İmamoğlu’ndan “Yerel Seçimler” Açıklaması: Çalışmalar Hassas Şekilde İlerliyor

Yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbette bizim Büyükşehir Belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4 buçuk – 5 yıldaki deneyimlerimizi aktardığımız çalışma merkezlerimiz var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum” dedi ve ekledi:

“Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu. Aynı zamanda partimizin kurum ve kuruluşlarının sonrasında da güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde çalışmalarının olduğunu biliyorum. Dün itibariyle de parti meclisimizin takdiri ile İstanbul’da, Fatih’te, Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler.”

İmamoğlu açıklamasının devamında, “Kendilerine başarılar diliyoruz. Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden bu üç ayın en güçlü şekliyle hızlıca adaylar belirlenir. CHP’nin yönetmediği ama nüfusu fazla olan ilçeleri de çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir, bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, çok kıymetli genel başkanımız Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükada’da Nizam Camisi’nin açılış törenine katıldı. Cami açılışı öncesi vatandaşlarla sohbet eden İmamoğlu, Cuma namazının kılınmasının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu açıklamasında, “Camilerimiz çok önemli. Buralarda insanlar caminin içine girdiği anda her yönüyle eşitlenirler. Yan yana aynı safta dualarını ederler. Yaratanına sığınırlar. Böylesi maneviyatı yüksek olan camilerimizin de her yönüyle topluma sağlıklı ve güzel mesajlar verebilmesini hep önemsemişimdir. Tarih boyunca İstanbul’da var olan çok önemli, çok kıdemli, çok farklı izleri olan mimarlık eserleri var.

Bunun yanı sıra bazen mahalle içinde bazen bir sokakta oranın yaşayanlarının ihtiyacını görecek boyutta yapılan naif, çevresiyle uyumlu, çevreci ve çok nadide eserler de var. Geçmişten bugüne hem Osmanlı hem Cumhuriyet döneminin bu anlamda çok güzel eserlerini İstanbul’umuzda görebilirsiniz. Büyükada’nın da çok önemli bir özelliği var. Burası aynı zamanda bütün inançların bir arada yaşadığı çok özel bir coğrafya.

Burada sonsuz bir saygıyı görürsünüz. Her inançtan insanın birbirine olan sevgisini ve komşuluğunu yaşarsınız. Bu bağlamda da bugün bu açılan camiye her cemaatten, her inançtan insanlarımız gelecektir. Buraya gelirken hepsiyle selamlaştık. Lokmayı bizlerle birlikte paylaştılar. İstanbul’un Adalar gibi çok farklı semtleri ve mahalleleri de var bu yönüyle. O bakımdan bu caminin bütün komşuları ve inançlarıyla birlikte Adalar’da açılması da bizim için çok kıymetli” dedi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan İBB Başkanı İmamoğlu, kendisine yöneltilen yerel seçimler ile ilgili sorulara, “Hem genel merkezimizde hem İstanbul İl Başkanlığımızda ve elbette bizim Büyükşehir Belediyemiz olarak geçirdiğimiz 4 buçuk – 5 yıldaki deneyimlerimizi aktardığımız çalışma merkezlerimiz var. Bu anlamda çok hassas ilerlendiğini biliyorum. Her yerde hem vatandaşlarımızla iyi diyalog kurabileceğine inandığımız güçlü adayların oluşması yönünde çalışan heyetler söz konusu. Aynı zamanda partimizin kurum ve kuruluşlarının sonrasında da güçlü bir yönetim kabiliyetini bütün İstanbul’a yaygınlaştıracak bir tasarım içerisinde çalışmalarının olduğunu biliyorum.

“Başkanımız Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum”

Dün itibariyle de parti meclisimizin takdiri ile İstanbul’da, Fatih’te, Mahir Polat arkadaşımız, Pendik’te de Tarık Balyalı arkadaşımız adaylığa layık görüldüler. Kendilerine başarılar diliyoruz. Umut ederim ki çok geçmeden, yıl bitmeden bu üç ayın en güçlü şekliyle hızlıca adaylar belirlenir. CHP’nin yönetmediği ama nüfusu fazla olan ilçeleri de çok önemsiyorum. Hızlıca adaylar belirlenir, bu yönde çalışmaların sürdüğünü biliyorum. Hassasiyetle süreci yöneten bütün kurumlarımıza, il başkanlığımıza, çok kıymetli genel başkanımız Özgür Özel’e İstanbul adına teşekkür ediyorum” diyerek cevap verdi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, Oybirliğiyle Can Atalay ‘Kararını Uygulayın’ Dedi

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez “ihlal kararı” verdi. AYM, ilk ihlal kararını 5’e karşı 9 oyla almıştı. İkinci ihlal kararında ise bu rakam 3’e 11 oldu.

Can Atalay’ın avukatları Fikret İlkiz, Deniz Özen, Evren İşler ve Akçay Taşçı, kararın gönderildiği 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe sundu. Avukatlar, dilekçede AYM’nin “kısa kararının” saat 15.05’te mahkemeye gönderildiğini belirttiler.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ilk “ihlal kararını” uygulamayarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderen birinci derece mahkemesinin şimdi ne karar vereceği ise merakla bekleniyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Gezi Parkı Davası’nda 18 yıl hapis cezası verilen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez “ihlal kararı” verdi. Genel Kurul üyeleri, Atalay’ın,  Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınan “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ve Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine” oyçokluğuyla karar verdi.

Genel Kurul, ihlal kararının 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve ihlalin giderilmesine ilişkin karara ise oybirliğiyle karar verdi. AYM Genel Kurulu üyeleri birinci derece mahkemesinin kararı uygulamasına hükmetti:

“Kararın bir örneğinin icra edilmemiş olan Anayasa Mahkemesinin Şerafettin Can Atalay (2) kararı ile eldeki başvuruya ilişkin Şerafettin Can Atalay (3) kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi şeklindeki işlemlerin yerine getirilmesi için anılan mahkemeye gönderilmesine…”

Ayrıca Can Atalay’a 100 bin TL tazminat verilmesine hükmetti. AYM, bir önceki ihlal kararında 50 bin TL tazminat ödenmesine karar vermişti.

AYM, ilk ihlal kararını 5’e karşı 9 oyla almıştı. İkinci ihlal kararında ise bu rakam 3’e 11 oldu. AYM Genel Kurulu’nun bir önceki kararında AYM Başkanı Zühtü Arslan ve başkanvekilleri Hasan Tahsin Gökcan ve Kadir Özkaya, üyeler Engin Yıldırım, Muhammed Emin Kuz, Rıdvan Güleç, Kenan Yaşar, Selahaddin Menteş ve Yusuf Şevki Hakyemez ‘ihlal’ vermişti.

Üyeler İrfan Fidan, Muhterem İnce, Muammer Topal, Yıldız Seferinoğlu ve Basri Bağcı “ihlal” olmadığını belirtmiş ve karşı oy kullanmıştı. Üye Recai Akyel ise oturuma katılmamıştı.

Can Atalay’ın avukatları Fikret İlkiz, Deniz Özen, Evren İşler ve Akçay Taşçı, kararın gönderildiği 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe sundu. Avukatlar, dilekçede AYM’nin “kısa kararının” saat 15.05’te mahkemeye gönderildiğini belirttiler.

AYM kararının yerine getirilmesi talep edilen dilekçede özetle şöyle denildi: “Tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi’ hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasına ve Şerafettin Can Atalay hakkındaki mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasına, bulunduğu Marmara Kapalı Cezaevinden tahliyesini ve yeniden yapılacak yargılama ile ‘durma’ kararı verilmesini talep ederiz.”

Erinç Sağkan: İlk karardan farklı ve önemli

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan kararı ve ihtimalleri bianet’e değerlendirdi. Sağkan, “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının” ihlal edildiğine dair karşı oy kullanan üyelerin “bireysel başvuru hakkının” ihlal edildiğine onaylamalarının önemli olduğunu söyledi.

AYM’nin ikinci kararını önemli bulduğunu söyleyen Sağkan, “Karşı oy kullanan üyeler ‘yasama dokunulmazlığının ihlal edildiğini düşünmüyoruz ancak ne olursa olsun Anayasa Mahkemesi kararının yargı mercileri tarafından uygulanmaması bir hak ihlalidir ve kabul edilemez’ diyorlar. Bu anlamda karar ilk karardan farklı ve önemli diye düşünüyorum” dedi.

Sağkan, “Şimdi ne olacak?” sorusuna ise şu yanıtını verdi: “Anayasa Mahkemesi ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili mahkemesine gönderilmesine ve Can Atalay’a 100 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti. İlgili 13 Ağır Ceza Mahkemesi, umut ediyorum ki ilk kararda yaptıkları hatayı tekrarlayarak ‘bizim yetkimiz yok, Yargıtay’a gönderiyoruz’ demezler. Çünkü bu yine içinden çıkılamayacak bir hukuksuzluk sarmalına dönmemize vesile olur.

Yetkili mahkeme 13. Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Mahkemenin AYM kararını aldıktan sonra yeniden yargılama usulünü başlatması, Can Atalay’ı tahliye etmesi ve milletvekili olması sebebiyle de yeniden yapılacak yargılamada durma kararı tesis etmesi gerekiyor. Yargının kendi kendine attığı bu düğümün çözümü için önüne çıkan bu fırsatı değerlendirmesi gerekiyor. Mahkemenin aksi bir karar vermesi bizim anayasal bir hukuk devleti olmadığımızın açıkça ilanı demektir, hukuki mecrada yürütebileceğiniz mücadele yöntemleri elinizden alınması anlamına gelir.”

Peki şimdi ne olacak?

Gözler şimdi Gezi davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çevrildi. AYM kararına göre, ihlali 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gidermesi gerekiyor. AYM’nin, Atalay için yeniden yargılama kararı vermesini istediği yerel mahkeme, Atalay’ın infazını durdurup tahliyesine karar vermesine gerekiyor.

Ancak mahkemenin, ilk ihlal kararında olduğu gibi kararı uygulamayarak topu Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne atıp atmayacağı bilinmiyor. Yerel mahkeme ihlal kararını Yargıtay’a gönderirse, bu kez gözler 3. Ceza Dairesi’ne çevrilecek.

Ne olmuştu?

AYM Genel Kurulu, 25 Ekim’de Can Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermişti. Kararın gerekçesinde, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığına istisna getiren “Anayasa’nın 14. Maddesindeki durumlar” ifadesinin öngörülebilir ve belirli olmadığını, bunu yargının belirleyemeyeceğini kaydetti.

Yüksek Mahkeme, ihlalin giderilmesi, yargılamada durma kararı verilmesi ve Atalay’ın tahliye edilmesi için kararı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Ancak bu mahkeme, ihlalin Yargıtay kararından kaynaklandığını savunarak, kararı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay’a ilişkin verdiği hak ihlali kararına 8 Kasım’da “uyulmamasına” karar vermişti. Atalay hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğini belirten Yargıtay, kararı Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi işlemlerine başlanması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na göndermişti.

3. Ceza Dairesi, ayrıca Anayasa hükümlerini ihlal ettiği ve kendisine verilen yetki sınırlarını yasal olmayacak şekilde aştığı iddiasıyla “hak ihlali kararı veren AYM üyeleri” hakkında için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Bu kararın uygulanmaması nedeniyle Can Atalay’ın avukatları, AYM’ye yeniden bireysel başvuruda bulundu. AYM Birinci Bölüm, 13 Aralık’ta görüştüğü başvurunun Genel Kurul’a sevkine karar verdi.

Gezi Davası

Kamuoyunda “Gezi Davası” olarak bilinen yargılama İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme 25 Nisan 2022’de görülen son celsede sekiz sanık hakkında hapis cezasına hükmetti. Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay ile birlikte Tayfun Mater, Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ekmekçi, Çiğdem Mater, Mine Özerden 18 yıl hapse mahkûm edildi.

Can Atalay 14 Mayıs seçimlerinde Hatay’dan milletvekili seçildiğinde hakkında verilen hapis hükmü, üst derece mahkeme olan Yargıtay’da temyiz aşamasındaydı ve kesinleşmemişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül’de 2023’te Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisi milletvekili seçilen Can Atalay, eski Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, sinemacı Çiğdem Mater’e verilen 18’er yıl hapis cezalarını onadı. 3. Ceza Dairesi Ali Hakan Altınay, Mücella Yapıcı ve Yiğit Ekmekçi hakkındaki cezaları ise bozdu.

(Kaynak: Bianet ve DW Türkçe)

Paylaşın

İYİ Partili Vural, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Tavşan Tuzağıyla Bozkurt Avlanmaz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan İYİ Parti Siyasi İşleri Başkanı Oktay Vural, “Keşke kendi işine baksaydın. Kurumların kararı varken bunu dolanmak için iş çevirmeseydin” dedi ve ekledi:

“Detay dediği ise esas. Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarına ve kurallarına uymayanın ne demokrasimize ne de millet iradesine ne de geleceğe hayrı olur. Oyun deşifre oldu. Şimdi de bu tezgahtan sıyrılmaya çalış. Sureti haktan görün…Yok öyle yağma… Tavşan tuzağıyla Bozkurt avlanmaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yerel seçimlerde iş birliği önerisini reddeden İYİ Parti’nin seçimlere kendi adayları ile gireceğini duyurmasından sonra başlayan tartışmalar devam ediyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı hedef almış ve  “İkisi de korkup, milletin isteğini kabul etmediler” diyerek gerilimi arttırdı.

Tartışmalara sürerken İYİ Parti Siyasi İşleri Başkanı Oktay Vural da İmamoğlu’nu hedef aldı. Bianet’in aktardığına göre; Oktay Vural, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şöyle dedi:

“Keşke kendi işine baksaydın. Kurumların kararı varken bunu dolanmak için iş çevirmeseydin. Detay dediği ise esas. Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarına ve kurallarına uymayanın ne demokrasimize ne de millet iradesine ne de geleceğe hayrı olur. Oyun deşifre oldu. Şimdi de bu tezgahtan sıyrılmaya çalış. Sureti haktan görün…Yok öyle yağma… Tavşan tuzağıyla Bozkurt avlanmaz.”

İYİ Parti Lideri Meral Akşener ne demişti?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bir konuşmasında Nihal Atsız’ın bir şiirini okumuş, şiirdeki “Er tez gider, korkak yavaş” dizesi “Mansur Yavaş’a gönderme mi?” sorularının sorulmasına neden olmuştu.

Akşener bu iddiayı reddetse de Uşak’ta yaptığı konuşmada, “Kazanalım diye ağzımı açmadım. Millet bu arkadaşları istiyor diye bunları o masaya götürdüm. O masadan kovuldum. İkisi de korktu kabul etmedi. Benim değil milletin istediğini kabul etmediler” demişti.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Akşener’in “korkak” sözlerine cevap olarak “Hiçbir zaman korkmadım. Korkan, Ankara Büyükşehir Belediyesine aday olmaz.” diyen Mansur Yavaş, “Elimizi taşın altına koymamız gerekirse, koyarız. Ama bunun yolu yordamı, usulü bellidir. Beni daha önce de başka bir siyasi partinin genel başkanı aday olmam için çağırmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun aday olacağına dair sayın Akşener’in söylemleri olmuştur. Keşke bunu son ana bırakmadan karar alınsaydı, daha düzgün olurdu.” diye konuşmuştu.

İmamoğlu da Akşener’in sözlerine cevap olarak “Ben söyleyeceğimi söyledim. Ben o defteri kapattım. Önüme bakıyorum. Süreçte şu an ifade edeceğim başka bir şey yok. Eski dost düşman olmaz. Küçük detaylar üzerinden konuşmayı artık uygun görmüyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

HRW: Meta, Filistin Yanlısı İçeriklere Sansür Uyguluyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), sosyal medya platformu Meta’nın Filistin yanlısı içeriklere sistematik sansür uyguladığını duyurdu. HRW, 60 ülkede binin üzerinde Meta sansürü vakasının belgelediğini açıkladı.

Sansürlenen içerikler arasında Filistin’i destekleyen barışçıl ifadeler ve Filistinlilerin insan hakları hakkında kamuya açık tartışmalar da yer aldı.

Onlarca vakada Filistinlilerin ölümleri ve çektikleri acıları belgeleyen ve haber değeri taşıyan gönderiler Meta tarafından kaldırıldı. Meta bu gönderileri kaldırmasını “şiddet içeren içerik, nefret söylemi, çıplaklık” gibi gerekçelerle açıkladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), sosyal medya devi Meta’nın Gazze’deki savaş boyunca Filistinlilerin seslerini sistematik olarak susturmaya yönelik sansür uyguladığına ilişkin bir rapor yayımladı.

Sol Haber’in aktardığına göre; raporda Facebook ve Instagram’ın sahibi olan Meta şirketinin Filistin yanlısı içerikleri, “hatalı içerik yönetimi politikaları, kötü uygulama ya da hükümet etkisiyle” ya yayından kaldırdığı ya da baskıladığı belirtildi.

HRW yetkilisi Deborah Brown rapora ilişkin yaptığı açıklamada, Meta’nın Filistin’i destekleyen içeriklere sansür uygulamasının, halihazırda Filistinlilerin sesini boğan zalimlik ve baskı ortamının daha da ağırlaşmasına yol açtığını belirtti.

Sosyal medyanın, insanların yaşadıklarına tanıklık etmeleri ve hak ihlallerine karşı seslerini yükseltmeleri için önemli bir platform olduğunu kaydeden Brown, Meta’nın uyguladığı sansürün Filistinlilerin çektiği acıların daha da görünmez kılınmasıyla sonuçlandığını ifade etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü 60 ülkede binin üzerinde Meta sansürü vakasını belgelediğini duyurdu. Sansürlenen içerikler arasında Filistin’i destekleyen barışçıl ifadeler ve Filistinlilerin insan hakları hakkında kamuya açık tartışmalar da yer aldı.

Onlarca vakada Filistinlilerin ölümleri ve çektikleri acıları belgeleyen ve haber değeri taşıyan gönderiler Meta tarafından kaldırıldı. Meta bu gönderileri kaldırmasını “şiddet içeren içerik, nefret söylemi, çıplaklık” gibi gerekçelerle açıkladı.

Filistin’i destekleyen yüzlerce içerikse Meta tarafından “tehlikeli örgütler ve kişiler” politikası gerekçesiyle baskılandı ya da kaldırıldı. Raporda, Meta’nın bu politikasını, “İsrail ve Filistinli silahlı gruplar arasındaki çatışmalara ilişkin meşru ifadeleri geniş ölçüde kısıtlamak için” kötüye kullandığı ifade edildi.

Başka bir dizi vakada da Meta, Filistinlilere destek veren kullanıcıların hesaplarını ya sildi, ya askıya aldı, ya da onlara haber vermeksizin gönderilerinin görünülürlüğünü kısıtladı veya gizledi.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa: Meclis’teki Sandalye Sayısı 38’e Düştü

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, “14 Mayıs 2023 seçimi sürecinde yapılan ön seçim; gençlerin siyaset yapmasına, partimizin demokratik usullerle aday göstermesine öncülük yaptı. Bizleri daha gayretli çalışmamız hususunda motive ederek halkımızla kaynaşmamızı sağladı. Bu sebeple İYİ Parti’nin siyasi varlığını devam ettirmesi en büyük arzumdur” dedi ve ekledi:

“14 Mayıs seçimi sonuçları üzerinden başlayan siyasi ittifak tartışmaları, yaklaşan 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde partilerin tutumları ve gösterecekleri adaylar üzerinden devam etmektedir. Seçimlerde iktidar medyasının kara propagandası adaylarımızı, yöneticilerimizi olumsuz yönde etkilemiştir. Seçim sürecinde yaşanan olumsuzlukları değerlendirmeye alan İYİ Parti 31 Mart 2024 yerel seçimlerine ittifaksız girme yönünde bir irade beyan etmiştir.”

Arslan açıklamasının devamında, “Partimiz iradesini beyan etmesine rağmen ben mevcut siyasi ve sosyal gerçeklikten hareketle sürecin başından itibaren Ankara özelinde partimizin tabanının iradesini, beklentilerini karşılayacak sağduyulu bir kararın alınması için çaba sarf ettim. Partimizin yetkili organları ve Genel Başkanım Sayın Akşener’in bilgisi dâhilinde partimizin kazanımlarını koruyacak şekilde Ankara’da iş birliğinin devam ettirilmesi gerektiğini, Ankara’nın diğer illerden farklı olduğunu anlatarak alınacak kararın Ankara için olumlu sonuçlanması için samimi bir şekilde çaba gösterdim.”

CHP’den gelen “işbirliği” teklifini reddetmesinin ardından istifalarla gündemden düşmeyen İYİ Parti’de Ankara Milletvekili Yüksel Arslan partisinden istifa ettiğini duyurdu. Yüksel Arslan, istifa kararına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“İYİ Parti, Türk siyasetinde ortaya çıkan derin boşluğu doldurmak, seçmenin iradesinin en doğru şekilde parlamentoya yansımasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Ülkemizde demokrasinin kökleşip kurumsallaşmasını ve kamu kaynaklarının etkin, verimli bir şekilde kullanılıp devletimizin daha güçlü olmasını, hizmetlerin herkese eşit, adil bir şekilde ulaşmasını isteyen insanlarımızın sesi, sözü olmak amacıyla siyaset sahnesinde güçlü bir şekilde yerini almıştır.

Emperyalist istila ve işgale karşı 100 yıl önce verdiğimiz İstiklal mücadelesini zaferle sonuçlandırarak Türk milletinin yeniden tarihin öznesi olmasını sağlayan Türk milliyetçilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde etkin, aktif bir şekilde temsil edilmelerini sağlayan İYİ Parti; tabanından en üst kademesine kadar vatansever, samimi, dürüst, çalışkan ve sorumluluk sahibi insanların partisidir. Benim de İYİ Parti’de bulunma nedenim budur.

14 Mayıs 2023 seçimi sürecinde yapılan ön seçim; gençlerin siyaset yapmasına, partimizin demokratik usullerle aday göstermesine öncülük yaptı. Bizleri daha gayretli çalışmamız hususunda motive ederek halkımızla kaynaşmamızı sağladı. Bu sebeple İYİ Parti’nin siyasi varlığını devam ettirmesi en büyük arzumdur.

14 Mayıs seçimi sonuçları üzerinden başlayan siyasi ittifak tartışmaları, yaklaşan 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde partilerin tutumları ve gösterecekleri adaylar üzerinden devam etmektedir. Seçimlerde iktidar medyasının kara propagandası adaylarımızı, yöneticilerimizi olumsuz yönde etkilemiştir. Seçim sürecinde yaşanan olumsuzlukları değerlendirmeye alan İYİ Parti 31 Mart 2024 yerel seçimlerine ittifaksız girme yönünde bir irade beyan etmiştir.

Partimiz iradesini beyan etmesine rağmen ben mevcut siyasi ve sosyal gerçeklikten hareketle sürecin başından itibaren Ankara özelinde partimizin tabanının iradesini, beklentilerini karşılayacak sağduyulu bir kararın alınması için çaba sarf ettim. Partimizin yetkili organları ve Genel Başkanım Sayın Akşener’in bilgisi dâhilinde partimizin kazanımlarını koruyacak şekilde Ankara’da iş birliğinin devam ettirilmesi gerektiğini, Ankara’nın diğer illerden farklı olduğunu anlatarak alınacak kararın Ankara için olumlu sonuçlanması için samimi bir şekilde çaba gösterdim.

Görüş ve düşüncelerimi paylaşırken Ankara Büyükşehir Belediyesinin de 5 yıldır   Millet İttifakı’nın belediyesi gibi çalıştığını, bu süreçte İYİ Parti Ankara İl Başkanlığımızın ve 21 ilçe başkanımızın Sayın Mansur Yavaş’ı desteklediklerini anlattım. Aynı zamanda 14 Mayıs seçimleri sırasında Genel Başkanım Sayın Akşener’in miting yaptığı 42 vilayette kürsüye Sayın Mansur Yavaş ile çıktığını ve “namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanı” diye övgü ile bahsettiğini hatırlattım.

Öyle ki partimizin 6 Aralık 2023 tarihinde yapılan TBMM Grup Toplantısı sonrasında Genel Başkanım Sayın Meral Akşener ile yaptığım görüşmede Sayın Akşener’in, “CHP’den somut bir teklifle gelinmediğini ve Mansur Bey’e karşı menfi bir tutum içinde olmadığını…” söylemesi üzerine, kendilerine “Konunun taraflarıyla bu diyaloğu paylaşabilir miyim?” diye sordum. Onay vermeleri üzerine yaptığımız konuşmayı ilgili taraflarla paylaştım ve atmaları gereken adımlar hususunda oluşan görüşlerimi ifade ettim.

Sayın Genel Başkanımızın Uşak’ta yaptığı toplantıda kullandığı ifadeler sonrasında Ankara ile ilgili de seçim iş birliği zeminin ortadan kalktığı kanaatine vardım. Benim özel gayretlerimin “partime zarar vermek, kumpas kurmak, operasyon çekmek” şeklinde itham edilmesi üzüntü vericidir. Ayrıca partimize hizmet etmek için yaptığım samimi gayretler, bizlere güvenerek oy veren kardeşlerimin yanı sıra teşkilat yöneticilerimiz, milletvekillerimiz ve Sayın Genel Başkanımız tarafından da bilinmektedir.”

Paylaşın

İYİ Parti’den “Manipülasyon Ve Siyasi Operasyon” Açıklaması: Bir Takım Odaklar…

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’den yapılan açıklamada, “Türkiye’nin gözleri önünde ve fütursuzca İYİ Partililerin helal oylarıyla seçilmiş meclis üyelerini birtakım vaatlerle yolundan saptırmanın çabası içindeler” ifadelerine yer verildi ve eklendi:

Haber Merkezi / “Bu açık manipülasyon ve siyasi operasyonlarda, partimizden ayrılan birtakım kişilerin de ilçe başkanlarımızı ve meclis üyelerimizi bizzat arayarak partimize bilinçli şekilde zarar vermeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Yine İYİ Parti’mizin gönülden desteğiyle büyükşehir belediye başkanı seçilen bir başkan ise o ildeki İYİ Partili belediye başkanlarımızla makamında poz vererek partimize ve o şehirdeki dava arkadaşlarımıza etik dışı bir mesaj verme çabasındadır.”

‘Bu ve bunun gibi girişimlerle belediye meclis üyelerinin ve ilçe yöneticilerinin istifa ettirilmek istenildiği’ vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Başka bazı illerde de kesin aday gösterilmeleri karşılığında belediye başkanlarımıza transfer teklifleri yapılmakta, hatta rozet takılmaktadır. Bu şüphesiz ki millete hizmet aşkıyla kurduğumuz partimize yapılan kapsamlı bir operasyondur. Genel Başkanı’mız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi bizim tek müttefikimiz milletimizdir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde 81 ilde, ilçe ve beldelerde İYİ belediyecilik vizyonumuzu tüm vatandaşlarımızla buluşturacak ve iyi adaylarımızla seçime gireceğiz.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’den dikkat çeken bir açıklama yapıldı. İYİ Parti’nin sosyal medya hesabından açıklamada, genel seçimlerin ardından milletin iradesine uygun şekilde “iki kutuplu siyaset düzenine karşı başkaldırının sembolü” olmayı sürdürdüğü belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Kuruluşumuzdan bugüne her türlü engellemelere rağmen milletten aldığı güçle mücadelesini sürdüren İYİ Parti’mize, son günlerde yapılan siyasi operasyonları dikkatle izliyoruz. Anlıyoruz ki kazanma hırsıyla ve kutuplaşmayı derinleştirerek, tüm ahlaki değerlerden vazgeçtiklerine inandığımız birtakım odaklar, Türkiye’nin gözleri önünde ve fütursuzca İYİ Partililerin helal oylarıyla seçilmiş meclis üyelerini birtakım vaatlerle yolundan saptırmanın çabası içindeler. Bu açık manipülasyon ve siyasi operasyonlarda, partimizden ayrılan birtakım kişilerin de ilçe başkanlarımızı ve meclis üyelerimizi bizzat arayarak partimize bilinçli şekilde zarar vermeye çalıştıklarına şahit oluyoruz.

Yine İYİ Parti’mizin gönülden desteğiyle büyükşehir belediye başkanı seçilen bir başkan ise o ildeki İYİ Partili belediye başkanlarımızla makamında poz vererek partimize ve o şehirdeki dava arkadaşlarımıza etik dışı bir mesaj verme çabasındadır.”

“Bu ve bunun gibi girişimlerle belediye meclis üyelerinin ve ilçe yöneticilerinin istifa ettirilmek istenildiği” vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Başka bazı illerde de kesin aday gösterilmeleri karşılığında belediye başkanlarımıza transfer teklifleri yapılmakta, hatta rozet takılmaktadır. Bu şüphesiz ki millete hizmet aşkıyla kurduğumuz partimize yapılan kapsamlı bir operasyondur. Genel Başkanı’mız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi bizim tek müttefikimiz milletimizdir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde 81 ilde, ilçe ve beldelerde İYİ belediyecilik vizyonumuzu tüm vatandaşlarımızla buluşturacak ve iyi adaylarımızla seçime gireceğiz.”

Paylaşın

Her 5 Öğrenciden Biri Haftada En Az Bir Kez Öğün Atlıyor

Türkiye’de her beş çocuktan birinin parası olmadığı için haftada en az bir kez yemek yiyemediği ortaya çıktı. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 1,9’u “her gün” veya “neredeyse her gün” öğün atladığını bildirdi. 

“Haftada 4 ila 5 kez” diyenlerin oranı yüzde 1,8 olurken öğrencilerin yüzde 4,8’i de “haftada 2 ile 3 kez” yanıtını verdi. “Haftada yaklaşık 1 kez” diyenlerin oranı ise yüzde 10,8 oldu. Böylece haftada en az bir kez öğün atlayan öğrencilerin toplam oranı yüzde 19,3 oldu.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2022 sonuçlarına göre matematik puanı ile öğrencilerin öğün atlaması arasında ilişki bulunuyor. Öğün kaçırma oranı arttıkça matematik puanı da düşüyor. Öğrencilerin maddi imkansızlık nedeniyle aç kalmasında Türkiye (yüzde 19,3) OECD ortalamasının (yüzde 8,2) oldukça üzerinde.

Ortalama matematik puanında ise Türkiye (453), OECD ortalamasının (472) altında yer alıyor. OECD, PISA sonuçlarında ülkeler arasındaki farklılıkları anlamak için sosyo-ekonomik koşullara ilişkin sorulara da yer veriyor. Bunlardan birisi de “Son 30 gün içinde gıda alacak parası olmadığı için yemek yiyememe” oldu.

Rapora göre Türkiye’de yaklaşık her beş çocuktan birinin parası olmadığı için haftada en az bir kez yemek yiyemediğini ortaya koydu. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 1,9’u “her gün” veya “neredeyse her gün” öğün atladığını bildirdi.

“Haftada 4 ila 5 kez” diyenlerin oranı yüzde 1,8 olurken öğrencilerin yüzde 4,8’i de “haftada 2 ile 3 kez” yanıtını verdi. “Haftada yaklaşık 1 kez” diyenlerin oranı ise yüzde 10,8 oldu. Böylece haftada en az bir kez öğün atlayan öğrencilerin toplam oranı yüzde 19,3 oldu.

OECD ortalaması ise yüzde 8,2’de kaldı. Grafikteki listede OECD üyesi olmayan ülkeler de bulunduğu için Türkiye orta sıralara yakın görünüyor. Ancak üyeler arasında Türkiye zirvede bulunuyor. “Aç kalma” oranı ABD’de yüzde 13, Birleşik Krallık’ta yüzde 10,5 ve Fransa’da yüzde 8,5.

PISA’da Türkiye’nin matematik okuryazarlığı sonucu 453 puan oldu. OECD ortalaması 472 puan. Türkiye bu alanda AB ülkelerinden Yunanistan (430), Romanya (428), Kıbrıs (418) ve Bulgaristan (417) geride bıraktı. Sonuçlara ilişkin Andreas Schleicher’in yazdığı “Anlayış ve Yorumlamalar” başlıklı OECD raporunda öğrencilerin aç kalması ve matematik başarısı da ele alınıyor.

Dünyanın birçok yerinde gıda krizi yaşandığına dikkat çeken rapor “PISA sonuçları milyonlarca öğrencinin- en zengin ülkelerden bazıları da dahil olmak üzere beslenmek için zorluk yaşadığını gösteriyor” uyarısında bulundu.

Türkiye’de öğün atlayan öğrencilerin oranının yüzde 19 olduğuna dikkat çeken raporda “Öğrencilerin karınları gurulduyorsa, etkili bir şekilde öğrenmeleri pek olası değil.” yorumuna yer verildi.

Okullarda ücretsiz öğle yemeği önerisi

Birçok ülkenin halihazırda okul yemeği programları uyguladığını belirten OECD raporu bunların zor durumdaki çocuklar ve haneler için bir güvenlik ağı oluşturduğuna dikkat çekti.

Rapor, politika yapıcılara çağrıda bulunarak, ücretsiz öğle yemeğinin daha fazla çocuğun okula gitmesini sağlayacağı tavsiyesinde bulunuyor. Raporda son bir haftada öğün kaçırdığını söyleyenlerin oranı ile matematik puanları arasında negatif ilişki olduğunu gösteren grafik bulunuyor.

PISA araştırması OECD tarafından 15 yaş grubunda örgün eğitime devam eden öğrencilerin matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı, okuma becerilerini değerlendirmek ve ülkeleri karşılaştırabilmek için yapılıyor.

Türkiye, PISA araştırmasına 2003’ten bu yana yer alıyor. PISA 2022 nihai uygulaması, Türkiye’de 19 Nisan-13 Mayıs 2022’de 60 ilden 196 okul ve 7 bin 250 öğrencinin katılımıyla bilgisayar tabanlı gerçekleştirildi. Türkiye’nin matematik puanı 2008 yılında 454 puan ile zirveyi görmüştü. En düşük değer ise 2015 yılında 420 puan olmuştu.

PISA sonuçlarında “matematik kaygı endeksi” de yer alıyor. Türkiye bu alanda oldukça üst sıralarda. Türkiye’nin puanı 0,59 iken OECD ortalaması 0,17 puan.

Öte yandan, Türkiye’de okullar arasındaki fark da dikkat çekici. Türkiye’de matematik performansında okullar arasındaki farklılık, OECD ülkelerindeki ortalama toplam farklılıkla karşılaştırıldığında en büyük farklılıklar arasında.

OECD raporunda sosyo-ekonomik durumun matematik sonuçlarını açıklamada önemli bis gösterge olduğu vurgulanıyor. AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın 2022 yılı verilerine göre Türkiye “çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riski”nde Avrupa’nın zirvesinde yer alıyor.

Türkiye’de çocukların yüzde 45’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yaşarken bu oran AB’de yüzde 25. Okullarda ücretsiz yemek konusunda Türkiye ve Avrupa’da farklı uygulamalar bulunuyor.

AB’de 5 ülkede ücretsiz yemek uygulaması var. 10 ülkede sosyal yardım alanlar veya geliri düşük olan ailelerin çocuklarına ücretsiz yemek veriliyor. Türkiye ise okul öncesi öğrenciler başta olmak üzere bu imkanı yaygınlaştırmayı planlıyordu ancak hayata geçip geçmeyeceği belirsiz.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

YSK’nın Seçim Yasakları Kararları Resmi Gazete’de

Seçim yasakları kararına göre; seçim günü kahvehane, kıraathane, kafe ve internet kafe gibi eğlence mekanları kapalı olacak. Eğlence yeri niteliği taşıyan lokantalarda ise yalnızca yemek hizmeti verilebilecek.

Haber Merkezi / Karara göre; oy verme günü, tüm yayın organlarında seçimler ve seçim sonuçlarına ilişkin haber, tahmin ve yorum yapılması da yasak kapsamında olacak.

Bir diğer karara göre, oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, basın yayın organlarında kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla seçmenin tercihi etkileyebilecek yayınlar yapılamayacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin seçim yasakları kararlarını Resmi Gazete’de yayımlandı.

YSK’nın seçim yasakları kararına göre, 31 Mart’ta saat 06.00’dan 23.59’a kadar içki satışı ve kamuya açık yerlerde içki içilmesi yasak olacak. Güvenlik güçleri dışında herkesin silah ya da kesici, delici alet taşıması da yasaklandı.

Kararlara göre; seçim günü kahvehane, kıraathane, kafe ve internet kafe gibi eğlence mekanları kapalı olacak. Eğlence yeri niteliği taşıyan lokantalarda ise yalnızca yemek hizmeti verilebilecek, seçim yasaklarına uyulması şartı ile saat 18.00’den sonra düğün yapılabilecek.

Oy verme günü, tüm yayın organlarında seçimler ve seçim sonuçlarına ilişkin haber, tahmin ve yorum yapılması da yasak kapsamında olacak. 18.00-21.00 saatleri arasında yalnızca YSK’nin seçimlerle ilgili haber ve tebliğleri yayınlanabilecek.

Yayın yasağı saat 21.00’de sona erecek fakat YSK’nin daha erken bir saatte yasağı kaldırma yetkisi bulunuyor.

YSK’nin seçimlerle ilgili bir diğer kararına göre, oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, basın yayın organlarında kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla seçmenin tercihi etkileyebilecek yayınlar yapılamayacak.

Bu süre dışındaki yayınlarda ise anket ya da araştırmaların tarafsızlık ilkesine şekilde verilmesi, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığı, katılımcı sayısı, araştırmanın kim tarafından finanse edildiği bilgilerinin bulunması zorunlu olacak.

Paylaşın

Bakan Şimşek, Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verdi: 2026

Meclis’teki bütçe görüşmelerinde açıklamalarda bulunan Bakan Mehmet Şimşek, “Orta Vadeli Programın ana hedefi enflasyonda kalıcı düşüşü sağlamak. Kararlıyız enflasyonu kalıcı olarak düşüreceğiz. Enflasyonda ivme kaybı çok net ortadadır” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu önümüzdeki yıl yüzde 36’ya 2026 yılında ise tek haneli seviyelere düşürmeyi hedefliyoruz. Gelecek sene yüzde 4 büyüme hedefimiz var. Peki bu büyüme istihdam yatıyor mu? Rakamlara baktığımızda görüyoruz ki istihdam artmış, işsizlik tek hanelere düşmüştür. Bir diğer amacımız cari açığı kalıcı olarak aşağılara çekmektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde açıklamalarda bulundu.

Enflasyonu düşürmekte kararlı olduklarını belirten Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı: Orta Vadeli Programın ana hedefi enflasyonda kalıcı düşüşü sağlamak. Kararlıyız enflasyonu kalıcı olarak düşüreceğiz. Enflasyonda ivme kaybı çok net ortadadır. Enflasyonu 2026 yılında tek haneli seviyelere düşürmeyi hedefliyoruz.

Gelecek sene yüzde 4 büyüme hedefimiz var. Peki bu büyüme istihdam yatıyor mu? Rakamlara baktığımızda görüyoruz ki istihdam artmış, işsizlik tek hanelere düşmüştür. Bir diğer amacımız cari açığı kalıcı olarak aşağılara çekmektir.

Sermaye piyasalarını enflasyon düştükçe güçlendireceğiz. Yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Önümüzdeki dönem her şeye rağmen tasarruf harcamalarımızı devam ettireceğiz. Borçlanma maliyetlerimiz geriledi, ‘Orta Vadeli Program’ işliyor. Çalışanlarımızı, emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik.

Türkiye’nin risk priminin 400 baz puandan daha fazla düştüğünü belirten Bakan Şimşek, TL varlıklara uluslararası yatırımcı ilgisinin arttığını belirtti. Mehmet Şimşek yatırımcı ilgisinin daha da artacağını belirterek “Piyasada arzuladığımızdan daha fazla kaynak akışı var” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Sisi’ye Tebrik Telefonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Sisi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Gazze’ye insani yardım ulaştırma gayretleri ele alındı.

Haber Merkezi / Erdoğan, görüşmede, İslam ülkelerinin kalıcı ateşkesi sağlamak için başlatılan çalışmaları birlik içerisinde devam ettirmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Görüşmede, yeniden Mısır Devlet Başkanı seçilen Sisi’ye başarılar dileyen Erdoğan, yeni dönemin Türkiye-Mısır ilişkileri açısından hayırlara vesile olması temennisini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Görüşmede, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Gazze’ye insani yardım ulaştırma gayretleri ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, İslam ülkelerinin kalıcı ateşkesi sağlamak için başlatılan çalışmaları birlik içerisinde devam ettirmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Görüşmede, yeniden Mısır Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Sisi’ye başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni dönemin Türkiye-Mısır ilişkileri açısından hayırlara vesile olması temennisini dile getirdi.”

Paylaşın