CHP Lideri Özel: 1984’ten Beri Kaç Bildiriye İmza Attık, Neyi Çözdük?

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, TBMM’de 4 partinin imza attığı bildiriye imza atmamaları hakkında, “1984’ten beri kaç bildiriye imza attık? Neyi başardık, neyi çözdük?” dedi ve ekledi:

“Bundan sonra ne ezbere iktidar var, ne de ezbere muhalefet var. Faşizme, ‘Sen neden böyle yapıyorsun’ denmez. Mikroba, ‘Sen neden hasta ediyorsun’ diye sorulmaz. Muhalefet, iktidarın pozisyonuna güç veriyorsa o ülkede iktidar değil muhalefet sorgulanır. Sorumluluğumun farkındayım.”

Özel, konuşmasının devamında, “Elbette sorularımız var. 20 aydır Pençe-Kilit operasyonu şehit geldikçe hatırlanıyor. Bu operasyonun amacı ne, hedefi ne? Ulaştıysa neden oradayız, ulaşmadıysa neden ulaşmadı? Bu şartlarda koruyamıyorsak mehmetçiğin hayatı için başka tedbirler alınması gerekmiyor mu?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Birileri bir yandan kendi sorumluluklarını örtmek, birilerini kendi sorumluluklarına ortak etmek ve süreci kendileri açısından hasarsız atlatmanın hesabı içine girdiler ve bir büyük oyunun, bir büyük algı operasyonun da ilk günlerini yaşadığımızı akıl sahibi, vicdan sahibi her birimize hissettirdiler.

Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle tekrar ettirmekle meşguldüler.

Biz 12 askerimizin nasıl şehit olduğunu milletimize anlatılmasını, Meclisimizin bilgilendirilmesini, Cumhurbaşkanı ya da MSB Bakanı eliyle halkın huzuruna çıkıp bir şeyler söylenmesini hem de Meclis’in bilgilendirilmesini istedik. Çünkü bölgeden çok çelişkili haberler geliyordu, hala da devam ediyor. Bu konuda sorularımızı, önerilerimizi birazdan sıralayacağım.

Öncelikle hep beraber bir milli yas ilan edilsin, bayraklar yarıya indirilsin, eğlenceler iptal edilsin, açılışlar iptal edilsin ve bu ülke bu acıda ortaklaşsın dedik. Bu daha önce yapılmadı mı? Yapıldı. Kanunu var, yetkisi belli, ilan edecek kişi belli ama hiç oralı olmadılar hiç buralı olmadılar, hiç bunu hissetmediler.

Daha önce bu yetkiyi Suudi Arabistan kralı öldüğünde 3 gün süreyle kullanmıştı. Onlar Suudi Arabistan kralı ölünce bu ülkede milli yas ilan edilmesi gerektiğini düşünüyorlar ama bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde burada milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar. İşte böyle bir anlayışla karşı karşıyayız ve onlar iktidar, biz muhalefet tarafındayız.

Milli yas ilan etmeyelim, Suudi kralı kadar değerli değiller, ne yaşanıyor size anlatmayalım çünkü milletin vekili olsanız da sarayın muhatabı değilsiniz ama bir göreviniz var bu A4 kağıda imza atacaksınız hep beraber kınama yapacağız. Biz o gün dedik ki milli yas ilan edilmeden, meclis bilgilendirilmeden sizin sorumluluğunuza ortak olacak, sizi meşrulaştıracak, sizinle birlikte hiçbir imzayı atmayacağız.

Biz artık hiçbir evladımız bir daha şehit olmasın diye askerlerimiz daha iyi korunsun diye kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye anneler gözyaşları dökmesin diye artık sizin istediğiniz A4’ler üzerinde imzalar koyup iktidarın peşinden koşturup terör belasını bu topraklardan silmek yerine bir sonraki şehit cenazesine kadar unutan anlayışla ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız.

Bizi nelerle muhatap edecekler göze alıyoruz onlardan korkmuyoruz ama bu partinin karşısındakinden değil arkasında durduğunu düşündüğünden bir dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur kendimize güveniyoruz kimseden korkmuyoruz, kimseden korkmuyoruz.

1984’ten beri kaç ortak bildiri imzaladık? Sonucunda ne elde ettik neyi çözdük neyi başardık? Hala daha niye annelerin gözü yaşlı? Babaların yüreğinde taş var? ve halen daha sürekli ne zaman ama ne zaman Türkiye’de artık bir şeyler iyiye gidecek dendiğinde şehit cenazeleri geliyor artık insanlar bu sorunun cevabını istiyorlar. öyle ne ezbere iktidar var ne bundan sonra öyle ezbere muhalefet var. CHP’yi bundan önce hesaba katmayanlar bundan sonra o kirli hesaplarını iki kere yapsınlar çünkü yanılacaklar.

İktidar, demokratik değilse geldiği demokrasiyi araçsallaştırıp gücünü mutlaklaştırıyor her geçen gün biraz daha acımasızlaşıyorsa, sertleşiyorsa, faşizme kayıyorsa, faşizm dönemlerindeki uygulamaları örnek alıyorsa o iktidara sen niye böyle yapıyorsun denmez. Ama böyle bir iktidar gücünü mutlaklaştırıyorken karşısında muhalefet bu iktidara varlığıyla güç veriyorsa o ülkede iktidar değil muhalefet sorgulanır. Sorumluluğumuzun farkındayız.

CHP bu bildiriye imza koymadı. Böyle bir bildiri imzaladılar, şu bildiriye biz imza koymadık. Sonra bir yalana sarılıyorlar, CHP tepki gelince kendi bildiri imzaladı diye. Biz bu bildiri imzalanırken, yollayın o bildiriyi görelim bile demedik. Soruyorlar ya hangi kelimesine karşısınız. Bildiriyi görelim bile demedik çünkü dedik ki bu milletin evlatları neden öldü, hangi tedbirler alınmadı bundan sonra hangi tedbirler alınmalı konuşulmadan gerçekten bu konuda samimi bir bilgilendirme olmadan kimseyle ortaklaşmayız dedik.

Sayın Ali Yerlikaya’yı arayıp emniyet mensuplarına teşekkür ettim. Acılarını yaşamak yerine bu meselelerde defalarca telefon edip ‘Yapanları lanetliyoruz. Özgür Bey bizim ailemizin çocuğu’ diyen Budak ailesine yürekten teşekkür ediyorum. Biz son zamanlarda 28 imza atmışız, onlar genel başkanmızın önüne mermi koydurmuş, Meclis’te yumruk attırmış, Çubuk’ta linç girişimiyle karşı karşıya bırakmışlar. Önce imza atıp sonra eleştirseydiniz diyen varsa aklını peynir ekmekle yemesin. Yazan çizen herkese söylüyorum. Erdoğan da Bahçeli de çok iyi siyasetçi ama bunlar kötü insanlar.

Seçim döneminde montaj videolarla bizi Kandil ile birlikte göster, sıkışınca Abdullah Öcalan’dan mektup oku. Sonra da ‘yerli ve milli siyaset’ de. Yere batsın yerliliğin ve milliliğin.”

Bahçeli bugün dedin ya PKK’nın adını anmaz hain onlar diye. PKK’nın adını anmayan bir hain arıyorsan işte Recep Tayyip Erdoğan’ın tweeti. Öyle bedava siyaset yok. Hain arıyorsan burada.

Biz imza atmışız, onlar genel başkanımızın önüne kurşun koymuşlar biz imza atmışız onlar genel başkanımıza grup çıkışında yumruk attırmışlar. Biz imza atmışız onlar Çubuk’ta genel başkanımızı linç etmeye çalışmışlar. Linçten sonra da nereye gideceğine dikkat etsinler demişler Anıtkabir’de bile genel başkanımızın elini havada bırakmışlar.

Hala daha bu kötücül akılla önce imza atsaydık sonra eleştirseydik diyen varsa aklını peynir ekmekle yemesin.

İstanbul seçiminden önce bunlar kazanırsa İSPARK’ı PKK’ya verecekler de, sıkışınca son gece Abdullah Öcalan’dan mektup okut ondan sonra yerli ve milli siyaset… Yere batsın yerliliğin, yere batsın milliliğin!

“Ağzına geleni söyleyen Devlet Bahçeli…”

Sayın Bahçeli HDP’yi dinlemedi CHP’yi dinlemedi ama sayın Bahçeli oturdu ittifak ortağı HÜDAPAR’ı dinledi. HÜDAPAR Genel Başkanı, konuşması sırasında önce bir kere mikrofon kapandı diye açılınca ikinci kez elinde hilafet yeşili parti programıyla sanki inadına dönüp MHP sıralarına bakarak şunları okudu: ‘Olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle eyalet sistemi, özerklik gibi yönetim modelleri serbestçe tartışılabilmelidir’

Erdoğan bu sistemin olumsuz yönlerini saysın. Ağzına geleni söyleyen Devlet Bahçeli, ağzını aç da konuş bakalım bu sistemin olumlu yönlerini de sen anlat ittifak ortağın yerine.

Sayın Devlet Bahçeli, ittifak ortağının söylemiyle söyleyeyim ‘Kimler kimlerle beraber’

Bu iktidar herkes bilsin ki devlet değildir. Devletin kanatları iktidarı korumak için değil halkı milleti korumak içindir. Parti, parti devleti olmaz devletin de partisi olmaz ama muhalefet de ne devlet için ne iktidarı arkalamak için ne zor duruma düştüm dediğinde iktidarı meşrulaştırmak için değil ancak ve ancak yetkinin alındığı millet için yapılır, halk için yapılır.

Biz, bize oy verenlerin saray rejimine oy vermediğini biliyoruz. Biz, bize oy verenlerin bu anlayışa oy vermediğini biliyoruz bu yüzden de biz milletin olmayan bu yoldan yürümeyeceğiz. Her alanda yetki kullanıp hiçbir sorumluluk almayan iktidarı o konforlu alanında rahat bırakmayacağız.

Bu ülke herkes için zenginleşene kadar hep birlikte çalışacağız fakir fukaranın şehit olduğu bunların zengin olduğu bu düzene dur diyeceğiz. Artık yeter, artık yeter, artık yeter!”

Paylaşın

Anket: İmamoğlu, AK Partili Muhtemel Rakiplerine Fark Atıyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, anket şirketleri de seçimlere ilişkin çalışmalarına hız verdi. Son olarak MetroPoll Araştırma, aralık ayı araştırmasında İstanbul seçimlerine odaklandı.

Anket, 9 – 13 Aralık’ta İstanbul’un 39 ilçesinde 1500 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmesi ile yapıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya veya eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yarışması halinde hangi adayın ne kadar oy alabileceği araştırıldı.

Sözcü yazarı İsmail Saymaz‘ın aktardığı ankete göre, İmamoğlu ile Murat Kurum arasındaki bir yarışta İmamoğlu rakibine yaklaşık 15 puan fark atıyor.

Murat Kurum’a 15 puan fark

Ankette “Önümüzdeki yerel seçimde İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için adaylar aşağıdaki gibi olursa hangisine oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yanıtı şöyle oldu:

Ekrem İmamoğlu: 48.3
Murat Kurum: 33.9
Cevap Yok: 17.8

Ali Yerlikaya’ya 10 puan fark

Araştırmada İmamoğlu ile Ali Yerlikaya arasındaki muhtemel yarış da soruldu. Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini söyleyenlerin oranı 46.5 olurken, Yerlikaya 37.1 puanda kaldı. ‘Cevap Yok’ diyenler ise 16.4 puan oldu.

Selçuk Bayraktar’a 7 puan fark

Ankette katılımcılara son olarak Ekrem İmamoğlu ile Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar arasındaki olası yarış soruldu. Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini belirtenlerin oranı 45.1 puan oldu. ‘Cevap yok’ diyenlerin puanı 16.8 olurken, Selçuk Bayraktar’a oy vereceğini kaydedenlerin oranı 38.1’de kaldı.

Paylaşın

Bahçeli’den Özgür Özel’e Sert Sözler: Zirzop, Üç Kuruş Akıllı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “DEM ve CHP’nin haricinde TBMM’de grubu bulunan 4 parti, ortak metne imza koyarak terör saldırılarını şiddetle kınamışlardır. CHP, bu metnin neresini beğenmedi? Niçin telaşa kapıldı? DEM’in siyasi kolonu olmayı nasıl hazmetti. CHP, DEM’in peşinde yuvarlana yuvarlana ahlaki tarihi mirasını kaybetmiştir. Bu kesindir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına geçmiştir” dedi ve ekledi:

“Hepsine birden yazıklar olsun diyorum. Özgür Özel zıvanadan çıkmış, zırvaya gömülmüş, zirzop siyasetiyle bindiği dalı kesmeye başlamıştır. Terörist Demirtaş’ı selamlayan bu gafilin sonunda kafese alınıp bölücülük narkozuyla uyuşturulduğu ortadadır. Demlenmiş CHP yönetimi yüz karasına dönüşmüştür. TBMM’nin ortak açıklamasına imza atmayarak PKK’nın safına geçen CHP, DEM kadar milli güvenlik tehdididir. Terör saldırılarından hemen sonra Milli Savunma Bakanımızdan Meclis’i bilgilendirmesini isteyen zihniyet sorumsuzdur. Memleketi Manisa’da protesto edilen bu şahıs, aklını başına almazsa sokakta dahi yürüyemeyecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasında CHP, CHP Lideri Özgür Özel ve DEM Parti’yi hedefine koyan Bahçeli, şunları söyledi:

“Tetiği çeken PKK’lı teröristtir ancak mermiyi veren, hedefi gösteren güçler de terörü ve terörizmi himaye eden alçaklardır. Milli birlik ve kardeşliğimizi yaralamak için menfur bir operasyon devrededir. Bu operasyonda CHP’nin demlenmesi amaçlanmıştır. Ne zaman Türkiye başını kaldırsa, bir adım öne çıksa, çok geçmeden farklı kaynaklardan olsa da aynı gayeye hizmet eden musibetlerle karşılaşıyoruz.

Ne zaman küresel zeminde zulme karşı dursak yumuşak karnımızdan darbe yiyoruz. Her yerden üstümüze geliyorlar. Gözümüzün içine baka baka ihanetin fermanını okuyorlar. Göstere göstere terörizme güzelleme yapıyorlar. Dişimizi sıkıyoruz ve sabır diyoruz. Ne var ki estirilen tahrik kampanyası sağ duyulu duruşumuzu gittikçe sarsıyor. Hınıslı Said isimli bir haine yapılan övgülerden tutun da bölücü mesajlara, terör diline kadar görülmedik şey kalmamıştır.

TBMM, teröristlerin, bölücülerin, aklanma, paklanma, sığınma ve meydan okuma yeri değildir. Aksine, hizmet eden kim varsa hasmımızdır, vatan hainidir. MHP’nin açık çağrısı şudur; teröristlere hangi milletvekili hoşgörüyle yaklaşıyorsa suçludur. Biz TBMM’de terörist istemiyoruz. Düşman istemiyoruz. Katil istemiyoruz. Canilerin sırtını sıvazlayan namertleri asla istemiyoruz. PKK’nın yerine gözetleme kulesi görevi gören, İstiklal Marşı söyleyemeyen, sözde Kürdistan havariliğinden vazgeçemeyen, devletin bölünmez bütünlüğüne düşman kesilen sözde partilerin TBMM’de bulunması, Hazine yardımı ve maaş alması rezalettir, cinayettir, milletimize karşı en aşağılayıcı muameledir.

Gelişmeler karşısında ilk önerim, 57 DEM milletvekilinin maaşının ve bu terör yuvasına ödenecek Hazine yardımının derhal kesilerek terörle mücadeleye ve şehit ailelerine aktarılmasıdır. İkinci önerim, teröre yardım ve yataklık yapan sözde milletvekillerin görüşülmeyi bekleyen dokunulmazlık dosyalarının karara bağlanarak bu haşaratların acilen mahkemeye çıkarılmasıdır. Üçüncü önerim, AYM statüsünün radikal şekilde ele alınarak yeniden yapılandırılması ya da bu mahkemenin kapatılmasıdır. Dördüncü önerim de TBMM’de kürsü dokunulmazlığı sınırlarının yeniden çizilmesidir. AYM’nin malum başkanı ve üyeleri şehit haberleri karşısında acaba ne hissetmişlerdir? Nasır tutmuş vicdanları biraz olsun sızlamış mıdır?

AYM’nin önünde görüşülmeyi bekleyen 129 bin 140 bireysel başvuru dosyası varken mahkum Can Atalay dosyasını acilen inceleyip hak ihlali verilmesinin izahını kara cübbeli işbirlikçiler nasıl yapacaktır? Aynı özen ve dikkat neden ve niçin HDP ve devamı partilerin kapatılmasında gösterilmemektedir? AYM’nin başkan ve üyeleri, kulak veriniz, bana şehitlerimizin omzunda vatan toprakları emanet edildi, onların katilleri aramızda dolaşıyor. Uzaktan kumandalı yargı da yargıç da olmaz diyen Bay Zühtü, senin ipin kimin elindedir?

“Özgür Özel zıvanadan çıkmış, zırvaya gömülmüş, zirzop siyasetiyle bindiği dalı kesmeye başlamıştır”

DEM ve CHP’nin haricinde TBMM’de grubu bulunan 4 parti, ortak metne imza koyarak terör saldırılarını şiddetle kınamışlardır. CHP, bu metnin neresini beğenmedi? Niçin telaşa kapıldı? DEM’in siyasi kolonu olmayı nasıl hazmetti. CHP, DEM’in peşinde yuvarlana yuvarlana ahlaki tarihi mirasını kaybetmiştir. Bu kesindir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına geçmiştir. Hepsine birden yazıklar olsun diyorum. Özgür Özel zıvanadan çıkmış, zırvaya gömülmüş, zirzop siyasetiyle bindiği dalı kesmeye başlamıştır.

Terörist Demirtaş’ı selamlayan bu gafilin sonunda kafese alınıp bölücülük narkozuyla uyuşturulduğu ortadadır. Demlenmiş CHP yönetimi yüz karasına dönüşmüştür. TBMM’nin ortak açıklamasına imza atmayarak PKK’nın safına geçen CHP, DEM kadar milli güvenlik tehdididir. Terör saldırılarından hemen sonra Milli Savunma Bakanımızdan Meclis’i bilgilendirmesini isteyen zihniyet sorumsuzdur. Memleketi Manisa’da protesto edilen bu şahıs, aklını başına almazsa sokakta dahi yürüyemeyecektir.

CHP, işgal edilmiş, Türkiye düşmanlarının eline geçmiştir. Bu acıklı tablo ülkemiz ve demokrasimiz adına çok ciddi bir risktir. CHP Genel Başkanı’nın Tuzla Piyade Okulu’nda yaşananlardan sonra başarılı, dirayetli ve cesur yürekli Milli Savunma Bakanımıza saldırması alçaklıktır, korkaklıktır, hunhar terör örgütüne vekâlet etmektir. Görevini onurla yapan Milli Savunma Bakanımıza, “Ya aklını başına alacak ya da biz onun aklını başına getireceğiz” diyerek üst perdeden ve tehditvari şekilde konuşan özelleşmiş esir zihniyet, bugüne kadar kaç kişinin aklını başına getirmiş de, böylesi bir özgüvenle atıp tutmaktadır. Emperyalizmin özelleştirdiği bu şahısta akıl olsa zaten böyle konuşmaz, konuşamazdı.

Terörle mücadele eden bakanlarımızdan komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve Polis Teşkilatımızın her kademesinde görev yapan kahramanlarımıza dil uzatanların dilinin, el uzatanların elinin, göz koyanların gözünün, parmak sallayanlarını da parmağının hesabını sorar, bedelini misliyle ödetiriz. Daha önce söylemiştim, yine söylüyorum, bunların alayının aklını alırım. Milli Savunma Bakanımızın, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta heyetinin, kahraman asker ve polislerimizin sonuna kadar arkasındayız.

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde AK Parti ile 30 büyükşehir ve 29 ilde işbirliği yapma kararı aldığımızı, 22 ilde de demokratik yarış halinde olacağımızı buradan bir kez daha açıklıyorum.”

Paylaşın

Üç Bakanlık, Süresi İçinde Hiçbir Önergeyi Yanıtlamadı

28. Dönemin başından bu yana Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a 939, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya 743, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a 127 soru önergesi gönderildi. Bu bakanlar, süresi içinde hiçbir önergeyi yanıtlamadı.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan CHP Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı “Biz burada temsil ettiğimiz vatandaşlarımızın refahı, ülkemizin huzuru ve Cumhuriyetimizin geleceği adına denetleme yetkimizi kullanmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bakanlar şeffaf şekilde bu halktan toplanan vergilerin ve ülke adına yapılan işlerin hesabını vermekle yükümlüler. Ancak tek adamlık rejiminde bakanlar Meclise değil Saraya hesap verme derdinde. 83 milyonu değil, 1 kişinin ağzına bakıyorlar. O nedenle Milletvekillerinin önergeleri yanıtsız bırakılıyor, cevaplananlar ise sözde yanıtlar içeriyor. Denetimin olmadığı yerde demokrasi olmaz, hırsızlık olur.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı Meclis Başkanlığına milletvekillerinin soru önergelerine süresi içinde yanıt veren ve önergeleri yanıtsız bırakan bakanları sordu. Soru önergesine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ yanıt verdi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Bozdağ’ın yanıtına göre milletvekilleri, 28. Dönemin başından bu yana Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a 939, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya 743, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a 127 soru önergesi gönderdi. Bu bakanlar süresi içinde hiçbir önergeyi yanıtlamadı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç süresi geçtikten sonra 28 önergeyi yanıtlarken, 64 önergenin yanıtlanma süresinin devam ettiği görüldü. Bakan Tunç 847 soru önergesini yanıtsız bıraktı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya 418 önergeyi süresi geçtikten sonra yanıtlarken, 76 önergenin yanıtlanma süresinin devam ettiği görüldü. İçişleri Bakanı Yerlikaya 249 önergeyi yanıtsız bıraktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy süresi geçtikten sonra 25 önergeyi yanıtlarken 77 önergeye halen yanıt vermedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 285 soru önergesinin 173’ünü süresi içinde yanıtladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş 205 soru önergesinin 104’ünü süresi içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 358 önergenin 126’sını; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki 524 önergenin 193’ünü, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 55 önergenin 22’sini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar 159 önergenin 84’ünü, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak 120 önergenin 36’sını,

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 180 önergenin 98’ini, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 450 önergenin 201’ini, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler 48 önergenin 33’ünü, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 504 önergenin 117’sini, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır 52 önergenin 30’unu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 539 önergenin 64’ünü, Ticaret Bakanı Ömer Bolat 97 önergenin 32’sini ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu 316 önergenin 214’ünü süresi içinde yanıtladı. Bakanlara toplamda 5731 soru önergesi verildi. Bunların 1553’ü süresi içinde yanıtlanırken 2644 tanesi yanıtsız bırakıldı.

Soru önergesinin Anayasal bir denetleme yetkisi olduğunu belirten Hikmet Yalım Halıcı “Biz burada temsil ettiğimiz vatandaşlarımızın refahı, ülkemizin huzuru ve Cumhuriyetimizin geleceği adına denetleme yetkimizi kullanmaya çalışıyoruz. Bakanlar şeffaf şekilde bu halktan toplanan vergilerin ve ülke adına yapılan işlerin hesabını vermekle yükümlüler. Ancak tek adamlık rejiminde bakanlar Meclise değil Saraya hesap verme derdinde. 83 milyonu değil, 1 kişinin ağzına bakıyorlar. O nedenle Milletvekillerinin önergeleri yanıtsız bırakılıyor, cevaplananlar ise sözde yanıtlar içeriyor. Denetimin olmadığı yerde demokrasi olmaz, hırsızlık olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Başkanlığına bu dönemde 1338 kanun teklifi verdi. Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi 159, Milliyetçi Hareket Partisi 50, İyi Parti 21, Saadet Partisi 4, Türkiye İşçi Partisi 10 kanun teklifi verdi. Bu kanun tekliflerinin hiçbiri yasalaşmadı. Muhalefetin verdiği Meclis Araştırma önergelerinin hiçbirisi Meclis Genel Kurulunda kabul edilmedi.

Bunların içinde çocuğa yönelik istismar, kadın cinayetleri, yolsuzluk, satılan vatandaşlık, yargıdaki liyakatsiz yapılanma, sınır güvenliği, çiftçilerin sorunları, emekçi cinayetleri, uyuşturucu, mafyalar, sığınmacı sorunu, yabancılara konut ve toprak satışı, deprem önlemleri, bağış kampanyalarında toplanan ancak yatırılmayan paraların araştırılması gibi başlıkların yer aldığı Araştırma Önergeleri Cumhur İttifakı Milletvekillerince kabul edilmedi.

Paylaşın

DEM Parti Kısaltması, Yargıtay Tarafından Kabul Edildi

Yargıtay, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin kısa ismi olan DEM Parti’yi kabul etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın resmi internet sitesine, partinin kısa ismi olan DEM Parti ve yeni logosunun yer aldığı görüldü.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) halen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 57 milletvekili bulunuyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 2 ay önce adını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak değiştirmiş, partinin eş genel başkanlıklarına Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç ve Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan seçilmişti.

Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Aslan’ın haberine göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin kısa ismi olan DEM Parti’yi kabul etti.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 15 Ekim 2023’de gerçekleştirilen 4. Olağanüstü Kongre’de isim değişikliğine giderek, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi adına aldı. Partinin kısaltması ise HEDEP oldu.

Değişikliğin bildirildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HEDEP’i daha önce kapatılan Halkın Demokrasi Partisi’ni (HADEP) andırdığı gerekçesiyle kabul etmedi. Başsavcılık, bu benzerliğin Siyasi Partiler Yasası’na aykırı olduğunu ileri sürdü.

Partiye gönderilen yazı ile HEDEP kısaltmasının değiştirilmesi istendi. Parti, bunun üzerine partinin kısa ismini 11 Aralık’ta DEM Parti olarak değiştirdi.

Değişiklik, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın resmi internet sitesine de yansıdı. Sitede partinin kısa ismi olan DEM Parti ve yeni logosunun yer aldığı görüldü.

DEM Parti’nin kurulması ardından 24 Kasım’da yeniden kurulan Yeşil Sol Parti’nin (YSP) başvurusunun da kabul edildiği görüldü. Şu anda kurulan ve Yargıtay tarafından kabul edilen siyasi parti sayısı ise 141’e ulaştığı görüldü.

Paylaşın

2024 Yılı Bütçesi Kabul Edildi: 317 Evet, 249 Hayır

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Bütçeye ilişkin 566 milletvekili oy kullandı: 317 evet, 249 hayır.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi” 17 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. 2024 yılı bütçesi, TBMM Genel Kurulu’nda geçerli 566 oydan 317 kabul, 249 ret oyu ile onaylandı.

2024 yılı bütçe teklifinin hayırlı olmasını dileyen Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelerimizi tamamladık. 2024 bütçesi ülkemize, devletimize ve milletimize hayırlı olsun” ifadelerine yer verdi.

Giderin 11 trilyon 89 milyar lira olduğu bütçenin geliri ise 8 trilyon 437 milyar 100 milyon lira olarak hesaplandı. Bütçe teklifi itibariyle gelir vergisi 1 trilyon 188,9 milyar lira, kurumlar vergisi 1 trilyon 275,7 milyar lira, katma değer vergisi 2 trilyon 497,7 milyar lira, özel tüketim vergisi 1 trilyon 403,9 milyar lira, diğer vergi gelirleri 1 trilyon 41,5 milyar lira ve vergi dışı gelirler 1 trilyon 29,4 milyar lira olarak öngörüldü.

Bütçe teklifinde, “Savunma ve Güvenlik” alanında 1 trilyon 133 milyar 500 milyon lira harcama yapması öngörüldü. Eğitim için 1 trilyon 615 milyar lira, sağlık için 1 trilyon 650 milyon lira ve sosyal yardımlar için 497 milyar lira bütçe ayrıldı. Tarım sektörüne ise sadece 384 milyar lira ödenek planlandı. 2024 yılında personel giderleri için toplam 2 trilyon 865,9 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri içinse 669,8 milyar lira öngörüldü. Bütçe giderleri dağılımında 1 trilyon 254 milyar lira ise “faiz” kalemi için hesaplandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den, Erdoğan Ve Bahçeli’ye Yanıt

Erdoğan ve Bahçeli’nin kendisine yönelik eleştirilerine yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Manisa’ya birisi gövde gösterisi yapmaya gitmiş lafını utanarak ve ürpererek dinledim. Ne gövde gösterisi ya. Bu kadar kalpsizlik olur mu? Şehit cenazesine gidiyoruz” dedi ve ekledi:

“Buna gövde gösterisi dediği, bir elini şehidin tabutunun üstüne koyup bir eline mikrofon alıp orada siyasi söylemlerde bulunmaktır. Şehit cenazesine gitmek ne zaman gövde gösterisi olmuştur. Sonrasından bildirilmiş kıtalarla, çevre ilçelerden, komşu illerden topladıklarını oraya götürüp bize karşı slogan attırmak marifet mi şehit cenazesinde? Buna kim karar versin, cenazeye gitmek mi gövde gösterisi orada sövgü gösterisi yapmak mı? Hangisi milleti inceltiyor.”

Özel açıklamasının devamında ise, “Şehit ailesi konuşmuş. Ne diyor şehit ailesi, protestoları kınıyor, ‘Özgür Özel bizimde ailemizin evladı’ diyor. Daha söyleyecek başka bir şey var mı ? Birazcık utanma olmaz mı insanda. Şehit ailesi diyor ki ‘yaşananlardan utandık, yaşananları kınıyoruz. Üç beş kişiyi toplamışlar getirmişler bağırtıyorlar’ diyor” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Manisa’ya birisi gövde gösterisi yapmaya gitmiş lafını utanarak ve ürpererek dinledim. Ne gövde gösterisi ya. Bu kadar kalpsizlik olur mu? Şehit cenazesine gidiyoruz. Buna gövde gösterisi dediği, bir elini şehidin tabutunun üstüne koyup bir eline mikrofon alıp orada siyasi söylemlerde bulunmaktır. Şehit cenazesine gitmek ne zaman gövde gösterisi olmuştur.

Sonrasından bildirilmiş kıtalarla, çevre ilçelerden, komşu illerden topladıklarını oraya götürüp bize karşı slogan attırmak marifet mi şehit cenazesinde? Buna kim karar versin, cenazeye gitmek mi gövde gösterisi orada sövgü gösterisi yapmak mı? Hangisi milleti inceltiyor. Şehit ailesi konuşmuş. Ne diyor şehit ailesi, protestoları kınıyor, ‘Özgür Özel bizimde ailemizin evladı’ diyor. Daha söyleyecek başka bir şey var mı ? Birazcık utanma olmaz mı insanda. Şehit ailesi diyor ki ‘yaşananlardan utandık, yaşananları kınıyoruz. Üç beş kişiyi toplamışlar getirmişler bağırtıyorlar’ diyor. Bunun ailemizle ilgili yok. ‘Özgür Özel de ailemizin evladı’ diyor.

Ben Manisa’nın evladıyım. Ne Manisa’da ne de 81 ilin herhangi bir yerinde bu tür davranışların yapılmasını asla doğru bulmam. Bizim elimiz armut toplamaz, Erdoğan’a aynı şekilde cevap mı verelim. Aynı şekilde cevap verecek olursak camilerin avluları, siyasi protesto mekanına dönüşürse bundan cumhurbaşkanı olarak hoşnut mu olacak. Biz gençlik   kollarımızı götürüp aynı sloganları attıramaz mıyız? Marifet mi bu. Marifet, böyle durumlarda aile ile duygu bağını kurabilmekte, marifet ne kadar üzgün kızgın olsa da  metaneti koruyabilmektir. Erdoğan’ın bu açıklamasını duyduysa sayın Bahçeli Erdoğan’ı da dinlemeye gitmez artık.”

“Genel başkanımıza ve bizlere o saldırıyı yapanlar…”

Öte yandan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında ortak bildiri ve milli yas polemiğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yücel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Şehit cenazesinde Şehidimizin aziz hatırasına saygısı olmayan bir avuç kendini bilmezin çıkardığı provokasyonun amacının ne olduğunu biliyoruz. Bu provakasyona Manisa’dan katılanların parti aidiyetleri dikkat çekiyor. Hepsi tek tek tespit ediliyor. Şehidimizin ailesi, yakınları provokasyona izin vermedi… Onlar Genel Başkanımızın arayarak yapılanlardan büyük üzüntü duyduklarını ilettiler.

Genel başkanımıza ve bizlere o saldırıyı yapanlar korkak ve karanlık güçlerin elinde maşa olmuş kullanışlı aparatlardır. Bu ve benzeri provokasyonlar bizi doğru bildiğimizi yapmaktan ve söylemekten alıkoyamaz. Kolay siyasete alışan ve CHP’den yükselen itiraz karşısında ne yapacağını şaşıran Ömer Çelik, aklınca bizi eleştirmiş; CHP’nin terör karşısında kendi bildirisini yayınlamasından rahatsız olup, ortak bildiriye imza atmaması utanç vericidir demiş.

Sen önce Savunma Bakanınıza, 24 saatte 12 evladımızı neden şehit verdik, onun hesabını sor. Sonra Bakanınıza, Mehmetçiğimiz sınırda canını dişine takmış teröristlerle çatışıp şehit olurken, şimdiye kadar yayınlanan bildirilerden, atılan imzalardan sonra ne yapıldı? Kaç evladımız şehit düştü? Onu sor. Utanç verici olan nedir biliyor musun Ömer Çelik, çözüm sürecinde karakollara “Terör örgütü PKK’yı görmezden gelin, müdahale etmeyin” talimatı vermektir.

Utanç verici olan, Alçak Terör örgütü PKK’yı muhatap alıp Oslo’da masaya oturmaktır. Sonrasında da, “Biz görüşmedik Devlet görüştü” demek yüzsüzlüktür, pişkinliktir, utanmazlıktır! Mehmetçiği bile bile, ölüme gönderen ellerden çıkmış bildirilere, bizim mürekkebimizin tek bir damlası bile düşmeyecek.”

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası Devam Ediyor: Akşener, Aday Göstermişti

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İBB Belediye Meclis Üyesi Akın Gürkan sosyal medya hesabından istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yerel seçimde Tuzla için aday gösterdiği Gürkan, istifa açıklamasında, “Parti içinde gerçekleşen kumpaslar ve kişisel ikbal hırslarından uzaklaşarak Yüce Türk Milletinin hizmetinde çalışmalarıma devam edeceğimi beyan ederim” dedi.

Akın Gürkan, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şunları belirtti: “Saygı ve teamüller, çok kıymetli seçmenler, basın mensupları ve Büyük Türk Milleti. Ülkemizin birtakım eller ile içeriden devşirilen güçler vasıtasıyla Atatürk İlkelerinin ışığından karanlıklara doğru hızla sürüklendiği bir dönemde tüm işlerimi bırakarak Vatan için siyasete girme sorumluluğunu her Türk evladı gibi üstlendim.

Milletimizin aydınlık yarınlarına umut olacağını düşündüğüm İYİ Parti’de Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in liderliğinde bilgim ve birikimim doğrultusunda bana tevdi edilen tüm sorumlulukları eksiksiz yerine getirerek görevimi alnımın akıyla tamamladım. Anadolu’nun birçok yerinde gerek alt yapı gerek üst yapı hizmetleri ile ülkeme ve insanlarıma büyük katkılar sağladım.

Köklü aile geleneğinden gelen biri olarak yaşamımın büyük kısmını Tuzla’da geçirdim. Tuzlalıların bana yönelttiği büyük teveccühle yine Tuzla’dan Belediye Başkan Adayı olmak üzere partime başvuruda bulundum. Tuzlalıların yoğun isteklerinin parti üst kademesi tarafından değerlendirilmesi sonucu İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in tensipleriyle İYİ Parti Tuzla Belediye Başkan Adayı olarak seçim çalışmalarıma başladım. Tüm bu olumlu gelişmeler yaşanırken; teamüller gereği atamayla İYİ Parti Meclis Grup Başkan Vekili olmuş Sayın İbrahim Özkan kendi sebeplerini öne sürerek istifa etti.

Bu istifanın ardından Grup Başkan vekilliği pozisyonu boş kaldı. Aynı gün yapılacak grup başkan vekilliği seçimi için, İYİ Parti İstanbul Yerel Yönetimlerden sorumlu İl Başkan Yardımcısı Nurettin Sağırkaya İBB’ye gelerek benim ve iki arkadaşımın belediye başkan adaylığı olduğu için, grup başkan vekili adayı olamayacağını söyledi ve ‘seçin birini gitsin’ dedi. Ben bu olayın yaşandığı gece İl Başkan Yardımcısı Nurettin Sağırkaya’yı arayarak tıpkı, ilk günden bu güne kadar yapılan uygulamalar gibi Grup Başkan Vekili’nin atama usulüyle yapılmasını, aksi takdirde tüzüğün 56. maddesi gereği seçim yapılmasının zorunlu olduğunu ve bu durumun da bir kargaşaya yol açabileceğini kendisine ilettim.

Nurettin Bey bu konuyu İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun’a ilettiğini onun da ‘akşamı bekleyelim’ cevabını verdiğini öğrendim. Aynı gece benimle beraber diğer İBB Meclis üyelerinin de aynı konuyla ilgili Yücel Coşkun’u ve Nurettin beyi aradığını da daha sonra öğrendim. Fakat İl Başkanı Yücel Coşkun hiçbir hamle yapmayarak konuyu adeta sürüncemede bıraktı. Kimse aday olmayınca Sayın İbrahim Özkan tekrar aday olmak istedi fakat ben bunun doğru olmayacağını belirterek seçim kararı alınacak toplantıyı terk ettim.

Ardından yapılan toplantı sonrası seçim kararı alınmış ve tüzüğün 56. Maddesi gereği İbrahim Özkan tekrar Grup Başkan Vekili olarak seçilmiştir. Benim ise tüm bu toplantı kararı alma ve seçim yapma sürecinde farklı toplantı ve televizyon programlarında olduğum kamera ve televizyon görüntülerinde sabittir. Ardından tüzüğün 56. Maddesi gereği kanuna uygun olarak Suat Sarı ve ben hariç yapılan oylamada Sayın İbrahim Özkan’ın Grup Başkan Vekili seçildiği grup karar defteri herkesin imzası bulunduğu şekilde önüme getirildi. Yasaya aykırı bir işlem yapılmadığı için ben de grup kararını imzaladım.

“Derin bir hayal kırıklığı…”

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun’un her şeyden bir gün önce haberinin olmasına rağmen ve tüm bu olayların önüne geçebilme fırsatı varken her hangi bir eylemde bulunmamıştır. Teamülleri uygulayarak ivedilikle bir Grup Başkan Vekili atayacağına, kargaşa çıkmasını beklemiş, ardından da genel merkez ve televizyonlarda kendisinin oylama yapılacağından haberinin olmadığını doğru olmayan bir şekilde beyan etmiştir.

Ardından tüm meclis üyelerini tedbirli olarak ihraç istemiyle İl disiplin kuruluna sevk ederek bir komplonun ikinci aşamasını icra etmiştir. Genel merkezimize ve Genel Başkanımıza gereken tüm bilgilendirmeleri yaptıktan sonra hakkımda verilecek kararı saygı ve sükûnetle beklerken, Sayın İbrahim Özkan’ın katıldığı bir haber programına bağlanan İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun hakkımda gerçek dışı beyanlarda bulunmuştur. Parti içinde ilerleyen ve gizli kalması gereken parti içi disiplin sürecini ifşa etmiştir.

Hatta o kadar ileri gitmiştir ki şahsımın onur ve haysiyetini hedef alarak bizzat Genel Başkanımız tarafından Tuzla sakinlerinin istekleri de göz önüne alınarak ilan edilen Belediye Başkan adaylığından, seçime bir hafta kala, başka bir parti lehine çekileceğimi düşündüğü iftirasında bulunmuştur. Yaşamı boyunca haysiyeti ve şerefi için var olan ben Akın Gürkan ve aile bireylerim bu iftiralar ve saldırılar karşısında büyük bir şok ile derin bir hayal kırıklığı yaşadığımızı belirtmek isterim.

Haklı olmamıza rağmen; partimize olan saygımızdan ve aldığımız terbiye gereği parti içi disiplin süreçlerini büyük bir gizlilikle takip ederken, bizatihi partimizin İl Başkanı tarafından uğradığım bu haksız iftira ve yapılan kumpaslardan dolayı bu kadar emek verdiğim partimden ayrılma kararı almış bulunmaktayım. Parti içinde gerçekleşen kumpaslar ve kişisel ikbal hırslarından uzaklaşarak Yüce Türk Milletinin hizmetinde çalışmalarıma devam edeceğimi beyan ederim. Saygım ve teamüllere olan inancımdan dolayı daha fazla haksızlığa uğramadan, İYİ Parti’den istifa ettiğimi kamuoyuna saygı ile duyururum. Yaşasın Yüce Türk Milleti.”

Akın Gürkan kimdir?

İlkokulu Ankara Keçiören Çizmeci İlkokulu’nda, ortaokulu Ankara Atatürk Lisesi‘nde okuyan Akın Gürken, 9 Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü okudu.

1989 yılında üniversiteyi bitirdi ve özel bir firmada şantiye şefliği yaptı. Sırasıyla; İller Bankası’na ait Iğdır Arıtma İnşaatı, Van(Erciş) İçme Suyu İnşaatı, Ağrı(Merkez) İçme Suyu ve Ağrı (Merkez) Kanalizasyon İnşaatları, Beyşehir Kanalizasyon İnşaatı, Zonguldak Yenice İçme Suyu İnşaatı gibi firmanın muhtelif işlerini bitirdim. Daha sonra kendi firmasını kurdu.

1993 yılı ile yine İller Bankası’nın, Köy Hizmetleri’nin, Özel İdarelerin ve belediyelerin muhtelif içme suyu, kanalizasyon,  yol ve bina işlerini yaptı. 2000’li yıllarda kurduğu proje ofisinde hala proje üretip inşaatlar yapmaktadır.

Paylaşın

Bahçeli, TBMM Genel Kurulu’nu Terk Etti

DEM Parti sözcüleri kürsüye çıktığında TBMM Genel Kurulu’nu terk eden MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesinin yapması gerekeni yapıyorum bugün” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler için TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı.

Bütçe görüşmelerini takip etmek için Genel Kurul’a gelen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) sözcüleri kürsüye çıktığında salondan ayrıldı.

Kuliste gazetecilerin konuya ilişkin sorusu üzerine MHP Lideri Bahçeli, “CHP’yi de takip etmeyeceğim. Arkadaşlarım da takip etmeyecekler. Anayasa Mahkemesinin yapması gerekeni yapıyorum bugün” ifadelerini kullandı.

Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler sonrası AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi imzasıyla ortak bildiri yayımlanmıştı. DEM Parti ve CHP ortak bildiriyi imzalamamıştı. CHP, üç grup başkanvekilinin imzasıyla ayrı bir bildiri yayımlamıştı.

Paylaşın

Babacan’dan Yerel Seçimler Açıklaması: Kimi Yerlerde İşbirliğine Açığız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Yerel yönetimlerde kimi yerlerde işbirliği modellerine açığız” dedi.

“İşbirliği olabilecek il ve ilçelerdeki adayları açıklamayı şu an için öteliyoruz” diyen Ali Babacan, “bir işbirliği olacaksa karşılıklılık ilkesine dayanarak olması lazım” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazetecilere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Yerel seçimlere değinen Babacan, “Biz DEVA olarak kendi adaylarımızla hazırlanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“İlk grup adaylarını açıkladık” diyen Babacan, perşembe günü ikinci grup adaylarını açıklayacaklarını söyledi. Babacan, şehircilik ilkelerini belirlediklerini ve adaylara etik ilkelerini imzalattıklarını söyledi. Babacan, “Yerel seçimlerde kendi adaylarımızı gösterme imkanımız olacak ama aynı zamanda merkezi hükümete de yerel seçimler mesaj verme imkanı taşıyor” dedi. Yüzde 52’lik kesim içinde 15-20 puanlık kesimin Erdoğan’a uyarı verebileceğini söyleyen Babacan, sarı ve kırmızı kartlarının ceplerinde olduğunu söyledi ve “bu seçim sarı kart, genel seçim kırmızı kart gösterme seçimi” ifadelerini kullandı.

“Yerel yönetimlerde kimi yerlerde işbirliği modellerine açığız” diyen Ali Babacan, kendi teşkilatlarında farklı yerlerden bu tür talepler geldiğini söyledi. Babacan, “genel merkezler arasında ise böyle bir görüşme ve mutabakat yok” dedi. CHP’nin yeni yönetiminin “işbirliği ne kadar kötü oldu” vurgusu yaptığını söyleyen Babacan, “CHP açısından işbirliği artık kolay olmayabilir” dedi. CHP’nin seçim ittifakını kendi içinde birkaç kez konuştuğunu ancak parti kurullarından olumsuz görüş çıktığını söyleyen Babacan, “Bu saatten sonra pozisyon değiştirmeleri kayda alınır olmaz” dedi.

“İşbirliği olabilecek il ve ilçelerdeki adayları açıklamayı şu an için öteliyoruz” diyen Babacan, “bir işbirliği olacaksa karşılıklılık ilkesine dayanarak olması lazım” ifadelerini kullandı. Babacan, “Az sayıda il ve ilçede işbirliği yapabiliriz” derken, “günün birinde genel merkezler arasında işbirliği rüzgarı eserse konuşuruz ama ben ortamın çok uygun olduğunu düşünmüyorum” ifadeleriyle Türkiye genelinde bir seçim ittifakı beklemediklerini söyledi.

İktidar ile ne yerelde ne genelde bir işbirliği görüşmesi olmadığını söyleyen Babacan, “olması da mümkün değil” ifadelerini kullandı. Babacan, kendi ayrılık gerekçelerinin çok güçlü olduğunu ifade etti. Babacan, çok sayıda belediye başkanı, çok sayıda meclis üyesi çıkarmak ve oy yüzdelerini artırmak istediklerini söyledi. Türkiye için başarı kriteri olarak bir oy yüzdesi açıklamalarının doğru olmadığını söyledi. Babacan, “Türkiye’nin her yerinde iddiayla ortaya çıkıyoruz” dedi.

Paylaşın