Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye 400 Milyon Euroluk Deprem Yardımı

Avrupa Birliği (AB) ile 400 milyon euroluk deprem yardımı için imzalar atıldı. Türkiye’nin, 400 milyon euroluk fonu kullanmak için 18 aylık bir süre olacak. Bu süre sonunda da fonların kullanımına ilişkin raporunu 6 ay içinde AB’ye verecek.

6 Şubat 2023 yaşanan ve 11 ilde3 büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerden bir ay sonra düzenlenen Uluslararası Bağışçılar Konferansı’nda Avrupa Birliği (AB), Türkiye’ye bir milyar euro tutarında mali destek sözü vermişti.

Uluslararası Bağışçılar Konferansı’nda toplamda Türkiye ve Suriye’ye yardım amacıyla 7 milyar euro tutarında bağış toplanmıştı.

Avrupa Birliği’nin (AB) 6 Şubat depremleri sonrasında Türkiye’ye yaptığı yardım taahhüdünün 400 milyon euroluk bölümü için Brüksel’de imza atıldı.

AB, 6 Şubat depremleri sonrasında Mart 2023’te Brüksel’de yapılan Uluslararası Donörler Konferansı’nda Türkiye’ye 1 milyar euroluk mali destek sağlamalıydı. Bu taahhüdünün 400 milyon euroluk kısmının kullanımı Avrupa Komisyonu’nun Uyum ve Reformlardan Sorumlu Üyesi Elisa Ferreira ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Kemal Bozay tarafından imzalandı.

AB Komisyonu üyesi Elisa Ferreira, AB’nin Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu vurgularken, yardım taahhüdünün yerine dönük olarak imzalanan anlaşmanın önemli bir dönüm noktasına işaret etti.

“Yardıma ihtiyaç olduğunda AB bu yardıma izin verir. Sadece üye ülkelerde değil, yabancıların bildiği de” diyen AB yetkilisi, Türkiye’ye tahsis edilen kaynağın günümüze kadar Avrupa Dayanışma Fonu kapsamında bir gün geldiğinde verilen en büyük mali katkıya göre, Türkiye’ye de ilk kez bu fondan kaynağın sağlandığına dikkat çekildi.

Dışişleri Bakanı Yardımcısı Kemal Bozay ise 6 Şubat depreminin Türkiye’yi sarstığını belirterek, “Tek tesellimizin dostlarımızın gösterdiği güçlü dayanışma içinde olduğunu” söyledi.

AB ve Avrupa ülkelerinin ilk yardım elinin uzatıldığını vurgulayan Bozay, “Depremler sonrasında sağlanan destek için teşekkür ederiz” diye konuştu.

Yardımlar hangileri için kullanılacak?

Komisyon, Türkiye’ye sağlanacak mali kaynağın hangi alanların devam edeceğini da duyurdu. Açıklamada dağıtımı yapılan mali desteğin üç alanda yaygınlaşmasına dikkat çekildi.Buna göre destek, sağlık, eğitim, su ve atık su yönetimi alanlarında altyapının yeniden kurulumu için kullanılacak.

Ayrıca bölgesel özelliklerin karşılanması amacıyla geçici barınma imkanı sağlanacak ve ülkenin zengin kültürel dağılımının korunması için de yayılma imkanı sağlanacak.

Türkiye’nin, bir seferde ayıracağı 400 milyon euroluk fonu kullanmak için 18 aylık bir süre olacak. Bu süre sonunda da fonların kullanımına ilişkin raporunu 6 ay içinde AB’ye verecek.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Başak Demirtaş” Mesajı

Selahattin Demirtaş, eşi Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığına dair kararına ilişkin, “Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz” dedi.

Demirtaş, DEM Parti’ye ilişkin ise, “Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ile partinin Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, Edirne 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

Mehmet Rüştü Tiryaki ve Saruhan Oluç ziyarete ve Selahattin Demirtaş’ın son tartışmalara ilişkin notunu paylaştı. Tiryaki ve Oluç’un açıklamaları şöyle:

Mehmet Rüştü Tiryaki: “Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun önüneyiz. Biraz önce önceki dönem Eş Genel Başkanımız Sevgili Selahattin Demirtaş ve Dr. Selçuk Mızraklı’yı ziyaret ettik. Herkese çok çok selamları var. Siyaseti her zamanki gibi büyük bir moralle ve yakından takip ediyor. Sürecin her anını yakından takip ediyor. Kısa bir süre önce babasını kaybetti annesi yoğun bakıma kaldırıldı. Bunun etkisi hala üzerinde ama bunun dışında tam moralli gördük. Hepinize çok çok selamı vardı. Keşke şimdi burada olsaydı beş dakikalığına bütün mesajını aracısız bir şekilde size iletebilseydi. Ama 7 yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınmış durumda.

“Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok”

“Bir mesajı var, çokça tartışılan bir konu sevgili Başak Demirtaş’ın ‘parti eğer uygun görürse böyle bir teklif getirirse, halklarımızın geleceği ve barış için’ adaylığa hazır olduğunu ifade etmişti. Sevgili Başak Demirtaş bugün yaptığı açıklama ile aday adaylığından çekildiğini ifade etti. Bütün bunların partimizin bilgisi dahilinde ve birlikte görüşmeler sonucu alınmış kararlar olduğunu bilmenizi isteriz. Bu konu ile ilgili çok açık bir mesajı (Demirtaş’ın) var. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Demirtaş’ın söylediği şey şu: Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz, diyor sevgili Selahattin Demirtaş.

Saruhan Oluç: “İki cümle eklemek isterim. Selahattin Demirtaş’ın sözleri ile ifade ediyorum. Dedi ki ‘Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin.’ Net olarak bu mesajı bir kez daha herkese iletmek istiyoruz.”

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan Hakkında Suç Duyurusu

Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları, Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan hakkında ‘Adnan Oktar’ suç örgütü ve ‘Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ ile bağlantısı olduğunu öne sürerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundular.

Ocak Partisi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Adnan Oktar üzerinden bugün Yeniden Refah Partisi Genel Başkanlığı yapan Fatih Bakan beye bir şantajda mı bulunmuştur? Nedir bu Adnan Oktar sevgisi? Nedir bu Türkiye düşmanlığı? Geçmişte FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmelerinin amacı nedir?” ifadelerini kullandı.

Osmanlı Ocakları ise, “Fatih Erbakan ile alakalı kaygılarımızı dile getirerek toplumu uyarıyoruz. İsrail ile arası çok iyi olan Adnan Oktar’ı bu şahıs neden bu kadar savunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Ocak Partisi Sözcüsü Aytaç Atabay ve beraberindeki heyet Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Suç duyurusunun ardından adliye önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Ocak Partisi Sözcüsü Atabay, şunları söyledi:

“Ne acıdır ki, bugünlerde Türkiyemizdeki siyasetin, İsrail gibi dış devletlerin politikaları yüzünden, milli menfaatlerimiz doğrultusunda belirlenemez hale geldiğini görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bireysel inisiyatif alarak ürettiği Kudüs politikaları, milletimizin iradesini göstermektedir. Bu durum İsrail için çok zor bir hal almış olacak ki, İsrail Türkiye’deki dostlarına bazı tavsiyelerde bulunmuş, görünen o ki bunun da ötesinde onlara yapmaları gerekenleri emretmiştir.

Bu bölücü telkinin ilk muhataplarından olan Adnan Oktar suç örgütü ve neredeyse birlikte hareket ettiği diğer bölücü örgütlerin ülkemize de siyasiler üzerinden ayar vermeye çalıştığını üzülerek görüyor, siyasi duruşlarının nasıl değiştiğini hayretle seyrediyoruz. Her fırsatta suç örgütü Adnan Oktar’ı ve onun ahlak dışı yapısını öven, ona sahip çıkan Fatih Bakan bu dönemde geçmiş yıllarda FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişi ve kişilerle bir olmuş, yetmemiş genel başkanlığını yaptığı siyasi partide de kritik makamlara getirmiştir.

Sonuç olarak ne yazık ki bu parti, kurumsal kimliği altında İsrail kontrollü bir politika seyreder hale gelmiştir. Ocak Partisi olarak, İsrail ve tüm emperyal güçlerin Sayın Erdoğan’ın gitmesini istemekte olduğunun farkındayız, bu minvalde Fatih Bakan’a biz özellikle ‘Erbakan’ diyemiyoruz. Çünkü merhum Necmettin Erbakan’ın yolundan gidememiş; aksine, kirli ve bir o kadar ahlaksız bir örgütü savunur hale gelmiştir.

Acaba İsrail, Adnan Oktar üzerinden bugün Yeniden Refah Partisi Genel Başkanlığı yapan Fatih Bakan beye bir şantajda mı bulunmuştur? Nedir bu Adnan Oktar sevgisi? Nedir bu Türkiye düşmanlığı? Geçmişte FETÖ ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmelerinin amacı nedir?

Bu soruların yanıtlarını hukuk içinde aramak üzere bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşan seçimler üzerinden Türkiye’ye ayar vermek isteyen dış devletlerin oyunlarının deşifre edilmesi için gereğini öncelikli görevimiz addettik, bu aldığımız tavır demokrasinin gereğidir.”

Osmanlı Ocakları da bugün aynı iddialarla YRP Lideri Fatih Erbakan hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan Osmanlı Ocakları Sözcüsü Ercan Selçukoğlu ise, “Bugün de Fatih Erbakan ile alakalı kaygılarımızı dile getirerek toplumu uyarıyoruz. İsrail ile arası çok iyi olan Adnan Oktar’ı bu şahıs neden bu kadar savunmaktadır.

Biz toplumun tüm kesiminin düşüncelerini ifade etmek için burada bulunuyoruz. Darbe olduktan sonra akılları başlarına gelenler gibi, yarın Türkiye’de milletin değeri haline gelmiş isimlerin ve dava anlayışının üzerinden siyaset yaparak milletimizi yeniden kandırmak, aldatmak isteyenlerin kirli ilişkilerinin gün yüzüne çıkması için bu eylemi gerçekleştiriyoruz” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a “Hatay” Tepkisi: Millette İhanettir

GP Lideri Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “‘Hatay madem bize yerel yönetimleri vermedi muhalefete verdi. Biz onlara ders veririz’ diye bilinçli bir şekilde Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet ve Gelecek Partisi’nin TBMM’deki ortak grup toplantısında, açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bir bölümünü 6 Şubat 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlere ayıran Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Çevre ve Şehircilik Bakanı, bütün bu deprem afetiyle ilgili geçmiş dönemde birinci derecede sorumluluk sahibi olması gereken makamda olması gereken kişi. Bir açıklama yaptı. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı. İstanbul depreminin korkusunu, kabusunu yaşarken İstanbul’u kendisine emanet edilmesi düşünülen bir görevde.

Bir konuşmasında dedi ki ‘Depremde 130 bin vatandaşımızı kaybettik.’ Resmi rakamlara depremde 53 bin 537 kişi vefat etmiş. Birçok benzer beyanatta olduğu gibi onu da tevil etmeye kalktılar ama tablo değişmedi. Ampüte olan vatandaşlarımızın sayısı 29 Mart 2023’te sayın Cumhurbaşkanı 850 bin rakamını vermişti. Hepimizin televizyonda duyduğumuzda tüylerimiz diken diken olmuştu. Çünkü resmi yaralı rakamı 107 bin 213’tü… Devlet demek, kayıt sahibi olmak demektir, arşiv sahibi olmak demektir…

Bugün bütün teknolojik imkanlarla hala ne kadar vatandaşımızı kaybettiğimizi net olarak söyleyebilecek durumda değiliz. Bu kadar ampüte kardeşimiz var. Bunları bilmiyorsak bunun ayıbı, haysiyetini ve kurumları yerle bir eden bu iktidarın üzerinedir. Depremin sonuçlarını ortaya çıkaracak bilgi beceri yetenekten yoksunsanız, size nasıl devlet emanet edilir.”

“Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’a ilişkin sözlerini de eleştiren Davutoğlu, “Hatay Ankara’dan koparıldıysa sorumlusu kim? Hatay’da hala konteynerlerde, çadırda kalan çocuklar varsa bunun sorumlusu sizsiniz. Hatay’da 400 bin insan o şehri terk etmiş. 215 bin bina yıkılmış, 10 binlerce vatandaşımızı sadece Hatay’da kaybetmişiz, siz Hatay’a ulaşamamışsınız.

Ulaşamamak beceriksizliktir, iktidar yetersizliğidir ama ulaşamamak eğer bilinçli bir tercihse ‘Hatay madem bize yerel yönetimleri vermedi muhalefete verdi. Biz onlara ders veririz’ diye bilinçli bir şekilde Hatay’ı yetim bırakmışsanız bu Hataylılara da ve milletimize ihanettir” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin deprem bölgesi için “villa gibi evler” açıklamasına da tepki gösteren Davutoğlu, “Ya Allah aşkına, yas günü söylenecek söz mü bu ya? Kime villa verdiniz, demek ki yandaşlarına verdiniz. Demek ki sadece size oy verenlere veya oy vermek için teşvik edenlere verdiniz. Niye şehit annesine babasına vermediniz. Bakın bir ay oldu. Nerede villalarınız. Kim yaptı o villaları kaça yaptı? 518 bin acilen yıkılması gereken bina var… Hatay’a ayrılan kaynak bütün deprem bütçesinden sadece yüzde 7” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Antakya Spor Salonu’nda düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hatay İlçe Belediye Başkan Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” demişti.

“Hatay Büyükşehir’de Cumhur İttifakı adayı olarak Mehmet Öntürk kardeşimizi kamuoyumuzla paylaştık. Mehmet kardeşimizin Hataylıların teveccühüne mazhar olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürmüştü:

“Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz… Şu anda Hatay’daki mevcut yerel yönetim, maalesef şu deprem olayından sonra ‘bad-el harab-ül Basra’ oldu. Nerede belediye başkanı? Yok. İşte şimdi, 31 Mart akşamı yeni bir dönemi, ben inanıyorum ki Mehmet Öntürk kardeşim ve ekibiyle ayağa kaldıracaktır.

Hatay, iş ve icraat yerine laf üreten CHP zihniyetinin elinde adeta heder oldu. Sizlerin de güçlü desteğiyle 31 Mart’ta Hatay’da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. El ele, gönül gönülle vererek Hatay’ın hizmet ve eser siyaseti hasretini 56 gün sonra bitireceğiz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Açıkladı: İstanbul İçin 10 Maddelik Afet Planı

“Afetlere Karşı Dayanıklı İstanbul” projesinin tanıtımında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dayanıklı İstanbul Vizyon 2050” planını hazırladıklarını, İstanbul’u geleceğe taşıyacağına vurgu yaptığı projenin 10 ayrı temada olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘yerel ve merkez yönetime’ yönelik sözlerine gönderme yapan İBB Başkanı İmamoğlu, “Yerel idare genel diye hiç ayrım yapmadık. Devletin bütün kurumları kimin ihtiyacı varsa onun yanında olmak zorundadır” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Dayanıklı İstanbul” projesi tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu.

Birgün’ün aktardığına göre; Bilim insanları, sivil toplum örgütleri ve uzmanlarla “Dayanıklı İstanbul Vizyon 2050” planını hazırladıklarını bildiren İmamoğlu, İstanbul’u geleceğe taşıyacağına vurgu yaptığı projenin 10 ayrı temada olduğunu kaydetti.

Göreve geldikleri dönemi anımsatan İmamoğlu, “İBB kentsel dönüşümden resmen çekilmiş, sorumluluk bakanlık ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı. Deprem toplanma alanlarını imara açtılar. Belediyenin elinde rezerv alan olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler, KİPTAŞ eliyle rezidans ve lüks konutlar ürettiler” diye konuştu. İmamoğlu, bugün yaşanan yüksek kira sorununun kaynağının da bunlar olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan’ın ‘yerel ve merkez yönetime’ yönelik sözlerine gönderme yapan İmamoğlu, “Yerel idare genel diye hiç ayrım yapmadık. Devletin bütün kurumları kimin ihtiyacı varsa onun yanında olmak zorundadır” dedi.

İmamoğlu’nun proje kapsamında açıkladığı 10 ana madde şunlar:

2024-2029 arasında ilk etapta 22 bin konutu dönüştürmek için açıkçası gaza basacağız. Hedefimiz 50 bin konutu dönüştürmek.

Kentsel dönüşümde en çok mağduriyet yaşayan kesimin emeklilerimiz olduğunu tespit ettik. Kentsel dönüşümde riskli yapılarda bakanlığın verdiği 5.500 TL kira yardımına ek olarak 7.000 TL kira desteği vereceğiz. Riskli yapıda oturan kişi dar gelirli emekliye ise bakanlığın kira yardımının üzerine 9.000 TL ek kira desteği vereceğiz.

Raylı sistem hatlarımızı depreme dayanıklı olarak inşa ediyoruz.

Güvenli yeşil alanlar projesini de hayata geçiriyor olacağız. Erken uyarı ve acil durum projesini hayata geçireceğiz.

Her yıl 250 bin İstanbulluya afet farkındalık eğitimi vereceğiz.

Acil durum kurtarma gemisi inşa edeceğiz.

250 riskli sanat ve 32 deniz yapısını güçlendireceğiz.

İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Bugünden başlayarak 10 ayrı temada İstanbul’u geleceğe taşıyacak projelerimizi açıklayacağım. Projelerimizin tamamı halkçı adil, şehrimizi dönüştüren projelerdir.

Yok mu artıran mantığı bizde olmadı olmaz. Projelerimizi kopyala yapıştır yaparak kendi projeleri gibi sunmak isteyecek rakiplerimize bir şeyi hatırlatmak isterim; her projemizi hiç çekinmeden kopyalayabilirsiniz. Kendi projelerinizmiş gibi ballandıra ballandıra anlatabilirsiniz ama bizim gibi bakmadıkça kopyalasanız da sonuç alamazsınız. Proje deyince beton ve rant anlıyorsunuz, biz insan odaklı ve yerinde hizmet anlıyoruz.

Göreve gelince gördük ki İstanbul’da afete karşı bir proje yapılmamış. İBB kentsel dönüşümden resmen çekilmiş, sorumluluk bakanlık ve ilçe belediyelerine bırakılmıştı. ‘Hiçbir şey yapmamışlar’ demek elbette haksızlık ama özellikle İBB’yi sürecin dışına itmeleri çok kötü bir sonuca neden oldu.

Deprem toplanma alanlarını imara açtılar. Belediyenin elinde rezerv alan olarak kullanılabilecek alanları özelleştirdiler, KİPTAŞ eliyle rezidans ve lüks konutlar ürettiler. Bugün yaşadığımız yüksek kira sorununun kaynağı da budur.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından riskli ilan edilen 69 alandan sadece 2’si gerçek riskli alan. Bu çok vahim bir durum. Tabir-i caizse görevinizi kötüye kullanıyordunuz. Bir tarafta büyük hasar ve can kaybına yol açacak yerler varken, kentin kuzey alanına yönelmişlerdi.

Son 20 yıldır insanları evlerinden ve semtlerinden ettiler. Vatandaş ve müteahhidi o kısır alan sıkıştırarak başbaşa bıraktılar. Kimsenin birbirine güvenmediği bir ortam oluştu. Kentsel dönüşüm tabirini vatandaşlar duymak istemiyordu. Kentsel dönüşümle ilgili inanılmaz bir önyargı oluşmuştu. Yıllar boyunca çözümsüz kalmış alanlarda umutsuz vatandaşlarımızla anlaşarak yeni bir dönemin başladığını gördük. Örneğin Eyüpsultan Yeşilpınar mahallesinde yıllardır çözülmemiş sorunları çözdük.

“Dayanıklı İstanbul için vizyon 2050 planı hazırladık”

İstanbul Deprem Konseyi Kurulması için güçlü çağrılarda bulunduk. Maalesef çağrılarımız karşılıksız kaldı. İBB’nin davetli olmadığı Afet Koordinasyon toplantıları organize edildi. Bütün bu ötekileştirici tabloya rağmen heyecanımızı kaybetmeden konuyu tüm boyutlarıyla ele almak üzere toplantılar düzenledik. Dayanıklı İstanbul için vizyon 2050 planı hazırladık.

TOKİ 2002’den bu yana İstanbul’da toplam konut projesi 98 bin 246 adet. Bunun da sadece yüzde 60’ı tamamlandı. 21 yılda Emlak Konut ise son 21 yılda resmi rakamlara göre 80 bin civarında konut üretmiş. Ama bu 80 bin konutun, 69 bini lüks konut İstanbul’dan bu tarz anlayışınızla elinizi İstanbul’dan çekin. İstanbul’un, plansız, programsız adeta yağmacı zihniyetle İstanbul diye bir şehir kalmaz.

Melen Barajı konusunda da sesleri çıkmıyor. Buradan bir çağrıda bulunayım. Elinizde bu barajı tamamlayacak ortamı veya bilirkişileri bir araya getiremiyorsanız, kaynak vermiyorsanız bize verin biz bunun alt yapısını tamamlayalım. Biz yapmaya talibiz.

Kentsel dönüşüm projelerini bizle yapmak isteyen vatandaşlarımıza kamu bankalarından bir kuruş kredi verilmemesine rağmen yolumuza devam ettik. Kentsel dönüşümde vatandaşımızla yüzde 100 uzlaştık. Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında, toplam 5 bin 925 konutu sahiplerine teslim ettik. Kalıcı bir çözüm için iş birliğine ihtiyacımız var.”

Paylaşın

Başak Demirtaş, İstanbul İçin Aday Olmayacağını Duyurdu

Başak Demirtaş, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı için adayı olmayacağını duyurdu.

Haber Merkezi / DEM Parti de daha sonra bir açıklama yaparak Başak Demirtaş’a sürece katkılarından dolayı teşekkür etti.

Partiden yapılan açıklamada, “Yetkili kurullarımız gelinen aşamada tüm seçenekleri masaya yatırarak gelişmeleri değerlendirmiş ve Başak Hanım’la bir araya gelerek tam bir uyum ve koordinasyon halinde ortaklaşarak aday olmaması görüşüne varılmıştır” denildi.

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkanlığı için aday olmayacağını duyurdu.

Yazılı açıklama yapan Demirtaş “Gelinen aşamada benim adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız” dedi. Demirtaş’ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

“Partimizin büyük bir titizlikle sürdürdüğü yerel seçim politikasına güçlü bir destek vermek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adaylığı için sorumluluk almaya hazır olduğumu ifade etmiştim.

5 Şubat 2024 Pazartesi tarihinde Partimizi temsilen bir heyetle bir araya gelerek tüm gelişmeler hakkında bilgilendirildim. Karşılıklı yürüttüğümüz istişareler sonucunda Partimiz, bu irade beyanından güç aldıklarını belirterek bizleri onurlandırmıştır. Adaylık tartışmalarında bize eksiksiz desteğini sunan ve güven duyan DEM Parti Genel Merkezine ve saygıdeğer halkımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bununla birlikte gelinen aşamada benim İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da Partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız. Tüm halkımız ve partililerimiz bilmeli ki bütün kararlar Partimizle tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde alınmıştır.

Önümüzdeki günlerde Partimizin ilan edeceği adaylar hepimizin adayları olacak ve tüm gücümüzle bu kıymetli arkadaşlarımızın arkasında duracak, Partimizin başarısı için çalışacağız.

Partimizin resmi açıklamaları dışındaki hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini, hiçbir spekülasyona prim verilmemesini özellikle rica ediyoruz. Hep birlikte başaracağız, ne olursa olsun temel demokrasi ilkelerimizden; adalet, eşitlik ve barış arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Ve mutlaka kazanacağız. Dem dema me ye!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“Partimiz, yerel seçim çalışmaları kapsamında kent uzlaşısının sağlanamadığı Türkiye’nin her yerinde kendi adaylarıyla halkın huzuruna çıkma kararı almış ve bunu kamuoyuyla paylaşmıştır.

Tüm seçim bölgeleri arasında doğal olarak en fazla tartışılan yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu çerçevede partimiz de İstanbul’u özel olarak ele almış ve yetkili kurullarımızda kapsamlı tartışmalar yürütülmüştür.

İstanbul için aday adayı olarak ismi geçen tüm kıymetli arkadaşlarımızın varlığı ve irade beyanı partimize, tabanımıza güç ve moral vermiştir. Bu isimler arasında kamuoyunda en çok yol arkadaşımız Sevgili Başak Demirtaş’ın ismi öne çıkmıştır. Yoldaşımız Başak Demirtaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı konusunda partimize verdiği destek hiç kuşkusuz bize büyük bir güç katmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı için yaptığı irade beyanıyla partimizin seçim politikalarını destekleyerek bizleri daha da güçlendiren Başak Hanım’la sürecin başından itibaren istişare halindeyiz.

Yetkili kurullarımız gelinen aşamada tüm seçenekleri masaya yatırarak gelişmeleri değerlendirmiş ve Başak Hanım’la bir araya gelerek tam bir uyum ve koordinasyon halinde ortaklaşarak aday olmaması görüşüne varılmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday isimlerimiz ise önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Sevgili Başak Demirtaş’a katkılarından ötürü olanca güvenimizle teşekkür ediyor, sürecin bundan sonraki kısmında da destek sunmaya devam edeceğini biliyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığı konusunda partimizin resmi açıklamaları dışında cereyan eden hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini ve hiçbir spekülasyona zemin sunulmamasını özellikle rica ediyoruz. Demokrasi mücadelesinden taviz vermeden, cezaevlerindeki ve sürgündeki tüm yoldaşlarımızla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

DEM Parti’den “AK Parti İle Örtülü İşbirliği’ İddialarına Yanıt

DEM Parti’nin AK Parti ile örtülü iş birliği yaptığı iddiaları ortaya atılırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bu iddiaları siyasi nezaketsizlik olarak niteledi.

Sezai Temelli, “Murat Kurum da, Ekrem İmamoğlu da seçimi kaybederse kendi stratejisi nedeniyle kaybeder. AKP’si, CHP’si kendi başarısızlıkları ya da yaratamamış oldukları ittifak politikaları sebebiyle sürüklendikleri yer için partimizi sorumlu görmeleri, partimiz üstünden kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışmaları kabul edilebilir değil” dedi.

31 Mart 2024 yerel seçimlerine kısa bir süre kala aday belirleme süreçlerinde sona geliniyor. DEM Parti’nin İstanbul’da aday çıkaracağını açıklaması ve cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın isminin öne çıkması başka bir tartışma sebebi oldu.

CHP’ye yakın isimlerden “Başak Demirtaş AKP’nin adayı, Murat Kurum’a seçimi kazandıracaklar, Selahattin Demirtaş da dışarı çıkacak, Başak Demirtaş kayyum atanmaması karşılığında aday oldu” gibi eleştiriler gelirken, DEM Parti’nin AKP ile örtülü iş birliği yaptığı iddiaları ortaya atıldı.

10Haber’e konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli bu iddiaları siyasi nezaketsizlik olarak niteledi.

Temelli, “Biz pazar günü İstanbul’da aday çıkaracağımızı açıkladık. 9 Şubat’a kadar aday çalışmaları sürecek. İstanbul başta olmak üzere aday çıkarabildiğimiz – eğer bir güç birliği, kent uzlaşısı yoksa- yerlerde de adaylarımızı açıklayacağız. Başak Demirtaş ile ilgili gelen soruya da ‘aday havuzumuzda’ dedik.

O günden beri sosyal medyada çok kirli bir dille, adeta nefret söylemiyle aday çıkarmakla ilgili ve başka konularda suçlamalar var. ‘AKP’nin adayı’ demek, pazarlık yapıldığını öne sürmek sosyal medya kirliliğinin klasik hali. Bu ithamlar ne siyasi nezakete sığar, ne de güç birliği görüşmelerinin içinde yeri olabilir. Güç birliği olsa olurdu. Olmuyorsa CHP’nin kendisine bakması gerekiyor.

Biz kendi siyasi kararımızla yol alıyoruz. Murat Kurum da, Ekrem İmamoğlu da seçimi kaybederse kendi stratejisi nedeniyle kaybeder. AKP’si, CHP’si kendi başarısızlıkları ya da yaratamamış oldukları ittifak politikaları sebebiyle sürüklendikleri yer için partimizi sorumlu görmeleri, partimiz üstünden kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışmaları kabul edilebilir değil” dedi.

“Batıda kent uzlaşısıyla yol aldığımız ilçeler, iller var”

Mayıs seçimlerinin ardından yerel seçimlerde ‘kent uzlaşısı’ ile hareket etmeye karar verdiklerini belirten Temelli “Her kentin yerel özelliklerini dikkate alacağız. Kürt illerinde adaylarımızı halk oylamalarıyla belirledik. Batıda kent uzlaşısıyla yol aldığımız ilçeler, iller var. Bu kent uzlaşısının içinde birçok parti var. Güç birliği olan yerler var. İstanbul’da bu şu ana kadar olmadı” dedi.

Ortak aday görüşmelerinin sürdüğüne dikkat çeken Temelli, “CHP adayları üstünde netleşmiş bir yer yok ama kentin dinamikleriyle ortak aday çıkarma eğilimi olan yerlerde çalışma sürüyor. Bu ayın dokuzuna kadar onları da netleştirmeye çalışıyoruz. Belli yerlerde ortak aday çıkabilir. Bu ortak adaylarla seçime gidilebilir.

Her yerde adayımızla gideceğimizi ama kent uzlaşısını da dikkate alacağımızı defalarca belirtmemize rağmen maalesef yine pazarlık aklına sıkışan belli şeyler yaşanıyor. İthamların bir kaynağı da bu tabii. Aslı astarı olmayan ithamlar. Her şeyden önce insanları hedef alan, kirli bir dille saldıran tavrı kabul etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “Siyaseti Bırakmadım” Çıkışı

CHP’nin yedinci genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyaseti bırakmadım. Her gün vatandaşlarla, ziyarete gelenlerle görüşüyorum. Belli konularda daha derinlikli düşünmeye zamanım var” dedi.

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Serbestiyet’ten Hilal Köylü‘ye açıklamalarda bulundu.

6 Şubat depremlerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu öfkeyi anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Ülkeyi 22 yıldır yöneten siyasal iktidar; askerleri, deprem olduğunda sahaya anında yollamadı. Depremin ilk üç-dört saatinde seyyar hastaneler, mutfaklar kurulabilirdi, yapılmadı. İnsanların soğuktan ölmesine göz yumuldu. Neden? Türkiye’de sorumluluk taşıyan bir hükümet yok.

Erdoğan; depremi de, sorumluluğunu da görmezden geliyor. Beşli çeteye hizmet eden Erdoğan, ülkeyi dilediği gibi yönetiyor. Şimdi de çıkıp; merkezi hükümetle yerel yönetimin bir olmadığı kentlere hizmetin gitmeyeceğini söylüyor. Halka –Bana oy verirseniz, size hizmet ederim. Oy vermezseniz, gözümün önünde ölseniz de, seyrederim- mesajı veriyor.

Vatandaşın hayatı Erdoğan’ın umurunda değil. Erdoğan, şaşırtmıyor. Vatandaşını ve ülkesini işte bu derece sevmiyor. Bir zamanlar hakaret ettiğinin (Mısır Cumhurbaşkanı Sisi) ayağına gidip, üç-beş kuruş koparma planı yapıyor. Aslında Erdoğan hakkında konuşmak bile benim ağırıma gidiyor. ”

“Siyaseti bırakmadım”

Siyaseti bırakmadığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Siyaseti bırakmadım. Her gün vatandaşlarla, ziyarete gelenlerle görüşüyorum. Belli konularda daha derinlikli düşünmeye zamanım var.

15-20 günde bir felsefeciler ve sosyologların da aralarında olduğu bir akademisyen grubuyla Türkiye’nin ve dünyanın sorunlarını konuşuyoruz, değerlendiriyoruz. Gazetelere makaleler yazıyorum, analizler yapıyorum. Çocuklarla, torunlarla zaten hep beraberiz. Selvi Hanım’la da tiyatroya gittik bir-iki kez.”

Paylaşın

DEM Parti’den Anayasa Mahkemesi’ne Can Atalay Başvurusu

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), vekilliği düşürülen Can Atalay için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Bir milletvekilinin vekilliğinin düşürülebilmesi için kesin mahkumiyet kararının olması gerektiği belirtilen başvuruda, ancak Atalay hakkında kesin hükmün bulunmadığı hatırlatıldı.

AYM’nin ihlal ve yargılamanın yeniden yapılması kararı verdiği ifade edilen başvuruda, bu sebeple Yargıtay’ın verdiği mahkumiyet kararının ortadan kalktığı kaydedildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) sonra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’de (DEM Parti), milletvekilliği düşürülen Can Atalay için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Başvuruda, AYM’nin ve Yargıtay’ın yanı sıra Meclis sürecinde yaşananlara yer verildi.

Artı Gerçek’te yer alan habere göre, Bir milletvekilinin vekilliğinin düşürülebilmesi için kesin mahkumiyet kararının olması gerektiği belirtilen başvuruda, ancak Atalay hakkında kesin hükmün bulunmadığı hatırlatıldı. AYM’nin ihlal ve yargılamanın yeniden yapılması kararı verdiği ifade edilen başvuruda, bu sebeple Yargıtay’ın verdiği mahkumiyet kararının ortadan kalktığı kaydedildi.

Başvuruda, “Ortada kesin hüküm olmadığı halde kesin hüküm varmış gibi işlem yapılarak, muvazaa yapılmıştır. Bu nedenle yapılan işlemin yok hükmünde olduğu tespiti yapılmalıdır. Anayasa’nın 153. Maddesi’nde Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmak zorunda olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi kararı ile hak ihlali verilen ve yeniden yargılama yapılması gereken bir milletvekilinin vekilliğinin Anayasaya aykırı olacak şekilde düşürülmesinin tespit ve iptal davası konusu olması gerekmektedir” denildi.

Yetkisizlik tartışmasının yapılmaması gerektiği ve uyuşmazlığın esasına girerek karar verilmesi gerektiği belirtilen başvuruda, ayrıca Meclis’te Yargıtay’ın kararının okunduğu ve Anayasa’nın aradığı karar olmadığı ifade edilerek, kararın iptal edilmesi istendi.

CHP ve TİP de başvurmuştu

CHP de hukuk dışı şekilde milletvekilliği düşürülen Atalay’a ilişkin kararın ‘yok hükmünde’ olduğunun tespit edilmesi talebiyle AYM’ye başvurmuştu. CHP’li Gökhan Günaydın, “Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi yok hükmündedir. Tespitini talep ediyoruz” demişti.

Yine Türkiye İşçi Partisi, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin iptal edilmesi talebiyle Can Atalay ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş adına avukatları aracılığıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuştu.

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Can Atalay hakkında “seçilme hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” yönlerinden verilen hak ihlali kararına uyulmaması nedeniyle yapılan iki başvuruda da hak ‘hak ihlali’ kararı vermişti.

21 Aralık’ta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaşan ikinci karar mahkeme tarafından bir önceki kararda olduğu gibi Yargıtay’a gönderilmişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince verilen ikinci ihlal kararının hukuki değeri olmadığını, bu bağlamda Anayasa’nın 153/6. Maddesi kapsamında uygulanabilecek bir kararın var olmadığını belirterek Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyulmamasına karar vermişti.

Tartışmalar devam ederken Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın yönettiği TBMM oturumunda okundu, Gezi Davası kapsamında halen Silivri Cezaevi’nde tutulan Can Atalay’ın vekilliği hukuka aykırı bir biçimde düşürülürken muhalefet milletvekilleri kürsü önünde protestoda bulundu.

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ kararı okuduğu sırada bazı milletvekilleri başkanlık divanını işgal etti ve ıslıklarla protesto etti. Bozdağ’ın önüne ‘Can Atalay’a özgürlük’ yazılı dövizler fırlatılırken bir milletvekili Bozdağ’a anayasa kitapçığı fırlattı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Hatay” Tepkisi: Toplumun Vicdanına Emanet

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu hafta sonu Cumhurbaşkanı’nın Hatay’daki sözlerini dinlediniz mi? Vicdanen analize muhtaçtır, hukuken analize muhtaçtır, psikolojik olarak analize muhtaçtır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İnsana dair böyle bir duygu olmaz, olamaz. Kendisini ve partisini tercih etmediği için, hem de depremzedelerin önünde, deprem bölgesinde 10 binlerce canın öldüğü ortamda yardım etmediğinin ifadesi bu. Başka bir ifade değil. Ne için? Seçime 1 ay kaldı diye, 1,5 ay kaldı diye sözüm ona insanları korkutarak siyaset yapacak ve itiraf ettiği bu durumdan ötürü insanların oyuna talip olacak. Bu tür davranışlar bence siyasetin konusu değil, toplumun vicdanına emanettir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un Yeni Otobüslerinin Tanıtımı Etkinliğinde açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmaya tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Bu hafta sonu Cumhurbaşkanı’nın Hatay’daki sözlerini dinlediniz mi? Vicdanen analize muhtaçtır, hukuken analize muhtaçtır, psikolojik olarak analize muhtaçtır. İnsana dair böyle bir duygu olmaz, olamaz. Kendisini ve partisini tercih etmediği için, hem de depremzedelerin önünde, deprem bölgesinde 10 binlerce canın öldüğü ortamda yardım etmediğinin ifadesi bu.

Başka bir ifade değil. Ne için? Seçime 1 ay kaldı diye, 1,5 ay kaldı diye sözüm ona insanları korkutarak siyaset yapacak ve itiraf ettiği bu durumdan ötürü insanların oyuna talip olacak. Bu tür davranışlar bence siyasetin konusu değil, toplumun vicdanına emanettir.

Ne olacak yani; Hataylı senden korkacak, koşa koşa sana oy mu verecek. Tıbbın konusudur bu. Psikolojik olarak incelenmelidir. Bu ifadeler hafife alınacak ifadeler değildir… Bir ülkenin başına gelen bir insan, hepimiz ondan şunu bekleriz; toplumun her kesimine adalet dağıtan, toplumun her kesimine iyilikle konuşan, bir insanın dilinde kötülük olur mu!

Bu nasıl bir anlayış ya! Efendi, hükmeden, hakim! Milletin efendi olduğunu öğrenecek bunlar 31 Mart’ta… Siz efendi değilsiniz. Dün yapılan konuşma görevin ihmalidir. Binlerce insanı çadır hayatına mahkum etmek, gerekli desteği vermemek bunun bu şekilde ifade biçimidir. Ne için? Oy için… Bu tehdidin karşılığını bu millet öyle bir verir ki… Bu milleti tehdidiniz karşılığı milyonlar olaracak göreceksiniz. Milletimiz demokrasi şamarı gibi yanıt verecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Antakya Spor Salonu’nda düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hatay İlçe Belediye Başkan Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” demişti.

“Hatay Büyükşehir’de Cumhur İttifakı adayı olarak Mehmet Öntürk kardeşimizi kamuoyumuzla paylaştık. Mehmet kardeşimizin Hataylıların teveccühüne mazhar olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürmüştü:

“Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz… Şu anda Hatay’daki mevcut yerel yönetim, maalesef şu deprem olayından sonra ‘bad-el harab-ül Basra’ oldu. Nerede belediye başkanı? Yok. İşte şimdi, 31 Mart akşamı yeni bir dönemi, ben inanıyorum ki Mehmet Öntürk kardeşim ve ekibiyle ayağa kaldıracaktır.

Hatay, iş ve icraat yerine laf üreten CHP zihniyetinin elinde adeta heder oldu. Sizlerin de güçlü desteğiyle 31 Mart’ta Hatay’da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. El ele, gönül gönülle vererek Hatay’ın hizmet ve eser siyaseti hasretini 56 gün sonra bitireceğiz.”

“Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki sözlerine tepki göstermişti.

CHP Lideri Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Genel iktidarla yerel iktidar birlikte olmazsa hizmet gelmez’ ifadeleri gerçekten vicdan sahibi, yürek sahibi, akıl sahibi kimsenin bırakın söylemeyi, duymaya bile tahammül edemeyeceği laflar” demişti.

“Hatay’a siyasi şantaj yapıyor olmasının ayıbını Hataylılara havale ediyorum” diyen Özgür Özel, şöyle devam etmişti: “Diyor ki ‘Benim partimden bir belediye başkanı olmadığı için ben Hatay’ı hizmetsiz bıraktım, seçmezseniz yine getirmem.’ Yalan da söylüyor. Kendi belediyelerinin olduğu yerde de sorunları çözmüş değil. Siyasi şantaj yapıyor ve oy istiyor. Ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Bilhassa AK Parti’ye oy veren vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu!”

CHP Lideri Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’un kalbinin yerinde taş olsa bu laf edilmez… Olmaz olsun senden gelecek hizmet. Yazıklar olsun! Bir insanın gözü bu kadar nasıl döndü gerçekten inanmıyorum! Kalbinin yerinde taş var demek ki bu adamın!” sözleriyle açıklamasına son vermişti.

Paylaşın