Erdoğan, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Zavallı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “Kağıthane’de temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var” sözleriyle hedef alan Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Buradan sizlerin vasıtasıyla tüm İstanbul’a en içten selamları yolluyorum. Bugün şehrimizin ulaşımını rahatlatmak dışında tarihi bir boyutu olan anlamlı bir açılış vesilesiyle bir aradayız. Ülkemizin en eski demiryollarından biri, 153 yıl önce açılan hat Bakırköy’ün gelişimine katkı sağlamıştır. 141 yıl boyunca ulaşımın omurgalarından biri olan hattımız, Marmaray’ın açılışıyla görevini tamamlamıştır.

Sirkeci – Kazlıçeşme arasındaki 8,3 km’lik kesim atıl durumda kalmıştı. İstanbul’un ihtiyaçlarını da gözeterek bu hattı modernize etmeye karar verdik. Gerekli iyileştirmeleri yaparak İstanbul’a kazandırmayı amaçladık. Hem demiryolu hem yaya yolunu İstanbullu kardeşlerimin kullanımına açtık.

İnşallah Sirkeci Garı’ndan buraya yolları sıfır kilometre yaparak dünyaya mesajımızı vermeye kararlı mıyız? 5 yıl boşa geçti, niye bir şey yapılmadı? Yapamazlar, yapmazlar, bunların böyle bir derdi yok. Sirkeci’den buraya kadar bütün binalar, surlar yıkık dökük. İnşallah bunları yine biz yapacağız.

Projemiz kapsamında 7,3 km yaya yolu, 7,3 km bisiklet yolu, meydanlar, kapalı kültürel alan, yeni yeşil alanlar ve yaya geçitleri yer alıyor. Şehrimize raylı sistemden öte sosyo kültürel, turizm, spor imkanlarının da olduğu son derece modern bir alanı kazandırmış olacağız.

İstanbul’da tamamlanan raylı sistem hattı 340 km’ye çıkmaktadır. Sadece demiryolu yapmayıp çevrede yaşayanların imkanları için çalışmaları yapmaktayız. Kurul kararları doğrultusunda restore ettik. Yeni bir durağı da mevcut hatta ilave ettik.

Sirkeci-Kazlıçeşme hattının önümüzdeki 30 yılda ekonomiye katkısını 785 milyon euro olacağını hesaplıyoruz. Hattımızın ülkemize, şehrimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Hattın İstanbulumuza kazandırılmasında emeği geçen Ulaştırma Bakanlığımızı ve ekibini gönülden tebrik ediyorum.

Kıymetli dostlar, bugün yeni tasarımıyla hizmete sunduğumuz hattın çok ibretlik bir hikayesi vardır. 1871’de ilk kez hizmete girer. Yedikule’deki başlangıç istasyonu, Eminönü’nden uzakta kalır. Bunun üzerine Sirkeci’ye kadar uzatılması istenir. Uzantıların Topkapı’dan geçecek olması sebebiyle tereddüt yaşanır.

Sultan Abdülaziz’e anlatıldığında; “Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım” der. Ecdat, söz konusu vatana millete hizmet olunca böyle bakmıştır. CHP zihniyetinin düşmanlık sergilemekten çekinmediği ecdadın tavrı budur.

Biz de ecdada vefayla hürmette kusur göstermeyip yaptıklarına sıkı sıkı sahip çıkıyoruz. Şükran borcumuzu başkaları gibi istiskal ederek değil ihya ederek ödüyoruz. Bununla da yetinmiyoruz, atalarımızın hayalini kurduğu Marmaray gibi hizmetleri tek tek biz hayata geçirdik.

Mesele bugün hangi koltukta olduğunuz değil, geride hangi eserleri bıraktığınızdadır. Bugün burada şu gerçeği tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum; biz yaklaşık yarım asırdır siyaset yoluyla ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar aziz milletimizin takdiriyle birçok göreve geldik. İstanbul Belediye Başkanlığı, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı göreviyle sürdürdük.

Gençler bilmeyebilir, 94’te göreve geldiğimizde İstanbul neydi? Çöp, çukur, çamur… Kim vardı iktidarda? CHP. Şu ankilerin büyükleri. İstanbul bize niye devredildi? Bütün bu pisliklerden kurtarılmak için. Rahmetli Kadir Bey, İstanbul’a yeni bir çehre verdi. İstanbul yeniden ayağa kalktı. Bizim mirasımız ta bu şahsa kadar geldi. Bu şahıs nasıl olduysa göreve geldi.

İstanbul yeniden çöp, çukur, çamur oldu mu? Yatırım var mı? Diyoruz ki; yeniden İstanbul. 32 gün kaldı. Ana kademe, kadın kolları, gençler… Durmak yok, yola devam… Hangi zorlukların üstesinden geldiğimizi milletimiz çok iyi hatırlıyor. Terör eylemlerinden, 15 Temmuz’a, Gezi vandallığına kadar nice saldırıya maruz kaldık.

“Bir de sen bir şey yap yahu”

Her 2 kişiden 1’inin oyunu aldığımız dönemde partimiz kapatılmaya çalışıldı. Uluslararası yayın organlarının manşetleri üzerinden şahsımız ve hükümetimiz hedef alındı. İstanbul başta olmak üzere ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri CHP zihniyeti tarafından engellenmeye çalışıldı. Marmaray kim yaptı, biz yaptık. Avrasya Tüneli’nin kim yaptı, biz yaptık. Bir de sen bir şey yap yahu.

Kağıthane’de temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var. Bunları gereken dersi 31 Mart’ta vermeye hazır mıyız? Öyleyse durmak yok. Ne yaparsak yapalım, daima takoz koyma çabasında oldular. Sayısız engelle karşılaştık. Tüm bunlara rağmen ülkeye hizmet yolunda sapmadık.

Geriye doğru baktığımızda sadece bu şehirde değil, 783 bin km’lik vatan toprağının her yerinde mührümüzün olduğunu görüyoruz. Her beşer gibi elbette bizim eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir. Ancak Türk milleti için verdiğimiz mücadelenin şahidi bu ülkenin tamamıdır.

Biz artık gençlerimizin zamanının misafiriyiz. Bayrağı inşallah TEKNOFEST gençliğine gururla bırakacağız. Milletimizin gönül sarayında yer edinebiliyorsak ne mutlu bize. İnşallah bundan sonra da halka hizmet hakk’a hizmettir diyerek koşmaya devam edeceğiz.

İstanbul aşkımız, sevdamız, ilk ve son göz ağrımızdır. Hangi görevde olursak olalım İstanbul’dan hiç kopmadık. Bugün de bir İstanbullu olarak tüm dünyanın gözbebeği olan bu şehri takip ediyoruz. Bu şehri tüm dinamikleriyle tanıyan biri olarak İstanbul’un ihmali kaldırmayacağını çok iyi biliyoruz. İstanbul uğruna adanmayı gerektiren, sadece kendisiyle ilgilenilmesi gereken bir şehirdir.

İstanbul’a hizmet yarı zamanlı yapılacak bir iş değildir. Son 5 yılda acı bir şekilde tecrübe ettik. İstanbul’a nimet olarak bakanlar, umursamazlıklarıyla bu şehrin bitkisel hayata girmesine neden oldu. Şu İstanbul’un ulaşım sorununu görüyorsunuz değil mi? Herhangi bir yaptığı şey var mı? Bunu nasıl çözeriz diye bir dert yok. Trafik kördüğüm halde… Yüzde 47 olan yoğunluk yüzde 64’e yükseldi.

Her bir İstanbullu kardeşim yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı çile çekilmez hale gelirdi. Son 2 yıl içinde toplam 51 kilometrelik metro hattını hizmete sunduk. Gayrettepe-Kağıthane etabını hizmete aldık, Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik metrosunu hizmete aldık. İnşallah yeni hatları da hizmete sunacağız.

Allah’ın izniyle 31 Mart’ta şehrin emanetini devralmasıyla projelerimiz daha da hızlanacaktır. Bu ülkeyi kimler yönetiyor? Biz yönetiyoruz. İstanbul’da olan bu zat, böyle bir imkana sahip mi? Fakat 31 Mart’tan itibaren Murat Kurum kardeşimizle birlikte AK Parti yerel yönetimiyle Cumhur İttifakı Ankara’da el ele verdiğimiz zaman inşallah bir sarkma söz konusu olmayacak ve yola emin adımlarla yürüyeceğiz.

İnşallah aziz İstanbul’un fetret devrini bitireceğiz. İlk hedefimiz yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürmek olacaktır. Raylı sistemlerde toplam uzunluğu 5 sene sonra 650 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz, ardından 1004 kilometreye ulaştırarak trafiğe kalıcı bir çözüm sunmayı hedefliyoruz.

Aynı şekilde Kentsel Dönüşüm başta olmak üzere İstanbul’u sadece depreme dayanıklı olmakla bırakmayıp daha da güzelleştireceğiz. Deprem gelmeden önce İstanbul’un yapı stokunu yenileyeceğiz. Evini dönüştürmek isteyen hak sahiplerine 700 bin liraya kadar hibe, 700 bin liraya kadar kredi veriyoruz.

Kiracılara 100 bin lira hibe veriyoruz. İş yerleri için ise 350 bin liraya kadar hibe, 350 bin liraya kadar kredi imkanı sunuyoruz. Bir kez daha şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yatarsa, algı ve sosyal medya belediyeciliği de yakında sona erecektir.”

Paylaşın

Ali Yerlikaya Açıkladı: ‘Gülbaharlar’ Çetesi Çökertildi

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Şanlıurfa’da “GÜLBAHARLAR” olarak bilinen Organize Suç Örgütü Çökertildi!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Örgütün elebaşı Celal Gülbahar’ın da içerisinde bulunduğu Organize Suç Örgütü üyesi 16 şüpheli yakalandı!”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından, 4 ilde düzenlenen ‘Kafes – 48’ operasyonlarına ilişkin bilgilendirme paylaşımında bulundu. Yerlikaya, söz konusu paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şanlıurfa’da “GÜLBAHARLAR” olarak bilinen Organize Suç Örgütü Çökertildi!

Şanlıurfa merkezli, Mersin, Ardahan ve İstanbul olmak üzere  4 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-48” operasyonlarında örgütün elebaşı Celal Gülbahar’ın da içerisinde bulunduğu Organize Suç Örgütü üyesi 16 şüpheli yakalandı!

Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Şehir eşkıyalarına nefes aldırmayacağız. Milletimizin huzurunu kaçıran organize suç örgütlerini tek tek çökertip kafese koyacağız!?

Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı koordinesinde; Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu 4 ilde Kafes-48 operasyonları düzenlendi.

“Gülbaharlar” olarak bilinen Organize Suç Örgütü üyesi şüphelilerin; Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suretiyle, nitelikli yağma, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarını işledikleri tespit edildi.

Operasyonlar sonucu ilk belirlemelere göre; 3 adet ruhsatsız tabanca, 2 adet av tüfeği ile çok sayıda fişek, çek ve senete el konuldu. Operasyonlar devam ediyor.”

Paylaşın

Özel: İsrail’in Görülmez En Büyük Müttefiki Tayyip Erdoğan’dır

Balıkesir’de konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Tayyip Erdoğan Sakarya’da konuşurken meydanda bir tane pankart açılmış, pankartta diyor ki ‘İsrail ile utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler. O pankartı açanlar geçmişten beri milli görüşçüyüz, diyenler. O pankartı Türk polisine toplatan, işte üzerindeki milli görüş ceketini, gömleğini çıkardım diyen, BOP’un eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken, o pankartı toplatanlara yazıklar olsun” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’de aday tanıtım toplantısında konuştu. Özgür Özel’in açıklamaları şöyle: “İzmir’in işgalinin ardından 5 ayrı kongreyi gerçekleştirmiş, ardından bir taraftan Ayvalık, Soma, Akhisar, İvrindi’de bulduğu her yerde düşmana direnmiş, bu direncin sonucunda Kuvayi Milliye’nin sembol kentlerinden bir tanesi olmuş, hepimizin söylerken tüylerini diken diken ettiği gibi düşmana ilk kurşunu da, son kurşunu da atmış Balıkesir’imizin kahraman vatan evlatları hepinize merhaba. Burada sizlerle birlikte olmak büyük bir keyif. Elbette ‘Memleketin neresi’ dendiğinde Manisalıyım ancak Trabzon’da, Gaziantep, Erzurum, Trakya’da pek çok partilimiz şöyle söylüyor, ‘Kızım sizde’ diyor ya da ‘Damadım hemşerin’ diyor.

Nereliler diyorum, kimi Balıkesirli, kimi Edremitli diyor. Kimse Türkiye’de Balıkesir ile Manisa’yı birbirinden ayrı görmüyor. Ben de CHP’nin Genel Başkanı olarak Balıkesir’i memleketim görüyorum. Biraz önce sevgili Ahmet Akın sunumunu yaptı, zaman ilerledikçe toparlıyorum dedi, uzatıyorum dedi sonra bana geldi ‘Genel Başkanım kusura bakmayın’ dedi. Bu bana onun ilk milletvekili olduğu 2015 yılının eylül, ekimini hatırlattı. Kürsüdeydi, söz vermiştik, konuşuyordu, süre bitti ama laf bitmedi, yetiştiremedi. Süre istedi, 1 dakikada toparlayamadı, geldi yanıma her zamanki nezaketiyle dedi ki ‘Grup Başkanvekilim kusura bakmayın, yetiştiremedim’ dedi.

O zaman ona bir şey söylemiştim, hatırlayacak. Dedim ki ‘Ahmet söz biter, süre bitmezse tehlike. Süre biter söz bitmezse hiç mahsuru yok’. Şimdi gördüğüm şu, süre bitip de projeler bitmiyorsa bu güzel bir iştir. Projeler zamana sığmıyorsa güzel bir iştir. Bir tarafta zamanı tüketip işi üretmeyenler var. Bir tarafta yapacaklarını anlatmaya vakti yetmeyen bir Ahmet Akın var. Şimdi, bizim sloganımız ‘İşimiz gücümüz Türkiye.’ ‘İşimiz gücümüz Balıkesir.’ ‘İşimiz gücümüz Edremit.’ ‘İşimiz gücümüz Ayvalık.’ Bütün ilçeler.

Ben burada aday gösterdiğimiz her arkadaşımızın, geçmişte partimizde bu görevi yapmış herkesin işini gücünü bırakıp kentine yoğunlaştığını, kendi gelirini, varlığını, çevresini, partisini zenginleştirmeyi, kendi etrafını zenginleştirmeyi değil kenti güzelleştirmeyi tercih eden namuslu, çalışkan arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyor ve onlara alkış istiyorum. Bizde birileri gibi yolsuzluklar, birtakım örgütlere bağlı olduğu için zorla istifa ettirmeler yok. Göreve getirdiğimiz arkadaşlara, görev verdiğimiz, aday yaptığımız arkadaşlara ne kadar güveniyor ve kefilsek aday adayı olup adaylaştıramadıklarımıza bu görevi yapıp adaylaştıramadıklarımıza da kefiliz.

CHP’nin Genel Başkanı olarak bu kefaleti açıkça ortaya koyuyorum. Görevdeyken iyi olmayınca istifa etmeler, başka partiye gitmeler, oradan partiye ateş etmeler. Vallahi 3, 5 kişinin, iktidara yakın gazetelerin manşetine çıkmasının bir önemi yok. 16 bin 500 aday adayı vardı bu partide, 3’ü, 5’i öyle yapıyor ama sabahleyin adaydan erken kalkıp adayı arayıp ‘Hadi çalışmaya gitmiyor muyuz’ diyen aday adayımız. Kendisine ayırdığı bütçeyi ilçe başkanına getiren aday adayımız, kendisine giydirdiği aracı belediye başkan adayıma tahsis eden aday adayımız var bizim. Bizim gönlümüzün manşetinde bu arkadaşlar var, onları yürekten alkışlıyoruz.

“Bir ders aldım ve onu hiçbir zaman unutamam”

Ben yerel seçimleri çok önemsiyorum. Hem öğretici seçimler hem hepimizin tarihlerinde unutamayacağı şeyleri yaşadığımız anılar biriktiriyoruz. 2019 seçimlerini 11 büyükşehirde kazanırken bunlardan bir tanesi İstanbul’du. İstanbul’daki başarımızı hazmedemediler, YSK’ya gittiler, olur olmaz belgeler sundular, yalanlar attılar. 31 Mart seçimlerini iptal ettirdiler. 23 Haziran’a kadar gece gündüz çalıştık. O bütün çalışmanın sonunda büyük bir zafer elde ettik. Çok memnunuz. Büyük mutluluklar elde ettik, hepsi zihnimizin en müstesna köşesinde. Ama ben o seçimde bir şey öğrendim, bir ders aldım ve onu hiçbir zaman unutamam.

Fatih’teki arkadaşların yanına vardım, esnaf gezmeye başladık beraber. Şimdi gitsem bulacağım bir sokağın hemen başındaki bir dükkan, bakkal ile market arası. Kapının içinde böyle ak sakallı bir hacı amca var. Girince ben tam kendimi tanıtacağım. Bana güldü, ‘Gel bakalım Özgür Bey’ dedi. Böyle muzipçe gülünce anladım ki bizden değil. ‘Ne yapmaya geldin’ dedi, dedim ki ‘Ekrem Başkana oy istemeye geldim’. ‘Yok öyle hiç konuşma’ dedi. Biraz canım sıkıldı, sustum. ‘Sen beni dinleyeceksin’ dedi. ‘Buyur hacı amca’ dedim, ‘Gel bak’ dedi. Böyle üstüne vurdu elektronik terazinin, ‘Burada yenisi var ama bak bununla bir eşit kefeli terazi var. Bu hacı bu dükkanda 40 yıl nohut, fasulye, pirinç, bulgur tarttı. Böyle kefeleri yamuk yumuk olmuş koca bir terazi geldi arkadan. Bu dedi dengeye gelir böyle. Hacı amcan tutar, pirinçse pirinç, nohutsa nohut ucundan bir atar ki öbür taraf bassın.

Müşterinin tarafına atar.’ Niye dedim. Dedi ki ‘Ben hak geçmesin isterim, ben belki 40 senede o tarafa 2 kamyon nohut atmışımdır. 2 kamyon bulgur, fasulye atmışımdır ama hak geçirmemişimdir. Bak bu hacı amcan 25 senedir Tayyip Bey’e oy veriyor, o kime ver dediyse ona veriyorum. Bu sefer de Binali’ye verdim. Gelecek sefer de Tayyip Bey kimi derse ona vereceğim’ dedi. ‘Tamam mı’ dedi. ‘Tamam canın sağ olsun’ dedim. ‘Dur anlamadın’ dedi. ‘Ama bu sefer Ekrem’e vereceğim’ dedi. ‘Niye’ dedim. ‘Bu sefer hak geçti evladım’ dedi. ‘Bu hacı amcan hiç hak geçirmedi, bu sefer de geçirmez. Bu sefer oyu hak geçti diye Ekrem’e vereceğim’ dedi. Bunu Balıkesir’de niye anlattım biliyor musunuz? Bu milletin feraseti o bakkal hacı amcanın feraseti Balıkesir’in tamamında var.

Bütün Balıkesir’e şunu hatırlatmak isterim. Geçen sefer başka olabilir, gelecek sefer başka olabilir. Ama adalet yerini bulacaksa ben Ahmet Akın’ı Balıkesirlilerin vicdanına emanet ediyorum. Geçen sene mayısta birlikte sandıkta buluştuğumuz çok değerli sayın önceki genel başkanımıza, Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren herkes, 10 ay sonra aynı oyu atsa vallahi, billahi Balıkesir kurtuluyor. Geçen seçimlerde Ahmet Akın’ı Balıkesir adayı yaptık, vallahi övünmek gibi olmasın, ‘Ahmet Akın, herkese yakın’ sloganını kullanıyor ama sloganın sahibi benim. Bütün Balıkesir şahit ki biliyor ki Ahmet Akın, Millet İttifakı’nın adayı olarak o seçimi alıyordu, kabusu bitiriyordu.

Dürüst, çalışkan, insan ve parti ayırmayan, siyaset ayırmayan, hizmet eden bir belediye başkanı olarak Balıkesir’e geliyordu. O süreçte dediler ki ‘Adayınızı geri çekin, burayı biz istiyoruz.’ Vallahi biz ikilettik, Ahmet dedi ki ‘Genel merkezimiz karar verdiyse olur.’ Gözleri yaşlıydı, ağlaya ağlaya ama madem ittifaktır dedi ve çekildi. Burayı öyle istediler, İsmail Ok’a verildi. İsmail Ok da emaneti aldı, iki eliyle AK Parti’ye verdi. Ödülünü aldı mı, aldı. Şimdi AK Parti onu tekrar milletvekili yaptı. Ne var ortada? Ortada milli irade hırsızlığı var. Ne var ortada? Ortada Balıkesir’in iradesinin çalınması var. Balıkesir geçen sefer karar vermiş, diyor ki ‘Büyükşehri AK Parti’den alacağım, Ahmet Akın’a vereceğim. Yani milletin hizmetine vereceğim.’ Adayı çekin, çekelim. Şu arkadaşa verin, verelim. Seçimi kaybetti, ne yapalım? O süreçte şu söz kulağımın içindedir.

Hem vallahi hem billahi. ‘Kimseye borcum yok ama Ahmet sana borcum var’ dediler. Şimdi siyasettir, eyvallah. Bugünün şartları bunu gerektiriyordur. Eyvallah. Şimdi o verilen söz tutulamıyordur, şahsen. Eyvallah. Balıkesir’deki iyi insanların, sosyal demokratların yanında milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların, Balıkesir’i seven herkesin vicdanına sesleniyorum. Bu adaletsizliği siz gidereceksiniz. Bunu sizden bekliyoruz. Balıkesir’e bu yakışır. Eğer Ahmet Akın gelirse hem vallahi hem billahi Balıkesir’de kavga olmaz, huzur gelir. Balıkesir’e adalet gelir, refah gelir, sevgi gelir, güven gelir. Ahmet Akın’a oy verince Balıkesir kendine gelir. Ona güveniyor ve onu destekliyoruz.

Zor bir yıl geçirdik, büyük ekonomik krizler var. Kur korumalı mevduat diye bir rezaletle yoksulun cebinden paraları alıp bir avuç zengine veren bir sistem oldu. Bunun yükü ağır. Seçimden sonra doların yaşadığı seyri gördünüz. Mazotu, benzini gördünüz. Ne diyorlar, acı reçete geliyor, bundan sonra kemer sıkacağız, sıkı para politikası yapacağız. Seçmen 1 Nisan’da eğer bir cevap vermezse önümüzdeki süreçte çok tehlikeli, 4 yıl bir daha sandığı bulamayacağı, sesini duyuramayacağı bir süreç başlayacak. Bu sürecin başlamaması için seçmenin elinde bir imkan var. 1 Nisan günü gelecek zammı, krizi, pahalılığı, enflasyonu mutlaka durdurabilirsiniz. Eğer 31 Mart’ta sandığa gidilip de her şeye rağmen Cumhur İttifakı’na, AKP’ye oy verilirse denecek olan şu, ne yaparsak yapalım veriyorlar.

10 bin lira emekliye para veriyoruz, evi olmayanın kirasına yetmiyor. Yine veriyorlar. Çocuğunun boğazına yetmiyor, veriyorlar. Yakacağına, giyeceğine yetmiyor, veriyorlar. 17 bin lira gibi bir asgari ücret, açlık sınırında bu parayı veriyoruz, 5 kişilik aileye. Yine oy veriyorlar derlerse işte o zaman 1 Nisan’dan sonra acı reçete herkesin gırtlağında, her çocuğun kursağında, her yoksulun damağında. Eğer acı reçeteye engel olacaksak 2 Nisan’a değil 31 Mart günü sandık başına gideceğiz ve sandıkta bu iktidara sarı kartı göstereceğiz. Kırmızı ışığı yakacağız. Dur artık, yeter diyeceğiz. Hep zengini düşündün, söz artık milletindir, diyeceğiz. Başka çaresi yok.

Ben dün Et ve Süt Kurumu’nun önündeki 600 metrelik kuyruğu gördüm, gırtlağım düğümlendi. 600 metre kuyruk var, kuyruğun sonunda 1 kilo kıyma, piyasanın yarı fiyatına. Sabahın 4’ünde, 5’inde kalkmış, kuyruğa geçmiş insanlar. Oysa biraz önce söylenen sosyal projeleri yapan ve örnek aldığımız CHP’li belediyeler bundan sonra bir belediye bir şeyi iyi yapıyorsa, o proje bütün belediyelerle paylaştırılıyor. Ahmet Akın iktidara geldiğinde, Balıkesir’de mazbatayı aldığında, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı unvanını aldığında, Yılmaz Büyükerşen’in Genel Koordinatörü olduğu CHP’li belediyelerin eşgüdüm birimi tarafından Ahmet Akın’a başarılı projeler verilecek.

Bu projelerinde yapmak istediklerine bütün destek verilecek. Ayrıca hem yapmış olduğu kart projesi ile nasıl Mansur Başkan Ankara’da yoksullara ayda 1 kilo et veriyorsa, doğalgaz yardımı dedi, 500 liralık doğalgazı hesabına yüklüyorsa, emeklilere yardım yapacağız dedi, nasıl Mansur Başkan her emekliye bin lira kartına yüklüyorsa, bu projeleri ortaklaştırarak hem Ahmet Akın’ın sözlerini hızla tutmasını sağlayacağız, hem de Balıkesir’deki yoksulun, ihtiyaç sahibinin, emekçinin ve emeklinin yüzünü güldüreceğiz. Bunu hemen yapacağız.

Dün Madrid’deydim. Sosyalist Enternasyonal toplantısına gittik. 140 ülkenin temsilcisi var. Dünyadaki sol, sosyal demokrat, sosyalist partiler. Dayanışmayı güçlendirmek, bütün dünyada solu yeniden yeni rüzgarları arkasına almak için hep birlikte çalışıyoruz, çalışacağız. Orada imkanı bulunca, bunların 30’dan fazlası ülkelerinde iktidar. Örneğin İspanya’nın Başbakanı Pedro Sánchez, Sosyalist Enternasyonel’in başkanı. Dünyada çok etkili liderler orada olunca onlara Hamas’ın yaptığı saldırılardan sonra İsrail devletinin giriştiği zalimce saldırıları, 30 bin kişinin hayatını kaybettiğini, Filistin’de çocuk ve kadınların katledildiğini, solculara, sosyal demokratlara zulme karşı susmanın, çocuk ölümlerine karşı sessiz kalmanın yakışmayacağını, bu konuya hep beraber müdahale etmemiz gerektiğini, nisan ayında benim Filistin’e gideceğimi, Filistin’in Türkiye solunun, Bülent Ecevit’in, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının büyük meselesi olduğundan hareketle, önemli çağrılarda bulundum.

İkili temaslarda bu konuda sosyal demokratların, sosyalistlerin akan kanı durdurması, Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtta barış, dünyada barış söylemine uygun olarak barış için mücadele etmemiz gerektiğini söyledim. Ben o saatlerde dünyanın önemli liderlerine ‘Filistin’deki mezalimi durduralım’ derken, Tayyip Erdoğan Sakarya’daymış. Sakarya’da konuşurken meydanda bir tane pankart açılmış, pankartta diyor ki ‘İsrail ile utanç verici ticarete son verin.’ O pankartı açanlar AK Parti mitingine gidenler. O pankartı açanlar geçmişten beri milli görüşçüyüz, diyenler. O pankartı Türk polisine toplatan, işte üzerindeki milli görüş ceketini, gömleğini çıkardım diyen, BOP’un eş başkanı, İsrail’in görülmez en büyük müttefiki Tayyip Erdoğan’dır. Biz Filistin’i savunurken, o pankartı toplatanlara yazıklar olsun.

“İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar”

Balıkesir bizim komşu kentimiz. Soma’da 301 madenci hayatını kaybettiğinde 31’i Savaştepe’dendi. Soma maden faciasını anlatırken hep şunu söylerim, Soma sadece Manisa’nın değil hem İzmir’in Kınık ve Bergama üzerinden, hem Balıkesir’in Savaştepe üzerinden, hatta Bartın, Zonguldak, Kastamonu’nun faciasıdır. Çünkü bu memleketlerden madenciler orada hayatlarını kaybettiler. İliç’te 9 evladımız toprak altında kaldı, maalesef artık orada bırakıldı. Bunun tek sebebi vardı, birileri paraları istiflesin diye çıkan atıkları dağ gibi istifleyenler. Soma’daki tehlikeye dikkat çekenleri duymadıkları gibi İliç’teki madencilerin feryadını duymayanlar.

Bu maden ısınıyor, başımıza bela olacak dendiği gibi bu dağ çok yükseldi, çatlaklar var, bir gün hepimizi önüne katacak diyenleri dinlemeyip paranın peşinde koşanlar, İliç faciasına sebebiyet verdiler. Orada o facianın yaşanmasına sebebiyet veren imza, ÇED raporunun imzasıdır. Onun altında imzası olan dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’dur. ‘Ne alakası var benimle’ dediği imza, ‘Heyelan riski yoktur’ diye attığı, evlatlarımızı felakete sürüklediği bir imzadır. Bundan sonra vatandaşlarımızdan talebimizdir, uyarımızdır. İliç felaketinin müsebbibini İstanbul’un felaketi yapmasınlar, İstanbul’un felaketine engel olsunlar.

Ahmet Akın, parti ayırmadan Balıkesir’in yüzünü güldürecek. Ama bir de Balıkesir’in yüzünü öne eğdirenler, Balıkesir’in anasını ağlatanlar, Balıkesir’in soyup soğana çevirenler var. Şu anki belediye başkanı Yücel Yılmaz. Bu kadar baskı altındaki Sayıştay dahi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ndeki büyük yolsuzlukları görmezden gelememiş. Yazmış ki ‘İhaleler kevgire dönmüş’. ‘İhale mevzuatı delik deşik edilmiş’. Yazmış ki ‘Buradaki ihaleler kamu yararına değil birilerinin adresine yollanan ihaleler’ demiş. Suç duyurusunda bulunmuş, ‘Dava açılsın’ demiş ama soruşturma iznini İçişleri Bakanı vermemiş.

Danıştay’ a başvurulmuş, Danıştay kimin elinde, malum şahsın elinde ama iddialar o kadar büyük ki Danıştay dahi soruşturmaya gerek yoktur kararını kaldırmış ve soruşturma açılmış. Türkiye’de bir yerel yönetimde görülmedik kadar kötü ihalelerin yapıldığı, asla kabul edilemeyecek nitelikte yandaşların kayrıldığı, Balıkesir’in varlıklarının birilerine peşkeş çekildiği bir sürecin geldiği yerdeyiz. Bu yaşanan pisliklerle zaman zaman yargı böyle küçük çıkışlar yapıyor ama az sayıda cesaretini koruyanlar, başaramıyor, hemen alıp atıyorlar. Birkaç müfettişi cezalandırıyorlar ya da göstermelik cezalar veriyorlar. Bu pislikle vallahi ne yargı ne Sayıştay ne Danıştay baş edemiyor. Ama buna bir kişi ‘dur’ diyebilir, o bir kişi Balıkesirlinin ta kendisidir. 31 Mart’ta bunlardan hesabı sormayı Balıkesirli hemşerilerimize bırakıyoruz.

31 Mart’ta Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir’i kazandığında, Balıkesir’deki belediye sayılarımızı artırıp, keşke mümkün olsa hepsinde iktidara geldiğimizde, bizim yapacağımız bir şey var. Ahmet Akın belediyeye gidecek ya belediyenin kapısına gelecek ya, hep birlikte içeri gireceğiz ya, girmeden duracak, cebinden mal varlığını çıkaracak, Balıkesir Belediyesi’nin girişindeki cama Ahmet Akın mal varlığını asacak. Ahmet Akın ve 31 Mart’ta belediyeyi kazanan bütün belediye başkanlarımız mal varlıklarını belediyenin girişine asacaklar. Söz mü Ahmet? Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda mal varlığını belediyenin girişine asacak mısın, söz mü? Bizden de sana söz. Biz de seni belediye başkanı yapacağız.

Balıkesir’de seçim kazanılsın diye biz Ankara’da bir ittifak yapamadık ama Balıkesirliler Balıkesir İttifakı yapmış. Bir de Türkiye’de bir ittifak var, o ittifakı anlatacağım ama onu anlatmam için bizim ittifaka diyorduk ki bir tarafta Cumhur İttifakı var, içinde iki parti var, biri AK Parti, biri MHP. Her geçen gün birbirine benzeyen partiler. Yanlarına ‘Kadınlar sahiplendirilmelidir’ diyen, domuz bağcıları. Bir dönemin, Türkiye’nin travmasını almışlar. Kendilerine yakışır, hayırlı olsun. Onlar oraya yakışır. Bir Cumhur İttifakı var. Rengi koyu gri. Yağmur yağmadan önce şehrin üstünü yağmur bulutları kaplar ya, kurşuni gri. Cumhur İttifakı’nın rengi kurşuni gri.

Oysa bizim Türkiye İttifakı var. Bunun içinde CHP var ama her siyasi partiden insan var. Bizim ittifakın adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakı’nın içinde kimler var biliyor musunuz? Milli takım gol attığında kim seviniyorsa, ittifakımızda onlar var. Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya, İstiklal Marşı okunurken onlar ağladı, biz ağladık ya. Filenin Sultanları ağlarken kimin gırtlağı düğümleniyorsa Türkiye İttifakı’nda onlar var. Türkiye İttifakında bu ülkeyi sevenler var. Türkiye işgal tehlikesi olduğunda, işgal donanması gelince ona kırmızı halı serenleri de işgal donanması gelince Kartal istimbotunun üstüne çıkıp, yanındaki yaverine ‘Üzülme çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyor.

Eğer bir gün Türkiye’de yeniden bir beka sorunu olursa o gün Tayyip Bey çağırdı diye havaalanına gidip kot pantolon üzerine göstermelik perdelik kumaştan kefen çekenler değil bu salonda Çanakkale, Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları çıkar karşılarına. Kimse CHP’lilere, Türkiye İttifakı’nın bileşenlerine milliyetçilik dersi vermeye kalkmasın. CHP Türkiye’dir, Türkiye sevdalılarının, ay yıldızı al bayrağı kendine bayrak bilenlerin, onun uğruna ölenlerin partisidir. Ben diyordum ki ‘Bu Cumhur İttifakının koyu gri bir rengi var ama bizim bayrağımızın renkleri Türkiye İttifakının renkleridir. Buna bir bayrak yapalım’ derken, Şeref Çiçek geldi ve yolumu kesti.

İl başkalığının önünde. Bana dedi ki ‘Aha sana Türkiye İttifakı. Ahmet ile beraber Türkiye İttifakının bayrağını şöyle bir tutalım.’ İşte size Türkiye İttifakı, işte Türkiye İttifakının bayrağı. Türkiye İttifakının renkleri. İki renk. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye İttifakının bayrağını bir gösterelim. Türkiye İttifakını Balıkesirlilere emanet ediyorum, Ahmet Akın’ı Balıkesirlilere emanet ediyorum. Balıkesirlileri Allah’a emanet ediyorum. Kalkın ve bu seçimi alın. Biz size güveniyoruz, inanıyoruz. Biz Balıkesir’in vicdanı, insafı, feraseti ve iyi niyetine inanıyoruz. Ahmet Akın sizin evladınız, onu size emanet ediyorum.”

Paylaşın

Bakırhan: Kayyımcı Zihniyete Cevabımızı Vereceğiz

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, partilerinde seçim çalışmaları hız kazandı. Bu kapsamda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, Dargeçit, Midyat ve Nusaybin’de halk buluşmalarına katıldı.

Haber Merkezi / “31 Mart’ta kayyımcı zihniyete cevabımızı vereceğiz” diyen Tuncer Bakırhan, Nusaybin’deki halk buluşmasında konuşmasında şunları söyledi:

“Çok değerli Nusaybinli barış anneleri, kadın arkadaşlar, değerli gençler, emektar Nusaybin halkı hepinizi saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlarken 92 Newrozu’nda Nusaybin’de katledilen yurttaşlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Yine, bu toprakların bağrından çıkmış Kürt kültürü, dili için onurluca mücadele etmiş ve kalleşçe kurşunlarla katledilmiş Apê Musa’yı saygı ve minnetle anıyorum. Apê Musa şahsında özgürlük ve demokrasi mücadelesi verirken kalleşçe katledilen bütün yoldaşlarımıza saygı ve minnet dileklerimizi iletiyoruz.

Değerli halkımız, buradan cezaevinde bulunan Ayşe Gökkan’a, Sara Kaya’ya da bin selamlarımızı yolluyoruz. Sara ve Ayşe başkanlar emin olsunlar ki Nusaybin 31 Mart’ta yeniden onların mücadelesini, yürüttükleri demokratik, toplumcu, halkçı, şeffaf belediyecilikle kesinlikle buluşacaktır. Sizler Ayşe Gökkanlara, Sara Kayalara söz veriyor musunuz? Bu hırsızları, bu usülsüzlük yapanları, bu yolsuzluk yapanları, Kürt halkının iradesini gasp edenleri yollamaya var mısınız? Biz de Nusaybin’i çok iyi biliriz. Direnişiyle Nusaybin Kürtlerin kalbidir, Kürtler için çok önemli bir merkez ve ilçemizdir. Eminim ki 31 Mart’ta Nusaybin halkı geçmişte olduğu gibi yüzde 90’larla Kürdistan’da en fazla oyu alarak birinci çıkacaktır.

Değerli halkımız, Recep Tayyip Erdoğan geçen gün ‘teröristan kesinlikle kurulmayacak’ dedi. ‘Teröristan’ dediği yer bugün hemen 100 metre ilerimizdeki Qamişlo’dur, Rojava’dır, orada yaşayan Kürtleri kast ediyor. Onlara göre 4 parçada yaşayan Kürtlerin tamamı teröristtir. Biz bu vesileyle buradan Qamişlo’ya bin selam gönderiyoruz. Qamişlo halkının, Rojava halkının, 4 parça Kürdistan’da yaşayan halkımızın terörist olmadığını, bin yıllardır bu kadim topraklarda yaşadığını ve bütün zulüm politikalarına rağmen yaşayacağını belirtmek istiyorum.

Recep Tayyip Erdoğan ‘Kandil ittifakı kuruldu’ diyor. Kandil ittifakının kurulduğu konusunda söylediği şeyler tamamen yalan. Kandil İttifakı yok ama Kürt düşmanı bir ittifak, Kürt karşıtı bir ittifak var. Kürtlerin dilini, geleceğini, yaşamını inkar eden bir ittifak var. Kürt halkının iradesine kayyım atayan bir ittifak var. Önümüzdeki seçim Kürt düşmanı ittifaka kaybettirme seçimi olacaktır. Kürt halkıyla, emekçilerle, yoksullarla, Türkiye’deki ezilenlerle birlikte halklar; emekçiler karşıtı, kadın ve çevre karşıtı bu ittifaka gereken cevabı verecektir.

Recep Tayyip Erdoğan 2002 yılında diyor ki ‘savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz’. Burada doğru söylüyor ama Sakarya’da yine aynı Erdoğan şunları söylüyor: Barış ve huzur istiyorsanız savaşa hazır olmalısınız. Ukrayna’da barışın kaybedeni olmaz diyen, Filistin için adil barış çağrısı yapan Erdoğan sıra Rojava’ya, Kürtlere gelince ‘savaşa hazır olun’ diyor. Biz Nusaybin’den bir kez daha sesleniyoruz iktidara: 40 yıllık savaşın, çatışmaların, Türkiye’nin savaş politikalarının kimseye bir yararı olmamıştır.

Nusaybin’i yakıp yıktınız, 2 dönemdir iradesine kayyım atadınız. Bugün Nusaybin halkı bütün zulüm politikalarına, red ve inkar politikalarınıza rağmen barış anneleriyle, gençleriyle, kadınlarıyla, zılgıtlarıyla bu meydandadır. Demek ki savaş politikanız sonuç almadı. Türkiye’nin bütçesini Kürtler dilini konuşmasın diye, Kürtler iradesini seçmesin diye Suriye’de demokratik bir zeminde Kürtlerin, Arapların ortak yönettiği Rojava olmasın diye harcamayın. Türkiye’yi uçuruma getirdiniz. Ekonomi desen iflas etmiş. Demokrasi desen yok. Cezaevinde binlerce siyasi tutsak arkadaşımız var. Bu vesileyle cezaevindeki Gültan Kışanaklara, Selahattin Demirtaşlara, Figen Yüksekdağlara, Leyla Güvenlere, Sebahat Tuncellere bin selam olsun.

Türkiye emekçileri ve yoksulları, ceplerini dolduranlara en büyük cevabı 31 Mart’ta verecektir 

Bakın değerli halkımız; ne kadar tutarsız olduğunu, dün söylediğini bugün inkar ettiğini, sarfettiği savaş sözleriyle sizlere hatırlattım. Dün yine Sakarya’da ‘İsrail ile ticaret sonlandırılsın’ diye bir pankart açıldı. Peki bugüne kadar Gazze ve Filistin halkının yanında olduğunu söyleyen AKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu mitinginde ‘İsrail ile ticaret sonlandırılsın’ pankartını niye kaldırdı? Türkiye halkları çok iyi biliyor ki İsrail ile en büyük silah ve ticaret anlaşması yapan, en büyük gıda ticaretini yapan Türkiye’dir.

Bir taraftan Filistin halkına özgürlük diyeceksin, barış diyeceksin, diğer taraftan Filistin halkının özgürlüğünü engelleyen Gazze’yi işgal eden, Filistin halkını kıyan İsrail ile ticaret anlaşması yapacaksın. Buna ne Kürtler ne Araplar ne Türkler ne de kimse inanmaz. İşte 31 Mart seçimi bu yalancılara, bu ticaretine bakan, cebini dolduran, çocuklarını zenginleştiren bu sermayedarlara karşı emekçilerin, yoksulların, Kürtlerin seçimidir. Eminim ki 31 Mart’ta 86 milyon insanıyla birlikte Türkiye emekçileri ve yoksulları bu sermayedarlar ve taraftarlarına, bu ceplerini dolduranlara, İsrail’e terörist deyip ama en büyük ticareti yapanlara gerekli olan cevabı verecektir.

Sesimiz de düştü günde 5-6 konuşma yapıyoruz ama size kurban olsun sesimiz de canımız da. Bugün barış annelerimizin giydiği önlüklerle birlikte Esenyurt’ta Kürtler özgürlük mitingi yaptılar. Annelerimiz de çok iyi biliyor, yüzlerce tutsak tecrit kaldırılsın, Sayın Öcalan üzerinde 3 yıldır devam eden tecrit son bulsun, Kürt meselesinde Sayın Öcalan muhatap alınsın, Kürt meselesi müzakere ve diyalogla çözülsün diye açlık grevindedirler. Bu vesile ile tekrar söyleyelim; cezaevinde açlık grevinde olan arkadaşların talepleri hepimizin talepleridir.

Bizler de tekrar ediyoruz; Çözüm Süreci Türkiye’deki en rahat dönemdi, ekonominin en iyi olduğu dönemdi. Bu savaş isteyen, çatışma isteyen zihniyet masayı devirdikten sonra Türkiye perperişan oldu. Bizler tekrar yeniden Türkiye halkları kardeşçe, demokratik bir zeminde birlikte yaşasın istiyoruz. Bunun için de tecrit politikası son bularak tekrar Sayın Öcalan ile Kürt meselesinin çözümü konusunda devletin, iktidarın bir an önce sorumluluk alması gerek.

“Kayyımların sizden çaldığı her kuruşun hesabını soracağız”

Seçimlere giriyoruz, iki dönemdir burada iradenizi gasp eden bir kayyım var. Kayyımın hırsızlıklarını yolsuzluklarını anlatmayacağım, anlatırsam buradan İstanbul’a yol olur. İstanbul’u da aşar. Bunların amacı hizmet etmek değil, bunlar sizin iradenize, dilinize, kültürünüze atanmış sömürge mantığındaki insanlardır. Bu hırsızları el birliği ile göndereceğiz. Ne yapmış kayyım efendi Nusaybin’de daha önce belediyelerimizin yapmış olduğu Newroz anıtını ortadan kaldırmış.

Kayyım efendi Newroz anıtını kaldırabilirsin ama o bizim kalbimizde abideleşti. Geçici olarak kaldırabilirsin ama yüreklerden asla bu Newroz anıtını, dilimizi, kültürümüzü söküp atamayacaksın. Bunu 31 Mart’ta bu halk size gösterecek. Bu kayyım efendilerin Kürt illerinde yaptıkları yolsuzluk asla ve asla unutulmayacaktır, yönetime geldiğimiz zaman, yönetim değiştiği zaman bunların sizden çaldığı çarçur ettiği her kuruşun hesabını mutlaka ama mutlaka soracağız. Sizlere söz veriyoruz.

Mardin Valiliği burada kitap fuarı açmış. Bin yıllardır bu topraklarda yaşayan Süryanilerin Arapların ve Kürtlerin kendi dilinde yazmış olduğu kitapların fuara girmesini yasaklamış. Kayyım efendi burada Kürt Arap Süryani var, eğer bunların dilinde yazılmış kitapları yasaklayacaksan kitap fuarının ne anlamı var? Tek anlamı o organizasyondan yine birileri rant elde edecek. İnşallah 31 Mart’tan sonra size söz veriyorum Belediye Eş Başkanlarımız bu toprakların kadim halklarının diliyle yazılmış bütün kitapların sergilendiği bir kitap festivali yapacaktır. O festivalde bu toprakların bütün renklerini bir arada göreceğimize söz veriyoruz.

DEDAŞ diye baş belası bir elektrik kurumu var, işi gücü Kürt illerinde kaçak elektrik var diyerek elektrikleri kesmek. İşi gücü buraya yoğunlaşmak. Aslında o da sömürge mantığı ile hareket ediyor. Yahu enerjiyi Kürt illerinden elde edeceksin, en büyük barajları Kürt coğrafyasında kuracaksın, yanıbaşımızda barajlar santraller olacak ama elektriğimizi keseceksin! Bunlara hesap soracağımız günler uzak değil. Kendi coğrafyamızda kendi enerjimize elektriğimize kavuşacağımız günler yakındır. DEDAŞ gibi yancı, iktidarcı, iktidarın direktifleriyle hareket eden, onların mantığı ile bize davranan kurumlardan da bir gün yargı önünde hesap soracağız.

Kayyımıyla DEDAŞ’ıyla yer yer bürokrasisiyle birlikte bunların tamamı Apê Musaların Orhan Doğanların mücadelesine, bizim kültürümüze düşman. Dolayısıyla bu topraklarda tekrar kendi köklerimizden yeşermemiz için, kendi dilimizi kültürümüzü yaşatmak için rica ediyorum birlik olalım, beraber olalım, güçlü olalım. Birbirimizle dayanışalım, uyuşturucu belasını Kürt illerinden def edelim, dilimize sahip çıkalım, gençlerimize doğamıza sahip çıkalım. Bizler birlikte oldukça onların ne zulmü ne kayyımı ne de uyguladıkları politikalar bu topraklarda asla karşılık bulamayacaktır. Belki Nusaybin’e güçleri yetmez ama kimi Kürt illerine kaçak seçmen taşıyorlar. Seçmenlerin tamamı batıdan getirilmiş kolluk güçleridir.

Kayyımlarla güçleri yetmedi şimdi haram ve kaçak seçmenlerle irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Rica ediyorum sandıklarınıza sahip çıkın, eşinizi dostunuzu arayarak seçmen olanların oy kullanmaları için gelmelerini teşvik edin. Emin olun bu başı seccadede eli semada olan ama akıl ve beyinleri haramda olan insanlara kesinlikle bu sandıklarda bir cevap vermemiz lazım. Ahmet Başkan söyledi cezaevindeki binler, sürgündeki kardeşlerimiz yoldaşlarımız, bu sorunun demokratik yollarla çözülmesini isteyen Kürt halkının gözleri 31 Mart’tadır. 31 Mart’ta en büyük zaferi kazanacağımıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu coşkunuz bize güç verdi, hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum. Selahattin arkadaşımızın şekeri düştü. sizin coşkunuzu görünce belki heyecanlandı ama Gülbin arkadaş yanımızdadır. Gülbin arkadaşımızı, Selahattin arkadaşımızı size emanet ediyoruz. Onlar size Apê Musa’nın, Sara’nın, Ayşe Gökkan’ın emanetleridir. Sahip çıkacağınıza inanıyorum. Bu kayyımcı zihniyet karşısında yıllarını Kürt mücadelesine vermiş Sayın Ahmet Türk ve Sayın Devrim Demir arkadaşımızla birlikte sizlere 4 adayımızı da emanet ediyoruz. Eminim ki sonuçlarla birlikte kayyımcı zihniyete cevabımızı vereceğiz. Serkeftin.”

Paylaşın

İYİ Parti’de “Özü Başına” Eleştirisi

AK Parti’den aday gösterilmeyen birçok belediye başkanı Yeniden Refah Partisi’nden (YRP), CHP’nin aday göstermediği bazı belediye başkanları da İYİ Parti’den aday oldu.

CHP’den seçilen Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin’in İYİ Parti adaylığını genel başkan Meral Akşener duyurdu.

CHP’den seçilen Adana Seyhan ve Çukurova Belediye Başkanları da yeniden aday gösterilmemeleri üzerine partilerinden istifa ederek İYİ Parti adayı oldular. Öyle ki İYİ Parti tarafından Çukurova Belediye Başkan adayı ilan edilen Birol Büyüköztürk’ün CHP’li belediye başkanı için adaylıktan alınması üzerine Büyüköztürk kuruluşunda yer aldığı partisinden istifa etti.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu tablo nedeniyle Meclis kulislerinde bazı partililer, “Yeniden aday yapılmayan CHP, AK Parti’li belediye başkanlarını aday göstererek mi seçime özü başına girmiş olacağız” diye sordular.

Öte yandan yerel seçimlere “Hür ve müstakil” olarak girme kararı alan İYİ Parti hafta sonu seçim beyannamesini açıkladı. “Türkiye’nin en iyisi” sloganıyla açıklanan beyannamede İYİ Parti’nin yerel yönetim anlayışı ve vaatleri yer aldı.

“En iyiler Türkiye’yi değiştirecek. 2028’e uzanan şanlı bir yolculuğun ilk adımını atacağız. Türkiye’nin demokratik milli yükselişini yerelden başlatacağız” sözleri ile başlayan beyannamede İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) için ayrı yasa önerisi yer aldı.

İstanbul’un “tarihsel ve kültürel mirası, iktisadi ve ticari kapasitesi, nüfus yoğunluğu, kamusal hizmet ve yatırım hacmi gibi birçok yönden diğer büyükşehirlerle kıyaslanamayacak öneme sahip olduğu belirtilen beyannamede şu ifadelere yer verildi:

“Gelişmiş ülkelerdeki örnekleri gibi İstanbul kentine yerel yönetimler mevzuatı içinde ayrı bir yer verilmesi, belediye ve büyükşehir yasalarının uzantısı olarak bu yasaları kent özelinde tamamlayan İstanbul Büyükşehir Yasasının hazırlanması gerekmektedir.”

Paylaşın

Siyasette Davet Polemiği: İmamoğlu’ndan Kurum’a Yanıt

AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’un “Ulaştırma Bakanı’na sordum, İmamoğlu açılışa davet edilmedi’ açıklamasına yanıt veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cuma günü Sancaktepe’de ‘Bu zamana kadar hiç davet edilmemiştim. İlk kez Sirkeci-Kazlıçeşme Tren Hattı için davet geldi, çok teşekkür ederim. Bu davete katılacağım’ dedim” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Ertesi gün ses acemi adaydan çıktı. Acemi aday dedi ki, büyük bir şey yakalamış gibi ‘Hayır, Ulaştırma Bakanı’na sordum İmamoğlu davet edilmedi’ dedi. Sevindi ya! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İstanbul’da bir açılışa davet edilmemesine sevinen biri olur mu ya!”

İmamoğlu açıklamasının devamında, “İş burada bitmedi. Ekranlara bir görüntü gelecek, bu bana gelen davet maili… Kimden geliyor davet? Açılışın olduğu yerin ilçe Belediye Başkanı sayın Ergün Turan’dan. Nereye geliyor? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı protokolüne geliyor. Yani benim protokolüme 27 Şubat’ta gelmiş. Şimdi benim için kendi kendine davet uyduruyor diyen bu acemi adaya bunu postayla yollayacağım. Utanır mı bilmem! Bu maili gördü ya nasıl kıvırmaya başlayacak” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri İçme Suyu Yatırımları Açılış Töreni ve Halk Buluşması’nda konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; İBB’nin Silivri’de yaptığı projelerden bahseden İmamoğlu, “Selimpaşa Altgeçidi’ni yapmak bize nasip oldu. Müjdat Gürsu Stadı’nı yeniledik, pırıl pırıl oldu. Çevresindeki spor tesislerini yaptık. Kiptaş Silivri 3 ve 4. etaplerında insanlarımıza çok huzurlu mekanlar, güzel yaşamlar sürecekleri evlerini yaptık ve teslim ettik. Başkaları gibi yarım bırakmadık. Ne dediysek yaptık, hem de zamanından önce bitirdik” ifadelerini kullandı.

İktidara göndermelerde bulunan İmamoğlu, “İhmali, israfı, ihaneti ortadan biz kaldırdık. Bunların işi ihmal, israf ve ihanet. Bizim işimiz ise icraat ve bereket…” diye konuştu.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bizden önce İstanbul’da ne konuşuluyordu biliyor musunuz? Kimin arsasına fazladan imar yaptılar, kimin işinde rant sağladılar, kime iş verdiler, vermediler… Bizim bu dönemimimzde kreş koşuluyor, 10 bin gencimize burs konuşuluyor, 5 bin 200 öğrencimize yurt imkanı konuşuluyor.”

“Talanı, rantı, yalanı bu şehrin üzerinden söküp attık. Şimdi tamamen kovacağız” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti: Kandırma işinde bunlar marifetli. İki konuda marifetli olduklarını ispat etmiş durumdalar. Sırası geldi mi aldandık diyorlar, sırası geldi mi aldattık diyorlar. Bu millet aldananı da sevmez, aldatanı da sevmez.

AK Parti adayı Murat Kurum’a yanıt

İmamoğlu, AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’un “Ulaştırma Bakanı’na sordum, İmamoğlu açılışa davet edilmedi’ açıklamasına yanıt verdi. Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın davet mailini yayımlayan İmamoğlu, şunları anlattı:

“Cuma günü Sancaktepe’de ‘Bu zamana kadar hiç davet edilmemiştim. İlk kez Sirkeci-Kazlıçeşme Tren Hattı için davet geldi, çok teşekkür ederim. Bu davete katılacağım’ dedim. Ertesi gün ses acemi adaydan çıktı. Acemi aday dedi ki, büyük bir şey yakalamış gibi ‘Hayır, Ulaştırma Bakanı’na sordum İmamoğlu davet edilmedi’ dedi. Sevindi ya! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İstanbul’da bir açılışa davet edilmemesine sevinen biri olur mu ya!

İş burada bitmedi. Ekranlara bir görüntü gelecek, bu bana gelen davet maili… Kimden geliyor davet? Açılışın olduğu yerin ilçe Belediye Başkanı sayın Ergün Turan’dan. Nereye geliyor? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı protokolüne geliyor. Yani benim protokolüme 27 Şubat’ta gelmiş. Şimdi benim için kendi kendine davet uyduruyor diyen bu acemi adaya bunu postayla yollayacağım. Utanır mı bilmem! Bu maili gördü ya nasıl kıvırmaya başlayacak.”

Bakan Uraloğlu’ndan ‘davet’ açıklaması

Öte yandan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ’Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi’nde incelemelerde bulundu. Uraloğlu, gazetecilerin soruusu üzerine Ekrem İmamoğlu’nun ‘davet’ çıkışına da yanıt verdi.

İmamoğlu’nun açıklamalarına değinen bakan, şunları söyledi: “Bu dün ve bugün İstanbul’un ve Türkiye’nin gündemine oturdu. Bizim gündemimize oturacak bir konu değil. Biz İstanbul’a nasıl hizmet ederiz onun derdindeyiz. Kim hangi törene nasıl katılacak, kim hangi sırada oturacak, hangi sırada konuşacak derdimiz o değil. Burada güzel bir hizmeti yarın açacağız. Derdimiz İstanbul’a hizmet olmalı.”

Paylaşın

Erdoğan, Kılıçdaroğlu Üzerinden CHP’ye Yüklendi

Adana’da halka seslenen Erdoğan, “Mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları bir zat vardı. Seçimde umduklarını bulamayınca adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar” dedi ve ekledi:

“Başkanlarını partiden öyle bir attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile partiden içeri sokmayacaklar. Kazandık diyerek milletin aklı ile dalga geçiyorlardı.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Adana Mitingi’nde halka seslendi. Erdoğan, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Adana bugün bir başka güzel. Adana’yı Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar duyuyoruz. Rakamı aldım şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana yeni bir destan yazacak.

Adana kendi iradesini çantada keklik görenlere yol verir mi? İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıracak fırsat bulamıyorlar.

Bunların ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Şehirlerimizin sıkıntılarını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruşlarını gördünüz mü?

Şaibeli pazarlılarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar. Seçimde umduklarını bulamayınca adaylarına yüklenip kendilerini temize çıkardılar. Başkanlarını partiden öyle bir attılar ki neredeyse kedi Şero’yu bile partiden içeri sokmayacaklar.

Kazandık diyerek milletin aklı ile dalga geçiyorlardı. Mesele ülke yönetimine talip olmak değil kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesi imiş. Ana muhalefetin tek derdi koltuk.

Cennet vatanımız aziz milletimiz için her alanda mücadele ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar laikiyle ödedik. Vesayet güçlerinden envai çeşit terör örgütlerine kadar hepsini dize getirdik.

Uluslararası arenada devletimizin çıkarlarını milletimizin onurunu kararlılıkla savunuyoruz. Türkiye küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Libya’da biz varız, Karabağ’da biz varız. Dış politikada artan itibarımızın gerisinde güçlü bir savunma sanayii var.

Türkiye, savunma sanayii alanında adeta destan yazıyor. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk İHA ve SİHA’ları koruyor. Dışa bağımlılığımız azaldıkça etkinliğimiz artmıştır. Şimdi uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız. Deniz Kuvvetleri’miz çalışmayı yürütüyor. “

Paylaşın

Hatimoğulları: Kürt Sorununu Barışçıl Ve Demokratik Yöntemlerle Çözelim

İstanbul Esenyurt’ta halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ülkemizin ve coğrafyamızın tamamının sorunudur Kürt sorunu. Kürt sorunu etnik bir sorundur, kimlik sorunudur, statü sorunudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kürt sorunu, Ortadoğu’nun ve dört parça Kürdistan’ın sorunudur. Biz çağrılarımız çok yaptık. Gelin, Türkiye’de bu sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim ve Suriye’ye de Irak’a da İran’a da bir model teşkil edelim dedik. Gelin, Kürt sorununu bu ülkede barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim, halkların birliğini sağlayalım dedik. Ama ne gezer!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Örgütü, Esenyurt Meydanı’nda “Özgürlük ve Demokrasi Mitingi”ni gerçekleştirdi. Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Öcalan üzerinde sürdürülen tecrit sadece İmralı ile sınırlı kalmadı, bütün toplumu etkiliyor. Sokağa çıkmak isteyenleri etkiliyor. Bu aynı zamanda kadınların yaşamlarını tecrit etmektir. Bugün gençlerimiz göç yollarını tutuyorsa, arkadaşlarıyla bir araya gelip bir sosyal ve kültürel ortamı paylaşamıyorsa bilelim ki gençlerimiz özgür değildir, onlar da tecrit altındadır.

Fabrikalarda işçiler evlerine bir sıcak ekmek götürecek parayı bulamıyorsa, 7/24 çalışıp açlıkla karşı karşıya kalıyorsa, sendikalarıyla birlikte bir grev bile yapamıyorsa bilelim ki işçi kardeşlerimiz de tecrit altındadır. Bu nedenle tecridi kaldırmak sadece Kürt halkının sorunu değildir, Türkiye’deki bütün halkların sorunudur. İşçilerin ve emekçilerin sorunudur, kadınların ve gençlerin sorunudur. Bu meydandan Türkiye’deki bütün halklara, ezilen ve sömürülenlere çağrı yapıyoruz: Gelin tecrit sistemini hep beraber ortadan kaldıralım.

Değerli halklarımız; tecrit, hukuksuzluk demektir, hukuksuzluğun en karanlık dehlizlerini yaşamak demektir. Tecrit, Kürt sorununda çözümsüzlüğün adıdır. Bu çözümsüzlüğün devam etmesine izin verecek miyiz?

Bu sözlerimiz bir yandan bu meydanda toplanmış olan halklarımıza ama bir yandan Ankara’da, Saray’da bu ülkeyi yönetenlere. 40 yıldır devam eden Kürt sorununda ölümler çözüm oldu mu? Olmadı. Çatışmalar çözüm oldu mu, olmadı. Kürtçe dilini yasaklamak çözüm oldu mu? Olmadı. Kayyım rejimi ile Kürtçe tabelaları indirmek, Kürt sokaklarının Kürtçe tabelalarını indirmek çözüm oldu mu? Elbette, hayır. İmralı tecridi bir çözüm mü? Hayır. Çünkü bu meydanda bulunan insanlar İmralı tecridinin kaldırılması için burada.

Hep birlikte alkış ve zılgıtlarımız tecridin ortadan kalkması için olsun! Ülkemizin ve coğrafyamızın tamamının sorunudur Kürt sorunu. Kürt sorunu etnik bir sorundur, kimlik sorunudur, statü sorunudur. Kürt sorunu, Ortadoğu’nun ve dört parça Kürdistan’ın sorunudur. Biz çağrılarımız çok yaptık. Gelin, Türkiye’de bu sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim ve Suriye’ye de Irak’a da İran’a da bir model teşkil edelim dedik. Gelin, Kürt sorununu bu ülkede barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözelim, halkların birliğini sağlayalım dedik. Ama ne gezer!

“Kürt sorunu çözülmeden…”

Türkiye halkları olarak mazlum Filistin halkı için hepimiz gözyaşı döktük. İsrail’in Filistin halkına yaşattıkları hepimizin içini yaralamıştır. Ancak Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırıların, Filistin topraklarına yapılan saldırıların ve insansızlaştırma politikasının aynısını bu rejim Afrin’de Kürt halkına yapmıştır. Türkiye halklarına buradan sesleniyoruz: Marmara’daki, İç Anadolu’daki, Karadeniz’deki kardeşlerim; Türk kardeşlerim, Arap, Ermeni, Laz, Çerkes kardeşlerim; nasıl ki Filistin halkı için hep beraber üzüldüysek, hep beraber barış çağrıları yaptıysak, Kürt halkı için de bunu yapmalıyız.

Bir arada yaşıyoruz Kürt halkıyla, Türkiye’de milyonlarca Kürt yurttaşımız var. Bu sorun çözülmeden Filistin sorununun çözülmesini talep etmek samimi değildir, inandırıcı değildir. Bugün Türkiye Kürt sorununu çözebilmiş bir ülke olsaydı, Filistin’le ilgili yaptığı çağrıların karşılığını pekala çok daha güçlü bir şekilde alırdı. Buradan bir kez daha hep birlikte gür sesimizle barış diyelim, barış diyelim, barış diyelim!

Erdoğan dünkü konuşmasında “Barış için savaşa hazır olmalıyız” diyor. Bunun için de İHA ve SİHA’ların yanına şimdi de KAAN uçağını yapıyorlarmış, silah sanayisine yatırım yapıyorlarmış. Aynı konuşmasında Ukrayna ve Filistin için ise “Adil bir barışın kaybedeni olmaz” diyor. Biz de Esenyurt’ta bu meydanda binlerce insanla Erdoğan’a şunu söylüyoruz: Ukrayna ve Filistin için söylediğin sözleri, tıpkı senin söylediğin gibi sana söylüyoruz.

Kürt sorununda adil bir barışın kaybedeni olmaz ey Erdoğan, olmaz olmaz! Türkiye 72 milletten ve inançtan insana ev sahipliği yapan bir ülke, bir coğrafya. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında her halk kendi diliyle ve iradesiyle rengarenk bir cennet bahçesi oluşturmuş. Biz halklar arasında bir sorun yok. İktidarlara, egemenlere, halklarımız arasına nifak tohumları sokmaya çalışanlara diyoruz ki biz halklar olarak halklar köprüsünü hep beraber kuracağız. Karadeniz’den Kürdistan’a, Ege’den İç Anadolu’ya ve Çukurova’ya bizler ülkemizi bir cennet bahçesine, bir barış bahçesine çevireceğiz.

Diyorlar ki somut olarak ne olabilir? Öncelikle Sayın Öcalan’ın uzun süre tecrit altında kalması ve uzun tutukluluk süresi uluslararası hukuka göre bir umut hakkını doğurmuştur. İmralı Cezaevi kapatılmalıdır ve tecrit sistemi yaşamın her alanında son bulmalıdır. Eşit ve ortak bir yaşamı bizler hep beraber kurabiliriz, kuracağız da.

Toplumsal sorunların reçetesi de diyalogla, demokrasiyle, özgür siyasetle, insan hakları evrensel değerlerini yaşama geçirmekle mümkündür. Bizler bütün somut taleplerimiz için, Kürt sorunu başta olmak üzere bütün halkların ve inançların sorunlarının demokratik bir zeminde çözülmesi için mücadelemizi sürdürüyoruz. Demokratik Cumhuriyeti ikinci yüzyılda kurmak üzere sözümüzü verdik, yolumuza buradan devam ediyoruz. Demokratik Cumhuriyette Kürt’ü ikinci sınıf görmek yoktur, Alevi’yi dışlamak yoktur.

Demokratik Cumhuriyette anadilde eğitim hakkı vardır, herkes kendini özgürce ifade edilebilir. Bizler böylesine özgür yarınları hep beraber kurabiliriz. Çokça söyledik; Ortadoğu coğrafyası, Türkiye kana doydu. Yerin altında çok sayıda canımız var ama bizler yaşam hakkını savunmaktan bir an bile vazgeçmedik. Kürt anaları, çocuklarının cenazeleri kargo kutularıyla gönderildiği halde barış demekten vazgeçmedi. Yazarın dediği gibi dağlar taşlar savaşa ve çatışmaya doydu. Biz barışı kuracağız, barışı tesis edeceğiz, bunun için çalışacağız, bunun için mücadele edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Serkeftin.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel, Sosyalist Enternasyonel’de Konuştu

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz sol, sosyalist, sosyal demokratlara düşen, kamu yararını siyasetin ve düzenin merkezine almaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Aşırı sağın yükselişine ve artan popülizme karşı mücadelede partilerimizin, kurumlarımızın ve Sosyalist Enternasyonalin atabileceği en önemli adımlardan biri, neoliberal ekonomik düzenin sömürdüğü insanlarımızın yanında olmak, yanında durmaktır.”

Özel konuşmasının devamında, “Önümüzdeki nisan ayında Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirerek dikkatleri Gazze’deki insanlık dramına çekmek istiyorum. Gazze’de derhal kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların geçişine izin verilmesiyle ilgili buradan önemli bir çağrıyı hep birlikte tartışmamız gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda konuştu. Özel’in konuşması şöyle:

“Hepinizin bildiği gibi geçtiğimiz yıl 6 Şubat 2023 tarihinde Cumhuriyet tarihinin en acı günlerinden bir tanesini yaşadık. 11 ilimizin etkilendiği depremlerde 50 bin 783 vatandaşımızı kaybettik. Biz bu acıyı yaşarken yardıma koşan ilk ülkelerden bir tanesi, 24 saat içinde yanımızda olan, 10 şehrimizde arama ve kurtarma çalışmalarına katkı sağlayan, 500 kahraman denizcisi ile 2 askeri gemisi ile Türkiye’de olan ve Hatay ilimizde bir sahra hastanesi kurarak, vatandaşlarımızın yanında olan İspanya’ya ülkem ve tüm vatandaşlarımız adına bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

Elbette ev sahibi ülke olarak İspanya ile ilgili yaptığım bu teşekkürün yanında, bu salonda bulunan ve acımızı paylaşan, arama ve kurtarma çalışmalarına katkı sağlayan, gelip ziyaret eden tüm ülkelerin temsilcilerini ve tüm kardeş partilerimizi o dönemde gösterdikleri dayanışma için büyük bir minnetle anıyorum. Hem ülkemizde hem dünyanın hiçbir coğrafyasında böylesine büyük acıların yaşanmamasını bir kez daha diliyorum.

Ayrıca bugün bize mekânsal ev sahipliği yapan İspanya Sosyalist İşçi Partisi’nin değerli başkanına, yöneticilerine ve kıymetli emekçilerine teşekkür ediyorum. Biraz önce bizim de olumlu yönde oy kullandığımız şekilde Madrid’de Sosyalist Enternasyonal’in bir ofisinin açılacak olması ve çalışmalarını burada daha kurumsal şekilde sürdürecek olmasına yönelik ortak kararımızı memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isterim.

Benim partim Cumhuriyet Halk Partisi, geçtiğimiz yıl Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte 100’üncü yaşını kutladı. Cumhuriyeti kurmuş bir partinin lideri olarak köklü bir geleneğin, önemli bir misyonun temsilcisi olarak karşınızdayım.

Bu misyonun hedefi, çağdaş bir toplum, gelişmiş ve adaletli bir ekonomik düzen oluşturmaktır. Yönetimde aklı ve bilimi hakim kılmak, saygın, barışçıl ve maceracılıktan uzak bir dış politika ile dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmektir. 47 yıldır Sosyalist Enternasyonal’in üyesi olan CHP, Türkiye’de sosyal demokrasinin en önemli savunucusu ve tek siyasi temsilcisidir.

100 yıllık tarihi ile dünyanın en köklü partileri arasında yer almaktadır. 4 ay önce Genel Başkanlık görevine seçildiğim andan itibaren 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlere odaklandım. Partimizin belediye başkanları, hepinizin yakından bildiği İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın ve Hatay’ın da içlerinde bulunduğu Türkiye’de çok önemli şehirleri ve nüfusumuzun neredeyse yüzde 60’ına yakınının bulunduğu şehirleri yönetmektedir.

Belediyelerimiz, ekonomik zorlukların halkımıza etkilerini sosyal demokrat hizmetler ve dayanışma politikaları ile azaltmışlardır. Amacımız yerel yönetimlerdeki başarılarımızı büyütmek ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışını ülkemizin genelinde hakim kılmaktır.

Değerli yoldaşlarım, dünyamız değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Yaşadığımız sorunlar ve karşılaştığımız güçlükler, geçtiğimiz asırlarda olduğu gibi sadece ulusal sınırlar içinde, ulusal imkanlarla çözülebilecek sorunlar değildir. Aksine artık çağımızın en önemli sıkıntıları sınırları aşan, çözümü ise hep birlikte çalışmamız gereken küresel sorunlardır.

Savaş, jeopolitik, jeoekonomik rekabet ortamı, Covid pandemisi gibi salgın hastalık tehditleri, gıda güvenliği, kuraklık, iklim krizi, düzensiz göç gibi sorunların yanında yükselen aşırı sağ akımlar, her bölgede yeni riskler yaratmaktadır. Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesi, halkımızın ekonomik ve sosyal koşullarını, demokrasilerimizi tehdit etmektedir.

İtiraz ettiğimiz bu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliğini yaşayan kitleleri radikal söylemlerle kendine çekmeye çalışan aşırı sağ ideolojilerin dünyanın pek çok bölgesinde güçlendiklerini izlemekteyiz. Bu yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter eğilimler, tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarıyor, enternasyonalist bakış açısına büyük zarar veriyor.

Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı artırmalıyız. Siyasi akrabalarımızın yönetimde olduğu ülkelerde, bu ülkelerin dış politikaları, bu ülkelerin kendi önceliklerini gündeme almaları elbette anlaşılırdır.

Ancak muhatap oldukları, siyasi muhataplarının bulundukları ülkedeki sağ, sığ, baskıcı, demokrasiyi askıya alan rejimler olarak hükmettikleri noktada siyasi akrabalarımızın kendileriyle kurdukları ilişkilerde liderler arası iyi ilişkilerin yansımalarının sol, sosyal demokrat ve sosyalist ideolojiye başka coğrafyalarda zarar verdiğini gözetmek ve bu ilişki ağını doğru tahlil etmek, kişisel yakınlıkların, muhatap olunan ülkedeki siyasi akrabalarımızı ne duruma soktuğuna dikkat etmek buradan tüm değerli ve her birisi ile ayrı ayrı gurur duyduğumuz, ülkelerinin iktidarı sol ve sosyalist liderlere yapmam gereken önemli bir hatırlatmadır.

Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesini taşıyanlar güç birliği yapmalıdır. Bugün yaşadığımız, kamu yararı gözeten sosyal politikalarla, şahsi çıkarlara dayalı sağ siyasetin çatışmasıdır. Biz sol, sosyalist, sosyal demokratlara düşen, kamu yararını siyasetin ve düzenin merkezine almaktır.

Aşırı sağın yükselişine ve artan popülizme karşı mücadelede partilerimizin, kurumlarımızın ve Sosyalist Enternasyonalin atabileceği en önemli adımlardan biri, neoliberal ekonomik düzenin sömürdüğü insanlarımızın yanında olmak, yanında durmaktır. Onlara aşırı sağ akımların sunduğundan daha gerçekçi, daha ulaşılabilir ve en önemlisi daha ikna edici çözümler sunmaktır.

Tam bu noktada konsey toplantımızın konusu olan herkes için sürdürülebilir kalkınma hedefi son derece önem taşımaktadır. Bu hedefi sağlamak için zorunluluk olan neoliberal ekonomik düzenin yerine gerçek, yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Küresel ve ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizde çalışanların gelirden aldığı pay küçülmüş, gelir dağılımı fevkalade bozulmuştur.

Ayrıca sözlerimin sonuna gelirken, yaşadığımız son birkaç yıl bize savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğunu ne yazık ki gösterdi. Bugün tam ikinci yılını doldurduğumuz Ukrayna-Rusya savaşı ile Avrupa kıtasında 1945’ten sonra ilk kez böyle bir savaşa tanıklık ettik. Üstelik hala devam eden bu yıkıcı savaşın yarattığı tırmanma ve yayılma riskleri bütün dünyayı tehdit etmektedir.

7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırı sonrasında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibariyle 30 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, bunun önemli kısmının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırlatmak isterim. Bu konuda geçtiğimiz kasım ayında uluslararası barış çağrısında bulunmuş, Sosyalist Enternasyonal’de temsil edilen ülkelerdeki sol, sosyal demokrat partilerin liderlerine bir mektup yazmıştım.

Önümüzdeki nisan ayında Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirerek dikkatleri Gazze’deki insanlık dramına çekmek istiyorum ve bu konuda önemli bir mesafe aldığımızı memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Önümüzdeki nisan ayındaki ziyaretten sonra Gazze’de derhal bir kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların geçişine izin verilmesiyle ilgili buradan önemli bir çağrıyı hep birlikte tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sorunun kalıcı çözümü, Birleşmiş Milletler’in 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin kurulması ile erişilecek iki devletli oluşuma ihtiyaç duyduğunu vurgulamak isterim. Akan kan nerede olursa olsun ister Ukrayna, ister Gazze, ister Yemen, ister Afrika’da, dünyanın neresinde olursa olsun güçlünün ve zulmün karşısında durmaya, mazlum halklarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

Değerli yoldaşlarım, hepinizi bir kez daha partim ve ülkem adına saygı ile selamlarken bugün yapılan tüzük değişikliklerinin Sosyalist Enternasyonal’e katkı sağlamasını diliyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu: 5 Yılımız Onların 25 Yılına Eşit

“Kara Surları Belgradkapı” açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul hiç bu kadar icraatçı bir dönem yaşamadı. Ben her türlü yarışa varım. Zaten bu arkadaşların 20 yıllarıyla yarışır durumdayım 5 yıl eşittir 25 yıl…” dedi ve ekledi:

“Bizim belediyecilik kabiliyetimizle yarışamayacaklarını anlayınca bildikleri işe döndüler. Sadece İstanbul’u konuşacağız diyenler İstanbul’u bir kenara bırakıp iftira siyasetine başladılar.”

İmamoğlu konuşmasının devamında, “2019’da da her şeyi söylediler bize. Hırsız dediler. Hem seçimi çalıyorlar hem bize hırsız dediler. Hatırlayın bana Sisi dedi. Ama gitti 14 Şubat’ta Sevgililer gününde gidip Sisi’nin gözlerinin içine baktı. Bütün iftiralarını bu millet tek tek yutturdu onlara” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kara Surları Belgradkapı” açılışında konuştu. Ekrem İmamoğlu’nun konuşması şöyle:

“Bu yerel seçim hiç bir yerel seçime benzemeyecek. İstanbul’da eşi benzeri olmayan bir mirasa sahibiz. Gözümüz gibi bakmak borcumuz. Ecdadımıza saygının gereğini yerine getiriyoruz. Tarihi mirasa sahip çıkmak nasıl bir şeydir biliyor musunuz? Bilinç işidir. Bunu uzmanlığa değer vermeyenler anlayamazlar.

Restorasyonu her hangi bir inşaat işi görenler İstanbul’a tahminimizin çok üzerinde zarar verdiler. İşin özüne değil rantına, kazancına ve iş bilmezliğine odaklandılar. Vahim işlere imza attılar. Biz  liyakatı yanından ayırmayan İBB Mirası kurduk.

Tonlarca çöpten kurtardığımız eşsiz dünya mirası kara surları dünya ölçeğinde konserlere ev sahipliği yapacak. Bölgeye ve İstanbul’a değer katacak. İstanbul’un en güzel kültür yaşam alanlarından olacak. İstanbul’un ihmal bölgesine hep birlikte el atmış oluyoruz. İstanbul’un bu hattı bittiğinde İstanbul’a gelen her turist burayı hissetmek için can atacak. Roma’dan Bizans’a ve Fetih dönemine kadar burada görecekler.

İstanbul yıllarca 3 şeyden çok çekti. İhmalden ihanetten ve israftan… Sadece ihmalin görüntüsünü buranın ilk halini görünce anlardınız. Binlerde kamyon çöpü taşıdık. Onu görünce anlardınız. İsrafı engellediğinizde İstanbul’da iş ürettiğinizi görürsünüz. Biz gösteriyoruz. İhaneti de zaten kendisi söyledi. Ben söylemedim. İstanbul’un bütçesi israfa boğulmuştu. Biz yatırım dönemini getirdik.”

İstanbul hiç bu kadar icraatçı bir dönem yaşamadı. Ben her türlü yarışa varım. Zaten bu arkadaşların 20 yıllarıyla yarışır durumdayım 5 yıl eşittir 25 yıl…Bizim belediyecilik kabiliyetimizle yarışamayacaklarını anlayınca bildikleri işe döndüler. Sadece İstanbul’u konuşacağız diyenler İstanbul’u bir kenara bırakıp iftira siyasetine başladılar.

2019’da da her şeyi söylediler bize. Hırsız dediler. Hem seçimi çalıyorlar hem bize hırsız dediler. Hatırlayın bana Sisi dedi. Ama gitti 14 Şubat’ta Sevgililer gününde gidip Sisi’nin gözlerinin içine baktı. Bütün iftiralarını bu millet tek tek yutturdu onlara.

“Biz 16 milyon İstanbullunun yolundan yürüyeceğiz”

Ben ne bakanlar gördüm ben… Durur durur İBB’deki teröristlerin sayısını verirdi. Tek bir delil yokken… Bırak delili 3 sene oldu. 90 bine yakın çalışma arkadaşımı zan altında bıraktılar ar etmediler. Bir tane terörist bulamadılar. Şimdi ortada yok. Bu da ortada yok… Tabi gönül isterdi ki eski bakanların yolundan gitmesin. Kendisi bilir ben akıl verecek değilim. Biz 16 milyon İstanbullunun yolundan yürüyeceğiz.

Ben yüzümü bir tek size dönüyorum. İstanbul’da inançları, milli duyguları istismar ederek siyaset yapma devri kapanmıştır. Oradan size ekmek yok… Sizin kullandığınız bütçelerin yarısıyla çok hizmet yapmış bir yönetimin milli duygularını sorgulamak haddinize değil. Siz bir insanın emrine alışmışsınız. Biz 16 milyondan emir alırız. Bu zihniyete cevabımız doğru hizmetlerle olacak.”

Paylaşın