Babacan: Türkiye, Erdoğan’ın Kukla Tiyatrosuna Döndü

Partisinin aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Lideri Ali Babacan, “Koskoca Türkiye, Erdoğan’ın kukla tiyatrosuna dönmüş durumda ya. Artık sadece bakanlar, bürokrasi değil, bu ülkenin bir kısım yargısı, bu ülkenin bağımsız çalışması gereken pek çok kurumu, artık sadece ve sadece kukla tiyatrosunun elemanları haline gelmiş durumda” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ali Babacan, partisinin aday tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu. Ali Babacan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“‘Şuraya neden bu aday gösterilmedi’ tartışmaları var; bozuk yollardan, kaldırımlardan bahseden yok. ‘Şuradaki kişi bilmem kimin adamı, ben onu istemem’ tartışmaları var; sahipsiz sokak hayvanlarından bahseden yok. ‘O ilçeye bizim şu arkadaş atanacaktı’ var; gelmeyen otobüslerden, kalabalık toplu taşıma araçlarından bahseden yok. İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki hesaplarda halk yok, millet yok, hizmet yok.

İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki matematikleri şöyle: Onlar için belediyecilik eşittir komisyonla plaza dikilecek boş arsa. Onlar için belediyecilik eşittir eşe dosta dağıtılacak ruhsatlar. Onlar için belediyecilik eşittir partililere verilecek ihaleler, makamlara atanacak partililer, istifade edecek meclis üyeleri.

Bir devlet ne için var? Bir devletin en temel varlık sebebi ne? ‘Güvenliği sağlamak’ değil mi? Her birimizin güvenliğini sağlamak devletin asli görevi değil mi? Güvenlik içinde yaşamak bir ‘vatandaşlık hakkı’ değil mi? Ama bu iktidar, kendisine emanet edilen her hakka ihanet ediyor. İktidara güvenliğimizi emanet ettik, sokakları çatışma alanına çevirdiler.

Ana haberler haber bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Ofisleri nerede olursa olsun, nerede çalışıyor olurlarsa olsunlar, şöyle fotoğraf kameralarını pencereden dışarı çıkardıklarında, haber orada. Kamerayı sokağa çevirin, bakın biri ötekine, birilerine silah doğrultmuş. Kamerayı şöyle bir trafiğe çevirin, hemen birisi ötekiyle kapışmak üzere, bağrışıyor. Kamerayı bir dükkâna çevirin, biri ötekinden haraç kesiyor. Her tarafta bir manşet, her tarafta bir haber.

Şiddet kültürünü besleyen, büyüten sadece iktidar değil arkadaşlar. Daha iktidar olmadan iktidarın yanlışlarına düşen, daha cin olmadan adam çarpmaya çalışan pek çok siyasi parti var bu ülkede, muhalefet tarafında da. İnanın al birini vur ötekine ya. Bazen izliyorum bakıyorum, Allah korusun diyorum ya.

Şu muhalefetteki partilerin bazıları var ki, kazayla şöyle ya da böyle iktidarın bir parçası olsalar, inanın şu ankinden farkı olmaz bu ülkenin. Öyle şeyler oluyor ki izlerken, dinlerken ben hicap duyuyorum. Siyasi parti toplantılarında olan olayları duyduğumda utanıyorum. Ya henüz iktidar değilsiniz, iktidar ortağı falan da değilsiniz; neyi paylaşamıyorsunuz ya? Kavgalar, dövüşler şunlar bunlar. Sözüm ona ülkenin yarınlarına siyaset vadediyorlarmış. Sözüm ona bu iktidarın alternatifi olacaklarmış.

Ağızlarından çıkan her cümleyi tekrar eden, kukla oynatır gibi oynattıkları atanmışlarla ülkemizin parasını getirdikleri yer bu. Koskoca Türkiye, Erdoğan’ın kukla tiyatrosuna dönmüş durumda ya. Artık sadece bakanlar, bürokrasi değil, bu ülkenin bir kısım yargısı, bu ülkenin bağımsız çalışması gereken pek çok kurumu, artık sadece ve sadece kukla tiyatrosunun elemanları haline gelmiş durumda.

Siyasi iradenin en tepesindekiler tarafından kol kanat gerilen çeteler var bu ülkede. Mafya liderleriyle poz vermekten gurur duyan iktidar ortakları var bu ülkede. Esnafı tehdit eden, işletmelere çöken ve birileri tarafından korunan kollanan takım elbisesiyle dolaşan insanlar var bu ülkede. Hepsini görüyoruz, hepsini biliyoruz.

Gittiğimiz her yerde vatandaşımızla kaynaştığımız, bütünleştiğimiz için Türkiye’nin gerçek tablosunu okuyoruz. Ama Cumhurbaşkanı’nın böyle bir şeyi yok. Geliyor özel uçakla, özel helikopterle iniyor, koruma konvoylarının, duvarların arasından sahneye çıkıyor, veriyor veriştiriyor, tehdit ediyor, şantajlarını yapıyor, ondan sonra helikopterle hop uçuyor başka yere gidiyor. Yaptığı bu.

“Kendisine destek vermiyorsa, ‘tek millet’ kavramının içinde yok”

Artık Erdoğan sopayı öyle aba altından falan göstermiyor. Elinde sopayı sallaya sallaya şehir şehir dolaşıyor. Gittiği her yerde bir de nakarat var değil mi? ‘Tek millet’… Tamam, önemli bir kavramdır, ama zihin dünyasında ne var? O ‘tek millet’ dediği sadece kendisine oy verenler. Onun zihin dünyasında, kendisine destek vermiyorsa, o ‘tek millet’ kavramının içinde yok.

Erdoğan ne yaptı biliyor musunuz? Bu yeni ortaklarının diline hemen uyum sağladı, tehdide şantaja alıştı. Çünkü, ‘Bana arkadaşını söyle, ben sana kim olduğunu söyleyeyim’ derler, değil mi? O yeni yol arkadaşları var ya, bir yanında 28 Şubatçılar, bir yanında o mafya çetelerinin hamileri, onlarla dolaşa dolaşa zihin farklı bir yere kaydı gitti.

2004 yılında değerli arkadaşlar, bu parayla, yani 1 lirayla 8 adet yumurta alabiliyordunuz. Şimdi, bir yumurta alamıyorsunuz. 1 liraya, yarım litre süt, alabiliyordunuz. Şimdi en az 20 lira vermek zorunda kalıyorsunuz. 1 kilo elma, 1 liraydı. 1 paket makarna, 1 liraydı. 750 gram yoğurt, 1 liraydı. Arkadaşlar, öyle bir paraydı ki bu 1 lira, 2 tanesini yan yana getirdiğinizde bir litreden fazla benzin alabiliyordunuz.

Vatandaşlarımız için, milletimiz için hayalimiz vardı. O hedefi, o hayali gerçekleştirmek için çok çalıştık. Fert fert, birey birey zenginleştik. 2002’den 2013’e kadar milli gelirimiz tam 3,5 kat arttı arkadaşlar. 3,5 kat. Her birimiz en az üç kat zenginleştik. Ülkemizde mutlak yoksulluk diye bir şey kalmadı; sıfırladık. Tüm dünyanın cazibe merkezi olduk.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Bayram İkramiyesi Tepkisi: Yazıklar Olsun

Erdoğan’ın, “Bütçeyi zorlayarak emekli bayram ikramiyesini 3 bin TL yapacağız” açıklamasına tepki gösteren CHP Lideri Özel, “Bayram ikramiyesine yapa yapa yaptıkları zam bin TL. Yazıklar olsun. 10 bin liraya emeklinin geçinmesini bekliyor” dedi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Bergama ilçesinde halka seslendi.

Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde; “Bergama’da 5 sene önce yüzümüz asıldı. 5 sene sabrettik. 5 senedir Bergama halkçı belediyecilikten uzak, rantçı belediyeciliğe teslim. Bu meydanda eyleme geldim. AK Partili belediye geldi. 2014’te çıkan kanunla köylümüzün alın teriyle emek emek biriktirdiği mallarını, taşınmazlarını, tarlalarını belediyeye ücretsiz devretti. Bizim başkanlar bu işleri yapmazken AK Partili başkan geldi deyim yerindeyse köylünün malını parsel parsel sattı. 2,5 milyon metrekare tarlaları çatır çatır sattılar.

Başkan adayı değişti. Dışarıdan bir tane ithal aday getirmişler. Bergamalı’nın seçtiği adaya sanki kayyum atamışlar gibi… Dün belediyede TİS var. HAK-İŞ’i çağırmışlar mevcut başkan yok AK Parti’nin adayı dışarıdan gelen aday masada… O koltukta kimin oturacağına kimse karar veremez Bergamalılar karar verir. Bergama, Tayyip Bey’in kayyumuna geçit vermez. Yeni aday “Bergama kalkınacak, Bakırçay kalkınacak” diyor.

Kardeşim bundan önceki başkanı da seni de gönderen aynı kişi. Ne oldu 5 yılda başkanın kendisi kalkındı. Ben değil kız kardeşi konuştu. Mal varlığına bakın. Bizim böyle malımız yok. O yüzden temiz belediyeciliğe ihtiyaç var. İthal adaya değil Bergama’nın evladına ihtiyaç var. 25 günlük değil Bergamalı’ya 25 yıldır emek veren birine ihtiyaç var. Bergama’nın evladı burada.

Partide herkese yer var. Herkes görev yapacak, görev alacak. Bu parti hepimizin baba evidir. Herkes baba evinde doğar. AK Partili, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum: Hepimiz Bergamalı’yız, CHP sizin dedenizin, babanızın evi. Gün gelir kimi uzağa taşınır, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki başım sıkışırsa evin bacası tütmektedir. Senin yerin başımızın üzeridir. Bu baba evi kimindir? Tapusu bende değil. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Bu babaevi hepimizin. Mağdur, mazlum kim varsa baba evinde birleşmeye davet ediyorum.

Ankara’da çok istedik, genel merkezde çok istedik. İttifak yapamadık. Eski ittifak ortaklarımız ittifak yapmak istemediler. Geçtiğimiz seçimde bir arada duranların hepsi burada. İyi insanlar, güzel insanlar burada… Biz kimseyi uzakta tutmak istemiyoruz. Ankara’da ittifak kuramadıysan Bergama’da sandık başında kuracağız. Bergama’daki tüm demokratları birleşmeye davet ediyorum. AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın talan belediyeciliğine karşı duralım, Bergama’yı bu zulümden kurtaralım.

“10 bin liraya emeklinin geçinmesini bekliyor”

Emekliye 3 bin TL emekli ikramiyesi verdiler. Bu kadar yoksulluk varken bir kilo et 600 lira olmuşken bayram ikramiyesine yapa yapa yaptıkları zam bin TL. Yazıklar olsun. 10 bin liraya emeklinin geçinmesini bekliyor. Bu ülkede 10 bin lira emekliye zam veriliyor. Açlık sınırıysa 15 bin TL. Asgari ücretli bile açlık sınırında… Bu memlekette insanlardan oy alırken sandığın arkasında milleti unutuyorlar.

Bergama’daki MHP’li, AK Partili kendisine 2 bin TL’yi, 5 Bin TL artırmayana 31 Mart’ta oy verirse bunlar böyle devam ederler. Sarı kart verirlerse, görün bakalım, sizin sesinizi bakın dinliyorlar mı, dinlemiyorlar mı? Cemil başkan çok güvendiğimiz, inandığımız, hızlı karar alan, anketlerde en yüksek memnuniyet oranlarımızı yakalayan, İzmir’de en iyi seçim sonucunu alacağını, Bergama’nın sorunlarını tek tek çözeceğini hepimiz biliyoruz, onu size emanet ediyoruz.”

Paylaşın

Yüksekdağ’dan Yerel Seçimler İçin Kent Uzlaşısı Vurgusu

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “İstanbul başta olmak üzere batı metropollerinde DEM tabanı kendi iradesini de görmek istiyor. Doğal ve adil olan budur” dedi.

Figen Yüksekdağ, seçimlere ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Tepeden siyasi darbeyle atanan kayyumları halkımız demokratik direnişiyle ve seçimle görevden alacaktır.  Seçimle iş başına gelmeyen, halkın iradesini hiçe sayan ve siyasete karşı yılmadan bıkmadan toplumsal hakikati göstermeliyiz. Yerel seçimler bu bakımdan bir toplumsal hakikat ve onur direnişidir” ifadelerini kullandı.

2016 yılından bu yana Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ yerel seçimlere ve Kobani Davasına dair PİRHA muhabiri Dilan Morsümbül’ün sorularını yanıtladı.

Morsümbül’ün DEM Parti ve CHP arasındaki temasların sonuçsuz kalmasına ilişkin sorusunda Yüksekdağ, Kürtlerin ve her inançtan halkın göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti:

“DEM Parti seçmeni bakımından belirleyici olan siyasi iradesinin araçsallaştırışmaması ve hakkının teslim edilmesidir. Bütün seçim süreçlerinde kilit ve belirleyici olan, bunun karşısında demokratik taleplerine saygı ve güven verici cevaplar isteyen bir toplumsal yapıdan bahsediyoruz. Bu sosyolojik gerçekliği seçim taktiklerine basamak olarak görürseniz sadece siyasal değil sosyal yabancılaşmaya da yol açarsınız.

2023 genel seçimleri sonrasında muhalefetin DEM Parti ile kurduğu ilişki böyledir. İstanbul başta olmak üzere batı metropollerinde DEM tabanı kendi iradesini de görmek istiyor. Doğal ve adil olan budur. Milyonlarca Kürdün ve her inançtan, ulustan emekçi sınıflardan DEM seçmeninin yaşadığı metropollerde yerel seçilmişler belirlenirken bu toplumsallığı dışta tutamazsınız. Eğer böyle bir demokratik uzlaşı gelişirse güven tesis edilebilinir.

Kent uzlaşısı vurgusu

DEM Parti’nin batıda kendi adaylarını çıkararak aktif bir seçim faaliyeti yürütme ihtiyacı da, hakkı da vardır. Eğer demokratik ve tatmin edici bir kent uzlaşısı sağlanamazsa DEM’in batıda kendi adaylarıyla seçim yarışına girmesi ciddi bir ihtiyaçtır. Tabanımızda bu yönlü taleplerin ağırlığı ise sır değildir. Kitlemizi aynı hedef etrafında kenetlemek partinin genel, güncel gelişim stratejisi bakımından da hayati önemdedir.

Sonuçta nihai kararı delegelerimiz, parti yönetim kurumlarımız ve DEM kolektifi verecek. Her durumda halkımız partisinin iradesi etrafında en sağlam şekilde birleşmelidir. Gerek iktidardan, gerekse de bir kısım muhalefetten gelen tasfiye operasyonlarına duruşuyla ve siyasi faaliyete katılımıyla cevap vermelidir. Yerel seçim stratejisinin öncelikli hedefi iki kez kayyum atanarak gasp edilen belediyeleri geri almaktır.

Tepeden siyasi darbeyle atanan kayyumları halkımız demokratik direnişiyle ve seçimle görevden alacaktır. Seçimle iş başına gelmeyen, halkın iradesini hiçe sayan ve siyasete karşı yılmadan bıkmadan toplumsal hakikati göstermeliyiz. Yerel seçimler bu bakımdan bir toplumsal hakikat ve onur direnişidir. Başta belediyelerine el konulan Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarının bu irade sınavından başarıyla geçeceğine inanıyorum.”

Paylaşın

“CHP’de İstanbul Seçimlerinin Kaybedilmesini İsteyenler Var” İddiası

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, herkesin sonucunu merak ettiği İstanbul seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir iddia öne sürüldü: CHP’de bazı önemli isimler, İstanbul’da seçimlerin kaybedilmesini istiyor.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında CHP’deki bazı önemli isimlerin İstanbul’da seçimi kaybedilmesini istediğini belirterek, “CHP koridorlarını uzun yıllardır soluyan bir isimden duydum bunu. Ne üzücü bir iddiaydı. Ülkenin kurucu partisinde sırf istediği koltuğa oturmak için, İstanbul’u yeniden yağma düzenine sokmayı arzulayanlar vardı.

Kırgınlıkların, suçlamaların ve istifaların vaatlerden daha çok konuşulduğu bir seçim süreci yaşıyor CHP. Parti içinde hangi cepheden biriyle konuşsam, en büyük ortak noktaları memnuniyetsizlik. İşin daha acı yanı, yaşanan mutsuzluğun kaynağı memleketle değil parti içindeki güç dengesiyle ilgili” diye yazdı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır‘a yerel seçim sonrası olağanüstü kurultay iddialarını yönelten Pehlivan, “Bu partide 13 sene boyunca kaç seçim kaybedildi? Kim kaybettiği için kurultayı topladı? Bakın, İstanbul’dan Ankara’ya kadar tüm illeri yine alacağız. Ona rağmen kurultaya gitmek isteyenler olacaktır. İşte tüzük orada” yanıtını köşesine taşıdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Bayram İkramiyesi 3 Bin Lira Oldu

Ordu’da halka seslenen Erdoğan, “Emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin TL ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin TL’ye çıkarmamız, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır” dedi ve ekledi:

“Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz eskiden emeklilerin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Önümüzdeki bayramda 3000 liraya çıkaracağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar bölümler şu şekilde:

“Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük. Bundan sonra da onlarla beraber yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır. Hepsinden ötesi kifayetsiz bir muhteristir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var. Türkiye yüzyılına hazırlanmaya ihtiyacı var.

Elbette, bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın bizim onlarla işimiz yok. Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakımız var AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Öyle mi?

Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir… 31 Mart akşamı Ordu Hilmi Güleri ve tüm ilçeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu. Siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabbimizden, desteği de milletimizden istiyoruz.

Dün Samsun’daydık, bugün Ordu’dayız, buradan Giresun’a… Yarın Trabzon, oradan da Rize. Durmak yok, yola devam. Bu kadar.

Milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi birinci çıkarmıyor değil mi? Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes zaten görüyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkelerine ve şehirlerine katkıda bulunmayı, kendilerine bile hayrı yok.

Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz, ya burada Cumhurbaşkanı AK Partili Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman Ordu’nun kılına zarar gelmez.

“Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok”

Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi kusura bakmayın açık konuşuyorum doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok.

İnsanımızı mağdur edecek acı reçeteler yerine dengeli politikaları yeğledik. Bilhassa hayat pahalılığıyla mücadele hepimiz için oldukça zorlu geçiyor. Bu mücadelenin bedelini beraberce ödüyoruz. Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedefledik. Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri de ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz.

Mesela sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin TL ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin TL’ye çıkarmamız, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır.

Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz eskiden emeklilerin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Önümüzdeki bayramda 3000 liraya çıkaracağız.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Yerel Seçimler Mesajı: Kentleri Tek Adamdan Koruyun

İzmir’in Dikili ilçesinde halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Bütün demokratlar, birleşin kentlerini tek adamdan koruyun, cumhuriyeti koruyun. Birleşiyoruz ve hep birlikte kazanıyoruz” dedi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Dikili ilçesinde halka seslendi.

Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde; “Dünden bugüne Dikili ‘ye hizmet eden hangi partiden olursa olsun hizmet eden belediye başkanlarına, şimdiki duygusu ne olursa olsun Dikili’nin efsane başkanı Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum.

Bir siyasi partiyiz ve belediye başkanı tercihte bulunacağız. 11 belediye başkan aday adayı başvuruda bulundu. Hepsi bu göreve layıklar, yarın hepsinin bu kente faydaları olacak. Biz bir tercih yapmak zorundayız ve genel kural memnuniyet anketi. İzmir’de memnuniyet anketi belediye başkanları açısından güç… Çünkü seçmenin beklentisi yüksek ve notu kıt.

Ancak Dikili’de baktığımızda anketlerde ilk 3’de yer alan bir performans gösterdi. Ankete baktık konuşacak tartışacak bir şey yok dedik. Üstünde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi. Adil Kırgöz, 5 yılda boyunca mali tabloyu düzeltmiş, yeni projelere başlamış bitirmiş, bunu sizlere iyi anlatmış, sizlerden de seçildiğinde çok yüksek seviyede destek almış durumdaydı. Ben kendisinin ve ekibini kutluyorum.

CHP profil anketlerinde ortaya çıkan işi gücü İzmir olacak, Konak, Karşıyaka, Balçova, Dikili olacak, sorunları doğru tespit edecek, sakin, kararlı, büyük projeleri kararlılıkla iyi planlayarak yapacak, en üst düzeyde hizmet vermesi istenen, geçmişi başarılı birini belirlemek için Cemil Tugay karşınızda. Bundan sonra daha önce olduğu gibi Kırgöz’ün işi gücü Dikili, Tugay’ın işi gücü İzmir olacak. Çalışacak, başaracak, yüzleri güldürtecekler.

Artık İstanbul’da halkçı belediyecilik yapan, arsaları Katarlılara vermek yerine alanları yeşil alana çeviren, halkın istediği gibi işleri yapıp çıkar çevrelerinin elini boş bırakan bir anlayış geldi… Ankara’yı parsel parsel satan, Melih Gökçek belediyeciliği gitmiş önceliğinin 4 katı sosyal yardım yapan, veresiye defterindeki borçları kapatan bir sosyal belediyecilik anlayışı gelmişti.

“Bir anlaşma yapamadık”

Tayyip Erdoğan, ‘büyük kentleri ve belediyeleri alırım bundan sonra beni kimse durdurmaz’ diyordu. 12 yaşımda çadır kurduğum kentten, ilk şehir dışı mitingi yapmaya geldiğim Dikili’de, gör bakalım Recep Tayyip Erdoğan, millet teslim oluyor mu olmuyor mu?

İttifak, Ankara’da yok. Bir anlaşma yapamadık. Bu seçimlere kendi adaylarımız ile giriyoruz ancak geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor. O seçmen yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen. O seçmen hala Dikili, İzmir, Ankara, İstanbul ve 81 ilde.

Bütün demokratlar, birleşin kentlerini tek adamdan koruyun, cumhuriyeti koruyun. Birleşiyoruz ve hep birlikte kazanıyoruz. İzmir, Dikili gençlerin kadınların her saatte kadınların ve gençlerin duyabildiği kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kentler olmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz. Biz iyi insanlara güveniyoruz. Geçtiğimiz seçimlerde bizimle olan Dikili, İzmir ittifakını kuranlara güveniyoruz. Türkiye ittifakına güveniyoruz.

Cemil Tugay, tanıyan herkesin hem sevdiği hem güvendiği, tanıdıkça da bu kadar iş bitirici, iyi planlayan ve tuttuğunu koparan biri olduğunu her tanıyanın göerdüğü benim yol arkadaşım. Sevgili Cemöil Tugay’ı size emanet ediyorum.”

Paylaşın

Türkiye, Demokrasi Endeksi’nde 102. Sırada

Türkiye, The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde yer alan 167 ülke arasında 102. sırada, “hibrit (karma) rejimler” arasında gösterildi. Türkiye, geçen yıl 103. sırada yer almıştı.

Türkiye Avrupa Konseyi ve aday üyesi olduğu Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamının gerisinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortalama düzeyde görünüyor.

Birleşik Krallık merkezli haftalık uluslararası ilişkiler ve ekonomi dergisi The Economist’in İstihbarat Birimi’nin her yıl yayınladığı “Küresel Demokrasi Raporu”nun 2024 baskısında Türkiye’nin durumunda bir önceki yıla göre kayda değer bir değişiklik gözlemlenmedi.

Bianet’in aktardığına göre; Türkiye raporda 10 üzerinden 4,33 puanla 102. sırada,”hibrit (karma) rejimler” arasında gösterildi. Geçtiğimiz yıl 103. sırada yer alan Türkiye bir sıra yükselmiş görünse de puanları geçtiğimiz yıldan daha düşük. Türkiye’nin dünya demokrasi sıralamasındaki puanları şöyle:

Toplam: 4,33
Seçim süreci: 3, 50
İşleyen bir hükümet: 5
Siyasal katılım: 6,11
Siyasal kültür: 5
Sivil özgürlükler: 2,06

The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde yer alan 167 ülke arasında 24 ülke “tam demokrasi”, 50 ülke “kusurlu demokrasi”, 34 ülke “hibrit rejim” ve 59 ülke de “baskıcı rejim” kategorisinde sıralanıyor.

Raporun editörü Joan Hoey 2023 değerlendirmesini şöyle özetledi: “Dünya çapında özgürlüklerin gerilemesine yol açan Covid-19 pandemisinden üç yıl sonra 2023’teki gözlem sonuçları demokrasinin artan sıkıntılarına ve ileri atılım eksikliğine işaret ediyor. 2023’te sadece 32 ülke endeks puanını iyileştirdi, 68 ülkeyse düşüş gösterdi. 67 ülkenin puanları aynı kaldı. Bu da küresel olarak bir durgunluk ve gerileme tablosuna tekabül ediyor. Küresel ölçekte gerileme büyük ölçüde demokrasiler dışında yaşandı, “otoriter rejimler” daha da pekişirken “hibrid rejimler” olarak sınıflandırılan ülkeler demokratikleşmekte bocaladı.”

Demokrasi Endeksi’nin birincisi Norveç, toplam 9,81 puana ulaştı. Seçim sürecinden 10, işleyen bir hükümetten 9, 64 puan, siyasal katılımdan 10, siyasal kültürden 10 ve sivil özgürlüklerden 9,41 puan aldı.

Türkiye, Bangladeş, Malavi, Peru, Zambiya, Liberya, Fiji, Butan, Tunus, Senegal, Ermenistan, Ekvador, Tanzanya, Madagaskar gibi ülkelerin oldukça gerisinde yer alırken, daimi rekabet halinde olduğu Yunanistan, Türkiye’den iki lig yukarıda, “kusurlu demokrasi” ülkelerinin de üzerinde bir “tam demokrasi” ülkesi olarak sıralandı.

Türkiye geçtiğimiz yıla oranla bir sıra yükselmesine karşın toplam puanı daha düşük gerçekleşti. Türkiye hibrit rejimler arasında Nijerya, Angola, Fildişi Sahilleri gibi ülkelerin önünde yer alabildi.

Türkiye geride bıraktığı ülkelerden daha rekabetçi bir seçim rejimine sahip olmakla ayırt edilirken, seçim adaleti, muhalefet partilerine sağlanan eşit koşullar bakımından kendi üzerindeki ülkelerden daha düşük bir karneye sahip olduğu saptanıyor. Aynı şekilde, seçimlere nispeten yüksek katılımla gerisindeki ülkelerin önüne geçerken siyasal ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri haklarındaki kısıtlamalarla 101 ülkeden daha geride kalıyor.

Türkiye’nin eksileri

Raporda Türkiye değerlendirilirken olumsuz etkide bulunan ögelerin başında sansür, otosansür ve gazetecilere baskı gibi medya özgürlüğünü daraltan tedbirler geliyor. Tutuklu yargılanma, adil yargılanma hakkının olmayışı ve muhalefete yönelik seçici kovuşturmalar, hukukun üstünlüğünü çelen sınırlılıklar olarak Türkiye’yi aşağı çekiyor.

Kutuplaşmanın derinleşmesi, muhalefete hoşgörüsüzlüğünün yükselişi ve sivil toplum örgütlerine yönelik kısıtlamalar gibi sorunlar aşınmış bir siyasal kültür göstergesi olarak belirleniyor.

Şeffaflık, hesap verebilirlik, denetim ve denge mekanizmalarındaki olumsuzluklar, işleyen bir hükümetin mevcudiyeti bakımından geriletici etmenler olarak belirleniyor.

Türkiye Avrupa Konseyi ve aday üyesi olduğu Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamının gerisinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortalama düzeyde görünüyor. The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde ürkiye’nin puanları 2010’ların başından bu yana sürekli düşüş halinde.

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’nın Ortak Hava Savunma Girişimine Katıldı

Türkiye ve Yunanistan, Almanya’nın öncülüğündeki Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne (ESSI) katıldı. Türkiye ve Yunanistan’ın katılımı ile ESSI üye sayısı 21’e çıktı. Fransa, İtalya ve Polonya girişimde yer almıyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, imza töreninde şunları kaydetti: “Almanya’nın liderliğindeki bu girişim, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik ve entegrasyonunu sağlarken, NATO’nun gerekliliklerinin yerine getirilmesi yolunda da önemli bir adımdır.

Türkiye olarak geniş bir yelpazedeki millî imkânlarımızla bu girişime katkıda bulunmaya hazırız. Bu önemli girişimdeki koordinatör rolü için Almanya’ya teşekkürlerimi sunmak isterim. Kolektif savunma anlayışına hizmet eden bu girişimde sizlerle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.”

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da Güler’in imza töreni sonrası Dendias ile kısa bir görüşme gerçekleştirdiği kaydedildi.

2023 yılında Almanya, Estonya, Letonya ve Slovenya ortak Iris-T hava savunma sistemleri üretimi için el ele vermişti. Ortaklığın ilk ürünlerinin önümüzdeki yıl teslim edilmesi planlanırken, üretimin yanı sıra eğitim ve işletmede de ortak çalışılması hedefleniyor.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorious’un Brüksel’de yaptığı açıklama ile girişimi bir “başarı hikayesi” olarak nitelendir ve ekledi: Ortak tedarik tedbirlerinin kabiliyetlerimizi hızla artırmanın anahtarı olduğuna inanıyoruz.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı ne hedefliyor, girişimde hangi ülkeler yer alıyor?

ESSI ile birlikte Avrupa’da, anti-balistik füze yetkinliğine sahip, ortak bir hava savunma sistemi inşa edilmesi hedefleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, Avrupa’nın hava savunma yetkinliklerinin yetersiz kalabileceği endişesine yol açmıştı.

Bunun üzerine Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 2022 yılının Ağustos ayında bu girişimi önermişti. Aynı yılın Ekim ayında 15 Avrupa ülkesi bir bildiri imzalayarak projeyi hayata geçirdi.

Almanya Savunma Bakanlığı’nın internet sayfasında aktarıldığına göre ESSI’nin amacı “NATO’nun ortak hava savunmasının Avrupa ayağını güçlendirmek”.

Girişime üye ülkelerin füze, roket veya uçak saldırılarına karşı kendilerini daha iyi silahlandırmak istediklerine dikkat çekiliyor. Ayrıca bu ülkelerin hava savunması için gerekli sistemleri ortaklaşa tedarik etmek, kullanmak ve bakımını yapmak istedikleri de aktarılıyor.

ESSI farklı menzilli füzelere karşı çok katmanlı savunma sistemleri kullanacak şekilde tasarlanmış ve orta menzilli (35 km) Alman IRIS-T SLM, uzun menzilli (100 km) ABD yapımı Patriot ve çok uzun menzilli (100+ km / atmosfer dışı) ABD-İsrail yapımı Arrow-3 gibi sistemleri içeriyor.

ESSI’ye üye ülkelerin sayısı şu anda 19. Türkiye ve Yunanistan’ın katılımı ile üye sayısı 21’e çıkacak. Ekim 2022’de Belçika, Bulgaristan, Çekya, Estonya, Finlandiya, Almanya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Slovakya, Slovenya, Romanya ve İngiltere bir bildiri imzalayarak girişimi kurdular.

Şubat 2023’te Danimarka ve İsveç, aynı yıl Temmuz ayında da Avusturya ve İsviçre girişime katıldı. Fransa ise Avrupa dışında geliştirilen sistemlere ağırlık verilmesi ve İtalya ile ortak geliştirdiği SAMP-T füze savunma sisteminin girişime dahil edilmemesi konusunda itirazlarını dile getirerek yer almadı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den İktidara Ve Muhalefete Salvolar

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler kapsamında Aydın’da partililere seslenen İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Türkiye yandaş ve yoldaş olarak medyada bölündüğü için bu konuşmalarımız yayınlanmıyor” dedi.

“Biri çıkıp bana fırça atsa yoldaş ve yandaş medya hemen yayınlar. Medya da hemen bölünmüşse bu bölünmeye hizmet ediyorsa bu seçimler kritik seçimlerdir… İki taraf da bize hakaret ediyorsa bu seçimlerde iki tarafın da kulaklarının ucunu büküp morartmak gibi görevi vardır Türk milletinin.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçimler çalışmaları kapsamında Aydın’da temaslarda bulundu. Efeler Belediyesi tarafından restore edilerek Kuvayi Milliye Anı Evi’ne dönüştürülen tarihi yapının açılışını gerçekleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, Atatürk Spor Salonu’nda partisinin Aydın adaylarını tanıttı.

İYİ Parti Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı, Kuşadası eski Belediye Başkanı Özer Kayalı olurken, Efeler Adayı ise mevcut Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay oldu.

İYİ Parti’nin diğer ilçe adayları ise şunlar; Köşk: Nilgün Baş, Kuyucak: Fahrettin Kemik, Nazilli: Cüneyt Korkmaz, Söke: Mehmet Koyuncu, Yenipazar: İlknur Karaduman, Bozdoğan: Erhan Algan, Didim: Atilla Avlayıcı, Karacasu: Zeki İnal, Karpuzlu: Veysel Kalfa, Kuşadası: Behçet Alp, Sultanhisar: Cihan Demirel, Çine: Erkan Bozkurt, Buharkent: Hasan Hakol, İncirliova: Nadir Mıstık, Germencik: Aydın Bircan.

Partililerle buluşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda da bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, özetle şunları söyledi:

“Artık emeklilerin 10 bin liradan kurtulacağı, atanamayan öğretmenlerin kalmayacağı bir dönem olacak.  Belediye başkanlarımız seçilecek ve sizin paranızı milletin faydasına kullanacak. İki tarafta bizden nefret ediyor. Birinden birinin cici dediği bir durum yok. Ama biz sizin sesinizi duyurmak istiyoruz. 2 yıldır sizin için mücadele ediyorum. Ayakkabıları eskittim.

Emekli maaşının en düşüğü asgari ücret kadar olmalıdır dedik. İktidar olduğumuzda da bunu yapacağız. Emekliler yanmış durumda, tarım yanmış durumda. Ben il başkanımıza durum nedir? diye sordum. Pamuk ne durumda dedim ‘Rezalet’ dedi. Zeytin pahalı gidecek dedi. ‘Aydınlılar üretiyor geçinmeye çalışıyor ama başkalarına yamanmıyor’ dedi.

“İki taraf da bize hakaret ediyorsa…”

Türkiye yandaş ve yoldaş olarak medyada bölündüğü için bu konuşmalarımız yayınlanmıyor. Biri çıkıp bana fırça atsa yoldaş ve yandaş medya hemen yayınlar. Medya da hemen bölünmüşse bu bölünmeye hizmet ediyorsa bu seçimler kritik seçimlerdir… İki taraf da bize hakaret ediyorsa bu seçimlerde iki tarafın da kulaklarının ucunu büküp morartmak gibi görevi vardır Türk milletinin.

İYİ Partililere sesleniyorum. Her bir eve gireceksiniz. Her insanın derdi ile uğraşacaksınız. CHP ile 2019 seçimlerini beraber aldık. Zannettik ki bu ucube sistemi beraber ortadan kaldırabiliriz. Ailemden birinci dereceden yakınım olan herhangi bir şahsın herhangi bir belediye ile ilişkisini ortaya çıkaran olursa politikayı bırakırım. Bunu benim gibi rahat söyleyebilen siyasetçi var mıdır bilemem.

Şantajın dışında olabilmek çok önemli bir işmiş. Benim ailemden kimsenin şirketi yok. Beni kim tehdit edebilir? Hadi oradan ulan derim. Bunu Avrupa’da şirket kuranlara soracaksınız. Türkiye dururken niye başka yerde? Siyaset için en önemli soru budur. Bir siyasetçinin ailesinden zenginliği vardır. Elbette yurtdışında ortaklıkları vardır başımın üstüne. Ama çoluğunun çocuğunun üstüne siyaset yapar yurt dışına para aktarırsan sen hırsızsın demektir.”

Paylaşın

CHP’de Bir İstifa Daha: Gerekçe Aday Belirleme Süreci

Koza Yardımcı, “Yaptığım tüm uyarılara ve müdahalelere rağmen CHP örgütlerinin ve seçmenlerimizin vicdanını yaralayan uygulamalar ısrarla devam etti” sözleriyle CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Koza Yardımcı konuya ilişkin açıklamasının devamında, “CHP örgütlerinden ve seçmenlerimizden gelen tepkilere kulak tıkamamı kimse bekleyemez” ifadelerini kullandı.

Son parti adayların da açıklanmasıyla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) dün başlayan istifa depremi bugün de devam etti. CHP Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Koza Yardımcı, görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Koza Yardımcı, açıklamasında istifasına gerekçe olarak aday belirleme sürecini göstererek, “Yaptığım tüm uyarılara ve müdahalelere rağmen Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin ve seçmenlerimizin vicdanını yaralayan uygulamalar ısrarla devam etti. Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinden ve seçmenlerimizden gelen tepkilere kulak tıkamamı kimse bekleyemez” dedi.

Eski Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın ‘Denge Denetleme Listesi’nden PM’ye seçilen Yardımcı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Parti Meclisi üyesi olarak yoluna devam edeceğini söyledi.

Yardımcı’nın açıklamasının tamamı şöyle: “Saygıdeğer Halkımıza ve parçası olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partili yol arkadaşlarıma; Öncelikle, Parti Meclisimiz tarafından açıklanan tüm adaylarımıza başarılar diliyor, sahada partimizin yerel seçimlerdeki başarısı için yol arkadaşlarımla omuz omuza çalışacağımı özellikle belirtmek istiyorum.

Göreve geldiğim ilk günden bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin emeklerini gözeterek, liyakat esaslı, belirlenen kurallara ve talimatlara uygun bir aday belirleme süreci olması için mücadele ettim. Yaptığım tüm uyarılara ve müdahalelere rağmen Cumhuriyet Halk Partisi Örgütlerinin ve seçmenlerimizin vicdanını yaralayan uygulamalar ısrarla devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi Örgütlerinden ve seçmenlerimizden gelen tepkilere kulak tıkamamı kimse bekleyemez. Benim asli sorumluluğum onlaradır. Tüm bu nedenlerle Genel Başkanımızın takdiri ile geldiğim Genel Başkan Yardımcılığı görevimden istifa ederek, örgütümüzün takdiri ile seçildiğim Parti Meclisi üyeliği görevimde örgütümüzün ve seçmenlerimizin sesi olmaya devam edeceğim.”

Koza Yardımcı kimdir?

1973 yılında Adana’da dünyaya gelen Koza Yardımcı, eğitimini Adana’da tamamladı ve iş hayatına tekstil sektöründe başladı. 1995 yılında basın sektöründe çalışmaya başlayan Koza Yardımcı, 2000 yılında sarı basın kartı almaya hak kazandı.

Sivil toplum örgütlerinin ve derneklerin gücüne inan Koza Yardımcı, Atatürkçü Düşünce Deneği, Basın konseyi, DAK/SAR (Gönüllü Deniz Arama Kurtarma), Gezenbilir Doğa Sporları ve Gezi Kültürü Derneği’nde üye ve yönetici olarak aktif çalışmalarda bulunmaya devam etmekte.

Daha önce CHP Şişli İl Genel Meclis Üyeliği de yapan Koza Yardımcı, CHP 38. Olağan kurultayında Parti Meclisi Üyesi seçildi, sonrasında CHP Kültür ve Turizm Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak atandı.

Paylaşın