüte üye oldukları kanıtlanamamasına rağmen örgüte üye olanlardan daha fazla hapisle cezalandırılmalarını” gösterdi.

AYM, bu konuda TBMM’ye 4 ay süre verdi ve iptalin bu sürenin sonunda yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. Ancak Meclis yeni bir düzenleme yapsa da aralarında Cumhuriyet gazetesi davasında bu suçtan ceza alan TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu çok sayıda sanığın dosyası yeniden ele alınacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan karar 4 ay sonra yürürlüğe girecek. Mahkemeler, 4 ay sonra yürürlüğe girecek iptal kararıyla yok hükmünde sayılacak düzenlemeyi uygulayamayacağı için bu suçtan yargılananların durumu yeniden değerlendirilecek. 4 aylık sürede bu suçtan kesin ceza alanların da iptal kararı yürürlüğe girdiğinde itiraz etmeleri söz konusu olabilecek.

AYM’nin karara ilişkin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: “İlke olarak kişinin silahlı örgüte üyelikten cezalandırılabilmesi için eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu veya bu özellikler olmasa dahi suçun niteliği ile örgütün amacına ulaşma bakımından ancak örgüt üyeleri tarafından işlenip işlenemeyeceği gözetilmeli; örgütle organik bir bağının bulunduğu ve örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiği yeterli bir gerekçeyle gösterilmelidir…

İtiraz konusu kural uygulandığında, silahlı örgüte üye olma suçu bakımından aranan belirli şartlar, örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyen bir kimse yönünden aranmamakta ve her iki kategorideki kimseler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyen bir kimse örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. Bu itibarla bir kimse silahlı örgütle zayıf da olsa bir şekilde bağlantısı bulunduğu iddia edilen bir suç işlediği gerekçesiyle, örgütle bağlantısı açıkça ortaya konulmaksızın, işlediği suçun yanı sıra gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrıca örgüt üyeliğinden de cezalandırılmaktadır. Bu durum, örgüt adına suç işleyen kimsenin örgüt üyelerine göre daha ağır cezalarla karşılaşmasına neden olmaktadır.”

‘Örgüt adına’ kavramı belirsiz

“Örgüt adına” kavramının belirsizliğine de dikkat çeken AYM, bunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi haklara da etkisine vurgu yaptı: “AYM, “Kuralın bir temel hakla bağlantısı olmayan suçlar bakımından da uygulanması mümkün olmakla birlikte işlenen suçun temel hakların kullanımıyla ilgili olması durumunda kuralda yer alan örgüt adına kavramının belirsizliğinden kaynaklı geniş yorumu nedeniyle kuralla ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ya da örgütlenme veya din ve vicdan özgürlüğü gibi temel haklar üzerinde güçlü bir caydırıcı etki yaratılmaktadır…

… Kanun koyucunun anayasal ilkelere bağlı kalmak şartıyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği konusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Takdir yetkisi kapsamında belirli ağırlığa sahip suçların örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına işlenmesi hâlinde suçun temel şeklinden farklı bir ceza yaptırımının öngörülmesi veya suçun niteliğinin değişmesi de mümkündür.

Ancak itiraz konusu kuralın, örgüt üyeliğine dair herhangi bir somut delil bulunmadan ve işlenen suçun niteliği ve ağırlığı itibarıyla örgütün amacına ne surette katkıda bulunduğu da dikkate alınmadan kişilerin örgüte üye olmak gibi son derece ağır bir suçtan cezalandırılmalarına neden olacak şekilde geniş yorumlanmaya müsait olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralın kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve bu yönüyle kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Paylaşın

Akşener’den ‘İş Birliğine Hayır’ Açıklaması: Arkadaşlarımızın Kararı

Trabzon’da gazetecilere açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, CHP’nin iş birliği teklifine ‘hayır’ kararına ilişkin, “Arkadaşlarımızın kendi aralarında istişare ederek, birbirlerini ikna etmeye çalışarak aldıkları bir karardır. Ben evet ya da hayır yönünde bir imada bile bulunmadım” dedi.

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de bu kapsamda gerçekleştirdiği Trabzon ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İYİ Parti Lideri Akşener, seçime tek başlarına girme kararı aldıkları GİK toplantısının hatırlatılması üzerine, “Arkadaşlarımızın kendi aralarında istişare ederek, birbirlerini ikna etmeye çalışarak aldıkları bir karardır. Ben evet ya da hayır yönünde bir imada bile bulunmadım” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, 13.30’da Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde Teşkilat Buluşması’na katılacak. Akşener burada Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayını ve adaylığı kesinleşen ilçelerin belediye başkan adaylarını açıklayacak.

İYİ Parti Lideri Akşener, saat 16.00’da ise kent merkezindeki bir otelde düzenlenecek Karadeniz Bölgesi İstişare Toplantısı’na katılacak. Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt’tan partililerin katılacağı toplantı basına kapalı gerçekleştirilecek.

Ne olmuştu?

İYİ Parti’nin eylül ayında gerçekleşen Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısında netleşen ‘yerel seçimlere kendi adaylarıyla girme’ kararı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ziyaretiyle yeniden tartışmaya açılmış; Özel, İYİ Parti’den kararını gözden geçirmesini rica ederek iş birliği teklif edince İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bu teklifi GİK’e soracağını söylemişti.

Akşener’in teklifi GİK’e taşımasına karşın  35 GİK üyesinin CHP ile iş birliğine ‘hayır’, 14 GİK üyesinin ‘evet’ oyu kullanmasının ardından İYİ Parti’nin seçimlere tek başına girme kararı perçinlendi.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Devlet Bahçeli’den Üç Şart

İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Filistin devleti tanınırsa, İsrail tazminat ödemeyi kabul ederse, Netanyahu’nun Lahey’de yargılanmasının yolu açılırsa” dedi.

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Katılım Protokolü, geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisine yakın TürkGün gazetesine verdiği röportajın ilgili bölümünde “İsveç’in NATO’ya üye olmasına nasıl bakıyorsunuz” sorusu üzerine şunları söyledi:

“İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz. Fakat bizim için kitabımıza hakaret etmekle Müslümanlara zulmetmek aynıdır. Eğer İsrail ile Filistin arasında kalıcı bir barış ortamı sağlanırsa, 1967 sınırları dâhilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devleti tanınırsa, İsrail tazminat ödemeyi kabul ederse, Netanyahu’nun Lahey’de yargılanmasının yolu açılırsa İsveç’in NATO üyeliğine tamam deriz.

En son Norveç’in katılımıyla NATO’ya üye ülke sayısı 31’e çıktı. Bize göre İsveç NATO’ya üye olsa ne olacak olmasa ne çıkacak. Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütünün ilk üç müessir gücünden birisi Türkiye’dir. Biz bu gerçeğe bakarız. İsveç’in üyeliğini bekleyenlerin de yerine getirmesi şart olan öncelikli görevleri olduğunu kararlılıkla ifade ederiz.”

İsveç ve komşusu Finlandiya geçen yıl Mayıs ayında NATO üyeliği için başvuruda bulunmuştu. Finlandiya, NATO’ya, üye 31 ülkenin onayıyla Nisan ayında kabul edildi. Türkiye ve Macaristan İsveç’in başvurusunu ise henüz onaylamadı. Ankara, İsveç’in PKK ve Gülen yapılanmasıyla yeterince mücadele etmediğini belirtiyor ve daha fazla adım atması gerektiğini vurguluyor.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İYİ Parti Açıklaması: GİK Kararına Saygı Duyarız Ama…

Yerel seçimlerde iş birliği teklifini reddeden İYİ Parti’ye ilişkin konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Genel İdare Kurulu tabii ki önemli bir kuruldur, partinin karar alma mekanizmasıdır” dedi ve ekledi:

“Bu karara elbette hepimiz saygı duyarız ama toplumsal tabandaki sesleri duymak ve bu seslerin teşkilatlara olan yansımasını da hissederek eğer bir vazife varsa tekrar görüşmek de mümkündür.”

Sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin birçok yerinde bu tür görüşmelerin sürdüğünü söyleyen İmamoğlu “Siyasetin bu anlamdaki gerçek sayfasını hiçbirimiz ihmal edemeyiz. Bugün bunu soruyorsunuz, belki beş altı gün sonra bambaşka tersi bir soruyu da sorabilirsiniz” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu 2019’daki “İstanbul ittifakını büyütme ve ileriye taşıma konusunda kararlı olduğunu” söyledi.

2. Kariyer ve İstihdam Fuar & Zirvesi’nin açılış törenine katılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İBB Başkanı İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in büyükşehirlerde ulaşım hizmetlerinin başarılı olmadığına yönelik açıklamasına ilişkin “Hiç üstüme alınmadım” dedi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşmesiniyse “doğal” diye niteledi ve görüşmede İnce’nin adaylığı konusunun geçmediğini söyledi.

İmamoğlu, İnce ile görüşmesinin sorulması üzerine “Görüş alışverişinde bulunduk. Olağanüstü bir şeymiş gibi algılanmasına üzüldüm. Ben İBB Başkanıyım. Bu ve benzeri görüşmeleri hep Genel Başkanımla da istişare ederek yürütürüz. İnce ile görüşmemiz doğal, bundan sonraki görüşmelerimiz de mümkün” dedi.

“Görüşmede İzmir büyükşehir belediye başkan adaylığı konusu konuşuldu mu?” sorusu üzerine İmamoğlu “Hiç öyle bir konu geçmedi, İzmir’in adı bile geçmedi görüşmemizde” yanıtı verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Özellikle büyükşehirlerimizde ulaşım hizmetlerinin başarısından söz etmek mümkün değil” sözleri ve İYİ Parti’nin CHP ile yerel seçimlerde işbirliğini reddetmesine ilişkin değerlendirmesi sorulan İmamoğlu şunları söyledi:

“Ben İstanbul ismi duymadım konuşmasında. Ben mi kaçırdım acaba? İstanbul ismi var mıydı, ben bilmiyorum, ben üstüme alınmadım. Niye böyle okları çevirdiniz anlamıyorum. Belki başka bir şehri kastetmiştir. Genelleme yaparak bir tespitte bulunduğunu düşünüyorum. Hiç ama hiç üstüme alınmadım. Çünkü biz Sayın Akşener’le İstanbul’un çok önemli metro, tramvay hatlarını birlikte açtık, inşallah yine açarız. Hiç üstüme alınmadım. Akşener’in bizi kastettiğini düşünmüyorum.”

“Tekrar görüşmek de mümkün”

Akşener’le ve İYİ Parti’nin temsilcileriyle görüşmeler için “akşamdan sabaha kesilmez” diyen İmamoğlu “Genel İdare Kurulu tabii ki önemli bir kuruldur, partinin karar alma mekanizmasıdır, bu karara elbette hepimiz saygı duyarız ama toplumsal tabandaki sesleri duymak ve bu seslerin teşkilatlara olan yansımasını da hissederek eğer bir vazife varsa tekrar görüşmek de mümkündür” dedi.

Sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin birçok yerinde bu tür görüşmelerin sürdüğünü söyleyen İmamoğlu “Siyasetin bu anlamdaki gerçek sayfasını hiçbirimiz ihmal edemeyiz. Bugün bunu soruyorsunuz, belki beş altı gün sonra bambaşka tersi bir soruyu da sorabilirsiniz” dedi. İmamoğlu 2019’daki “İstanbul ittifakını büyütme ve ileriye taşıma konusunda kararlı olduğunu” söyledi.

İBB Başkanlığı için aday adaylığını duyuran Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’yla ilgili soruya ise İmamoğlu “Daha gerçek sorulara cevap verelim” diye yanıt verdi.

Paylaşın