Bakırhan: Kürtler, Coğrafyasından Asla Vazgeçmeyecek

Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere ‘teröristan’ diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, ‘bilinmeyen dil’ diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuştu. Tuncer Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Êzidîlerin, farklı etnik ve inanç grubunda bulunan bütün Urfa halkımızın Newroz’u kutlu olsun. Newroza we pîroz be. Urfa deyip geçmemek lazım. Güneşin doğduğu kadim bir kenttir. Urfa Kürtlere, Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya siyaseti ve devrimciliği öğreten; duruşu, dili, kimliği ve onurlu bir mücadeleyi öğreten bir kenttir. Bugün Urfa’da sizlerle birlikte olmaktan onur duydum, gurur duydum. Her Bijî Urfa.

Urfa bize öğretti, Urfa üretti; Urfa, Kürt halkının bugünkü onurlu direnişini ve duruşunu meydana çıkarttı. Onun için ne kadar kendinizle övünseniz yeridir. Urfa’dan Hewlêr’e, Urmiye’ye, Mehabad’a, Qamişlo’ya selam gönderiyoruz. Kürt halkının, Kürdistan halkının Newroz Bayramını kutluyorum. Şu an Ankara’da adalet nöbeti tutan Emine Şenyaşar’a selamlarımızı gönderiyoruz. Bir gün muhakkak Kürtlerin kanına giren bu eli kanlı insanlardan demokratik bir yargı önünde hesap soracağız.

Şenyaşar Davası sadece Şenyaşar ailesinin değil Kürtlerin davasıdır; Urfalıların, devrimcilerin, demokratların, onurlu bütün insanların davasıdır. Bu davayı takip etmeye devam edeceğiz. Viranşehir Belediye Başkanlığımızı ve milletvekilliğimizi yapmış olan, şu an cezaevinde bulunan Leyla Güven şahsında Selahattin Demirtaşların, Gültan Kışanakların, Sabahat Tuncellerin, Ayşe Gökkanların ve binlerce yoldaşımızın Newroz Bayramını kutluyorum.

Feridun Yazar, Muhsin Melik ve İbrahim Ayhan şahsında HEP’ten bugüne kadar partimize emek vermiş, bedel ödemiş bütün arkadaşlarımızı da rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha Urfa’dan, bu meydandan şunu söylemek istiyorum. Zalimlere, Dehaqlara karşı nasıl Kawalar direndiyse; Urfalılar da darbelere, faşizme ve zulme karşı direndi, direnmeye devam edecek. Urfa demek, mazlumların direnişi demektir; Rahşanların, Zekiyelerin direnişi demektir. Siz var olun, hûn her hebin hûn her bijîn.

Televizyonları açıyorsunuz iktidar partisi ve onun küçücük ortakları sabah akşam DEM Parti diyorlar, Kürtler diyorlar. Sabahtan akşama bizlere iftira atıyorlar. “Hani gençler nerede?” diyorlardı. Gençler Urfa’da Newroz alanında. İktidar partisinin başkanı, “Bunların kuvveti, kudreti kalmadı” diyordu. Al sana kuvvet, al sana kudret, al sana birlik, direniş, mücadele! Eğer genç görmek istiyorsan, direniş görmek istiyorsan, kuvvet görmek istiyorsan, kudret görmek istiyorsan al sana Urfa, al Newroz alanı.

Newroz’dan sonra delirmeye başladılar. Şirazeleri bozuldu. İstanbul’da bir milyonun üzerinde kitleyi topladığımızda şaşkına döndüler. Amed’de bir milyon insanımız bir araya geldi. Van’da yüz binler. Batman’da, Siirt’te, Türkiye ve Kürdistan’ın birçok yerinde on binler, yüz binler, milyonlar hep bir ağızdan “Newroz pîroz be!” dedi. Halkımız hep bir ağızdan, bize sabah akşam terör diyenlere Newroz alanlarında, “biz varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” dedi. Onlar sabah akşam kin kusuyor, sabah akşam savaş diyorlar, operasyon diyorlar.

Biz onlara diyoruz ki aklınızı başınıza toplayın. Milyonlarca Kürt barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor. Milyonlarca Kürt savaş politikalarınıza karşı meydanda ve ayaktadır. Değerli Urfa halkı, bu savaş politikalarına geçit verecek miyiz? 31 Mart’ta dilimizi yok sayan, bizi yoksullaştıran, belediyelerimize kayyım atayan bu haramzadelere, bu kayyımcı anlayışa sandıkta ders verecek mi Urfa? Urfa, siz Nemrut’a karşı İbrahimi bir duruş ortaya koyuyorsunuz. Her bijî Urfa!

Dünya’nın dört bir yanında Kürt karşıtı diplomasi yapmanıza, yurt dışına gitmenize gerek yok. Kürt sorununun çözümü bir ada mesafesindedir. Buyurun İmralı’ya. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırın, Kürt meselesini diyalogla ve müzakereyle çözelim. Bu vesileyle bilge insanın, hemşeriniz ve yoldaşınız Sayın Öcalan’ın Newroz’unu hep birlikte kutluyoruz. Newroza te pîroz be!

Değerli halkımız, Araplar, Türkmenler, Kürtler; Türkiye 2 yıl çok iyi bir süreç geçirdi Çözüm Sürecinde. Her yerde esnaf rahattı, ticaret yapabiliyordu. Enflasyon bu kadar yüksek değildi. İnsanlar geleceğe umutla bakıyordu. Hepimiz rahattık, huzurluyduk. Kürt ve Türk gençlerinin cenazeleri gelmiyordu. Türkiye 100 yıllık tarihinde en rahat ve huzurlu iki yılı geçirdi. Ne yaptılar? Çözüm Sürecini buzdolabına kaldırdılar ve sürecin mimarı olan, Türkiye halklarının insanca yaşaması için bir çözüm deklarasyonu ortaya koyan Sayın Öcalan üzerinde görülmemiş bir tecrit uyguladılar.

O iki yıl mı daha iyiydi; yoksa şimdi emekçinin ve emeklinin perişan olduğu, esnafın siftah yapamadığı, her gün gençlerin cenazesinin geldiği, insanların terk ettiği uçurumun kenarındaki bu Türkiye mi daha iyi? Bizler devleti, devlet aklını, AKP iktidarını bir kez daha uyarmak istiyoruz. Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz.

Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.

Türkiye’yi batırdınız, bitirdiniz, emeklileri 10 bin lirayla geçinmek zorunda bıraktınız. Ramazan ayındayız. İnsanlar aç, hurmayı taneyle alıyor. İnsanlar evinde iftar sofrası kuramıyor. Hayvancılıkla ve tarımla uğraşan insanlar, çocuklarına ayda bir defa et yedirmek için bir gün ucuz et kuyruğunda bekliyor. Sorsanız Türkiye mutlu mesut, çünkü onlar başını Saray’dan çıkarmıyor. Onlar Urfa’daki bu meydanı görmüyorlar, İstanbul’daki milyonları görmüyorlar. Daha güçlü, daha diri, daha büyük bir şekilde bu haramzadelere, bu Türkiye’yi batırıp bitirenlere 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek mi Urfa?

“Faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksek”

Bu iki yüzlüler Filistin halkı diyor, Gazze diyor ama İsrail’le en büyük ticareti yapan ülke Türkiye. Gazze’nin, Ramallah’ın etrafını çeviren o betonların çimento ve demirleri nereden gidiyor? Türkiye. Bunlar sadece Kürt düşmanı değil; ezilen, sömürülen halkların, emekçilerin, emeklilerin, kadınların da düşmanıdırlar.

31 Mart, Türkiye halklarının onlardan sandıkta hesap soracağı büyük bir gündür. Sizin sayenizde, bizi yok sayan bu savaş çığırtkanlarına en büyük cevabı sandıkta vereceğiz. Erdoğan faizin haram olduğunu söylüyordu. Faiz yüzde 50’lere çıktı. Erdoğan Nas’ı örnek gösteriyordu. Nas’ı faize yedirdiler, faize! Şu anda Türkiye’deki faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksektir. Bunlara inanmayın. Bunlar gerçekten ülkeyi batırıp bitirdiler. Sen 22 yıldır batırdın, bitirdin, hizmet etmedin. Şimdi son bir haftada mı hizmet edeceksin? Urfa halkı bu yalana kanar mı? Kanmaz.

Erdoğan dün diyor ki DEM Parti seçmenin iradesi yok. Hele bize bunu diyene bakar mısınız Allah aşkına? Newroz’daki milyonları görsün baksın, DEM Parti seçmeninin iradesi var mı yok mu? Newroz bunların şirazesini bozdu, bunların aklını başından aldı. Bizim seçmenimiz onurludur. Bizim seçmenimiz yiğittir, fedakardır. Bizim seçmenimizi en iyi Erdoğan tanır. 22 yıldır seçmenimiz üzerinde estirdiği zulüm, faşizm, baskı, ölüm ve yıkımın sonuç vermediğini en iyi kendisi biliyor. Türkiye’nin, dünyanın en iradeli seçmeni DEM Parti’nin seçmenidir. Bizim seçmenimiz öyle bir seçmendir ki yeri geldiğinde iple partisinin yerini pusulada bulur, mührünü altına basar. İple partisinin yerini bulan bu seçmene iradesiz demek kimsenin haddi de değil hakkı da değil!

“İradesini Bahçeli’ye veren biri seçmenimize laf söyleyemez”

Değerli halkımız, huzurunuzda Erdoğan’a bir çağrı yapmak istiyorum. O ampul rozetli vali ve kaymakamların zorla, tehditle miting alanlarına topladığı kitleyi bir günlüğüne Erdoğan bıraksın da bakalım kimin seçmeni var, kimin seçmeni iradeli, kimin seçmeni kudretli? Erdoğan gittiği gün yüz tane insanı etrafında bulamaz. Kırk yıldır baş eğmeyen bu onurlu halkın iradesi de kudreti de partisine bağlılığı da partisindeki sözü de kıymetlidir. Erdoğan adayları nerede belirledi?

Ankara’daki sarayından. Bizim adaylarımızı kim belirledi? Ön seçimle halkımız. Kimin seçmeninin iradesi varmış, kimin yokmuş ön seçime bakarak Türkiye halkı karar versin. Bizim seçmenimiz çeliktendir, leblebi değil! Yılmayan, yorulmayan, karanlığı aydınlatan, onurlu bir seçmenimiz var. Bunun için bile sizlere binlerce kez teşekkürler. Partinize sahip çıktığınız, yalnız bırakmadığınız, sizi yok sayan bu sisteme en iyi cevabı verdiğiniz için binlerce kez teşekkürler, önünüzde saygıyla eğiliyoruz.

Beyefendi seçmenin iradesini soracağına kendisine baksın. Erdoğan’ın iradesi nerede sizce? İradesini Bahçeli’ye vermiş biri bizim seçmenimize laf söyleyemez. İradesini JİTEM’cilere, Çillerlere, Ergenekonculara veren biri irademize laf edemez. İrade burada, Urfa’da. İrade ayaktadır, güçlüdür, vardır, var olmaya devam edecektir.

22 yıldır kim iktidar? AKP. Riha Belediyesi kimde? AKP’nin ve diğer partilerin. Sizlere soruyorum. Gerçekten temiz, eşit, hakkaniyetli bir hizmet aldınız mı? Bu utanmazlar altyapı yapmadığı için, sel ve toprak kaymasının olduğu yerlere imar izinleri verdiği için selde 17 vatandaşımız bir yıl önce yaşamını yitirdi. 17 vatandaşımızı rahmetle anıyorum. Altyapı, temizlik, iş, Kürt’e hizmet yok ama ayrımcılık var. Kürt genci işe girmiyor, Kürt gencini eşit saymıyorlar. Çalıyorlar, çırpıyorlar, rantçılık yapıyorlar.

Onlara bir de bizim 25 yıllık belediyecilik pratiğimize baksın. Bizim belediyelerimiz halkın yanındadır. Bizim belediyelerimiz çok dilli belediyecilik hizmeti veriyor. Bizim belediyelerimizde kadın müdürlükleri var, kadın kooperatifleri var. Bizim belediyelerimiz gençlerin iş ve aş bulmalarını sağlıyor. Bizim belediyelerimiz çalmaz çırpmaz. Bu 25 yılda tek bir DEM Parti geleneğinden belediye başkanı yolsuzluktan ceza aldı mı? Ancak AKP belediyelerinin, kayyımlarının yolsuzluğunu anlatsak buradan İstanbul’a yol olur.

Bu tarihi kenti, bu Kürtlerin yüreğindeki büyük kenti, peygamberler diyarını DEM Parti belediyecilik anlayışı ile buluşturacak mıyız? Bizim belediyemiz burada yaşayan her halktan insanın evi olacaktır. Belediyemiz ayrımcılık ve hırsızlık yapmayacak, kaynaklarını Urfa halkı için harcayacaktır. Urfa, bizim olanı, sizin olanı almaya var mısın? Hiç şüphemiz yok, size güveniyoruz. Osman Baydemir’in kapısını araladığı belediyeyi Celalettin ve Gülşen Başkanla yeniden alacağımıza eminim.

Seçime 9-10 gün kaldı. Urfalı emekçiler, mevsimlik işçi olarak diğer kentlere çalışmaya gidiyorlar. Oyu burada olup çeşitli sebeplerden dolayı Urfa dışında olan kardeşlerimizi oy vermeleri için Urfa’ya davet edeceğiz. Farz edelim ki bir arkadaşımız Tekirdağ’da, Mersin’de ulaşım imkanı yok. Ne yapacak? Bulunduğu yerdeki il ve ilçe örgütümüze gidecek, iftar sofrasında kaçak demli bir çayını içecek ve otobüs biletini alıp oy kullanmaya gelecek.”

Paylaşın

Erdoğan, Mansur Yavaş’ı Hedef Aldı: 5 Yılda Ne Yaptı?

Ankara’da halka seslenen Erdoğan, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı hedef alarak, “Mevcut Ankara Belediye Başkanı 5 yılda ne yaptı? Yollarımızın hali ortada; çöp, çukur, çamur. Bundan başkasını yapamaz. İstanbul’da da öyle. Bunlardan artık kurtulalım. 5 yıl boşuna geçti. 31 Mart çok önemli. Nedir bu yavaşlardan çektiğimiz?” dedi ve ekledi:

“Ankara’yı taşlarına, dar sokaklarına bakıp gözyaşlarımızı silip başkent yapmış olabiliriz. Ama Ankara’yı aynı vizyonsuzlara teslim etmek zorunda değiliz. Ankara her şeyin en güzeline, en modernine layıktır. Türkiye Yüzyılı’na hazırlamayı vadediyoruz. Başkentimizi huzurla ‘işte benim şehrim’ diyeceği konuma getirmek amacındayız. Ankara buraya gelen, herkesin hayranlık duyacağı bir şehir olmalı. Caddeleriyle, parklarıyla, ulaşımıyla, altyapısıyla, sosyal ve kültürel donatılarıyla hepimizin gurur duyacağı bir Ankara’nın peşindeyiz. Türkiye’ye yakışır bir başkent için 31 Mart’ta…”

Erdoğan, CHP’yi ise “para sayma görüntüleri” ve yaptığı ittifak tercihleri üzerinden eleştirdi. CHP’nin yerel seçimlerde de “adını koyamadıkları kirli bir pazarlığa giriştiğini” savunan Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:

“Kapağını kaldırdıkça yeni şeyler çıkan bir matruşka ittifakı. Bundan seçmenin haberi yok… Yeni adıyla DEM’e oy veren vatandaşlarımızla CHP’ye oy veren vatandaşlarımız bu kirli ilişkiyi içlerine sindiremiyor… Bir de ortaya deste deste dolarla, eurolar çıktı. Mahkemelerde hesap veriyorlar. CHP’de hiçbir Allah’ın kulu izahını yapamadı. Son derece makul soruları cevaplamak yerine suçu AK Parti’ye yüklemeye çalıştılar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Ankara’da düzenlediği mitingde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Moskova’da gerçekleştirilen terör saldırısı dolayısıyla Rusya’ya taziyelerimizi iletiyoruz. Bu menfur terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Faili kim olursa olsun terör kabul edilemez. Terörün kanlı ve kalleş yüzünü çok iyi bilen bir ülke olarak Rus halkının acısını paylaşıyoruz. Teröre karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Ankara’da katılım 200 bin. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Milletvekilliğinde yüzde 47, Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 49’luk oy oranları ile milli irade bayrağını burçlara bir kez daha diktiniz. 31 Mart’ta Ankara’yla aramızdaki muhabbetin derinliğine uygun bir sonuçla bunu telafi edeceğiz.

Ankara’nın başkent oluşu tesadüf değildir. Ankara, bir bozkır kasabasıydı diyerek bu şehri küçümseyenler, onun geçmişinden habersizler. Ankara ahilerinin mücadelesi bile bu şehri tarihte seçkin bir yere taşımaya yeter. Ankara mazlumların ümidi olmaya devam edecektir.

Biz de bu dünya şehrine layık olmaya çalışıyoruz. Bu şehir devletin gücü sıfatıyla sahip olduğu kamu gücünden ibaret değil. Ülkemizin parlayan yıldızı… Bugün burada sadece Ankara’ya, sadece ülkemize değil, tüm dünyaya mesaj veriyorsunuz. Burayı kim yaptı? Murat Kurum kardeşimiz burayı yaptı. Murat Kurum şimdi İstanbul’da. İstanbul’u kazanmak Murat kardeşimize yakışır. Keçiören’de de Turgut Altınok kardeşimiz damgasını vurdu.

Bir asır önce düşman Ankara’nın kapısına kadar dayanmıştı. O zor günlerde ortaya konan güçlü iradenin yankıları devam ediyor. Aynı irade 15 Temmuz gecesi darbecileri sokaklara çıktığına pişman eden ruhun adıdır. Bu ruh hem Milli Mücadele’yi kazandı hem Cumhuriyet’i kurdu hem atılımlarımıza ilham oldu.

Ülkenin her karışını ördüğümüz yatırımlarımızın hazırlıklarını Ankara’da yaptık. Hazırladığımız 2023 hedeflerimizi Ankara ile fiiliyata geçirdik. Aynı hissiyatı, heyecanı, azmi görüyorum. Ankara Türkiye Yüzyılı’nın inşasına hazır. Türkiye Yüzyılı ile ülkemizi dünyanın devler ligine yükseltme mücadelemizde bizimle yol yürüyeceğinize inanıyorum.

Ankara’yı bilmek, anlamak, sevmek önemli. Ankara’yı tüm vasıflarına uygun eser ve hizmetlerle donatmaktır. Mevcut Ankara Belediye Başkanı 5 yılda ne yaptı? Yollarımızın hali ortada; çöp, çukur, çamur. Bundan başkasını yapamaz. İstanbul’da da öyle. Bunlardan artık kurtulalım. 5 yıl boşuna geçti. 31 Mart çok önemli. Nedir bu yavaşlardan çektiğimiz?

Ankara’yı taşlarına, dar sokaklarına bakıp gözyaşlarımızı silip başkent yapmış olabiliriz. Ama Ankara’yı aynı vizyonsuzlara teslim etmek zorunda değiliz. Ankara her şeyin en güzeline, en modernine layıktır. Türkiye Yüzyılı’na hazırlamayı vadediyoruz. Başkentimizi huzurla ‘işte benim şehrim’ diyeceği konuma getirmek amacındayız. Ankara buraya gelen, herkesin hayranlık duyacağı bir şehir olmalı. Caddeleriyle, parklarıyla, ulaşımıyla, altyapısıyla, sosyal ve kültürel donatılarıyla hepimizin gurur duyacağı bir Ankara’nın peşindeyiz. Türkiye’ye yakışır bir başkent için 31 Mart’ta…

Demokrasi ve kalkınma yolculuğu uzun ve meşakkatlidir. Türkiye pek çok kesintiler yaşamıştır. Kayıpların telafisi son 21 yılda mümkün olmuştur. Ülkemizi büyütmek ve güçlendirmek, hak ve özgürlükleri genişletmek için attığımız her adımda nice engellemelerle karşılaştık. Bunların bir kısmını bertaraf ettik, bir kısmının üstünden beden ödeyerek geldik.

“CHP’nin tutumu endişe verici”

Emperyalistlerin sergilediği oyunlara içeriden destek veren figüranlar da çıktı. Gece gündüz Türkiye aleyhinde çalışanlar var. CHP’nin takındığı tutum ülkemiz adına endişe verici. Tek parti döneminde işlediği günahları bir kenara koyuyorum. Son 21 yılda bu parti bir dönem vesayetin sözcülüğünü yürüttü. FETÖ ihanet çetesinin taşeronluğunu üstlendi. PKK’nın ve Suriye’deki uzantılarının savunuculuğuna soyundu. ABD’nin, Avrupa’nın sesi oldu.

Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde kurulan tuhaf ittifakı hatırlıyor musunuz? Ne oldu? Hepsi dağıldı mı? Bu altılı masadan parlamentoya giren var mı? Benim milletim istemezse hiçbir şey olmaz. Bay bay Kemal ne oldu? Bunların hepsinin akıbeti aynı olacak.

CHP gizli saklı işbirliği yapmıştı. Bu seçimde de adını koyamadıkları kirli bir pazarlığa giriştiler. Kapağını kaldırdıkça yeni şeyler çıkan bir matruşka ittifakı. Bundan seçmenin haberi yok. Yeni adıyla DEM’e oy veren vatandaşlarımızla CHP’ye oy veren vatandaşlarımız bu kirli ilişkiyi içlerine sindiremiyor.

Bir de ortaya deste deste dolarla, eurolar çıktı. Mahkemelerde hesap veriyorlar. CHP’de hiçbir Allah’ın kulu izahını yapamadı. Son derece makul soruları cevaplamak yerine suçu AK Parti’ye yüklemeye çalıştılar. Türk siyaseti çok yüzsüzlük, pişmanlık, utanmazlık gördü ama böylesiyle ilk defa karşılaşıyoruz.

Genel başkanı darbe çığırtkanlığı yapıyor, bir diğeri terör örgütünü övüyor, ötekisi tembelliğine methiye düzer. Böyle ana muhalefet partisi olur mu? CHP amblemi altında seçime girenler, kendilerini bunların vebalinden kurtarabilir mi? Milletimiz 31 Mart’ta CHP’ye de DEM’e de ortada dolananlara da hak ettiği cevabı verecektir.”

Turgut Altınok vaatlerini anlattı

Büyükşehir adayı Turgut Altınok ise konuşmasında seçilmesi halinde yaşama geçireceği vaatleri anlattı. Ankara’da trafik, ulaşım sorununu çözeceklerini kaydeden Altınok, emeklilerin belediye otobüslerinden sınırsız olarak ücretsiz yararlanacağını söyledi. Yavaş’ın emeklilere bin lira destek sözüne göndermede bulunan Altınok, seçilmesi halinde 15 Nisan’da emeklilere 5 bin lira destek vaat etti.

Halen evi olmayan 20 bin kişiyi “kira öder gibi ev sahibi” yapacaklarını belirten Altınok “Ankara’nın köylerini Avrupa’nın köyleri gibi yapacağız. Uzaya astronot gönderdik, Ankara’da 21. asırda hala suyu kanalizasyonu olmayan köyler var. Ankara buna layık değil” dedi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan ’17 Bakan’ Eleştirisi: Toplanmışlar, İstanbul’a Gelmişler

Silivri’de halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 17 bakanın İstanbul’a seçim çalışması yapmasını eleştirerek, “Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada” dedi ve ekledi:

“Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Bakın küçük düşürmeyin. Bu neye benziyor biliyor musunuz? ‘Toplanalım Silivri’ye gidelim.’ Kardeşim, bizim burada aslan gibi başkanımız var, ekip arkadaşları var, ilçe başkanı var, meclis üyeleri var; çalışıyor. Biz seçim boyunca iki defa geliriz, yeter. Ama onlar, Ankara’dan toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler.”

İmamoğlu konuşmasının devamında, “Dertleri ne biliyor musunuz? Bunların derdi, milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi, bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok da neden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten, bir kişiye. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz, 100 yıl önce, bu topraklara Cumhuriyeti emanet eden, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden, Cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. Bundan hiç vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimler kapsamında partisinin Silivri halk buluşmasında konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaklaşık 1 hafta sonra sandığa gidileceğiz. Sandıktan çıkacak sonuç, hepimizin tabii ki başının üstüne. Biz, milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Öyle değil mi? sonuç ne olursa olsun, vatandaşlar olarak, birbirimize saygı gösteririz; öyle değil mi? Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman, seçimleri yok sayan bir anlayış var.

Aynı zarftan dört pusula çıkarıp, sadece birini geçersiz sayan ve geçersiz gösteren o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi ne yaptı? Bizi çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. ‘Hırsız’ dedi mi? İftira attı mı? Ama ne yaparlarsa yapsınlar, mahkemeden döndü, milletten döndü. Millet, onlara yalanlarının bedellerini ödetti mi? İşte hep söyledik; o iftiraları, yalanları söylemeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti, 806 bin oy farkı yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ne dedi; hatırlayın? ‘Siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyaseten yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Böyle bir şey olabilir mi?

2019’da neyseler, bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler; bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değiller. O zaman da kumpas yaptılar, öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart; yalanla, iftirayla milleti bölmeyle, ayrıştırmayla siyasetin hangi günü biliyor musunuz? Onların hepsini tarihe gömme günü. Tarihe gömeceğiz. Siz, ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik yapıyorlar, partizanlık yapıyorlar. Ama siz, partizanları değil, belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz, farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır, gördünüz.

Burayı, başka partili değil görmezden gelmedik. Burada bazı konularda bizi yok saysalar da arkamızdan kötü konuşsalar da ekranda siyaset yapsalar da biz, Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede aynısını koştuk. İstanbul’da çok çalıştık. İcraatçı, halkçı belediyeciliği size yaşatmak istedik. Şimdi o icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde ‘pıt’ deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan, hukukunu koruyan bir Belediye Başkanı İstanbul’da.

Ekrem İmamoğlu İstanbul’da, Bora Balcıoğlu Silivri’de belediye başkanı olacak. Biz, kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan; dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla, başla çalışırız. O sayede biz, Silivri’ye 5 yılda, yıllardır görmediği hizmeti sunduk. Bunlar, her yolu kendine mubah görsünler; biz çalışmaya devam edeceğiz.

Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Bakın küçük düşürmeyin. Bu neye benziyor biliyor musunuz? ‘Toplanalım Silivri’ye gidelim.’ Kardeşim, bizim burada aslan gibi başkanımız var, ekip arkadaşları var, ilçe başkanı var, meclis üyeleri var; çalışıyor.

“Korkuyorlar”

Biz seçim boyunca iki defa geliriz, yeter. Ama onlar, Ankara’dan toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Dertleri ne biliyor musunuz? Bunların derdi, milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi, bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok da neden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten, bir kişiye. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz, 100 yıl önce, bu topraklara Cumhuriyeti emanet eden, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden, Cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. Bundan hiç vazgeçmeyeceğiz.

Silivri’de; Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine kadar hemen her noktayı sayabilirim. O bir tane sayamaz, onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi ‘Ortaköy’ deseniz, zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. ‘Kadıköy’ deseniz; zanneder öbür Kadıköy, üstünü çizer. ‘Arkadaşlar yanlış yazmış’ der, söyleyeyim. Neyse, daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım, inşallah 31 Mart’ı çıkarsın, bir hayat dersi alsın.

Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi televizyonda? Hatırlayın. Bakın bunu anlatacağım. Ne dedi? ‘Metrolara sahip çık ha’ dedi. Yahu, sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Yahu, onu yapan bakanlık kimin? Milletin. Benim, senin; öyle değil mi? Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin; öyle değil mi? O diyor, ‘Sahip çık’ ona. Ben de dedim ki, ‘Yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den, Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu’ dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzene, artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Geçmişten bugüne notlarını verdiğiniz bu insanlara, 31 Mart’ta, hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?

“Onlar ‘kanal’ diyor, biz ‘İstanbul’ diyoruz”

Onlar ‘kanal’ diyor, biz ‘İstanbul’ diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar ‘kanal.’ Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. İnanmıyorsunuz değil mi? Allah korusun; sakın ha. Çünkü onlar, Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Şimdi bakın; ne Büyükşehir adayları ‘Kanala karşıyım’ diyebilir ne buradaki ne Silivri’deki ne başka bir yerdeki diyemez. Korkarlar, fırça yerler diye. Öyle değil mi? Onun için, bir yandan ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından, buradan da değil.

Onlar İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı, bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini, kepçeyle geri alıyorlar. Size söz; şart olsun, görevimin son anına kadar, milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millet vereceğiz. Ben, halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyun diye işbaşına getirdiniz; öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz bizim arkamızda durun, bizi desteklemeye devam edin. Ben size layık olmaya devam edeceğim.

5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık, 10 yılda 50 yıla bedel iş yapacağız. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz, 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz, rantçıları tarihe gömün. Bir daha ‘israf, rant’ diyen insanlar, İstanbul’da bir göreve gelemeyecekler. İstanbul’da, bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi, bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı, bağışıklık; bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. 5 yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla, bir avuç insana çalışana, asla oy vermeyin. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi birleştirin.

Birleşe birleşe kazanacağız. Silivri, birleşe birleşe kazanacağız. Particilik zamanı değil. Zaman, birlikte olma zamanı. Zaman, hep birlikte mücadele etme zamanı. Zaman, İstanbul ittifakı zamanı. Zaman, halkçı büyük bir ittifak kurmanın zamanı. Zaman, vicdan ittifakı kurma zamanı. Süreç, partiler ötesi bir süreçtir. Onların gözü, ranttan başka bir şey görmüyor. Biz ise, 16 milyon vicdanlı mert, çalışkan, İstanbul’un muhafızı, milletin ittifakının neferleriyiz. Biz kazanacağız. 31 Mart’ta millet kazanacak. 16 milyon kazanacak. İnşallah mertlik kazanacak, mertlik. Belediyecilik kazanacak. Hep birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

Leyla Zana: Biz Kimsenin Kölesi De Düşmanı Da Değiliz

Yerel seçimler kapsamında Diyarbakır Hazro’da halka seslenen Leyla Zana, “Hiçbir zora başvurmadan toplum içindeki bütün problemleri diyalog kurarak, birlikte akıl yürüterek çözmek mümkündür” dedi ve ekledi:

“Yeter ki duyabilsinler, kadim halkın sesine kulak kabartsınlar. Biz kimsenin kölesi de düşmanı da değiliz. Biz barış içinde, huzur içinde adaletli bir şekilde var olalım, kendimizi koruyalım ve diğer arkadaşlarımıza da  saygı duyalım. Çünkü her halk saygıyı hak ediyor.”

Leyla Zana, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır İl Eşbaşkanları, Büyükşehir belediye eşbaşkan adayları ile seçim çalışmalarına başladı.

Bu kapsamda DEM Parti Hazro seçim bürosunda konuşan Leyla Zana, “Biz bin 400 yıldır, bu inançla ayakta kalmışız. Kürtler hiçbir zaman İslami inancını siyaset malzemesi yapmamıştır. Kendileri ve Allah arasında inancını yaşamıştır. En güzel şeyde o dur ki insan inancını kendisi ve Rabbi arasında bıraksın. İnsan inancını kirli siyasetin emrine sokmamalıdır. Hezro’ya ne zaman gelsem aklıma dedelerimiz gelir.

Medreselerde küçük çocuklarla birlikte sadece ibadet edilirdi. Onlara terbiye, temiz ahlak öğretiyorlardı. Merhamet öğretiyorlardı. Bugün eğer siyaset boğulmuş ise bu söylediklerim yerine getirilmediği içindir. Ahlaktan bahsediyorlar ama ahlak bırakmamışlar. Temiz dilden bahsediyorlar, dillerinden kin akıyor. Barıştan bahsediyorlar ama savaştan başka bir şey yapmıyorlar” dedi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Zana şöyle devam etti: “Hezro ben inanıyorum ki siz hiçbir zaman bizi utandırmadınız bizde hiçbir zaman sizi utandırmadık. Takatimiz olduğu müddetçe hem toplumsal hem de ulusal birlik alanında mücadele etmişiz. Hatırlıyorum. Biz ilk Newroz’u kutladığımızda 150 kişiydik. Bugün milyonlar alanda, bu sizin başarınızdır, sizin gücünüzdür.

Ben inanıyorum ki siz yine misyonunuzu yerine getireceksiniz. Bu bizden irademizi isteyen sistem partileri ancak bize diyorlar ki, ancak siz olmayın, görünmeyin. Bu dönemde siz büyük bir cevap ile iradenize sahip çıkın. Parti kimsenin malı değildir. Halkın emeğiyle kurulmuştur. Halkındır, halkın gençlerinin, kadınlarının emeğiyle kurulmuştur.”

Erdoğan’ın ismini vermeden “Biz milletin hizmetkarıyız” sözlerine atıfta bulunan Zana, “Bu sözü de bizden öğrenmişler. Biz ilk kez konuşmalarımızda bunu kullandık. Ben inanıyorum ki halk kendi iradesine sahip çıkacaktır. Bir kez daha Kürtler olarak el ele, omuz omuza vererek, irademizi bir yapalım. Siz bunu yaparsanız, inanın ki barışın yolu da açılacaktır. Kıymetiniz de olacaktır. Herkes diyecek biz nasıl onların desteğini alabiliriz. Kimse bize diyemez; ‘tıpış tıpış oy kullanacaksınız.’ Onlar diyor ki biz ne söylersek Kürtler arkamızdan gelecek. Ama biz diyoruz ki kimsenin arkasından gitmiyoruz. Birlikte başaracağız” şeklinde konuştu.

Ardından Zana ve beraberindekiler Dedaş mahallesine geçti. Dedaş köyünde il eşbaşkanları, büyükşehir belediye eşbaşkan adayları halkı selamladı. Ardından söz alan Borkayi ailesinden Fahreddin Canbeyi, dini siyasete alet edenleri eleştirerek, halkı kendinden olana sahip çıkmaya çağırdı.

Son olarak konuşan Kürt siyasetçi Leyla Zana ise, “‘Kürtleri kandırabiliriz diyorlar’  onlara artık yeter diyeceğiz. İnsan iradesine sahip çıkarsa Allah’ta ona sahip çıkar. Kendimize, dilimize, onurumuza sahip çıkalım” dedi.

“Ben Kürtçeyi copların vurulduğu anlarda öğrendim, zorlandığım anlarda öğrendim” diyen Zana, “Ama Cengiz Çandar arkadaşımız gönüllülük temellinde öğreniyor. En güzeli gönüllü öğrenmektir. Hiçbir zora başvurmadan toplum içindeki bütün problemleri diyalog kurarak, birlikte akıl yürüterek çözmek mümkündür. Yeter ki duyabilsinler, kadim halkın sesine kulak kabartsınlar. Biz kimsenin kölesi de düşmanı da değiliz. Biz barış içinde, huzur içinde adaletli bir şekilde var olalım, kendimizi koruyalım ve diğer arkadaşlarımıza da  saygı duyalım. Çünkü her halk saygıyı hak ediyor” ifadelerin kullandı.

Gençlere seslenen Zana, “Bundan 50 yıl önce anneleriniz, babalarınız yaşamın nasıl ortaklaşabileceğini yeterince idrak edemediler. Kadın hep aşağılandığı, dört duvar arasında olduğu için yıprandı. Suçlamıyorum ama şimdi ki zaman farklı zaman. Zaman sizlerin zamanıdır” dedi.

İftardan sonra herkesi 1 kişiyi ikna etmek için çalışmaya çıkmaya davet eden Zana, “Bunu başardığımız da bu seçimi kazanmışız, demektir. Sizlere olan güvenimi hiç kaybetmedim. Çünkü siz deryasınız, biz çeşmeyiz. Onun için huzur içinde, paylaşımcı, adaletli bir yaşam. En güzeli olan özgürce bir yaşamda buluşmak üzere hepinize selamlar saygılar sunuyorum” diye konuştu.

Paylaşın

2028’de Cumhurbaşkanı Adayı Olacak Mı? Mansur Yavaş Açıkladı

2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Şu anda bunu konuşmak mümkün değil ama kendi yorumunu yapmış. Onlar cumhurbaşkanlığı düşündüğü için az hizmet etmiş diyorlar” dedi ve ekledi:

“Benim hiç öyle açıklamam olmadı. Ben altılı masa karar verirse olur demiştim. Seçimlerde cumhurbaşkanlığı yardımcısı sıfatıyla katıldığımız mitinglerde ben sadece 12,5 gün izinli oldum ve o ay maaşımı da almadım.”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara adayı Mansur Yavaş, Sözcü TV Özel Röportaj programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yavaş’ın 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soruya verdiği yanıt dikkat çekti.

Yavaş, 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili konuşan ve gelecek seçimlerde İmamoğlu-Yavaş rekabeti mi olacak sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Şu anda bunu konuşmak mümkün değil ama kendi yorumunu yapmış. Onlar cumhurbaşkanlığı düşündüğü için az hizmet etmiş diyorlar. Benim hiç öyle açıklamam olmadı. Ben altılı masa karar verirse olur demiştim. Seçimlerde cumhurbaşkanlığı yardımcısı sıfatıyla katıldığımız mitinglerde ben sadece 12,5 gün izinli oldum ve o ay maaşımı da almadım.”

Ekrem İmamoğlu’na rakip olacak mı?

Yavaş, konuşmasının devamında, “O nedenle rekabet olacak falan diye şimdiden herhalde gönülleri öyle istiyor. Bizim aramızda rekabet falan olmaz. Görevde olduğum sürece Ankara için son dakikaya kadar çalışmamı yapacağım. Tek amacım güzel bir isim bırakmak, Ankara’da” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Fatih Erbakan’dan ‘TV Yasağı’ Açıklaması: Talimat Yukarıdan

Bingöl’de halka seslenen Yeniden Refah Lideri Fatih Erbakan, “Bütün gazeteciler, anketçiler, televizyoncular hatta rakip siyasi partidekiler dahi gece gündüz bizi konuşuyor. ‘Anadolu’da, sahada en güçlü rüzgar Yeniden Refah Partisi rüzgarıdır’ diyor. Televizyonlar bizi çıkartamıyorlar neden çünkü ambargo var. Talimat var” dedi ve ekledi:

“Yeniden Refah Partisi adayları ve Genel Başkanı televizyonlara çıkamıyor. Yasak konulmuş. Gece gündüz Yeniden Refah’tan konuşuyor, stratejisinden bahsediyor. Yeniden Refah Partisi temsilcisini davet edemiyor, ‘siz ne diyorsunuz sizinle ilgili konuşuyoruz, size cevap hakkı doğdu, sizin adınız geçti’ bunu diyemiyor. Bizzat yukarılardan talimat gitmiş ve bugün gazetelere televizyonlara bugün Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkanı ve adaylarının çıkabilmesi mümkün değil.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği Bingöl’de düzenlenen mitingde halka seslendi. Erbakan, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Diyorlar ki efendim Yeniden Refah Partisi bize kaybettiriyor. Ya size biz kaybettirmiyoruz, size kaybettiren İsrail’le ticarete devam etmeniz. Size kaybettiren 22 yıldır borç faiz zam vergi ekonomisidir. Size kaybettiren emekli asgari ücretle dar gelirliyi içine düşürdüğünüz durumdur. Size kaybettiren 22 senedir uyguladığınız belediyecilik anlayışınızdır. Biz size kaybettirmiyoruz. Siz bu yanlışlardan dönmediğiniz için milletimiz Yeniden Refah’a koşuyor ve Yeniden Refah inşallah gümbür gümbür iktidara doğru yürüyor.

“Bizzat yukarılardan talimat gitmiş”

Bütün gazeteciler, anketçiler, televizyoncular hatta rakip siyasi partidekiler dahi gece gündüz bizi konuşuyor. ‘Anadolu’da, sahada en güçlü rüzgar Yeniden Refah Partisi rüzgarıdır’ diyor. Televizyonlar bizi çıkartamıyorlar neden çünkü ambargo var. Talimat var. Yeniden Refah Partisi adayları ve Genel Başkanı televizyonlara çıkamıyor. Yasak konulmuş. Gece gündüz Yeniden Refah’tan konuşuyor, stratejisinden bahsediyor.

Yeniden Refah Partisi temsilcisini davet edemiyor, ‘siz ne diyorsunuz sizinle ilgili konuşuyoruz, size cevap hakkı doğdu, sizin adınız geçti’ bunu diyemiyor. Bizzat yukarılardan talimat gitmiş ve bugün gazetelere televizyonlara bugün Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkanı ve adaylarının çıkabilmesi mümkün değil. Buradan Bingöl’den bunu ilan ediyorum. Televizyonlara çıkmamızı engelleyebilirler ancak milletimizin gönlüne girmemizi engelleyemeyecekler.”

Paylaşın

Türkiye’de Yaşlıların Yüzde 64’ü Mutlu

Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5, mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.

Haber Merkezi / Mutluluk kaynağı olarak sağlık 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 82,0 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 12,0 ile sevgi, yüzde 2,9 ile başarı ve yüzde 2,4 ile para izledi. Erkekler için yüzde 78,5 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 13,3 ile sevgi, yüzde 4,0 ile başarı ve yüzde 3,2 ile para izledi. Kadınlar için yüzde 84,7 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 11,0 ile sevgi, yüzde 2,0 ile başarı ve yüzde 1,8 ile para izledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması 2023” kamuoyuyla paylaşıldı. Buna göre; Hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım vb. kronik (süreğen) hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 78,7 oldu.

Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler içinde kronik hastalığının günlük faaliyetlerini; ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı yüzde 32,3, ciddi ölçüde kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 55,2 ve kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 12,5 oldu.

Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, kronik hastalığı olan kişilerin oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 83,0 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 46,6 oldu. Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en az olduğu bölgenin yüzde 74,9 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 30,2 oldu.

İşlevsel zorluk çeken (çok zorlanan ya da hiç yapamayan) 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının %10,1, duymada zorluk çekenlerin oranının yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranının ise yüzde 2,2 olduğu görüldü. Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı %27,1, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7, yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çekenlerin oranı ise yüzde 13,8 oldu.

Görmede zorluk çeken 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 8,4 iken kadınların oranı yüzde 11,4 oldu. Duymada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 10,0 iken kadınların oranı yüzde 11,0, konuşmada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 2,0 iken kadınların oranı yüzde 2,3 oldu.

Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 18,2 iken kadınların oranı yüzde 34,3, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 19,9 iken kadınların oranı yüzde 37,5 oldu. Yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 8,7 iken kadınların oranı yüzde 18,0 oldu.

İşlevsel zorluk çeken 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin yüzde 18,4 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Duymada zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin yüzde 15,4 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, konuşmada zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin ise yüzde 4,6 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Genel sağlık durumunu iyi olarak belirten 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 32,4 iken çok iyi olarak belirtenlerin oranı yüzde 2,5 oldu. Sağlık durumunu orta olarak belirten kişilerin oranı yüzde 45,9 iken kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 16,9 ve çok kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 2,4 oldu.

Genel sağlık durumunu iyi olarak belirten 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,4 iken çok iyi olarak belirtenlerin oranı yüzde 1,3 oldu. Sağlık durumunu orta olarak belirten kişilerin oranı yüzde 48,7 iken kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 24,6 ve çok kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 4,1 oldu.

Engelli sağlık kurulu raporu olan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 7,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 8,7 oldu. Engelli sağlık kurulu raporu olan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin ve kadınların oranının yüzde 8,7 ile aynı olduğu görüldü.

Engelli sağlık kurulu raporu olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 77,6’sının kronik hastalık, yüzde 48,7’sinin ortopedik, yüzde 23,0’ının görme, yüzde 15,2’sinin işitme, yüzde 11,7,’sinin zihinsel, yüzde 10,0’ının dil ve konuşma, yüzde 7,6’sının ruhsal ve duygusal ve yüzde 1,4’ünün diğer nedenler ile engelli sağlık kurulu raporu olduğu görüldü.

Her gün veya hemen hemen her gün fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,5 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 18,3 oldu. Her gün veya hemen hemen her gün fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 25,5 iken kadınların oranı yüzde 12,5 oldu.

Hiçbir zaman fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 51,4 oldu. Erkeklerin oranı yüzde 43,3 iken kadınların oranı yüzde 57,8 oldu. Hiçbir zaman fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 66,2’sinin sağlık nedeniyle yapamadığı görüldü. Bu oran erkekler için yüzde 58,0, kadınlar için ise yüzde 71,1 oldu.

Her gün tütün mamulü kullanan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 11,3 oldu. Her gün tütün mamulü kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 20,0 iken kadınların oranı yüzde 4,3 oldu.

Hiç tütün mamulü kullanmamış olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 65,6 iken bu oranın erkeklerde yüzde 37,6, kadınlarda yüzde 88,0 olduğu görüldü. Daha önce tütün mamulü kullanmış olup kullanmayı bırakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,0 iken bu oranın erkeklerde yüzde 39,4, kadınlarda yüzde 6,4 olduğu görüldü.

En az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi, yüzde 10,4’ünün kiracı ve yüzde 7,7’sinin lojmanda yaşadığı ya da ev sahibi olmayıp kira ödemediği görüldü. İBBS 1. Düzeye göre en az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan haneler içinde ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu bölgenin ise yüzde 74,1 ile İstanbul olduğu görüldü.

Yalnızken kendini güvende hisseden yaşlı oranı yüzde 86,6

Evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,6 iken bu oran erkeklerde yüzde 91,3, kadınlarda ise yüzde 82,9 oldu. Evde yalnızken kendini güvende hissetmeyen ya da kısmen güvende hisseden kişilerin oranı yüzde 13,4 iken bu oran erkeklerde yüzde 8,7, kadınlarda ise yüzde 17,1 oldu.

İBBS 1. Düzeye göre evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranının yüzde 92,5 ile en fazla Batı Marmara Bölgesinde olduğu görüldü. Bu bölgede evde yalnızken kendini güvende hissetme oranı erkeklerde yüzde 94,9, kadınlarda ise yüzde 90,4 oldu.

Evde yalnızken kendini güvende hisseden kişilerin oranının yüzde 75,0 ile en az Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olduğu görüldü. Bu bölgede evde yalnızken kendini güvende hissetme oranı erkeklerde yüzde 82,9, kadınlarda ise yüzde 69,2 oldu.

Son 12 ay içinde konutun içinde ya da dışında düşen 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 17,5 iken bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 24,0 oldu. Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 19,1 iken kadınların oranı yüzde 28,0 oldu.

Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 32,2 ile en fazla sokakta yürürken ya da karşıdan karşıya geçerken düştüğü görüldü. Düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 29,0’ının odada ya da salonda, yüzde 17,6’sının banyo ya da tuvalette, yüzde 13,8’inin konutun dışında herhangi bir binada, yüzde 12,6’sının merdivende, yüzde 8,7’sinin ise yataktan kalkarken ya da yatağa yatarken düştüğü görüldü. Düşen kişilerin yüzde %7,4’ünün mutfakta, yüzde 6,1’inin balkonda, yüzde 4,2’sinin taşıta binerken ya da taşıttan inerken ve yüzde 1,9’unun diğer yerlerde düştüğü görüldü.

Yalnız yaşayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 20,4 iken eşiyle yaşayan kişilerin oranı yüzde 35,8, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan kişilerin oranı yüzde 17,0, eşi ve çocuklarıyla yaşayan kişilerin oranı ise yüzde 13,1 oldu.

Yalnız yaşayan erkeklerin oranı yüzde 11,9 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 46,5, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 19,1, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 6,2 oldu. Yalnız yaşayan kadınların oranı yüzde 27,2 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 27,3, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 8,4, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oyüzde ranı %25,7 oldu.

Lawton-Brody Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğinde yer alan bileşenler kapsamında kişilerin günlük aktiviteleri yapabilme durumları incelendiğinde, 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 85,7’sinin telefon kullanabildiği, yüzde 55,1’inin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 61,1’inin yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,6’sının ev temizliği yapabildiği görüldü. Kişilerin yüzde 72,8’sinin çamaşır yıkayabildiği, yüzde 76,3’ünün yolculuk yapabildiği, yüzde %85,5’inin ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 74,0’ının parasal işlerini yapabildiği görüldü.

Erkeklerin yüzde 91,2’sinin telefon kullanabildiği, yüzde 71,7’sinin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 57,0’ının yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,7’sinin ev temizliği yapabildiği görüldü. Erkeklerin yüzde 68,0’sının çamaşır yıkayabildiği, yüzde 86,0’ının yolculuk yapabildiği, yüzde 88,5’inin ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 87,5’inin parasal işlerini yapabildiği görüldü.

Kadınların yüzde 81,3’ünün telefon kullanabildiği, yüzde 41,7’sinin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 64,3’ünün yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,5’inin ev temizliği yapabildiği görüldü. Kadınların yüzde 76,7’sinin çamaşır yıkayabildiği, yüzde 68,6’sının yolculuk yapabildiği, yüzde 83,3’ünün ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 63,2’sinin parasal işlerini yapabildiği görüldü.

KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğinde yer alan bileşenler kapsamında kişilerin günlük aktiviteleri yapabilme durumları incelendiğinde, 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin, yüzde 86,5’inin kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 89,5’inin kendi başına giyinebildiği, yüzde 92,1’inin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Kişilerin yüzde 92,1’inin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 83,1’inin tuvaletini tutabildiği, yüzde 95,2’sinin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Erkeklerin yüzde 90,9’unun kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 92,4’ünün kendi başına giyinebildiği, yüzde 94,5’inin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Erkeklerin, yüzde 94,5’inin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 87,0’ının tuvaletini tutabildiği, yüzde 96,2’sinin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Kadınların yüzde 82,9’unun kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 87,3’ünün kendi başına giyinebildiği, yüzde 90,2’sinin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Kadınların, yüzde 90,2’sinin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 80,1’inin tuvaletini tutabildiği, yüzde 94,5’inin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Akıllı cep telefonu kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 52,7 iken tuşlu cep telefonu kullanan kişilerin oranı yüzde 32,0, bilgisayar kullananların oranı yüzde 6,0, tablet kullananların oranı yüzde 3,9 oldu. Akıllı cep telefonu kullanan erkeklerin oranı yüzde 60,8, kadınların oranı yüzde 46,2 iken tuşlu cep telefon kullanan erkeklerin oranı yüzde 31,1, kadınların oranı ise yüzde 32,6 oldu. Bilgisayar kullanan erkeklerin oranı yüzde 8,9, kadınların oranı yüzde 3,6 iken tablet kullanan erkeklerin oranı yüzde 5,1, kadınların oranı ise yüzde 2,9 oldu.

Haber ve tartışma programlarını izleyen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 44,1 iken TV dizilerini seyredenlerin oranı yüzde 21,6, gündüz kuşağı programlarını seyreden kişilerin oranı yüzde 15,6 ve belgesel programlarını seyreden kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Yarışma programlarını seyredenlerin oranı yüzde 3,5, spor programlarını seyredenlerin oranı yüzde 2,4, müzik programlarını seyredenlerin oranı yüzde 1,4, diğer programları seyredenlerin oranı yüzde 0,3 iken TV izlemeyenlerin oranı yüzde 6,1 oldu.

TV programları içinde 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin en fazla yüzde 69,0 ile haber ve tartışma programlarını, kadınların ise en fazla yüzde 32,5 ile TV dizilerini, yüzde 26,4 ile gündüz kuşağı programlarını ve yüzde 23,4 ile haber ve tartışma programlarını seyrettikleri görüldü.

Geçmişe mutlulukla bakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 71,1 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 74,5 iken kadınlar için yüzde 68,3 oldu. Toplumun yaşlı bireylerin deneyimlerinden faydalanması gerekir ifadesine katılan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 81,9 oldu. Bu ifadeye katılan erkeklerin oranı yüzde 84,4 iken kadınların oranı yüzde 79,9 oldu.

Acil durumda yardım isteyebileceği biri olan 65 ve daha fazla yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,7 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 87,7 iken kadınlar için yüzde 85,9 oldu. İleri yaş döneminde 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 54,6’sı evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı tercih edeceğini belirtti. Bu yaş grubundaki kişilerin yüzde 24,2’si oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 5,9’u ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti.

İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde, bu kişilerin yüzde 51,9’u evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı, yüzde 29,6’sı oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 5,1’i ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti.

İleri yaş döneminde yaşam tercihleri incelenen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin yüzde 55,7’si evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı, yüzde 23,2’si oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 6,4’ü ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti. Kadınlarda bu oranlar sırasıyla yüzde 48,8, yüzde 34,8 ve yüzde 4,1 oldu.

İleri yaş döneminde huzurevinde kalmayı tercih eden 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 41,3’ü çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 26,5’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 10,6’sı bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Huzurevinde kalmayı tercih eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 39,0’ı çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 27,1’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 10,4’ü bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Erkeklerin yüzde 39,2’si çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 27,4’ü huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 11,0’ı çocuklarının/gelininin/damadının kendisiyle birlikte yaşamak istemeyebileceğini belirtti. Kadınların yüzde 38,8’i çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 26,8’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 11,9’u bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Son seçimlerde oy kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 91,3 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 94,3 iken kadınlar için yüzde 88,9 oldu. Torunu olup bakımıyla ilgilenen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 9,7 iken bu oran erkekler için yüzde 8,8, kadınlar için yüzde 10,3 oldu. Torunu olup bakımıyla ilgilenen kişilerden, yüzde 64,4’ü her gün, yüzde 12,9’u hafta içi her gün, yüzde 10,6’sı bazen, yüzde 7,8’i hafta içi birkaç gün ve yüzde 4,2’si hafta sonu torun bakımıyla ilgilendi.

Erkeklerin yüzde 59,1’inin her gün, yüzde 13,6’sının hafta içi her gün ve bazen, yüzde 8,5’inin hafta içi birkaç gün ve yüzde 5,2’sinin hafta sonu torun baktığı görüldü. Kadınların yüzde 68,0’ının her gün, yüzde 12,5’inin hafta içi her gün, yüzde 8,7’sinin bazen, yüzde 7,3’ünün hafta içi birkaç gün ve yüzde 3,6’sının hafta sonu torun baktığı görüldü.

Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.

Mutluluk kaynağı olarak sağlık 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 82,0 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 12,0 ile sevgi, yüzde 2,9 ile başarı ve yüzde 2,4 ile para izledi. Erkekler için yüzde 78,5 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 13,3 ile sevgi, yüzde 4,0 ile başarı ve yüzde 3,2 ile para izledi. Kadınlar için yüzde 84,7 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 11,0 ile sevgi, yüzde 2,0 ile başarı ve yüzde 1,8 ile para izledi.

Ücretsiz ulaşım hakkından faydalanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 38,2 iken bu oran erkekler için yüzde 42,9, kadınlar için yüzde 34,4 oldu.

Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 16,4 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 10,5, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 26,9 oldu. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6 oldu.

Son 12 ay içinde evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 2,5 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 1,1, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı %1,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 3,1 oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP Ve DEM Parti’ye Gözdağı: Yargı Takip Ediyor

Karabük’te halka seslenen Erdoğan, CHP ve DEM partiyi “kirli ittifak” olmakla suçlayarak, “Pek çok yerde belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini, tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler” dedi ve ekledi:

“Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareler ortaya çıkmaya başladı.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Karabük mitinginde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle oldu:

“Emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıları çözmek boynumuzun borcu. Bazıları meydanlarda söz verip göreve gelince unutmasını iyi bilirler. Biz ise yapmakla mesulüz. Tüm hazırlıklarımızı yapıp öyle konuşacağız. Aksi takdirde ötekilerden farkımız kalmaz. Ülkemizin son yıllarda geçirdiği badireleri biliyorsunuz. Üstüne bir de asrın felaketi depremler oldu. Ekonomimize faturası 104 milyar dolar. İstanbul başta olmak üzere risk altındaki şehirlerimizin süratle depreme hazırlanması gerekiyor.

1 trilyondan fazla kaynak aktardık. Enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayınca bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. Refah kayıplarını fazlasıyla telafi edeceğiz. Ülkemizde seçim dönemleri, her kademedeki yöneticilerin belirlendiği demokrasi şölenleri olmaktan öte anlamlara sahiptir. Kimin kimin yanında durduğunu gösteren bir sınamadır.

“Tek parti faşizminin…”

Bu ucube ittifaktan geriye masanın gizli ortağı DEM’le bir türlü adını koyamadıkları tuhaf bir ilişki kaldı. Pek çok yerde belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini, tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler.

Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareler ortaya çıkmaya başladı. Ülkenin gündemi deprem bunların umurunda değil. Hatta depremzedelere hakaret ederek gerçek karakterlerini sergiliyorlar.

Ülkenin gündemi sınırlarımızın terörden arındırılması ama bunların umurunda değil. Artık ortaklarına yaranmak için utanmasalar terör örgütüne militan yazılıp ideolojik eğitime girecekler. Ülkenin gündemi çalışanların refah kaybının telafisi ama bunların umurunda değil. Şimdi bir de oraya deste deste valiz valiz para görüntüleri ortaya çıktı. Demokrasinin güzel tarafı medya, sosyal medya, uluslararası medya ne derse desin son sözü sandığın söylemesi, son noktayı milli iradenin koymasıdır.”

Paylaşın

İstanbul Seçimleri: “Demirtaş, Devreye Girebilir” İddiası

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın İstanbul için devreye girebileceği öne sürüldü.

Selahattin Demirtaş, 2023 Genel Seçimleri’nin hemen ardından aktif siyaseti bıraktığını açıklamıştı. Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını açıklamış ardından da vazgeçtiğini duyurmuştu.

Medyascope‘tan Ferit Aslan’ın haberine göre; Selahattin Demirtaş, seçimlere iki-üç gün kala sosyal medya hesabından açıklama yayımlayabilir ya da demeç vererek devreye girebilir. Kulislere göre Demirtaş, DEM Parti İstanbul adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’yi destek açıklayabilir.

Demirtaş, eşi Başak Demirtaş için sessizliğini bozmuştu

Demirtaş, 2023 Genel Seçimleri’nin hemen ardından aktif siyaseti bıraktığını açıklamıştı. Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını açıklamış ardından da vazgeçtiğini duyurmuştu.

Başak Demirtaş yaptığı açıklamada, “Gelinen aşamada benim İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da Partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız. Tüm halkımız ve partililerimiz bilmeli ki bütün kararlar Partimizle tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde alınmıştır” demişti.

Selahattin Demirtaş da yaptığı açıklamada, “Başak Hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin. Halkımız bize güvensin, ne yaptığımızı biliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Selahattin Demirtaş, Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığına isminin geçmesiyle ortaya atılan AKP ile iş birliği iddialarına tepki göstererek “Şu son yirmi günde yaşanan tartışmalara bile bakarak maalesef ki şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; Türkiye’de artık siyaset değil ‘tüccarlık’ yapılıyor” demişti. Demirtaş, tüm partilerin birbirleriyle görüşmesi gerektiğine de vurgu yapmıştı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İktidara Rest: Topunuz Gelin

Bakanların AK Parti’nin seçim çalışmalarına katılması değerlendiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Eskiden Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir, bürokrasiden insanlar atanırdı ki hak, hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye…” dedi ve ekledi:

“Demokrasiye bak, gitti! 17-20 tane bakan, topunuz gelin ne olacak! Dükkan gezerek oy istiyorsun. Yazık, üzülüyorum. Zor durumda, Allah yardımcısı olsun. Talimat gelmiş ne yapsın, yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Üzülüyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Cendere Yaşam Vadisi 1. ve 2. Etap Gezisi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu, açıklamasında, “Temel amacımız Türkiye’de siyasetçi olmanın, kamu yöneticisi olmanın, seçilmiş ya da atanmış kim olursa olsun, millete ait olmanın, milletin parasıyla iş yapıyor olmanın hassasiyetiyle yürünmesi. Yoksa biz ne bir parti devletiyiz ne de bir parti belediyesiyiz…” ifadelerini kullandı.

“Seçimi kazanmanız durumunda bu Türkiye’ye nasıl bir mesaj olacak?” şeklindeki bir soruya İmamoğlu, “Gayet güzel bir mesaj olacak. İçi demokrasi dolu, milletin dediği olur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cevabını verdi.

AK Parti’nin İstanbul başkan adayı Murat Kurum’un “İstanbul depreme hazır değil?” yorumlarına ilişkin İmamoğlu, “Sanki Ekrem’in elinde sihirli değnek var. Siz 99 depreminden bu yana 20 senedir bu şehri yönetiyorsunuz, bunun 17 senesinde iktidarsınız, Türkiye’yi yönetiyorsunuz, hiçbir şey yapmadınız. Beni kötüleyerek kendini kötülüyor acemi aday. Onun için birlikte düzeltelim diyoruz” ifadelerini kullandı.

31 Mart seçimlerine ilişkin mesaj veren Ekrem İmamoğlu, “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı. Bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi… Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse hukuk ve adalet kendine gelecek” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın AK Parti’nin seçim çalışmalarına katılması da sorulan İmamoğlu, şunları kaydetti: “Eskiden Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir, bürokrasiden insanlar atanırdı ki hak, hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye… Demokrasiye bak, gitti! 17-20 tane bakan, topunuz gelin ne olacak! Dükkan gezerek oy istiyorsun. Yazık, üzülüyorum. Zor durumda, Allah yardımcısı olsun. Talimat gelmiş ne yapsın, yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Üzülüyorum.”

Murat Kurum’a yanıt: Herkes bir gün doğru yolu buluyor

Bir gazetecinin “Murat Kurum 5 yılda 65 kilometre metro yapıldığını itiraf etti” şeklindeki sorusuna İmamoğlu, “Herkes bir gün doğru yolu buluyor, bulacak. Yüzde 87’yi tutturdu, 65 kilometreyi hesaplayabildi” cevabını verdi. Murat Kurum’a desteğini açıklayan eski Başbakan Tansu Çiller’e de tepkisini gösteren İmamoğlu, Tansu Çiller’in Sarıyer’de imara açılan arazisine karşı İBB tarafından yapılan itirazın olumlu sonuçlandığını ve imar izninin iptal edildiğini de duyurdu.

Paylaşın