Ekrem İmamoğlu’ndan Murat Kurum’a İcraat Göndermesi

Ataköy Baruthane yapılarının açılış töreninde isim vermeden Murat Kurum’a icraat göndermesi yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ecdadın bize hediyesi olan ve dönemin halkçılık kavramının emarelerinden biri olan mahallelerden su akıtmak, insanların evlerine su şebekesi olmayan bir yerde önemli bir şey. Ecdada saygıyı lafla değil, davranışla, icraatla göstermek gerekir” dedi.

Murat Kurum’un adaylığına ilişkinde değerlendirmede bulunan İmamoğlu, “Adaylığı hayırlı olsun. Cumhur İttifakı’nın adayı ile tek söyleyeceğim, umuyorum nezaketli bir süreç olur. İstanbul’da tarihi bir yerel seçim arifesindeyiz. Bana başarılar onlara da topyekün başarılar” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, restore edilen Ataköy Baruthane yapılarının açılış törenine katıldı. Törende açıklamalarda bulunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ecdadın bize hediyesi olan ve dönemin halkçılık kavramının emarelerinden biri olan mahallelerden su akıtmak, insanların evlerine su şebekesi olmayan bir yerde önemli bir şey. Ecdada saygıyı lafla değil, davranışla, icraatla göstermek gerekir. Bu anlamda yenilediğimiz Bakırköy Baruthanesi, geçmişle geleceği buluşturan değerli bir yaşam alanı oldu.

Hafif sitemli, hafif alaylı tebessümle karşılaşıyorum. Bu küçük düşürme hamlesinden sonra bizim ne kadar önemli bir iş yaptığımızı, İstanbul’a ne kadar ne değerli olduğunu farklı kesimlerin de hissediyor olması ve ona yönelik politikalar üretiyor olmasını keyifle izliyorum.

Sonuna kadar hızımızı arttırarak İstanbul’u güzelleştirerek, bütçesini ahlaklı bir şekilde yöneterek, İstanbul’un bu tür unutulmuş ecdat yerlerini hayata kazandırarak tam gücümüzle tam yol ileri diyerek yürümeye devam edeceğiz. Asla eğilip bükülmeden dost doğru yürüyeceğiz. Hedefe vardığımızda bir avuç insanın mutluğu yerine 16 milyonun insanımızın mutluğu kazanacak. Ben rakibimi biliyorum ifademi tekrarlıyorum. takdir halkımızındır kim neye yorumlarsa.

İstanbul’un kentsel dönüşüm ile olan mücadelesi 99 depreminden beri devam ediyor. Son 25 yıldır verilen bu mücadele aynı hızla devam ettiği takdirde İstanbul’un kendine gelme süresi 80-90 yıl. Yalvardık yakardık ısrar ettik bu işi bütünlükçü bir yapıya getirelim diye. Bu işin tek başına çözümü olmaz. İçimizi tamamen Bakan Kurum’a dökmüş bir belediye olarak, görüşmeler kesilmiş (işaret parmağıyla) bu şekilde yol göstermişlerdir. Bu işin tek başına çözümü olmaz olamaz olmamıştır da.

Ama bu işin şöyle bir çözümü vardır topyekûn. Ben Kurum’un ‘topyekûn’ ifadesini anlıyorum ama topyekun seferberlik duygusuna bir katkıları olmadığını görüyorum. Bundan sonra olmasını arzu ederim. Bütün depremle ilgili mücadele millidir ama İstanbul’a dair daha büyük bir milli sorumluluk vardır çünkü beka sorunudur. Ben hâlâ aynı masada çalışmaya ve o masanın neferi olmaya hazırım. bir adım geri atmam, o masada olmaktan onur duyarım gelin konuşalım.

Lafla dediğim durum şöyle; böylesi göz önünde olan yerlerin göz göre göre harabeye dönüşmesine fırsat vermişseniz ve bunu izlemişseniz bu samimi bir sahip çıkış değildir. Sadece laf, hani ‘laf ola beri gele’ misali söylenmiş laflar. Biz bu istismara asla ve asla izin vermeyeceğiz. Bu istismarı yapanları, istismarlarıyla yüzleştireceğiz.

Biz iş yapıyoruz, icraat yapıyoruz, göz boyamıyoruz. Başkalarını ayrıştırıp bir düşmanlık sahası asla oluşturmuyoruz. Biz burada geçmişle geleceği buluşturuyoruz. Siz-biz demeden hareket eden, insanlarına hizmet ederken ayrıştırmayan bir ekibiz. Bize tam da bunun tersi biçimde saldırıya geçenlere buradan söyleyeyim; size bu millet haddinizi 31 Mart 2024’te bildirecek.

Mart ayında fazla değil 2 ay sonra Ataköy İkitelli Metro hattımızın açılışını yapmak için burada tekrar buluşmak dileğiyle hepinizi sevgiyle selamlıyorum.”

“Nezaketli bir süreç olur”

Baruthane açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, “Kurum’un adaylığı hayırlı olsun. Cumhur İttifakı’nın adayı ile tek söyleyeceğim, umuyorum nezaketli bir süreç olur. İstanbul’da tarihi bir yerel seçim arifesindeyiz. Bana başarılar onlara da topyekün başarılar. Siyasi ittifakın 2019’daki gibi olamayacağını, bu dönemin daha zor olacağını ifade ettim.

Centilmence hareket edilmezse gerekli cevap verilir. İstanbul seçimi her zaman zor bir seçimdir. İstanbul seçimi her zaman büyük bir efor büyük bir güç gerektirir. Rakibin pozisyonuna bakmadan kendi rekorlarını kıran bir maraton koşucusu gibi sürece odaklı ve her daim rekor kıracak şekilde, koşuya hazır bir adaylık gerektirir ben öyle bir adayım. Ben arkamda kimin koştuğuna bakmam, ben önümde kıracağım rekorlara bakarak koşmaya devam edeceğim” dedi.

Paylaşın

DEM Parti, Filistin’e Destek İçin Meydanlara İniyor

14 Ocak’ta İstanbul Esenyurt’ta Filistin Mitingi düzenleme kararı alan DEM Parti, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin diyoruz” ifadelerine yer verdi.

Açıklamanın devamında, “Türkiye başta olmak üzere bölge devletlerinin savaşı besleyen, büyüten politikalarına dur diyoruz. Filistin halkının gerçek dostları olan bölge halklarını, savaşların sona ermesi için mazlum halkların yanında olmaya çağırıyoruz. Şimdi Filistin’e ses olmanın zamanıdır” denildi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 14 Ocak’ta İstanbul Esenyurt’ta Filistin Mitingi düzenleyecek. DEM Parti’den konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Filistin’de katliamlar dursun, işgal son bulsun!

Aylardır tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de soykırım yaşanıyor. İsrail, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden katliam yapıyor, yerleşim alanlarını yerle bir ediyor.

İsrail’in işgalci savaşı nedeniyle 7 Ekim’den bu yana 23 bini aşkın sivil yaşamını yitirdi. 10 bini çocuk, 7 bini kadın katledildi. 70 bine yakın kişi yaralanırken, hastaneler başta olmak üzere tüm yaşam alanları bombalarla yıkıldı. Hayatta kalan yaklaşık 2 milyon insan, 3,5 aydır abluka ve saldırı altında susuzluk, açlıkla, bulaşıcı hastalık riskiyle yaşıyor, yaralıları tedaviye erişemeden ölüyor, ölüleri gömülemiyor. Mezarlıklar tahrip ediliyor.

Gazze ölüm kentine dönüştüren İsrail, şimdi de Batı Şeria’ya yönelmiş durumda. İsrail savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışıyor. Lübnan’ı bombalıyor, Suriye’yi bombalıyor, suikastler gerçekleştiriyor.

Filistin topraklarını işgal ederek kurulan İsrail, daha önce de olduğu gibi yaptığı hiçbir katliam ve savaşın hesabını vermiyor. Bütün anlaşmalara ve insani değerlere gözlerini, kulaklarını kapatmış durumda.

Halkların mozaiği olan Ortadoğu, kapitalist modernitenin, emperyalist güçlerin rekabet sahası olmuş durumda. Uluslararası sermaye güçleri savaş sanayisinden beslenirken, halklara ölüm reva görülüyor, doğa ve halkların tarihi yok ediliyor. Filistin halkı ve toprakları adeta yeryüzünden silinmek isteniyor. Tıpkı Kürt halkına yapılmak istenen gibi! Kürt halkının yaşadığı Kuzey Doğu Suriye’de (Rojava’da), Güney Kürdistan’da da yaşam alanları, hastaneler, tahıl depoları bombalanıyor. Demokrasi ve barış söyleminde yarışan dünya devletleri soykırıma suç ortaklığı yapıyor. Ortadoğu halklarının savaş altında yaşamasına onay veriyor ya da görmezden geliyor.

Türkiye’de ise iki yüzlü politika yine devrede. “Filistin davamız” denilirken, İsrail’le siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel ilişkiler devam ediyor. Türkiye İsrail’le ekonomik ortaklıkta ilk sırada yer alırken, ticaret hacmi 20 yılda yüzde 532 artış gösterdi. En büyük ihracat ise savaş sanayi alanında yapılıyor. Gazze’ye yönelik saldırının başladığı 7 Ekim’den bu yana ticarette herhangi bir yaptırım görülmedi. Aksine İsrail’in ihtiyaç duyduğu temel ham maddelerinin Türkiye’den kalkan gemilerle taşındığı açığa çıktı. İstedikleri kadar mitingler düzenlesinler, istedikleri kadar “din kardeşliği” adıyla Filistin’e destek verdiklerini söylesinler, AKP-MHP iktidarı İsrail’e lojistik desteğini sürdürüyor.

Ortadoğu’da halkların gönüllü birliğiyle adil ve onurlu bir yaşamın barış içinde, özgürlük içinde sağlanması mümkün. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ) olarak, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın her yerinde halkların katledilmesine dur diyoruz. Kürt halkının, Filistin halkının en temel talebi olan özgürlük ve onurlu barış mücadelesi talebini savunduk savunacağız diyoruz.

İsrail’le tüm askeri, ticari, diplomatik, akademik, kültürel ilişkilere son verilsin diyoruz.

Türkiye başta olmak üzere bölge devletlerinin savaşı besleyen, büyüten politikalarına dur diyoruz. Filistin halkının gerçek dostları olan bölge halklarını, savaşların sona ermesi için mazlum halkların yanında olmaya çağırıyoruz. Şimdi Filistin’e ses olmanın zamanıdır.

Esenyurt’ta 14 Ocak’ta düzenleyeceğimiz “Filistin halkıyla dayanışma” mitingimize tüm halkımızı davet ediyoruz. Ezilen halkları, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı ortak ses çıkarmaya çağırıyoruz.”

Paylaşın

“Emekli Zammı, AK Parti’de Krize Neden Oldu” İddiası

Emekli zammı, ekonomi yönetimi ile AK Parti yönetimi arasında krize neden olduğu iddia edildi. Ekonomi yönetimi, dengelerin bozulmaması için zammın yüzde 40’a yuvarlanabileceğini savunuyor.

Parti yöneticileri ise emekli memur maaşına yapılan yüzde 49,5’lik artışın esas alınması gerektiğini, aksi durumda seçimlerde meydanlara çıkamayacaklarını dile getiriyorlar.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Bağ-Kur emekli maaşlarının yüzde 37.57’de kalması ve memur emeklisinin ise yüzde 50 zam alması gündemdeki yerini koruyor. Emekliler zammın artırılmasını beklerken bu durumun AK Parti yönetiminde de krize neden olduğu iddia edildi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, ‘bu rakamla seçim kampanyası yürütemeyeceklerini bilen AK Parti yöneticilerinin ekonomi yönetiminin istediğinin aksine iyileştirme beklediğini’ yazdı.

Ekonomi yönetiminin dengelerin bozulmaması için bunun ancak yüzde 40’a yuvarlanabileceğini savunduğunu söyleyen Babacan, “Parti yöneticileri ise emekli memur maaşına yapılan yüzde 49,5’lik artışın esas alınması gerektiğini, aksi durumda seçimlerde meydanlara çıkamayacaklarını dile getiriyorlar. Çalışma Bakanlığı‘nın ise üç seçenekli bir çalışma yaptığı ve bunlar arasında yüzde 45’e denk gelen formüllerin de olduğu aktarılıyor. Çok değil, bir hafta içinde işin sonucunu göreceğiz” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın yakında yapacakları ABD seyahatine değinen Babacan, “Çok yazıldı çizildi, yatırımcılarla yapılacak toplantılarda Türkiye’ye sermaye çekilmeye çalışılacak. Uzmanlar işlerinin zor olduğunu iddia ediyor. Zira dumanı tepesinde tüten yargı krizi yatırımcılar açısından en sorunlu alan. Ekonomi yönetimi ise iyimserliğini koruyor. Yabancıların orta vadede Türkiye’nin izlediği politikasının olumlu sonuçlarının görüleceğine inandığı iddia ediliyor.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın eski ilişkilerini kullandığı, New York’ta yapılacak yatırımcı toplantısında bazı isimlerin Türkiye’ye yatırım yapma planını açıklayacağı, bunun ön görüşmelerinin yapıldığı öne sürülüyor. İddiaya göre, bu toplantının bir benzeri kısa süre içerisinde İstanbul’da yapılacak ve bu temaslardan Türkiye’ye 10 milyar dolarlık bir fon girişi sağlanacak. AKP kulislerindeki hava bu yönde…” diye yazdı.

Ekonomi yönetiminin tasarruf iddiası ile ilgili konuşulanları aktaran Babacan, “Maalesef, bu konuda pek de başarılı olunmadığı görülüyor. Daha ilginci savurganlık örnekleri açıkça konuşuluyor. Örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Dubai’de geçen kasım ayı sonunda yapılan İklim Zirvesi’ne 1040 kişilik bir ekiple katıldığı iddiaları Meclis gündemine taşındı. Bakanlık, bunu yalanlayamadı. Ekonomi yönetiminin tasarruf konusunda tüm bakanlıklara söz geçiremediği anlatılıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Seçmenler, Türkiye’nin ‘Kötü Yönetildiğinde’ Hemfikir

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin anketine yanıt veren seçmenlerin yarısından çoğu, yüzde 60’a yakın bir bölümü, ülkenin “kötü yönetildiğini” söylerken “iyi yönetildiğini” söyleyenlerin yalnızca yüzde 25’te kalması, büyük çoğunluğun sorunları nesnel bir bakış açısından gözlemlediklerini  de ortaya koyuyor.

Anketin ilgi çekici bir başka sonucu ise, “ekonomik sorunların nedeni”ne ilişkin -en önde gelen sözcüsü Erdoğan’ın kendisi olan- “dış güçlerin saldırıları” tezine “hiç katılmayan” ve “katılmayan”ların   yüzde 52,9’la bir kez daha “makulde ortaklaşan” bir ağırlık merkezi oluşturmaları.

Bianet’in aktardığına göre; Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nce 28-29 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen kamuoyu araştırması, Türkiye’nin, AKP ve CHP’nin nispeten büyükçe iki bileşenini oluşturduğu parçalanmış bir siyasal zeminde seyrettiğini gösteriyor.

“Bu pazar genel seçim olsa” sorusunu yanıtlamayan,  “kararsız” olduklarını veya “oy kullanmayacak”larını söyleyenlerin oyları paylaştırıldığında seçmenlerin yüzde 33,3’ü AKP,  yüzde 19,9’u CHP, yüzde 10,3’ü iki rakip ultra-milliyetçi partiden MHP, 5,5’i İYİ Parti’ye yöneliyor. DEM Parti yüzde 9,4 ile 2015 performansının yüzde 30 gerisine düşmüş görünüyor.

Bu tabloda hiçbir partinin ittifaklar olmaksızın iktidar olmasına olanak bulunmadığı, AKP’nin iktidarını sürdürmek açısından MHP’ye mahkum olduğu, İYİ Parti ve lideri Meral Akşener’in 2023 genel seçimleri sonrasında izledikleri siyasetin seçmenden olumlu yanıt almadığı, öte yanda CHP’nin DEM Parti’ye arkasını dönerek iktidara talip olmasının mevcut Türkiye siyaset tablosunda bir karşılığı bulunmadığı gözleniyor.

Seçmenlerin anketin genel yönetim ve ekonomi ve eğitimin yönetimine ilişkin sorulara verdiikleri yanıtlar ise, genel siyasi tercihler tablosundaki parçalanmışlığa rağmen  temel sorunlar konusunda “makul”ün çevresinde yığıldıklarını gösteriyor. Ankete yanıt verenlerin yarısından çoğu, yüzde 60’a yakın bir bölümü, ülkenin “kötü yönetildiğini” söylerken “iyi yönetildiğini” söyleyenlerin yalnızca yüzde 25’te kalması, büyük çoğunluğun sorunları nesnel bir bakış açısından gözlemlediklerini  de ortaya koyuyor.

“Türkiye’nin sorunlarını çözecek parti” aranıyor  

“Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer?” sorusuna yanıt verenlerin yalnızca yüzde 27’sinin sorunları iktidarın büyük ortağı AKP’nin çözeceğini söylemeleri, bir önceki soruya “Türkiye iyi yönetiliyor” yanıtı verenlerin oranıyla (Yüzde 24,2) tutarlı. AKP’yle devam edilebileceğini düşünenler hiçbir koşulda anlamlı bir büyüklük oluşturmuyor. Ancak bu sayılar AKP’nin kendi başına hükümet kurmasına imkan vermeyen ancak gitgide katılaşan bir “inanç” bloku üzerine yerleştiğini de gösteriyor.

Buna karşılık AKP’nin karşısındaki en büyük partinin “hiçbiri partisi” olması Türkiye’nin sorun çözecek bir “muhalefet partisi” arayışını sürdürmekte olduğuna işaret sayılabilir. Bu tablo, muhalefet güçleri CHP, DEM ve TİP’in karşısına, AKP’ye arkasını dönmüş seçmenlere hitap edecek, “kendileri olmayan”, kendilerini içermekle birlikte aşan  yeni bir çekim merkezi oluşturma “misyonu” koyuyor.

Araştırmanın, ekonomik krizin nedenlerinin “Ekonomi politikalarında yapılan yanlışlar mı” olduğuna işkin soruya yanıt verenlerin “kahir ekseriyeti”ni oluşturan yüzde 72,8’i  “tamamen katılıyorum” ve/veya “katılıyorum” diyerek ekonomik sorunların kaynağının iktidarın kendisi olduğu konusunda çok geniş bir mutabakat oluşturuyorlar. “Hiç katılmıyorum”, “katılmıyorum” ya da “ne katılıyorum ne katılmıyorum” diyenlerse AKP’nin “çekirdek seçmeni” olduğu söylenebilecek yüzde 24,9 düzeyinde kalıyor. Seçmenlerin, böylece bir başka temel konuda daha “makul olan”da birleştiği görülüyor.

İlgi çekici bir başka sonuç, “ekonomik sorunların nedeni”ne ilişkin -en önde gelen sözcüsü Erdoğan’ın kendisi olan- “dış güçlerin saldırıları” tezine “hiç katılmayan” ve “katılmayan”ların   yüzde 52,9’la bir kez daha “makulde ortaklaşan” bir ağırlık merkezi oluşturmaları. Ancak, bu teze katılanların oranının (yüzde 25,2) AKP’ye oy verenlerin oranıyla örtüşmesi de “akıl dışılık”  çevresinde aşılması güç, katı bir kümelenmenin süre gitmekte olduğuna bir işaret.

Araştırmanın alıntıladığımız, soru-yanıt setinde “Milli Eğitim Bakanı”nın okullarda “cemaat ve tarikatlarla işbirliği” yapma ısrarına hak verenler, AKP seçmeninin yarısına inerken, bütün yanıtlar arasında en yaygın mutabakatın, “cemaat ve tarikatlarla milli eğitim bakanlığının işbirliği yapmasının yanlışlığı” konusunda oluşması, yukarıdaki tablolardan ayrılan istisnai bir sonuç oluşturuyor. Bu, toplumda  eğitimin “ladini” karakterinin korunması konusunda genel olarak varsayılandan daha geniş, AKP’ye oy verenlerin yarısını da kucaklayan,  bir mutabakat bulunduğuna dair dikkate değer bir işaret sayılabilir.

Araştırmanın niteliği 

Yukarıdaki bilgiler Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin 27 il, 26 istatistiki bölgede, 2.400 panelist ile (CATI yöntemi) uygulanarak gerçekleştirdiği Türkiye Siyaset Paneli (TSP) Aralık 2023 Araştırma Rapor Özeti’nden derlendi.

Kuruluşun verdiği bilgiye göre, “veri derleme aşaması (28-29 Aralık, 2023) tarihleri arasında tamamlanan araştırmanın örneklem büyüklüğü, Türkiye genelinde yüzde 95 güven aralığında +/- yüzde 2 hata payıyla çözümleme yapmaya olanak sağlamaktadır.

“Analizler yapılırken ondalık bölümler yuvarlandığından bazı toplamlar 100’ün altında ya da üstünde olabilir (99 veya 101). Birden fazla cevabın verilebildiği açık uçlu sorularda toplamlar 100’ün üstündedir.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan İktidara ‘Filistin’ Uyarısı

İsrail-Filistin savaşına ilişkin açıklamalarda bulunan SP Lideri Temel Karamollaoğlu, “İktidarda bulunanlar ise hâlâ algıları yönetmenin, toplumumuzun öfkesini manipüle etmenin, kendilerine güvenen insanlarımızı kandırmanın peşinde!” dedi ve ekledi:

“İktidara sesleniyorum; siz unutturmaya çalışsanız da biz unutmayacağız ve unutturmayacağız! İktidarı uyarıyorum; Filistin’de yanan bu ateş en başta sizi yakar! Gazze’den yükselen çığlıklar sizi perişan eder! Filistinli mazlum çocukların, kadınların, hastaların âhı sizi perişan eder!”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Limanlarımızdan gemiler gelip gitmeye devam ettiği müddetçe; Filistin lehine attığınız sloganlar, İsrail aleyhine kurduğunuz o süslü cümleler sizi bu vebalden kurtarmaz, kurtaramaz!” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu sosyal medya hesabından İsrail-Filistin savaşına ilişkin paylaşımda bulundu. Karamollaoğlu’nun paylaşımı bu şekilde:

“Üç ay geride kaldı; İsrail katliamlarına devam ediyor! Her gün yüzlerce masum Filistinli, bombalar altında can veriyor. Siyonist rejim, hastaneleri, okulları, ambulansları ve ibadethaneleri aralıksız vuruyor. Gazzeliler açlık ve susuzluktan kırılıyor.

Daha da vahimi iktidar İsrail’e karşı mangalda kül bırakmazken her gün limanlarımızdan İsrail’e gemilerle sevkiyat yapılıyor. Buna karşılık iktidarda bulunanlar ise hâlâ algıları yönetmenin, toplumumuzun öfkesini manipüle etmenin, kendilerine güvenen insanlarımızı kandırmanın peşinde!

İktidara sesleniyorum; siz unutturmaya çalışsanız da biz unutmayacağız ve unutturmayacağız! İktidarı uyarıyorum; Filistin’de yanan bu ateş en başta sizi yakar! Gazze’den yükselen çığlıklar sizi perişan eder! Filistinli mazlum çocukların, kadınların, hastaların âhı sizi perişan eder!

Limanlarımızdan gemiler gelip gitmeye devam ettiği müddetçe; Filistin lehine attığınız sloganlar, İsrail aleyhine kurduğunuz o süslü cümleler sizi bu vebalden kurtarmaz, kurtaramaz!”

Paylaşın

İmamoğlu: Kaybetmeyi Aklımın Ucuna Bile Getirmiyorum

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimler hakkında açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu, beş yıl önce yapılan yerel seçimde ittifakların daha net olduğunu kaydetti ve “Bir önceki seçime oranla daha zor bir aritmetiğin ya da zeminin olduğu bir gerçek; o zaman ittifaklar daha net bir konumdaydı, şimdi ise siyasi partilerin tercihleri farklı bir pozisyonda” dedi.

Reuters haber ajansına konuşan İmamoğlu, rakibi AK Parti’nin adayı Murat Kurum’la ilgili de ilk kez açıklama yaptı.

Kurum karşısında şansının ne olacağına ise İmamoğlu şu yanıtı verdi: “Ben şansımı Murat Kurum’dan önce ya da sonra diye kategorize etmem; öncesinde ne kadar şanslıysam bugün de o kadar şanslıyım.”

Erdoğan’ın kendisine ait bir şeyin kendisinden alındığı hissiyle hareket ettiğine dikkati çeken İmamoğlu, İstanbul’un 16 milyon insana hatta insanlığa ait bir şehir olduğunu söyledi.

İstanbul’un bu seçimde başka bir yere konulacağının farkında olduklarını ifade eden İmamoğlu, “Kaybetmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum” dedi.

“Mecburlar”

İmamoğlu tekrar seçilmesi halinde hükümetin finansman ya da onay konularında engeller koyamayacağını belirterek “İki kez üst üste İstanbul’da seçim kazanmış bir belediye başkanını, kazandıktan sonra engelleyebilecek bir hükümetin olamayacağını düşünüyorum. Mecburlar” dedi.

YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan İmamoğlu aleyhine siyaset yasağı ve hapis cezası kararı alınmış, sözlerinin çarpıtılarak olmayan bir suçun yaratıldığını ifade eden İmamoğlu ise kararı istinaf mahkemesine taşımıştı.

İmamoğlu, devam eden yargılamanın seçime etkisi olup olmayacağı hakkındaki soruya, “Seçim kadar buradan bir sonuç çıkartma talihsizliğini diyelim olmayan bir suçun üzerinden çıkartma talihsizliğini hükümet ısrarla bu memlekete yaşatmak ister mi? Açıkçası istemez diye düşünüyorum. Ama her koşulda hiç kafama taktığım bir husus değil” cevabını verdi.

AK Parti uzun yıllardır elinde bulundurduğu büyükşehir belediyelerinin önemli olanlarını 2019 yılındaki yerel seçimlerde kaybetmiş; CHP ve ittifak yaptığı İYİ Parti’nin ortak adayları İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlığı seçimlerini kazanmıştı.

Türkiye’nin en büyük kenti olan ve belediyenin çok büyük bir bütçeyi yönettiği İstanbul ve Ankara, AK Parti için büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce defalarca İstanbul’u geri almak istediğini dile getirdi.

Ancak geçen yıl mayıs ayında yapılan genel seçimleri AK Parti ve MHP ittifakının kazanmasının ardından İYİ Parti yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini duyurdu, ancak henüz aday açıklamadı.

Paylaşın

CHP’den ‘Murat Kurum’ Açıklaması: ‘İmar Affı’na İmza Atan Bakan

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” dedi.

Günaydın, açıklamasının devamında, “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Murat Kurum’un, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gecikmiş bir açıklama olmasına rağmen kendileri adına hayırlı olsun diyelim” dedi.

Birgün’ün aktardığına göre; Günaydın, şöyle devam etti: “Peki, Murat Kurum adı neden ilan edildi? Açıklamalardan şunu görüyoruz; diyorlar ki ‘İstanbul’un iki tane büyük sorunu var, birisi kentsel dönüşümdür, diğeri ulaşımdır.’ O halde Murat Kurum kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunlarına ilaç olmak için atanıyor. Eğer hafızamızı bir kuş hafızasına benzetmiyorlar ise hep beraber hatırlayalım. 1994 yılında Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı oldu. Ve 4 yıl 7 ay süreyle İstanbul’u yönetti.

Sonra 21 yıl süreyle de kesintisiz başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla memleketi yönetti. Demek ki ‘sevdam İstanbul’ dediği İstanbul’un kaderi en az çeyrek asırdır Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde. Peki bu 25 yıl boyunca İstanbul, ulaşımda daha rahat bir noktaya doğru mu evrildi ya da yapı stoku daha güvenli bir hale geldi ve daha korunaklı bir kent şekline mi dönüştü? Yine vereceğimiz yanıtı Erdoğan’ın diliyle verelim. Çünkü ‘İstanbul’a biz ihanet ettik, İstanbul’da dikey yapılaşmaya biz izin verdik’ sözleri, Erdoğan’ın sözleridir.”

“Türkiye’yi inşaat lobisinin elinde betona gömen bir Erdoğan ekonomisinden söz ediyoruz” diyen Günaydın, “Böyle bir yapının bu kadar kötü karneden sonra İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında İstanbul’u iyi bir noktaya taşımaktan söz etmesi adeta trajikomik bir durumu ifade etmektedir” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır?”

Murat Kurum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Günaydın, “Gelelim Murat Kurum’un durumuna… Murat Kurum 2018 ila 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum bu dönem boyunca İstanbul’a yaptığı tek olumlu faaliyet var mıdır? 100 bin konut imal edeceğiz, 1 milyon konut imal edeceğiz hamasetleri çerçevesinde geride bırakılan TOKİ mağdurları vardır” diye konuştu.

Günaydın, şunları söyledi: “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim edilebilen konut oranı yüzde 4 bile değildir. Murat Kurum için 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini hepimiz hatırlıyoruz. Ve bu imar affı çerçevesinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri de maalesef hatırlıyoruz.”

Paylaşın

İYİ Parti’den Ayrılan İsimlerden Ekrem İmamoğlu’na Destek

İYİ Parti ile yollarını ayıran Bahadır Erdem, İbrahim Özkan ve Ece Güner, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekleyeceklerini açıkladılar.

Bahadır Erdem, “İstanbul’u AKP’nin kazanarak bütün şeriat yanlılarının doğduğum kentin sokaklarını işgal etmesine izin vermem. Onun için Ekrem İmamoğlu” ifadelerini kullanırken, İbrahim Özkan, “İstanbul için tam yol ileri” dedi.

Ece Güner de, “Tüm engellemelere rağmen çok başarılı bir başkan. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de, pek çok isim bu karar sonrası parti ile yollarını ayırdı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “operasyon siyaseti” yürütüldüğünü söyleyerek CHP’yi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu işaret etti.

AK Parti’nin İBB adayının Murat Kurum olarak açıklanmasının ardından İYİ Parti’den ayrılan birçok isim İmamoğlu’na desteğini açıkladı.

İYİ Parti’nin eski Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, paylaştığı mesajda “İstanbul’u AKP’nin kazanarak bütün şeriat yanlılarının doğduğum kentin sokaklarını işgal etmesine izin vermem. Onun için Ekrem İmamoğlu” dedi.

Partisinden istifa eden İBB Meclis üyesi İbrahim Özkan, İmamoğlu’nun paylaşımını alıntılayarak “İstanbul için tam yol ileri” notunu düştü.

Partinin eski Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner de İstanbul’un “son kale” olduğunu vurguladığı mesajında “Tüm engellemelere rağmen çok başarılı bir başkan. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Sinan Oğan’dan Vatandaşlara Çağrı: Kemer Sıkmak Gerekiyor

Ata İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak katıldığı genel seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı’nı destekleyen Sinan Oğan, “Ülkemiz bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan da ekonomik mücadelesini sürdürmektedir” dedi ve ekledi:

“Sorunlarımız yok mu? Var. Şu an ekonomide uygulanan doğru politikalara bizlerin de destek vermemiz gerekiyor. Eskilerin tabiriyle kemer sıkmak gerekiyor. Biraz sıkıntı yaşayacağız ancak bugün uygulanan ekonomi politikasının neticesini yıl sonuna doğru alacağımıza inanıyorum.”

Sinan Oğan, Türkiye İttifakı Partisi Balıkesir İl Başkanlığı’nın il kongresine katıldı. Konuşmasında erken seçim olmaması halinde 2028 yılında yapılacak genel seçimler için yerelde hazırlanmanın önemine vurgu yapan Oğan, “Önümüzdeki genel seçimler için yerelden başlayarak şimdiden hazırlanmamız gerekiyor. Geçtiğimiz seçimlerde Ata İttifakı’nın ne denli büyük rol oynadığına hepimiz şahit olduk. Daha yeni partiler olmamıza rağmen bu denli büyük bir rol oynamamız gelecek seçimlere daha iyi hazırlanmamız gerektiği gösteriyor bizlere” dedi.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Ekonomik sorunlara dikkat çeken Oğan, bu alanda adımların yılın sonlarına doğru iyileşme olarak yansıyacağını öne sürdü. Oğan, “Ülkemiz bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan da ekonomik mücadelesini sürdürmektedir. Sorunlarımız yok mu? Var. Şu an ekonomide uygulanan doğru politikalara bizlerin de destek vermemiz gerekiyor. Eskilerin tabiriyle kemer sıkmak gerekiyor. Biraz sıkıntı yaşayacağız ancak bugün uygulanan ekonomi politikasının neticesini yıl sonuna doğru alacağımıza inanıyorum” dedi.

Kaçak sığınmacıların geri gönderildiğini ileri süren Oğan, “bunun vatandaşa duyurulma noktasında zayıf kalındığından” yakındı. Sinan Oğan konuşmalarını şu ifadelerle noktaladı: “İçişleri Bakanlığı ile yaptığım görüşmelerde göçmen kaçakçılarıyla mücadele rakamları gayet tatmin edicidir. Eskiden sınırlarımız kevgire dönmüşken, artık çok sınırlı sayıda kaçağın ülkemize girdiğini ifade edebilirim.

Bununla beraber çok ciddi şekilde geri gönderme merkezlerine yakalanan kaçakların gönderildiğini ve ardında ülkelerine gönderildiğini rakamlarla bildiğim için çok gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Bir eksik var, bunu ilgili isimlere de ilettim, bu kadar büyük bir faaliyet içindesiniz çok sayıda göçmeni geri gönderiyorsunuz ama bunun reklamını yapmıyorsunuz. Vatandaşlarımız bazen bana soruyor, ne oldu göçmenler geri gönderilecekti diye ben de gönderildiğini söylüyorum. Onlar da neden biz bilmiyoruz diye soruyor. İşte burada bu işin sadece yapılması yetmiyor, bu işin yapıldığının da duyurulmasında da ihtiyaç var.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, genel seçimde Sinan Oğan’ın kendisini desteklemesiyle ilgili, “Sinan Bey’in katılımında pazarlık yok. Cumhur İttifakı’nın elemanı gibi çalışıyor” demişti.

Paylaşın

Murat Kurum, Ekrem İmamoğlu’nun Rakibi Oldu

Murat Kurum, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı olarak belirlendi ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na rakip oldu.

Haber Merkezi / Murat Kurum, sosyal medya platformu üzerinden adaylığına yönelik ilk paylaşımı yaptı. Kurum, paylaşımında, “Yeni dönemde bu güzel şehir, tecrübesini Türkiye’den sonra sadece İstanbul’a odaklayan bir yönetime sahip olacak. Yeniden İstanbul, şimdi İstanbul, sadece İstanbul” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende partisinin, 31 Mart Pazar günü yapılacak mahalli idareler seçimi için 12 büyükşehir ve 15 il belediye başkan adaylarını açıkladı.

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Murat Kurum, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na rakip oldu.

AK Parti, Aydın Büyükşehir Belediyesine Mustafa Savaş, Balıkesir Büyükşehir Belediyesine Yücel Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesine Alinur Aktaş, Denizli Büyükşehir Belediyesine Osman Zolan, Erzurum Büyükşehir Belediyesine Mehmet Sekmen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesine Nebi Hatipoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine Tahir Büyükakın, Mardin Büyükşehir Belediyesine Veysi Şahin, Muğla Büyükşehir Belediyesine Aydın Ayaydın, Ordu Büyükşehir Belediyesine Mehmet Hilmi Güler ve Samsun Büyükşehir Belediyesine Halit Doğan’ı aday gösterdi.

İllerde de Artvin’de Mehmet Kocatepe, Bingöl’de Erdal Arıkan, Bitlis’te Nesrullah Tanğlay, Çanakkale’de Julide İskenderoğlu, Çankırı’da Hüseyin Filiz, Düzce’de Faruk Özlü, Edirne’de Belgin İba, Elazığ’da Şahin Şerifoğulları, Giresun’da Aytekin Şenlikoğlu, Isparta’da Şükrü Başdeğirmen, Kastamonu’da Tahsin Babaş, Rize’de Rahmi Metin, Sinop’ta Yakup Üçüncüoğlu, Tokat’ta Eyüp Eroğlu ve Yalova’da Mustafa Tutuk aday olarak belirlendi.

AK Parti diğer illerin adaylarını ise 15 Ocak’ta Ankara’da yapacağı aday tanıtım toplantısında duyuracak.

Erdoğan, Özel’i hedef aldı

15 Ocak’ta seçim mitinglerine başlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday tanıtım toplantısında siyaset gündemine dair açıklamalar yaptı.

Suudi Arabistan’daki kupa krizi sonrası yaşanan tartışmalara değinen Erdoğan, 28 Şubat sürecine gönderme de bulundu ve “Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır.” dedi.

Erdoğan, “Milletin Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’le bir sorunu, sıkıntısı, derdi, problemi yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel’in de “vesayet gölgesi” altında olduğunu savundu ve “Bu seçimlerle elde edeceğimiz zaferle aynı zamanda Özgür Efendi’yi de özgürleştireceğiz” diye konuştu.

Erdoğan, Can Atalay’ın tahliyesi tartışmalarında da Özel’i hedef aldı ve “Özgür efendi, anayasal düzene muhalefet ederek 18 yıl ceza alan bir teröristi adeta tünel kazarak Meclis’e getirmeye çalışıyor” dedi.

CHP, Can Atalay hakkındaki ikinci hak ihlali kararına da uyulmaması üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında disiplin soruşturması açılmasını ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyelerinin de görevden alınmalarını istemişti.

AK Parti’nin İstanbul’daki seçim şarkısı belli oldu

Öte yandan AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, yerel seçimde kullanacakları şarkıyı sosyal medya hesabından paylaştı. Azer Bülbül’ün “Çoğu Gitti Azı Kaldı” şarkısı, “Çoğu Bitti Azı Kaldı” ismiyle seçime uyarlandı.

Sözü Halil Gökkaya’ya, müziği İhsan Noyan’a ait seçim şarkısının sözleri şu şekilde:

“Aşkımız erdi bahara / Kışı bitti, yazı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Kapandı yıllanmış yara / Çoğu bitti, azı kaldı / Sevin, İstanbulum, sevin / Bu mutluluk hakkın senin / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti, azı kaldı / Gönlümüzde hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı / Çoğu bitti ey, azı kaldı / Yandık sevda ocağında / Hep gül olsun kucağında / Bu şehrin her sokağında / Aşkımızın hey, izi kaldı”

İmamoğlu’ndan paylaşım

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un adaylığının ortaya çıkmasının ardından sosyal medya hesabından video paylaşmıştı. İmamoğlu, “16 milyon hemşehrimle Yine yaparız bu işi” notuyla paylaştığı videoda 5 yıllık dönemde hayata geçirilen icraatlar yer almıştı.

Paylaşın