Bahçeli, Yine Anayasa Mahkemesi’ni Hedef Aldı

Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesiyle ilgili eleştirileri değerlendiren MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Hüküm almıştır bu hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu kararın onanmasından başka da seçenek kalmamıştır” dedi ve ekledi:

“Anayasa Mahkemesi vesayetçi bir tutumla Anayasaya aykırı şekilde tarihi bir hatanın faili olarak Atalay’la ilgili hak ihlali kararı vermiş ve tartışmanın fitilini ateşlemiştir. Kriz ve kutuplaşmanın asıl mimarı asıl tahripçisi Türkiye’nin karşısındaki mihrak olan Anayasa Mahkemesi. Nerede bir hain nerede bir suçlu varsa Türkiye’nin varlığına ve egemenlik haklarına kim husumet besliyorsa AYM onların hizasındadır ve onların lehine hak ihlali kararlarını cömertçe açıklamaktadır.”

Devlet Bahçeli, “TBMM Anayasa Mahkemesi’nin tahakkümcü ve skandal kararına boyun eğmeyerek söz konusu şahsın milletvekilliğini düşürmüştür. Meclis’e düşen sorumluluk evvel emirde Anayasa’daki çelişkileri ortadan kaldırmaktan ziyade milli iradenin onurunu adalet ve hukuk namusunu korumak kollamaktır. Yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç ortadadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin almış olduğu kararın okunması bir anayasal çelişkinin mahsulü değil bilakis anayasal bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Manisa’da “Cumhur Bizim Türkiye Hepimizin” temalı açık hava toplantısında açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

Sekiz ay önce gene Manisa’ya sahip çıktınız, sağlam iradeyi seçerek istikrar sürsün Türkiye büyüsün tercihinde bulundunuz. Bizi hiçbir zaman mahcup etmediniz. Hiçbir zaman dara düşürmediniz, zora mahkum etmediniz. 56 gün sonra da 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ın tamamlayıcı üçüncü halkası olan yerel seçimler yapılacaktır. İnanıyorum ki, Manisa yine sevdalılarına kucağını açacaktır. İnanıyorum ki, Manisa varlığına ve birliğine ipotek koydurmayacaktır.

Madem evet diyorsunuz, madem tamam diyorsunuz, madem sorun yok diyorsunuz, o halde, partimizi temsilen Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Cengiz Ergün’ü bir kez daha iradenize ve takdirinize emanet ediyorum. Manisa’da sahte demokratlara, yalan bezirganlarına, yıkım elebaşlarına, DEM’lenmiş siyasi eyyamcılara müsamaha yoktur, müsaade yoktur, mükafat yoktur.

Belediyenin görev ve sorumlulukları yalnızca; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık, zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans, şehir içi trafik, defin, mezarlıklar, ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar, konut, kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik, spor, orta ve yüksek öğrenim yurtları alanlarında iş üretmek, hizmet vermek değildir.

Belediye demek insan onuruna, insan şerefine, insanın hayat ve varlık haklarına hürmetle bağlılık, haysiyetli ve sevgi dolu muamele demektir. Gözyaşlarını silmeyen, solmuş ümitleri diriltmeyen, ihtiyaç sahiplerini gözetmeyen belediye gerçek manada görev ve sorumluluklarını yerine getirmiş sayılamaz. Bizim belediyeciliğimizin temeli insan sevgisidir.

31 Ocak gece yarısı İzmir Gaziemir’de, sadece ekmeğinin peşinde koşan, aynı zamanda tertemiz kalpli bir taksi şoförümüz, üşümesin, soğukta kalmasın diye arabasına aldığı bir cani tarafından, sırtından kalleşliğe bile taş çıkartacak namertlikle vuruldu ve hayattan kopartıldı. DEM’ci ve bölücü bu caninin cinayetten hemen sonra “herkese güvenmeyeceksin” sözü de kamera kayıtlarına yansıdı. Ebediyete irtihale eden taksi şoförümüze Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Türkiye’nin huzurunu kaçırmak, insanımızın can ve mal güvenliğini kundaklamak için faal halde olan alçakların başına dünyayı yıkmalıyız. Teröristler, suç örgütleri, bozguncular, casuslar, iç ve dış ihanet cephesi, yeminli Türkiye düşmanları, fitne ve fesat üretimi yapan namus yoksunları kara propagandalarına hız kesmeden devam etseler de, birbirimize güvenmekten, birbirimize sarılmaktan, birbirimizin can evi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kötülüğe, kötülere, köhneliğe, köksüzlüğe, kötümserliğe teslim olmayacağız.

Taksi şoförümüzü katleden alçağın cezasını çekmekle birlikte, vatandaşlıktan çıkartılması, hayatı boyunca rezil rüsva şekilde yaşaması adalet ve hakkaniyet mecburiyetidir. Türkiye’mizin darboğaza sürüklenmesi, iç asayiş ve toplum düzeninin sakatlanması amacıyla sistemli ve şiddetli operasyonlar yapılmaktadır. İstanbul Fatih Camii imamıza yönelik bıçaklı saldırı, Kelime-i Tevhit sancağı taşıyan bir vatandaşımızın darp edilmesi, Santa Maria Kilisesi’nde işlenen cinayet, Diyarbakırlı Ramazan Pişkin’e yapılan suikast Türkiye aleyhine kurgulanan ve birbiriyle bağlantılı olaylardan bir kısmıdır.

Bir mizah programında rol alan soytarıların gazilerimize şerefsizce hakaret etmeleri, 100 yıl önce Cumhuriyet’in ilanına küstahça atılan darbe iftirası, Baskı var diyerek şehitlerimize rahmet okumayan korkakların varlığı, Kahraman evlatlarımızın kanını döken terör saldırıları, Günbegün azgınlaşan bölücü dayatmalar çok dikkat çekici provokasyonlardır ve kaynak üssü dışardadır.

Astronot Alper Gezeravcı kardeşimizin uzaya gittiği, Türkiye’nin başını yükseklere çevirdiği şu dönemde; bir dizi film vasıtasıyla Dilber karakterinin servis edilmesi de bir başka örtülemez çelişki ve zamanlama itibarıyla manidar bir komplo emaresi taşımaktadır. Gazze’de süren insani felaketler, Ortadoğu’da körüklenen silahlı çatışmalar, ABD ile İran arasındaki sertleşen gerilim, mücavir bölgelerde terör örgütlerinin yuvalanması etrafımızdaki tehdit kuşağının gittikçe genişlediğine, buna karşı da bütün milli güç unsurlarımızla müteyakkız olmamız gerektiğine işaret etmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi’nin kararı okunurken hiçbir adaba, hiçbir edebe, hiçbir ahlak ve ölçüye sığmayan protesto gösterileri demokratik bir hak olarak da görülemez, böyle gösterilemez. Can Atalay, ilk derece mahkemesi tarafından görülen Gezi Parkı davasında hüküm almıştır. Bu hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu kararın uygulanmasından başka da seçenek kalmamıştır.

Anayasa Mahkemesi vesayetçi bir tutumla, anayasa aykırı şekilde, tarihi bir hatanın faili olarak, Atalay’la ilgili hak ihlali kararı vermiş ve tartışmaların fitilini ateşlemiştir. Kriz ve kutuplaşmanın asıl mimarı, asıl tahrikçisi Türkiye’nin karşısındaki mihrak olan Anayasa Mahkemesi’dir. Nerede bir hain, nerede bir terörist ve suçlu varsa; Türkiye’nin varlığına, birliğine ve egemenlik haklarına kim husumet besliyorsa Anayasa Mahkemesi onların hizasındadır ve onların lehine hak ihlali kararlarını cömertçe açıklamaktadır.

“Yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç ortadadır”

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa Mahkemesi’nin tahakkümcü ve skandal kararına boyun eğmeyerek söz konusu şahsın milletvekilliğini düşürmüştür. Altını çizerek ifadeye mecburum ki, Meclis’e düşen sorumluluk evvelemirde, anayasadaki çelişkileri ortadan kaldırmaktan ziyade, milli iradenin onurunu, adalet ve hukuk namusunu korumak, kollamak, sonuna kadar da sahiplenmektir. Yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç ortadadır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın bu konudaki müspet tavrı ve samimi çağrısı da herkesçe bilinmektedir. Ancak Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi’nin almış olduğu kararın okunması bir anayasal çelişkinin mahsulü değil, bilakis yasal ve anayasal bir zorunluluktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni şiddet ve nefret arenasına çevirip demokratik işleyişe kast edenlerin milletimizin kutlu iradesine rest çektikleri, leke sürdükleri, gölge düşürdükleri tartışmasızdır.

Gazi Meclisi’mize yapılan saygısız, nezaketsiz ve art niyetli müdahalelerin karşısındayız, bu vandallıkların demokrasiyle de hiçbir ilişkisinin olmadığı kanaatindeyiz. Bir yanda bölücü terör örgütünün emellerine sarılmaktan ve DEM’cilerin kuklası olmaktan utanmayanlar, diğer yanda Manisa’nın sokak aralarında yürümeye, insan ve toplum içine çıkmaya yüzleri kalmayanlar mefluç haldedir, üstelik perişanlıklarını gizlemeyecek bir durumdadır. Özgür Bey, sokağı adres gösteriyor, ateşle oynuyor, hezeyandan hezeyana geçiş yapıyor, sipariş konuşmalarla yıpranıyor, sözde darbe girişimine karşı mücadeleden bahsediyor.

DEM’lenmiş CHP komaya girmiş. DEM’lenmiş CHP kontrolden çıkmış. Yasal ve anayasal bir prosedürün ikmalini darbe diye tanımlamak eğer cehalet değilse biliniz ki vatana, millet, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis’e hakarettir. Meclis’e hakaret etmek millete hıyanettir. CHP’nin terör örgütleriyle arasına mesafe koyması, DEM’lenmek yerine demokratlaşması ve faşizan çizgiden uzaklaşması lazımdır. CHP’nin köküne ve kimliğine dönüş yapması demokrasi hayatımız adına da akut ve elzem bir ihtiyaçtır.

Çok değil, 8 ay evvel Türkiye’yi birlikte yönetmek için masalara yüz sürenlerin bugün birbirlerine demedik laf bırakmamaları acıklı bir ihtilaf ve azılı bir ihtirastır. Allah ülkemizi zillet ittifakından korumuştur. Hakikaten de verilmiş sadakamız varmış. Dün söylediklerini bugün tekzip eden, dün yaptıklarını bugün inkara yeltenen, dün kucakladıklarına bugün kulp takan siyasi partilere, Allah muhafaza, yerel yönetimlerde yetki vermek yıkıma hizmettir. Biliyor ve görüyorum ki, Manisa yıkımın değil, yükselişin yanındadır.”

Paylaşın

DEM Parti’den İstanbul Kararı: Kendi Adayıyla Seçime Girecek

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, “DEM Parti olarak kazanmak için İstanbul seçimlerine kendi adaylarımızla girmeye karar verdik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün aslında bu kararı sizlerle paylaşmak için burada toplandık. İlgili kurullarımız aday belirleme çalışmalarına başladı. Yakın zamanda 9 Şubat’a kadar hem İstanbul adaylarımızı hem de diğer kentlerde aday göstereceğimiz yerleri ve adayların isimlerini de sizlerle paylaşacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında çıkan kararlara dair partinin Ankara’daki genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Doğan, şunları söyledi:

“Merhabalar hepiniz hoş geldiniz, sevgili arkadaşlar, değerli halklarımız, ekranları başlarında bizi izleyen herkesi DEM Parti adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Tartışmalar, değerlendirmeler, yorumlar derken artık yerel seçim sahası iyiden iyiye ısınıyor. Saha bizim için partimiz için her zaman sıcak. Çünkü gözümüz, kulağımız hep alanda. Kendi de alanlarda ve meydanlarda olan bir parti için, kulağı da açık olan bir parti için sahalar hep sıcak.

Dün toplanan Merkez Yürütme Kurulu’muzun bazı kararlarını paylaşacağım bugün sizinle. Biliyorsunuz periyodik bir biçimde yol katettikçe sizlerle yeni bilgileri olduğu gibi paylaşıyoruz. İşte bugün de o günlerden biri. Bunu paylaşmaya geçmeden önce bir hatırlatma yapmak isterim. Başlangıç noktasına dönmek ve sizi de götürmek isterim.

Saatler süren bir MYK tartışmasında çıkan bazı kararları paylaşacağım sizinle. Başlangıç noktamız neydi? Parti olarak aldığımız bütün kararlarda Balıkesir’den Van’a, Ankara’dan Diyarbakır’a onlarca il ve ilçede yaptığımız halk toplantıları ve halk buluşmalarında dile gelen talepler öneriler ve eleştiriler belirleyici oldu.

“İstanbul seçimlerine kendi adaylarımızla girmeye karar verdik”

Öncelikle bunu hatırlatmak isterim. 4 Aralık günü yine burada yaptığımız bir basın toplantısında MYK’dan çıkan bir eğilimi paylaşmıştık sizlerle. O günkü eğilim neydi? Türkiye’nin her yerinde kendi adaylarımızla girme eğilimimizi paylaşmıştık 4 Aralık günü. Bunun için hazırlandığımızı ve kazanacağımızı söylemiştik.

Ardından seçim komisyonumuzun ve ilgili kurullarımızın yaptığı bütün tartışmalardan çıkan kararları sizlerle paylaştık. Şimdi artık İstanbul için DEM geldi. En merak edilen yerle başlamak istiyorum. Aylardır partimizin gündeminde güçlü bir seçenek olarak duran, en güçlü seçenek olarak duran hatta kaybettirmek ya da kazandırmak için değil Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti olarak kazanmak için İstanbul seçimlerine kendi adaylarımızla girmeye karar verdik.

Bugün aslında bu kararı sizlerle paylaşmak için burada toplandık. İlgili kurullarımız aday belirleme çalışmalarına başladı. Yakın zamanda 9 Şubat’a kadar hem İstanbul adaylarımızı hem de diğer kentlerde aday göstereceğimiz yerleri ve adayların isimlerini de sizlerle paylaşacağız.

Diyoruz ki; İstanbul için şimdi DEM zamanı, artık vakit geldi. Türkiye için DEM zamanı. DEM zamanı derken bizim için eşitlik, özgürlük, adalet ve barış vurguları içeren bir zamandan bahsediyoruz. O yüzden bu kararımızı hiç bekletmeden MYK’dan çıktığı andan saatler süren tartışmalardan sonra sizlerle paylaşmak istedik.”

Soru: İstanbul’da aday göstermeniz kadar merak edilen bir konu da kimi aday göstereceğiniz. DEM Parti 31 Mart Seçimlerine İstanbul’da Başak Demirtaş ile mi girecek?

9 Şubat’a kadar İstanbul dahil olmak üzere aday göstereceğimiz diğer kentlerdeki adaylarımızın isimlerini kamuoyuyla paylaşacağız. Tabi ki sevgili Başak Demirtaş da aday havuzumuzda, birbirinden değerli isimler var havuzumuzda. Bütün bunları 9 Şubat’a kadar belirlemiş olacağız. Kamuoyuna yansıyan pek çok ismin havuzumuzda olduğunun, değerlendirildiğinin ve istişareler yapıldığının bilinmesini isterim.

Paylaşın

“DEM Parti İstanbul’da Aday Çıkarma Kararı Aldı” İddiası

Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplanan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), İstanbul başta olmak üzere batıdaki pek çok il ve ilçede aday çıkarıp çıkarmamayı masaya yatırdı.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, toplantıda uzun süren tartışmalar sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday çıkarma kararı alındı. Bu konuda olası isimler üzerinde durulsa da net bir karar çıkmadı.

DEM Parti’de İstanbul’da aday çıkarma yönünde bir karar alınması halinde, Başak Demirtaş’ın partinin İBB Eş Başkan Adayı olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Başak Demirtaş, “Bana bir görev düşerse bu konuda hazırım. Barış ve demokrasinin önünü açacağına inanırsak ve bunun için bir sorumluluk düşerse hazırım” mesajı vermişti.

DEM Parti kaynakları, Selahattin Demirtaş’ın İstanbul’da partinin kendi adayıyla yarışması fikrini parti yönetimine ilettiğini aktarmıştı.

CHP kurmayları, İmamoğlu’nun İYİ Parti’inin yanı sıra DEM Parti seçmeninin de tercihinin İmamoğlu olabileceği görüşünü dile getiriyorlar.

Toplantıda Bolu Belediye Başkanlığı’na da aday gösterme kararı alındı. Karara göre DEM Parti’nin Bolu adayı Veli Saçılık olacak.

DEM Parti MYK’si Antalya’da da aday çıkarma kararı aldı. Ancak buradan gösterilecek adayın ismi netleşmedi. Bu konuda daha önce kentte milletvekilliği de yapan siyasetçi Kemal Bülbül’ün ismi öne çıktığı öğrenildi.

Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan yarın yapacağı basın toplantısında birçok kentin adaylarının isimlerini açıklayacağı belirtildi.

Paylaşın

Türkiye Talep Etti; Almanya, Eurofighter Vermeyi İncelemeye Aldı

Almanya’nın Türkiye’nin talep ettiği Eurofighter konusunu incelemeye aldığı ifade edildi. İncelemenin hangi aşamada olduğu, bunun sonucunda nasıl bir kararın verileceği konusunda ise bir bilgi paylaşılmadı.

Ancak, konunun incelemeye alınması dahi Almanya’nın daha önce koyduğu vetoyu kaldırabileceğinin bir işareti olarak görülebilir. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da bir süre önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Eurofighterler konusundaki kararını gözden geçirmesini önerdiğini söylemişti.

Kasım ayında Türkiye, 23 milyar dolar değerinde 40 adet Typhoon satın almak için İngiltere ve İspanya ile görüştüğünü ancak Almanya’nın bu fikre karşı çıktığını açıklamıştı. Eurofighter Typhoon jetleri Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’dan oluşan bir konsorsiyum tarafından üretiliyor.

Türkiye son birkaç yıldır askeri hava gücünü yenilemek ve güçlendirmek için yoğun bir çaba içerisinde. Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alınmasına tepki gösteren ABD, Türkiye’yi dahil olduğu F-35 projesinden çıkarmıştı. Bunun üzerine bölgesinde önemli bir askeri güç olmayı hedefleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın planları önemli ölçüde sekteye uğramıştı.

ABD’nin engelini aşmak için yapılan girişimler henüz ciddi bir sonuç vermiş değil. En son ABD yönetimi Türkiye’ye F-35 yerine F-16 savaş uçağı vermek için yeşil ışık yaktı. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesine karşılık ABD tarafından yakılan bu yeşil ışık kapsamında Türkiye’de 40 adet yeni F-16 savaş uçağı ve Türkiye’nin halen kullandığı uçakların modernizasyonu için gerekli kitler verilecek.

Nihai kararı ABD Kongresi verecek. 10 Şubat’tan sonra konunun ele alınması bekleniyor. Türkiye’nin daha modern savaş uçakları olan F-35 projesine dönmesi için ise ABD’nin daha önce gündeme getirdiği S-400’lerin elden çıkarılması şartı devam ediyor.

ABD’nin F-35 konusunda geri adım atmaya yanaşmaması üzerine Türkiye bu kez yönünü Avrupa’ya çevirdi. 17 Kasım’da Berlin’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi olarak 40 adet Eurofighter savaş uçağı almak istediklerini bildirdi.

ABD’nin vermediği F-35’lerin yerini doldurması beklenen Eurofighter savaş uçağını İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya birlikte üretiyor. Üç ülkenin uçağın Türkiye’ye verilmesine yeşil ışık yakmasına rağmen Almanya bölgesel gelişmeleri gerekçe göstererek karşı çıkmıştı.

Ancak kısa bir süre önce Suudi Arabistan’a, daha önce veto koyduğu 48 adet Eurofighter için yeşil ışık yakan Almanya, benzer bir adımı Türkiye için de atabilir.

Hükümete yakın kaynaklar tarafından Evrensel’den Yücel Özdemir’e verdiği bilgiye göre, hükümetin dış ve güvenlik politikalarını gözeterek silah satışına karar verdiği, buna göre hareket ettiği belirtilerek, Türkiye’nin talep ettiği Eurofighter konusunun incelemeye alındığı ifade edildi. İncelemenin hangi aşamada olduğu, bunun sonucunda nasıl bir kararın verileceği konusunda ise bir bilgi paylaşılmadı. Ancak, konunun incelemeye alınması dahi Almanya’nın daha önce koyduğu vetoyu kaldırabileceğinin bir işareti olarak görülebilir.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da bir süre önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Eurofighterler konusundaki kararını gözden geçirmesini önerdiğini söylemişti. Eurofighterlerin diğer üreticisi olan ülkelerin de pazarı tek başına ABD’ye bırakma niyetinde olmadıkları hesaba katıldığında, son yıllarda silah satış rekorları kıran Almanya’nın da Türkiye konusunu yeniden gözden geçirme olasılığını güçlendiriyor.

Bu nedenle, hükümetin Türkiye’nin başvurusunu “İncelemeye alması” Suudi Arabistan için izlenen yolun bir benzerinin Türkiye için izlenebileceğini ileri sürüyor. Daha önce Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşın parçası olduğu gerekçesiyle Eurofighterlerin satışına yanaşmayan Almanya, 7 Ekim’den sonra yaşanan gelişmelere bağlı olarak İsrail’in güvenliği için Suudi Arabistan’a Eurofighterlerin satışına yeşil ışık yakmıştı.

Türkiye’nin satın alacağı Eurofighterlerin asıl olarak Irak ve Suriye sahasında kullanacağı tahmin ediliyor. Bölgede Almanya’nın daha önceki vetosunu değiştirecek yeni bir gelişme yok. İyileşme yerine daha da olumsuz gelişmeler yaşanıyor. Satış sözleşmesinde Yunanistan ve Akdeniz’de kullanmama gibi şartların olması da gündeme gelebilir.

Paylaşın

Özel’den İttifak Açıklaması: Olmadı, Yapamadık

Manisa’da belediye başkan adayları tanıtım toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Yeni bir yoldayız, bu yol temiz bir yoldur. Ülkenin kaderini değiştirmek, hep beraber zenginleşmek, yoksulluğu bitirmek için hep birlikte yürüyeceğiz” dedi ve ekledi:

“31 Mart seçimleri bu milletin iktidara sarı kart göstereceği seçimlerdir. CHP’yi yalnızlaştırmaya, şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. İttifak olsun diye her şeyi yaptık ama saygı duyduğumuz ortaklarımız çeşitli gerekçelerle reddettiler. Bu ittifakı Ankara’da kuralım çok isterdim ama olmadı. Saygı duyuyorum. Bu ittifakı bir CHP’li kuramadıysa on bin CHP’li kuracak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Manisa’da belediye başkan adayları tanıtım toplantısında konuştu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Benim için çok anlamlı bir gün, Bize yürüyüşümüze Türkiye’deki yürüyüşümüze hiçbir çıkar gözetmeden destek veren yoldaşlarıma teşekkür ederim. Girmediğim sokağı olmayan bir kentteyim. Yusuf Atılgan’nın Anayurt Oteli’ni yazdığı yerdeyim.  Bugün ezberleri bozan bir yürüyüşünün hep beraber içindeyiz. Manisa’da yüzler nasıl güler? Yoksula, garibana, işsize nasıl sahip çıkarız onun peşindeyiz. Ama birileri başka şeyler konuşmak istiyor.

Bizi hedef gösterip, saldırtıyorlar, hiçbir şey olmasa yeni tartışmalar başlatmak istiyorlar. Ortaya bir şeriat tartışması atıyor. Türkiye bunu konuşsun da mutfaktaki yangını konuşmasın istiyorlar. Ya sen şeriat tartışmasından bu memlekete ne kazandıracaksın? Bu memleketi bölüp te ne elde edeceksin.  Şeriat kuralları hukukun üstünde yer alsın dersen iyi düşün. Şeriat kurallarına göre hırsızlığın yalanın cezasını biliyorsun. Bu kurallar uygulanırsa ne parmağın ne dilin kalır senin.

“Ülkenin en büyük sorunu enflasyon ve hayat pahalılığı”

Biliyorsunuz ülke çok kötü yönetiliyor. Ülkenin en büyük sorunu enflasyon ve hayat pahalılığı. TCMB fiyat istikrarını sağlamak, enflasyonla mücadele için görevli kurur. Politikaları uygularken bağımsız olacak. Kanun öyle yazmış. Dün gece TCMB Başkanı Gaye hanım kendince istifa etti. Beş yılda beşinci başkan. 9 ayın sonunda görevden aldılar. Genç eğitimli bir kadın gelmiş görev yapıyor ancak bu kadınla uğraşmaya başladır. İstifaya zorladılar. Sonunda istifa geldi yerine biri atandı. Şahap gider Hafize gelir, Hafize gider başka biri gelir.

Listelerimiz dört dörtlük olmayabilir ama bu değişim inancıyla bu parti değişecek, gençleşecek ve iktidara yürüyecek. Söz veriyorum. Yeni bir yoldayız, bu yol temiz bir yoldur. Ülkenin kaderini değiştirmek, hep beraber zenginleşmek, yoksulluğu bitirmek için hep birlikte yürüyeceğiz.

31 Mart seçimleri bu milletin iktidara sarı kart göstereceği seçimlerdir. CHP’yi yalnızlaştırmaya, şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. İttifak olsun diye her şeyi yaptık ama saygı duyduğumuz ortaklarımız çeşitli gerekçelerle reddettiler. Bu ittifakı Ankara’da kuralım çok isterdim ama olmadı. Saygı duyuyorum. Bu ittifakı bir CHP’li kuramadıysa on bin CHP’li kuracak.”

Paylaşın

Erbakan’dan Cumhur İttifakı’na Ret: Teşkilatımız İstemiyor

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Bu seçimde milletimiz ve teşkilatlarımız bir ittifakın içinde yer almamızı istemiyor” dedi.

YRP, İstanbul, Ankara ve İzmir’de kendi adaylarını çıkaracak. YRP lideri Fatih Erbakan, parti teşkilatının yüzde 95’inin bu görüşte olduğunu da söyledi.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin genel merkezi önünde yaptığı basın toplantısında yerel seçime ilişkin partisinin kararını açıkladı. Erbakan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde;

“Bugün Şanlıurfa’da, Elazığ’da, Bursa’da, Samsun’da ve daha çok il ve ilçelerde seçimlere favori parti olarak giriyoruz.

Yeniden Refah Partisi’nin yeni üye sayısı 411 bin 300 sayısına ulaştı. Beş ayda 150 bin üye artışı yaşandı. Yargıtay’ın açıklamasına göre son bir yılda en hızlı büyüyen parti, Yeniden Refah Partisi olmuştur. 31 Mart seçimlerine 500 bin üye ile girerek yerel yönetimlerde Yeniden Refah yönetimini sağalacağız.

Bu mutabakat metni sayesinde ilkelerimizin arkasında durduk, başka bir talebimiz olmadı. Ancak üzülerek gördük ki 14 Mayıs için ortaya koyduğumuz mutabakat metininde yazanların tersi ortaya koyuldu.

İşte 2024 bütçesi, emeklinin ve dar gelirlilerin içinde bulunduğu durum bunun en önemli göstergeleridir. Zam yağmurları da bunun başka bir göstergesi. İktidarın Gazze konusunda adım atmadığını da üzülerek görüyorum. İsrail Büyükelçisinin kovulması, Tel-Aviv’deki büyükelçimizin geri çekilmesi.

Ticari ilişkilerin durdurulması gibi adımlar atılmadı ve 30 bin insanımız göz göre göre katledilmiştir. İktidarda bulunanlar miting yapmak dışında hiçbir adım atmamışlardır.

Müzakere sürecinde karşımıza 5 sebep çıktı. Bu seçimin 14 Mayıs’tan önemli bir farkı olduğunu gördük. Milletimiz bu seçimde ittifak yapmamızı istemiyor. 14 Mayıs’ta milletimiz fedakarlık yaparak ittifak istiyordu.

İkinci sebep, teşkilatlarımız da ittifakın içinde yer almamızı istemiyordu. Bir önceki seçimde teşkilatların yüzde 60’ı istemiyordu, bu seçimde yüzde 95’i istemiyor.

Üçüncüsü, biz bu seçimlere beka seçimi olarak bakmıyoruz.

Dördüncü husus da 14 Mayıs’taki karşı blok bu seçimlere ittifak olarak girmiyor. Karşı blokta böyle bir kenetlenme yoksa burada da ittifak yapılması ciddi bir husus olarak görülmüyor.

Beşinci husus, AKP ile yapılan görüşmelerde AKP’nin bize adil tekliflerle gelmemiş olmasıdır. İyi niyetle bu görüşmeleri yaptık ancak adil ve dengeli bir taleple karşılaşmadık.

Madem İstanbul ve Ankara’nın CHP zihniyetinden kurtarılmasını istiyoruz, o zaman muhataplarımızdan da bu yaklaşımı görmemiz lazımdı.

AKP ile bu seçimlerde ittifak yapmamak, Ankara, İstanbul ve İzmir’de de kendi adaylarımızı çıkarmaya karar verdik. Bu üç şehirdeki adaylarımızı 10 Şubat’ta Ankara’da ilan edeceğiz.”

Paylaşın

Hafize Gaye Erkan, İki Yıl Daha Maaş Alabilecek

Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararında Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın istifa ettiği değil görevden alındığı belirtildi. Merkez Bankası başkanları görevden alınmaları halinde iki yıl daha maaş alabiliyorlar.

Cumhurbaşkanı kararıyla ataması yapılan Merkez Bankası başkanlarının görev süresi normal koşullarda dört yıl. AKP döneminde 7 isim, Durmuş Yılmaz (2006-2011), Doç. Dr. Erdem Başçı (2011-2016), Murat Çetinkaya (2016-2019), Murat Uysal (2019-2020), Naci Ağbal (7 Kasım 2020 – 20 Mart 2021), Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu (2021-2023), Dr. Hafize Gaye Erkan (2022-2023) Merkez Bankası başkanlığı yaptı.

Sadece Durmuş Yılmaz ve Erdem Başçı görev süresinin bitimine kadar Merkez Bankası’nda kaldı. Yeni yıl zammı öncesi Merkez Bankası başkanının maaşı brüt 161 bin TL’ydi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “görevden affını isteyen” Hafize Gaye Erkan’ın yerine yardımcısı Fatih Karahan’ı atadı. Karahan’ın başkanlığı gece saatlerinde Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanlığı Kararı yayımlanarak duyuruldu. Ancak Resmi Gazete’deki kararda Erkan’ın “istifa ettiği” değil “görevden alındığı” yazıldı.

Erkan istifa açıklamasında “Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum” demiş bunun üzerine de Şimşek “Merkez Bankası eski Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ın aldığı karar tamamen şahsidir ve kendi takdirleridir” şeklinde açıklama yapmıştı.

Resmi Gazete’deki atama kararı ise şöyle: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (Guvernörü) Hafize Gaye Erkan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince görevden alınmış ve bu surette boşalan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığına (Guvernörlüğüne), 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Kanunun 25 insi maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7 nal maddeleri gereğince Başkan (Guvernör) Yardımcısı Fatih Karahan atanmıştır.

Yasaya göre Merkez Bankası başkanları görevden alınmaları halinde iki yıl boyunca maaşlarını alabiliyorlar. Bu durum Temmuz 2021’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda eski Merkez Bankası Başkanı, İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz’ın dönemin Merkez Bankası Hukuk İşleri Genel Müdür Yardımcısı Şerif Uygun’a sorduğu soruyla ortaya çıktı.

Yılmaz, Uygun’a “Görevden ayrılan birinci başkan Murat Çetinkaya, ikinci Murat Uysal, üçüncü Naci Ağbal… Bunlar şu anda maaş alıyorlar mı almıyorlar mı? “Evet” veya “hayır” demenizin kayda geçmesi benim için yeterli ve buna da itibar edeceğim” dedi.

Şerif Uygun da “Merkez Bankası başkanlarının üst kademe kamu yöneticilerinin atanması hakkında 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde görev süreleri dört yıl olarak belirleniyor. Ancak 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesine göre KHK’nin kullandığı tabirle, performanslarının yeterli görülmemesi durumunda bu görevden alınabiliyorlar. Görevden alındıktan sonra ise yine bu 375 sayılı KHK’nin ek 35. maddesine göre iki yıl boyunca eski görevlerinin ücretlerini almaları mümkün” diye cevapladı.

Uygun bunun Merkez Bankası’na özgü bir düzenleme olmadığını belirterek “Bu genel bir düzenleme, üst kademe tüm kamu yöneticileri için geçerli olan bir düzenleme” dedi.

Durmuş Yılmaz’ın “Şu an alıyorlar mı?” sorusu üzerine Uygun “Yani kişisel olarak şu andakilerin alıp almadığını bilmiyorum ama 375 sayılı KHK’nın ek 35’inci maddesi bu imkânı sağlıyor eğer kamu görevinden seçilmişlerse” yanıtını verdi.

Çalışamama detayı

Aynı komisyon görüşmesinde Durmuş Yılmaz, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkanının görevinden ayrıldıktan sonra iki yıl içerisinde herhangi bir bankada görev alamadığını aktardı. Benzer bir durumun Merkez Bankası başkanları ile üst yöneticilerinin için de geçerli olduğunu söyledi:

“Merkez Bankası başkanları da üst yöneticileri de bankalara gidip iki yıl içinde görev alamazlar. Şu anda görev süreleri dolmadan birbiri arkasına görevden alınmış üç başkan var; bunlar kamuda herhangi bir göreve atanmadılar, özel sektöre de geçmediler…”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası Devam Ediyor

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak İYİ Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı Fatma Çolak, beş yıldır sürdürdüğü görevinden ve partisinden istifa etti.

Sözcü’nün haberine göre Fatma Çolak, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na gönderdiği yazıda şunları kaydetti: Küçükçekmece İlçe kurucusu olduğum, 02.05.2018 tarihinden bugüne kadar Küçükçekmece İlçe Başkanlığı yaptığım görevimden ve İYİ Parti’den 02.02.2024 tarihi itibari ile gördüğüm lüzum üzerine istifa etme kararı almış bulunmaktayım. Gereğini bilgilerinize arz ederim.

İYİ Parti’nin milletvekili sayısı 38’e düştü

Öte yandan 14 Mayıs Genel Seçimlerinde İYİ Parti’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren 44 milletvekilinden 1’i ihraç edilirken 5’i istifa etti. Buna göre, İYİ Parti’nin Meclis’te bulunan milletvekili sayısı 38’e düştü.

İYİ Parti’de ilk milletvekili istifası Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’nun istifa ile başladı. Hatipoğlu, 2 Kasım 2023’te partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçti. Hatipoğlu, AK Parti’de Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.

İYİ Parti’de ikinci istifa Ankara Milletvekili Adnan Beker’den geldi. Beker, 16 Kasım’da partisinden istifa ettiğini duyurdu. Parti’de üçüncü istifa İYİ Parti 28. Dönem İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu Üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’ndan geldi. Yanıkömeroğlu, partisinin kuruluş amaç ve ilkelerinden bir süredir uzaklaştığını belirterek istifa ettiğini 6 Aralık’ta duyurdu.

15 Aralık’ta ise İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Son milletvekili istifası ise İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’dan geldi. Arslan, 21 Aralık’ta partisinden istifa ettiğini duyurdu. 5 Aralık 2023’te ise İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır partisinden ihraç edildi. Böylelikle İYİ Parti’nin Meclis’teki vekil sayısı 38’e indi.

Son dönemde İYİ Parti’de istifa eden ve görevden alınan diğer önemli isimler ise şöyle:

“İYİ Parti Adıyaman Kurucular Kurulu üyesi olan Mithat Solgun,
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok (Görevden alındı),
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner,
İYİ Parti Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun,
İYİ Parti İstanbul İl Teşkilatı Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kıdık,
İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan,
İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem,
27’nci dönem İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve beraberindeki 6 Meclis üyesi,
2023 Genel seçimlerde İYİ Parti’den Hatay 2. sıra milletvekili adayı olan eski futbolcu Gökhan Zan.

Ayrıca, partide il yönetimlerdeki istifalar ise hala devam ediyor.

Paylaşın

Erdoğan: Bay Kemal’e Cüzzamlı Muamelesi Yaptılar

Sivil Toplum Kuruluşları Bursa Buluşması Programı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “8 ay öncesine kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenler bugün birbirlerine demediklerini bırakmıyor. 8 ay öncesinde 85 milyonu kucaklaştırmaktan dem vuranlar bugün sabah akşam kavga ediyorlar” dedi ve ekledi:

“Millete umut diye açıkladıkları Cumhurbaşkanı adayını siyasetten emekli ettiler. Bay Kemal’e cüzzamlı muamelesi yaptılar. Kendi aralarında paylaşım kavgasına tutuştular. Gün geçmiyor ki milletçe yüzümüzü kızartacak bir skandala, bilhassa gençlerimizin siyaset kurumuna yönelik zedeleyen ayak oyununa şahit olmayalım.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Gerçekten üzüntü verici günlerden geçiyoruz. Bizim kanaatimize göre ortaya saçılanlar buzdağının sadece görünen kısmıdır. Turpun büyüğü aslında heybededir. Tamamen siyaset mühendisliği ürünü bir proje olan 6’lı Masa kurgusunun organizatörleri eninde sonunda ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivil Toplum Kuruluşları Bursa Buluşması Programı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun milletimizle iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. İstişareyi siyaset tarzının merkezine yerleştirmiş kadro olarak toplumumuzun farklı kesimleriyle yakın diyalog içinde olmaya özen gösterdik. Seçim dönemlerini halkımızla gönül köprülerimizi güçlendirme vasıtası haline dönüştürmeyi arzu ediyoruz. Sokağa, çarşıya, pazara tüm dikkatimizle kulak veriyoruz. Gençlerimizle daha sık bir araya geleceğiz.

Hanım kardeşlerimizi daha sık dinleyeceğiz. Milletin gündemiyle, siyaset ve hükümetin gündemini birbirine rapt ederek ülkemize hizmet mücadelesini sürdüreceğiz. 40 yıllık siyasi hayatımızın en önemli prensibi budur. Milletimiz için varız, milletimizle birlikte varız. Milletimizin olmadığı hiçbir yede biz de olmayız. Milletimizin sevinci mutluluk kaynağımız ise derdi ve tasası da öncelikli meselemizdir. Vatandaşımızın her problemine çözüm üretmeyi boynumuzun borcu görüyoruz.

Türkiye’nin otomobili ve ilk milli elektrikli araç markası TOGG’a kulp takanlar bu yatırımımızdan da rahatsızlıklarını dile getirmişlerdi. Muhalefet yapmayı hizmete, esere düşmanlık gören bu kifayetsiz muhterisleri kendi sığ dünyasıyla baş başa bırakıyoruz. ‘Bunlar elektriksiz araç üretemezler, üretseler dahi satamazlar’ diyerek proje aşamasından itibaren tıpkı Devrim otomobilinde yaptıkları gibi diri diri mezara gömmek istedikleri TOGG Allah’a hamdolsun rakiplerini kıskandırmaya, hazımsızları da rahatsız etmeye devam ediyor. Batarya fabrikamızın da şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Bugüne kadar bizleri asla yalnız bırakmayan Bursa, 14-28 seçimlerinde yine güçlü bir duruş sergiledi. Şahsımıza olan teveccühünü net bir şekilde ortaya koydu. Cumhur İttifakı olarak da yüzde 51 oy oranıyla ipi yine biz göğüsledik. Bursa iktidara gelmek için Kandil ve Pansilvanya’dan medet umacak kadar ihtiraslarının kurbanı olanlara geçit vermedi. Bursa bir kez daha güven ve istikrar dedi.

Seçimlerden bu yana yaşananlara baktığımızda Bursalı kardeşlerimizin ne kadar doğru, isabetli, basiretli bir tercih yaptıklarını net bir şekilde görebiliyoruz. 8 ay öncesine kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenler bugün birbirlerine demediklerini bırakmıyor. 8 ay öncesinde 85 milyonu kucaklaştırmaktan dem vuranlar bugün sabah akşam kavga ediyorlar.

Millete umut diye açıkladıkları Cumhurbaşkanı adayını siyasetten emekli ettiler. Bay Kemal’e cüzzamlı muamelesi yaptılar. Kendi aralarında paylaşım kavgasına tutuştular. Gün geçmiyor ki milletçe yüzümüzü kızartacak bir skandala, bilhassa gençlerimizin siyaset kurumuna yönelik zedeleyen ayak oyununa şahit olmayalım. Gerçekten üzüntü verici günlerden geçiyoruz. Bizim kanaatimize göre ortaya saçılanlar buzdağının sadece görünen kısmıdır. Turpun büyüğü aslında heybededir. Tamamen siyaset mühendisliği ürünü bir proje olan 6’lı Masa kurgusunun organizatörleri eninde sonunda ortaya çıkacaktır.

“Milli birlik ve beraberliğin bozulmasına müsaade etmeyeceğiz”

Biz elbette siyasi rakiplerimizin kendilerini böyle bir duruma düşürmesini arzu etmeyiz. Hele hele toplumumuzun belli kesimlerinde yayılan karamsarlık dalgasını demokrasimiz adına ürkütücü buluyoruz. Muvafık veya muhalif fark etmeksizin siyaset kurumunun ana görevi topluma umut aşılamaktır. Biz böyle bir tablonun oluşmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Kendini muhalif olarak vatandaşımızı da kucaklayarak, onların da sesine kulak vererek milli birlik ve beraberliğin bozulmasına müsaade etmeyeceğiz.

Rabbim dayanışmamızı ve muhabbetimizi daim etsin diyorum. Bizde koltuklar, makamlar, payeler, unvanlar amaç değil; milletimize en güzel, başarılı şekilde hizmet etmek için araçtır. Biz buralara birileri gibi siyasi kariyer amacıyla çıkmadık. Meseleye bu zaviyeden bakanlarda kırgınlık, küskünlük olmaz. Rehavete asla ve asla kapılmaz. Ülkeye hizmet mücadelesini devam ettirmek ancak bu şekilde mümkündür. Siz bize destek olarak çok kritik seçimde bize olan inancınızı gösterdiniz.

Bugüne kadar nasıl emanetinize sahip çıktıysak inşallah bundan sonra da emanetinizi namusumuz bilip asla yere düşürmeyeceğiz. Bursa’ya son 21 yılda yaptığımız yatırımları en iyi siz biliyorsunuz. Muhalefetin iradesindeki belediyeler ile Cumhur İttifakı’nın yönetimindeki belediyeler arasındaki fark gece ile gündüz arasındaki fark gibidir.

Bizde yarı zamanlı belediye başkanlığı olmaz. Hemşehrilerini yüz üstü bırakan belediye başkanları olmaz. Bizde seçmenini sadece seçimden seçime hatırlayan belediye başkanı olmaz. Bugün Bursa’da AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın hizmet ve eser siyasetini devam ettirecek belediye başkanı adaylarımızı sizlerin takdirine sunduk. Her biri kendi alanında yetkin ve ehil isimlerden oluşan gerçekten güçlü bir kadro kurduk.

Bugüne kadar bizim mahçub etmeyen Bursa 31 Mart seçimlerde bir kez daha inanıyorum ki tarih yazacaktır. İnşallah sizlerin desteğiyle iktidarla belediyeler ele le verip şehrimizi hedefleriyle ulaştırmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu açık etsin diyorum. Bir kez daha soframızı teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum, sevgi ve saygılarımı sunuyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Şimşek’ten Merkez Bankası Başkanı’nın İstifasına İlişkin İlk Açıklama

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın istifa kararı almasının ardından açıklama yapan Mehmet Şimşek, ekonomi programının aynı şekilde devam edeceğini belirtti:

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ekonomi programımız, kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi ekibimize ve uyguladığımız programımıza desteği ve güveni tamdır.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın istifa kararı almasının ardından açıklama yaptı. Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ekonomi programımız, kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi ekibimize ve uyguladığımız programımıza desteği ve güveni tamdır.

Merkez Bankası eski Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ın aldığı karar tamamen şahsidir ve kendi takdirleridir. Aldığı bu kararı saygı ile karşılıyor ve ülkemize sunduğu kıymetli hizmet ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Önerim doğrultusunda yeni atanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı ve ekibine başarılar diliyorum. Bu çerçevede ekip olarak güçlü işbirliği ve koordinasyon içinde fiyat istikrarı hedefimize emin adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Hafize Gaye Erkan: İtibar suikastı

8 Haziran 2023’te Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görevine getirilen Hafize Gaye Erkan, sosyal medya hesabı üzerinden görevinden affını talep ettiğini duyurdu. Son dönemde hakkında çıkan iddiaları “itibar suikastı” olarak nitelendiren Hafize Gaye Erkan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Kamuoyunun malumu olduğu üzere 8 Haziran 2023 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Her bir karış toprağı için bedel ödenmiş bu topraklarda doğmuş, büyümüş, eğitim görmüş bir vatan evladı olarak, bu kutsal görev şahsıma tevdi edildiğinde kişisel koşullarımı hiç önemsemeden ülkeme geldim ve görevimin başına geçtim.

O dönemde de daha yaşını doldurmamış bir evladın annesi olarak böyle yoğun bir görevi sürdürmenin zorluklarının elbette farkındaydım. Devletimize ve milletimize hizmet edebilmek adına bugüne kadar yorulmadan gece gündüz görevimin başında yer aldım. Gelinen noktada ekonomi programımız meyvelerini vermeye başlamıştır. Rezervlerimizdeki artış, ekonomik veriler ile enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler bu başarının kanıtıdır.

Tüm bu olumlu gelişmelere karşın kamuoyunun malumu olduğu üzere son dönemde şahsıma yönelik büyük bir itibar suikasti kampanyası düzenlenmiştir. Bu süreçten ailem ve dahası henüz bir buçuk yaşına bile girmemiş günahsız evladımın daha fazla etkilenmemesi için, Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilk kadın başkanı olma gururunu yaşamama vesile olan Sayın Hazine ve Maliye Bakanımıza ve yaklaşık 9 aydır bu görevi beraber sürdürdüğüm, gece gündüz demeden her biri büyük bir özveriyle çalışan mesai arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.

Hasseten Amerika’da özel sektörde geçen 22 yıllık yöneticilik ve bankacılık tecrübemden sonra, evladıma da bırakacağım en büyük miras olan ülkeme ve milletime hizmet etme imkanını bana sunan ve görev sürem boyunca desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükran ve minnetlerimi arz ediyorum.”

Paylaşın