İYİ Parti Lideri Akşener: Her Yerde Seçimlere Tek Giriyoruz

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Buradan ilan ediyorum. Her yerde seçimlerde tek başına giriyoruz” dedi ve ekledi:

“Her ilçede tek başına giriyoruz. Bunun sonuçlarına olumsu sizindir, başarısızlık olduğu taktirde o sorumluluk benimdir. Hepimiz ona göre çalışacağız. Bedel ödememi istemiyorsanız çalışacaksınız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Uşak Teşkilat Buluşması’nda konuştu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Akşener, İstanbul ve Ankara olmak üzere tüm ilçe ve illerde seçime tek başına gireceklerini söyledi.

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 120 gün kaldığı Pınarhisar Cezaevi sürecini hatırlatarak İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için “Erdoğan öğrendi, İmamoğlu da öğrenecek” dedi. Akşener İmamoğlu’nun siyasi yasak aldığı davanın ardından İstanbul Saraçhane’deki desteğine de vurgu yaptı.

Akşener İmamoğlu’nun siyasi yasak aldığı davayla ilgili İstanbul Saraçhane’deki destek açıklamalarını da hatırlattı ve şöyle konuştu: Dün bir aydınlanma yaşadım, çok enteresan. Sayın Erdoğan bilir, İmamoğlu da öğrenecek. Ben Erdoğan hapse giderken ordaydım. Herkesin kaçtığı bir zamanda ordaydım. Çoluğu çocuğuyla ilgilenen bendim. Evinin önündeki polis noktası kaldırırken bendim. Gece yarısı arayan, televizyonlara çıkıp konuşan bendim.

Ama en ağır hakaretleri işiten de ben oldum. Ama Allah büyük. Ben Allah’a hep güvendim, inandım sen doğru ol yeter ki. Aynı şekilde, Saraçhaneye ikinci kere gittim. Bugün sövenler o gün rahmetli anama kadar götürdüler işi. Ne yaptım boynumu eğdim, kazanalım diye ağzımı açmadım. Ne yaptım bu arkadaşları o masaya götürdüm, o masan kovuldum ve ikisi de kabul etmediler. Benim değil, milletin istediğini kabul etmediler. Şimdi dün benim içim bir milattır.

Türkiye’nin geldiği yeri kimse konuşmuyor diyen  Akşener, “Bu sistemle Kandil’den ya da İmralı’dan destek almadan Cumhurbaşkanı seçilmeyi imkansız hale getirdiler. Biz ne dedik İstanbul ve Ankara’da beraber olunur, bu ucube sistemden değişir. Bunu yabamdık. Hür ve müstakil olarak özgür ve bağımsız olarak seçimlere girmeye karar verdik. Yav bu nasıl iştir söylenmedik söz kalmadı. İlk defa Türkiye’yi bir konuda birleştirmişmişiz. Ne mutlu bize. Önce bana sövmek konusunda sonra da birleşmişler” dedi.

“Her yerde seçimlere tek giriyoruz”

“Buradan ilan ediyorum. Her yerde seçimlerde tek başına giriyoruz” diyen Akşener “Her ilçede tek başına giriyoruz. Bunun sonuçlarına olumsu sizindir, başarısızlık olduğu taktirde o sorumluluk benimdir. Hepimiz ona göre çalışacağız. Bedel ödememi istemiyorsanız çalışacaksınız” ifadelerini kullandı.

“Bağımsız bir Türkiye için hayatında ne verebiliyorsa veren gençlerdik. Pek çok haksızlık ve işkencelere uğradık. Ama bu ülkeyi satan muhbirlik yapan kimse çıkmadı. Benim abim MHP Kocaeli İl Başkanıydı 80 ihtilaline kadar. İhtilal olduktan sonra Karabük sanıkları geldi. Ranza telleri ile sağı solu birbirine karıştırarak atarladır. Ranza teli ile işkence görmüş arkadaşlarım vardı. O işkencelere rağmen ‘Kanım aksa da zafer İslam’ derlerdi. Bugünün çakmalarına duyurulur. Bilir misiniz canlı canlı saçın yanması nedir? Bilir misiniz baş parmağımızın bir tahta arasına veya demirin arasına sıkıştırılmasını…”

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Hayalimdeki Parti Bu Değildi

Partisi’nden istifa eden DEVA Partisi Genel Sekreteri Sanem Oktar, “Siyasete girme sebeplerim hâlâ geçerliliğini koruyor ancak dört yılın sonunda tanık olduklarım beni hayal kırıklığına uğrattı. Hayalimdeki DEVA Partisi bu değildi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Bir yolda yürümek için önce yoldaş olmak gerektiğini gördüm. Düzeltmek için gösterdiğim çabaların da yetersiz kaldığını fark ettim. Değişim için daha fazla heyecan duyan arkadaşlarımıza, gençlere alan açmanın kan değişiminin doğru olduğuna inandığım için benim için çok zor olan bu ayrılma kararını aldım.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Sekreteri Sanem Oktar, partisinden ayrıldığı duyurdu. Sanem Oktar, sosyal medya hesabından paylaştığı istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Aralık 2019’da Sayın Ali Babacan’nın daveti üzerine kurucularından biri olduğum Demokrasi ve Atılım Partisi’nden (DEVA) ayrıldığımı kamuoyuyla paylaşmak isterim. Bu dört yıllık zaman diliminde Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılması hedefine katkı sağlayan Sayın Ali Babacan’a, tüm kuruculara ve üyelere, ekip arkadaşlarıma, şu an partide devam etsin ya da etmesin yolu DEVA Partisi’nden geçen herkese teşekkür ederim.

Ben iş dünyasından ve kadın hareketinden gelen birisiyim. Siyasete girmek için üç öncelikli sebebim vardı. Birincisi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişmeliydi. Doğru olan, Türkiye’nin parlamentodan yönetilmesiydi. İkincisi; Türkiye kendisine ait özgürlükçü, şeffaf ve katılımcı bir sistem kurabilmeliydi. Yürütme erkinin yargı ve yasama karşısında orantısız bir şekilde artan ağırlığı karşısında demokrasimizi ve Cumhuriyetimizi ancak siyaset yaparak savunabilirdik.

Üçüncüsü ise kadınlarla ilgili. Biz toplumun yarısıyız ama fırsatlara eşit şekilde ulaşmıyoruz. Başta şiddet olmak üzere gündelik hayatta hâlâ çok sayıda problem yaşıyoruz. Kadınların siyasette ve iş hayatında, toplumun her alanında etkin bir şekilde temsil edilmesi ve yer almasıydı. Bu süreçte hem Deva Partisi’nin ülke sorunlarına yönelik politikalarının oluşturulmasında hem de 6’lı masanın bir araya gelmesi, birlikte çalışması, ülkenin yönetilmesi için politikaların oluşturulması ve anlatılması için canla başla ve büyük bir umutla tüm arkadaşlarımla birlikte çalıştım. Bana ne yapıyorsun diyenlere de ‘yangını söndürmek için yola çıkmış bir karıncayım, bir damla su taşıyorum’ dedim.

Eğer 14 Mayıs seçimlerinde kazanan Millet ittifakı olsaydı, Türkiye’ye özgün bir model uygulanacak ve sorunlarımız azalacaktı, öyle ummuştuk. Ama olmadı. Siyasete girme sebeplerim hâlâ geçerliliğini koruyor ancak dört yılın sonunda tanık olduklarım beni hayal kırıklığına uğrattı. Hayalimdeki DEVA Partisi bu değildi. Bir yolda yürümek için önce yoldaş olmak gerektiğini gördüm. Düzeltmek için gösterdiğim çabaların da yetersiz kaldığını fark ettim.

Değişim için daha fazla heyecan duyan arkadaşlarımıza, gençlere alan açmanın kan değişiminin doğru olduğuna inandığım için benim için çok zor olan bu ayrılma kararını aldım. Cumhuriyetimizin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliğini tam anlamıyla kazanması için mücadele eden tüm muhalif dostlarıma, ifade ve basın hürriyetlerinin can çekiştiği bir ortamda çalışan cesur basın mensuplarına, değerli düşünce insanlarına ve tüm DEVA Partisi gönüldaşlarına kolaylıklar diliyorum. DEVA Partisi için en iyi dileklerimle…”

Sanem Oktar kimdir?

1970 yılında İzmir’de dünyaya gelen Sanem Oktar, İzmir Bornova Anadolu Lisesi ve Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu .1997 yılında ilk şirketini kurdu.  Daha sonraki yıllarda iletişim ve pazarlama alanında farklı şirketler kurdu ve sattı.

CRM danışmanlığı, sosyal medya, dijital pazarlama ve veri tabanına dayalı pazarlama alanında geniş deneyime sahip olan Oktar, şirketlerin marka ve hizmetlerine yönelik pazarlama planları hazırladı ve uyguladı. Özellikle verimliliğe ve karlılığa yönelik projelerde hizmet verdiği firmaların ekipleri ile birlikte çalıştı. İçinde bulunduğu projelerle yurtiçi ve yurtdışı birçok ödül aldı.

Sanem Oktar, 2005 yılında kurulan Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği’nin (DPİD) 12 kurucu üyesinden biri oldu ve 2007-2009 yıllarında DPİD Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı.

2010 yılından beri Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nde (KAGİDER) kadının güçlenmesi konusunda pek çok projede yer almış ve Mayıs 2015-1017 KAGIDER Başkanlık görevi ardından 2017-2019 dönemi için de KAGIDER başkanı seçilmiştir. Türkiye’nin G20 Dönem Başkanlığında kurulan Kadın20 (W20) Açılım Grubu Organizasyon Komitesi üyesidir. Halen KAGIDER Onur Kurulu üyesidir.

2010 yılında KAGIDER, Garanti Bankası ve Ekonomistin düzenlediği Türkiye Kadın Girişimcisi yarışmasında ilk 10 kadın girişimcisinden biri oldu.2016 yılında Women to Watch Fark Yaratan Kadınlar, 2019 yılında Amerika’da yayınlanan Enterprising Women (Girişimci Kadınlar) dergisinin verdiği Yılın Girişimci Kadınları 2019 Ödülleri’nin sahipleri arasında yer aldı.

Kendisini seri girişimci olarak tanımlayan Sanem Oktar, melek yatırımcı olarak farklı şirketlerde yatırımlarına devam etmektedir. İyi derece İngilizce bilmektedir. Sanem Oktar evli, iki kız çocuğu annesidir.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Akşener’e İsim Vermeden Yanıt

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’e isim vermeden yanıt veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Yıllarca her oyunu denediler. Bir günümüz bile krizsiz geçmedi. Zannediyorlar ki biz bunları yıldırırız. Biz pes etmeyeceğiz siz pes edeceksiniz. Biz bunlara fırsat vermeyeceğiz” dedi ve ekledi:

“Şimdi de yeni bir oyunla karşı karşıyayız. Omuz omuza mücadele ettiğimiz aynı masayı paylaştığımız birlikte iş ürettiğimiz aynı kaseden çorba içtiğimiz dostlarımızı bize karşı kışkırtıyorlar. Bunu üzülerek takip ediyorum.”

İmamoğlu sözlerine, “Sayıları az da olsa bir kısım dostlar oyuna geliyorlar, bazen hadlerini aşan cümleler kurabiliyorlar. Başından beri biz ne dedik eski dosttan düşman olmaz. Kulaklarımızı kötü sözlere tıkayacağız. Benim Allah’ın bir lütfu, kötü sözleri kulağım hiç duymuyor” şeklinde devam etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kurtköy Yaşam Merkezi’nin temel atma töreninde, partisine operasyon çekildiğini, bunun da bir savaş ilanı olduğunu söyleyen Meral Akşener’e isim vermeden cevap verdi.

Akşener’e üstü kapalı yanıt veren İmamoğlu, “Bizim elimizi tutan tutar, tutmayanın kendi takdiri. Kalbimizi kırsalar da biz kalp kırmayacağız. Elimizi itseler de elimizi uzatmaya devam edeceğiz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıllarca her oyunu denediler. Bir günümüz bile krizsiz geçmedi. Zannediyorlar ki biz bunları yıldırırız. Biz pes etmeyeceğiz siz pes edeceksiniz. Biz bunlara fırsat vermeyeceğiz.

Şimdi de yeni bir oyunla karşı karşıyayız. Omuz omuza mücadele ettiğimiz aynı masayı paylaştığımız birlikte iş ürettiğimiz aynı kaseden çorba içtiğimiz dostlarımızı bize karşı kışkırtıyorlar. Bunu üzülerek takip ediyorum.

Sayıları az da olsa bir kısım dostlar oyuna geliyorlar, bazen hadlerini aşan cümleler kurabiliyorlar. Başından beri biz ne dedik eski dosttan düşman olmaz. Kulaklarımızı kötü sözlere tıkayacağız. Benim Allah’ın bir lütfu, kötü sözleri kulağım hiç duymuyor.”

İYİ Parti Lideri Akşener ne demişti?

Akşener, partisinin Uşak İl Başkanlığı’nı ziyaretinde, CHP ile ittifak yapılmamasını eleştiren ve İYİ Parti’den istifa eden İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan’a ismini vermeden yüklendi ve şunları söyledi:

“Genel Başkan’ın haberi yok, belediye meclis üyesi diplomasi yapıyor parti adına. Mesela Ankara’yı paylaşmışlar, İstanbul’u bilmiyorum isimlerine kadar. Mesela Polatlı’ya eski Ankara İl Başkanımız, GİK üyemiz Yetkin Öztürk gelecekmiş. Ama bunlar CHP’den aday olacakmış. Ben öyle anladım konuşmadan. Daha ilginci de Gölbaşı’na da Yakup Odabaşı gelecekmiş. Hiçbirinden haberim yok.

Bu ne demek biliyor musunuz? Bir siyasi partinin içişlerine karışmak demektir. Biz bunu 1997’de Doğru Yol Partisi’nde yaşadık. Ben bu konuda idmanlıyım. Şu an itibariyle savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım, buyursunlar.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Rest: Bu Bir Savaş İlanıdır

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararının ardından istifaların peş peşe geldiği İYİ Parti’de Genel Başkan Akşener, “Partimize kurumsal operasyon olduğu ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Ben bu arkadaşın diplomasisinden haberdar değilim. Ama diplomasi yapılan kişilerle konuşabilme yeteneğine sahibim. Genel Başkanın haberi yok. Belediye Meclis üyesi diplomasi yapıyor parti adına.  Bu, bir siyasi partinin içişlerine karışmak demektir. Şu an itibariyle bir savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım, buyursunlar. Ben idmanlıyım.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Uşak İl Başkanlığı’nda partisinde yaşanan istifalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener, özetle şunları ifade etti:

“Benim bilgim yok, teşkilat başkanı, yerel yönetimler başkanı onun bilgisi yok neye göre yapılmış. Bir başka soru daha var. İlk defa -ben böyle komplo işlerine pek inanmam da- partimize yönelik kurumsal bir operasyon olduğu ortaya çıktı dün.

En ilginci bu. Çünkü bu diplomasiyi yapan arkadaşımızın yaptığı diplomasiden haberdar değilim, ama diplomasi yapılan kişilerle konuşabilme yeteneğine sahibim. Nasıl oluyor bu iş. Genel Başkan’ın haberi yok, belediye meclis üyesi diplomasi yapıyor parti adına.

Ankara’yı paylaşmışlar, İstanbul’u bilmiyorum isimlerine kadar. Mesela Polatlı’ya eski Ankara İl Başkanımız, GİK üyemiz Yetkin Öztürk gelecekmiş. Ama bunlar CHP’den aday olacakmış… Ben öyle anladım konuşmadan. Daha ilginci de Gölbaşı’na da Yakup Odabaşı gelecekmiş. Hiçbirinden haberim yok.

Bu ne demek biliyor musunuz? Bir siyasi partinin içişlerine karışmak demektir. Biz bunu 1997’de Doğru Yol Partisi’nde yaşadık. Ben bu konuda idmanlıyım. Şu an itibariyle savaş ilanı olarak kabul ediyorum. Varım, buyursunlar.”

Paylaşın

AYM Başkanı’ndan Dikkat Çeken Açıklama: Uzaktan Kumandalı Yargı Da Yargıç Da Olmaz

Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşan Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, vicdanın esaret, aklın ise vesayet kabul etmeyeceğini vurgulayarak “Uzaktan kumandalı yargı da yargıç da olmaz” dedi.

Haber Merkezi / Gücün sınırlandırılması ihtiyacının anayasa yargısı kavramını ortaya çıkardığına değinen AYM Başkanı Arslan, anayasa yargısının ve Türk Anayasa Mahkemesinin tarihî gelişimi hakkında bilgiler vererek Anayasa Mahkemesinin son on yılda bireysel başvuru ile birlikte hak eksenli paradigmayı benimsediğinin altını çizdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkan Zühtü Arslan, Türkiye Adalet Akademisi tarafından düzenlenen “Akademi Söyleşileri” kapsamında hâkim ve savcı adayları ile bir araya gelerek “Cumhuriyet’in 100. Yılında Anayasa Yargısı” başlıklı bir konuşma yaptı.

AYM Başkanı Arslan, konuşmasında hukuk ve yargının fonksiyonu ile Anayasa Mahkemesinin Türk yargı düzenindeki işlevi konuları üzerinde durdu. Yargı ve hukukun temel fonksiyonunun bireyin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak olduğunu belirten Başkan Arslan, bütün yargı düzenlerinin ortak paydasının hukuk devleti olduğunu vurguladı.

AYM Başkanı Zühdü Arslan, adaleti tesis etmeyen devletlerin uzun süre var olamayacağını ifade ederek her şeyi yerli yerine koymak suretiyle adaleti tecelli ettirmenin hâkim ve savcıların görevi olduğunu dile getirdi.

Hâkim ve savcı adaylarına mesleki anlamda tavsiyelerde bulunan Zühdü Arslan vicdanın esaret, aklın ise vesayet kabul etmeyeceğini vurgulayarak “Uzaktan kumandalı yargı da yargıç da olmaz.” ifadelerini kullandı.

Gücün sınırlandırılması ihtiyacının anayasa yargısı kavramını ortaya çıkardığına değinen AYM Başkanı Arslan, anayasa yargısının ve Türk Anayasa Mahkemesinin tarihî gelişimi hakkında bilgiler vererek Anayasa Mahkemesinin son on yılda bireysel başvuru ile birlikte hak eksenli paradigmayı benimsediğinin altını çizdi.

AYM Başkanı Zühdü Arslan, konuşmasının ardından soruları cevaplayarak hâkim ve savcı adaylarına meslek hayatlarında başarılar diledi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: DEM Parti, Batı’da Aday Göstereceği Yerleri Açıkladı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin batıda aday göstereceği ilerin bir bölümünü açıkladı.

Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, bugün partisinin genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında, DEM Parti’nin 2024 Yerel Seçimlerine dair tutumunu açıkladı.

Maraş Katliamı’nda öldürülenleri anarak konuşmasına başlayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, katliamın sorumlularını ortaya çıkarmanın devletin sorumluluğunda olduğunu söyledi.

Doğan, ardından 19 Aralık 2000 Katliamı’nda (“Hayata Dönüş Operasyonu”) öldürülenleri ve 9 Aralık 2015’te komşusundan dönerken panzerden açılan ateş sonucu öldürülen Taybet İnan’ı andı.

Böyle bir bellekle yerel seçimlere hazırlandıkları söyleyen Doğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Önümüzdeki dönem için önemli etkiler yaratacak bir seçime hazırlanıyoruz. Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmaya dair Parti Meclisimizde kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. DEM Parti’nin kendi adaylarıyla seçime girme görüşü baskın çıktı.

“Bizden zorla alınanı geri alacağız. Kayyım rejimini sandıklara gömeceğiz. Kayyım atanan bütün belediyelerimizi yeniden halk idaresiyle buluşturacağız ve yeni kazanımlar elde edeceğiz. Çeşitli müzakereler yürüterek ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz. Kentin bütün dinamiklerini ortaklaştırmaya çalışıyoruz. Ekolojik, demokratik kentleri birlikte kurmak ve yönetmek için yola çıkıyoruz.

“Bu kapsamda, ilk etapta Türkiye’nin Batısında aday göstereceğimiz bazı yerleri belirledik.

“Batıda aday göstereceğimiz iller: Adana (Ceyhan, Seyhan, Yüreyir), Antalya (Kepez), Mersin (Akdeniz, Toroslar ve Tarsus), İstanbul (Esenyurt, Sancaktepe, Adalar, Sultanbeyli), Aydın (Didim, Efeler, Germencik ve Söke), Konya (Cihanbeyli, Kulu), Kocaeli (Diloavası), İzmir (Torbalı, Bayraklı, Menemen), Manisa (Gölmarmara, Turgutlu, Yunus Emre), Çanakkale (Gökçeada), Tekirdağ (Çorlu ve Çerkezköy).

“Kurullarımızda çalışmalarımız sürüyor. Kent Uzlaşısı çağrımız var, hem toplumsal dokulara gelin kentlerimizi birlikte iyileştirelim, onaralım diyoruz. Kentin banliyölerinde, varoşlarında kaldığını düşünen herkesi kenti birlikte yönetmeye davet ediyoruz.”

Doğan, yerel seçimler için DEM Parti aday adaylığı başvuru süresinin de beş gün uzatıldığını açıkladı. Böylece son başvuru tarihi 25 Aralık’a kadar uzatılmış oldu.

Paylaşın

Erbakan, İstanbul, Ankara Ve İzmir Dışında İttifaka Kapıları Kapattı

YRP Lideri Fatih Erbakan, katıldığı bir televizyon programında, “Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir” dedi ve ekledi:

“Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine de tepki gösteren Erbakan, “Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, katıldığı televizyon programında büyükşehir belediye ve belediye şirketlerinde yönetim hakkı istedikleri iddiasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erbakan, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızla 45-50 dakikalık bir görüşmede Gazze ve ülke gündemi ile birlikte yerel seçime yönelik iş birliğini de konuştuk. Ancak bizim bu görüşmede Malatya, Bursa Büyükşehirlerini istediğimiz hatta İstanbul Büyükşehir’in bazı iştiraklerini istediğimiz iddialarını açık bir şekilde net bir şekilde reddediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla İstanbul Gaz ve Doğalgaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ), belediyenin işlettiği lokantaları masaya yatırıp da bir pazarlık yapmamız söz konusu olamaz. Hiçbir yetkilimiz de AK Partili yetkililerle ittifaka yönelik hiçbir temasta bulunmadı.

Dolayısıyla kamuoyunda ortaya atılan iddialar tümüyle gerçek dışıdır. Biz bugüne kadar 150 belediye başkan adayımızı ilan ettik bu açıkladığımız adaylardan da geri dönüş olması mümkün değil. Başından beri de söylediğimiz gibi bir ittifak söz konusu olursa sadece İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir bazında olabilir. Diğer il ve ilçelerde biz kendi adaylarımızla seçime katılacağız. Teşkilatlarımız da yerel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik olmadığı görüşündeler. Yetkili kurullarımızla istişare ederek kararımızı önümüzdeki günlerde vereceğiz.”

CHP Lideri Özel’in DEM Parti ziyaretine tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Dem Partisi’ni ziyaret etmesine tepki gösteren Erbakan, şu ifadeleri kullandı: Biz de mecliste şahit oluyoruz bu olaylara. Söz konusu partinin milletvekilleri ‘Sayın Öcalan’ diyerek konuşma yapıyorlar meclis kürsüsünde. Bu tabi son derece üzücüdür. Biz bu partiyi ve ideolojisini, siyasi düşüncesini siyaseten mağlup etmemiz gerektiğini söyledik.

Bunların partilerini kapattığımız zaman yenisini açıyorlar. Hatta kapanmadan yenisi zaten hazır oluyor. Ve bunlar daha çok taraftar toplamalarına da neden oluyor çünkü mağduriyet durumu ortaya çıkıyor. O halde bizim Doğu’ya ve Güney Doğu’ya yönelerek onları bizim siyaseten mağlup etmemiz lazım. Orası Hz. Ömer döneminde İslam ile müşerref olmuş ve Anadolu’nun diğer bölgelerinden dört asır önce Müslüman olmuş ve gerçekten çok kıymetli İslam ile yoğrulmuş hocaların yetiştiği bir bölge. Ama orada bir dejenerasyona ve bozulmaya yol açtılar.

Orada özellikle gençler üzerinde bu ideolojilerin etkisinde kalmaması için mutlaka mücadele edilmesi lazım. Hem STK’la ile hem eğitim ile hem de siyasi olarak bizim üzerimize çok büyük görev düşüyor. Milletin teveccühüne ulaşamamalarını ve oradan oy alamamalarını sağlayacak çalışmaları yapmamız lazım. Yoksa tabi kınıyoruz, ayıplıyoruz, şaşırıyoruz ama asıl olarak bu bataklığın kurtarılması lazım. O yüzden bizlere çok büyük görevler düşüyor. Bunlara malzeme olabilecek şekilde bir neslin yetiştirilmemesi için mücadele vermek gerekiyor.

Paylaşın

İYİ Parti Sözcüsü Zorlu’dan İstifalarla İlgili Açıklama: Planlı Saldırı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de parti sözcüsü Kürşad Zorlu, istifalara ilişkin yaptığı açıklamada, “Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Öte yandan partisinden art arda istifa eden isimleri hedef alan İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer, “Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün” dedi.

İYİ Partide yaşanan istifalara ilişkin parti yetkililerinden açıklamalar gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu ve partinin Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Raşit Emir Süer, açıklamalarda bulundu.

“Partimize yönelik planlı bir saldırının olduğunu ifade etmek istiyorum” diyen Kürşat Zorlu, “Bize yeni üye katılımlar da oldu. Kayda değer bir kaybımızın olmadığını ifade etmek isterim. Spekülasyonlara izin verilmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Partisinden istifa eden isimleri hedef ala Raşit Emir Süer ise şu ifadeleri kullandı: “Şeyh Said söylemi sebebiyle, Genel Başkanımız Ensarioğlu’nu ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kuruluna gönderdi. Ayrılan Diyarbakır teşkilatı da Şeyh Said taraftarıydı ki, istifa ettiler.

Genel Başkanımız, sürecin başından beri hiç bir tehdide boyun eğmedi. Giden kimsenin de arkasından konuşmadı. Konuşanların tamamı davalarını, yol arkadaşlarını sattıklarının farkında, kendi ahlaksızlarını bastırmak adına konuyu değiştirme çabasındalar.

Karalayanların amaçlarının neye hizmet ettiği de gün yüzü gibi ortada. AKP’nin elinden İstanbul ve Ankara’yı aldık. Dedik ki; İstanbul ve Ankara’yı alan, ülkeyi alır. Öyle olmadı. İstanbul’u ve Ankara’yı alan CHP’de, küçük AKP oldu.

CHP’nin elinde ki güce esir olan siyasetçiler, davalarını terk ettiler. Biz durmamız gereken yerde duruyoruz hem de aslanlar gibi. Tüm baskı, psikolojik şiddet, kuşatma ve tacizlere rağmen mevzu vatanda hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün.”

İYİ Parti’de son günlerde yaşanan istifalara Diyarbakır’da 12 bin 750 kişinin daha eklenmesine partinin GİK üyesi Raşit Emir Süer, sert tepki gösterdi.  İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan’ın istifa ettiği İstanbul’u ve Ankara’yı da konu eden Süer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Mevzu vatansa hepimiz ölelim. Mevzu makamsa hepiniz ölün” dedi.

“İmamoğlu” ve “Şeyh Said” tartışmaları İYİ Parti’de istifaları da beraberinde getirdi. Son günlerde partinin üst düzey isimleri ve il kurullarından peş peşe ayrılık haberleri gelirken, Diyarbakır’da 12 bin 750 kişinin istifasının ardından İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ile 5 meclis üyesi daha partiden ayrıldı.

Üst üste istifalar ile sarsılan partideki ilk istifa, Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’ndan geldi. Partisinin AKP ile ittifak yapması gerektiğini belirten Hatipoğlu, ardından İYİ Parti’den istifa ederek AKP’ye katıldı.

Hatipoğlu’nun ardından Ankara Milletvekili Adnan Beker ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu İYİ Parti’den ayrıldı.

Çözülmenin sürdüğü partide Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ise ihraç edildi. Son olarak İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun da istifa etmesiyle İYİ Parti’nin Meclis’teki milletvekili sayısı 39’a düşmüş oldu.

Paylaşın

8 Yılda 4 Bin 334 DEM Partili Tutuklandı

DEM Partili Öztürk Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partilerine dönük operasyonlarda en az 22 bin 818 partilinin gözaltına alındığını, içlerinde eş genel başkanların da olduğu en az 4 bin 334 kişinin tutuklandığını aktardı.

Öztürk Türkdoğan, “Ocak 2015-10 Aralık 2023 tarihleri arasında 104 il eş başkanımız, 201 ilçe eşbaşkanımız ve bir belde eşbaşkanımız tutuklanmıştır. Bunlar oldukça yüksek sayılar. 2015 yılında bu yana partimiz eş genel başkanlarıyla 24 milletvekilimiz ve 30 MYK üyemiz tutuklanmıştır” dedi.

Türkdoğan, “2023 ilk 11 ayında 72’si çocuk 60 il ve ilçe yöneticimizin aralarında bulunduğu 2 bin 906 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4’ü çocuk, 319 kişi tutuklandı. En son İzmir’de eşbaşkanlarımız tutuklanmıştı. Partimize yönelik fiziki saldırılar korkunç boyutta” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Özdoğan ve Öztürk Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partililerine yönelik saldırı ve hak ihlallerine dair hazırlanan raporu açıkladı. Parti binasında yapılan açıklamada, hazırlanan raporu Türkdoğan okudu.

Türkdoğan, partilerine dönük saldırılara dair  raporda belirttiklerinden daha fazla ihlal olduğuna işaret ederek, “Ama bütün bunlara rağmen partimizin barış, özgürlük mücadelesi, eşitlik ve demokrasi mücadelesi ısrarla ve kararlı bir şekilde devam ediyor” dedi.

Türkdoğan, 2015 yılından bu yana partilerine dönük operasyonlarda en az 22 bin 818 partilinin gözaltına alındığını, içlerinde eş genel başkanların da olduğu en az 4 bin 334 kişinin tutuklandığını aktardı. Türkdoğan, “Ocak 2015-10 Aralık 2023 tarihleri arasında 104 il eş başkanımız, 201 ilçe eşbaşkanımız ve bir belde eşbaşkanımız tutuklanmıştır. Bunlar oldukça yüksek sayılar. 2015 yılında bu yana partimiz eş genel başkanlarıyla 24 milletvekilimiz ve 30 MYK üyemiz tutuklanmıştır” dedi.

Türkdoğan, 7 milletvekillerinin ve 14 MYK üyelerinin hala tutsak olduğunu, 15 milletvekillerinin vekilliğinin düşürüldüğünü söyledi. Türkdoğan, “Sürekli halk iradesinden bahsedenler, Kürtlerin ve dostlarının iradesi söz konusu olduğunda bunu tanımıyorlar. 30 Mart 2014 tarihinde seçilen 93 belediye başkanımız tutuklanmış, 95 belediyemize kayyım atanmıştır. 10 Aralık 2023 tarihi itibariyle DBP’ye mensup 27 belediye eşbaşkanı halen hapistedir. 2016’dan bu tarafa halen hapiste olan belediye eşbaşkanı arkadaşlarımız var. 31 Mart 2019’da gerçekleşen yerel seçimlerde ise özellikle Kürdistan’da halkın iradesini yok sayan AKP tarafından kayyım operasyonu yeniden devreye konuldu. 19 Ağustos 2019’da bu operasyonlar yeniden başladı bu süre içerisinde 43 eşbaşkan tutuklandı, 48 belediyeye kayyım atandı. Hali hazırda 17 belediye eşbaşkanımız tutuklu bulunmaktadır” bilgilerini paylaştı.

Türkdoğan, şöyle devam etti: “Şu anda 44 belediye eşbaşkanımızın rehineliği devam etmektedir. Bu yıla ilişkin bir rakam söyleyeyim; sadece 2023 ilk 11 ayında 72’si çocuk 60 il ve ilçe yöneticimizin aralarında bulunduğu 2 bin 906 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4’ü çocuk, 319 kişi tutuklandı. En son İzmir’de eşbaşkanlarımız tutuklanmıştı. Partimize yönelik fiziki saldırılar korkunç boyutta.

2015-2023 yılları arasında partimize tespit edebildiğimiz kadarıyla toplam 336 fiziki saldırı gerçekleşti. Bu saldırılarda parti üyemiz iki kişi yaşamını yitirmiş ve HDP’li 76 kişi yaralanmıştır. Ayrıca partimize yönelik bombalı saldırılarda gerçekleşmiştir. Bu saldırılarda 142 kişi yaşamını yitirmiş, bine yakın arkadaşımız yaralanmıştır. Raporumuzda yıl yıl çeşitli ihlal tespitleri var. Ama 2015 yılı itibariyle hafızalardan silinmeyecek olanlar çözüm sürecinin sona ermesi 24 Temmuz 2015 itibariyle yeni bir çatışma ve savaş süreci başlamış ki bu halen kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.

16 Ağustos 2015 tarihi sokağa çıkma yasaklarının başladığı tarihtir. Sokağa çıkma yasakları şu anda valilere tanınan 15 günlük yasaklama kararlarıyla halen devam etmektedir. 2015 yılındaki bombalı saldırılar ki Ankara Gar Katliamı hafızamızdan hiçbir zaman silinmeyecektir, Suruç Katliamı hafızamızdan silinmeyecektir.

2016 aynı zamanda Eş Genel Başkanlarımız Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın vekil arkadaşlarımızın, belediye eş başkanlarımızın, siyasi operasyonla gözaltına alınıp tutuklandığı yıl. 2016’daki sivillere yönelik saldırılar da devam etmiştir. Partimize yönelik saldırılara da devam etmiştir. 2017 yılında hafızalarda silinmeyen bir olay yaşandı. Sevgili Aysel Tuğluk’un annesi merhum Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı nefret saldırısıdır. Kürt halkının hafızasından hiçbir zaman silinmeyecektir. Bunu yapanlar utanmalıdır.”

Türkdoğan, “2021 yılı, partimize yönelik kapatma davasının açıldığı bir yıl oldu. Çok paralel değil mi? Bir yandan kumpas davası bir yandan kapatma davası açılıyor. Yasama, yürütme, yargı adeta birlik ilkesine uygun bir şekilde hareket ediyor. Bu yeni anayasanın zaten esprisi de olur. Kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği ilkesidir” diye belirtti.

Türkdoğan, deprem bölgesinde yaşananlara işaret ederek, “Nasıl kardeş aile kampanyamıza müdahale edildiyse deprem yardımlarına da müdahale edildi. Bu ülke Maraş depremlerini yaşadı, 50 binden fazla insanımızı kaybettik. Sosyal yardımları devlet yapması gerekirken dayanışma kampanyalarımıza müdahale edildi, çadırlarımız söküldü” dedi.

“Türkiye’nin bütün bu sorunları demokratik zeminde çözmeye ihtiyacı var”

“Bu iktidar Kürt sorununda yeni bir barış sürecine girmeden demokratikleşemez ve bu baskı politikasından kurtulamaz. Bu ülke kayyımlardan vazgeçmelidir” diyen Türkdoğan, şöyle devam etti: “Halkın iradesi esastır. Kürt halkının iradesine saygı göstereceksiniz ve bir daha asla kayyım uygulamalarına başvurmayacaksınız. Yargı baskısıyla sürekli bize müdahale ediliyor, bundan vazgeçilmelidir. Seçim kanunlarıyla bu kadar çok oynanmamalı, Türkiye’nin demokratik bir seçim kanuna ve siyasi partiler kanununa ihtiyacı var. Türkiye’nin ifade özgürlüğüne ve hukuk güvenliğine ihtiyacı var. Hukuku belirlilik hakkına ihtiyacı var. Elbette Türkiye’nin bütün bu sorunları demokratik zeminde çözmeye ihtiyacı var.”

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Eş Sözcü Nuray Özdoğan ise, “Ne partimizi ne dostlarımızı ne de bizimle beraber hareket edenleri bu baskılarla caydıramazlar” dedi. Yerel seçimlere demokratik ve eşit koşullarda girmek istediklerini vurgulayan Özdoğan, “Açıkladığımız ihlaller sadece partimize yönelik, partimizin yürüttüğü siyasetin bu topraklarda gelişmemesi için yapılan baskılardır” dedi.

Demokratik kesimlere “yan yana durma” çağrısı yapan Özdoğan, “Bu Salı günü geçmiş dönem Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ beyanlarda bulunacak. Aslında savunma değil, siyasi beyanlarda bulunuyorlar. Mahkeme acele ediyor. Bildiğiniz üzere genel seçimler öncesi mütalaa açıklanmıştı. Şimdi de yerel seçim öncesi bir karar açıklama çabası içerisindeler. Bunu yapan mahkeme heyeti değil, mahkeme heyetini bir araç olarak kullanan siyasi iradedir. Biz bunu da görüyoruz. Ama tüm anlatılan tabloda partimizin mücadelesi, halklarımızın mücadelesi hiçbir şekilde kesintiye uğramayacak ve durmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Hamas Liderleri Türkiye’de Gizli Toplantı Yaptı” İddiası

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında 10. hafta geride kalırken, İsrail basını, Hamas liderlerinin geçen hafta Türkiye’de gizli bir toplantı yaptığını iddia etti.

The Jerusalem Post gazetesinin İsrail kamu yayıncısı KAN’dan aktardığına göre, Hamas yetkililerinin ‘gizli toplantısı için Türkiye özellikle seçilmişti çünkü liderlerin burada bir araya gelmesinin yeterince güvenli olduğu düşünülmüştü.’

İsrail basınının iddiasına göre, toplantının liderliğini, Beyrut’tan katılan Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El Aruri ve Katar’ın başkenti Doha’da yaşayan eski Hamas lideri Halid Meşal yapmış, toplantıya pek çok Hamas yetkilisi de katılmıştı.

The Jerusalem Post gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i savaş suçları işlemekle suçladığını hatırlatarak, “Türkiye, toplantı yeri olarak özellikle seçildi, çünkü liderlerin orada toplanması yeterince güvenli addedildi” yorumunda bulundu.

İddiaya göre, geçen hafta yapılan toplantının amacı ‘Hamas’ın İsrail ile devam eden çatışmasında bir sonraki adımlarını koordine etmekti’. Hamas liderlerinin savaştaki bir sonraki adımlarını ve Lübnan Hizbullahı’nın rolünü henüz belirlemediği ifade edilirken, KAN, başka bir rehine takası anlaşmasının masada olabileceğini aktardı.

Mısırlı yetkililer de 17 Aralık Pazar gecesi yaptıkları açıklamada, İsrail ve Hamas’ın yeni bir geçici ateşkes ve rehine takası anlaşmasına açık olduğunu bildirmiş, fakat bu anlaşmanın nasıl uygulanacağıyla ilgili anlaşmazlıkların sürdüğü ifade edilmişti.

İsrail basınına göre, Hamas liderleri ‘gizli toplantılarını’ üçüncü bir ülkede yapmayı ve toplantı için video konferans gibi teknolojik araçları kullanmamayı seçmişti çünkü İsrail istihbaratının sızmasının mümkün olmadığı ‘güvenli bir ortamda’ görüşmek istemişlerdi.

İsrail iç istihbarat örgütü Şin Bet Başkanı Ronen Ba, aralık ayının başında yaptığı bir açıklamada, Hamas liderlerini dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ortadan kaldıracaklarını söylemiş, Türkiye’den İsrail’e ‘Ciddi sonuçları olur’ uyarısı yapılmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın