Türkiye’de Yaşlıların Yüzde 64’ü Mutlu

Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5, mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.

Haber Merkezi / Mutluluk kaynağı olarak sağlık 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 82,0 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 12,0 ile sevgi, yüzde 2,9 ile başarı ve yüzde 2,4 ile para izledi. Erkekler için yüzde 78,5 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 13,3 ile sevgi, yüzde 4,0 ile başarı ve yüzde 3,2 ile para izledi. Kadınlar için yüzde 84,7 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 11,0 ile sevgi, yüzde 2,0 ile başarı ve yüzde 1,8 ile para izledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması 2023” kamuoyuyla paylaşıldı. Buna göre; Hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, kanser, böbrek yetmezliği, inme-felç, hepatit, astım vb. kronik (süreğen) hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 78,7 oldu.

Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler içinde kronik hastalığının günlük faaliyetlerini; ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı yüzde 32,3, ciddi ölçüde kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 55,2 ve kısıtlamadığını belirtenlerin oranı yüzde 12,5 oldu.

Kronik hastalığı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, kronik hastalığı olan kişilerin oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 83,0 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 46,6 oldu. Kronik hastalığı olan kişilerin oranının en az olduğu bölgenin yüzde 74,9 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgede kronik hastalığının günlük faaliyetlerini ciddi ölçüde kısıtladığını belirtenlerin oranı ise yüzde 30,2 oldu.

İşlevsel zorluk çeken (çok zorlanan ya da hiç yapamayan) 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının %10,1, duymada zorluk çekenlerin oranının yüzde 10,6, konuşmada zorluk çekenlerin oranının ise yüzde 2,2 olduğu görüldü. Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çekenlerin oranı %27,1, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çekenlerin oranı yüzde 29,7, yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çekenlerin oranı ise yüzde 13,8 oldu.

Görmede zorluk çeken 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 8,4 iken kadınların oranı yüzde 11,4 oldu. Duymada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 10,0 iken kadınların oranı yüzde 11,0, konuşmada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 2,0 iken kadınların oranı yüzde 2,3 oldu.

Yürüme, merdiven çıkma veya inmede zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 18,2 iken kadınların oranı yüzde 34,3, bir şeyler taşıma veya tutmada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 19,9 iken kadınların oranı yüzde 37,5 oldu. Yaşıtlarına göre öğrenme, basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplamada zorluk çeken erkeklerin oranı yüzde 8,7 iken kadınların oranı yüzde 18,0 oldu.

İşlevsel zorluk çeken 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, görmede zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin yüzde 18,4 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Duymada zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin yüzde 15,4 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, konuşmada zorluk çeken kişilerin oranının en yüksek olduğu bölgenin ise yüzde 4,6 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Genel sağlık durumunu iyi olarak belirten 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 32,4 iken çok iyi olarak belirtenlerin oranı yüzde 2,5 oldu. Sağlık durumunu orta olarak belirten kişilerin oranı yüzde 45,9 iken kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 16,9 ve çok kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 2,4 oldu.

Genel sağlık durumunu iyi olarak belirten 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,4 iken çok iyi olarak belirtenlerin oranı yüzde 1,3 oldu. Sağlık durumunu orta olarak belirten kişilerin oranı yüzde 48,7 iken kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 24,6 ve çok kötü olarak belirtenlerin oranı yüzde 4,1 oldu.

Engelli sağlık kurulu raporu olan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 7,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 8,7 oldu. Engelli sağlık kurulu raporu olan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin ve kadınların oranının yüzde 8,7 ile aynı olduğu görüldü.

Engelli sağlık kurulu raporu olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 77,6’sının kronik hastalık, yüzde 48,7’sinin ortopedik, yüzde 23,0’ının görme, yüzde 15,2’sinin işitme, yüzde 11,7,’sinin zihinsel, yüzde 10,0’ının dil ve konuşma, yüzde 7,6’sının ruhsal ve duygusal ve yüzde 1,4’ünün diğer nedenler ile engelli sağlık kurulu raporu olduğu görüldü.

Her gün veya hemen hemen her gün fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,5 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 18,3 oldu. Her gün veya hemen hemen her gün fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 25,5 iken kadınların oranı yüzde 12,5 oldu.

Hiçbir zaman fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 51,4 oldu. Erkeklerin oranı yüzde 43,3 iken kadınların oranı yüzde 57,8 oldu. Hiçbir zaman fiziksel aktivite, egzersiz veya spor yapamayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 66,2’sinin sağlık nedeniyle yapamadığı görüldü. Bu oran erkekler için yüzde 58,0, kadınlar için ise yüzde 71,1 oldu.

Her gün tütün mamulü kullanan 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,6 oldu. Bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 11,3 oldu. Her gün tütün mamulü kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 20,0 iken kadınların oranı yüzde 4,3 oldu.

Hiç tütün mamulü kullanmamış olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 65,6 iken bu oranın erkeklerde yüzde 37,6, kadınlarda yüzde 88,0 olduğu görüldü. Daha önce tütün mamulü kullanmış olup kullanmayı bırakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 21,0 iken bu oranın erkeklerde yüzde 39,4, kadınlarda yüzde 6,4 olduğu görüldü.

En az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan hanelerin yüzde 81,8’inin ev sahibi, yüzde 10,4’ünün kiracı ve yüzde 7,7’sinin lojmanda yaşadığı ya da ev sahibi olmayıp kira ödemediği görüldü. İBBS 1. Düzeye göre en az bir 65 ve daha yukarı yaşta fert bulunan haneler içinde ev sahibi olanların oranının en fazla olduğu bölgenin yüzde 91,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, en az olduğu bölgenin ise yüzde 74,1 ile İstanbul olduğu görüldü.

Yalnızken kendini güvende hisseden yaşlı oranı yüzde 86,6

Evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,6 iken bu oran erkeklerde yüzde 91,3, kadınlarda ise yüzde 82,9 oldu. Evde yalnızken kendini güvende hissetmeyen ya da kısmen güvende hisseden kişilerin oranı yüzde 13,4 iken bu oran erkeklerde yüzde 8,7, kadınlarda ise yüzde 17,1 oldu.

İBBS 1. Düzeye göre evde yalnızken kendini güvende hisseden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranının yüzde 92,5 ile en fazla Batı Marmara Bölgesinde olduğu görüldü. Bu bölgede evde yalnızken kendini güvende hissetme oranı erkeklerde yüzde 94,9, kadınlarda ise yüzde 90,4 oldu.

Evde yalnızken kendini güvende hisseden kişilerin oranının yüzde 75,0 ile en az Güneydoğu Anadolu Bölgesinde olduğu görüldü. Bu bölgede evde yalnızken kendini güvende hissetme oranı erkeklerde yüzde 82,9, kadınlarda ise yüzde 69,2 oldu.

Son 12 ay içinde konutun içinde ya da dışında düşen 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 17,5 iken bu oran 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 24,0 oldu. Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 19,1 iken kadınların oranı yüzde 28,0 oldu.

Konutun içinde ya da dışında düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 32,2 ile en fazla sokakta yürürken ya da karşıdan karşıya geçerken düştüğü görüldü. Düşen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 29,0’ının odada ya da salonda, yüzde 17,6’sının banyo ya da tuvalette, yüzde 13,8’inin konutun dışında herhangi bir binada, yüzde 12,6’sının merdivende, yüzde 8,7’sinin ise yataktan kalkarken ya da yatağa yatarken düştüğü görüldü. Düşen kişilerin yüzde %7,4’ünün mutfakta, yüzde 6,1’inin balkonda, yüzde 4,2’sinin taşıta binerken ya da taşıttan inerken ve yüzde 1,9’unun diğer yerlerde düştüğü görüldü.

Yalnız yaşayan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 20,4 iken eşiyle yaşayan kişilerin oranı yüzde 35,8, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayan kişilerin oranı yüzde 17,0, eşi ve çocuklarıyla yaşayan kişilerin oranı ise yüzde 13,1 oldu.

Yalnız yaşayan erkeklerin oranı yüzde 11,9 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 46,5, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 19,1, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oranı yüzde 6,2 oldu. Yalnız yaşayan kadınların oranı yüzde 27,2 iken eşiyle yaşayanların oranı yüzde 27,3, eşi ve çocuklarıyla yaşayanların oranı yüzde 8,4, oğlu/gelini, kızı/damadı ve torunlarıyla yaşayanların oyüzde ranı %25,7 oldu.

Lawton-Brody Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğinde yer alan bileşenler kapsamında kişilerin günlük aktiviteleri yapabilme durumları incelendiğinde, 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 85,7’sinin telefon kullanabildiği, yüzde 55,1’inin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 61,1’inin yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,6’sının ev temizliği yapabildiği görüldü. Kişilerin yüzde 72,8’sinin çamaşır yıkayabildiği, yüzde 76,3’ünün yolculuk yapabildiği, yüzde %85,5’inin ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 74,0’ının parasal işlerini yapabildiği görüldü.

Erkeklerin yüzde 91,2’sinin telefon kullanabildiği, yüzde 71,7’sinin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 57,0’ının yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,7’sinin ev temizliği yapabildiği görüldü. Erkeklerin yüzde 68,0’sının çamaşır yıkayabildiği, yüzde 86,0’ının yolculuk yapabildiği, yüzde 88,5’inin ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 87,5’inin parasal işlerini yapabildiği görüldü.

Kadınların yüzde 81,3’ünün telefon kullanabildiği, yüzde 41,7’sinin alışverişini kendi yapabildiği, yüzde 64,3’ünün yemeğini kendi hazırlayabildiği, yüzde 76,5’inin ev temizliği yapabildiği görüldü. Kadınların yüzde 76,7’sinin çamaşır yıkayabildiği, yüzde 68,6’sının yolculuk yapabildiği, yüzde 83,3’ünün ilaçlarını kendi başına kullanabildiği, yüzde 63,2’sinin parasal işlerini yapabildiği görüldü.

KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeğinde yer alan bileşenler kapsamında kişilerin günlük aktiviteleri yapabilme durumları incelendiğinde, 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin, yüzde 86,5’inin kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 89,5’inin kendi başına giyinebildiği, yüzde 92,1’inin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Kişilerin yüzde 92,1’inin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 83,1’inin tuvaletini tutabildiği, yüzde 95,2’sinin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Erkeklerin yüzde 90,9’unun kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 92,4’ünün kendi başına giyinebildiği, yüzde 94,5’inin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Erkeklerin, yüzde 94,5’inin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 87,0’ının tuvaletini tutabildiği, yüzde 96,2’sinin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Kadınların yüzde 82,9’unun kendi başına banyo yapabildiği, yüzde 87,3’ünün kendi başına giyinebildiği, yüzde 90,2’sinin kendi başına tuvaletini yapabildiği görüldü. Kadınların, yüzde 90,2’sinin kendi başına yataktan kanepeye geçebildiği, yüzde 80,1’inin tuvaletini tutabildiği, yüzde 94,5’inin yemeği kendi başına yiyebildiği görüldü.

Akıllı cep telefonu kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 52,7 iken tuşlu cep telefonu kullanan kişilerin oranı yüzde 32,0, bilgisayar kullananların oranı yüzde 6,0, tablet kullananların oranı yüzde 3,9 oldu. Akıllı cep telefonu kullanan erkeklerin oranı yüzde 60,8, kadınların oranı yüzde 46,2 iken tuşlu cep telefon kullanan erkeklerin oranı yüzde 31,1, kadınların oranı ise yüzde 32,6 oldu. Bilgisayar kullanan erkeklerin oranı yüzde 8,9, kadınların oranı yüzde 3,6 iken tablet kullanan erkeklerin oranı yüzde 5,1, kadınların oranı ise yüzde 2,9 oldu.

Haber ve tartışma programlarını izleyen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 44,1 iken TV dizilerini seyredenlerin oranı yüzde 21,6, gündüz kuşağı programlarını seyreden kişilerin oranı yüzde 15,6 ve belgesel programlarını seyreden kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Yarışma programlarını seyredenlerin oranı yüzde 3,5, spor programlarını seyredenlerin oranı yüzde 2,4, müzik programlarını seyredenlerin oranı yüzde 1,4, diğer programları seyredenlerin oranı yüzde 0,3 iken TV izlemeyenlerin oranı yüzde 6,1 oldu.

TV programları içinde 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin en fazla yüzde 69,0 ile haber ve tartışma programlarını, kadınların ise en fazla yüzde 32,5 ile TV dizilerini, yüzde 26,4 ile gündüz kuşağı programlarını ve yüzde 23,4 ile haber ve tartışma programlarını seyrettikleri görüldü.

Geçmişe mutlulukla bakan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 71,1 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 74,5 iken kadınlar için yüzde 68,3 oldu. Toplumun yaşlı bireylerin deneyimlerinden faydalanması gerekir ifadesine katılan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 81,9 oldu. Bu ifadeye katılan erkeklerin oranı yüzde 84,4 iken kadınların oranı yüzde 79,9 oldu.

Acil durumda yardım isteyebileceği biri olan 65 ve daha fazla yaştaki kişilerin oranı yüzde 86,7 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 87,7 iken kadınlar için yüzde 85,9 oldu. İleri yaş döneminde 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 54,6’sı evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı tercih edeceğini belirtti. Bu yaş grubundaki kişilerin yüzde 24,2’si oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 5,9’u ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti.

İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde, bu kişilerin yüzde 51,9’u evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı, yüzde 29,6’sı oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 5,1’i ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti.

İleri yaş döneminde yaşam tercihleri incelenen 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin yüzde 55,7’si evde bakım hizmeti/gündüzlü bakım hizmeti alarak evinde kalmayı, yüzde 23,2’si oğlunun/kızının yanında kalmayı, yüzde 6,4’ü ise huzurevine gitmeyi tercih edeceğini belirtti. Kadınlarda bu oranlar sırasıyla yüzde 48,8, yüzde 34,8 ve yüzde 4,1 oldu.

İleri yaş döneminde huzurevinde kalmayı tercih eden 50 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 41,3’ü çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 26,5’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 10,6’sı bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Huzurevinde kalmayı tercih eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 39,0’ı çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 27,1’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 10,4’ü bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Erkeklerin yüzde 39,2’si çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 27,4’ü huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 11,0’ı çocuklarının/gelininin/damadının kendisiyle birlikte yaşamak istemeyebileceğini belirtti. Kadınların yüzde 38,8’i çocuklarına yük olmak istemediğini, yüzde 26,8’i huzurevindeki imkanların daha iyi olduğunu, yüzde 11,9’u bakacak kimsenin olmayacağını belirtti.

Son seçimlerde oy kullanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 91,3 oldu. Bu oran erkekler için yüzde 94,3 iken kadınlar için yüzde 88,9 oldu. Torunu olup bakımıyla ilgilenen 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 9,7 iken bu oran erkekler için yüzde 8,8, kadınlar için yüzde 10,3 oldu. Torunu olup bakımıyla ilgilenen kişilerden, yüzde 64,4’ü her gün, yüzde 12,9’u hafta içi her gün, yüzde 10,6’sı bazen, yüzde 7,8’i hafta içi birkaç gün ve yüzde 4,2’si hafta sonu torun bakımıyla ilgilendi.

Erkeklerin yüzde 59,1’inin her gün, yüzde 13,6’sının hafta içi her gün ve bazen, yüzde 8,5’inin hafta içi birkaç gün ve yüzde 5,2’sinin hafta sonu torun baktığı görüldü. Kadınların yüzde 68,0’ının her gün, yüzde 12,5’inin hafta içi her gün, yüzde 8,7’sinin bazen, yüzde 7,3’ünün hafta içi birkaç gün ve yüzde 3,6’sının hafta sonu torun baktığı görüldü.

Mutlu olduğunu beyan eden 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 64,1 iken mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 8,0 oldu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 64,9 iken kadınların oranı yüzde 63,5 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden erkeklerin oranı yüzde 7,2 iken kadınların oranı yüzde 8,6 oldu.

Mutluluk kaynağı olarak sağlık 65 ve daha yukarı yaştaki kişiler için yüzde 82,0 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 12,0 ile sevgi, yüzde 2,9 ile başarı ve yüzde 2,4 ile para izledi. Erkekler için yüzde 78,5 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 13,3 ile sevgi, yüzde 4,0 ile başarı ve yüzde 3,2 ile para izledi. Kadınlar için yüzde 84,7 ile sağlık ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 11,0 ile sevgi, yüzde 2,0 ile başarı ve yüzde 1,8 ile para izledi.

Ücretsiz ulaşım hakkından faydalanan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 38,2 iken bu oran erkekler için yüzde 42,9, kadınlar için yüzde 34,4 oldu.

Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 16,4 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 10,5, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 26,9 oldu. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyan 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı yüzde 12,3 iken kadınlarda bu oran yüzde 19,6 oldu.

Son 12 ay içinde evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 2,5 iken 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 1,1, 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 5,1 oldu. Evde bakım desteği almış 65 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin oranı %1,8 iken kadınlarda bu oran yüzde 3,1 oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP Ve DEM Parti’ye Gözdağı: Yargı Takip Ediyor

Karabük’te halka seslenen Erdoğan, CHP ve DEM partiyi “kirli ittifak” olmakla suçlayarak, “Pek çok yerde belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini, tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler” dedi ve ekledi:

“Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareler ortaya çıkmaya başladı.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Karabük mitinginde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle oldu:

“Emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıları çözmek boynumuzun borcu. Bazıları meydanlarda söz verip göreve gelince unutmasını iyi bilirler. Biz ise yapmakla mesulüz. Tüm hazırlıklarımızı yapıp öyle konuşacağız. Aksi takdirde ötekilerden farkımız kalmaz. Ülkemizin son yıllarda geçirdiği badireleri biliyorsunuz. Üstüne bir de asrın felaketi depremler oldu. Ekonomimize faturası 104 milyar dolar. İstanbul başta olmak üzere risk altındaki şehirlerimizin süratle depreme hazırlanması gerekiyor.

1 trilyondan fazla kaynak aktardık. Enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayınca bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. Refah kayıplarını fazlasıyla telafi edeceğiz. Ülkemizde seçim dönemleri, her kademedeki yöneticilerin belirlendiği demokrasi şölenleri olmaktan öte anlamlara sahiptir. Kimin kimin yanında durduğunu gösteren bir sınamadır.

“Tek parti faşizminin…”

Bu ucube ittifaktan geriye masanın gizli ortağı DEM’le bir türlü adını koyamadıkları tuhaf bir ilişki kaldı. Pek çok yerde belediye bürokrasisi pazarlığı yapıyorlar. DEM’in hiçbir söz hakkı olmayan tabanının iradesini, tek parti faşizminin günümüzdeki temsilcisi CHP ile pazarlık masasına sürdüler.

Bedeli hala bilinmeyen bu kirli pazarlıkların gerisinden hangi pis kokular, hangi menfaat paylaşımları, hangi hain taktikler çıkacak inşallah hep birlikte göreceğiz. Şu anda yargı bunları takip ediyor. Şimdiden bazı emareler ortaya çıkmaya başladı. Ülkenin gündemi deprem bunların umurunda değil. Hatta depremzedelere hakaret ederek gerçek karakterlerini sergiliyorlar.

Ülkenin gündemi sınırlarımızın terörden arındırılması ama bunların umurunda değil. Artık ortaklarına yaranmak için utanmasalar terör örgütüne militan yazılıp ideolojik eğitime girecekler. Ülkenin gündemi çalışanların refah kaybının telafisi ama bunların umurunda değil. Şimdi bir de oraya deste deste valiz valiz para görüntüleri ortaya çıktı. Demokrasinin güzel tarafı medya, sosyal medya, uluslararası medya ne derse desin son sözü sandığın söylemesi, son noktayı milli iradenin koymasıdır.”

Paylaşın

İstanbul Seçimleri: “Demirtaş, Devreye Girebilir” İddiası

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın İstanbul için devreye girebileceği öne sürüldü.

Selahattin Demirtaş, 2023 Genel Seçimleri’nin hemen ardından aktif siyaseti bıraktığını açıklamıştı. Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını açıklamış ardından da vazgeçtiğini duyurmuştu.

Medyascope‘tan Ferit Aslan’ın haberine göre; Selahattin Demirtaş, seçimlere iki-üç gün kala sosyal medya hesabından açıklama yayımlayabilir ya da demeç vererek devreye girebilir. Kulislere göre Demirtaş, DEM Parti İstanbul adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’yi destek açıklayabilir.

Demirtaş, eşi Başak Demirtaş için sessizliğini bozmuştu

Demirtaş, 2023 Genel Seçimleri’nin hemen ardından aktif siyaseti bıraktığını açıklamıştı. Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını açıklamış ardından da vazgeçtiğini duyurmuştu.

Başak Demirtaş yaptığı açıklamada, “Gelinen aşamada benim İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylık beyanımın bir başvuruya dönüşmemesi konusunda da Partimizle ortak görüş birliğine varmış bulunmaktayız. Tüm halkımız ve partililerimiz bilmeli ki bütün kararlar Partimizle tam bir uyum ve koordinasyon içerisinde alınmıştır” demişti.

Selahattin Demirtaş da yaptığı açıklamada, “Başak Hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin. Halkımız bize güvensin, ne yaptığımızı biliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Selahattin Demirtaş, Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığına isminin geçmesiyle ortaya atılan AKP ile iş birliği iddialarına tepki göstererek “Şu son yirmi günde yaşanan tartışmalara bile bakarak maalesef ki şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; Türkiye’de artık siyaset değil ‘tüccarlık’ yapılıyor” demişti. Demirtaş, tüm partilerin birbirleriyle görüşmesi gerektiğine de vurgu yapmıştı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İktidara Rest: Topunuz Gelin

Bakanların AK Parti’nin seçim çalışmalarına katılması değerlendiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Eskiden Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir, bürokrasiden insanlar atanırdı ki hak, hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye…” dedi ve ekledi:

“Demokrasiye bak, gitti! 17-20 tane bakan, topunuz gelin ne olacak! Dükkan gezerek oy istiyorsun. Yazık, üzülüyorum. Zor durumda, Allah yardımcısı olsun. Talimat gelmiş ne yapsın, yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Üzülüyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Cendere Yaşam Vadisi 1. ve 2. Etap Gezisi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu, açıklamasında, “Temel amacımız Türkiye’de siyasetçi olmanın, kamu yöneticisi olmanın, seçilmiş ya da atanmış kim olursa olsun, millete ait olmanın, milletin parasıyla iş yapıyor olmanın hassasiyetiyle yürünmesi. Yoksa biz ne bir parti devletiyiz ne de bir parti belediyesiyiz…” ifadelerini kullandı.

“Seçimi kazanmanız durumunda bu Türkiye’ye nasıl bir mesaj olacak?” şeklindeki bir soruya İmamoğlu, “Gayet güzel bir mesaj olacak. İçi demokrasi dolu, milletin dediği olur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cevabını verdi.

AK Parti’nin İstanbul başkan adayı Murat Kurum’un “İstanbul depreme hazır değil?” yorumlarına ilişkin İmamoğlu, “Sanki Ekrem’in elinde sihirli değnek var. Siz 99 depreminden bu yana 20 senedir bu şehri yönetiyorsunuz, bunun 17 senesinde iktidarsınız, Türkiye’yi yönetiyorsunuz, hiçbir şey yapmadınız. Beni kötüleyerek kendini kötülüyor acemi aday. Onun için birlikte düzeltelim diyoruz” ifadelerini kullandı.

31 Mart seçimlerine ilişkin mesaj veren Ekrem İmamoğlu, “Mesele bir belediye başkanlığı seçimini aştı. Bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi… Tarihe gömülürse demokrasi canlanacak, tarihe gömülürse bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse hukuk ve adalet kendine gelecek” diye konuştu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın AK Parti’nin seçim çalışmalarına katılması da sorulan İmamoğlu, şunları kaydetti: “Eskiden Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir, bürokrasiden insanlar atanırdı ki hak, hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye… Demokrasiye bak, gitti! 17-20 tane bakan, topunuz gelin ne olacak! Dükkan gezerek oy istiyorsun. Yazık, üzülüyorum. Zor durumda, Allah yardımcısı olsun. Talimat gelmiş ne yapsın, yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Üzülüyorum.”

Murat Kurum’a yanıt: Herkes bir gün doğru yolu buluyor

Bir gazetecinin “Murat Kurum 5 yılda 65 kilometre metro yapıldığını itiraf etti” şeklindeki sorusuna İmamoğlu, “Herkes bir gün doğru yolu buluyor, bulacak. Yüzde 87’yi tutturdu, 65 kilometreyi hesaplayabildi” cevabını verdi. Murat Kurum’a desteğini açıklayan eski Başbakan Tansu Çiller’e de tepkisini gösteren İmamoğlu, Tansu Çiller’in Sarıyer’de imara açılan arazisine karşı İBB tarafından yapılan itirazın olumlu sonuçlandığını ve imar izninin iptal edildiğini de duyurdu.

Paylaşın

31 Mart Seçimleri: CHP İçin Hangi İller Riskli, Hangi İlleri Alabilir?

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), seçimlerde mevcut belediyelerini korumanın yanı sıra Bursa, Manisa, Balıkesir Büyükşehir belediyelerinde de iddia ortaya koydu. Ancak açıklanan anketler bunun kolay olmadığını gösteriyor.

CHP önceki yerel seçimde küçük oy farklarıyla kaybettiği Giresun’u yeniden almayı da hedef olarak koyarken Kırıkkale, Zonguldak, Uşak, Kastamonu’da sürpriz yapmak istiyor. Ancak CHP’de olup kaybetme riski taşınan iller de var. Edirne ve Kırklareli, bugün kaybedilme riski bulunan iki şehir. CHP’de bu iki kent için “bıçak sırtı, kaybetme riski var” diye konuşuluyor.

Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın kulis haberine göre, CHP yeni yönetimi İstanbul’un yanı sıra bu seçimde Antalya, Hatay ve Eskişehir olmak üzere birçok başka ilde de önemli bir sınav verecek. Eskişehir’de son haftalarda el değiştirme riskinin azaldığı konuşuluyor. Ancak Antalya’da durum “bıçak sırtı” olarak değerlendiriliyor. Hatay içinse adaylık sürecinde çok yıpranmış olmasına karşın Lütfü Savaş’ın kazanmasının sürpriz olmayacağı söyleniyor.

CHP bu seçimde mevcut belediyelerini korumanın yanı sıra Bursa, Manisa, Balıkesir Büyükşehir belediyelerinde de iddia ortaya koydu. Ancak açıklanan anketler bunun kolay olmadığını gösteriyor. CHP önceki yerel seçimde küçük oy farklarıyla kaybettiği Giresun’u yeniden almayı da hedef olarak koyarken Kırıkkale, Zonguldak, Uşak, Kastamonu’da sürpriz yapmak istiyor. Ancak CHP’de olup kaybetme riski taşınan iller de var. Edirne ve Kırklareli, bugün kaybedilme riski bulunan iki şehir. CHP’de bu iki kent için “bıçak sırtı, kaybetme riski var” diye konuşuluyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 2 belediye başkanı dışında tüm adayları yenilenen İzmir için “Değişim nerede diyenler İzmir’e baksın” demişti. Ancak DEM Parti ve İYİ Parti’nin kendi adaylarıyla seçime girdiği kentte CHP’nin sadece kendi kemik seçmeninin oyunu alacağı görülüyor. İstanbul’da İYİ Parti ve DEM Parti seçmeninden CHP’nin adayına oy geçişi görülürken, İzmir’de iki partinin de kendi oyunu alacağı, bu durumda CHP’nin 2019 seçimlerinde yüzde 58 olan oy oranının yüzde 42-43’lere kadar düşebileceği, hatta ilçe kaybının da yaşanabileceği konuşuluyor. İzmir için alarm verilen CHP’de Özgür Özel’in önümüzdeki günlerde kentteki programlarını artırması bekleniyor.

CHP’lilerin kazanılmasına kesin gözüyle baktığı Ankara içinse “oy farkı ne olacak” hesabı yapılıyor. Ankara’da Etimesgut, Gölbaşı ve Polatlı ilçelerinin de kazanılması durumunda belediye meclisinde çoğunluğun da elde edilebileceği beklentisi var.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Kimlikler Üzerinden Kavga Etmeyiz

Samsun’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “İlk bu yola çıktığımızda şunu söylemiştik, bizimle kavga etmek istiyorlar. Bizimle etnik kökenler, mezhepler, kimlikler, ayrımlar, farklılıklar üzerinden kavga etmek istiyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Eğer gerekirse kavga ederiz ama kimlikler üzerinden kavga etmeyiz, senin istediğin kavgayı etmeyiz. Emeklinin hakkını aramak, emekçiler için, yoksullar için, esnaflar için, çiftçiler için kavga edeceğiz. İlk söylediğimizde emeklilere demiştim, sesimize ses verecek misiniz? Bizimle birlikte meydanlara gelecek misiniz? Bu mücadelede siz de var mısınız demiştik.”

Yerel seçim çalışmalarını sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Samsun’da düzenlediği mitinge halka hitap etti. Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Emekliler, Türkiye’de 16 buçuk milyon kişi ve en büyük ızdırabı çekenler. Bundan 22 yıl önce AKP iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani size hiç ellemeseler, uğraşmasalar, düzeninizi bozmasalar, bugün 17 bin lira asgari ücret. Yani 26 bin lira emekli maaşı alınıyor olacaktı. Güya emekliyi ezdirmeyiz dediler ama TÜİK’in hesabına göre, sözde enflasyona göre zam verdiler. Ne demek TÜİK? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Gerçek enflasyon yüzde 120. TÜİK’e göre 68 ama emekliye 33. 7 bin 500 liraya yüzde 33 zam yapıp, 10 bin lira verdiler. Biraz önce hep beraber haykırdığınız, itiraz ettiğiniz 10 bin lirayı, en düşük emekli maaşı bu iktidar geldiğinde tam 8 çeyrek altın değerindeydi.

Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Yani emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kayıpları var. Bu iktidar geldiğinden bugüne. Ama bir sefer değil ki bir emekli, bir sefer, bir çeyrek altın kaybetse aklı çıkar, her yerde gezer nerede düştü diye arar. Oysa şimdi bir emekli değil her emekli, bir sefer değil her ay, bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybetmektedir. Emekliler yağmur altında, o şemsiyelerinizin altında size sesleniyorum. Siz bu 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Nerede kaybettiniz? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz. Şimdi önümüzdeki ilk seçim sandığından 31 Mart günü emekliler sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız? Bakın, bu meydanının sesini duymayanlar, ekonomi yüzde 4,5 büyüdü diyenler, emekliler halinden memnun, Özgür Efendi emeklileri kışkırtıyor diyenler. Bu sesi duyun.

Bakın emekliler 2018 yılında bin lira emekli ikramiyesi alıyorlardı bayramda. O bin lira, o gün tam 24 kilo kıyma alıyordu. Bu bayram 3 bin lira emekli ikramiyesi yatacak. Sadece 6 kilo kıyma alınabiliyor. Ramazan mübarek gün. Allah tutulan oruçlarınızı kabul etsin. Ramazanda 30 iftar, 30 sahur, bayram sofranızdan sadece emekli ikramiyeniz üzerinden 18 kilo kıymayı sofradan, dolaptan, mutfaktan, evladınızın, torununuzun kursağından eksilten bir yönetimle, bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bunun hesabını bu iktidardan bu seçimde sormaya var mıyız? Ben sizinle beraberim. CHP, sizinle beraberdir.

“Atatürk’ün dediği gibi çiftçi, köylü milletin efendisidir”

Emeğinin karşılığını alamayan işçinin, siftahsız dükkan kapatan esnafın, hak ettiği desteklemeyi görmeyen fındık üreticisinin, ay sonunu değil ayın 10’unu getiremeyen emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğiz. Sizi güçsüz, zayıf, yalnız karınca gibi görüyorlar. 16 milyonuz, karıncaların gücü birlikteliğindedir. Yan yana durmasındadır. Birlikte çalışıp, birlikte aramasındadır. Ben bu karıncaları ezdirmem. Karıncanın kardeşi var. O da CHP’dir. Fındık üreticisinin derdi ve tasası çok. Fındık, dünyada Türkiye dünya üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Samsun’daki fındık bahçelerinde Türkiye’nin en yüksek ikinci üretimi gerçekleşiyor. Ancak fındık pazarı, dünyada 130 milyarken bunun yüzde 70’i 100 milyarken, Türkiye sadece buradan 2 milyar gelir elde ediyor.

98’i yabancı firmalara gidiyor. Sadece 2 milyar lirası fındık üreticisine kalıyor. Bakın, alan bazlı destekleme var. 10 yıldır dönümünde 170 lira. O gün 2 lira 80 kuruş olan, ödendiğinde 3 lira 60 kuruş olan mazot, bugün 44 lira oldu. Dolara da vursanız, mazota da vursanız alan bazlı desteklemenin bugünkü gibi 170 lira değil dönüm başına en az 2 bin 500 lira olması gerekiyor. Ayrıca ürün bazlı destekleme noktasında da fındık üreticisine büyük haksızlıklar yapılıyor. Çok mücadele ettik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi çiftçi, köylü milletin efendisidir. Milletin efendisidir.

Kıymetli Samsunlular elbette bütün Türkiye’de olduğu gibi Samsun’da da işsizlik büyük bir sorun. Özellikle genç işsizliği hepimizin üzerinde en çok düşünmesi gereken mesele. Beka sorunu dedikleri iş biraz önce söyledim, geçmişte başımıza geldi. Paşa buraya çıktı, Gazi Mustafa Kemal. Önce kurtuluşu. Sonra kuruluşu örgütledi. Yine olursa yine buradayız. Bir beka sorunu olursa Tayyip Erdoğan söyleyince havaalanına giden 7 AK Gençlikten kişi kot üstüne perdelik kumaştan, yalandan kefen çekip, ölmeye geldik deyince vatan kurtulmaz. Onlara kalırsa kurtulmaz ama öyle bir şey olursa yine dedeleri Çanakkale’de Conkbayırı’nda kefensiz yatanların torunları kurtarır memleketi. Kimse merak etmesin.

Ama esas bizim için beka sorunu gençlerimizin durumudur. Dünyanın bütün ülkelerinin Türkiye üzerinde hayal kurması beka sorunu değildir. Bizim gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Bugün 4 gençten 3’ü bavulları kafasında toplamış. Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yerleşmek istiyorum diyor. Bunun için Türkiye’nin bir kez daha korkuya değil kaygıya değil, yasaklara değil, aksine umuda, demokrasiye, alabildiğince özgürlüklere ihtiyacı var. Buradan, Samsun’dan Türkiye’deki tüm gençlere sesleniyorum. Umudu kaybetmeyin. Enseyi karartmayın, kimseden korkmayın. Biz buradayız.

Birlikteyiz, sizinleyiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, CHP bütün gençlerin partisidir. Hepinizi çok seviyoruz. Birlikte mücadele edeceğiz. Birlikte kazanacağız. Buna inanın, bize güvenin. Bu ülke dünyanın en güzel ülkesidir. Sizler dünyanın en güzel gençlerisiniz. Şimdi şemsiyelerin altından herkese, gençlerimizi büyük bir coşkuyla desteklemeye, alkışlamaya, onlarla birlikte bu güzel günü paylaşmaya davet ediyorum. Bekletmeden söyleyeyim, rahatlatayım sizi. Burada gençler var. Diyor ki staja umut ol. Bunlar staj mağdurları. Yerden göğe kadar haklılar. Çıraklık ve staj mağdurları.

Genç yaşlarında, 15-16 yaşında sigortalı oldular, çalıştılar, primleri yattı ama işe giriş tarihi deyince, işe girdikleri tarihi, o günü kabul etmediler. O yüzden EYT çıktı, emekli olamadılar. Nerede gitsem kendilerinin sorunun dile getiriyorum. Yanıma geliyorlar, bugün de geldiler ancak Tayyip Erdoğan’ın Konya mitinginde itildiler, kakıldılar. Telefonlarına el kondu, gözaltına alındılar. Ben, bütün staj mağdurlarına şunu söylüyorum, siz emeklilik hakkınızı kazanıncaya kadar staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp, ilk maaşlarını çekene kadar Özgür Ağabeyiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz.

Ayrıca Bağ-Kurlulardan 9 bin gün, SKK’lılardan 7 bin 200 ve 5 bin isteyen bir sistem var. Tayyip Erdoğan 14 Mayıs seçimlerinden önce bu sorunu halledeceğinin sözünü vermişti ancak bakan böyle bir çalışmanın olmadığını ifade ediyor. Bunu kabul etmiyoruz, EYT mağdurlarının, staj olsun, çıraklık olsun, Bağ-Kur olsun diğer mağduriyetler olsun tamamını unutturmadan mücadele edeceğiz. Hatta 1 Nisan’a kadar yerel seçim mitinglerini yapıyoruz. Her mitingimiz emekli mitingine dönüşüyor, 1 Nisan’da seçim bitti ve kurtulduk sanma Tayyip Erdoğan.

1 Nisan’dan sonra meydanlarda, sokaklarda, yollarda emeklilerle yürüyeceğiz. Gençlerle yürüyeceğiz, staj mağdurları ile yürüyeceğiz. Sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Emekliye, staj mağduruna para yok. Çalışana para yok. Çiftçiye para yok. Bağ-Kurluya para yok. Esnafa para yok. Ama beşli çeteye gelince para çok. Yandaş müteahhide gelince para çok. Uçan saraya para var. Yazlık saraya para var. Kışlık saraya para var. 1500 odalı saraya para var. Emekliye para yok. O zaman 31 Mart’ta Recep Tayyip Erdoğan’a da oy yok. Oy yok.

Şimdi tabi bir yerel seçim gündemi içindeyiz. Birbirinden kıymetli, birbirinden güzel adaylarımız var. Hepsini sizlere tanıtacağız. Sizleri selamlayacaklar. Ancak AKP, Çarşamba Belediye Başkanını, büyükşehir belediye başkanı olarak aday gösterdi. Burada büyükşehri yönetmek istiyor. Çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Birisinin bir başka göreve talip olması için önceki görevinde üstün bir başarı elde etmesi lazım. Çarşamba’da ne yapmış diye baktığınızda, Çarşamba’ya bıraktığı iz orada bir biyokütleden elektrik tesisi üreteceğim diye dünyanın atığının, çöpünün yakıldığı, Çarşamba’nın zehirlendiği, iklimin bozulduğu, doğanın katledildiği bir işin tek müsebbibi vardır, o da AKP’nin büyükşehir belediye başkan adayıdır.

Çarşamba’nın canını okuyana, Samsun’da asla geçit vermeyeceğiz. Ayrıca Samsun maalesef madenler konusunda topraklarının yüzde 70’e yakınının maden arama ruhsatlarına açılmaya çalışmasıyla büyük tehdit altında. Hemen yanı başınızda İliç’teki gibi açık liç usulü ile çalışan açık ocaklar var. Şu anda ormanda, 250 ayrı noktada maden için sondaj çalışmaları yapılıyor. Kilometrelerce yollar açıldı, binlerce ağaç kesildi ama şu anda bile pınarların suyu kesildi. Aradaki ekosistem bozulmaya başladı. Ama esas tehlike altın rezervini bulduklarında. Oradaki aynı Akbelen gibi kimi yerde 5 bin, kimi yerde 10 bin, kimi yerde 50 bin ağaç kesecekler, dozerlerle bütün dağı kaldıracaklar. Kaldırdıklarını üst üste koyacaklar. Üstünden sülfürik asit, bütün zehirli maddeleri damlatıp, altından altını toplayacaklar.

Siyanürlü altın araması yapıp, altını alıp yurtdışına götürecekler. Siyanürlü, arsenikli suları Samsunluya içirecekler. Böyle bir tehlikeye karşı yerel yöneticilerin halkın yanında, öyle yanında ve arkasında değil icap ettiğinde önünde yürüyecek kişiler olması lazım. Bizim büyükşehir belediye başkan adayımız, CHP’nin büyükşehir belediye başkan adayı Cevat Öncü, yıllarca mimarlar odasında kent suçlarına karşı mücadele etmiş, çevre suçlarına karşı mücadele etmiş, vahşi madenciliğe karşı mücadele etmiş, bundan sonra da Samsun’da ne siyanürlü altına, ne kent suçlarına, ne orman katliamına evet diyecek bir halk önderidir. Cevat Öncü’ye güveniyoruz, onu seçmenizi bekliyoruz.

Cevat Başkana bakınca, ona bakınca Gazi Mustafa Kemal’in ayak bastığı şehre iyi bakacak bir yerel yönetici görüyorum. Ona bakınca kent suçlarına, rantçılara dur diyecek, halk için siyaset yapacak, halk için belediyeyi yönetecek, başarılı yerel yönetici görüyorum. Ona bakınca ben 1 Nisan’ın Samsun Büyükşehir Belediye Başkanının görüyorum. Cevat Başkanı, samimiyetimizle, gücümüzle destekliyoruz. O Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için büyük mücadele veriyor. İlk geldiğinde anketlerde gerideydik ama kendisine inandı, örgütümüz ona inandı, onu iyi niyeti, çalışkanlığı Samsun’da bir teveccüh gördü.

Her anket daha iyi geldi. Biz bütün şehirlere, bütün büyükşehirlere dahi gidecek kadar zaman yokken baktık ki anketlerde Samsun daha iyiye, daha iyiye gidiyor. Başkanla rakibi arasında fark kapandı, bir adım mesafe kaldı. Bugün buraya sizlerle birlikte, askerliğimiz yaptığım memlekete, acemiliğimi yaptığım memlekete, kayınpederimin büyüdüğü memlekete ve çok sevdiğim Samsunluların memleketine, o bir adımlık farkı kapatmaya geldik. Cevat Başkana destek verip, onu 1 Nisan’da belediye başkanı yapmaya hazır mıyız? O birkaç puanlık farkı kapatacak mıyız? En az onun kadar çok çalışacak mıyız? Size güveniyorum, inanıyorum. Cevat Başkanı size emanet ediyorum.

Bir diğer yandan tabi ki Samsun’da olanı, biteni, fındığı, gençleri konuştuk ama Samsun’un en önemli sorunlarından bir tanesi de kira sorunu. Geçtiğimiz yıl ortalama ev kirası 5 bin lirayken, bu sene 11 bin liraya çıkmış durumda. Bu fiyatlarla, kiralarla evlenmek, yuva kurmak ve yaşam sürdürmenin mümkün olmadığı noktadayız. Bundan sonra Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımızın ortaya koyacağı projelerle, Türkiye’nin en büyük toplu konut firmalarından bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki KİPTAŞ’ın engin deneyimleriyle, projeleriyle, burada birlikte yapılacak anlaşmalarla Samsun’da konut stokunu artırmaya, kiraları düşürmek üzere konut sayısını artırmaya ve düşük gelirlilerin kolaylıkla konut sahibi olabilecekleri sosyal konut projelerine destek olmak için de İstanbul Büyükşehir’le Samsun Büyükşehri ortak projelerde buluşturmaya, bu sıkıntıyı çözmeye söz veriyoruz.

Yağmurun altında beklediniz. Bizi uzun uzun dinlediniz. Şimdi sözün özüne gelelim. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Onlar korkuyu, endişeyi örgütlemek, tehdit etmek, gerektiği yerde hakaret etmek ve hatta küfretmek onlar için siyasetin bir parçası. Ama bizim tarafta, küfür yok, güzel söz var. Ötekileştirmek yok, kardeşleştirmek var. Kucaklaşmak var. Şeytanlaştırma yerine barıştırmakla uğraşıyoruz. Bugün Nevruz. Bugün yeni gün. Benim memleketim Manisa’da 500 yıldır, dünyanın en eski halk ilaçlarından birisi, mesirin karıldığı, günü geldiğinde şifa için saçıldığı gün.

Bugün bu coğrafyada Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Pomak’ı ile bu coğrafya üzerinde kol kola girenlerin, vatanını sevenlerin, bu ülke için gerekirse ölenlerin ama birbirinin yüzü gülsün isteyenlerin yeni bir döneme adım attığı ilk gün. Buradan bahar bayramını kutluyorum. Yeni günü kutluyorum. Yeni başlayan yılın umut getirmesini, sağlık getirmesini, mutluluk getirmesini, başta Filistin dünyaya barış getirmesini, Türkiye’ye kardeşlik, bolluk ve huzur getirmesini temenni ediyorum. Nevruz’unuz kutlu olsun. Hepinizi çok seviyoruz. Ülkemizi çok seviyoruz. Şehrimizi seviyoruz.”

“Bu memleketin bütün demokratları bizimle birliktedir”

“Karşı tarafta korkunun ittifakı, biz kardeşliğin, umudun ittifakıyız. Onların renkleri koyu gri yağmur bulutu gibi. Samsun’un, memleketin üstüne karabasan gibi çöken bir umutsuzluğun ittifakını kurdular. Yanlarından kendi hocalarının evladı, daha geçen seneye kadar, geçen mayısa kadar yere göğe koyamadıkları ayrıldı, Necmettin Hocanın evladına, kendi hocasının çocuğuna ip cambazı, zübük, şantajcı diyor ve hakaretler ediyor. Oysa bizim ittifakımızdan ayrılanlar oldu. Listelerimizden, desteğimizle seçilip karşımızda yer alanlar oldu. Çok ağır sözler söyleyenler oldu. Hep iki kelime ile cevap verdik. Canları sağ olsun dedik.

Çünkü biliriz ki eski dosttan düşman olmaz. Biliriz ki dün öptüğün yüze bugün tükürülmez. Dün iyi dediğine bugün küfredilmez. Dün dost olana bugün düşman olunmaz. İşte bizim ittifakımız, Samsun’da Samsun ittifakıdır. Elbette aslan sosyal demokratlar bu ittifaktadır. Ama geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileri ile anlaşamadığımız ama yakasındaki güneşi, gönlündeki, gözündeki güneşi gördüğümüz iyi insanlar, milliyetçi demokratlar ve sosyal demokratlarla birliktedir. Haram ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar bizlerle birliktedir.

Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile bu memleketin bütün demokratları bizimle birliktedir. Bu ittifakımızın adı Samsun’da Samsun ittifakıdır. Türkiye’de Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı, milli takım gol atınca sevinen herkestir. Türkiye ittifakı filenin sultanları şampiyon olunca, bayrağımız gönlere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken onlarla birlikte ağlaya ağlaya İstiklal Marşı söyleyenler, gırtlakları düğümlenenler, Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır.”

“31 Mart’ta oylar sandığa yağmur gibi yağacak”

“Samsun ittifakı renklerini rahmetli sporcularımız, kahraman Samsunsporluları rahmetle anarız, Samsunspor’dan alır. Samsun ittifakının ve Türkiye ittifakının renkleri aynıdır. Kırmızı, beyaz. Hem Samsun’u hem de Türkiye’yi kazanacağız. Size söz veriyoruz ki Cevat Öncü kazanacak, Samsun kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak Türkiye kazanacak. Biz bu büyük mücadelede size güveniyoruz. Ben Samsun’a güveniyorum. Samsun’a inanıyorum. Atatürk’ün ilk adımı attığı bu yerden büyük bir adım atacağımıza, Samsun’u kazanacağımıza, ilçelerimizi kazanacağımıza, bu büyük hikayeyi yine Samsun’dan başlatacağımıza yürekten inanıyorum.

İyi ki varsınız, buradasınız. Bugünü ömrüm boyunca unutmayacağım. Çünkü dediler ki Karadeniz’e Ramazan’da gidilmez. Gidilir dedim. Sabah erkenden kalkıp kimse gelmez, gelirler dedim. Yağmur yağıyor, iptal edelim dediler, gelecekler dedim. Görüyorum, meydanı yağmura rağmen doldurdunuz. Ömrüm boyunca bugünü unutmayacağım, bu mitingi unutmayacağım. Bu yağmur altındaki bu mücadelenizi unutmayacağım. 31 Mart’ta oylar sandığa yağmur gibi yağacak. Sandıktan bereket fışkıracak. Cevat Öncü belediye başkanınız olacak.”

Erdoğan’a faiz tepkisi

Samsun’dan sonra CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Sinop mitingine konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Tabii ki Sinop deyince akla mutlu bir şehir geliyor ama emekli yoğunluğu açısından da aslında çok dertli insanların bir arada olduğu bir şehir geliyor. AKP geldiğinde 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret düzeyindeydi. Yani sizinle hiç uğraşmasa, hiç ilişmese, düzeninizi bozmasa bugün 26 bin lira maaş alıyor olacaktınız. Ama ‘TÜİK’e göre yapacağım, enflasyona ezdirmeyeceğim, enflasyon kadar zam vereceğim’ dedi. TÜİK ne demek? TÜİK, Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. Tayyip Bey’i üzmediler ama sizi üzdüler. Gerçek enflasyon yüzde 120, TÜİK’e göre 68. En nihayetinde 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yapan yüzde 33’lük zamla sizi enflasyona ezdiren bir anlayış.

Türkiye’de her hesap şaşar altın hesabı şaşmaz. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın satın alıyordu. Bugün gittiğimizde 10 bin lira ile 2 buçuk çeyrek altın alabiliyoruz. Yani Tayyip Bey geldikten bu yana 5 buçuk çeyrek altın cepten gitmiş. Siz bunu bir seçim sandığında kaybettiniz. Onu bulacağınız yer yine seçim sandığındadır. 31 Mart’ta kaybettiklerimizin hesabını soracağız.

Şöyle bir özelliğimiz var gittiğimiz yerin nesi meşhursa bunun hesabını yapıyoruz. Emekli maaşı ile kalkan hesabı yapmak mümkün değil. O yüzden mantı hesabı yapacağız. En düşük emekli maaşı geçen sene bugün 54 tabak Sinop mantısı satın alabiliyormuş, bugün 38 tabak alıyor. 1 yılda 16 tabak Sinop mantısı emekli maaşından eksiltilmiş durumda.

Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Emekliye önce keyfi yerinde demiştin, sonra döndün bir şeyler yapacağız dedin, sonra para yok, enflasyonu düşüreceğiz dedin. Şimdi bizim önerdiğimiz emekli kartı seçim sonrası için vermeyi düşünüyormuş. Sakın gelecek hafta çıkıp da ilerde yapacağım deme. Sen vereceğim dediğin emekli ikramiyesini 6 bayram vermemiş insansın. sen bağ-kurlunun 9 bin gününü 7 bin 200’e indirip yapmamış insansın. Sen mülakatı kaldıracağım deyip seçimden sonra mülakatlara devam demiş insansın. Eğer emekliye bir şey yapacaksak Özgür Özel burada, CHP burada. Önümüzdeki pazartesi Meclis’i açalım, emeklinin zammını salı günü seçimden önce yapalım. Emekliye bir şey vermek değil, kandırmanın peşinde olduğu için seçimden sonra bir şey yaparız diyor. Emeklinin karnı aç ama senin yalanlarına emeklinin karnı tok kardeşim.

Otobüs biletleri yüzde 60-70 zamlandı. Mazot 19 liradan 44 liraya çıktı. Anayasa’ya göre en önemli hak olan seyahat özgürlüğü bile bu ekonomi ve kötü yönetim yüzünden kullanılamaz hale geldi. Et fiyatlarına yüzde 110 zam geldi. Kırmızı et 500 lirayı geçti. 3 yılda 8 kat zam aldı. Bir yandan da hayat pahalılığını ben düşüreceğim diyen birisi, kendisinin inandığı, kimsenin inanmadığı bir şey söylemiş; faiz sebep, enflasyon sonuç demişti. Bütün dünya tersini yaptı. Faizi yükseltip enflasyonu bastırdı. Faiz çok olunca para dövize gitmez, mala gitmez, bankaya gider. Bu, bir tek kendisinin inandığı ekonomi teorisi yüzünden faizi inadına düşürdü. Dolar fırladı, 128 milyar dolarımızı harcadı. Ev fiyatları fırladı, kiracıları yaktı. Hepimizi perişan etti.

Hayat pahalılığını ben düşüneceğim diyen birisi kendisinin inandığı, kimsenin inanmadığı  bir ekonomik icraata bulunmuştu. Diyordu ki, ‘enflasyon sebep faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir enflasyon sonuçtur. Ben faizi düşürerek enflasyonu düşüreceğim’ diyordu. Bütün dünya tersini yaptı. Bütün dünya ya 3 olan enflasyonu 6 olunca, faizi 7 yaptı. Enflasyonu bastırdı. Ama bu bir tek kendisinin inandığı ekonomik teorisi yüzünden faizi inadına düşürdü, dolar fırladı. 128 milyar dolarımızı harcadı cayır cayır yaktı. Hepimizi perişan etti. Seçimden önce diyordu ki, ‘dünyanın neresinde çıkarsa çıksın, Türkiye’de faiz çıkmayacak.

Bu beden canda durdukça Türkiye’de faiz artmayacak. Faizi düşüreceğim, enflasyonun sonradan düşeceğini göreceksiniz. Seçim geçti, Mehmet Şimşek geldi bunun yaptıklarına irrasyonel politikalar dedi.  Yani gerçek dışı, mantık dışı dedi. O günden beri Tayyip Erdoğan yine duruyor, o beden canda duruyor. Tayyip Erdoğan, duruğu halde 11 ayda 9’uncu kez faiz artıyor. Bugün faiz yüzde 45’ten 50’ye çıktı. 2014’te ne diyordu Tayyip Erdoğan, ‘biz geldiğimizde ülkeyi yüzde 43 faizle aldık nerden nereye getirdik’ diyordu. O beğenmediği, aşağıladığı koalisyon hükûmetinde faiz 43’tü şimdi faiz yüzde 50’ye çıktı. Nerden nereye getirdin memleketi.”

Paylaşın

Diyarbakır Newrozu: İktidar Ve Muhalefete 6 Maddelik Çağrı

Diyarbakır Newrozu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Savaş yerine Türk ve Kürt ittifakını demokratik bir şekilde güncellemeye davet ediyoruz… Bu savaş çığırtkanlığı karşısında doğru yol olan barış ve demokrasi mücadelesini büyütmeye ve yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Tuncer Bakırhan, konuşmasının devamında, “İktidarın baskıcı ve yok sayan tutumunun yanında hizalanmaktan ziyade Kürt meselesini, demokrasi ve özgürlük meselesini daha fazla sahiplenerek muhalefeti büyütelim. Savaş çığırtkanlığı yapanların karşısında büyük bir barış zemini örelim” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’daki Newroz kutlaması yüz binlerce insanın katılımıyla Bağlar ilçesindeki Newroz Parkı’nda gerçekleşti. Newroz kutlaması, 21 Mart 2017’de polislerin Nevruz alanına girerken açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Kemal Kurkut’un anılması ile başladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin bazı milletvekilleri ve 7 yıl sonra ilk kez kamuoyu karşısına çıkan Kürt siyasetçi Leyla Zana, Kurkut’un vurulduğu yere karanfil bıraktı.

Newroz kutlaması DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, DBP EŞ Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Leyla Zana, TJA temsilcileri ve çok sayıda konuk katıldı.

Newroz kutlamasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorunu başta olmak üzere ülkedeki tüm sorunların çözümü için hem iktidara hem de muhalefete 6 maddelik çağrıda bulundu:

“Birinci çağrımız devlete, iktidaradır. Savaşla, statüsüzlükle, cezaevlerine koyarak bu halkı yolundan çeviremezsiniz. İşte meydan, işte halkın ortaya koyduğu irade görüyor ve duyuyorsanız buradadır. Onun için sizi savaş yerine Türk ve Kürt ittifakını demokratik bir şekilde güncellemeye davet ediyoruz.

İkinci çağrımız toplumsal kesimleredir. Türkiye’nin önünde iki yol var; ya bunların dediği gibi savaş-çatışma ya da demokratik-barışçıl yöntem. Onun için toplumsal kesimleri, bu savaş çığırtkanlığı karşısında doğru yol olan barış ve demokrasi mücadelesini büyütmeye ve yürütmeye çağırıyoruz.

Üç; “bilinmeyen dil”, “teröristan” kavramlarından vazgeçeceksiniz. Bilinmeyen dil dedikleri 13 bin yıldır bu topraklar üzerinde konuştuğumuz Kürtçe’dir. “Teröristan” dedikleri yer dört parçaya ayrılan Kürdistan’dır. Bir an önce bu siyasetinizden vazgeçin. Kürt gerçekliğini, Kürdistan gerçekliğini anlamak ve tanımak zorundasınız.

Dördüncü çağrımız ezilenlere ve muhalefetedir. Kürt meselesinde cesur olalım, doğruları dile getirelim. İktidarın baskıcı ve yok sayan tutumunun yanında hizalanmaktan ziyade Kürt meselesini, demokrasi ve özgürlük meselesini daha fazla sahiplenerek muhalefeti büyütelim. Savaş çığırtkanlığı yapanların karşısında büyük bir barış zemini örelim.

Beşinci çağrımız Kürtleredir. Hewlerden Kobaniye kadar, Urmiye’den Amed’e kadar yaşadığımız her toprak parçasına ne diyorlar? “Teröristan”. Sadece burada Kemal Kurkut katledilmiyor. Süleymaniye’de, Duhok’ta, Kobanî’de, Qamişlo’da her gün Kürtlerin başına top ve mermi yağıyor. Dolayısıyla bunlar sadece DEM Parti’nin düşmanı değil dört parça Kürdistan coğrafyasında yaşayan hepimizin düşmanıdır.

Onun için bütün Kürt partilerine, oluşumlarına; dört parçada yaşayan Kürtlerin oluşumlarına çağrı yapıyorum. Şimdi ulusal birlik zamanı değilse ne zaman? Şimdi ulusal birliğimizi kuramazsak, bu büyük operasyonu, bu Kürt karşıtı savaşı nasıl önleyeceğiz? Bugünden tezi yok Kürtler ulusal birliklerini sağlamalı, ulusal birlikleri önündeki engelleri ortadan kaldırmalıdır.

Son çağrımız Türkiye’deki devrimci sol sosyalist demokrat kesimlere, bu faşizan düzene itiraz eden ezilen ve yoksullaradır. Bizler büyük bir ortak mücadele zemini yakalamak zorundayız. Türkiye’nin yarısı açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Yarısı dilini kullanamıyor, inancını yaşayamıyor. Bütün kesimlerin taleplerinin demokratik bir zeminde karşılık bulması için sol sosyalist güçleri, demokratik ve büyük bir devrimci mücadele zemininde bir araya gelmeye çağırıyoruz.”

Leyla Zana: Seçimden sonra barışın yolunu açacağız

Yıllar sonra kitlesel bir mitinge katılan Leyla Zana alandaki herkesi selamlayarak konuşmasına başladı. Zana, “Bugün Newroz’dur. Newroz bayramdır. Kürdistan’ın 4 parçasında da Newroz kutlu olsun. Bütün Ortadoğu’nun Newroz’u kutlu olsun. Amed Şeyh Said’in memleketidir. Biz Seyit Rıza’ya Qazi Mihemmed’e, Ahmede Xani, Meleyi Cizir’e minnettarız. Bunlar bizim kökümüz. Mazlum Doğan, Rehşan bizler için bedenlerini yaktı.

Bütün bunlar bu felsefe nasıl yükseldi Başkan Abdullah Öcalan ile can buldu. 300 milyon insan bu bayramı kutluyor. Kürtler öyle bir kavim ki her şeylerini paylaştığı gibi bayramlarını da paylaştı. Biliyorsunuz ki seçim geliyor. Bu parti bize diyor ki ‘100 yıldır bize baskı uyguluyorlar.’ Demek ki Kürtler razı gelmemiş onların zulümlerine. Bu yüzden biz de irademizi ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.

Zana, kadınlar üzerinde konuşulduğunu söyleyerek, “Diyorlar ki kadınlar Allah mı? Hayır biz Allah değiliz biz kendi kaderimizi yazıyoruz. Ben bütün genç kadınları ve erkekleri selamlıyorum ve izin vermeyin ki faşizm yükselmesin. Newroz, Newroz’u kutlayan herkesin olsun ama Newroz’u Newroz yapan Mazlum Doğan, Zekiye ve Rehşan’dır. Bu yüzden kim kutlamak isterse kutlu olsun” dedi.

Zana alandaki bütün katılımcıların PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Newroz’unu kutlamasını istedi. Kitle hep bir ağızdan slogan attı. Zana, “Ben umut ediyorum ki seçimlerin ardından barışın ve özgürlüğün yolunu açacağız. Kürt halkının Newroz’u kutlu olsun” diye konuşmasını sonlandırdı.

Siyasi mesajlar öne çıktı

Newroz konuşmalarında vurgulanan noktalar; Kürtler arası birlik, 1999″dan bu yana İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve Orta Doğu’da barış oldu.

DEM Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Serra Bucak ise Kürtçe yaptığı konuşmasında kentin 8 yıldır kayyumlarla yönetildiğini, seçimde “kayyumları Ankara’ya göndereceklerini” söyledi. Bucak, Nevruz’un kalıcı bir barış ve çözüme vesile olmasını dileyerek halka 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde oy kullanmaları çağrısı yaptı.

DEM Parti’nin diğer Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Doğan Hatun da konuşmasında, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı 100 günü aşkın zamandır cezaevlerinde açlık grevinde olan siyasi tutuklulara selam gönderdi. Kayyumların 8 yıldır belediyeleri “gasp ettiğini” söyleyen Hatun, halktan, iradesini sandıklarda göstererek kayyumların bir daha atanmaması için sandığa ve seçimlere sahip çıkmasını istedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da Zazaca yaptığı konuşmasında Nevruz’un vicdan olduğunu söyldedi. Uçar, Öcalan üzerindeki tecridin son bulması çağrısı yaptı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Emekliye Promosyon ‘Müjdesi’

Kayseri’de halka seslenen Erdoğan, “Yılın ikinci yarısında enflasyon hızlı bir düşüşe geçecek. İnsanlarımızın refah seviyesini eskisinin de üzerine çıkaracağız” dedi ve ekledi:

“İlk kez 2017’de emeklilerimize banka promosyonu ödenmesini başlatmıştık. Kamu bankaları bu yılki promosyon ödemelerini 8 bin ile 12 bin lira arasında belirledi. Diğer bankaların da bu rakamların altında kalmayacağına inanıyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin düzenlediği Kayseri mitingde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Konumuyla, önemiyle, değerleriyle, yetiştirdiği büyüklerle Kayseri’yle ve Kayserili kardeşlerimizle iftihar ediyorum. 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 65’i aşkın, Cumhurbaşkanlığında yüzde 68’i bulan destek için şükranlarımı sunuyorum.

Mayıs seçimleri ülkemizde, ülkeyi karıştırmaya hazır bir zihniyetin pusuda beklediğini gösterdi. 31 Mart’ta bu milli irade destanını daha ileriye taşıyarak, demokrasi safımızı biraz daha sıklaştıracağız. Kayseri vesayetten kumpasçılara ,terör örgütlerinden darbecilere kadar verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer aldı. 2023 hedeflerini de birlikte hayata geçirdik. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.

Her alanda tarihi değiştirecek işler yaptık, yapmayı sürdürüyoruz. Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en güçlü ekonomik, askeri, sosyal seviyesine çıkardık. Altyapı eksikliklerimizi tamamladık, milletimizi hak ve özgürlük özlemleriyle buluşturduk. Biz çalıştıkça Rabbimiz de bereketini verdi. Türkiye’yi 21 yılda 3 kat büyütmeyi başardık. Amacımız önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyüterek dünyanın en güçlü ekonomileri arasında hak ettiği yere çıkarmaktır.

Hayat dikensiz bir gül bahçesi değil. Milletlerin de önüne inişler ve çıkışlar, fırsatlar ve tehditler çıkabiliyor. 6 Şubat depremleri felaketlerin en büyüğüydü. Hamd olsun şehrimizde can kaybı olmadı ama hasar gören binalarımız vardı. 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. Yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışıyoruz. Hak sahiplerine teslim ettiğimiz konut sayısı 80 bine yaklaştı. Yıl sonunda bu rakamı 200 bine tamamlıyoruz.

Emekliye banka promosyonu müjdesi

Yılın ikinci yarısında enflasyon hızlı bir düşüşe geçecek. İnsanlarımızın refah seviyesini eskisinin de üzerine çıkaracağız. İlk kez 2017’de emeklilerimize banka promosyonu ödenmesini başlatmıştık. Kamu bankaları bu yılki promosyon ödemelerini 8 bin ile 12 bin lira arasında belirledi. Diğer bankaların da bu rakamların altında kalmayacağına inanıyorum.

Ülkemizde Cumhur İttifakı’ndan başka bunu yapabilecek bir başka siyasi irade yok. Muhalefetin eline kalsa bırakın maaşların yükselmesini, mevcut maaşları bile ödeyemezler. Muhalefetin halini görüyorsunuz. CHP yönetimi sadece beceriksiz ve kifayetsizlerden değil, tembellerden oluşuyor. Onların gündemi başka. Deste deste para sayma görüntülerinin izahını yapamadılar. Sağa sola saldırarak, çirkinleşerek skandalı örtbas edebileceklerini zannediyorlar.

Türkiye yeni bir siyaset anlayışıyla karşı karşıya, bunun adı zübük siyasetidir… Daha şimdiden seçimlerin ardından muhalefet tarafında ufaktan değişim arayışları başladı. Böyle giderse yeni bir meydan muharebesi yaşanacağı anlaşılıyor. Bu sefer gelenin gideni aratmadığı bir tabloyla karşılaşırız.”

Paylaşın

Türkiye’de Kaç Emekli Var, Seçimlerin Sonucunu Emekliler Mi Belirleyecek?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, 2023 yılı sonunda Türkiye’de emekli sayısı 16 milyon 30 bin 256. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısını, 61 milyon 441 bin 882 olarak açıkladı.

Buna göre; 31 Mart 2024 seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısının yüzde 26’sı emeklilerden oluşuyor. Emekliler, seçimler öncesinde ilave zam beklentisine girdi ancak umduklarını bulamadılar.

Yeni yılda en düşük emekli maaşı 10 bin, açlık sınırı ise 16 lirayı aştı. Yoksulluk sınırı ise 53 bin liraya dayandı. Emeklilerin 31 Mart seçim sonuçlarına etkisi merakla bekleniyor. Çünkü Türkiye’de 4 seçmenden birisi emekli.

Yerel seçim kampanyalarında muhalefet partilerinin en çok gündeme getirdiği konuların başında emekli maaşları ve emeklilerin geçim sıkıntısı geliyor. O kadar ki Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Murat Kurum “Cumhuriyet Halk Partili belediye bu seçimi aldığında emekli maaşı mı artacak?” yorumu yaptı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verilerine göre 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısını, 61 milyon 441 bin 882 olarak açıkladı. 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 kişi, bu seçimde ilk kez oy kullanacak.

28 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde, yurt içindeki seçmen sayısı 60 milyon 771 bin 236 olarak belirlenmişti. Böylece 28 Mayıs seçimlerine göre 31 Mart’ta seçmen sayısı 671 bin arttı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine 2023 yılı sonunda Türkiye’de emekli sayısı 16 milyon 30 bin 256. Böylece 31 Mart 2024 seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısının yüzde 26’sı emeklilerden oluşuyor.

Peki, 31 Mart seçimlerinde emekli maaşları neden bu kadar gündeme geliyor? Temel ekonomik göstergeler emeklilerin büyük bir geçim sıkıntısı içinde olduğuna işaret ediyor. Ocak 2024’te en düşük emekli maaşı 10 bin lira oldu. Emekliler ise memurlar gibi seyyanen zam bekliyordu. Ancak bu gerçekleşmedi.

En düşük emekli maaşı açlık sınırının çok altında

TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı Şubat 2024’te 16 bin 257 lira oldu. Bu ne demek? Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı. Şubat ayında yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 67 oldu. Her ay açlık sınırı giderek yükseliyor. Emeklilerin alım gücü de her ay geriye gidiyor.

Yoksulluk sınırı ile emekli maaşları kıyaslandığında ise Türkiye’de başta emekliler ve işçiler olmak üzere halkın büyük bir bölümünün yaşadığı sıkıntı ortaya çıkıyor. TÜRK-İŞ’e göre Şubat 2024’te yoksulluk sınırı 52 bin 955 lira oldu. Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarına yoksulluk sınırı deniliyor.

SGK verileri en düşük emekli maaşlarının asgari ücret karşısında giderek eridiğini gösteriyor. 2003 yılında en düşük 4a emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,47’ydi. Yani en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. 2023 yılının ikinci yarısında ise bu oran 0,66’ye geriledi. Yani, en düşük emekli maaşı asgari ücretin üçte ikisi yapıyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK-AR) verilerine göre de Aralık 2002’de ortalama emekli sandığı aylığı asgari ücretin 2,7 katı iken Temmuz 2023’te bu oran 0,9’a geriledi.

Türkiye son sıralarda

Emekli maaşlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranında Türkiye 36 Avrupa ülkesi içinde sondan ikinci sırada. 2021 yılında emekli/yaşlı ve dul/yetim maaşlarının GSYH’den aldığı pay Türkiye’de yüzde 6,1 olurken AB ortalaması yüzde 13 oldu.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin “31 Mart 2024 seçimlerinin belirleyici gücü büyük ölçüde emekliler olacaktır” yorumunda bulundu.

Bekin “SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yönelik bu çarpıklık sosyal adaleti de büyük ölçüde zedelemektedir. Hükümetin acilen SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarını en azından asgari ücret düzeyine çıkarması gerekmektedir.” çağrısında bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yeniden Refah’ın Seçim Stratejisi AK Parti’ye Küsen Seçmen

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kalırken, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile AK Parti arasındaki gerilim tırmanıyor. Siyaset kulislerinde, Erbakan’ın eleştirilerinin perde arkasında “AK Parti’ye küskün seçmenleri kazananın yattığına” dikkat çekiliyor.

Kulislerde, AK Parti’nin işbirliği olmayınca Yeniden Refah Partisi’ne (YRP) yönelik “yıpratma politikası uyguladığı” dikkat çekilirken YRP’nin de AK Parti seçmenini “ekonomi üzerinden kendi partisine çekmeye çalıştığı” belirtiliyor.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Selda Güneysu’nun haberine göre, Yerel seçimlere 10 gün kala AKP ile YRP arasındaki gerilim tırmanıyor. AKP ile YRP arasındaki yerel seçimler için işbirliği görüşmelerinden olumlu bir sonuç çıkmayınca, YRP kendi adaylarıyla seçimlere girme kararı almıştı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin çoğu mitinginde YRP’ye “Partimizin eski belediye başkanlarını, eski milletvekillerini, eski teşkilat mensuplarını aday göstererek kendileri kazanmak değil, bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Hem bize kaybettirmek için çalışıp hem çeşitli beyan ve imalarla bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara da müsaade etmeyiz” sözleriyle yüklenirken YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan da Erdoğan’ı ekonomi ve İsrail ile ticaret konusunda ağır sözlerle hedef alıyor.

Siyaset kulislerinde Erbakan’ın eleştirilerinin perde arkasında “AKP’ye küskün seçmenleri kazananın yattığına” dikkat çekiliyor. AKP’nin işbirliği olmayınca YRP’ye yönelik “yıpratma politikası uyguladığı” dikkat çekerken YRP’nin de AKP seçmenini “ekonomi üzerinden kendi partisine çekmeye çalıştığı” belirtiliyor.

Özellikle AKP’ye küskün seçmenin çoğunluğunun artan enflasyondan yorgun milliyetçi – muhafazakâr seçmen olduğu, bir kısmının da emeklilerden oluştuğu ifade edilirken CHP ve diğer partilere oy vermek istemeyen bu seçmenin YRP’ye yöneldiğine dikkat çekiliyor. YRP, İstanbul’da Mehmet Altınöz’ü aday göstermişti. YRP’nin, yerel seçimlerde yüzde 3.25’lik oyu yüzde 5-6 bandına taşıyabileceği de ifade ediliyor. YRP’nin İstanbul’da oyunu artırması halinde seçimlerin CHP’nin adayı ve mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu lehine sonuçlanabileceği ileri sürülüyor.

“Oylar bölünmeyecek”

Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirileri sonrası Yeniden Refah Partisi hakkında konuştu. Yeniden Refah seçmeninden umutlu olduğunu belirten Kurum, “Refah Partili seçmenimiz bir önceki 2019 seçiminde Cumhur İttifakı’nın içinde yer aldı. Gönül isterdi ki yine aynı şekilde Cumhur İttifakı’nın içinde yer almaları ama gelinen süreçte kendi adaylarını gösterdiler. Ben Yeniden Refah Partili seçmenimizin 31 Mart’ta oyları böleceğini düşünmüyorum” dedi.

Kurum, mal varlığı hakkındaki soru üzerine “Ankara’da ve İstanbul’da birer tane evimiz var. Bir tane de kayınpederlerin oturduğu Bahçelievler’de bir evimiz var. Bir tane arabamız var. Biraz paramız, biraz da borcumuz var. Mal varlığımızla ilgili bir endişemiz de yok” dedi. Kurum, bir ay önce İstanbul’da yalnızca bir tane evi olduğunu dile getirmişti.

YRP’nin, 31 Mart seçimlerinde Şanlıurfa’dan Mehmet Kasım Gülpınar’ı büyükşehir belediye başkan adayı göstermesi, ilde siyaseti hareketlendirmişti. Uzun süre AKP’den Şanlıurfa milletvekilliği görevini üstlenen Gülpınar’ın, kentte etkili bir isim olduğu biliniyor.

YRP, Yozgat’ta 2014 yerel seçimlerde AKP’den belediye başkanı seçilen Kazım Arslan’ı aday göstermişti. Arslan’ın YRP lehine ipi göğüsleyeceği iddia ediliyor. YRP, en çok oy aldığı il olan Bingöl’de 2019’da MHP’nin adayı olan Mehmet Ziya Buyankara’yı aday göstermişti. Bingöl’de, Buyankara’nın MHP’lilerin desteği ile kazanabileceği ifade ediliyor.

Paylaşın