DEM Parti: AKP Hileyle İrademizi Gasp Etmeye Çalışıyor

Partisinin genel merkezinde açıklama yapan DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “AKP’yi demokratik bir seçim yarışına davet ediyoruz, mert bir seçim yarışına davet ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Asıl çağrıyı AKP’ye yapmayacağım. Çünkü AKP bildiği şeyi yapıyor. Hilelerle seçim sonuçlarını manipüle etmeye çalışıyor. Ben halklarımıza bir çağrı yapmak isterim; AKP hile ile hurda irademizi gasp etmeye çalışıyor. Lütfen buna izin vermeyin. AKP sizin oylarınızla değil, taşıdığı memurlar askerler ve korucu aileleri ile belediye başkanı belirlemek istiyor. Buna izin vermeyin. Halkın gücünü AKP’ye de bütün halk düşmanlarına gösterin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, partisinin genel merkezinde taşınan seçmenlere ilişkin açıklama yaptı.

Tiryaki, Iğdır, Kars, Diyarbakır’ın Kulp, Hazro, Mardin’in Savur, Dargeçit, Batman’ın Hasankeyf, Gercüş, Hakkari Çukurca, Şemdinli, Yüksekova, Şırnak merkez, Uludere, Silopi ilçeleri ile Muş’ta birçok adrese seçmen kaydedildiğini söyledi.

Seçim güvenliğine dair DEM Parti seçmenine seslenen Tiryaki, “AKP’yi demokratik bir seçim yarışına davet ediyoruz, mert bir seçim yarışına davet ediyoruz” diyen Tiryaki, “Asıl çağrıyı AKP’ye yapmayacağım. Çünkü AKP bildiği şeyi yapıyor. Hilelerle seçim sonuçlarını manipüle etmeye çalışıyor. Ben halklarımıza bir çağrı yapmak isterim; AKP hile ile hurda irademizi gasp etmeye çalışıyor. Lütfen buna izin vermeyin. AKP sizin oylarınızla değil, taşıdığı memurlar askerler ve korucu aileleri ile belediye başkanı belirlemek istiyor. Buna izin vermeyin. Halkın gücünü AKP’ye de bütün halk düşmanlarına gösterin” dedi.

Tiryarki, taşınan seçmen profiline dair bilgi de verdi ve seçmenin büyük çoğunluğunun erkeklerden ve askerlerden oluştuğunu söyledi.

Tiryaki’nin verdiği örneklerden bazıları şöyle: “HDP’nin bin 514 farkla kazandığı Iğdır merkezinde seçim sonucunu etkilemek için bakın AKP ne yapmış; Pir Sultan Abdal mahallesi, 831. Sokak, No:5, bu adres yeni bir adres. Bu adrese tam bin 450 seçmen kaydedilmiş. Bunların yalnızca 5 tanesi, 14 Mayıs seçimlerinde Iğdır merkezinde oy kullanmış. Bin 445 seçmen Iğdır merkeze dışarıdan getirilmiş.

Konaklı Mahallesindeki Kazım Karabekir Caddesi üzerinde bulunan 220 numaralı adrese 6 ay önce toplam 743 erkek seçmen kaydedilmiş. Adres sorgulama sisteminde söz konusu adres İl Emniyet Müdürlüğü olarak geçiyor. Bir işyeri. Bu işyerine 743 erkek seçmen kaydedilmiş. Adres olarak belirtilmeyecek yerden bahsediyoruz. 2023 seçimlerinde yurtdışı seçmen kütüğüne kayıtlı bin 186 seçmen, 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilmeleri için Iğdır merkeze kaydedilmiş. Bu da yeni bir şey. Adeta bir seyyar seçmenden bahsediyoruz. Güvenlik görevlilerini, jandarmayı, polisi bir seyyar seçmen gibi bir dönem yurt dışına, bir dönem istedikleri şehirlere, köylere, ilçelere, kasabalara taşıyan bir siyasi iktidar var.

Siirt merkezde en az 6 bin şüpheli seçmen tespit edilmiş. Hayali seçmenden bahsetmiyorum. Bunların her birisi seçmen. Fakat seçimlerde adresleri Siirt merkeze nakledilmiş binlerce kişiden bahsediyoruz. Yeni mahalle, Cengiz Topel caddesi, No: 40; Bu adrese Mayıs 2023 seçimlerinde 10 tane seçmen kaydedilmiş. Şimdi ne kadar artmış? Yüzde 20 bin 890 artmış, yani 2 bin 99 kişi kaydedilmiş. Bunlardan yalnızca 10 tanesi Siirt merkez seçmeni. Diğerlerinin tamamı dışarıdan getirilmiş kişiler.

Doğan mahallesi Abdurrahman Kavak caddesi, No: 75; Burası da adres sorgulama sisteminde Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket Şube Müdürlüğü olarak geçiyor. Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket Şube Müdürlüğü’nde 7 olan seçmen sayısı bin 989’a yükselmiş.

AKP, 2019 yılında Şırnak Belediyesi’ni 8 bin 500 oyla kazanmış. Yanına bir parantez açmak gerekiyor. Şırnak’ta ahırlara bile seçmen kaydı yaptırılmıştı. Biz bunların hepsini belgeledik, YSK’ya başvurduk ama sonuç alamadık.

2023 Mayıs seçimlerinde Şırnak merkezi kazanamayacağını anlayan AKP, bu mühendisliği bir başka biçimde sürüyor. Yeşilyurt Mahallesi, Şehit Tümgeneral Erdoğan Aydın caddesi; adres sorgulama sisteminde burası askeri alan. Seçmen taşınan en yoğun alandır. Bu yerleşkeye kayıtlı seçmen 752.

Yüzde bin 600 artışla şu anda 5 bin seçmene ulaşmıştır. Bu seçmenlerin 4 bin 368’i yeni kayıtlı seçmen. Hiçbiri Şırnaklı değil. 4 bin 368’li yeni seçmen garip bir şekilde AKP’nin seçimi hiçbir şekilde kazanamayacağını bildiği Silopi ve Cizre’den Şırnak merkeze getirilmiş.

AKP, Hakkari Çukurca’yı 2019 seçimlerinde 94 oyla kazanmış. Aslında büyük bir rakam. AKP Çukurca’yı olağan koşullarda kazanamayacağı için inanılmaz seçmen taşımış. Çukurca Yeşilçeşme mahallesinin yalnızca yüzde 15’i Hakkarililerden oluşuyor. Bu mahallede seçmen yalnızca 801’i Hakkârili. Üstelik bu adreslerden bir tanesi No :6/2.

14 Mayıs seçimlerinde tek bir tane seçmeni olan bir adres. Adı soyadı bizde. Buradaki seçmen artışı yüzde 92 artarak, 923’e ulaşmış. 923 tane yeni seçmen kaydedilmiş. Yine bir başka adresteki 67 seçmen sayısı bin 224’e çıkmış. Yüzde bin 726 artış olmuş. Bir başka adres 501 seçmeni bin 455’e ulaşmış. Yüzde yüz 90’lık bir artış olmuş. Bunlara AKP adına biri konuşacaktır. Ama şunu bilsinler ki her adresi bütün ayrıntıları ile biliyoruz ve bunlara itirazlarımızı yapacağız. Polis evi, askeri yer, emniyet özel hareket yeri diyerek kurtulamayacaklar.

Kulp ilçesinde 2019 yerel seçimlerinde HDP belediyeyi bin 757 oy ile kazanmış. Turgut Özal mahallesi, Turgut Özal Bulvarı, No:103; Adres sorgulama sisteminde Jandarma Misafirhanesi olarak gözüküyor. 6 ay önce böyle bir misafirhane kayıtlarda yoktu.  Ekim 2023 itibariyle bu adrese bin 62 tane seçmen kaydedilmiş. Bunlardan sadece 13 tanesi 14 Mayıs seçimlerinde Kulp’ta oy kullanmış. Kulp’a gelen, Kulp’ta olmayan toplam 2 bin 100 seçmenin bin 49’u bu adrese kaydedilmiş. Misafirhanede bulunan askerlerin 572 tanesi de kazanma ihtimalinin olmadığı düşündüğü Lice’den Kulp’a getirilmiş kişilerden oluşuyor.”

“Kazanan biz olacağız, kazanan halkımız olacak”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, polis ve askerlerin gezici seçmen olarak kaydedilmesine dair sanal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.

Hatimoğulları, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şunları belirtti: “İktidar ölülere bile oy kullandırın talimatıyla başladığı yolda seyyar seçmenle Kürt halkının iradesini gasp etmek istiyor. Bunların hile ve hurdalarını bir araya getirsek fizana yol olur. Sadece birkaç örnek vermek istiyorum:

Siirt İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürlüğü olarak görünen bu adresin Mayıs seçimlerindeki seçmen sayısı 7 iken %28314,29 artarak 1.989 olmuştur. Şırnak’ta askeri alandaki bir yerleşkeye kayıtlı seçmen sayısı Mayıs 2023’te 752 iken %692 artışla şu anda 5.956 seçmene ulaşmıştır. Bu seçmenlerin 4.368’i yeni kayıtlı seçmendir ve hiçbiri Şırnaklı değildir. Yine Şırnak’ta polisevi olarak görünen adreste Mayıs seçiminde seçmen sayısı 14 iken %3514 artarak 506 olmuştur. 506 kişinin yalnızca 10’u daha önce Şırnak merkez seçmenidir.

Kars’ta orduevi olarak görünen adresin Mayıs 2023 seçimlerindeki seçmen sayısı 13 iken %23015,38 artarak 3.005 olmuştur ve bu 3.005 kişiden yalnızca 10 tanesi daha önceden Kars Merkez seçmenidir. Emniyet, jandarma ve güvenlik bürokrasisini seferber edip hile ve usulsüzlüğe başvurarak Kürt halkına ve iradesine düşman hukukuyla yaklaştıklarını bir kez daha gösteriyorlar.

Bu hukuksuzluğa karşı halkın hakkını savunacağız. Tek bir şüpheli seçmene bile izin vermeyecek şekilde itirazlarda bulunacağız. Siz halkın iradesini çalmak için hilelere devam edin. Biz halkın gönlündeyiz ve size boyun eğmeyecek, kazanacağız.”

Bakırhan ise sosyal medya hesabına yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Her türlü devlet imkanını kullanarak, halkın iradesine kayyım atayarak Kürt kentlerindeki iflasını engelleyemeyen iktidar şimdi de seçmen kaydırmayla sonuç almaya çalışıyor.

Sadece İdil’deki tek bir hanede beş olan seçmen sayısını bin 450’ye çıkararak, Iğdır’da Emniyet Müdürlüğü’ne ait bir adrese 743 seçmen ekleyerek hukuksuzlukta çığır açtınız.

Siirt Kurtalan’da misafirhane olarak görünen adreste Mayıs 2023 seçimlerinde 13 seçmen kayıtlıyken şu anda 1.003 seçmen kaydedilmiş. 1.003 seçmenin 994’u önceki seçimde Kurtalan seçmeni değildi. Bunun gibi birçok yerde hile ve usulsüzlük yaptığınızı biliyoruz. Ensenizde olacağız. Bu hile ve usulsüzlük irade hırsızlığıdır. Vicdanınız olsa kuruyup giderdi. Ahlakınız olsa çürür, kokardı. Sizin pusulanız hile, usulsüzlük; bizim pusulamız halktır! Ne yaparsanız yapın. Kazanan biz olacağız. Kazanan halkımız olacak.”

Paylaşın

TÜSİAD’dan ‘Cemaat Ve Tarikat’ Açıklaması: Eğitim Sisteminde Yer Olmamalı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in tarikat ve cemaatler ile protokol yapıldığını ve yapılmaya devam edileceği yönündeki sözlerine ilişkin açıklama yapan TÜSİAD, açıklamasında “cemaat ve tarikatlara eğitim sisteminde yer olmaması gerekir” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / TÜSİAD’ın açıklamasının devamında, “Eğitim sisteminde çağdaş eğitimle bağdaşmayan konuların gündemde olmasının ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleri ile uyuştuğunu söylemek mümkün değildir. Milyonlarca öğrenci, veli, öğretmen, iş, emek, teknoloji dünyası ve akademi gibi çok geniş bir çevreyi etkileyen eğitim alanında bilime dayalı politikalar uygulanması esas olmalıdır” denildi.

Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözlerinin ardından bugün bir açıklama yayınladı. TÜSİAD’ın eğitimle ilgili gündem konuları hakkında yaptığı açıklama şöyle:

“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, ekonomik ve sosyal kalkınmayı başarmış, demokratik laik bir hukuk devleti olan Türkiye için çağdaş bir eğitim seferberliğine ihtiyacımız var.

Müfredatı 21. yüzyıl becerilerine uygun hale getirmek, gençlerimize çağın gerektirdiği yetkinliklerin kazandırılması ve katma değeri yüksek bir ekonomi açısından büyük önem taşıyor. Kimseyi geride bırakmadan her bir öğrencinin kaliteli bir eğitime ulaşmasını sağlamak önceliğimiz olmalı. Çağımızda genç kuşaklarımızı ezberciliğe değil eleştirel ve yaratıcı düşünceye dayanan bir eğitimle buluşturmalıyız. Gelecekte özgür düşünen bireylere hem toplumsal yaşamda hem de iş yaşamında her zamankinden daha çok ihtiyaç duyacağız. Kalkınmanın her boyutunda koyduğumuz iddialı hedeflerin gerçekleşmesi de bunu gerektiriyor.

Ülkemizin bu yöndeki ihtiyacı ve yakın geçmişte yaşanan acı tecrübeler dikkate alındığında cemaat ve tarikatlara eğitim sisteminde yer olmaması gerekir. Eğitim sisteminde çağdaş eğitimle bağdaşmayan konuların gündemde olmasının ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleri ile uyuştuğunu söylemek mümkün değildir. Milyonlarca öğrenci, veli, öğretmen, iş, emek, teknoloji dünyası ve akademi gibi çok geniş bir çevreyi etkileyen eğitim alanında bilime dayalı politikalar uygulanması esas olmalıdır.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Sular Durulmuyor: Bir İstifa Daha

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Prof. Dr. Esergül Balcı, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Balcı, istifa açıklamasında, “Türkiye, artık aydınlıkla karanlık arasındaki uçurumun kenarındadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Bu nedenle ülkemizin ne çelişkili politikalara ne de “kaybet- kaybettir” tarzındaki yaklaşımlara tahammülü yoktur. Ömrünü Cumhuriyet ve Devrimlerine adamış bir ‘Cumhuriyet Kadını’ olarak, aynı ilkelere bağlı şekilde siyasi-sosyal vb. çalışmalarımı sürdürme kararlılığındayım. Bu ilkelerin gerçekleşmesine engel olduğu izlenimi veren, bir siyasi yapı ve anlayışın içinde yer almam mümkün değildir.

28 Mayıs seçimlerinde sonra istifalar, görev almalar ve parti içi krizle sürekli gündeme gelen İYİ Parti’de son olarak Prof. Dr. Esergül Balcı, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Balcı, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı.

“Sevgili Dostlar, 2018’de hazırladığımız ‘Tarikat Raporu’ nedeniyle, üniversitede yaşadığım baskı ve yıldırma sonrası, mesleki hayatım boyunca sürdürdüğüm Türkiye’nin aydınlanma mücadelesini, siyasi düzlemde daha etkin olarak sunabilmek adına, emekliye ayrılmak zorunda kaldım.

Eğitim Politikaları alanındaki çalışmalarıma devam etmek ve bu çalışmaların politik alanda uygulanmasını sağlamak amacıyla; ülkemizde her alanda ortaya çıkan olumsuzlukların giderilmesinde başarılı olacağı ümidiyle, İYİ Parti’de görev aldım. Bu nedenle, davet üzerine İzmir’den Ankara’ya taşındım. Akademik çalışmalarımın yanı sıra partinin bana verdiği görevleri de yerine getirdim.

Bugün geldiğimiz aşamada; partide kuruluş amacı dışında politikalar oluşturulmakta, kararlar alınmakta ve uygulanmaktadır. Türkiye, artık aydınlıkla karanlık arasındaki uçurumun kenarındadır. Bu nedenle ülkemizin ne çelişkili politikalara ne de “kaybet- kaybettir” tarzındaki yaklaşımlara tahammülü yoktur.

Ömrünü Cumhuriyet ve Devrimlerine adamış bir ‘Cumhuriyet Kadını’ olarak, aynı ilkelere bağlı şekilde siyasi-sosyal vb. çalışmalarımı sürdürme kararlılığındayım. Bu ilkelerin gerçekleşmesine engel olduğu izlenimi veren, bir siyasi yapı ve anlayışın içinde yer almam mümkün değildir.

Bu bağlamda, ayrıca partiye katkı yapabilme amacımın gerçekleşmeyeceğini ve buna olanak verilmeyeceğini de fark etmiş bulunmaktayım. Söz konusu gerekçelerle, İYİ Parti’den istifa ettiğimi kamuoyu ile paylaşmak isterim. Saygılarımla.”

İYİ Parti’nin eğitim politikaları alanındaki çalışmalarında görev alan Prof. Dr. Esergül Balcı, 2018 yılında üniversitede görev yaptığı dönemde tarikatlar raporunu hazırlamıştı.

Paylaşın

İmamoğlu Ve Yavaş’tan Meral Akşener’e ‘Korkaklar’ Yanıtı

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, kendilerini ‘korkaklıkla’ suçlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yanıt verdiler. Mansur Yavaş, “Bu bir Genel Başkan’ın hadi çık ortaya demesi ile yapılabilecek bir şey değildir” dedi.

Haber Merkezi / Ekrem İmamoğlu ise, “Dün konuşmamda ifade ettiğim tariflerimle ya da ilişki tanımlamalarımla ben o defteri kapattım. İşime ve önüme bakıyorum. Süreçte şu anda ifade edebileceğim başka bir şey yok. Ben çünkü gerçekten yoğun bir iş takvimiyle meşgulüm. Eski dost düşman olmaz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kastederek “çıkın millet sizi istiyor aday olun dedik ama korktular”  açıklamasına Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’ndan tepki geldi.

Tarihi Ulus Hali’nin Açılış Töreni’nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yavaş, Akşener’in sözlerini, “Benim aday olmamı istiyorsa belki o şekilde önümü açabilirdi” şeklinde değerlendirdi.

Yerel seçimlere vurgu yaparak önceliğinin Ankara olduğunu söyleyen Yavaş, şunları kaydetti: Akşener’in, Kılıçdaroğlu’nun aday olacağına dair çok söylemi oldu. Keşke bunu son ana bırakmadan farklı bir karar alınsaydı, benim aday olmamı istiyorsa belki o şekilde önümü açabilirdi. Korkaklıkla suçlanmak açıkçası zoruma gidiyor. Korkak falan değilim. Önceliğimiz kesinlikle ama kesinlikle Ankara’dır.

Ataköy- İkitelli Metro Hattı Test Sürüşü sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener’in ifadelerine yönelik sorulara yanıt verdi.

İmamoğlu, “Ben dün söyleyeceğimi söyledim. Dün konuşmamda ifade ettiğim tariflerimle ya da ilişki tanımlamalarımla ben o defteri kapattım. İşime ve önüme bakıyorum. Süreçte şu anda ifade edebileceğim başka bir şey yok. Ben çünkü gerçekten yoğun bir iş takvimiyle meşgulüm. Eski dost düşman olmaz. Biz bugün yaşananların tarifini dün yaptığım gibi anlayın lütfen.

Onun dışında küçük küçük detaylar üzerinden konuşmayı artık uygun görmüyorum. Geçmişe hiç dönmeye vaktimiz yok. Geleceğe bakıyoruz. Geleceğe dönük şu anda 16 milyon İstanbullu hatta bütün ülke bizim yaptığımız işlere ve başarılarımıza odaklanmış durumda. Biz Türkiye’nin geleceğinin imza altına alındığı, tariflendiği şehirlerde yöneticileriz. Ben de Mansur Bey de hepimiz artık geleceğe odaklanmış bir biçimde yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener ne demişti?

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinin İYİ Parti işbirliğiyle kazanıldığını savunan Akşener,  bugün gelinen noktada hür ve müstakil olarak seçimlere girmeye kararı verdiklerini belirtmiş ve bu kararı aldıktan sonra hakaret ve iftiralarla karşı karşıya kaldıklarını söylemişti.

Cumhurbaşkanı Seçimi öncesi Altılı Masa’ya iki isim önerdiğini ancak masadan kovulduğunu savunan Akşener, sözlerini şöyle sürdürmüştü:

“Saraçhane’ye ikinci kere gittim. Bugün sövenler o gün rahmetli anama kadar götürdüler işi. Ne yaptım, boynumu eğdim, kazanalım diye ağzımı açmadım. Millet bu arkadaşları istiyor diye o masaya götürdüm, o masadan kovuldum. İkisi de korktu, kabul etmedi. Ben değil milletin istediğini kabul etmediler. Dün benim için bir milattır. Bugüne kadar hiçbir siyasi partinin iç işlerine ahlaki olarak karışmadık. 30 yıllık siyasi hayatımda hiç bunu yapmadım. Kongre yaptılar, üstümüze kaldı. Bana ne kardeşim sizin kongrenizden. Kim kazanırsa kazansın. Çünkü biz onların müstemlekesi olmuşuz onların kafalarında, öyle bir dünya yok.

Dün anlatılanlara baktığımda sözler veriliyor, insanlar istifa ettiriliyor… Bu bir savaş ilanıysa kabulümdür, can baş üstüne. Çok küçümsemişler bizi. Şimdi sağdan soldan herkesi birleştirmişiz. Ezeli düşman olanları bile kanka olmuş durumda. Onlar hep, biz tek. Canımız sağ olsun, bakalım, görelim ne yapacağız. Ben de şu masanın üstüne kellemi koydum, ister tekme atın yere düşsün ister tekrar buraya koyun sizin elinizde, siz bilirsiniz.”

Paylaşın

Özdağ’dan İYİ Parti’ye İş Birliği Sitemi: Sonsuza Kadar Devam Etmeyecek

İYİ Partiye seçim işbirliği çağrısında bulunduklarını ifade eden Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “Üzerinden 10 günden fazla süre geçti. Randevu da talep ettik. Ne çağrımıza ne randevu talebimize İYİ Parti Genel Merkezinden şu ana kadar bir cevap gelmedi” dedi ve ekledi:

“Bizim de randevu ve işbirliği talebimiz sonsuza kadar devam etmeyecek. Eğer olumlu bir cevap birkaç gün içinde gelmezse biz de bu konudaki değerlendirmeyi, vatansever seçmenin takdirine sunacağız ve taleplerimizi geri çekeceğiz.”

Çeşitli programları kapsamında Trabzon’a gelen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Beşikdüzü ilçesinde ziyaret ettiği esnafın sorunlarını dinledi.

Atatürk Köşkü’nü ziyaret ettikten sonra geldiği Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyen Özdağ, Diyarbakır’daki bir bulvara “Şeyh Said” adının verilmesine tepki gösterdi, bu konuyu gündemde tutacaklarını söyledi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Ümit Özdağ, 81 ilin bütün ilçelerinde kendi adaylarını çıkartarak seçimlere girmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kars ve Iğdır’da ilçelerde aday çıkaracağız, ilde aday çıkarmayı düşünmüyoruz. Burada HDP karşısında güçlü olan vatansever adayı destekleyeceğiz. Bu aday MHP, CHP, İYİ Parti adayı olabilir. Bilmiyorum artık, partilerine bakmayacağız, kazanma imkanları ve vatanseverliklerine bakacağız çünkü bir daha bu şehirlerde HDP’nin almamasını istiyoruz. Bu konuda güçlü olan adaya aktif şekilde destek vereceğiz.”

İYİ Partiye seçim işbirliği çağrısında bulunduklarını ifade eden Özdağ, “Üzerinden 10 günden fazla süre geçti. Randevu da talep ettik. Ne çağrımıza ne randevu talebimize İYİ Parti Genel Merkezinden şu ana kadar bir cevap gelmedi. Bizim de randevu ve işbirliği talebimiz sonsuza kadar devam etmeyecek. Eğer olumlu bir cevap birkaç gün içinde gelmezse biz de bu konudaki değerlendirmeyi, vatansever seçmenin takdirine sunacağız ve taleplerimizi geri çekeceğiz.” dedi.

“Teklifimizi ortaya koyduk”

Özdağ, CHP ile seçim işbirliği yönündeki düşüncesinin sorulması üzerine de şunları kaydetti: “CHP ile bir işbirliğimiz söz konusu olabilir. Bunun için Özgür Özel ile bir protokol imzalamamız lazım. Özel’in bu protokolde Şeyh Said’in bir vatan haini olduğunu ifade etmesini isteriz.

HDP’nin terörle ilintili parti olduğu konusunda bize güvence vermesini, kendisinin de böyle düşündüğünün güvencesini vermesini isteriz. HDP ile ittifak yapmayacağının, sadece Zafer Partisi ile ittifak yapacağının güvencesini vermesini isteriz. 1924 Anayasası’nın belirlediği milli, üniter, laik devlet ilkelerine sadık olduğunu protokole yazdırmak isteriz. Bu protokolün gizli olmasını istemeyiz. Teklifimizi ortaya koyduk.”

Özdağ, daha sonra Trabzon Adliyesi’ne giderek, Diyarbakır’daki bir bulvara “Şeyh Said” adının verilmesiyle ilgili yürütmenin durdurulması talebiyle Trabzon İdare Mahkemesine dilekçe verdi.

Kent merkezi ve Uzun Sokak’ta vatandaşlar ve esnafla bir araya gelen Özdağ, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasını da ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi ile görüştü.

Paylaşın

Ekonomi Profesörü Acemoğlu: Türkiye Çöküşün Eşiğinde

Türkiye ekonomisinin gidişatını ve güncel gelişmeleri değerlendiren Daron Acemoğlu, Türkiye’de özgürlüklerin kısıtlandığını ve ülkedeki parlak gençlerin yurtdışına gitmeye başladığını vurgulayarak, “Az insan giderse problem yok ama sayı bu kadar çok olunca bu bir çöküşe yol açar ve Türkiye bunun eşiğinde” dedi.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi, ekonomi profesörü Daron Acemoğlu, Cumhuriyet’ten Özlem Yüzak‘a Türkiye ekonomisinin gidişatını ve güncel gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye’de asgari ücret pazarlıkları sürüyor. Ülkenin yarısının asgari ücretli olduğu ve orta sınıfın neredeyse yok olduğu gerçeğinden yola çıkarsak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Tabii ki garip bir durum. İki problem var birincisi asgari ücret gelir dağılımına göre çok yüksek. Bu yüzden yüzde 50 asgari ücretle çalışıyor ama aynı zamanda asgari ücrete reel olarak bakarsanız yine de çok yüksek değil, fakirliğin azıcık üzerine çıkabilir. İstanbul, Ankara gibi kentlerde o bile olamaz. Bu niye? Çünkü Türkiye’deki sanayi sistemi bozuk; verimli değil, üretkenliği düşük. Şirketler yeterince üretmiyor çünkü verimli çalışmıyorlar. Neden üretmiyorlar? Çünkü kurumlar bozuk, çünkü teknolojiyi doğru kullanmıyorlar; çünkü teknolojiye yeterince yatırım yapmıyorlar; insan kaynakları iyi değil çünkü yine kurumlar bozuk, eğitim sistemi bozuk… Yani tamamen sistem problemi var ve bu sistemden asgari ücretle çıkmak mümkün değil. Asgari ücret çözüm değil!

Türkiye krizden çıkmak için Bakan Mehmet Şimşek yönetiminde bir program yürütüyor; enflasyonla mücadele ediliyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz gidişatı?

Ben önemli bir gelişme görmüyorum açıkcası. Herkes gibi ben de umutlu olmak istiyorum ama hâlâ çok büyük bir umut yok içimde. Zaten enflasyon bu düzeye çıktıktan sonra indirmek çok zor ama bir tek enflasyonu düşürüp Türkiye ekonomisin düzelteceğiz diye bir şey de yok. Çok daha derin problemleri var Türkiye’nin… Az önce de bahsettiğim gibi sistem problemi. Türkiye’nin gelişmek için artık önünde çok ufak bir pencere kaldı ama bunları kaçıracağız gibi duruyor. Şu anda bir tek faizleri artırıp yurtdışından bir iki bankadan kaynak getirip bu yapılmaz.

Türkiye teknolojiyi doğru kullanmıyor, bir kere yatırımda çok geride; ağırlıklı yatırımlar inşaat sektörüne gidiyor ama daha kötüsü kalifeye eleman yok. Lise altı eğitimi olanlar teknolojiyi kullanmakta zorlanıyorlar. İş yine doğru seçime geliyor. Doğru teknoloji olsa onlar da kullanır; bahçıvanın, işçinin, elektrikçinin kullanacağı teknolojiler de var. Ayrıca politik nedenlerden dolayı özgürlüğün kısıtlanması nedeniyle Türkiye’nin geleceği artık iyice karanlık görüldüğü için en parlak gençler yurtdışına gitmeye başladı. Az insan giderse problem yok ama sayı bu kadar çok olunca bir çöküşe yol açar ve Türkiye bunun eşiğinde…

Kılıçdaroğlu döneminde ekonomi politikaları alanında CHP’nin A takımındaydınız. CHP’ye destek vermeye devam edecek misiniz?

Şu anda biraz politikanın dışında kalmak istiyorum.

Teknoloji bir zaman umut demekti. Tarih boyunca teknoloji ve ilerleme el ele yürüyen iki kavram olarak görüldü. Teknoloji çoğu zaman gücü elinde bulunduranlar tarafından yönlendirildi ancak ilerlemenin topluma olumlu etkileri daima çok sonra ve büyük mücadelelerin ardından gerçekleşti. Günümüzde dijital teknolojilerin ve yapay zekânın olağanüstü hızla geliştiği bu dönemde ilerlemeler yine bir küçük grubu zenginleştirirken sınıfsal eşitsizlikleri çok daha derinleştirdi. Kitap aslında bir anlamda eşitsizliğin de tarihi, sömürülenin insan haklarını elde etmek için verdiği büyük mücadelenin de tarihi.

Günümüz teknolojilerinin gelir eşitsizliğini çok daha fazla artırdığını söylüyorsunuz. Neler yapılabilir? Buna bir de yapay zekâ eklendi. Yapay zekâ sizi korkutuyor mu?

Hem umutlandırıyor hem korkutuyor. Eğer doğru kullanırsak insan yeteneklerini ve işlerini artırma kapasitesi çok yüksek ama aynı zamanda şu andaki yönünün çok yalnış olduğunu düşünüyorum. Bilgi tekelleşmesi, ekonominin birkaç şirketin etkisi altına girmesi, demokrasiyi zayıflatması ve otomasyon süreci ile eşitsizliği artırıp ücretleri düşük tutan bir süreç olduğunu gördüğümüz için bu yönünün değişmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

İnternet ve dijital teknolojiler başta demokrasiyi güçlendireceği umudu yaratmıştı şimdi ise bir denetim aracı, özellikle otoriter rejimlerin elinde güçlü bir mekanizma…

Evet insanlar en başta bu teknolojileri, demokratikleştirici büyük şirketlerin gücünü kıracak, bilgi ve üretim sürecini değiştirecek teknolojiler olarak gördü. Ama sonunda bunların hiçbiri ortaya çıkmadı. Niye? Bu insanlar hayal mi görüyorlardı? Hayır ben öyle düşünmüyorum. Onlar devletlerin ve şirketlerin etkilerinin ne kadar yüksek olduğunu görmediler. Güzel örneklerini Filipinler’de, Mısır’da ve Rusya’da gördük ama sonra otoriter devletler buna el attılar, güzel yönlerini bastırdılar. Örneğin Çin düşünce özgürlüğünü kısıtlıyor bunu artık herkes kabul ediyor ama şu görülmüyor: Aynı teknolojiyi Amazon ya da Google kontrol ederse aynı şekilde, aynı tekelleşme ile, bu peki iyi mi? Bunu ekonomik politik ve sosyal sonuçları var. Hepsi sorunlu. İnsanların düşünce şekillerini değiştiriyorlar. Bunları tartışmak istiyoruz.

Petrol şirketlerinin yerini teknoloji şirketleri aldı diyebilir miyiz?

Kesinlikle, finans şirketlerini, tekellerin siyaset üzerindeki büyük güçlerini görünce ben de dahil olmak üzere teknoloji şirketlerine yöneldik. Lobi faaliyetleri çok daha azdı; o zaman görmediğimiz şuydu: Teknolojiyi kontrol etmek finansı kontrol etmekten çok daha güç. Bu şirketler daha da büyüyüp teknolojiyi yaşamın her yerine yerleştirince iş çığırından çıkmaya başladı. Ve ne yazık ki hâlâ teknoloji birçok insanın gözünde masum.

Otoriter rejimler teknolojiyi kullanıyor, bunu yaparken kutuplaşmayı nasıl artırıyor?

Otoriter rejimlerin en büyük problemi kendi haklarında olan bilgileri kısıtlamaktı. Sonra daha aktif şekilde kullanmaya başladılar. İran, Rusya ve Çin hepsinde milliyetçilik çok arttı.

Bunun içine Türkiye’yi koyamaz mısınız?

Koyarım ama Türkiye’de şu farklı: Hükümet diğer ülke örneklerinde olduğu kadar sıkı kontrol edemiyor. Sosyal medya hükümetin kontrolünde değil. Bunu bir ara denediler ama olmadı. Türkiye’yi anlamak için daha iyi analoji Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Çünkü ABD’de de sosyal medya acayip kutuplaştırıcı bir araç olarak gelişti. Çünkü devlet kontrol etmiyor ve sosyal medyanın mantığı bu kutuplaşmayı körüklüyor. Aynı fikirde olan insanlar bir araya geliyorlar sosyal medya siteleri de kişisel bilgileri kullanıp manipülatif reklamlar göndermek istiyorlar. Bunu yapabilme için de insanların o sosyal medya platformlarında çok zaman geçirmeleri gerek. Bu yüzden insanların duygularını sömüren onları kızdıran mesajlar gönderiyorlar.

Peki teknolojinin doğru kullanılabileceğine inanıyor musunuz?

Ben hâlâ bu teknolojileri doğru kullanıp demokratik söylemin daha kuvvetlendirilebileceğine inanıyorum.

Güzel örnekleri var: Tayvan mesela. Dijital teknolojileri covid sürecinde çok iyi kullandı hem de şeffaflığı artıran demokrasiyi artıran, sivil toplumun devleti denetlemesini sağlayan platformlar kurdular.

Böyle şeyler yapmak mümkün. Niye yapılmıyor? Çünkü özel sektör bununla ilgilenmiyor. Para yapmak bir amaç aynı zamanda bilgi tekeli olmak da bir amaç. Bu yapı uymuyor. Siyasi sistemler de bunlara açık değil. Yapay zekâyı nasıl kullanacağınıza bağlı. Bir şekilde kullanırsanız manipülasyonu da otomasyonu da tamamen artırabilir. Başka türlü kullanırsanız demokratikleşmeyi ya da insan yeteneklerini artırabilir. Bu seçimleri anlamamız lazım.

Yeni medya umut ışığı olabilir mi?

Bağımsız kanalların artması önemli. 2000’lerdeki teknoloji buna yeterince yol vermiyordu. Ama yeni yeni bu açılmaya başlıyor; gazete dışında bağımsız gazetecilik gelişiyor.

Yeni bir demokrasi alternatif olabilir

Kapitalizm çatırdıyor mu? Teknoloji bunu hızlandırdı mı? Sosyal demokrasi alternatif üretebilir mi?

Mısır, Arjantin, Türkiye, İsveç, ABD bunların hepsi kapitalist ama bir yandan da aralarında o kadar büyük fark var ki. Bu yüzden ben, “Nasıl doğru bir piyasa ekonomisi oluşturulmalı”, “Ne tür teknoloji rotası istiyoruz” bu soruları sormanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum.

Bu açıdan Amerikan türü bir piyasa ekonomisinin çıkmaza girdiğini görüyorum. Ama İsveç, Norveç, Danimarka türü bir sosyal demokrasinin de zorluklar çektiğini görüyorum ve bu açıdan sizin sorunuz “Yeni bir sosyal demokrasi alternatif olabilir mi” ise buna yanıtım kesinlikle evet.

Sosyal demokrasi kendi yolunu kaybetti. Şu anda Amerika’da da Avrupa’da da bakarsanız sol partiler tamamen eğitimi yüksek bir elitin partileri haline gelmiş durumdalar. Bunların işçilerden aldığı oy oranı düşüyor, sürekli üniversitelinin oy oranı artıyor. Bu çok daha değişik bir sol ve bu sol, işçilerin tüm problemlerini kendi içine alıp çözüm üretecek politikalar ortaya atamıyor. O yüzden solun da gerçekten yeniden yapılanması gerektiğini düşünüyorum.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti’de İstanbul İçin 4 İsim Öne Çıktı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde aday belirleme çalışmaları hız kazandı. AK Parti’nin İstanbul için yaptırdığı temayül yoklamasında 4 isim öne çıktı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın AK Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre eski bakanlar Murat Kurum ve Adil Karaismailoğlu ile Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, en çok tercih edilen isimler oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partinin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarını da dikkate alarak yapacağı değerlendirmeler sonrası, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayını en geç 30 Aralık’ta kamuoyuna açıklayacağı belirtiliyor. AK Parti kulislerinde özellikle Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın adaylık için şansı yüksek görülüyor.

Erdoğan’ın başkanlığında AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda yapılan temayül yoklamasına; İstanbul’daki ilçe belediye başkanları, kadın ve gençlik kolları başkanları, parti teşkilatlarında ilçelerden sorumlu yönetim kurulu üyeleri ve milletvekilleri olmak üzere 348 kişi katıldı.

Temayül yoklamasına katılan partililere form dağıtılarak, İBB Başkan Adayı olarak görmek istedikleri üç ismi yazmaları istendi. İlçe belediyeleri için ise iki farklı form hazırlandı.

AK Parti’de olmayan belediyeler için de büyükşehirde olduğu gibi 3 isim istenirken, AK Parti’de olan ilçelerde mevcut belediye başkanı için “Devam etsin mi, değişsin mi?” sorusu yöneltildi. “Değişsin” diyenlerden de, yine aday olarak görmek istedikleri 3 isim önerisi alındı.

AK Parti kaynaklarının verdiği bilgiye göre toplantıda bir konuşma yapan Erdoğan, Ekrem İmamoğlu yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin son 5 yılını “kayıp yıllar” olarak nitelendirdi.

Erdoğan, parti örgütlerinin yöneticilerine, “Biz kendi işimize bakacağız, daha çok çalışacağız. Sokağınızın, mahallenizin beklentlerini iyi analiz edin, doğru yöntemler belirleyin” talimatı verdi. Erdoğan’ın, “Sadece büyükşehir olarak düşünmeyin; ilçe belediyesi, belediye meclis üyesi, hepsi bir bütün olarak düşünün ve öyle çalışın” dedi.

AK Parti kaynakları, halen İstanbul Milletvekili olan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Murat Kurum ve halen Trabzon Milletvekili olan eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun temayül yoklamasında en çok tercih edilen isimler olmasının, sürpriz olmadığını söylüyor.

Parti kulislerinde, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da isimleri İBB başkan adaylığı için konuşuluyordu. Ancak AK Parti kurmaylarına göre temayül yoklamasında bu iki isim çok tercih edilmedi. Buna neden olarak, Ali Yerlikaya ve Fahrettin Koca’nın bakan olarak başarılı bulunmaları ve görevlerini sürdürmeleri yönündeki genel eğilim gösteriliyor.

Hangi isimler şanslı görülüyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarını belirlerken, temayülden çıkan isimlerin yanı sıra, kamuoyu araştırmalarını da dikkate alacağı belirtiliyor. Bu çerçevede AK Parti AR-GE ve Eğitim Başkanlığı tarafından farklı kamuoyu şirketlerine yaptırılan anketler bu hafta Erdoğan’ı sunulacak.

Son kararı Erdoğan verecek olsa da, AK Parti kulislerinde adaylık için en şanslı görülen isimler, Mehmet Ergün Turan ve Adil Karaismailoğlu. Her iki ismin de Karadenizli, hatta Trabzonlu olması, İstanbul’da Karadenizli nüfusun yüksek olması nedeniyle avantaj olarak görülüyor. Bu konuda temayülün yanı sıra, kamuoyu araştırmalarının da belirleyici olacağı ifade ediliyor.

AK Parti içinde bazı kesimler, “popüler” isimlerden ziyade, belediyecilik hizmetiyle öne çıkan isimlerin aday yapılması gerektiğini savunuyor. Bu görüşü savunanlar, İstanbul’un bundan sonraki gündeminin “deprem önlemleri” ve bu çerçevede kentsel dönüşüm olacağına dikkat çekerek, eski Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı da olan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’a daha çok şans tanıyor.

Erdoğan’ın, temayül yoklaması ve kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına göre Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yapacağı görüşmenin ardından partisinin İBB Başkan Adayını netleştirmesi bekleniyor.

AK Parti kurmayları, MHP ve Yeniden Refah Partisi (YRP) ile yapılacak ittifak görüşmeleri doğrultusunda, 29 ya da 30 Aralık’da hem büyükşehir, hem de ilçe belediye adaylarının açıklanabileceğini söylüyor.

AK Parti’nin, İstanbul’da yüzde 4-5 oyu olduğu iddiasındaki YRP’yle ittifak arayışı da sürüyor. İktidar partisi kaynakları, İstanbul’da, YRP’ye belediye meclis üyelikleri önerildiğini söylüyor.

MHP’nin yüzde 10 oyu olmasına karşın, 2 ilçe belediyesinin bu partiye bırakıldığına dikkat çeken AK Parti kurmayları, “Yüzde 4’ün karşılığı da belediye meclis üyeliğidir. Ama muhalefette olup da kesin kazanacaklarını iddia ettikleri bir ilçe varsa verelim. Mesela Kartal’ı kesin kazanacağız, diyorlarsa verelim. Ama bunun için elimizde sağlam veriler olması gerekir” görüşünü dile getiriyor.

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: Bazı İllerde Oy Verme Saatleri Değişti

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde, bazı illerde oy verme saatlerinde değişikliğe gidilerek, oy verme başlangıç ve bitiş saatleri 07.00- 16.00 olarak belirlendi:

Haber Merkezi / “Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis.”

Bu iller haricinde kalan diğer illerde oy verme saatleri 08.00- 17.00 olarak açıklanırken, seçmen listelerinin 4 Ocak 2024 perşembe günü saat 08.00’de askıya çıkarılacağı ve 17 Ocak 2024 çarşamba günü saat 17.00’de askıdan indirileceği de duyuruldu.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin bazı kararları Resmi Gazete’de yayınlandı. Açıklanan kararlara göre;

“298 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde, oy verme süresi Kurulumuzca incelenmiş, güneşin doğuşuna ve batışına ilişkin değerlendirmelere göre, Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde oy verme günü olan 31 Mart 2024 Pazar günü itibarıyla oy verme süresinin korunması kaydıyla bütün yurtta illere göre güneşin doğuş ve batış saatlerindeki farklılıklar dikkate alınarak, aşağıda adları yazılı illerde oy verme süresinin başlangıç ve bitiş saatlerinin 298 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinde belirtilen saatlerden ayrı ve farklı olarak belirlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş. Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Kilis illerinde oy vermenin başlangıç ve bitiş saatlerinin 07.00-16.00 olarak belirlenmesine, yukarıda adları yazılı illerin dışında kalan diğer illerde oy vermenin başlangıç ve bitiş saatlerinin 08.00-17.00 olarak belirlenmesine 19/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Mahalli İdareler Genel Seçimleri için güncelleştirme yapılmak amacıyla askıya çıkarılacak muhtarlık bölgesi askı listelerinin; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce Adres Kayıt Sisteminden alınan Türkiye’de ikamet eden ve seçmen niteliğini taşıyan kişilere ait 1 Ekim 2023 tarihindeki kayıtların, gerekli işlemler yapıldıktan ve seçmen kütüğüne dönüştürüldükten sonra askıya çıkarılan listeler olduğuna, muhtarlık bölgesi askı listelerinin 4 Ocak 2024 Perşembe günü saat 08.00’de askıya çıkarılmasına ve 17 Ocak 2024 Çarşamba günü saat 17.00’de askıdan indirilmesine 19 / 12 / 2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Cumhuriyet Ve Atatürk İlkeleri Vurgusu

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” kararı alan İYİ Parti’de Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve eski Ankara İl Başkanı Mesut Özarslan, partisinden istifa ettiğini duyurdu:

Haber Merkezi / “Aziz Türk Milleti’ne hizmet etme arzusunu muhafaza ederek, Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ışığında vatanımızın birliği, dirliği ve refahı için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğim.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” kararı alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve eski Ankara İl Başkanı Mesut Özarslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla istifasını duyurdu.

Mesut Özarslan, istifasına ilişkin yaptığı açıklamada şunları ifade etti: 25 Ekim 2017’de Yüce Türk Milleti’ne umut olmak için ülkemizin her kesiminden milliyetçi ve demokrat arkadaşlarımızla bir araya gelerek Genel Başkanımız Sayın Meral AKŞENER Hanımefendi önderliğinde çetin yolları aşarak büyük bir mücadele ile İYİ Parti’yi kurduk.

İYİ Parti çatısı altında geçirdiğim süre boyunca; Kurucular Kurulu Üyeliği, Ankara Kurucu İl Başkanlığı, Genel İdare Kurulu Üyeliği, Teşkilat Başkan Yardımcılığı ve daha birçok görevi üstlenmiş olmanın sorumluluğuyla partimizin yükselmesi, gelişmesi ve bürokraside aldığım görevlerde partimizi ve dava arkadaşlarımı layıkıyla temsil etmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.

Birlikte gerçekleştirdiğimiz projeler, yürüttüğümüz kampanyalar, sarf ettiğimiz çaba, gösterdiğimiz özveri, samimiyet ve destekleri için Genel Başkanıma, İYİ Parti üyelerine, tüm teşkilatlarına, genç arkadaşlarıma ve Ankaralı hemşehrilerime teşekkürü borç bilirim.

Medya üzerinden şahsım hakkında imâ edilen kumpaslara ilişkin olayların bu noktaya nasıl evrildiğini halâ anlamış değilim. Ancak kamuoyu bilsin ki; inandığım değerlere olan sadakatimle Genel Başkanımın talimatları haricinde kendi başıma her hangi bir görüşme ve hareket içerisinde olmadığımı beyan ederek, İYİ Parti üyeliğimden istifa ediyorum.

Aziz Türk Milleti’ne hizmet etme arzusunu muhafaza ederek, Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ışığında vatanımızın birliği, dirliği ve refahı için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğim.

Paylaşın

X’de Sansür: Türkiye, Erişim Engellemeleri İle Rekor Kırdı

Türkiye, ismi x olarak değiştirilen sosyal medya platformu Twitter’da en çok içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında Japonya ve Güney Kore’nin ardından üçüncü sırada yer aldı.

2022 yılında engellenmiş bu 3 bin 940 tweetin konularına göre dağılımına bakıldığında ise 2 bin 106 ile ilk sırada kamu görevlilerini konu edinen tweetler yer aldı. Kamu görevlileri kategorisinde en fazla sayıda tweetin erişime engellendiği karar, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nde görevli bir polis memuru hakkındaki tweetler için verildi.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından yaygın kullanımı nedeniyle önemli bir sosyal medya mecrası olan Twitter’ın (X) Elon Musk’ın yönetimine geçtiği 2022 yılı sonu itibariyle engelleme karnesi “Kuş Öldü Beybi” adıyla raporlaştı.

Avrupa Birliği finansal desteğiyle Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen “Batı Balkanlar ve Türkiye’de Haberciliğin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında gazeteci Ali Safa Korkut’un hazırladığı rapor kamuoyuyla paylaşıldı.

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği (TBİD), Alternatif Bilişim Derneği, Korsan Parti Hareketi, İstanbul Hackerspace gibi bileşenlere sahip Free Web Turkey’de yayınlanan rapora göre, Elon Musk’ın Ekim 2022’de Twitter mecrasını satın almasıyla veri şeffaflığında da sıkıntı ortaya çıktı.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun haberine göre; “Kuş Öldü Beybi: 2022 Twitter Erişim Engeli Raporu”na göre; 2022 yılında Twitter hesabı ile tweetlerden oluşan en az 4 bin 427 URL’e erişim engeli getirildi.

Twitter, 2022 yılına ilişkin detaylı veri tablosunu geçmiş yıllarda olduğu gibi yayınlamadı ve Nisan 2023’te “Şeffaflık raporlama yaklaşımımızı gözden geçiriyoruz. Bu dönem için (1 Ocak – 30 Haziran 2022) önceki formatımızda resmi bir şeffaflık raporu yayınlamayacağız” açıklamasıyla yetindi.

Raporda, Twitter’ın 2022’nin ilk altı ayında dünya genelinde 53 bin yasal engelleme talebi aldığı bilgisi vurgulanarak, “Ülkeler özelinde değil tüm dünya genelindeki kaldırma taleplerini gösteren yüzeysel bir veri yayımlandı. Bu veride Türkiye en çok içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında Japonya ve Güney Kore’nin ardından üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin kaç içerik için kaldırma talebinde bulunduğu ise belirtilmedi” tespiti yapıldı.

Raporda, “açık kaynak taramasına göre, 1 Ocak-31 Aralık 2022 tarihlerini kapsayan 12 aylık zaman diliminde Twitter hesabı ve tweet’lerden oluşan en az 4 bin 427 URL’ye mahkeme kararlarıyla erişim engeli getirildi” bilgisi aktarıldı. Geçtiğimiz yılki kararlar kapsamında en az 487 Twitter hesabı ile 3 bin 940 tweete erişim engeli getirildiği bilgisi paylaşıldı.

Raporda, 2022 yılında engellenmiş bu 3 bin 940 tweetin konularına göre dağılımına bakıldığında ise 2 bin 106 ile ilk sırada kamu görevlilerini konu edinen tweetler yer aldı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı Hükümeti üyeleri başta olmak üzere örneğin PTT gibi bankacılık hizmetlerine eleştiriler yapılan kamu kurumlarıyla iktidardaki AK Parti’ye yakın isimler ve kuruluşlar tarafından da erişim engellemesi yoluyla içeriklere müdahale yapıldığına dikkat çekildi.

Raporda, “Verdiği hizmetin eleştirildiği tüm tweetlere erişimi engelleten PTT ise kamu kurumları kategorisinde zirvede yer aldı” ifadesini kullanıldı.

Raporda, “Kamu görevlileri kategorisinde en fazla sayıda tweetin erişime engellendiği karar, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nde görevli bir polis memuru hakkındaki tweetler için verildi. İlgili polisin gözaltına alınan yurttaşlara işkence uyguladığı iddialarıyla ilgili 1973 tweet, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 23 Aralık 2022 tarihli kararıyla erişime engellendi. Kararla aynı zamanda 18 Twitter hesabı için de erişim engeli emri verildi” örneği aktarıldı.

“Kişilik hakları ihlali” gerekçeli engellemeler birinci sırada

Yasal dayanağı itibariyle engellenen tweetlerin engellenme gerekçelerine ise ilk sırada 5651 sayılı kanunun 9. maddesinde belirtilen “kişilik hakları ihlali” gerekçesi göze çarptı. Bu gerekçeyle “2022’de 2 bin 909 tweet, bu madde dayanak gösterilerek erişime engellendi” denildi.

İlaveten “Kişilik hakları ihlali nedeniyle engellenen tweetlerin temel dağılımına bakıldığında, 2 bin 84 ile en çok kamu görevlilerini konu edinen tweetlerin erişime engellendiği görüldü” bilgisi verildi.

Yasal dayanak boyutuyla ikinci sırada “5651 sayılı kanunun 8/A maddesindeki milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması hükmü” gerekçesiyle tweetlere müdahale edildiği açıklandı. Raporda, “2022’de bu madde dayanak gösterilerek erişim engeli getirilen tweet sayısı ise 1031 oldu” denildi.

Paylaşın